MUHAMMED
BAYRAK
| Welcome, Guest |
|
You have to register before you can post on our site. |
| Forum Statistics |
» Members: 7 » Latest member: Muhammed » Forum threads: 5,258 » Forum posts: 5,849 Full Statistics |
DOWNLOADEN
AYET
FELSEFEMiZ
Raşit Tunca Sözü
GÜZEL SÖZ
Esra Ezmeci Kimdir? Biyografisi
1 Ağustos 1986 İstanbul doğumlu olan Uzman Klinik Psikolog Esra Ezmeci, İstanbul Haliç Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü’nü birincilikle tamamlamıştır. İstanbul Haliç Üniversitesi’nde klinik psikoloji üzerine yüksek lisans yaptıktan sonra adli bilimler doktorasına geçiş yapmıştır. Şu an halen adli bilimler doktora eğitimine devam etmektir. 2015 yılında boşanmış olan Ezmeci'nin 1 oğlu bulunmaktadır.
İstanbul Çapa Devlet Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nde stajını tamamlayan Esra Ezmeci, uzun yıllar İstanbul Zeytinburnu Balıklı Rum Hastanesi’nde uzman klinik psikolog olarak görev yapmıştır. Şu an İstanbul Etiler de TERAPİ EVRENİ adlı kendi terapi merkezinde psikologluk yapmaktadır.
Bağımlılık tedavisi, aile/ilişki/evlilik danışmanlığı, ergen psikolojisi, bireysel danışmanlık üzerine çeşitli konularda danışmanlık ve tedavi çalışmaları yürütmektedir. Kendi geliştirdiği geçmiş temizleme terapisi ile oldukça başarı almıştır. Çok sayıda televizyon kanalında programlar hazırlayıp sunmuş ve çeşitli mecralarda psikoloji üzerine yazılar yazmıştır. Yazarın daha önce kaleme aldığı "Süt Lekesi", "Düştüğünde Kalkarsan Hayat Güzeldir" ve "Kararı Ben Veririm" isimli kitapları Destek Yayınları’ndan çıkmıştır.
Psikoloji alanında kaleme aldığı kitaplarla büyük beğeni toplayan Uzman Klinik Psikolog Esra Ezmeci, ilk kitabını yayımladığı 2018 yılından bu yana çok satanlar listelerindeki yerini koruyor. Ezmeci, gündelik yaşam ve ilişkilere dair önemli çıkarımlarıyla birçok takipçisinin ve okurunun hayatına dokunuyor. Bireysel danışmanlık, aile - ilişki - evlilik danışmanlıkları, ergen psikolojisi, bağımlılık tedavisi vb. alanlarda da önemli çalışmaları bulunan Ezmeci, özgün teknikleriyle alanının öne çıkan isimleri arasında yer alıyor.
Uzman bakış açısı ve samimi dili ile okurlarına hem profesyonel bir destekçi hem de yardım eli uzatan bir dost olarak yaklaşan Esra Ezmeci, bu sayede günden güne daha büyük bir kitleye ulaşıyor. Aynı zamanda katıldığı çeşitli televizyon programlarıyla da tanınan yazar, baş ucunuzdan hiç ayırmak istemeyeceğiniz kitaplarıyla sizi de kendinizi yeniden keşfetmeye davet ediyor.
Bilgi ve Desteğe Adanmış Bir Yaşam
Esra Ezmeci, 1 Ağustos 1986 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. 2008’de İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin Halka İlişkiler bölümünde lisans öğrenimini tamamladı. 2011 yılında ise İstanbul Haliç Üniversitesi’nde Psikoloji alanında yeniden lisans öğrenimi gördü. Bölümünü birincilikle tamamlayan Ezmeci, ardından aynı kurumda Klinik Psikoloji üzerine yüksek lisansa başladı. Yüksek lisansın ardından öğrenimine, Adli Bilimler alanında doktora yapmak üzere devam etti.
Kariyerine İstanbul Çapa Devlet Hastanesi’nin Psikiyatri bölümünde staj yaparak başlangıç yapan Ezmeci, sonrasında uzun yıllar boyunca İstanbul Zeytinburnu Balıklı Rum Hastanesi’nde Klinik Psikolog olarak çalıştı. Ardından ise kendi terapi merkezini kurarak, danışanlarına profesyonel destek vermeyi bağımsız bir şekilde sürdürdü. Danışanlarına çeşitli konularda tedavi hizmeti sunan Esra Ezmeci, aynı zamanda kendi geliştirdiği tekniklerle de adından sıkça söz ettiriyor. Özellikle “geçmiş temizleme terapisi” ile büyük yankı uyandıran psikolog-yazar, konuya yönelik kaleme aldığı makaleler ve kitaplarıyla farklı kitleleri etkilemeye devam ediyor.
Şimdi Kendinize Bir İyilik Yapma Zamanı
Uzman Klinik Psikolog Esra Ezmeci; Süt Lekesi, Düştüğünde Kalkarsan Hayat Güzeldir ve Kararı Ben Veririm adlı kitaplarıyla size kendiniz için iyi bir adım atma fırsatı sunuyor!
https://esraezmeci.com.tr/hakkimizda/
Kalk Düdüğünü Öttürsek
iki gitdim bir durdum
Baktım ki, ne ardımdan bakan, ne bekleyen var.
iki daha gitdim, döndüm tekrar baktım
acaba..
Yok işte yok
Sevenim bekleyenim yok
Pahalı diye bu sene Yıllbaşı lambalarını bile asmadılar
Artık kurtarıcı bekliyen yok
Sevgili bekliyen yok
Gidene kapılar ardına kadar açık
Öyle olunca bize
Geri dönmek düşdü
O tam da beklenmedik anda gelecekti hani ya
Ben geldim diyorum
Bağırıyom duyan yok
Yırtınıyorm anlayan yok
Lümlümü ley, neden kimse duymuyor, niye ben öllmüşmüyem anne
Video yapıyorum 3 tane kişi izledi diyor
Lümlümü ley, neden kimse izlemiyor, niye ben ölmüşmüyem anne
Gelsem de gelmesem de farketmiyor artık
Paradoks olmuş, son ile baş birleşmiş
Ben varmıyım yokmuyum kimsenin umurdunda değil
Bir tek sen belki
Bir tek sen sevgili beni arayan
Birde gemiyi terketmiyen kaptan var belki birde
Bu gemi sadece ikimizi kurtaracak sa
Bunca insan helak olcaksa, masrafa yazık be..
Kalk düdüğünü öttürmüyorum uzun zamandır, ondan mı aceb
Kalk düdüğünü öttürsek, şöyle bir sabah ezanı okusam
Gemi kalkıyor diye
Herkes gemiye koşar mı aceb
......
Raşit Tunca
Schrems, 19.12.2022
Şimal yıldızı ne anlama gelir?
Şimal yıldızı ne anlama?
Kuzeydeki yıldızı ifade etmek için kullanılan isimlerden bir tanesi. İlginç olan kuzeydeki her zaman aynı yıldız değildir. Dünyanın eksen hareketine bağlı olarak 25,800 yılda bir değişir. Örneğin 14,000 yıl önce Şimal Yıldızı Vega idi, bugün ise Polaris.
Şimal yıldızı nerede?
Kutup Yıldızı Küçükayı takımyıldızının en parlak yıldızıdır. Alpha Ursae Minoris, Demirkazık, Şimal Yıldızı ya da Kuzey Yıldızı olarak da bilinir. Kutup Yıldızı'nın bilimsel adı Polaris'tir. Kutup Yıldızı Kutup Gök Kutbu'na yakın bir mesafede yer alır.
Kuranda geçen şimal ne demek?
Şimal isminin birden fazla anlamı mevcuttur. Arapça bir isim olan Şimal isminin ilk anlamı kuzey olup kuzey yönünü ifade etmektedir. Aynı zamanda Şimal ismi taze sürgün anlamını da taşımaktadır. Bir diğer anlamı olarak Şimal ismi sol yan, sol taraf anlamlarını da taşımaktadır.
Şimal Yıldızı Kim?
Anafartalar Savaşında Atatürk'ün nick ismi Takma ismi Şimal Yıldızı imiş
Büyük Ayı takım yıldızı nerede?
Büyükayı'yı mevsime ve saate bağlı olarak, kuzeydoğudan kuzeybatıya kadar olan çeyrek daire içerisinde görebilirsiniz.
Kuzey Yıldızı ne tarafta?
Kutup Yıldızı, dünyanın ekseni ile hemen hemen aynı doğrultuda olduğundan, diğer gökcisimlerinin aksine gün boyunca yer değiştirmez ve hep kuzeyi gösterir. Bu özelliği nedeniyle tarih boyunca yön bulma ve seyir amacıyla kullanılmıştır. Aynı nedenle, Demirkazık, Kuzey Yıldızı gibi isimler alır.
Büyük Ayı Takım Yıldızı nereden görülür?
Büyükayı takımyıldızı gökyüzünün daima kuzey tarafında yer alır. Büyükayı'yı mevsime ve saate bağlı olarak, kuzeydoğudan kuzeybatıya kadar olan çeyrek daire içerisinde görebilirsiniz.
Arapca şimal ne demek?
Arapça bir isim olan Şimal isminin ilk anlamı kuzey olup kuzey yönünü ifade etmektedir. Aynı zamanda Şimal ismi taze sürgün anlamını da taşımaktadır. Bir diğer anlamı olarak Şimal ismi sol yan, sol taraf anlamlarını da taşımaktadır. Şimal ismi ülkemizde çok kullanıla kullanılan isimler arasında yer almaktadır.
Yıldızlar ile nasıl yön bulunur?
Bir yıldızın hangi yöne hareket ettiğini bularak kuzeyin hangi taraf olduğu aşağı yukarı saptanabilir. Eğer seçilen yıldız yükseldiyse yıldızın olduğu doğrultu daha çok doğuya, alçaldıysa daha çok batıya; sağa veya sola hareket etti ise de daha çok kuzeye veya güneye(hangisi olduğu anlaşılamaz.)
Şimal yıldızı ne anlama?
Kuzeydeki yıldızı ifade etmek için kullanılan isimlerden bir tanesi. İlginç olan kuzeydeki her zaman aynı yıldız değildir. Dünyanın eksen hareketine bağlı olarak 25,800 yılda bir değişir. Örneğin 14,000 yıl önce Şimal Yıldızı Vega idi, bugün ise Polaris.
Şimal yıldızı nerede?
Kutup Yıldızı Küçükayı takımyıldızının en parlak yıldızıdır. Alpha Ursae Minoris, Demirkazık, Şimal Yıldızı ya da Kuzey Yıldızı olarak da bilinir. Kutup Yıldızı'nın bilimsel adı Polaris'tir. Kutup Yıldızı Kutup Gök Kutbu'na yakın bir mesafede yer alır.
Kuranda geçen şimal ne demek?
Şimal isminin birden fazla anlamı mevcuttur. Arapça bir isim olan Şimal isminin ilk anlamı kuzey olup kuzey yönünü ifade etmektedir. Aynı zamanda Şimal ismi taze sürgün anlamını da taşımaktadır. Bir diğer anlamı olarak Şimal ismi sol yan, sol taraf anlamlarını da taşımaktadır.
Şimal Yıldızı Kim?
Anafartalar Savaşında Atatürk'ün nick ismi Takma ismi Şimal Yıldızı imiş
Büyük Ayı takım yıldızı nerede?
Büyükayı'yı mevsime ve saate bağlı olarak, kuzeydoğudan kuzeybatıya kadar olan çeyrek daire içerisinde görebilirsiniz.
Kuzey Yıldızı ne tarafta?
Kutup Yıldızı, dünyanın ekseni ile hemen hemen aynı doğrultuda olduğundan, diğer gökcisimlerinin aksine gün boyunca yer değiştirmez ve hep kuzeyi gösterir. Bu özelliği nedeniyle tarih boyunca yön bulma ve seyir amacıyla kullanılmıştır. Aynı nedenle, Demirkazık, Kuzey Yıldızı gibi isimler alır.
Büyük Ayı Takım Yıldızı nereden görülür?
Büyükayı takımyıldızı gökyüzünün daima kuzey tarafında yer alır. Büyükayı'yı mevsime ve saate bağlı olarak, kuzeydoğudan kuzeybatıya kadar olan çeyrek daire içerisinde görebilirsiniz.
Arapca şimal ne demek?
Arapça bir isim olan Şimal isminin ilk anlamı kuzey olup kuzey yönünü ifade etmektedir. Aynı zamanda Şimal ismi taze sürgün anlamını da taşımaktadır. Bir diğer anlamı olarak Şimal ismi sol yan, sol taraf anlamlarını da taşımaktadır. Şimal ismi ülkemizde çok kullanıla kullanılan isimler arasında yer almaktadır.
Yıldızlar ile nasıl yön bulunur?
Bir yıldızın hangi yöne hareket ettiğini bularak kuzeyin hangi taraf olduğu aşağı yukarı saptanabilir. Eğer seçilen yıldız yükseldiyse yıldızın olduğu doğrultu daha çok doğuya, alçaldıysa daha çok batıya; sağa veya sola hareket etti ise de daha çok kuzeye veya güneye(hangisi olduğu anlaşılamaz.)
"Ya, ya, sikilmedik bir kulak arkamız kalmıştı, onu da gel sen sik bari" Türk Deyimi Ne Demektir
MANASI : çok çeken, her konuda zarar gören kişilerin kullandığı, son darbe de ki dert yanma, yakınma söz cümlesi.
AUF DEUTSCH
"wir hatten nur ein Ohr übrig, komm mit und f.."
"Ya, ya, sikilmedik bir kulak arkamız kalmıştı, onu da gel sen sik bari"
Was bedeutet die türkische Redewendung?
BEDEUTUNG : Es ist ein Wortsatz, der von Menschen verwendet wird, die viel leiden, die in jeder Hinsicht geschädigt sind, um sich über den letzten Schlag zu beklagen.
oder
Es ist ein Ausdruck, der von Menschen verwendet wird, die beim letzten Schlag sehr leiden, die in jeder Hinsicht verletzt sind.
MANASI : çok çeken, her konuda zarar gören kişilerin kullandığı, son darbe de ki dert yanma, yakınma söz cümlesi.
AUF DEUTSCH
"wir hatten nur ein Ohr übrig, komm mit und f.."
"Ya, ya, sikilmedik bir kulak arkamız kalmıştı, onu da gel sen sik bari"
Was bedeutet die türkische Redewendung?
BEDEUTUNG : Es ist ein Wortsatz, der von Menschen verwendet wird, die viel leiden, die in jeder Hinsicht geschädigt sind, um sich über den letzten Schlag zu beklagen.
oder
Es ist ein Ausdruck, der von Menschen verwendet wird, die beim letzten Schlag sehr leiden, die in jeder Hinsicht verletzt sind.
Mareşal Ne Demektir?
Mareşal, Türk Kara Kuvvetleri ve Türk Hava Kuvvetlerinde en yüksek olan askerî rütbe. Türk Deniz Kuvvetlerindeki karşılığı büyükamiraldir. Bu rütbe en yüksek askerî rütbe olmakla beraber diğer rütbelerden önemli bir farkı kıdem ve bekleme ile kazanılamamasıdır. Bu rütbe savaşta üstün yararlılıkları görülen ve en az orgeneral ya da oramiral rütbesine sahip subaylara TBMM tarafından ilgili kanuna dayanarak verilir.[1]
NATO kodu OF-10'dur.
Köken bilimi
Mareşal sözcüğü Türkçeye Fransızca maréchal kelimesinden geçmiştir. Maréchal (nalbant, komutan) sözcüğü, Latince kökenli mariscalcus sözcüğünden gelir. Latince Mariscalcus kelimesi, Cermence (Eski Almanca) at ve uşak kelimelerinden unsurlar taşır.[2]
Tarihçe
Osmanlı İmparatorluğu
Daha fazla bilgi: Müşîr
Türkiye Cumhuriyeti
Müşîr, 1923-1935 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti'ndeki en yüksek askerî rütbedir. 10 Haziran 1935 tarihinde kabul edilen “2771 sayılı Ordu Dâhili Hizmet Kanunu” ile Türkçe karşılığı mareşal olmuştur.[3]
Türk Silahlı Kuvvetleri'nde savaşta olağanüstü yararlılıkları görülen en az orgeneral (denizci ise oramiral) rütbesine sahip hayattaki ya da ölmüş olan orgenerallere, TBMM tarafından kanunla verilen bir askerî rütbedir. Bu rütbe yukarıda belirtilen şartlar haricinde süre beklemeyle kazanılamamaktadır.[1]
[attachment=87021]
Günümüze kadar iki asker müşir (mareşal) rütbesine terfi ettirildi:
№ Fotoğrafı Komutan
(Doğum–Ölüm) Savaş Görevi Terfi Tarihi
1 Müşir Mustafa Kemal, Ankara, 1925.png Mustafa Kemal Atatürk
(1881-1938) Sakarya Meydan Muharebesi TBMM Orduları Başkomutanlığı 19 Eylül 1921[4]
2 Mareşal Fevzi Çakmak.jpg Fevzi Çakmak
(1876-1950) Başkomutanlık Meydan Muharebesi TBMM Genelkurmay Başkanlığı 31 Ağustos 1922[5]
Rütbeler
Türkiye
1947'den beri kullanımda olan Mareşal rütbe işareti (Türk Kara Kuvvetleri)
1947'den beri kullanımda olan Mareşal rütbe işareti (Türk Kara Kuvvetleri)
1935-1947 arası kullanılan Mareşal rütbe işareti (Türk Kara Kuvvetleri)
1933-1935 arası kullanılan Müşir (Mareşal) rütbe işareti (Türk Kara Kuvvetleri)
1924-1933 arası kullanılan Müşir (Mareşal) rütbe işareti (Türk Kara Kuvvetleri)
Osmanlı İmparatorluğu
1909-1920
1909-1920 arası kullanılan Müşir (Mareşal) rütbe işareti
Esma-ül Hüsna Kısa ve Öz Anlamları
1-“Allah“O kendinden başka hiç bir ilah bulunmayan tek bir Allah’tır.
2-“er-Rahman“:Esirgeyici,bütün mahlukatına rahmetiyle muamele eden(dünyada)
3-“er-Rahim“:Bağışlayıcı,sevdiklerine ve müminlere merhamet eden(ahirette)
4-“el-Melik“:Mülkün sahibi,mülk ve saltanatı devamlı olan.
5-“el-Kuddüs“:Her türlü eksiklik ve ayıplardan münezzeh olan.
6-“el-Selam“:Her çeşit afet ve kederlerden emin olan.
7-“el-Mü’min“:Kullarına emniyet veren.Kendinin ve peygamberlerinin dogrulugunu
ortaya koyan,kullarına yaptıgı vadinde sadık.
8-“el-Müheymin” Saltanatı hakkında dilediği gibi tasarruf eden,her şeyi gözetip koruyan.
9-“el-Aziz“:İzzet sahibi,maglup edilmesi imkansız olan,her şeye galip olan.
10-“el-Cabbar“:Azamet ve kudret sahibi,istediğini mutlak yapan,dilediğine muktedir olan.
11-“el-Mütekebbir“:Ululuk sahibi,her şeyde ve her hadisede büyüklüğünü gösteren.
12-“el-Halik”:Her şeyin varlığını ve gecireceği halleri takdir eden,yaratan,yoktan vareden
büyüklükte eşi olmayan.
13-“el-Bari“:Her şeyin aza ve cihazını birbirine uygun yaratan.
14-“el-Musavvir“:Tasvir eden ,her şeye bir şekil ve hususiyet veren.
15-“el-Gaffar“:Kullarının günahını örten,magfireti çok,günahları bağışlayıcı.
16-“el-Kahhar“:Her şeye,her istedigini yapacak surette,galip ve hakim.
17-“el-Vahhab“:Çok fazla ihsan eden,çeşit çeşit nimetleri daima bağışlayan.
18-“el-Rezzak“:Bütün mahlukatın rızkını veren ve ihtiyacını karşilayan.
19-“el-Fettah“:Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran,darlıktan kurtaran.
20-“el-Alim“:Her şeyi en ince noktasına kadar bilen,ilmi ebedi ve ezeli olan.
21-“el-Kabıt” Dilediğine darlık veren,sıkan,daraltan.
22-“el-Basit” Dilediğine bolluk veren,açan,genişleten.
23-“el-Hafıd“:Yukarıdan aşağıya indiren,alcaltan,dereceleri düşüren.
24-“el-Rafi“:Yukarı kaldıran,yükselten,dereceleri yükselten.
25-“el-Muiz“:İzzet veren,aziz kılan.
26-“el-Müzil“:Zillete düşüren,hor ve hakir eden.
27-“el-Semi“:Her şeyi işiten,kullarının niyazını kabul eden.
28-“el-Basir“:Her şeyi gören.
29-“el-Hakem“:Hikmet sahibi olan,yaptığı her işte hikmeti gözeten,hükmeden.
30-“el-Adl” Son derece adaletli olan.
31-“el-Latif“:En ince işlerin bütün inceliklerini bilen,lütuf ve ihsan sahibi olan.
32-“el-Habir“:Her şeyi iç yüzünden,gizli tarafından haberdar olan.
33-“el-Halim“:Yumuşak davranan,hilmi çok olan.
34-“el-Azim“:Pek azametli olan,yüce.
35-“el-Gafur“:Çok bagışlayan,magfireti çok.
36-“el-Şekur“:Kendini rızası için yapılan amelleri daha ziyadesi ile karşilayan.
37-“el-Aliyy“:Çok yüce.
38-“el-Kebir“:Pek büyük.
39-“el-Hafız“:Yapılan işleri bütün tavsilatıyla hıfzeden,her şeyi afad ve beladan koruyan.
40-“el-Mukit“:Bilen,tayin eden.Her yaradılmışın rızkını veren.
41-“el-Hasib“:Herkesin hayatı boyunca yaptıklarının bütün teferruatıyla hesabını iyi bilen. Mahlukatına kafi olan.
42-“el-Celil“:Azamet sahibi olan,ululuk sahibi olan.
43-“el-Kerim“:Çok ikram edici
44-“el-Rakib“.Bütün varlıklar ve bütün işler murakabesi altında bulunan.
45-“el-Mucib“.Kendine yalvaranların isteklerini veren,duaları kabul eden.
46-“el-Vasi“:Lütfu bol olan.
47-“el-Hakim“:Emirleri,kelamı ve bütün işleri hikmetli,hikmet sahibi olan.
48-“el-Vedud“:İyi kullarını seven,rızasına indiren ve sevilmeye layık olan.
49-“el-Mecid“.Şanı,şerefi çok üstün olan.
50-“el-Bais“.Ölüleri dirilten ,kabirlerden çıkaran.
51-“el-Şehid”.Her zaman ve her yerde hazır ve nazır olan.
52-“el-Hakk”:Vacib’ul vücut olan,varlıgı hiç degişmeden duran.
53-“el-Vekil”:Tevekkül sahiplerinin işini düzeltip onlardan daha iyi temin eden.
54-“el-Kaviyy”:Pek kuvvetli.
55-“el-Metin”:Pek güclü.
56-“el-Veliyy” Seckin kullarının dostu.
57-“el-Hamid”:Ancak kendine hamd edilen,bütün varlığın diliyle övülen.
58-“el-Muhsin”:Namütanahi de olsa,bir bir herşeyin sayısını bilen.
59-“el-Mubdi”:Mahlukatı maddesiz ve örneksiz olarak baştan yaratan.
60-“el-Muid”:Yaradılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan.
61-“el-Muhyi”:İhya eden,dirilten,can bağışlayan,saglık veren.
62-“el-Mümit”:Canlı,bir mahlukatın ölümünü yaratan,öldüren.
63-“el-Hayy” Diri,tam ve mükemmel manasıyla hayat sahibi.
64-“el-Kayyum”:Yarattıklarının işini çeviren her işleneni bilen,evveli olmayan.
65-“el-Vacid”.istediğini,istediği vakit bulan.
66-“el-Macid”.Kadri ve şanı büyük,kerem ve müsemahası bol.
67-“el-Vahid”:Tek.Zatında,sıfatlarında,isimlerinde,efaili nde ortağı ve benzeri olmayan.
68-“el-Samed”:Her şey O na muhtac,fakat O hiç birşeye muhtac degil.
69-“el-Kadir”:istediğini,istediği gibi yaratmaya muktedir olan.
70-“el-Mukdedir”:kuvvet ve kudret sahipleri üzerinde dilediği gibi tasarruf eden.
71-“el-Mukaddim”:İstediğini öne getiren,öne alan.
72-“el-Muahhir”.İstediğini geri koyan,arkaya bırakan.
73-“el-Evvel”:Her şeyden önce var olan.
74-“el-Ahir”:Her şey helak olduktan sonra geri kalan.
75-“el-Zahir”:Varlığı sayısız delillerle açık olan.
76-“el-Batın”:Akılların idrak edemeyecegi yüceliği gizli olan.
77-“el-Vali”:Bu muazzam kainatı ve bütün hadisatı tek başina idare eden.
78-“el-Müteali”:Aklın mümkün gördüğü her şeyden,her halden pek yüce olan.
79-“el-Berr”:Kullarına iyilik ve ihsanı,nimetleri bol olan.
80-“el-Tevvab”:Tevbeleri kabul edip günahları bağışlayan.
81-“el-Muntekım”.Günahkarlara,adaletiyle,müstahak oldukları cezayı veren.
82-“el-Afüvv”.Affeden,magfiret eden.
83-“el-Rauf”:Merhamet edici.pek şefkatli.
84-“Malik’ül-Mülk”:Mülkün ebedi ezeli sahibi.
85-“Zülcelali ve’l-İkram”:Hem azamet sahibi,hem fazlu kerem sahibi.
86-“el-Muksit”:Hükmünde ve işlerinde adaletli olan.
87-“el-Cami”:İstediğini istedigi zaman istediği yerde toplayan.
88-“el-Ganiyy”:Çok zengin,hiç birşeye muhtac olmayan.
89-“el-Mugni” Diledigine zenginlik veren müstagni kılan.
90-“el-Mani”:Bazı şeylerin meydana gelmesine müsade etmeyen,engelleyen.
91-“el-Darr”:Elem ve zarar verecek şeyleri yaratan,hüsrana ugratan.
92-“el-Nafi”:Hayır ve menfaat verecek şeyleri yaratan,faydalandıran.
93-“el-Nur”:Alemleri nurlandıran,diledigine nur eden,nur olan.
94-“el-Hadi”:Hidayete kavuşturan,kulunu hayırla muvaffak kılan.
95-“el-Bedi”:Örneksiz,misalsiz,acaip ve hayret verici alemler yaratan.
96-“el-Baki”:Varlıgının sonu bulunmayan,ebedi olan.
97-“el-Varis”:Varlığı devam eden,servetlerin hakiki sahibi.
98-“el-Raşit”:Bütün alemleri dosdogru bir nizam ve hikmetle akıbetine ulaştıran.
99-“es-Sabur”:Çok sabırlı olan,isyankarlardan acele intikam almayan.
1-“Allah“O kendinden başka hiç bir ilah bulunmayan tek bir Allah’tır.
2-“er-Rahman“:Esirgeyici,bütün mahlukatına rahmetiyle muamele eden(dünyada)
3-“er-Rahim“:Bağışlayıcı,sevdiklerine ve müminlere merhamet eden(ahirette)
4-“el-Melik“:Mülkün sahibi,mülk ve saltanatı devamlı olan.
5-“el-Kuddüs“:Her türlü eksiklik ve ayıplardan münezzeh olan.
6-“el-Selam“:Her çeşit afet ve kederlerden emin olan.
7-“el-Mü’min“:Kullarına emniyet veren.Kendinin ve peygamberlerinin dogrulugunu
ortaya koyan,kullarına yaptıgı vadinde sadık.
8-“el-Müheymin” Saltanatı hakkında dilediği gibi tasarruf eden,her şeyi gözetip koruyan.
9-“el-Aziz“:İzzet sahibi,maglup edilmesi imkansız olan,her şeye galip olan.
10-“el-Cabbar“:Azamet ve kudret sahibi,istediğini mutlak yapan,dilediğine muktedir olan.
11-“el-Mütekebbir“:Ululuk sahibi,her şeyde ve her hadisede büyüklüğünü gösteren.
12-“el-Halik”:Her şeyin varlığını ve gecireceği halleri takdir eden,yaratan,yoktan vareden
büyüklükte eşi olmayan.
13-“el-Bari“:Her şeyin aza ve cihazını birbirine uygun yaratan.
14-“el-Musavvir“:Tasvir eden ,her şeye bir şekil ve hususiyet veren.
15-“el-Gaffar“:Kullarının günahını örten,magfireti çok,günahları bağışlayıcı.
16-“el-Kahhar“:Her şeye,her istedigini yapacak surette,galip ve hakim.
17-“el-Vahhab“:Çok fazla ihsan eden,çeşit çeşit nimetleri daima bağışlayan.
18-“el-Rezzak“:Bütün mahlukatın rızkını veren ve ihtiyacını karşilayan.
19-“el-Fettah“:Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran,darlıktan kurtaran.
20-“el-Alim“:Her şeyi en ince noktasına kadar bilen,ilmi ebedi ve ezeli olan.
21-“el-Kabıt” Dilediğine darlık veren,sıkan,daraltan.
22-“el-Basit” Dilediğine bolluk veren,açan,genişleten.
23-“el-Hafıd“:Yukarıdan aşağıya indiren,alcaltan,dereceleri düşüren.
24-“el-Rafi“:Yukarı kaldıran,yükselten,dereceleri yükselten.
25-“el-Muiz“:İzzet veren,aziz kılan.
26-“el-Müzil“:Zillete düşüren,hor ve hakir eden.
27-“el-Semi“:Her şeyi işiten,kullarının niyazını kabul eden.
28-“el-Basir“:Her şeyi gören.
29-“el-Hakem“:Hikmet sahibi olan,yaptığı her işte hikmeti gözeten,hükmeden.
30-“el-Adl” Son derece adaletli olan.
31-“el-Latif“:En ince işlerin bütün inceliklerini bilen,lütuf ve ihsan sahibi olan.
32-“el-Habir“:Her şeyi iç yüzünden,gizli tarafından haberdar olan.
33-“el-Halim“:Yumuşak davranan,hilmi çok olan.
34-“el-Azim“:Pek azametli olan,yüce.
35-“el-Gafur“:Çok bagışlayan,magfireti çok.
36-“el-Şekur“:Kendini rızası için yapılan amelleri daha ziyadesi ile karşilayan.
37-“el-Aliyy“:Çok yüce.
38-“el-Kebir“:Pek büyük.
39-“el-Hafız“:Yapılan işleri bütün tavsilatıyla hıfzeden,her şeyi afad ve beladan koruyan.
40-“el-Mukit“:Bilen,tayin eden.Her yaradılmışın rızkını veren.
41-“el-Hasib“:Herkesin hayatı boyunca yaptıklarının bütün teferruatıyla hesabını iyi bilen. Mahlukatına kafi olan.
42-“el-Celil“:Azamet sahibi olan,ululuk sahibi olan.
43-“el-Kerim“:Çok ikram edici
44-“el-Rakib“.Bütün varlıklar ve bütün işler murakabesi altında bulunan.
45-“el-Mucib“.Kendine yalvaranların isteklerini veren,duaları kabul eden.
46-“el-Vasi“:Lütfu bol olan.
47-“el-Hakim“:Emirleri,kelamı ve bütün işleri hikmetli,hikmet sahibi olan.
48-“el-Vedud“:İyi kullarını seven,rızasına indiren ve sevilmeye layık olan.
49-“el-Mecid“.Şanı,şerefi çok üstün olan.
50-“el-Bais“.Ölüleri dirilten ,kabirlerden çıkaran.
51-“el-Şehid”.Her zaman ve her yerde hazır ve nazır olan.
52-“el-Hakk”:Vacib’ul vücut olan,varlıgı hiç degişmeden duran.
53-“el-Vekil”:Tevekkül sahiplerinin işini düzeltip onlardan daha iyi temin eden.
54-“el-Kaviyy”:Pek kuvvetli.
55-“el-Metin”:Pek güclü.
56-“el-Veliyy” Seckin kullarının dostu.
57-“el-Hamid”:Ancak kendine hamd edilen,bütün varlığın diliyle övülen.
58-“el-Muhsin”:Namütanahi de olsa,bir bir herşeyin sayısını bilen.
59-“el-Mubdi”:Mahlukatı maddesiz ve örneksiz olarak baştan yaratan.
60-“el-Muid”:Yaradılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan.
61-“el-Muhyi”:İhya eden,dirilten,can bağışlayan,saglık veren.
62-“el-Mümit”:Canlı,bir mahlukatın ölümünü yaratan,öldüren.
63-“el-Hayy” Diri,tam ve mükemmel manasıyla hayat sahibi.
64-“el-Kayyum”:Yarattıklarının işini çeviren her işleneni bilen,evveli olmayan.
65-“el-Vacid”.istediğini,istediği vakit bulan.
66-“el-Macid”.Kadri ve şanı büyük,kerem ve müsemahası bol.
67-“el-Vahid”:Tek.Zatında,sıfatlarında,isimlerinde,efaili nde ortağı ve benzeri olmayan.
68-“el-Samed”:Her şey O na muhtac,fakat O hiç birşeye muhtac degil.
69-“el-Kadir”:istediğini,istediği gibi yaratmaya muktedir olan.
70-“el-Mukdedir”:kuvvet ve kudret sahipleri üzerinde dilediği gibi tasarruf eden.
71-“el-Mukaddim”:İstediğini öne getiren,öne alan.
72-“el-Muahhir”.İstediğini geri koyan,arkaya bırakan.
73-“el-Evvel”:Her şeyden önce var olan.
74-“el-Ahir”:Her şey helak olduktan sonra geri kalan.
75-“el-Zahir”:Varlığı sayısız delillerle açık olan.
76-“el-Batın”:Akılların idrak edemeyecegi yüceliği gizli olan.
77-“el-Vali”:Bu muazzam kainatı ve bütün hadisatı tek başina idare eden.
78-“el-Müteali”:Aklın mümkün gördüğü her şeyden,her halden pek yüce olan.
79-“el-Berr”:Kullarına iyilik ve ihsanı,nimetleri bol olan.
80-“el-Tevvab”:Tevbeleri kabul edip günahları bağışlayan.
81-“el-Muntekım”.Günahkarlara,adaletiyle,müstahak oldukları cezayı veren.
82-“el-Afüvv”.Affeden,magfiret eden.
83-“el-Rauf”:Merhamet edici.pek şefkatli.
84-“Malik’ül-Mülk”:Mülkün ebedi ezeli sahibi.
85-“Zülcelali ve’l-İkram”:Hem azamet sahibi,hem fazlu kerem sahibi.
86-“el-Muksit”:Hükmünde ve işlerinde adaletli olan.
87-“el-Cami”:İstediğini istedigi zaman istediği yerde toplayan.
88-“el-Ganiyy”:Çok zengin,hiç birşeye muhtac olmayan.
89-“el-Mugni” Diledigine zenginlik veren müstagni kılan.
90-“el-Mani”:Bazı şeylerin meydana gelmesine müsade etmeyen,engelleyen.
91-“el-Darr”:Elem ve zarar verecek şeyleri yaratan,hüsrana ugratan.
92-“el-Nafi”:Hayır ve menfaat verecek şeyleri yaratan,faydalandıran.
93-“el-Nur”:Alemleri nurlandıran,diledigine nur eden,nur olan.
94-“el-Hadi”:Hidayete kavuşturan,kulunu hayırla muvaffak kılan.
95-“el-Bedi”:Örneksiz,misalsiz,acaip ve hayret verici alemler yaratan.
96-“el-Baki”:Varlıgının sonu bulunmayan,ebedi olan.
97-“el-Varis”:Varlığı devam eden,servetlerin hakiki sahibi.
98-“el-Raşit”:Bütün alemleri dosdogru bir nizam ve hikmetle akıbetine ulaştıran.
99-“es-Sabur”:Çok sabırlı olan,isyankarlardan acele intikam almayan.
"Ha Mim" Diye Başlayan Sureler
1- 40.SURE MÜMİN (GAFİR) MEKKİ 85 AYET.
2- 41.SURE FUSSİLAT
3- 42.SURE ŞURA MEKKİ 53 AYET.
4- 43.SURE ZÜHRUF MEKKİ 89 AYET.
5- 44.SURE DUHAN MEKKİ 59 AYET.
6- 45.SURE CASİYE MEKKİ 37 AYET.
7- 46.SURE AHKAF MEKKİ 35 AYET.
1- 40.SURE MÜMİN (GAFİR) MEKKİ 85 AYET.
2- 41.SURE FUSSİLAT
3- 42.SURE ŞURA MEKKİ 53 AYET.
4- 43.SURE ZÜHRUF MEKKİ 89 AYET.
5- 44.SURE DUHAN MEKKİ 59 AYET.
6- 45.SURE CASİYE MEKKİ 37 AYET.
7- 46.SURE AHKAF MEKKİ 35 AYET.
"Elif Lam Mim" ve "Elif Lam Mim Ra" ile Başlayan Sureler
2-BAKARA:
1- (Elif, Lâm, Mîm.)
2- İşte o kitap, bunda şüphe yok, müttakiler (kötülükten korunacaklar) için hidayettir.
3-AL-İ İMRAN:
1- Elif, Lâm Mîm,
2- Allah, kendisinden başka tanrı olmayan, hayy ve kayyûmdur.
7-ARAF:
1- Elif, lâm, mîm, sâd.
2- (Bu,) sana indirilen bir Kitab’tır. Onunla (insanları) uyarman ve inananlara öğüt (vermen) hususunda göğsünde bir sıkıntı olmasın.
Okudunuz mu? Kuranı Kerim İle İlgili Temel Dini bilgiler Test Soru Ve cevapları
10-YUNUS:
1- Elif, Lâm, Râ. İşte bunlar o hikmetli kitabın âyetleridir.
11-HUD:
1- Elif-Lâm-Râ. Bu öyle bir kitaptır ki, âyetleri muhkem kılınmış, sonra da herşeyden haberdar olan hikmet sahibi Allah tarafından âyetleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
12-YUSUF:
1. Elif, Lâm, Râ. İşte bunlar sana o açık seçik kitabın âyetleridir.
2. Muhakkak ki, biz onu anlayasınız diye Arapça bir kitap olarak indirdik.
Okudunuz mu? Vasl hükümleri ve vaslın kuralları
13-RA’D:
1. Elif, Lâm, Mîm, Ra. İşte bunlar sana o kitabın âyetleridir ve sana Rabbinden indirilen haktır. Lâkin insanların çoğu iman etmezler.
14-İBRAHİM:
1- Elif, Lâm, Râ. Bu Kur’ân öyle büyük bir kitaptır ki, insanları Rablerinin izni ile karanlıklardan aydınlığa, her şeye galip ve hamde lâyık olan Allah’ın yoluna çıkarman için onu sana indirdik.
Okudunuz mu? Tecvid Uygulamaları (dersleri)
15-HİCR:
1- Elif, Lâm, Râ. Bunlar kitabın ve apaçık bir Kur’ân’ın âyetlerdir
2-BAKARA:
1- (Elif, Lâm, Mîm.)
2- İşte o kitap, bunda şüphe yok, müttakiler (kötülükten korunacaklar) için hidayettir.
3-AL-İ İMRAN:
1- Elif, Lâm Mîm,
2- Allah, kendisinden başka tanrı olmayan, hayy ve kayyûmdur.
7-ARAF:
1- Elif, lâm, mîm, sâd.
2- (Bu,) sana indirilen bir Kitab’tır. Onunla (insanları) uyarman ve inananlara öğüt (vermen) hususunda göğsünde bir sıkıntı olmasın.
Okudunuz mu? Kuranı Kerim İle İlgili Temel Dini bilgiler Test Soru Ve cevapları
10-YUNUS:
1- Elif, Lâm, Râ. İşte bunlar o hikmetli kitabın âyetleridir.
11-HUD:
1- Elif-Lâm-Râ. Bu öyle bir kitaptır ki, âyetleri muhkem kılınmış, sonra da herşeyden haberdar olan hikmet sahibi Allah tarafından âyetleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
12-YUSUF:
1. Elif, Lâm, Râ. İşte bunlar sana o açık seçik kitabın âyetleridir.
2. Muhakkak ki, biz onu anlayasınız diye Arapça bir kitap olarak indirdik.
Okudunuz mu? Vasl hükümleri ve vaslın kuralları
13-RA’D:
1. Elif, Lâm, Mîm, Ra. İşte bunlar sana o kitabın âyetleridir ve sana Rabbinden indirilen haktır. Lâkin insanların çoğu iman etmezler.
14-İBRAHİM:
1- Elif, Lâm, Râ. Bu Kur’ân öyle büyük bir kitaptır ki, insanları Rablerinin izni ile karanlıklardan aydınlığa, her şeye galip ve hamde lâyık olan Allah’ın yoluna çıkarman için onu sana indirdik.
Okudunuz mu? Tecvid Uygulamaları (dersleri)
15-HİCR:
1- Elif, Lâm, Râ. Bunlar kitabın ve apaçık bir Kur’ân’ın âyetlerdir
İlk Ayetleri Hurufu Mukaata ile Başlayan Sureler
Kuran kerim okuyoruz. Ancak kuran-ı kerim hakkında hiç bir bilgimiz var mı? Halbuki kuranın ilk inen ayeti “oku”1 ile başlamaktadır. Yüce olan Allahu teala “hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu”2 buyuruyor. Acizane sizlere Kuranı Kerim hakkında ki bilgileri, farklı yazılar ve içeriklerle hizmetine sunacağız.
Bu yazımızda kuran-ı kerimdeki surelerin nasıl başlandığını ve ne manalara geldiğini, hurufu mukattaa harflerini açıklayacağız.
Surelerin Başlangıçları:
Kur’ân’daki sûrelerin başlangıçlarını Celâleddin es-Suyûtî şu başlıklar
altında toplamıştır (Suyûtî, II,976).
• Allah’ı övme ile başlayan sûreler:
Bu şekilde başlayan sûrelerin tamamı 14 tanedir.
Fâtiha, En’âm, Kehf, Sebe’, Fatır sûrelerinde el-Hamdulillah ile,
Furkân, Mülk sûrelerinde Tebâreke (ulu, yüce, mukaddes, münezzeh) ile,
İsrâ, Hadid, Haşr, Saff, Cumu’a, Teğâbun, A’lâ sûrelerinde Tesbih (zikir) lafızlarıyla başlamaktadır.
• Nidâ (hitap etme, seslenme, dikkat çekme vb) ile başlayan sûreler:
Bunların sayısı 10 dur. Hz. Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’e ve Hz. Peygamber Efendimizin ümmetine olmak üzere ikiye ayırıyoruz.
Ahzâb, Talâk, Tahrim, Müzzemmil, Müddessir sûreleri Hz. Peygamber’e;
Nisâ, Mâide, Hac, Hucurât, Mümtehine sûreleri de Hz.Peygamber’in ümmetine nida ile başlamaktadır.
• Haber cümlesi ile başlayan sûreler:
21 sûre bu şekilde başlamaktadır. Enfâl, Tevbe, Nahl, Enbiyâ, Mu’minûn,Nûr, Zümer, Muhammed, Feth, Kamer, Rahmân, Mücâdele, Hakkâ, Meâric, Nuh,Abese, Kadr, Beyyine, Kâria, Tekâsür ve Kevser sûresi. Kevser sûrelerinin başındaki iki veya daha fazla lafzın oluşturduğu terkipler incelendiğinde bu görülmektedir.
• Yemin (Kasem) ile başlayan sûreler:
Bunlar 17 tanedir: Saffat, Zâriyât, Tûr, Necm, Kıyâme, Mürselât, Nâzi’ât, Burûc, Târık, Fecr,Beled, Şems, Leyl, Duhâ, Tîn, Âdiyât ve Asr sûresi.
Yeminle başlayan sûreleri ve yemin edilen varlıkları şu şekilde sıralayabiliriz:
Saffât sûresinde meleklere, Bürûc ve Târık sûrelerinde felek’e, Necm sûresinde
yıldıza, Kıyame sûresinde kıyamet gününe ve kendini kınayan nefse, Fecr sûresinde
tan yerinin ağarmasına, Şems sûresinde güneşe, Leyl sûresinde geceye, Duhâ
sûresinde kuşluk vaktine, Asr sûresinde asra yahut mutlak manada zamana,
Zariyât ve Mürselât sûrelerinde rüzgârlara, Tûr sûresinde Tur dağına, Tîn
sûresinde incir ve zeytine, Nazi’ât sûresinde insan ve melek topluluğuna, Adiyât
sûresinde atlara yemin edilmiştir.
• Şart edatı ile başlayan sûreler:
Bunlar 7 tanedir: Vâkıa, Münâfikûn, Tekvîr, İnfitâr, İnşikâk, Zilzâl ve Nasr sûresi.
• Emir ile başlayan sûreler:
Bunlar 6 sûredir: Cin, Alak, Kâfirûn, İhlas, Felak ve Mâûn.
• Soru ile başlayan sûreler:
Bunlar 6 tanedir: İnsân, Nebe, Ğaşiye, İnşirah, Fîl ve Mâûn sûresi.
• Dilek ile başlayan sûreler:
Bunlar 3 tanedir: Mutaffifîn, Hümeze ve Tebbet sûresi.
• Ta’lîl (bir şeyin sebebini açıklama) ile başlayan sûre:
Kur’ân’da yalnız Kureyş sûresindedir.
(ez-Zerkeşî, I, 213-231)
• Hecâ harfleri ile başlayan sûreler:
Allah bu harflerle yemin ederek söze başlamaktadır. Bu yemin söz konusu
harflerin değerini yükseltmekte ve söze ayrı bir güzellik kazandırmaktadır.
“،الٓمٓ * ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَ فِيهِ” “Elif-lâm-mîm zalike’l-kitabu lâ raybe fîh” (Bakara,1) âyeti “Hurûf-ı hecâ’ya yemin olsun ki bu; kendisinde asla şüphe olmayan bir kitaptır.” şeklinde manalandırılabilir.
“نٓ وَالْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونْ ” Nûn ve’l-kalemi vemâ yesturûn” (Kalem, 1),
” حٰمٓ وَالْكِتَابِ الْمُبِينْ” “Hâ-mîm ve’l- kitâbi’l-mübîn” (Zuhruf, 1) ayetlerinde olduğu gibi peş peşe iki yemin gelmektedir.3
null
Hurufu mukattaa ne demektir?
Kur’ân sûrelerinin bir kısmının başında bulunan bir veya birkaç harften
oluşan harflere, el-Hurûfu’l- Mukatta’a/kesik kesik harfler, hece veya ayrık harfler,
bazen de sûrelerin başında yer aldıkları için başlatanlar anlamını ifade eden
Fevâtih denir. Kur’ân’da bu gibi harflerle başlayan 29 sûre vardır.
Arap alfabesinin yarısını teşkil eden bu harfler sûrelerin başında bazen tek
bir harf olarak bazen de ikili, üçlü, dörtlü ve beşli terkipler halinde bulunur. Bu
harflerin bulunduğu sûrelerden 27’si Mekkî, 2’si Medenî’dir.
Hurûf-ı mukattaa Arap alfabesindeki on dört harften (ا، ح، ر، س، ص، ط، ع، ق، ك، ل، م، ن، هـ، ى) teşekkül etmiş olup bunların üçü tek, dördü iki, üçü üç, ikisi dört, ikisi de beş harflidir.
Bu harfler Arapça şekliyle yazılır; okurken ismiyle (ألم) elif-lâm-mîm), ( المص) elif-lam-mim-sad, (حم) hâ-mîm, (طسم) tâ-sîn-mîm, (كهیعص) kâf-hâ-yâ-‘ayn-sâd, (یس) yâ-sîn, (طه) tâ-hâ, (المر) elif-lâm-mîm-ra, (ق) kâf, (ن)nun, (ص) sâd, (طس) tâ-sîn, (ألر) elif-lâm-ra, (حم عسق) hâ-Mîm-ayn-sin-gaf şeklinde okunur.
Hazırlanış şekli; sürenin Kuranda ki sırası, sûrenin ismi ve ayet numarası şeklinde hazırlanılmıştır.
2.Bakara Sûresi, 1-2: (الم) “Elif, Lâm, Mîm. Bu, (öyle bir) kitaptır ki onda (ve onun İlâhî kelâm olduğunda) hiç şüphe yoktur. O, muttakîlere (Allah’ın emirlerine uygun yaşamak/aykırı davranmaktan sakınmak isteyenlere) doğru yolu gösteren (öğreten)dir.”
3.Âl-i İmran Sûresi, 1-2-3-4: (ألم) “Elif, Lâm, Mîm. Allah ki kendisinden başka hiçbir ilâh yoktur. O, Hayy ve Kayyûm’dur (daima diri ve yarattıklarını gözetip yönetendir. Her şey, onunla varlığını devam ettirir). (Allah, bu) Kitab’ı sana, hak (ve hakikatin) ta kendisi ile (dolu ve) kendinden evvelkileri(n asıllarını) tasdik edici olarak indirdi. Bundan önce, insanları doğru yola götürmek için Tevrat’ı ve İncil’i indirmişti ve nihayet Furkân’ı (hak ile batılı ayırt eden Kur’an’ı) da indirdi. Allah’ın âyetlerini inkâr eden/tanımayanlar var ya, onlar için kesinlikle şiddetli bir azap vardır. Allah mutlak galip ve amansız cezalandırıcı/(mazlumların) intikamını alıcıdır.”
7.A’raf Sûresi, 1-2: (المص) “Elif, Lâm, Mîm, Sâd. (Resûlüm! Bu,) kendisiyle (insanları) uyarman ve inananların da düşünüp öğüt alması (ve irşadlarına vesile olması) için sana indirilen bir kitaptır. Bundan dolayı yüreğinde bir sıkıntı/bir şüphe olmasın.”
10.Yunus Sûresi, 1: (ألر) “Elif, Lâm, Râ. İşte bu (okuna)nlar hüküm ve hikmet dolu Kitab’ın âyetleridir.”
11.Hûd Sûresi,1-2: (ألر) “Elif. Lâm. Râ. (Bu,) öyle bir Kitab’tır ki âyetleri, hikmet sahibi, her şeyden haberi olan (Allah) tarafından sağlamlaştırılmış, sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye (her şey onda) açıklanmıştır. (De ki:) “Şüphesiz ben size, O’nun tarafından (gönderilmiş) bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.””
12.Yusuf Sûresi, 1-2: (ألر) “Elif, Lâm, Râ. Bu (okuna)nlar gerçeği açıklayan apaçık Kitab’ın âyetleridir. Hakikat, biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik (mânasının derinliğine iyice) akıl erdiresiniz diye.”
13.Ra’d Sûresi, 1: (ألمر) “Elif, Lâm, Mîm, Râ. Bu (okuna)nlar Kitab’ın âyetleridir. Sana Rabbinden indirilen (Kitab) haktır (gerçektir). Fakat insanların çoğu inanmazlar.”
14.İbrahim Sûresi, 1: (ألر) “Elif, Lâm, Râ. Bu (Kur’an, öyle) bir Kitab’dır ki onu sana; insanları Rablerinin izniyle (her türlü kişisel ve toplumsal) karanlıklardan aydınlığa; eşsiz galip ve övgüye layık olan (Allah’)ın yoluna çıkarman için indirdik.”
15.Hicr Sûresi, 1: (ألر) “Elif, Lâm, Râ. Bu (okuna)nlar, Kitab’ın ve (her şeyi) açıklayan (ve açık olan) Kur’an’ın âyetleridir.”
19.Meryem Sûresi, 1-2: (كهيعص) “Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd. (Bu), Rabbinin kulu Zekeriya’ya rahmetinin anılmasıdır.”
20.Tâhâ Sûresi, 1-2-3: (طه) “Tâ, Hâ. (Resûlüm!) Biz Kur’an’ı sana zahmet çekmen için değil, ancak (Allah’tan) korkanlara bir öğüt olsun diye indirdik.”
26.Şuârâ Sûresi, 1-2: (طسم) “Tâ, Sîn, Mîm. Bunlar, apaçık (her şeyi açıkça ortaya koyan) Kitab’ın âyetleridir.”
27.Neml Sûresi, 1-2: (طس) “Tâ, Sîn. Bu (okuna)nlar, Kur’an’ın ve (hakikatleri bildiren) apaçık bir Kitab’ın âyetleridir. İnananlara (bir) doğru yol (rehberi) ve müjdedir.”
28.Kasas Sûresi, 1-2: (طسم) “Tâ, Sîn, Mîm. Bunlar apaçık (her şeyi bildiren) Kitab’ın âyetleridir.”
29.Ankebut Sûresi, 1-2: (ألم) “Elif, Lâm, Mîm. İnsanlar (dünyada Allah’a ibadet ve itaat etmeden, çeşitli çile ve güçlüklerle, bazen de verilen bol mal ve refah ile) imtihan edilmeden (sadece) “inandık” demeleriyle bırakılacaklarını mı sandılar?”
30.Rûm Sûresi, 1-2-3-4-5: (ألم) “Elif, Lâm, Mîm. Rumlar, (Arabistan’a) en yakın bir yerde (İranlılar’a) yenildi. Ama onlar (bu) yenilmelerinden sonra birkaç (3-9) yıl içinde onları yeneceklerdir. (Bundan) önce de sonra da emir yalnız Allah’ındır. İşte o gün mü’minler Allah’ın yardımıyla sevineceklerdir. (Allah) dilediğine yardım eder (zafere ulaştırır). O, mutlak galiptir, çok merhametlidir.”
31.Lokman Sûresi, 1-2-3: (ألم) “Elif, Lâm, Mîm. Bunlar, hikmetli Kitab’ın âyetleridir. (Bu âyetler) güzel davrananlara doğru yol gösterici ve rahmet olarak (indirilmiştir).”
32.Secde Sûresi, 1-2: (ألم) “Elif, Lâm, Mîm. İçinde hiç şüphe olmayan (bu) Kitab’ın indirilmesi, âlemlerin Rabbi (tarafı)ndandır.”
36.Yâsîn Sûresi, 1-2-3-4: (يس) “Yâ, Sîn. Hikmet dolu Kur’an’a yemin ederim ki, (Resûlüm!) Hiç şüphesiz sen, gönderilmiş (peygamber)lerdensin. Dosdoğru bir yol üzerindesin.”
38.Sâd Sûresi, 1-2: (ص) “Sâd. O şanlı şerefli (ve öğüt dolu) Kur’an’a andolsun ki, doğrusu o inkâr edenler, bir büyüklenme ve ayrılık (düşmanlık) içindedirler.”
40.Mü’min Sûresi, 1-2-3: (حم) “Hâ, Mîm. Bu Kitab’ın indirilmesi, mutlak galip ve (her şeyi) hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, azabı şiddetli olan, hem de lütuf sahibi olan Allah tarafındandır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Dönüş ancak O’nadır.”
41.Fussilet Sûresi, 1-2-3-4: (حم) “Hâ, Mîm, (Bu Kur’an) Rahmân ve Rahîm (olan Allah) katından indirilmiştir. Bilecek (ve anlayacak kâbiliyetteki) bir toplum için hem müjde verici ve (âkıbet hakkında) uyarıcı hem de Arapça bir Kur’an olarak âyetleri genişçe açıklanmış bir Kitab’dır. (Buna rağmen) yine de onların çoğu (Kur’an’dan) yüz çevirmiştir; onlar (hakikati) işitmezler.”
42.Şûrâ Sûresi, 1-2-3-4-5-6-7: (حم عسق) “Hâ, Mîm. Ayn, Sîn, Kâf. (Resûlüm!) Mutlak galip, hüküm ve hikmet sahibi Allah, sana ve senden öncekilere işte şöyle vahyeder: Göklerde olanların da, yerde olanların da hepsi ancak O’nundur. O, pek yücedir, çok büyüktür. Neredeyse gökler (Allah’ın heybetinden) tâ üstlerinden yarılacak! Melekler, Rablerini hamd ile tesbih ederler ve yerdeki (mü’min)ler için mağfiret dilerler. Haberiniz olsun ki Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir. O’ndan başka (birtakım ilâh ve tâğûtları) velîler/dostlar edinenler var ya, Allah onları(n hallerini) gözetlemektedir. (Resûlüm!) Sen, onlar üzerinde bir vekil değilsin (yalnız uyarıcısın). (Resûlüm!) Biz sana işte bu şekilde Arapça bir Kur’an vahyettik ki (bütün) şehirlerin anası (merkezi olan Mekke şehri sakinleri)ni ve etrafında bulunan (dünyadaki insan)ları uyarasın ve (onları) hakkında hiç şüphe olmayan o toplanma günü(nün dehşeti)ne karşı korkutasın. (O gün toplananlardan) bir kısmı cennette, bir kısmı da çılgın alevdedir.”
43.Zuhruf Sûresi, 1-2-3-4: (حم) “Hâ, Mîm. Apaçık (ve gerçeği gösteren) Kitab’a yemin ederim ki! Şüphesiz biz onu, düşünüp akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’an yaptık. Şüphesiz o, katımızda bulunan Ana Kitab (Levh-i Mahfûz)’dadır. Çok yücedir, çok hikmetlidir.”
44.Duhan Sûresi, 1-2-3: (حم) “Hâ, Mîm. (Hükümleri) apaçık olan Kitab’a andolsun ki gerçekten biz, onu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz (insanları Kur’an’la) uyarıcıyız.”
45.Câsiye Sûresi, 1-2: (حم) “Hâ, Mîm. (Bu) Kitab’ın indirilmesi, mutlak galip, hüküm ve hikmet sahibi Allah’tandır.”
46.Ahkâf Sûresi, 1-2: (حم) “Hâ, Mîm. (Bu) Kitab’ın indirilmesi mutlak galip, tek hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır.”
50.Kâf Sûresi, 1-2-3: (ق) “Kâf. Çok şerefli Kur’an hakkı için. O kâfirler; kendilerine içlerinden bir uyarıcı (peygamber) geldi diye şaştılar da: “Bu tuhaf bir şeydir! Öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (dirilecekmişiz)? Bu, (ihtimalden bile) uzak bir dönüştür.” dediler.”
68.Kalem Sûresi, 1-2: (ن) “Nûn. Kaleme ve (onunla) yazılanlara andolsun. (Resûlüm!) Sen Rabbinin nimeti sayesinde bir mecnun değilsin. Doğrusu senin için elbet kesintisiz (ve minnetsiz) bir mükâfat vardır. Ve şüphesiz sen, pek evrensel/genel geçerli mükemmel bir ahlâk üzerindesin.”
Dipnot :——————————————————————————————————————
(1) Alak sûresi 1. Ayet
(2) Zümer sûresi 9. Ayet
(3) Sûrelerin başlangıcı konusunda Gazâlî’nin (ö. 505/1111) eseri ile birlikte şu
eser de zikredilebilir:
• İbn Ebi’l-Esbağ el-Mısrî (ö. 654/1256), el-Havâtiru’s-Sevânih fî Esrâri’l-
Fevâtih.
Kuran kerim okuyoruz. Ancak kuran-ı kerim hakkında hiç bir bilgimiz var mı? Halbuki kuranın ilk inen ayeti “oku”1 ile başlamaktadır. Yüce olan Allahu teala “hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu”2 buyuruyor. Acizane sizlere Kuranı Kerim hakkında ki bilgileri, farklı yazılar ve içeriklerle hizmetine sunacağız.
Bu yazımızda kuran-ı kerimdeki surelerin nasıl başlandığını ve ne manalara geldiğini, hurufu mukattaa harflerini açıklayacağız.
Surelerin Başlangıçları:
Kur’ân’daki sûrelerin başlangıçlarını Celâleddin es-Suyûtî şu başlıklar
altında toplamıştır (Suyûtî, II,976).
• Allah’ı övme ile başlayan sûreler:
Bu şekilde başlayan sûrelerin tamamı 14 tanedir.
Fâtiha, En’âm, Kehf, Sebe’, Fatır sûrelerinde el-Hamdulillah ile,
Furkân, Mülk sûrelerinde Tebâreke (ulu, yüce, mukaddes, münezzeh) ile,
İsrâ, Hadid, Haşr, Saff, Cumu’a, Teğâbun, A’lâ sûrelerinde Tesbih (zikir) lafızlarıyla başlamaktadır.
• Nidâ (hitap etme, seslenme, dikkat çekme vb) ile başlayan sûreler:
Bunların sayısı 10 dur. Hz. Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’e ve Hz. Peygamber Efendimizin ümmetine olmak üzere ikiye ayırıyoruz.
Ahzâb, Talâk, Tahrim, Müzzemmil, Müddessir sûreleri Hz. Peygamber’e;
Nisâ, Mâide, Hac, Hucurât, Mümtehine sûreleri de Hz.Peygamber’in ümmetine nida ile başlamaktadır.
• Haber cümlesi ile başlayan sûreler:
21 sûre bu şekilde başlamaktadır. Enfâl, Tevbe, Nahl, Enbiyâ, Mu’minûn,Nûr, Zümer, Muhammed, Feth, Kamer, Rahmân, Mücâdele, Hakkâ, Meâric, Nuh,Abese, Kadr, Beyyine, Kâria, Tekâsür ve Kevser sûresi. Kevser sûrelerinin başındaki iki veya daha fazla lafzın oluşturduğu terkipler incelendiğinde bu görülmektedir.
• Yemin (Kasem) ile başlayan sûreler:
Bunlar 17 tanedir: Saffat, Zâriyât, Tûr, Necm, Kıyâme, Mürselât, Nâzi’ât, Burûc, Târık, Fecr,Beled, Şems, Leyl, Duhâ, Tîn, Âdiyât ve Asr sûresi.
Yeminle başlayan sûreleri ve yemin edilen varlıkları şu şekilde sıralayabiliriz:
Saffât sûresinde meleklere, Bürûc ve Târık sûrelerinde felek’e, Necm sûresinde
yıldıza, Kıyame sûresinde kıyamet gününe ve kendini kınayan nefse, Fecr sûresinde
tan yerinin ağarmasına, Şems sûresinde güneşe, Leyl sûresinde geceye, Duhâ
sûresinde kuşluk vaktine, Asr sûresinde asra yahut mutlak manada zamana,
Zariyât ve Mürselât sûrelerinde rüzgârlara, Tûr sûresinde Tur dağına, Tîn
sûresinde incir ve zeytine, Nazi’ât sûresinde insan ve melek topluluğuna, Adiyât
sûresinde atlara yemin edilmiştir.
• Şart edatı ile başlayan sûreler:
Bunlar 7 tanedir: Vâkıa, Münâfikûn, Tekvîr, İnfitâr, İnşikâk, Zilzâl ve Nasr sûresi.
• Emir ile başlayan sûreler:
Bunlar 6 sûredir: Cin, Alak, Kâfirûn, İhlas, Felak ve Mâûn.
• Soru ile başlayan sûreler:
Bunlar 6 tanedir: İnsân, Nebe, Ğaşiye, İnşirah, Fîl ve Mâûn sûresi.
• Dilek ile başlayan sûreler:
Bunlar 3 tanedir: Mutaffifîn, Hümeze ve Tebbet sûresi.
• Ta’lîl (bir şeyin sebebini açıklama) ile başlayan sûre:
Kur’ân’da yalnız Kureyş sûresindedir.
(ez-Zerkeşî, I, 213-231)
• Hecâ harfleri ile başlayan sûreler:
Allah bu harflerle yemin ederek söze başlamaktadır. Bu yemin söz konusu
harflerin değerini yükseltmekte ve söze ayrı bir güzellik kazandırmaktadır.
“،الٓمٓ * ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَ فِيهِ” “Elif-lâm-mîm zalike’l-kitabu lâ raybe fîh” (Bakara,1) âyeti “Hurûf-ı hecâ’ya yemin olsun ki bu; kendisinde asla şüphe olmayan bir kitaptır.” şeklinde manalandırılabilir.
“نٓ وَالْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونْ ” Nûn ve’l-kalemi vemâ yesturûn” (Kalem, 1),
” حٰمٓ وَالْكِتَابِ الْمُبِينْ” “Hâ-mîm ve’l- kitâbi’l-mübîn” (Zuhruf, 1) ayetlerinde olduğu gibi peş peşe iki yemin gelmektedir.3
null
Hurufu mukattaa ne demektir?
Kur’ân sûrelerinin bir kısmının başında bulunan bir veya birkaç harften
oluşan harflere, el-Hurûfu’l- Mukatta’a/kesik kesik harfler, hece veya ayrık harfler,
bazen de sûrelerin başında yer aldıkları için başlatanlar anlamını ifade eden
Fevâtih denir. Kur’ân’da bu gibi harflerle başlayan 29 sûre vardır.
Arap alfabesinin yarısını teşkil eden bu harfler sûrelerin başında bazen tek
bir harf olarak bazen de ikili, üçlü, dörtlü ve beşli terkipler halinde bulunur. Bu
harflerin bulunduğu sûrelerden 27’si Mekkî, 2’si Medenî’dir.
Hurûf-ı mukattaa Arap alfabesindeki on dört harften (ا، ح، ر، س، ص، ط، ع، ق، ك، ل، م، ن، هـ، ى) teşekkül etmiş olup bunların üçü tek, dördü iki, üçü üç, ikisi dört, ikisi de beş harflidir.
Bu harfler Arapça şekliyle yazılır; okurken ismiyle (ألم) elif-lâm-mîm), ( المص) elif-lam-mim-sad, (حم) hâ-mîm, (طسم) tâ-sîn-mîm, (كهیعص) kâf-hâ-yâ-‘ayn-sâd, (یس) yâ-sîn, (طه) tâ-hâ, (المر) elif-lâm-mîm-ra, (ق) kâf, (ن)nun, (ص) sâd, (طس) tâ-sîn, (ألر) elif-lâm-ra, (حم عسق) hâ-Mîm-ayn-sin-gaf şeklinde okunur.
Hazırlanış şekli; sürenin Kuranda ki sırası, sûrenin ismi ve ayet numarası şeklinde hazırlanılmıştır.
2.Bakara Sûresi, 1-2: (الم) “Elif, Lâm, Mîm. Bu, (öyle bir) kitaptır ki onda (ve onun İlâhî kelâm olduğunda) hiç şüphe yoktur. O, muttakîlere (Allah’ın emirlerine uygun yaşamak/aykırı davranmaktan sakınmak isteyenlere) doğru yolu gösteren (öğreten)dir.”
3.Âl-i İmran Sûresi, 1-2-3-4: (ألم) “Elif, Lâm, Mîm. Allah ki kendisinden başka hiçbir ilâh yoktur. O, Hayy ve Kayyûm’dur (daima diri ve yarattıklarını gözetip yönetendir. Her şey, onunla varlığını devam ettirir). (Allah, bu) Kitab’ı sana, hak (ve hakikatin) ta kendisi ile (dolu ve) kendinden evvelkileri(n asıllarını) tasdik edici olarak indirdi. Bundan önce, insanları doğru yola götürmek için Tevrat’ı ve İncil’i indirmişti ve nihayet Furkân’ı (hak ile batılı ayırt eden Kur’an’ı) da indirdi. Allah’ın âyetlerini inkâr eden/tanımayanlar var ya, onlar için kesinlikle şiddetli bir azap vardır. Allah mutlak galip ve amansız cezalandırıcı/(mazlumların) intikamını alıcıdır.”
7.A’raf Sûresi, 1-2: (المص) “Elif, Lâm, Mîm, Sâd. (Resûlüm! Bu,) kendisiyle (insanları) uyarman ve inananların da düşünüp öğüt alması (ve irşadlarına vesile olması) için sana indirilen bir kitaptır. Bundan dolayı yüreğinde bir sıkıntı/bir şüphe olmasın.”
10.Yunus Sûresi, 1: (ألر) “Elif, Lâm, Râ. İşte bu (okuna)nlar hüküm ve hikmet dolu Kitab’ın âyetleridir.”
11.Hûd Sûresi,1-2: (ألر) “Elif. Lâm. Râ. (Bu,) öyle bir Kitab’tır ki âyetleri, hikmet sahibi, her şeyden haberi olan (Allah) tarafından sağlamlaştırılmış, sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye (her şey onda) açıklanmıştır. (De ki:) “Şüphesiz ben size, O’nun tarafından (gönderilmiş) bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.””
12.Yusuf Sûresi, 1-2: (ألر) “Elif, Lâm, Râ. Bu (okuna)nlar gerçeği açıklayan apaçık Kitab’ın âyetleridir. Hakikat, biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik (mânasının derinliğine iyice) akıl erdiresiniz diye.”
13.Ra’d Sûresi, 1: (ألمر) “Elif, Lâm, Mîm, Râ. Bu (okuna)nlar Kitab’ın âyetleridir. Sana Rabbinden indirilen (Kitab) haktır (gerçektir). Fakat insanların çoğu inanmazlar.”
14.İbrahim Sûresi, 1: (ألر) “Elif, Lâm, Râ. Bu (Kur’an, öyle) bir Kitab’dır ki onu sana; insanları Rablerinin izniyle (her türlü kişisel ve toplumsal) karanlıklardan aydınlığa; eşsiz galip ve övgüye layık olan (Allah’)ın yoluna çıkarman için indirdik.”
15.Hicr Sûresi, 1: (ألر) “Elif, Lâm, Râ. Bu (okuna)nlar, Kitab’ın ve (her şeyi) açıklayan (ve açık olan) Kur’an’ın âyetleridir.”
19.Meryem Sûresi, 1-2: (كهيعص) “Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd. (Bu), Rabbinin kulu Zekeriya’ya rahmetinin anılmasıdır.”
20.Tâhâ Sûresi, 1-2-3: (طه) “Tâ, Hâ. (Resûlüm!) Biz Kur’an’ı sana zahmet çekmen için değil, ancak (Allah’tan) korkanlara bir öğüt olsun diye indirdik.”
26.Şuârâ Sûresi, 1-2: (طسم) “Tâ, Sîn, Mîm. Bunlar, apaçık (her şeyi açıkça ortaya koyan) Kitab’ın âyetleridir.”
27.Neml Sûresi, 1-2: (طس) “Tâ, Sîn. Bu (okuna)nlar, Kur’an’ın ve (hakikatleri bildiren) apaçık bir Kitab’ın âyetleridir. İnananlara (bir) doğru yol (rehberi) ve müjdedir.”
28.Kasas Sûresi, 1-2: (طسم) “Tâ, Sîn, Mîm. Bunlar apaçık (her şeyi bildiren) Kitab’ın âyetleridir.”
29.Ankebut Sûresi, 1-2: (ألم) “Elif, Lâm, Mîm. İnsanlar (dünyada Allah’a ibadet ve itaat etmeden, çeşitli çile ve güçlüklerle, bazen de verilen bol mal ve refah ile) imtihan edilmeden (sadece) “inandık” demeleriyle bırakılacaklarını mı sandılar?”
30.Rûm Sûresi, 1-2-3-4-5: (ألم) “Elif, Lâm, Mîm. Rumlar, (Arabistan’a) en yakın bir yerde (İranlılar’a) yenildi. Ama onlar (bu) yenilmelerinden sonra birkaç (3-9) yıl içinde onları yeneceklerdir. (Bundan) önce de sonra da emir yalnız Allah’ındır. İşte o gün mü’minler Allah’ın yardımıyla sevineceklerdir. (Allah) dilediğine yardım eder (zafere ulaştırır). O, mutlak galiptir, çok merhametlidir.”
31.Lokman Sûresi, 1-2-3: (ألم) “Elif, Lâm, Mîm. Bunlar, hikmetli Kitab’ın âyetleridir. (Bu âyetler) güzel davrananlara doğru yol gösterici ve rahmet olarak (indirilmiştir).”
32.Secde Sûresi, 1-2: (ألم) “Elif, Lâm, Mîm. İçinde hiç şüphe olmayan (bu) Kitab’ın indirilmesi, âlemlerin Rabbi (tarafı)ndandır.”
36.Yâsîn Sûresi, 1-2-3-4: (يس) “Yâ, Sîn. Hikmet dolu Kur’an’a yemin ederim ki, (Resûlüm!) Hiç şüphesiz sen, gönderilmiş (peygamber)lerdensin. Dosdoğru bir yol üzerindesin.”
38.Sâd Sûresi, 1-2: (ص) “Sâd. O şanlı şerefli (ve öğüt dolu) Kur’an’a andolsun ki, doğrusu o inkâr edenler, bir büyüklenme ve ayrılık (düşmanlık) içindedirler.”
40.Mü’min Sûresi, 1-2-3: (حم) “Hâ, Mîm. Bu Kitab’ın indirilmesi, mutlak galip ve (her şeyi) hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, azabı şiddetli olan, hem de lütuf sahibi olan Allah tarafındandır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Dönüş ancak O’nadır.”
41.Fussilet Sûresi, 1-2-3-4: (حم) “Hâ, Mîm, (Bu Kur’an) Rahmân ve Rahîm (olan Allah) katından indirilmiştir. Bilecek (ve anlayacak kâbiliyetteki) bir toplum için hem müjde verici ve (âkıbet hakkında) uyarıcı hem de Arapça bir Kur’an olarak âyetleri genişçe açıklanmış bir Kitab’dır. (Buna rağmen) yine de onların çoğu (Kur’an’dan) yüz çevirmiştir; onlar (hakikati) işitmezler.”
42.Şûrâ Sûresi, 1-2-3-4-5-6-7: (حم عسق) “Hâ, Mîm. Ayn, Sîn, Kâf. (Resûlüm!) Mutlak galip, hüküm ve hikmet sahibi Allah, sana ve senden öncekilere işte şöyle vahyeder: Göklerde olanların da, yerde olanların da hepsi ancak O’nundur. O, pek yücedir, çok büyüktür. Neredeyse gökler (Allah’ın heybetinden) tâ üstlerinden yarılacak! Melekler, Rablerini hamd ile tesbih ederler ve yerdeki (mü’min)ler için mağfiret dilerler. Haberiniz olsun ki Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir. O’ndan başka (birtakım ilâh ve tâğûtları) velîler/dostlar edinenler var ya, Allah onları(n hallerini) gözetlemektedir. (Resûlüm!) Sen, onlar üzerinde bir vekil değilsin (yalnız uyarıcısın). (Resûlüm!) Biz sana işte bu şekilde Arapça bir Kur’an vahyettik ki (bütün) şehirlerin anası (merkezi olan Mekke şehri sakinleri)ni ve etrafında bulunan (dünyadaki insan)ları uyarasın ve (onları) hakkında hiç şüphe olmayan o toplanma günü(nün dehşeti)ne karşı korkutasın. (O gün toplananlardan) bir kısmı cennette, bir kısmı da çılgın alevdedir.”
43.Zuhruf Sûresi, 1-2-3-4: (حم) “Hâ, Mîm. Apaçık (ve gerçeği gösteren) Kitab’a yemin ederim ki! Şüphesiz biz onu, düşünüp akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’an yaptık. Şüphesiz o, katımızda bulunan Ana Kitab (Levh-i Mahfûz)’dadır. Çok yücedir, çok hikmetlidir.”
44.Duhan Sûresi, 1-2-3: (حم) “Hâ, Mîm. (Hükümleri) apaçık olan Kitab’a andolsun ki gerçekten biz, onu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz (insanları Kur’an’la) uyarıcıyız.”
45.Câsiye Sûresi, 1-2: (حم) “Hâ, Mîm. (Bu) Kitab’ın indirilmesi, mutlak galip, hüküm ve hikmet sahibi Allah’tandır.”
46.Ahkâf Sûresi, 1-2: (حم) “Hâ, Mîm. (Bu) Kitab’ın indirilmesi mutlak galip, tek hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır.”
50.Kâf Sûresi, 1-2-3: (ق) “Kâf. Çok şerefli Kur’an hakkı için. O kâfirler; kendilerine içlerinden bir uyarıcı (peygamber) geldi diye şaştılar da: “Bu tuhaf bir şeydir! Öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (dirilecekmişiz)? Bu, (ihtimalden bile) uzak bir dönüştür.” dediler.”
68.Kalem Sûresi, 1-2: (ن) “Nûn. Kaleme ve (onunla) yazılanlara andolsun. (Resûlüm!) Sen Rabbinin nimeti sayesinde bir mecnun değilsin. Doğrusu senin için elbet kesintisiz (ve minnetsiz) bir mükâfat vardır. Ve şüphesiz sen, pek evrensel/genel geçerli mükemmel bir ahlâk üzerindesin.”
Dipnot :——————————————————————————————————————
(1) Alak sûresi 1. Ayet
(2) Zümer sûresi 9. Ayet
(3) Sûrelerin başlangıcı konusunda Gazâlî’nin (ö. 505/1111) eseri ile birlikte şu
eser de zikredilebilir:
• İbn Ebi’l-Esbağ el-Mısrî (ö. 654/1256), el-Havâtiru’s-Sevânih fî Esrâri’l-
Fevâtih.
RAŞiT TUNCA
BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik
ALLAH
BAYRAK
Radyo Karoglan
Foruma Misafir Olarak Gir
Forumda Neler Var
GALATASARAY
FENERBAHÇE
BEŞiKTAŞ
TRABZONSPOR
MiLLi TAKIM
ETKiNLiKLERiMiZ
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
» Latest member:
» Forum threads: 5,258
» Forum posts: 5,849
Read More / Comment 
