MUHAMMED
BAYRAK
| Welcome, Guest |
|
You have to register before you can post on our site. |
| Forum Statistics |
» Members: 7 » Latest member: Muhammed » Forum threads: 5,258 » Forum posts: 5,849 Full Statistics |
DOWNLOADEN
AYET
FELSEFEMiZ
Raşit Tunca Sözü
GÜZEL SÖZ
Mevsimine Göre Gündüzlerin veya Gecenin Uzaması Veya Kısalmas için
Sonbaharda gündüzlerin kisalmasi ve gecelerin uzamasi lazim ve bunun için yine kainati semayi yönetip
bunu yapmak lazimdir dedik ve ögrettikki bu nasil yapilir:
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَأَقِمِ الصَّلاَةَ طَرَفَيِ النَّهَارِ وَزُلَفًا مِّنَ اللَّيْلِ إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتِ ذَلِكَ ذِكْرَى لِلذَّاكِرِينَ
Ve ekımis salâte tarafeyin nehâri ve zulefen minel leyli, innel hasenâti yuzhibnes seyyiât, zâlike zikre liz zâkirîn.
Meali:
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu da Zikri bilen, ve bazi Zikir edenlerin, başka bir türlü zikiridir.
Sadakallahul Aziym HUD Suresi 114. ayet
Karanlik ve geceyi ileri kaktirmak, ve gecelerin uzamasini saglamak veya gündüz veya aydinligi ileri kakdirmak, ve gündüzlerin uzamasini saglamak, hakkindaki bizzat yaşanmiş bir hadis ve hadisemiz için yapilan bir zikir ve ilim, ve erbabina münhasirdir sadece, bu hediyem.
ve bunun için sadece tarikimiza mensup olanlardan bu dereceya cikmiş sofilerim, günler dönünce yani 21 hazirandan sonra, iki güne bir, veya haftada bir, onlara ilham ile bildirilince, günlerden sonbahar ve gecelerin uzamasi için, sabah namazlarini en son vaktinden kilmaya başlarki, işde sabah namazi ile, karanligi itip güne dayar, ve güneşin dogdugu vakit olan işrak vaktini ittirip kakdirmiş olur, yani sadece bizim tarikimiza münhasiran, ve belli vakitlerde uygulanmasi gereken bir kuraldir. yani ne diyor ayette tarafeyn diyor, yani iki sinirda da diyor, yani sinir ne, sabah namazinin son vakti gecenin siniri, ve eger gecenin sinirini biraz acarsak daha ileri gitmiş olmazmi, yine eger günler uzayacaksa, o zaman 21 aralikdan itibaren, bir kac günde bir, veya haftda bir, bu sefer tarafeynin akşam tarafi olan akşam namazina varanyer olan ikindi namazi son vakte birakilirki, gündüz geceyi ve akşami ileri kakdirsin. peki bunun delili nerde, bizim yapavcagimiza dair bir delil varmi derseniz, evet var, o da var, yine zikiri raşidi evradindaki bir zikir olan, bize münhasir bir hikmettirki bu
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
تُولِجُ اللَّيْلَ فِي الْنَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الَمَيَّتَ مِنَ الْحَيِّ وَتَرْزُقُ مَن تَشَاء بِغَيْرِ حِسَابٍ
Tûlicul leyle fîn nehâri ve tûlicun nehâra fîl leyl(leyli), ve tuhricul hayya minel meyyiti ve tuhricul meyyite minel hayy(hayyi), ve terzuku men teşâu bi gayri hısâb.
Meali :
Geceyi uzatırsın, gündüzün bir kısmı gece olur. Gündüzü uzatırsın, gecenin bir kısmı gündüz olur. Ölüden diri çıkarırsın, diriden ölü izhar edersin ve dilediğini sayısız rızıklandırırsın sen.
21 Aralik ikinci gün dönümü vaktini geride birakdik, ve artik gecelerin uzamasi bitti, zulum ve karanligin galip gelme vakti bitti, ve artik gün döndü ve geceler artik 30 saniye, 1 dakika, iki dakika gibi, biraz biraz kisalmasi lazim, ve gündüzlerinde ayni oranda uzamasi ve aydinlik ve iyiligin artik galip gelme vakti. kücük galibiyletlerle başlayip, bu taa 21 hazirandaki tam galibiyet vakti, yani batmayan güneşlere ulaşincaya kadar devam edecek. ve o yüzden işde yolumuzda kardelen var artik, ve kardeleni alip cemrelere dogru yelken acacagiz, navinize önce kardelen yazin, sonra birinci cemre yani havaya düşen 1. cemile, sonra ordan sonra, 21 mart bahar yazin artik. ve bunun olmasi ve gündüzlerin uzmasi için işde, o yukardaki ayette buyrulduki, artik namazini günün iki vaktine yay, bunlar hangi vakitler : işde sabah namazini ilk vakitte kilki taa seher vaktini biraz daha yukari itebilsin, ve tarafeyn diyor, yani iki tarafdaki sinirda, ve ikindiyi ise, son vaktinde kilki, ikindi akşami geceyi ileri itsin, ve kakdirip sürüp birazda daha yukari cikartsin, ve gündüz uzayabilsin. ve artik kücük kücük sevap kazandiran ameller ara kendine, ve iyilikller bul, onlar ile yavaş yavaş sevaplarini cogalt, ve sevap testini doldurmaya calişki, ve hatalarindanda artik övbe et, ve artik ve cemrelerdende gecip bahara varinca, artik vicdanin seni öyle rahatsiz etsinki, günahlarina aglayabilesin,ve o gözyaşlarin, senin ve benim kainatimda bahar yagmuruna dönsün, ey kardelen yönümü sana tuttum, hazir ol, sana geliyorum artik deyip, gercek kardelen olan senenin ilk meyvasi isa ve mehdi bebesi vakti, biz isa yi 1 ocakada dogdu biliriz, oysa Hirisitiyanlarin Weihnachten yani Merry Christmas vakti, işde bu gece ve yarin, yani Hz Meryemin isa yi dogurdugu günler, ve isa nin gözlerinii dünyaya actigi ilk iki gün, ve araligin 24 ünün gecesi ve 25 in sabahi ve 26 sini isanin dogumu diye inanip öyle iman ederler ve yilbaşi tatilleri de o dur, dini bayramlaridir, yani bizim mevlüt kandilimiz gibi, onlarin peygamberi olan isa nin mevlüt kandiliidlir işde o yilbaşi tatili ve "Merry Christmas" ey isaviler! mevlüt kandiliniz mübarek olsun, hoşgeldin ey mehdi, iyiki geldin hoşgeldin dünyamiza, ey isa iyiki geldin, bizlere işik oldun, ALLAJH ONLARIN bereketini artirisin inşallah, selam ve dua ile bütün hiristiyan aleminin ve hatta müslüman aleminin ve diger Allah a inanan dinlerin de bayrami olan bu Weihnachten bayrami ve Hz. isanin mevlüt kandilini yani, kandilinizi tebrik ederim "Frohe Weihnachten & frohes Fest" dilerim.
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
إِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرًا وَإِمَّا كَفُورًا
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
İnnâ hedeynâhus sebîle immâ şâkiran ve immâ kefûran.
Meali :
Biz insana dogru yolu gösterdik, ve onu seciminde serbest birakdik, ve isterse iman edip aydinligi ve hidayeti secer, isterse kafir olup karanligi ve zulumeti secer.
(Sadakallahul Aziym İNSAN (DEHR) Suresi 3. ayet)
ve bizler şimdi, yani kuzey kutbundakilerde biz, aydinliga bahara ve yaza dogru yol alirken, oysaki güney kutbu ise, tam ziddi olan yazdan gecdi ve sonbahar ve kişa dogru yol aliyorlar, onlarda gece ve karanlik ve zuluimet uzayacak, bizde ise, gündüz uzayacak, o zaman kimler bu yukarda yazdigimiz kurali yapacak, kuzey yarim kürede olanlar, yoksa güney yarim küredekilerde yaparsa, işler karişir, ve kaos olur, yani güney kutbu ise, ne yapacak? o muhammedin dedigi hadisde gecen, sabah namazini son vaktine geciktirin dedigi gibi davranacak, sabah namazini gec kilcakki artik, ve yine akşam namaziniida ilk vaktinde kilcakki gündüzü ileri itsin, yani onlar işde batmayan güneş vaktini geride birakdilar, onalarda 21 Aralik batmayan güneş vakti idi, bizde batmayan güneş ise 21 hazirandaydi, yani iki ayri kural, iki ayri grup, iki ayri ahlak, ve tarafeyn hikmeti, yani yanliş yapmayin, bölgenize göre, yani lokasyona uygun davranin.
ALİ İMRAN-27 ayet
Sonbaharda gündüzlerin kisalmasi ve gecelerin uzamasi lazim ve bunun için yine kainati semayi yönetip
bunu yapmak lazimdir dedik ve ögrettikki bu nasil yapilir:
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَأَقِمِ الصَّلاَةَ طَرَفَيِ النَّهَارِ وَزُلَفًا مِّنَ اللَّيْلِ إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتِ ذَلِكَ ذِكْرَى لِلذَّاكِرِينَ
Ve ekımis salâte tarafeyin nehâri ve zulefen minel leyli, innel hasenâti yuzhibnes seyyiât, zâlike zikre liz zâkirîn.
Meali:
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu da Zikri bilen, ve bazi Zikir edenlerin, başka bir türlü zikiridir.
Sadakallahul Aziym HUD Suresi 114. ayet
Karanlik ve geceyi ileri kaktirmak, ve gecelerin uzamasini saglamak veya gündüz veya aydinligi ileri kakdirmak, ve gündüzlerin uzamasini saglamak, hakkindaki bizzat yaşanmiş bir hadis ve hadisemiz için yapilan bir zikir ve ilim, ve erbabina münhasirdir sadece, bu hediyem.
ve bunun için sadece tarikimiza mensup olanlardan bu dereceya cikmiş sofilerim, günler dönünce yani 21 hazirandan sonra, iki güne bir, veya haftada bir, onlara ilham ile bildirilince, günlerden sonbahar ve gecelerin uzamasi için, sabah namazlarini en son vaktinden kilmaya başlarki, işde sabah namazi ile, karanligi itip güne dayar, ve güneşin dogdugu vakit olan işrak vaktini ittirip kakdirmiş olur, yani sadece bizim tarikimiza münhasiran, ve belli vakitlerde uygulanmasi gereken bir kuraldir. yani ne diyor ayette tarafeyn diyor, yani iki sinirda da diyor, yani sinir ne, sabah namazinin son vakti gecenin siniri, ve eger gecenin sinirini biraz acarsak daha ileri gitmiş olmazmi, yine eger günler uzayacaksa, o zaman 21 aralikdan itibaren, bir kac günde bir, veya haftda bir, bu sefer tarafeynin akşam tarafi olan akşam namazina varanyer olan ikindi namazi son vakte birakilirki, gündüz geceyi ve akşami ileri kakdirsin. peki bunun delili nerde, bizim yapavcagimiza dair bir delil varmi derseniz, evet var, o da var, yine zikiri raşidi evradindaki bir zikir olan, bize münhasir bir hikmettirki bu
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
تُولِجُ اللَّيْلَ فِي الْنَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الَمَيَّتَ مِنَ الْحَيِّ وَتَرْزُقُ مَن تَشَاء بِغَيْرِ حِسَابٍ
Tûlicul leyle fîn nehâri ve tûlicun nehâra fîl leyl(leyli), ve tuhricul hayya minel meyyiti ve tuhricul meyyite minel hayy(hayyi), ve terzuku men teşâu bi gayri hısâb.
Meali :
Geceyi uzatırsın, gündüzün bir kısmı gece olur. Gündüzü uzatırsın, gecenin bir kısmı gündüz olur. Ölüden diri çıkarırsın, diriden ölü izhar edersin ve dilediğini sayısız rızıklandırırsın sen.
21 Aralik ikinci gün dönümü vaktini geride birakdik, ve artik gecelerin uzamasi bitti, zulum ve karanligin galip gelme vakti bitti, ve artik gün döndü ve geceler artik 30 saniye, 1 dakika, iki dakika gibi, biraz biraz kisalmasi lazim, ve gündüzlerinde ayni oranda uzamasi ve aydinlik ve iyiligin artik galip gelme vakti. kücük galibiyletlerle başlayip, bu taa 21 hazirandaki tam galibiyet vakti, yani batmayan güneşlere ulaşincaya kadar devam edecek. ve o yüzden işde yolumuzda kardelen var artik, ve kardeleni alip cemrelere dogru yelken acacagiz, navinize önce kardelen yazin, sonra birinci cemre yani havaya düşen 1. cemile, sonra ordan sonra, 21 mart bahar yazin artik. ve bunun olmasi ve gündüzlerin uzmasi için işde, o yukardaki ayette buyrulduki, artik namazini günün iki vaktine yay, bunlar hangi vakitler : işde sabah namazini ilk vakitte kilki taa seher vaktini biraz daha yukari itebilsin, ve tarafeyn diyor, yani iki tarafdaki sinirda, ve ikindiyi ise, son vaktinde kilki, ikindi akşami geceyi ileri itsin, ve kakdirip sürüp birazda daha yukari cikartsin, ve gündüz uzayabilsin. ve artik kücük kücük sevap kazandiran ameller ara kendine, ve iyilikller bul, onlar ile yavaş yavaş sevaplarini cogalt, ve sevap testini doldurmaya calişki, ve hatalarindanda artik övbe et, ve artik ve cemrelerdende gecip bahara varinca, artik vicdanin seni öyle rahatsiz etsinki, günahlarina aglayabilesin,ve o gözyaşlarin, senin ve benim kainatimda bahar yagmuruna dönsün, ey kardelen yönümü sana tuttum, hazir ol, sana geliyorum artik deyip, gercek kardelen olan senenin ilk meyvasi isa ve mehdi bebesi vakti, biz isa yi 1 ocakada dogdu biliriz, oysa Hirisitiyanlarin Weihnachten yani Merry Christmas vakti, işde bu gece ve yarin, yani Hz Meryemin isa yi dogurdugu günler, ve isa nin gözlerinii dünyaya actigi ilk iki gün, ve araligin 24 ünün gecesi ve 25 in sabahi ve 26 sini isanin dogumu diye inanip öyle iman ederler ve yilbaşi tatilleri de o dur, dini bayramlaridir, yani bizim mevlüt kandilimiz gibi, onlarin peygamberi olan isa nin mevlüt kandiliidlir işde o yilbaşi tatili ve "Merry Christmas" ey isaviler! mevlüt kandiliniz mübarek olsun, hoşgeldin ey mehdi, iyiki geldin hoşgeldin dünyamiza, ey isa iyiki geldin, bizlere işik oldun, ALLAJH ONLARIN bereketini artirisin inşallah, selam ve dua ile bütün hiristiyan aleminin ve hatta müslüman aleminin ve diger Allah a inanan dinlerin de bayrami olan bu Weihnachten bayrami ve Hz. isanin mevlüt kandilini yani, kandilinizi tebrik ederim "Frohe Weihnachten & frohes Fest" dilerim.
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
إِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرًا وَإِمَّا كَفُورًا
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
İnnâ hedeynâhus sebîle immâ şâkiran ve immâ kefûran.
Meali :
Biz insana dogru yolu gösterdik, ve onu seciminde serbest birakdik, ve isterse iman edip aydinligi ve hidayeti secer, isterse kafir olup karanligi ve zulumeti secer.
(Sadakallahul Aziym İNSAN (DEHR) Suresi 3. ayet)
ve bizler şimdi, yani kuzey kutbundakilerde biz, aydinliga bahara ve yaza dogru yol alirken, oysaki güney kutbu ise, tam ziddi olan yazdan gecdi ve sonbahar ve kişa dogru yol aliyorlar, onlarda gece ve karanlik ve zuluimet uzayacak, bizde ise, gündüz uzayacak, o zaman kimler bu yukarda yazdigimiz kurali yapacak, kuzey yarim kürede olanlar, yoksa güney yarim küredekilerde yaparsa, işler karişir, ve kaos olur, yani güney kutbu ise, ne yapacak? o muhammedin dedigi hadisde gecen, sabah namazini son vaktine geciktirin dedigi gibi davranacak, sabah namazini gec kilcakki artik, ve yine akşam namaziniida ilk vaktinde kilcakki gündüzü ileri itsin, yani onlar işde batmayan güneş vaktini geride birakdilar, onalarda 21 Aralik batmayan güneş vakti idi, bizde batmayan güneş ise 21 hazirandaydi, yani iki ayri kural, iki ayri grup, iki ayri ahlak, ve tarafeyn hikmeti, yani yanliş yapmayin, bölgenize göre, yani lokasyona uygun davranin.
ALİ İMRAN-27 ayet
MyBB Favicon Nasıl Eklenir?
"favicon.ico"
isimli iconunuzu FTP den ana dizine ekleyince otamatik olarak favicon kabul oluyor
amma siz png veya gif bir resimi favicon yapmak isterseniz de
bunları uygulayın
MyBB Favicon Nasıl Eklenir? bu konuda size bundan bahsedeceğim. Favicon site isminin yanında yazan küçük logodur.
Yönetici (Admin) KP → Temalar & Şablonlar - Şablonlar (Kullandığınız temayı seçin.) → Headerinclude - [Gruplandırılmamış] Şablonlar → headerinclude şablonunu açın.
.ico uzantısı için:
.png uzantısı için:
.gif uzantısı için:
kodlardan uyugun olanı ekleyin
What i did:
1. deleted current favicon.ico
2. uploaded new animated gif favicon.gif
3. added above code in my headerinclude template as below:
<link rel="icon" type="image/x-icon" href="http://www.mysite.com/favicon.gif">
4. cleared cashes of browser (deleted temporary internet files for internet/firefox/chrome)
I'm using Mybb 1.6.12 Default theme (no plugins installed)
<link rel="icon" type="image/png" href="http://www.mysite.com/favicon.gif">
"favicon.ico"
isimli iconunuzu FTP den ana dizine ekleyince otamatik olarak favicon kabul oluyor
amma siz png veya gif bir resimi favicon yapmak isterseniz de
bunları uygulayın
MyBB Favicon Nasıl Eklenir? bu konuda size bundan bahsedeceğim. Favicon site isminin yanında yazan küçük logodur.
Yönetici (Admin) KP → Temalar & Şablonlar - Şablonlar (Kullandığınız temayı seçin.) → Headerinclude - [Gruplandırılmamış] Şablonlar → headerinclude şablonunu açın.
.ico uzantısı için:
Code:
<link rel="shortcut icon" href="favicon.ico" />.png uzantısı için:
Code:
<link rel="icon" type="image/png" href="favicon.png" />.gif uzantısı için:
Code:
<link rel="icon" type="image/gif" href="favicon.gif" />kodlardan uyugun olanı ekleyin
What i did:
1. deleted current favicon.ico
2. uploaded new animated gif favicon.gif
3. added above code in my headerinclude template as below:
<link rel="icon" type="image/x-icon" href="http://www.mysite.com/favicon.gif">
4. cleared cashes of browser (deleted temporary internet files for internet/firefox/chrome)
I'm using Mybb 1.6.12 Default theme (no plugins installed)
<link rel="icon" type="image/png" href="http://www.mysite.com/favicon.gif">
Evet Vakit Fetret Vakti
Susdu gece, susdu gündüz,
Susdu güneş ve ay,
Susdu bütün dünya
Vahiy ve ilham kesildi durdu
hani Kenan ile Nuh aleyhisselam son anda konuşurken
Rabbimiz : "bir sayha yada dalga geldi araya girdi ve bağlantı koptu" diyordu ya
Gökler ile bağlantı koptu
Ne dualar yükselir oldu!
Ne göklerden bir ses gelir oldu!
Ey insanlık Güneş batıdan mı doğdu? ne oldu!
Hz. Muhammed demiş ti ki
"Güneş batıdan doğduktan sonra tövbeler kabul olmaz."(minvalinde)
Ve Rabbmiz de buyurdu Kuran'da
"İşte bu, ‘…Rabb’inin ayetlerinden biri geldiği gün,
daha evvelden iman etmiş veya
imanından bir hayır kazanmış olmayan hiçbir kimseye
(o günkü) imanı asla fayda vermez…’ (En’am, 6/158)
Dua etsek de, dualar yerine ulaşmıyor
Bak "Gazze'ye" insanlık! durum ortada..
Göklerden bir cevap yok artık
Aman Ya Rab!
Tövbe kapısı sonunda kapandı mı artık?
Yandı gülüm keten helva, vay ki vay,
insanların başına topraklar!
Rab de küser mi?
Küstün mü bize Rabbim?
Küstürdük mü seni?
Küstünmü Özellikle Ban'a Rabbim?
Artık Rahmet Nazarı ile bakmaz mı oldun bizlere?
Davasında kazanan şeytan aleyhillane mi oldu?
insanlık olarak kaybedenlerden mi olduk?
~ iki aydır ilham (Vahiy) Gelmez oldu
Susdu Gökler Yerler,
Susdu Melekler,
Muhammed'in izinden giderken, yolumuz
Muhammed'in de uğradığı Fetret çukuruna düşdü
iki yada üç yada altı ay dan sonra Muhammed'e geri dönüş yapıp
مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلٰىۜ
"Rabbin seni terketmedi de unutmadı da" buyurmuştun
Bizi de terketme Ne olur Rabbim,
Bizi de unutma,
Dünyada yeşeren bir ot, yeşeren bir yaprağın yeşeren umutları hatrına
Terketme bizleri, umudunu kesme bizlerden,
şeytan ve ordusuna terketme bizleri,
Son bir FIRSAT daha ver bizlere
Gazze de insanlık bir Mehdi bir kurtarıcı bekledi
Amma gelmedi beklenen Mehdi, yok ortalıkta!
Çünkü kafirler o güne hazırlık yaptı da, silahlar icad etti, ordular kurdu!
Müminler o güne hazırlık yapmadı,
Yalnız taşdan duvar bile olmazken,
Hz Mehdi denen adam tek başına ne yapsın artık,
Düsmanla savaşabilcek güçlü silah yok güçlü ordu yok
Efsanelere masallara kaldı zafer
Sen'in umudunu da bitiren de bu mu oldu Rabbim.
Sen vahiy ve ilham ı bile kesmişken
Senin davanı Hz. Mehdi, Senin desteğin olmadan nasıl sürsün!
insanlık gerçek Mehdi kimdir onu bile bilemedi bulamadı henüz,
Evet Vakit Fetret Vakti,
Susdu Gökler!
Tükendi bütün umutlar...
Raşit Tunca Şiirleri
Raşit Tunca
Schrems, 09.12.2023
Susdu gece, susdu gündüz,
Susdu güneş ve ay,
Susdu bütün dünya
Vahiy ve ilham kesildi durdu
hani Kenan ile Nuh aleyhisselam son anda konuşurken
Rabbimiz : "bir sayha yada dalga geldi araya girdi ve bağlantı koptu" diyordu ya
Gökler ile bağlantı koptu
Ne dualar yükselir oldu!
Ne göklerden bir ses gelir oldu!
Ey insanlık Güneş batıdan mı doğdu? ne oldu!
Hz. Muhammed demiş ti ki
"Güneş batıdan doğduktan sonra tövbeler kabul olmaz."(minvalinde)
Ve Rabbmiz de buyurdu Kuran'da
"İşte bu, ‘…Rabb’inin ayetlerinden biri geldiği gün,
daha evvelden iman etmiş veya
imanından bir hayır kazanmış olmayan hiçbir kimseye
(o günkü) imanı asla fayda vermez…’ (En’am, 6/158)
Dua etsek de, dualar yerine ulaşmıyor
Bak "Gazze'ye" insanlık! durum ortada..
Göklerden bir cevap yok artık
Aman Ya Rab!
Tövbe kapısı sonunda kapandı mı artık?
Yandı gülüm keten helva, vay ki vay,
insanların başına topraklar!
Rab de küser mi?
Küstün mü bize Rabbim?
Küstürdük mü seni?
Küstünmü Özellikle Ban'a Rabbim?
Artık Rahmet Nazarı ile bakmaz mı oldun bizlere?
Davasında kazanan şeytan aleyhillane mi oldu?
insanlık olarak kaybedenlerden mi olduk?
~ iki aydır ilham (Vahiy) Gelmez oldu
Susdu Gökler Yerler,
Susdu Melekler,
Muhammed'in izinden giderken, yolumuz
Muhammed'in de uğradığı Fetret çukuruna düşdü
iki yada üç yada altı ay dan sonra Muhammed'e geri dönüş yapıp
مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلٰىۜ
"Rabbin seni terketmedi de unutmadı da" buyurmuştun
Bizi de terketme Ne olur Rabbim,
Bizi de unutma,
Dünyada yeşeren bir ot, yeşeren bir yaprağın yeşeren umutları hatrına
Terketme bizleri, umudunu kesme bizlerden,
şeytan ve ordusuna terketme bizleri,
Son bir FIRSAT daha ver bizlere
Gazze de insanlık bir Mehdi bir kurtarıcı bekledi
Amma gelmedi beklenen Mehdi, yok ortalıkta!
Çünkü kafirler o güne hazırlık yaptı da, silahlar icad etti, ordular kurdu!
Müminler o güne hazırlık yapmadı,
Yalnız taşdan duvar bile olmazken,
Hz Mehdi denen adam tek başına ne yapsın artık,
Düsmanla savaşabilcek güçlü silah yok güçlü ordu yok
Efsanelere masallara kaldı zafer
Sen'in umudunu da bitiren de bu mu oldu Rabbim.
Sen vahiy ve ilham ı bile kesmişken
Senin davanı Hz. Mehdi, Senin desteğin olmadan nasıl sürsün!
insanlık gerçek Mehdi kimdir onu bile bilemedi bulamadı henüz,
Evet Vakit Fetret Vakti,
Susdu Gökler!
Tükendi bütün umutlar...
Raşit Tunca Şiirleri
Raşit Tunca
Schrems, 09.12.2023
Ebru Yaşar Kimdir? Biyografisi
Ebru Yaşar (d. 8 Ağustos 1977, Ankara[1]), Türk şarkıcı.
Hayatı ve kariyeri
Kürt kökenli[4] Ağrılı memur bir ailenin çocuğu olarak 8 Ağustos 1977'de Ankara'da doğdu. Liseyi bitirdikten sonra İstanbul'a geldi ve müzik hayatına başladı. İTÜ Türk Sanat Müziği Bölümü'nden mezun oldu.[1] 1995 yılının Mayıs ayında Ebru Yaşar Bu Sahilde adlı ilk albümünü Burhan Çaçan'ın şirketinden piyasaya çıkardı. İkinci klip "Vurulur Düşlerim" şarkısına çekildi. 1999 yılının Şubat ayında İbrahim Tatlıses'in yardımıyla Ebru Yaşar "Seni Anan Benim İçin Doğurmuş" adlı şarkısını piyasaya sürdü. Bu şarkı Türkiye genelinde büyük bir etki yarattı ve sanatçı kendini Türk müzik piyasasında ispatladı. Albüm aynı sene 1 milyon barajını geçerek yılın en çok satan albümü oldu. O zamanlar adı yoğun bir şekilde İbrahim Tatlıses'le anıldı ama iki sanatçı da bu tür yorumları kesinlikle reddettiler ve çok samimi arkadaş olduklarını açıkladılar. 4 sene sonra yani 2003 senesinin Mayıs ayında Yaşar "Aşkımız Buraya Kadar" adlı albümünü çıkardı ve bu albümünden "Aşkımız Buraya Kadar", Yeminim Var" ve "O Değil" gibi birçok hit şarkıya imza attı. 2006 senesinin Haziran ayında Yaşar "Yeşillenirim" adlı albümünü piyasaya sürdü. Bu albüm Ebru Yaşar'ın en çok satan albümlerinden biri oldu. 27 Ekim 2008 tarihinde sanatçı İsmail YK ile düet yaptığı "Seni Seviyorum" adlı şarkıyı piyasaya çıkarmıştır. Yeni albümüyle kendinden söz ettiren Ebru Yaşar "Seviyorum Seni" albümünün ikinci klibini hareketli "Eğer" parçasının yeni versiyonuna çekti. Son Olarak Sinan Akçıl imzalı "Kararsızım" adlı şarkıya klip çeken Ebru Yaşar yeni albüm hazırlıklarına da başladı. 24 Haziran 2011 Ebru Yaşar yeni albümü "Delidir" ile müzik dünyasına dönüş yaptı. Üç dilde (Türkçe, Kürtçe ve Arapça) yorumladığı çıkış şarkısı "Delidir", üç gün içerisinde elektronik ortamda 57.000 kişi tarafından dinlendi ve izlendi.2012 yılının Haziran ayında kariyerindeki ilk single çalışması olan "Ağlayamıyorum"u yayınladı. 2013 yılının Nisan ayında "Sanat-ı Ebru" adlı albümünü piyasaya çıkartmıştır. Aralık 2014 ise sadece dijital platformlarda çıkan "Cumartesi" isimli single çalışmasını yayımlamıştır. 17 Mayıs 2017'de yeni albümü "Haddinden Fazla" çıkartmıştır. Albümün çıkış şarkısı Gülden Mutlu'ya ait "Nasıl Uyuyorsun" kliplendirilmiştir.Aynı albümün son klibi Öldüm Sahiden adlı şarkıya çekilmiştir. Daha sonra tekli single Tan Taşçı imzalı Cumartesi single çıkarmıştır [5] 7 Temmuz 2021'de 'Sessize Aldım' isminde bir single daha yayınlamıştır.[6]
Nitelikli haber kanalı TV 100 kanalının sahibi ve ünlü şarkıcı Ebru Yaşar'ın eşi Necat Gülseven sosyal medyada merak edilmeye ve internette araştırılmaya başlandı. Peki, Ebru Yaşar'ın kocası Necat Gülseven kimdir? TV 100 kanalının sahibi Necat Gülseven kimdir, aslen nereli ve kaç yaşında? Necat Gülseven ne iş yapıyor? İşte tüm detayları...
NECAT GÜLSEVEN KİMDİR?
Ebru Yaşar'ın eşi ve TV 100 kanalının sahibi olan Necat Gülseven Kimdir?
Necat Gülseven, 1980 yılında Diyarbakır Bismil'de doğmuştur ve 40 yaşındadır. Eğitimine Diyarbakır'da başladı. Daha sonra İstanbul'a geldi. Genç yaşlarda iş hayatına atılan Necat Gülseven ilk olarak Gülseven Turizm Otelcilik İnşaat A.Ş. anonim şirketini kurdu. 26 Haziran 2015 tarihinde ünlü şarkıcı Ebru Yaşar ile Marmaris Bozburun'da evlendi. Bu evliliğinden 14 Şubat 2017 yılında ikiz çocukları oldu. Çocuklarının isimleri Hasan Poyraz ve Ebru Su'dur.
Çalışma hayatına genç yaşlarda başlamış ve Gülseven Turizm Otelcilik İnşaat A.Ş.'yi kurmuştur. Bir süre sonra de burada Yönetim Kurulu Başkanı olmuştur. 2019 yılında 3N Medya'yı kuran Necat Gülseven, Show Radyo, TV100, Viva Radyo ve Bizimev Tv'yi de satın almıştır.
KISACA HAKKINDA
Ebru Yaşar
Doğum 8 Ağustos 1977 (46 yaşında)[1]
Ankara, Türkiye[1]
Meslek Şarkıcı, söz yazarı, sunucu
Evlilik Necat Gülseven (e. 2015)
Çocuk(lar) Ebru Su Gülseven (d. 13 Şubat 2017)[2]
Hasan Poyraz Gülseven (d. 14 Şubat 2017)[2]
Müzikal kariyeri
Tarzlar Pop, Arabesk-Pop Müzik, Arabesk
Etkin yıllar 1995-günümüz
Müzik şirketi Burhan Çaçan Müzik (1995-1997)
İdobay (1999-2003)
Erol Köse (2006, 2011-2012)
Avrupa Müzik (2008)
Livadi Müzik (2012-2014)
Seven Production (2014)
DMC (2016)
[3] Mahzen Fabrick (2023)
Resmî site ebruyasar.com.tr
Diskografisi
Albümleri
1995: Bu Sahilde
1997: Sevenler Ölmez
1999: Seni Anan Benim İçin Doğurmuş
2003: Aşkımız Buraya Kadar
2006: Yeşillenirim
2008: Seviyorum Seni
2011: Delidir
2013: Sanat-ı Ebru
2017: Haddinden Fazla
2021: Gel de Sevme
Single'ları
2012: "Ağlayamıyorum"
2014: "Cumartesi"
2019: "Alev Alev"
2020: "Kalmam"
2021: "İçime Ata Ata" (Burak Bulut ve Kurtuluş Kuş ile)
2023: "Kehribar" (Burak Bulut ile)
Klipleri
Bu Sahilde
Bu Sahilde, Haziran 1995
Vurulur Düşlerim, 1995
Sevenler Ölmez
Sevenler Ölmez, 1997
Seni Anan Benim İçin Doğurmuş
Seni Anan Benim İçin Doğurmuş, Şubat 1999
Sırtımdan Vurdu, Haziran 1999
Yalan, Ekim 1999
Aşkımız Buraya Kadar
Aşkımız Buraya Kadar, 27 Mayıs 2003
Yeminim Var, 17 Eylül 2003
O Değil, 5 Ocak 2004
Yeşillenirim
Yeşillenirim, Haziran 2006
Ne Doktorlar Ne Mühendisler, Ağustos 2006
Ateşten Gömlek, Aralık 2006
Gel Neredeysen, Mayıs 2007
Seviyorum Seni
Seviyorum Seni, 29 Ekim 2008
Eğer (Yeni Versiyon), 2008
Kararsızım, 2009
Delidir
Delidir, 16 Haziran 2011
Gözlerimde Gece Oldu, 2011
Ağlayamıyorum
Ağlayamıyorum, 2012
Cumartesi
Cumartesi, 9 Aralık 2014
Haddinden Fazla
Nasıl Uyuyorsun, 17 Mayıs 2017
Ben Ne Yangınlar Gördüm, 4 Ağustos 2017
Havadan Sudan, 28 Ağustos 2017
Öldüm Sahiden, 26 Aralık 2017
En Güzel Yenilgim
En Güzel Yenilgim, 13 Eylül 2018
Alev Alev
Alev Alev, 25 Ekim 2019
Kalmam
Kalmam, 11 Mart 2020
Gel de Sevme
Yalnız Uyunmaz, 9 Nisan 2021
Ben Bilmem, 6 Mayıs 2021
Sessize Aldım, 7 Temmuz 2021
İğne İplik, 22 Kasım 2022
İçime Ata Ata
İçime Ata Ata, 9 Aralık 2021
Kehribar
Kehribar, 29 Eylül 2023
Ödülleri ve Adaylıkları
Yıl Ödül Töreni Kategori Sonuç
1995 Magazin Gazetecileri Derneği (MGD) Ödülleri Yılın Kadın Şarkıcısı Kazandı
1997 3.Kral Tv Video Müzik Ödülleri En İyi Arabesk - Fantazi Kadın Sanatçı Adaylık
1998 4.Kral Tv Video Müzik Ödülleri En İyi Arabesk - Fantazi Kadın Sanatçı Adaylık
1999 27.Altın Kelebek Ödülleri En İyi Fantezi Müzik Kadın Solist Kazandı
2000 6.Kral TV Video Müzik Ödülleri En İyi Arabesk - Fantazi Kadın Sanatçı Kazandı
Yılın Şarkısı (Seni Anan Benim İçin Doğurmuş) Kazandı
2003 İstanbul FM Altın Ödülleri Yılın En Çok İstek Alan Şarkısı (Yeminim Var) Kazandı
2004 10.Kral Tv Video Müzik Ödülleri En İyi Arabesk - Fantazi Kadın Sanatçı Adaylık
2007 13.Kral Tv Video Müzik Ödülleri En İyi Arabesk - Fantazi Kadın Sanatçı Adaylık
2013 Karadeniz Vakfı Ödülleri Yılın En İyi Fantazi Kadın Sanatçısı Kazandı
2015 3.Taksiciler Derneği Ödülleri Yılın En İyi Kadın Fantazi Sanatçısı Kazandı
2017 KKTC 3.Cypaparazzi Ödülleri En İyi Fantazi Kadın Sanatçısı Kazandı
6.Ayaklı Gazete Ödülleri En İyi Arabesk - Fantazi Kadın Sanatçısı Kazandı
44.Pantene Altın Kelebek Ödülleri En İyi Fantezi - Halk Müziği Kadın Solist Kazandı
2018 18.Magazinci.com İnternet Medyası Ödülleri Yılın Fantazi - Pop Kadın Yorumcusu Kazandı
Yılın Şarkısı (Ben Ne Yangınlar Gördüm) Kazandı
5.Mersin Altın Palmiye Ödülleri Yılın Kadın Fantazi - Arabesk Sanaçısı Kazandı
MGD 23.Altın Objektif Ödülleri Yılın Arabesk Fantezi Kadın Yorumcusu Kazandı
8.Engelsiz Yaşam Vakfı Ödülleri Yılın En İyi Fantezi Müziği Sanatçısı Kazandı
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Lisesi Ödülleri Yılın Mimar Sinan'ı Kazandı
9.Buhara Medya Ödülleri Yılın En İyi Fantazi Müzik Kadın Sanatçısı Kazandı
45.Pantene Altın Kelebek Ödülleri En İyi Fantezi Müziği Kadın Solist Adaylık
2.Türkiye - Azerbaycan Kardeşlik Ödülleri Yılın En İyi Albümü (Haddinden Fazla) Kazandı
İstanbul Üniversitesi 5.Altın 61 Ödülleri Yılın En İyi Fantezi Müzik Kadın Sanatçısı Kazandı
DMC Ödülleri Dijital Satış Ödülü (Ben Ne Yangınlar Gördüm) Kazandı
2019 4.Taksiciler Derneği Ödülleri Yılın En İyi Kadın Fantazi Müzik Sanatçısı Kazandı
Fashion TV Moda Ödülleri En Moda Albüm (Haddinden Fazla) Kazandı
Gelişim Üniversitesi 8.Medya Ödülleri En İyi Fantazi Müzik Sanatçısı Kazandı
10.Quality Of Magazine Dergisi Ödülleri En Quality Albüm (Haddinden Fazla) Kazandı
MGD 24.Altın Objektif Ödülleri Yılın Arabesk Fantazi Kadın Yorumcusu Kazandı
2019 46.Pantene Altın Kelebek Ödülleri En İyi Fantezi Müzik Kadın Şarkıcı Adaylık
2021 7. Mersin Altın Palmiye Ödülleri Yılın Kadın Fantezi Müzik Sanatçısı Kazandı
Yılın Albümü (Gel De Sevme) Kazandı
MGD 25.Altın Objektif Ödülleri Yılın Arabesk Fantazi Yorumcusu Kazandı
47.Pantene Altın Kelebek Ödülleri En İyi Fantezi Müzik Kadın Şarkıcı Kazandı
Yılın Şarkısı (Ben Bilmem) Adaylık
BPOP KKTC - Türkiye Sanat Ödülleri Yılın Fantazi Kadın Sanatçısı Kazandı
Yılın Albümü (Gel De Sevme) Kazandı
2022 BAU 5. Müzikonair Ödülleri Yılın En İyi Kadın Fantazi / Arabesk Sanatçısı Kazandı
Yılın En İyi Albümü (Gel De Sevme) Kazandı
13.Quality Of Magazine Dergisi Ödülleri En Quality Albüm (Gel De Sevme) & En Quality Düet (İçime Ata Ata) Kazandı
MGD 26. Altın Objektif Ödülleri Yılın Şarkısı (İçime Ata Ata) Kazandı
48.Altın Kelebek Ödülleri En İyi Arabesk - Fantezi Müzik Kadın Şarkıcı Kazandı
Kaynak ve Dipnotlar
Wikipedia
8 Aralık Hz. Meryem'in Doğum Günü veya Meryem'in Hamile Kalması - Mariä Empfängnis
Meryem'in günahsızlığı - immaculata
Meryem'in günahsızlığı, Meryem'in "İlk Günah"'tan azade olarak Dünya'ya gelmiş olduğu şeklindeki Katolik Kilisesi dogmalarından biridir. Hristiyanlık inancına göre bütün insanlar ilk günah ile birlikte doğar ve bu günahtan arınmak için vaftiz edilirler. Ancak İsa'yı doğuran Meryem diğer insanlar gibi değil, ilk günahtan azade olarak doğmuş, bu yüzden de vaftiz edilmesine gerek kalmamıştır.[1] Bu inanç, Katolik Meryemolojisi'nin dört ana dogmasından biridir. Diğer üç dogma ise Meryem'in ebedî bekâreti, Tanrı'nın annesi olması ve Meryem'in göğe kabulüdür. Meryem'in sık sık saf ve günahsız olduğunu anlatmak için özellikle sanatsal ve kültürel bağlamda Latincede immaculata denilir.[2]
Meryem'in günahsızlığı, Meryem'in ebedî bekâreti veya Meryem'in bakire doğum yapması ile karıştırılmamalıdır. Meryem'in günahsızlığı daha doğarken ilk günah ile birlikte doğmadığına ilişkin tamamen ayrı bir konudur ve Meryem'in annesi Azize Anna ile ilişkilidir. Doktrin Geç Antik Çağ'ın sonlarına doğru geniş şekilde yayılmış olmasına karşın Papa IX. Pius tarafından 8 Aralık 1854'te Ineffabilis Deus olarak bilinen bir papalık fetvasıyla resmî olarak ilan edilmiştir. Roma Katolik Kilisesi dışında resmî bir doktrin değilse de bâzı bağımsız kiliseler tarafından da kabul edilmiştir. Katolik Dünyası'nda 8 Aralık tarihi "Meryem Ana'nın Günahsızlığı Bayramı" olarak kutlanır. Avusturya, İtalya, İsviçre'nin katolik ağırlığı olan kantonlarında resmî tatildir.[3][4][5]
Meryem’in günahsızlığı hakkındaki tartışmalar
Clairvauxlu Bernard, Büyük Albertus, Bonaventura ya da Thomas Aquinas, Meryem Ana’nın ilk günahın lekesini taşıması konusunda çekinceleri olmasının sebebi, bu durumun Meryem Ana’yı tüm insanlığın bir istisnası yapması ve tüm canlılar gibi Mesih’in kurtarışına ihtiyacına sahip olmaması anlamına geleceği içindir. Öte yandan Duns Scotus, Meryem Ana’nın günahtan korunmuş olması inancının, bir ontolojik gerçeklik yerine, bir gizem olarak ele alınması gerektiğini savunmuştur.[6]
II. Vatikan Konsili'nde Meryem’in günahsız yaratılışı dogması açıklığa kavuşturulmuştur. II. Vatikan’ın dogmatik yasası Lumen Gentium (1964), Meryem Ana’yı “Oğul’unun işleri değerlendirildiğinde, eksiksiz bir biçimde kurtulmuştur” ve “ilk günahın lekesinden tamamen özgür, Kutsal Ruh’un yoğurulmasıyla, [O] yeni bir yaratık olmuştur” sözleriyle belirtmiştir (Lumen Gentium, Böl. 8, 53-54).
Çeşitli Hristiyan mezheplerinin bakış açıları
Doğu Ortodoks Kilisesi
Doğu Kilisesi Augustinus’un İlk Günah'a ilişkin fikirlerini hiçbir zaman kabul etmemiştir ve dolayısıyla daha sonra Roma Katolik Kilise’sinde yaşanan gelişmelere dahil olmamışlardır, bunlardan birisi de Meryem'in günahsızlığıdır. Yine de Ortodokslar Meryem Ana’nın Mesih’i rahmine kabul edecek kadar saf olduğu inancını paylaşmaktadırlar (On the Orthodox Faith, III, 2).[7]
Lutheryanlık
Martin Luther Meryem’e büyük bir adanma göstermiştir, bu adanmasında O’nu günahsız ve kutsal görmesi de vardır.[8] Bu nedenle Lutheryanlar Meryem’e büyük hürmet gösterirler ancak günahsız yaratılışı dogması Lutheryanizm içerisinde yer almaz.
Anglikan toplulukları
Anglikanlar doktrin ile ilgili fikir uyuşmazlığına sahip olsalar da Anglo-Katolikler Meryem'in günahsızlığını tercihe dayalı uhrevi bir inanç tercihi olarak korurlar.
Protestanlık
Çoğu Evanjelik Protestanlar dogmaya ilişkin Kutsal Kitap’ta yeterli temel olmadığı sebebiyle dogmayı reddederler.
Başlangıçta, 12. yüzyılda Canterbury'li Anselm tarafından tanıtılan tatil, "Tanrı'nın En Kutsal Annesinin Anne tarafından Hamile Kalma Günü" olarak kutlanıyordu. Festival, 1477'de Roma piskoposluğunda , yalnızca Papa IV. Sixtus döneminde kitlesel bir tören olarak başlatıldı ve 8 Aralık'ta planlandı. Ancak bayramın 8 Aralık'ta tüm Katolik Kilisesi'nde "Meryem'in Doğuşu" adı altında kutlanması 1708 yılına kadar sürecekti.
Avusturya'da 8 Aralık tatilinin Otuz Yıl Savaşları zamanlarına kadar uzanan yüzyıllarca süren bir geleneği vardır. Nazi döneminde 8 Aralık tatili kaldırıldı. Savaşın sona ermesinin ardından yüzbinlerce Avusturyalının desteklediği referandum, tatilin yeniden başlatılmasına yol açtı. 1955'te Ulusal Konsey, Avusturya'nın yeniden kazandığı özgürlüğüne bir teşekkür olarak 8 Aralık'ın yeniden resmi tatil olarak kutlanmasına karar verdi.
O tarihten bu yana, 8 Aralık Avusturya'da yeniden resmi tatil olarak kutlanıyor ve bu nedenle çalışılmıyor. Diğer resmi tatil günlerinde olduğu gibi 8 Aralık'ta da mağazaların kapalı kalması gerekiyordu. Ekonomik kayıplar ve tatilin Noel'e denk gelmesi nedeniyle 1995 yılında mağaza açılış kanununda değişiklik yapıldı. O tarihten bu yana mağazalar 8 Aralık'ta "Mariä Conception" gününde de açıldı ve bu, Noel yaklaşırken en yoğun alışveriş günlerinden biri olmasını sağladı. Son yıllarda mağazaların 8 Aralık'ta açık tutulmasına izin verilmesi defalarca tartışmalara neden oldu.
Bölgesel Gelenekler
"Meryem'in Hamile Kalması", inanç beyanı nedeniyle Katolik Kilisesi'nde bir tören olarak özel bir anlam taşır. Papa her yıl bu bayramı Spagna Meydanı'nda Meryem Ana'ya dua ederek kutlar.
Kaynak ve Dipnotlar
Wikipedia
Meryem'in günahsızlığı - immaculata
Meryem'in günahsızlığı, Meryem'in "İlk Günah"'tan azade olarak Dünya'ya gelmiş olduğu şeklindeki Katolik Kilisesi dogmalarından biridir. Hristiyanlık inancına göre bütün insanlar ilk günah ile birlikte doğar ve bu günahtan arınmak için vaftiz edilirler. Ancak İsa'yı doğuran Meryem diğer insanlar gibi değil, ilk günahtan azade olarak doğmuş, bu yüzden de vaftiz edilmesine gerek kalmamıştır.[1] Bu inanç, Katolik Meryemolojisi'nin dört ana dogmasından biridir. Diğer üç dogma ise Meryem'in ebedî bekâreti, Tanrı'nın annesi olması ve Meryem'in göğe kabulüdür. Meryem'in sık sık saf ve günahsız olduğunu anlatmak için özellikle sanatsal ve kültürel bağlamda Latincede immaculata denilir.[2]
Meryem'in günahsızlığı, Meryem'in ebedî bekâreti veya Meryem'in bakire doğum yapması ile karıştırılmamalıdır. Meryem'in günahsızlığı daha doğarken ilk günah ile birlikte doğmadığına ilişkin tamamen ayrı bir konudur ve Meryem'in annesi Azize Anna ile ilişkilidir. Doktrin Geç Antik Çağ'ın sonlarına doğru geniş şekilde yayılmış olmasına karşın Papa IX. Pius tarafından 8 Aralık 1854'te Ineffabilis Deus olarak bilinen bir papalık fetvasıyla resmî olarak ilan edilmiştir. Roma Katolik Kilisesi dışında resmî bir doktrin değilse de bâzı bağımsız kiliseler tarafından da kabul edilmiştir. Katolik Dünyası'nda 8 Aralık tarihi "Meryem Ana'nın Günahsızlığı Bayramı" olarak kutlanır. Avusturya, İtalya, İsviçre'nin katolik ağırlığı olan kantonlarında resmî tatildir.[3][4][5]
Meryem’in günahsızlığı hakkındaki tartışmalar
Clairvauxlu Bernard, Büyük Albertus, Bonaventura ya da Thomas Aquinas, Meryem Ana’nın ilk günahın lekesini taşıması konusunda çekinceleri olmasının sebebi, bu durumun Meryem Ana’yı tüm insanlığın bir istisnası yapması ve tüm canlılar gibi Mesih’in kurtarışına ihtiyacına sahip olmaması anlamına geleceği içindir. Öte yandan Duns Scotus, Meryem Ana’nın günahtan korunmuş olması inancının, bir ontolojik gerçeklik yerine, bir gizem olarak ele alınması gerektiğini savunmuştur.[6]
II. Vatikan Konsili'nde Meryem’in günahsız yaratılışı dogması açıklığa kavuşturulmuştur. II. Vatikan’ın dogmatik yasası Lumen Gentium (1964), Meryem Ana’yı “Oğul’unun işleri değerlendirildiğinde, eksiksiz bir biçimde kurtulmuştur” ve “ilk günahın lekesinden tamamen özgür, Kutsal Ruh’un yoğurulmasıyla, [O] yeni bir yaratık olmuştur” sözleriyle belirtmiştir (Lumen Gentium, Böl. 8, 53-54).
Çeşitli Hristiyan mezheplerinin bakış açıları
Doğu Ortodoks Kilisesi
Doğu Kilisesi Augustinus’un İlk Günah'a ilişkin fikirlerini hiçbir zaman kabul etmemiştir ve dolayısıyla daha sonra Roma Katolik Kilise’sinde yaşanan gelişmelere dahil olmamışlardır, bunlardan birisi de Meryem'in günahsızlığıdır. Yine de Ortodokslar Meryem Ana’nın Mesih’i rahmine kabul edecek kadar saf olduğu inancını paylaşmaktadırlar (On the Orthodox Faith, III, 2).[7]
Lutheryanlık
Martin Luther Meryem’e büyük bir adanma göstermiştir, bu adanmasında O’nu günahsız ve kutsal görmesi de vardır.[8] Bu nedenle Lutheryanlar Meryem’e büyük hürmet gösterirler ancak günahsız yaratılışı dogması Lutheryanizm içerisinde yer almaz.
Anglikan toplulukları
Anglikanlar doktrin ile ilgili fikir uyuşmazlığına sahip olsalar da Anglo-Katolikler Meryem'in günahsızlığını tercihe dayalı uhrevi bir inanç tercihi olarak korurlar.
Protestanlık
Çoğu Evanjelik Protestanlar dogmaya ilişkin Kutsal Kitap’ta yeterli temel olmadığı sebebiyle dogmayı reddederler.
Başlangıçta, 12. yüzyılda Canterbury'li Anselm tarafından tanıtılan tatil, "Tanrı'nın En Kutsal Annesinin Anne tarafından Hamile Kalma Günü" olarak kutlanıyordu. Festival, 1477'de Roma piskoposluğunda , yalnızca Papa IV. Sixtus döneminde kitlesel bir tören olarak başlatıldı ve 8 Aralık'ta planlandı. Ancak bayramın 8 Aralık'ta tüm Katolik Kilisesi'nde "Meryem'in Doğuşu" adı altında kutlanması 1708 yılına kadar sürecekti.
Avusturya'da 8 Aralık tatilinin Otuz Yıl Savaşları zamanlarına kadar uzanan yüzyıllarca süren bir geleneği vardır. Nazi döneminde 8 Aralık tatili kaldırıldı. Savaşın sona ermesinin ardından yüzbinlerce Avusturyalının desteklediği referandum, tatilin yeniden başlatılmasına yol açtı. 1955'te Ulusal Konsey, Avusturya'nın yeniden kazandığı özgürlüğüne bir teşekkür olarak 8 Aralık'ın yeniden resmi tatil olarak kutlanmasına karar verdi.
O tarihten bu yana, 8 Aralık Avusturya'da yeniden resmi tatil olarak kutlanıyor ve bu nedenle çalışılmıyor. Diğer resmi tatil günlerinde olduğu gibi 8 Aralık'ta da mağazaların kapalı kalması gerekiyordu. Ekonomik kayıplar ve tatilin Noel'e denk gelmesi nedeniyle 1995 yılında mağaza açılış kanununda değişiklik yapıldı. O tarihten bu yana mağazalar 8 Aralık'ta "Mariä Conception" gününde de açıldı ve bu, Noel yaklaşırken en yoğun alışveriş günlerinden biri olmasını sağladı. Son yıllarda mağazaların 8 Aralık'ta açık tutulmasına izin verilmesi defalarca tartışmalara neden oldu.
Bölgesel Gelenekler
"Meryem'in Hamile Kalması", inanç beyanı nedeniyle Katolik Kilisesi'nde bir tören olarak özel bir anlam taşır. Papa her yıl bu bayramı Spagna Meydanı'nda Meryem Ana'ya dua ederek kutlar.
Kaynak ve Dipnotlar
Wikipedia
Şükran Günü (İngilizce: Thanksgiving Day veya sadece Thanksgiving)
Şükran Günü (İngilizce: Thanksgiving Day veya sadece Thanksgiving), ABD ve Kanada'da hasada ve geçmiş yılın tüm nimetlerine şükretmek için kutlanan bir ulusal bayramdır.[1] İki ülke arasındaki enlem farkının getirdiği farklı hasat takvimi nedeniyle, Şükran Günü, Kanada'da Ekim ayının ikinci pazartesi günü, ABD'de ise Kasım ayının dördüncü perşembesinde kutlanır.
Bayramın kökeni, Plymouth'taki ilk İngiliz kolonicilerin (Pilgrimler), Wampanoag(en) Kızılderilileri ile ortak düzenlediklerine inanılan bir hasat yemeği olsa da, günümüzde, Kızılderili unsurlardan ayrışarak, yalnız aile ve Tanrı'ya adanan bir hal almıştır.[kaynak belirtilmeli] Özellikle Amerika Birleşik Devletleri'ndeki kutlamalar, mitoloji ve sembolizm açısından zengindir. Hindi, bu günün geleneksel yemeğidir.
Mutfak
Şükran Günü'nde farklı yemekler pişirilmekde ve tüketilmekdedir. En popüler Şükran günü giyecek ve içeceklerine hindi fritözü, tofindi, gravy, alkolsüz elma şarabı, orman fındığı, kızılcık sosu, patates püresi, yam, mısır, menudo, yeşil fasulye güveci, elmalı turta, balkabağı turtası, tatlı patatesli turta ve diğerleri dahildir.
Tarihçe
Bayramın, çeşitli kökenleri vardır. Bir rivayete göre, günümüzde Yeni İngiltere coğrafi bölgesi olarak bilinen ABD'nin en kuzeydoğu köşeninin o dönemdeki yerlisi Wampanoag(en) kabilesi, 1621'de Plymouth'da Amerika kıtasına ilk ayak basan İngiliz yerleşimcilerin (Pilgrimler), bölge coğrafyasına henüz alışamadıklarını gözlemlemiş ve toprağı Avrupa'dan alışkın oldukları mahsullere boyverecek şekilde verimli kılamamaları nedeniyle açlıkla mücadele ettiklerini görmüştür. Kabile, yeni yerleşimcilerin durumuna acımış ve yardımseverlik ve misafirperverlikle kendi av ve mahsullerini paylaşmıştır. İki toplumun barışçıl bir şekilde bir araya gelmesinden ortaya çıkan bu kutlama, gelecekteki Şükran Günü kutlamalarına ilham ve model olmuştur.
Farklı bir rivayete göre bu bayram, Pilgrimlerin Kasım 1621'de topluca kümes hayvanı avlanmaya gitmesi ve büyük bir talihle 50 kişilik gruplarına bir hafta yetecek kadar çok hayvan yakalamasıyla başlamıştır. Hikâyede bu hayvanların hindi olduğu öne sürülse de, gerçekte, avlanması daha kolay olan kaz ve ördek olması ihtimali daha yüksektir. Her durumda, bu bereketli olayı takiben yaklaşık 90 kişilik bir Wampanoag yerli grubu, o dönem henüz birkaç binadan oluşan Plymouth kampına gelmiştir. İngiliz yerleşimciler önce bu beklenmedik ziyaretten tedirgin olsalar da, gruplar kısa sürede kaynaşmış ve Kızılderililerin yanlarında hediye olarak getirdikleri geyik etiyle beraber, birkaç gün süren ortak bir şölen düzenlenmiştir.[1] Açık alanda düzensiz bir şekilde gerçekleşen bu şölende, geyik ve kümes hayvanlarının yanı sıra, muhtemelen deniz ürünleri, sebze ve bira tüketilmiştir. Dil engeli nedeniyle çat-pat anlaşabilen gruplar, aralarında oyunlar ve yarışmalar düzenlemiş, silahlar patlatmışlardır. Verimli bir hasat ve ortak nimetler kutlaması olarak ortaya çıkan bu şölen, Şükran Günü olarak gelenekselleşmiştir.
Bu olay, aynı zamanda iki taraf arasında Kral Philip Savaşı'na(en:King Philip's War) kadar sürecek bir barışın temellerini atmıştır. 1675-1678 yılları arasında gerçekleşen ve Casco Koyu Atlaşması ile son bulan bu savaşta, yüzlerce kolonici ve binlerce Kızılderili hayatını kaybetmiştir.[1]
Plymouth'a yerleşen ilk kolonicilerin üçte birinden fazlası İngiltere'deki Prutan Kilisesi'nin radikal bir koluna mensuplardı. Anavatanlarındaki dinî baskı ve zulümlerden kaçarak önce Hollanda'ya, sonra da Amerika'ya gelmişlerdi. Seyahatlerinin dinî boyutu nedeniyle bu ilk yerleşimcilere sonradan (1800'lerde) Pilgrim (hacı) veya Pilgrim Fathers (Hacı Atalar) denmeye başlandı. Plymouth'un ilk Valisi William Bradford'a(en) ait bir belgede Hollanda'dan gelen yerleşimcilerden "Aziz" diye bahsedilir.[2]
1863’de Başkan Abraham Lincoln Şükran Günü’nün ulusal bayram olmasını önerir, ancak bu öneri, 1941’de Kongre’de karara bağlanır ve her yılın Kasım ayının son perşembesi Şükran Günü olarak ulusal bayram ilan edilir.
Şükran Günü, Kızılderililer arasında ise Yas Günü olarak kutlanmaktadır.[3]
Zerdüştlükte
Şükran günü geleneği dünyanın en eski tek tanrılı dinlerinden biri kabul edilen Zerdüştlükte de kendisine yer bulmaktadır. Jashan adı altında bilinen bu gün takvimde özel olarak belirlenmemiştir. Yakın zamanda meydana gelen olaylar üzerine de gerçekleştirilebilen küçük festival özelliği taşırlar. Bazı Jashanlarda mobedlerin (Zerdüşt rahipler) katılımı gereklidir.[4]
Kaynak ve Dipnotlar
Wikipedia
Şükran Günü (İngilizce: Thanksgiving Day veya sadece Thanksgiving), ABD ve Kanada'da hasada ve geçmiş yılın tüm nimetlerine şükretmek için kutlanan bir ulusal bayramdır.[1] İki ülke arasındaki enlem farkının getirdiği farklı hasat takvimi nedeniyle, Şükran Günü, Kanada'da Ekim ayının ikinci pazartesi günü, ABD'de ise Kasım ayının dördüncü perşembesinde kutlanır.
Bayramın kökeni, Plymouth'taki ilk İngiliz kolonicilerin (Pilgrimler), Wampanoag(en) Kızılderilileri ile ortak düzenlediklerine inanılan bir hasat yemeği olsa da, günümüzde, Kızılderili unsurlardan ayrışarak, yalnız aile ve Tanrı'ya adanan bir hal almıştır.[kaynak belirtilmeli] Özellikle Amerika Birleşik Devletleri'ndeki kutlamalar, mitoloji ve sembolizm açısından zengindir. Hindi, bu günün geleneksel yemeğidir.
Mutfak
Şükran Günü'nde farklı yemekler pişirilmekde ve tüketilmekdedir. En popüler Şükran günü giyecek ve içeceklerine hindi fritözü, tofindi, gravy, alkolsüz elma şarabı, orman fındığı, kızılcık sosu, patates püresi, yam, mısır, menudo, yeşil fasulye güveci, elmalı turta, balkabağı turtası, tatlı patatesli turta ve diğerleri dahildir.
Tarihçe
Bayramın, çeşitli kökenleri vardır. Bir rivayete göre, günümüzde Yeni İngiltere coğrafi bölgesi olarak bilinen ABD'nin en kuzeydoğu köşeninin o dönemdeki yerlisi Wampanoag(en) kabilesi, 1621'de Plymouth'da Amerika kıtasına ilk ayak basan İngiliz yerleşimcilerin (Pilgrimler), bölge coğrafyasına henüz alışamadıklarını gözlemlemiş ve toprağı Avrupa'dan alışkın oldukları mahsullere boyverecek şekilde verimli kılamamaları nedeniyle açlıkla mücadele ettiklerini görmüştür. Kabile, yeni yerleşimcilerin durumuna acımış ve yardımseverlik ve misafirperverlikle kendi av ve mahsullerini paylaşmıştır. İki toplumun barışçıl bir şekilde bir araya gelmesinden ortaya çıkan bu kutlama, gelecekteki Şükran Günü kutlamalarına ilham ve model olmuştur.
Farklı bir rivayete göre bu bayram, Pilgrimlerin Kasım 1621'de topluca kümes hayvanı avlanmaya gitmesi ve büyük bir talihle 50 kişilik gruplarına bir hafta yetecek kadar çok hayvan yakalamasıyla başlamıştır. Hikâyede bu hayvanların hindi olduğu öne sürülse de, gerçekte, avlanması daha kolay olan kaz ve ördek olması ihtimali daha yüksektir. Her durumda, bu bereketli olayı takiben yaklaşık 90 kişilik bir Wampanoag yerli grubu, o dönem henüz birkaç binadan oluşan Plymouth kampına gelmiştir. İngiliz yerleşimciler önce bu beklenmedik ziyaretten tedirgin olsalar da, gruplar kısa sürede kaynaşmış ve Kızılderililerin yanlarında hediye olarak getirdikleri geyik etiyle beraber, birkaç gün süren ortak bir şölen düzenlenmiştir.[1] Açık alanda düzensiz bir şekilde gerçekleşen bu şölende, geyik ve kümes hayvanlarının yanı sıra, muhtemelen deniz ürünleri, sebze ve bira tüketilmiştir. Dil engeli nedeniyle çat-pat anlaşabilen gruplar, aralarında oyunlar ve yarışmalar düzenlemiş, silahlar patlatmışlardır. Verimli bir hasat ve ortak nimetler kutlaması olarak ortaya çıkan bu şölen, Şükran Günü olarak gelenekselleşmiştir.
Bu olay, aynı zamanda iki taraf arasında Kral Philip Savaşı'na(en:King Philip's War) kadar sürecek bir barışın temellerini atmıştır. 1675-1678 yılları arasında gerçekleşen ve Casco Koyu Atlaşması ile son bulan bu savaşta, yüzlerce kolonici ve binlerce Kızılderili hayatını kaybetmiştir.[1]
Plymouth'a yerleşen ilk kolonicilerin üçte birinden fazlası İngiltere'deki Prutan Kilisesi'nin radikal bir koluna mensuplardı. Anavatanlarındaki dinî baskı ve zulümlerden kaçarak önce Hollanda'ya, sonra da Amerika'ya gelmişlerdi. Seyahatlerinin dinî boyutu nedeniyle bu ilk yerleşimcilere sonradan (1800'lerde) Pilgrim (hacı) veya Pilgrim Fathers (Hacı Atalar) denmeye başlandı. Plymouth'un ilk Valisi William Bradford'a(en) ait bir belgede Hollanda'dan gelen yerleşimcilerden "Aziz" diye bahsedilir.[2]
1863’de Başkan Abraham Lincoln Şükran Günü’nün ulusal bayram olmasını önerir, ancak bu öneri, 1941’de Kongre’de karara bağlanır ve her yılın Kasım ayının son perşembesi Şükran Günü olarak ulusal bayram ilan edilir.
Şükran Günü, Kızılderililer arasında ise Yas Günü olarak kutlanmaktadır.[3]
Zerdüştlükte
Şükran günü geleneği dünyanın en eski tek tanrılı dinlerinden biri kabul edilen Zerdüştlükte de kendisine yer bulmaktadır. Jashan adı altında bilinen bu gün takvimde özel olarak belirlenmemiştir. Yakın zamanda meydana gelen olaylar üzerine de gerçekleştirilebilen küçük festival özelliği taşırlar. Bazı Jashanlarda mobedlerin (Zerdüşt rahipler) katılımı gereklidir.[4]
Kaynak ve Dipnotlar
Wikipedia
Muhtelif Zamanlarda Okunacak Dualar
Günün belli zamanlarda okunacak dualar nelerdir? Muhtelif vesilelerle okunacak dualar.
Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretleri’nin Dualar ve Zikirler kitabında geçen muhtelif dualar ve virdler.
SEHER VAKTİNİN FAZİLETİ
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivâyete göre Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ her gece, gecenin son üçte biri kaldığı sırada dünyâ semâsına nüzûl eder ve şöyle buyurur: “Bana duâ eden var mı, duâsına icâbet edeyim? İstediğini vereyim. Bana istiğfar eden var mı, onu mağfiret edeyim?” (Buhârî, Teheccüd, 14)
Bu hadîs-i şerîf, gecenin son üçte birinin vakt-i icâbet olduğuna büyük müjdelerle berâber delâlet etmektedir.
“Gece yarısında semânın kapıları açılır ve bir münâdî şöyle seslenir: «Hiç duâ eden var mı, icâbet olunsun, bir şey isteyen var mı verilsin, bir sıkıntıda olan var mı kurtarılsın.» Her hangi bir duâ ile duâ den hiç bir müslüman yoktur ki Allah Teâlâ ona icâbet etmiş olmasın. Ancak şehveti için koşan zinâkâr kadınla ayyaş ve işret ehli müstesnâ.” (İbn Hanbel, IV, 217, III, 34, 43, 94)
“Gecede bir saat vardır. Müslüman bir kulun dünyâ ve âhiret işinden istediği her hangi bir hayır varsa ve duâsı o saate gelirse muhakkak Allah ona dileğini verir. Bu her gece vardır.” (Tirmizî, Vitr, 16; Neseî, Mevâkit, 35)
“Saatlerin efdali gecenin son kısmıdır.” (İbn-i Hanbel, IV, 385)
Üç kişi vardır ki onlar İblis’ten ve askerlerinin şerrinden masûndurlar:
İbn-i Abbas radıyallahu anhüma’dan rivâyet olunduğuna göre Nebiyy-i Ekrem, gece teheccüd için kalktığında şöyle derlerdi:
“Allah’ım Sana hamd olsun. Sen bütün semâları, arzı ve onlardakileri ayakta tutansın. Hamd Sana mahsûstur ey Rabbim! Sen semâların, arzın ve onlarda ne varsa hepsinin nûrusun. Hamd Sana mahsustur ey Rabbim! Sen semâların, arzın ve onlardakilerin hâkimi ve hükümdârısın. Ve Sana yine hamd olsun ki, Sen Hakk’sın. Sen’in va’din de hak, Sana kavuşmak da hak, sözün de hak, cennet de hak, cehennem de hak, nebîlerde hak, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’de hak, kıyâmet de hak. Sana teslîm oldum ey Rabbim! Sana îmân ettim, Sana tevekkül ettim ve Sana yöneldim. İnanmayanlara karşı, Sana dayanarak mücâdele ettim ve neticede ancak Seni hakem olarak kabûl ettim, benim evvelki yaptıklarımı da, sonradan yapacaklarımı da, gizli yaptıklarımı da açık yaptıklarımı da mağfiret et. Öne alan da Sen’sin, geriye bırakan da Sen’sin. Sen’den başka ilâh yoktur. Kuvvet ve kudret ancak, Allah’a dayanmakladır. (Buhârî, Teheccüd, 1)
UYKUDAN KALKINCA OKUNACAK DUA
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem uykudan kalkınca şöyle derlerdi:
“Öldürdükten sonra bizi dirilten Allah’a hamd olsun. Dönüş ancak O’nadır.” (Buhârî, Deavât, 8)
Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz yine buyurmuşlardır ki:
“Sizden biriniz uykudan uyandığı zaman şöyle desin:
“Bana ruhumu geri veren, vücûdumu afiyette kılan ve kendisini zikretmeye müsaade eden, Allah’a hamd olsun.” (Nevevî, el-Ezkâr, 21)
Yine Buhârî’nin Ubâde bin Sâmit radıyallahu anh’tan rivayet ettiğine göre Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır:
“Kim uyku arasında uyandığında:
«Allah’tan başka ilâh yok, yalnız O vardır. Şerîki yoktur. Mülk O’nundur. Hamd de O’na mahsustur ve O, her şeye kâdirdir. Allah’a hamdeder, Allah’ı tesbîh ederim. Allah’tan başka ilâh yok ve Allah en büyüktür, Allah’a dayanmaktan başka kuvvet, kudret yoktur.» dedikten sonra; «Ey Rabbim beni mağfiret et» der veya duâ ederse icabet olunur; bir de abdest alırsa namazı kabul olunur.” (Buhârî, Teheccüd, 21)
“Kulun uykudan kalkınca söyliyeceği şeylerin en sevimlisi:
«Ölüleri dirilten Allah’ı tesbih ederim. O her şeye kâdirdir.» demesidir.” (Suyûtî, Camiu’s-sağir, no: 2173)
“Kim sabaha çıkınca:
«Ne iyinin ne kötünün aşıp geçemediği Allah’ın tam kelimelerine yarattığı, şekil verdiği ve meydana getirdiği herşeyin şerrinden sığınırım» derse ins ü cinnin şerrinden muhafaza edilir. Yılan, akreb gibi şeylere sokulsa bile o gün akşama kadar zarar vermez. Akşamleyin bunu söylerse sabaha kadar hıfz u emân-ı ilâhîde kalır.” (Ali el-Müttakî, II, 165/3593)
SABAH NAMAZINDAN SONRA OKUNACAK DUA AYETLERİ
“Kim sabahleyin üç def’a
diyerek Sûre-i Haşr’ın sonundan üç âyet okursa Allah Teâlâ onun için yetmiş bin melek vazifelendirir, akşama kadar ona duâ ederler, o gün ölürse şehîd olarak ölür, akşamleyin bunu yapan da aynı derecededir.” (Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’an, 22/2922)
“Sabaha çıkınca bin def’a سُبْحَانَ اللّٰهِ وَبِحَمْدِهِ diyen kimse nefsini Allah’dan satın almıştır.” (Heysemî, X, 151)
Kim sabah namazını kıldıktan sonra kalkarken yedi defa:
“Allah’a sarılmaktan başka kuvvet yoktur ne bir çare ne de bir hîle fâide vermez. Ne Allah’dan kurtulacak yer ne de O’ndan sığınacak yer vardır. Kurtuluş ve sığınış ancak O’na dayanıp ilticâ etmektedir” derse yetmiş türlü belâ ondan def’ olur. (Ali el-Müttakî, II, 144/3519)
EVDEN ÇIKARKEN OKUNACAK DUA
Evden çıkarken en az üç def’a:
“Allah’ın adıyla! Allah’a tevekkül ettim. Allah’a dayanmaktan başka kudret ve kuvvet yoktur.” duâsını okumalıdır. (Ebû Dâvud, Edeb, 102-103)
Bu duâyı okuyan kimseye: “Bu sana kâfidir, himayeye alındın” denilir ve şeytan ondan uzaklaşır gider. (Ebû Dâvud, Edeb, 102-103)
Yine:
“Ey Allah’ım! Sapmaktan veya saptırılmaktan, hatâ etmekten, hatâ ettirilmekten, zulmetmekten, zulme uğramaktan, cahillik etmekten, bana cahillik edilmesinden, hakkım olmayan bir şeyi istemekten, elimde olmayan bir şeyin benden istenilmesinden sana sığınırım” demelidir. (Ebû Dâvud, Edeb, 102-103; Ali Müttakî, VII, 144/18420)
Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:
“Evinden çıkarken iki rekat namaz kıl, seni kötü bir yere gitmekten muhafaza eder, evine girdiğin zaman iki rekat namaz kıl, seni kötü bir yere girmekten muhafaza eder” buyurmuştur. (krş. Nevevî, el-Ezkâr, 24 vd.)
BİNİTE; ATA VEYA ARABAYA BİNERKEN OKUNACAK DUA
“Bir binite bindiğinde:
“Hiç de lâyık olmadığımız halde bize bunu müsahhar kılan Allah’ı tesbîh ederim.” (Zuhruf sûresi, 13) diyen kimse, bu bineğinden inmeden ölürse şehîd olarak ölmüş olur.”
Ayrıca binite binerken:
“O’nun yürümesi ve durması Allah’ın adıyladır. Rabbim bağışlar ve merhamet eder.” denilmelidir. (Hûd sûresi, 41)
YEMEKTEN SONRA YAPILACAK DUA
Ebû Ümâme -radıyallahu anh-’den mervîdir ki: Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz yemekten sonra şöylece duâ etmişlerdir:
“Yâ Rabb! Sana, pek çok ve riya gibi şeylerden uzak ve yümn ü bereketi bulunan, nezd-i ulûhiyyetinde makbul olup merdûd olmayacak derece-i kemâl-i ihlâs üzere ve hiç bir sûrette kâfi görmiyeceğimiz ve dâima yapmaya devam edeceğimiz ve hiç bir surette bırakmıyacağımız ve kendisinden hiç bir vakit istiğna göstermiyeceğimiz bir hamd ile sana hamdederiz. Sen bizim Rabbimizsin; yani nîmetin her türlüsü ile bizi besleyen, yaşatansın.” (Buhârî, Et’ime, 54)
Yine Ebû Ümâme radıyallahu anh’den rivayet olunduğuna göre Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir yemekten sonra şöyle duâ etmişlerdir:
“Sana hamd ederiz ey Rabbimiz! Nîmetinden müstağnî değiliz. Her dâim senin in’âm ve it’âmına; yani bize nîmet verip yedirmene muhtacız. Bu taam da vedâ taamımız olmayıp daha çok hayırlı ömürler ihsan ile, nankörlük edilmeyen, dâima şükür edilen nîmet ver ey Rabbimiz, yani sana dâima şükredeceğiz.” (Buhârî, Et’ime, 54)
Bir defasında da şöyle demişlerdir:
“Yâ Rabb! Sana hamd ederiz. Bu hamdimiz senin ihsan etmiş olduğun nîmetlerine mukabil olamaz, ve senin azamet-i ulûhiyyetin ve rubûbiyyetin hakkını îfâya asla kâfi değildir. Sana gerektiği gibi hamdedemediğimiz için aczimizi arzederiz. Ey Rabbimiz! Zîrâ nimetlerini saymak mümkün değildir.”
“Allah Teâlâ Hazretlerine hamdederiz. Bize kifayet edecek derecede yemek ve sâir nimetlerini ihsan buyurdu. Yedirdi ve kanasıya içirdi. Allah Teâlâ Hazretleri’nin azamet ve ulûhiyyetinin hakkını tamamiyle îfâ edebilmek kâbil değildir. Ve Allah Teâlâ Hazretleri’nin sayılmayacak kadar çok nimetleri hiç bir sûretle inkâr edilemez.” (Buhârî, Et’ime, 54)
Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz yine buyurmuşlardır ki:
“Allah Teâlâ Sizden herhangi birinize yemek yedirdiği zaman:
“Ey Rabbimiz! Bunu bize mübarek ve bereketli kıl ve bize bundan hayırlısını yedir” desin.
Birine süt içirdiğinde de:
“Ey Rabbimiz! Bize bunu mübarek ve bereketli kıl ve bundan bize ziyâdece ver” desin.
Sütten başka hiç bir şey hem yemek, hem içecek yerine geçmez. (Tirmizî, Deavât, 54/3455)
Yine Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:
“Bir yemek yediğin ve bir içecek içtiğin zaman:
«Allah’ın ismiyle ve Allah ile. O ki, ism-i Celâl’i sayesinde ne yerde, ne de gökte hiç bir şey zarar veremez. Ya Hayy, ya Kayyûm!» dersen, o yediğin yahud içtiğinden sana hiç bir hastalık gelmez. İçinde zehir bile olsa.” (Ali el-Müttakî, XV, 249/40799)
Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz yemekten sonra şöyle de duâ ederlerdi:
“Dâima yediren ve kendisine hiç yedirilmeyen, bize ihsanda bulunan bizi doğru yola ulaştırıp da doyuran ve suya kandıran ve hep güzel vesîlelerle imtihan eden Allah’a hamdederiz. Yâ Rabb sana hamdediyoruz. Bu hamdimizi kâfi görmüyoruz, îfâ edilmiş saymıyoruz ve nankörlük etmiyoruz, nîmetlerinin hiç birinden müstağnî değiliz. Bize yemekten yediren, sudan içiren, çıplak iken giydiren, dalâlette iken hidâyete erdiren, görmezken gösteren ve bizi yarattıklarının pek çoğuna üstün kılan Allah’a hamd ederiz, çünkü hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.» (Hâkim, I, 731/2003)
Şu duâ da yemekden sonra yapılan me’sûr duâlardandır.
“Bizi yediren, içiren ve müslümanlardan kılan Allah’a hamdolsun.
Allah’ım! Yemek sâhibini, yiyenleri, sofraya emeği geçenleri, bütün mü’min erkek ve kadınları mağfiret et ve onlara rahmet eyle!
Allah’ım! Kalblerimizi muhabbetinin ve zikrinin nurlârıyla nurlandır, ey celâl ve ikrâm sâhibi Allah’ım!
Allah’ım! Din husûsunda, dünyada ve âhirette sıhhat, selâmet ve âfiyet üzere güzel bir hayât yaşamayı lutfeyle! Şüphesiz Sen her şeye kâdirsin.
Allah’ım! Sen’den nîmetin tamâmını (İslâm üzere ölüp cennete girmeyi), âfiyetin devâmını ve hüsn-i hâtime ile (güzel bir hâl üzere) vefât etmeyi isteriz.
Allah’ım! Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ve Fâtiha-i Şerîfe hürmetine nîmetlerini artır, noksanlaştırma!”
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem su içtikleri zaman:
“Bize rahmetiyle tatlı soğuk su içiren ve günâhlarımız sebebiyle onu içilmez tuzlu su yapmayan Allah’a hamdederiz.” (Suyutî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 6728)
ÇARŞIYA ÇIKINCA OKUNACAK DUA
“Çarşıya girdiğinde:
“Allah’tan başka ilah yoktur. Bir tek O vardır ve hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd de O’na mahsustur. Diriltir ve öldürür. O dâima diridir ve asla ölmez. Bütün hayırlar O’nun elindedir. O herşeye kâdirdir.” diyen bir kimseye Allah binlerce hasene yazar, binlerce günâhını siler, derecesini binlerce yükseltir, ve ona cennette bir ev bina eder.” (Tirmizî, Deavat, 36)
EVE GİRİNCE OKUNACAK DUA
“Sizden biriniz bir menzile (eve, konak yerine) indiği zaman:
“Yarattıklarının şerrinden Allah’ın tam kelimelerine sığınırım” derse, oradan ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar veremez.’ (Müslim, Zikir, 54)
AKŞAMLEYİN OKUNACAK DUA
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kim her sabah ve her akşam üç defa:
«İsmi sayesinde yerde ve gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla. O her şeyi işitir ve bilir» derse, ona hiçbir şey zarar vermez.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 101/5088; Tirmizî, Deavât, 13)
YATSIDAN SONRA OKUNACAK DUA AYETLERİ
Ebû Mesut el-Bedrî radıyallahu anh’dan rivayete göre Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır:
“Her kim Bakara Sûresi’nin sonundaki iki âyet-i celîleyi (Âmene’r-Rasûlü) her gece okursa ona kifayet eder.” (Buhârî, Megâzî, 12; Müslim, Müsâfirin, 255; Tirmizî, Sevâbül-Kur’ân, 4)
YATARKEN OKUNACAK DUALAR
Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Uyku için yatağa yatarken evvelâ Fatiha, sonra İhlâs-ı şerîf okursan ölümden başka her şeyden emîn olursun.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 892)
Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurmuşlardır ki:
“Yatağına girdiğin zaman şöyle de:
“Allah’ın gadabından, îkabından, kullarının şerrinden, şeytanların hücumlarından ve benim yanıma gelmelerinden O’nun her biri noksansız ve tam bulunan kelimelerine sığınırım.” Böyle söylersen hiçbir şey sana zarar veremez ve zarar verilmemeye lâyık olursun.” (Bkz. Ebû Dâvud, Tıbb, 19; Tirmizî, Deavât, 90; Muvatta’ Şiir, 9)
Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem yine buyurmuşlardır ki:
“Yatağına girdiğin zaman Kâfirûn Sûresini oku. Çünkü bu sûre, şirkten berâettir.” (Tirmizî, Duâ, 22)
ERKEN KALKMAK İÇİN OKUNACAK DUA
Bir de her kim gece yatarken:
“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. O’nu ne uyuklama tutar ne de uyku! Allah’ım, gözümü uyanık kıl, kalbimi nurlandır, benden çok uyumayı ve gaflet ağırlığını gider!” duâsını okuyup erkenden uyanmak niyetiyle yatar ise bi-iznillahi teâlâ dilediği saatte uyanır. Uyandığı zaman hemen kalkıp abdest alır, ibâdetine başlar.
Uykusu olmayan ve uyuyamamaktan dolayı muztarib olan kimse abdestli olarak yatağa yatarken:
“Allah’ım, yıldızlar battı, bütün gözler sükûne erdi, Sen ise kendisini uyuklama ve uyku tutmayan Hayy ve Kayyûm’sun! Ey Hayy ve Kayyûm olan Allah’ım, gecemi sükûna erdir ve gözlerimi uyut!” deyip Muavvizeteyn (Felâk ve Nâs) sûrelerini okuyup yatmalıdır. (Bkz. Heysemî, X, 178)
Buhâri’nin Berâ bin Âzib radıyallahu anh’dan rivayet ettiğine göre Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır:
“Yatağa varmak istediğinde namaz için aldığın gibi bir abdest al, sonra sağ tarafın üzerine yat, sonra şöyle de:
“Ey Rabbim, bütün varlığımı sana teslîm ettim, işimin tasarrufunu sana havale ettim, yönelişim sanadır, korkum da ancak sendendir, senin azâbından kaçıp sığınılacak ancak yine senin rahmetindir. İndirdiğin kitabına ve gönderdiğin Resulüne îmân ettim ey Rabbim!” demektir. Bunları söyler de uyur, o gecede ölür isen fıtrat üzere ölmüş olursun. Uyumadan evvel bunlar son sözlerin olsun.” (Buharî, Deavât, 7)
Yine Buhârî’nin Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivayet etdiğine göre Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Sizden herhangi biriniz yatağına vardığı vakit elbisesiyle yatağının üzerini silkelesin, yani temizlesin, çünkü o vakte kadar ne olduğunu bilmez; yani yatağında akrep ve sâir gibi eza verici şeyler bulunmuş olabilir. Sonra yatağına girince şöyle desin:
“Senin isminle ey Rabbim yanımı yere koydum. Yine senin yardımınla kaldırırım. Eğer ruhumu alıkorsan (öldürürsen) ona rahmet eyle, eğer tekrar verirsen onu sâlihleri muhafaza ettiğin şeyle muhafaza eyle.” (Buharî, Deavât, 13)
Yine Buhârî’nin Hüzeyfe radıyallahu anh’dan rivayet etdiğine göre, Hüzeyfe şöyle demiştir: “Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz yatağına vardığında şöyle derlerdi:
“Senin isminle ölür, Senin isminle dirilirim ey Allah’ım!” (Buhârî, Deavât, 8; Müslim, Zikir, 59)
İbn-i Abbâs radıyallahu ahn’dan mervidir ki: Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Eğer bir kimse kendi haremine yaklaşırken besmeleden sonra:
«Ya Rab beni şeytandan uzaklaştır, şeytanı da bize in’âm ve ihsan buyurduğun şeyden uzaklaştır» demiş olsa, sonra o zevceyn arasında evlâd takdîr olunursa o çocuğa ebediyyen şeytan zarar veremez.” (Buhârî, Deavât, 54)
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem gece bir tarafından diğer tarafına dönünce:
“Vâhid ve Kahhâr olan Allah’tan başka ilah yoktur. O, göklerin yerin ve ikisinin arasındaki herşeyin Rabbidir. O, Azîz ve Gaffâr’dır / üstün ve çok affedicidir.” derlerdi. (Hâkim, I, 724/1980)
SABAH NAMAZINA KALKMAK İÇİN OKUNACAK DUA
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivayet olunduğuna göre Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Sizden herhangi biriniz uykuda iken şeytan ense kökünüze üç düğüm atar. Her bir düğümü bağladıkça: «Sen yat yat, daha gece uzundur» diyerek attığı düğümün üzerine eliyle vurur. Eğer bir kimse uykudan uyanır da Allah’ı zikreder, hatırlarsa bu düğümlerden biri çözülür, abdest alırsa biri daha çözülür, namaz kılarsa birisi daha çözülür ve zinde ve neş’eli olarak tertemiz bulunarak, sıklet ve tenbellik gibi şeylerden uzak olarak sabaha çıkmış olur. Böyle yapmayıp da güneş doğuncaya kadar gaflet üzere yatarsa vücûdu habîs ve tenbel olarak sabaha çıkmış olur. (Buhârî, Teheccüd, 12; Müslim, Müsâfirîn, 207; Ebû Dâvud, Tatavvu’, 18)
Abdullah bin Mesut radıyallahu anh’dan gelen rivayette ise Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in huzurunda geceden uykuya dalarak tâ güneş doğuncaya kadar uyuyup sabah namazına kalkmayan kimse zikredilse:
“O kimsenin kulağına şeytan işemişdir” buyururlardı. (Buhârî, Teheccüd, 13)
Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:
“Muhakkak sabah namazı ile güneş doğması arasında bulunan rızık taksimi zamanını uykuda geçirmek rızkın bir kısmına mani olur” buyurmuşlardır. (İbn Hanbel, I, 73)
HELAYA GİRERKEN VE ÇIKARKEN OKUNACAK DUA
Enes bin Mâlik radıyallahu anh’dan rivayet olunduğuna göre Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem def’i hacete girerlerken:
“Allah’ım, şeytanların erkeklerinden ve dişilerinden sana sığınırım” derlerdi. (Buhârî, Deavât, 54)
Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Sizden biriniz heladan çıkarken:
«Benden bana eza veren şeyi gideren ve bana yarayacak şeyi bende tutan Allah’a hamd olsun.» desin” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 574; Ali el-Müttakî, IX, 350/26390).
ABDEST DUALARI
“Allah’ım beni rahmetinle sar, üzerime berekâtından indir.”
EZAN DUASI
Câbir bin Abdullah radıyallahu anh’dan rivayet olunmuştur ki, Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
Kim ezanı işittiği zaman:
«Ey bu eksiksiz dâvetin ve kılınan namazın Rabbi! Hazret-i Muhammed aleyhissalâtü vesselâm’a Vesîle’yi ve fazîleti ver. O’nu va’dettiğin Makâm-ı Mahmûd’a ulaştır!» derse, ona kıyâmet günü mutlakâ şefaat ederim.” (Buhârî, Ezân, 8; Ebû Dâvûd, Salât, 37/529)
NAMAZDA OKUNACAK DUALAR
Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivayet olunduğuna göre, o bir gün Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretlerine:
“– Yâ Rasûlallah, namazda iftitah tekbîri ile Fâtiha-i şerîfe arasında ne okursunuz?” diye sordu. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’de:
“– Şöyle derim”, buyurdular:
“Ya Rabb, benimle hatâlarımın arasını uzaklaştır, maşrıkla mağribin arasını uzaklaştırdığın gibi. Yâ Rabb! Beni hatâlardan temizle, beyaz bir elbisenin kirlerden temizlendiği gibi. Allah’ım! Hatâlarımı su ile, kar ile, dolu ile yıka.” (Buhârî, Ezân, 89)
İftitah tekbîrinden sonra me’sûr duâlardan her hangi birisi okunabilir. İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe rahimehullah Hazretleri’nin intihâb ve iltizâm ettikleri duâ Sünen-i Tirmizî’de ve Sünen-i Dârekutnî-’de Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’dan rivayet olunan malûm:
“Allah’ım, seni hamdin ile tesbih ederim. Senin ismin yücedir, mübarektir. Şânın ve makamın yüce ve ulvîdir. Sen’den başka ilah yoktur.” duâsıdır. (Ebû Dâvud, Salât, 119-120)
Bir sonraki İmam-ı Şâfi’nin tercih ettiği duânın okunması da müstehabdır.
İmâm-ı Şafi rahimehullah Hazretleri’nin intihâb ve iltizâm ettikleri duâ, Sahîh-i Müslîm’de Hazret-i Ali kerremallahu vechen Hazretlerin’den mervî bulunan:
“Muhakkak ki ben Hanif (hakka yönelmiş) olarak yüzümü, gökleri ve yeri yoktan var eden zât’a çevirdim ve ben müşriklerden değilim.” duâsıdır. (En’âm Sûresi, 79)
CAMİYE GİRERKEN VE ÇIKARKEN OKUNACAK DUA
Sizden biriniz mescide girdiği vakit peygambere salât ve selâm etsin. Ve:
“Ey Rabbim! Bana rahmetinin kapılarını aç!” desin. (Ebû Dâvud, Salât, 18/465)
Çıkarken de peygambere salât ve selâm etsin ve:
“Ey Rabbim! Beni şeytandan koru” desin. (İbn Mâce, Mesâcid, 13)
NAMAZDAN SONRA YAPILAN DUA
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem namaz kıldıkları zaman sağ eliyle başlarını meshederler ve:
“Kendisinden başka ilâh bulunmayan Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Benden üzüntüyü düşünceyi ve hüznü gider ey Rabbim!” derlerdi. (Heysemî, X, 144)
“Farz namazı kıldığınız zaman, her bir farz namazdan sonra on defa:
“Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur, sâdece O vardır. O tektir ve şerîki (ortağı) yoktur. Mülk O’nundur, hamd de O’na mahsustur. O, her şeye kâdirdir” deyiniz. Böyle diyene bir köle azâd etmiş gibi ecir yazılır” buyururlardı. (Bkz. Müslim, Zikr, 30)
İSTİHARE NAMAZI VE DUASI
Câbir radıyallahu anh şöyle dedi:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem tıpkı bir Kur’an sûresini öğretir gibi, bize her iş için istihâre yapmayı tâlim ederdi. Şöyle buyururdu:
“Herhangi biriniz bir iş yapmak istediğinde, farz namazlardan ayrı olarak iki rekât namaz kılsın, sonra da şöyle desin:
«Allah’ım! Sen her şeyi bildiğin için, hakkımda hayırlı olanı bana da bildirmeni, Sen’in gücün her şeye yettiği için, beni başarılı kılmanı ve hayırlı olanı nasip etmeni, Sen’in o büyük kereminden niyaz ederim. Çünkü Sen’in gücün her şeye yeter, benimki yetmez; Sen her şeyi bilirsin, ben bilemem. Şüphesiz Sen görülüp bilinmeyenleri de bilirsin.
Allah’ım! Eğer bu iş benim dinim, dünyam ve âhiretim için hayırlı ise (şimdi veya daha sonrası için hayırlı ise) onu yapmayı bana nasîb eyle, kolaylık ver ve onu bana mübarek kıl! Şayet bu iş benim dinim, dünyam ve âhiretim için şer ise (şimdi veya daha sonrası için kötü ise) onu benden, beni de ondan uzaklaştır. Hayır nerede ise onu bana nasip et, sonra da gönlümü bu sonuca râzı kıl!»
Duâ esnâsında kendi işi ne ise onu zikretsin ve açıkça söylesin. (Meselâ “Yâ Rab, falan sefere çıkma kararım” veya “falanca ile evlenmem” desin.” (Buhârî, Deavât 48, Tevhîd 10. Ayrıca bk. Tirmizî, Vitr 18; İbn-i Mâce, İkâme 188)
Bir başka hadîs-i şerîfte:
“Bir işin düşüncesi seni alıp kararsız kıldığı zaman Rabbinden hayrını iste, yani istihâre et, bunu yedi defa kadar yap, sonra kalbine ağır basana bak, hayır ondadır” buyurulmuştur. (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 882)
CUMA GÜNÜ OKUNACAK DUA
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivayet olunduğuna göre Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretleri buyurmuşlardır ki:
“Cum’a gününde bir saat va[b]rdır. Allah’ın kullarından bir müslim namazda iken Allah Teâlâ’dan niyaz ile bir şey isteyip duâsı o saate tesadüf ederse Allah teâlâ Hazretleri o kimsenin dileğini verir.” Böyle buyurduktan sonra mübarek küçük parmağının ucuna işaret buyurdu. (bk. Nevevî, el-Ezkâr, 80; Buhârî, Deavât, 61)[/b]
Cum’a gününün içindeki saat, küçük parmağına nisbetle parmağın ulak ucu ne kadar ise, güne nisbetle o kadar az bir müddettir ki o saat içinde her halde duâ müstecâb olur demektir.
Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri:
“Cum’a günü, ibâdet ve ezkâr ile müminlerin kalbi mesrur olacak bir bayram günüdür” buyurmuşlardır. (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 2519)
[b]“Size bir sûre haber vereyim mi ki, azamet semâ ile arz arasını doldurmuş, onu yetmişbin melek teşyî’ etmiştir? O sûre Kehf süresidir. Kim cum’a günü bu sûreyi okursa Allah onu ötek cum’aya kadar bu sûre ile mağfiret eder, sonun da üç gün de ziyâdesi vardır.[/b]
[b] Ve semâya ulaşan bir nur verilir ve Deccal’in fitnesinden muhafaza edilir. Yatacağı vakit bu sûrenin sonundan beş âyet okuyan hıfz olunur ve gecenin istediği vaktinde kaldırılır.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 2862)[/b]
“Ey Rabbim! Perşembe günü ümmetimin erkenden yaptığı işleri bereketli kıl.” (Tirmizî, Ticâret, 41)
Hadîsin şerhinde deniliyor ki, bu günün evvelinde bir ihtiyacını tedarik etmek, nikâh akdetmek ve bunun gibi mühim işler sünnettir.
[b]“Cum’a gününde; Yani perşembeyi cumaya bağlayan gece iki rek’at namaz kılıp Fâtiha’dan sonra onbeş defa Zilzâl Sûresini okuyan kimseyi Allah Teâlâ kabir azâbından ve kıyamet korkularından emin kılar.” (Ali el-Müttakî, no: 21356)[/b]
[b]“Şu duâ ile cum’a günü herhangi bir saatte duâ edilirse sahibine muhakkak icabet olunur.”[/b]
[b]“Sen’den başka hiçbir ilâh yoktur. Ey Hannân, ey Mennân, ey gökleri ve yeri en güzel şekilde yaratan, ey Celâl ve ikrâm sâhibi!” (Suyûtî, el-Câmiu’s-sağîr, no: 7450)[/b]
“Cum’a gününde bir saat vardır, mü’min bir kul namazda duâ ederken Allah’dan bir şey ister ve o saate denk gelirse, Allah muhakkak ona icabet eder.” Ashab-ı kiram:
“Bu saat hangi saattir yâ Rasûlallah” dediklerinde:
“İkindi namazı ile güneş batması arasındaki vakittir.” buyurdular (Tirmizî, Cuma, 2; Ali el-Müttakî, no: 21316).
Cuma namazından sonra daha oturduğu yerden kalkmadan yüz defa:
[b]“Allah’ı hamdiyle tesbih ederim. Azîm olan yüce Allah’ı hamd ile tesbîh ederim. Allah’tan beni affetmesini isterim.” diyen kimsenin yüzbin günâhını, ana ve babasının da yirmidörtbin günâhını Allah mağfiret eder.” (Ali el-Müttakî, no: 21321)[/b]
CUMA NAMAZINDAN SONRA OKUNACAK DUA
[b]İmam-ı Suyûtî, el-Câmi’u’s-sağir’inde rivayet eder ki:[/b]
Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Kim cuma namazından sonra -konuşmadan ve kalkmadan- [b]ihlâs sûresini, Felâk sûresini ve Nâs sûresini yedişer defa okursa Allah Teâlâ onu gelecek cumaya kadar, zarar verici şeylerden muhafaza buyurur.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-sağîr, no: 8954; Ali el-Müttakî, II, 648/4985)[/b]
HER NAMAZDAN SONRA OKUNACAK DUA
Li-îlâfi Kureyş sûresini sabah ve akşam veya beş vakit namazın akabinde en az onbir kere okumaya devam edilirse biiznillahi Teâlâ kişinin hayat tehlikesinden emin kalacağını İmam Rabbânî, Mektûbat’ında haber veriyor.
Günün belli zamanlarda okunacak dualar nelerdir? Muhtelif vesilelerle okunacak dualar.
Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretleri’nin Dualar ve Zikirler kitabında geçen muhtelif dualar ve virdler.
SEHER VAKTİNİN FAZİLETİ
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivâyete göre Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ her gece, gecenin son üçte biri kaldığı sırada dünyâ semâsına nüzûl eder ve şöyle buyurur: “Bana duâ eden var mı, duâsına icâbet edeyim? İstediğini vereyim. Bana istiğfar eden var mı, onu mağfiret edeyim?” (Buhârî, Teheccüd, 14)
Bu hadîs-i şerîf, gecenin son üçte birinin vakt-i icâbet olduğuna büyük müjdelerle berâber delâlet etmektedir.
“Gece yarısında semânın kapıları açılır ve bir münâdî şöyle seslenir: «Hiç duâ eden var mı, icâbet olunsun, bir şey isteyen var mı verilsin, bir sıkıntıda olan var mı kurtarılsın.» Her hangi bir duâ ile duâ den hiç bir müslüman yoktur ki Allah Teâlâ ona icâbet etmiş olmasın. Ancak şehveti için koşan zinâkâr kadınla ayyaş ve işret ehli müstesnâ.” (İbn Hanbel, IV, 217, III, 34, 43, 94)
“Gecede bir saat vardır. Müslüman bir kulun dünyâ ve âhiret işinden istediği her hangi bir hayır varsa ve duâsı o saate gelirse muhakkak Allah ona dileğini verir. Bu her gece vardır.” (Tirmizî, Vitr, 16; Neseî, Mevâkit, 35)
“Saatlerin efdali gecenin son kısmıdır.” (İbn-i Hanbel, IV, 385)
Üç kişi vardır ki onlar İblis’ten ve askerlerinin şerrinden masûndurlar:
- Gece ve gündüz Allah’ı çok zikredenler,
- Seher vakitlerinde istiğfar edenler,
- Allah’ın haşyetinden ağlayanlar.” (Ali el-Müttakî, XV, 841/43343)
İbn-i Abbas radıyallahu anhüma’dan rivâyet olunduğuna göre Nebiyy-i Ekrem, gece teheccüd için kalktığında şöyle derlerdi:
“Allah’ım Sana hamd olsun. Sen bütün semâları, arzı ve onlardakileri ayakta tutansın. Hamd Sana mahsûstur ey Rabbim! Sen semâların, arzın ve onlarda ne varsa hepsinin nûrusun. Hamd Sana mahsustur ey Rabbim! Sen semâların, arzın ve onlardakilerin hâkimi ve hükümdârısın. Ve Sana yine hamd olsun ki, Sen Hakk’sın. Sen’in va’din de hak, Sana kavuşmak da hak, sözün de hak, cennet de hak, cehennem de hak, nebîlerde hak, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’de hak, kıyâmet de hak. Sana teslîm oldum ey Rabbim! Sana îmân ettim, Sana tevekkül ettim ve Sana yöneldim. İnanmayanlara karşı, Sana dayanarak mücâdele ettim ve neticede ancak Seni hakem olarak kabûl ettim, benim evvelki yaptıklarımı da, sonradan yapacaklarımı da, gizli yaptıklarımı da açık yaptıklarımı da mağfiret et. Öne alan da Sen’sin, geriye bırakan da Sen’sin. Sen’den başka ilâh yoktur. Kuvvet ve kudret ancak, Allah’a dayanmakladır. (Buhârî, Teheccüd, 1)
UYKUDAN KALKINCA OKUNACAK DUA
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem uykudan kalkınca şöyle derlerdi:
“Öldürdükten sonra bizi dirilten Allah’a hamd olsun. Dönüş ancak O’nadır.” (Buhârî, Deavât, 8)
Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz yine buyurmuşlardır ki:
“Sizden biriniz uykudan uyandığı zaman şöyle desin:
“Bana ruhumu geri veren, vücûdumu afiyette kılan ve kendisini zikretmeye müsaade eden, Allah’a hamd olsun.” (Nevevî, el-Ezkâr, 21)
Yine Buhârî’nin Ubâde bin Sâmit radıyallahu anh’tan rivayet ettiğine göre Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır:
“Kim uyku arasında uyandığında:
«Allah’tan başka ilâh yok, yalnız O vardır. Şerîki yoktur. Mülk O’nundur. Hamd de O’na mahsustur ve O, her şeye kâdirdir. Allah’a hamdeder, Allah’ı tesbîh ederim. Allah’tan başka ilâh yok ve Allah en büyüktür, Allah’a dayanmaktan başka kuvvet, kudret yoktur.» dedikten sonra; «Ey Rabbim beni mağfiret et» der veya duâ ederse icabet olunur; bir de abdest alırsa namazı kabul olunur.” (Buhârî, Teheccüd, 21)
“Kulun uykudan kalkınca söyliyeceği şeylerin en sevimlisi:
«Ölüleri dirilten Allah’ı tesbih ederim. O her şeye kâdirdir.» demesidir.” (Suyûtî, Camiu’s-sağir, no: 2173)
“Kim sabaha çıkınca:
«Ne iyinin ne kötünün aşıp geçemediği Allah’ın tam kelimelerine yarattığı, şekil verdiği ve meydana getirdiği herşeyin şerrinden sığınırım» derse ins ü cinnin şerrinden muhafaza edilir. Yılan, akreb gibi şeylere sokulsa bile o gün akşama kadar zarar vermez. Akşamleyin bunu söylerse sabaha kadar hıfz u emân-ı ilâhîde kalır.” (Ali el-Müttakî, II, 165/3593)
SABAH NAMAZINDAN SONRA OKUNACAK DUA AYETLERİ
“Kim sabahleyin üç def’a
diyerek Sûre-i Haşr’ın sonundan üç âyet okursa Allah Teâlâ onun için yetmiş bin melek vazifelendirir, akşama kadar ona duâ ederler, o gün ölürse şehîd olarak ölür, akşamleyin bunu yapan da aynı derecededir.” (Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’an, 22/2922)
“Sabaha çıkınca bin def’a سُبْحَانَ اللّٰهِ وَبِحَمْدِهِ diyen kimse nefsini Allah’dan satın almıştır.” (Heysemî, X, 151)
Kim sabah namazını kıldıktan sonra kalkarken yedi defa:
“Allah’a sarılmaktan başka kuvvet yoktur ne bir çare ne de bir hîle fâide vermez. Ne Allah’dan kurtulacak yer ne de O’ndan sığınacak yer vardır. Kurtuluş ve sığınış ancak O’na dayanıp ilticâ etmektedir” derse yetmiş türlü belâ ondan def’ olur. (Ali el-Müttakî, II, 144/3519)
EVDEN ÇIKARKEN OKUNACAK DUA
Evden çıkarken en az üç def’a:
“Allah’ın adıyla! Allah’a tevekkül ettim. Allah’a dayanmaktan başka kudret ve kuvvet yoktur.” duâsını okumalıdır. (Ebû Dâvud, Edeb, 102-103)
Bu duâyı okuyan kimseye: “Bu sana kâfidir, himayeye alındın” denilir ve şeytan ondan uzaklaşır gider. (Ebû Dâvud, Edeb, 102-103)
Yine:
“Ey Allah’ım! Sapmaktan veya saptırılmaktan, hatâ etmekten, hatâ ettirilmekten, zulmetmekten, zulme uğramaktan, cahillik etmekten, bana cahillik edilmesinden, hakkım olmayan bir şeyi istemekten, elimde olmayan bir şeyin benden istenilmesinden sana sığınırım” demelidir. (Ebû Dâvud, Edeb, 102-103; Ali Müttakî, VII, 144/18420)
Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:
“Evinden çıkarken iki rekat namaz kıl, seni kötü bir yere gitmekten muhafaza eder, evine girdiğin zaman iki rekat namaz kıl, seni kötü bir yere girmekten muhafaza eder” buyurmuştur. (krş. Nevevî, el-Ezkâr, 24 vd.)
BİNİTE; ATA VEYA ARABAYA BİNERKEN OKUNACAK DUA
“Bir binite bindiğinde:
“Hiç de lâyık olmadığımız halde bize bunu müsahhar kılan Allah’ı tesbîh ederim.” (Zuhruf sûresi, 13) diyen kimse, bu bineğinden inmeden ölürse şehîd olarak ölmüş olur.”
Ayrıca binite binerken:
“O’nun yürümesi ve durması Allah’ın adıyladır. Rabbim bağışlar ve merhamet eder.” denilmelidir. (Hûd sûresi, 41)
YEMEKTEN SONRA YAPILACAK DUA
Ebû Ümâme -radıyallahu anh-’den mervîdir ki: Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz yemekten sonra şöylece duâ etmişlerdir:
“Yâ Rabb! Sana, pek çok ve riya gibi şeylerden uzak ve yümn ü bereketi bulunan, nezd-i ulûhiyyetinde makbul olup merdûd olmayacak derece-i kemâl-i ihlâs üzere ve hiç bir sûrette kâfi görmiyeceğimiz ve dâima yapmaya devam edeceğimiz ve hiç bir surette bırakmıyacağımız ve kendisinden hiç bir vakit istiğna göstermiyeceğimiz bir hamd ile sana hamdederiz. Sen bizim Rabbimizsin; yani nîmetin her türlüsü ile bizi besleyen, yaşatansın.” (Buhârî, Et’ime, 54)
Yine Ebû Ümâme radıyallahu anh’den rivayet olunduğuna göre Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir yemekten sonra şöyle duâ etmişlerdir:
“Sana hamd ederiz ey Rabbimiz! Nîmetinden müstağnî değiliz. Her dâim senin in’âm ve it’âmına; yani bize nîmet verip yedirmene muhtacız. Bu taam da vedâ taamımız olmayıp daha çok hayırlı ömürler ihsan ile, nankörlük edilmeyen, dâima şükür edilen nîmet ver ey Rabbimiz, yani sana dâima şükredeceğiz.” (Buhârî, Et’ime, 54)
Bir defasında da şöyle demişlerdir:
“Yâ Rabb! Sana hamd ederiz. Bu hamdimiz senin ihsan etmiş olduğun nîmetlerine mukabil olamaz, ve senin azamet-i ulûhiyyetin ve rubûbiyyetin hakkını îfâya asla kâfi değildir. Sana gerektiği gibi hamdedemediğimiz için aczimizi arzederiz. Ey Rabbimiz! Zîrâ nimetlerini saymak mümkün değildir.”
“Allah Teâlâ Hazretlerine hamdederiz. Bize kifayet edecek derecede yemek ve sâir nimetlerini ihsan buyurdu. Yedirdi ve kanasıya içirdi. Allah Teâlâ Hazretleri’nin azamet ve ulûhiyyetinin hakkını tamamiyle îfâ edebilmek kâbil değildir. Ve Allah Teâlâ Hazretleri’nin sayılmayacak kadar çok nimetleri hiç bir sûretle inkâr edilemez.” (Buhârî, Et’ime, 54)
Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz yine buyurmuşlardır ki:
“Allah Teâlâ Sizden herhangi birinize yemek yedirdiği zaman:
“Ey Rabbimiz! Bunu bize mübarek ve bereketli kıl ve bize bundan hayırlısını yedir” desin.
Birine süt içirdiğinde de:
“Ey Rabbimiz! Bize bunu mübarek ve bereketli kıl ve bundan bize ziyâdece ver” desin.
Sütten başka hiç bir şey hem yemek, hem içecek yerine geçmez. (Tirmizî, Deavât, 54/3455)
Yine Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki:
“Bir yemek yediğin ve bir içecek içtiğin zaman:
«Allah’ın ismiyle ve Allah ile. O ki, ism-i Celâl’i sayesinde ne yerde, ne de gökte hiç bir şey zarar veremez. Ya Hayy, ya Kayyûm!» dersen, o yediğin yahud içtiğinden sana hiç bir hastalık gelmez. İçinde zehir bile olsa.” (Ali el-Müttakî, XV, 249/40799)
Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz yemekten sonra şöyle de duâ ederlerdi:
“Dâima yediren ve kendisine hiç yedirilmeyen, bize ihsanda bulunan bizi doğru yola ulaştırıp da doyuran ve suya kandıran ve hep güzel vesîlelerle imtihan eden Allah’a hamdederiz. Yâ Rabb sana hamdediyoruz. Bu hamdimizi kâfi görmüyoruz, îfâ edilmiş saymıyoruz ve nankörlük etmiyoruz, nîmetlerinin hiç birinden müstağnî değiliz. Bize yemekten yediren, sudan içiren, çıplak iken giydiren, dalâlette iken hidâyete erdiren, görmezken gösteren ve bizi yarattıklarının pek çoğuna üstün kılan Allah’a hamd ederiz, çünkü hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.» (Hâkim, I, 731/2003)
Şu duâ da yemekden sonra yapılan me’sûr duâlardandır.
“Bizi yediren, içiren ve müslümanlardan kılan Allah’a hamdolsun.
Allah’ım! Yemek sâhibini, yiyenleri, sofraya emeği geçenleri, bütün mü’min erkek ve kadınları mağfiret et ve onlara rahmet eyle!
Allah’ım! Kalblerimizi muhabbetinin ve zikrinin nurlârıyla nurlandır, ey celâl ve ikrâm sâhibi Allah’ım!
Allah’ım! Din husûsunda, dünyada ve âhirette sıhhat, selâmet ve âfiyet üzere güzel bir hayât yaşamayı lutfeyle! Şüphesiz Sen her şeye kâdirsin.
Allah’ım! Sen’den nîmetin tamâmını (İslâm üzere ölüp cennete girmeyi), âfiyetin devâmını ve hüsn-i hâtime ile (güzel bir hâl üzere) vefât etmeyi isteriz.
Allah’ım! Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ve Fâtiha-i Şerîfe hürmetine nîmetlerini artır, noksanlaştırma!”
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem su içtikleri zaman:
“Bize rahmetiyle tatlı soğuk su içiren ve günâhlarımız sebebiyle onu içilmez tuzlu su yapmayan Allah’a hamdederiz.” (Suyutî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 6728)
ÇARŞIYA ÇIKINCA OKUNACAK DUA
“Çarşıya girdiğinde:
“Allah’tan başka ilah yoktur. Bir tek O vardır ve hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd de O’na mahsustur. Diriltir ve öldürür. O dâima diridir ve asla ölmez. Bütün hayırlar O’nun elindedir. O herşeye kâdirdir.” diyen bir kimseye Allah binlerce hasene yazar, binlerce günâhını siler, derecesini binlerce yükseltir, ve ona cennette bir ev bina eder.” (Tirmizî, Deavat, 36)
EVE GİRİNCE OKUNACAK DUA
“Sizden biriniz bir menzile (eve, konak yerine) indiği zaman:
“Yarattıklarının şerrinden Allah’ın tam kelimelerine sığınırım” derse, oradan ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar veremez.’ (Müslim, Zikir, 54)
AKŞAMLEYİN OKUNACAK DUA
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kim her sabah ve her akşam üç defa:
«İsmi sayesinde yerde ve gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla. O her şeyi işitir ve bilir» derse, ona hiçbir şey zarar vermez.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 101/5088; Tirmizî, Deavât, 13)
YATSIDAN SONRA OKUNACAK DUA AYETLERİ
Ebû Mesut el-Bedrî radıyallahu anh’dan rivayete göre Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır:
“Her kim Bakara Sûresi’nin sonundaki iki âyet-i celîleyi (Âmene’r-Rasûlü) her gece okursa ona kifayet eder.” (Buhârî, Megâzî, 12; Müslim, Müsâfirin, 255; Tirmizî, Sevâbül-Kur’ân, 4)
YATARKEN OKUNACAK DUALAR
Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Uyku için yatağa yatarken evvelâ Fatiha, sonra İhlâs-ı şerîf okursan ölümden başka her şeyden emîn olursun.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 892)
Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurmuşlardır ki:
“Yatağına girdiğin zaman şöyle de:
“Allah’ın gadabından, îkabından, kullarının şerrinden, şeytanların hücumlarından ve benim yanıma gelmelerinden O’nun her biri noksansız ve tam bulunan kelimelerine sığınırım.” Böyle söylersen hiçbir şey sana zarar veremez ve zarar verilmemeye lâyık olursun.” (Bkz. Ebû Dâvud, Tıbb, 19; Tirmizî, Deavât, 90; Muvatta’ Şiir, 9)
Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem yine buyurmuşlardır ki:
“Yatağına girdiğin zaman Kâfirûn Sûresini oku. Çünkü bu sûre, şirkten berâettir.” (Tirmizî, Duâ, 22)
ERKEN KALKMAK İÇİN OKUNACAK DUA
Bir de her kim gece yatarken:
“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. O’nu ne uyuklama tutar ne de uyku! Allah’ım, gözümü uyanık kıl, kalbimi nurlandır, benden çok uyumayı ve gaflet ağırlığını gider!” duâsını okuyup erkenden uyanmak niyetiyle yatar ise bi-iznillahi teâlâ dilediği saatte uyanır. Uyandığı zaman hemen kalkıp abdest alır, ibâdetine başlar.
Uykusu olmayan ve uyuyamamaktan dolayı muztarib olan kimse abdestli olarak yatağa yatarken:
“Allah’ım, yıldızlar battı, bütün gözler sükûne erdi, Sen ise kendisini uyuklama ve uyku tutmayan Hayy ve Kayyûm’sun! Ey Hayy ve Kayyûm olan Allah’ım, gecemi sükûna erdir ve gözlerimi uyut!” deyip Muavvizeteyn (Felâk ve Nâs) sûrelerini okuyup yatmalıdır. (Bkz. Heysemî, X, 178)
Buhâri’nin Berâ bin Âzib radıyallahu anh’dan rivayet ettiğine göre Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır:
“Yatağa varmak istediğinde namaz için aldığın gibi bir abdest al, sonra sağ tarafın üzerine yat, sonra şöyle de:
“Ey Rabbim, bütün varlığımı sana teslîm ettim, işimin tasarrufunu sana havale ettim, yönelişim sanadır, korkum da ancak sendendir, senin azâbından kaçıp sığınılacak ancak yine senin rahmetindir. İndirdiğin kitabına ve gönderdiğin Resulüne îmân ettim ey Rabbim!” demektir. Bunları söyler de uyur, o gecede ölür isen fıtrat üzere ölmüş olursun. Uyumadan evvel bunlar son sözlerin olsun.” (Buharî, Deavât, 7)
Yine Buhârî’nin Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivayet etdiğine göre Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Sizden herhangi biriniz yatağına vardığı vakit elbisesiyle yatağının üzerini silkelesin, yani temizlesin, çünkü o vakte kadar ne olduğunu bilmez; yani yatağında akrep ve sâir gibi eza verici şeyler bulunmuş olabilir. Sonra yatağına girince şöyle desin:
“Senin isminle ey Rabbim yanımı yere koydum. Yine senin yardımınla kaldırırım. Eğer ruhumu alıkorsan (öldürürsen) ona rahmet eyle, eğer tekrar verirsen onu sâlihleri muhafaza ettiğin şeyle muhafaza eyle.” (Buharî, Deavât, 13)
Yine Buhârî’nin Hüzeyfe radıyallahu anh’dan rivayet etdiğine göre, Hüzeyfe şöyle demiştir: “Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz yatağına vardığında şöyle derlerdi:
“Senin isminle ölür, Senin isminle dirilirim ey Allah’ım!” (Buhârî, Deavât, 8; Müslim, Zikir, 59)
İbn-i Abbâs radıyallahu ahn’dan mervidir ki: Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Eğer bir kimse kendi haremine yaklaşırken besmeleden sonra:
«Ya Rab beni şeytandan uzaklaştır, şeytanı da bize in’âm ve ihsan buyurduğun şeyden uzaklaştır» demiş olsa, sonra o zevceyn arasında evlâd takdîr olunursa o çocuğa ebediyyen şeytan zarar veremez.” (Buhârî, Deavât, 54)
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem gece bir tarafından diğer tarafına dönünce:
“Vâhid ve Kahhâr olan Allah’tan başka ilah yoktur. O, göklerin yerin ve ikisinin arasındaki herşeyin Rabbidir. O, Azîz ve Gaffâr’dır / üstün ve çok affedicidir.” derlerdi. (Hâkim, I, 724/1980)
SABAH NAMAZINA KALKMAK İÇİN OKUNACAK DUA
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivayet olunduğuna göre Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Sizden herhangi biriniz uykuda iken şeytan ense kökünüze üç düğüm atar. Her bir düğümü bağladıkça: «Sen yat yat, daha gece uzundur» diyerek attığı düğümün üzerine eliyle vurur. Eğer bir kimse uykudan uyanır da Allah’ı zikreder, hatırlarsa bu düğümlerden biri çözülür, abdest alırsa biri daha çözülür, namaz kılarsa birisi daha çözülür ve zinde ve neş’eli olarak tertemiz bulunarak, sıklet ve tenbellik gibi şeylerden uzak olarak sabaha çıkmış olur. Böyle yapmayıp da güneş doğuncaya kadar gaflet üzere yatarsa vücûdu habîs ve tenbel olarak sabaha çıkmış olur. (Buhârî, Teheccüd, 12; Müslim, Müsâfirîn, 207; Ebû Dâvud, Tatavvu’, 18)
Abdullah bin Mesut radıyallahu anh’dan gelen rivayette ise Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in huzurunda geceden uykuya dalarak tâ güneş doğuncaya kadar uyuyup sabah namazına kalkmayan kimse zikredilse:
“O kimsenin kulağına şeytan işemişdir” buyururlardı. (Buhârî, Teheccüd, 13)
Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:
“Muhakkak sabah namazı ile güneş doğması arasında bulunan rızık taksimi zamanını uykuda geçirmek rızkın bir kısmına mani olur” buyurmuşlardır. (İbn Hanbel, I, 73)
HELAYA GİRERKEN VE ÇIKARKEN OKUNACAK DUA
Enes bin Mâlik radıyallahu anh’dan rivayet olunduğuna göre Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem def’i hacete girerlerken:
“Allah’ım, şeytanların erkeklerinden ve dişilerinden sana sığınırım” derlerdi. (Buhârî, Deavât, 54)
Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Sizden biriniz heladan çıkarken:
«Benden bana eza veren şeyi gideren ve bana yarayacak şeyi bende tutan Allah’a hamd olsun.» desin” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 574; Ali el-Müttakî, IX, 350/26390).
ABDEST DUALARI
- Elleri Yıkarken Okunacak Dua
- Ağzını Yıkarken Okunacak Dua
- Burnuna Su Verirken Okunacak Dua
- Yüzünü Yıkarken Okunacak Dua
- Sağ Kolunu Yıkarken Okunacak Dua
- Sol Kolunu Yıkarken Okunacak Dua
- Başını Meshederken Okunacak Dua
“Allah’ım beni rahmetinle sar, üzerime berekâtından indir.”
- Kulağına Meshederken Okunacak Dua
- Boynuna Meshederken Okunacak Dua
- Sağ Ayağını Yıkarken Okunacak Dua
- Sol Ayağını Yıkarken Okunacak Dua
- Abdest Bittikten Sonra Okunacak Dua
EZAN DUASI
Câbir bin Abdullah radıyallahu anh’dan rivayet olunmuştur ki, Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
Kim ezanı işittiği zaman:
«Ey bu eksiksiz dâvetin ve kılınan namazın Rabbi! Hazret-i Muhammed aleyhissalâtü vesselâm’a Vesîle’yi ve fazîleti ver. O’nu va’dettiğin Makâm-ı Mahmûd’a ulaştır!» derse, ona kıyâmet günü mutlakâ şefaat ederim.” (Buhârî, Ezân, 8; Ebû Dâvûd, Salât, 37/529)
NAMAZDA OKUNACAK DUALAR
Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-’dan rivayet olunduğuna göre, o bir gün Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretlerine:
“– Yâ Rasûlallah, namazda iftitah tekbîri ile Fâtiha-i şerîfe arasında ne okursunuz?” diye sordu. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’de:
“– Şöyle derim”, buyurdular:
“Ya Rabb, benimle hatâlarımın arasını uzaklaştır, maşrıkla mağribin arasını uzaklaştırdığın gibi. Yâ Rabb! Beni hatâlardan temizle, beyaz bir elbisenin kirlerden temizlendiği gibi. Allah’ım! Hatâlarımı su ile, kar ile, dolu ile yıka.” (Buhârî, Ezân, 89)
İftitah tekbîrinden sonra me’sûr duâlardan her hangi birisi okunabilir. İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe rahimehullah Hazretleri’nin intihâb ve iltizâm ettikleri duâ Sünen-i Tirmizî’de ve Sünen-i Dârekutnî-’de Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’dan rivayet olunan malûm:
“Allah’ım, seni hamdin ile tesbih ederim. Senin ismin yücedir, mübarektir. Şânın ve makamın yüce ve ulvîdir. Sen’den başka ilah yoktur.” duâsıdır. (Ebû Dâvud, Salât, 119-120)
Bir sonraki İmam-ı Şâfi’nin tercih ettiği duânın okunması da müstehabdır.
İmâm-ı Şafi rahimehullah Hazretleri’nin intihâb ve iltizâm ettikleri duâ, Sahîh-i Müslîm’de Hazret-i Ali kerremallahu vechen Hazretlerin’den mervî bulunan:
“Muhakkak ki ben Hanif (hakka yönelmiş) olarak yüzümü, gökleri ve yeri yoktan var eden zât’a çevirdim ve ben müşriklerden değilim.” duâsıdır. (En’âm Sûresi, 79)
CAMİYE GİRERKEN VE ÇIKARKEN OKUNACAK DUA
Sizden biriniz mescide girdiği vakit peygambere salât ve selâm etsin. Ve:
“Ey Rabbim! Bana rahmetinin kapılarını aç!” desin. (Ebû Dâvud, Salât, 18/465)
Çıkarken de peygambere salât ve selâm etsin ve:
“Ey Rabbim! Beni şeytandan koru” desin. (İbn Mâce, Mesâcid, 13)
NAMAZDAN SONRA YAPILAN DUA
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem namaz kıldıkları zaman sağ eliyle başlarını meshederler ve:
“Kendisinden başka ilâh bulunmayan Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Benden üzüntüyü düşünceyi ve hüznü gider ey Rabbim!” derlerdi. (Heysemî, X, 144)
“Farz namazı kıldığınız zaman, her bir farz namazdan sonra on defa:
“Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur, sâdece O vardır. O tektir ve şerîki (ortağı) yoktur. Mülk O’nundur, hamd de O’na mahsustur. O, her şeye kâdirdir” deyiniz. Böyle diyene bir köle azâd etmiş gibi ecir yazılır” buyururlardı. (Bkz. Müslim, Zikr, 30)
İSTİHARE NAMAZI VE DUASI
Câbir radıyallahu anh şöyle dedi:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem tıpkı bir Kur’an sûresini öğretir gibi, bize her iş için istihâre yapmayı tâlim ederdi. Şöyle buyururdu:
“Herhangi biriniz bir iş yapmak istediğinde, farz namazlardan ayrı olarak iki rekât namaz kılsın, sonra da şöyle desin:
«Allah’ım! Sen her şeyi bildiğin için, hakkımda hayırlı olanı bana da bildirmeni, Sen’in gücün her şeye yettiği için, beni başarılı kılmanı ve hayırlı olanı nasip etmeni, Sen’in o büyük kereminden niyaz ederim. Çünkü Sen’in gücün her şeye yeter, benimki yetmez; Sen her şeyi bilirsin, ben bilemem. Şüphesiz Sen görülüp bilinmeyenleri de bilirsin.
Allah’ım! Eğer bu iş benim dinim, dünyam ve âhiretim için hayırlı ise (şimdi veya daha sonrası için hayırlı ise) onu yapmayı bana nasîb eyle, kolaylık ver ve onu bana mübarek kıl! Şayet bu iş benim dinim, dünyam ve âhiretim için şer ise (şimdi veya daha sonrası için kötü ise) onu benden, beni de ondan uzaklaştır. Hayır nerede ise onu bana nasip et, sonra da gönlümü bu sonuca râzı kıl!»
Duâ esnâsında kendi işi ne ise onu zikretsin ve açıkça söylesin. (Meselâ “Yâ Rab, falan sefere çıkma kararım” veya “falanca ile evlenmem” desin.” (Buhârî, Deavât 48, Tevhîd 10. Ayrıca bk. Tirmizî, Vitr 18; İbn-i Mâce, İkâme 188)
Bir başka hadîs-i şerîfte:
“Bir işin düşüncesi seni alıp kararsız kıldığı zaman Rabbinden hayrını iste, yani istihâre et, bunu yedi defa kadar yap, sonra kalbine ağır basana bak, hayır ondadır” buyurulmuştur. (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 882)
CUMA GÜNÜ OKUNACAK DUA
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivayet olunduğuna göre Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretleri buyurmuşlardır ki:
“Cum’a gününde bir saat va[b]rdır. Allah’ın kullarından bir müslim namazda iken Allah Teâlâ’dan niyaz ile bir şey isteyip duâsı o saate tesadüf ederse Allah teâlâ Hazretleri o kimsenin dileğini verir.” Böyle buyurduktan sonra mübarek küçük parmağının ucuna işaret buyurdu. (bk. Nevevî, el-Ezkâr, 80; Buhârî, Deavât, 61)[/b]
Cum’a gününün içindeki saat, küçük parmağına nisbetle parmağın ulak ucu ne kadar ise, güne nisbetle o kadar az bir müddettir ki o saat içinde her halde duâ müstecâb olur demektir.
Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri:
“Cum’a günü, ibâdet ve ezkâr ile müminlerin kalbi mesrur olacak bir bayram günüdür” buyurmuşlardır. (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 2519)
[b]“Size bir sûre haber vereyim mi ki, azamet semâ ile arz arasını doldurmuş, onu yetmişbin melek teşyî’ etmiştir? O sûre Kehf süresidir. Kim cum’a günü bu sûreyi okursa Allah onu ötek cum’aya kadar bu sûre ile mağfiret eder, sonun da üç gün de ziyâdesi vardır.[/b]
[b] Ve semâya ulaşan bir nur verilir ve Deccal’in fitnesinden muhafaza edilir. Yatacağı vakit bu sûrenin sonundan beş âyet okuyan hıfz olunur ve gecenin istediği vaktinde kaldırılır.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 2862)[/b]
“Ey Rabbim! Perşembe günü ümmetimin erkenden yaptığı işleri bereketli kıl.” (Tirmizî, Ticâret, 41)
Hadîsin şerhinde deniliyor ki, bu günün evvelinde bir ihtiyacını tedarik etmek, nikâh akdetmek ve bunun gibi mühim işler sünnettir.
[b]“Cum’a gününde; Yani perşembeyi cumaya bağlayan gece iki rek’at namaz kılıp Fâtiha’dan sonra onbeş defa Zilzâl Sûresini okuyan kimseyi Allah Teâlâ kabir azâbından ve kıyamet korkularından emin kılar.” (Ali el-Müttakî, no: 21356)[/b]
[b]“Şu duâ ile cum’a günü herhangi bir saatte duâ edilirse sahibine muhakkak icabet olunur.”[/b]
[b]“Sen’den başka hiçbir ilâh yoktur. Ey Hannân, ey Mennân, ey gökleri ve yeri en güzel şekilde yaratan, ey Celâl ve ikrâm sâhibi!” (Suyûtî, el-Câmiu’s-sağîr, no: 7450)[/b]
“Cum’a gününde bir saat vardır, mü’min bir kul namazda duâ ederken Allah’dan bir şey ister ve o saate denk gelirse, Allah muhakkak ona icabet eder.” Ashab-ı kiram:
“Bu saat hangi saattir yâ Rasûlallah” dediklerinde:
“İkindi namazı ile güneş batması arasındaki vakittir.” buyurdular (Tirmizî, Cuma, 2; Ali el-Müttakî, no: 21316).
Cuma namazından sonra daha oturduğu yerden kalkmadan yüz defa:
[b]“Allah’ı hamdiyle tesbih ederim. Azîm olan yüce Allah’ı hamd ile tesbîh ederim. Allah’tan beni affetmesini isterim.” diyen kimsenin yüzbin günâhını, ana ve babasının da yirmidörtbin günâhını Allah mağfiret eder.” (Ali el-Müttakî, no: 21321)[/b]
CUMA NAMAZINDAN SONRA OKUNACAK DUA
[b]İmam-ı Suyûtî, el-Câmi’u’s-sağir’inde rivayet eder ki:[/b]
Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Kim cuma namazından sonra -konuşmadan ve kalkmadan- [b]ihlâs sûresini, Felâk sûresini ve Nâs sûresini yedişer defa okursa Allah Teâlâ onu gelecek cumaya kadar, zarar verici şeylerden muhafaza buyurur.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-sağîr, no: 8954; Ali el-Müttakî, II, 648/4985)[/b]
HER NAMAZDAN SONRA OKUNACAK DUA
Li-îlâfi Kureyş sûresini sabah ve akşam veya beş vakit namazın akabinde en az onbir kere okumaya devam edilirse biiznillahi Teâlâ kişinin hayat tehlikesinden emin kalacağını İmam Rabbânî, Mektûbat’ında haber veriyor.
Cinsel İlişkiye Girmeden Önce Yapılan Dua
Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Her hangi biriniz eşine geldiği (yani cinsel ilişkiye girmek istediği) zaman:
بِسْمِ اللهِ، اللَّهُمَّ جَنِّبْنَا الشَّيْطَانَ، وَجَنِّبِ الشَّيْطَانَ مَا رَزَقْتَنَا
‘Allah’ın adıyla. Ey Allah’ım! Şeytanı bizden uzaklaştır ve bizi kendisi ile rızıklandıracağın çocuktan da şeytanı uzaklaştır,’ der de onların aralarında bir çocuk takdir olunursa, şeytan o çocuğa zarar veremez!”
Buhari 294, Müslim 1434/116, Ebu Davud 2161, Nesei İşretü’n-Nisa 144, Darimi 2/145, İbni Mace 1919, İbni Ebi Şeybe 3/401/1, İbni Sünni 608, Tayalisi 2705, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/216, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2012
Önemli Uyarı: “Duada geçtiği gibi Allah-u Teâlâ, bizi doğacak çocuk ile rızıklandırıyor! Hiç kimse çocuk olunca maddi yönden sıkıntıya girerim diye korkmasın! Eğer böyle biri korku var ise bu, şeytandandır! Bu kişi Allah’a tevbe etsin ve imanını gözden geçirsin! Çünkü yeryüzünde ki bütün canlıların rızkı Allah’ın üzerinedir.
(2) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَمَا مِنْ دَٓابَّةٍ فِي الْاَرْضِ إِلاَّ عَلَى اللّٰهِ رِزْقُهَا
“Yeryüzünde hareket eden hiçbir canlı yoktur ki; her türlü rızkı (ve ihtiyacı) Allah’a ait olmasın…”
Hud Suresi 6
Her durumda olduğu gibi eşinizle cinsel ilişkiye girerken de Allah’a sığınmalıyız. Rabbimizi her durumda anmalı ve şeytanın hilelerinden korunmalıyız. Bu gibi durumlarda utanmamalı ve doğru olanı, yapılması gerekileni araştırmalı ve öğrenmeliyiz. İşte bu yazımızda sizler için cinsel ilişki öncesi okumanız gereken duayı anlatacak ve sizleri bu konuda bilgilendireceğiz.
Cinsel ilişkiye girmeden önce yapılan dua eşinizi ve eşinizle girdiğiniz cinsel ilişkiden doğabilecek çocuğunuzu şeytanın oyunlarından uzak eder. Her durumda olduğu gibi cinsel ilişkide de Allah’a sığınmalı ve Allah’ın dilediği gibi hayırlı bir yuva kurmalıyız.
Cinsel ilişkiye girmeden önce yapılan duanın Latin harflerle yazılışı aşağıdaki gibidir. Arapça bilmeyenler için özellikle hazırladığımız duayı eşinizle gireceğiniz cinsel ilişkiden önce okuyabilirsiniz.
“Bismillâhi Allahümme cennibnâ-ş-şeytâne ve cennibi-ş-şeytâne ve mâ razaktenâ.”
Cinsel ilişkiye girmeden önce yapılan duanın Arapça yazılışı aşağıdaki gibidir.
بِسْمِ اللهِ اَللَّهُمَّ جَنِّبْناَ الشَّيْطاَنَ، وَجَنِّبِ الشَّيْطاَنَ ماَ رَزَقْتَناَ
Cinsel ilişkiye girmeden önce yapılan duanın fazileti hem sizi hem eşinizi hem de eşinizle birlikte olabilecek çocuğunuzu şeytanın şerrinden uzak tutmasıdır. Özellikle Allah yolunda bir evlat yetiştirmek istiyorsanız bu duayı cimadan önce okumalı kendiniz gibi salih ve saliha evlatlar dünyaya getirebilmek için Allah’tan marifet dilemelisiniz. Sizlerle paylaştığımız duanın Türkçe karşılığı aşağıdaki gibidir.
“Allah’ın ismiyle, Allah’ım, bizi ve bize vereceğin evladımızı şeytanın şerrinden muhafaza eyle.”
Görüldüğü üzere bu dua hem sizi hem de sizin ilişkinizden doğabilecek evladınızı şeytanın şerrinden koruyor. Bu da gelecekte salih ve saliha evlatlar yetiştirmenize yardımcı oluyor.
Kendini haramdan korumaya, helâl ile yetinmeye niyet etmeli, eşiyle cinsel ilişkiden önce, şeytandan Allah Teâlâ'ya sığınıp,
"Bismillâhi Allahümme cennibnâ-ş-şeytâne ve cennibi-ş-şeytâne ve mâ razaktenâ" (Allah'ın ismiyle, Allah'ım, bizi ve bize vereceğin evladımızı şeytanın şerrinden muhafaza eyle.)"
demelidir. Bu durumda hamile kalırsa, şeytan ona zarar vermez.
Resulullah Efendimiz (asm),
"Cimada Besmele söyle. Cünüplükten temizleninceye kadar sana sevap yazılır. Bu cimada çocuğun olursa sana, bu çocuğun nefesleri sayısınca ve onun neslinin nefesleri sayısınca sevap yazılır." buyurdu. (bk. Buhârî, Bed'ul-halk 11; Müslim, Nikâh, 18)
Buna göre:
1. Kadın veya erkek eşiyle cinsel ilişkiye başlarken besmele çekerek hadîste geçen duayı okuması müstehabdır. İmam Gazali besmeleden sonra İhlas sûresini okuyarak tekbir ve tehlil getirmenin de müstehab olduğunu söylemiştir.
2. Şeytanın şerrinden Allah'a sığınarak ona duâ etmek ve Onun ismiyle teberrük eylemek, yapılan her işi Allah Teâlâ'nın müyesser kıldığını hatırlamak gerekir.
3. Hadîs-i şerîf şeytanın insana ana rahminden başlayarak ölünceye kadar musallat olduğuna işaret etmektedir.
Cinsel ilişkiden önce okunması gereken dua var mıdır? Cinsi münasebet öncesi okunacak dua ile ilgili hadis-i şerif.
İbni Abbas radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Biriniz eşiyle birleşeceği zaman, ‘bismillâh, Allâhümme cennibne’ş-şeytâne ve cennibi’ş-şeytâne mâ razaktenâ: Allahım! Şeytanı bizden ve bize vereceğin çocuktan uzaklaştır’ derse ve bu beraberlikten çocukları olursa, şeytan ona zarar veremez.” (Buhârî, Vudû’ 8, Bed’ü’l-halk 11, Nikâh 66, Daavât 54, Tevhîd 13; Müslim, Nikâh 116. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Nikâh 45; Tirmizî, Nikâh 8)
Hadisin Açıklaması
Hadîs-i şerîf her şeyi Allah’ın yaptığına, hayrın da şerrin de O’ndan geldiğine gönülden inanmanın ve O’na teslim olmanın örneklerinden birini ortaya koymakta ve doğacak çocuklarının iyi bir Müslüman olarak yetişmesini ve yaşamasını isteyen eşlerin cinsel temasta bulunmak istedikleri zaman, bunu Efendimiz’in (s.a.s.) öğrettiği şekilde Cenâb-ı Hak’tan niyâz etmelerini tavsiye etmektedir.
Hadisimizdeki “biriniz eşiyle birleşeceği zaman” ifadesi, yukarıda kaynaklarını verdiğimiz bazı rivayetlerde “biriniz eşiyle birleşmek istediği zaman” şeklindedir. Böylece bu duanın birleşme esnasında değil, daha önce yapılacağı anlaşılmaktadır.
Şeytanın doğacak çocuğa zarar vermemesi sözü, bazı rivayetlerde “Şeytan ona ebediyyen zarar vermez” (Buhârî, Nikâh 66, Daavât 54, Tevhîd 13; Müslim, Nikâh 116), “Şeytan ona musallat olmaz” (Buhârî, Bed’ü’l-halk 11) şekillerinde daha kesin ifadelerle rivayet edilmiştir. Bununla beraber bu ifadeler, şeytanın doğacak o çocuğa hiçbir şekilde zarar vermeyeceği, onun yanına hiç yaklaşmayacağı anlamına gelmez.
Zira şeytanın insanı baştan çıkarmak veya yaptığı ibadetleri tam bir şuur haliyle îfâ etmesine engel olmak için gönüllere verdiği vesveseden tamamiyle kurtulmak mümkün değildir. Muhtemelen bu ifadesiyle Resûl-i Ekrem (s.a.s.) Efendimiz, bazı âlimlerin söylediği gibi şeytanın, doğacak çocuğu çarpmayacağını, bedenine ve inancına zarar veremeyeceğini, birleşme sırasında kendilerine yaklaşma fırsatı bulamayacağını anlatmak istemiştir. Bir insan için hayatta en tehlikeli şey, imansız olarak ölmektir.
Diğer bir ifadeyle şeytanın insana vereceği en büyük zarar, onu dininden ve imanından etmesidir. Belki de Resûlullah (s.a.s.) şeytanın vereceği zarar sözüyle bunu kastetmiştir. Şüphesiz her şey mutlak kudret sahibi olan Cenâb-ı Hakk’ın elindedir. Nitekim şeytana hitaben: “Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir hâkimiyetin yoktur” (Hicr sûresi, 42) buyurmaktadır. Dilerse kullarını ondan muhafaza buyurur. Kula düşen görev, dua ve niyazda bulunmaktır.
Hadisten Öğrendiklerimiz
Her işe besmele ile başlamalıdır.
Duayı hiç ihmâl etmemelidir.
Şeytan insandan hiç ayrılmadığı için ondan her zaman, hatta eşiyle beraber olmak istediği zaman bile Allah’a sığınmalıdır.
Her şey Allah’ın elindedir. O kendisine sığınanı şeytandan korur.
Kaynak: Riyazüs Salihin, Erkam Yayınları
KARŞI CİNSE DOKUNMAK ABDESTİ BOZAR MI?
Bir erkeğin yabancı bir kadına dokunması, günah olmakla beraber, Hanefî mezhebine göre bu durumda erkeğin de kadının da abdesti bozulmaz. (Mevsılî, el-İhtiyâr, I, 54) Şâfiî mezhebine göre ise, bir kişi karşı cinsten olan ve kendisiyle arasında dinen evlenme engeli bulunmayan bir kimseye arada bir engel olmaksızın dokunursa, her ikisinin de abdesti bozulur. (Mâverdî, el-Hâvî, I, 183-187) Ancak karşı cinsin saç veya tırnağına dokunmakla abdest bozulmaz.
Ramazan gecelerinde eşlerin cinsel ilişkide bulunması caiz midir?
Oruç, imsak (fecr-i sâdık) vaktinden güneşin batımına kadarki süre içinde yeme, içme ve cinsel ilişkiden, ibadet niyetiyle uzak durmaktır. Yani oruç gündüz tutulur. Ramazan geceleri için yeme, içme ve cinsel ilişki yasağı söz konusu değildir. Dolayısıyla iftar ile imsak arasında yemek, içmek ve eşlerin cinsel ilişkide bulunmasında bir sakınca yoktur. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır: “Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı.” (Bakara, 2/187)
Eşinin cinsel organını görmek gusül abdestini bozar mı
Eşinin cinsel organını görmek abdesti bozar mı ?Kadının kocasının cinsel organını görmesi gusül gerektirir mi
Erkek olsun kadın olsun veya eş olsun yabancı olsun sadece cinsel organı görmekle gusül abdesti almak gerekmez.
Eşinin cinsel organını görmekle veya bakmakla gusül abdesti almak gerekmez. Ayrıca eşlerin birbirlerinin cinsel organını görmek de günah değildir.
Yanlislikla esinin cinsel organina dokunmak orucu bozarmi
Eşinin cinsel organına dokunmak orucu bozmaz
Penis görmek ve ellemek guslü bozmaz. İlişkiye girmek, organların birbirine değmesi ve meni akması guslü bozar.
Eşlerin birbirlerini çıplak görmeleri helaldir. Ama bunun iletişim vasıtaları ile yapılması asla uygun değildir ve tehlikelidir. resimlerden görüntülerden etkilenerekten kendine dokunarak tatmin olup meni boşalması olmuşsa ve senin bir müdahalen ile olmuşsa orucun bozulur. Eğer inzal mezi ise oruç bozulmaz. müdahalen olmadan görünce meni inzal olduysa oruç bozulmaz.
Eşine arkadan yanaşmak tekrar imam nikahı gerektirir mi (hanefi mezhebine göre)
Eşine arkadan yanaşmak tekrar nikahı gerektirmez…
Eşlerin birbirine her yerleri mübahtır, haram değildir” şeklindeki bir hüküm doğru değildir; kadına anüsten yaklaşmak (ters ilişki) ehlisünnete göre caiz değildir.
İslam, kişinin bütün hayatını içine alan ve her konuyu değerlendiren bir dindir. Bu sebeple insanın hayatında önemli bir yer tutan cinselliği ve eğitimini de ihmal etmemiştir. Belirli ölçüler içerisinde helal dairesinde keyfe kafi gelecek şekilde düzenlemiştir.
Nitekim, sahabeden birisi hanımına üreme organından olmak şartıyla arka tarafından yaklaşmak istemiş, ancak hanımı buna karşı çıkmış ve doğacak çocuğun şaşı olacağı şeklindeki Yahudi anlayışını da bahane göstererek itiraz etmişti.
Durum Peygamber Efendimize (asv) haber verildiğinde Eşlere, üreme organından olmak şartıyla, istenildiği şekilde yaklaşılabileceğini (1) ifade eden ayet geldi.
Bu ayeti açıklayan Peygamberimiz (asv) de Üreme organından olmak şartıyla arkadan, yandan, üstten, alttan, istenildiği ve hoşa gidildiği şekilde cinsel ilişkiye girilebileceğini” ifade etmiştir. (2)
İslam, kişinin eşiyle cinsel ilişkisini şu durumlarda yasaklamıştır :
1. Adet halinde ve lohusalı iken cinsel temas haramdır.
2. Eşinin dışkı yerinden yani anüsünden yaklaşmak. Zevceye dışkı yerinden cinsel ilişkiye girmek büyük günahlardandır.
Peygamber Efendimiz: “Hanımına dışkı yerinden yaklaşan kimse lanete uğramıştır.” buyurur. Başka bir hadîslerinde de: “Erkeğe veya kadına arka yoldan yaklaşan kimseye Allah, rahmet bakışıyla bakmaz” buyururlar. (3)
Dinimizin bunların dışındaki cinsel ilişkiyi, üreme organından olmak şartıyla her türlü şekline müsaade ettiğini ve haram kılmadığını anlıyoruz. Eşlerin birbirini yalama, okşama, dudaklarıyla, oral yolla ve elleriyle cinsel ilişkiye hazırlamak için vücutlarının değişik yerlerine yaptıkları her türlü hareketin haram olmadığını söyleyebiliriz.
Ancak kesin bir yasağın olmaması, bazı tavsiyelerinde olmadığı anlamına gelmez. Cinsel ilişki esnasında dikkat edilmesi tavsiye edilen hususlar şunlardır :
1. Eşlerin cinsel ilişki esnasında üstlerine bir örtü almaları. (4)
2. Eşlerin birbirlerinin cinsel organlarına bakmamaları. (5)
3. Cinsel ilişki anında az konuşmaları. (6)
Bu tavsiyelere uymak güzel olmakla beraber, üreme organından olmak şartıyla her türlü sevişme ve ilişki caizdir.
Kaynaklar:
1. Bakara Suresi, 2/223
2. bk. Elmalılı Hamdi Yazır’ın ve İbni Kesir’in Tefsirlerinin Bakara, 2/233. ayetin tefsiri.
3. bk. Ebû Dâvûd, Nikâh, 45; Müsned, I, 86; II, 444; Tirmizî, Taharet, 102; Mişkâtü’l-Mesâbih, II, 184
4. Kenzu’l-ummal, 6/415
5. İbn Mace, Nikah, 28
6. Feyzu’l- Kadir, 1/327
Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Her hangi biriniz eşine geldiği (yani cinsel ilişkiye girmek istediği) zaman:
بِسْمِ اللهِ، اللَّهُمَّ جَنِّبْنَا الشَّيْطَانَ، وَجَنِّبِ الشَّيْطَانَ مَا رَزَقْتَنَا
‘Allah’ın adıyla. Ey Allah’ım! Şeytanı bizden uzaklaştır ve bizi kendisi ile rızıklandıracağın çocuktan da şeytanı uzaklaştır,’ der de onların aralarında bir çocuk takdir olunursa, şeytan o çocuğa zarar veremez!”
Buhari 294, Müslim 1434/116, Ebu Davud 2161, Nesei İşretü’n-Nisa 144, Darimi 2/145, İbni Mace 1919, İbni Ebi Şeybe 3/401/1, İbni Sünni 608, Tayalisi 2705, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/216, Albânî İrvau’l-Ğalil Fi Tahrici Ehadisi Menari’s-Sebil 2012
Önemli Uyarı: “Duada geçtiği gibi Allah-u Teâlâ, bizi doğacak çocuk ile rızıklandırıyor! Hiç kimse çocuk olunca maddi yönden sıkıntıya girerim diye korkmasın! Eğer böyle biri korku var ise bu, şeytandandır! Bu kişi Allah’a tevbe etsin ve imanını gözden geçirsin! Çünkü yeryüzünde ki bütün canlıların rızkı Allah’ın üzerinedir.
(2) Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَمَا مِنْ دَٓابَّةٍ فِي الْاَرْضِ إِلاَّ عَلَى اللّٰهِ رِزْقُهَا
“Yeryüzünde hareket eden hiçbir canlı yoktur ki; her türlü rızkı (ve ihtiyacı) Allah’a ait olmasın…”
Hud Suresi 6
Her durumda olduğu gibi eşinizle cinsel ilişkiye girerken de Allah’a sığınmalıyız. Rabbimizi her durumda anmalı ve şeytanın hilelerinden korunmalıyız. Bu gibi durumlarda utanmamalı ve doğru olanı, yapılması gerekileni araştırmalı ve öğrenmeliyiz. İşte bu yazımızda sizler için cinsel ilişki öncesi okumanız gereken duayı anlatacak ve sizleri bu konuda bilgilendireceğiz.
Cinsel ilişkiye girmeden önce yapılan dua eşinizi ve eşinizle girdiğiniz cinsel ilişkiden doğabilecek çocuğunuzu şeytanın oyunlarından uzak eder. Her durumda olduğu gibi cinsel ilişkide de Allah’a sığınmalı ve Allah’ın dilediği gibi hayırlı bir yuva kurmalıyız.
Cinsel ilişkiye girmeden önce yapılan duanın Latin harflerle yazılışı aşağıdaki gibidir. Arapça bilmeyenler için özellikle hazırladığımız duayı eşinizle gireceğiniz cinsel ilişkiden önce okuyabilirsiniz.
“Bismillâhi Allahümme cennibnâ-ş-şeytâne ve cennibi-ş-şeytâne ve mâ razaktenâ.”
Cinsel ilişkiye girmeden önce yapılan duanın Arapça yazılışı aşağıdaki gibidir.
بِسْمِ اللهِ اَللَّهُمَّ جَنِّبْناَ الشَّيْطاَنَ، وَجَنِّبِ الشَّيْطاَنَ ماَ رَزَقْتَناَ
Cinsel ilişkiye girmeden önce yapılan duanın fazileti hem sizi hem eşinizi hem de eşinizle birlikte olabilecek çocuğunuzu şeytanın şerrinden uzak tutmasıdır. Özellikle Allah yolunda bir evlat yetiştirmek istiyorsanız bu duayı cimadan önce okumalı kendiniz gibi salih ve saliha evlatlar dünyaya getirebilmek için Allah’tan marifet dilemelisiniz. Sizlerle paylaştığımız duanın Türkçe karşılığı aşağıdaki gibidir.
“Allah’ın ismiyle, Allah’ım, bizi ve bize vereceğin evladımızı şeytanın şerrinden muhafaza eyle.”
Görüldüğü üzere bu dua hem sizi hem de sizin ilişkinizden doğabilecek evladınızı şeytanın şerrinden koruyor. Bu da gelecekte salih ve saliha evlatlar yetiştirmenize yardımcı oluyor.
Kendini haramdan korumaya, helâl ile yetinmeye niyet etmeli, eşiyle cinsel ilişkiden önce, şeytandan Allah Teâlâ'ya sığınıp,
"Bismillâhi Allahümme cennibnâ-ş-şeytâne ve cennibi-ş-şeytâne ve mâ razaktenâ" (Allah'ın ismiyle, Allah'ım, bizi ve bize vereceğin evladımızı şeytanın şerrinden muhafaza eyle.)"
demelidir. Bu durumda hamile kalırsa, şeytan ona zarar vermez.
Resulullah Efendimiz (asm),
"Cimada Besmele söyle. Cünüplükten temizleninceye kadar sana sevap yazılır. Bu cimada çocuğun olursa sana, bu çocuğun nefesleri sayısınca ve onun neslinin nefesleri sayısınca sevap yazılır." buyurdu. (bk. Buhârî, Bed'ul-halk 11; Müslim, Nikâh, 18)
Buna göre:
1. Kadın veya erkek eşiyle cinsel ilişkiye başlarken besmele çekerek hadîste geçen duayı okuması müstehabdır. İmam Gazali besmeleden sonra İhlas sûresini okuyarak tekbir ve tehlil getirmenin de müstehab olduğunu söylemiştir.
2. Şeytanın şerrinden Allah'a sığınarak ona duâ etmek ve Onun ismiyle teberrük eylemek, yapılan her işi Allah Teâlâ'nın müyesser kıldığını hatırlamak gerekir.
3. Hadîs-i şerîf şeytanın insana ana rahminden başlayarak ölünceye kadar musallat olduğuna işaret etmektedir.
Cinsel ilişkiden önce okunması gereken dua var mıdır? Cinsi münasebet öncesi okunacak dua ile ilgili hadis-i şerif.
İbni Abbas radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Biriniz eşiyle birleşeceği zaman, ‘bismillâh, Allâhümme cennibne’ş-şeytâne ve cennibi’ş-şeytâne mâ razaktenâ: Allahım! Şeytanı bizden ve bize vereceğin çocuktan uzaklaştır’ derse ve bu beraberlikten çocukları olursa, şeytan ona zarar veremez.” (Buhârî, Vudû’ 8, Bed’ü’l-halk 11, Nikâh 66, Daavât 54, Tevhîd 13; Müslim, Nikâh 116. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Nikâh 45; Tirmizî, Nikâh 8)
Hadisin Açıklaması
Hadîs-i şerîf her şeyi Allah’ın yaptığına, hayrın da şerrin de O’ndan geldiğine gönülden inanmanın ve O’na teslim olmanın örneklerinden birini ortaya koymakta ve doğacak çocuklarının iyi bir Müslüman olarak yetişmesini ve yaşamasını isteyen eşlerin cinsel temasta bulunmak istedikleri zaman, bunu Efendimiz’in (s.a.s.) öğrettiği şekilde Cenâb-ı Hak’tan niyâz etmelerini tavsiye etmektedir.
Hadisimizdeki “biriniz eşiyle birleşeceği zaman” ifadesi, yukarıda kaynaklarını verdiğimiz bazı rivayetlerde “biriniz eşiyle birleşmek istediği zaman” şeklindedir. Böylece bu duanın birleşme esnasında değil, daha önce yapılacağı anlaşılmaktadır.
Şeytanın doğacak çocuğa zarar vermemesi sözü, bazı rivayetlerde “Şeytan ona ebediyyen zarar vermez” (Buhârî, Nikâh 66, Daavât 54, Tevhîd 13; Müslim, Nikâh 116), “Şeytan ona musallat olmaz” (Buhârî, Bed’ü’l-halk 11) şekillerinde daha kesin ifadelerle rivayet edilmiştir. Bununla beraber bu ifadeler, şeytanın doğacak o çocuğa hiçbir şekilde zarar vermeyeceği, onun yanına hiç yaklaşmayacağı anlamına gelmez.
Zira şeytanın insanı baştan çıkarmak veya yaptığı ibadetleri tam bir şuur haliyle îfâ etmesine engel olmak için gönüllere verdiği vesveseden tamamiyle kurtulmak mümkün değildir. Muhtemelen bu ifadesiyle Resûl-i Ekrem (s.a.s.) Efendimiz, bazı âlimlerin söylediği gibi şeytanın, doğacak çocuğu çarpmayacağını, bedenine ve inancına zarar veremeyeceğini, birleşme sırasında kendilerine yaklaşma fırsatı bulamayacağını anlatmak istemiştir. Bir insan için hayatta en tehlikeli şey, imansız olarak ölmektir.
Diğer bir ifadeyle şeytanın insana vereceği en büyük zarar, onu dininden ve imanından etmesidir. Belki de Resûlullah (s.a.s.) şeytanın vereceği zarar sözüyle bunu kastetmiştir. Şüphesiz her şey mutlak kudret sahibi olan Cenâb-ı Hakk’ın elindedir. Nitekim şeytana hitaben: “Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir hâkimiyetin yoktur” (Hicr sûresi, 42) buyurmaktadır. Dilerse kullarını ondan muhafaza buyurur. Kula düşen görev, dua ve niyazda bulunmaktır.
Hadisten Öğrendiklerimiz
Her işe besmele ile başlamalıdır.
Duayı hiç ihmâl etmemelidir.
Şeytan insandan hiç ayrılmadığı için ondan her zaman, hatta eşiyle beraber olmak istediği zaman bile Allah’a sığınmalıdır.
Her şey Allah’ın elindedir. O kendisine sığınanı şeytandan korur.
Kaynak: Riyazüs Salihin, Erkam Yayınları
KARŞI CİNSE DOKUNMAK ABDESTİ BOZAR MI?
Bir erkeğin yabancı bir kadına dokunması, günah olmakla beraber, Hanefî mezhebine göre bu durumda erkeğin de kadının da abdesti bozulmaz. (Mevsılî, el-İhtiyâr, I, 54) Şâfiî mezhebine göre ise, bir kişi karşı cinsten olan ve kendisiyle arasında dinen evlenme engeli bulunmayan bir kimseye arada bir engel olmaksızın dokunursa, her ikisinin de abdesti bozulur. (Mâverdî, el-Hâvî, I, 183-187) Ancak karşı cinsin saç veya tırnağına dokunmakla abdest bozulmaz.
Ramazan gecelerinde eşlerin cinsel ilişkide bulunması caiz midir?
Oruç, imsak (fecr-i sâdık) vaktinden güneşin batımına kadarki süre içinde yeme, içme ve cinsel ilişkiden, ibadet niyetiyle uzak durmaktır. Yani oruç gündüz tutulur. Ramazan geceleri için yeme, içme ve cinsel ilişki yasağı söz konusu değildir. Dolayısıyla iftar ile imsak arasında yemek, içmek ve eşlerin cinsel ilişkide bulunmasında bir sakınca yoktur. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır: “Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı.” (Bakara, 2/187)
Eşinin cinsel organını görmek gusül abdestini bozar mı
Eşinin cinsel organını görmek abdesti bozar mı ?Kadının kocasının cinsel organını görmesi gusül gerektirir mi
Erkek olsun kadın olsun veya eş olsun yabancı olsun sadece cinsel organı görmekle gusül abdesti almak gerekmez.
Eşinin cinsel organını görmekle veya bakmakla gusül abdesti almak gerekmez. Ayrıca eşlerin birbirlerinin cinsel organını görmek de günah değildir.
Yanlislikla esinin cinsel organina dokunmak orucu bozarmi
Eşinin cinsel organına dokunmak orucu bozmaz
Penis görmek ve ellemek guslü bozmaz. İlişkiye girmek, organların birbirine değmesi ve meni akması guslü bozar.
Eşlerin birbirlerini çıplak görmeleri helaldir. Ama bunun iletişim vasıtaları ile yapılması asla uygun değildir ve tehlikelidir. resimlerden görüntülerden etkilenerekten kendine dokunarak tatmin olup meni boşalması olmuşsa ve senin bir müdahalen ile olmuşsa orucun bozulur. Eğer inzal mezi ise oruç bozulmaz. müdahalen olmadan görünce meni inzal olduysa oruç bozulmaz.
Eşine arkadan yanaşmak tekrar imam nikahı gerektirir mi (hanefi mezhebine göre)
Eşine arkadan yanaşmak tekrar nikahı gerektirmez…
Eşlerin birbirine her yerleri mübahtır, haram değildir” şeklindeki bir hüküm doğru değildir; kadına anüsten yaklaşmak (ters ilişki) ehlisünnete göre caiz değildir.
İslam, kişinin bütün hayatını içine alan ve her konuyu değerlendiren bir dindir. Bu sebeple insanın hayatında önemli bir yer tutan cinselliği ve eğitimini de ihmal etmemiştir. Belirli ölçüler içerisinde helal dairesinde keyfe kafi gelecek şekilde düzenlemiştir.
Nitekim, sahabeden birisi hanımına üreme organından olmak şartıyla arka tarafından yaklaşmak istemiş, ancak hanımı buna karşı çıkmış ve doğacak çocuğun şaşı olacağı şeklindeki Yahudi anlayışını da bahane göstererek itiraz etmişti.
Durum Peygamber Efendimize (asv) haber verildiğinde Eşlere, üreme organından olmak şartıyla, istenildiği şekilde yaklaşılabileceğini (1) ifade eden ayet geldi.
Bu ayeti açıklayan Peygamberimiz (asv) de Üreme organından olmak şartıyla arkadan, yandan, üstten, alttan, istenildiği ve hoşa gidildiği şekilde cinsel ilişkiye girilebileceğini” ifade etmiştir. (2)
İslam, kişinin eşiyle cinsel ilişkisini şu durumlarda yasaklamıştır :
1. Adet halinde ve lohusalı iken cinsel temas haramdır.
2. Eşinin dışkı yerinden yani anüsünden yaklaşmak. Zevceye dışkı yerinden cinsel ilişkiye girmek büyük günahlardandır.
Peygamber Efendimiz: “Hanımına dışkı yerinden yaklaşan kimse lanete uğramıştır.” buyurur. Başka bir hadîslerinde de: “Erkeğe veya kadına arka yoldan yaklaşan kimseye Allah, rahmet bakışıyla bakmaz” buyururlar. (3)
Dinimizin bunların dışındaki cinsel ilişkiyi, üreme organından olmak şartıyla her türlü şekline müsaade ettiğini ve haram kılmadığını anlıyoruz. Eşlerin birbirini yalama, okşama, dudaklarıyla, oral yolla ve elleriyle cinsel ilişkiye hazırlamak için vücutlarının değişik yerlerine yaptıkları her türlü hareketin haram olmadığını söyleyebiliriz.
Ancak kesin bir yasağın olmaması, bazı tavsiyelerinde olmadığı anlamına gelmez. Cinsel ilişki esnasında dikkat edilmesi tavsiye edilen hususlar şunlardır :
1. Eşlerin cinsel ilişki esnasında üstlerine bir örtü almaları. (4)
2. Eşlerin birbirlerinin cinsel organlarına bakmamaları. (5)
3. Cinsel ilişki anında az konuşmaları. (6)
Bu tavsiyelere uymak güzel olmakla beraber, üreme organından olmak şartıyla her türlü sevişme ve ilişki caizdir.
Kaynaklar:
1. Bakara Suresi, 2/223
2. bk. Elmalılı Hamdi Yazır’ın ve İbni Kesir’in Tefsirlerinin Bakara, 2/233. ayetin tefsiri.
3. bk. Ebû Dâvûd, Nikâh, 45; Müsned, I, 86; II, 444; Tirmizî, Taharet, 102; Mişkâtü’l-Mesâbih, II, 184
4. Kenzu’l-ummal, 6/415
5. İbn Mace, Nikah, 28
6. Feyzu’l- Kadir, 1/327
Raşidi Tarikatında Evvabin Namazı Sünneti Nedir?
Allah kainata yasalar kanunlar koymuş mesala diyorki demire : "sen egilmedigin, ve elektronlarin da hizlica döndügü müddetce sert ve demirsin, sen bunu kaybettimi, demirlikden cikdin demekdir." o uyuyormu buna? Evet uyuyor o kurala, ve melekler vasifindanmi, evet Azazil meleklerin başiydi, yine bakira dedi : "sen egilcek bükülceksin" bugün kabololar bakir ve egilir bükülür, yine suya dedi : "girdigin kaba uyacak, su gibi olanlar saf olnalrda girdiginiz topluma uyacaksiniz" kurali yani. yine bukallemuna dedi : "ortama rengini uydur, kamuflaj ol". yine havaya dedi: "her delikden sizip gireceksin". yine güneşe dedi : "her delik kovukdan girip aydinlatacaksin". yani işde melekler kural ihlali ypmazlar. onlar ona emrolununa itaat ederler. oysa insanoglu, isyanda edebilir, itaatde. itaat ederse meleklere uyar, isyan ederse isyan ehli olan asi meleklere uymuş olur. yine onlarda Allah in askerimi? evet askerleri, karanlikda Allah in askeri, winterde yine sogukda askeri ve mikroplarda, Allahin askerleri. Yani öyle olunca, geldik gündönümü zamanina, yakinda 21 Aralik olacak, ve gündönümü, ve bizim Tarikimiz yolumuz olan Tarikati Raşidi de, artik sabah namazini son vakte dayamak kurali ve hikmeti bitip, bu sefer de, ikindi vaktini akşama yakin kilmak, hata bazen ikindi namazina ikindinin son vakti başlayip akşam vaktinde devam ederek ara ara geceyi sogugu ve karanligi iterekden, geceyi yavaş yavaş kovmak hikmeti başlayacak. ve sonra ise yine gündönümü ve bizim tarikati raşidi de günlük virdimizdeki "Allah" zikrini 66 defa yerine artik 666 defa cekme zamanina geliyoruz. ne zaman 21 aralikda başlayacagiz, yani öyle olunca, son bir defa herkes evvabin namazi, alti rekatli evvabin kilsin, ve gecenin dibine dalalim, sonra ordan cehennemin, gecenin zulumet ve sogugun dibinden, zemheriyi alip cikalim, yani ben zemherimi, cehennemin dibinden aldim cikdim, yani ebu leheb i aldim cikdim. sizlerde, ey askerlerim, dibe dalin ve birilerini alip cikin, oradan ve bahara dogru yürüyelim inşallah. hani biz ilk alanlardaniz amma, bizim carkimiz farkli oldugu için biz aldik yürüdük, şimdi askerlerimizde birer tane alacak yürüyecek inşallah, ve 6 rek atli evvabin kilma hikmeti bu sebebledir. yeni dibe gecenin dibine dalmak icindir, yani yoksa hergün hergece Evvabin kilinmaz yine, yani o namaz.
Derin diplerden, kömürlerin icinden elmasi cikarma hikmeti, soguk kuzeyden derin dipden, zemheriyi, kutup yildzinizi bulma hikmeti, yani zemheriyi bulma ve cikarma hikmeti.
Allah kainata yasalar kanunlar koymuş mesala diyorki demire : "sen egilmedigin, ve elektronlarin da hizlica döndügü müddetce sert ve demirsin, sen bunu kaybettimi, demirlikden cikdin demekdir." o uyuyormu buna? Evet uyuyor o kurala, ve melekler vasifindanmi, evet Azazil meleklerin başiydi, yine bakira dedi : "sen egilcek bükülceksin" bugün kabololar bakir ve egilir bükülür, yine suya dedi : "girdigin kaba uyacak, su gibi olanlar saf olnalrda girdiginiz topluma uyacaksiniz" kurali yani. yine bukallemuna dedi : "ortama rengini uydur, kamuflaj ol". yine havaya dedi: "her delikden sizip gireceksin". yine güneşe dedi : "her delik kovukdan girip aydinlatacaksin". yani işde melekler kural ihlali ypmazlar. onlar ona emrolununa itaat ederler. oysa insanoglu, isyanda edebilir, itaatde. itaat ederse meleklere uyar, isyan ederse isyan ehli olan asi meleklere uymuş olur. yine onlarda Allah in askerimi? evet askerleri, karanlikda Allah in askeri, winterde yine sogukda askeri ve mikroplarda, Allahin askerleri. Yani öyle olunca, geldik gündönümü zamanina, yakinda 21 Aralik olacak, ve gündönümü, ve bizim Tarikimiz yolumuz olan Tarikati Raşidi de, artik sabah namazini son vakte dayamak kurali ve hikmeti bitip, bu sefer de, ikindi vaktini akşama yakin kilmak, hata bazen ikindi namazina ikindinin son vakti başlayip akşam vaktinde devam ederek ara ara geceyi sogugu ve karanligi iterekden, geceyi yavaş yavaş kovmak hikmeti başlayacak. ve sonra ise yine gündönümü ve bizim tarikati raşidi de günlük virdimizdeki "Allah" zikrini 66 defa yerine artik 666 defa cekme zamanina geliyoruz. ne zaman 21 aralikda başlayacagiz, yani öyle olunca, son bir defa herkes evvabin namazi, alti rekatli evvabin kilsin, ve gecenin dibine dalalim, sonra ordan cehennemin, gecenin zulumet ve sogugun dibinden, zemheriyi alip cikalim, yani ben zemherimi, cehennemin dibinden aldim cikdim, yani ebu leheb i aldim cikdim. sizlerde, ey askerlerim, dibe dalin ve birilerini alip cikin, oradan ve bahara dogru yürüyelim inşallah. hani biz ilk alanlardaniz amma, bizim carkimiz farkli oldugu için biz aldik yürüdük, şimdi askerlerimizde birer tane alacak yürüyecek inşallah, ve 6 rek atli evvabin kilma hikmeti bu sebebledir. yeni dibe gecenin dibine dalmak icindir, yani yoksa hergün hergece Evvabin kilinmaz yine, yani o namaz.
Derin diplerden, kömürlerin icinden elmasi cikarma hikmeti, soguk kuzeyden derin dipden, zemheriyi, kutup yildzinizi bulma hikmeti, yani zemheriyi bulma ve cikarma hikmeti.
RAŞiT TUNCA
BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik
ALLAH
BAYRAK
Radyo Karoglan
Foruma Misafir Olarak Gir
Forumda Neler Var
GALATASARAY
FENERBAHÇE
BEŞiKTAŞ
TRABZONSPOR
MiLLi TAKIM
ETKiNLiKLERiMiZ
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
» Latest member:
» Forum threads: 5,258
» Forum posts: 5,849
Read More / Comment 
