MUHAMMED

Muhammed


BAYRAK

TC.Bayrak



Welcome, Guest
You have to register before you can post on our site.

Username
  

Password
  





Forum Statistics
Members:» Members: 7
Latest member:» Latest member: Muhammed
Forum threads:» Forum threads: 5,258
Forum posts:» Forum posts: 5,849

Full Statistics Full Statistics

DOWNLOADEN


“Downloaden Bölümümüzden BEDAVA Grafik Paketleri,E-Kitaplar ve Bedava Bilgisayar Programlarını Tek TIKLA BEDAVA indirebilirsiniz”
(Raşit Tunca)




AYET

“Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır”
ENBİYA Suresi 105


FELSEFEMiZ

“ iSLAM OKUMAK YAZMAK YADA ÇiZMEK DEĞiLDiR, Yahutta O Hadis şöyle, Bu Ayette böyle diyor Diye Papağanlıkda Değildir. islam Kuranı ve sünneti HAYATINA TATBiK edip, Onunla Yaşayabilmekdir”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)


Raşit Tunca Sözü

“Yüzme bilmek Denizden çıkmana fayda vermez, taaki yüzme biliyorsan, denizedee düştüysen, ellerini, kollarını, ayaklarını çırpacaksın, ve birde tutuncak dal bulacak, tutunup çıkacaksın. ilimde böyledir, bir ilmi bilmek fayda etmez, taaki, onu hayatında tatbik edesiye, Dinde böyledir, din bilmek imanını kurtarmaz, taaki, ne zaman, bildiğin öğrendiğin dinini hayatında tatbik edip, yaşadın, o zaman belki kurtulursun.”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

GÜZEL SÖZ

“ Bazen Hata Yapıvermek, Doğruyu bulmanın ilk Basamağıdır.
(Başağaçlı Raşit Tunca Sözü)



[attachment=139665]

Üzüm ve Üzümün Faydaları Nelerdir

Üzüm, yaprak döken odunsu asmaların (asmagiller (Vitaceae) familyasının) vitis cinsinden çiçekli bitki meyvesinin adıdır.

Üzüm dünyada kültürü yapılan en eski meyve türlerinden biridir.

Üzümler sofralık üzüm olarak taze yenebilir veya şarap, reçel, üzüm suyu, jöle, üzüm çekirdeği özü, kuru üzümler, sirke ve üzüm çekirdeği yağı yapımında kullanılabilir. Üzüm, genellikle salkımlar halinde oluşan, klimakterik olmayan bir meyve türüdür.

Tarihçe

Orta Doğu genel olarak üzümün anavatanı olarak tanımlanır ve bu bitkinin ekimi 6.000-8.000 yıl önce burada başlamıştır..[1][2]

En eski evcilleştirilmiş mikroorganizmalardan biri olan maya, üzümlerin kabuklarında doğal olarak oluşur ve şarap gibi alkollü içeceklerin keşfedilmesine yol açar. İnsan kültüründe şarap yapımının baskın konumuna ilişkin en eski arkeolojik kanıt, Gürcistan'da 8.000 yıl öncesine dayanmaktadır.[3][4][5]

Anavatanı Anadolu'yu da içine alan Küçük Asya, Kafkasya'yı da kapsayan bölgedir.

Diğer meyvelerle kıyaslandığında en fazla çeşide sahip olan türlerden biri olan üzümün 15.000'nin üzerinde çeşidi bulunduğu tahmin edilmektedir. Anavatanı Anadolu olan üzüm çeşitlerinin sayısı 1.200'den fazladır. Bu çeşitlerden oluşturulmuş Millî Koleksiyon Bağı, Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsünde bulunmaktadır. Bunların 50-60 kadarının ekonomik üretimi yapılmaktadır.

Tanımı

Üzüm 15 ila 300'lük gruplar halinde büyüyen ve kıpkırmızı, siyah, lacivert, sarı, yeşil, turuncu ve pembe renkli olabilen bir meyve türüdür. "Beyaz" üzümler aslında yeşil renklidir ve evrimsel olarak mor üzümden gelir. Beyaz üzümün iki düzenleyici genindeki mutasyon mor üzümlere rengini veren antosiyanin üretimini durdurur.[6] Mor üzümlerin büyük polifenoller familyasının antosiyaninleri ve diğer pigment kimyasalları, kırmızı şaraptaki morun değişik renk tonlarından sorumludur.[7][8] Üzüm genellikle prolate sferoide benzeyen elipsoid şekillidir.
Beslenme Değerleri
Üzümün %81 su, %18’i karbonhidrat, %1’i protein ve ihmal edilebilir miktarı da yağdır. 100-gram (3+1⁄2-ons) üzüm, başka mikro besin içermeyen 288 kilojul (69 kilokalori) gıda enerjisi ve orta miktarda da K vitamini (Günlük değerin %14'ü kadar) kaynağıdır.

Edebiyatta Üzüm

Üzüm bazı inançlarda insanlığa verilmiş kutsal bir armağandır. Hatta Yunan mitolojisinde üzüm ve şarap için ayrı bir tanrının dahi olduğu gözlemlenmektedir. Üzümün anavatanının Ortadoğu olduğu kabul edilmektedir ve bu bölgede yaşamış pek çok kadim toplum üzüme ayrı bir önem atfetmiştir. Üzüm eski Arap kültüründe de önemli bir yere sahiptir. İslam öncesinde Arapların üzüm ziraatıyla uğraştıkları bilinmektedir. Hadramut mıntıkasında, üzüm ziraatı yapıldığı anlaşılmaktadır.[9] Kadim Araplar üzüm motifini şiirlerinde genellikle hamriyyatta kullanmışlardır. Bu durum, eski Arapların şarabı beğeniyle tüketmeleriyle paralellik göstermektedir. Şairler bu minvaldeki şiirlerinde hem üzümden bahsetmekte hem de üzüm ziraatının çeşitli merhalelerinden ve terminolojisinden bahis açmaktadır. Mutasavvıf şairlerin şiirlerinde de bu durumun örneklerine rastlamak mümkündür. Bu hususa İbn Farid örnek gösterilebilir.[9]

Üzüm asmaları

Evcilleştirilmiş üzümlerin çoğu Akdeniz ve Orta Asya'ya özgü bir üzüm asması olan "Vitis vinifera" çeşitlerinden gelir. Az miktarda sofralık ve şaraplık üzüm ise aşağıda yazılı Amerikan ve Asya türlerinden gelir:

    Vitis amurensis en önemli Asya türüdür
    Manisa, Kendirlik, Ahmetli Mahallesindeki üzüm bağları
    Vitis labrusca Kuzey Amerika sofralık ve üzüm suyu üzümü (bazen şarap için kullanılan Concord çeşidi dahil) Doğu Amerika Birleşik Devletleri’ne ve Kanada’ya özgüdür.
    Vitis mustangensis (mustang üzümü), Mississippi, Alabama, Louisiana, Texas ve Oklahoma'da bulunur
    Vitis riparia Kuzey Amerika'nın yabani bir asmasıdır, bazen şarap ve reçel yapımında kullanılır. Tüm Doğu Amerika Birleşik Devletleri'ne ve kuzey Quebec 'e özgüdür.
    Reçel ve şarap yapımında kullanılan Vitis rotundifolia (muscadine), Delaware 'den Meksika Körfezi'ne kadar Güneydoğu Amerika Birleşik Devletleri'ne özgüdür.


Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 'ya göre, dünyanın 75,866 kilometrekaresi üzümlere ayrılmıştır. Dünya üzüm üretiminin yaklaşık %71'i şarap, %27'si sofralık ve %2'si kurutulmuş meyve olarak kullanılır. Üzüm üretiminin bir kısmı, "ilave şeker içermeyen ve "%100 doğal" konserve meyveler için yeniden yapılandırılacak üzüm suyu üretimine gider.

Üzüm bağlarına ayrılan alan yılda yaklaşık %2 artmaktadır.

Üzüm üretimini çeşitlere göre ayıran güvenilir istatistikler yoktur. En çok ekilen çeşidin kendisine ayrılmış en az 3,600 km 2 (880,000 dönüm) ile Çekirdeksiz Thompson olarak da bilinen Sultaniye üzümü olduğuna inanılır. En yaygın ikinci tür Airén 'dir. Cabernet Sauvignon, Sauvignon blanc, Cabernet Franc, Merlot, Grenache, Tempranillo, Riesling ve Chardonnay diğer popüler çeşitler arasındadır.[11]

Çeşit Tanenin rengi Biçimi Kullanım şekli

Adakarası Siyah Yuvarlak Şaraplık
Aküzüm Kırmızımsı Yuvarlak Sofralık
Bornova misketi Sarımtrak Beyzi Şaraplık
Çavuş Yeşil-sarımsı Yuvarlak-beyzi Sofralık
Çekirdeksiz Açık sarı Yuvarlak-beyzi Sofralık, kurutmalık
Doruktar Siyahımsı Yuvarlak-beyzi Pekmezlik
Emir Açık sarı Yuvarlak Şaraplık
Gülüzümü Pembe Orta büyüklük Sofralık
Hamburg misketi Siyah-morumsu Büyük-beyzi Sofralık
Horozkarası Koyu mor İrice Sofralık
İrikara Siyah İrice Sofralık
Kadınparmağı Sarı-yeşil Çok iri-beyzi Sofralık, kurutmalık
Kişmiş Kırmızı Çok küçük-yuvarlak Sofralık
Kozak Yeşilimsi İri-yuvarlak Sofralık
Merlot Lacivert yuvarlak Şaraplık
Misket Beyaz yuvarlak, orta büyüklük Şaraplık, sofralık
Müşküle Beyaz-kehribar Beyzi Sofralık
Narince Kirli yeşil İri beyzi Sofralık, kurutmalık
Razakı Sarımsı yeşil İri beyzi Sofralık, kurutmalık
Yapıncak Sarımsı yeşil Yuvarlak Sofralık, şaraplık
Yediveren Siyah-kırmızı Çok iri-yuvarlak Sofralık
Kalecik Karası Siyahımsı kırmızı Şaraplık
Narince Siyah Orta yuvarlak Şaraplık
Öküzgözü Siyah Şaraplık
Boğazkere Siyah Şaraplık
Red Globe Siyah Sofralık Karalahna Siyah Şaraplık
Vasilaki Sarı-yeşil Şaraplık

Üzümün; anti-oksidan, anti-aging, kan yapımına yardımcı ve kanserden koruyucu etkileri bilinmektedir. Siyah üzüm kabuğundaki 'Resveratrol' maddesi, anti-kanserojen ve anti-oksidan olma özelliklerini taşımakta ve beyin hücrelerini korumaktadır. Üzümün çekirdeğindeki 'Quersetin' ise, kan yapımına yardımcı olmaktadır. Bu yolla damar sağlığını da yararlıdır.

Üzümün güçlü anti-oksidan özelliği, E vitamininden 50 kat, C vitamininden ise 30 kat daha fazladır. Üzüm şırasında; su (%70-80), karbonhidratlar (%15-25), organik asitler (%0,3-1,5), tanenler (%0,01-0,10), azotlu bileşikler (%0,03-0,17), mineral bileşikler (%0,3-0,5) bulunur.

Sofralık ve şaraplık üzümler

Asma üzerinde şaraplık üzümler

Ticari olarak yetiştirilen üzümler, amaçlanan tüketim yöntemlerine bağlı olarak genellikle sofralık veya şaraplık üzüm olarak sınıflandırılabilir: çiğ yenen (sofralık üzüm) veya şarap yapmak için şaraplık üzüm kullanılır. Hemen hemen hepsi aynı türe ait olsa da sofralık ve şaraplık üzümler, yapay seçilim yoluyla ortaya çıkan önemli farklılıklara sahiptir.

Sofralık üzüm çeşitleri nispeten ince kabuklu, büyük, çekirdeksiz meyvelere sahip olma eğilimindedir.

Şaraplık üzümler daha küçüktür, genellikle çekirdekli ve nispeten kalın kabukludur (şaraptaki aromanın çoğu kabuğundan geldiği için şarap yapımında arzu edilen bir özelliktir). Şaraplık üzümler de çok tatlı olma eğilimindedir: meyve suyunun ağırlıkça yaklaşık %24 şeker olduğunda hasat edilirler.

Karşılaştırıldığında ticari olarak üretilen "%100 üzüm suyu" genellikle sofralık üzümlerden yapılır ve ağırlığının yaklaşık %15‘i şekerdir.[14]

Çekirdeksiz üzüm

Çekirdeksiz üzüm çeşitleri, sofralık üzüm asma ekiminin çoğunluğudur. Asmalar çelik yoluyla vejetatif olarak çoğaltılır olduğundan tohum eksikliği üretim için sorun olmaz. Bu, dişi ebeveyn olarak tohumlu çeşidi kullanması veya gelişimin erken dönemlerinde bitki doku kültür tekniklerini kullanarak embriyoları kurtarması gereken yetiştiriciler için sorundur.

Çekirdeksizlik özelliğinin birkaç kaynağı vardır ve esasen tüm ticari yetiştiriciler bunu üç kaynaktan birinden alır: Sultaniye üzümü, Rus Çekirdeksiz ve siyah Monukka, hepsi Vitis vinifera’nın çeşitleridir. Halen bir düzineden fazla çekirdeksiz üzüm çeşidi vardır. Einset Çekirdeksiz, Benjamin Gunnels'in Prime çekirdeksiz üzümleri, Reliance ve Venus gibi birkaçı kuzeydoğu Amerika Birleşik Devletleri'nin ve güney Ontario’ nun nispeten soğuk iklimlerinde dayanıklılık ve kalite için özel olarak yetiştirilmiştir.[15]

Çekirdeksiz üzümün iyileştirilmiş yeme kalitesinin dengelenmesi, üzüm çekirdeklerinin zengin fitokimyasal içeriğinin sağladığı sağlığa faydalı kısmın kaybıdır (bkz. Aşağıdaki Sağlık iddiaları).[16][17]
Kuru üzüm, kuş üzümü ve çekirdeksiz kuru üzüm

Kuru üzümler

Avrupa ve Kuzey Amerika'nın çoğunda, kuru üzümlere "kuru üzüm" veya yerel eşdeğeri denir. İngiltere'de üç farklı çeşidin tanınması AB'yi resmi belgelerde "kuru asma meyvesi" terimini kullanmaya zorlar.

Kuru üzüm herhangi bir kurutulmuş üzümdür. Kuru üzüm Fransızca ödünç kelime iken, Fransızca kelime taze meyveyi ifade eder; "grappe" (İngilizce "grape" kelimesinden türetilmiştir) demeti ifade eder ("une grappe de raisins"te olduğu gibi).

Currant kuru Zante Kara Corinth üzümüdür, adı Fransız "raisin de Corinthe"nin (Corinth) bozulmuş halidir. "Frenk üzümü" aynı zamanda üzümle ilgisi olmayan iki meyve olan siyah frenk üzümü ve kırmızı frenk üzümü anlamına gelir.

Sultana aslen Türk kökenli Sultaniye üzümlerinden (Amerika Birleşik Devletleri'nde Thompson Seedless olarak bilinir) yapılan kuru üzümdü, ancak bu kelime artık beyaz üzümlerden yapılan kuru üzümlere veya geleneksel Sultana’ya benzemesi için ağartılan kırmızı üzümlere kullanılır.

Üzüm suyu
Üzüm suyu

Üzüm suyu, üzümleri ezerek ve karıştırıp sıvılaştırarak yapılır. Üzüm suyu genellikle mağazalarda veya fermente edilmiş olarak satılır ve şarap, brendi veya sirke haline getirilir.

Pastörize edilmiş, doğal olarak oluşan mayaları uzaklaştıran üzüm suyu, steril tutulursa mayalanmaz ve bu nedenle alkolsüzdür.

Şarap endüstrisinde, %7-23 küspe, kabuk, gövde ve tohum içeren üzüm suyuna genellikle "şıra" (İngilizce: "must") denir.

Kuzey Amerika'da üzüm suyu çoğunlukla mordur ve Avrupa şaraplık üzümlerinden farklı tür olan Concord üzümleri'nden yapılırken beyaz üzüm suyu Niagara üzümleri'nden yapılır. Kaliforniya'da Sultaniye (orada Thompson Çekirdeksiz olarak bilinir) üzümleri bazen beyaz üzüm suyu yapmak için kuru üzüm veya sofralık üzüm pazarından yönlendirilir.[18

Üzümün Besin Değeri Nedir?

Yüksek oranda antioksidan içeren üzümün içinde aynı zamanda C ve K vitamini de bulunur. B6 vitamini, potasyum ve manganez açısından da zengin bir meyve olan üzümün porsiyon özelinde besin değerleri de söz konusudur.

Yaklaşık 100 gram üzümün besin değeri şu şekildedir:

    Kalori: 52
    Yağ: 0 gram
    Kolesterol: 0 miligram
    Sodyum: 2 miligram
    Karbonhidratlar: 14 gram
    Diyet Lifi: 1 gram
    Şeker: 7,75 gram
    Protein: 1 gramdan az

Dikkat edilmesi gereken nokta üzüm yüksek fruktozlu bir besin olduğudur. Bu durum özellikle tip 2 diyabet hastaları veya fruktoz intoleransı olan kişilerin kan şekerini yükseltebileceği anlamına gelir.

Ancak üzümdeki bu yüksek früktoz, üzümden tamamen uzak durulması sonucunu çıkarmaz. Tip 2 diyabetli kişiler bile sağlıklı beslenmenin bir parçası olarak üzüm yiyebilir. Önemli olan üzümün porsiyon boyutlarına dikkat etmek ve şekeri yükseltmemek adına üzüm tüketimini sınırlamaktır. Eğer üzüm gibi yüksek fruktozlu meyveleri tüketiyorsanız muz gibi düşük fruktozlu meyveler de yiyerek bu durumu dengelemeye çalışın.
Üzümün Faydaları Nelerdir?

Üzüm, yüksek antioksidan içeriğiyle bağışıklığı güçlendiren bir meyvedir. Aynı zamanda üzüm diyabeti kontrol eder, kalp sağlığını destekler, gözlere iyi gelir, kaliteli bir uyku sağlar, hafızayı güçlendirir, hazımsızlığı giderir, antikanser etki sunar ve kemikleri güçlendirir.

Antioksidan zengini bir meyve olan üzümün faydaları genel olarak şöyledir:

    Bağışıklığı güçlendirir
    Kan şekerini düzenler, diyabeti kontrol eder
    Kalp sağlığını destekler
    Göz sağlığına iyi gelir
    Kaliteli bir uyku sağlar
    Hafızayı, dikkati ve ruh halini iyileştirir
    Hazımsızlığa ve kabızlığa iyi gelir
    Yaşlanma belirtilerini geciktirebilir
    Antikanser bir etki sunabilir
    Vücudun su ihtiyacına destek olur
    Kemikleri güçlendirir
    Bakteri ve mantarlara karşı koruyucudur
    Vücuttaki inflamasyonu azaltabilir

Antioksidan sayesinde bağışıklığı güçlendirir

Yüksek antioksidan içeriğiyle öne çıkan üzüm, bu sayede bağışıklık sistemini güçlendirerek kişiyi hastalıklara karşı daha dirençli hale getirir. Yaz mevsiminde düzenli olarak üzüm tüketerek bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sağlayabilirsiniz.

Kan şekerini düzenler, diyabeti kontrol eder

Özünde şekerli bir meyve olan üzüm, dozunda tüketildiğinde özellikle tip 2 diyabetli hastaların kan şekerini düzenleyici bir etki yapabilir.

Kalp sağlığını destekler

Üzümde yer alan resveratrol bileşiği antioksidan ve antiinflamatuar özellikler barındırdığı için kalp sağlığını destekler ve kardiyovasküler hastalıkların riskini azaltır.

Göz sağlığına iyi gelir

Üzümün içinde bulunan lutein ve zeaksantin isimli iki pigment göz sağlığını koruyucu etki yapmasıyla bilinir. Göz sağlığını koruyan üzüm bu sayede makula dejenerasyonu ve katarakt riskini de azaltabilir.

Kaliteli bir uyku sağlar

Özellikle üzümün kabuğu, uyku kalitesini artıran bir hormon olan doğal bir melatonin kaynağıdır. Üzüm tüketerek melatonin hormonu üretimini teşvik edebilir ve kaliteli bir uykuya destek olabilirsiniz.

Hafızayı güçlendirir

Üzümde yer alan resveratrol isimli bileşiğin beyinde iltihabı azalttığı düşünülür. Bu etki, olası hafıza kayıplarını önleyebileceği gibi ruh hali üzerinde de olumlu etkiler yaratabilir.

Hazımsızlığa ve kabızlığa iyi gelir

İçindeki su ve lif miktarı yüksek olan muz, mide ve bağırsak rahatsızlıklarının başında gelen hem hazımsızlık hem de kabızlığı giderme noktasına fayda sağlar.

Antikanser bir etki sunabilir

Antioksidan zengini olan üzüm, hücrelere zarar verebilecek ve kansere yol açabilecek moleküller olan serbest radikallerle savaşmaya yardımcı eder ve oksidatif stresin azalmasına destek olur. Üzüm ayrıca vücuttaki iltihaplanmayı azaltıp kanser hücrelerinin büyümesini engelleyerek kansere karşı koruma sağlayabilen resveratrol adı verilen antioksidanı da bünyesinde barındırır.

Vücudun su ihtiyacına destek olur

Üzüm zengin bir su kaynağıdır. Yüksek miktarda su bulunan üzüm aynı zamanda vücudun su ihtiyacını karşılamasına destek olarak dehidrasyon riskine karşı da potansiyel bir güçtür.

Kemikleri güçlendirir

Kemik özellikle kemik sağlığını korumaya yardım eden mineraller olan potasyum ve magnezyum içerir. Bunlarla birlikte üzümün içinde K vitamini ve kalsiyum da bulunur. Tüm bunların ışığında üzümün kemik sağlığını desteklediği değerlendirilir.

Siyah Üzümün Faydaları Nelerdir?

Antioksidan bakımından zengin bir üzüm çeşidi olan siyah üzüm, vücudun serbest radikallerle savaşmasına yardım ederek vücudu hücresel hasara karşı korur. Aynı zamanda C vitamini kaynağı olan siyah üzüm vücudun demir emilimini artırmaya, kolajen üretmesine ve bağışıklık sistemini güçlendirmesine yardım eder.

Siyah üzümün vücuda sağladığı faydalar şunlardır:

    Antioksidan bakımından zengindir
    Siyah üzüm bağışıklık sistemini güçlendirir
    Kalp sağlığını destekler
    Siyah üzüm demir emilimini artırarak kansızlığa iyi gelir
    Kolajen üretimine destek olur
    Siyah üzüm hafızayı güçlendirici etki yapar
    Kemik gelişimine katkı sağlar
    Bağırsakları temizler ve çalıştırır
    Cildi genç tutar
    Saç köklerini besler

Yeşil Üzüm Faydaları Nelerdir?

Potasyum ve lif zengini olan yeşil üzüm yüksek tansiyonu düşürmeye yardım ederek kardiyovasküler hastalıkların riskini azaltır. Yine siyah üzümde olduğu gibi güçlü antioksidan içeriğiyle bağışıklığı güçlendiren yeşil üzümün içinde C ve K vitamini de bulunur.

Yeşil üzümün faydaları ise şu şekildedir:

    Kardiyovasküler hastalıkların riskini azaltır
    Yeşil üzüm antioksidan etkisiyle bağışıklığı güçlendirir
    C ve K vitamini bakımından güçlüdür
    Yeşil üzüm bağırsak dostudur
    Vücudun su ihtiyacına katkı sağlar

Üzüm Çekirdeğinin Faydaları Nelerdir?

Üzüm çekirdeğinin başta kalp hastalıkları olmak üzere diyabet ve kanser de dahil olmak üzere serbest radikal hasarına bağlı birtakım sağlık sorunlarına iyi geldiği değerlendirilir. Üzüm çekirdeği ayrıca  staphylococcus aureus gibi bakteriyel enfeksiyonlara karşı da koruma sağlar.

Üzüm çekirdeği şu faydalarıyla öne çıkar:

    Kalp hastalıkları riskini azaltır
    Üzüm çekirdeği vücudu serbest radikallerden korur
    Bakteriyel enfeksiyonları karşı etkilidir
    Üzüm çekirdeği kan şekerini düzenleyebilir
    Kan basıncını düşürmeye yardımcı olabilir
    Üzüm çekirdeği kemik gücünü artırabilir
    Beyin sağlığını destekler
    Böbrek fonksiyonlarını iyileştirebilir
    Karaciğeri korur

Üzümün Faydaları Hakkında Sık Sorulan Sorular

Üzüm hangi hastalıklara iyi gelir?

Üzüm temelde kalp hastalıklarını azaltma potansiyeli olan bir meyvedir. Bununla birlikte antikanser bir etki sunar üzüm diyabeti kontrol eder ve göz hastalıkları riskini düşürür.
Günde ne kadar üzüm yenmelidir?

Günde ortalama bir kase üzün yemek üzümün potansiyel faydalarını görmek açısından etkili olabilir. Ancak üzümün miktarı özellikle şeker hastaları tarafından dikkat edilmesi gereken bir konudur.
Üzüm suyu faydaları nelerdir?

Üzüm suyu antioksidan etkisiyle bağışıklığı güçlendirir, vücuttaki mikropları temizler, kalp sağlığını korur, kilo kaybına destek olur, kemik sağlığını destekler ve hem viral hem de bakteriyel hastalıklara karşı koruyucudur.

Kaynak

Wikipedia
memorial

Resim Kaynak

Microsoft AI
[attachment=139664]

Ceviz ve Cevizin Faydaları Nelerdir?

Ceviz, Juglandaceae (cevizgiller) familyasının Juglans cinsinden, tek tüysü yaprakları karşılıklı dizilmiş ve aromatik kokulu ağaç türlerinin ve bu ağaçların meyvelerinin ortak adı.

Kışın yaprağını döken ağaçlardır. Genç sürgünlerin özü bölmelidir. Tomurcuklar az sayıda pullarla örtülmüştür. Yaprakçıkların kenarları bazı türlerde ince dişli, bazıları ise düzdür (tam kenarlı). Yaprakçık sayısı türlere göre (3) 5-23 arasında değişir.

Çiçekler bir evciklidir. Erkek çiçekler bir önceki yılın sürgünlerinde yan durumlu, aşağıya sarkan kedicik halinde kurul oluşturur. Kurullar dallanmamıştır. Her bir erkek çiçeğin 1 brahte, 2 brahtecik ile 3-4 loplu bir çevre yaprağı (çanak) vardır. Etamin sayısı 7-105'tir. Dişi çiçekler ise yeni sürgünlerin ucunda terminal (tepede) durumlu dik duran 2-8 çiçekli fakir kurullar oluşturur. Dişi çiçeğinde 1 brahte, 2 brahtecik, 4 loplu çevre yaprağı vardır. Bunlar ovaryumla kaynaşmıştır, yalnız uçları serbesttir. Ovaryum alt durumludur; etli kalın 2 stigması oldukça gelişmiştir.

Sonbaharda olgunlaşan büyük çekirdekli sulu meyvenin iç kısmı 2 bölmeye ayrılmıştır. Tohum 2 loplu ve yağlıdır.

Odununun özü koyu, dış kısmı açık renkli, ağır ve güzel cila kabul eden odunları vardır.

Ekolojik Özellikleri

Ceviz ağacı pH değeri 5 ile 8 arasında olan ve süzek topraklarda yetişir.

Türler

    Seksiyon Juglans. Yapraklar büyük (20–45 cm) ile 5-9 geniş yaprakçıklı, saçsız, kenarları tamdır. Odunu serttir. Güneydoğu Avrupa ile Asya.
        Adi ceviz (Juglans regia) (J. duclouxiana, J. fallax, J. orientis) Türkiye.
    Seksiyon Rhysocaryon. Yapraklar büyük (20–50 cm) ile 11-23 ince yaprakçıklı, ince tüylü, kenarı dişlidir. Odunu serttir. Kuzey Amerika, Güney Amerika.
        Arjantin cevizi (Juglans australis) (J. boliviana)
        Brezilya cevizi (Juglans brasiliensis)
        Kaliforniya cevizi (Juglans californica)
        Hinds cevizi (Juglans hindsii)
        Nuevo Leon cevizi (Juglans hirsuta)
        Jamaika cevizi (Juglans jamaicensis) (J. insularis)
        Arizona cevizi (Juglans major) (J. arizonica, J. elaeopyron, J. torreyi)
            Juglans major var. glabrata
        Teksas cevizi (Juglans microcarpa) (J. rupestris)
            Juglans microcarpa var. stewartii
        Meksika cevizi (Juglans mollis)
        And Dağları cevizi (Juglans neotropica) (J. honorei)
        Kara ceviz (Juglans nigra)
        Juglans olanchana
        Peru cevizi (Juglans peruviana)
        Juglans soratensis
        Guatemala cevizi (Juglans steyermarkii)
        Venezuela cevizi (Juglans venezuelensis)
    Seksiyon Cardiocaryon. Yapraklar çok büyük (40–90 cm) ile 11-19 geniş yaprakçıklı, yumuşak tüylü, kenarları dişlidir. Odunu yumuşaktır. Kuzeydoğu Asya, doğu Kuzey Amerika.
        Japon cevizi (Juglans ailantifolia) (J. cordiformis, J. sieboldiana)
        Boz ceviz (Juglans cinerea)
        Çin cevizi veya Mançurya cevizi (Juglans mandschurica) J. cathayensis, J. formosana, J. hopeiensis, J. stenocarpa)

Bir seyyar satıcının tezgâhında taze ceviz

Hibridler (melezler)

    Juglans × bixbyi J. ailantifolia × J. cinerea
    Juglans × intermedia J. nigra × J. regia
    Juglans × J. ailantifolia × J. regia
    Juglans × quadrangulata J. cinerea × J. regia
    Juglans × sinensis J. mandschurica × J. regia
    Juglans × paradox J. hindsii × J. regia
    Juglans × royal J. hindsii × J. nigra

Üretim

Ceviz (kabuklu) üretimi – 2017
Ülke (ton)
Çin

1,925,403
ABD

571,526
İran

349,192
Türkiye

210,000
Meksika

147,198
Ukrayna

108,660
Dünya

3,829,626
Kaynak: Birleşmiş Milletler FAOSTAT[1]

2017 yılında dünya ceviz üretimi (kabuklu) 3,8 milyon ton idi ve dünya toplamının yarısını (tablo) üreten Çin liderdi. Diğer büyük üreticiler ABD (%15) ve İran (%9) idi.
Besin bilgisi

Yenilebilir ham ceviz tohumu %4 su, %14 karbonhidrat, %15 protein ve %65 yağ içerir.[2] 100 gramı 654 kalori sağlar ve protein, lif, B vitaminleri, niyasin, vitamin B6, folik asit ve bazı mineraller açısından zengindir.[2]

Ceviz yağı çoğunlukla çoklu doymamış yağ asitlerinden özellikle alfa-linolenik asitten ve linoleik asitten oluşur, oleik asit, tekli doymamış yağ içermesine rağmen toplam yağın %31'i doymuş yağdır.[2]

Türkiye'de çeşitleri

    Bahçesaray cevizi 08.03.2022 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenmiş ve Van için coğrafi işaret almıştır.[3]
    Hekimhan cevizi 27.05.2019 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenmiş ve Malatya için coğrafi işaret almıştır.[4]
    Kaman cevizi 09.12.2020 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenmiş ve Kırşehir için coğrafi işaret almıştır.[5]
    Karamanlı cevizi 28.08.2020 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenmiş ve Burdur için coğrafi işaret almıştır.[6]
    Kavaklıdere cevizi 28.08.2020 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenmiş ve Muğla için coğrafi işaret almıştır.[7]
    Niksar cevizi 17.12.2013 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenmiş ve Tokat için coğrafi işaret almıştır.[8]
    Oğuzlar cevizi 13.03.2020 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenmiş ve Çorum için coğrafi işaret almıştır.[9]
    Çatak cevizi 06.08.2021 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenmiş ve Van için coğrafi işaret almıştır.[10]
    Çağlayancerit cevizi 30.07.2013 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenmiş ve Kahramanmaraş için coğrafi işaret almıştır.[11]

Cevizin Besin Değeri Nedir?

Yaklaşık 7-8 adet olarak kabul edilen bir porsiyon cevizin besin değeri şöyledir:

    185 kalori
    18 gram yağ (çoğunlukla sağlıklı, doymamış yağ )
    2 gram lif
    4 gram karbonhidrat
    4 gram protein
    0.7 gram şeker

Cevizin Faydaları Nelerdir?

Cevizin en çok fayda sağladığı organlardan biri beyindir. Beyin sağlığını koruyarak hafızayı güçlendirici etkisi bulunan ceviz diğer yandan kalp sağlığını korumasıyla da bilinir. Yüksek oranda antioksidan içeren ceviz, vücuda vitamin ve mineral katkısında bulunur. Diyabetle mücadelede etkili olan ceviz aynı zamanda kanser hücrelere savaşmasıyla da bilinir. Cevizin kilo kontrolü üstünde de olumlu etkisi vardır.

Genel olarak cevizin faydaları şunları içerir:

    Beyin sağlığını korur, hafızayı güçlendirir
    Omega-3 yağ asitleri ve antioksidan açısından zengindir
    Kalp sağlığını korumaya yardımcı olur
    Bağırsak sağlığını destekler
    Kanser riskini azaltabilir
    Sperm kalitesini artırabilir
    Yüksek vitamin ve mineral desteği sağlar
    Depresyona karşı etkilidir
    Uykuyu düzenlemeye yardım eder
    Vücuttaki inflamasyonu azaltır
    Diyabet riskini düşürür
    Kilo kontrolünü sağlamaya yardımcı olur
    Kan basıncını düşürür
    Sağlıklı bir şekilde yaşlanmayı destekler
    Cilt sağlığını korur

Beyin sağlığını korur, hafızayı güçlendirir

Cevizdeki omega-3 yağ aistleri ve yüksek antioksidanlar beynin daha işlevsel bir şekilde çalışması için olumlu katkı sağlar. Sağlıklı yağ asitleri, antioksidanlar, polifenoller ve E vitamini beyindeki inflamasyonu ve oksidatif hasarı azaltıp önleyerek özellikle hafıza problemlerini gidermede etkilidir ve Alzheimer hastalığına yakalanma riskini azaltır.

Omega-3 yağ asitleri ve antioksidan açısından zengindir

Antioksidan ve omega-3 gibi sağlıklı yağlar da dahil olmak üzere birçok besin maddesine sahip olan ceviz, bu sebeple yüksek oranda vitamin ve mineral desteği sağlayarak daha sağlıklı bir vücut yapısına ulaşılmasını destekler.

Kalp sağlığını korumaya yardımcı olur

Ceviz ve ceviz yağındaki yağların birçoğu, alfa-linolenik asit adı verilen omega-3 yağ asidi içerir. Bu yağ grubu, günlük beslenmenin bir parçası olarak tüketildiğinde kalp hastalığı riskini azalttığı görülmüştür. Yapılan çalışmalar, omega-3'lerin kolesterol seviyelerini düşürerek atardamarların temiz kalmasına ve düzgün çalışmasına yardımcı olduğunu ortaya koymuştur.

Bağırsak sağlığını destekler

Ceviz, sindirim sistemindeki mikroorganizmalardan oluşan bağırsak mikrobiyomunu olumlu etkileyerek bağırsak sağlığına katkı sunar. Yaklaşık sekiz hafta boyunca her gün ceviz yemek, bağırsak sağlığında önemli bileşenler olan probiyotik ve bütirik asit üreten bakteri türlerini önemli ölçüde artırabilir.

Kanser riskini azaltabilir

Güçlü antioksidanlar olan polifenol içermesi sebebiyle ceviz tüketmek özellikle meme kanseri, kolon kanseri ve prostat kanseri riskini azaltabilir.

Sperm canlılığını artırıcı etkisi vardır

Ceviz, sperm zarlarındaki oksidatif hasarı azaltarak sperm kalitesinin artmasına katkı sağlayabilir ve erkek doğurganlığını artırıcı etkisi bulunur.

Depresyona karşı etkilidir

Yetersiz miktarda omega-3 yağ asitlerinin (ceviz ve diğer bazı yiyeceklerde bulunan) hiperaktivite, sinirlilik ve öfke nöbetlerine neden olabileceği düşünülür. Ceviz tüketerek vücuda alınacak yüksek oradan omega-3 yağ asitleriyle birlikte depresyonun etkilerini azaltabileceği kabul edilir.

Uykuları iyileştirir

Ceviz, uykuları düzenlemeye ve tetiklemeye destek olan ve melatonin olarak bilinen hormonu üretir. Ceviz tüketerek melatonin hormonu üretimine katkı sağlar ve uykusuzluk şikayetlerini azaltabilirsiniz.

Vücuttaki inflamasyonu azaltır

Cevizde bulunan polifenolik bileşikler ve fitokimyasal maddeler vücuttaki iltihaplanmanın etkilerini azaltarak kardiyovasküler ve kanser hastalıkları dahil olmak üzere birçok hastalık riskini azaltıcı etkisi bulunur.

Diyabet riskini düşürür

Cevizdeki karbonhidrat oranı düşüktür ve çoklu doymamış yağ, lif ve protein içerir. Bu üç besin, kişideki tokluk hissini artırarak kan şekerinin çok hızlı yükselmesini önler. Cevizi diyetinize dahil ederek diyabete yakalanma riskini azaltabilirsiniz.

Kilo kontrolü yapar

Tokluk hissini artırıcı etkisi bulunan ceviz, zengin protein ve lif kaynağıyla sağlıklı bir atıştırmalık olarak kabul edilir. Tokluk hissini artırıcı özelliği sayesinde de kilo alımını sınırlar ve kilo kontrolü yapar ancak aşırı tüketimi kilo artışına sebebiyet verebilir.

Kan basıncını düşürücü etki yapar

Sağlıklı bir atıştırmalık olarak bilinen ceviz, yüksek tansiyonu olan kişilerde kan basıncını düşürücü etki yapabilir.

Cilt sağlığını koruyucu etkisi vardır

Cevizdeki E ve F vitamini, cildin zararlı serbest radikallerden korunmasına yardımcı olur ve kırışıklıklarla birlikte kuru cildin önlenmesine de yardımcı olur.

Ceviz Nasıl Tüketilmeli?

Çiğ ve kavrulmuş cevizde neredeyse aynı miktarda kalori, protein, yağ, karbonhidrat ve lif içerir. Çiğ ve uygun koşullarda kurutulmuş kuruyemiş arasındaki besin değeri farkları minimum düzeydedir. Ancak cevizi çiğ olarak tüketmek her zaman daha sağlıklıdır.

Cevizin Yan Etkileri Nelerdir?

Aşırı ceviz tüketimi kilo alımına neden olmasıyla birlikte bazı kişilerde böbrek taşına da sebebiyet verebilir. Bununla birlikte kimi bireylerde alerjik reaksiyonlara sebep olabilen kuruyemişler arasında yer alan ceviz tüketimi için doktorunuza danışmanız gerekebilir.

Cevizin Faydaları Hakkında Sık Sorulan Sorular

Ceviz kaç kaloridir?

Yapılan araştırmalarda cevizin açlık hissini azalttığı ve iştahı önlemeye yardımcı olduğu belirlenmiştir. Sağlıklı yağ oranının yüksek olması nedeniyle cevizin 100 gramında yaklaşık 674 kalori vardır. Sağlıklı bir şekilde kilo kaybetmek ve öncelikle kaloriye odaklanmak için ceviz tüketirken son derece dikkatli olunmalıdır. Günde 8 tam cevizden fazlası tüketilmemelidir.

Günde en fazla kaç ceviz yemeli?

Özellikle sağlıklı bir kalp ve beyin sağlığı günde 7-10 adet arası ceviz tüketilebilir.

Ceviz hangi organa iyi gelir?

Ceviz en başta beyin ve kalp sağlığı için etkilidir. Hafızayı güçlendirmesiyle birlikte kalp sağlığını koruma konusunda destek olur.

Cevizi şeker hastaları ne kadar tüketmeli?

Yüksek oranda protein ve yağ içeren ceviz, vücuda bol miktarda enerji sağlar ve uzun süreli tokluk hissi oluşturur. Cevizin düşük karbonhidrat yüzdesi nedeniyle kan şekeri seviyelerini kontrol altında tutması şeker hastaları için ilginç bir detaydır. Az miktarda ceviz tüketiminin bile diyabet gelişme riskini azalttığı belirlenmiştir. Araştırmalar, haftada sadece bir avuç cevizin şeker hastalığına yakalanma riskini dörtte bir oranında azaltabileceğini göstermiştir.

Ceviz suyu yararlı mı?

Ceviz yapraklarının yüksek ‘tanen’ içeriği vardır. Kaynatılarak elde edilen ceviz suyu; akne, egzama veya ülserler gibi cilt rahatsızlıklarının yanı sıra yüzeysel olarak iltihaplanan cilt, ağız ve boğazdaki mukoza zarının tedavisinde kullanılabilmektedir.

Cevizin kabuğu tüketilir mi?

Cevizin kabukları yüzyıllardır Anadolu’da kök boya olarak kullanılmaktadır. Ancak ceviz kabuğunun tüketilmesi önerilmemektedir.

Hamileler ceviz tüketmeli mi?

Ceviz, yüksek oranda folik asit ve demir içeriği nedeniyle düzenli olarak tüketildiğinde büyüyen bebeğin gelişimi üzerinde olumlu etkileri olmaktadır. Ancak gebeler tüketmeden önce uzman hekim görüşü almalıdır.

Ceviz tüketmek kasların gelişmesini sağlar mı?

Ceviz aynı zamanda bol miktarda protein içermektedir. Protein kas inşa etmek için önemlidir. 100 gram ceviz 15 gram protein içerir. Ceviz, çok önemli bir bitkisel protein kaynağıdır.

Cevizin Faydaları Nelerdir?

Ceviz binlerce yıldır tüketilen sağlıklı bir atıştırmalıktır. Kabuklu yemişler arasında en çok övgüyü alan besinlerden de biridir. Eski Roma’da Latince ismiyle “Juglansregia” ismiyle bilinen ceviz, beyin şeklindeki ilginç yapısıyla da dikkat çeker. Lif, karbonhidrat, vitaminler, protein ve demir açısından zengin olan cevizin faydaları doğru miktarda tüketildiğinde çoktur.

Yüksek yağ ve kalori içeriği nedeniyle korkulan ceviz, aslında kolesterol içermez ve tekli doymamış yağlar yerine çoklu doymuş yağlar içermesi bakımından da eşsizdir. Ceviz, diğer kabuklu yemişlere göre bu nedenle daha sağlıklı kabul edilir.

Ceviz Neye İyi Gelir?

Ceviz, hem omega 3 hem de E vitamini içerdiği için çift etkisi ile bağışıklık sistemini güçlendirir. Sonbahar aylarında bol bol tüketilmesi gereken taze ceviz, balık yemeyen kişiler ve vejetaryenler için iyi bir omega 3 ve protein kaynağıdır.

Cevizde bulunan polifenolik bileşikler ve fitokimyasal maddeler vücuttaki iltihaplanmanın etkilerini azaltır. Bu kardiyovasküler rahatsızlıklar ve kansere karşı güçlü bir önlemdir.

Cevizin kabuğunun faydaları, cevizin iç kabuğunun faydaları gibi cevizin tüm parçalarının faydaları merak konusu olmakla birlikte taze cevizin faydaları ya da kuru cevizin faydaları da merak edilir. Yaş ceviz de olsa kuru ceviz de olsa bu lezzetli yemiş tahmin edilenden daha çok faydalıdır. Yaklaşık 7 ceviz; günlük tüketilmesi önerilen kalsiyum miktarının yüzde 3’ü, demirin yüzde 10’u, potasyumun yüzde 5’i, magnezyumun yüzde 14’ü, folatın yüzde 7’sini içerir.

Manganez, bakır, fosfor, magnezyum, B6 vitamini ve demir içeren cevizin faydaları şöyle sıralanabilir:

Hafızayı Güçlendirir

Omega 3 ve omega 6 yağ asitleri, cevizi kaliteli yağ asitleri açısından güçlü kılar. Bunlar hafızayı ve bilişsel işlevi geliştirmeye yardımcı olabilir. Ceviz şekliyle beyini hatırlarken bunun hakkını verir. Beyin sağlığını korumada etkilidir. Omega 3 yağ asitleri, motor işlevini geliştirmek için faydalı olabilir.

Depresyona Karşı Koruyabilir

Sağlıklı bir diyet, depresyona karşı koruma görevi görebilir. Düşük omega 3 tüketimi her zaman depresyona karşı kişiyi savunmasız bırakacağından ceviz, bu gücüyle koruma kalkanı olabilir.

Sperm Kalitesini Artırabilir

Sperm canlılığını ve hareketliliğini artıran ceviz, çocuk sahibi olmayı düşünen çiftler için de önemli bir yere sahiptir. Ayrıca sperm yapısındaki anormal değişikliklerin önüne geçebilir.

Kansere Karşı Etkili

Ceviz, kabuklular arasında en yüksek antioksidana sahip yemiştir. Bu özelliği sayesinde cevizin meme ve prostat kanserlerinin ilerlemesinin önüne geçebileceği düşünülür.

Kilo Kontrolü Sağlar

Ceviz, uzun süre tok tutmayı sağlayan lif, protein ve yağ içeren bir besindir. Elbette bu da cevizi, sağlıklı bir atıştırmalık yapar. Özellikle çoğu düşük kalorili atıştırmalıktan ya da paketli diğer ürünlerden üstün kılar. ‘Tatlı krizi’ yaşadığınız durumlarda da şeker ihtiyacı yerine enerjinizi yükseltecek B grubu vitaminleri barındıran cevizi tüketebilirsiniz. ABD’de yürütülen ulusal bir araştırmada, ceviz v.b. kuru yemişlerin tüketiminde günlük yarım porsiyonluk artışın düşük obezite riski ile ilişkili, kilo koruma ve kilo verme ile de pozitif ilişkili olduğu görülmüştür. Sağlıklı bir ara öğün için yoğurt ve cevizi birlikte tüketebilirsiniz. Bir avuç ceviz günlük enerji ihtiyacınızın yüzde 10’unu karşılar. Bu nedenle de sağlıklı yağ olmasına rağmen dikkatli tüketilmelidir.

Kemik Sağlığını Korur

Ciddi bakır eksikliği, düşük kemik mineral yoğunluğu ve kemikleri kırılmalara karşı dayanıksız hale getiren osteoporoz (kemik erimesi) riskinin artmasıyla ilişkilidir. Ceviz iyi bir bakır kaynağıdır. Bakır, ayrıca vücuttaki kolajen ve özellikle bağ dokusu için önemli olan elastinin korunmasında önemli bir rol oynar. Böylece vücut, hasarlı bağ dokusu ve kemiğin yapı taşı olan kolajeni üretebilir. Cevizdeki manganezin yine kalsiyum ve bakır mineraliyle birlikte osteoporoza karşı faydalı olduğu bilinir. Magnezyum ise kalsiyumun kemik tarafından emilmesine yardımcı olarak kemik oluşumunu destekler.

Uykuyu Düzenler

Ceviz, uykuyu düzene koyan melatonin hormonu salgılanmasına yardımcı olur. Hatta cevizde biyolojik olarak kullanılabilir şekilde melatonin mevcuttur. İyi ve kaliteli bir uyku uyuyabilmek için akşam yemeklerinizde ceviz tüketebilirsiniz.

Cilt Sağlığına Faydalı

Cevizin cilde faydaları en çok merak edilen konulardan biri. Ceviz aslında hem tırnakları hem de saçları güçlendirici bir özelliğe sahiptir. Ceviz, saçların ve tırnakların daha güçlü büyümesinde biyotin veya B7 vitamini içeriğiyle etkili olurken saç kaybının önlenmesinde de görev alır. E vitamini içeriği ise yine saçların ve tırnakların parlamasına yardımcı olur. Ayrıca antioksidan ve E vitamini cildin daha genç ve sağlıklı görünmesinde destekçi olabilir. Kuru cilde sahip kişiler, doktor onayıyla ceviz yağını direkt olarak ciltlerine de uygulayabilirler.

Gebelikte Cevizin Faydaları

Tuzsuz olarak kavrulmuş cevizde bulunan B vitaminleri gebelikte fetal büyüme için faydalıdır. Avrupa Epidemoloji Dergisi’nde yayınlanan bir araştırmaya göre, hamile kadınların ilk 3 ayında ceviz dahil kuru yemişleri çokça tüketmesi, çocuğun nörogelişminde iyi etki ettiği görüldü. Konuyla ilgili araştırmalar sürüyor. Gebelikte ceviz tüketiminin doktor kontrolünde belirtilen miktarda olması önemlidir.

Cevizin Kolesterol Açısından Önemi Nedir?

ABD, Avustralya, Yeni Zelanda ve İspanya’da yapılan araştırmalarla, günde 2-3 cevizin kolesterolü düşürerek koroner kalp hastalığı riskini düşürebileceği kanıtlandı. Çoklu doymamış yağ içeren ceviz, kan lipidleri için olumlu bir etki yaratırken kan damarları için sağlıklı olan ve anti-inflamatuar etkiden uzak tutmayı sağlayan alfa-linolenik ve linoik asit içerir. Ailenizde bir kalp hastalığı hikayesi varsa ve şu ana kadar tüketmiyorsanız cevizi, beslenmenize eklemeyi düşünmeye başlayın. Cevizin kötü kolesterol (LDL), trigliserid ve kolesterolü düşürmesi kardiyovasküler hastalıkların yanı sıra kalp krizi ve felç gibi risklerinin de önüne geçilmesine yardımcı olur.

Ceviz Satın Alınırken Nelere Dikkat Edilmelidir?

Kaliteli ve lezzetli ceviz genellikle ince kabuğundan anlaşılır. Kabuklu ceviz alıyorsanız kabuğunun kırılmamış olmasına dikkat edin. Cevizin küflü olmamasına ve rengine dikkatli bakın. İçini açtığınızda eski bir yağ kokusu alıyorsanız, bu cevizin taze olmadığının göstergesidir. Cevizin kuru olmasına, nemli olmamasına özen gösterin. Paketli ceviz alıyorsanız da paketin açık olmadığına, üretim ve son kullanma tarihlerinin olduğuna bakın.

Ceviz Hangi Koşullarda Saklanmalıdır?

Cevizin kabuğunu kırmadan serin, karanlık, kuru yerde ve ağzı hava almayacak kapalı bir kapta saklamanız ömrünü uzatır. 4-5 santigrat derece buzdolabında ya da 0 santigrat derecenin altında buzlukta 1 yıl saklanabilirler. Oda sıcaklığında saklamak istiyorsanız, 48 saat boyunca -18 derecede öncelikle dondurursanız mikroorganizmaların ölmesi sağlanabilir. Uzun süre sıcağa maruz kalan ceviz sertleşebilir. Bu da cevizin acı bir tada sahip olmasına neden olur. Ayrıca ceviz kokuyu kolay çeken bir gıdadır. Bu nedenle kokulu yiyeceklerle birlikte aynı yerde tutulmaması önerilir. Fazla buruşuk görünümlü ise ceviz bozulmuş demektir.

Cevizde Bakteri Oluşur mu?

Yaş ceviz ağzı kapalı bir kapta tutulduğunda küflenme görülür. Bu da çeşitli mikroorganizmaların vücuda alınmasına neden olur. Bu nedenle taze ceviz hızlı tüketilmelidir. Kuru ceviz ise ağzı sıkı kapalı bir kapta tutulmalıdır. Yine ceviz doğru şekilde kurutulmadıysa küflenebilir. Bu nedenle cevizde bakteri oluşabilir.

Ceviz Nasıl Tüketilmelidir?

Cevizi tüketeceğiniz zaman kırmanız, daha taze yemenizi sağlar. Ayrıca üzerinde bakteri oluşması da bu sayede engellenmiş olur. Cevizi tek başına tüketebileceğiniz gibi salatalarınızla, humus gibi yiyeceklerde, sağlıklı yaptığınız ekmeklerinizle, pesto gibi soslarınızla, smoothie ve çorbalarınızla yiyebilirsiniz. Cevizi yağda kavurmak yerine çiğ ya da yağsız kavurarak tüketin. Geceden 2 cevizi bir bardak suya koyun ve sabah bu cevizleri yiyin. Islak cevizin sindirimi hem daha kolaydır hem de fitik asit azalacağından daha kolay emilir. Suda cevizin faydaları da normal ceviz gibidir.

Cevizin Suyu Yararlı mı?

Ceviz suyunun faydaları merak ediliyor. Ancak ceviz suyunun faydalı olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış değil. Uzmanlar ceviz suyu yerine cevizin kendisinin tüketilmesini uygun buluyor.

Cevizin Zararları

Cevizin faydaları olduğu kadar zararları da olabilir. Aşırı ceviz tüketimi, oksalat içeriği nedeniyle böbrek taşına neden olabilir. Ayrıca ceviz, alerjik bünyeler için de riskli olabilir. Kabuklu yemişlere alerjiniz varsa mutlaka ceviz yerken dikkatli olun. Kaşıntılı bir ağız, yutkunma güçlüğü cevize alerjinizin göstergeleri olabilir. Anafilaktik şok ile birlikte ölüme götürebilir.

Aşırı ceviz tüketimi ishale ve mide bulantısına sebep olabilir. Bu özellikle irritabl bağırsak sendromu (İBS) olarak kişilerde daha dikkatli olunması gereken bir konudur.

Çocuklar için boğaza kaçması nedeniyle bu tür besinleri tüketmek tehlikeli olabilir.

Yine ceviz yüksek kalorisi nedeniyle aşırı tüketildiğinde kilo alımına neden olabilir.


Kaynaklar

Wikipedia
memorial
acibadem

Resim Kaynak

Microsoft AI
[attachment=139663]

Badem ve Bademin Faydaları Nelerdir?

Badem (Prunus dulcis), gülgiller (Rosaceae) familyasının Prunoideae alt familyasından meyvesi yenebilen küçük bir ağaç türüdür. Badem bu ağacın meyvesidir.[kaynak belirtilmeli] Şeftali ile birlikte Prunus'un alt cinsi Amygdalusun içinde yer alır.

Prunus cinsinin diğer üyelerinin (örneğin erik ve kiraz) aksine meyve tatlı, etli dış çevreye sahip değildir. Bunun yerine derimsi bir örtü ile kaplıdır ve bunun içinde, sert bir kabuk ile kaplı, yenilebilir çekirdek kısmı bulunur. Bu kısım kuru yemiş olarak tüketilir.

Morfolojik özellikleri

Ağaç güneybatı Asya'ya özgüdür. Kültüre alınmış formu İngiliz adalarına kadar kuzeyde yetiştirilebilir. Küçük bir ağaçtır, 4–9 m uzunluğuna ulaşır. Mızraksı yapraklar yaklaşık 6–12 cm uzunluğunda olup kenarı dişlidir. Çiçekler genelde beyaz veya açık pembe, 5 taç yapraklı ve 3–5 cm çapındadır. Yapraklardan önce erken ilkbaharda açar.

Köken ve tarih

Bademin yabani formu Akdeniz bölgesi'nde Suriye, Lübnan, İsrail ve Ürdün'de yetişir. Bademler tarımsal olarak ilk kez burada yetiştirilmiş olmalıdır. Yetiştirilme ve kültüre alınmasından önce, yabani bademler yiyecek olarak toplanır ve büyük ihtimalle toksisitelerini kavurma benzeri yollarla arındırılırlardı. Kültürü alınmış bademler Yakın Doğu'da Erken Tunç Çağı'nda (ya da kısa bir süre daha öncesinde) ortaya çıkmıştırlar. Arkeolojik açıdan badem, Tutankhamon'un kabrinde (yaklaşık M.Ö 1325) bulunan meyvelerdendir.

Ekolojik istekleri ve üretim

Global badem üretimi yaklaşık 1,5 milyon tondur. Yunanistan, Çin, İran, İtalya, Fas, Portekiz, İspanya, Suriye, Türkiye ve ABD ana üreticilerindendir.

Sıcak, ılık iklim ister, kurağa çok dayanır. Nemli havadan, soğuk rüzgardan hoşlanmaz. İlkbaharda erken çiçek açtığı için, geç gelen kırağılarda çiçekleri donar, meyve yapamaz.

Badem daha çok aşıyla yetiştirilir. Bazı çeşitleri tohumla da ürer. Fidanlar 3-4 yaşında meyveye yatar. 40-50 yıl ömrü vardır. Olgunlaşan meyvelerin dış kabuğu kurur ve açılır. Kendiliğnden yere düşenler toplanır.

Badem çeşitleri

    Diş bademi: Yarı yumuşak kabukludur. Meyvesi iri; kabuğu delikli, kalınca yumuşak ve sarıdır. Dişle kolay kırılır. İçi yassı, geniş ve tatlıdır. Eylül'de olgunlaşır.
    Taş bademi: Meyvesi orta iri, kabuğu sarı ve serttir. Zor kırılır. İçi dolgun, tatlı ve dayanıklıdır. Ekimde olgunlaşır.
    Nurlu bademi: İlk olarak 80'li yıllardan sonra badem üretimiyle Datça yarımadasının uç bölgelerinde bulunmuştur. Kabuğu sert, meyvesi bilinen örneklerden daha iri ve tatlıdır. Ağustosta diğer cinslerine göre 15 gün geç olgunlaşır.
    Gababağ: Nurlu bademinden daha küçüktür ve görüntüsü şeftali çekirdeğini andırmaktadır. Ağustosta olgunlaşır.
    Acıpayam: Meyvesi daha küçük ve şeftali çekirdeği gibi acıdır. Genellikle badem yağı üretiminde kullanılır. Ağustosta olgunlaşır.
    Badem
    Çift çıkan bademler
    Şeytan payamı: Çok küçük olması ve meyvesi çıkarılırken kabuğunu kıran kişiyi çok uğraştırması sebebiyle bu ismi almıştır. Fındık büyüklüğündedir ve tatlıdır. Ağustosta olgunlaşır.

Kullanımı

Çağlası, meyve içi çerez olarak yenir; şekerlere, pastalara konur. Ayrıca ikisi arasında taze iç badem olarak da tüketilmektedir. Yağı sanayide kullanılır. Bademin bileşiminde %54 yağ, %16,9 nişasta vardır. Madensel tuz ve vitamince zengindir.
Bademin Besin Değeri Nedir?

Badem ağacının yenilenebilir tohumlarından üretilen badem, süt, yağ, un ve macun olarak tüketilebilir. Badem ezmesi de popüler olarak bilinen ve sevilen bir besindir. 28 gr yani bir porsiyon badem şu besin değerlerini içerir:

    Lif: 3.5 gr
    Protein: 6 gr
    Yağ: 14 gr
    E Vitamini: Önerilen günlük alım miktarının (RDI) %37'si
    Manganez: RDI'ın %32'si
    Magnezyum: RDI'nin %20'si
    Ayrıca bakır, B2 vitamini (riboflavin) ve fosfor içermektedir.

Mineralleri vücutta tutan, emilimlerini engelleyen bir madde olan fitik asit, bademde yüksek oranda bulunur. Fitik asit, antioksidan olarak bilinirken, bademde bulunan demir, çinko ve kalsiyum miktarını da azaltmaktadır.

Bademin Faydaları Nelerdir?

Badem, vitamin ve mineral bakımından yüksek, yeterli miktarda lif, magnezyum, kalsiyum, fosfor ve E vitamini açısından zengindir. Badem, kemik sağlığını destekler, kan şekerinin aniden yükselmesini engeller, kan basıncını ve kolesterol seviyelerini düşürür.

    LDL (kötü) kolesterol seviyelerini düşürür
    Kemik ve dış yapısını güçlendirir
    Kan şekerini kontrol etmeye yardımcıdır
    Kan basıncını düşürür
    Kalp hastalığı riskini azaltır
    Ciltte ince çizgiler ve kırışıklıklar oluşma riskini azaltır
    Kolon kanserine yakalanma riskini azaltan lif açısından zengindir
    Tokluk hissi verdiği için kilo vermeye yardımcıdır

Badem Tüketmek Neye İyi Gelir?

Badem kolesterolü düşürür

Badem yemek kırmızı kan hücrelerinde yer alan E vitamini seviyesini artırarak kolesterol riskini azaltmaktadır. E vitamini ve antioksidanlar aynı zamanda vücutta oksidatif hasarı önlemeye yardımcı olmaktadır. Badem, kalp sağlığına fayda sağlayan lipid ve yağ seviyelerini iyileştirmede etkilidir.
Badem kan şekeri kontrolüne yardımcı olabilir

Karbonhidrat bakımından düşük olan badem, sağlıklı yağ, protein ve lif bakımından zengindir. Bu yüzden badem, diyabetli hastalar için sağlıklı bir seçimdir. Diyabetli kişilerin vücudunda magnezyum eksikliği görülebilir. Badem de yüksek miktarda magnezyum içerdiğinden bu eksikliğin giderilmesinde ve kan şekeri düzeylerini düşürmede etkilidir.

Badem kilo vermeye yardımcı olur

Badem, içeriğindeki protein ve lif sayesinde iştahı azaltarak, uzun süre tok hissetmeye yardımcı olur. Bu da günlük olarak alınan kalori miktarını azaltmada etkilidir. Badem iştahı keserek, kiloyu dengelemeyi sağlar.

Badem Tüketmenin Riskleri Nelerdir?

Fıstığa karşı alerjisi olan kişilerin bademe de alerjisi olabilmektedir. Badem yedikten sonra kurdeşen, şişlik ve nefes almada zorluk görülüyorsa hemen uzman doktora başvurmak gerekebilir. Bu durum anafilaksi olarak bilinen durumu geliştirerek yaşamı tehdit etmektedir. Badem tüketmeden önce mutlaka alerjiniz olup olmadığını kontrol ettiriniz.

Çok fazla badem tüketilirse ne olur?

Bademi ölçülü tüketmek önemlidir. Fazla tüketmek sağlık sorunlarını da beraberinde getirebilir. Badem tüketmek, kilo almaya, sindirim problemlerinin ortaya çıkmasına, böbrek taşı oluşmasına yola açarak fındık alerjisini ortaya çıkarabilir.

Faydası

Tatlı badem tohumlarında az miktarda protein, demir ve kalsiyumla birlikte yüksek oranda yağ bulunur. Badem yağı cilde ve saçlara iyi gelir. Antioksidan ve e vitamini yönünden oldukça zengin olan badem bu özelliği ile yaşlılık etkilerinden ve pek çok hastalıktan koruyucudur. Özellikle de çocuklar için sağlık deposudur. Acı badem ağız yoluyla alındığında göğüs yumuşatıcı, öksürük kesici etkisi olmakla birlikte yüksek dozda alındığında zehirlenme etkisine sebep olacağı için çok dikkatli olunmalıdır.

Vitamin mineral için iyi bir kaynaktır: Yeterli miktarda karbonhidrat, doymamış yağ, lif, fosfor, kalsiyum, demir, potasyum, magnezyum, çinko, A, B, C ve E vitamini bulunur. Yarım çay bardağı badem günlük manganez ihtiyacının yüzde 45'ini, bakır ihtiyacının yüzde 20'sini karşılar.

Hastalıklardan korur: Yapılan çalışmalar gösteriyor ki badem tüketimi koroner kalp hastalıkları riskini azaltmaktadır. Badem, LDL (kötü huylu) kolesterolü düşürücü etkiye sahiptir. Diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar için çifte koruma sağlar. Araştırmalar, düzenli badem tüketenlerin total kolesterolde yüzde 4-12 oranında düşme olduğunu göstermiştir. Yarım çay bardağı badem 18 gram yağ içerir. Bunun 11 gramı kalp için faydalı olan doymamış yağlardan oluşmaktadır.

Bağışıklık sistemini güçlendirir: Badem iyi bir antioksidan olan, immün sistemi destekleyen E vitaminin ve manganezin iyi bir kaynağıdır. Badem ayrıca magnezyum, bakır, riboflavin (B2) ve fosforun da iyi kaynaklarındandır.

Kilo vermeye yardımcıdır: İçeriğinde bulunan yağlar kilo vermeyi kolaylaştırır ve tok tutar, ara öğünlerde 10-15 adet badem tüketilebilir. İspanya'da yapılan, Obesity dergisinde yayımlanan, 28 ay süren ve 8865 yetişkin erkek ve kadın üzerinde uygulanan bir çalışmada, haftada en az iki kez badem tüketen kişiler hiç tüketmeyenlere göre yüzde 31 daha fazla kilo kaybetmiştir.

Safra taşlarının oluşumunu önler: Nurses Health Study'de 20 yıl boyunca yaklaşık 80 bin kadının diyetleriyle ilgili toplanan verilerde, haftada 28 gram badem, fıstık veya fıstık ezmesi tüketmenin, safra taşlarının oluşma riskini yüzde 25 oranında azalttığı saptanmıştır.

Badem, sağlığa birçok fayda sunan değerli bir gıda kaynağıdır. İçerdiği sağlıklı yağlar, lif, protein ve antioksidanlar sayesinde kalp sağlığını destekler, kötü kolesterolü düşürebilir ve kalp hastalığı riskini azaltabilir. Aynı zamanda tokluk hissi sağlayarak kilo kontrolüne yardımcı olabilir. Bademler cilt sağlığını iyileştirebilir, saç dökülmesini azaltabilir ve diyabet riskini azaltabilir. Bu nedenle, bademlerin düzenli olarak tüketilmesi sağlığa pek çok olumlu katkı sağlayabilir. Bademin faydaları temel olarak alttaki şekilde sıralanabilir:

    Kalp Sağlığına Katkıda Bulunur: Bademler doymamış yağlar, lif ve antioksidanlar açısından zengindir. Bu bileşenler kötü kolesterolü düşürebilir ve kalp hastalığı riskini azaltabilir.
    Kilo Kontrolüne Yardımcı Olur: Bademler, tokluk hissi sağlama konusunda etkilidir. Yüksek lif ve sağlıklı yağ içeriği sayesinde atıştırmalar arasındaki açlığı azaltabilir.
    Cilt Sağlığını İyileştirir: E vitamini, antioksidanlar ve sağlıklı yağlar içeren bademler, cilt hücrelerini korur, nemlendirir ve yaşlanma belirtilerini azaltabilir.
    Saç Sağlığını Destekler: Bademler saç sağlığına katkıda bulunan çinko ve biyotin içerir. Saç dökülmesini azaltabilir ve saçların daha parlak ve güçlü olmasına yardımcı olabilir.
    Diyabet Riskini Azaltır: Bademler kan şekerini dengelemeye yardımcı olabilir. Karbonhidrat emilimini yavaşlatır ve insülin hassasiyetini artırabilir.

Badem Nasıl Tüketilmeli?

Bademi tüketmek için birçok farklı yol vardır. En basit ve sağlıklı seçeneklerden biri, çiğ bademleri kabuklarıyla birlikte doğrudan yemektir. Ayrıca, salatalarda, yoğurtla karıştırılarak veya farklı yemek tariflerinde kullanabilirsiniz. Badem sütü, badem unu veya badem ezmesi gibi badem bazlı ürünler de farklı tüketim seçenekleridir. Tüketim seçeneklerinden bazıları şu şekildedir:

    Çiğ Badem: Bademi doğal haliyle yemek en sağlıklı seçenektir. Tuz veya şeker eklenmemiş çiğ bademler ideal bir atıştırmalıktır.
    Badem Sütü: Badem sütü, süt alternatifi olarak kullanılabilir. Kahve, tahıl gevreği veya smoothie içinde tercih edilebilir.
    Badem Unu: Badem unu, un yerine alternatif olarak kullanılabilir. Gluten hassasiyeti olanlar için ideal bir seçenektir.
    Badem Ezmesi: Badem ezmesi ekmek üzerine sürülebilir veya smoothielerde kullanılabilir. Ekstra katkı maddelerini ve şekerleri içermeyen doğal badem ezmesi tercih edilmelidir.
    Yemeklere Eklenmesi: Bademler, salataların üstüne serpilip yemeklere lezzet katmak için kullanılabilir.

Günde Kaç Tane Badem Yemeliyiz?

Günlük badem tüketimi kişinin yaşına, cinsiyetine ve yaşam tarzına bağlı olarak değişebilir. Genel olarak, uzmanlar günlük olarak ortalama 30 gram (yaklaşık 23 adet) badem tüketiminin sağlıklı bir seçenek olduğunu önerirler. Bademler, sağlıklı yağlar, lif, protein ve vitaminler açısından zengin olduğundan, dengeli bir diyetin bir parçası olarak düzenli olarak tüketilmesi faydalı olabilir.

Çiğ Badem Neye İyi Gelir?

Çiğ badem, bir dizi sağlık yararı sunar. İçerdiği yüksek lif, sindirim sağlığını desteklerken, sağlıklı yağlar ve protein açısından zengin olması uzun süre tok hissetmenizi sağlar. Ayrıca, çiğ badem içindeki E vitamini ve antioksidanlar, hücresel hasarı azaltabilir ve kalp sağlığını iyileştirebilir. Aynı zamanda cilt sağlığını destekler ve kilo kontrolüne yardımcı olabilir.
Acı Badem Faydaları Nelerdir?
Acı badem, tipik olarak tatlı bademden farklı özelliklere sahip olsa da bazı faydalar sunabilir. Acı bademler, B17 vitamini veya amigdalin içerebilir ve bu madde kanserle mücadelede kullanıldığı iddia edilmiştir. Ancak, bu iddia bilimsel olarak doğrulanmamıştır ve amigdalin içeren acı bademler tüketilirken dikkat edilmesi gereken potansiyel zehirli maddeler içerebilirler. Bu nedenle, acı bademlerin tüketimi konusunda dikkatli olunmalı ve uzman tavsiyesi alınmalıdır. Ayrıca, tatlı bademlerin sağlık yararları konusunda daha fazla bilimsel destek bulunmaktadır ve genellikle daha güvenli bir seçenek olarak tercih edilirler.
Bademin Beyne Faydaları Nelerdir?
Badem, içerdiği E vitamini, folik asit ve omega-3 yağ asitleri sayesinde beyin sağlığı için faydalıdır. Bu besin maddeleri, hafıza fonksiyonunu destekleyebilir ve bilişsel gerilemeyi yavaşlatabilir. Ayrıca, bademler içerdikleri antioksidanlar ile beyin hücrelerini koruyabilir ve yaşlanma sürecine bağlı beyin hastalıklarının riskini azaltabilir.

Çiğ Bademin Faydaları Nelerdir?

Çiğ bademlerin sağlık açısından birçok faydası bulunur. İçerdikleri sağlıklı yağlar, kolesterol seviyelerini düzeltebilir ve kalp hastalığı riskini azaltabilir. Ayrıca, lif içeriği sindirim sistemini destekler ve kan şekerini dengelemeye yardımcı olabilir. İçerdikleri E vitamini ve antioksidanlar ise cilt sağlığını iyileştirebilir ve yaşlanma etkilerini azaltabilir.

Badem Tok Tutar mı?

Evet, bademler tokluk hissi sağlama konusunda oldukça etkilidir. Bademler yüksek lif ve sağlıklı yağ içeriği ile midenin daha uzun süre dolu hissetmesini sağlar. Bu, aşırı yeme eğilimini azaltabilir ve kilo kontrolüne yardımcı olabilir. Ancak, porsiyon kontrolüne dikkat etmek önemlidir çünkü bademler enerji yoğun bir gıdadır.
Bademin İçerisinde Hangi Vitaminler Bulunur?
Bademler A vitamini, B vitamini (özellikle B2 ve B3), E vitamini, folik asit ve mineraller (magnezyum, fosfor, çinko) gibi bir dizi önemli besin maddesini içerir. Bu vitaminler ve mineraller, vücut için gerekli olan birçok işlevi destekler, özellikle kemik sağlığı, enerji üretimi ve cilt bakımı açısından önemlidir.
Bademin Besin Değeri
100 gram çiğ badem yaklaşık olarak 576 kalori, 21 gram protein, 49 gram yağ (çoğunluğu sağlıklı yağlar), 12 gram karbonhidrat ve 7 gram lif içerir. Ayrıca, bademler E vitamini, magnezyum, fosfor, ve kalsiyum gibi önemli vitamin ve mineralleri de içerir. Bu nedenle bademler, dengeli bir diyetin önemli bir parçası olabilir ve birçok besin maddesini sağlayabilir.
Bademin Faydaları Hakkında Sık Sorulan Sorular
Badem Kilo Vermemi Destekler Mi?
Badem, sağlıklı yağlar, lif ve protein bakımından zengin bir atıştırmalıktır. Bu özellikler, tokluk hissini artırabilir ve atıştırmalar arasındaki açlığı önleyebilir, bu da kilo kontrolüne yardımcı olabilir. Ancak, porsiyon kontrolü önemlidir, çünkü bademler yüksek kalori içerebilir.

Badem Kalp Sağlığına Nasıl Katkıda Bulunur?

Bademler, doymamış yağlar ve antioksidanlar bakımından zengin olduğu için kalp sağlığına katkıda bulunabilir. Bu bileşenler, kötü kolesterolü düşürebilir ve kalp hastalığı riskini azaltabilir. Düzenli olarak badem tüketmek, kalp sağlığını destekleyebilir.
Çiğ Badem Mi Yoksa Kavrulmuş Badem Mi Daha Sağlıklıdır?
Çiğ bademler, vitamin ve mineral kaybı olmadan taze haliyle tüketildiğinden genellikle daha sağlıklı kabul edilir. Ancak kavrulmuş bademler lezzet açısından tercih edilebilir ve besin değeri açısından çok farklı değildir. Önemli olan eklenen tuz veya şeker miktarına dikkat etmektir.

Badem Cilt Sağlığına Nasıl Fayda Sağlar?

Bademler E vitamini, antioksidanlar ve sağlıklı yağlar içerir. Bu bileşenler, cilt hücrelerini korur, nemlendirir ve yaşlanma belirtilerini azaltabilir. Badem yağı ayrıca cilde doğrudan uygulandığında cilt sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir.
Badem Alerjisi Yaygın Bir Sorun Mudur?
Badem alerjisi yaygın bir gıda alerjisi türüdür. Bazı insanlar bademlere karşı alerjik tepkiler gösterebilir, bu nedenle bademlerle dikkatli olunması önemlidir. Alerji belirtileri cilt döküntüsünden mide rahatsızlıklarına kadar değişebilir ve ciddi durumlarda hayatı tehdit edebilir. Bademler veya badem içeren ürünler tüketmeden önce alerji durumu kontrol edilmelidir.

Badem  ve Agacinin Zararlıları

    Badem iç kurdu (Eurytoma amygdali)
    Badem göz kurdu (Anthonomus amygdali)
    Dut kabuklu biti (Pseudaulacaspis pentagona)
    Şeftali virgül kabuklu biti (Mercetaspis halli)
    Küçük tomurcuk güvesi (Recurvaria nanella)
    Harnup güvesi (Ectomyelois ceratoniae)
    Şeftali güvesi (Anarsia lineatella)
    Yüzük kelebeği (Malacosoma neustria)
    Badem yazıcı böceği (Scolytus amygdali)


Kaynaklar

Wikipedia
memorial
livhospital

Resim Kaynak

Microsoft AI
Kıyametin alâmetleri ile ilgili ayetler

فَمَا اسْطَاعُٓوا اَنْ يَظْهَرُوهُ وَمَا اسْتَطَاعُوا لَهُ نَقْبًا

Artık Ye’cûc ve Me’cûc ne seddi aşabildiler, ne de onda bir delik açabildiler.

Kehf / 97. Ayet

قَالَ هٰذَا رَحْمَةٌ مِنْ رَبّ۪يۚ فَاِذَا جَٓاءَ وَعْدُ رَبّ۪ي جَعَلَهُ دَكَّٓاءَۚ وَكَانَ وَعْدُ رَبّ۪ي حَقًّاۜ

Zülkarneyn: “Bu set, Rabbimin kullarına bir rahmetidir. Fakat Rabbimin belirlediği vakit gelince onu yerle bir edecektir. Çünkü Rabbimin va‘di haktır ve mutlaka gerçekleşecektir” dedi.

Enbiyâ / 96. Ayet

وَاقْتَرَبَ الْوَعْدُ الْحَقُّ فَاِذَا هِيَ شَاخِصَةٌ اَبْصَارُ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ يَا وَيْلَنَا قَدْ كُنَّا ف۪ي غَفْلَةٍ مِنْ هٰذَا بَلْ كُنَّا ظَالِم۪ينَ

Artık gerçekleşeceği kesin olan kıyâmetin de vakti gelip çatmıştır. İşte o zaman, hayatları boyu küfürde ısrar etmiş olanların gözleri dehşetten donup kalacak: “Yazıklar olsun bize! Doğrusu biz bu ânı hiç hesaba katmıyor, sanki o hiç gelmeyecekmiş gibi tam bir umursamazlık içinde davranıyorduk. Meğer biz ne yanlışlık yapmış, kendimize yazık etmişiz!” diye feryat edecekler.

Enbiyâ / 97. Ayet


وَاِذَا وَقَعَ الْقَوْلُ عَلَيْهِمْ اَخْرَجْنَا لَهُمْ دَٓابَّةً مِنَ الْاَرْضِ تُكَلِّمُهُمْۙ اَنَّ النَّاسَ كَانُوا بِاٰيَاتِنَا لَا يُوقِنُونَ۟

Kıyâmet yaklaşıp onlara verilen azap sözü başlarına geldiği zaman yerden bir canlı çıkarırız. O da, insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını kendilerine söyler.

Neml / 82. Ayet

فَلَمَّا قَضَيْنَا عَلَيْهِ الْمَوْتَ مَا دَلَّهُمْ عَلٰى مَوْتِه۪ٓ اِلَّا دَٓابَّةُ الْاَرْضِ تَأْكُلُ مِنْسَاَتَهُۚ فَلَمَّا خَرَّ تَبَيَّنَتِ الْجِنُّ اَنْ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ الْغَيْبَ مَا لَبِثُوا فِي الْعَذَابِ الْمُه۪ينِ

Süleyman’ın ölümünü takdir edip canını aldığımızda, son derece ağır işlerde çalışan cinler, onun öldüğünü ancak üzerine dayandığı değneğini kemiren bir ağaç kurdu sayesinde fark edebildiler. Değnek kırılıp Süleyman yere yıkılınca anlaşıldı ki, eğer cinler gerçekten duyularının ötesinde olup bitenleri bilmiş olsalardı, Süleyman öldüğü halde, kendilerini böyle zelil ve perişan eden ağır işleri yapmaya devam etmezlerdi.

Sebe' / 14. Ayet

فَاسْتَمْسِكْ بِالَّذ۪ٓي اُو۫حِيَ اِلَيْكَۚ اِنَّكَ عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ

O halde sana vahyolunan Kur’an’a sımsıkı sarıl! Çünkü sen gerçekten dosdoğru bir yoldasın.

Zuhruf / 43. Ayet

فَهَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّا السَّاعَةَ اَنْ تَأْتِيَهُمْ بَغْتَةًۚ فَقَدْ جَٓاءَ اَشْرَاطُهَاۚ فَاَنّٰى لَهُمْ اِذَا جَٓاءَتْهُمْ ذِكْرٰيهُمْ

O kâfirler, yoksa kıyâmetin ansızın başlarına kopmasını mı bekliyorlar? Onun alâmetleri şimdiden ortaya çıkmıştır bile. Fakat kıyâmet koptuktan sonra, kendilerine yapılan uyarıyı hatırlayıp eyvâh demeleri neye yarar ki!

Muhammed / 18. Ayet

لَٓا اُقْسِمُ بِيَوْمِ الْقِيٰمَةِۙ

Yemin ederim o kıyâmet gününe.

Kıyamet / 1. Ayet

يَسْـَٔلُ اَيَّانَ يَوْمُ الْقِيٰمَةِۜ

Alay ederek: “Ne zamanmış o kıyâmet günü?” diye sorar.

Kıyamet / 6. Ayet


يَوْمَ تَرْجُفُ الرَّاجِفَةُۙ

O gün bir sarsıntı dünyayı şiddetle sarsar her şeyi yıkar.

Nâziât Sûresi 6

تَتْبَعُهَا الرَّادِفَةُۜ

Onu arkadan gelip insanları kabirlerinden kaldıran ikinci sarsıntı izler.

Nâziât Sûresi 7

قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌۙ

İşte o gün yürekler korku ile titrer.

Nâziât Sûresi 8

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

إِذَا ٱلشَّمْسُ كُوِّرَتْ وَإِذَا ٱلنُّجُومُ ٱنكَدَرَتْ وَإِذَا ٱلْجِبَالُ سُيِّرَتْ وَإِذَا ٱلْعِشَارُ عُطِّلَتْ وَإِذَا ٱلْوُحُوشُ حُشِرَتْ وَإِذَا ٱلْبِحَارُ سُجِّرَتْ وَإِذَا ٱلنُّفُوسُ زُوِّجَتْ وَإِذَا ٱلْمَوْءُۥدَةُ سُئِلَتْ بِأَىِّ ذَنۢبٍ قُتِلَتْ وَإِذَا ٱلصُّحُفُ نُشِرَتْ وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ كُشِطَتْ وَإِذَا ٱلْجَحِيمُ سُعِّرَتْ وَإِذَا ٱلْجَنَّةُ أُزْلِفَتْ عَلِمَتْ نَفْسٌ مَّآ أَحْضَرَتْ

Güneş, dürüldüğü zaman, Yıldızlar, bulanıp söndüğü zaman, Dağlar, yürütüldüğü zaman, Gebe develer salıverildiği zaman. Yaban hayatı yaşayan (irili ufaklı) tüm canlılar toplandığı zaman, Denizler kaynatıldığı zaman, Ruhlar (bedenlerle) eşleştirildiği zaman. (8-9) Diri diri gömülen kız çocuğunun, hangi günahtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman, Amel defterleri açıldığı zaman, Gökyüzü (yerinden) sıyrılıp koparıldığı zaman, Cehennem alevlendirildiği zaman, Cennet yaklaştırıldığı zaman,Herkes önceden hazırlayıp getirdiği şeyleri bilecektir.

Tekvir suresi 1 ile 14. ayetler

Bakara Suresi, 85. ayet:

Sonra (yine) siz, birbirinizi öldürüyor, bir bölümünüzü yurtlarından sürüp-çıkarıyor ve günah ve düşmanlıkla aleyhlerinde ittifaklar kuruyor ve size esir olarak geldiklerinde onlarla fidyeleşiyordunuz. Oysa onları çıkarmanız, size haram kılınmıştı. Yoksa siz, kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü inkar mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların dünya hayatındaki cezası aşağılık olmaktan başka değildir; kıyamet gününde de azabın en şiddetli olanına uğratılacaklardır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.

Bakara Suresi, 113. ayet:

Yahudiler dediler ki: "Hıristiyanlar bir şey (herhangi bir temel) üzere değillerdir"; Hıristiyanlar da: "Yahudiler bir şey üzere değillerdir" dediler. Oysa onlar, Kitabı okuyorlar. Bilmeyenler (bilgisizler) de, onların söylediklerinin benzerini söylemişlerdi. Artık Allah, kıyamet günü anlaşmazlığa düştükleri şeyde aralarında hüküm verecektir.

Bakara Suresi, 174. ayet:

Allah'ın indirdiği Kitap'tan bir şeyi göz ardı edip saklayanlar ve onunla değeri az (bir şeyi) satın alanlar; onların yedikleri, karınlarında ateşten başkası değildir. Allah kıyamet günü onlarla konuşmaz ve onları arındırmaz. Ve onlar için acı bir azap vardır.

Bakara Suresi, 212. ayet:

İnkar edenlere dünya hayatı çekici kılındı (süslendi). Onlar, iman edenlerden kimileriyle alay ederler. Oysa korkup sakınanlar, kıyamet günü onların üstündedir. Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.

Al-i İmran Suresi, 55. ayet:

Hani Allah, İsa'ya demişti ki: "Ey İsa, doğrusu senin hayatına Ben son vereceğim, seni Kendime yükselteceğim, seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim. Sonra dönüşünüz yalnızca Banadır, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda Ben hükmedeceğim."

Al-i İmran Suresi, 77. ayet:

Allah'ın ahdini ve yeminlerini az bir değere karşılık satanlar... İşte onlar; onlar için ahirette hiçbir pay yoktur, kıyamet gününde Allah onlarla konuşmaz, onları gözetmez ve onları arındırmaz. Ve onlar için acı bir azap vardır.

Al-i İmran Suresi, 161. ayet:

Hiçbir peygambere, emanete ihanet yaraşmaz. Kim ihanet ederse, kıyamet günü ihanet ettiğiyle gelir. Sonra her nefis ne kazandıysa, (ona) eksiksiz olarak ödenir. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.

Al-i İmran Suresi, 180. ayet:

Allah'ın, bol ihsanından kendilerine verdiği şeylerde cimrilik edenler, bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır; bu, onlar için şerdir; kıyamet günü, cimrilik ettikleriyle tasmalandırılacaklardır. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır.

Al-i İmran Suresi, 185. ayet:

Her nefis ölümü tadıcıdır. Kıyamet günü elbette ecirleriniz eksiksizce ödenecektir. Kim ateşten uzaklaştırılır ve cennete sokulursa, artık o gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir.

Al-i İmran Suresi, 194. ayet:

"Rabbimiz, elçilerine va'dettiklerini bize ver, kıyamet gününde de bizi 'hor ve aşağılık' kılma. Şüphesiz Sen, va'dine muhalefet etmeyensin."

Nisa Suresi, 87. ayet:

Allah; O'ndan başka İlah yoktur. Kendisinde hiçbir şüphe olmayan kıyamet gününde sizleri muhakkak toplayacaktır. Allah'tan daha doğru sözlü kimdir?

Nisa Suresi, 109. ayet:

İşte siz böylesiniz; dünya hayatında onlardan yana mücadele ettiniz. Peki kıyamet günü onlardan yana Allah'a mücadele edecek kimdir? Ya da onlara vekil olacak kimdir?

Nisa Suresi, 141. ayet:

Onlar sizi gözetleyip-duruyorlar. Size Allah'tan bir fetih (zafer ve ganimet) gelirse: "Sizinle birlikte değil miydik?" derler. Ama kafirlere bir pay düşerse: "Size üstünlük sağlamadık mı, mü'minlerden size (gelecek tehlikeleri) önlemedik mi?" derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmedecektir. Allah, kafirlere mü'minlerin aleyhinde kesinlikle yol vermez.

Nisa Suresi, 159. ayet:

Andolsun, Kitap Ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahid olacaktır.

Maide Suresi, 14. ayet:

Ve: "Biz Hıristiyanlarız" diyenlerden kesin söz (misak) almıştık. Sonunda onlar kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuttular. Böylece Biz de, kıyamete kadar aralarında kin ve düşmanlık saldık. Allah, yapageldikleri şeyi onlara haber verecektir.

Maide Suresi, 36. ayet:

Gerçek şu ki, inkar edenler, yeryüzünde olanların tümü ve bununla birlikte bir katı daha onların olsa, bununla da kıyamet gününün azabından (kurtulmak için) fidye vermeye kalkışsalar, yine onlardan kabul edilmez. Onlar için acı bir azap vardır.

Maide Suresi, 64. ayet:

Yahudiler: "Allah'ın eli sıkıdır" dediler. Onların elleri bağlandı ve söylediklerinden dolayı lanetlendiler. Hayır; O'nun iki eli açıktır, nasıl dilerse infak eder. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun taşkınlıklarını ve inkarlarını artıracaktır. Biz de onların arasına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kin salıverdik. Onlar ne zaman savaş amacıyla bir ateş alevlendirdilerse Allah onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuğa çalışırlar. Allah ise bozguncuları sevmez.

En'am Suresi, 12. ayet:

De ki: "Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" De ki: "Allah'ındır." O, rahmeti Kendi üzerine yazdı. Sizi kendisinde şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. Nefislerini hüsrana uğratanlar, işte onlar inanmayanlardır.

Araf Suresi, 32. ayet:

De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kılmıştır?" De ki: "Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir, kıyamet günü ise yalnızca onlarındır." Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız.

Araf Suresi, 167. ayet:

İşte o zaman Rabbin, onlara en kötü azabı yapacak kimse(leri) kıyamet gününe kadar üzerlerine mutlaka göndereceğini bildirdi. Şüphesiz, Rabbin (ceza ile) sonuçlandırması pek çabuk olandır ve gerçekten O, bağışlayandır, esirgeyendir.

Araf Suresi, 172. ayet:

Hani Rabbin, Ademoğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şahidler kılmıştı: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" (demişti de) Onlar: "Evet (Rabbimiz'sin), şahid olduk" demişlerdi. (Bu,) Kıyamet günü: "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.

Yunus Suresi, 60. ayet:

Allah hakkında yalan uydurup iftira edenlerin kıyamet günü zanları nedir? Şüphesiz Allah, insanlara karşı büyük ihsan (Fazl) sahibidir, ancak onların çoğu şükretmezler.

Hud Suresi, 60. ayet:

Ve bu dünyada da, kıyamet gününde de lanete tabi tutuldular. Haberiniz olsun; gerçekten Ad (halkı), Rablerine (karşı) inkar ettiler. Haberiniz olsun; Hud kavmi Ad'a (Allah'ın rahmetinden) uzaklık (verildi).

Hud Suresi, 98. ayet:

O, kıyamet günü kavminin önderliğine geçer, böylece onları ateşe götürmüş olur. Sonunda vardıkları yer, ne kötü bir yerdir..

Hud Suresi, 99. ayet:

Onlar, burda da, kıyamet gününde de lanete tabi tutuldular. (Bu) Verilen bağış, ne kötü bir bağıştır.

Yusuf Suresi, 107. ayet:

Şimdi bunlar, kendilerine Allah'ın azabından kapsamlı bir bürümenin gelivermesinden veya onların hiç haberleri yokken kıyametin onlara apansız gelmesinden kendilerini güvende mi buldular?

Nahl Suresi, 25. ayet:

Kıyamet gününde kendi günahlarının tümünü ve bilgisizce saptırdıklarının günahlarının bir kısmını yüklenmeleri için. Bak, ne kötü yük yükleniyorlar.

Nahl Suresi, 27. ayet:

Sonra (Allah) kıyamet günü onları aşağılık kılacak ve diyecek ki: "Haklarında (mü'minlere karşı) düşman kesildiğiniz ortaklarım hani nerede?" Kendilerine ilim verilenler, dediler ki: "Bugün, gerçekten aşağılanma ve kötülük kafirlerin üstünedir."

Nahl Suresi, 124. ayet:

Cumartesi, ancak onda ihtilafa düşenlere (farz) kılındı. Şüphesiz Rabbin, onların ihtilaf ettikleri şeyler hakkında kıyamet günü aralarında hükmedecektir.

İsra Suresi, 13. ayet:

Biz, her insanın kuşunu (işlediklerini, yaptıklarını) kendi boynuna doladık, kıyamet gününde onun için açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız.

İsra Suresi, 58. ayet:

Hiçbir ülke (veya şehir) olmasın ki, kıyamet gününden önce Biz onu (ya) bir yıkıma uğratacağız veya onu şiddetli bir azapla azaplandıracağız; bu (muhakkak) o kitapta yazılıdır.

İsra Suresi, 62. ayet:

Demişti ki: "Şu bana karşı yücelttiğine bir bak; andolsun, eğer bana kıyamet gününe kadar süre tanırsan, onun soyunu -pek az dışında- kuşkusuz kendime bağlı kılacağım.

İsra Suresi, 97. ayet:

Allah, kimi hidayete erdirirse, işte o, hidayet bulmuştur, kimi saptırırsa onlar için O'nun dışında asla veliler bulamazsın. Kıyamet günü, Biz onları yüzükoyun körler, dilsizler ve sağırlar olarak haşrederiz. Onların barınma yerleri cehennemdir; ateşi sükun buldukça, çılgın alevini onlara arttırırız.

Kehf Suresi, 21. ayet:

Böylece, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve gerçekten kıyametin, kendisinde şüphe bulunmadığını bilmeleri için (şehir halkına ve sonraki insan kuşaklarına) onları buldurmuş olduk. (Onları görenler) Kendi aralarında durumlarını tartışıyorlardı, (bir kısmı) dedi ki: "Onların üstüne bir bina inşa edin, Rableri onları daha iyi bilir." Onların işine galip gelen (sözleri geçen)ler ise: "Üstlerine mutlaka bir mescid yapmalıyız" dediler.

Kehf Suresi, 36. ayet:

"Kıyamet-saatinin kopacağını da sanmıyorum. Buna rağmen Rabbime döndürülecek olursam, şüphesiz bundan daha hayırlı bir sonuç bulacağım."

Kehf Suresi, 105. ayet:

İşte onlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenlerdir. Artık onların yapıp-ettikleri boşa çıkmıştır, kıyamet gününde onlar için bir tartı tutmayacağız.

Meryem Suresi, 75. ayet:

De ki: "Kim sapıklık içindeyse, Rahman (olan Allah), ona süre tanıdıkça tanır; kendilerine va'dedileni -ya azabı veya kıyamet saatini- gördükleri zaman artık kimin yeri (makam, mevki) daha kötü, kimin askeri- gücü daha zayıfmış, öğreneceklerdir.

Meryem Suresi, 95. ayet:

Ve onların hepsi, kıyamet günü O'na, 'yapayalnız, tek başlarına' geleceklerdir.

Taha Suresi, 15. ayet:

"Şüphesiz, kıyamet-saati yaklaşarak gelmektedir. Herkesin harcadığı çabanın karşılığını alması için, onun (koşup haberini) neredeyse gizleyeceğim."

Taha Suresi, 100. ayet:

Kim bundan yüz çevirirse, şüphesiz kıyamet günü o, bir günah-yükü yüklenecektir.

Taha Suresi, 101. ayet:

O (yükün altı)nda ebedi olarak kalıcıdırlar. Bu, kıyamet günü onlar için ne kötü bir yüktür.

Taha Suresi, 124. ayet:

"Kim de Benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır ve Biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz."

Enbiya Suresi, 47. ayet:

Biz ise, kıyamet gününe ait duyarlı teraziler koyarız da artık, hiçbir nefis hiçbir şeyle haksızlığa uğramaz. Bir hardal tanesi bile olsa ona (teraziye) getiririz. Hesap görücüler olarak Biz yeteriz.

Enbiya Suresi, 49. ayet:

Onlar, Rablerine karşı gayb ile (O'nu görmedikleri halde) bir haşyet içindedirler ve onlar, kıyamet saatinden 'içleri titremekte olanlardır.'

Hac Suresi, 1. ayet:

Ey insanlar, Rabbinizden korkup-sakının, çünkü kıyamet saatinin sarsıntısı büyük bir şeydir.

Hac Suresi, 7. ayet:

Gerçek şu ki, kıyamet-saati yaklaşarak gelmektedir, onda şüphe yoktur. Gerçekten Allah kabirlerde olanları diriltecektir.

Hac Suresi, 9. ayet:

Allah'ın yolundan saptırmak amacıyla 'gururla salınıp-kasılarak' (bunu yapar); dünyada onun için aşağılanma vardır, kıyamet günü de yakıcı azabı ona taddıracağız.

Hac Suresi, 17. ayet:

Gerçekten iman edenler, Yahudiler, yıldıza tapanlar (Sabii) Hıristiyanlar, ateşe tapanlar (Mecusi) ve şirk koşanlar; şüphesiz Allah, kıyamet günü aralarını ayıracaktır. Doğrusu Allah, herşeyin üzerinde şahid olandır.

Hac Suresi, 55. ayet:

İnkar edenler ise, kıyamet-saati onlara apansız gelinceye veya kesintiye uğramış (akim, verimsiz) bir günün azabı onlara yetişinceye kadar ondan (Kur'an'dan) yana şüphe içinde sür-git kalacaklardır.

Hac Suresi, 69. ayet:

"Allah, kıyamet günü, kendisinde ihtilafa düştüğünüz şey hakkında aranızda hükmedecektir."

Mü'minun Suresi, 16. ayet:

Sonra siz gerçekten kıyamet günü diriltileceksiniz.

Furkan Suresi, 11. ayet:

Hayır, onlar kıyamet-saatini yalanladılar; Biz kıyamet saatini yalan sayanlara çılgınca yanan bir ateş hazırladık.

Furkan Suresi, 69. ayet:

Kıyamet günü, azap ona kat kat artırılır ve içinde aşağılanmış olarak temelli kalır.

Kasas Suresi, 41. ayet:

Biz, onları ateşe çağıran önderler kıldık; kıyamet günü yardım görmezler.

Kasas Suresi, 42. ayet:

Bu dünya hayatında onların arkasına lanet düşürdük; kıyamet gününde ise, onlar çirkinleştirilmiş olanlardır.

Kasas Suresi, 61. ayet:

Şimdi, kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz, dolayısıyla ona kavuşan kişi, dünya hayatının metaı ile metalandırdığımız sonra kıyamet günü (azaba uğramak için) hazır bulundurulan kişi gibi midir?

Kasas Suresi, 71. ayet:

De ki: "Gördünüz mü söyleyin; Allah, kıyamet gününe kadar geceyi sizin üzerinizde kesintisizce sürdürecek olsa, Allah'ın dışında size aydınlık verecek İlah kimdir? Yine de dinlemeyecek misiniz?"

Kasas Suresi, 72. ayet:

De ki: "Gördünüz mü söyleyin, Allah kıyamet gününe kadar gündüzü sizin üzerinizde kesintisizce sürdürecek olsa Allah'ın dışında size içinde dinleneceğiniz geceyi getirecek İlah kimdir? Yine de görmeyecek misiniz?

Ankebut Suresi, 13. ayet:

Şüphesiz onlar, hem kendi yüklerini, hem kendi yükleriyle birlikte başka yükleri de yüklenecekler ve kıyamet günü, düzüp uydurduklarına karşı sorguya çekileceklerdir.

Ankebut Suresi, 25. ayet:

(İbrahim) Dedi ki: "Siz gerçekten, Allah'ı bırakıp dünya hayatında aranızda bir sevgi-bağı olarak putları (ilahlar) edindiniz. Sonra kıyamet günü, kiminiz kiminizi inkar edip-tanımayacak ve kiminiz kiminize lanet edeceksiniz. Sizin barınma yeriniz ateştir ve hiçbir yardımcınız yoktur."

Rum Suresi, 12. ayet:

Kıyamet-saatinin kopacağı gün, suçlu-günahkarlar umutsuzca yıkılırlar.

Rum Suresi, 14. ayet:

Kıyamet-saatinin kopacağı gün, (mü'minlerle kafirler birbirlerinden) ayrılırlar.

Rum Suresi, 55. ayet:

Kıyamet-saatinin kopacağı gün, suçlu-günahkarlar, tek bir saatin dışında (dünya hayatı) yaşamadıklarına and içerler. İşte onlar böyle çevriliyorlardı.

Lokman Suresi, 34. ayet:

Kıyamet saatinin bilgisi, şüphesiz Allah'ın Katındadır. Yağmuru yağdırır; rahimlerde olanı bilir. Hiç kimse, yarın ne kazanacağını bilmez. Hiç kimse de, hangi yerde öleceğini bilmez. Hiç şüphesiz Allah bilendir, haberdardır.

Secde Suresi, 25. ayet:

Şüphesiz, senin Rabbin, ihtilafa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü aralarında 'hükmünü verip ayıracaktır'.

Ahzab Suresi, 63. ayet:

İnsanlar, sana kıyamet-saatini sorarlar; de ki: "Onun bilgisi yalnızca Allah'ın Katındadır." Ne bilirsin; belki kıyamet-saati pek yakın da olabilir.

Sebe Suresi, 3. ayet:

İnkar edenler, dediler ki: "Kıyamet-saati bize gelmez." De ki: "Hayır, gaybı bilen Rabbime andolsun, o muhakkak size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca hiçbir şey O'ndan uzak (saklı) kalmaz. Bundan daha küçük olanı da, daha büyük olanı da, istisnasız, mutlaka apaçık bir kitapta (yazılı)dır."

Fatır Suresi, 14. ayet:

Eğer onlara dua ederseniz, duanızı işitmezler, işitseler bile size cevap veremezler. Kıyamet gününde ise, sizin şirk koşmanızı tanımayacaklardır. (Bunu herşeyden) Haberi olan Allah gibi sana (hiç kimse) haber vermez.

Zümer Suresi, 15. ayet:

"Siz, O'nun dışında dilediklerinize ibadet edin." De ki: "Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem yakınlarını hüsrana uğratanlardır. Haberiniz olsun; bu apaçık olan hüsranın kendisidir."

Zümer Suresi, 24. ayet:

Kıyamet günü o kötü azaptan kendini yüzü ile kim koruyabilecek? Ve zalimlere "Kazandığınızı tadın" denmiştir.

Zümer Suresi, 31. ayet:

Sonra şüphesiz sizler, kıyamet günü Rabbinizin huzurunda davalaşacaksınız.

Zümer Suresi, 47. ayet:

Eğer yeryüzünde olanların tümü ve bununla birlikte bir katı daha zalimlerin olmuş olsaydı, kıyamet günü o kötü azaptan (kurtulmak amacıyla) gerçekten bunları fidye olarak verirlerdi. Oysa, onların hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah'tan kendileri için açığa çıkmıştır.

Zümer Suresi, 60. ayet:

Kıyamet günü, Allah'a karşı yalan söyleyenlerin yüzlerinin kapkara olduğunu görürsün. Büyüklenenler için cehennemde bir konaklama yeri mi yok?

Zümer Suresi, 67. ayet:

Onlar, Allah'ın kadrini hakkıyla takdir edemediler. Oysa kıyamet günü yer, bütünüyle O'nun avucu (kabzası)ndadır; gökler de sağ eliyle dürülüp-bükülmüştür. O, şirk koştuklarından münezzeh ve Yücedir.

Mü'min Suresi, 32. ayet:

"Ve ey kavmim, doğrusu ben sizin için o feryat (edeceğiniz kıyamet) gününden korkuyorum."

Mü'min Suresi, 46. ayet:

Ateş; sabah akşam, ona sunulurlar. Kıyamet-saatinin kopacağı gün: "Firavun çevresini, azabın en şiddetli olanına sokun" (denecek).

Mü'min Suresi, 59. ayet:

Şüphesiz kıyamet-saati, yaklaşarak gelmektedir; bunda hiçbir kuşku yok. Ancak insanların çoğu iman etmiyorlar.

Fussilet Suresi, 40. ayet:

Bizim ayetlerimiz konusunda çarpıtma yapanlar, Bize gizli kalmazlar. Öyleyse ateşin içine bırakılan mı daha hayırlıdır yoksa kıyamet günü güvenle gelen mi? Siz dilediğinizi yapın. Çünkü O yaptıklarınızı gerçekten görendir.

Fussilet Suresi, 47. ayet:

Kıyamet-saatinin ilmi O'na döndürülür. O'nun ilmi olmaksızın, hiçbir meyve tomurcuğundan çıkmaz, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz da. Onlara: "Benim ortaklarım nerede" diye sesleneceği gün, dediler ki: "Sana arzettik ki, bizden hiçbir şahid yok."

Fussilet Suresi, 50. ayet:

Oysa ona dokunan bir zarardan sonra tarafımızdan bir rahmet taddırsak, mutlaka: "Bu benim (hakkım)dır. Ve ben kıyamet-saatinin kopacağını da sanmıyorum; eğer Rabbime döndürülsem bile, muhakkak O'nun Katında benim için daha güzel olanı vardır." der. Ama andolsun Biz, o kafirlere yaptıklarını haber vereceğiz ve andolsun onlara, en kaba bir azaptan taddıracağız.

Şura Suresi, 17. ayet:

Ki Allah, hak olmak üzere kitabı ve mizanı indirdi. Ne bilirsin; belki kıyamet-saati pek yakındır.

Şura Suresi, 18. ayet:

Onda acele edenler, (gerçekte) ona inanmayanlardır. İman edenler ise, ona karşı bir korku içindedirler ve onun gerçekten hak olduğunu bilirler. Haberiniz olsun; kıyamet-saati konusunda tartışanlar, gerçekte uzak bir sapıklık içindedirler.

Şura Suresi, 45. ayet:

Onları görürsün; zilletten başları önlerine düşmüş bir halde, ona (ateşe) sunulurlarken göz ucuyla sezdirmeden bakarlar. İman edenler de: "Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendi nefislerini, hem yakın akraba (veya yandaş)larını da hüsrana uğratmışlardır" dediler. Haberiniz olsun; gerçekten zalimler, kalıcı bir azap içindedirler.

Zuhruf Suresi, 61. ayet:

Şüphesiz o, kıyamet-saati için bir ilimdir. Öyleyse ondan (kıyametten) yana hiçbir kuşkuya kapılmayın ve Bana uyun. Dosdoğru yol budur.

Zuhruf Suresi, 66. ayet:

Onlar, hiç şuurunda değilken kendilerine apansız geliverecek olan kıyamet-saatinden başkasını mı gözlüyorlar?

Zuhruf Suresi, 85. ayet:

Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların mülkü Kendisi'nin olan (Allah) ne Yücedir. Kıyamet-saatinin ilmi O'nun Katındadır ve O'na döndürüleceksiniz.

Casiye Suresi, 17. ayet:

Ve onlara bu emirden açık belgeler verdik. Fakat onlar, kendilerine ilim geldikten sonra, yalnızca aralarındaki 'hakka tecavüz ve azgınlıktan' dolayı ihtilafa düştüler. Şüphesiz Rabbin, hakkında ihtilafa düştükleri şeyde kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.

Casiye Suresi, 26. ayet:

De ki: "Allah sizi diriltiyor, sonra sizi öldürüyor, sonra kendisinde hiçbir kuşku olmayan kıyamet günü O sizi biraraya getirip-toplayacaktır. Ancak insanların çoğu bilmezler."

Casiye Suresi, 27. ayet:

Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Kıyamet-saatinin kopacağı gün, (işte) o gün, batılda olanlar hüsrana uğrayacaklardır.

Casiye Suresi, 32. ayet:

"Gerçekten Allah'ın va'di haktır, kıyamet-saatinde hiçbir kuşku yoktur" denildiği zaman, siz: "Kıyamet-saati de neymiş, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zan (ve tahmin)da bulunup zannediyoruz; biz, kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz" demiştiniz.

Ahkaf Suresi, 5. ayet:

Allah'ı bırakıp kıyamet gününe kadar kendisine icabet etmeyecek şeylere tapandan daha sapmış kimdir? Oysa onlar, bunların tapmalarından habersizdirler.

Muhammed Suresi, 18. ayet:

Artık onlar, kıyamet-saatinin kendilerine apansız gelmesinden başkasını mı gözlüyorlar? İşte onun işaretleri gelmiştir. Fakat kendilerine geldikten sonra öğüt alıp-düşünmeleri onlara neyi sağlar?

Vakıa Suresi, 1. ayet:

Vakıa (kesin bir gerçek olan kıyamet) vuku bulduğu zaman,

Mücadele Suresi, 7. ayet:

Allah'ın göklerde ve yerde olanların tümünü gerçekten bilmekte olduğunu görmüyor musun? (Kendi aralarında gizli toplantılar düzenleyip) Fısıldaşmakta olan üç kişiden dördüncüleri mutlaka O'dur; beşin altıncısı da mutlaka O'dur. Bundan az veya çok olsun, her nerede olsalar mutlaka O, kendileriyle beraberdir. Sonra yaptıklarını kıyamet günü kendilerine haber verecektir. Şüphesiz Allah, herşeyi bilendir.

Mümtehine Suresi, 3. ayet:

Ne yakın akrabalarınız, ne çocuklarınız kıyamet günü size bir yarar sağlayamaz. (Allah) Sizin aranızı ayıracaktır. Allah, yaptıklarınızı görendir.

Kalem Suresi, 39. ayet:

Yoksa sizin için üzerimizde kıyamete kadar sürüp gidecek bir yemin mi var ki siz ne hüküm verirseniz o, mutlaka sizin kalacak, diye.

Hakka Suresi, 15. ayet:

İşte o gün, vakıa (bir gerçek olan kıyamet) artık vukubulmuş (gerçekleşmiş)tur.

Kıyamet Suresi, 6. ayet:

"Kıyamet günü ne zamanmış" diye sorar.

Nazi'at Suresi, 42. ayet:

"O ne zaman demir atacak?" diye, sana kıyamet-saatini soruyorlar.

Gaşiye Suresi, 1. ayet:

(Her yanı yaygın olarak kuşatacak olan) Kıyametin haberi sana geldi mi?

(Ye’cuc, Me’cuc) ne onu aşmaya ne de onda bir delik açmaya güç yetirebildiler.(18/Kehf 97)

Dedi ki: “Bu, Rabbimin rahmetidir. Rabbimin vaadi gelince onu yerle bir eder. Rabbimin vaadi haktır.” (18/Kehf 98)

bk. 21/Enbiyâ, 96

Ye’cuc ve Me’cuc’un (seddi) açıldığında, her yerden akın ederler.(21/Enbiyâ 96)

Hak olan vaad/kıyamet yaklaşmıştır. (O, vuku bulduğunda) kâfirlerin gözleri yuvalarından fırlayacak ve (diyecekler ki:) “Eyvahlar olsun bize! Muhakkak ki biz, bundan gaflet içerisindeydik. (Hayır, öyle değil!) Bilakis, biz zalimler idik.”(21/Enbiyâ 97)

O söz/kıyamet başlarına gelip (zamanı yaklaşınca) onlara yerden kendileriyle konuşan bir Dabbe (olağanüstü bir canlı) çıkarırız. Onlara: “İnsanlar bizim ayetlerimize yakinen inanmıyorlardı.” (der)(27/Neml 82)

“Dabbe” kıyamet yaklaştığında yerden çıkarılacak ve insanlarla konuşacak olan bir canlıdır. Kıyametin yaklaştığının alametidir.

Onlar, kıyametin ansızın gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? İşte, onun alametleri gelmiştir. (Kıyamet) başlarına geldiğinde nasıl öğüt alacaklar ki?(47/Muhammed 18)
“Kıyamet ne zaman?” diye sorar.(75/Kıyâmet 6)
Göz kamaştığı zaman,(75/Kıyâmet 7)

Ay karardığı zaman,(75/Kıyâmet 8)
Güneş ve Ay bir araya toplandığı zaman.(75/Kıyâmet 9)

O gün insan: “Kaçış nereye?” der.(75/Kıyâmet 10)
İslam’ın Şartları - Mükellefin İşleri (Ef’âl-i Mükellefin)

İslam, Hz. Muhammed’in (sas.) Allah tarafından getirdiği kesin ola-
rak bilinen şeyleri kalp ile tasdik edip, bunlardan iş ve davranışla ilgili
olanları yapmaktır.

Yani İslam, dinin bütün hükümlerini kalbiyle inanarak kabul et-
      mek, bu inancını diliyle de ifade edip gereğini yapmaktır.
        İslam kelimesinin tarifinden de anlaşılacağı üzere, Müslümanlık
      sadece bir inanç sistemi değil, aynı zamanda inancın gereği olan dinî
      emirleri ve ibadet görevlerini yerine getirerek inandığını söz ve hare-
      ketleriyle göstermektir.

          A) İslam’ın Şartları
          Peygamberimiz şöyle buyuruyor:
“İslam beş temel üzerine kurulmuştur: Allah’tan başka hiçbir ilah
olmadığına, Muhammed’in (s.a.s.) Allah’ın peygamberi olduğuna şahitlik
etmek, namazı kılmak, zekâtı vermek, haccetmek ve Ramazan orucunu
tutmaktır.”6

Bu hadis-i şeriften aç kça anlaş ld ğ gibi İslam’ n şartlar beştir.
          Bunlar:
        1. Kelime-i Şahadet: Allah’tan başka kulluk edilecek ilah bulun-
      madığına, Hz. Muhammed’in Allah’ın peygamberi olduğuna şahitlik
      etmek. Yani bu anlamı taşıyan “Kelime-i Şahadet”i diliyle söylemektir.
          İslam’ın birinci şartı olan “Kelime-i Şahadet” şudur:

        “Eşhedü en lâ ilâhe illellah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû
      ve Resulüh.” Kelime-i Şahadet, kalpteki imanın dil ile ifadesidir.
        2. Namaz kılmak: Ergenlik çağına gelen ve akıllı olan her Müslüma-
      nın günde beş vakit namaz kılmasıdır.
        3. Zekât vermek: Zengin olan Müslümanların mal ve paralarının
      belirli bir miktarını her yıl fakirlere vermeleridir.
  4. Hacca gitmek: Yine gücü yetenlerin ömürlerinde bir defa hac
görevini yerine getirmeleridir.
  5. Ramazan orucunu tutmak: Ergenlik çağına gelen ve akıllı olan
Müslümanların her yıl Ramazan ayında oruç tutmalarıdır.
  İslam’ın diğer dört şartı olan namaz, oruç, zekât ve hac, bundan
sonraki bölümlerde ayrıntılı olarak anlatılacaktır.

  B) Mükellef
  Mükellef
    İslam dini, mükellef olan insanlardan bazı şeyleri yapmalarını, bazı
şeyleri yapmamalarını istemiş, bazı şeyleri de yapıp yapmamakta on-
ları serbest bırakmıştır.
  Böyle, dinin emrettiği şeyleri yapmak ve yasakladığı şeylerden sa-
kınmakla yükümlü olan, ergenlik çağına gelmiş akıllı insana mükellef
denir.
  İslam dini akla hitap eder. Bu sebeple, aklı olmayan deliler ile er-
genlik çağına gelmemiş çocuklar mükellef sayılmazlar.
  Görülüyor ki bir insanın dinî hükümlerle yükümlü olabilmesi için
kendisinde iki şartın bulunması gerekir: akıl, buluğ.
    Akıl: İnsanda mevcut olan bir kuvvettir. İnsan, onunla bilgi sahibi
olur, iyi ile kötüyü birbirinden ayırır ve eşyanın hakikatini onunla an-
lar. Akıl sahibi olan kimseye “Âkil” denir.
  Buluğ (Ergenlik)
  Çocukluk dönemini bitirip, ergenlik çağına gelmek demektir. Bu da
belirli bir yaşa gelerek birtakım vasıflara sahip bulunmakla olur. Böyle
belirli yaşa gelen veya belirli özelliklere sahip olan kimselere “bâliğ =
ergen” denir.
  Ergenlik yaşı her insanda aynı olmaz. Çocukların vücut yapılarına
ve iklim şartlarına göre değişir. İhtilam olması, evlendiğinde çocuk
yapması, erkeklerin ergenlik çağına geldiklerini gösteren belirtilerdir.
  Kendisinde kadınlara mahsus âdet hâlinin başlaması veya evlenince
gebe kalması da kızların ergenlik yaşına geldiklerinin işaretleridir.

  Ergenlik, erkek çocuklarda 12-15, kız çocuklarında 9-15 yaşları
arasında olur. 15 yaşını bitirdiği hâlde kendisinde ergenlik belirtileri
görülmeyen çocuklar —erkek olsun, kız olsun— ergenlik çağına gelmiş
sayılır ve dinin hükümleriyle yükümlü olurlar.

  C) Mükellefin İşleri (Ef’âl-i Mükellefin)
  Mükellef olan insanların işleri sekizdir. Bunlara “ef’âl-i mükelle-
fin” denir.
  1. Farz
  Dinen yapılması kesin delillerle emredilen şeye farz denir.
  Farzın hükmü: Yapan sevab kazanır, özürsüz olarak yapmayan aza-
bı hak eder. İnkâr eden ise (Allah korusun) dinden çıkmış olur.
  Farz, farz-ı ayn ve farz-ı kifaye olmak üzere, iki kısımdır.
  Farz-ı ayn: Her mükellefin yapması gereken farz demektir. Farz-ı
ayn, bazılarının yapmasıyla diğer mükelleflerden sakıt olmaz, yani yü-
kümlülük kalkmaz. Onu her mükellefin yapması gerekir. Namaz kıl-
mak, oruç tutmak gibi...
  Farz-ı kifaye: Bazı mükelleflerin yapmasıyla diğerlerinin yapması
gerekmeyen farz demektir, cenaze namazı gibi.
  Farz-ı kifayenin sevabı, yalnız onu yapanlara aittir. Farz-ı kifaye,
hiçbir mükellef tarafından yapılmayacak olursa, bütün mükellefler
günahkâr olur. Mesela, cenaze namazı, o yerde bulunan mükelleflere
ayrı ayrı değil, hepsine birden toplu olarak farzdır. Eğer mükellefler-
den bir kısmı cenaze namazını kılarsa diğerleri günahtan kurtulmuş
olur. Artık onların tekrar aynı kişinin cenaze namazını kılmaları gerek-
mez. Şayet mükelleflerden hiçbiri cenaze namazını kılmayacak olursa,
orada bulunanların hepsi günahkâr olur.
  2. Vacib
  Delil yönünden farz kadar kesin olmamakla beraber, yapılması istenen
şeydir. Vitir ve bayram namazlarını kılmak ve kurban kesmek gibi...
  Vacibin hükmü: Yapan sevab kazanır, özürsüz olarak yapmayana
azap gerekir. Ancak kesin delil ile sabit olmadığı için, farzda olduğu
gibi vacibi inkâr eden dinden çıkmış olmaz.
  3. Sünnet
  Peygamberimizin farz ve vacib olmayarak yaptıklarına ve yapılma-
sını tavsiye ettiklerine denir.
  Sünnet, “müekkede” ve “gayr-i müekkede” olmak üzere ikiye ayrılır:
  a) Sünnet-i Müekkede
  Peygamberimizin çoğu zaman yaptığı ve bazen de terk ettiği sünne-
te denir. Sabah, öğle ve akşam namazlarının sünnetleri gibi.
  b) Sünnet-i Gayr-i Müekkede
  Peygamberimizin ara sıra yaptıkları sünnete denir. İkindi namazı-
nın sünnetiyle yatsı namazının ilk sünneti gibi.
  Diğer taraftan sünnet, genel olarak ikiye ayrılır:
  a) İbadetle ilgili olanlara “sünnetü’l-hüda” denir. Ezan, ikamet ve
cemaatle namaz, bu tür sünnetlerdendir.
    b) İbadetle ilgili olmayıp âdet olarak yaptıklarına da “sünenü’z-
zevâid” adı verilir. Peygamberimizin giyim tarzı, oturup kalkması gibi
işleri âdet olan sünnetlerdendir. Bunları yapmayan kimse kınanmaz.
  Sünnetin hükmü, işleyen sevab kazanır. Sünneti kasten terk etmek,
azabı değilse de, azarlanma ve kınanmayı gerektirir.
    Sünnetin bir de kifaye kısmı vardır. Ramazan’ın son on gününde
itikâfa girmek, teravihi cemaatle kılmak gibi.
  4. Müstehab (Mendub)
  Peygamberimizin bazen yapıp bazen yapmadığı şeye müstehab de-
nir. Kuşluk namazı kılmak, Ramazan ayından sonra Şevval ayında altı
gün oruç tutmak gibi. Müstehab’a mendub da denir.
  Müstehabın hükmü: Yapan sevab kazanır, yapmayan sevabdan
mahrum olur.
  5. Mübah
  Mükellefin, yapıp yapmamakta serbest olduğu şeye denir. Helal
olan şeyleri yiyip içmek, oturmak, yürümek ve uyumak gibi.
  Mübahın hükmü: Yapan sevab kazanmaz, yapmayan da günah iş-
lemiş olmaz.
  6. Haram
  Dinen yapılmaması kesin delil ile emredilen şeye denir. İnsan öldür-
mek, hırsızlık yapmak, anaya babaya karşı gelmek ve içki içmek gibi.
  Haramın hükmü: Haram olan bir şeyi yapan günahkâr olur, haram-
dan kaçınan sevab kazanır. Haram olan bir şeyi helal sayan ise dinden
çıkar.
  7. Mekruh
    Delil yönünden haram kadar kesin olmamakla beraber, yapılmama-
sı istenen şeye denir.
  Mekruh, tahrimi ve tenzihi olmak üzere iki kısma ayrılır.
  a) Tahrimen Mekruh
  Harama yakın olan mekruhtur. Vacib olan bir işi yapmamak tahri-
men mekruhtur.
  b) Tenzihen Mekruh
  Helale yakın olan mekruhtur. Sünnet ve Müstehab olan şeyleri yap-
mamak Mekruhun bu kısmına girer. Tenzihen Mekruh olan bir şeyi
yapmak azabı gerektirmez, ancak yapılmaması daha iyi olur.
  8. Müfsid
  Başlanmış olan bir ibadeti bozan şeye denir. Namaz kılarken ko-
nuşmak, oruçlu iken bile bile yiyip içmek gibi.


---------------
DiPNOTLAR
--------------

6
          Buhârî, “İman”, 2; Müslim, “İman”, 19.

---------------

Kaynak

Diyanet islam ilmihali
Ahiret Ne Demektir?

İmanın altı şartından birisi de ahirete inanmaktır.

Allah’tan başka her şeyin bir sonu vardır. Dünyanın da bir gün sonu
gelecek, o da canlılar gibi bir gün yok olacaktır. Hiç ölmeyecek, baki
kalacak, yalnız Allah’tır.
    Dünyanın sonu gelince, Allah Teala İsrafil’e (as.) emredecek, o da
“Sûr”a üfürecektir. Bu üfürüşle yer yerinden oynayacak ve bütün can-
lılar ölecektir. Ancak Allah’ın istedikleri kalacak, onlar da daha sonra
öleceklerdir. İşte dünyanın sonu budur.
      Kur’an-ı Kerim’de kıyamet günü şöyle anlatılır:

“Ey insanlar, Rabbinizden korkun. Çünkü kıyamet gününün sarsıntısı
müthiş bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiğinden
vazgeçer. Her gebe kadın çocuğunu düşürür. İnsanları da sarhoş bir hâlde gö-
rürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir, fakat Allah’ın azabı çok şiddetlidir.”47
      b) Kıyamet Ne Zaman Kopacaktır?
  Kıyametin kopacağı muhakkak olmakla birlikte zamanını Allah’tan
başka kimse bilemez. Peygamberimiz de bu hususta bilgisi olmadığını
söylemiştir.
  Kesin olarak bilinen bir şey varsa o da, bir gün yer ve göklerin dü-
zeni bozulacak, güneş dürülüp sönecek, yıldızlar dağılıp dökülecek,
denizler kaynayıp birbirine karışacak, dağlar birbirine çarparak parça-
lanacak ve her şey altüst olup bütün âlem (evren) yıkılacaktır. Bunda
şüphe yoktur. Çünkü bunu Kur’an-ı Kerim bildirmiş, peygamberimiz
de haber vermiştir.
      c) Öldükten Sonra Dirilmek
  Kıyamet koptuktan sonra her şey yok olacak, Allah’tan başka hiç-
bir canlı kalmayacaktır. Evren bir süre böyle bomboş kaldıktan sonra
Allah, İsrafil’i (as.) yaratacak, ikinci kez “Sûr”a üfürmesini kendisine
emredecektir.
    İsrafil (as.) ikinci kez “Sûr”a üfürünce bütün yaratıklar yeniden di-
rilecek, kabirlerinden kalkıp mahşer yerinde toplanacaklardır. Buna,
“Öldükten sonra dirilme” denir. Hesap, sual, mizan, sırat, cennet ve
cehennem bundan sonradır.
  İşte bu yeniden diriliş ile başlayan ve sonsuza kadar devam edecek
olan zamana “Ahiret Günü” denir.
  Ahiret gününe iman etmek, bunlara inanmak demektir. Bunların
hepsi haktır, hepsi olacaktır.
  “Öldükten sonra dirileceğimizi aklımız almıyor” diyenler vardır.
Bunlar dünyaya nasıl geldiklerini düşünmemişlerdir. Hiç yokken bizi
yaratan Allah, öldükten sonra tekrar diriltmeye kadirdir. Kur’an-ı Ke-
rim, öldükten sonra diriltmenin, hiç yokken var etmeye nisbetle daha
kolay olduğunu bildirmektedir. Gerçi kolaylık ve zorluk bize göredir.

Allah için bunlar söz konusu değildir. O’nun bir şeye sadece “ol” de-
mesi yeterlidir, o, hemen oluverir.
        d) Ahirete İmanın Faydaları
  Öldükten sonra tekrar dirileceğine ve dünyada yaptıklarının hesabı-
nı bizzat Allah’a vereceğine inanan bir insan, Allah’ın emirlerini dinler,
yasaklarından sakınır. Peygamberimizi örnek alarak onun sünnetine
uyar, güzel ahlakıyla ahlaklanmaya özen gösterir. Ailesine, milletine ve
vatanına karşı tüm görevlerini yerine getirir. Akraba ve komşularına iyi
davranır. Hile ve haksızlıktan, başkalarını aldatmaktan sakınır. Elin-
den geldiğince herkese iyilik yapmaya çalışır.
  Hesap gününde değil yaptıklarından, içinde sakladıklarından da
sorguya çekileceğine inanan bir insan, davranışlarına dikkat edeceği
gibi, kalbini de her türlü kötü duygulardan arındırmaya çalışır.
        e) Ölüm, Kabir ve Kıyamet
    Ölüm: Her canlı bir gün ölecektir. Bu, Allah’ın emridir. Ancak hiç
kimse nerede ve ne zaman öleceğini bilemez. Yaşlandıktan sonra ölen-
lerimiz olduğu gibi, çok genç yaşta bu acıyı tadanlarımız da vardır.
  Ölmek, ruhun bedeni terk etmesi ve insanın bu dünyadan ahirete
göç etmesi demektir.
        Konu ile ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:

    “Her canlı ölümü tadacaktır. Şüphesiz kıyamet günü yaptıklarınızın kar-
şılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete
konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayatı ise aldatma meta-
ından başka bir şey değildir.”48
  Kabir: Ölen kimsenin konulduğu (defnedildiği) yer demektir.
Buna mezar da denir. Burası dünya hayatıyla ahiret hayatı arasında
bir geçiş yeridir.

  Kabirde sual haktır. Ölü, kabre konulduğunda kendisine iki melek
gelir. Bunlara, “Münker-Nekir” denir. Ölüye, “Rabbin kim? Peygambe-
rin kim? Dinin ne?” diye sorarlar.
  Mümin olan kimse bu sorulara, “Rabbim Allah, peygamberim Mu-
hammed (sas.), dinim İslam” cevabını verir. Melekler bu cevabı alınca
sevinir ve ölüyü kutlarlar. Artık kabir bu kimse için cennet bahçele-
rinden bir bahçe olur ve o, cennet hayatının tadını daha burada iken
tatmaya başlar.
  İnanmamış olan ise bu sorulara cevap veremez. Bu kimse için kabir,
cehennem çukurlarından bir çukur olur ve o, cehennem azabının acı-
sını burada tatmaya başlar. Nitekim Peygamberimiz bu konuda,


“Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe yahut cehennem çukurların-
dan bir çukurdur.”49 buyurmuştur.
  Sual için kabir şart değildir. Herhangi bir şekilde ölmüş ve kabre
konulamamış olanlara, mesela suda boğulmuş veya yanıp kül olmuş
olanlara da sorulur.
      Ancak, peygamberlere ve çocuk yaşta ölmüş olanlara sual yoktur.
    Mahşer: Öldükten sonra dirilen insanların toplanacağı yer de-
mektir. Kabirlerinden kalkacak olan insanların mahşer yerine gelme-
leri kolay olmayacaktır. Dünyadaki ibadet ve iyiliklerine göre bir kısmı
en süratli bir şekilde mahşer yerine gelirken, yaya olarak hatta yüz
üstü sürünerek gelecek olanlar da vardır.
  Mahşer yerinde toplanan insanların bir kısmı Arş’ın gölgesinde göl-
gelenecek, bir kısmı da günahları nisbetinde terlere boğulacaklardır.
  Kıyamet günü öyle bir gündür ki bugünün dehşetinden peygam-
berler bile Allah’a sığınmışlardır.
  Bugün herkese kendi derdi yetecek, yanı başında bulunacak en ya-
kını ile bile ilgilenme imkânı bulamayacaktır.

      Kur’an-ı Kerim’de bugünden şöyle söz edilmektedir:

“O gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocukla-
rından kaçar. O gün herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardır. O gün
birtakım yüzler parlak, güleç ve sevinçlidir. Yine o gün birtakım yüzleri
de keder bürümüş, hüzünden kapkara kesilmiştir. İşte bunlar, kâfirlerdir,
günahkârlardır.”50
  Kıyamet günü, ödül ve ceza günüdür. Allah’a inanıp O’nun buy-
ruklarına uyanlar ve yasaklarından sakınanlar, o gün Allah tarafından
ödüllendirilecek, inanmayanlar ise cezalandırılacaklardır. İnsanın
dünyada yaptığı en küçük iyilik karşılıksız bırakılmayacak, zerre ka-
dar kötülük de unutulmayacaktır.
      Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır:
    “Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı şer
işlemişse onu görür.”51
  O gün müminler sevinecek, kâfirler ise “Keşke toprak olaydık” di-
yeceklerdir.
      f) Amel Defteri
  Mahşer yerinde toplanan insanlara, dünyada yaptıkları iyilik ve iş-
ledikleri kötülüklerin yazılı olduğu amel defterleri dağıtılacaktır. Dün-
yada Kirâmen Kâtibîn meleklerinin yazıp hazırladıkları bu defterlerde
insan iyi veya kötü her ne yapmış ise hepsini bulacak ve “Vay hâlimize,
bu nasıl kitapmış, küçük büyük hiçbir şey bırakmaksızın (yaptıklarımızın)

hepsini sayıp dökmüş...”52 diyeceklerdir. Bu defterler, cennetlik olanla-
ra sağ taraflarından, cehennemliklere de sol taraflarından verilecek ve
“Kitabını oku, bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter.”53 deni-
lecektir.
      g) Hesap
  İnsanlar mahşer yerinde uzun süre kalacaklar, sabırsızlıkla ve heye-
canla hesabın başlamasını bekleyeceklerdir. Nihayet peygamberimizin
Allah’a yalvarmasıyla hesap başlayacaktır. Hiç kimsenin hakkı kaybol-
mayacak ve hiç kimseye de haksızlık yapılmayacaktır.
  Peygamberimiz, o gün “Kişi ömrünü ne yolda tükettiğinden, vü-
cudunu nerede yıprattığından, malını nerede kazanıp nereye harcadı-
ğından, bildiği ile ne amel ettiğinden sorguya çekilmedikçe yerinden
ayrılamayacağını”54 bildirmişlerdir.
  Mizan: Hesap görüldükten, alacaklılara hakları verildikten sonra
herkese dünyada yaptığı iyilik ve kötülüğü bildirilmek üzere mizan,
keyfiyeti Allah tarafından bilinen bir terazi kurulur. Burada kişinin
yaptığı iyilikler ve kötülükler tartılır. İyiliği ağır gelenler kurtulur, kö-
tülüğü ağır basanlar ise perişan olurlar. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de
şöyle buyrulmuştur:
                                                                                                                                                                َ ‫َادْ ر‬
  “O gün kimin tartıları ağır gelirse, işte o, hoşnut edici bir yaşayış içinde
olur. Tartıları hafif olana gelince işte onun anası (yeri yurdu) Hâviye’dir.
Nedir o Hâviye bilir misin? Kızgın ateş.”55
  Sırat: Sırat, cehennem üzerine kurulmuş kıldan ince ve kılıçtan
keskin bir köprüdür.
  Bu köprüden nasıl geçilecek? Evet, müminler köprüden geçerken
köprü onlara amelleri nisbetinde genişleyecek, rahat bir şekilde ge-
çeceklerdir. İnanmayanlar ise köprüden geçemeyecekler, cehenneme
düşeceklerdir.
  h) Cennet ve Cehennem
  Cennet, mükâfat yeridir. Allah Teala buraya kendisini tanıyan,
emirlerine uyup yasaklarından sakınanları koyacaktır. Cennete giren,
orada istediği her nimeti bulacaktır. Müminler, Allah’ın cemalini bura-
da görecekler ve temelli olarak cennette kalacaklardır.
  Cehennem ise azap yeridir. Allah Teala’yı tanımayanlar ve O’na
karşı gelenler, burada bitmek tükenmek bilmeyen bir şekilde azap
edileceklerdir. Müminlerden günahkâr olup affedilmeyenler de
günahları nisbetinde azap gördükten sonra cehennemden çıkıp
cennet’e gireceklerdir.
  Cennet ile cehennem hâlen mevcut olup yerleri konusunda kesin
bir bilgimiz bulunmamaktadır.
  ı) Allah’ın Rahmeti
  Rahmet, “esirgemek ve korumak” demektir. Allah Teala bütün ya-
ratıkları, özellikle insanları korur ve esirger. Çünkü O, “Rahman ve
Rahim”dir. Rahman’dır, dünyada tüm yaratıklara merhamet eder.
Rahim’dir, ahirette inananlara sonsuz rahmeti olacaktır. Cenab-ı
Hakk’ın bu iki sıfatı besmelede yer almakta ve birçok ayette geçmek-
tedir.
  Allah’ın rahmeti her şeyi kuşatmıştır, var oluşumuz ve sayamayacağı-
mız kadar nimetlere erişmiş olmamız, onun rahmetinin bir sonucudur.
  Allah’ın biz kullarına olan merhameti yanında anne şefkati bile
önemsiz kalır. Bir savaşta alınan esirler arasında emzikli bir kadın da
vardı. Ancak bu kadın çocuğunu yitirmişti. O, göğsünde biriken sütü
sağıyor, çocuklara veriyordu. Bu kadın esirler arasında çocuğunu bu-
lunca hemen onu alıp bağrına basmış ve derin bir şefkâtle emzirmeye
başlamıştı. Bunu gören peygamberimiz orada bulunanlara;
  —Şu kadın çocuğunu ateşe atar mı, diye sordu.
  —Hayır, gücü yettiği sürece atmaz, dediler. Peygamberimiz;
  —İşte Allah Teala, kullarına bu kadının çocuğuna olan şefkatinden
daha merhametlidir.56 buyurdu.
  Allah, dünyada olduğu gibi ahirette de mümin kullarına merhamet
edecektir. Ahiretteki rahmeti, dünyadaki merhametine nisbetle daha
çok olacaktır. Çünkü Allah Teala rahmetini yüze bölerek, birini yer-
yüzüne indirmiş, doksan dokuzunu ise yanında tutmuş, ahirete bırak-
mıştır. Bütün canlıların birbirlerine acımalarına, annelerin yavrularını
şefkatle bağırlarına basmalarına, bu bir rahmet sebep olmaktadır.
  Ahiret günü, Allah’ın mümin kullarına olan merhametini gören
inkârcılar bile ümitleneceklerdir.
      i) Kıyamet Gününde Peygamberimizin Şefaati
    Şefaat demek, günahkâr müminlerin bağışlanmaları, günahsız olan-
ların ise daha üstün dereceler almaları için peygamberlerin ve Allah’ın
sevgili kullarının Allah’a yalvarmaları demektir.
  Kıyamet günü Allah’ın izniyle bütün peygamberler şefaat edecek-
lerdir. Kıyamet günü mahşer yerinde insanlar çok bunalacaklar ve
kendilerine şefaatçi aramaya başlayacaklardır. Önce ilk insan ve ilk
peygamber Âdem aleyhi’s-selam’dan başlamak üzere bütün peygam-
berlere başvuracaklardır. Peygamberlerin hepsi de kendilerine henüz
izin verilmediğini söyleyerek şefaat edemeyeceklerini bildireceklerdir.
Nihayet halk son peygamber Muhammed’e (sas.) gidecek ve şefaat et-
mesini isteyeceklerdir. O, Allah’tan izin aldıktan sonra şefaat edecek,
hesap ancak bundan sonra başlayacaktır. Daha sonra da diğer peygam-
berler, Allah’ın sevgili kulları, şehitler, âlimler de şefaat edeceklerdir.
  Peygamberimiz, o gün, imanla ölmüş olan herkese şefaat edecektir.
Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur:

  “Kıyamet günü olduğunda ben şefaat ederim. ‘Ya Rabbi, gönlünde hardal
tanesi kadar imanı olanları cennet’e koy’ diye dua ederim, bunlar, cennet’e

girerler. Sonra ‘Ey Rabbim, hardal tanesinden az imanı olanları da cennet’e
koy’ diye yalvarırım.”57
  Şefaati inkâr eden, şefaatten mahrum olur. Allah izin vermedikçe de
kimse şefaat edemez.

--------------
DiPNOTLAR
--------------

47
    22/Hacc, 1-2.
48
    3/Âl-i İmrân, 185.
49
    Tirmizî, “Kıyame”, 26.
50
    80/Abese, 34-42.
51
    99/Zilzâl, 7-8.
52
    18/Kehf, 49.
53
    17/İsrâ, 14.
54
    Tirmizî, “Kıyame”, 1.
55
    101/Kâri’a, 6-11.
56
    Buhârî, “Edeb”, 18.
57
    Buhârî, “Tevhid, 36.

----------------------
Kaynak

Diyanet islam ilmihali
Peygamberler ve Peygambere Olan İhtiyaç ve Peygamberlerin Görevleri ve Sıfatları

Peygamberler ve Peygambere Olan İhtiyaç
      İmanın altı esasından birisi de peygamberlere inanmaktır.
  Peygamber, Farsça bir kelime olup, “haber götüren” demektir. Din-
deki manası ise Allah’ın insanlara doğru yolu göstermek üzere görev-
lendirdiği seçkin insandır. Peygamber, Allah’ın kendisine vahyettiğini
insanlara duyurur, Allah ile kulları arasında elçilik yapar.
  Peygamberlerin bir kısmına kitap indirilmiştir. Onlara “resul” de-
nir. Çoğulu “rusül”dür. Bir kısmına da kitap indirilmemiştir. Bunlar,
kendilerinden önceki peygamberlere inen kitaplarla amel eder ve o
kitapları tebliğ ederler. Bunlara da “nebi” denir. Çoğulu “enbiya”dır.
Bu tarife göre, kendisine kitap indirilen resule nebi de denir. Fakat
bir başka peygambere indirilen kitap ile amel eden ve o kitabı tebliğ
eden nebiye resul denmez. Başka bir ifade ile her resul, aynı zamanda
nebidir. Fakat her nebi, resul değildir.
İnsanların peygamberlere ihtiyacı vardır. Çünkü insan, aklıyla her
şeyi bilemez. Bizi ve kâinatı yaratan Allah Teala’yı aklımız ile bulabilir-
sek de, O’na nasıl ibadet edeceğimizi, O’nun emirlerinin ve yasakları-
nın neler olduğunu bilmemiz mümkün değildir. Bunları bize bildiren,
peygamberlerdir. Bunun içindir ki Allah, kendilerine peygamber gön-
dermediği, emir ve yasaklarını peygamberlerle bildirmediği kimselere
azap etmeyeceğini Kur’an-ı Kerim’de haber vermiştir.42
      b) Peygamberlerin Görevleri ve Sıfatları
  Peygamberler, Allah ile kulları arasında elçilik yaptıklarına göre
görevleri, Allah’ı tanıtmak, O’na nasıl ibadet edileceğini bildirmek,
Allah’ın emir ve yasaklarını duyurmaktır. Bunun için gönderilmiş-
lerdir. Bütün peygamberler bu görevlerini eksiksiz olarak yerine
getirmişlerdir.
  Peygamberler bizim gibi insanlardır. Ancak, Allah’ın seçkin kulları
oldukları için birtakım sıfatları vardır. Bu sıfatlar, vacib ve caiz olmak
üzere ikiye ayrılır.
      c) Peygamberlerde Bulunması Vacib Olan Sıfatlar
  1. Sıdk: “Doğruluk” demektir. Peygamberler doğru ve dürüst in-
sanlardır. Kesin olarak yalan söylemez, hile ve haksızlık yapmazlar.
Din adına ne söylemişlerse hepsi Allah’tandır ve hepsi de doğrudur.
“Oldu” dedikleri şey olmuş, “Olacak” dedikleri ise olacaktır.
  Peygamberler, sadece peygamber olduktan sonra değil, peygamber
olmadan önce de yalan söylememişler ve kimseyi aldatmamışlardır.
  2. Emanet: Güvenilir olmaktır. Peygamberler her yönden güvenilir
insanlardır. Aldıkları görevleri gereği gibi yapmış, kendilerine emanet
edileni istenildiği gibi korumuş, hıyanette bulunmamışlardır.
  3. Tebliğ: “Duyurmak” demektir. Peygamberler Allah tarafından
kendilerine vahyedilmiş olan her şeyi eksiksiz olarak insanlara duyur-
muşlardır. Esasen bu, onların peygamberlik görevidir.
  4. Fetanet: Akıllı ve zeki olmaktır. Peygamberler en akıllı ve en
anlayışlı insanlardır. Çünkü akıllı olmasalar görevlerini yapamazlar.
    5. İsmet: “Günahtan korunmuş olmak” demektir. Peygamberler
örnek oldukları için Allah onları günah işlemekten korumuştur. Bu
sıfat, peygamberlerden başkasında bulunmaz, yani peygamberlerden
başkası masum değildir.
  Peygamberler hakkında vacib olan yani onlarda bulunması gerekli
bu beş sıfat, aynı zamanda onların kibir, hased, riya ve benzeri kötü
huylardan da arınmış olmalarını gerektirir.
  Peygamberler hakkında caiz olan sıfatlara gelince, bunlar, aynı za-
manda diğer insanlarda da bulunan sıfatlardır.
  Peygamberler de insan oldukları için bizim gibi yer, içer, uyur, yo-
rulur ve tabii ihtiyaçlarıyla meşgul olurlar. Ömürleri sona erince de
ölürler. Nitekim ölmüşlerdir.
  d) Kur’an-ı Kerim’de İsmi Geçen Peygamberler
  İlk peygamber Âdem (as.) ile son peygamber Muhammed (sas.)
arasında pek çok peygamber gelmiş ve geçmiştir. Bunların kesin sa-
yılarını ancak Allah bilir. Çünkü Kur’an’da bir kısım peygamberlerin
ismi bildirilmiş, ismi bildirilmeyen daha pek çok peygamberin olduğu
ifade edilmiştir. Biz, Allah’ın gönderdiği bütün peygamberlere inanır,
sayılarını Allah’a bırakırız.
  Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen peygamberler 25 tane olup şunlardır:
  Âdem, İdris, Nuh, Hud, Salih, Şuayb, İbrahim, Lut, İshak, İsmail,
Yakub, Yusuf, Musa, Harun, Davud, Süleyman, Eyyüb, Zülkifl, İlyas,
Elyesa, Zekeriya, Yunus, Yahya, İsa ve Muhammed’dir (as.).
  Bunlardan başka Kur’an’da Zulkarneyn, Lokman ve Üzeyir’in de
isimleri geçmektedir. Fakat bunların peygamber oldukları ihtilaflıdır.
Bazılarına göre bunlar da peygamber, bazılarına göre ise peygamber
değil, velidirler. Bunların peygamber oldukları kabul edilirse, Kur’an-ı
Kerim’de ismi geçen peygamberlerin sayısı 28 olmuş olur.
  e) Peygamberlerin Tebliğ Ettikleri Dinlerde Aynı Olan Esaslar
  Hz. Âdem’den itibaren son peygamber Hz. Muhammed’e (sas.)
gelinceye kadar gelmiş geçmiş bütün peygamberlerin tebliğ ettikle-
ri din Tevhid dinidir.
  Tevhid dininde birtakım esaslar vardır ki bunlar hiçbir peygam-
berde değişmemiştir. Bunlar, yukarıda geçen imanın 6 esasıdır.
  Bütün peygamberlerin tebliğ ettikleri dinlerin ruhu ve gayesi, dini
korumak, nefsi korumak, aklı korumak, nesli korumak ve malı koru-
maktır.
    Ancak hedef ve gaye bu beş esası korumak olmakla beraber, iba-
detlerin şekilleriyle, helal ve haram ile ilgili bazı hükümler bütün pey-
gamberlerde aynı olmayıp, insanlığın gelişmesine ve zamanın ihtiyaç-
larına uygun olarak değişmiştir.
  f) Mucize ve Keramet
  Peygamberleri Allah tayin eder, insan çalışmakla peygamber ola-
maz. Allah, insanlar arasından seçerek gönderdiği peygamberleri, pey-
gamber olduklarını ispat için mucize ile teyit etmiştir.
  Mucize: Peygamber olarak görevlendirildiğini söyleyen kimsenin
bu sözünde doğru olduğunu ispat etmek için Allah’ın kudretiyle gös-
termiş olduğu olağanüstü olaydır.
  Mucize, “bir peygamberin peygamberliğinin şahidi” demektir.
  Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber mucize gösteremez.
    Tabiat kanunlarına aykırı olarak meydana gelen her olay mucize
değildir. Tarifinden de anlaşılacağı üzere, olayı gösteren kimse pey-
gamber olduğunu söyler ve kendisinden istenilenin de aynısını göste-
rirse, mucize olur.
  Şayet, bu olağanüstü olayı gösteren kimse peygamber olduğunu
söylemiyorsa buna keramet denir. Velinin kerameti, tabi olduğu pey-
gamber için bir mucize demektir. Böyle bir olayın, inanmayan kimse-
lerden meydana gelmesi de mümkündür. Buna da “İstidrac” denir.
  Her peygamber, kendisinden istenilen mucizeyi göstermiştir. Bizim
peygamberimizin de gösterdiği mucizeler vardır.
  g) Peygamberimizin Mucizeleri
  Peygamberimizin en büyük mucizesi hiç şüphe yok ki Kur’an-ı
Kerim’dir.
  Her peygamber, mucize olarak zamanında en ileri dereceye ulaşmış
olan şeyin daha mükemmelini göstermiştir. Peygamberimizin yaşadığı
asırda ise Arap Yarımadasında ün yapan şey, edebiyat ve şiir idi. Güzel
konuşmak ve şiir yazmak, Araplar arasında çok yaygın idi. Beğenilen
yazılar ödüllendirilmek üzere Kâbe’nin duvarına asılıyordu.
  İşte böyle bir zamanda, hiç kimseden ders almayan, hatta okuma
yazma bilmeyen peygamberimizin mübarek ağzından Kur’an ayetleri
dökülüyordu. Ondaki düzgün cümleler ve ifade üstünlüğü onu du-
yan şair ve edipleri hayrete düşürüyordu. Kur’an için “Sihirdir”, “şi-
irdir” diyenler oldu ise de Kur’an onlara meydan okudu: “En küçük
bir suresine benzer getirin dedi”, getiremediler. Çünkü Kur’an, insan
sözü değil, Allah kelamıdır.
  Peygamberimizin Kur’an-ı Kerim’den başka mucizeleri de var-
dır. Bunlardan birisi, ayın ikiye bölünmesi mucizesidir. Bu şöyle
olmuştur: Mekkeliler, peygamberimizden, kendilerine bir mucize
göstermesini, ayın ikiye bölünmesini istediler. Peygamberimiz de
onlara istedikleri bu mucizeyi göstermiş, herkes ayın ikiye bölün-
düğünü görmüştür.43
  Peygamberimizin mucizelerinden bir diğeri de, kendisine takdim
edilen kızartılmış koyun etinin zehirli olduğunu haber vermiş olması-
dır. Olay şöyle olmuştur:
  Medine-i Münevvere’nin yakınında bulunan Hayber fethedilin-
ce, Hayber halkından bir Yahudi kadını bir koyun kızartmış ve ze-
hir katarak peygamberimize getirmişti. Peygamberimiz arkadaşla-
rına, “Etten yemeyiniz” buyurdu. Daha sonra da eti pişiren kadını
getirterek sordu:
      —Bu koyunu zehirlemişsin. Kadın;
      —Sana kim haber verdi. Peygamberimiz;
      —Şu elimdeki et parçası haber verdi, buyurdu. Kadın;
      —Evet, zehirledim, dedi. Peygamberimiz;
      —Niçin zehirledin, buyurdu. Kadın;
  —Düşündüm ki gerçekten peygamber ise ona zarar vermez, değilse
ölür, biz de kurtuluruz, dedi.44
  Peygamberimizin geçmiş ve geleceğe ait olayları haber vermesi de
onun mucizelerindendir. Nitekim Bedir savaşından önce bu savaşta
pek çok kimsenin öldürüleceğini isimleri ve yerleriyle birlikte önce-
den haber vermiş ve haber aynen çıkmıştır.45
      h) Peygamberimizin Özellikleri
  Bütün peygamberler, peygamber olmak itibariyle aralarında bir fark
yoktur. Aralarında ayırım yapmadan hepsinin peygamberliğine inanır
ve hepsinin de Allah tarafından gönderilmiş olduklarını gönülden tas-
dik ederiz.
    Ancak, Allah’ın kendilerine verdiği bazı özellikler sebebiyle arala-
rında üstünlük söz konusudur. İşte bizim peygamberimiz bazı özellik-
leri sebebiyle diğer peygamberlerden üstündür.
      Bu özellikler şunlardır:
      1. Peygamberimiz, âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir.
  Diğer peygamberler bir millete, bir kabileye gönderilmişken bizim
peygamberimiz tüm insanlara peygamber, âlemlere rahmet olarak gön-
derilmiştir. Bazılarının sandıkları gibi o, yalnız Arapların değil, bütün
insanların peygamberidir.
      2. Peygamberimizin getirdiği din, son dindir.
  Peygamberimizin tebliğ ettiği İslam dini, en son ve en mükemmel
dindir. Bundan sonra başka bir din gönderilmeyecek ve bu din hiçbir
değişikliğe uğramadan yaşayacaktır.
      3. Peygamberimiz son Peygamberdir.
  Peygamberimiz, peygamberlerin sonuncusudur. Ondan sonra baş-
ka peygamber gönderilmeyecektir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle
buyrulmuştur:
    “Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o,
Allah’ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, her şeyi hakkıyla
bilir.”46
  Peygamberimizin vefatından sonra bazı kimseler Peygamberlik id-
diasıyla ortaya çıkmışlarsa da bunlar tarihe “Yalancı Peygamberler”
diye geçmişlerdir. “Müseylemetü’l-Kezzâb = Yalancı Müseyleme” bun-
lardan biridir.
      4. Peygamberimiz, ümmeti en çok olan peygamberdir.
  Peygamberler içerisinde ümmeti en çok olan peygamber, bizim
peygamberimizdir.
  Bunlar ve daha birçok özellikleri sebebiyledir ki peygamberimiz,
peygamberlerin en üstünü olmuştur.

DiPNOTLAR
------------
42
    17/İsrâ, 15.
43
    Buhârî, “Menakıb”, 36.
44
    Buhârî, “Bâbu’l-cizye ve’l-muvâdaa”, 7.
45
    İbn Kayyim el-Cevziyye, Zâdu’l-Meâd, II, 96.
46
    33/Ahzab, 40.

Kaynak

Diyanet islam ilmihali
Kur’an-ı Kerim’in Özellikleri

  Sözlükte okumak demek olan Kur’an, “Allah tarafından peygambe-
rimize vahyedilen, peygamberimizden itibaren de nesillerden nesillere
tevatüren nakledilmiş, mushaflarda yazılı bulunan ilahi bir kitaptır.”
diye tarif edilmiştir.
      Bu tarife göre Kur’an-ı Kerim’in özellikleri şunlardır:
      1. Kur’an, Peygamberimize Vahyedilmiştir
  Kur’an-ı Kerim, Allah tarafından Cebrail adındaki melek aracılığıyla
peygamberimize Arapça olarak indirilmiş bir kitaptır. Allah kelamı-
dır. Onun dil yönünden üstünlüğüne erişmek mümkün değildir. Bu
husus, O’nun ilahi olduğuna inanmayan Arap edipleri tarafından da
kabul edilmiştir. Bunun içindir ki Kur’an’ın Allah kelamı olduğunda
şüphesi olanlar onun küçük bir bölümünün benzerini meydana getir-
meye davet edilmişlerdir.
      Kur’an-ı Kerim’de konu ile ilgili olarak şöyle buyrulmaktadır:

  “Eğer kulumuza indirdiklerimizden herhangi bir şüpheye düşüyorsanız,
haydi onun benzeri bir sure getirin, eğer iddianızda doğru iseniz, Allah’tan
başka yardımcılarınızı da çağırın.”37
  Kur’an’ın ilk nazil olduğu yıllarda pek çok kimse bu çağrıya uyarak
onun herhangi bir bölümünün benzerini ortaya koymaya çalışmışsa
da başaramayarak aciz kalmışlardır.
      2. Tevatür Yoluyla Nakledilmiştir
  Kur’an-ı Kerim’in Allah’ın sözü olduğunda şüphe olmadığı gibi,
peygamberimize vahyolunduğu gibi hiçbir değişikliğe uğramadan gü-
nümüze kadar tevatür yoluyla geldiğinde de şüphe yoktur.
  Tevatür, “yalan üzerine birleşmeleri sayıca mümkün olmayan bir
topluluğun bir bilgiyi aktarması” demektir.
  Kur’an-ı Kerim, peygamberimizden itibaren nesilden nesile bu yol-
la aktarılarak bize kadar gelmiştir. Bu mazhariyet, Kur’an’dan başka
hiçbir kitaba nasip olmamıştır.
      3. Kur’an, Mushaf Hâlinde Yazılmıştır
  Kur’an-ı Kerim, yukarda da belirtildiği üzere, sure sure, ayet ayet
nazil olmuştur. İnen ayetler ezberlenmiş ve de yazılmıştır. Yazılanlar
daha sonra birleştirilerek mushaf hâline getirilmiştir. Bu da Kur’an’ın
bir başka özelliğidir.
      4. Kur’an’ın Manası Gibi Lafzı da İlahidir
    Kur’an-ı Kerim, her yönüyle büyük bir mucizedir. Yalnız mana-
sı itibariyle değil, lafızları bakımından da mucizedir. Çünkü o, Hz.
Muhammed’in sözü değil, Allah kelamıdır. Bu itibarla hiçbir kimsenin
onun bir benzerini ortaya koyması mümkün değildir. Nitekim Kur’an-ı
Kerim’de konu ile ilgili olarak şöyle buyrulmaktadır:
  “De ki: andolsun, bu Kur’an’ın bir benzerini ortaya koymak üzere insan-
lar ve cinler bir araya gelseler, birbirine destek de olsalar, onun benzerini
getiremezler.”38
Ancak, bütün uğraşmalara rağmen Kur’an-ı Kerim’in kısa bir su-
resinin bile benzerini yapmak mümkün olmamıştır. Bundan sonra da
olmayacaktır. Çünkü O, Allah sözüdür.
  Böylece Kur’an-ı Kerim’in, sadece mana yönünden değil, o manayı
ifade eden sözler (lafızlar) bakımından da büyük bir mucize olduğu
anlaşılmıştır.
      Kur’an-ı Kerim’e Karşı Görevlerimiz
      Kur’an-ı Kerim’e karşı görevlerimizi şu şekilde özetleyebiliriz:
      a) Kur’an-ı Kerim’in Allah kelamı olduğunu tasdik etmek.
  Kur’an-ı Kerim insan sözü değil, Allah’ın gönderdiği son kitaptır.
Onun hem lafzı hem de manası mucizedir.
      b) Kur’an-ı Kerim’i öğrenmek.
  Kur’an-ı Kerim Allah kelamı olduğu için sözlerin en yücesi ve en
güzelidir. Dünya ve ahirette mutluluğa götüren yol, hiç şüphe yok ki
Kur’an’ın gösterdiği yoldur. Bunun için Kur’an’ı öğrenenler peygambe-
rimiz tarafından övülmüş;

  “En hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve onu başkalarına öğretendir.”39
buyrulmuştur. Peygamberimizin bu övgüsüne erişmek için ilk
Müslümanlar inen Kur’an ayetlerini ezberliyor ve başkalarına da
öğretiyorlardı.
  Kur’an’ı öğrenmek, okumasını öğrenmek ve manasını anlamaya ça-
lışmak demektir. Kur’an-ı Kerim’i hatasız okuyabilmek için tecvidini
de öğrenmek lazımdır.
  Namazın farzlarından biri de kıraattir, yani Kur’an okumaktır.
Kur’an okumadan kılınan namaz sahih değildir. Bu itibarla namaz sa-
hih olacak kadar Kur’an öğrenmek farzdır.
      c) Kur’an-ı Kerim’in söylediklerini yapmak.
  Kur’an-ı Kerim’i okuyup öğrenmekten maksat, ayetleri üzerinde dü-
şünmek ve buyruklarını yapmaktır. Kur’an bunun için nazil olmuştur.
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır:
“(Ey Muhammed!) bu Kur’an, ayetlerini iyiden iyiye düşünsünler, aklı
olanlar ibret alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.”40
  Bunun için her Müslüman, Kur’an okumasını öğrenmeli ve onun
öğütlerine kulak vermelidir. Kur’an’ın emirlerine uyup yasaklarından
kaçınmadan, onun öğrettiği yüksek ahlak ile ahlaklanmaya çalışmadan
yalnızca onu okumakla ona karşı olan görev yerine getirilmiş olmaz.
Bunun örneği Kur’an-ı Kerim’de şöyle geçer:

  “Yalan sözden kaçının”41 buyruluyor. Bu ayetleri okuyup da yalan
konuşmaktan ve yalan yere şahitlik yapmaktan sakınmayan kimse is-
tenileni yapmış ve Kur’an’a karşı görevini yerine getirmiş olmaz.

--------
DiPNOTLAR
---------------
37
    2/Bakara, 23.
38
    17/İsra, 88.
39
    Buhârî, “Fezâ’ilu’l-Kur’ân”, 21; Tirmizî, “Fezâ’ilu’l-Kur’ân”, 15.
40
    38/Sa’d, 29.
41
    22/Hacc, 30.

Kaynak

Diyanet islam ilmihali
İlahi Kitaplar ve Sayfalar

  Allah, yarattığı insanı başıboş bırakmamış, dünya ve ahirette mut-
lu olmasını sağlayacak yolları, peygamberleri aracılığıyla göstermiştir.
Peygamberler de vahiy yoluyla Allah’tan aldıklarını aynen tebliğ etmiş-
lerdir. Peygamberlerin Allah tarafından getirdiklerini ilahi ve semavi
kitaplar oluşturmaktadır.
  Allah tarafından peygamberlere gönderilen kitaplardan bazıları bir-
kaç sayfadan meydana gelen küçük kitaplardır. Bunlara sahifeler anla-
mına gelen “Suhuf’, diğerlerine dört büyük kitap denir.
  Sayfalar:
  10 sayfa, Âdem’e (as.),
  50 sayfa, Şit’e (as.),
  30 sayfa, İdris’e (as.),
  10 sayfa, İbrahim’e (as.) indirilmiştir.
  Bugün bu sayfalardan hiçbiri mevcut değildir.

  Büyük Kitaplar:

  Zebur, Davud’a (as.),
  Tevrat, Musa’ya (as.),
  İncil, İsa’ya (as.),
  Kur’an-ı Kerim de Muhammed’e (sas.) indirilmiştir.

Bu kitaplardan, Davud’a (as.) gönderilmiş bulunan Zebur’dan bir-
kaç Mizmar kalmış, diğerleri kaybolmuştur.
      1. Tevrat (Ahd-i Atik)
  Bugün elde bulunan Tevrat’ın, Musa’ya (as.) nazil olan ilahi kitabın
aynı olduğu söylenemez. Sonradan değişik kimseler tarafından yazıl-
mış, ilave ve çıkartmalar yapılmış bir kitap hâline gelmiştir. İçinde asıl
Tevrat’tan parçalar da olabilir.
    Çünkü Musa’dan (as.) sonra birçok savaşlarla İsrailoğulları parça-
lanmış ve egemenliklerini yitirerek uzun yıllar esir hayatı yaşamışlar-
dır. Ayrıca, Süleyman’dan (as.) sonra gelen Yahudi hükümdarlarının
çoğu Hz. Musa’nın dinini terk etmişti. Bu yüzden Tevrat’ın asıl nüsha-
sı korunamamış, kaybolmuştur.
  Hz. Musa’nın dinini terk eden Yahudi hükümdarlarından biri, daha
sonra tekrar Hz. Musa’nın dinine dönmüş, bunun zamanında yaklaşık
milattan 622 yıl evvel Azrâ adındaki bir kâhin, kendisinin yazdığı bir
kitabı Tevrat diye ortaya koymuştur.
  İşte bugün, Yahudilerin elinde bulunan ve “Ahd-i Atik” adını taşı-
yan kitabın durumu budur. Bu kitabın, ilahi kitap olarak kabul edil-
mesi mümkün değildir.
  Tevrat’ın İbranice, Yunanca ve Samirice olmak üzere üç meşhur
nüshası bulunmakta, bunlar da birbirini tutmamaktadır.
      Esasen Kur’an-ı Kerim, Tevrat’ın değiştirildiğini bildirmektedir.35
      2. İncil (Ahd-i Cedid)
  İncil’in de Tevrat gibi asıl ve sahih bir nüshası yoktur. Bugün Hıris-
tiyanların elinde bulunan ve “Ahd-i Cedid” adını taşıyan kitaplar, Hz.
İsa’ya Allah tarafından gönderilen İncil değildir. Hz. İsa’dan çok sonra
değişik kimseler tarafından yazılmış kitaplardır. Hâlen, Hıristiyanlarca
İncil olduğu kabul edilen dört ayrı incil nüshası birbirini tutmamakta,
birinde bulunan bahisler diğerinde yer almamaktadır.
  Bilindiği üzere Luka, Matta, Yuhanna ve Markos isimli şahısların
yazdığı dört İncil vardır. Bunların dışında daha pek çok İncil ortaya
atılmışsa da, Miladi 325 yılında İznik’te toplanan ruhani meclis tara-
fından diğerleri yakılmış, sadece bu dört tanesi bırakılmıştır.
  Ancak Kur’an-ı Kerim, Allah tarafından peygamberimize indirildiği
gibi korunmuş ve ondan da bize tevatür yoluyla gelmiştir. Bugün elde
mevcut yegâne semavi kitap, Kur’an-ı Kerim’dir ve kıyamete kadar da
hiçbir değişikliğe uğramadan devam edecektir.
    Biz Müslümanlar, Allah’ın Kur’an-ı Kerim’den önce Tevrat, İncil ve
Zebur adlı büyük kitaplar ile bazı sahifeler indirmiş olduğuna iman ede-
riz. Ancak bugün, elde bulunan bu isimlerdeki kitapların, bütünüyle ila-
hi kitap olduğunu kabul etmiyoruz. Çünkü bunlar tahrif edilmişlerdir.
      3. Kur’an-ı Kerim’in Nazil Oluşu
    Peygamberimize ilk inen ayetler, Kur’an-ı Kerim’de Alak suresinin
ilk beş ayetidir. Bu ayetler peygamberimize Hira Mağarası’nda bulun-
duğu sırada inmiştir.
  Peygamberimiz, zaman zaman evinden ayrılarak Mekke’nin kuzey
doğusunda bulunan Hira Mağarası’na çekilir, burada bazen günlerce
kalarak ibadet eder, düşüncelere dalardı.
  Miladın 610’uncu yılının Ramazan ayında mağarada bulunduğu sı-
rada Cebrail adındaki melek kendisine gelerek Alak suresinin ilk beş
ayetini getirmiş ve peygamber olarak görevlendirildiğini bildirmiştir.
      Bu ayetler şunlardır:

“(Ey Muhammed), yaratan Rabbinin adıyla oku. O, insanı alaktan ya-
rattı. Oku! Senin Rabbin en cömert olandır. Kalemle yazmayı öğretendir.
İnsana bilmediğini öğretendir.”
  Kur’an-ı Kerim toptan nazil olmamıştır. Kısa kısa bölümler (ayetler
ve sureler) hâlinde inerek 23 senede tamamlanmıştır.
  İnen bölümleri peygamberimiz vahiy kâtiplerine yazdırıyor, bunlar
Ashab tarafından da ezberleniyordu.
Kur’an-ı Kerim’den her bölüm indikçe bunun nereye konacağını
peygamberimiz vahiy kâtiplerine bildiriyor, onlar da onu gösterilen
yere yazıyorlardı. Çünkü Kur’an-ı Kerim, toptan inmediği gibi mushaf-
ta yazılı olduğu şekilde sıra ile de inmemiştir. Bazen bir sure tamam-
lanmadan başka bir sureye ait ayetlerin indiği de olmuştur. Nitekim ilk
nazil olan ayetler ilk surede yer almamış, 96’ncı sureye konmuştur.
  Kur’an-ı Kerim’in bir kısmı peygamberimize Mekke’de iken nazil
olmuş, bir bölümü de hicretten sonra Medine’de inmiştir. Mekke’de
nazil olan surelere Mekki, Medine’de nazil olan surelere de Medeni de-
nir. Buna göre Kur’an-ı Kerim’in 114 suresinden 87’si Mekke’de, 27’si
de Medine’de nazil olmuştur. Bir surenin nerede nazil olduğu surenin
baş tarafında o surenin adıyla birlikte yazılmıştır.
  Kur’an-ı Kerim’in Yazılışı ve Mushaf Hâline Getirilişi
  Vahyolunan ayetler Peygamberimiz ve Müslümanlar tarafından ez-
berlenirken diğer taraftan da Peygamberimizin emriyle vahiy kâtipleri
tarafından da yazılıyordu. Dört Halife (Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali
b. Ebî Tâlib), Zeyd b. Sâbit, Ubeyy b. Ka’b, Hâlid b. Ebî Sufyân (Allah
hepsinden razı olsun) peygamberimizin vahiy kâtibi olarak görevlen-
dirdiği sahabilerdir.
  Vahiy kâtipleri Kur’an ayetlerini ince taşlar, kürek kemikleri, hur-
ma dalları ve deriler üzerine yazıyorlardı. Çünkü henüz kâğıt yoktu.
Peygamberimiz, inen ayetlerin doğru yazılıp yazılmadığını kontrol et-
mek üzere ayetleri okuyor ve vahiy kâtiplerine okutuyordu. Böylece
Kur’an-ı Kerim daha peygamberimiz zamanında yazılma ve ezberlen-
me suretiyle korunmuştu.
    Hz. Ebu Bekir’in halifeliği zamanında Yemame’de yetmiş kadar ha-
fızın şehit edilmesi üzerine Halife, Ashabdan vahiy kâtipliği yapmış
olan Zeyd b. Sâbit’in başkanlığında bir komisyon kurdu. Bu komisyon
gerek vahiy kâtiplerinin yazdıklarına, gerekse Kur’an’ın inişi sırasında
onu ezberlemiş bulunanların hafızalarına başvurarak büyük bir dikkat
ve titizlikle Kur’an’ı bir mushaf hâlinde toplayıp yazmıştır. Bu nüsha,
asıl nüsha olarak halifenin yanında korunmuştur.
  Mushaf Nüshalarının Çoğaltılması
  Hz. Osman’ın halifeliği sırasında fetihlerin genişlemesiyle bazı yerler-
de okuyuş ayrılıkları ortaya çıkmaya başlamıştı. Bunun üzerine Halife,
Hz. Ebu Bekir zamanında Kur’an’ın mushaf hâline getirilmesi çalışmala-
rını büyük bir başarı ile sonuçlandırmış bulunan Zeyd b. Sâbit’in (Allah
ondan razı olsun) başkanlığında bir komisyon kurdu. Bu komisyon, Hz.
Ebu Bekir zamanında yazılan ve peygamberin eşi Hz. Ömer’in kızı Hz.
Hafsa’nın yanında bulunan asıl nüshayı alarak 7 nüsha kadar çoğaltmış-
tır. Halife, bu nüshaları muhtelif İslam merkezlerine göndermiş ve böy-
lece yanlış okuyuşların önü alınmıştır. O dönemde yazılmış olan bazı
Kur’an-ı Kerim nüshaları, günümüze de ulaşmıştır.
  İşte Kur’an-ı Kerim, peygamberimize vahyolunduğu gibi yazılmış,
mushaf hâline getirilmiş, pek çok Müslüman tarafından ezberlenmiş
ve günümüze kadar hiçbir değişikliğe uğramadan intikali sağlanmıştır.
“Doğrusu Kur’an’ı Biz indirdik, onun koruyucusu da Biziz.”36 ilahi va’di
gerçekleşmiştir.

------------------
35
    6/En’âm, 91.
36
    15/Hicr, 9.

---------------

Kaynak

Diyanet islam ilmihali


RAŞiT TUNCA

BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA
Raşit Tunca

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik

BOARD KISAYOLLARI

ALLAH

Allah



BAYRAK

TC.Bayrak



WEB-TUNCA


Radyo Karoglan

Foruma Misafir Olarak Gir


Forumda Neler Var


Karoglan-Raşit Tunca - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi




GALATASARAY

G A L A T A S A R A Y


FENERBAHÇE


F E N E R B A H C E


BEŞiKTAŞ

B E Ş i K T A Ş


TRABZONSPOR

T R A B Z O N S P O R


MiLLi TAKIM

M i L L i T A K I M


ETKiNLiKLERiMiZ


“Peygamberimiz Buyurdular ki Birbirinize Temiz ağız ile Dua edin. Bizde Sayfamızı ziyaret edenlerin ve bu bölümü ziyaret edenlerin kendilerinin Ruhaniyetine, geçmişlerinin Ruhuna Yasin Okuyup hediye ediyoruz Tıkla, ya sende oku yada okunmuş Yasinlerden Nasibini Al”
(Raşit Tunca)



MEVLANA'DAN

“ Kula Bela Gelmez Hak Yazmadıkca, Hak Bela Yazmaz Kul Azmadıkca, Hak intikamını, Kulunun Eliyle Alır da, Bilmiyenler Kul Yaptı Sanır."
(Hz. Mevlana)