MUHAMMED

Muhammed


BAYRAK

TC.Bayrak



Welcome, Guest
You have to register before you can post on our site.

Username
  

Password
  





Forum Statistics
Members:» Members: 7
Latest member:» Latest member: Muhammed
Forum threads:» Forum threads: 5,258
Forum posts:» Forum posts: 5,849

Full Statistics Full Statistics

DOWNLOADEN


“Downloaden Bölümümüzden BEDAVA Grafik Paketleri,E-Kitaplar ve Bedava Bilgisayar Programlarını Tek TIKLA BEDAVA indirebilirsiniz”
(Raşit Tunca)




AYET

“Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır”
ENBİYA Suresi 105


FELSEFEMiZ

“ iSLAM OKUMAK YAZMAK YADA ÇiZMEK DEĞiLDiR, Yahutta O Hadis şöyle, Bu Ayette böyle diyor Diye Papağanlıkda Değildir. islam Kuranı ve sünneti HAYATINA TATBiK edip, Onunla Yaşayabilmekdir”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)


Raşit Tunca Sözü

“Yüzme bilmek Denizden çıkmana fayda vermez, taaki yüzme biliyorsan, denizedee düştüysen, ellerini, kollarını, ayaklarını çırpacaksın, ve birde tutuncak dal bulacak, tutunup çıkacaksın. ilimde böyledir, bir ilmi bilmek fayda etmez, taaki, onu hayatında tatbik edesiye, Dinde böyledir, din bilmek imanını kurtarmaz, taaki, ne zaman, bildiğin öğrendiğin dinini hayatında tatbik edip, yaşadın, o zaman belki kurtulursun.”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

GÜZEL SÖZ

“ Bazen Hata Yapıvermek, Doğruyu bulmanın ilk Basamağıdır.
(Başağaçlı Raşit Tunca Sözü)



Bolu Hakkında Bilgiler

BOLU
Orman, göl, kaplıca, dağ ve denizlerin kucaklaştığı, fevkalade tabii güzellikleri ile meşhur, Batı Karadeniz bölgesinde yer alan bir ilimiz. Sakarya, Bilecik, Eskişehir, Ankara ve Çankırı illeri ile çevrili olup 45°15' ve 41°05' kuzey enlemleri ile 39°29' ve 32°37' doğu boylamları arasında yer alır. Trafik kod numarası 14'tür.
İsminin Menşei
İki bin sene önce “Bitinyalılar”ın kurduğu bu kente “Claudio” ismi verilmiştir. “Claudio Kenti” (Claudio Poli) zamanla “Poli” olarak anılmış ve 11. asrın başında bu bölgeye sahib olan Türkler bu kente “Bolu” ismini vermişlerdir.
Tarihi
Bolu'nun ilk sakinleri Hititlerdir. M.Ö. 1211 senelerinde bütün Hitit toprakları gibi Bolu da Frigyalıların eline geçti. Frigyalıları yenen Lidyalılar Bolu'ya sahib oldular. Persler M.Ö. 6. asırda (546 senesinde) Lidyalıları yenince kısa bir müddet bölgeye hakim oldular. 200 sene Misya ve Patlagonya isimleri altında genel valilerle idare ettiler. M.Ö. 336'da Makedonya Kralı Büyük İskender, Persleri yenerek Anadolu'nun birçok yeri gibi Bolu'yu da ele geçirdi. Büyük İskender'in ölümü üzerine Makedonya Krallığı yıkılınca, Anadolu'nun bazı yerlerini Yunanlı olmayan fakat Yunan kültürü altında kalan milletler ele geçirdiler. Bugün bazı Afrika ülkelerinin resmi dili İngilizce ve Fransızcadır. Fakat bu ülkenin İngiliz ve Fransız milletiyle ilgisi yoktur. İşte o zamanda Yunanca konuşan, fakat Yunanlılıkla ilgisi olmayan bazı milletler, Anadolu'nun bazı bölgelerine hakim oldular. Bolu'da da Bitinya Krallığı kuruldu. M. Ö. birinci asırda Pers asıllı fakat Yunanca konuşan Pontus Devleti saldırınca, Bitinya'nın son kralı Üçüncü Nikomedes Romalıları yardıma çağırdı. Pontus Krallığı yenildi. Bitinya Kralı Üçüncü Nikomedes ölünce vasiyeti icabı Bolu bölgesi Roma İmparatorluğuna katıldı. Roma 395 senesinde ikiye parçalanınca Bolu, Doğu Roma'nın yani Bizans'ın payına düştü.
1071 Malazgirt Zaferinden sonra Türkler, Anadolu'nun batısına doğru ilerlemeye devam ettiler. Alparslan'ın oğlu Melikşah, Süleyman Şahı Kızılırmak ile İstanbul arasındaki bölgeyi almaya memur etti ve bölgeye yerleştirilmek üzere Türkistan'dan gelen 100.000 Türkmen verdi. Bolu, bölgeye yapılan akınlar sırasında Horasanlı Aslahaddin tarafından fethedildi. 1074'te Bolu'ya yerleşen Türkmenler, Bizanslıların çok önceleri Balkanlardan getirdikleri Bulgar, Peçenek, Uz ve Kuman Türkleri ile kolayca kaynaştılar. Bolu ve köyleri tamamen Türkleşerek Türk isimleri aldılar. Dadurga, Salur, Karken, Yenice, Çatak, Berk, Karaceli, Bayındır, Yuva ve daha pekçok yerin ismi hep Türk boylarının isimleridir.
Balkanlardan gelen Türkler Hıristiyanlaşmış, fakat Türkçe lisanını, örf ve adetlerini unutmamışlardı. Bunlar kısa zamanda Müslüman oldular. Selçuklu Devletinin komutanları Artuk, Tutuk, Danişmend, Karatekin ve Saltuk beyler, Süleyman Şahın emrinde İstanbul sınırına dayandılar.
Haçlı seferlerinde kısa bir müddet Bolu'ya Trobzon Rum İmparatorluğu hakim oldu ise de, bölgedeki halk Türk olduğundan bu işgal kısa sürdü.
1197'de Bolu ikinci defa fethedildi. Selçuklu Devleti yıkılınca (1308) bir ara Bolu Moğolların eline geçti. Osmanlı Devleti kurulunca, Osman Gazi zamanında Bolu, Göynük, Mudurnu ve Taraklı Konuralp tarafından fethedildi. Orhan Gazi  zamanında ise Akçakoca, Kandıra, Düzce ve Üsküb fethedildi. Timur Hanın Ankara Savaşı zamanında Bolu, Candaroğulları (İsfendiyaroğulları)nın hakimiyetine geçmişse de, İkinci Murad Han zamanında yeniden Osmanlı Devletinin idaresine geçti. 1324-1694 arasında sancak olarak idare edildi. Bu tarihten sonra Voyvodalık haline getirildi. Kanuni şehzadelik devrinde Bolu'da valilik yaptı. 1811-1864 arasında tekrar bağımsız sancak haline geldi. Kütahya'daki Anadolu Beylerbeyliğine bağlı 14 sancak (vilayet) merkezinden biri oldu. Tanzimattan sonra, sancak olarak Kastamonu'ya bağlandı. Birinci Dünya Harbinden sonra düşman istilası görmediyse de maddi zarar gördü. Nüfus ve ticareti azaldı. Cumhuriyet devrinde vilayet oldu. Son senelerde yeniden her sahada gelişmeye başlamıştır.
Fiziki Yapı
Bolu ilinin toprakları jeolojik bakımdan yerleşmemiş genç topraklar üzerindedir. Saroz Körfezinden Aras Vadisine kadar devam eden ve Bolu'nun da üzerindebulunduğu çöküntü alanı, Türkiye'nin en önemli deprem kuşağı üzerindedir. Bu bölgede sık sık depremler olur. Topraklarının % 60'ı dağlarla, % 30'u plato ve yaylalarla ve % 10'u ovalarla kaplıdır. Ormanlık bölge % 55'e yakındır.
Dağlar: Kuzey Anadolu dağlarının batıya doğru uzanan kolları, birbirine az çok paralel sıralar halinde devam ederler. En yüksek dağı Köroğlu Dağı (2499 m)dır. Diğer dağlar 2400 metreden alçaktır. Başlıca dağları: Bolu Dağı (1577 m), Sünnice Dağları (1829 m), Abant Silsilesi (1748 m), Kızıltepe (1486 m), Çele Tepesi (1980 m), Naldöken Tepesi (1911 m). Ayrıca Orhan ve Kaplan dağları, Elmacık Dağ, Gül Dağı, Ardıç Dağı, Kapıorman ve Kocaman dağlarıdır. Bolu ile Köroğlu Dağları, dağ sırası teşkil ederler. Başlıca yayla ve platolar ise Melen, Bolu, Gerede, Kıbrısçık, Seben, Mudurnu ve Göynük yaylalarıdır. Bolu'da dağlar çam ormanları ile örtülüdür.
Ovalar: Dalgalı olan Bolu arazisinde ovalar ve yaylalar bütün Anadolu'da olduğu gibi dağ silsilelerinin arasında bulunur. Düzce Ovası; 30 km uzunluğunda, 15 km genişliğinde ve 110 m yüksekliktedir. Bol yağmur alan ve Melen Suyu ile beslenen bu ova çok bereketlidir. 725 m yükseklikte bulunan Bolu Ovasının iklimi serttir. Yağış azdır. Yayla durumundadır. Gerede Ovası, 1300 m yüksekliktedir. Bolu Ovasına nazaran daha çok yağmur alır. Düzce, Bolu ve Gerede ovaları kademe kademe yükselir. Bu ovaların dışında, Mudurnu Ovası, Yeniçağa Ovası ve Himmetoğlu Ovası vardır. Bolu Dağı, Düzce Ovası ile Bolu Ovasını birbirinden ayırır.
Akarsular: Bolu'da çok sayıda dere ve çay olmasına rağmen, büyük bir ırmak yoktur. Küçük dere ve çaylar ise üç havza içinde toplanırlar. Bunlar Sakarya, Filyos ve Efteni havzalarıdır. Başlıca akarsular şunlardır: Bolu Suyu, Abant Gölünden çıkar. Bolu Ovasını sular ve Mudurnu Suyu ile birleşir. Mudurnu Çayı, Abant Dağlarından çıkar. Diğer akarsular ise Büyük Melen, Küçük Melen, Aksu, Asar Suyu, Uğur Suyu, Aladağ Göynük Suyu, Büyük Su, Gerede, Ulusu Çayı ve Çatak Suyudur.
Göller: Bolu ili ormanları gibi gölleri ile de meşhurdur. İrili ufaklı birçok gölleri vardır. Başlıcaları:
Abant Gölü: Turizm merkezi olan Abant Gölü, Bolu'nun en meşhur gölüdür. Etrafı çam ve köknar ağaçları ile süslüdür. Kışın tamamen donar. Yazın bir kısmı nilüfer çiçekleriyle kaplıdır. Gölde Alabalık ve mercan balığı boldur. O kadar berraktır ki, en derin yerinde dipteki taşlar bile görünür. Abant Dağları üzerinde 1325 m yüksekliktedir. Abant çevresinde Kirazlıpınar, Boğazpınarı, İkizpınarı, Bederbeyler kaynak suları vardır. Göl etrafınde nefis kokulu dağ çileği, alıç, kuşburnu, böğürtlen meyveleri ile buraya mahsus senelerce kurumayan “çoban yastığı” bitkisi ayrı bir güzellik katar. Abant Gölünün bu güzelliği yanında önemli bir yanı da etrafındaki bitkilerin meydana getirdiği ve insanı adeta heyecanlandıran temiz ve esans gibi kokan havasıdır. Çağa (Yeni Çağa) Gölü: Çağa Ovasının ortasındadır. 989 m yükseklikte ve etrafı ağaçlıktır. Göl kuşları ve karabatak vardır. (Melen) Efteni Gölü: Düzce Ovasında, 25 km2 alana ve 8 m derinliğe sahip bir göldür. Kara ve sarı balık bulunur. Gölcük Gölü: Orman işletmesinin yaptırdığı sun'i bir göldür. Manzarası çok güzeldir. Çubuk Gölü: Göynük yakınındadır. Gölde balık, göl civarında ise av hayvanları boldur. 15-20 hektar civarındadır. Derinliği 13 metredir. Sünnet Gölü: Göynük civarında derin bir çukurun dolması ile meydana gelmiştir. Fevkalade bir manzarası vardır. En derin yeri 22 m olan göl, 18 hektarlık bir alanı kaplar. Denizden yüksekliği 820 metredir. Karagöl: Kıbrısçık-Beypazarı yolu üzerinde olup, etrafı ormanlık, bataklık ve sazlıktır. Çok sayıda yabani ördek bulunur. Gölde balık yoktur. Karamurat Gölü: Mudurnu yakınlarındadır. Dağlarla çevrilidir. Etrafı sazlık ve içi balıkla doludur. Hasanlar Baraj Gölü: Düzce Ovasını sulamak için Küçük Melen Çayı üzerinde kurulan bir baraj gölüdür. 42.5 kilometrekarelik bir alanı kaplar. Bolu gölleri içinde en büyüğüdür. Gölköy Baraj Gölü: Bolu yakınında olup, Mudurnu Çayı ve Büyüksu üzerinde kurulan bir baraj gölüdür. Yedi Göller: Bolu'nun eşsiz orman güzelliği yanında dağlar arasında serpilen gölleri de ayrı bir güzelliktedir. Abant Gölünden sonra en güzel olan göl Yediler Gölüdür. Göynük yakınında 500-600 hektarlıkbir arazide bulunan bu göller 1965'te “Milli Park” haline getirilmiştir. 800-900 m yükseklikte dördü büyük ve üçü küçük yedi gölden ibarettir. En büyüğü olan Büyük Göl 22 dekar yüzölçümünde ve 15 m derinliktedir. Suları birbirlerine şelalelerle akan, etrafı bir ağaç denizi olan ve yüzlerce yeşil rengin kaynaştığı bir yerdir. Sandallarla gezinti yapılıp etrafında kamp kurulur. Göller arasında 50-60 m yükseklik farkı vardır. Büyükgöl, Seringöl, Deringöl, Nazlıgöl, İncegöl, Sazlıgöl ve Küçükgöl isimlerindeki bu göller heyelan gölleridir. Göllerin etrafı kayın, meşe, karaçam, köknar, karaağaç ve ıhlamur ormanları ile çevrilidir. Bu göllere “Yedi İnci” de denir.
İklim ve Bitki Örtüsü
Bolu'nun iklimi deniz iklimi ile iç Anadolu'nun kara (bozkır) iklimi arasında bir geçiş alanıdır. Her iki iklimin tesiri de vardır. Karadeniz kenarındaki yerlerde yazlar serin ve kışlar ılık geçer. Yaz ve kış arasında fark azdır. İç kısımlarda ise yaz ve kış arasındaki sıcaklık farkı çok fazladır. Hatta gece ile gündüz arasında büyük ısı farkı vardır. Bu kısımda kışlar soğuk ve kar yağışlıdır. Sıcaklık, yaz ve kış aylarında + 39,4 °C ile -31,5°C arasında seyreder. Senelik yağış miktarı 535-1084 mm arasındadır. Yağışın üçte biri kış devresine aittir.
Bolu'nun yarıdan fazlası ormanlıktır. Ormanların arazi içindeki oranı % 55'e yaklaşmaktadır. Ormanlar  kestane, kayın, kavak, defne, ıhlamur, dışbudak, karaağaç, gürgen, meşe ve 1200 metreden sonra çam ağaçları ile çok zengin ağaç türlerine sahiptir. Topraklarının % 20'si ekili arazidir. Çayır ve mer'alar % 16'dır. İl topraklarının  sadece % 10'u tarıma elverişli değildir. Bolu'da meyve ağaçları da çok fazladır.
Ekonomi
Bolu'nun ekonomisi tarım ve ormancılığa dayanır. Fakat son senelerde sanayi ve turizm sektörü de oldukça gelişmiştir. Toplam brüt gelirin % 40'ı tarımdan elde edilir. Faal nüfusun % 80'i tarımla iştigal eder. Gelirin % 10'u ormancılıktan elde edilir.
Tarım: Bolu bir tarım bölgesidir ve en mühim özelliği her çeşit ürünün yetişebilmesidir. Tahıl, tarım ürünlerinin başında gelir. Başlıca yetişen ürünler buğday, arpa, çavdar, fasülye, tütün, şekerpancarı, patates, pirinç ve fındıktır. Sebze ve meyve bakımından zengindir. Amasya tipi “starkink” elması, armut, kestane, üzüm (etli beyaz, kadın parmak, narince, çavuş) ve diğer meyveler bolca yetişir. Türkiye fındık üretiminde Bolu üçüncü sıradadır.
Hayvancılık: Çayır ve mer'aların çokluğu sebebiyle hayvancılık gelişmiştir. Koyun, sığır ve keçi beslenmektedir. Arıcılık da gelişmiştir. Balı ve arı sütü meşhurdur. Göllerde genelde sazan, alakbalık, karabalık, yayın ve turna balığı üretilir.
Ormancılık: Bolu ilinin yarısından biraz fazlası ormanla kaplıdır. Türkiye'nin orman varlığının % 3'ü Bolu'dadır. Bolu ormanları ağaç bakımından çeşitli olduğu gibi, verim ve kalite bakımından da çok üstündür. Senede 850 bin metreküp inşaat odunu, 10.000 m3 yonga odunu ve 400 bin ster yakacak odunu istihsal edilir. Bolu'da ve Düzce'de kereste ve mobilya fabrikaları vardır.
Madenler: Bolu ilinin yeraltı serveti de oldukça zengindir. Linyit, mermer, alçıtaşı, demir, manganez, antimon, amyant ve kurşun yatakları vardır. Bunlardan yalnız linyit ve mermer çıkarılmaktadır. Mengen, Seben, Düzce ve Göynük'ten senede 120.000 tona yakın linyit istihsal edilir. Bolu-Mengen yolu üzerindeki linyitin kalitesi yüksektir. Seben'in Hıdırlar köyü ile Göynük ve Mudurnu'da mermer ocakları vardır. Mudurnu civarında civaya ve Mercimek Dağı ile Karadere arasında altına rastlanmıştır. Fakat rezervleri henüz tespit edilememiştir.
Sanayi: Bolu'da sanayi son 15 sene içinde oldukça gelişmiştir. Bu hızla tırmanırsa yakın bir gelecekte bolu bir sanayi merkezi olmaya namzettir.  Sanayi iş yerlerinin mühim kısmı orman ürünleri ile ilgilidir. Başlıcaları; Karacasu Devlet Orman Kereste Fabrikası, Düzce Sümerbank Sun'i Tahta Fabrikası, (Gentaş) Mengen Ahşap Yapı Malzemeleri ve çeşitli mobilya fabrikaları tarım araçları ile ilgili fabrikalar, Düzce Ambalaj Fabrikası, Çimento Fabrikası, Arçelik  Termosifon Fabrikası, Ardem Ocak ve Fırın fabrikası, Gerede Çelik Konstrüksiyon Fabrikası, Kilit ve Yedek Parça Fabrikası, Çelik Pano ve Radyatör Fabrikası, dokuma, makina ve gıda işletmeleri dokuma atelyeleri ve orman ürünleri ile ilgili küçük işletmeler. Av tüfeği, deri işleme, karoseri atölyeleridir.
Ulaşım: Bolu'da havaalanı ve demiryolu yoktur. Karadeniz'de 33 kilometrelik bir kıyı şeridi olmasına rağmen büyük gemilerin yanaşmalarına müsait limanı yoktur. Fakat İstanbul'u Ankara'ya bağlayan E-5 karayolu Düzce-Bolu-Gerede üzerinden geçer ve E-5 karayolunun 120 kilometresi bu il sınırlarındadır. E-5 karayolu ile her tarafa bağlanır. Yolsuz köy hemen hemen yoktur. Hergün en az beş bin vasıta Bolu'dan transit geçmektedir.
Nüfus ve Sosyal Hayat
1990 nüfus sayımına göre toplam nüfusu 536.869 olup, bunun 203.122'si şehirlerde ve 333.747'si köylerde yaşamaktadır.Yüzölçümü 11.051 km2 olup, nüfus yoğunluğu 49' dur.
Örf ve Adetler
Bolu 11. asır başından beri Türklerin elindedir. Bölgeye Türk kültürü hakimdir. Halk oyunları ve türküleri ile çok zengindir. Tesbit edilen oyunları kadar, henüz tesbit edilemeyen pekçok oyunları vardır. Bilinen oyunlarının meşhurları Köroğlu, Zeybek, Çiftetelli, Al yemeni ve Meşali'dir. Karaköy Kaşık Havası (Karaköy Sekmesi); ayrılık, hasret, sevgi ve mutluluk hislerini ifade eder. Bolu Halk Edebiyatı bakımından çok zengindir. Köroğlu (Yusufoğlu Ali Ruşen, 1850), Aşık Himmet (1609-1684), Dertli Hilmi (1772-1845), Rumuzi, Geredeli, Figani başta gelen halk şairleridir. Bolu'nun kendi mahalli kadın ve erkek kıyafetleri vardır. Bunlar ancak düğün ve bazı özel günlerde giyilir.
Bolu yemekleri bilhassa aşçıları ile ün yapmıştır. Osmanlı devrinde, sarayın aşçıları Bolulu idi. Mengenli aşçılar dünyaca meşhurdur. Meşhur yemekleri Bolu orman kebabı, Mengen tatar böreği, Mengen talaş kebabı, Gerede küp kebabı, Akçakoca böreği, Mudurnu saray helvasıdır.
Bolu'da eylülün son haftasında Akşemseddin'i anma günü, mayıs ayında Mengen aşçı bayramı, temmuz ayında Gerede'de Köroğlu-Esentepe festivali, Abant bayramı, kiraz bayramı ve fındık bayramı düzenlenir. Bolu'da güreş, atıcılık, atletizm, kış sporları ve futbol büyük ilgi görmektedir. Bolu Kız Öğretmen Okulu 1974'te Okullararası Dünya Voleybol Şampiyonu olmuştur. Kartalkaya Kayak Tesisleri Uluğdağ'dan sonra ülkemizin en önemli kayak merkezidir.
 Eğitim: Okur-yazar nisbeti % 70'in biraz üstündedir. Erkeklerde bu nisbet % 85'tir. Bolu ilinde toplam olarak 14 orta, 10 lise, 19 meslek lisesi bulunmaktadır. Bolu'da 3 ve Düzce'de 1 fakülte  mevcuttur.
İlçeleri
Bolu'nun biri merkez olmak üzere on dört ilçesi vardır:
Merkez: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 113.596 olup, 60.789'u ilçe merkezinde 52.807'si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 123 köyü  vardır. İlçe toprakları plato görünümündedir. Platonun etrafı dağlarla çevrilidir. Dağlardan kaynaklanan suları Büyüksu toplar. Dağlar ormanlarla  kaplıdır.
Ekonomisi tarım sanayi ve ormancılığa dayanır. Başlıca tarım ürünleri, buğday, arpa çavdar, patates ve baklagillerdir. Hayvancılık ekonomide önemli yer tutar. Çimento Fabrikası, agaç ürünleri metal eşya, gıda fabrikaları başlıca sanayi kuruluşlarıdır. İlçe merkezi dağlarla çevrili Bolu suyu vadisinde kurulmuştur. Ankara-İstanbul karayolu ilçe merkezinden geçer. Yeni şehir bu yol kıyısında gelişmektedir. Denizden 725 m yükseklikte olup, ormanlar sebebiyle çok nemli bir havaya sahiptir. Köylerinde Mısır sapından yapılan çanta ve süs eşyaları meşhurdur.
Evliya Çelebi, Bolu'yu şöyle anlatır: “Bu Bolu nam yer, gerçekten mamur büyük bir şehirdir ki, topraklı bir dağ arasında kurulmuştur. 34 mahallesi ve 34 camisi vardır. (Osmanlı devrinde her mahalle 1 cami etrafında kurulan yerleşim merkezi idi.) Üç bin kadar tahta örtülü güzel evleri vardır. Bazı zenginlerin evleri ve hanları kiremit örtülüdür. Camilerin en güzeli çarşı içindeki Mustafa Paşa Camiidir ki, gayet kalabalık cemaati olur. Ferhad Paşa Camii de gayet mamur olup, hepsi Süleyman Hanın, koca Mimar Sinan'ın işidir. 400 kadar mamur süslü dükkanı vardır. 70 kadar mektebi vardır. 200'den fazla hafızı vardır. Bilginleri pekçoktur. Buranın kadısına yıllık 5 bin kuruş, beyine yıllık 10 bin kuruş maaş verilir... Bu Bolu'nun Oğuz adamları (Oğuz aşireti) vardır. Kadınları hep ferace giyip gezerler, gayet kapalıdırlar. Beyaz kirazı ve bozası övülmeye değer... Şehrin güney tarafı dışında bağlara yarım saat yakın bir yerde küçük eski tarzda bir ılıca vardır. Allahü tealanın yarattığı dünyaca meşhur bir sıcak sudur. Son derece sıcak olup, uyuz hastalığına faydalıdır. İçenin midesini düzeltir, vücudunu pamuk gibi yapar... Soğuğu meşhurdur. Soğuk anıldığı zaman; "Erzurum soğuğu: Beni arayan Bolu'da bulur, demiş!" diye bir darbımesel söylerler. Halk diri, iri yapılı Türk taifesidir. Dik başlı, yaman ve yiğit adamlardır."
Akçakoca: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 32.839 olup, 13.582'si ilçe merkezinde 19.257'si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 42 köyü vardır. Yüzölçümü 462 km2 olup, nüfus yoğunluğu 71'dir. İlçe topraklarının büyük bölümü dağlarla kaplıdır. En önemli akarsuyu Büyük Melen Suyudur.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri mısır ve fındıktır. İlde elde edilen fındığın % 70'i bu ilçede yetişir. Fındık dallarından yapılan sepetler, deniz kabukları ve çakıl taşlarından yapılan hatıra eşyaları meşhurdur. Son yıllarda turizm gelişmiştir.
İlçe merkezi Karadeniz kıyısında tepeler arasında bir düzlükte kurulmuştur. Bolu ilinin Karadeniz kıyısındaki tek ilçesidir. Orhan Gazinin kumandanlarından Akça Koca Bey tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. Eski ismi, Akçaşehir olup, 1934'te değiştirilmiştir. İl merkezine 78, Düzce'ye 35 km mesafededir.
Cumaova: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 26.499 olup, 10.244'ü ilçe merkezinde, 16.255'i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 31 köyü vardır. İlçe taprakları genelde düzdür. Dağlık kesimler ormanlarla kaplıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri şekerpancarı, patates, soğan, mısır ve elmadır. Hayvancılık ülke ekonomisinde önemli yer tutar. Büyükbaş hayvan besiciliği yaygındır.
İlçe merkezi Düzce Ovasının batısında Ankara-İstanbul karayolu üzerinde kurulmuştur. Düzce'ye bağlı Gümüşova bucağı ile bu bucağa bağlı Cumayeri köyünün birleşmesi ile 19 Haziran 1987'de 3392 sayılı kanunla ilçe oldu. İlçe belediyesi 1962'de kurulmuştur.
Çilimli: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 15.969 olup, 3717'si ilçe merkezinde 12.252'si köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları genelde düzdür. Bazı kesimlerde alçak dağlar vardır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri şekerpancarı, patates, soğan, elma, armut, buğday ve mısırdır. İlçe merkezi Düzce ovasının kuzeyinde tepelerin eteğinde kurulmuştur. Düzce'ye bağlı bucak iken 9 Mayıs 1990'da 3644 sayılı kanunla ilçe oldu. Belediyesi 1956'da kurulmuştur.
Dörtdivan: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 13.499 olup, 2787'si ilçe merkezinde 10.712'si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 29 köyü vardır. İlçe toprakları dağlıktır. Dağlar gürgen, kayın ve karaçam ormanları ile kaplıdır. Dağlardan kaynaklanan suları Gerede Çayı toplar. Ekonomisi tarım ve ormancılığa dayanır. Akarsu vadilerinde tarım yapılır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa ve patatesdir. Hayvancılık ülke ekonomisinde önemli yer tutar. İlçede orman ürünlerini işleyen küçük atölyeler vardır. Gerede ilçesine bağlı buçak iken 9 Mayıs 1990'da 3644 sayılı kanunla ilçe oldu. İlçe belediyesi 1962'de kurulmuştur.
Düzce: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 156.326 olup, 61.878'i ilçe merkezinde 94.448'i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 93 Kaynaşlı bucağına bağlı 15, Konuralp bucağına bağlı 26 köyü vardır. İlçe toprakları genelde dağlıktır. Dağların ortasında Düzce Ovası yer alır. Ovayı Büyük ve Küçük Melen çayları ile Aksu ve Uğur suları sular.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri, şekerpancarı patates, soğan, buğday, mısır, fındık, elma ve armuttur. Sebze ve meyve yetiştiriciliği ve kavakçılık gelişmiştir. Hayvancılık ilçe ekonomisinde önemli yer tutar. En çok büyük baş hayvan besiciliği yapılır. Tavukçuluk çok yaygındır.  Ormancılık gelişmiştir. İlçedeki orman ürünlerini işleme tesisleri önemli sanayi kuruluşlarıdır.
İlçe merkezi, Düzce ovasının orta kısmında İstanbul-Ankara karayolu ile Zonguldak-Ereğli Akçakoca yollarının kesiştiği yerdedir. 1970'de ilçe oldu. Nüfus yönünden il merkezinden büyüktür. İlçe belediyesi 1885'te kurulmuştur.
Gerede: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 41.274 olup, 18.780'i ilçe merkezinde 22.494'ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 91 köyü vardır. İlçe toprakları dağlıktır. Dağlarda yaylalar vardır. İlçenin başlıca akarsuyu Gerede Çayıdır. Bu çayın vadisinde Gerede Ovası yer alır. Dağlar gürgen, kayın ve karaçam ormanları ile kaplıdır.
Ekonomisi, tarım ve ormancılığa dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa ve patates olup, ayrıca elma ve armut yetiştirilir. Ormancılık ve hayvancılık ilçe ekonomisinde önemli yer tutar. İlçe merkezinde Orman ürünleri işleyen atölyeler vardır. En çok koyun ve keçi beslenir. Çelik Konstrüksiyon Fabrikası başlıca sanayi kuruluşudur.
İlçe merkezi İstanbul-Ankara karayolunda kurulmuştur. İl merkezine 52 km mesafededir. Dağlık bir bölgede olması yüzünden gelişmemiştir. İlçe belediyesi 1971'de kurulmuştur.
Gölyaka: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 19.775 olup, 3931'i ilçe merkezinde 15.844'ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 19 köyü vardır. İlçe topraklarının bir kısmı Düzce ovasının batısında yer alır. Diğer kısımları genelde dağlıktır. Ellen Gölü ilçe toprakları içinde kalır. Ekonomisi tarım ve ormancılığa dayanır. Ovada; tahıl, şekerpancarı ve patates yetiştirilen başlıca ürünlerdir. İlçede orman ürünlerini işleyen küçük atölyeler vardır. Düzce ilçesine bağlı bir bucak iken 19 Haziran 1987'de 3392 saylılı kanunla ilçe oldu. Belediyesi 1967'de kurulmuştur.
Göynük: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 20.076 olup, 3812'si ilçe merkezinde 16.264'ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 64 köyü vardır. Yüzölçümü 1.437 km2 olup, nüfus yoğunluğu 14'dür. İlçe toprakları engebeli bir bölgede yer alır. Dağların alçak kısımlarında yaylalar yer alır. Başlıca akarsuları Göynük Çayı ile Çatak Çayıdır. İlçenin güneyinde 5 km uzunluğunda, 17 km genişliğinde Himmetoğlu Ovası yer alır. Dağlar ormanlarla kaplıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, patates ve elma olup, ayrıca az miktarda şeker pancarı, soğan, armut ve fındık yetiştirilir. Ormancılık ve hayvancılık ekonomide önemli yer tutar. En çok kıl keçisi ve koyun beslenir. İlçe topraklarında şist ve traverten yatakları vardır.
İlçe merkezi Göynük Çayı vadisinde tepelerin eteklerinde kurulmuştur. Ana yollardan iç kesimde kaldığı için gelişmemiş küçük yerleşmedir. Yönetim açısından Bolu'ya bağlı ise de, ekonomik açıdan Adapazarı ile ilişkidedir. İl merkezine 96 km, Adapazarı'na ise 94 km mesafededir. İlçe belediyesi 1869'da kurulmuştur. Eski ismi Torbalı olan Göynük, 1865'te ilçe olmuştur.
Kıbrıscık: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 6716 olup, 1632'si ilçe merkezinde 5084'ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 22 köyü vardır. Yüzölçümü 641 km2 olup, nüfus yoğunluğu 10'dur. İlçe toprakları dağlık bir alanda yer alır. Köroğlu Dağlarının en yüksek noktası olan Köroğlu Doruğu (2499 m), ilçe toprakları içindedir. Başlıca akarsuyu Uludere'dir.
Ekonomisi hayvancılık ve ormancılığa dayalıdır. Tarıma elverişli olanlar son derece azdır. Başlıca tarım ürünleri şeker pancarı, buğday ve arpa olup, ayrıca az miktarda elma, armut, patates ve soğan yetiştirilir. Koyun ve Ankara keçisi en fazla beslenen hayvanlardır. Köylerde kadınlar tarafından örülen yün çoraplar önemli gelir kaynağıdır. İlçe merkezi gelişmemiş ve Bolu ilinin en az nüfusa sahip ilçesidir. İl merkezine 65 km mesafededir. İlçe belediyesi 1958'de kurulmuştur.
Mengen: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 18.982 olup, 4298'i ilçe merkezinde 14.684'ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 20, Gökçesu bucağına bağlı 16 ve Pazarköy bucağına bağlı 18 köyü vardır. Yüzölçümü 883 km2 olup, nüfus yoğunluğu 21'dir. İlçe toprakları dağlık bir alanda yer alır. Dağlar kayın, köknar, kızılçam ve sarıçam ormanları ile kaplıdır. İlçe topraklarını Bolu Suyu ile Mengen Çayı sular. Ekonomisi tarım ve ormancılığa dayalıdır. Ekime elverişli alanlar azdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa ve patates olup, ayrıca az miktarda mısır, soğan, elma, armut ve fındık yetiştirilir. İlçe merkezinde orman ürünlerini işleyen atölyeler vardır. Arıcılık gelişmiştir. Topraklarında linyit yatakları vardır.
İlçe merkezi Ankara-Zonguldak karayolu üzerindedir. İl merkezine 53 km mesafededir. İlçe aşçıları Osmanlı saray mutfağına uzanan bir geleneği temsil ederler ve ülke ve dünya çapında meşhurdurlar. Belediyesi 1948'de kurulmuştur.
Mudurnu: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 27.153 olup, 5237'si ilçe merkezinde 21.916'sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 74 köyü vardır. Yüzölçümü 1349 km2 olup, nüfus yoğunluğu 20'dir. İlçe topraklarını Köroğlu Dağları engebelendirir. Ormanlarla kaplı olan dağların yüksek kesimlerinde hayvancılık açısından önemli yaylalar vardır. Ormanlar meşe, kayın, gürgen, karaçam, köknar ve sarıçam ağaçları ile kaplıdır. Dağlardan kaynaklanan suları Mudurnu Çayı toplar. Abant Gölü ilçe sınırları içinde kalır.
Ekonomisi tarım ve ormancılığa dayanır. Başlıca tarım ürünleri buğday, şekerpancarı, patates, arpa ve elmadır. Hayvancılık gelişmiş olup, koyun kıl keçisi ve sağır beslenir. Tavukçuluk ve arıcılık yapılır. Abant gölünün çevresi turistik tesislerle doludur. Gölde sun'i tohumlama ile alabalık üretilir.
İlçe merkezi Mudurnu Çayı vadisinde kurulmuştur. Gelişmemiş küçük bir yerleşim merkezidir. İl merkezine 52 km mesafededir. İlçede orman ürünlerini işleyen bazı küçük atölyeler vardır. Belediyesi 1919'da kurulmuştur.
Seben: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 11.020 olup, 4165'i ilçe merkezinde 6855'i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 30 köyü vardır. Yüzölçümü 665 km2 olup, nüfus yoğunluğu 17'dir. İlçe toprakları dağlıktır. Dağlar köknar, sarıçam ve karaçam ormanları ile kaplıdır. Dağların yüksek kesimlerinde geniş yaylalar vardır. İlçe topraklarını Aladağ Suyu sular.
Ekonomisi tarım ve ormancılığa dayanır. Aladağ Suyu vadisinde meyvacılık gelişmiştir. Diğer tarım ürünleri ise elma, buğday, arpa, patates ve şekerpancarıdır. Ayrıca az miktarda armut ve fındık yetiştirilir. Hayvancılık ekonomide önemli yer tutar. En çok koyun beslenir. Orman köylerinde yaşayanlar orman işleriyle uğraşır.
İlçe merkezi Aladağ Suyu vadisinde kurulmuştur. Bolu'yu Nallıhan ve Beypazarı üzerinden Ankara'ya bağlıyan karayolu ilçeden geçer. Gelişmemiş küçük bir yerleşim merkezidir. İl merkezine 50 km mesafededir. Belediyesi 1946'da kurulmuştur.
Yeniçağa: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 10.874 olup, 5331'i ilçe merkezinde 5543'ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 15 köyü vardır. İlçe toprakları orta yükseklikte engebeli alanlardan meydana gelmiştir. Yeniçağa Gölü ilçe topraklarında yer alır. Dağlık kısımlar ormanlarla kaplıdır.
Ekonomisi tarım ve ormancılığa dayanır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa ve patatesdir. İlçede orman ürünlerini işleyen küçük atölyeler vardır.
İlçe merkezi Yeniçağa Gölü kıyısında, Ankara-İstanbul karayolu üzerindedir. Belediyesi 1962'de kurulmuştur.
Yığılca: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 22.271 olup, 2939'u ilçe merkezinde 19.332'si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 30 köyü vardır. Yüzölçümü 641 km2 olup, nüfus yoğunluğu 35'dir. İlçe toprakları dağlık olup, Bolu Dağları engebelendirir. Dağlardan kaynaklanan suları Melen Çayı toplar. Yedigöller ve Hasanlar Baraj Gölünün bir bölümü ilçe sınırları içinde kalır. Dağlar meşe, kayın, sarıçam ve köknar ormanlarıyla kaplıdır.
Ekonomisi tarım ve ormancılığa dayanır. Başlıca tarım ürünleri buğday, mısır, patates ve fındık olup, ayrıca az miktarda arpa, elma ve armut yetiştirilir. Hayvancılık ekonomide önemli yer tutar. En çok koyun beslenir.
İlçe merkezi gelişmemiş küçük bir yerleşim merkezidir. İl merkezine 56 km mesafededir. 1954'te ilçe olan Yığılca'nın belediyesi 1954'te kurulmuştur. Eskiden, Çayırlı, Ahmetçiler ve Yağlıca adlarıyla anılmıştır.
Tarihi Eserleri ve Turistik Yerleri
Bolu tarihi eserler bakımından çok zengindir.
Kadı Camii: Vilayet meydanındadır. Demirtaş Paşanın oğlu Mehmed Bey tarafından yaptırılmıştır. Mimarlık şaheseridir. Minaresi, ahşap geçmeli kapı kanatları meşhurdur. Taş minber, klasik dönem Osmanlı süslemeciliğinin yakın ve güzel bir örneğidir.
Yıldırım Bayezid Külliyesi: Cami, medrese, hamam ve otuz dükkandan meydana gelen külliye, Yıldırım Bayezid Han zamanında yapılmıştır. Günümüzde medrese yıkılmıştır. Hamam ilk şekliyle zamanımıza  kadar gelmiştir. Birkaç kez tamir gören cami, ulu camiler üslubu ile yapılmıştır. Çini süsleri gerçek bir sanat eseridir. Çift minareli ve tek kubbelidir.
Karaköy Cuma Camii: İl merkezine 7 km uzaklıkta bir bahçe içinde 1562'de Musa Paşanın hanımı yaptırmıştır. Çini süslemeleri çok değerli olup, kapısı, minberi ve mihrabının ince işçiliği de ilgi çekicidir.
Saraçhane Camii: Belediye meydanında olup, kitabesinde 1750'de Silahdar Mustafa Ağa tarafından onarıldığı yazmaktadır. Caminin iki duvarında kemerli iki çeşme bulunmaktadır.
Yıldırım Bayezid Külliyesi: Mudurnu ilçesinde, cami, mederese ve hamamdan meydana gelen bir külliyedir. 1382'de yapılmıştır. Caminin iç süslemeleri çok değerlidir. Tek minarelidir. Medrese günümüze kadar ulaşamamıştır. Hamam taş duvarlı ve kurşun kaplama kubbelidir.
Gazi Süleyman Paşa Camii: Göynük ilçesindedir. Şehzade Süleyman Paşa adına yapılan camilerin ilkidir. 1331-1335 seneleri arasıda yapılmış olup, İkinci Abdülhamid Han devrinde yenilenmiştir.
Ceneviz Kalesi: Akçakoca ilçesinin 3 km batısında köye hakim bir burunda yapılmıştır. Kalenin kara yönünde yüksek bir kulesi vardır. Kalenin kimin tarafından yapıldığı belli değildir.
Mudurnu Kalesi: Bir savunma kalesi olup, oldukça sağlamdır.
Akşemseddin Türbesi: Göynük ilçesi Gazi Süleyman Paşa Camii avlusundadır. 1464'te yapılmıştır. Sandukası oyma ve kabartma hadislerle süslüdür. İlk dönem ahşap işçiliğinin kıymetli örneğidir. Türbe ise klasik Osmanlı türbe mimarisine geçişin ilk örneklerindendir.
Akçakoca Bey Türbesi: Akçakoca'nın baba köyünde, Karadeniz'e egemen bir tepe üzerindedir. Bölgeye ait mimari tekniğine uygun olarak, çivisiz yontularak birbirine geçen ağaç kütüklerinden yapılmıştır.
Taş Han: İl merkezinde Yıldırım Camii karşısındadır. Aşağı ve Yukarı Taş Han bölümlerinden meydana gelmiştir. 1804'de Serbevvab Hacı Abdullah Ağa tarafından yaptırılmıştır.
Orta Hamam: 1388'de Yıldırım Bayezid Han tarafından Mimar Ömer ibni İbrahim'e yaptırılmıştır. Çifte hamam şeklinde olup, sonradan tamirat görmüştür.
Türkiye'nin en işlek karayolu olan E-5 üzerinde bulunan ve her bölgeden kolayca ulaşılan Bolu, turizme çok elverişlidir. Turizm için otel ve motelleri yeterli sayılır. Bolu ilinin her köşesi piknik, kamp ve dinlenme için müsaittir. Ormanları, denizi, gölleri ve dağları gezilmeye ve görülmeye değer fevkalade güzel yerlerdir. Mesire yerlerinden bazıları şunlardır:
Gölcük: Bolu'ya 14 km uzaklıkta Kıbrıscık yolu üzerindedir. Göl ve orman bütünleşmesi çok güzeldir. Gölde sportif balıkçılık yapılır.
Sünnet Gölü: Mudurnu-Akyazı karayolu üzerinde, Göynük'e 30 km uzaklıktadır. Etrafı ormanlarla çevrili, göl kıyısı piknik yeridir.
Karadere: Bolu ile Ereğli arasındaki sıradağların ortasında ormanlarla kaplı bir piknik yeridir. Derelerinde mercan ve alabalık avlanır.
Cumayeri: Akçakoca'ya 3 km uzaklıkta, Değirmenağzı kıyısında güzel bir mesire yeridir.
Esentepe: Gerede'nin kuzeyinde 1300 metre yükseklikte asırlık çamların süslediği bir yerdir.
Yedi Göller Milli Parkı: Bolu il merkezinin kuzeyinde yer alır. Engebeli bölgede bulunan parkta göller ve orman denizini andıran zengin bir bitki ortüsü vardır. Dinlenme tesisleri bulunur.
Kaplıcaları: Bolu, kaplıcaları bakımından da şöhrete ulaşmış bir ilimizdir. Önemli kaplıcaları şunlardır:
Seben (Bolu) Kaplıcaları: Aladağların eteklerinde 44°C sıcaklıkta suyu olan kaplıcalar. Osmanlı devrinden beri kullanılmış bir sağlık ve şifa merkezidir. Modern bir termal oteli vardır. Bolu'ya 5 km uzaklıktadır. Siyatik, romatizma ve kalp hastalıklarına iyi gelir.
Derdin Hamamı: Düzce'ye 15 km uzaklıkta olan kaplıca ve şifalı suları ile bir çok hastalığa iyi gelmektedir. Safra kesesi rahatsızlığı ve böbrek taşlarına şifalıdır.
Efteni Kaplıcası: Düzce Efteni gölü kıyısındadır. Deri hastalıklarına iyi gelir.
Babao Kaplıcaları: Mudurnu ilçesine 5 km uzaklıktadır. Türkiye'nin çeşitli yerlerinden pekçok kişi bu kaplıcalara gelmektedir. Vücuda zindelik verir.
Bağlum Kaplıcaları: Seben ilçesine 15 km uzaklıkta Kesenözü köyü yanındadır. Çok eski devirlerden beri kullanılmaktadır. Dağ ve kış sporlarına müsaittir. Sinir hastalıklarına faydalıdır.
Sarot Kaplıcaları: Mudurnu'ya 30 km uzaklıkta Sarot köyü yakınlarındadır. Romatizmaya iyi gelir.

Kaynak

Rehber Ansiklopedisi
Bitlis Hakkında Bilgiler

BİTLİS
Güneydoğu Torosların tek geçit verdiği sarp bir yerde kurulan bir ilimiz. İl, doğudan Van Gölü, güneyden Siirt ve Batman, batıdan Muş, kuzeyden ise Ağrı ile çevrilidir. 41°33' ve 43°11' doğu boylamları ile 37°54' ve 38°58' kuzey enlemleri arasında yer alır. Trafik kod numarası 13'tür.
İsminin Menşei
Bitlis ilinin merkez ilçesi olan Bitlis, Avrupa'yı Asya'ya bağlayan tarihi yolun ve Güneydoğu Torosların geçit verdiği yerde, sarp kayalıklar üzerinde kurulmuştur. Bu stratejik şehrin ortasında bulunan Bitlis Kalesini Makedonya Kralı İskender'in komutanlarından Lis veya Bedlis yaptırmıştır. Bilahare şehre sahip olan Türkler, bu kaleye izafeten Bidlis demişler, zamanla bu ilin ismi “Bitlis” olarak anılmıştır.
Efsaneye göre, Babil Seferinden dönen İskender hastalanır. Rabat ve Kösür sularının birleştiği yerde 7 gün su içinde kalarak iyileşir. Komutanı veya kölesi Bedlis'e buraya kale yapılmasını emreder. Bu kale öyle yapılsın ki, benim bile bu kaleye girmem mükmün olmasın, der. İran ve Hindistan seferinden dönüşte kaleyi görmek ister. Kale yapılır, dönüşte İskender'e Bedlis karşı koyar ve kaleyi vermez. İskender yedi gün çok sayıda asker kaybederek almaya çalışır alamayınca geri döner. “Kölem idi bana asi oldu" der. Muş'a geldiğinde Bedlis kale anahtarını teslim eder. İskender: “Niçin asi olup bu kadar askerin ölümüne sebeb oldun?” deyince, Bedlis; “Benden bir kale yapmamı istediniz. Öyle bir kale istediniz ki, siz bile feth edemeyecektiniz. Ben de kralımın bu emrine uydum." der.
Tarihi
Bitlis tarihinin en mühim hususiyeti on üç asırdır Müslüman devletlerin elinde bulunan bir il olmasıdır. Daha önceki asırlarda bu bölgeye Hurrililer, Mitanniler, Asurlular, Babilliler, Medler, Persler Makedonyalılar, Romalılar ve Bizanslılar hakim olmuşlardır. Hazret-i Ömer zamanında, 641 senesinde İyad bin Ganem Bitlis'i ve kalesini fethetmiştir. Birkaç defa, İslam Devleti Bizanslılar arasında el değiştirmiş ise de  Hamdani ve Mervani emirlikleri altında İslam hakimiyeti devam etmiştir. 1071'den önce Mervaniler, Selçuklu Devletine tabi olmuşlardır. 1071 Malazgirt Savaşından sonra Melikşah, Bitlis'i Dilmaçoğlu Mehmed Bey emrine verdi. Dilmaçoğluları Beyliği (1084-1192) kuruldu. Beylik, kısa bir müddet sonra Ahlatşahların idaresine girdi. 1207 yılına kadar Ahlatşahların idaresinde kalan bölge, 13. asırda Eyyubiler, Harezmşahlar, Moğollar, İlhanlılar ve Celayirliler tarafından ele geçirildi ise de, Türk beyleri bölgeyi idareye devam ettiler.
Çağlarboyu Bitlis Ortadoğunun stratejik bir bölgesi olarak sık sık el değiştirmiştir. Hazret-i Ömer'in Bitlis fethinden sonra, devamlı olarak İslam ülkelerinin elinde bir serhat şehri olarak kalmıştır. Selçuklulara bağlı Artukoğulları ile Eyyubiler, Haçlı seferlerine karşı Bitlis'i korumuşlardır. Bitlis bir ara Timur Devletine tabi olmuştur. On dördüncü asır başında Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Safevilerin eline geçmiştir. 1514 senesinde Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim Han, Safevi Şah İsmail'i Çaldıran'da yenince, Bitlis Osmanlı toprağı olmuştur. Van Beylerbeyliğine bilahare Erzurum Beylerbeyliğine bağlanmıştır. Tanzimattan sonra eyalet olmuştur. Bir ara Muş'a bağlanmıştır. Birinci Dünya Harbinde Rusların istilasına uğramış ve çekilmelerinden sonra Ermeni çeteleri Bitlis'i tahrip etmiş ve katliamlar yapmıştır. Cumhuriyet devrinde 1929-1936 arasında idari sebeplerle (nüfus azlığı gibi) Muş'a bağlanmışsa da sonra yeniden il olmuştur.
Fiziki Yapı
Bitlis ili dağlık bir bölgedir. Yüzölçümünün % 70'i dağlarla, % 15'i platolarla % 5'i yaylalarla kaplıdır. Ancak % 10'u ovalıktır. Dağların çoğu 2000 metreden yüksektir. Türkiye'nin ikinci büyük dağı olan Süphan Dağı bu ilimizde bulunur.
Dağlar: Bitlis, Doğu Anadolu'nun en dağlık bölgesidir. İl toprakları içinde yer alan Süphan Dağı, 4058 metre ile Türkiye'nin Ağrı Dağından sonra ikinci yüksek dağıdır. Ağrı gibi volkanik bir dağdır. 3500 metreden yukarısı devamlı karla örtülüdür. Dorukta 400 metre çapında krater gölü vardır. Üzeri sünger taşları, volkanik küller, derin yarlar ve mağaralarla doludur. Van Gölünün batısında yer alan Nemrut Dağı 2828 metredir. Adıyaman'daki Nemrut Dağı ayrıdır. Tepesinde Türkiye'nin en büyük krater gölü vardır. Gölün çevresi 600 m yükseklikte dik yamaçlarla çevrilidir. 1.5 kilometrelik bir buzulu vardır. Diğer dağları Kırmızıtaş Tepe (2607 m) Sini Dağı (2730 m) Serkaç Tepe (2626 m) Ziyaret Tepe (3002 m) Karataş Tepe (2609 m) Ziyaret Dağı (2542 m) Kavuş-Şahap Dağı (3500 m)dır.
Ovalar: Bitlis'te ovalar azdır. Azami % 10'u geçmez. Çok bereketli olan Ahlat Ovası, Van Gölü kıyısındadır. Rahva Ovası ise Van Gölüne doğru uzanır. Diğer ovaları küçüktür.
Akarsular: İlin mühim akarsuları yoktur. Dağlardan çıkarken Van Gölüne dökülen veya Murat Irmağına dökülen birkaç dere ve çay vardır. Başlıcaları Bitlis Çayı, Botan Çayı, Karasu, Ağkiz, Oranz Dereleri, Garsay Suyu, Hizan Suyu, Güzel Dere ve Garzan Çayıdır.
Göller: Bitlis göl bakımından zengindir. Van Gölünün yarısı Bitlis iline aittir. Van Gölü Türkiye'nin en büyük gölüdür. Nazik (Kers) Gölü bir vadinin lav seddi ile tıkanması neticesi meydana gelmiştir. Sularını Van Gölüne boşaltır. Haçlı Gölü, Karasu Çayı kenarındadır. Tatvan'dadır. Arin Gölü, Adilcevaz'ın doğusundadır. Van Gölünden bir alüvyon seddi ile ayrılmıştır. Nemrud Gölü, 2400 m yükseklikte 4 km2lik bir volkanik göldür. Çok güzel manzarası vardır. Türkiye'nin en büyük volkanik gölüdür.
İklimi ve Bitki Örtüsü
Kışlar erken gelir ve geç gider. Kar örtüsü nisan sonlarına kadar devam eder. Hava mayıs-ekim arası kuraktır.  Denizlerden uzak ve deniz seviyesinden çok yüksek olduğu için kara iklimi hüküm sürer. Van Gölü sebebiyle kışları Erzurum ve Kars'a nazaran daha az soğuk geçer. Bol kar yağar. Yazları kısa sürer (150 gün) ve sıcaktır. İlin ısısı -19°C ile 36.8°C arasında seyreder. Yağış miktarı 958 mm'dir.  Yağışın % 45'i kışın, % 31'i ilkbahar ve % 24'ü sonbahara aittir. Yağış, Akdeniz yağış rejimine çok benzer. Karların eriyişi yavaştır. Bunun için sel olmaz. Yağış miktarı yeterlidir. Fakat yazın içme suyu sıkıntısı çekilmektedir. Bitlis'in % 35'e yaklaşan kısmı ormanlarla kaplıdır. Türkiye'nin en yüksek ormanları bu ilimizdedir. Ormanların çoğu meşeliktir. Nemrut Dağının güney yamaçları ile krater göllerin iç yamaçları koruluk halinde ormanlarla kaplıdır. Ormanların bir kısmı da ardıçtan meydana gelmiştir. Nemrut Kraterinin iç yamaçlarındaki 2900 metredeki orman, Türkiye'nin en yüksek ormanıdır. Hizan, orman bakımından en zengin bölgedir. Dağlarda yabani meyve ağaçları ve kavak görülür. Bitlis'in %30'u çayır ve mer'a olup, % 20'ye yakın kısmı da ekime müsaittir.
Ekonomi
Bitlis'in ekonomisi tarıma dayanır. Faal nüfusun % 80'i tarım, hayvancılık ve ormancılıkla uğraşır.
Tarım: Ekime müsait arazinin çoğunda tahıl ekilir. En çok buğday ayrıca çavdar, darı, arpa, baklagillerden bilhassa fasulye yetişir. Tütün azdır. Fakat çok kalitelidir. “Virginia” tipinde olup özel renk ve kokuya sahiptir. Meyvecilik sebzecilikten ileridir. Cevizleri, armutları meşhurdur. Antep fıstığı, meyan kökü, elma, kiraz ve dut bol miktarda yetişir. Ahlat'ın armudu ile meyan kökü asırlardan beri ün yapmıştır. Vişne, badem, ayva ve kayısı da yetişir.
Hayvancılık: Hayvancılıkla daha çok göçebe aşiretler uğraşır. Beritan ve Alikan aşiretleri başlıcalarıdır. Koyun, keçi ve sığır beslenir. Arıcılık gelişmekte olup, Bitlis balı lezzeti, nefaseti ve beyazlığı ile meşhurdur.
Ormancılık: Bitlis'in % 80'e yakın köyü orman içinde ve yakınındadır. Ormancılık en çok Hizan, Mutki ve Tatvan'da ileridir. Orman ürünleri sanayii henüz gelişmemiştir.
Madenler: Arazi yüksek olduğundan ve kış şartlarının uzun süre devam etmesi sebebiyle maden arama zordur. Bitlis'te henüz çalışan maden işletmesi yoktur. Türk Petrol Anonim Ortaklığına Bitlis ve Siirt'te 49.922 hektarlık alanda petrol araması için ruhsat verilmiştir.
Sanayi: Bitlis'te sanayi henüz gelişme halindedir. Küçük sanayi; oto tamirciliği, teneke ve demircilik ile dokuma üzerinedir. Büyük işletmeler Bitlis Sigara Fabrikası, Bitlis Un Fabrikası, Tatvan Et Kombinası, Tatvan Yem Fabrikası ve Tatvan Tersanesi ile Adilcevaz Süt Fabrikasıdır.
Ulaşım: Bitlis ulaşım bakımından bir kavşak noktasıdır. Avrupa ile Asya'yı birleştiren demiryolu Tatvan'ın Tug İskelesinde sona erer. Tren feribotlarla Van Gölünü geçerek Van'dan demiryolu ile İran'a ulaşır.
Orta ve Güneydoğu Anadolu'dan gelen karayolları burada kesişir. Diyarbakır ve Adıyaman'dan gelen karayolu ile Muş ve Bingöl'den gelen karayolu Bitlis'te kesişerek, Van Gölü güneyini takiben Van'a ulaşır. Bitlis Güneydoğu Toroslarının geçit verdiği tek bölgedir. Van Gölünde deniz taşımacılığı yapılır.
Nüfus ve Sosyal Hayat
1990 sayımına göre toplam nüfusu 330.115 olup, 142.947'si ilçe merkezinde 187.168'i köylerde yaşamaktadır. 1950'den sonra köylerden şehirlere göç artmıştır.
Örf ve adetler: Bitlis zengin bir kültür mirasına sahiptir. Bitlis'in ilçesi olan Ahlat, 13. asırda dünyanın sayılı ilim ve kültür merkezi idi. Türk-İslam kültürü diğer kültürlere hakim olarak Bitlis'e yerleşmiştir. Meşhur yemekleri Bitlis köftesi, şekalok ve büryandır. Halk edebiyatı bakımından çok zengindir. Efsane, masal, mani, atasözü ve türküleri çoktur. Oyunları halay ve bar şeklindedir. Halaya "berit" denir. Başlıcaları Alkuşta, Harkuşta, Teminağa, Sözme, Tringo ve Gorzana'dır. Ata binmek, cirit oyunu ve kayakçılık yaygındır. Kadınlar uzun kollu ve geniş etekli fistan, erkekler ise keçi kılından dokunmuş bir nevi şalvar olan şal ile ayağa giyilen yün çorap ve başa kafiye ve egol denilen puşu giyerler. Harika denilen ayakkabıların üstü kıl veya yünle örtülü altı kenevir dokumadır. Göçebe halinde yaşayan aşiretler son senelerde muayyen bölgelere yerleşmeye başlamışlardır. Folkloru insan sevgisi ile doludur. Bitlis folklor bakımından bir hazinedir.
Eğitim: Birinci Dünya Harbinden önce Bitlis'te lise dengi okullar, Amerikan koleji, öğretmen ve askeri okullar vardı. Birinci Dünya Harbinde Bitlis çok zarar gördü. Nüfusu 75.000'den 5000'e indi. Cumhuriyet devrinde yeniden gelişmeye başladı. 1945'te okur-yazar nisbeti % 7 iken, bugün bu miktar % 50'ye doğru çıkmaktadır. Bitlis'te okul ve öğrenci sayısı her geçen sene hızla artmaktadır. 1937'de sadece 2 köyde ilkokul varken, bugün köylerdeki ilkokul sayısını 343'e çıkmıştır. Şehir merkezlerinde 16 ortaokul, 4 mesleki ve teknik ortaokul, 7 mesleki ve teknik lise, 7 lise vardır.
İlçeleri
Bitlis biri merkez olmak üzere yedi ilçeden ibarettir.
Merkez: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 68.132 olup, 38.130'u ilçe merkezinde 30.002'si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 18, Bölükyazı bucağına bağlı 22, Narlıdere bucağına bağlı 7, Sarıkonak bucağına bağlı 21 köyü vardır. İlçe toprakları genelde dağlıktır.
Ekonomisi hayvancılığa dayanır. Yaylacılık yoluyla en çok koyun beslenir. Akarsu boylarında tarım yapılır. Başlıca tarım ürünleri buğday, çavdar, darı ve tütündür. Sigara, süt fabrikaları ve et kombinası başlıca sanayii kuruluşlarıdır.
İlçe merkezi Bitlis Çayı vadisinde Kömüş, Rabat, Tıkılan ve Arıh derelerinin kenarlarında kurulmuştur. Mahalleler köprülerle birbirine bağlanır. Eski devirlerde doğunun en büyük yerleşim merkezlerinden biri olan ilçe, Birinci Dünya Harbi sırasında çok tahrip olmuş ve göçlerle boşalmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra tekrar gelişmeye başlamış ise de Tatvan'ın yolların kesiştiği yerde olması yüzünden sönük kalmıştır. Elazığ-Bingöl-Muş karayolu ilçe merkezinden geçer. İlçe belediyesi 1800'de kurulmuştur.
Adilcevaz: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 26.950 olup, 10.103'ü ilçe merkezinde, 16.847'si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 13, Göldüzü bucağına bağlı 12 köyü vardır. Yüzölçümü 812 km2 olup, nüfus yoğunluğu 33'tür. İlçe toprakları Van Gölünün kuzey kıyısı ile Süphan Dağının yamaçları arasında kalır.
Tarihi çok eski devirlere dayanır. Bölge en eski Urartu yerleşim merkezlerindendir. Çeşitli devletlerin hakimiyeti altına giren Adilcevaz 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Türkler tarafından fethedildi. Cumhuriyetin ilk yıllarında bucak merkeziyken, 1953'te ilçe oldu.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Süphan Dağı ile Van Gölü arasındaki düzlüklerde tarım yapılır. Başlıca tarım ürünleri buğday, çavdar, ceviz ve meyvedir. Hayvancılık gelişmiş olup, koyun ve keçi beslenir ve arıcılık yapılır. Ceviz ağaçlarının kerestesi meşhurdur. Devlete ait süt ve peynir fabrikası başlıca sanayi kuruluşudur.
İlçe merkezi Van Gölü kıyısında kurulmuştur. Ahlat-Erciş karayolu ilçeden geçer. Karakoyunluların saldırılarından önce bu şehrin beyi “Adil” ve cevizi bol olduğundan “Adilcevaz” ismi verilmiştir. İlçe belediyesi 1875'te kurulmuştur. İl merkezine 80 km mesafededir.
Ahlat: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 34.217 olup, 16.742'si ilçe merkezinde 17.475'i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı  14, Ovakışla bucağına bağlı 11 köyü vardır. Yüzölçümü 1044 km2 olup, nüfus yoğunluğu 33'tür. İlçe toprakları genelde düzdür. Kuzeyinde Süphan Dağı, batısında Nemrut Dağı, güneybatısında Van Gölü yer alır. Ahlat Ovası bu dağlar ile Van Gölü ovasında yer alır.
Ahlat çok eski bir tarihe sahiptir. Buraya Araplar Hilat; Romalılar Hilyat demişlerdir. Ahlat ve Bitlis, hazret-i Ömer zamanında İyad bin Ganem tarafından fethedilmiştir. Fakat bir müddet sonra tekrar Bizanslılar ele geçirdiler ise de hazret-i Muaviye zamanında Habib bin Mesleme Ahlat'ı yeniden kontrol altına aldı. Muhammed bin Mervan Ahlat'ı El-Cezire valiliğine bağladı.
1071 Malazgirt Zaferinden sonra Selçuklu hakimiyetine giren Ahlat'ta 1100 senesinden itibaren Sökmenliler (Ahlatşahlar) idaresi başladı. 1207'de Eyyubiler Ahlat'a hakim oldular. Moğol istilasında Ahlat çok büyük zarar gördü. İlhanlı Devleti yıkılınca, Ahlat Karakoyunlu Türkmenlerinin eline geçti. 1461'de Akkoyunlular, 1470'te ise Safeviler bölgeye hakim oldu. Çaldıran Savaşından sonra Ahlat, Osmanlı toprağının bir parçası oldu.
Ekonomisi hayvancılığa dayalıdır. Yaylacılık yoluyla en çok koyun ve keçi beslenir. Ovada tarım yapılır. Başlıca tarım ürünleri buğday, çavdar ve cevizdir. Hayvancılığa bağlı olarak süt ve süt ürünleri üretimi yaygındır. Deri üretimi ekonomide önemli yer tutar.
İlçe merkezi Van Gölünün kuzeybatı kıyısında kurulmuştur. Eski şehir merkezi kıyıdan 2 km içeride olup, yıkıntıları hala ayaktadır. İlçe Selçuklular zamanında dünyanın sayılı ilim ve kültür merkeziydi. Ahlat'ta bulunan tarihi eserler, birçok ülkenin tarihi eserlerinden fazladır. İlçede yer alan kümbetler, ortaçağ Türk türbe mimarisinin en güzel örnekleridir. Orta Anadolu'daki Selçuklu kümbetlerinden farkı, çatı kısmının panolara ayrılması ve saçak şeklinde dışarıya taşmış olmalarıdır. İlçe belediyesi 1896'da kurulmuştur. Adilcevaz-Tatvan karayolu İlçeden geçer.
Güroymak: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 37.030 olup, 16.613'ü ilçe merkezinde 20.417'si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 25 köyü vardır. İlçe toprakları genellikle dağlıktır. Ekonomisi hayvancılığa dayalıdır. Merkez ilçeye bağlı bucak iken 19 Haziran 1987'de 3392 sayılı kanunla ilçe oldu.
Hizan: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 43.790 olup, 4798'i ilçe merkezinde 38.992'si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 18, Akşar bucağına bağlı 4, Sağınlı bucağına bağlı 11 köyü vardır. Yüzölçümü 917 km2 olup, nüfus yoğunluğu 48'dir. İlçe toprakları dağlıktır. Düzlük alanları çok azdır. Dağlardan kaynaklanan suları Botan Çayına katılan dereler toplar. Akarsu vadilerinde tarım yapılabilecek küçük düzlükler vardır. Dağlarda  geniş yaylalar yer alır.
Ekonomisi hayvancılığa dayanır. Yaylacılık yolu ile en çok kıl keçisi ve koyun beslenir. Modern yöntemler kullanılmadığından hayvansal ürünler düşüktür. Başlıca hayvansal ürünler peynir, yağ, bal, yapağı ve deridir. Tarıma müsait yerlerde çok az miktarda buğday, darı, patates, ceviz elma ve soğan yetiştirilir. El dokumacılığı yaygındır.
İlçe Kavuşşahap Dağlarının eteklerinde kurulmuş olup az gelişmiş küçük bir yerleşim merkezidir. Cumhuriyetin ilk yıllarında ilçeyken 1929'da bucak haline getirilen Hizan, 1936'da yeniden ilçe merkezi oldu. İl merkezine 50 km mesafededir. Belediyesi 1925'te kurulmuştur.
Mutki: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 38.004 olup, 2490'ı ilçe merkezinde 35.514'ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 10, Geyikpınar bucağına bağlı 8, Kavakbaşı bucağına bağlı 12, Meydan bucağına bağlı 12 köyü vardır.  Yüzölçümü 1068 km2 olup, nüfus yoğunluğu 36'dır. İlçe toprakları dağlıktır.  Kuşçu ve Tandır dağları ilçe topraklarında yer alır. Dağlardan kaynaklanan suları Garzan Çayı ile Bitlis Çayı toplar.
Ekonomisi hayvancılığa dayanır. Yaylacılık yöntemi ile küçük baş hayvan beslenir. İlçede sığırlar için bir tabii tohumlama istasyonu vardır. Akarsu vadilerindeki düzlüklerde tarım yapılır. Başlıca tarım ürünleri, patates ve darıdır. Ayrıca az miktarda soğan, ceviz, buğday, fasulye ve armut yetiştirilir.
İlçe gelişmemiş bir yerleşim merkezidir. İl merkezine 21 km uzaklıktadır. Belediyesi 1941'de kurulmuştur.
Tatvan: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 81.992 olup, 54.071'i ilçe merkezinde 27.921'i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 9, Küçüksu bucağına bağlı 10, Reşadiye bucağına bağlı 23 köyü vardır. Yüzölçümü 1235 km2 olup, nüfus yoğunluğu 66'dır.  İlçe toprakları genelde dağlıktır. Dağlardan kaynaklanan suların bir kısmı Van Gölüne dökülür, bir kısmı ise Botan Çayına karışır.
Ekonomisi ticaret, sanayi ve tarıma dayalıdır. Tarıma elverişli toprakları azdır. Başlıca tarım ürünleri şekerpancarı ve buğday olup az miktarda sebze yetiştirilir. Yem fabrikası, et kombinası ve Türkiye Gemi Sanayi AŞ'ye ait atölyeler başlıca sanayi kuruluşlarıdır. İlçe topraklarında süngertaşı ve perlit yatakları vardır.
İlçe merkezi Van Gölünün güneybatı kıyısında tabii bir limanın kenarında kurulmuştur. 1936'da ilçe olan Tatvan hızla gelişmektedir. Demiryolu, denizyolu (Van Gölü) ve karayolu bakımından bir kavşak noktasıdır. Tatvan-Van arasında feribotlarla ulaşım sağlanır. İl merkezine 25 km mesafededir. İlçe belediyesi 1936'da kurulmuştur.
Tarihi ve Turistik Yerleri
Bitlis, tarihi eserleri ile gerçek bir hazinedir. Her biri tarihi bir belge olan bu eserler, henüz tam anlamıyla incelenmemiş ve tanıtılmamıştır. Eserlerin çoğu, Selçuklu ve Osmanlı devrine aittir. Daha önceki devirlere ait olanların sayısı azdır.
Bitlis Kalesi: Büyük İskender tarafından yaptırıldığı söylenirse de, daha eski devirlere aittir. İskender bazı ilavelerle tamir ettirmiştir. Kale eski devirlerin müstahkem mevki hususiyetlerini taşır. Günümüzde önemli bölümü yıkık olan kaleden şehrin her tarafı görülür.
Kef Kalesi: Adilcevaz ilçesinin 6 km kuzeyinde bir tepe üzerinde kurulmuştur. Urartular devrinde yapılan kalenin üç tarafı sarp kayalıktır. Günümüzde harabe halindedir.
Ahlat Kalesi: Ahlat'ta iki kale vardır. Birisi eski devirlere ait olup, harabe halindedir. İkinci kale Yavuz Sultan Selim Han tarafından yaptırılmış, Kanuni Sultan Süleyman Han tarafından Mimar Sinan'a tamir ettirilmiştir. Dış duvarlar 400X200 m ebadındadır. Dış sütunların yüksekliği Van Gölü tarafında 13 m, kara tarafında 6.10 metredir.
Ulu Cami: Anadolu Türk mimarisinin en eski ve kıymetli eserlerinden biridir. Artukoğulları zamanında 1150'de yaptırılmıştır. Taş işçiliği çok değerlidir. Türkiye'deki en eski camilerin ikincisidir.
Şerefiye Külliyesi: Cami, medrese, imaret ve türbeden meydana gelen külliye, 1528'de yapılmıştır. Osmanlı döneminde yapılmasına rağmen, Selçuklu taş işçiliğini 15. asırda yaşatan güzel bir eserdir.
Kureyşi Camii: Şehir merkezinin batı yakasındadır. Kim tarafından ve ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. 1801'de büyük bir tamir görerek bugünkü halini almıştır.
Hacı Begiye Camii: 1443'te yapılmış olup, tek minarelidir. Selçuklu ve Arap mimari özelliklerini taşır.
İskender Paşa Camii: Ahlat'ta, Kanuni devri vezirlerinden İskender Paşa tarafından 1564'te yaptırılmıştır. Taş işçiliği meşhur olup Selçuklu yapılarının özelliklerini taşır.
Kadı Mahmud Camii: Ahlat Kalesi içindedir. Kadı Mahmud tarafından 1584'te yapılmıştır.
İhlasiye Medresesi: Gökmeydan Mahallesindedir. 1589'da yapılan medrese, mimari süsleme açısından ilin tarihi eserleri arasında en zengin olanıdır. Selçuklu süsleme anlayışı hakimdir.
Hatibiye Medresesi: Zeydan Mahallesindedir. On altıncı asırda yapıldığı tahmin edilen medrese, günümüzde yıkık vaziyettedir.
Nuhiye Medresesi: Hersan Mahallesindedir. 1700'de yapıldığı zannedilmektedir. Günümüzde karakol olarak kullanılmaktadır.
Yusufiye Medresesi: Çırik Düzü denilen mevkidedir. On sekiz veya on dukuzuncu asırda yapıldığı zannedilmektedir. Doğu batı doğrultusuna uzanan dikdörtgen planlıdır.
Elaman Kervansarayı: Bitlis-Tatvan yolu üzerinde Rehva Düzünde 16. asırda Hüsrev Paşa tarafından yaptırılmıştır. Anadolu'nun en büyük kervansaraylarındandır.
Duhan: Bitlis-Diyarbakır yolu üzerinde dağlar arasındadır. 49.65x15.50 büyüklükte bir alanı kaplar. Günümüzde büyük bölümü yıkık olan hanın, kim tarafından ve ne zaman yapıldığı hakkında bir bilgi yoktur.
Usta Sagind Kümbeti: Ahlat'ın Meydanlık Mezarlığının güneyindedir. Ahlat'taki kümbetlerin içinde en büyüğü olduğundan Ulu Kümbet de denir. Yapılış tarihi belli değildir. Sagind "çırak" manasına gelir. Rivayete göre ustanın yaptığı kümbeti yıkılıp, çırağın yaptığı yıkılmayınca bu isim verilmiştir. İki kısımlıdır. Anadolu motif ve desenlerini taşır.
Hasan Padişah Kümbeti: Ahlat'ta olup, Uzun Hasan'ın zevcesinin kümbeti olarak bilinirse de, ona ait olduğuna dair kesin delil yoktur. Üst kısmı yıkıktır. Kare bir kaide üzerine onikigen bir şekilde oturtulmuştur.
Bitlis tarihi bakımdan olduğu gibi turizm açısından da oldukça zengindir. Avcılık, dağ ve kış sporları için çok müsaittir.
Nemrud Dağı: Eski bir yanardağ olan bu dağın çevresi tabii güzelliklerle doludur. Türkiye'nin en yüksek ormanları burada yer alır. Dağ ve kış sporları için elverişlidir.
İskender Buluk: Suyu çok lezzetli, ağaçlık bir mesire yeridir.
Bitlis Deresi: Ahlat'tadır. Söğüt, kavak ve meyve ağaçları ile güzel bir piknik yeridir.
Kocasu Vadisi: Ahlat yakınında ağaçlık ve soğuk tatlı suları ile bir mesire yeridir.
Kaplıcaları: Bitlis eski bir volkanik arazi üzerinde olduğundan çok sayıda şifalı kaplıcaları içme suları ve ılıcaları vardır.
Çukur (Güroymak) Kaplıcası: Güroymak ilçesinin 12 km kuzeybatısındadır. Banyo halinde sakinleştirici ve damar açıcı özelliğe sahiptir. İçme kürleri, karaciğer, safra yolları ve  sindirim sistemi üzerinde faydalı olmaktadır.
Ilıcak (Germap) Kaplıcası: Merkez ilçeye bağlı Bölükyazı bucağının Ilıcak köyündedir. Banyo kürleri, mikrop öldürücü, iltihap çözücü etkiye sahiptir.
Köprüaltı Kaplıcası: İl merkezinde Bitlis Deresi kenarındadır. Banyo uygulaması deri hastalıklarına faydalıdır.
Küçür Kaplıcası: İl merkezinde Taş Mahallededir. Romatizma ve deri hastalıklarına iyi gelir.
Yam Acısuyu: Merkez ilçenin Yolyazı köyündedir. Romatizma ve deri hastalıklarına iyi gelir.
Nemrut Dağı Kaplıcası: Nemrut Dağı kraterindedir. Tesisi bulunmayan kaplıcanın 60°C sıcaklıktaki suyu, romatizma ve deri hastalıklarına iyi gelmektedir.

Kaynak

Rehber Ansiklopedisi
Bingöl Hakkında Bilgiler

BİNGÖL
Doğu Anadolu bölgesinin Yukarı Fırat bölümünde, yeşillikler ve yaylalar diyarı harikulade güzellikleri bulunan bir ilimiz. 41°20' ve 39°54' kuzey enlemleri ile 38°27' ve 40°27' doğu boylamları arasında yer alır. İlin doğusunda Muş, kuzeyinde Erzurum ve Erzincan, batısında Tunceli ile Elazığ, güneyinde Diyarbakır ile çevrilmiştir. Trafik numarası 12'dir.
İsminin Menşei
Bingöl, ismini Bingöl Dağından alır. Bu dağ üzerinde buzullardan meydana gelmiş pekçok gölcük vardır. Efsaneye göre bu bölgede savaşan ordulardan biri su arar. Köylülerden biri Bingöl Dağını tarif ederek, burada bir göl var, der. Komutan askerleriyle bu bölgeye gidince, fışkıran kaynaklardan meydana gelen binlerce gölcüğü görür; "Burası bir göl değil, bingöl!" diye haykırır. Bingöl vilayetinin eski ismi "Cevlik"tir. Cumhuriyetin ilanından sonra "Çabakçur" ismi ile ilçe olmuştur. Eski kitaplara göre Çapakçur "temiz su" manasına gelir. 1936'da il merkezi olan Çapakçur, 1945'te Bingöl ismini almıştır. Başı bulutla, dorukları karla ve üzeri irili ufaklı yüzlerce buzul gölcükleriyle kaplı Bingöl Dağı bu ilin ismi olmuştur.
Tarihi
Bingöl'ün tarihi çok eskilere dayanır. Bingöl yakınlarında Ahpik köyü ile Karlıova'nın Küpik köyünde bulunan mağaralar çok eski devirlere aittir.
Tarihte ilk defa Anadolu birliğini kuran Hititler, Bingöl'ün dağlık arazisine ulaşamamışlardır. Bu sarp topraklara ilk önce M.Ö. 3000 senelerinde Orta Asya'dan ilk Oğuz göçleri olmuş, bunlar gelip yerleşmiş, zamanla ve istilalarla benliklerinin mühim kısmını kaybetmişlerdir.
Hurriler (Suariler), Kimmerler, Asurlular, İskitler'den sonra M.Ö. 7. asırda Medler, M.Ö. 6. asırda Persler, M.Ö. 4. asırda İskender bölgeyi işgal etmiştir. Makedonya Krallığı bölününce bölge Pantlar, Selökidler ve Romalılar arasında el değiştirmiştir. Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılması üzerine de, Doğu Roma (Bizans)payına düşmüş ve zaman zaman Bizans ile Sasaniler arasında el değiştirmiş ve Bizanslıların elinde kalmıştır.
M.S. 7. asırda İslam orduları hazret-i Halid ibni Velid kumandasında gelerek Azakpert ve Kiği kalelerini fethetmiş ve bölgeye İslamiyet yayılmış ve Müslümanlar yerleşmiştir. Daha sonraları Bizans bu bölgeyi yeniden işgal etmiştir.
1071 Malazgirt Zaferinden sonra, Alparslan'ın emirlerinden Mengüç Bey, Erzincan'ı alarak, beyliğini kurunca, Kığı ve Bingöl yaylalarını Mengüç Beyliğine kattı. Daha sonra Saltukoğulları, Danişmendliler ve 1402'de Timur Han bölgeye hakim oldu. Tumur Han 1403'te Anadolu'dan ayrılınca, Bingöl, Akkoyunluların eline geçti. 1473 Otlukbeli Savaşında Osmanlı Hükümdarı Fatih Sultan Mehmed Han, Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan'ı yenince, bu bölge Osmanlı Devletinin eline geçti. Daha sonra da Şah İsmail Bingöl'ü işgal etti. Osmanlı Hükümdarı Yavuz Sultan Selim Han 1514'te Çaldıran Meydan Savaşında İran'ı yenince, bu tarihten itibaren Bingöl hep Türk olarak kaldı.
Osmanlı devrinde Diyar-ı Bekr Beylerbeyliğini (eyaletini)teşkil eden 24 sancaktan (vilayetten) ikisinin merkezi olan Genç ve Çapakçur'u içine almıştır. Bingöl düşman istilası görmeyen illerimizden biridir.
Fiziki Yapı
Bingöl şehir merkezi ovada kurulmuştur. Deniz seviyesine göre yüksekliği 1177 metredir. Bingöl ili çok dağlıktır. Dağların çoğu 2000 metreden yüksektir. İl topraklarının ancak yüzde 2,5'i ovadır. Dağlar % 83'ünü aşar. Yayla ve platolar yüzde 15'tir. Yüzölçümü 8319 kilometrekaredir.
Dağlar:Bingöl ilinin güneyinde Güneydoğu Toroslara ait Genç Dağları, orta kısmında Şerafettin Dağları, kuzeydoğuda ise Bingöl Dağı, güneyde Akçara Dağları yer alır.
Bingöl Dağı volkanik bir dağdır. Buzul çağa ait buzullardan müteşekkil yüzlerce buzul gölünü, Bingöl'de görmek mümkündür. Ağrı Dağı da volkanik bir dağdır. Fakat Ağrı Dağı, akan sularını kendi emer ve Ağrı'dan hiçbir akarsu çıkmaz. Bingöl Dağı ise yalnız Bingöl değil, bu bölgenin su deposudur. Aras Nehri ile Murat Suyunun bazı kolları Bingöl Dağının güney ve güneybatı yamaçlarından doğar. En yüksek yeri Kale Tepe (3194 m)dir.
Şerafettin Dağlarının en yüksek noktası (2544 m), Akçara Dağlarının Akçara Tepesi (2940 m), Şeytan Dağı (2919 m), Karagöl Dağı (2628 m), Cemal Dağı (3008 m), Karagöl (2906 m), Çavres (Çoriş) Dağı ise (2246) m) ve Karir Dağı (2373 m). Yaylaların çoğu Şerafettin ve Şeytan dağları üzerindedir.
Ovalar:Bingöl'de ova yok denecek kadar azdır. İl yüzölçümünün kırkta birine yakın kısmı ovadır. En büyük ovası 80 kilometrekarelik Bingöl Ovasıdır. Genç Ovası ise 6 kilometrekaredir. Göynük Çayı vadisinde de küçük bir ova bulunur. Ovlalar çok bereketlidir.
Akarsular:Bingöl su bakımından çok zengindir. Yağış, bilhassa kar yağışı çok boldur. Bingöl bölgenin su deposu durumundadır. Başlıca akarsuları:Murat Irmağı, Peri Suyu ve Göynük Suyudur.
Göller:
Gölbahri Gölü:Karlıova'nın Kargapazarı yakınında olup, yüzölçümü 7 kilometrekaredir.
Buzul göller:"Göze" ismi verilen binlerce buzul gölcükler vardır. Başlıcaları:Kuş, Karlı, Belli, İçme, Keskin, Zırlır ve Sar gölcükleridir.
İklimi ve Bitki Örtüsü
Bingöl'de sert kara iklimi hüküm sürer. Kışlar uzun sürer. Kar yağışı bol ve kar kalınlığı 3-4 metreyi bulur. İl merkezinde kışın ortalama ısı -9°, yazın + 39° olur. Yağış miktarı 900 milimetreyi geçer. Senenin üçte biri karla kaplıdır. Yazları sıcak ve kuraktır. Kışın kar, ilkbahar ve sonbaharda bol yağmur yağar.
Bol kar ve yağmur yağışı olan Bingöl'ün her yanı, ilkbaharda yemyeşil bir bitki örtüsü ile kaplıdır. Yüzölçümünün % 15'i ormanlarla, % 70'i ise çayır ve mer'alarla kaplıdır. Bilhassa akarsuların vadileri çok güzel ve yemyeşildir.
Ekonomi
Bingöl'ün ekonomisi hayvancılık, tarım ve ormancılığa dayanır. Bu sektörlerde çalışanlar faal nüfusun % 85'idir. Sanayi gelişmemiştir. İmalat ve inşaat sanayiinde çalışanlar % 3'tür.
Tarım: Bingöl; dağlık, vadileri dik ve sarp olduğundan, ovaları % 2,5 ve ekime müsait yerler ise % 3'tür.
Başlıca tarım ürünleri; buğday, arpa, darı, çavdar, baklagiller, fasulye, şekerpancarı, sebze, kavun ve karpuzdur. Genç ilçesinde, üzüm, bol miktarda elma ve armut yetişir. Böngöl'de modern tarım henüz yerleşmemiştir. Tarım aletleri ve traktör sayısı çok azdır. Sun'i gübreleme henüz yapılmamaktadır. Bingöl'ün cevizi meşhur olup, lezzetli ve büyüktür. Ceviz ağacı ise sandık, dolap ve oyma işlerinde kullanılır. Ceviz kerestesi kokulu ve dayanıklıdır.
Hayvancılık: Bingöl ekonomisinde en mühim geçim kaynağı hayvancılıktır. Köylerin % 78'i hayvancılıkla geçinir. Sığır, keçi ve koyun beslenir. Koyunlar mor ve ak karamandır. Et-Balık Kurumunun kombinesi 1983'te açılmıştır. Arıcılık ve tavuk besiciliği de yapılmaktadır. Canlı hayvan, deri, kıl, yün, yağ, peynir satışı ile mühim gelir elde edilir. Balı ve kaymağı çok meşhurdur.
Ormancılık: Bingöl orman bakımından zengindir. Yüzölçümünün % 15'i ormanlıktır. Ağaçlar meşe olup, baltalık orman şeklindedir. Koruluk ormanları azdır. 150 civarında köy orman içinde ve yakınındadır.
Madenler: Bingöl'ün dağlık bir bölge oluşu ve senenin üçte biri karla örtülü ve yol şebekesi müsait olmadığından yer altı zenginlikleri henüz tam tespit edilememiştir. Bazı bölgelerde, demir, fosfat, kaolin ve kömür yatakları bulunmuştur. Bunlardan yalnız kömür çıkarılmaktadır.
Sanayi: Bingöl'de sanayi gelişmemiştir. "Kalkınmada öncelikli iller" arasında yer alan Bingöl'de, sanayinin gelişmesi için teşvik tedbirleri alınmaktadır. Başlıca sanayi tesisleri yem fabrikası, süt fabrikası, et-balık kurumu kombinası, un, tuğla fabrikasıdır. Köylerde el dokuma tezgahları vardır. Kiği ilçesinde elle dokunan şallar meşhurdur. Kiği kilimleri siyah ve lacivert renkli, çizgili ve geometrik desenlidir. 1988 yılında, günlük 40 ton kapasiteli çeltik fabrikası faaliyete geçmiştir.
Ulaşım: Haydarpaşa-Tatvan demiryolu Bingöl'ün Genç ilçesinden de geçer. Malatya-Van ve Muş-Elazığ-Bingöl karayolu ile ülkenin her tarafına bağlanır.Kışın kar, Bingöl'ün ilçe ve köyleri ile irtibatını zaman zaman keser.
Demiryolu bilhassa kış mevsiminde daha ziyade tercih edilir. Bingöl'ün motorlu araç sayısı diğer illere göre azdır.
Nüfus ve Sosyal Hayat
1990 sayımına göre toplam nüfusu 249.881 olup, 86.664'ü ilçe merkezlerinde, 163.217'si köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 8319 km2 olup, nüfus yoğunluğu 30'dur.
Örf ve Adetler:Bingöl eski çağlardan beri göçebe aşiretlerin yayla ve mer'ası olmuştur. Asırların kültür birikimi göçebelik sebebiyle çok az olarak intikal edebilmiştir. Buna rağmen zengin bir kültüre sahiptir.
Oyunlarda hayvan taklidi, tabiat ve sosyal mücadele ağır basar. Başlıcası "kartal oyunu"dur. Oyun türü "Halay"dır. Delile, çaçar, meyrome, esmer, çepik, iki ayak ve gelin oyunları meşhurdur. Bingöl'ün kendine mahsus kadın ve erkek kıyafetleri vardır. Kadınlarda yazma, şalvar ve fistan başlıca giyim eşyasıdır. Halk edebiyatı zengindir. Halı, kilim ve simle işlenen "çakma" denilen süslemeler, keçeden yapılan "kebe" ve ağaç işleme sanatı çok ileridir. Meşhur yemekleri keşkek, çökelek, bulgur pilavı ve ayrandır.
Efsaneleri zengindir. Evliya Çelebi, Seyahatnamesi'nde; "Bir avcı vurduğu kuşu gölde yıkarken kuş canlanıp suya dalmış ve kaybolmuş. Göl (ab-ı hayat)sırrının anlaşılması üzerine bin parçaya bölünmüş ve hangisinin ab-ı hayat olduğu gizlenmiş." der. Bir efsaneye göre de Köroğlu, Çat Suyunun getirdiği köpüğü içer ve şair, yiğit olur. Bingöl'ün örf ve adetlerinde, kültüründe eski Türk boylarının tesiri derindir.
Eğitim: Okur-yazar nistebi % 50'yi biraz aşmıştır. Son senelerde okul ve öğrenci sayısı artmıştır. Şehir merkez ve köylerinde 540 ilkokul, 31 ortaokul, 4 meslek ortaokulu, 5 mesleki ve teknik lise, 6 genel lise vardır. 1 meslek yüksek okulu, 5 kütüphane mevcuttur.
Sağlık hizmetleri bakımından sosyalizasyon bölgesi içindedir. Kayak sporu ileri durumdadır.
İlçeleri
Bingöl'ün; Merkez, Adaklı, Genç, Karlıova, Kığı, Solhan, Yayladere ve Yedisu olmak üzere 8 ilçesi vardır.
Merkez: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 95.048 olup, 41.680'i ilçe merkezinde, 53.368'i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 47, Ağaçeli (Ilıcalar)bucağına bağlı 13, Sancak bucağına bağlı 15, Yamaç bucağına bağlı 11 köyü vardır.Yüzölçümü 1840 km2 olup, nüfus yoğunluğu 52'dir.
İlçe toprakları dağlık ve ormanlıktır. Güneyinde Karaboğa Dağları, kuzeyinde Bingöl Ovası yer alır. İlçe topraklarını Bayram Çayı sular.Köyler ilçenin güneyinde yoğunlaşmış olup, birbirine çok yakındır. Diğer bölgelerde köyler seyrektir.
Ekonomisi hayvancılığa dayanır.Yaylacılık yöntemiyle en çok koyun ve kıl keçisi beslenir. İlçenin güneydoğusunda yer alan Bingöl Ovasında tarım yapılır. Başlıca tarım ürünleri tahıl, meyve ve sebzedir. Üretim bütünüyle ilçe tüketimine dönüktür.
İlçe merkezi Bingöl Deresi yatağının güneyindeki geniş düzlükte kurulmuştur. 1971 depreminden önce ilçe merkezi dere yatağı ve yamaçları idi. İlçenin kuzey kıyısından Elazığ-Muş karayolu geçer. Bingöl belediyesi 1920'de kurulmuştur.
Adaklı: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 19.610 olup, 4538'i ilçe merkezinde 15.072'si köylerde yaşamaktadır. Merkeze bağlı 33 köyü vardır. Kığı ilçesine bağlı bucakken 19 Haziran 1987'de 3392 sayılı kanunla ilçe merkezi haline getirildi.
İlçe toprakları dağlıktır. Kuzeydoğusunda Şeytan Dağı, güneyinde Şerafeddin Dağlarının kuzey uzantıları yer alır. İlçe toprakları Peri Suyunun kolları tarafından derin biçimde yarılmıştır.
Ekonomisi hayvancılığa dayalıdır. Yaylacılık yöntemiyle koyun ve kıl keçisi beslenir. Yaylalarda kurulan mandıralarda tereyağı ve peynir yapılır. Akarsu vadilerinde tarım yapılır. Az miktarda buğday, arpa, patates, soğan, baklagiller, elma ve ceviz yetiştirilir.
Genç: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 43.238 olup, 11.464'ü ilçe merkezinde, 31.774'ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 6, Servi bucağına bağlı 32, Söğütlü bucağına bağlı 11, Yayla bucağına bağlı 10 ve Yenice bucağına bağlı 6 köyü vardır. Yüzölçümü 1646 km2 olup, nüfus yoğunluğu 26'dır.
İlçe toprakları genelde dağlıktır. Batısında Akdağ, doğusunda Akçakara Dağı yer alır. Akçakara Dağının 2940 m olan doruğu ilçenin en yüksek noktasıdır. Dağlardan kaynaklanan suları kuzey sınırını meydana getiren Murat Nehri toplar.Murat Nehri vadisi ilçe merkezi yakınlarında genişliyerek, Genç ovasını meydana getirir. Dağların Murat Nehrine yakın bölümlerinde meşelikler vardır.
Ekonomisi hayvancılığa dayalıdır. Yaylacılık yöntemiyle koyun ve keçi beslenir. Yaylalarda kurulan mandralarda süt ürünleri yapılır.Tarıma elverişli alanlar azdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, ceviz dut ve soğandır. Ayrıca az miktarda şekerpancarı, patates, arpa, elma ve baklagil yetiştirilir. İlçe topraklarında fosfat ve zengin demir yatakları vardır.
İlçe merkezi, Murat Nehrinin güneyindeki düzlük bir alanda kurulmuştur. Bingöl-Diyarbakır karayolu ilçenin batı kıyısından, Elazığ-Tatvan demiryolu ise ilçe merkezinden geçer. İl merkezine 22 km mesafededir. Genç, zaman zaman idari değişikliklere uğramış bir ilçedir. 1924-1927 seneleri arasında il merkezi oldu. Daha sonra ilçe yapılarak Elazığ'a, 1929'da Muş'a, 1936'da Bingöl'e bağlandı. Denizden yüksekliği 1100 metredir. İlçe belediyesi 1922'de kurulmuştur.
Karlıova: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 32.915 olup, 8503'ü ilçe merkezinde, 24.412'si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 80, Göynük bucağına balı 10 köy vardır. Yüzölçümü 1349 km2 olup, nüfus yoğunluğu 24'tür.
İlçe toprakları genelde dağlıktır.Kuzeyinde Karagöl Dağları, güneyinde Şerafeddin Dağı, orta bölümünde Şeytan Dağı yer alır. Bu dağları Murat Nehrine karışan, Göynük Çayı, Peri Suyu ve Kale Deresi parçalar. Kargapazarı köyü yakınlarında bulunan Bahri Gölü ilin en büyük gölüdür. Dağlar orman bakımından fakir olup, bazı yerlerinde hayvancılık yönünden önemli olan düzlükler vardır.
Ekonomisi hayvancılığa dayalıdır. Hayvancılıkla uğraşan göçmen aşiretler çok sayıda koyun ve keçi beslerler. Yapılan hayvancılık canlı hayvan ticaretine yöneliktir. Ekilebilen arazi az olduğundan tarım gelişmemiştir. Az miktarda buğday, arpa, patates, ceviz ve elma yetiştirilir.
İlçe merkezi Şeytan Dağının doğu eteklerinde düz bir alanda kurulmuştur. Eskiden Kanıreş olan ilçe ismi, daha sonra Bingöl olarak değiştirildi. Bingöl ismi 1938'de il'e ve il merkezine verilince ilçenin ismi Karlıova oldu. İl merkezine 68 km mesafededir. İlçe belediyesi 1934'te kurulmuştur.
Kığı: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 11.489 olup, 4532'si ilçe merkezinde, 6957'si köylerde yaşamaktadır. Merkeze bağlı 26 köyü vardır. İlçe toprakları dağlıktır. Doğusunda Şeytan Dağı yer alır. Dağlar Peri Suyu ve kolları tarafından derin bir şekilde parçalanmıştır. Peri Suyu Vadisindeki düzlükler, ilçenin başlıca tarım alanıdır.
Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. En çok elde edilen tarım ürünü buğdaydır. Ayrıca az miktarda arpa, patates, soğan ve baklagiller yetiştirilir. Yaylacılık yöntemi ile çok sayıda koyun ve keçi beslenir. Yaylalarda kurulan mandıralarda peynir ve tereyağı üretilir. Arıcılık gelişmiştir.
İlçe merkezi, üç yanı tepelerle çevrili Peri Suyu Vadisinde kurulmuştur. 1966 Varto zelzelesinden sonra, ilçe merkezi zelzeleye dayanıklı evlerin yapıldığı bölgeye taşınmıştır. İl merkezine 73 km mesafededir. İlçe belediyesi 1926'da kurulmuştur.
Solhan: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 35.197 olup, 12.200'ü ilçe merkezinde, 22.987'si köylerde yaşamaktadır. Merkeze bağlı 10, Yenibaşak bucağına bağlı 12 köyü vardır. Yüzölçümü 1114 km2 olup, nüfus yoğunluğu 32'dir.
İlçe toprakları dağlıktır. Kuzeyinde Şerafeddin Dağı, güneyinde Yaylım Dağı yer alır. Dağlardan doğan suları Murat Nehri toplar. Şerafeddin Dağının yüksek kesimlerinde hayvan besiciliği açısından önemli düzlükler vardır.
Ekonomisi hayvancılığa dayanır. Göçmen kabileler besledikleri hayvanları yazın Şerafeddin Dağlarındaki yaylalara çıkarırlar. En çok koyun ve keçi beslenir. Az olan tarım alanlarında buğday, elma, ceviz, arpa, soğan yetiştirilir.
İlçe merkezi Murat ve Baraba Suyu arasında kurulmuştur. Bingöl-Muş karayolu kasabadan geçer. İl merkezine 56 km mesafededir. Denizden yüksekliği 1500 metredir. Eski ismi Boğlan'dır. İlçe belediyesi 1932'de kurulmuştur.
Yayladere: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 3649 olup, 1310'u ilçe merkezinde, 2339'u köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 20 köyü vardır. Kiğı ilçesine bağlı bucak merkezi iken, 19 Haziran 1987'de 3392 sayılı kanunla ilçe merkezi oldu.
İlçe toprakları genelde dağlıktır. Ekonomisi hayvancılığa dayalıdır. Yaylacılık yöntemiyle en çok koyun ve keçi beslenir. İlçe merkezi Çadırdağı tepesinin eteklerinde kurulmuştur.
Yedisu: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 8735 olup, 2437'si ilçe merkezinde, 6298'i köylerde yaşamaktadır. Merkeze bağlı 12 köyü vardır.Kığı ilçesine bağlı bucak merkeziyken, 1990'da ilçe merkezi oldu.
İlçe toprakları dağlıktır. İlçenin güneyinde Şeytan Dağları yer alır. Ekonomisi hayvancılığa dayalıdır. En çok koyun ve keçi beslenir. İlçe merkezi Peri Suyu Vadisinde kurulmuştur.
Tarihi Eserler ve Turistik Yerleri
Tarih boyunca yayla vazifesi gören Bingöl'de tarihi eser diğer illere oranla azdır.
Kığı Camii: 1401-1402 senelerinde Akkoyunlu Pir Ali Bey tarafından yaptırılmıştır. Kığı ilçesindeki bu cami, bölgede günümüze kadar gelebilen Türk-İslam eserlerinin en eskidir. 1734, 1767 ve 1797'de tamir görmüştür.
Kığı Kalesi: Kığı'ya 6 km uzaklıkta sarp ve yüksek bir kaya üzerinde, inşa edilmiştir. Buraya çıkmak oldukça zordur. Kaleyi İslam orduları kumandanı hazret-i Halid bin Velid fethetmiştir. Bizans dönemi yapısı olduğu tahmin edilmektedir.Kalenin büyük bir bölümü yıkılmıştır.
Seritarius Kalesi:Murad Irmağı vadisinde olup, Bingöl merkezine 20 km uzaklıktadır. Urartular tarafından yapılmıştır. Günümüzde taş yığınları durumundadır.
Kral Kızı Kalesi (Dara-Hini): Genç  ilçesinde olup, Pers Kralı Dara'nın kızı için yaptırılmıştır. Diyarbük Çayı ile Kansper Çayının birleştiği yerde bir tepe üzerindedir. Günümüzde yıkıntı halindedir.
Mesire Yerleri: Bingöl'ün mesire yerleri çok güzeldir. Gerekli turistik tesisler yapıldığı takdirde, Bingöl turizm bakımından eşsiz bir merkez olmaya namzeddir. Güneşin doğuşunun en güzel manzarası Himalayalardan sonra Bingöl'dür. Bu iki yerden başka üçüncü bir yer yoktur.
Kaletepe: Karlıova ilçesinde Bingöl Dağları üzerindedir.Kaletepe'de (3250 m) güneşin doğuşunu ve binlerce irili ufaklı gölcükleri seyretmek insana çok haz verir.
Kırevi: Bingöl'e 10 km uzaklıkta Elazığ karayolu üzerindedir. Ormanlık ve buz gibi kaynakları ile eşsiz bir mesire yeridir.
Kayakevi: Bingöl-Elazığ karayolu üzerindedir. Bingöl'e 20 km uzaklıktadır. Her türlü konfora haizdir. Kış sporları için gerekli olan bütün tesisler vardır.
Kaymakevi: Kayakevine 5 km uzaklıktadır. Kaymak ve balı meşhurdur. Güzel bir manzarası vardır.
Soğuk Çeşme: Bingöl-Karlıova yolu üzerinde olup,Bingöl'e 30 km uzaklıktadır. Ormanlık bir yerdir. Buz gibi su kaynakları, leziz etlerden yapılmış tavaları ile meşhurdur.
Kerek Deresi: Kığı ilçesinin yakınında çevresi ağaçlarla kaplı bir mesire yeridir.
Kaplıcaları: Birçok sıcak su kaynağı bulunan Bingöl'de Kös Kaplıcası dışında modern kaplıca tesisi yoktur.
Kös Kaplıcası: Fahran bucağına 18 km uzaklıktadır. Banyoları, ağrılı hastalıklarda, romatizmada, kol ve bacak damarlarındaki dolaşım bozukluklarında damar açıcı faydası vardır. İçmeler, karaciğer, safra kesesi, mide barsak hastalıklarına, özellikle de şeker hastalığına faydalıdır.
Dikpınar Ilıcası: Genç ilçesine 30 kilometredir. Cilt hastalığına iyi gelir.
Horhor (Sabırtaşı)Kaplıcası: Kığı ilçesindedir. Suyu kükürtlü ve çok sıcaktır. Cilt hastalığına iyi gelir.
Çerme Kaplıcası: Karlıova'nın Çerme köyündedir. Romatizmaya iyi gelir.

Kaynak

Rehber Ansiklopedisi
Bilecik Hakkında Bilgiler

BİLECİK
Osmanlı Devletinin temellerinin atıldığı, Marmara, Ege, İç Anadolu ve Batı Karadeniz bölgelerinin kesiştiği bir kavşak noktasında bulunan bir ilimiz. 39°39' ve 40°31' kuzey enlemleriyle 29°43' ve 30°40' doğu boylamları arasında bulunan Bilecik; Sakarya, Bolu, Eskişehir, Kütahya ve Bursa arasında yer alır. Gerek Osmanlı, gerekse Cumhuriyet devrinin kuruluşunda çok önemli rol oynayan Bilecik'in, Türk tarihinde mümtaz bir yeri vardır. Trafik kod numarası 11'dir.
İsminin Menşei
Bilecik ilinin adını nereden aldığı kesin olarak tespit edilememiştir. Hititliler, Bilecik için "Şirin Köy" manasına gelen Belekoma demişlerdir. Zamanla bu isim Bilecik olarak söylenmiştir.
Tarihi
Bilecik'in tarihi çok eskilere, Hititlere dayanır. Bilahare Frigyalılar, Persler, Makedonya Kralı İskender, Selevkos, Bergama, Golat, Roma ve Bizanslıların eline geçti. İslam orduları zaman zaman burasını ele geçirdiler. 1071 Malazgirt Savaşından sonra Anadolu fatihi ve Anadolu Türk devletinin kurucusu Selçuklu Kutalmışoğlu Birinci Süleyman Şahın ordularınca Bilecik fethedildi. Birinci Haçlı Seferinde Bilecik yeniden Bizans tarafından alındı.
Anadolu Selçuklu Devletinin bir uç beyi olan Ertuğrul Gazi, Söğüt'te Oğuz Türklerinin Kayı aşireti olarak Kayı Beyliğini kurdu. Oğlu Osman Gazi, Bizans Tekfuru elinde olan Bilecik Kalesini fethedince, Osman Gazinin adı ve ünü etrafa yayıldı. Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Mes'ud, Osman Gaziye tuğ, sancak, gümüş eğer, kısrak, altın kabzalı kılıç ve pekçok hediyeler gönderdi. Kayı Beyliğine bağımsızlık tanıdı. Osman Gazi, Gıyaseddin Mes'ud vefat edinceye kadar Selçuklu Sultanını başbuğ olarak tanıdı. Vefatından sonra bağımsızlığını ilan etti. Osmanlı Devletinin ilk temeli burada atılmıştır. İznik ve Bursa'nın fethine kadar Osmanlı Devletinin başkenti olmuştur. Daha sonra Bilecik Anadolu eyaletinin Sultanönü (Eskişehir) sancağına bağlı bir kaza olmuştur. Sultan İkinci Abdülhamid Han ise, Bilecik'i, Hüdavendigar (Bursa) vilayetine bağlı Ertuğrul sancağının merkezi yapmıştır.
Yunan istila birlikleri Bilecik'i üç defa işgal etti. İstiklal Harbinde en çok tahrip ettikleri yer olup, Yunanlılar iki bin ev, 500 dükkan, 20 han, bütün cami, okul ve fabrikaları yaktılar. Yanan binaların harabeleri yakın zamana kadar bulunuyordu. Bu yıkıntılardan bazıları hala durmaktadır. Bilecik, 6 Eylül 1922'de düşman işgalinden kurtarıldı ve 20 Nisan 1924'te il oldu.
Bilecik yeni ve eski Bilecik olarak iki kısım halindedir. Bilecik'in ve bilhassa Söğüt'ün Türk tarihinde çok önemli bir yeri vardır. Söğüt, Osmanlı Devletinin ilk başkentidir. Osmanlı Devletinin, Türk Osmanlı kültürünün ve mimarının temelidir.
Fiziki Yapı
Bilecik çok engebelidir. Sakarya Nehri etrafındaki ovalar dışında geri kalanı yüksek olmayan dağ ve tepeler, derin ve dik vadiler, yayla ve platolardan ibarettir.
Dağlar: Bilecek'in üçte biri dağlıktır.Sakarya Nehrinin doğusundaki dağlar, Kuzey Anadolu dağlarının, batısındaki dağlar ise Uludağ'ın devamıdır.
Sipahi Dağı (1324 m), Göldağları (1250 m), Yirce Dağı (1790 m), Kela Dağı (1906 m), Ahı Dağı, Abbaslık Dağı, Yeşil Dağ ve Bozdağ 1000 metreden yüksek dağ ve tepelerdir.
Ovalar:Bilecik'te ova çok azdır. Sakarya Irmağının etrafındaki bazı düzlükler dışında büyük ovalar yoktur.
60 kilometrekarelik Bozüyük Ovası, Göksu, Göynük ve Karasu vadileri başlıca ova ve vadileridir. Sakarya Irmağı ve kolları çok derin yataklar açtıklarından buradaki vadiler sarp ve kayalıktır. Osmanlıların meşhur ve tarihi Domaniç Yaylası Bilecik sınırları içindedir.
Akarsular:Bilecik toprakları içinde en önemli akarsu, Sakarya Irmağıdır. Bu ırmak Deresakarı köyü civarında Bilecik'e girip, 75 km yol aldıktan sonra ili terk eder. Kışın suyu boldur (saniyede 100 m3), yazın ise bu miktar 8 metreküpe düşer.
Bozalan köyü civarında çıkan Karasu, Osmaneli yakınında, Adapazarı'ndan gelerek Bilecik'e giren Göynük Çayı Osmaneli yakınlarında Sakarya'ya karışır. Sorğun Çayı, Karasuya, Sarısu, Porsuk Çayına karışır. Göksu, Hamsu Deresi, Sakarya'ya dökülür.
Göller:
Çerkesli Gölü:Yüzölçümü 45 hektar ve biriken su miktarı bir milyon metreküptür. Osmaneli yakınındadır. Dodurga Barajı: Sarısu üzerinde kurulmuş olup yüzölçümü 250 hektar ve su hacmi 35 milyon metreküptür. Sulama ve taşkınları önleme ve tarım arazilerini sulama maksadıyla yapılmış bir baraj gölüdür.
İklim ve Bitki örtüsü
Marmara ile İç Anadolu iklimi karışık haldedir. İklim geçit tipi özelliği gösterir. Güney ve doğusunda İç Anadolu'nun yayla iklimi hüküm sürer. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlı, diğer bölgelerde ise kışlar ılık geçer. Isı -12,3°C ile +37°C arasında seyreder. Senelik yağış miktarı metrekareye 430 milimetredir. Yağmurlar daha çok ilkbahar ve sonbaharda yağar.
Bilecik ili topraklarının yarısına yakın bir kısmı ormanlıktır. Ağaçların çoğunluğu karaçam, kızılçam, sarıçam, köknar, kayın, meşe ve kestanedir. Ovaları az ise de akarsuları bol olduğundan her çeşit ürün yetişir.
Ekonomi
Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır. Ormanların yarısı Bozüyük'te, geri kalan yarısı da Gölpazarı, Osmaneli ve Söğüt'tedir.
Eskiden ipek böcekçiliği çok yaygındı. Yunan işgalinde dutluklar yakılınca, ipekböcekçiliği geriledi. Buna rağmen 135 köyde ipekböceği besleme geleneğine devam edilir. Son senelerde ipekböcekçiliği hızla gelişmektedir.
Tarım:Nüfusun yüzde 70'i tarımla geçinir. Modern tarıma, sulama, gübreleme ve modern tarım aletlerine önem verilmektedir. İlin suyu boldur. Arazinin yüzde 40'ı ekime müsaittir. Başlıca tarım ürünleri buğday, baklagiller, arpa, mısır, nohut, fasulye, şekerpancarı, ayçiçeği, soğan, barbunya, semizotu, havuç, sivri biber, domates, patlıcan, kıvırcık, salata ve şerbetçi otudur. Beylerce üzümü, nar, erik, ayva, kiraz ve muşmulası meşhurdur.
Hayvancılık: Bilecik ilinde mer'a ve çayırlar arazinin % 7'sini teşkil eder. Hayvancılık son senelerde gelişmeye başlamıştır. Yem fabrikası yapılmıştır. Süt fabrikası henüz yoktur. Besi hayvancılığı daha çok gelişmiştir. Koyun, sığır ve keçi beslenmektedir. Arıcılık gelişme halindedir.
İpekböcekçiliği yeniden gelişmektedir. Bursa ve Balıkesir'den sonra ipek böceği kozası en çok bu ilde yetiştirilir. Geçmişte ise ipekböcekçiliği çok daha ileri durumda bulunuyordu.
Ormancılık:Bilecik ilinin yarısına yakını ormanlıktır. Bunların ancak yarısı baltalık, yarısı ise normal, koruluk ve bozuk koruluktur. Her sene 200 bin metreküpe yakın yakacak odun ve 150 bin metreküpün üstünde imalatta kullanılan kerestelik odun elde edilir.
Madenler:Seramik ve cam sanayiinde kullanılan kil, kaolin ve feldispat Bilecik'te çok zengindir. Bilecik'te "Bilecik taşı" ismi verilen mermer (kireç taşları) meşhurdur. Vezirhan ve Kösedere'de çıkarılan pembe ve beyaz somaki mermerler; Hırtılar ve Külümbe köylerinde çıkarılan kırmızı, pembe ve şeftali renkli somaki mermerler ile Söğüt'te çıkarılan siyah benekli beyaz mermerler aranan mermerlerdir.
Sanayi:Bilecik son 10 sene içinde sanayi bakımından çok gelişmiştir. Yakın bir gelecekte ise Bilecik Türkiye'nin mühim bir sanayi bölgesi olmaya namzettir. Hali hazırda mevcut olan sanayi tesisleri tarım, orman ve seramiğe dayanır.
Başlıca fabrikalar:Yem fabrikaları, şerbetçi otu hublon fabrikaları, seramik fabrikaları, yedek parça fabrikası, şofben ve radyatör üreten demirdöküm fabrikaları, teneke fabrikası, kağıt fabrikaları, su tesisatı malzemeleri üreten fabrikalar, vinleks halı ve yer döşeme fabrikası, büsküvi fabrikası, ipekli dokuma fabrikaları, defter fabrikası, ambalaj kağıdı ve sandığı fabrikaları ile 500'e yakın küçük işletme tesisleri vardır.
Dericilik ve bıçakçılık, mermer, tuğla, seramik ve tahta işlemecilik çok ileridir.
Ulaşım: Bilecik ulaşım bakımından kavşak bir noktadadır. Her bölgeden kolayca ulaşılacak durumdadır. İstanbul-Eskişehir karayolu Bilecik'ten; Haydarpaşa-Eskişehir demiryolu Bozüyük, Bilecik istasyonu ve Osmaneli'nden geçer.
Nüfus ve Sosyal Hayat
1990 sayımına göre toplam nüfusu 174.169 olup, 89.209'u ilçe merkezlerinde, 84.960'ı köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 4321 km2 olup, nüfus yoğunluğu 40'dır.
İl toprakları içinde kalan bütün coğrafi isimler Oğuz-Türkmen boylarından kalmadır. Atasözleri, manileri, masal, efsane, halk türküleri ve halk oyunları bakımından çok zengindir. Karaçeli, zeybek oyunu meşhurdur. Folklorda Osmanlı tesiri büyük olup, dürüstlük, kahramanlık ve mertlik hakimdir.
Mahalli kıyafeti kadınlarda şalvar, işlik, oyalı yün çorap ve üç etektir. Erkekler kollu cepken ve günlük, belde kuşak ve işlemeli dizlik giyerler. Mahalli yemeği Bilecik Lokması'dır. Bölgede ipek ve kadife işlemeciliği, kilim ve heybe dokumacılığı ileridir.
Eğitim: Okur-yazar nisbeti % 80'dir. Bütün köylerinde ilkokul vardır. İlde 16 anaokulu, 280 ilkokul, 20 ortaokul, 8 lise ile 9 meslek lisesi ve (makina, elektrik ve seramik bölümlerinde) 1 yüksek okulu vardır.
İlçeleri
Bilecik ilinin, Merkez, Bozüyük, Gölpazarı, İnhisar, Osmaneli, Pazaryeri, Söğüt ve Yenipazar olmak üzere sekiz ilçesi vardır.
Merkez: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 43.089 olup, 23.050'si ilçe merkezinde, 20.039'u köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 23, Küplü bucağına bağlı 9 ve İlyasbey bucağına bağlı 18 köyü vardır.
İlçe toprakları genelde dağlıktır. İlçenin en yüksek noktası 1150 m yüksekliğindeki Dokuz Öküz Tepesidir. Dağlardan kaynaklanan suları, Karasu Çayı toplar. Dağlar, genelde koruluk durumundaki ormanlarla kaplıdır. 1000 m yüksekliği aşan bölümlerde karaçam ve kayın ormanları vardır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. En çok şerbetçi otu yetiştirilir. Meyve ve sebzecilik gelişmiş olup, yetiştirilen ürünler taze olarak İstanbul ve Ankara'ya gönderilmekte bir kısmı da konserve fabrikasında işlenmektedir. Ayrıca ipekböceği koza üretimi yapılmaktadır.
İlçe merkezi, ortalama yüksekliği 320 m olan Kırklar, Rasattepe ve Devdağı denilen tepelerin arasında kurulmuştur. Eski Bilecik, şimdiki yerleşim merkezinin güneydoğusunda Gugukluk ve Dabağhane dereleri boyunca çukur bir alanda, Edebali Camii ve türbesi çevresinde kurulmuştu. Kurtuluş Savaşında eski Bilecik tamamıyla yakılıp yıkılmıştır. Günümüzde sadece Edebali Camii ve türbesi sağlamdır. Eskişehir-İstanbul karayolu ilçe merkezinin ortasından geçer. İstasyon il merkezinden 5 km uzaktadır.
Bozüyük: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 47.494 olup, 32.275'i ilçe merkezinde, 15.219'u köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 28, Dodurga bucağına bağlı 15 köyü vardır.Yüzölçümü 842 km2 olup, nüfus yoğunluğu 56'dır.
İlçe toprakları genelde engebelidir. Orta kesiminde kuzeybatı-güneydoğu istikametinde Bozüyük Ovası yer alır. Sakarya'yı besleyen küçük çay ve dereler ilçe topraklarını sular. Bunlardan biri olan Sarısu Çayı üzerinde Dodurga Barajı vardır.
Ekonomisi tarım ve sanayiye dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri; tahıl, şekerpancarı, ayçiçeği, mısır, patates ve şerbetçi otudur. Orman bakımından zengin olmasına rağmen ormancılık fazla gelişmemiştir. Pancar üretimine dayalı büyük baş hayvancılığı yapılır. İlçede sanayi çok gelişmiştir. Başlıca sanayi kuruluşları şofben ve radyatör üreten demir döküm fabrikası, kağıt fabrikası, sıhhi tesisat malzemesi üreten fabrika, büsküvi fabrikası, halı ve yer döşeme fabrikası, teneke fabrikası, sümerbank seramik fabrikası ve kil tesisleridir. İlçe topraklarında bulunan kil, kaolin ve feldispat yatakları özel kuruluşlar tarafından işletilmektedir.
İlçe merkezi Boztepe ve Kızıltepe'nin güney eteklerinde kurulmuştur. Bilecik'in en gelişmiş ve nüfus bakımından en büyük yerleşim merkezidir. Bozüyük karayolu bakımından bir kavşak noktası durumundadır. Eskişehir-İstanbul, Eskişehir-Bursa ve Kütahya-İstanbul karayolu ve İstanbul-Eskişehir demiryolu ilçe merkezinden geçer. Söğüt'ün bir nahiyesi iken, 1926'da ilçe oldu. Belediyesi 1890'da kurulmuştur. İl merkezine 40 km mesafededir.
Gölpazarı: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 15.046 olup, 6134'ü ilçe merkezinde, 8912'si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 47 köyü vardır.
İlçe toprakları çok yüksek olmayan engebeli bir arazidir. En yüksek noktası ilçe merkezinin güneyinde yer alan Ortadağ'dır (1225 m). Sakarya Nehri ile kolları olan Göynük Çayı, Akçay ve Değirmendere ilçe topraklarını sular. Gölova ismiyle bilinen Gölpazarı Ovası, alüvyonlarla kaplı bir bölgedir.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri şekerpancarı, ayçiçeği, buğday, arpa ve üzümdür. Hayvancılık ilçe ekonomisinde önemli yer tutar. Koyun, keçi ve sığır beslenir.
İlçe merkezi, İstanbul-Eskişehir kara ve demir yollarından 28 km doğuda düz bir arazide kurulmuştur. Küçük bir yerleşim merkezidir. İl merkezine 40 km mesafededir. Belediyesi 1926'da kurulmuştur.
İnhisar:1990 sayımına göre toplam nüfusu 8042 olup, 1526'sı ilçe merkezinde, 6516'sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 12 köyü vardır. İlçe toprakları Sakarya Vadisinde yer alır. Sündüken Dağları, ilçenin güneyinde uzanır. Sakarya Nehri ilçe topraklarının ortasından geçer. Ekonomisi tarıma dayalıdır.Sakarya Nehrinin iki yakasında meydana gelen alüvyonlu düzlüklerde meyve ve sebzecilik yapılır. İklimi müsait olduğundan dört mevsim ürün alınır. Bağcılık ve ipekböcekçiliği gelişmiştir. İlçe merkezi Sündüken Dağlarının eteklerinde kurulmuştur. Sündüken Dağları karaçam ormanları ile kaplıdır. Söğüt'e bağlı bir bucakken, 9 Mayıs 1990'da 3644 sayılı kanunla ilçe merkezi haline getirildi.
Osmaneli:1990 sayımına göre toplam nüfusu 17.925 olup, 8663'ü ilçe merkezinde, 9262'si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 26 köyü vardır. Yüzölçümü 526 km2 olup, nüfus yoğunluğu 34'dür.
İlçe toprakları, 1000 metreyi geçmeyen engebeli bir alan üstünde yer alır. Kuzeyinde Samanlı Dağları, batısında Avdan Dağı yer alır. İlçe toprakları akarsular ile derin şekilde yarılmıştır. İlçe topraklarından kaynaklanan sular, Sakarya Irmağına karışır.
Ekonomisi tarım ve sanayiye dayanır. Başlıca tarım ürünleri şekerpancarı, buğday, üzüm ve arpadır. Ayrıca az miktarda ayçiçeği, ayva, elma ve baklagiller yetiştirilir. Mer'acılık yöntemiyle hayvancılık gelişmiştir. İpekböcekçiliği eski önemini devam ettirmektedir. Son yıllarda yapılan fabrikalarla sanayisi gelişmiştir.Kalorifer radyatörü döküm fabrikası,  halı ipliği ve halı dokuma tesisleri, yağ ve ipek dokuma fabrikaları başlıca sanayi kuruluşlarıdır.
İlçe merkezi Sakarya Vadisinin genişlediği bir bölgede, nehrin güneyinde kurulmuştur. İlçenin ortasından İstanbul-Eskişehir karayolu, kuzeydoğu kıyısından, İstanbul-Eskişehir demiryolu geçer. İl merkezine 30 km mesafededir. Belediyesi 1926'da kurulmuştur.
Pazaryeri:1990 sayımına göre toplam nüfusu 16.119 olup, 6422'si ilçe merkezinde, 9697'si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 24 köyü vardır. Yüzölçümü 333 km2 olup, nüfus yoğunluğu 48'dir.
İlçe toprakları genelde dağlıktır. Güney kesiminde Domaniç dağları yer alır. İlçenin önemli dağı 1100 m yükseklikteki Ahı Dağıdır. Dağlardan kaynaklanan suları Kocadere ve Sorgun Çayı toplar. Dağlık bölgeler ormanlarla kaplıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri şerbetçi otudur. Ayrıca az miktarda buğday, arpa, ayçiçeği, elma, ayva ve üzüm yetişir. Sığır besiciliği ve ormancılık ekonomide önemli yer tutar.
İlçe merkezi, eski Eskişehir-Bursa yolu üzerinde düz bir arazide kurulmuştur. İl merkezine 25 km uzaklıktadır. Gelişmemiş küçük bir yerleşme merkezidir.
Söğüt:1990 sayımına göre toplam nüfusu 20.436 olup, 9472'si ilçe merkezinde, 10.964'ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 24 köyü vardır.
İlçe toprakları orta yükseklikte engebeli alanlardan meydana gelir. Doğusunda Sündüken Dağları yer alır. Dağlardan kaynaklanan sular, Sakarya nehrine dökülür. Yüksek kesimlerinde köknar, karaçam, kızılçam ve sarı çamdan meydana gelen ormanlar vardır. Buralarda hayvancılık açısından önemli çayırlar yer alır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, üzüm, şeker pancarı, ayva ve arpadır. Hayvancılık ve ipekböcekçiliği ekonomide önemli yer tutar. Çok sayıda sığır ve koyun beslenir. Seramik fabrikası, refrektör fabrikası, kozafilatör fabrikaları ve pekmez atölyesi başlıca sanayi kuruluşlarıdır. İlçe topraklarında antimon, feldispat, kaolin, kil yatakları vardır.
İlçe merkezi Sündüken Dağlarının batı eteklerinde kurulmuştur. Osmanlı Devletinin ilk başkenti olan Söğüt, Türkiye Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından Ertuğrul Gazinin Kayı aşiretine kışlak olarak verilmiştir. Osmanlı Devletinin başkenti Bursa olunca, Söğüt nahiye olarak Eskişehir'e (Sultanönü)bağlandı. Sultan İkinci Abdülhamid Han zamanında, Bilecik, Ertuğrul sancağına bağlanınca, Söğüt de buna bağlı kaza oldu. İl merkezine 25 km mesafededir. İlçe belediyesi 1884'te kurulmuştur.
Yenipazar:1990 sayımına göre toplam nüfusu 6018 olup, 1667'si ilçe merkezinde 4351'i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 24 köyü vardır. Gölpazarına bağlı bir bucak iken, 19 Haziran 1987'de 3392 sayılı kanunla ilçe haline getirildi.
İlçe toprakları orta yükseklikte engebeli alanlardan meydana gelir. Değirmendere Vadisinin genişlediği yerde Yenipazar Ovası yer alır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri şekerpancarı, buğday, arpa ve üzümdür. Hayvancılık ilçe ekonomisinde önemli yer tutar. Yüksek kesimlerinde kızıl ve kara çam ormanları vardır. İlçe merkezi Değirmendere Çayının kıyısında tepe üzerinde kurulmuştur. Köy görünümünde küçük bir yerleşim merkezidir.
Tarihi Eserler ve Turistik Yerleri
Bilecik fevkalade tabii güzelliği, zengin tarihi hazineleri, şifalı içme ve kaplıcaları ile turizm bakımından eşsiz bir yer olmasına rağmen, turistik tesislerin yetersizliği sebebiyle bu imkanını değerlendiremeyen bir ildir.
Orhan Gazi Camii: Bir tepe üstünde, Osman Gazi Camiinin 300 m kuzeyindedir. Orhan Gazi yaptırmıştır. Yunan işgali sırasında yıkılmış ise de sonradan tamir ettirilmiştir. İlk günkü haliyle zamanımıza kadar gelmiştir.
Osman Gazi Camii: Orhan Gazi tarafından babası adına yaptırılan cami, küçük vadide sun'i bir tümsek üzerindedir. Yunanlılar tarafından tahrip edilen ve tamir görmeyen caminin günümüzde kuzey duvarıyla minaresi ve avlu duvarlarının pek azı ayakta kalmıştır.
İmaret:Orhan Gazi tarafından fakirlere yemek dağıtılmak üzere yaptırılmış bir tesistir. Osmanlı mimarisinin ilk eserlerinden biri olması bakımından tarihi önem ve değeri büyüktür.Yunanlılar tarafından tahrip edilen ve tamir görmeyen bu imaret, Orhan Gazi Camii karşısında, Eski Kabristan'ın içindedir.
Emirler Camii:Bilecik'in doğusunda, Emirler Mahallesindedir. Yunan işgali sırasında yakılmıştır. Yıkıntı halinde olan caminin ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Minaresinin şerefe korkulukları ve külahı yıkılmış durumdadır.
Akkaldırım Camii:İstiklal Mahallesindedir. Günümüzde sadece minaresi kalmıştır.
Köprülü Mehmed Paşa Camii:Vezirhan'dadır. Bilecik-İstanbul karayolu üzerindedir. 1655'te Köprülü Mehmed Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Ertuğrul Gazi Mescidi: Söğüt ilçesindedir. Günümüze Ertuğrul Gazi dönemindeki biçimiyle ulaşmamışıtır.
Mihal Bey Camii:Gülpazarı'ndadır. Gazi Mihal Bey tarafından yaptırılmıştır. Yanında bir han ve hamam vardır.
Çelebi Mehmed Camii:Söğüt'tedir. Çelebi Sultan Mehmed tarafından yaptırılmıştır. Geçirdiği tamirler yüzünden ilk yapıldığı şekli değişmiştir.
Hamidiye Camii:Sultan İkinci Abdülhamid Han 1889'da yaptırmıştır. Söğüt ilçesindedir.
Kasım Paşa Camii ve Külliyesi:1525-1528 tarihleri arasında Kasım Paşa tarafından yaptırılmıştır. Bozüyük'tedir. Sübyan mektebi, imaret ve mutfak, medrese, kervansaray ve hamamdan meydana gelen külliyenin medrese, kervansaray ve hamam kısmı yıkılmıştır.
Ertuğrul Gazi Türbesi:Söğüt'te, Söğüt-Bilecik yolu üzerindedir. Türbede, Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Gazinin babası Ertuğrul Gazi yatmaktadır. Ormanlık bir arazidedir. Osmanlı yapısı olan türbede 700 seneden beri askeri ve milli tören yapılır.
Edebali Türbesi:Bilecik'tedir. Osman Gazinin kayınpederi, alim ve veli olan Edebali hazretlerinin yattığı türbe. On dördüncü asır Osmanlı mimarisinin tipik bir örneğidir. Ahşap bir ev manzarası arz eder. Türbe içinde kızı Mal Hatun'un da kabri vardır. Eskişehir'de de Edebali'nin olduğu bildirilen bir türbe vardır.
Said Bey Çeşmesi:Söğüt'tedir. Kaymakam Said Bey tarafından 19. asırda yaptırılmıştır. Son dönem Osmanlı mimarisinin en önemli örneklerindendir.
Ayşe Hatun Çeşmesi: Orhan Gazi Camiinin yakınlarındadır. 1813'te Bilecik Ayanı Hikmet Ağanın annesi Ayşe Hatun tarafından yaptırılmıştır.
Bilecik Kalesi:Hamsu Deresi kenarında sivri bir kaya üzerinde olup, harabe halindedir.
Mesire Yerleri:Ertuğrul Gazi Türbesi civarındaki orman, Yediler Korusu (Bozüyük'e 7 km uzaklıkta), Türbin Mesire yeri, Küslük Çayırı, Abbaslık köyü ve Bozcaarmut Köyü Ormanları, Karasu Vadisi, Kazanbattı Çağlayanı, Küsnük Çayırı ve Başpınar Mesire yerleri başta gelenleridir.
Kaplıcaları:Sıcak su kaynakları açısından zengin değildir.
Çaltı (Aşağı Hamam)Kaplıcası:Söğüt ilçesinin Çaltı köyündedir. Banyo ve içme kürleri çıban, kaşıntılı deri hastalıkları ve romatizmaya iyi gelmektedir.
Selçik İçmeleri:Osmaneli ilçesine 3 km uzaklıktadır. İçme kürleri, mide, barsak, karaciğer ve idrar yolları hastalıklarına iyi geldiği gibi, böbrek ve mesane taşlarının eritilmesinde, düşürülmesinde de etkilidir.

Kaynak

Rehber Ansiklopedisi
Bartın Hakkında Bilgiler

BARTIN
Batı Karadeniz bölgesinde yer alan bir ilimiz. Kuzeyinde Karadeniz, batı ve güneyinde Zonguldak, doğusunda Kastamonu yer alır. Trafik kod numarası 74’tür.
İsminin Menşei
Romalılar devrinde Bartın Çayına Parthenius deniliyordu. Çayın kıyısında kurulan şehre ise Parthenia adı verildi. Bu isim zamanla Bartın’a dönüşmüştür.
Tarihi
Bartın’ın bulunduğu yerde ortaçağda Parthenia adlı küçük bir yerleşim merkezi vardı. Bu yerleşim merkezi uzun süre, çok yakınındaki Amasra şehrinin gölgesinde kaldı. Sekizinci asırda Müslüman Araplar bu bölgeye İslamiyeti yaymak için geldiler. On birinci asırda Türk akıncıları bölgeye ulaştı. 1204’te Trabzon Rum İmparatorluğuna bağlı olan Bartın ve çevresi 1214’te İznik Rum İmparatoru Theodoros tarafından ele geçirildi. 1261’de tekrar Bizans’ın eline geçen Bartın, 1392’de Yıldırım Bayezid zamanında Osmanlı topraklarına katıldı. 1402’den sonra bir ara İsfendiyaroğulları Beyliğinin eline geçen il toprakları 1461’de Fatih Sultan Mehmed Hanın Amasra’yı fethi ile kesin olarak Osmanlı idaresine girdi. Osmanlı idaresi teşkilatı içinde Anadolu Eyaletinin Bolu sancağına bağlı olarak yer aldı. On yedinci asrın sonlarında Bolu sancağı lağv edilince, bir müddet voyvodalıkla idare edildi. On dokuzuncu asırda Bolu Mutasarrıflığı kurulunca tekrar Bolu’ya bağlandı. 1920 senesinde Zonguldak Mutasarrıflığına bağlanan Bartın, 1924’te Zonguldak il olunca buraya bağlı ilçe merkezi haline getirildi. 28 Ağustos 1991’de kabul edilen 3760 sayılı kanunla Zonguldak’tan ayrılarak il oldu.
Fiziki Yapı
İl toprakları yüksekliği 2000 metre civarında olan dağlarla kaplıdır. Dağlar çok yüksek olmamasına rağmen Bartın Çayı ve kolları tarafından arazi derin şekilde parçalandığından çok engebeli bir görünüm almıştır. Bartın Çayının genişlediği alanlarda küçük çapta ova görünümünde düzlükler vardır.
İklim ve Bitki Örtüsü
Pek sert olmayan iklimi genelde nemlidir. Bütün mevsimler yağışlı geçer. Yağışların çok olması, orman alanlarının geniş yer tutmasına sebep olmuştur. Yayvan ve iğne yapraklı ormanlardan meydana gelen tabii bitki örtüsünde ormanaltı bitkileri de gürdür.
İlin ekonomisi tarım, sanayi ve ticarete dayalıdır. Tahıllardan en çok buğday, mısır, meyvelerden ise çilek yetiştirilir. Büyük baş hayvan yetiştiriciliği ve yumurta üretimi de önemli gelir kaynakları arasında yer alır. Gemi yapımcılığı en önemli sanayi koludur. Buna bağlı olarak ip, halat ve makara yapımı gibi sanat kolları da gelişmiştir. Kontrplak, kereste, kiremit, çimento, kağıt sanayii gibi oldukça çeşitli sanayi kolları şehirde ticaretin gelişmesini sağlamıştır.
Nüfus ve Sosyal Hayat
1990 sayımına göre toplam nüfusu 205.834 olup, 41.511’i şehirlerde, 164.323’ü köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 2140 km2 olup, nüfus yoğunluğu 97’dir.
Örf ve adetler: Eski adetler bozulmaya yüz tutmuştur. An’anevi erkek giyecekleri keçe, külah, puşu, bürümcük gömlek, potun, zıpka ve yelektir. Kadınlar ise fes üstüne çatkı bağlar, entari yelek, kapale ve şalvar giyerler.
İlçeleri
Bartın’ın biri merkez olmak üzere dört ilçesi vardır.
Merkez: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 133.942 olup, 30.142’si ilçe merkezinde 103.800’ü bucak ve köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 82, Arıt bucağına bağlı 16, Kozcağız bucağına bağlı 35 köyü vardır.
İlçe topraklarının doğu ve güneyi dağlarla kaplı olup, orta kesimi düzdür. Dağlar kayın, köknar, meşe ve çam ormanları ile kaplıdır. En önemli akarsuyu Bartın Çayıdır. Bartın Çayı Vadisinin genişlediği bölgede verimli Bartın Ovası yer alır.
Ekonomisi tarım ve ormancılığa dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri mısır, buğday ve patates olup, akarsu vadilerinde meyve ve sebze yetiştiriciliği yapılır. Tavukçuluk ve balıkçılık gelişmiştir. Orman ürünleri, çimento, yapı malzemesi fabrikaları başlıca sanayi kuruluşlarıdır.
İlçe merkezi, Kozlu Irmağının, Kocanoz Deresi ile birleştiği yerde kurulmuştur. Deniz kıyısından 10 km içeridedir. Bartın Çayının akışı düzgün olduğundan, küçük tonajlı gemiler ilçe merkezine kadar gelebilmektedir. İlçe belediyesi 1876’da kurulmuştur. 1991 senesi 3760 sayılı kanunla Zonguldak ilinden ayrılarak kurulan Bartın ilinin merkez ilçesi oldu.
Amasra: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 19.857 olup, 6510’u ilçe merkezinde, 13.347’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 28 köyü vardır. İlçe topraklarının iç kesimlerinde alçak dağlar, kıyı kesimlerinde ise düz kısımlar yer alır. Dağlar gür ormanlarla kaplıdır.
Ekonomisi turizm ve ormancılığa dayalıdır. Ormanla iç içe olan ilçe, tabii plajları ve tarihi eserleriyle ilgi çeken turistik bir merkezdir. Akarsu vadilerinde meyve ve sebze yetiştirilir. İlçe merkezi deniz kıyısında kurulmuş küçük bir kıyı şehridir. Bartın’a bağlı bir bucakken 9 Mayıs 1990’da ilçe oldu. Bartın’ın 1991 senesinde il olması üzerine, Bartın’a bağlandı.
Kurucaşile: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 11.435 olup, 2034’ü ilçe merkezinde, 9401’i köylerde yaşamaktadır. Merkeze bağlı 27 köyü vardır. Yüzölçümü 159 km2 olup, nüfus yoğunluğu 71’dir. İlçe toprakları dağlık olup, Küre Dağlarının batı uzantıları üzerinde yer alır. Dağlardan kaynaklanan sular küçük derelerle Karadeniz’e dökülür. Akarsu ağızlarında düzleşen deniz kıyısı genelde diktir.
Ekonomisi balıkçılık, ormancılık ve tarıma dayalıdır. İlçede küçük tekne yapan ve orman ürünlerini işleyen atölyeler vardır. Başlıca tarım ürünleri mısır, buğday, elma, armut, fındık ve patates olup, genelde verim düşüktür.
İlçe merkezi Dereağzı Koyunda kurulmuştur. Cide-Amasra kıyı yolu üzerindedir. Toprak yönünden en küçük ilçedir. İlçe belediyesi 1957’de kurulmuştur. 1991 senesinde Bartın’ın il olması üzerine, Zonguldak’a bağlıyken bu ile bağlı ilçe haline getirildi.
Ulus: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 40.600 olup, 2825’i ilçe merkezinde 37.775’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 51, Kumluca bucağına bağlı 20 köyü vardır. Yüzölçümü 715 km2 olup, nüfus yoğunluğu 57’dir. İlçe toprakları genelde orta yükseklikteki dağlardan meydana gelir. Dağlar gürgen, meşe, kayın ve köknar ormanları ile kaplıdır. Dağlardan kaynaklanan suları Bartın Çayı ve kolu olan Ulus Çayı toplar.
Ekonomisi tarım ve ormancılığa dayalıdır. Halkın büyük bölümü orman işlerinde çalışır. Akarsu vadilerinde tarım yapılır. Başlıca tarım ürünleri mısır, buğday, arpa, elma, armut ve patatestir. Hayvancılık ikinci geçim kaynağı olarak yapılır. Orman Ürünleri Sanayi Kurumuna bağlı Kereste Fabrikası ilçenin tek sanayi kuruluşudur.
İlçe merkezi Ulus Çayı Vadisinde kurulu gelişmemiş küçük bir yerleşim merkezidir. İlçe belediyesi 1944’te kurulmuştur. 1991 senesinde Bartın’ın il olması üzerine Zonguldak’a bağlıyken, Bartın’a bağlandı.
Tarihi Eserler ve Turistik yerleri
Bartın İli tarihi eser bakımından zengin bir ilimizdir. Tarihi eserlerin büyük bir kısmı Osmanlı devrine aittir. Başlıca tarihi eserleri şunlardır:
Halil Bey Camii: Merkez ilçededir. 1872’de Halil Bey tarafından yaptırılmıştır. Kubbesi yoktur.
Orta Cami: Bartın Çarşısının ortasındadır. Üç defa yanan cami son olarak Basra Valisi İbrahim Paşa tarafından 1901’de yeniden yaptırılmıştır.
Aşağı Cami: 1905 senesinde yaptırılan caminin çatısı ve tabanı ahşaptır.
Fatih Camii: Amasra Kalesi içindedir. Kiliseyken 1461’de Fatih Sultan Mehmed Han tarafından camiye çevrilmiştir.
Kilise Camii: Amasra’da olup, Kiliseyken Fatih Sultan Mehmed Han tarafından camiye çevrilmiştir.
Somaklıoğlu Hamamı: 1883’te Somaklıoğlu Mustafa Bey tarafından yaptırılmıştır. Suyu, Bartın Irmağından temin edilirdi. Günümüzde kullanılmamaktadır.
Kemerköprü: Bartın Çayı üzerinde 1787 senesinde İbrahim Bey tarafından kesme taştan yaptırılmıştır. Çok sağlam üç ayak ve iki sivri kemer üzerine oturtulmuştur. Uzunluğu 42 m, genişliği 8.5 metredir.
Asmaköprü: Bartın Çayı üzerinde 1889 senesinde Osman Paşa tarafından yaptırılmıştır. Otuz metre uzunluğunda, 8 metre genişliğindedir. 1957 senesinde tamir ettirilmiştir.
Amasra Kalesi: Küçük bir yarımadanın üzerinde olup, Bizanslılar tarafından yaptırılmıştır. Yıkık durumda olan kale, kenarları 500-600 metre uzunlukta olan bir dikdörtgen şeklindedir. Dört kat halinde yükselir. On beş-yirmi metre yüksekliğinde 24 burç ve kulesi vardır. Kalede Kraliçe Amastris’in sarayı, su kemeri ve iki küçük kilise kalıntısı vardır.
Mesire yerleri: Bartın tabii güzellikler bakımından oldukça zengindir. Gür ormanlar, kıyı boyunca uzanan tabii kumsallar ilde birçok mesire yeri meydana gelmesine yol açmıştır. Başlıca mesire yerleri şunlardır: Kaynarca Keson: Bartın Çayı kıyısında yemyeşil güzel bir dinlenme yeridir. İnkum: Bartın’a 12 km mesafede bir tatil  yeridir. İnce kumuyla meşhur oldu.
Çaknaz: Amasra’nın 14 km doğusunda güzel bir tatil beldesidir. Deniz sporları yapmaya çok müsaittir. Çaknaz’da yer alan ahşap caminin minaresi çok ilgi çekicidir.

Kaynak

Rehber Ansiklopedisi
Balıkesir Hakkında Bilgiler

BALIKESİR
Marmara ve Ege denizi sahilinde bulunan, turizm bakımından gelişmiş, Türkiye'nin önemli illerinden biri. Kaplıcaları, yeraltı ve yer üstü suları bakımından zengin, üçte biri ormanlık, Türkiye'nin zeytin ambarı olan Balıkesir ili; Marmara Denizi, Bursa, Kütahya, Manisa, İzmir, Ege Denizi ve Çanakkale arasında yer almaktadır. 39°04' ile 40°40' kuzey enlemleri ve 26°02' ile 23°02' doğu boylamları arasındadır. Trafik kod numarası 10'dur.
Erdek ve Bandırma, Kapıdağ Yarımadasının meydana getirdiği körfez ve limanlarıdır. Batıda ise Edremit Körfezi vardır. Avşa, Marmara, Güvercin ve Ekinlik, Paşalimanı, Maden adaları Balıkesir'e dahildir. Yüzölçümü 14.292 kilometrekaredir.
İsminin Menşei
Selçuk Türkleri şehre "Balak" derlerdi. Balıkesir'i fetheden Selçuklular şehir ortasındaki hisara izafeten "Balak Hisar" (Hisar Şehri)ismini verdiler. Bu isim zamanla halk arasında (Balıkhisar) "Balıkesir" haline geldi. Kuvvetli olan rivayet budur. Zayıf bir rivayete göre de "Balı çok bol" (Balı Kesir) kelimesinden gelmektedir.
Balıkesir'in "Bılık" ile ilgisi olmadığı gibi, (Batıkisra)"Paela-kastro" veya "Balcea" mevkı ismi ile de hiçbir ilgisi yoktur. Gerçek anlamda Balıkesir, Selçuklu devrinde kurulmuştur.
Tarihi
Balıkesir ilinin bulunduğu topraklar eski çağlarda "Misya" ismi ile anılırdı. Anadolu'da ilk siyasi birliğini (devleti)kuran Hititler (Etiler)bu bölgeyi de sınırları içine almışlardı. Hititlerden sonra Frikyalılar, Mısırlılar, Lidyalılar, Persler bu bölgeyi ele geçirdiler. Pers Kisrası (kodaman)Dara ile Makedonya Kralı İskender arasında yapılan Granik Çayı Savaşında Persler yenilmiş, bu bölge Makedonyalıların eline geçmiştir. İskender ölünce imparatorluk, komutanlar arasında taksim edilmiş ve Lizimak "Misya"ya hakim olmuştur. Lizimak ile Selefkus arasındaki savaşta Lizimak ölünce, onun maliye işlerini yürüten Filiter, bağımsız Bergama Krallığını kurdu. M.Ö. 130 senesinde bu bölge Bergama Krallığı ile birlikte Roma İmparatorluğuna katıldı. Roma İmparatorluğu M.S. 395 senesinde ikiye bölününce, bu bölge Doğu Roma (Bizans)nın payına düştü. İslam orduları 672-677'de iki defa İstanbul'u fethetmek için geldiler. Her ikisinde de bu bölgede konakladılar. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Selçuklu Sultanı Süleyman Şah komutasındaki birlikler Balıkesir'i feth ettiler. Süleyman Şahın oğlu Birinci Sultan Kılıç Arslan'ın kayınpederi İzmir emiri Çaka Beyin nüfuz sahasına verildi. Haçlı seferleri esnasında zaman zaman Türklerle Bizanslılar arasında bazı şehirler gibi burası da el değiştirdi.
Danişmend Hanedanından Karasioğulları Balıkesir'i fethederek beyliğin başkenti yaptı. Karasioğulları Balıkesir, Çanakkale ve Bergama bölgesinde uç beyliği olarak ilk önce Selçuklulara, sonra da 1308-1335'e kadar İlhanlılara tabi oldu. Kuvvetli bir donanması olan Karasi Beyliği, Orhan Gazinin emrine girdi. 1345'te Osmanlı Devletine katıldı. Osmanlı Devletine ilk katılan Anadolu Beyliği, Karasi Beyliğidir.Karasi Beyi Süleyman1361'e kadar Çanakkale valiliği yaptı. Osmanlılar zamanında Balıkesir, Anadolu Beylerbeyliğinin 14 sancağından biri; Tanzimattan sonra ise Bursa (Hüdavendigar)eyaletinin üç sancağından biri oldu. Birkaç isyan dışında Osmanlı devrinde Balıkesir, Birinci Dünya Harbine kadar en sakin bölgelerdendi.
1919 senesinin Mayıs ayında Yunan istila kuvvetleri Edremit'e, 29 Mayıs 1919'da ise Ayvalık'a girdiler. Milli mücadelenin ilk toplu cephesi Ayvalık'ta açıldı. Milli mücadele bir çığ gibi büyüyerek gelişti. 26 Ağustos 1922 Başkomutanlık Zaferinden sonra 3 Eylül 1922'de Burhaniye, 4 Eylül Bigadiç, 5 Eylül Susurluk, 6 Eylül Balıkesir, Balya, Gönen ve İvrindi, 9 Eylül Edremit, 14 Eylül Manyas ve 17 Eylül'de Ayvalık ve Bandırma düşman istilasından kurtuldu.
Fiziki Yapı
Balıkesir topraklarının %35,6'sı dağlar, % 53,1'i platolar, %10,9'u ovalar ve % 0,4'ü yaylalarla kaplıdır.
Dağlar:Dağlar fazla yüksek değildir. En yüksek yeri Kazdağı (1774 m)dır. Madra Dağları (1338 m), Alaçam Dağları (1625 m), Kapıdağ (782 m), Karadağ (764 m), Kepez Dağı (1336 m) ve Gelçel Dağı (881 m) başlıca dağlarıdır.
Ovaları:Balıkesir ilinin toprakları çoğu yerde küçük tepelerle birbirinden ayrılan ova halindeki düzlüklerdir. İlin yüzde onunu Türkiye'nin en verimli ovalarından Manyas, Gönen, Edremit, Burhaniye, Ayvalık, Sındırgı, Bigadiç, Bergama, Susurluk, İvrindi ve 140 kilometrekarelik Balıkesir ovaları kaplar. Ovalar dere ve çayların getirdiği alüvyonlarla gayet verimli duruma gelmiştir.
Akarsuları:Balıkesir, akarsular bakımından zengindir. Fakat bunlar küçük olup, büyük nehirler yoktur. Başlıca akarsularından Susurluk (Simav)Çayı;Kütahya'nın Şaphane Dağından çıkarak, Bursa'da Nilüfer Çayı ile birleşip Ballıkaya'da Marmara Denizine dökülür. Gönen Çayı; Kaz Dağından çıkarak Kazak, Bakırçay ve Akkayası çaylarını alır ve Erdek Körfezine dökülür. Ayrıca Atnos Deresi, Kızıklı Dere, Kara Dere, Koca Çay, Havran Çayı, Zeytin Çayı ve Kirmasti Çayı diğer bilinen çaylardır.
Göller:Manyas Gölü Türkiye'nin altıncı büyük gölüdür. 178-192 kilometrekaredir. Derinliği azdır. Deniz seviyesinden 20 m yüksekliktedir. Kocaçay ile beslenir. Karadere ile Susurluk Çayını besler. Bol miktarda sazan, yılan ve turna balığı bulunur.Manyas Gölünün en önemli tarafı, göl kenarında milli park halinde bulunan "Kuş Cenneti" isimli kısmıdır. Bu bölgede 8600 çeşit kuş vardır. Dünyanın en uzak köşelerinden gelen üç milyon kuş, bu bölgede barınmakta, kuluçkaya yatıp yavrularını büyütmektedir. Bu milli park 52 dekar genişlikdedir. 1959'dan beri milli park statüsünde olan bu yeri, turist ve ziyaretçiler ancak gözetleme kulesinden seyredip fotoğraf çekebilmektedirler.Kuşlar bu bölge halkından kaçmamakta, onlar da kuşları korumaktadır. Bu bölgedeki kuşlar üç gruptan ibarettir. Birinci grup kuşlar, mart başlarında güney ülkelerden kuluçka için gelirler.Mayısta yavrular yumurtadan çıkıp,temmuz başında uçacak hale gelirler. Başlıcaları; leylek, karabatak, balıkçıl, kaşıkçı, dalgıç, yağmurkuşu, mavi karga, saz bülbülü, çulluk ve çeşitli su tavuklarıdır. Diğer bir grup kuşlar soğuk havalarda burada konaklayıp, sıcak ülkelere inerler. Üçüncü grup ise sadece göç esnasında buraya uğrayıp konaklayan kuşlardır. Bu bölgeye avcıların girmesi yasaktır.
Tabak Gölü: Edremit Körfezinden Ege Denizine dökülen Havran,Zeytinli ve Kızılkeçeli çayları büyük bir bataklık meydana getirirler. Bu bataklığın ortasındaki su birikintisine "Tabak Gölü" denir.  Çay Gören Barajı Gölü:Susurluk Çayı üzerinde kurulan bir baraj gölüdür.Yüzölçümü 780 hektardır.
İklimi ve Bitki Örtüsü
Balıkesir'de Marmara, Akdeniz ve kara ikliminin, te'siri görüldüğünden, ilin bir bölgesindeki bitkiler, diğer bölgesinde görülmez. Yüzölçümünün yüzde 30'u (650 bin hektar)ormanlıktır. Ormanlar daha çok Dursunbey,Sındırgı, Edremit, Burhaniye ve Balya bölgesinde zengindir. İlin % 32'si mer'a ve çayırlıktır. Arazinin % 23'ü ekime müsaittir. % 15'i ise zeytinlik, sebze ve meyve bahçesidir. Ege kıyılarında 300 m yüksekliğe kadar makilere rastlanır. Edremit bölgesi ise 500 metreye kadar zeytinliklerle kaplıdır. Daha yukarılarda kara ve kızılağaç ormanları vardır.
Balıkesir'de üç iklim bir arada görülür. Ege kıyılarında Akdeniz, kuzeyde Marmara ve iç bölgelerde kara iklimi hüküm sürer. Kıyılarda yaz ve kış arasındaki ısı farkı azdır. İç kısımlarda ise bu fark büyüktür. Dağlık doğu bölgede kışlar sert ve yazlar serin geçer. Senelik yağış miktarı 540-740 mm arasındadır.
Ekonomi
Balıkesir'in ekonomisi; tarım, turizm, sanayi, ormancılık ve makinacılığa dayanır.
Tarım:Balıkesir, üç iklim kuşağının tesiri altında kaldığı ve verimli topraklara, zengin akarsu kaynaklarına sahip olduğu için, tarım ürünleri çok çeşitlidir.Nüfusun % 80'i tarımla uğraşır. Kıyılarda daha çok zeytin, narenciye, incir, pamuk, elma, armut, ayva ve üzüm yetişir. İç kısımlarda tahıl, baklagiller, pancar, tütün, ayçiçeği, susam, pirinç, her çeşit meyve ve sebze yetiştirilir. En çok yetiştirilen tarım ürünleri; buğday, arpa, mısır ve yulaftır. Türkiye'nin en geniş zeytinlikleri burada olup, memleketimizde elde edilen zeytinin üçte biri bu ilde yetiştirilir.
Hayvancılık:Balya ve Manyas bölgeleri hayvancılığa müsaittir. Koyun, keçi ve sığır beslenir. Modern tavukçuluk oldukça ileridir. Arıcılık gittikçe gelişmektedir. Balıkçılık oldukça ileridir. Marmara Adasında her çeşit balığın konservesi yapılmaktadır. Konserve balık sanayii gelişmiştir. Marmara Adasında Türkiye'nin en büyük balık buzhanesi vardır. Bölgenin sardalya balığı meşhurdur.
Ormancılık:Balıkesir, orman ve orman ürünleri bakımından zengin bir ilimizdir. Ormanlar daha çok doğuda dağlık bölgede ve kıyılarda toplanırlar. Dursunbey, Balya, Sındırgı ve Burhaniye'de orman ürünleri ön sırada yer alır.Mobilya ve kereste fabrikaları vardır. Balıkesir Kağıt Fabrikasında gazete kağıdı istihsal edilir.
Madenler:Balıkesir maden bakımından da çok zengin bir ildir. Yalnız Türkiye'nin değil, dünyadaki bor madeni rezervlerinin % 52'si Balıkesir'dedir. Bor madeninin kendisi, sodyum borat, kalsiyum borat ve diğer çeşitleri makina, uçak ve uzay sanayiinde kullanılan kıymetli bir madendir. Dünya bor hammadde istihsalinin %40'a yakını burada yapılmaktadır. Türkiye'nin en zengin mermer yatakları da Balıkesir'de bulunur.Marmara Adası mermerleri iki bin senedir işlenmektedir. Beyaz ve gri renkli olan bu mermerler dünyaca meşhurdur. Çoğu ihraç edilmektedir. Balıkesir'de 250 mermer ocağı vardır. Granit taşı, zımpara taşı oldukça fazladır. Demir madeni bakımından çok zengin olup; Eymir, Gönen, Şamlı, Balya ve Havran'dan çıkarılmaktadır. Ayrıca linyit, taşkömürü, civa, demir, bakır, alüminyum, manganez, krom, kurşun, antimon, manyezit, dolamit, gümüş, kaolin ve altın yatakları bulunmaktadır. Altınoluk, altın bakımından zengindir.
Sanayi:Balıkesir sanayi bakımından gelişmiş ve önde gelen illerimizdendir. 100'e yakın büyük sanayi ve beş bin küçük sanayi işletmesi ile tarıma dayalı sanayi, imalat, kimya ve her çeşit  sanayi ile ilgili tesisler mevcuttur. Başlıca sanayi tesisleri; zeytinyağı ve sabun, meyva, sebze ve balık konserve, pamuklu dokuma ve iplik, şeker, çimento, gübre, sülfirik asit, boraks ve asit, kağıt, un, yem, süt, deri ve çorap, jeneratör, kereste ve mobilya fabrikaları ile pekçok sayıda atelye mevcuttur. Yeni fabrika kurulmağa da devam edilmektedir.
Ulaşım:Karayolu, demiryolu, denizyolu ve hava yolları bakımından kavşak noktalarından biridir. Balıkesir'e ulaşmak veya buradan diğer illere gitmek çok kolaydır. Marmara, Ege, İç Anadolu arasında bir geçittir. Karayolları muntazamdır. Balıkesir-İzmir arası yeni yapılan yolla kısalmıştır. Bandırma, Kuşadası, Ayvalık ve Akçay limanları ile her yere bağlıdır. Bandırma, önemli bir yükleme ve indirme limanıdır. Bandırma ve Eskişehir'den gelen demiryolu, Manisa ve İzmir'e ulaşır. Balıkesir ve Bandırma havaalanları daha çok askeri maksatlarla kullanılır. Motorlu araç sayısı bakımından oldukça zengindir. Balıkesir ili sınırları içinde 1150 km karayolu olup, bunun 615 kilometresi devlet yolu, 535 kilometresi il yoludur. 742 kilometresi asfalt, 321 kilometresi stabilize, kalanı ham yoldur.
Nüfus ve Sosyal Hayat
Balıkesir'in 1990 sayımına göre toplam nüfusu 973.314 olup, bunun 468.758'i ilçe merkezlerinde, 504.556'sı köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 14.292 km2 olup, nüfus yoğunluğu 68'dir.
Kültür, folklor, örf ve adetler:Balıkesir ili zengin bir kültür ve folklora sahiptir. Selçuklu ve Osmanlı tesiri büyüktür. Oyunlarında kadın ve erkekler ayrı yerde eğlenirler. Belli başlı oyunları; Güvende (ikili ve toplu),Bengi, Zeybek, Alay Havası ve Barana'dır. Müziğinde Trakya ve Bursa'nın etkisi büyüktür. Bazı yerlerde şenlik ve festivaller düzenlenir. Bengi, bir savaş oyunudur ve aslı Orta Asya'ya dayanır. Deve oyunu, Sini çevirme ve bu esnada mani söyleme köylerde rastlanan eski bir gelenektir. Mahalli kıyafetler ancak düğün ve folklor gösterilerinde giyilir.Sındırgı köylerinde "Yağcıbedir halıları" meşhurdur. Ata binmek, güreş, yüzerek ördek avlama, direk üzerinde yürüme ve cirit yaygındır. Yemeklerinden kalamar balık dolması ve kuna (lüfer balığı) yemekleri meşhurdur. Halk edebiyatı, mani, atasözü, tekerleme, bilmece, masal ve şiirler bakımından çok zengindir.
Eğitim:Eğitim bakımından 67 il arasında on ikinci sıradadır. Okur yazar nisbeti %75'in üzerindedir. 1042 ilkokul, 102 ortaokul, 57 muhtelif lise ve dört fakülte vardır. Karasi Üniversitesi kurulması için dernek kurulmuş ve faaliyete geçmiştir.
Yetişen meşhurlar: Kurtdereli Mehmed Pehlivan, Çoban Mehmed, Bandırmalı Kara Ali, Mehmed Ali Yağcı, Sındırgılı Şerif, Tarzan Mehmed, Hasan Acar ve Sabri Acar Türkiye'nin meşhur güreşçileri arasında yer alan Balıkesirlilerdir. Osmanlı kumandanlarından Hacı İlbey ve Evrenos Bey, 16. asır şairlerinden Zati ve Türkçeyi iyi kullanan meşhur hikaye yazarlarından Ömer Seyfeddin Balıkesirlidir.
İlçeleri
Balıkesir'in biri merkez olmak üzere on dokuz ilçesi vardır.
Merkez: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 245.651 olup, 170.589'u ilçe merkezinde, 75.062'si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 48, Ertuğrul bucağına bağlı 17, Kurukpınar bucağına bağlı 22, Şamlı bucağına bağlı 19, Yeniköy bucağına bağlı 9 köyü vardır.Yüzölçümü 1446 km2 olup, nüfus yoğunluğu 170'tir.
İlçe toprakları alçak tepeler ve ova ile kaplıdır. -Edremit Körfezi ile Susurluk Çayı arasında kalan Balıkesir Ovası verimli tarım alanıdır. Ova yaklaşık olarak 140 kilometrekarelik bir alanı kaplar.
Ekonomisi tarım ve sanayie dayanır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, mısır, tütün, susam, pamuk, pancar, haşhaş ve nohuttur. Sebze ve meyvecilik gelişmiştir. Seka Kağıt Fabrikası, zeytinyağı ve sabun fabrikaları, çırçır fabrikaları, pamuklu dokuma fabrikası, çimento fabrikası başlıca sanayi kuruluşlarıdır.
İlçe merkezi, Balıkesir Ovasının batısında, ovayı sınırlayan tepelerin yükselmeye başladığı bölgede kurulmuştur. İzmir-Eskişehir-Ankara demiryolu ile İzmir-Bursa-İstanbul demiryolu ilçe merkezinden geçer.
Ayvalık: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 46.827 olup, 25.687'si ilçe merkezinde, 21.140'ı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 8, Altınova bucağına bağlı 9 köyü vardır. Yüzölçümü 266 km2 olup, nüfus yoğunluğu 176'dır.
İlçe toprakları alçak tepelik alanlardan meydana gelir. Güneydoğusunda Madra Dağı yer alır. Kıyı kesimlerinde ovalar vardır. Kıyıları genelde düzdür. İlçe topraklarını Madra Çayı sular.
Ekonomisi tarım ve tarıma bağlı sanayie dayalıdır. Başlıca tarım ürünü zeytin ve pamuktur. Ayrıca çamfıstığı, mandalina yetiştirilir ve bağcılık yapılır. Balcılık gelişmiştir. Zeytinyağı, sabun ve çırçır fabrikaları başlıca sanayi kuruluşlarıdır.
İlçe merkezi deniz kıyısında Yaylacık ve Kaplan dağlarının kıyıya doğru alçalan eteklerinde kurulmuştur. Yük ve yolcu gemilerinin yanaştığı iskele ve yat limanı vardır. Sarımsak Yarımadası ile Alibey Takımadaları arasında 21 ada ve adacık ile çok sayıda koy ve dalyan bulunur. Bu bölgeye eski çağlarda "Bin Rüzgarlar Ülkesi" denirdi. Şeytan Sofrası denilen kayalık, bölgedeki Ayvalık şehrinin kuşbakışı manzarası ve bilhassa güneşin batışı çok güzeldir. Ayvalık'tan, asırlarca Türkün malı olan, bugün Yunan işgalindeki Midilli Adası gözle görülür. Sarısamlı, Çamlık, Armutçuk, Bağyüzü, Şahinkaya ve Altınova en güzel sahilleridir. İlçede deniz, kum, orman ve tabii güzellikler bir aradadır. Ege denizinde 34 kilometrelik sahili vardır. İl merkezine 127 km mesafededir.
Balya: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 21.781 olup, 2248'i ilçe merkezinde, 19.533'ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 30, Danişmend bucağına bağlı 7, Ilıca bucağına bağlı 7 köyü vardır.
İlçe toprakları Kocaafşar Çayı ve kollarının açtığı vadiler ile bunların iki yanında yükselen dik yamaçlardan meydana gelir. Vadilerde yer alan düzlüklerden en önemlisi Balya Ovasıdır. Güneybatısında Kar Dağı yer alır. Dağlık bölgeler ormanlarla kaplıdır.
Ekonomisi tarıma dayanır. Toprakları verimsiz olduğundan sınırlı üretim yapılır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, mısır ve nohuttur. Meyvecilik bağcılık, hayvancılık ve ormancılık da ekonomide önemli yer tutar.
İlçe merkezi, Balıkesir-Çanakkale karayolu üzerinde kurulmuştur. Küçük bir yerleşim merkezidir. Belediyesi 1900'de kurulmuştur. İl merkezine 40 km mesafededir. İlçe topraklarında bulunan Simli kurşun madeni 1940'a kadar ilçenin temel ekonomik kaynağı idi. Osmanlı Devleti zamanında ilk grev bu madende olmuştur. 1940'da rezervlerinin azalması yüzünden üretim durdurulmuştur. 7 Temmuz 1920'de Yunan işgaline uğrayan ilçe, 15 Eylül 1922'de işgalden kurtuldu.
Bandırma: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 102.300 olup, 77.444'ü ilçe merkezinde, 24.856'sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 16, Aksakal bucağına bağlı 6, Edincik (Aydıncık)bucağına bağlı 12 köyü vardır. Yüzölçümü 599 km2 olup, nüfus yoğunluğu 170'dir.
İlçe toprakları genelde ovalıktır. Ovada yer yer 500 metreyi geçmeyen tepeler vardır. Manyas Gölünün büyük bölümü ilçe sınırları içinde kalır.
Ekonomisi tarım, ticaret ve sanayie dayanır. Başlıca tarım ürünleri pancar, mısır, yulaf ve bakladır. Sebze ve meyvecilik gelişmiştir.Hayvancılık açısından ilçede en yaygın olarak tavukculuk yapılır. Marmara Denizi kıyılarında ve Manyas Gölünde yapılan balıkçılık ekonomide önemli yer tutar. İlçe günümüzde önemli ticaret merkezlerindendir. Etibank Boraks ve Asitborik Fabrikası, Sülfirik Asit Fabrikaları, Gübre Fabrikası, un fabrikaları, yağ fabrikaları, Salça Fabrikası başlıca sanayi kuruluşlarıdır. Bandırma Limanı aynı zamanda ihracat merkezidir. İlçede turizm de önemli gelir kaynaklarındandır. Marmara kıyılarındaki plajlar çok sayıda turist  çeker. İlçe, Turizm Bakanlığınca birinci sınıf turizm merkezi ilan edilmiştir. Manyas Gölü ve çevresindeki kuş cenneti milli parkı yerli yabancı turistlerin ilgisini çeker.
İlçe merkezi, Bandırma Körfezi kıyısında az eğimli bir alanda kurulmuştur. Haydar Çavuş Camii, Edincik'te Ulu Camii, Kümbet Camii, Emir Sultan Camii, Hamidiye Camii, Beyhan Camii ve Üçpınar Camii tarihi ve sanat değeri büyük olan eserlerdir. Manyas yolu üzerinde bulunan "Daskılaiyonum Harabeleri", İyon ve Dara kültürüne ait izleri taşır. Edincik bucağında ise, Osmanlı Türklerinin ilk defa Trakya'ya (Rumeli'ye)geçtikleri yerde, altında karargah kurulan tarihi çınar ağacı hala durmaktadır. Üç ayrı medeniyetin yaşadığı Kapıdağ Yarımadasındaki (Balkız)Kızıkos Harabelerine giden asfalt yolun altı, tarihi eserlerle doludur. Dünyanın ilk darphanesinin bulunduğu "Batıkşehir", tarihi eserler bakımından zengindir. Bandırma'ya 15 km uzaklıktaki Tophisar köyündeki tarihi Tophisar Kalesi ve yanındaki cami, harabe halindedir. Bandırma'nın eski ismi "emniyetli liman" manasına gelen Panomaras'tır. İl merkezine 96 km mesafededir. Bursa-Çanakkale karayolu ilçenin kıyısından geçer. İl merkezi ile demiryolu bağlantısı vardır. İlçe belediyesi 1881'de kurulmuştur.
Bigadiç: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 50.728 olup, 12.976'sı ilçe merkezinde, 37.752'si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 38, Çağış bucağına bağlı 11 ve Yağcılar (Adalı) bucağına bağlı 23 köyü vardır. Yüzölçümü 1007 km2 olup, nüfus yoğunluğu 50'dir.
İlçe toprakları genelde dağlıktır. Batı bölümü 750 metreye kadar yükselen platolardan meydana gelir. Doğu ve güneydoğusunda Alaçam Dağları yer alır. Bu dağların en yüksek noktası Tilki Tepedir (1600 m).İlçe toprakları Simav Çayı ve kollarının açtığı derin vadilerle parçalanmıştır. Bigadiç Ovasını Simav Çayı sular.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri tahıl, haşhaş ve baklagildir.Tavukçuluk ve arıcılık gelişmiştir. Ormancılık ekonomide önemli yer tutar. İlçe topraklarında çıkarılan kolemanit madeni Etibank tarafından işlenmektedir. Elde edilen ürünün hepsi ihraç edilir. Yağcıbedir köyünde dokunan halılar yurt dışına gönderilir.
İlçe merkezi, Bigadiç ovasının doğusunda dağların eteğinde kurulmuştur. İl merkezine 38 km uzaklıktadır. Eski İzmir-Balıkesir yolu ilçe merkezinden geçer. İlçe belediyesi 1923'te kurulmuştur.
Burhaniye: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 33.706 olup, 21.805'i ilçe merkezinde 11.901'i köylerde yaşamaktadır. Merkeze bağlı 27 köyü vardır.
İlçe toprakları genelde dağlıktır. Doğu ve güneydoğusunda Madra Dağları yer alır. Bu dağların arasında geniş akarsu vadileri vardır.Kıyı ile dağlar arasında Burhaniye ovası yer alır. Bu ova Edremit ve Havran ovalarının devamı durumundadır. İlçe topraklarını Havran Çayı sular.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri zeytin, pamuk, tahıldır. Meyvecilik gelişmiştir. Mandalina, incir ve üzüm başlıca yetiştirilen meyvalardır. Ormancılık ve modern yöntemlerle yapılan arıcılık ekonomide önemli yer tutar. Zeytinyağı, sabun ve un fabrikaları, iplik fabrikası başlıca sanayi kuruluşlarıdır.
İlçenin önemli gelir kaynaklarından biri de turizmdir. Ören dinlenme sitesi sebebiyle yaz aylarında iç ve dış turizmin mühim bir merkezi olarak kalabalıklaşır.
İlçe merkezi kıyıdan 4 km içeride Çanakkale-İzmir karayolu üzerinde kurulmuştur. Kıyıda İskele ve Ören dinlenme sitesi vardır. Burhaniye, Selçuklu Sultanı Kılıçarslan'ın uç beyi olan Taylı Baba'nın bu bölgedeki göçebe Türkleri toplayarak kurduğu Taylıeli köyünün 1484'te Kemer'e nakledilmesiyle kuruldu. İstiklal Harbinde Burhaniyeliler 172. Piyade Alayı emrine girerek Yunan istilasına karşı ilk mücadele eden ilçe oldu. 29 Haziran 1920'de uğradığı Yunan işgalinden 15 Eylül 1922'de kurtuldu. İl merkezine 93 km mesafededir. İlçe belediyesi 1868'de kurulmuştur.
Dursunbey: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 52.230 olup, 13.025'i ilçe merkezinde, 39.205'i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 49, Gökçedağ bucağına bağlı 27, Kavnak bucağına bağlı 14 ve Kireç bucağına bağlı 10 köyü vardır. Yüzölçümü 1906 km2 olup, nüfus yoğunluğu 27'dir.
İlçe toprakları dağlıktır. Güneyinde Alaçam Dağları yer alır. Dağlar karaçam ormanları ile kaplıdır. Dağlardan kaynaklanan suları Kirmasti Çayı toplar. Dağlar arasında küçük düzlükler vardır. Ekonomisi hayvancılık ve ormancılığa dayalıdır. Kavak yetiştiriciliği gelişmiştir. Elması meşhurdur. Koyun besiciliği yanında ipekböcekçiliği yapılır. Kereste fabrikası ilçenin başlıca sanayi kuruluşudur.
İlçe merkezi dar bir vadide kurulmuştur. Balıkesir-Kütahya demiryolu ilçenin 5 km kadar güneyinden geçer. İl merkezi ile bağlantısını sağlayan stabilize yol, 79 kilometredir. İlçe belediyesi 1920'de kurulmuştur.
Edremit: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 63.430 olup, 35.486'sı ilçe merkezinde, 27.944'ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 18, Altınoluk bucağına bağlı 5 köyü vardır. Yüzölçümü l708 km2 olup, nüfus yoğunluğu 90'dır.
İlçe topraklarının kıyı kesimi ova, iç kısımları dağlarla kaplıdır. Kuzeyinde Kaz Dağı yer alır. Bu dağın en yüksek noktası Karataş Tepesidir (1774 m). Dağlardan kaynaklanan akarsular doğrudan Edremit Körfezine dökülür. Dağlar ormanlarla kaplıdır. Ormanlarda meşe, çam, gürgen, ıhlamur ve kestane ağaçları vardır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünü zeytindir. Ayrıca pancar, buğday, mısır, elma, pamuk yetiştirilir. İlçedeki zeytin ağaçlarının yarısından fazlası Vakıflar Genel Müdürlüğüne aittir. Arıcılık çok gelişmiştir. Altınoluk bucağında bulunan çinko-kurşun yatakları zaman zaman işletilmektedir. Edremit'in yağı ve balı meşhurdur. Edremit için; "Bir sokağından bal, bir sokağından yağ akar" sözü söylenmiştir.
İlçe merkezi, Kaz Dağının denize doğru yelpaze gibi açılan bereketli yamaçlar üzerine kurulmuş şirin bir ilçedir. Eski çağlarda ismi İde veya Ayda'dır. Edremit, Truva Savaşlarından önce kurulmuş ve Lidya Kralı Krezüs bu şehri imar etmiştir. Şehrin ismini "Andronya" (Adramis)olarak koymuştur. 1336'da Orhan Gazi zamanında Karesi Beyliğinin Osmanlı Devletine katılmasıyle Osmanlı topraklarına dahil oldu.
Edremit'e 10 km uzaklıktaki Akçay, kumun en ince ve deniz suyunun en az tuzsuz olduğu bir bölgedir. Sahilden 100-150 m mesafeye kadar deniz sığ olup, derinliği insan boyunu geçmez. Senenin en sıcak günlerinde dahi yayla serinliği vardır. Akçay'ın en önemli tarafı, deniz içinden fışkıran bir çok arteyzen, buz gibi soğuk ve son derece tatlı suların bulunmasıdır. Bu kaynakların etrafı taşlarla çevrilidir.Derindeki artezyenlerden içilebilir. Soğuk suyun fışkırdığı böyle yerler, dünyada çok azdır. Adramittum, Astria ve Antudros harabeleri bu ilçe sınırları içindedir. İl merkezine 86 km mesafededir.
Erdek: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 26. 547 olup, 13.246'sı ilçe merkezinde, 13.901'i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 22 köyü vardır. Yüzölçümü 400 km2 olup, nüfus yoğunluğu 66'dır.
İlçe toprakları alçak ve engebeli Kapıdağ Yarımadasında yer alır. En yüksek noktası Kese Tepe olup, 782 metredir. Eskiden bir ada olan Kapıdağ, dar ve alçak bir kıstakla karayla birleşerek yarımada halini almıştır. Yarımadanın Erdek ve Bandırma Körfezi kıyılarında geniş tabii kumsallar vardır.
Ekonomisi tarım, balıkçılık ve turizme dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, zeytin ve üzümdür. Ayrıca az miktarda arpa, mısır, susam, bakla, tütün, elma yetiştirilir. Balıkçılık gelişmiş olup, avlanan balıklar İstanbul'a gönderilir. Erdek iç turizmin en işlek merkezlerindendir. İstanbul'a yakınlığı turizmin gelişmesini hızlandırmıştır. İlçe kıyıları turistik tesisler, yazlık siteler ve dinlenme tesisleri ile doludur.
İlçe merkezi Kapıdağ Yarımadasının güneybatısında, Erdek Körfezi kıyısında kurulmuştur. Yazın önemli bir turizm merkezi haline gelir ve nüfusu birkaç kat artar. Tabii güzelliği ile Akdeniz'i aratmayan bir sahil şehridir. İl merkezine 115 km, Bandırma ilçesine ise 19 km mesafededir. Zelzele ve yangınlar yüzünden bir çok kere harap vaziyete geldikten sonra tekrar kurulan ilçenin çevresinde pek çok sayıda tarihi yerleşim olduğu bilinmektedir. Fakat bunların pek azı günümüze kadar ulaşabilmiştir. Balkız (Belkız) harabeleri, Konormos Limanı, Kocapınar Antik Çeşme, Demirkapı Kale Örenleri, Surlar ve Hırsız Kale eski eserlerden bazılarıdır.
Gömeç: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 11.020 olup, 3567'si ilçe merkezinde, 7453'ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 8 köyü vardır. Burhaniye ilçesine bağlı bir bucakken, 1987'de ilçe merkezi haline getirildi.
İlçe toprakları genelde düz olup, Burhaniye Ovasında yer alır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri zeytin, pamuk ve tahıldır. Meyvecilik gelişmiş olup, incir ve üzüm başlıca yetiştirilen meyvalardır. İlçede küçük çapta zeytinyağı ve sabun fabrikaları vardır. Turizm gelişmiş olup, sahil kesiminde tatil siteleri ve turistik tesisler vardır.
İlçe merkezi Çanakkale-İzmir karayolu üzerinde deniz kıyısına yakın bir yerde kurulmuştur. İl merkezine 113 km mesafededir.
Gönen: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 67.599 olup, 26.849'u ilçe merkezinde, 40.750'si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 48, Buğdaylı (Kavak)bucağına bağlı 6, Sarıköy bucağına bağlı 19, Tütüncü (Ayvacık)bucağına bağlı 13 köyü vardır. Yüzölçümü 1152 km2 olup, nüfus yoğunluğu 59'dur.
İlçe toprakları ovalıktır. Bu ovanın etrafı alçak tepelerle çevrilidir. İlçe sınırları dışında doğup, topraklarını sulayan Gönen Çayı en önemli akarsuyudur. Gönen Ovası; Sarıköy Vadisi boyunca batıya uzanan Sarıköy Ovası, Kuzeydeki Tahir Ova bölümlerinden meydana gelir.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri; buğday, arpa, mısır, ayçiçeği, fasulye, bakla, pancar, tütün ve susamdır. Meyvecilik gelişmiş olup, karpuz ve şeftalisi meşhurdur. Ayrıca üzüm ve elma da yetiştirilir. Hayvancılık ilçe ekonomisinde önemli yer tutar. En çok koyun ve sığır beslenir. Tavukçuluk ve arıcılık oldukça yaygındır. Ekonomide önemli yer tutan etkinliklerden biridir. İlçe merkezindeki kaplıcalar, geniş konaklama ve tedavi tesisleri ile Türkiye çapında meşhurdur. Marmara kıyısındaki Denizkent, yaz turizmi bakımından önemli bir sayfiye yeridir. Deniz kıyısında yazlık evler ve siteler vardır. İlçe topraklarında civa yatakları mevcuttur. Un, yem, süt ve süt ürünleri, salça başlıca sanayi kuruluşlarıdır.
İlçe merkezi Gönen Ovasının ortasında ve Gönen Çayının doğu kıyısında kurulmuştur. 1953 ve 1964'te büyük zelzele felaketi yaşamıştır. İl merkezine 104 km mesafededir. İlçe belediyesi 1884'te kurulmuştur.
Havran: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 25.711 olup, 8878'i ilçe merkezinde, 16.833'ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 26 köyü vardır. Yüzölçümü 559 km2 olup, nüfus yoğunluğu 46'dır.
İlçe toprakları kıyıdan içeri doğru daralarak uzanan ova ile bu ovayı kuzey ve güneyden sınırlayan dağlardan meydana gelir. Kuzeyinde Kaz Dağı, güneyinde Madra Dağı yer alır. Ovayı sulayan Havran Çayı ilçenin başlıca akarsuyudur. Dağlar ormanlarla kaplıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünü zeytindir. Bunun dışında az miktarda mandalina, pamuk, incir, pancar, tahıl, üzüm ve baklagiller yetiştirilir. Hayvancılık ekonomide önemli yer tutar. Arıcılık gelişmiştir. Bazı köylerde işletilen demir ocakları vardır.
İlçe merkezi, ovanın en alçak kesiminde, Havran çayının batı kıyısında kurulmuştur. Balıkesir'i Burhaniye üzerinden İzmir'e bağlıyan yol üzerindedir. İl merkezine 78 km mesafededir. 1943 ve 1953'teki zelzeleler ilçede büyük zarara sebeb olmuştur. İlçe belediyesi 1930'da kurulmuştur.
İvrindi: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 37.181 olup, 5019'u ilçe merkezinde, 32.162'si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 24, Gökçeyazı (Ergama) bucağına bağlı 6, Kayapa bucağına bağlı 8 ve Korucu bucağına bağlı 25 köyü vardır. Yüzölçümü 751 km2 olup, nüfus yoğunluğu 50'dir.
İlçe toprakları genelde dağlıktır. Batısında Kaz Dağı, güneybatısında Madra Çağı yer alır. Dağlardan kaynaklanan suları, Madra Çayı toplar. Kocaçay adıyla bilinen diğer bir akarsuyun Madra Dağının alçak kesimlerinde vadisi genişliyerek verimli İvrindi ovasını meydana getirir.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, mısır ve baklagillerdir. Ayrıca az miktarda üzüm, elma, ayçiçeği ve susam yetiştirilir. Hayvancılık ekonomide önemli yer tutar. En çok koyun ve sığır beslenir. Arıcılık gelişmiştir. Köylerde el dokumacılığı yapılır. İlçe topraklarında bakır, taşkömürü, linyit, antimon ve kaolin yatakları vardır.
İlçe merkezi, Madra Deresi Vadisinde yer alır. İlçe merkezine 37 km mesafededir. İlçe belediyesi 1944'te kurulmuş ve aynı sene ilçe olmuştur.
Kepsut: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 30.138 olup, 466'sı ilçe merkezinde 24.672'si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 42, Durak (Hamidiye)bucağına bağlı 19 köyü vardır. Yüzölçümü 894 km2 olup, nüfus yoğunluğu 34'dür.
İlçe topraklarının büyük bölümü ovalıktır. Doğusunda Alaçam Dağları yer alır. Balıkesir Ovasının devamı olan Kepsut Ovasını Simav Çayı sular.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri pancar, buğday, arpa, mısır, baklagiller, ayçiçeği, pamuktur. Meyvecilik gelişmiştir. Vişne ve şeftalisi meşhurdur. İlçe topraklarında bulunan kurşun, demir, manganez ve linyit çıkarılmaktadır.
İlçe merkezi Kepsut Çayının Simav Çayına katıldığı bölgede kurulmuştur. Kepsut Çayı ilçenin ortasından geçer. İl merkezine yakınlığı sebebiyle fazla gelişmemiş bir yerleşim merkezidir. İlçe belediyesi 1888'de kurulmuştur. İl merkezine 25 km mesafededir.
Manyas: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 29.310 olup, 5648'i ilçe merkezinde, 23.662'si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 27, Darıca bucağına bağlı 7 ve Şevketiye (Hacı Pagün) bucağına bağlı 9 köyü vardır. Yüzölçümü 586 km2 olup, nüfus yoğunluğu 50'dir.
İlçe toprakları kuzeyden güneye doğru hafif yükselen dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Tektonik çöküntü sonunda meydana gelen bir çukurun sularla dolmasıyla meydana gelen Manyas Gölünün güneyinde Manyas Ovası yer alır. İlçe topraklarını sulayan Kocaçay Manyas Gölüne dökülür.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri pancar, buğday, ayçiçeği, mısır, baklagil ve arpadır. Ayrıca az miktarda elma, üzüm ve susam yetiştirilir. Hayvancılık ilçe ekonomisinde önemli yer tutar. En çok koyun beslenir. Tavukçuluk modern usullerle yapılır. Manyas gölünde avlanan kerevit ve sazanlar ihraç edilir.
İlçe merkezi, gölün güneyinde yer alan tepeler ve etekleri üzerine kurulmuştur. 1953 ve 1964 zelzeleleri ilçede büyük hasarlar yapmıştır. İlçe ilk olarak, 1877 (93 Harbi)Türk-Rus savaşında Türkiye'ye göç eden Kırımlı 25 aile tarafından kurulmuştur. 16 sene sonra Kafkasya'dan 25 aile aynı yere bilahare Romanya, Bulgaristan ve Yunanistan'dan gelen göçmenler bu köye yerleşmiştir. Bu köy ile Kayaca birleşerek Manyas ismini aldı ve 1936'da ilçe olmuştur. Manyas Gölü dünyanın sayılı güzel yerlerinden olup, "Kuş Cenneti" ismi verilen göl kıyısındaki Milli Parkta 8600 çeşit kuş yaşamaktadır. İl merkezine 80 km mesafededir.
Marmara: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 9792 olup, 2355'i ilçe merkezinde 7437'si köylerde yaşamaktadır. Merkeze bağlı 8 köyü vardır. Yüzölçümü 117 km2 olup, nüfus yoğunluğu 83'tür.
İlçe toprakları bir ada olup, adanın orta kesimleri dağlık, kuzey ve güneyi tepeliktir. En yüksek noktası 699 m ile Büyükçayır tepesidir. Güneydoğusunda tepeler arasında önemli tarım alanı olan Topağaç Ovası yer alır.
Ekonomisi tarım ve madenciliğe dayanır. Başlıca tarım ürünleri zeytin, üzüm, sebze ve meyvelerdir. Adanın kuzey kesiminde mermer ocakları vardır. Bu ocaklardan çıkarılan mermerler Marmara grisi ve beyazı olarak bilinir. Marmara beyazı Türkiye'de üretilen mermerlerin en kıymetlisidir. Ayrıca adadaki dolamit yatakları da işletilmektedir.
İlçe merkezi, adanın güneybatı kesiminde yer alır. Erdek ilçesine bağlı bir bucak iken, 19 Haziran 1987'de 3392 sayılı kanunla ilçe oldu. Adada turizm günümüzde ekonomide önemli yer tutar. Adada birçok otel, pansiyon, dinlenme tesisi ve yazlık ev vardır. Adaya İstanbul'dan düzenli gemi ve deniz otobüsü seferleri vardır.
Savaştepe: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 24.337 olup, 10.053'ü ilçe merkezinde, 14.286'sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 31, Sarıbeyler bucağına bağlı 10 köyü vardır. Yüzölçümü 425 km2 olup, nüfus yoğunluğu 57'dir.
İlçe toprakları akarsu vadileriyle parçalanmış engebeli araziden meydana gelir. Plato görünümündeki bu arazinin yüksekliği 100 metreyi geçmez. İlçe topraklarını sulayan küçük dereler Simav Çayına karışır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa ve baklagiller olup, ayrıca az miktarda pancar, üzüm, tütün, pamuk, ayçiçeği ve susam yetiştirilir. Hayvancılık ekonomide önemli yer tutar. İlçe topraklarında civa ve perlit yatakları vardır.
İlçe merkezi, az eğimli bir tepe üzerinde kurulmuştur. Eski adı Giresun olan ilçe, Kurtuluş Savaşının önemli direnişlerinin geçtiği bir bölgede yer alması yüzünden 1934'te ismi Savaştepe olarak değiştirildi. İlçeden İzmir-Balıkesir demiryolu geçer. İl merkezine 46 km mesafededir. İlçe belediyesi 1953'te kurulmuştur.
Sındırgı: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 52.004 olup, 9511'i ilçe merkezinde 42.493'ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 43, Düventepe bucağına bağlı 15 ve Gölcük bucağına bağlı 6 köyü vardır. Yüzölçümü 1433 km2 olup, nüfus yoğunluğu 36'dır.
İlçe toprakları dağlıktır. Kuzey, kuzeydoğu ve doğusunda Alaçam dağları, güneyinde Demirci-Simav Dağları, batısında Gölcük Dağı yer alır. İlçe merkezinin çevresinde yer alan ve fazla geniş olmayan düzlükler Sındırgı Ovası olarak bilinir. Dağlardan kaynaklanan suları, Simav Çayı toplar. Simav Çayı üzerinde yapılan Çaygören Barajının arkasında sun'i bir göl meydana gelmiştir.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, üzüm, arpa, susam, tütün, elma ve pancar olup, ayrıca az miktarda ayçiçeği ve pamuk yetiştirilir. Hayvancılık ekonomide önemli yer tutar. Köylerde halı, kilim, seccade ve heybe dokumacılığı yaygındır. İlçe topraklarında, kil, kaolin ve perlit yatakları vardır.
İlçe merkezi Simav Çayının batı kıyısında, eski Balıkesir-İzmir karayolu üzerinde kurulmuştur. Eski ismi Kuruköy'dür. İl merkezine 60 km uzaklıktadır. İlçe belediyesi 1884'te kurulmuştur.
Susurluk: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 43.022 olup, 18.906'sı ilçe merkezinde, 24.116'sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 29, ,Göbel bucağına bağlı 7 ve Ömerköy bucağına bağlı 10 köyü vardır.
İlçe toprakları fazla yüksek olmayan engebeli araziden meydana gelir. Doğusunda Çataldağ yer alır. Dağlık bölgeler ormanlarla kaplıdır. İlçe topraklarını sulayan Susurluk Çayı Vadisinde yer alan düzlükler önemli tarım alanlarıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, pancar, ayçiçeği, mısır, arpa, nohut ve bakla olup, ayrıca az miktarda üzüm, susam, elma, fasulye ve pamuk yetiştirilir. Hayvancılık ekonomide önemli yer tutar. Şeker fabrikası en önemli sanayi kuruluşudur. İlçe topraklarında antimon ve jips yatakları vardır.
İlçe merkezi Susurluk Çayı batı kıyısında hafif eğimli bir alanda kurulmuştur. 1858'de Kırım ve 1877 Türk-Rus savaşları sonunda Kafkasya, Kırım ve Balkanlardan gelen göçmenlerle büyümüş, 1829'da bucak ve 1926'da ilçe olmuştur. İl merkezine 39 km mesafededir. İstanbul-İzmir karayolu ilçe merkezinden geçer. Balıkesir-İzmir demiryolu ilçenin batısından geçer. İlçe belediyesi 1889'da kurulmuştur.
Tarihi Eserler ve Turistik Yerleri
Balıkesir tarihi eseri, kaplıcaları ve deniz kenarındaki dinlenme ve kamp tesisleri yönünden çok zengindir. Marmara ve Ege denizinde sahili bulunan Balıkesir, Türkiye'nin en gelişmiş ve seçkin bir turizm bölgesidir.
Yıldırım Camii ve Külliyesi: Balıkesir'in en eski Osmanlı eseridir. 1388'de Yıldırım Bayezid tarafından yaptırılmıştır. Cami, medrese ve imaretten meydana gelen külliye büyük bir avlu içindedir. 1818 ve 1897 senelerinde tamir görmüştür. Medrese 12 odalıdır.
Zağanos Paşa Camii ve Külliyesi: Fatih Sultan Mehmed Hanın vezirlerinden Zağanos Paşa 1461'de yaptırmıştır. Cami, türbe ve hamamdan meydana gelen külliyeden sadece hamam, ilk haliyle günümüze kadar gelmiştir. 1897 depreminde yıkılan cami ve türbe, 1908'de yeniden yaptırılmıştır. Caminin mihrabı son dönem Türk sanatının bütün özelliklerini taşımaktadır.
Yeşilli Camii (Hisariçi Camii): Kimin tarafından yaptırıldığı bilinmeyen cami, 1786'da Külahçızade Hacı Mustafa Efendi tarafından tamir ettirilmiştir. Eski Kuyumcular Mahallesindedir.
İbrahim Bey Camii (Hacı Arif Ağa Camii): 1465'te Zağanos Paşanın oğlu Mehmed Çelebi tarafından yaptırılmıştır. Daha sonra yıkılan cami, İbrahim Bey tarafından yeniden yapılmış ve 1899'da Hacı Arif Ağa tamir ettirmiştir. Minaresi üç şerefelidir.
Namazgah: Karesi Beyliği döneminde, 1433 senesinde yapılmıştır. Yıkık durumdadır.
Hamidiye Camii: Ayvalık'ta Sultan İkinci Abdülhamid Han tarafından yaptırılmıştır. Ayvalık'ta Osmanlılardan kalma tek eserdir.
Ulu Cami: Edincik'te 1382'de Abdullah Efendi tarafından yaptırılmıştır.
Kurşunlu Cami: Edremit'te olup, tanınmış ulemadan Yusuf bin Habib için 15. asırda yaptırılmıştır. Caminin bir medresenin olduğu bilinmekle beraber, günümüze ulaşmamıştır.
Eşref Rumi Camii: Edremit'tedir. Osmanlı mimarisinin son devir özelliklerini yansıtan cami yabancı mimarlar tarafından yapılmıştır.
Hüdavendigar Camii: Sultan Birinci Murad Han devrinde yaptırılmıştır. İlk dönem Osmanlı mimari özelliklerini taşır.
Hacı Ahmed Camii:Burhaniye'de olup, buranın tek camisidir. Kare planlı caminin duvarlarında granit kullanılmıştır.
Karesi Bey Türbesi: Karesioğullarından Karesi Bey ile beş oğlu bu türbede bulunmaktadır. Türbenin aslı Osmanlı Devleti zamanında Ampir üslubunda yapılmıştır.
Paşa Sultan Türbesi: Hacı İl Bey ilkokulunun yanındadır. 1471'de yapılmıştır. İçinde iki lahit olup, biri Paşa Sultan'a aittir.
Kız Dede Türbesi: Edincik'in Hisar Mahallesinde olup, 1413'te yaptırılmıştır. Veli Bey bin Hacı Yakub'un oğlu gömülüdür.
Ali Şuuri Medresesi: Sahnihisar Mahallesindedir. 1862'de Ali Şuuri tarafından yaptırılmıştır. 1897 depreminde yıkıldı ise de 1906'da Kadı Abdülhalim tarafından tekrar inşa ettirilmiştir. Günümüzde ilkokul olarak kullanılmaktadır.
Taşpınar Hamamı: 1401'de Subaşı Eyne Bey tarafından yaptırılmıştır. Günümüzde mağaza olarak kullanılmaktadır.
Saat Kulesi: 1827'de Balıkesir Sancak beyi Giridizade Mehmed Paşa tarafından Galata Kulesinin benzeri olarak yaptırılmıştır. 1897 depreminde yıkılmış ise de Mutasarrıf Ömer Ali Bey yeniden yaptırmıştır.
Mesire yerleri: Balıkesir doğal güzellikleri açısından oldukça zengin bir ildir. Çevresindeki dinlenme yerlerinin turistik önemi büyüktür. Kuş Cenneti ulusal Parkı milletlerarası bir üne sahiptir. Çamlık: İzmir-Çanakkale karayolu üzerinde bir orman içi dinlenme yeridir. Değirmenboğazı:İl merkezine 10 km uzaklıta orman içi dinlenme yeridir. Kertil-Çamurlu:Sındırgı ilçesi yakınlarında orman içi dinlenme yeri olup, eski Balıkesir-İzmir karayolu üzerindedir. Çağış: Balıkesir-İzmir karayolu üzerinde orman içi dinlenme yeridir. Sütüven:İzmir-Çanakkale karayolu üzerinde bir orman içi dinlenme yeri olup, Edremit'e 20 km uzaklıktadır.
Kuş Cenneti Milli Parkı:Balıkesir-Bandırma karayolu üzerindedir. Manyas Gölü kıyısında kurulu olan Milli Park, 667 dekarlık bir alanı kaplamaktadır. Bandırma'ya 18 kilometredir. Her sene göç sırasında 239 türden 2-3 milyon kuş uğramaktadır. Park içinde bir kuş müzesi de vardır.
Gönen Mozaik Müzesi:Gönen kaplıcaları sitesindedir. Türkiye'nin en sağlam mozaikleri buradadır. M.S. 5. asra ait mozaikler vardır.
Kaplıcaları:Balıkesir ilinin hemen her tarafından insan sağlığı için faydalı sıcak sular kaynamaktadır.
Pamukçu-Bengi Kaplıcası:Balıkesir'e 20 km uzaklıktadır. Kaplıca suları içme kürleri ile mide ve şeker hastalığına iyi gelmekte, banyolardan ise romatizma ve damar sertliğinde faydalı sonuçlar alınmaktadır.
Balya Dağ Kaplıcası:Balya ilçesi Ilıca bucağındadır. Banyo kürleri, romatizma ve deri hastalıklarına faydalıdır.
Hisarköy (Asarköy)Kaplıcası: Bigadiç ilçesine bağlı Hisarköy'dedir. Kaplıcanın suları banyo ve içme şeklinde kullanılmaktadır. Kükürtlü ve çelikli suları romatizma, deri ve kadın hastalıklarında; acısu ve karbonlu su ise mide, barsak hastalıklarıyla hazımsızlıkta kullanılır.
Derman (Bostancı)Kaplıcası:Edremit'e 3 km uzaklıktadır. Banyo uygulamaları romatizma, eklem, sinir, damar hastalıkları, gut, böbrek hastalıkları ve kadın hastalıklarına faydalıdır.
Güre Kaplıcası: İzmir-Çanakkale karayolu üzerindedir. Banyoları romatizma, kadın ve cilt hastalıklarına iyi gelmektedir.
Gönen Kaplıcası:Gönen ilçesindedir. Kaplıcanın bulunduğu 600 metrekarelik alanda çeşitli kaynaklar vardır. Kaplıcaların 200 m uzağında bir kayanın altından fışkıran ekşi su, siroz dahil bir çok hastalığa şifadır. Radyoaktivitesi yüksek olan bu ekşi su, hormonları kuvvetlendirdiği ve vücud dinamizmini arttırdığı, laboratuar tecrübesi ile sabittir. Bu su, böbrek ve idrar yolları rahatsızlığına, karaciğer hastalıklarına, barsak tembelliği ve her çeşit parazitlere karşı iyi gelmektedir. Gönen kaplıcalarının en meşhuru Gönen'e 13 km uzaklıkta hormonal kısırlıklara şifalı gelen dağ ılıcasıdır. 68oC'deki kaplıca suları içinde sodyum, kalsiyum, sülfat, bikarbonat, fosfor, radon ve karbondioksit bulunur. Gönen kaplıcaları; kadın hastalıkları, ameliyat sonrası ve kazadan sonra görülen eklem sertlikleri, romatizma ve kireçlenme, karaciğer ve safrakesesi rahatsızlıkları, zihni yorgunluk, çocuklarda gelişme bozuklukları ve gastroentistenal rahatsızlıklara iyi gelir.
Emendere (Ilıcaköy) Kaplıcası:Sındırgı ilçesine 7,5 km uzaklıktadır. Radyoaktivitesi yüksek olup, banyoları ağrılı hastalıklara, romatizma, uyuz, çıban ve deri hastalıklarına iyi gelir.
Hisaralan Kaplıcası:Sındırgı ilçesine 18 km uzaklıktadır. Banyoları romatizma, deri, mide, damar ve kadın hastalıklarına faydalıdır.
Kepekler Kaplıcası:Susurluk-Bandırma karayolu üzerindedir. Banyoları romatizma, siyatik ve sinir hastalıklarına faydalıdır. Kaplıca ayrıca milletlerarası literatürde moor denilen iyi ve yararlı bir çamura sahiptir. Çamur banyoları romatizma, sinir hastalıkları, çocuk felçleri ve kadın hastalıklarında faydalıdır.
Hisar Kaplıcası, Hozluca Kaplıcası, Karaağaç (Uyuz)Kaplıcası, Dutluca Köyü (Ekşisu) İçmesi, Pelitköyü (Zeytinpınarı) İçmesi, Suçıktı (Acıcasu), Sarısu Kaplıcası, Kösemdede Kaplıcası, Güre Kaplıcası, Zeytinliada Kaplıcası, Ekşidere Kaplıcası, Manyas Kum Kaplıcası Yıldız Kaplıcası, Gökçedere Kaplıcası, Ömer Köy Kaplıcası, Dağ Kaplıcası ve Acıcasu Madensuyu, il sınırları içinde kalan diğer kaplıcalardır.
Deniz kenarındaki dinlenme yerleri: Ayvalık, Sarmısaklı, Altınkum, Çamlık, Ali Bey Adası, Burhaniye, Ören, Edremit, Akçay, Göl Pınar, Altınoluk, Erdek, Çuğra, Zeytinliada, Bandırma, Livatya, Gönen, Karakum, Taraca, Marmara Adası, Avşa Adası, Paşa Limanı, Ekinlik Adası ve Çınarlı Köyü deniz kıyısı dinlenme merkezleridir.

Kaynak

Rehber Ansiklopedisi
İçel  “Mersin” Hakkında Bilgiler

İlin Kimliği
Yüzölçümü:  15.853 km2
Nüfûsu:   1.266.995
İlçeleri:   Mersin, Anamur, Aydıncık, Bozyazı, Camlıyayla, Erdemli, Gülnar, Mut,Silifke, Tarsus.
Güneyde deniz kenarında güzel bir ilimiz. Akdeniz bölgesinin Adana kısmında olup, Adana, Konya, Niğde, Antalya ve Akdeniz ile çevrilidir. 32° 56’ ve 35°11’ doğu boylamları ile 37°26’ ve 36°01’ kuzey enlemleri arasında yer alır.Türkiye’nin turfanda ürünler bahçesi ve Torosların eteklerinde bol güneşli, şirin bir bölgedir. Trafik numarası 33’tür.İlin merkezi olan Mersin, bu bölgede Adana gibi en fazla gelişen şehirlerden biridir.Portakal, muz ve limonu meşhurdur. Akdeniz’in incisi olan İçel, Torosların eteklerinde Akdeniz kıyı şeridinin üzerindedir.Torosların doruklarında kar eksilmezken kıyı sıcaktır.
İsminin Menşei
Bu il, “İçel” ve “Mersin” isimleri ile anılmıştır.Hâlen ilin ismi İçel ve merkez ilçesi Mersin’dir. Mersin ismi Oğuz Türkmen beylerinden “MersinBey”den gelmektedir.Mersin, coğrafî durum îtibâriyle içeride olduğundan 12. asırdan beri “İçerlek” ve “İç El” denmiştir.Göksu Nehrinin iki yanında yer alan kısma “İçerlek” (İçel) denmiştir.Mersin ve İçel isimleri Türkçe kelimelerdir.İçel’in eski ismi Kilikya’dır.
Târihi
Eski bir yerleşim merkezi olan Mersin ve civârı, arkeolojik kazılara göre çok eski çağlarda insanların yaşadığı bir bölgedir.Mersin yakınında “Yümüktepe” deki kazılardan çıkan eşyâlar bu bölgede binlerce sene önce yaşamış insanları gösterir.Yümüktepe civârında bulunan kalenin ise en az 6000 sene önceye âit olduğu tesbit edilmiştir. Anadolu’da en eski târihî eser olarak kabul edilmektedir.
Mersin ve civârı târih sahnesine Hititlerle çıkar. Bu bölge Hititlerin hâkimiyeti altında olup Bâbilliler,Asurlular ve Mısırlılar bu bölgeye kadar uzanmışlarsa da bu bölgenin tamâmına hâkim olamamışlardır.M.Ö. 6. asırda Anadolu ve dolayısıyla bu bölge Perslerin istilâsına uğramış,M.Ö. 4. asırda ise Makedonya Kralı İskender Persleri yenerek Anadolu ve İran’ı ele geçirmiş ve Hindistan’a (Asya içlerine) uzanmıştır.İskender’in ölümü ile birlikte Makedonya imparatorluğu komutanları arasında taksim edilmiş, bu kısım “Selevkos” (Asya) İmparatorluğunun payına düşmüştür. Zaman zaman Mısır’da bulunan Ptolemaioslar bu bölgeye saldırmışlardır. O târihlerde Mersin ve civârı çok ormanlıktı.Gemici milletler Fenikeliler, Mısırlı Ptolemaioslar,Asurlular,Makedonyalılar, Romalılar ve Selevkoslar, bu ormanların kerestelerinden istifâde ederek savaş ve ticâret gemisi inşâ etmişlerdir. Bu bölgede inşâ edilen gemilerle Akdeniz,Karadeniz, Hind Okyanusu ve diğer okyanuslara açılmışlardır.Selevkos İmparatorluğu yıkılınca M.Ö. birinci asırda Anadolu’nun çoğu, Roma İmparatorluğuna katıldı. M.S. 395 senesinde Roma İmparatorluğu bölününce bu bölge de Doğu Roma (Bizans)nın payına düştü. Bu târihlerde Tarsus, bölgenin en büyük şehri ve limanıydı. Aynı zamanda bu bölge bir korsan yatağı idi.
Yedinci asır ortalarından îtibâren İslâm orduları zaman zaman bu bölgeyi fethederek hâkimiyetleri altına aldılar. Fakat bu hâkimiyetleri devâm etmedi. İçel ve civârı ilk defâ hazret-i Ömer zamânında fethedilmiştir. 1071 MalazgirtZaferinden sonra Selçuklu Türkleri bütün Anadolu’yu olduğu gibi Mersin ve civârını da fethettiler.Haçlı Seferleri başlayınca, bunlar karşısında Türkler çekildi. Bu bölge Bizans ve Hıristiyan toplulukların eline geçti. Pekçok Haçlı ordularını imhâ eden Selçuklu Türkleri, 1204 senesinde bu bölgeyi yeniden fethettiler.O târihten îtibâren devamlı Türklerin elinde bulunmaktadır. Selçuklu Hânedanı sona erince Anadolu Birliği parçalandı.İçel’in büyük kısmı Karamanoğullarının, Mersin-Tarsus bölgesi de, Türk-Memlük Devletinin himâyesindeki Ramazanoğullarının hâkimiyeti altında kalmıştır. Sultan Yıldırım Bâyezîd Han devrinde Karaman Beyliği, Osmanlı Devletine katılmıştır. 1402 Ankara Savaşı felâketinden sonra yeniden elden çıkmıştır.
Fâtih Sultan Mehmed Han devrinin sonlarında İçel ve 1472’de Silifke; Yavuz Sultan Selim Han zamanında (1516) Mersin-Tarsus bölgesi Osmanlı toprağına katılmıştır.Türkler on ikinci asırdan beri Göksu’nun iki yanına “İçel” ve bunun batısına “Taşeli” demişlerdir.Osmanlıların İçel dedikleri bölge bugünkü İçel,Taşeli ise Antalya ve Konya’nın bir kısmıdır.Osmanlı devrinde 16. asırda merkezi Larnaka olan Kıbrıs Beylerbeyliğinin (eyâletinin) 8 sancağından ikisi (Tarsus ve Silifke) idi. Yirminci asır başlarında bu iki sancak Adana vilâyeti (eyâleti)nin 5 sancağından ikisini teşkil ettiler. Bunlar merkezi Silifke olan 4 ilçeyle İçel ve 2 ilçeli Mersin sancağı idi. Birinci Dünyâ Harbinden sonra Fransızlar,Mersin’i işgâl ettiler.Mersin 17 Aralık 1918’den 4 Ocak 1922’ye kadar 3 yıl 18 gün Fransız işgâlinde kaldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti ile anlaşan Fransızlar geri çekildiler ve yardımcıları Ermenileri Suriye’ye yerleştirdiler. Fransızlar işgalleri sırasında Ermenilerle birlik olup savunmasız sivil halktan ihtiyar, kadın, çocuk demeden binlercesini işkence yaparak öldürdüler.
Fizikî Yapı
İçel ilinin % 60’ı dağlar ve % 30’a yakını yaylalar, % 10’u ise bereketli ovalarla kaplıdır.
Dağları:İçel ilinde Batı ve Orta Toros dağları kıyıdaki ovaların gerisinde (kuzeyinde) bir duvar gibi yükselerek batı-doğu istikâmetinde uzanır. Anadolu’nun kara ikliminden gelen soğuk ve sert rüzgârlarını önler.İlin orta kısmını kaplayan Taşeli Yaylasının üzerinde de Toros Dağlarının Akdeniz’e uzanan kolları vardır. Akdeniz’e yaklaştıkça yükseklik azalır.Orta Torosların il sınırları içinde kalan kısmına “Bolkar Dağları” denir. İlinkuzey-batı sınırına paralel olarak uzanırlar. Başlıca dağları Medetsiz Tepe (3524 m),Yıldız Tepe (3134 m), Mor Dağ (2454 m), Büyük Eğri Dağı (2055 m), Avlama Dağı (1889 m), Karaçal Tepesi (2339 m), ÖrnekTepe (2150 m), Toldağ (1336 m),Sazlı Tepe (698 m) dir.Türkiye’nin en önemli yaylalarından biri olan Taşeli Yaylası,Anamur-Silifke-Mut ve Erdemli ilçeleri arasında kalır. Taşeli Yaylası kalker yapılıdır.İklimi serttir ve bu sebeple tarım alanı sınırlıdır. Fakat Göksu Irmağının aktığı vâdi verimlidir. Bolkar Dağlarının eteklerinde de derin vâdilerle oyulmuş yaylalar vardır.
Ovaları:İçel’in ovaları çok bereketli olup başlıca ovaları şunlardır Tarsus Ovası: Çukurovanın İçel sınırları içinde Tarsus Çayı (Berdan Irmağı) ile Seyhan Irmağı arasında kalan kısımdır. Yüzölçümü 85 bin hektar olup denizden yüksekliği 50 m’dir.Meyve, sebze ve Akdeniz bitkileri yetişir. Silifke Ovası: Göksu Irmağının taşıdığı alüvyonlardan meydana gelmiştir.On bin hektar olup sebze, kavun-karpuz, muz, üzüm, mandalina, portakal, tahıl, baklagiller ve pamuk bol miktarda yetişir. Berdan Ovası: Tarsus Ovası gibi Çukurovanın bir parçasıdır. Tarsus Çayı ile Torosların etekleri arasında kalan 40 bin hektarlık bereketli bir ovadır. En çok pamuk ekilir.Turunçgiller ve sebze de bolca yetişir. Anamur Ovası:Anamur Çayının ve bu çaya katılan derelerin taşıdığı alüvyonlardan meydana gelmiştir. 5x10 kilometrelik bir düzlüktür.Yüzölçümü 5700 hektara yakındır. Muzu meşhurdur. Pamuk, turunçgiller ve sebze tarımı yapılır.
Akarsuları:İçel sınırları içinde çok sayıda akarsu vardır. Bunların çoğunun boyu kısadır.Hepsi de Torosların eteklerinde meydana gelirler. Başlıca akarsular şunlardır:Göksu Irmağı: Taşeli Yaylasının sularını toplayarak Silifke yakınlarında denize dökülür. Bir kısmı Konya sınırları içinde kalan Göksu Irmağının uzunluğu 250 km’dir.Göksu, Hadim Göksuyu ve Ermenek Göksuyu adlı iki kolun birleşmesiyle meydana gelir. Göksu Irmağının geçtiği Göksu Vâdisi tarıma elverişli olup çok bereketlidir. Tarsus Çayı: Bolkar Dağlarının güney eteklerinden çıkar. Uzunluğu 150 km olup, Tarsus’ta denize dökülür. Tarsus’un debisi (1 sâniyede akıttığı su miktarı) 9-40 m3 arasındadır.Limonlu Çay:130 km’dir. Erdemli yakınında denize dökülür.Sorgun Çayı: 90 km’dir. Denize dökülür. Aslanköy Deresi: 100 km uzunluğunda olup Mersin’den denize dökülür. Anamur Çayı:70 km uzunluktadır ve Anamur’dan denize dökülür. Bu akarsuların dışında pekçok küçük akarsu vardır. Efrenk Suyu ve Lamas Suyu bunlardandır.
Gölleri: İçel akarsu bakımından zengin olmakla berâber büyük göl yoktur.  Denize yakın set gölü olan küçük gölçükler vardır. Bu set göller Silifke ilçesinde Akgül ve Keklik gölü ile Gülnar ilçesinde bulunan Hortu Gölüdür.
İklim ve Bitki Örtüsü
İklimi:İçel ilinde,Akdeniz iklimi hüküm sürer.Kıyıdan içeri doğru gidildikçe kara iklimi husûsiyeti görülür. Kıyılarda yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer. Yüksek yerlerde yazlar serin ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer. Senelik yağış miktarı 419-1032 mm arasında her ilçede değişiktir.Senenin akseriya 6 günü sıfır derecenin altında ve 6°C ile + 43°C arasında seyreder.
Bitki Örtüsü: İçel bitki örtüsü bakımından çok zengindir. Arâzinin sâdece yüzde 5’i tarıma elverişli değildir.Geri kalan toprağın yüzde 55’i ormanlık ve fundalıkla kaplıdır.Yüzde 25’i ekili ve dikili alanlardır. Yüzde 15’i çayır ve mer’alarla kaplıdır.Ovalar tahıl ve diğer ürünleri yetiştiren tarlalarla, kıyı şeridi muz ve turunçgil bahçeleri ve vâdiler meyve ağaçları ile kaplıdır.
Ekonomi
İçel Türkiye’nin her bakımında en gelişmiş illerinden biridir. Bu gelişmenin başta gelen sebepleri topraklarının çok verimli olması, sanâyi bakımından ileri durumda bulunması, mâden bakımından zengin oluşu, Mersin limanının faaliyeti ve Mersin petrol rafinerisinin bulunuşudur.Gayri sâfi hâsılanın (Brüt gelirin) % 40’ı sanâyi, % 30’u tarım ve % 10’u ticâret sektöründen elde edilir.İçel her yönüyle zengin bir ilimizdir.Yurdumuzda çokyönlü, gelişmeye elverişli bölgelerden biri de İçel’dir.
Tarım: Faal nüfûsun çoğunluğu tarım sektöründe çalışır.Tarım (bitkisel) yapılan topraklar % 25’tir.
İçel’de yetişen tarım ürünleri çok çeşitlidir. En çok tahıl ekimi yapılır. Tarım ürünleri seneden seneye artmaktadır. Elde edilen başlıca tarım ürünleri, buğday, arpa, çavdar, pirinç, nohut, mercimektir. Sanâyi ürünlerinden en çok pamuk yetişir. Ayrıca yerfıstığı ve susam yetiştirilir. İçel ilinde her çeşit sebze ekilir. Domates, biber, patlıcan, fasulye, kabak, bakla, bamya, hıyar, ıspanak, lahana, marul, soğan ve karnabahar, yetiştirilen başlıca sebzelerdir. Seracılık oldukça ilerde olup,Antalya’dan sonra en çok sera alanı İçel’de bulunur.Turungçiller bol miktarda yetişir.Üzüm, keçiboynuzu, zeytin, nar, muz, incir, erik, bâdem ve kayısı yetiştirilen diğer meyvelerdir.Kavun, karpuz da oldukça fazla ekilir.İçel ilinde modern tarım araçları kullanılır, geniş ölçüde gübreleme ve sulama yapılır.İçel Türkiye’nin tahıl, meyve ve sebze ambarlarından biridir.Türkiye’nin dört bucağına turfanda sebze vemeyve İçel’den gider.İçel, yalnız pamuk ambarı değil turfanda sebze ve meyve ambarıdır.
Hayvancılık: Hayvancılık dağlık bölgede ve yaylalarda yapılır. Arâzinin % 15’e yakını çayır ve mer’alık olmasına rağmen hayvan mal varlığı fazla değildir. Arıcılık gelişmiştir. Balıkçılık: Akdenizde geniş sâhilleri olmasına rağmen,balık üretimi iki bin tondan biraz fazladır.Mut’ta alabalık üretme çiftliği vardır. Tarsus,Berdan ve Tragon çayları tatlısu balıkları ile doludur.İçel balıkçılık için çok müsâittir.
Ormancılık: Mersin ili orman bakımından çok zengindir. Asırlar önce İçel tamâmen ormanlarla kaplıydı.Günümüzde ise arâzinin % 55’i orman ve fundalıklarla kaplıdır. Anamur’dan Tarsus’a kadar kıyı kuşağı fundalıklarla (makilerle) kaplıdır. Makiler arasında “Delice” denilen yabâni zeytin ve fıstık çamları bulunur. Maki kuşağından 2200 m yüksekliğe kadar sık ağaçlı ormanlara, daha yükseklerde bodur ve seyrek ormanlara rastlanır. 600 m yüksekliğe kadar olan ormanlarda meşe, sakız, tespih, mersin ve sandal ağaçları bulunur. Daha yükseklerde çeşitli çam türleri, köknar ve sedir ağaçları fazladır.Ormanların kapladığı saha 785 bin, fundalık alan ise 100 bin hektardır.Ormanlardan her sene 3500 ton reçine ve 250 bin m3 sanâyi odunu elde edilir.
Mâdenleri:İçel mâden bakımından da zengin sayılır. Krom, bakır, demir, kuvarsit, alüminyum, barit ve dolamit çıkarılır ve bir kısmı Mersin limanından dış ülkelere ihraç edilir.
Sanâyi: İçel Akdeniz bölgesinde Adana’dan sonra, sanâyi sektöründe en çok gelişmiş bir ildir. Başlıca sanâyi kuruluşları şunlardır:Anadolu Tasfiyehânesi (Rafineri) A.Ş. (ATAŞ)Senelik kapasitesi 5 milyon tona yakındır.Çukurova Sanâyi İşletmeleri A.Ş., Akdeniz Gübre Sanâyii A.Ş.,Çimento Sanâyii ve TicâretA.Ş. (ÇİMSA), Anadolu Çam Sanâyii A.Ş., Plâstik Sanâyii ve Ticâret A.Ş., Soda Sanâyii A.Ş., Mustafa Saman Çelik Döküm Makinaları Sanâyii A.Ş., Akdeniz Tuğla Beton Boru Fabrikası, Nârenciye Ambalaj Fabrikası, Kâğıt ve Karton Fabrikası, meyve suyu fabrikaları, mobilya atölyeleri,Çukurova İplik Dokuma Fabrikası, Çukurova Çırçır Pres Fabrikası, Sabun ve Deterjan Fabrikası, Yapıştırıcı Fabrikası, Buzdolabı Fabrikası, Akfa Akümülatör Sanâyii, Metal Kapak Fabrikası, Oska Profil Eşya Fabrikası, Güneş Isıtıcı ve Çelik Büro Sanayii, Treyler Îmâlâtı,Çelik Döküm ve Makina Sanâyii.
Ulaşım:İçel ili karayolu, denizyolu ve demiryolu ulaşımı bakımından çok müsâittir. Adana Havaalanından havayolu ulaşımı bakımından faydalanır.Türkiye’nin her köşesi ile ulaşım bakımından irtibâtı vardır. Akdeniz sâhillerini paralel olarak kat eden E-24 karayolu Anamur, Silifke,Erdemli,Mersin ve Tarsus’tan geçer. Ankara-Konya E-35 Karayolu Silifke’ye inerek E-24 karayolu ile birleşir. Ayrıca kaliteli devlet yolları ile Niğde-Sivas-Kayseri; Adana-Hatay; Adana-Gaziantep-Urfa ve Kahramanmaraş-Malatya yönlerine giden yollarla bağlıdır.İlçeleri köylere bağlayan yollar oldukça iyidir.
İçel denizyolu taşımacılığı bakımından çok önemli bir merkezdir. Bu limana senede gelen büyük gemi sayısı ortalama üç bindir. Bu liman Avrupa ve ABD ile Ortadoğu arasında bir transit merkezidir.Limanda 140 gemi barınabilmekte ve aynı anda 15 gemiye yükleme ve boşaltma yapılabilmektedir. 1961’de yapılan limanda biri 1593 m, diğeri 3933 m uzunlukta iki mendirek uzanır. 15 bin m2lik sundurmalı ve 40 bin m2’lik açık depolama alanı mevcuttur. Ayrıca Toprak Mahsulleri Ofisinin Silosu,Et ve Balık Kurumunun Soğuk Hava Deposu, ATAŞ’ın akaryakıt depoları ve araçlar için park yeri ve limanda 20 rıhtım vardır. Mersin limanından başka Anamur,Taşucu ve Aydıncık’ta iskele; Aydıncık ve Karaduvar’da ise balıkçı barınakları bulunur. İçel, yurdumuzun batı, orta ve doğu bölgelerini birleştiren demiryolu ağına bağlıdır.Kütahya-Afyon-Konya istikâmetinden gelen demiryolu hattı Ulukışla’dan sonra iki kola ayrılır.Güneydoğuya uzanan kol Adana-Mersin sınırını tâkip ederek Yenice, Tarsus ve Mersin’e ulaşır. Bu hat daha çok yük taşımada kullanılır.
Nüfus ve Sosyal Hayat
Nüfusu:1990 sayımına göre toplam nüfûsu 1.266.995 olup, 787.284’ü ilçe merkezlerinde 479.711’i köylerde yaşamaktadır.Yüzölçümü 15.853 km2 olup, nüfus yoğunluğu 80’dir.
Örf ve âdetleri: Çok eski zamanlardan beri bir yerleşim, eski ve orta çağlarda bir kültür merkezi olan bu bölge, birçok istilâlara uğramıştır.Yedinci asırda İslâm ordularının fethi ile İslâmiyet yerleşmiş ve kısa bir müddet sonra yeniden Bizansın işgâline uğramıştır. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Selçuklu Türkleri tarafından fethedilen bu bölge Haçlı Seferleri sebebiyle yeniden Bizanslıların eline geçmiştir. 1224’te Türkler bu bölgeyi yeniden fethetmiştir ve 1224’ten bu yana devamlı Türk toprağı olan bu bölgede diğer kültürler silinmiş ve bölge Türk-İslâm kültürü ile yoğrulmuştur. Diğer kültürlerden geride sâdece bâzı târihî harâbeler kalmıştır.
Mahallî kıyâfet:İçel şehir ve köylerinde eski kıyâfetin yerini hâli hazırda kullanılan kıyâfet almışsa da, bâzı köy ve Türkmen Yörükleri anânevî kıyâfetlerini muhâfaza etmektedirler.Yörük elbiselerinin hepsi dokumadan yapılır. Kadınlar başlarına “poşu” denen başlık giyerler. Alnın üstüne “yağlık” bağlarlar. Uzunlamasına çizgili gömlek, alt kısma ise şalvar giyilir.Şalvarın üstüne enine çizgili bir önlük “öncek” takılır. Erkekler ceket yerine “aba” giyerler. Aba çeşitleri “beynamaz, sağaba ve gögaba”dır. Abalar işlemeli olup oba, oymak ve aşîretin sembolleri (simgeleri) işlenir. Aba altına açık yakalı beyaz gömlek giyilir.
Mahallî yemekler:Etli ve sebzeli yemekler yenir.Yemekler baharatlı ve fazla acılıdır.Her yerde rastlanan sebzelerin dışında ebegümeci, hindiba, sirken, ısırgan, kuzukulağı, domalan, meletöre ve kenger mahallî sebzelerdir. Bölgenin meşhur yemekleri ise kenger, çiğ köfte, kısır ve batırıktır. Kengerin tohumu kavrulup çekilerek kahve hâline getirilir. Buna “dağ kahvesi” denir. Ekşinar suyundan yapılan nar ekşisi sıcağa karşı dayanıklık verir.
Halk edebiyâtı:İçel bölgesinde halk edebiyâtı zengindir. Birçok halk şâiri yetişmiştir.Meşhur olanları:Karacaoğlan,KüçükKaracaoğlan, Âşık İrfânî,Deveci Topal Mustafa, Âşık Rızâ, Kara Fevzi ve Âşık Natuvânî’dir.
Halk oyunları ve türküleri:
Bu bölgenin halk oyunları ve türküleri çok zengindir.Oyunlarda zeybek, halay, mengi ve samahlar başta yer alır. Bölgenin türküleri Türkiye çapında yaygındır.Silifke oyunları Türkiye ve dünyâca meşhurdur. Ata sporu güreş, Mersin ve civârında asırlardır yapılan bir spordur.Türkiye’ye Olimpiyatlarda ilk defâ madalya kazandıran Mersinli Ahmed’dir (Kireççi). 1936Berlin Olimpiyatlarında üçüncü, 1948 Londra Olimpiyatlarında birinci olmuştur.
Eğitim: İçel eğitim bakımından en ileri illerden biridir. Okulsuz köy yoktur. İlkokul çağındaki çocukların tamâmı okula gitmektedir.Okur-yazar nisbeti yüzde 85 civârındadır.İçel’de 92 anaokul, 849 ilkokul, 80 ortaokul, 11 meslekî ve teknik ortaokul 25 lise ve 25 meslekî ve teknik lise vardır.Çukurova Üniversitesine bağlı, Mersin Yüksek Meslek Okulu, Mersin Turizm İşletmecilik Yüksek Okulu ve Tarsus Yabancı Diller Yüksek Okulu ile, Ortadoğu Teknik Üniversitesine bağlı Erdemli Deniz Bilimleri Yüksek Okulu bulunmaktadır.
İlçeleri
İçel’in biri merkez(Mersin) olmak üzere on ilçesi vardır.
Mersin:1990 sayımına göre toplam nüfûsu 547.835 olup, 422.357’si ilçe merkezinde, 125.478’ i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 56,Arslanköy bucağına bağlı 7,Gözne bucağına bağlı 9, Kazanlı bucağına bağlı 3, Kuzucubelen bucağına bağlı 13 köyü vardır. Yüzölçümü 1772 km2 olup, nüfus yoğunluğu 309’dur. İlçe toprakları kıyı ovası ve hemen ardından yükselen dağlardan meydana gelir. Başlıca akarsuyu Efrenek Deresidir.
Ekonomisi tarım ve sanâyiye dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, pamuk, üzüm, turunçgiller, sebze ve meyvedir.Köylerde el tezgahlarında dokumacılık yapılır.Türkiye’nin üçüncü büyük rafinerisi ve büyük limanı bu ilçededir. Dokuma ve iplik fabrikaları, Soda Sanâyi A.Ş. Şişe ve Cam  Fabrikaları, Akümilatör fabrikaları, nebâti yağ fabrikaları, un fabrikaları başlıca sanâyi kuruluşlarıdır.
İlçe merkezi, Mersin Körfezi kıyısında kurulmuştur. Portakal bahçeleri, palmiye ağaçları ve yemyeşil örtüsü ile gözleri kamaştıran tabiî güzelliğe sahiptir. Antalya-Adana karayolu ilçeden geçer. İlçe belediyesi 1933’te kurulmuştur.
Anamur: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 65.767 olup, 37.335’i ilçe merkezinde, 28.432’si köylerde yaşamaktadır.İlçe toprakları kıyıdaki dar ova şeridi dışında oldukça engebelidir. Kıyı ovaların hemen arkasında Toros Dağları yükselir. Dağlardan kaynaklanan suları Anamur Çayı toplar. Kıyıda Anamur Çayının getirdiği alüvyonlu topraklardan meydana gelmiş Anamur Ovası yer alır. Bu ovanın arkasından yükselen Tepeli Platosu bu ovayı soğuklardan korur.
Ekonomisi tarıma dayanır. Başlıca tarım ürünleri muz, portakal, limon, pamuk, susam, yerfıstığı ve sebzedir. Teraslama metoduyla yapılan bağcılık yaygınlaşmaktadır.Hayvancılık yüksek kesimlerde yaşayanların başlıca geçim kaynağıdır. Bir kıyı şehri olmasına rağmen balıkçılık gelişmemiştir.
İlçe merkezi, Anamur Ovasında deniz kıyısında kurulmuştur. Antalya-İçel karayolu ilçeden geçer.İl merkezine 223 km mesafededir. Anamur’a ilk yerleşenler Finikelilerdir.Hazret-i Ömer zamânında fethedilmiştir. Muzu ve portakalı meşhurdur. Anamur Hidroelektrik Santralı, ilçenin 2 km doğusunda yer alır.İlçe belediyesi 1863’te kurulmuştur.
Aydıncık:1990 sayımına göre toplam nüfûsu 11.022 olup, 7040 ilçe merkezinde, 3982’si köylerde yaşamaktadır.Merkez bucağına bağlı 10 köyü vardır. İlçe toprakları dar kıyı ovası ve ardından yükselen dağlardan meydana gelir. Ekonomisi tarıma dayalıdır.Üzüm, turfanda sebze, muz, yerfıstığı ve turunçgillerdir. Modern seralar vardır.İlçe merkezi,Antalya-Mersin karayolu üzerinde yer alır.Gülnar’a bağlı bucakken, 19 Haziran 1987’de 3392 sayılı kânunla ilçe oldu. Belediyesi 1972’de kurulmuştur.
Bozyazı:1990 sayımına göre toplam nüfûsu 31.871 olup, 22.168’i ilçe merkezinde, 9703’ü köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları dar kıyı ovası ve ardından yükselen dağlardan meydana gelir. Başlıca akarsuyu Bakırçay’dır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri muz, portakal, limon, pamuk, susam ve turfanda sebzedir. Yüksek kesimlerde hayvancılık başlıca geçim kaynağıdır.İlçe merkezi Antalya-Mersin karayolu üzerinde yer alır. Anamur ilçesine bağlı belediyelik köy iken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu. Belediyesi 1966’da kurulmuştur.
Çamlıyayla: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 21.602 olup, 8826’sı ilçe merkezinde, 12.776’sı köylerde yaşamaktadır.İlçe toprakları dağlıktır. Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Evlerde dokumacılık gelişmiştir.İlçe merkezi aynı isimle anılan yaylada kurulmuştur. Tarsus’a bağlı bir bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu. Belediyesi 1955’te kurulmuştur.
Erdemli:1990 sayımına göre toplam nüfûsu 100.563 olup, 30.042’si ilçe merkezinde, 70.521’i köylerde yaşamaktadır.Merkez bucağına bağlı 15, Elvanlı bucağına bağlı 19, Güzeloluk bucağına bağlı 14 köyü vardır.Yüzölçümü 2078 km2 olup, nüfus yoğunluğu 48’dir. İlçe toprakları dar kıyı ovası ve hemen bunun ardından uzanan dağlardan meydana gelir. Bolkar Dağları kıyıya paralel olarak uzanır. Dağlar yer yer sedir ormanları ile kaplıdır ve akarsu vadileriyle parçalanmıştır. En önemli akarsuyu Sorgun ve Limonlu Çayıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır.Kıyılarda turfanda sebzecilik yapılır.Rüzgâr olmayan kesimlerde Muz yetiştirilir.Turunçgil bahçelerinin büyük kısmı limonluktur.İç kesimlerde buğday, arpa, yetiştirilir. Dağlık bölgelerde geçim kaynağı hayvancılıktır.Kıyı kesimlerinde balıkçılık yapılır.Köylerde el dokumacılığı ve sepet örücülüğü eski önemini sürdürmektedir.
İlçe merkezi SorgunÇayının batı kenarında kurulmuştur. Antalya-Mersin karayolu ilçeden geçer.İl merkezine 35 km mesâfededir. Kıyıları ince kumlu doğal plajlarla kaplıdır. Erdemli, 1953’te Yağlıca ve Elvanlı bucaklarının birleştirilmesi ile ilçe oldu ve belediyesi aynı yıl kuruldu.
Gülnar:1990 sayımına göre toplam nüfûsu 33.714 olup, 7550’si ilçe merkezinde, 26.164’ü köylerde yaşamaktadır.Merkez bucağına bağlı 35, Ovacık bucağına bağlı 3 köyü vardır.İlçe toprakları dar kıyı ovası ve bunun ardından yükselen dağlardan meydana gelir.Güneydoğusunda Taşeli Platosu ve Akcalı Dağları yer alır. Dağlar sedir ormanları ile kaplı olup, küçük akarsu vâdileriyle parçalanmıştır. En önemli akarsuyu Sipahili Deresidir.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri üzüm, turfanda sebze, muz, yerfıstığı ve turunçgillerdir. Türkiye’nin en modern seraları ilçededir.İç kesimlerde hayvancılık yapılır. En çok koyun ve kıl keçisi beslenir. Arıcılık ve ormancılık gelişmiştir. Köylerde el tezgahlarında dokumacılık yaygın olarak yapılır.İlçe topraklarında demir yatakları vardır.
İlçe merkezi, Göksu Çayının güneybatısında, Çam ormanlarıyla kaplı tepelerle çevrili bir düzlük üzerine kurulmuştur. Denizden yüksekliği 800 metredir. Antalya-Mersin karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 199 km mesafededir. Belediyesi 1914’te kurulmuştur.
Mut:1990 sayımına göre toplam nüfûsu 56.303 olup, 17.600’ü ilçe merkezinde, 38.703’ü köylerde yaşamaktadır.Merkez bucağına bağlı 69, Sarıkavak bucağına bağlı 14 köyü vardır. Yüzölçümü 2554 km2 olup, nüfus yoğunluğu 22’dir.İlçe toprakları dağlıktır. Dağlar, Göksu Çayı vâdisi ile derin bir şekilde parçalanmıştır.Göksu Vâdisinde verimli düzlükler yer alır. Dağların yüksek düzlüklerinde hayvancılık açısından önemli yaylalar vardır. 
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, üzüm, arpa, yerfıstığı olup ayrıca az miktarda nohut, ciğit, pamuk, kayısı, zeytin ve limon yetiştirilir. Dağlık kesimlerde hayvancılık yapılır. En çok koyun ve kılkeçisi beslenir. El tezgahlarında halı dokumacılığı yaygın olarak yapılır.İlçe topraklarında kireç  taşı yatakları vardır.
İlçe merkezi, yüksek dağlar arasında çanak görünüşünde, denizden yüksekliği 350 m olan bir düzlükte kurulmuştur. Mersin-Konya karayolu ilçeden geçer.İl merkezine 161 km mesâfededir.İlçe belediyesi 1869’da kurulmuştur.
Silifke:1990 sayımına göre toplam nüfûsu 107.685 olup, 46.858’i ilçe merkezinde, 60.827’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 54, Mağara bucağına bağlı 13, Taşucu bucağına bağlı 9 köyü vardır.Yüzölçümü 2666 km2 olup, nüfus yoğunluğu 40’tır.İlçe topraklarının büyük bölümü plato ve dağlardan meydana gelir.Güneybatısında Akçalı Dağları, orta kesiminde Pusatlı Dağı, kuzeyinde Yüğlük Dağları yer alır. Dağlar köknar, sedir, kızılçam ve ardıç ormanları ile kaplıdır. Dağlardan kaynaklanan suları Limonlu Çayı ve Göksu toplar.Göksu’nun taşıdığı alüvyonlu topraklarla meydana gelen Silifke Ovası ilçenin en önemli düzlüğüdür.
Ekonomisi tarım, sanâyi, turizm ve balıkçılığa dayanır. Başlıca tarım ürünleri, limon, buğday, arpa, üzüm, yerfıstığı,zeytin, elma, portakal ve muz olup, ayrıca az miktarda baklagiller, soya ve badem yetiştirilir.Yüksek kesimlerde küçükbaş, ovalarda ise büyükbaş hayvan besiciliği yapılır. SEKA kâğıt fabrikası başlıca sanâyi kuruluşudur.Kıyı kesimlerinde yaygın olarak balıkçılık yapılır.
İl merkezi,Orta Torosların eteğinde Göksu Irmağı kıyısında kurulmuştur. Antalya-Mersin ve Konya-Mersin karayolları ilçeden geçer. İl merkezine 84 km mesâfededir.Tabiî güzellikler ve târihî eserler bakımından zengin olan ilçe aynı zamanda bir turizm merkezidir. İlçe belediyesi 1854’te kurulmuştur.
Tarsus: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 290.633 olup, 187.508’i ilçe merkezinde, 103.125’i köylerde yaşamaktadır.Merkez bucağına bağlı 83, Gülek bucağına bağlı 32 köyü vardır.İlçe topraklarının kuzeyi dağlık, güneyi ise ovalık araziden meydana gelir. Dağların yüksek kesimlerinde sayfiye ve hayvancılık açısından önemli yaylalar vardır.Tarsus Ovasındaki Karabucak bataklığının kurutulması için yapılan çalışmalar neticesinde 885 hektarlık alanda bir Okaliptüs ormanı kurulmuştur. Dağlardan kaynaklanan suları Tarsus Çayı ve Seyhan Irmağı toplar.Tarsus Çayı üzerinde Berden Barajı, Kadıncık Deresi üzerinde ise Kadıncık I ve Kadıncık II hidroelektrik santralleri kurulmuştur.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, çiğit, üzüm, pamuk, portakal, limon, arpa ve soğan olup, ayrıca az miktarda, yerfıstığı ve baklagiller yetiştirilir. Turfanda sebze yetiştiriciliği yaygındır.Tavukçuluk ve arıcılık gelişmiştir.Orman köylerinde oturanlar orman işçiliği yaparak geçimlerini sağlarlar. İplik, konserve, çırçır, un, nebati yağ, sabun, boya yedek parça, hazır giyim fabrikaları başlıca sanayi kuruluşlarıdır.
İlçe merkezi, Tarsus Ovasında, denizden içeride Tarsus Çayı kenarında kurulmuştur. Ankara -Adana karayolu ve Mersin Adana demiryolu ilçeden geçer.İl merkezine 27 km mesafededir.Türkiye’nin İskenderun’dan sonra ikinci büyük ilçesidir. Belediyesi 1872’de kurulmuştur.
Târihî Eserler ve Turistik Yerleri
İçel’de târih ve tabiat bir arada olup, kucaklaşmıştır.Pekçok târihî eser vardır.
Anamur Kalesi: Üçüncü asırda Romalılar tarafından yapılmıştır. Karamanoğulları devrinde tâmir edilmiştir. Günümüzde büyük kısmı sağlamdır.
Silifke Kalesi: Yüksek bir kayanın üzerinde eski devirlerde Ermeni kralları yaptırmıştır. 23 kule ve burcu vardır.
Mut Kalesi: Kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Dört kulesi ve yeraltı tünelleri vardır. Şimdiki şekli Karamanoğlu mîmârî özelliklerini taşımaktadır.
Eski Câmi: İl merkezinde çarşı içindedir. 1870’de yapılan câmi, Osmanlı devrinin en önemli yapısıdır. 1901 ve 1943’te tâmir görmüştür.
Lâl Ağa Câmii: Mut ilçesindedir. 1356-1390 târihleri arasında Karamanoğlu komutanlarından Lâl Ağa tarafından yaptırılmıştır.Kare plânlı ve kubbeli bir eserdir. Büyük kubbesi ile meşhurdur.
Eski Câmi: Tarsus’tadır.On beşinci asır başlarında Ramazan Beyin oğlu Ahmed Bey yaptırmıştır. Eskiden burada kilise (katedral) bulunuyordu. Minâre eklenerek câmiye çevrilmiştir.
Ulu Câmi:Tarsus ilçesindedir. 1579’da Ramazanoğullarından Pîrî Paşanın oğlu İbrâhim Bey tarafından yaptırılmıştır.Türk-İslâm sanatı bakımından Tarsus’un en önemli eseridir.Tek şerefeli minâre, câmiden önce yapılmıştır.
Eshâb-ı Kehf Mağarası:Tarsus’un 14 km güneybatısında bulunan bir mağaradır.Çok ziyâret edilen bir yerdir. Eshâb-ı Kehf Mağarası yanında bulunan mescidi, Sultan Abdülazîz Hanın annesi Vâlide Sultan 1873’te tâmir ettirerek câmi hâline getirmiştir.
Lokman HâkimTürbesi:Tarsus Ulu Câmi yanında  kabr-i şerîfinin olduğu rivâyet edilirse de kesin değildir. Bu zâd Dâvûd aleyhisselâm zamânında Umman tarafların da yaşamıştır.
Hazret-i Şit Türbesi: Tarsus Ulu Câmi yanında kabr-i şerîfi olduğu rivâyet edilirse de kesin değildir. Hazret-i Şit, hazret-i Âdem’in oğludur.
Yarımca Hanı: On üçüncü asırda Selçuklular tarafından yaptırılmış olup, Mut civârındadır.
Dâvûd Paşa Hanı: On dördüncü asırda Karamanoğulları tarafından yaptırılmıştır. Mut’ta olup, otuz iki odalıdır.
Kızkulesi: Mersin-Silifke arasında kıyıya yakın küçük bir ada üzerinde kurulmuştur.Çok eski devirlere âit bir kaledir.Cem Sultan,Rodos’tan döndüğü zaman burada kalmıştır.
Korykos Harâbeleri:Kızkulesi’nin karşısındadır.Korykos şehri Hitit devrinden beri yerleşim merkezi olmuştur.Harâbeler arasında saray, tiyatro, tapınak ve bir çok eser vardır.
Narlıkaya Mağarası:Silifke’dedir. Döner bir merdivenle inilir.İçinde çok güzel manzaralı sarkıt ve dikitler vardır.
Cennet ve Cehennem Mağaraları: Cennet ve Cehennem Obrukları ismi ile halk arasında anılan bu mağaraların içinde târihî eserler de vardır. Her iki mağara da, jeolojik bir çökme sonucu meydana gelmiştir. Cennet Mağarası ismi ile anılan 275x125 m ebâdında ve 135 m derinliğindedir. İçine Romalılar devrinde yapılmış dar bir merdivenle inilir. Batı ucunda Bizanslılardan kalma kilise ile akarsu vardır. Cehennem Obruğu (Mağarası) ismi ile anılan mağara ise, 50x75 m ebadında ve 120 m derinliğinde olup, ağzı dar, duvarları içbükey olup, korkutucu bir manzarası vardır. Bizanslılar bu mağaraya günahkâr saydıkları kişileri atarlarmış. Cennet Obruğunun gerisinde büyük mezarlara devrin meşhurları gömülürdü. Mağara etrâfı yemyeşil zeytinliklerle örtülüdür. Yer altından da buz gibi bir su akmaktadır. Cennet Çukurunun içi yeşillik ve içinde soğuk pınar vardır. Cennet ve Cehennem mağaraları için çeşitli efsâneler anlatılır. Her sene 125 bin kişinin gezdiği Cennet ve Cehennem mağaralarının aydınlatılması ve asansör yapılması için çalışmalar vardır. Bu mağaralar astımlı hastalara iyi gelmektedir.
Kanlıdivane: Mersin-Silifke yolu üzerinde, Mersin’e 45 km uzaklıkta büyük bir obruğun çevresinde kurulmuştur. Kalıntılar arasında kabartma kayalar, lahitler, sarnıç, bazilikalar ve çok sayıda ev vardır. Şehir, Bizanslılarla Ermeniler arasındaki savaşlarda yıkılmıştır.
Justinianus Köprüsü: Tarsus’ta Bizans İmparatoru Justinianus yaptırmıştır. İşlek bir yerdedir. Geçenlerden baç (vergi) alındığından, halk arasında Baç Köprüsü adıyla bilinmektedir.
Roma Hamamı: Tarsus’da eski Câminin yanındadır. Kalıntıları halk arasında altından geçme diye adlandırılmıştır.
Roma Hamamı: Mersin’e 5 km uzaklıkta Karaduvar köyündedir. Romalılardan kalma olup, mozaikleri çok değerlidir.
Şahmeran Hamamı:Tarsus’ta Makam Câmii yakınındadır.Ramazanoğulları döneminde,Romalılardan kalma temellerin üzerine yeniden inşâ edilmiştir. Efsânelere göre, yılanların pâdişâhı Şahmeran’ın başı burada kesilirken, sıçrayan kan duvarlarda kızıl leke bırakmıştır.Hamamda, çıkmayan kızıl lekeler vardır.
Gözlükule:Tarsus’un güneyinde yer alan höyük ve yamacındaki eski şehir deniz kenarındaydı. Bu höyük toprak doldurularak Mısır kraliçesi tarafından yaptırılmıştır.Kleopatra, gemisi ile buraya yanaşmıştır. Höyükte yapılan kazılarda pitkos denilen büyük zâhire küpleri, iki kulplu kadehler ve pekçok eşyâ bulunmuştur. Kleopatra ile Roma konsülü Marcus Antonius burada buluşmuşlardır.Kale kapısına Kleopatra kapısı denilmektedir.
Mesîre yerleri:İçel tabiî güzellikler bakımından çok zengindir.Herbiri ayrı güzellikte çok sayıda mesîre yeri vardır. Suları bol, manzarası güzel ve ulaşım imkânı kolay olan bu mesîre yerleri, her mevsimde özellikle ilkbaharda çok güzeldir.
Erdemli Çamlığı,Mersin-Antalya karayolu üzerinde Erdemli’ye iki km uzaklıkta orman içi dinlenme yeridir. Deniz ile ormanın yeşilliğinin bütünleştiği güzel bir mesîre yeridir.
Çamdüzü:Silifke’ye beş km uzaklıkta, Deniz kıyısında bir ormanlık olup çok güzel bir mesîre yeridir.
Pullu:Anamur-Silifke karayolu üzerinde orman ile denizin bütünleştiği çok güzel mesîre yeridir. Anamur’a yedi km uzaklıktadır.
Karabucak:Mersin-Adana karayolu üzerinde okaliptus ağaçları ile kaplı orman içi dinlenme yeridir. Bir zamanlar bataklık olan bölge, memleketimizde yetiştirilerek meydana getirilen tek okaliptus ormanıdır.
Gümüşkum: Mersin-Silifke karayolu üzerinde,Mersin’e 16 km uzaklıkta deniz kıyısındadır.Çam ağaçları ile kaplıdır.
Esentepe:Mersin’e 10 km uzaklıkta orman içi dinlenme yeridir. Manzarası çok güzeldir.
İçmeler ve kaplıcalar:İçel şifâlı su kaynakları bakımından zengin olmasına rağmen, bu kaynakların çoğunda tesis yoktur. Bilinen şifâlı suların bâzıları şunlardır:
Mersin(Güneysu, Güneyyolu) İçmesi: Mersin’e 12 km uzaklıkta, Toros Dağlarının eteklerinde çıkmaktadır.İçme yoluyla alınan sular, müshile etkilidir.Çamur’u ise deri hastalıklarına iyi gelmektedir.
Akçakocalı İçmesi:Tarsus ilçesine 10 km uzaklıkta Akçakocalı köyündedir. 16°C sıcaklığa sâhip olan su, müshil etkilidir.
Keşbükü İçmesi:Tarsus’a 20 km uzaklıkta Keşbükü köyündedir. Bir çam ormanı içinde kaynayan su, müshil etkilidir.
Saparca Ilıcası:Silifke’ye 27 km uzaklıkta Göksu Irmağı kıyısındadır. 37°C sıcaklıktaki su, romatizma, mîde ve deri hastalıklarına iyi gelmektedir.
Hocantı Kaplıcası:Mut’a 15 km uzaklıkta Hocantı köyü yakınındadır. Deri hastalıkları ile romatizmaya iyi gelmektedir.

Kaynak

Rehber Ansiklopedisi
Kocaeli Hakkında Bilgiler

KOCAELİ
İlin Kimliği
Yüzölçümü    : 3626 km2
Nüfûsu           : 936.163
İlçeleri           : Merkez, Gebze, Gölcük, Kandıra, Karamürsel, Körfez.
Marmara bölgesinde, İzmit Körfezinin güney ve kuzeyinde yer alan bir ilimiz. Kuzeyinde Karadeniz, batıda İstanbul, doğuda Sakarya, güneyde Bursa ile çevrilidir. Toprakları 29°22’ ve 30°21’ doğu boylamları ile 40°30’ ve 41°13’ kuzey enlemleri arasında yer alır. Trafik numarası 41’dir.
İsminin Menşei
Osmanlı Devleti İzmit ve civârını Orhan Gâzi zamanında 1337 yılında fethetmiştir. Bölgeyi fetheden Türk ordusunun komutanı Akça Koca idi. Bu komutana duyulan sevgi ve hürmetin bir ifâdesi olarak “Koca ili” denmiştir. Zamanla bu ad “Kocaeli” şekline dönüşmüştür.
Târihi
Kocaeli’nin tarihi Frikyalılara dayanır. M.Ö. sekizinci asırda Magaralılar İzmit Körfezinin ucuna yerleşmişlerdir. “Astakos” ismini verdikleri bir kent kurmuşlardır. Balkanlardan gelen Traklar muhtelif tarihlerde bu bölgeye gelmişlerdir. M.Ö. üçüncü asırda Trakya Kralı Lysimacos “Astakos” kentini tahrip etmiştir. Bu bölgenin tarihi Frikyalılardan da eski olup, M.Ö. üç bin sene “Sit” ve “As” ismi verilen kavimler “Astrk” ismi verilen liderleri altında bu bölgede yerleşip İzmit şehrini kurmuşlardır.
Traklardan sonra bu bölge Perslerin istilasına uğramış ve M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralı İskender bu bölgeyi Perslerden alıp Makedonya’ya ilhak etmiştir.
Makedonya Kralı İskender’in ölümünden sonra bu bölge Bitinya Krallığının eline geçmiştir. Bitinya Kralı Birinci Nikomed M.Ö. 262 senesinde şimdiki İzmit şehrini kurmuştur. Şehre kendi ismini vererek “Nikomedya” demiştir. Krallığın başkenti yapmıştır.
Kartaca hükümdar ve komutanı Anibal Roma Devletine karşı yenilince M.Ö. 148’de Bitinya’ya sığınarak burada ölmüş ve Gebze’ye gömülmüştür. Zaman zaman Bergama Krallığı bu bölgeye saldırmıştır.
M.Ö. 2. asırda Bitinya Krallığı Roma’ya tabi olmuş, M.Ö 74’te Roma bu krallığı ilhak etmiştir. M.S. 258’de Gotlar ve M.S. 284’te İranlılar bu bölgeyi ve İzmit şehrini yakıp yıkmışlardır.
Roma İmparatoru Diocletianus, İzmit’i imar etmiş ve Roma İmparatorluğunun başkenti yapmayı tasarlamış ise de ömrü kafi gelmemiştir. Roma İmparatoru Konstantin, Roma İmparatorluğunun başkentini İstanbul’a nakletmiş ve kendisi İzmit’te ölmüştür. Roma İmparatoru Justinianus da İzmit’i imar etmiştir. Roma İmparatorluğu M.S. 395 senesinde ikiye bölününce bu bölge, Anadolu gibi Doğu Roma olan “Bizans”ın payına düşmüştür.
M.S. 7. asırda İslam orduları İstanbul’u feth için geldiklerinde yolları üzerinde bulunan bu bölgeyi fethetmişler fakat ellerinde devamlı tutamamışlardır. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu Fâtihi Kutalmışoğlu Süleymân Şahın Türk orduları bu bölgeye de geldiler. Anadolu Selçuklu Devleti kurulunca İznik başkent oldu. İzmit ve civarını fethettiler.
1097’de Haçlı seferinde Haçlı ordusu İznik’i ele geçirince Anadolu Selçuklu Devletinin başkenti Konya’ya nakledildi.
1204’te Lâtinler İstanbul’u işgal edince Bizanslılar başkentlerini İznik’e naklettiler. Latinler İzmit ve civârını da elegeçirdiler. Bizanslılar 1207’de İzmit’i Lâtinlerden geri aldılar.
Kocaeli ancak Osmanlı Devletinin fethi ile kesin şekilde Türk hakimiyetine girmiştir. Orhan Gâzi 1331’de İzmit’i kuşatmış fakat Bizans İmparatoru büyük bir kuvvetle gelince Orhan Gâzi muhasarayı kaldırmıştır.
1337’de Orhan Gâzi zamanında Akça Koca emrindeki Türk ordusu İzmit ve çevresini fethetmiştir. Orhan Gâzi İzmit’i il olarak büyükoğlu Rumeli Fâtihi Veliaht-Şehzâde Gâzi Süleymân Paşaya vermiştir. Akçakoca Karadeniz’e kadar bütün bölgeyi fethetmiştir. Böylece ilk defa Karadeniz sahiline inilmiştir.
28 Temmuz 1402’de Ankara Meydan Savaşında Yıldırım Bâyezîd’in ordularını yenen Timur’un ordusu İzmit’e kadar gelmiş ve İzmit’i ele geçirmişlerdir. Timur’un geri çekilişinden sonra “Fetret Devri”nde Osmanlı şehzâdeleri arasında saltanat kavgasından faydalanan Bizans, İzmit’i geri almıştır.
1419’da Gâzi Timurtaşoğlu Umur Bey, Pereke, Gebze, Pendik, Kartal gibi İzmit’i yendien fethederek Bizans’tan geri almıştır.
1481 senesinde Fâtih Sultan Mehmed Han büyük bir ordu ile İtalya üzerine sefere çıkarken, İzmit’in Gebze ilçesinde şehid olmuştur.
Târihte isim yapmış Fâtih Sultan Mehmed Han, Anibal ve Konstantin İzmit’te vefât etmişlerdir.
Osmanlı devrinde İzmit bir sancak (il) merkezi olmuştur. Bu sancak önce Hüdâvendigar eyaletine sonra Kaptan Paşa eyaletine ve İstanbul’a, Tanzimattan sonra bağımsız bir sancak olarak Dahiliye nezaretine bağlanmıştır. Adapazarı, Kandıra, Karamürsel, Yalova Gebze kazaları 1888’de kurulan Kocaeli bağımsız sancağına bağlanmıştır.
Osmanlı devrinde İzmit, Üsküdar’dan doğuya giden büyük ticaret yolu üzerinde önemli konaklardan biri olmuştur. Şehirde birçok ticaret hanları ve kervansaraylar yapılmıştır. Osmanlı Devletinin ilk tersânesi İzmit’te kurulmuştur. Bu tersânede savaş ve ticâret gemileri yapılırdı. Tersanede on dokuzuncu asrın ikinci yarısına kadar faaliyet gösterilmiştir.
On dokuzuncu asır başlarına kadar tuz işletmeleri bölgenin başlıca gelir kaynağı idi. Askerî kumaş ve fes fabrikası da İzmit’te bulunuyordu. İzmit kereste ticâretinin büyük merkezlerinden ve pazarlarından biriydi.
Evliya Çelebi eserinde, 1640 yılında şehirde 1100 dükkan ve 200 kereste deposu bulunduğunu ve mühim ticaret merkezi olduğunu kaydeder.
Birinci Dünya Harbinden sonra 6 Temmuz 1920 ile 27 Haziran 1921 arasında 11 ay 22 gün (244 gün) İngiliz ve Yunan işgalinden sonra yeniden geri alınmıştır.
1924’te İzmit, Kocaeli’nin il merkezi oldu. 1954’te Adapazarı il haline getirilince, Karasu, Akyazı, Hendek, Koceli’nden ayrılarak Sakarya’ya bağlandı.
Cumhuriyet devrinde Gölcük Türk donanmasının en mühim üssü hâline getirildi ve modern tersâneler, târihî İzmit tersânesinin yerini aldı. Kocaeli Türkiye’nin en önemli sanâyi merkezlerinden biri hâline gelmiştir. İzmit, Türkiye’nin İstanbul’dan sonra en gelişmiş bir sanâyi merkezidir.
Fizikî Yapı
Kocaeli il topraklarının % 74’ü platolardan, % 19’u dağlardan ve % 7’ye yakını ovalardan ibarettir. Dağlar umumiyetle ormanlarla kaplıdır.
Kocaeli toprakları jeolojik olarak üç bölüme ayrılır. Kuzeydeki Kocaeli Yaylası, Karadeniz’e inen derelerle yarılır. Kocaeli Yaylasının güneyinde, çöküntü alanlar ve bu çöküntü alanın güneyinde uzanan Saman Dağları yer alır.
Dağları: Kocaeli ilinin başlıca dağları Samanlı Dağlar olup 130 km uzunluğunda ve 30 km genişliğindedir. İlin en yüksek noktası bu dağlar üzerinde Keltepe (Kartepe) (1606 m)dir.
Diğer dağlar Dikmendağı (1387 m), Naldöken Dağı (1125 m), Noydağı (917 m), Karatepe (530 m) ve Çene Dağı (646 m)dır. Derelerin açtığı vâdilerle meydana gelen platolar bazı yerlerde yarılı bazı yerde dalgalı bir yayla görünümünde olup il arazisinin % 74’ünü kaplar.
Ovaları: Kocaeli’nde ovalar azdır. Bunlar akarsuların taşıdığı alüvyonlarla meydana gelmiş düzlüklerdir.
İzmit Ovası: İzmit Körfezi ile Sapanca bölgesi arasında yer alır.
Altınova (Hersak Deltası) üzerinde 15-29 m yükseklikte üç tepe vardır.
Akarsuları: Kocaeli il sınırları içindeki akarsuların uzunluğu 50 km’den azdır.
Çayırova Deresi: İzmit Körfezine dökülür. Uzunluğu 8 km’dir.
Dilova Deresi: İzmit Körfezine dökülür. Uzunluğu 12 kilometredir.
Değirmendere Suyu: İzmit Körfezine dökülür.
Taşköprü Deresi: Karadeniz’e dökülür. Uzunluğu 35 kilometredir.
Kocadere: Karadeniz’e dökülür. Uzunluğu 50 kilometredir.
Ağva Deresi: Karadeniz’e dökülür. Uzunluğu 45 kilometredir.
Yulaflı Dere: Karadeniz’e dökülür.
Ayrıca Asardere, Beyoğlu (Kavaklı) Deresi, Karınca Dere, Örcün Deresi, Halideresi ve Uşaklı Deresi diğer dereleridir.
Göller: Sapanca Gölü: Kocaeli Sakarya arasında sınır teşkil eder. 42 km2lik gölün 7 km2lik kısmı Kocaeli sınırları içindedir. Gölün suyu tatlı ve berraktır. Sazan, turna, yayın ve karagöz balıkları vardır. Göl kenarının manzarası çok güzeldir.
Hersek Gölü: Karamürsel ilçesindedir. Yüzölçümü 1,5 km2dir. Kıyıları bataklıktır.
İklimi ve Bitki Örtüsü
İklimi: Karadeniz iklimi ile Akdeniz iklimi arasında bir geçiş iklimi özelliği gösterir. Kışlar kısmen ılık ve yağışlı, yazlar sıcak ve az yağışlı geçer. Kar yağışı toprağın karla örtülü gün sayısı 10 günü geçmez. Senelik yağış miktarı bölgelere göre 768-1153 mm arasında değişir.
Bitki örtüsü: Dağlar ormanlarla örtülüdür. İl topraklarının % 60’a yakını orman, fundalık, maki, zeytinlik ve kavaklık ile kaplıdır.Kavak ağaçları Seka’nın kağıt fabrikasında hammadde olarak kullanılır. İl topraklarının % 30’u ekili-dikili alanlar, % 7’si çayır ve mer’alar ve % 3’e yakını tarıma elverişsiz alanlardan ibarettir. Bitki örtüsü Akdeniz ve Karadeniz bölgesi özelliğini taşır.
Ekonomi
Kocaeli Türkiye’nin en hızlı gelişen, sanâyileşen bir ilidir. Türkiye’nin İstanbul’dan sonra en büyük sanayi merkezidir. Gayri sâfî hâsılasında sanayi sektörünün payı % 70’i aşmıştır. Bilhassa imâlât sanayi büyük ölçüde gelişmiştir.
Tarım: Kocaeli’nin iklimi ve toprağı tarıma çok müsâittir. Fakat tarım alanları oldukça azdır, 113,000 hektar olup 100 bin hektara doğru azalmakta, tarıma elverişli arazide sanayi tesisleri yapılmaktadır. Başlıca tarım ürünleri buğday, yulaf, mısır, ayçiçeği, şekerpancarı, tütün ve ketendir. İzmit Körfezinin çevresi sebze ekimine çok müsaittir. Senede 100 bin tona yakın sebze yetiştirilir. Domates, lahana, ıspanak, bakla, kereviz ve enginar en çok yetişen sebzelerdir. Kocaeli’nde meyvecilik te çok önemlidir. Başta elma olmak üzere kiraz, vişne, erik, şeftali, fındık, üzüm ve dut çok yetişir. Pişmaniyesi, kirazı ve fındığı, İzmit çene suyu meşhurdur.
Pişmaniyesi dünyâca ünlüdür. Un, şeker ve yağdan yapılır. Keten helvası gibi teltel olur. Yarımca ve Darıca’nın kirazı tatlı, sulu ve al renkli olup büyük tanelidir. Değirmendere’nin fındığı meşhurdur.
Hayvancılık: Kocaeli’nde çayır ve mer’alar azdır. Mer’a hayvancılığı gerilemekte, fakat besicilik gelişmektedir.
Ormancılık: Kocaeli orman bakımından oldukça zengin sayılır. İl topraklarının % 38’i ormanlarla kaplıdır. Ormanlardaki ağaçların çoğunluğu karaçam, kızılçam, kayın, meşe, kestane ve gürgendir. 65 köy orman içinde ve 132 köy orman kenarındadır. Her sene 60 bin m3 sanâyi odunu ile 355 bin ster yakacak odunu elde edilir.
Sanâyi: Kocaeli sanâyide Türkiye’nin İstanbul’dan sonra en fazla gelişmiş olan bir sanâyi merkezidir. Kimyâ ve kâğıt sanâyiinde Türkiye’nin merkezidir. Türkiye’nin en büyük kâğıt fabrikası, en büyük tersanesi ve en büyük lastik fabrikası bu ildedir. 1980’de iki bine yakın iş yerinin 450’si 10 kişiden fazla işçi çalıştıran iş yerleri idi. Kocaeli’nde çok sayıda olan sanâyi tesislerinin başlıcaları şunlardır: TÜPRAŞ, İGSAŞ, PETKİM, FENİŞ, RABAK, NASAŞ, Sarkusyan, Çolakoğlu AEG, Eti, Tesan, Makina Tarım Endüstri, Bayer Tarım İlaçları Fabrikaları, Hereke Mensucat, Çiftçi Ağaç Sanâyii, Gübre Fabrikası, Türk Henkel Fabrikası, Çamtuğ Fabrikası, Shell Fabrikası, İpragaz, Aygaz, Ocakgaz, Mutfakgaz, Milangaz, Çamgaz, Çayırova Cam Fabrikası, İzocam Fabrikası, Eternit Fabrikası, Aslan Çimento Fabrikası, Nuh Çimento Fabrikası, Muzaffer Ünsal Porselen ve Çini Fabrikası, Türk Kablo Fabrikası, Türk Otomotiv Fabrikası, Sümerbank Boru Fabrikası, Antibiyotik İlaç Hammaddeleri Sanâyii A.Ş. Süperfosfat, Kablo, Çelikhalat ve Halıcılık Tesisleri, Brisa, Good-Year ve Pirelli Lastik Fabrikaları, dokuma, giyim, gıda ve orman ürünleri sanâyii tesisleridir. 1966’da açılan sanâyi sergisi 1971’de Kocaeli Sanâyi Fuarına dönüşmüştür.
Ulaşım: Kocaeli ulaşım bakımından çok zengindir. Avrupa’yı Asya’ya bağlayan kara ve demiryolu bu ilden geçer.
İstanbul-İzmit arasındaki karayolu çok şeritli ve gidiş-dönüşlü kısımları bulunan muntazam bir yoldur. Türkiye’nin en kalabalık trafiği İstanbul-İzmit arasındadır. E-5 Karayolu İstanbul’dan sonra İzmit’e ulaşır. İzmit-Adapazarı- Bolu-Ankara güzergahından sonra güneydoğuya yönelir. İzmit’ten ayrılan bir yol körfez güneyini takip ederek Yalova ve Bursa’ya oradan Balıkesir-Manisa- İzmir’e ulaşır. Kocaeli’nin il merkezi İzmit ile ilçeleri arasındaki karayolu çok iyidir. E-6 otobanyolu İzmit’in üst kısmından geçmektedir.
Avrupa’yı Asya’ya bağlayan demiryolu İzmit’in ortasından geçer. İlerde bu yol denizkenarından geçecektir. İstanbul’da Adapazarı ve Eskişehir-Ankara-Sivas- Erzurum-Kars ile Van ve her istikamete giden bütün trenler İzmit’ten geçer.
İzmit ve Derince limanlarından önemli ölçüde ihracat ve ithalat yapılır. Ayrıca kıyıda fabrika iskelelerinde yükleme ve boşaltma yapılır. Körfezin güney ve kuzey kıyıları arasında yolcu taşınır.
Nüfus ve Sosyal Hayat
1990 sayımına göre toplam nüfûsu 936.163 olup, 582.559’u şehirlerde, 353.604’ü köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 3626 km2 olup nüfus yoğunluğu 257’dir. Nüfûsu en fazla artan illerden biridir.
Örf ve âdetleri: Avrupa ile Asya arasındaki yollar üzerinde bulunan Kocaeli bölgesinde Trakya kökenli Bebrikler, Bitinler, Frigyalılar, Lidyalılar, Persler, Makedonyalılar, Roma, Bizans, Arap ve Türkler hakim olmuşlardır. Diğer kültürler unutulmuş ve Türk-İslâm kültürü bu bölgede bin seneye yakındır gelişmiş ve hakim olmuştur. Kocaeli’ne Kırım ve Kafkasya Türklerinden ve Karadeniz’den çok sayıda göçmen yerleşmiştir. Folklor ve halk oyunlarında Kafkas oyunlarından, Karadeniz horonu ve Erzurum barına, Ege zeybeğine, Tarakya oyunlarına kadar değişik oyunlar oynanır. Folkloru gibi halk müziği de Kafkas, Kırım, Trakya, Karadeniz ve diğer bölgelerin özelliklerini taşır. Bu bölgeden yetişen meşhur halk şâirleri yoktur. Bölge maniler bakımından zengindir. Eskiden meşhur olan el sanatları, sanayileşme ile birlikte ortadan kalkmıştır. Fakat halı dokumacılığı devam etmektedir. Hereke halıları dünyaca meşhurdur. Mahallî kıyafet ve mahallî yemekler zamanımızın örf ve âdetlerine uymuştur. Sanayileşme ile birlikte eski örf ve âdetler unutulmuştur.
Kocaeli ilinden çok sayıda sporcu, boksör, güreşçi, bisikletçi, tekvandocu, karateci ve diğer spor dallarından kimseler yetişmiştir. Olimpiyat şampiyonu Gazanfer Bilge ve Hasan Gemici bu ildendir.
Eğitim: Kocaeli’nde okulsuz köy yoktur. Okuma-yazma oranı çok yüksek olup, 1985’te bu miktar yüzde 85’i aşmış ve yüzde 90’a ulaşmıştır. İlde 31 anaokulu, 495 ilkokul, 58 ortaokul, 7 meslekî ve teknik ortaokul, 17 lise, 19 meslekî ve teknik lise, Yıldız Üniversitesine bağlı Mühendislik Fakültesi vardır.
İlçeler
Kocaeli’nin biri merkez olmak üzere altı ilçesi vardır.
Merkez (İzmit): 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 377.377 olup, 256.882’si ilçe merkezinde, 120.495’i köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları genelde düzdür. Kuzeyinde orta yükseklikteki tepeler, güneydoğusunda ise Samanlı Dağları yer alır. Cuhahane Deresi ile Yirmidere başlıca akarsularıdır.
Ekonomisi sanâyi ve tarıma dayalıdır. Kâğıt, gübre, lastik, plastik, tarım ilâçları, ilâç hammaddesi ve ilâç, taşıma araçları ve yedek parçaları, cam, boru, petro kimyâ fabrikaları başlıca sanayi kuruluşlarıdır. İlçede küçük sanâyi oldukça gelişmiştir. Sanayinin hızla gelişmesi tarım alanlarının azalmasına sebeb olmuştur. Başlıca tarım ürünleri buğday, mısır, yulaf, şeker pancarı, elma, ayva, domates, şeftali, erik, kiraz ve üzümdür. Tavukçuluk ve sığır besiciliği yaygın olarak yapılır.
İlçe merkezi, İzmit Körfezinin bitiminde kurulmuştur. İstanbul-Ankara karayolu ile İstanbul-Bursa karayolu ilçede kesişirler. Haydarpaşa-Ankara demiryolu ilçenin ortasından geçer. Marmara bölgesinin İstanbul ve Bursa’dan sonra en kalabalık yeridir. İlçe belediyesi 1871’de kurulmuştur.
Gebze: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 257.076 olup, 159.116’sı ilçe merkezinde, 97.960’ı ise köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları dalgalı düzlüklerden meydana gelir.
Ekonomisi sanayi ve tarıma dayalıdır. Sanâyi kuruluşları, İstanbul-İzmit karayolu boyunca yer alır. Çimento, cam, tekstil, plastik, makina, metal eşya ve metalurji, atomotiv yan sanâyi fabrikaları başlıca sanâyi kuruluşlarıdır. Hereke bucağında Sümerbank Hereke Yünlü Sanâyi Müessesesi en eski sanâyi kuruluşudur. 1843’te kurulan fabrikanın ürettiği halılar dünyâca meşhurdur. Sanâyinin hızla gelişmesi ilçede tarımın gerilemesine sebeb olmuştur. Başlıca tarım ürünleri buğday, yulaf, ayçiçeği, sebze ve meyveler olup, ayrıca az miktarda üzüm ve zeytin yetiştirilir. Modern metodların kullanıldığı tavuk çiftlikleri vardır.
İlçe merkezi İstanbul-Kocaeli karayolu üzeride yer alır. İstanbul ile birleşmek üzeredir. Yönetim açısından Kocaeli’ne bağlı olmasına rağmen, ekonomik açıdan tamamıyla İstanbul’a bağlıdır. İstanbul-Ankara demiryolu ilçenin güneyinden geçer. İstanbul’a 41, il merkezine ise 51 km mesafededir. Eskipazar Topçular arasında düzenli arabalı vapur seferleri vardır. Belediyesi 1903’te kurulmuştur.
Gölcük: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 111.408 olup, 64.911’i ilçe merkezinde, 46.497’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 20, Değirmendere bucağına bağlı 4 köyü vardır. Yüzölçümü 199 km2 olup, nüfus yoğunluğu 560’tır. İlçe toprakları kıyı boyunca uzanan dar bir ova ve bunun ardından yükselen dağlardan meydana gelir. Güneyinde Samanlı Dağları yer alır. Başlıca akarsuları Değirmendere ile Kazıklı Deresidir. Dağlar ormanlarla kaplıdır.
Ekonomisi sanayi ve tarıma dayalıdır. Ekime elverişli alanlar az olmasına rağmen, rekolte yüksektir. Başlıca tarım ürünleri elma, armut, üzüm, fındık olup, ayrıca az miktarda buğday, mısır, yulaf, fasülye ve zeytin yetiştirilir. Değirmendere’nin fındığı meşhurdur. İlçenin gelişmesinde büyük rol oynayan Tersâne başlıca sanâyi kuruluşudur. Deniz kuvvetlerine ait tersanede, gemi ve denizaltı yapım kızakları, yüzer havuz ile makina, döküm, kaplama, tulumba ve vana, boya sanayi gazları üreten fabrikalar vardır.
İlçe merkezi, İzmit Körfezinin güney kıyılarında denizle dağ arasında kalan denizle ormanın düğümlendiği bir yerde kurulmuştur. İl merkezine 16 km mesâfededir. İzmit-Yalova-Bursa karayolu ilçeden geçer. 1936’da ilçe olan Gölcük’ün belediyesi aynı sene kurulmuştur.
Kandıra: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 49.975 olup, 10.427’si ilçe merkezinde, 39.548’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 43, Akçaova bucağına bağlı 14, Kaymaz bucağına bağlı 11 köyü vardır. Yüzölçümü 933 km2 olup, nüfus yoğunluğu 54’tür. İlçe toprakları, fazla yüksek olmayan dalgalı düzlüklerden meydana gelir. İç kesimleri ormanlarla kaplıdır. Karadeniz’e kıyısı olan tek ilçedir.
Ekonomisi, tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, mısır, ayçiçeği, şekerpancarı ve yulaf olup, ayrıca az miktarda elma, üzüm, fasülye ve armut yetiştirilir. Hayvancılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır. Tavukçuluk ve sığır besiciliği gelişmiştir. Süt, peynir, yumurta ve deri başlıca hayvanî ürünleridir. Karadeniz kıyılarında balıkçılık yapılır. Kerpe ve Kefken köylerindeki sahiller, yaz turizmine elverişlidir. İlçe merkezi Sarısu Vâdisinde kurulmuştur. İl merkezine 42 km mesâfededir. On dördüncü asırda Akçakoca Bey tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. İlçe belediyesi 1868’de kurulmuştur.
Karamürsel: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 55.835 olup, 25.437’si ilçe merkezinde, 30.398’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 31 ve Yalakdere bucağına bağlı 12 köyü vardır. Yüzölçümü 379 km2 olup nüfus yoğunluğu 247’dir. İlçe toprakları dar kıyı ovası ile arkasından yükselen dağlardan meydana gelir. Güneyinde Samanlı Dağları yer alır. Başlıca akarsuyu Yalakdere’dir.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri, elma, buğday, mısır, armut olup az miktarda ayçiçeği yetiştirilir. Sera çiçekçiliği gelişmiştir. Hayvancılık ve balıkçılık ekonomide önemli yer tutar. Zeytincilik ve bağcılık da önemli gelir kaynakları arasındadır. İl merkezi İzmit Körfezi kıyısında kurulmuştur. İzmit-Yalova karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 34 km mesâfededir. İlçe belediyesi Cumhuriyetten önce kurulmuştur.
Körfez: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 84.492 olup, 65.786’sı ilçe merkezinde, 18.706’sı köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Ekonomisi sanâyi ve meyveciliğe dayanır. TÜPRAŞ, PETKİM, Yarımca Porselen, İGSAŞ başlıca sanâyi kuruluşudur. Kirazı meşhurdur. Son yıllarda gelişen konutlaşma meşhur kiraz bahçelerinin yerini almıştır. İlçe merkezi deniz kıyısında kurulmuştur. İstanbul-Ankara demir ve karayolu ilçeden geçer. İl merkezi ile birleşmiş durumdadır. Merkez ilçeye bağlı belediyelik bir köy iken 19 Haziran 1987’de 3392 sayılı kanunla ilçe oldu.
Târihî Eserler ve Turistik Yerleri
Kocaeli, Karadeniz ve Marmara kıyısında pekçok tabiî güzelliklere ve çoğu Osmanlı devrinden kalma zengin târihî eserlere sahiptir.
Orhangâzi Câmii: 1355’te Şehzade Süleymân Paşa tarafından yaptırılmış olup, İzmit’in en yüksek yeri olan iç kalenin ortasındadır. 1840’da Sultan Abdülmecîd Han tarafından tamir ettirilmiştir.
Pertev Mehmed Paşa Külliyesi: Pertev Mehmed Paşanın vasiyeti üzerine 1572’de yapılmaya başlanmış 1579’da bitirilmiştir. Orijinalliğini günümüze kadar korumuş Mimar Sinan’ın bir eseridir. Külliye, câmi, hamam, çeşme, sıbyan mektebi imâretten meydana gelmiştir.
İmâret Câmi: Tepecik Mahallesinde olup, Mimar Sinan’ın ilk eserlerindendir. Sadece dış cephe duvarları ile minâresi ilk orijinalliğini korumaktadır. 1776 depreminde yıkılan câmi 1872’de tâmir ettirilmiştir.
Çoban Mustafa Paşa Külliyesi: Gebze ilçesinde, Rumeli Beylerbeyi Çoban Mustafa Paşa tarafından 1523’te Mîmâr Sinan’a yaptırılmıştır. Külliye; câmi, türbe, medrese, imâret, kütüphâne, dârüşşifâ, tekke, kervansaraydan meydana gelmektedir. Câmi, kare planlı olup, beş yüzlü mihrabı mozaiklerle bezenmiştir. Câminin geniş bir avlusu vardır. Külliyenin diğer yapıları bu avlunun etrafında yer almaktadır.
Av Köşkü: Sultan Abdülazîz Han tarafından yaptırılmıştır. Küçük Saray Hünkar Köşkü adlarıyla da bilinir. 1873’te Barok stilinde yapılmıştır. İki katlı olup, cephesi tamâmen mermerlerle kaplıdır. Bir müddet Kocaeli vilâyeti konağı olarak kullanılmıştır. Şimdi müzedir.
Saat Kulesi: İzmit mutasarrıfı Mûsâ Kâzım Bey, İkinci Abdülhamîd’in tahta çıkışının yirmi beşinci senesi anısına yaptırmıştır. Kulenin duvarları renkli mermerlerle kaplıdır.
Kânûnî Süleymân Köprüsü: Gebze ilçesinin doğusunda Dil Deresi üzerindedir. Uzunluğu 65 m olup, üç büyük gözlüdür. Yıkılan korkulukları sonradan tâmir edilmiştir.
Eski eserler:
Nyphaion: M.S. İkinci asırda su perileri adına inşa edilen bir çeşmedir. Anadolu’da bulunan en büyük çeşmelerden biridir. Su kemerleri: Şehrin doğusunda harabe halindedir. bizans devrinden kalmadır. Şehir Surları: Bizans ve Osmanlı devrinde tamir gören bu surların kalıntıları zamanımıza ulaşabilmiştir.
Eskihisar Kalesi: Denize hakim bir noktada yükselen tarihî kale Bizanstan kalmadır. Eski ismi “Lybissa”dır. Kartacalı Anibal’ın mezarı da buradadır. Anibal’ın mezarı: Kartacalı Komutan Anibal’ın mezarı Gebze’dedir. Augustus Tapınağı: Roma çağından kalmadır. Yenidoğan Mahalesindedir.
Mesire yerleri:
Kocaeli, tabiî güzellikler yönünden zengindir. Çok sayıda mesire yeri vardır. Ormanlar ve kıyı şeridinde güzel manzaralı yerler bulunmaktadır. Başlıcaları şunlardır:
Keltepe (Kartepe): İzmit’in 38 km güneyinde Kuzuyayla yöresinde Samanlı Dağlarındadır. Tabiî kaynakları ile meşhur orman içi dinlenme yeridir. Sapanca Gölü ve İzmit Körfezi buradan çok güzel görünür.
Sapanca Gölü: Gölün bir kısmı Kocaeli sınırları içindedir. Kıyılarının manzarası çok güzeldir. İçinde tatlı su balıkları bulunur. Kenarında turistik tesisler vardır. Su sporları yapılır ve gölde sandalla gezilir.
Karamürsel: Körfezin güney kısmındadır. Çok güzel manzaraları meyve bahçeleri, bağları ve dinlenme yerleri meşhurdur.Tabiî plajları çoktur. (:::)ınar Suyu meşhurdur.
Değirmendere: Tabiî güzellikleri fındığı ile meşhurdur. Yazlık ev pansiyon ve otelleri vardır. Denizkenarı temiz ve güzel manzaralıdır.
Bayramoğlu: Üç Burunlar denilen bir yarımada üzerindedir. Turistik tesisleri ve yazlık evleri çoktur. Birbirinden güzel çok sayıda modern ve lüks yalılar ile en lüks sayfiye yeridir.
Kandıra: Karadeniz kıyısındaki küçük koyları kum ve deniz bakımından Türkiye’de nâdir bulunan güzellikler taşır. Deniz ve orman yanyanadır. Kerpe’de oteller, Kumcağız’da konaklama tesisleri vardır. Kerpe köyü tabiî olarak dalgalardan korunduğu için bütün yaz mevsimi boyunca ve günün her saatinde denize girilebilir.
Hersek Gölü: Karamürsel ilçesinin batısında Hersek Burnundadır. Tabiî kumsalları ile ilgi çeken gölde balıkçılık yapılır.
Kerpe ve Kefken: Karadeniz kıyısında ormanlarla denizin kucaklaştığı çok güzel bir dinlenme yeridir. Denizi çok sığ olup, kumu güzeldir.
İçmeler ve kaplıcalar:
Kocaeli, şifâlı su kaynağı bakımından zengin değildir. İlde iki kaplıca vardır.
Yeniköy Yazlık Ilıcası: İzmit’e 15 km uzaklıkta Yeniköy yakınlarındadır. Denize 3 km uzaklıkta olup, cilt hastalıklarına iyi gelir. Tesisleri yetersizdir.
Maşukiye Şifâlı Suyu: Maşukiye köyü yakınındadır. Beton depolara alınan su fayanslarla süslü çeşmelerden akmaktadır. Cild ve mîde rahatsızlıklarına iyi gelir.

Kaynak

Rehber Ansiklopedisi
Kırıkkale Hakkında Bilgiler

KIRIKKALE
İlin Kimliği
Yüzölçümü   : 4500 km2
Nüfûsu           : 349.396
İlçeleri           : Merkez, Bahşili, Balışeyh, Çelebi, Delice, Karakeçili, Keskin, Sulakyurt, Yahşihan.
İç Anadolu bölgesinde yer alan bir ilimiz. Kuzeyinde Çankırı ve Çorum, doğusunda Yozgat ve Kırşehir, güneyinde ve batısında Ankara yer alır. Trafik kod numarası 71’dir.
İsminin Menşei
Kırıkkale’nin bugünkü yerinde Cumhûriyetin ilk yıllarında Kırıkköy ile Kale bulunuyordu. Kale ile köyün zamanla birleşmesinden sonra burası Kırıkkale diye anılmaya başlandı.
Târihi
Kırıkkale, Cumhûriyetin ilk yıllarında kurulmuş ve kısa zamanda gelişmiştir. Cumhûriyetten sonra askerî gâye ile Kırıkköy ile Kale arasında silâh fabrikaları kurulmuştur. Zamanla burası gelişerek Kale ve köy birleşmiş ve Kırıkkale ismini almıştır. 1929’da Bucak, 1944’te ilçe merkezi hâline geldi. Askerî silâh fabrikası ilçenin gelişmesinde büyük rol oynadı. 15 Haziran 1989’da il merkezi hâline geldi.
Fizikî Yapı
İl toprakları platolar ve düzlüklerden meydana gelmiştir. İl merkezinin doğusunda Koçubada Dağları, güneydoğusunda Dinek Dağı (Yediler Tepesi 1586 m), güneyinde Kızılada Dağları vardır. İl topraklarından güney-kuzey doğrultusunda geçen Kızılırmak ile Kırıkkale kenti yakınlarında ona karışan Kılıçözü Deresi başlıca akarsularındandır. Kızılırmak’ın geçtiği bölgede Çoruhözü Vâdisi vardır. Ankara sınırında Kızılırmak üzerinde Kesikköprü Barajı yer alır.
İklim ve Bitki Örtüsü
Kırıkkale’de sert kara iklimi hüküm sürer. Kışları soğuk, yazları sıcak geçer. Sıcaklık +39°C ile -21°C arasında değişmekte olup, ortalama sıcaklık 13°C civârındadır. Ortalama yağış miktarı 329 mm’dir. Topraklarının bir kısmı bozuk meşe ormanları ile kaplıdır. Bu ormanlardan elde edilen odun yakacak olarak kullanılır. İl topraklarında kurşun, demir, manganez ve kömür yatakları vardır.
Ekonomi
İlin ekonomisi sanâyi ve tarıma dayanır. Faal nüfûsun % 60’ı aşkın bölümü sanâyide çalışmaktadır.
Tarım: Kırsal kesimde iş gücünün büyük kısmı tarımda çalışmaktadır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, şekerpancarı ve ayçiçeğidir. Sebze ve meyvecilik gelişmiş olup bağcılık da ekonomide önemli yer tutmaktadır. Hayvancılık geleneğe bağlı usullerle yapılır. Sığır, Ankara keçisi, kıl keçisi ve koyun beslenir.
Sanâyi: İlin sanâyisi çok gelişmiştir. Cumhûriyetin îlânından sonra kurulan silâh ve mühimmat fabrikaları ilin gelişmesinde büyük rol oynamıştır. En önemli sanâyi kuruluşları Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna bağlı Silah Sanâyi Müessesesi Mühimmat Fabrikası, Silah ve Tüfek Fabrikası, Çelik Fabrikası, Çelik Çekme Boru Fabrikası, Barut Fabrikası, Pirinç Fabrikası ve Elektrik Makinaları Fabrikasıdır. İldeki diğer önemli sanâyi kuruluşu Bahşili ilçesi yakınlarında 1987’de kurulan Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş.’ye bağlı Orta Anadolu Rafinerisidir. Ayrıca un ve irmik fabrikaları, tuğla-kiremit fabrikaları da vardır.
Ulaşım: Kırıkkale kara ve demiryolu ulaşımı bakımından zengindir. Ankara-Kayseri demiryolu il merkezinden ve Balışeyh ilçesinden geçer. Ankara-Samsun ve Ankara-Yozgat-Sivas karayolu il merkezinden geçer. Ankara’ya 76 km uzaklıktadır.
Nüfus ve Sosyal Hayat
1990 sayımına göre toplam nüfûsu 349.396 olup 243.378’i il merkezi ve ilçelerde, 106.018’i köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 4500 km2 olup nüfus yoğunluğu 78’dir.
Örf ve âdetleri: Kırıkkale ilinde İç Anadolu örf ve âdetleri hâkimdir. Erkekler yemeni denilen ayakkabı ve poşu denilen sarık kullanırlar. Kadınlar ise üç etekli entari giymektedirler. Folklorda Oğuz boylarının tesiri görülmektedir. Evlenmede kız bağlama, isteme, takı, çeyiz asma, kına gecesi ve düğün kendi âdetlerine göre farklılık gösterir.
İlçeleri
Kırıkkale’nin biri merkez olmak üzere 9 ilçesi vardır.
Merkez: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 206.688 olup, 185.431’i ilçe merkezinde, 21.257’si köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları dağlıktır. Doğusunda Koçubaba Dağı, güneydoğusunda Dinek Dağları, güneyinde Kızılada Dağları, güneybatısında Kösedağı yer alır.
Ekonomisi sanâyiye dayanır. M.K. E’ye bağlı fabrikalar başlıca sanâyi kuruluşlarıdır. Bu fabrikalar ilçenin gelişmesinde ve nüfus artışında büyük rol oynamıştır. Kırsal kesimde, tarım başlıca gelir kaynağıdır. Başlıca tarım ürünleri, buğday, şekerpancarı, arpa, üzüm, ayçiçeği ve elma olup az miktarda armut ve baklagiller yetiştirilir. Hayvancılık gelişmiş olup, koyun ve Ankara keçisi beslenir.
İlçe merkezi Çoraközü Vâdisinde kurulmuştur. Ankara-Kayseri demir ve karayolu ilçeden geçer. Ankara’ya 76 km mesâfededir. İlçe belediyesi 1942’de kurulmuştur.
Bahşili: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 11.058 olup, 6317’si ilçe merkezinde, 4741’i köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları genelde dağlıktır. Kapulukaya Baraj Gölü ilçe sınırları içinde kalır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, şekerpancarı, arpa, üzüm, ayçiçeği ve elmadır. TÜPRAŞ’a bağlı Orta Anadolu Rafinerisi başlıca sanayi kuruluşudur. Yumurtalık-Kırıkkale boru hattı ile pompalanan ham petrol, rafineride işlenir. Hayvancılık yaygın olarak yapılır ve en çok koyun ile Ankara keçisi beslenir. İlçe merkezi Küre Dağı eteklerinde kurulmuştur. Merkez bucağına bağlı belediyelik bir köyken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu.
Balışeyh: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 14.097 olup, 2078’i ilçe merkezinde, 12.019’u köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları orta yükseklikte engebeli arâziden meydana gelir. Güneyinde Dinek Dağı yer alır. Başlıca akarsuyu Çoraközü Çayıdır.
Ekonomisi tarıma dayanır. Başlıca tarım ürünleri, buğday, şekerpancarı, arpa, ayçiçeği ve üzümdür. Hayvancılık gelişmiş olup yüksek kesimlerde koyun ve Ankara keçisi beslenir. İlçe merkezi Çoraközü Çayı vâdisinde kurulmuştur. Ankara-Sivas demiryolu ve Ankara-Samsun karayolu ilçeden geçer. Merkez ilçeye bağlı bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu.
Çelebi: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 9415 olup, 4068’i ilçe merkezinde, 5347’si köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları orta yükseklikte engebeli arâziden meydana gelmiştir. Başlıca akarsuyu Kızılırmak’tır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, ayçiçeği ve üzümdür. Hayvancılık önemli gelir kaynağıdır. En çok koyun ve Ankara keçisi beslenir. İlçe gelişmemiş küçük bir yerleşim merkezidir. Bâlâ-Kaman kara yolu yakınında kurulmuştur. Keskin ilçesine bağlı bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu.
Delice: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 27.668 olup, 7415’i ilçe merkezinde, 20.253’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 35 köyü vardır. Yüzölçümü 726 km2 olup, nüfus yoğunluğu 38’dir. İlçe toprakları genelde platoluktur. Kuzeyinde Karagüney Dağı, güneyinde Dinek Dağı yer alır. Karagüney Dağının eteklerinde ovalık alan vardır. Başlıca akarsuyu Delice Irmağıdır.
Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Yaygın olarak bağcılık yapılır. Küçük baş hayvan besiciliğinin yapıldığı ilçede ençok Kıl keçisi bulunur. İlçe merkezi Ankara-Samsun karayolu üzerinde kurulmuştur. Ankara-Yozgat karayolu da ilçeden geçer. 1960’ta ilçe olan Delice’nin belediyesi 1955’te kurulmuştur. Ankara’ya bağlı bir ilçeyken 15 Haziran 1989’da Kırıkkale’nin il olması üzerine buraya bağlandı.
Karakeçili: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 8.699 olup, 6576’sı ilçe merkezinde, 2123’ü köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Kuzeybatısında Küre Dağı yer alır. Başlıca akarsuyu Kızılırmak’tır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. En çok buğday yetiştirilir. Hayvancılık gelişmiştir. İlçe merkezi Bâlâ-Kaman karayolu üzerindedir. Ankara’nın Bâlâ ilçesine bağlı bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe yapılarak Kırıkkale’ye bağlandı.
Keskin: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 41.732 olup, 20.044’ü ilçe merkezinde, 21.688’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 55 köyü vardır. Plato görünümünde olan ilçe topraklarını Dinek Dağı engebelendirir. Başlıca akarsuları Kılıçözü Deresi ve Kızılırmak’tır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, ayçiçeği ve üzüm olup, ayrıca az miktarda elma ve armut yetiştirilir. Hayvancılık önemli geçim kaynağıdır. En çok koyun ve Ankara keçisi beslenir. İlçe topraklarında bentonit ve volframit yatakları vardır.
İlçe merkezi, Develi Dağının güneyinde Aktepesi ile Kartaltepesi yamaçlarında kurulmuştur. Hititlerden kalma bir yerleşim merkezidir. Yugoslavya ve Romanya’dan gelen göçmenlerin buraya yerleşmesi ile büyümüştür. Ankara-Kırşehir karayolu ilçeden geçer. Ankara’ya bağlı bir ilçe iken, Kırıkkale’nin il olması üzerine buraya bağlanmıştır. Kırıkkale’nin en büyük ilçesidir. İlçe belediyesi 1884’te kurulmuştur.
Sulakyurt: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 18.740 olup, 5754’ü ilçe merkezinde, 12.986’sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 26 köyü vardır. Yüzölçümü 741 km2 olup, nüfus yoğunluğu 25’tir.
İlçe toprakları orta yükseklikte dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Doğu ve güneydoğusunda Karagüney Dağı yer alır. Başlıca akarsuyu Kızılırmak’tır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, üzüm, mercimek ve ayçiçeğidir. Hayvancılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır. En çok koyun, Ankara keçisi ve kıl keçisi beslenir.
İlçe merkezi Karagüney Dağının kuzey yamaçlarında kurulmuştur. Eski ismi Konuz’dur. İl merkezine 52 km mesâfededir. Gelişmemiş küçük bir yerleşim merkezidir. 1960’ta ilçe olan Sulakyurt’un belediyesi 1956’da kurulmuştur. Ankara’ya bağlı bir ilçeyken Kırıkkale’nin il olması üzerine buraya bağlanmıştır.
Yahşihan: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 11.299 olup, 5695’i ilçe merkezinde, 5604’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 6 köyü vardır. İlçe toprakları orta yükseklikte platoluk alanlardan meydana gelmiştir. Başlıca akarsuyu Kızılırmak’tır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, şekerpancarı, arpa, üzüm ve ayçiçeğidir. Hayvancılık gelişmiş olup koyun ve Ankara keçisi beslenir.
İlçe merkezi, Kızılırmak kıyısında kurulmuştur. Ankara-Kırıkkale karayolu ilçeden geçer. İl merkezine çok yakındır. Merkez ilçeye bağlı belediyelik köyken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu. Belediyesi 1956’da kurulmuştur.
Târihî Eserler ve Turistik Yerleri
Kırıkkale ilinin merkezinde yeni yerleşim merkezlerinden dolayı fazla târihi ve turistik yerler görülmemekle birlikte ilçe ve köylerinin bâzılarında târihî eser bulunmaktadır. İlde bulunan târihî eserlerin bâzıları şunlardır:
Kale: Kırıkköy yakınındadır. Günümüzde yıkık ve harap vaziyettedir.
Çarşı Câmii: Keskin ilçesi çarşı içindedir. 1871’de yapılan eser 1966’da tâmir görmüştür. Taş bileziklerle süslü tuğla minâresi kuzey batıdadır.
Balışeyh Câmii: Balışeyh ilçesinde on altıncı asırda yaptırılmıştır. Üzeri toprak damla örtülüdür. Duvarları yontma ve moloz taştan yapılmıştır.
Hasandede Câmii: Hasandede köyünde Doğan Bey tarafından 1605’te yaptırılmıştır. Bir kaç defa tâmir görmüştür. Kalın duvarları kırmızı ve kahve rengi kesme küfeki taşındandır. Alçıdan mihrabı kabartma geometrik desenlerle süslüdür.
Küçük Şâmil Câmii: Sulakyurt ilçesinin 9 km kuzeyindeki Yeşilyazı köyündedir. 1435’te Şeyh Mehmed Bahaeddîn yaptırmıştır. Câminin batı duvarı bitişiğinde Şeyh Mehmet Bahaeddîn’in türbesi vardır.

Kaynak

Rehber Ansiklopedisi

RAŞiT TUNCA

BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA
Raşit Tunca

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik

BOARD KISAYOLLARI

ALLAH

Allah



BAYRAK

TC.Bayrak



WEB-TUNCA


Radyo Karoglan

Foruma Misafir Olarak Gir


Forumda Neler Var


Karoglan-Raşit Tunca - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi




GALATASARAY

G A L A T A S A R A Y


FENERBAHÇE


F E N E R B A H C E


BEŞiKTAŞ

B E Ş i K T A Ş


TRABZONSPOR

T R A B Z O N S P O R


MiLLi TAKIM

M i L L i T A K I M


ETKiNLiKLERiMiZ


“Peygamberimiz Buyurdular ki Birbirinize Temiz ağız ile Dua edin. Bizde Sayfamızı ziyaret edenlerin ve bu bölümü ziyaret edenlerin kendilerinin Ruhaniyetine, geçmişlerinin Ruhuna Yasin Okuyup hediye ediyoruz Tıkla, ya sende oku yada okunmuş Yasinlerden Nasibini Al”
(Raşit Tunca)



MEVLANA'DAN

“ Kula Bela Gelmez Hak Yazmadıkca, Hak Bela Yazmaz Kul Azmadıkca, Hak intikamını, Kulunun Eliyle Alır da, Bilmiyenler Kul Yaptı Sanır."
(Hz. Mevlana)