MUHAMMED
BAYRAK
| Welcome, Guest |
|
You have to register before you can post on our site. |
| Forum Statistics |
» Members: 7 » Latest member: Muhammed » Forum threads: 5,258 » Forum posts: 5,849 Full Statistics |
DOWNLOADEN
AYET
FELSEFEMiZ
Raşit Tunca Sözü
GÜZEL SÖZ
Negatif Büyüme Nedir? Pozitif Büyüme Nedir? dediğimiz zaman
Negatif Büyüme nedir? Pozitif büyüme nedir? dediğimiz zaman
Ekonomideki negatif büyüme borçlanma demektir,
sayılardaki negatif büyüme eksi sayılara Doğru Gitmek demektir,
insanlıkta negatif büyüme, kadın ve dişil enerjinin çoğalması ve kadınların çoğalması erkeklerin azalması,
fıkıhtaki negatif büyüme, sevapların azalıp, günahların çoğalması,
düşüncedeki negatif büyüme, nakıs düşünme, noksan düşünme, akıl zayıflığı, Bilgisizlik ve cahilliğin çoğalması,
bilimdeki negatif büyüme, yalan bilginin çoğalması, sahte bilgilerin çoğalması,
uzaydaki negatif büyüme, güneşlerin sönüp, karadeliklerin çoğalması, yıldızların dökülüp azalıp, karanlığın koyulaşması,
mevsimlerdeki negatif büyüme, kış mevsimi ve sonbahar mevsiminin uzun sürmesi, yaz ve ilkbaharın kısa sürmesi,
sözlerdeki negatif büyüme, küfür ve argonun çoğalması, düzgün konuşan insanların azalması, anlaşılır konuşan insanların azalması,
Tıpta ve sağlıkta ki negatif büyüme, hastalıkların çoğalıp, hastalık çeşidinin çoğalıp, mikropların çoğalıp, çaresinin bulunamaması,
yazıdaki negatif büyüme, yazılanların okunduğu zaman anlaşılmaz olması,
renklerdeki ve resimlerdeki negatif büyüme, Gölgelerin çoğalması,
dillerdeki yani language teki negatif büyüme, Bir dili tam manası ile bilenlerin azalması,
geldik asıl konumuza
Tasavvuftaki negatif Büyüme nedir?
insanın, derinliğine, içsel yolculuğunda, geriye doğru yolculuğun çoğalması, yani insanların anneci olması, babacı olmaktan daha çok, anneci olması.
"لقد جاءكم رسول من أنفسكم عزيز عليه ما عنتم حريص عليكم بالمؤمنين رؤوف رحيم"
Andolsun size içinizden öyle bir peygamber geldi ki, gayet izzetli ve şereflidir. Sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir üstünüze titrer, müminlere gayet merhametli ve şefkatlidir.
Tevbe Suresi 128. Ayet
رؤوف رحيم
Yüce Bir Ana
Manası vardır bu ayette "Hz Fatma" kastediliyor olamaz mı bu ayette? Peygamberin "müminlere gayet merhametli ve şefkatli"olmasının meyvası olaraktan, Hz Muhammed yoluna Reankarne Fatma (Yüce Bir Ana) olaraktan devam etmiş olmaz mı
Yani kur'an-ı Kerim'in yolculuğunda Fatiha'dan aşağı doğru olan yolculuk, Nas suresine doğru olan yolculuk, fakat hazreti mehdi insanlara, işte sondan başa doğru yolculuğu öğretmek istemektedir ki, o da, 3 Kulhü den sonra, Fatiha okunması diye tarif etmiştir.
Bunun da derinine inersek, Kur'an-ı Kerim'i 3 defa hatim ettikten sonra, fatiha'ya dönmek, başa dönmek. işte, 3 Kulhü, Kuranı 3 defa hatm ettiğin zaman, 3 kulhu okumuş olursun, hatimde Her sure 1 defa okunur, Öyle olunca 3 kulhü demek, Kur'an-ı Kerim'i 3 defa hatmedeceksin, sonra da başa döneceksin. 3 tur atacaksın
“Benim ümmetimin ömrü 1.500 seneyi pek geçmeyecek.”
[bk. el-Havi li'l-Fetavi, Suyuti, 2/248; Ruhul Beyan, Bursevi, (Arapça) 4/262, Ahmed bin Hanbel, İlel, s, 89]
“Âdem'den kıyamete kadar insanlığın ömrü yedi bin senedir.”
(Kenzu’l-Ummal, h.no: 16459; Munavî, Feyzu’l-Kadir, III/547; h.no: 4278)
1500:3=500 sene eder
Bir tur 500 Sene eder
7000:500:14 Tur eder
571+500+500+500=2071
2071:500=4,142
14-4,142=9,858 Peygamberimiz doğduğunda 9,85 tur atılmış yani galaksideki yıldızların ve onlara tabi olan gezegenlerin ana yıldızın etrafındaki bir turu 500 sene eder 3 kulhü fatiha 9,85 nuh ümmeti arasinda 1000 den elli eksik 950 ve 9,85 turdan 2 turdan 50 eksik alirsak 1,9 tur ~ 8 Tur önce Hz Nuh vaktiymiş ve geldik yine aynı döngüye galaksiyi de döndüren nebula daki tur 8 tur 8X500=4000 senede bir Tur ~ milattan 2000 sene önce yani o kadar uzak degil yani .....
islamın sona ereceği vakit 2071
onddan sonra Allahu alem kıyamet süreci başlıyor
Bunun başka manası da başlangıç Hazreti Adem, son ise, Hitam ise Hz Muhammed, ve biz salavatı Kebir de, bize isimleri bildirilen Bütün peygamberlere salavat okuruz, selamet dileriz, yani baştan sona Hz Adem'den Hz Muhammed'e kadar saymak, sona yolculuk, onu da Tevhidi Kebir zikrimiz ile yaparız, yani peygamberlerin hatıratını hatırlarız..
Bunları saymanın bize katkısı nedir? en son vaazımızda anlattığımız meseleden biraz bahsedersek, zamanda Geçmişe Yolculuk edeceğimiz zaman, kainatın neden bu kadar açıldığını anlatmıştık, misal olaraktan, kısaca değinirsek, ben Ben olmadan önce, Annem de bir hücre idim, annemden önce, babamdan anneme geçtim, ondan önce Babam ve Anenemin, Ana babası ve dedesi ninesi var, babamdan tarafa babamın da annesi babası, ve dedesi ninesi var, iç içe kainatlar, ve o yüzden geçmişe gittiğimiz zaman parçacık küçülerekten ve genişleyerekten çoğalaraktan devam ediyor. işte bizim sistemimiz olan Güneş sistemimizde geriye doğru gidişe baktığımız zaman, sistemimiz bildiğimiz gibi bilinen 9 gezegenden oluşmakta, ondan sonrası başka galaksiler, başka yıldızlar şeklinde, işte 8 veya 9 da zaten 9 hatta ya da 8 değerli ata, anne baba, kaynana kayınpeder, Bir de sen ve kendi karın eşin, iki tane de çocuğun olursa bir oğlan bir kız etti 8 veya 3 lü , yani 8 gezegen ya da 9 lu sistem ana yapı, ana kaldıran, ondan sonra, yukarı çıktığımızda, Daha üstü, Daha üstü, şeklinde açılımı anlatıyor. dedik ya. dedemizin Dayısının amcasının oğlu. misal yeni atılan teleskop ile gökyüzü daha büyük başka şekilde görüntülenmekte. işte geçmişe doğru bir yolculuk. bütün yıldızları görebilecek bir sisteme Sahip değiliz, çünkü dedim ya Hazreti Adem'e gittiğiniz zaman, vahdedi vücut Hazreti Adem'in vücudunun büyüklüğünü, ihata ettiği kâinattaki yeri, ihata ettiği yeri görebilmemiz, şu anki mevcut Alet edevat ve teleskoplarımızla mümkün değil, açıldıkça açılmış, açılmış, açılmış, ve açıldıkça küçülen bir sistem zannediyoruz, aslında Orada büyük büyük yıldızlar var, deniyor ki güneşimizin elli katı büyük Yıldızlardan bahsediliyor.
yani Öyle olunca ilk anayapı Hazreti Adem, ve onun içindeki organlar, İbrahim Musa İsa, yani altyapılar, işte o yüzden çakralar diye tarif edilir, tasavvufta letaifler olaraktan anlatılır. Mesela İbrahim Aleyhisselam'ın rengi kırmızıdır. Hz İsa mavi ile temsil edilir, Muhammed yeşildir, ve bunlar vücuttaki organların yaydığı çakra ışıkları, auramız. Öyle olunca teleskopla baktığımızda da, Yıldızların verdiği ışık ile, içinde hangi maden olduğunu biliyoruz mesela kırmızı ışık veriyorsa falan maden var, mavi veriyorsa falan filan şeklinde, hangi madenden oluştuğunu biliyoruz. işte yani İbrahim Aleyhisselam'ın Nuru'nun kırmızı olması demek, onun gezegeninin hangi elementten oluştuğunu anlatıyor, ve bu da vücut sisteminde, bir organı temsil ediyor, ana vücut Hazreti Adem, ondan sonrakiler de, aynı şekilde bir vücut, Yani iç içe kainatlar dedik. ya o yüzden, işte şu anda gözlemleyebildiğimiz için bazı şeyleri, yani uzaya bakmamız işte negatif büyümeyi meydana getirdi. ve bu negatif büyümede dişil enerjiyi meydana getiriyor, dişil enerji, yani hayvanlara karşı merhametli oluyoruz biraz, bitkilere karşı, doğaya karşı saygılı olalım, yani kibarlaşma nazik leşme gibi bir durum, yani kadın tabiatı. Erkek serttir, kırıcıdır, yıkıcıdır, savaşçıdır, kavgacıdır. Kadın ise nazik, kibar, korunması gereken, İşte şu andaki Merhamet duyguları ve bu nezaketli merhametli bakıştan dolayı, negatif büyüme, yani dişil enerjinin büyümesi meydana gelmekte, ve insanları borçlandıraraktan yine negatif ve dişil enerji meydana gelmekte, insanları korkutaraktan yine negatif yani karanlık enerjinin büyümesi, yani negatif enerjinin büyümesi sağlanmakta, ve bu şekilde bir nevi kainatı ve insanları ihata eden, yok edici yutucu kara bir delik yahutta kara ve negatif bir enerjinin büyümesi. işte Kıyamet de belki bu negatif büyüme sebebiyle olacak, Büyük bir patlama, veya büyük bir yangın, veya büyük bir sel felaketi gibi bir şey olabilir. yani negatif büyüme, felaketleri kötülüğü zararlı şeyleri de meydana getiren bir şey. iyi şeyler pozitif düşünce iyi düşünce erkeklik, erillik, yani yapıcı şeyler, erkeklik, yükselmek, zenginlik, Altınçağ. Altınçağ ve zenginliği bitireceğiz diye uğraşıyorlar. Herkesi pısırık korkak ediyorlar, yani negatif böyüme, herkesi korkutuyorlar, bugünkü baştaki Rejimlerin hepsi halkı eziyor, korkutuyor, ben ne dersem o olur diyor. Herkes sinmiş korkmuş vaziyette, yani erkekliğini kaybetmiş, yani yırtıcılığını kaybetmiş, toplumdaki daha korkak hayvanlar halini almış hepsi, kimse sesini çıkaramıyor. ekonomiyi bitirmişler, elementleri bozmuşlar, hayvanları bozmuşlar, gıdaları bitkilari bozmuşlar, kimsenin sesi çıkamaz halde. kimse bir şey yapamıyor, istediklerini yapıyorlar, halk susturulmuş vaziyetteler, bitirmiş vaziyetteler. Ne oldu, böyle olursa, işte peygamberimizin dediği, 40 kadına bir erkek, çünkü dişil enerji çoğalmış erkeklik bitmiş vaziyette oluyor, yıkıcı yapıcı ondan sonra, yırtıcı tuttuğunu Koparan erkeklik yok oldu, yine eşini ve kadınını koruyan kollayan yok ki. Erkekler pustular. Evet negatif büyüme...
işter tasavvuftaki negatif büyümeden, içsel düşünmeler ince fikirlilik, nezaket, kibar olma merhmet duyguları, kılı kırk yarmak Sofuluk kılı kırk yarmaktır.
Ben ilkokula giderken bir tane hikaye kitabı aldım, hikaye kitabının içinde ne olduğunu tabii ki bilmiyorum, okudum, bir tane Kralın oğlu varmış, Evlenecek, bir tane talipli bulmuş, kız bulmuş, kıza Sarayı gezdirirken, merdivenden aşağı iniyorlarmış, merdivenin üstünde Ozamanın gösterisi olaraktan, Balta aslıymış, gelin adayı bunu görünce, başlamış ağlamaya, Prens sormuş, Neden ağlıyorsun,kız demiş işte bizim çocuğumuz olursa çocuğun üstüne balta burdan düşerse ölürse,.... negatif düşünme yani,....
Bugünün insanları, mesela fabrikaacılar, politikacılar, kaybetmemek için, negatif düşüncenin 50 çeşidini düşünüyorlar, Ha şöyle olursa, şöyle olur, ve bugün bundan dolayı tatbikat yapılıyor, bilmem nerde patlama olay çıkarsa ne yaparız, işte Hepsi bunlar diyorlar komple teorileri, adam oturtmuş komple teorisi yazdırmış, şöyle bir şey olursa ne olur, böyle bir şey olursa ne olur, yani negatif düşüncenin pozitif yani fiziksel hale getirilmesinin sebeplerinden birisi de, negatif düşünce, önce düşünce olaraktan var olmuş ve herkese yayılınca, herkes düşündümü, işter Sonra da bunun işte işleme geçmesi, fiziksel hale gelmesi oluyor. Peygamberimizin dediği boşuna değil ki, "rüyada ters bir şey gördüğünüz zaman, onu anlatmayın, başkasına anlatmayın" demesi, o negatif enerji ve düşüncenin, ya da fikrin, sana kadar gelmiş olan enerjinin, fiziksel hale gelmesine engel olmak için, Peygamberimiz böyle demiş. öyle bir rüyayı anlatma. Bunlar negatif düşünceyi, milleti toplamışlar, komple teaorileri yazdırmışlar ve herkese düşündüğü işler olunca olablcek çareler yazdırmışlar, ve bunun olabilecek olasılıklarını yazmışlar, ve şu anda da başımıza gelen, bu olan bitenler, o olasılıklar, hepsi fiziksel olarak, Herkesin başına gelen pandemi ve benzeri olaylar ile gelmiş oldu. Onun dışındaki şeyleri de. aynı şekilde planladılar, projeler ürettiler, Dünyayı bu hale, bitiş tükeniş haline getirdiler. Bu negatif büyüme, insanlarda da, yani Haşa kella, Allah'ın takdirine karşı gelme, Kader yazısına karşı gelme, şöyle olursa, şöyle yaparız, böyle olursa, böyle yaparız, bu işten çıkarız, paçayı yırtarız hikayesi,
Peki Kıyamet kopunca Buna da bir çaren var mı?
Ama burada Allah'ın muradı ilahisi nedir, Onu da bilemiyoruz, mesela Allah, geceye bir ton (kesret tarifi) Yıldızlar koymuş, Allah bize de gece aydınlatan lambalar icat ettirdi, geceyi gündüz ettik. Yoksa lamba bulmasamıydık, Allah'ın Muradı bu mudur, Karanlıkta mı oturalım.
Kadere karşı geldik, ve Yazın sıcakta oturmaktansa, serin klimalar, bozdolaplar keşfettik. Kışın soğukta oturup hasta olmayalım diye sobalar kaloriferler keşfedip bulmuştuk. Allah'ta zaten, bizim için, yerin altına kömürler gazlar depo etmiş, çıkardık, kömür yaktık odun yaktık, kışımızı sıcak sıcak geçiriyorduk. Şimdi ne oldu, Herkesi aynı şekilde yine, cehenneme attılar, sistemi bozdular, bu seferde Allah'ın yerin altına koyduğu sakladığı ve depo ettiği, bizim için hazırladığı şeyleri yok etme işine girdiler.
Dünyamızdaki gazları depo eden kim? Kim diyebilir ki, bu benim dağıımda ülkemde çıktı, Benim varımdır benim malımdır? Büyük Allah'ım hepimiz için saklamış, Hepimizin milli hazinesi, onu herkes kullanabilir, yine ormanlar hepimizin milli hazinesi, onların Birine zarar gelmedi hepimize zarar gelmesi, kuşlar, kurtlar, canlılar, doğa, dağ, deniz de hepimizin milli hazinesi,
O yüzden milli servetimize zarar verenlerin önüne geçilmesi lazım. Bugün insanlığı Bu kış günlerinde soğukta bırakan, gazı kesen, gaz benim diyen, yok yere ortalıkta satmayıp yakanlar, durdurulmalı. Yok olup gidiyor milli hazinemiz, gidip öldürelim onları demiyorum ama, bunlar durdurulmalı. Yine durduk yerde Dünyada Savaş çıkaranlar durdurulmalı. Yine, iki millete, devlete, horoz dövüşü yaptırıp, ara kızıştırıcılar durdurulmalı, bunların hepsinin önüne geçilmesi lazım ki, Bu Dünyada cennet kurulabilsin. Yani onlar, bu sistemi böyle yapanlar birde " Haydi Mehdi gelsin jesus geldinde Cennet kurulsun" istiyorum diyorsa, yalan yahut yanlış. Sen bunları yaparaktan cennetin burada kurulacağınımı zannediyorsun! hem savaş olsun, hem burada cennet olsun, bu ne ikilem. Hem insanları hastalıktan öldür, hem Burası cennet olsun! Hem insanları aç bırak! hem Burası cennet olsun iste! Cennet mi! cehennem mi! Burası? senin istediğin gibi cennet nerede olsun, nerde cehennem olsun, dünyayı kurutmuş bitirmiş cennet gibi dünyamızı, cehenneme çevirmiş haldeyken, Bir de Burası cennet olsun diye yapıyorsun bunları, hastasın hasta... iki zıt bir arada, bu ne ikilem yahu! "kaosdan düzen doğar" hikayesi...
Bir defa, insanları fakirliğe sürüklemek, negatif büyüme, borçlandırmak negatif büyüme, yani cehenneme sürüklemek, sen insanları cehennem'e sürükleyerekten burada Cennet olacağınımı zannediyorsun, birilerini Cehennem attığın zaman, burada bikrde senin cennetin mi kurulur zannediyorsun?
Benim kanaatimce Cennet, ancak pozitif büyüme ile meydana gelir, ve bunun yine belli oranda eşitlenmesi ile olur, aynen Baharda ve sonbaharda Gece ve gündüz eşittir, kışlarda gece uzundur, yazlarda da gündüz uzun olunur. Öyle olunca, işte negatif büyümenin sınırı belli, Kış geldi mi haddesi belli 21 Aralık, Yaz geldi mi iyiliğin haddesi belli 21 Haziran, gece ve gündüzün eşit olduğu vakitlerde belli, 21 Mart ve 23 Eylül, Öyle olunca, Allah'ın koyduğu bu mizanı düzeni bozan, birde bu dünyada cennet kurulacak diye beklerse, hiç boşuna beklemesin. Bu düzen ve mizan bu şekilde devam ettiği zaman, ancak Burası cennet diyarı olacaktır. Bu da, yani, ne iyilik tamamen bitirilecek, yok edilcek, ne de kötülük bitirilecek, ne gece, ne gündüz, ne kış, ne yaz, ne Bahar, Ne Sonbahar, yani her şeyin vaktinde, her şey, en güzel haddesinde dir zaten, bunu oynayan, bozan, düzene çomak sokan, Ben cenneti kurulmasını istiyorum diyorsa, yalan söylüyordur, ve yaptığı amellerde, cenneti kurmak değildir, kurulmuş cenneti, yok etmek bozmaktır. negatif büyüme işte, tasavvufta da, ince düşünce yani işte, derin düşünce,
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمُزَّمِّلُ قُمِ ٱلَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا نِّصْفَهُۥٓ أَوِ ٱنقُصْ مِنْهُ قَلِيلًا أَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتِّلِ ٱلْقُرْءَانَ تَرْتِيلًا إِنَّا سَنُلْقِى عَلَيْكَ قَوْلًا ثَقِيلًا
Yâ eyyuhel muzzemmil Kumil leyle illâ kalîlâ Nısfehû evinkus minhu kalîlâ Ev zid aleyhi ve rettilil kur’âne tertîlâ. İnnâ se nulkî aleyke kavlen sekîlâ
Bismillahirrahmanirrahim
Ey örtünüp bürünen (Peygamber)! Kalk, birazı hariç olmak üzere geceyi; yarısını ibadetle geçir. Yahut bundan biraz eksilt. Yahut buna biraz ekle. Kur’an’ı ağır ağır, tane tane oku. Şüphesiz biz sana (sorumluluğu) ağır bir söz vahyedeceğiz.
(Müzemmil Suresi 1 ile 5. Ayetler)
Kur'an-ı Kerim'de aşağı doğru yolculuk dedik, dibe doğru yolculuk, içsel yolculuk, Buna da seyri sülük diyoruz. Bu da, tasavvufta, seyri sülükte, senin sen olmadan önceki halin. ben az önce yumurta yedim. O zaman ben, şimdi ki Ben olmadan önce, Tavuk da ki bir parça idim, tavuk tavuk olmadan önce, On daki parça olmadan, o da bir buğday idi. o yedi yumurta oldu, ben yedim, buradayım, o tavuk yem yedi, o taraftan yumurta oldu, yumurtadan sonra, o bana geçti, ve ben oldum, içsel yolculukta tavuğun deneyimleri o yumurtada var ve ben yedim bana geçti,.. seyri sülük geriye doğru yolculuk,..
şimdi ne yapıyor lar CERN Reaktörün de, atomun içine içine iniyorlar, içeri doğru yolculuk, negatif büyüme, atomlarde ve elementlerde yapılan negatif büyüme, içsel yolculuk, atomun içine inmek, ne olmuş oluyor, semadaki yıldızlar Hz. Adem'in içindeki küçük parçacık halinde dedik ya. şimdi Hazreti Adem'e varasıya, parça küçülmüş de küçülmüş, Adem'in içindeki "Sen" yada "Ben" nasıl küçük parçasıyız bilen varmı?
Biz Adem Atamızdan kaç bin sene sonra gelmişiz, Adem'in içindeki en küçük parçalardan birisi, ilk şu anda ki bizleriz, çünkü en son dayız, biz en sondaki, en küçük parça, Sen bu atomu kaç defa daha bölmek istiyorsun? sence kaç defa daha böyle bölünce içine inince artık biz kendimize varız, ya da tam tersine Hazreti Adem'i buluruz, Adem'den de önce Allah'ı buluruz, indiğin zaman küçük parçayı bulduğun zaman, o sen sin o bu, Küçük parça biziz, büyük olan, büyük beden Kainat, Hz Adem, dünyaya gelmen önce biz onun içindeydik,O' nun İçine girmeden önce de, elma mıydık, armut muyduk, kalsiyum muyduk, magnezyum muyduk, Neydik biliyormuyuz.
Atomu milyon kere daha bölsen, kendini bilemezsin, nefsine ulaşamazsın, dedim ya, iki tarafa da, geleceğe doğru da, geçmişe doğru da yolculukta, parçacık küçülerek ten, genişleyerekten büyüyor, Dalbudak veriyor...
Mesela Vicdanın sesi parçacık, o sesin büyüklüğü Sence ne kadardır? vicdanın sesini, o ince sesi duyabilecek kulağın algısı nasıldır? Bugün bir kediye ve köpeğe, merhamete gelip, acıyorsan, vicdanın sesini duymaktır bu. Yani işte küçülmüş parçacık, ince bir ses, ince bir frekans, Benim sesim yüksek bir frekans, senin Kulağının duyduğu ölçeblidiğimiz bir frekans. Ama vicdanın sesi, meseala o nu Ben duyarken, Şuradaki adam, o sesi, benim o vicdanımın sesini duymuyor, ince bir ses, küçük parça, acaba bu küçük parça kim Dediğimiz zaman? işte o geçmişe doğru yolculuktaki, küçülen parçaları var ya işte onlardan birisi olabilir değil mi?
Meleklik, Melekler Sana bir şey fısıldadı, fısıltı.. Melek gözle göremediğimiz latif bir canlı. insandan daha Latif (ince, saf, fine) olan meleğin fısıltısı. Bugün bizim fısıtımız bile anlaşılmazken, melek gibi Latif bir varlığın ve, ondan daha Latif olan, ince olan, küçük olan, bir fısıltısı, ondan bahsediyoruz, ve bunu vicdanı çalışan insan Tasavvufda seyri sülükte, mülhime makamda, meleklerin Sesini duymaya başlıyor diye anlatmıştık. tasavvufta yani içsel yolculuk. Velhasıl kelam, bu negatif mi pozitif mi? işte meleklerin sesine doğru gidildiği zaman, pozitif büyüme, şeytanlar nevisinin seslerine ve ve desiselerine, günahlara, yanlışlara, kötüye doğru giden büyüme de, negatif büyüme. Neydi bu? nefis makamlarında, altta cehennem, Yani nefsi emmare, insan günahtan, yasaklardan, haramlardan ve kötülükten zevk almaya başladığı zaman, insan emmare bissui makamına düşer, şeytanların sesini duymaya başlar.
Pozitif yükselme ve büyüme, iyilikten, güzellikten, sevaptan, temizlikten, zevk almaya başladığın zaman ki pozitif büyüme, tasavvuftaki pozitif büyüme.
Yani yukarı doğru makam katetme, ve bunun en yüksek haddesi sınırı, meleklik makamına kadar yükselme, ilham alırken vahyeden ilham veren meleklik, Cebrail Makamına kadar yükselmek.Cebrail Vahyullah veya Mikail Makamı rüzgar, kar, yağmur, güneş,... veya israfil Makamı, Azaril Makamı,... yüksek makamlar. Bu dört makam da, o meleklik makamının ara geçiş formu. sadece insanlarla irtibat Kur'an melekler Bunlar. insanlarla irtibat kurmayan, Allah'ın nice Melekleri yaratıkları var daha,
Bunun misali de, insanlıktan melekliğe terakki : Sanki Avrupa'dan arabayla (Auto) Anadolu'ya geçmek isteyen, İstanbul'dan köprüden geçmek zorunda ya, o gibi, Yukarıdaki meleklik makamına geçmek için, Cebrail Mikail israfil gibi makamlardan geçmek zorundasın ki yukarıdakiler ile irtibat kurabilesin. Sanki Avrupa'dan Anadolu'ya geçmek gibi ara form ve köprü gibi velhasılı kelam.....
Bu bir Karoglan Raşit Tunca Makalesidir
Raşit Tunca
Schrems, 8 Aralık 2022
Negatif Büyüme nedir? Pozitif büyüme nedir? dediğimiz zaman
Ekonomideki negatif büyüme borçlanma demektir,
sayılardaki negatif büyüme eksi sayılara Doğru Gitmek demektir,
insanlıkta negatif büyüme, kadın ve dişil enerjinin çoğalması ve kadınların çoğalması erkeklerin azalması,
fıkıhtaki negatif büyüme, sevapların azalıp, günahların çoğalması,
düşüncedeki negatif büyüme, nakıs düşünme, noksan düşünme, akıl zayıflığı, Bilgisizlik ve cahilliğin çoğalması,
bilimdeki negatif büyüme, yalan bilginin çoğalması, sahte bilgilerin çoğalması,
uzaydaki negatif büyüme, güneşlerin sönüp, karadeliklerin çoğalması, yıldızların dökülüp azalıp, karanlığın koyulaşması,
mevsimlerdeki negatif büyüme, kış mevsimi ve sonbahar mevsiminin uzun sürmesi, yaz ve ilkbaharın kısa sürmesi,
sözlerdeki negatif büyüme, küfür ve argonun çoğalması, düzgün konuşan insanların azalması, anlaşılır konuşan insanların azalması,
Tıpta ve sağlıkta ki negatif büyüme, hastalıkların çoğalıp, hastalık çeşidinin çoğalıp, mikropların çoğalıp, çaresinin bulunamaması,
yazıdaki negatif büyüme, yazılanların okunduğu zaman anlaşılmaz olması,
renklerdeki ve resimlerdeki negatif büyüme, Gölgelerin çoğalması,
dillerdeki yani language teki negatif büyüme, Bir dili tam manası ile bilenlerin azalması,
geldik asıl konumuza
Tasavvuftaki negatif Büyüme nedir?
insanın, derinliğine, içsel yolculuğunda, geriye doğru yolculuğun çoğalması, yani insanların anneci olması, babacı olmaktan daha çok, anneci olması.
"لقد جاءكم رسول من أنفسكم عزيز عليه ما عنتم حريص عليكم بالمؤمنين رؤوف رحيم"
Andolsun size içinizden öyle bir peygamber geldi ki, gayet izzetli ve şereflidir. Sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir üstünüze titrer, müminlere gayet merhametli ve şefkatlidir.
Tevbe Suresi 128. Ayet
رؤوف رحيم
Yüce Bir Ana
Manası vardır bu ayette "Hz Fatma" kastediliyor olamaz mı bu ayette? Peygamberin "müminlere gayet merhametli ve şefkatli"olmasının meyvası olaraktan, Hz Muhammed yoluna Reankarne Fatma (Yüce Bir Ana) olaraktan devam etmiş olmaz mı
Yani kur'an-ı Kerim'in yolculuğunda Fatiha'dan aşağı doğru olan yolculuk, Nas suresine doğru olan yolculuk, fakat hazreti mehdi insanlara, işte sondan başa doğru yolculuğu öğretmek istemektedir ki, o da, 3 Kulhü den sonra, Fatiha okunması diye tarif etmiştir.
Bunun da derinine inersek, Kur'an-ı Kerim'i 3 defa hatim ettikten sonra, fatiha'ya dönmek, başa dönmek. işte, 3 Kulhü, Kuranı 3 defa hatm ettiğin zaman, 3 kulhu okumuş olursun, hatimde Her sure 1 defa okunur, Öyle olunca 3 kulhü demek, Kur'an-ı Kerim'i 3 defa hatmedeceksin, sonra da başa döneceksin. 3 tur atacaksın
“Benim ümmetimin ömrü 1.500 seneyi pek geçmeyecek.”
[bk. el-Havi li'l-Fetavi, Suyuti, 2/248; Ruhul Beyan, Bursevi, (Arapça) 4/262, Ahmed bin Hanbel, İlel, s, 89]
“Âdem'den kıyamete kadar insanlığın ömrü yedi bin senedir.”
(Kenzu’l-Ummal, h.no: 16459; Munavî, Feyzu’l-Kadir, III/547; h.no: 4278)
1500:3=500 sene eder
Bir tur 500 Sene eder
7000:500:14 Tur eder
571+500+500+500=2071
2071:500=4,142
14-4,142=9,858 Peygamberimiz doğduğunda 9,85 tur atılmış yani galaksideki yıldızların ve onlara tabi olan gezegenlerin ana yıldızın etrafındaki bir turu 500 sene eder 3 kulhü fatiha 9,85 nuh ümmeti arasinda 1000 den elli eksik 950 ve 9,85 turdan 2 turdan 50 eksik alirsak 1,9 tur ~ 8 Tur önce Hz Nuh vaktiymiş ve geldik yine aynı döngüye galaksiyi de döndüren nebula daki tur 8 tur 8X500=4000 senede bir Tur ~ milattan 2000 sene önce yani o kadar uzak degil yani .....
islamın sona ereceği vakit 2071
onddan sonra Allahu alem kıyamet süreci başlıyor
Bunun başka manası da başlangıç Hazreti Adem, son ise, Hitam ise Hz Muhammed, ve biz salavatı Kebir de, bize isimleri bildirilen Bütün peygamberlere salavat okuruz, selamet dileriz, yani baştan sona Hz Adem'den Hz Muhammed'e kadar saymak, sona yolculuk, onu da Tevhidi Kebir zikrimiz ile yaparız, yani peygamberlerin hatıratını hatırlarız..
Bunları saymanın bize katkısı nedir? en son vaazımızda anlattığımız meseleden biraz bahsedersek, zamanda Geçmişe Yolculuk edeceğimiz zaman, kainatın neden bu kadar açıldığını anlatmıştık, misal olaraktan, kısaca değinirsek, ben Ben olmadan önce, Annem de bir hücre idim, annemden önce, babamdan anneme geçtim, ondan önce Babam ve Anenemin, Ana babası ve dedesi ninesi var, babamdan tarafa babamın da annesi babası, ve dedesi ninesi var, iç içe kainatlar, ve o yüzden geçmişe gittiğimiz zaman parçacık küçülerekten ve genişleyerekten çoğalaraktan devam ediyor. işte bizim sistemimiz olan Güneş sistemimizde geriye doğru gidişe baktığımız zaman, sistemimiz bildiğimiz gibi bilinen 9 gezegenden oluşmakta, ondan sonrası başka galaksiler, başka yıldızlar şeklinde, işte 8 veya 9 da zaten 9 hatta ya da 8 değerli ata, anne baba, kaynana kayınpeder, Bir de sen ve kendi karın eşin, iki tane de çocuğun olursa bir oğlan bir kız etti 8 veya 3 lü , yani 8 gezegen ya da 9 lu sistem ana yapı, ana kaldıran, ondan sonra, yukarı çıktığımızda, Daha üstü, Daha üstü, şeklinde açılımı anlatıyor. dedik ya. dedemizin Dayısının amcasının oğlu. misal yeni atılan teleskop ile gökyüzü daha büyük başka şekilde görüntülenmekte. işte geçmişe doğru bir yolculuk. bütün yıldızları görebilecek bir sisteme Sahip değiliz, çünkü dedim ya Hazreti Adem'e gittiğiniz zaman, vahdedi vücut Hazreti Adem'in vücudunun büyüklüğünü, ihata ettiği kâinattaki yeri, ihata ettiği yeri görebilmemiz, şu anki mevcut Alet edevat ve teleskoplarımızla mümkün değil, açıldıkça açılmış, açılmış, açılmış, ve açıldıkça küçülen bir sistem zannediyoruz, aslında Orada büyük büyük yıldızlar var, deniyor ki güneşimizin elli katı büyük Yıldızlardan bahsediliyor.
yani Öyle olunca ilk anayapı Hazreti Adem, ve onun içindeki organlar, İbrahim Musa İsa, yani altyapılar, işte o yüzden çakralar diye tarif edilir, tasavvufta letaifler olaraktan anlatılır. Mesela İbrahim Aleyhisselam'ın rengi kırmızıdır. Hz İsa mavi ile temsil edilir, Muhammed yeşildir, ve bunlar vücuttaki organların yaydığı çakra ışıkları, auramız. Öyle olunca teleskopla baktığımızda da, Yıldızların verdiği ışık ile, içinde hangi maden olduğunu biliyoruz mesela kırmızı ışık veriyorsa falan maden var, mavi veriyorsa falan filan şeklinde, hangi madenden oluştuğunu biliyoruz. işte yani İbrahim Aleyhisselam'ın Nuru'nun kırmızı olması demek, onun gezegeninin hangi elementten oluştuğunu anlatıyor, ve bu da vücut sisteminde, bir organı temsil ediyor, ana vücut Hazreti Adem, ondan sonrakiler de, aynı şekilde bir vücut, Yani iç içe kainatlar dedik. ya o yüzden, işte şu anda gözlemleyebildiğimiz için bazı şeyleri, yani uzaya bakmamız işte negatif büyümeyi meydana getirdi. ve bu negatif büyümede dişil enerjiyi meydana getiriyor, dişil enerji, yani hayvanlara karşı merhametli oluyoruz biraz, bitkilere karşı, doğaya karşı saygılı olalım, yani kibarlaşma nazik leşme gibi bir durum, yani kadın tabiatı. Erkek serttir, kırıcıdır, yıkıcıdır, savaşçıdır, kavgacıdır. Kadın ise nazik, kibar, korunması gereken, İşte şu andaki Merhamet duyguları ve bu nezaketli merhametli bakıştan dolayı, negatif büyüme, yani dişil enerjinin büyümesi meydana gelmekte, ve insanları borçlandıraraktan yine negatif ve dişil enerji meydana gelmekte, insanları korkutaraktan yine negatif yani karanlık enerjinin büyümesi, yani negatif enerjinin büyümesi sağlanmakta, ve bu şekilde bir nevi kainatı ve insanları ihata eden, yok edici yutucu kara bir delik yahutta kara ve negatif bir enerjinin büyümesi. işte Kıyamet de belki bu negatif büyüme sebebiyle olacak, Büyük bir patlama, veya büyük bir yangın, veya büyük bir sel felaketi gibi bir şey olabilir. yani negatif büyüme, felaketleri kötülüğü zararlı şeyleri de meydana getiren bir şey. iyi şeyler pozitif düşünce iyi düşünce erkeklik, erillik, yani yapıcı şeyler, erkeklik, yükselmek, zenginlik, Altınçağ. Altınçağ ve zenginliği bitireceğiz diye uğraşıyorlar. Herkesi pısırık korkak ediyorlar, yani negatif böyüme, herkesi korkutuyorlar, bugünkü baştaki Rejimlerin hepsi halkı eziyor, korkutuyor, ben ne dersem o olur diyor. Herkes sinmiş korkmuş vaziyette, yani erkekliğini kaybetmiş, yani yırtıcılığını kaybetmiş, toplumdaki daha korkak hayvanlar halini almış hepsi, kimse sesini çıkaramıyor. ekonomiyi bitirmişler, elementleri bozmuşlar, hayvanları bozmuşlar, gıdaları bitkilari bozmuşlar, kimsenin sesi çıkamaz halde. kimse bir şey yapamıyor, istediklerini yapıyorlar, halk susturulmuş vaziyetteler, bitirmiş vaziyetteler. Ne oldu, böyle olursa, işte peygamberimizin dediği, 40 kadına bir erkek, çünkü dişil enerji çoğalmış erkeklik bitmiş vaziyette oluyor, yıkıcı yapıcı ondan sonra, yırtıcı tuttuğunu Koparan erkeklik yok oldu, yine eşini ve kadınını koruyan kollayan yok ki. Erkekler pustular. Evet negatif büyüme...
işter tasavvuftaki negatif büyümeden, içsel düşünmeler ince fikirlilik, nezaket, kibar olma merhmet duyguları, kılı kırk yarmak Sofuluk kılı kırk yarmaktır.
Ben ilkokula giderken bir tane hikaye kitabı aldım, hikaye kitabının içinde ne olduğunu tabii ki bilmiyorum, okudum, bir tane Kralın oğlu varmış, Evlenecek, bir tane talipli bulmuş, kız bulmuş, kıza Sarayı gezdirirken, merdivenden aşağı iniyorlarmış, merdivenin üstünde Ozamanın gösterisi olaraktan, Balta aslıymış, gelin adayı bunu görünce, başlamış ağlamaya, Prens sormuş, Neden ağlıyorsun,kız demiş işte bizim çocuğumuz olursa çocuğun üstüne balta burdan düşerse ölürse,.... negatif düşünme yani,....
Bugünün insanları, mesela fabrikaacılar, politikacılar, kaybetmemek için, negatif düşüncenin 50 çeşidini düşünüyorlar, Ha şöyle olursa, şöyle olur, ve bugün bundan dolayı tatbikat yapılıyor, bilmem nerde patlama olay çıkarsa ne yaparız, işte Hepsi bunlar diyorlar komple teorileri, adam oturtmuş komple teorisi yazdırmış, şöyle bir şey olursa ne olur, böyle bir şey olursa ne olur, yani negatif düşüncenin pozitif yani fiziksel hale getirilmesinin sebeplerinden birisi de, negatif düşünce, önce düşünce olaraktan var olmuş ve herkese yayılınca, herkes düşündümü, işter Sonra da bunun işte işleme geçmesi, fiziksel hale gelmesi oluyor. Peygamberimizin dediği boşuna değil ki, "rüyada ters bir şey gördüğünüz zaman, onu anlatmayın, başkasına anlatmayın" demesi, o negatif enerji ve düşüncenin, ya da fikrin, sana kadar gelmiş olan enerjinin, fiziksel hale gelmesine engel olmak için, Peygamberimiz böyle demiş. öyle bir rüyayı anlatma. Bunlar negatif düşünceyi, milleti toplamışlar, komple teaorileri yazdırmışlar ve herkese düşündüğü işler olunca olablcek çareler yazdırmışlar, ve bunun olabilecek olasılıklarını yazmışlar, ve şu anda da başımıza gelen, bu olan bitenler, o olasılıklar, hepsi fiziksel olarak, Herkesin başına gelen pandemi ve benzeri olaylar ile gelmiş oldu. Onun dışındaki şeyleri de. aynı şekilde planladılar, projeler ürettiler, Dünyayı bu hale, bitiş tükeniş haline getirdiler. Bu negatif büyüme, insanlarda da, yani Haşa kella, Allah'ın takdirine karşı gelme, Kader yazısına karşı gelme, şöyle olursa, şöyle yaparız, böyle olursa, böyle yaparız, bu işten çıkarız, paçayı yırtarız hikayesi,
Peki Kıyamet kopunca Buna da bir çaren var mı?
Ama burada Allah'ın muradı ilahisi nedir, Onu da bilemiyoruz, mesela Allah, geceye bir ton (kesret tarifi) Yıldızlar koymuş, Allah bize de gece aydınlatan lambalar icat ettirdi, geceyi gündüz ettik. Yoksa lamba bulmasamıydık, Allah'ın Muradı bu mudur, Karanlıkta mı oturalım.
Kadere karşı geldik, ve Yazın sıcakta oturmaktansa, serin klimalar, bozdolaplar keşfettik. Kışın soğukta oturup hasta olmayalım diye sobalar kaloriferler keşfedip bulmuştuk. Allah'ta zaten, bizim için, yerin altına kömürler gazlar depo etmiş, çıkardık, kömür yaktık odun yaktık, kışımızı sıcak sıcak geçiriyorduk. Şimdi ne oldu, Herkesi aynı şekilde yine, cehenneme attılar, sistemi bozdular, bu seferde Allah'ın yerin altına koyduğu sakladığı ve depo ettiği, bizim için hazırladığı şeyleri yok etme işine girdiler.
Dünyamızdaki gazları depo eden kim? Kim diyebilir ki, bu benim dağıımda ülkemde çıktı, Benim varımdır benim malımdır? Büyük Allah'ım hepimiz için saklamış, Hepimizin milli hazinesi, onu herkes kullanabilir, yine ormanlar hepimizin milli hazinesi, onların Birine zarar gelmedi hepimize zarar gelmesi, kuşlar, kurtlar, canlılar, doğa, dağ, deniz de hepimizin milli hazinesi,
O yüzden milli servetimize zarar verenlerin önüne geçilmesi lazım. Bugün insanlığı Bu kış günlerinde soğukta bırakan, gazı kesen, gaz benim diyen, yok yere ortalıkta satmayıp yakanlar, durdurulmalı. Yok olup gidiyor milli hazinemiz, gidip öldürelim onları demiyorum ama, bunlar durdurulmalı. Yine durduk yerde Dünyada Savaş çıkaranlar durdurulmalı. Yine, iki millete, devlete, horoz dövüşü yaptırıp, ara kızıştırıcılar durdurulmalı, bunların hepsinin önüne geçilmesi lazım ki, Bu Dünyada cennet kurulabilsin. Yani onlar, bu sistemi böyle yapanlar birde " Haydi Mehdi gelsin jesus geldinde Cennet kurulsun" istiyorum diyorsa, yalan yahut yanlış. Sen bunları yaparaktan cennetin burada kurulacağınımı zannediyorsun! hem savaş olsun, hem burada cennet olsun, bu ne ikilem. Hem insanları hastalıktan öldür, hem Burası cennet olsun! Hem insanları aç bırak! hem Burası cennet olsun iste! Cennet mi! cehennem mi! Burası? senin istediğin gibi cennet nerede olsun, nerde cehennem olsun, dünyayı kurutmuş bitirmiş cennet gibi dünyamızı, cehenneme çevirmiş haldeyken, Bir de Burası cennet olsun diye yapıyorsun bunları, hastasın hasta... iki zıt bir arada, bu ne ikilem yahu! "kaosdan düzen doğar" hikayesi...
Bir defa, insanları fakirliğe sürüklemek, negatif büyüme, borçlandırmak negatif büyüme, yani cehenneme sürüklemek, sen insanları cehennem'e sürükleyerekten burada Cennet olacağınımı zannediyorsun, birilerini Cehennem attığın zaman, burada bikrde senin cennetin mi kurulur zannediyorsun?
Benim kanaatimce Cennet, ancak pozitif büyüme ile meydana gelir, ve bunun yine belli oranda eşitlenmesi ile olur, aynen Baharda ve sonbaharda Gece ve gündüz eşittir, kışlarda gece uzundur, yazlarda da gündüz uzun olunur. Öyle olunca, işte negatif büyümenin sınırı belli, Kış geldi mi haddesi belli 21 Aralık, Yaz geldi mi iyiliğin haddesi belli 21 Haziran, gece ve gündüzün eşit olduğu vakitlerde belli, 21 Mart ve 23 Eylül, Öyle olunca, Allah'ın koyduğu bu mizanı düzeni bozan, birde bu dünyada cennet kurulacak diye beklerse, hiç boşuna beklemesin. Bu düzen ve mizan bu şekilde devam ettiği zaman, ancak Burası cennet diyarı olacaktır. Bu da, yani, ne iyilik tamamen bitirilecek, yok edilcek, ne de kötülük bitirilecek, ne gece, ne gündüz, ne kış, ne yaz, ne Bahar, Ne Sonbahar, yani her şeyin vaktinde, her şey, en güzel haddesinde dir zaten, bunu oynayan, bozan, düzene çomak sokan, Ben cenneti kurulmasını istiyorum diyorsa, yalan söylüyordur, ve yaptığı amellerde, cenneti kurmak değildir, kurulmuş cenneti, yok etmek bozmaktır. negatif büyüme işte, tasavvufta da, ince düşünce yani işte, derin düşünce,
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمُزَّمِّلُ قُمِ ٱلَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا نِّصْفَهُۥٓ أَوِ ٱنقُصْ مِنْهُ قَلِيلًا أَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتِّلِ ٱلْقُرْءَانَ تَرْتِيلًا إِنَّا سَنُلْقِى عَلَيْكَ قَوْلًا ثَقِيلًا
Yâ eyyuhel muzzemmil Kumil leyle illâ kalîlâ Nısfehû evinkus minhu kalîlâ Ev zid aleyhi ve rettilil kur’âne tertîlâ. İnnâ se nulkî aleyke kavlen sekîlâ
Bismillahirrahmanirrahim
Ey örtünüp bürünen (Peygamber)! Kalk, birazı hariç olmak üzere geceyi; yarısını ibadetle geçir. Yahut bundan biraz eksilt. Yahut buna biraz ekle. Kur’an’ı ağır ağır, tane tane oku. Şüphesiz biz sana (sorumluluğu) ağır bir söz vahyedeceğiz.
(Müzemmil Suresi 1 ile 5. Ayetler)
Kur'an-ı Kerim'de aşağı doğru yolculuk dedik, dibe doğru yolculuk, içsel yolculuk, Buna da seyri sülük diyoruz. Bu da, tasavvufta, seyri sülükte, senin sen olmadan önceki halin. ben az önce yumurta yedim. O zaman ben, şimdi ki Ben olmadan önce, Tavuk da ki bir parça idim, tavuk tavuk olmadan önce, On daki parça olmadan, o da bir buğday idi. o yedi yumurta oldu, ben yedim, buradayım, o tavuk yem yedi, o taraftan yumurta oldu, yumurtadan sonra, o bana geçti, ve ben oldum, içsel yolculukta tavuğun deneyimleri o yumurtada var ve ben yedim bana geçti,.. seyri sülük geriye doğru yolculuk,..
şimdi ne yapıyor lar CERN Reaktörün de, atomun içine içine iniyorlar, içeri doğru yolculuk, negatif büyüme, atomlarde ve elementlerde yapılan negatif büyüme, içsel yolculuk, atomun içine inmek, ne olmuş oluyor, semadaki yıldızlar Hz. Adem'in içindeki küçük parçacık halinde dedik ya. şimdi Hazreti Adem'e varasıya, parça küçülmüş de küçülmüş, Adem'in içindeki "Sen" yada "Ben" nasıl küçük parçasıyız bilen varmı?
Biz Adem Atamızdan kaç bin sene sonra gelmişiz, Adem'in içindeki en küçük parçalardan birisi, ilk şu anda ki bizleriz, çünkü en son dayız, biz en sondaki, en küçük parça, Sen bu atomu kaç defa daha bölmek istiyorsun? sence kaç defa daha böyle bölünce içine inince artık biz kendimize varız, ya da tam tersine Hazreti Adem'i buluruz, Adem'den de önce Allah'ı buluruz, indiğin zaman küçük parçayı bulduğun zaman, o sen sin o bu, Küçük parça biziz, büyük olan, büyük beden Kainat, Hz Adem, dünyaya gelmen önce biz onun içindeydik,O' nun İçine girmeden önce de, elma mıydık, armut muyduk, kalsiyum muyduk, magnezyum muyduk, Neydik biliyormuyuz.
Atomu milyon kere daha bölsen, kendini bilemezsin, nefsine ulaşamazsın, dedim ya, iki tarafa da, geleceğe doğru da, geçmişe doğru da yolculukta, parçacık küçülerek ten, genişleyerekten büyüyor, Dalbudak veriyor...
Mesela Vicdanın sesi parçacık, o sesin büyüklüğü Sence ne kadardır? vicdanın sesini, o ince sesi duyabilecek kulağın algısı nasıldır? Bugün bir kediye ve köpeğe, merhamete gelip, acıyorsan, vicdanın sesini duymaktır bu. Yani işte küçülmüş parçacık, ince bir ses, ince bir frekans, Benim sesim yüksek bir frekans, senin Kulağının duyduğu ölçeblidiğimiz bir frekans. Ama vicdanın sesi, meseala o nu Ben duyarken, Şuradaki adam, o sesi, benim o vicdanımın sesini duymuyor, ince bir ses, küçük parça, acaba bu küçük parça kim Dediğimiz zaman? işte o geçmişe doğru yolculuktaki, küçülen parçaları var ya işte onlardan birisi olabilir değil mi?
Meleklik, Melekler Sana bir şey fısıldadı, fısıltı.. Melek gözle göremediğimiz latif bir canlı. insandan daha Latif (ince, saf, fine) olan meleğin fısıltısı. Bugün bizim fısıtımız bile anlaşılmazken, melek gibi Latif bir varlığın ve, ondan daha Latif olan, ince olan, küçük olan, bir fısıltısı, ondan bahsediyoruz, ve bunu vicdanı çalışan insan Tasavvufda seyri sülükte, mülhime makamda, meleklerin Sesini duymaya başlıyor diye anlatmıştık. tasavvufta yani içsel yolculuk. Velhasıl kelam, bu negatif mi pozitif mi? işte meleklerin sesine doğru gidildiği zaman, pozitif büyüme, şeytanlar nevisinin seslerine ve ve desiselerine, günahlara, yanlışlara, kötüye doğru giden büyüme de, negatif büyüme. Neydi bu? nefis makamlarında, altta cehennem, Yani nefsi emmare, insan günahtan, yasaklardan, haramlardan ve kötülükten zevk almaya başladığı zaman, insan emmare bissui makamına düşer, şeytanların sesini duymaya başlar.
Pozitif yükselme ve büyüme, iyilikten, güzellikten, sevaptan, temizlikten, zevk almaya başladığın zaman ki pozitif büyüme, tasavvuftaki pozitif büyüme.
Yani yukarı doğru makam katetme, ve bunun en yüksek haddesi sınırı, meleklik makamına kadar yükselme, ilham alırken vahyeden ilham veren meleklik, Cebrail Makamına kadar yükselmek.Cebrail Vahyullah veya Mikail Makamı rüzgar, kar, yağmur, güneş,... veya israfil Makamı, Azaril Makamı,... yüksek makamlar. Bu dört makam da, o meleklik makamının ara geçiş formu. sadece insanlarla irtibat Kur'an melekler Bunlar. insanlarla irtibat kurmayan, Allah'ın nice Melekleri yaratıkları var daha,
Bunun misali de, insanlıktan melekliğe terakki : Sanki Avrupa'dan arabayla (Auto) Anadolu'ya geçmek isteyen, İstanbul'dan köprüden geçmek zorunda ya, o gibi, Yukarıdaki meleklik makamına geçmek için, Cebrail Mikail israfil gibi makamlardan geçmek zorundasın ki yukarıdakiler ile irtibat kurabilesin. Sanki Avrupa'dan Anadolu'ya geçmek gibi ara form ve köprü gibi velhasılı kelam.....
Bu bir Karoglan Raşit Tunca Makalesidir
Raşit Tunca
Schrems, 8 Aralık 2022
Klavyede şapkalı a nasıl yapılır?
Klavyede Şapkalı A Yapmak - Â/â
Standart Türkçe Q klavyede Shift tuşunu basılı tutarak 3 tuşuna basmak şapka işareti yapılacağı anlamına gelir.
Bu kombinasyonu yaptıktan (ve tuşları bıraktıktan) sonra hangi harfe basarsanız onun şapkalı hali çıkar. Büyük A yaparsanız  çıkar. Küçük a'yaparsanız â çıkar.
Aynı yolla Ê/ê, Î/î, Ô/ô, Û/û harflerini yapmak mümkündür.
Bir diğer yol ise Number Lock (Num Lock,NumLK) tuşlarını kullanmaktır. Kombinasyonun görseli şöyledir:
Klavyenin "Alt" yazılı tuşuna basılı tutarak 0226 yazarsanız küçük â harfini elde edersiniz.
Klavyenin "Alt" yazılı tuşuna basılı tutarak 0194 yazarsanız büyük  harfini elde edersiniz.
Eğer bu harfler yerine rakamlar çıkıyorsa "NumLock" (Number Lock/NumLK) yazılı tuşa basıp tekrar deneyin.
Aşağıdaki harfi markaja alve kopyala butonuna basıp harfi kopyaladıktan sonra istediğiniz metinde Ctrl+V tuşlarına basarak o harfi yapıştırabilirsiniz.
Â
â
Ê/ê, Î/î, Ô/ô, Û/û
Klavyede Şapkalı A Yapmak - Â/â
Standart Türkçe Q klavyede Shift tuşunu basılı tutarak 3 tuşuna basmak şapka işareti yapılacağı anlamına gelir.
Bu kombinasyonu yaptıktan (ve tuşları bıraktıktan) sonra hangi harfe basarsanız onun şapkalı hali çıkar. Büyük A yaparsanız  çıkar. Küçük a'yaparsanız â çıkar.
Aynı yolla Ê/ê, Î/î, Ô/ô, Û/û harflerini yapmak mümkündür.
Bir diğer yol ise Number Lock (Num Lock,NumLK) tuşlarını kullanmaktır. Kombinasyonun görseli şöyledir:
Klavyenin "Alt" yazılı tuşuna basılı tutarak 0226 yazarsanız küçük â harfini elde edersiniz.
Klavyenin "Alt" yazılı tuşuna basılı tutarak 0194 yazarsanız büyük  harfini elde edersiniz.
Eğer bu harfler yerine rakamlar çıkıyorsa "NumLock" (Number Lock/NumLK) yazılı tuşa basıp tekrar deneyin.
Aşağıdaki harfi markaja alve kopyala butonuna basıp harfi kopyaladıktan sonra istediğiniz metinde Ctrl+V tuşlarına basarak o harfi yapıştırabilirsiniz.
Â
â
Code:
Â
âÊ/ê, Î/î, Ô/ô, Û/û
Code:
Ê/ê, Î/î, Ô/ô, Û/ûDevşirmek ne demek? Devşirmek ne anlama gelir?
Bir işin, bir işlemin, bir amelin, bir fiilin, bir sözün,.. sonucundaki semeresini (verimini ve meyvasını) hasat etmek, toplamak manasındadır.
DEUTSCH
Was bedeutet Devşirmek?
Was bedeutet erfinden? Was bedeutet es sich zu entwickeln
Es bedeutet, die Früchte einer Arbeit, einer Transaktion, einer Tat, einer Handlung, eines Wortes zu ernten und zu sammeln.
ENGLISH
What does Devşirmek mean?
What does devising mean? What does it mean to evolve
It means to harvest and collect the fruit of a job, a transaction, a deed, an action, a word.
Bir işin, bir işlemin, bir amelin, bir fiilin, bir sözün,.. sonucundaki semeresini (verimini ve meyvasını) hasat etmek, toplamak manasındadır.
DEUTSCH
Was bedeutet Devşirmek?
Was bedeutet erfinden? Was bedeutet es sich zu entwickeln
Es bedeutet, die Früchte einer Arbeit, einer Transaktion, einer Tat, einer Handlung, eines Wortes zu ernten und zu sammeln.
ENGLISH
What does Devşirmek mean?
What does devising mean? What does it mean to evolve
It means to harvest and collect the fruit of a job, a transaction, a deed, an action, a word.
Tesbih Tahmid Tehlil Tekbir Temcid Takdis Tazim Ne Demektir?
Tesbih : Sübhanallah, demektir.
Tahmid : Elhamdülillah, demektir.
Tehlil : La ilahe illallah, demektir.
Tekbir : Allahü ekber, demektir.
Temcid : Tâzim ve senâ etmek, demektir.
Takdis : Kutsal Saymak, demektir. Misal "Ruhul Kudüs" yani "Kutsal Ruh" demek, Ev Kabe, olunca Allah'a atfedilince "Beytül Haram" yahut "Kutsal Kabe" oluyor, Yine kelam söz Allah'a atfedilince "Kuran" ve "Kudsi Hadis" yani "Kutsal Hadis" oluyor vb.... IRZ NAMUS VATAN BAYRAK SANCAK ANA BABA ATA ERK kutsallar
Tazim : Hem En Büyük, Hem En Geniş, Hem En Yüksek , Vb. niceliklerin tamamını kapsayan tek kelime Tazim ertmek bu özellikleri Allah'a atfetmek demektir. Mesela "Allahü Aziym" demek veya "Allahuekber" Demek veya "Allahu Vesiun" demek gibi isimleri ve sıfatları ile Allah demek, Zikretmek,...
Temcîd Nedir, Ne Anlama Gelir?
Sözlükte “tâzim ve senâ etmek” anlamındaki temcîd minarelerde ezandan ayrı olarak Allah’a yapılan dua, tazarru ve münâcâtlar hakkında kullanılır
Üç aylarda recebin ilk gecesiyle başlayıp ramazanın teravih kılınan ilk gecesine kadar yatsı namazının ardından, ramazanda ise sahurdan sonra müezzinler tarafından halkın iştirakiyle minarede okunurdu. Temcîd sahur vaktinde okunduğundan halk arasında "sahur" mânasına da gelir. Cami ve tekkelerde temcîde çıkmak ve temcîd okuyacak topluluğu yönetmek müezzinlerin ve zâkirlerin önemli görevlerindendi. Mehmed Zihni Efendi, Ni'met-i İslâm'da temcîdin Sultan Nâsırüddin'in emriyle başladığını ve gecenin son üçte birinde okunduğunu yazar. Nâsırüddin, Memlük Hükümdarı I. Baybars'ın oğlu el-Melikü's-Saîd Berke Han'dır (1277-1279). Kandil ve Kadir gecelerinde temcîde çıkanların sayısı artar, temcîd okunurken minarenin altında toplanan insanlar okunan temcîd hakkında yorumlar yaparak âdeta bir mûsiki meclisi oluştururlardı. Üç aylarda düzenli biçimde sürdürülen temcîdin üç aylar dışında özel gecelerde okunduğu yerler de vardır.
Temcîd şu şekilde icra edilir: Bir kişinin, "Yâ hazreti mevlâm" şeklindeki girişinden sonra üç defa kelime-i tevhid çekilir. Ardından peygamberlerden bazılarının ismi zikredilir ve Hz. Muhammed'e salâtüselâm getirilir. Daha sonra Allah'ın isimlerini ihtiva eden Kur'an âyetlerinden biri okunur; bunu bir beyitten ibaret münâcât veya na'tın okunması takip eder. Hep birlikte "ve'l-hamdü li'llâhi rabbi'l-âlemîn" denilip ardından bir kişi tarafından fâtiha çekildikten sonra yine bir kişinin, "Mâ kâne Muhammedün ebâ ehadin ..."
مَا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَا أَحَدٍ مِنْ رِجَالِكُمْ وَلَٰكِنْ رَسُولَ اللَّهِ وَخَاتَمَ النَّبِيِّينَ ۗ وَكَانَ اللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمًا
Mâ kâne muhammedun ebâ ehadin min ricâlikum, ve lâkin resûlallâhi ve hâtemen nebiyyine, ve kânallâhu bi kulli şey’in alîmâ(alîmen).
Muhammed (A.S), sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası olmamıştır (değildir). Fakat Allah’ın Resûl’ü ve Nebîler’in (Peygamberler’in) Hatemi’dir (Sonuncusudur). Allah, herşeyi en iyi bilendir.
(Ahzab suresi 40)
veya
"Sübhâne rabbike rabbi'l-izzeti ammâ yasifûn ..."
سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَۚ وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَل۪ينَۚ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
Subhane rabbike rabbil izzeti amma yesifun, veselamun alel murselin, vel hamdülil lahi rabbil alemin, el Fatiha
Yücedir, münezzehtir Rabbin ve yücelik, üstünlük ıssı Rab, onların vasfettiklerinden.
İzzet sahibi Rabbin, onların (uygunsuz) vasıflamalarından münezzehdir. Selam, gönderilen tüm peygamberlere olsun. Ve hamd, alemlerin Rabbi Allah'a.
(Sâffât Suresi 180-181-182. Ayet)
diye başlayan âyeti okumasıyla temcîd sona erer. Ramazan ilâhilerinde olduğu gibi temcîdlerin güftelerinde de ramazanın ilk on beş gecesinde "merhabâ yâ şehr-i ramazan merhabâ!", son on beş gecesinde "elvedâ dost elvedâ!" ifadeleri kullanılır.
Takdis etmek Ne Demek, Ne Anlama Gelir?
Dilimize Arapçadan geçen takdis kelimesi, ''kuds'' kökünden türetilmiştir. Kuds, çirkin ve kötü şeylerden uzak olmak anlamına gelirken, takdis kelimesinin sözlük anlamı saygı göstermek ve yüceltmektir. Takdis etmek, Allah'ı tüm kusurlardan ve eksikliklerden münezzeh kılmak anlamında da kullanılır. Kelimenin isim hali ''mukaddes'', sıfat hali ise ''kutsi'' şeklinde yazılır. Takdis etmek ne demek, ne anlama gelir? Takdis etmek bitişik mi yazılır ayrı mı tüm detayları ile derledik.
Takdis etmek kelimesi ile eş ve yakın anlamlı sözcükler şu şekilde sıralanabilir:
1- Hürmet etmek 2- Tekrim etmek 3- Mehabet 4- İhtimam 5- Münezzeh Kılmak
6- Tebcil Etmek 7- Ululama 8- Tevkir Etmek 9- İclal 10- Tazim Etmek
Takdis etmek Ne Demek, Ne Anlama Gelir?
8.yüzyıldan bu yana kullanılan takdis etmek kelimesi, birini yüceltme, saygıyla anma, büyük kabul etme ve yüce sayma anlamlarına gelir. Hristiyanlık terminolojisinde ise bu kelime terim anlamında kullanılır. Rahiplerin ekmek ve su ile kiliseye gelenleri kutsamasına takdis etmek denir.
Takdis etmek Bitişik mi, Ayrı mı Yazılır?
Takdis etmek kelimesi bir tamlama olduğu için bitişik değil ayrı yazılması gerekir.
Takdis etmek - Doğru Kullanım
Takdisetmek - Yanlış Kullanım
Takdis etmek Kelimesinin Cümle İçinde Kullanımı
1- Mümin kullar yalnızca Allah'ı takdis eder ve yalnız Ondan mağfiret dilerler.
2- Papa, takdis töreninde verdiği vaazda, sevginin ve paylaşmanın öneminden bahsetti.
Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesi
NOT : internetten bazı alıntılar var bu makalede
Raşit Tunca
Schrems, 08.12.2022
Tesbih : Sübhanallah, demektir.
Tahmid : Elhamdülillah, demektir.
Tehlil : La ilahe illallah, demektir.
Tekbir : Allahü ekber, demektir.
Temcid : Tâzim ve senâ etmek, demektir.
Takdis : Kutsal Saymak, demektir. Misal "Ruhul Kudüs" yani "Kutsal Ruh" demek, Ev Kabe, olunca Allah'a atfedilince "Beytül Haram" yahut "Kutsal Kabe" oluyor, Yine kelam söz Allah'a atfedilince "Kuran" ve "Kudsi Hadis" yani "Kutsal Hadis" oluyor vb.... IRZ NAMUS VATAN BAYRAK SANCAK ANA BABA ATA ERK kutsallar
Tazim : Hem En Büyük, Hem En Geniş, Hem En Yüksek , Vb. niceliklerin tamamını kapsayan tek kelime Tazim ertmek bu özellikleri Allah'a atfetmek demektir. Mesela "Allahü Aziym" demek veya "Allahuekber" Demek veya "Allahu Vesiun" demek gibi isimleri ve sıfatları ile Allah demek, Zikretmek,...
Temcîd Nedir, Ne Anlama Gelir?
Sözlükte “tâzim ve senâ etmek” anlamındaki temcîd minarelerde ezandan ayrı olarak Allah’a yapılan dua, tazarru ve münâcâtlar hakkında kullanılır
Üç aylarda recebin ilk gecesiyle başlayıp ramazanın teravih kılınan ilk gecesine kadar yatsı namazının ardından, ramazanda ise sahurdan sonra müezzinler tarafından halkın iştirakiyle minarede okunurdu. Temcîd sahur vaktinde okunduğundan halk arasında "sahur" mânasına da gelir. Cami ve tekkelerde temcîde çıkmak ve temcîd okuyacak topluluğu yönetmek müezzinlerin ve zâkirlerin önemli görevlerindendi. Mehmed Zihni Efendi, Ni'met-i İslâm'da temcîdin Sultan Nâsırüddin'in emriyle başladığını ve gecenin son üçte birinde okunduğunu yazar. Nâsırüddin, Memlük Hükümdarı I. Baybars'ın oğlu el-Melikü's-Saîd Berke Han'dır (1277-1279). Kandil ve Kadir gecelerinde temcîde çıkanların sayısı artar, temcîd okunurken minarenin altında toplanan insanlar okunan temcîd hakkında yorumlar yaparak âdeta bir mûsiki meclisi oluştururlardı. Üç aylarda düzenli biçimde sürdürülen temcîdin üç aylar dışında özel gecelerde okunduğu yerler de vardır.
Temcîd şu şekilde icra edilir: Bir kişinin, "Yâ hazreti mevlâm" şeklindeki girişinden sonra üç defa kelime-i tevhid çekilir. Ardından peygamberlerden bazılarının ismi zikredilir ve Hz. Muhammed'e salâtüselâm getirilir. Daha sonra Allah'ın isimlerini ihtiva eden Kur'an âyetlerinden biri okunur; bunu bir beyitten ibaret münâcât veya na'tın okunması takip eder. Hep birlikte "ve'l-hamdü li'llâhi rabbi'l-âlemîn" denilip ardından bir kişi tarafından fâtiha çekildikten sonra yine bir kişinin, "Mâ kâne Muhammedün ebâ ehadin ..."
مَا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَا أَحَدٍ مِنْ رِجَالِكُمْ وَلَٰكِنْ رَسُولَ اللَّهِ وَخَاتَمَ النَّبِيِّينَ ۗ وَكَانَ اللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمًا
Mâ kâne muhammedun ebâ ehadin min ricâlikum, ve lâkin resûlallâhi ve hâtemen nebiyyine, ve kânallâhu bi kulli şey’in alîmâ(alîmen).
Muhammed (A.S), sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası olmamıştır (değildir). Fakat Allah’ın Resûl’ü ve Nebîler’in (Peygamberler’in) Hatemi’dir (Sonuncusudur). Allah, herşeyi en iyi bilendir.
(Ahzab suresi 40)
veya
"Sübhâne rabbike rabbi'l-izzeti ammâ yasifûn ..."
سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَۚ وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَل۪ينَۚ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
Subhane rabbike rabbil izzeti amma yesifun, veselamun alel murselin, vel hamdülil lahi rabbil alemin, el Fatiha
Yücedir, münezzehtir Rabbin ve yücelik, üstünlük ıssı Rab, onların vasfettiklerinden.
İzzet sahibi Rabbin, onların (uygunsuz) vasıflamalarından münezzehdir. Selam, gönderilen tüm peygamberlere olsun. Ve hamd, alemlerin Rabbi Allah'a.
(Sâffât Suresi 180-181-182. Ayet)
diye başlayan âyeti okumasıyla temcîd sona erer. Ramazan ilâhilerinde olduğu gibi temcîdlerin güftelerinde de ramazanın ilk on beş gecesinde "merhabâ yâ şehr-i ramazan merhabâ!", son on beş gecesinde "elvedâ dost elvedâ!" ifadeleri kullanılır.
Takdis etmek Ne Demek, Ne Anlama Gelir?
Dilimize Arapçadan geçen takdis kelimesi, ''kuds'' kökünden türetilmiştir. Kuds, çirkin ve kötü şeylerden uzak olmak anlamına gelirken, takdis kelimesinin sözlük anlamı saygı göstermek ve yüceltmektir. Takdis etmek, Allah'ı tüm kusurlardan ve eksikliklerden münezzeh kılmak anlamında da kullanılır. Kelimenin isim hali ''mukaddes'', sıfat hali ise ''kutsi'' şeklinde yazılır. Takdis etmek ne demek, ne anlama gelir? Takdis etmek bitişik mi yazılır ayrı mı tüm detayları ile derledik.
Takdis etmek kelimesi ile eş ve yakın anlamlı sözcükler şu şekilde sıralanabilir:
1- Hürmet etmek 2- Tekrim etmek 3- Mehabet 4- İhtimam 5- Münezzeh Kılmak
6- Tebcil Etmek 7- Ululama 8- Tevkir Etmek 9- İclal 10- Tazim Etmek
Takdis etmek Ne Demek, Ne Anlama Gelir?
8.yüzyıldan bu yana kullanılan takdis etmek kelimesi, birini yüceltme, saygıyla anma, büyük kabul etme ve yüce sayma anlamlarına gelir. Hristiyanlık terminolojisinde ise bu kelime terim anlamında kullanılır. Rahiplerin ekmek ve su ile kiliseye gelenleri kutsamasına takdis etmek denir.
Takdis etmek Bitişik mi, Ayrı mı Yazılır?
Takdis etmek kelimesi bir tamlama olduğu için bitişik değil ayrı yazılması gerekir.
Takdis etmek - Doğru Kullanım
Takdisetmek - Yanlış Kullanım
Takdis etmek Kelimesinin Cümle İçinde Kullanımı
1- Mümin kullar yalnızca Allah'ı takdis eder ve yalnız Ondan mağfiret dilerler.
2- Papa, takdis töreninde verdiği vaazda, sevginin ve paylaşmanın öneminden bahsetti.
Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesi
NOT : internetten bazı alıntılar var bu makalede
Raşit Tunca
Schrems, 08.12.2022
Tesbih Tahmid Tehlil Tekbir Temcid Takdis Tazim Ne Demektir?
Tesbih : Sübhanallah, demektir.
Tahmid : Elhamdülillah, demektir.
Tehlil : La ilahe illallah, demektir.
Tekbir : Allahü ekber, demektir.
Temcid : Tâzim ve senâ etmek, demektir.
Takdis : Kutsal Saymak, demektir. Misal "Ruhul Kudüs" yani "Kutsal Ruh" demek, Ev Kabe, olunca Allah'a atfedilince "Beytül Haram" yahut "Kutsal Kabe" oluyor, Yine kelam söz Allah'a atfedilince "Kuran" ve "Kudsi Hadis" yani "Kutsal Hadis" oluyor vb.... IRZ NAMUS VATAN BAYRAK SANCAK ANA BABA ATA ERK kutsallar
Tazim : Hem En Büyük, Hem En Geniş, Hem En Yüksek , Vb. niceliklerin tamamını kapsayan tek kelime Tazim ertmek bu özellikleri Allah'a atfetmek demektir. Mesela "Allahü Aziym" demek veya "Allahuekber" Demek veya "Allahu Vesiun" demek gibi isimleri ve sıfatları ile Allah demek, Zikretmek,...
Temcîd Nedir, Ne Anlama Gelir?
Sözlükte “tâzim ve senâ etmek” anlamındaki temcîd minarelerde ezandan ayrı olarak Allah’a yapılan dua, tazarru ve münâcâtlar hakkında kullanılır
Üç aylarda recebin ilk gecesiyle başlayıp ramazanın teravih kılınan ilk gecesine kadar yatsı namazının ardından, ramazanda ise sahurdan sonra müezzinler tarafından halkın iştirakiyle minarede okunurdu. Temcîd sahur vaktinde okunduğundan halk arasında "sahur" mânasına da gelir. Cami ve tekkelerde temcîde çıkmak ve temcîd okuyacak topluluğu yönetmek müezzinlerin ve zâkirlerin önemli görevlerindendi. Mehmed Zihni Efendi, Ni'met-i İslâm'da temcîdin Sultan Nâsırüddin'in emriyle başladığını ve gecenin son üçte birinde okunduğunu yazar. Nâsırüddin, Memlük Hükümdarı I. Baybars'ın oğlu el-Melikü's-Saîd Berke Han'dır (1277-1279). Kandil ve Kadir gecelerinde temcîde çıkanların sayısı artar, temcîd okunurken minarenin altında toplanan insanlar okunan temcîd hakkında yorumlar yaparak âdeta bir mûsiki meclisi oluştururlardı. Üç aylarda düzenli biçimde sürdürülen temcîdin üç aylar dışında özel gecelerde okunduğu yerler de vardır.
Temcîd şu şekilde icra edilir: Bir kişinin, "Yâ hazreti mevlâm" şeklindeki girişinden sonra üç defa kelime-i tevhid çekilir. Ardından peygamberlerden bazılarının ismi zikredilir ve Hz. Muhammed'e salâtüselâm getirilir. Daha sonra Allah'ın isimlerini ihtiva eden Kur'an âyetlerinden biri okunur; bunu bir beyitten ibaret münâcât veya na'tın okunması takip eder. Hep birlikte "ve'l-hamdü li'llâhi rabbi'l-âlemîn" denilip ardından bir kişi tarafından fâtiha çekildikten sonra yine bir kişinin, "Mâ kâne Muhammedün ebâ ehadin ..."
مَا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَا أَحَدٍ مِنْ رِجَالِكُمْ وَلَٰكِنْ رَسُولَ اللَّهِ وَخَاتَمَ النَّبِيِّينَ ۗ وَكَانَ اللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمًا
Mâ kâne muhammedun ebâ ehadin min ricâlikum, ve lâkin resûlallâhi ve hâtemen nebiyyine, ve kânallâhu bi kulli şey’in alîmâ(alîmen).
Muhammed (A.S), sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası olmamıştır (değildir). Fakat Allah’ın Resûl’ü ve Nebîler’in (Peygamberler’in) Hatemi’dir (Sonuncusudur). Allah, herşeyi en iyi bilendir.
(Ahzab suresi 40)
veya
"Sübhâne rabbike rabbi'l-izzeti ammâ yasifûn ..."
سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَۚ وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَل۪ينَۚ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
Subhane rabbike rabbil izzeti amma yesifun, veselamun alel murselin, vel hamdülil lahi rabbil alemin, el Fatiha
Yücedir, münezzehtir Rabbin ve yücelik, üstünlük ıssı Rab, onların vasfettiklerinden.
İzzet sahibi Rabbin, onların (uygunsuz) vasıflamalarından münezzehdir. Selam, gönderilen tüm peygamberlere olsun. Ve hamd, alemlerin Rabbi Allah'a.
(Sâffât Suresi 180-181-182. Ayet)
diye başlayan âyeti okumasıyla temcîd sona erer. Ramazan ilâhilerinde olduğu gibi temcîdlerin güftelerinde de ramazanın ilk on beş gecesinde "merhabâ yâ şehr-i ramazan merhabâ!", son on beş gecesinde "elvedâ dost elvedâ!" ifadeleri kullanılır.
Takdis etmek Ne Demek, Ne Anlama Gelir?
Dilimize Arapçadan geçen takdis kelimesi, ''kuds'' kökünden türetilmiştir. Kuds, çirkin ve kötü şeylerden uzak olmak anlamına gelirken, takdis kelimesinin sözlük anlamı saygı göstermek ve yüceltmektir. Takdis etmek, Allah'ı tüm kusurlardan ve eksikliklerden münezzeh kılmak anlamında da kullanılır. Kelimenin isim hali ''mukaddes'', sıfat hali ise ''kutsi'' şeklinde yazılır. Takdis etmek ne demek, ne anlama gelir? Takdis etmek bitişik mi yazılır ayrı mı tüm detayları ile derledik.
Takdis etmek kelimesi ile eş ve yakın anlamlı sözcükler şu şekilde sıralanabilir:
1- Hürmet etmek 2- Tekrim etmek 3- Mehabet 4- İhtimam 5- Münezzeh Kılmak
6- Tebcil Etmek 7- Ululama 8- Tevkir Etmek 9- İclal 10- Tazim Etmek
Takdis etmek Ne Demek, Ne Anlama Gelir?
8.yüzyıldan bu yana kullanılan takdis etmek kelimesi, birini yüceltme, saygıyla anma, büyük kabul etme ve yüce sayma anlamlarına gelir. Hristiyanlık terminolojisinde ise bu kelime terim anlamında kullanılır. Rahiplerin ekmek ve su ile kiliseye gelenleri kutsamasına takdis etmek denir.
Takdis etmek Bitişik mi, Ayrı mı Yazılır?
Takdis etmek kelimesi bir tamlama olduğu için bitişik değil ayrı yazılması gerekir.
Takdis etmek - Doğru Kullanım
Takdisetmek - Yanlış Kullanım
Takdis etmek Kelimesinin Cümle İçinde Kullanımı
1- Mümin kullar yalnızca Allah'ı takdis eder ve yalnız Ondan mağfiret dilerler.
2- Papa, takdis töreninde verdiği vaazda, sevginin ve paylaşmanın öneminden bahsetti.
Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesi
NOT : internetten bazı alıntılar var bu makalede
Raşit Tunca
Schrems, 08.12.2022
Tesbih : Sübhanallah, demektir.
Tahmid : Elhamdülillah, demektir.
Tehlil : La ilahe illallah, demektir.
Tekbir : Allahü ekber, demektir.
Temcid : Tâzim ve senâ etmek, demektir.
Takdis : Kutsal Saymak, demektir. Misal "Ruhul Kudüs" yani "Kutsal Ruh" demek, Ev Kabe, olunca Allah'a atfedilince "Beytül Haram" yahut "Kutsal Kabe" oluyor, Yine kelam söz Allah'a atfedilince "Kuran" ve "Kudsi Hadis" yani "Kutsal Hadis" oluyor vb.... IRZ NAMUS VATAN BAYRAK SANCAK ANA BABA ATA ERK kutsallar
Tazim : Hem En Büyük, Hem En Geniş, Hem En Yüksek , Vb. niceliklerin tamamını kapsayan tek kelime Tazim ertmek bu özellikleri Allah'a atfetmek demektir. Mesela "Allahü Aziym" demek veya "Allahuekber" Demek veya "Allahu Vesiun" demek gibi isimleri ve sıfatları ile Allah demek, Zikretmek,...
Temcîd Nedir, Ne Anlama Gelir?
Sözlükte “tâzim ve senâ etmek” anlamındaki temcîd minarelerde ezandan ayrı olarak Allah’a yapılan dua, tazarru ve münâcâtlar hakkında kullanılır
Üç aylarda recebin ilk gecesiyle başlayıp ramazanın teravih kılınan ilk gecesine kadar yatsı namazının ardından, ramazanda ise sahurdan sonra müezzinler tarafından halkın iştirakiyle minarede okunurdu. Temcîd sahur vaktinde okunduğundan halk arasında "sahur" mânasına da gelir. Cami ve tekkelerde temcîde çıkmak ve temcîd okuyacak topluluğu yönetmek müezzinlerin ve zâkirlerin önemli görevlerindendi. Mehmed Zihni Efendi, Ni'met-i İslâm'da temcîdin Sultan Nâsırüddin'in emriyle başladığını ve gecenin son üçte birinde okunduğunu yazar. Nâsırüddin, Memlük Hükümdarı I. Baybars'ın oğlu el-Melikü's-Saîd Berke Han'dır (1277-1279). Kandil ve Kadir gecelerinde temcîde çıkanların sayısı artar, temcîd okunurken minarenin altında toplanan insanlar okunan temcîd hakkında yorumlar yaparak âdeta bir mûsiki meclisi oluştururlardı. Üç aylarda düzenli biçimde sürdürülen temcîdin üç aylar dışında özel gecelerde okunduğu yerler de vardır.
Temcîd şu şekilde icra edilir: Bir kişinin, "Yâ hazreti mevlâm" şeklindeki girişinden sonra üç defa kelime-i tevhid çekilir. Ardından peygamberlerden bazılarının ismi zikredilir ve Hz. Muhammed'e salâtüselâm getirilir. Daha sonra Allah'ın isimlerini ihtiva eden Kur'an âyetlerinden biri okunur; bunu bir beyitten ibaret münâcât veya na'tın okunması takip eder. Hep birlikte "ve'l-hamdü li'llâhi rabbi'l-âlemîn" denilip ardından bir kişi tarafından fâtiha çekildikten sonra yine bir kişinin, "Mâ kâne Muhammedün ebâ ehadin ..."
مَا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَا أَحَدٍ مِنْ رِجَالِكُمْ وَلَٰكِنْ رَسُولَ اللَّهِ وَخَاتَمَ النَّبِيِّينَ ۗ وَكَانَ اللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمًا
Mâ kâne muhammedun ebâ ehadin min ricâlikum, ve lâkin resûlallâhi ve hâtemen nebiyyine, ve kânallâhu bi kulli şey’in alîmâ(alîmen).
Muhammed (A.S), sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası olmamıştır (değildir). Fakat Allah’ın Resûl’ü ve Nebîler’in (Peygamberler’in) Hatemi’dir (Sonuncusudur). Allah, herşeyi en iyi bilendir.
(Ahzab suresi 40)
veya
"Sübhâne rabbike rabbi'l-izzeti ammâ yasifûn ..."
سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَۚ وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَل۪ينَۚ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
Subhane rabbike rabbil izzeti amma yesifun, veselamun alel murselin, vel hamdülil lahi rabbil alemin, el Fatiha
Yücedir, münezzehtir Rabbin ve yücelik, üstünlük ıssı Rab, onların vasfettiklerinden.
İzzet sahibi Rabbin, onların (uygunsuz) vasıflamalarından münezzehdir. Selam, gönderilen tüm peygamberlere olsun. Ve hamd, alemlerin Rabbi Allah'a.
(Sâffât Suresi 180-181-182. Ayet)
diye başlayan âyeti okumasıyla temcîd sona erer. Ramazan ilâhilerinde olduğu gibi temcîdlerin güftelerinde de ramazanın ilk on beş gecesinde "merhabâ yâ şehr-i ramazan merhabâ!", son on beş gecesinde "elvedâ dost elvedâ!" ifadeleri kullanılır.
Takdis etmek Ne Demek, Ne Anlama Gelir?
Dilimize Arapçadan geçen takdis kelimesi, ''kuds'' kökünden türetilmiştir. Kuds, çirkin ve kötü şeylerden uzak olmak anlamına gelirken, takdis kelimesinin sözlük anlamı saygı göstermek ve yüceltmektir. Takdis etmek, Allah'ı tüm kusurlardan ve eksikliklerden münezzeh kılmak anlamında da kullanılır. Kelimenin isim hali ''mukaddes'', sıfat hali ise ''kutsi'' şeklinde yazılır. Takdis etmek ne demek, ne anlama gelir? Takdis etmek bitişik mi yazılır ayrı mı tüm detayları ile derledik.
Takdis etmek kelimesi ile eş ve yakın anlamlı sözcükler şu şekilde sıralanabilir:
1- Hürmet etmek 2- Tekrim etmek 3- Mehabet 4- İhtimam 5- Münezzeh Kılmak
6- Tebcil Etmek 7- Ululama 8- Tevkir Etmek 9- İclal 10- Tazim Etmek
Takdis etmek Ne Demek, Ne Anlama Gelir?
8.yüzyıldan bu yana kullanılan takdis etmek kelimesi, birini yüceltme, saygıyla anma, büyük kabul etme ve yüce sayma anlamlarına gelir. Hristiyanlık terminolojisinde ise bu kelime terim anlamında kullanılır. Rahiplerin ekmek ve su ile kiliseye gelenleri kutsamasına takdis etmek denir.
Takdis etmek Bitişik mi, Ayrı mı Yazılır?
Takdis etmek kelimesi bir tamlama olduğu için bitişik değil ayrı yazılması gerekir.
Takdis etmek - Doğru Kullanım
Takdisetmek - Yanlış Kullanım
Takdis etmek Kelimesinin Cümle İçinde Kullanımı
1- Mümin kullar yalnızca Allah'ı takdis eder ve yalnız Ondan mağfiret dilerler.
2- Papa, takdis töreninde verdiği vaazda, sevginin ve paylaşmanın öneminden bahsetti.
Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesi
NOT : internetten bazı alıntılar var bu makalede
Raşit Tunca
Schrems, 08.12.2022
Oruç Çeşitleri Nelerdir? Nafile Orucu Nedir? Nafile Oruçlar Nelerdir? Nafile Orucu Bozunca Kefaret Gerekir Mi?
Oruç Çeşitleri Nelerdir? Farz, Vacip Ve Nafile Oruç Hakkında Bilgi
Kur'an-ı Kerim'de namaz, zekat, oruç hac gibi temel ibadetlerden bahsedilmektedir. Bunun yanında bu ibadetlerin amacı ve mahiyetini bildiren açıklamalar da bulunmaktadır. Bu ibadetlerin ne şekilde yerine getirileceği de Hz. Muhammed'in (SAV) uygulamaları ve açıklamaları ile belirlenmiştir. Oruç çeşitleri nelerdir? Farz, Vacip ve Nafile Oruç Nedir? İşte, merak edilen tüm detaylar.
Allah Ve Resulü ibadetlerin nasıl yapılması gerektiğini emretmişse müminlerin de bu şekilde ibadetlerini yerine getirmesi gerekmektedir. Bu ibadetlerin şekil, miktar ve hikmetlerinin sorgulanmaması gerekmektedir. İbadetlerin tevkifi olması bu anlama gelmektedir.
Oruç Çeşitleri Nelerdir?
Oruç ibadeti insanların manevi ve de ahlaki bakımından olgunlaşmasını sağlamaktadır. Bu nedenle Peygamber Efendimiz ve sonrasında yaşamış olan din adamları Ramazan ayı dışında da çeşitli vesileler ile oruç tutmuşlardır. Oruç ibadetleri; farz, vacip ve nafile olmak üzere 3'e ayrılmaktadır.
Farz Oruç
Ramazan ayında tutulan oruçlar farzdır. Yani gerekli koşulları sağlayan Müslümanların bu ayda oruç tutması gerekmektedir. Bir mazeret ile ya da mazeretsiz olarak tutulmazsa o zaman başka bir zamanda kaza edilmesi gerekir.
Ramazan orucunun bozulması durumunda kefaret orucu tutulması gerekir. Bu oruç da farz olan oruçlardan bir tanesidir. Bunun dışında; yanlışlıkla ya da kaza ile bir adamı öldürme, zıhar, hacda ihramlıyken ve vakti gelmeden tıraş olma, yemin için tutulan oruçlar da kefaret orucudur. Bu oruçlar da farz olan oruçlar arasındadır.
Ramazan orucu sadece Ramazan ayında tutulabilmektedir. Ancak diğer oruçlar tutmanın mubah olduğu her zaman da tutulabilmektedir. Ramazan orucunun tutulmaması durumunda tutulacak olan kaza orucu da mubah olan bir zaman da tutulabilmektedir. Herhangi bir neden ile kazaya kalan oruçların vakit kaybetmeden biran önce kazasının yapılması gerekmektedir.
Vacip Oruçlar
Adak oruçları vacip oruç olarak nitelendirilmektedir. Adak durumu; bir kimsenin dinen yapmasının yükümlü olmadığı bir durumu kendisine zorunluluk haline getirmesine verilen isimdir. Eğer bir kimse oruç tutmayı adak haline getirmişse o zaman bu adak orucunu tutması vacip olarak nitelendirilmektedir.
Tutulan bir adak orucu bozulursa o zaman bu orucun kazasının yapılması da Hanefi mezhebine göre vacip olarak kabul edilmektedir. Şafii mezhebine göre ise nafile orucun kazasının yapılmasına gerek yoktur.
Nafile Oruç
Farz ve vacip oruçlar dışında tutulan oruçlar nafile olarak isimlendirilmektedir. Nafile oruçlar da insanların sevap kazanmasını sağlar. Nafile oruçlar; müstehap, sünnet, tatavvu, mendup gibi isimlerle de bilinmektedir.
Nafile oruçlar, oruç tutmanın mubah olduğu zamanlar da tutulabilmektedir. Fakat bazı özel günlerde oruç tutulması diğer günlere göre daha faziletli görülmektedir. Bu özel günlerde oruç tutulması sünnet olarak kabul edilmektedir.
Şevval Orucu: Ramazan ayından sonra Şevval ayı gelir. Şevval ayında 6 gün boyunca oruç tutulması müstehap olarak kabul edilmektedir.
Aşure Orucu: Muharrem ayının onu aşura ismi ile anılır. Hz. Muhammed'in bu günde her sene oruç tuttuğu rivayet edilmektedir.
Tüm ayların üç günü oruç tutmak müstehap olarak nitelendirilmiştir.
Haftanın Pazartesi ve Perşembe günleri oruç tutulması da nafile oruç olarak nitelendirilmiştir.
Zilhicce Orucu: Zilhicce ayının ilk dokuz günü müminlerin oruç tutması tavsiye edilmektedir. Zilhicce ayının 10. günü Kurban Bayramı olmaktadır. Hz. Muhammed'in bu ayın ilk dokuz günü oruç tuttuğu rivayet edilmektedir. Ancak hac ibadetini yerine getiren kimselerin sıkıntıya düşebileceği ve halsiz kalabileceği sebebi ile arife gününde oruç tutmaları mekruh olarak nitelendirilmiştir.
Teravih namazı Ramazan ayında Müslümanlar tarafından kılınan müekked sünnet olan namazlardan bir tanesidir. Tüm Müslümanlar için bu ibadet sünnettir. Ramazan ayında oruç tutamayan kimselerin de oruç tutması sünnet olarak belirtilmiştir.
Nafile Orucu Bozmak Kefaret Gerektirir Mi?
Nafile Orucu Niyeti Nasıl Edilir?
Nafile Orucu Ne Zaman Tutulur?
Nafile oruçlar nelerdir?
Farz ve vâcip olan oruçların dışında tutulan oruçlar nafile oruç olarak isimlendirilir. Nafile, gereksiz anlamına değil, farz ve vâcip olanın dışında, kısaca gerekenin dışında yapılan anlamına gelir. Daha fazla sevap kazanmak maksadıyla yapıldığı için tabir câizse nafile ibadet, bir bakıma fazla mesai yapmaktır. Nafile oruçların sünnet, müstehap, mendup veya tatavvu olarak adlandırıldıkları da olur.
Nafile oruç, mubah olan tüm günlerde tutulabilir. Ancak bazı günlerde oruç tutmak daha faziletli görülerek bugünlerde oruç tutmak sünnet veya mendup kabul edilmiştir. Peygamberimiz'in (asm) sıklıkla oruç tuttuğu veya oruç tutulmasını tavsiye ettiği günler, kısaca oruç tutmanın mendup kabul edildiği belli başlı günler şu şekilde sıralanabilir.
Oruç tutmanın mendup olduğu günler Şevval Orucu: Ay takviminde ramazan ayından sonraki ay, şevval ayıdır. Şevval ayında altı gün oruç tutmak müstehaptır. Bu oruçların bayramın hemen arkasından peş peşe tutulması daha faziletli olmakla birlikte ay içerisinde aralıklı olarak tutmak da mümkündür. Kazâ veya adak oruçlarının bugünlerde tutulmasıyla da aynı sevap elde edilir. Peygamberimizin (asm), ramazanı oruçla geçirip buna şevvalden altı gün ilâve eden kişinin bütün yılı oruçlu geçirmiş olacağı yönündeki ifadesini (Müslim), " Kim iyilikle gelirse, artık kendisi için onun (o iyiliğin) on misli vardır!.." (Enam, 160) ayetiyle birlikte değerlendiren kimi âlimler, bire on hesabıyla, ramazan orucunun on aya, altı gün şevval orucunun da altmış güne karşılık olduğunu ve bu suretle bütün yılın oruçlu geçirilmiş sayılacağını söylemişlerdir.
Aşure Orucu: Muharrem ayının onuncu gününe "aşura" denilir. Hz. Peygamber'in bugünde devamlı olarak oruç tuttuğu rivayet edilmiştir. Fakat sadece o günde oruç tutulması doğru görülmemiş, bunun yanında bir önceki veya bir sonraki günün de oruçlu geçirilmesi tavsiye edilmiştir.
Fakat ramazan orucu farz kılınınca aşure orucu bir yükümlülük olmaktan çıkarılmış ama aşure günü oruç tutulması tavsiye edilmiş ve bugün oruç tutmak sünnet olarak devam etmiştir.
Her Ay Üç Gün Oruç: Her aydan üç gün oruç tutmak, bunu özellikle her ayın 13, 14 ve 15. günlerinde yapmak müstehap kabul edilmiştir. Kamerî takvim (ay takvimi) hesabına göre bugünlere "eyyam-ı bîd" denir. Peygamberimizin (asm) özellikle ayın 13, 14 ve 15. günlerinde olmak üzere her ay üç gün oruç tutmayı tavsiye ettiği rivayeti (Müslim) yanında Hz. Aişe'nin (ra), Peygamberimizin (asm) her ay üç gün oruç tuttuğuna dair rivayeti de bulunmaktadır.
Pazartesi-Perşembe Orucu: Her hafta pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmak da teşvik edilmiş bir nafiledir. Peygamberimizin (asm) pazartesi ve perşembe günleri oruç tuttuğu ve soruya cevaben de "İnsanların amelleri Allah Teâlâ'ya pazartesi ve perşembe günleri arz olunur; ben amelimin arzı sırasında oruçlu olmayı tercih ediyorum" (Ebû Dâvûd, İbn Mâce) dediği rivayet edilmektedir.
Zilhicce Orucu: Zilhicce ayının ilk dokuz gününde oruç tutmak tavsiye edilmiştir. Zilhicce ayının 10. günü kurban bayramının ilk günüdür. Peygamberimizin (asm) zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutmayı sürdürdüğü rivayet edildiği için zilhiccenin ilk dokuz gününün, yani kurban bayramından önceki dokuz günün oruçlu geçirilmesi müstehaptır.
Haram Aylarda Oruç: Haram aylar olarak anılan zilkade, zilhicce, muharrem ve receb aylarında, perşembe, cuma ve cumartesi günleri oruç tutmak müstehaptır.
Şaban Orucu: Şaban ayında oruç tutmak müstehap sayılmıştır. Âişe validemizin belirttiğine göre Peygamberimiz en çok orucu Şaban ayında tutmuş, Şaban ayının tamamını oruçla geçirdiği olmuştur.
Dâvûd Orucu: Gün aşırı oruç tutmak yani bir gün oruç tutup ertesi gün tutmamak, Peygamberimiz tarafından "savm-ı Dâvûd" olarak nitelenmiş ve bu şekilde oruç tutmanın faziletli olduğu ifade edilmiştir. Peygamberimiz bu şekildeki oruç hakkında "En faziletli oruç Dâvûd'un tuttuğu oruçtur; o bir gün oruç tutar, bir gün tutmazdı" demiştir. Sahâbeden Abdullah b. Amr, "Ben daha fazlasını tutabilirim" deyince, Peygamberimiz bunun faziletli bir şekil olduğunu ve daha fazlasını tutmaya çalışmamayı tavsiye etmiştir. (Müslim) Bu bakımdan gün aşırı oruç tutmak, en faziletli nafile oruç olarak değerlendirilmiştir.
Yukarıda belirtilen günlerde oruç tutmanın fazileti ve kişiye kazandıracağı sevaplar konusunda birçok hadis rivayet edilmiştir. Oruç tutmanın tavsiye edildiği günler incelendiğinde bunların belirlenmesinin gelişigüzel olmayıp, belli bir periyoda göre düzenlendiği görülür. Bu bakımdan oruç tutmanın ruhî ve bedenî yararları göz önüne alındığında yılın belli zamanlarında oruç tutmak oldukça yararlı, tutulacak oruçları Peygamberimiz'in (asm) önerdiği günlerde tutmak ise oldukça sevaplıdır. Bununla birlikte, oruç tutulması haram ve mekruh olmayan günlerde kişi kendi durumuna ve tercihine göre istediği zaman nafile oruç tutabilir.
Nafile oruç ve fazileti
Sual: Nafile orucun da sevabı olur mu?
CEVAP
Oruç kazası olmayanın nafile oruç tutması çok sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Bir gün nafile oruç tutan kimseye, yeryüzü dolusu altın verilse, o orucun sevabını karşılamaz.) [İbni Neccar]
(Gizleyerek, bir gün nafile oruç tutana, Allahü teâlâ, Cennetini ihsan eder.) [Hatib]
Sual: Ramazandan sonra her ay oruç tutmak isteyen hangi günler tutmalıdır?
CEVAP
Her ay 3 gün oruç tutmak çok iyidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Her [kameri] ayda, üç gün oruç tutmak, bütün yılı oruçlu geçirmek gibi sevaptır.) [Buhari]
(İbrahim aleyhisselam, her ayda 3 gün oruç tuttu. Allahü teâlâ da ona ömrü boyu oruç tutmuş gibi sevap verdi ve ömür boyu sanki yiyip içmiş gibi kuvvet, zindelik verdi.) [Beyheki]
(Her ay 3 gün oruç tutan, yılın tamamında oruç tutmuş gibi olur.) [Müslim]
(Her ay 3 gün oruç tutanın kalbindeki kin yok olur.) [Bezzar]
(Her ay 3 gün oruç tutanın kalbinin pası temizlenir.) [Nesai]
“Eyyâm-ı biyd” denilen kameri ayların 13, 14 ve 15. günleri de tutmak iyi olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ayda 3 gün oruç tutan, ayın 13, 14 ve 15. günlerinde tutsun!) [Nesai]
(Her ay, eyyâm-ı biyd’de oruç tutan kimse, yılın tamamında oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur.) [Nesai]
Sual: Zilhicce ayında oruç tutmanın fazileti nedir, hangi günlerde oruç tutmalı?
CEVAP
Kurban Bayramı’nın bulunduğu aya zilhicce denir. Zilhicce ayının ilk on gününde yapılan ibadetlerin kıymeti çoktur. Bu husustaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyledir:
(Zilhiccenin ilk günlerinde tutulan oruç, bir yıl oruç tutmaya bedeldir. Bir gecesini ihya etmek de Kadir Gecesi’ni ihya etmek gibidir.) [İbni Mace]
(Zilhiccenin ilk on gecesinde yapılan amel için, yedi yüz misli sevab verilir.) [Beyheki]
(Terviye günü [Arefe’den önceki gün] oruç tutup, günah söz söylemeyen Müslüman Cennete girer.) [Ramuz]
(Zilhiccenin ilk 9 günü oruç tutan, her günü için, yüz köle azat etmiş veya cihad edenlere yüz at vermiş veya Kâbe’ye kurban için yüz deve göndermiş gibi sevab alır.) [R. Nasıhin]
(Bu on günün hayrından mahrum olan kimseye yazıklar olsun! Bilhassa dokuzuncu [Arefe] günü oruçla geçirmelidir! Onda o kadar çok hayır vardır ki, saymakla bitmez.) [T. Gafilin]
(Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutana, her günü için bir yıllık oruç sevabı verilir.) [Ebul Berekat]
(Zilhiccenin ilk on günü fazilette bin güne, Arefe günü ise on bin güne eşittir.) [Beyheki]
(Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur.) [Taberani]
(Allah indinde zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur. Bugünlerde tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyin!) [Taberani]
[Tesbih: Sübhanallah,
Tahmid: Elhamdülillah,
Tehlil: La ilahe illallah,
Tekbir: Allahü ekber, demektir.]
İlk on günün kıymeti
Peygamber efendimiz, Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerin, diğer aylarda yapılan amellerden daha kıymetli olduğunu bildirince, Eshab-ı kiram, (Ya Resulallah, bu ayın ilk günleri yapılan ameller, Allah yolundaki cihaddan da mı daha kıymetlidir?) dediklerinde, (Evet, cihaddan da kıymetlidir, ancak canını, malını esirgemeden savaşıp şehit olanın cihadı, daha kıymetlidir buyurdu. (Buhari)
Hazret-i Ebüd-derda buyurdu ki:
Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutmalı, çok sadaka vermeli ve çok dua ve istigfar etmelidir, çünkü Resulullah, (Bu on günün hayır ve bereketinden mahrum kalana yazıklar olsun) buyurdu. Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutanın ömrü bereketli olur, malı çoğalır, çoluk çocuğu belalardan muhafaza olur, günahları affolur, iyiliklerine kat kat sevab verilir, ölürken kolay can verir, kabri aydınlanır. Cennette yüksek derecelere kavuşur. (Şir’a)
Bu on gün içinde, hasta ziyaret eden, Allahü teâlânın dostlarının hatırını sormuş ve ziyaret etmiş gibi olur. Bu on gün içinde Ehl-i sünnet’e uygun bir din kitabı okumak çok sevabdır. Din ilmini, Ehl-i sünnet itikadını öğrenmek, kadın erkek herkese farzdır. Çocuklara öğretmek, birinci görevdir.
Sual: Arefe günü oruç tutmanın önemi nedir?
CEVAP
Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Arefe günü tutulan oruç, bin gün [nafile] oruca bedeldir.) [Taberani]
(Aşûre günü orucu bir yıllık, Arefe günü orucu da, iki yıllık [nafile] oruca bedeldir.) [T.Gafilin]
(Arefede tutulan oruç, iki bin köle azat etmeye, iki bin deve kurban kesmeye ve Allah yolunda cihad için verilen iki bin ata bedeldir.) [T.Gafilin]
Sual: Receb ve Şaban aylarında oruç tutmanın fazileti nedir?
CEVAP
Receb ayı, hürmet edilmesi gereken dört kıymetli aydan biridir. Resulullah efendimiz, Receb ayına çok değer verir ve "Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir" diye dua ederdi. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Haram aylar, Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharremdir.) [İbni Cerir]
(Haram aylarda Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri oruç tutana iki yıllık ibadet sevabı yazılır.) [Taberani]
(Haram aylarda bir gün oruç tutup bir gün yemek çok faziletlidir.) [Ebu Davud]
(Receb ayında Allahü teâlâya çok istigfar edin; çünkü Allahü teâlânın, Receb ayının her vaktinde Cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkler vardır ki, ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.) [Deylemi]
(Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder.) [Gunye]
(Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Ya’la]
(Receb büyük bir aydır. Allahü teâlâ bu ayda hasenatı kat kat eder. Receb ayında bir gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır. On gün oruç tutana, Allahü teâlâ istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, "Geçmiş günahların af oldu” der. Receb ayında Allahü teâlâ Nuh aleyhisselamı gemiye bindirdi ve o da, Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti.) [Taberani]
(Receb ayında, takva üzere bir gün oruç tutana, oruç tutulan günler dile gelip "Ya Rabbi onu mağfiret et" derler.) [Ebu Muhammed]
Şaban ayı
Hazret-i Âişe validemiz buyuruyor ki:
(Resulullahın, hiçbir ayda, Şaban ayından daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Bazen Şabanın tamamını oruçla geçirirdi.) [Buhari]
Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman Resulullah efendimiz buyurdu ki:
(Şaban, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gafildir. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini isterim.) [Nesai]
Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:
(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Şaban ayında tutulan oruçtur.) [Tirmizi]
(Şabanda üç gün oruç tutana, Hak teâlâ, Cennette bir yer hazırlar.) [Ey oğul ilmihali]
Bünyesi zayıf olanın, Şabanın 15 inden sonra oruç tutmayıp, farz olan Ramazan-ı şerif orucuna hazırlanması iyi olur. Sağlığı yerinde olan ise, Şaban ayının çoğunu, hatta tamamını oruçlu geçirebilir.
Berat gecesi
Berat gecesi, Şaban ayının on beşinci gecesidir. Yani 14 Şabanın bittiği günün gecesidir.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesin vereyim” Bu hâl, sabaha kadar devam eder.) [İbni Mace]
Aşûre günü oruç tutarken
Sual: Aşûre günü tutulan oruca kaza orucuna niyet edince, hastalık gibi bir sebeple orucu bozmak zorunda kalan kişi, bunun için kaza mı, kefaret mi tutmalı?
CEVAP
Ramazan ayı dışında, oruç ne sebeple bozulursa bozulsun, kefaret gerekmez. Kazamız varsa zaten kaza edeceğiz, yoksa nafile olacağı için, bozulan nafile orucu kaza etmek de vacib olduğu için, tekrar tutmak vacibdir.
Sual: Tam olarak kaza borcumu hatırlamıyorum; bu yüzden her nafile orucu tutarken, son kazaya kalan ramazan orucumu tutmaya diye niyet etsem sakıncası olur mu?
CEVAP
Çok iyi olur.
Sual: Nafile orucu sebepsiz bozmak uygun mu?
CEVAP
Nafile orucu, sebepsiz bozmak günahtır. Bozunca kaza etmek de gerekir.
Sual: Bir kişi yiyecek bir şey bulamazsa veya yemek hazırlamaya üşenirse, oruç tutsa caiz olur mu?
CEVAP
Çok iyi olur.
Sual: Şabanın 14. mü, 15. günü mü oruç tutulur?
CEVAP
Onbeşinci günü tutulur.
Nevruz günü oruç
Sual: Nevruz günü oruç tutmak mekruh olduğuna göre, her Pazartesi veya Perşembe günü oruç tutmayı âdet edinen, Nevruz günü bu günlere denk gelirse, yine oruç tutsa, mekruh olur mu?
CEVAP
Hayır, mekruh olmaz.
Sual: Savm-ı davud, yani bir gün yiyip bir oruç tutmak cumartesi ve mekruh güne denk gelse caiz mi?
CEVAP
Mahzuru olmaz. En faziletli oruçtur.
Sual: Sükut orucu var mı?
CEVAP
Yoktur.
Sual: İmsak vaktinden sonra, nafile oruca niyet edip, dahveden önce, oruç tutmaktan vazgeçenin, bu orucu kaza etmesi vacip olur mu?
CEVAP
Evet.
Sual: Şabanın 15. günü, cumartesiye gelse, sadece bu gün oruç tutulur mu?
CEVAP
Bir gün öncesi ile veya bir gün sonrası ile tutulmalıdır.
Sual: Sadece cumartesi günleri oruç tutmakta mahzur var mı?
CEVAP
Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Farz olan Ramazan orucu hariç, yalnız Cumartesi günü tek olarak oruç tutmayın!) [Ebu Davud, Tirmizî, Nesai, Hâkim]
Bunun sebebi bildirilmiyor. Cumartesi Yahudilerin önemli bir günüdür. Onlara benzememek için olabilir. Başka hikmetleri de olabilir. Ne bildirilmişse ona uymalıdır.
Sual: Kaza orucu olmayanın, tuttuğu kaza orucu nafile mi olur?
CEVAP
Evet.
Sual: Bir olay için, mesela sınav vb...ya da korktuğumuz bir yere giderken veya korktuğumuz bir olayın sonucunun hayırlı olması niyetiyle nafile oruçlu olmanın fazileti hakkında bilgi verir misiniz?
CEVAP
Oruçlu olmak, abdestli olmak, zikretmek elbette faydalıdır. Kaza borcunuz olmasa bile, oruca niyet ederken, kazaya niyet etmek daha uygundur.
Sual: Hadis-i şerifte (Şevval ayında da 6 gün oruç tutan, anasından doğduğu günkü gibi günahsız olur) buyuruluyor. Yani bir anlamda kabul olunmuş, hakiki tevbe-i nasuh gibi oluyor mu?
CEVAP
Hayır tevbe gibi olmaz. Tevbe pişman olup günahları terk etmektir. Yani artık bir daha günah işlememek demektir. Şevvalde 6 gün oruç tutanın böyle bir niyeti yok. O yine günahlarına devam edecek, sadece oruç tutmakla sevap işliyor, sevabı kadar günahı affoluyor. Sonra bu günahlar büyük günahlar için değil, küçük günahlar içindir. Büyük günahları, insan ve hayvan hakları kendisine veya vârislerine ödenmedikçe günahları affedilmez. Nafile ibadetin sevabına kavuşabilmek için imanda ve farzlarda kusurlu olmamak, haramlardan kaçıp günahlara tevbe etmek ve o işi ibadet olarak yapmaya niyet etmek şarttır. Abdest alanın da bütün günahları affolur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Abdest alan bütün günahlardan temizlenmiş olur.) [Müslim]
Bu da aynen Şevvaldeki oruç gibidir. Küçük günahlardan temizlenmiş olur.
Sual: Oruç tutarken bir davete gidilince, orucu bozmak günah mıdır?
CEVAP
Davete gidilince, Ramazan, kaza ve kefaret oruçları bozulmaz. Sadece nafile oruçlar bozulabilir. (Mevkufat)
Nafile oruç tutarken uygun bir davete gidilince, orucu bozmak günah değildir. Bir mümin arkadaşı sevindirmek ve onu üzmemek için davetine gidilir. Davete gidip de orucunu bozmayan bir kimseye Peygamber efendimiz, (Arkadaşın senin için bu kadar külfete girdiği halde, sen hâlâ “Oruçluyum” diyorsun. Şimdi ye, sonra yerine bir gün tutarsın) buyurdu. (Dare Kutni)
Yine buyurdu ki:
(Davete giden, Ramazan, kaza ve adak orucu değilse, [nafile ise] orucunu bozsun!) [Taberani]
(Din kardeşinin hatırı için nafile orucu bozana, bin günlük oruç sevabı yazılır. Bu orucu kaza edince de iki bin günlük sevap yazılır.) [Şir’a]
Öğleden sonra, bir zaruret olmadıkça, nafile orucu bozmamalıdır! Hadis-i şerifte, (Nafile oruç tutan kimse, öğleye kadar muhayyerdir) buyuruldu. (Taberani)
Oruçlu olduğunu söylemek
Sual: (Nafile oruç tutarken, sorana oruçlu olduğunu söyleyince riya olur, orucun sevabı gider) deniyor. Böyle bir şey var mı?
CEVAP
Riya için, gösteriş için tutulmuyorsa, riya olmaz ve orucun sevabı gitmez. Nafile ibadetleri gizli yapmak iyi olur. Mecbur kalmadıkça açıklamamalı. Sadakayı gizli vermeli, nafile namazları da gizli kılmaya çalışmalı, ama gösterilmesinde fayda varsa, başkalarını teşvik edecekse, o zaman açıktan yapmak daha iyi olur. Allah rızası için yapınca, insanlar görse de mahzuru olmaz.
Nafile orucu bozmak
Sual: Nafile oruçları tutmak mecburi olmadığı için, istenince bozabilir miyiz?
CEVAP
Bir ibadete başlayınca, bunu özür olmadan bozmak haramdır. İhtiyaç olunca, nafile orucu bozmak caiz olur. Ancak daha sonra bu orucu tutmak vacibdir.
Bozulan nafileleri tekrar kılmak vacib, bozulan farzları tekrar kılmak farzdır. Özürsüz bozmak ise haramdır. (Uyun-ül-besair)
Farz olan orucu bozmak için sekiz özür vardır:
1- Hastalık,
2- Sefere çıkmak,
3- İkrah yani zalimin zorlaması,
4- Kadının hamile olması,
5- Çocuk emzirmek,
6- Açlık [dayanılamayacak derecede],
7- Susuzluk [dayanılamayacak derecede],
8- İhtiyarlık. (Bahr-ür-raık)
Bu özürlerden biri varsa, oruç tutmamayı mubah kılıyor. Bu özürleri olmasına rağmen, oruç tutabilen yine tutar.
Seferilik hakkında bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Seferde ramazan orucunu tutan, mukimken oruç yiyen gibidir.) [Nesai]
Hâlbuki mukimken oruç yemek büyük günahtır. Seferde sıkıntılı bir durum varsa, ibadetlerini ve işlerini aksatacaksa oruç tutmaması tavsiye ediliyor. Seferde rahatsa, oruç tutması iyi olur. Onun için bir hadis-i şerifin açıklaması olmadan hüküm vermemelidir.
Nafile oruç, mazeretli veya mazeretsiz bozulursa, kazası vacib olur. Bir kadın namaz kılarken ve oruçluyken hayzı başlasa, namazını ve orucunu bırakır. Nafile namazla nafile orucu kaza etmek vacibdir. Eğer, farz namaza niyet ettikten sonra hayz başlasa, namazı kaza etmez. Çünkü farz namazı affedilmiştir. (Redd-ül-muhtar)
Nafile oruçta Dahve vaktine kadar niyet edilir. O vakte kadar bir şey yiyip içmemiş olan kimse, niyet edip oruç tutabilir. Yahut vazgeçip tutmayabilir. Yani bu işte muhayyerdir.
Niyet etme vakti geçtikten sonra, artık mazeretsiz orucunu bozamaz. Nafile oruç için mazeretler, misafirliğe gitmek, misafirin gelmesi veya oruç bozmayı gerektiren diğer sebeplerdir. Böyle sebeplerle de, niyetli orucu bozunca, kaza etmek vacib olur.
Haram aylarda oruç
Sual: Nâfile oruç tutulması daha çok sevab olan aylar ve günler hangileridir?
CEVAP
Haram aylarda, pazartesi ve perşembe günleri ve kamerî ayların eyyam-ı biyd denilen 13.,14. ve 15. günleri oruç tutmak daha sevabdır. “Haram ay” demek, hürmet edilmesi gereken ay demektir. Bu konudaki hadis-i şeriflerden birkaçının meali şöyledir:
(Haram aylar; Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem aylarıdır.) [İbni Cerir]
(Haram aylarda perşembe, cuma ve cumartesi günleri oruç tutana iki yıllık ibadet sevabı yazılır.) [Taberanî]
(Haram aylardan birinde bir gün oruç tutmak, başka bir ayın otuz günü oruç tutmaktan daha sevabdır.) [İ. Gazâlî]
(Her ayda üç gün oruç tutmak, bir yıl oruç tutmak gibi sevab olur. Çünkü Allahü teâlâ, En’am sûresinde [mealen] “Bir hayır işleyene, [en az] on katı sevab verilir” buyurdu. Bir güne on misli sevab veriliyor.) [Tirmizî]
(Ayda 3 gün oruç tutan, kameri ayın 13., 14. ve 15. günlerinde tutsun!) [Nesaî]
(Her ay, eyyam-ı biyd’de oruç tutan kimse, yılın tamamında oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur.) [Nesaî]
Pazartesi günü oruç
Sual: Pazartesi günü oruç tutmanın fazileti nedir?
CEVAP
Birçok fazileti vardır:
Hazret-i Ömer ve İbni Abbas hazretleri, Resulullah’ın pazartesi günü doğduğunu, ilk vahyin pazartesi günü geldiğini, Mekke'den pazartesi günü hicret ettiğini, Medine'ye pazartesi günü girdiğini, vefatına işaret sayılan âyetin pazartesi günü indiğini ve pazartesi günü vefat edeceğini, kendisinden duyduklarını bildirmişlerdir. (Müslim, İ. Ahmed, Beyhekî)
Ebu Katâde “radıyallahü anh” anlatır: Resulullah'a “sallallahü aleyhi ve sellem” pazartesi günü oruç tutmanın fazileti sorulunca buyurdu ki:
(Ben o gün doğdum, o gün ilahî vahye mazhar oldum.) [Müslim]
Peygamber efendimiz, pazartesi günü oruç tutmasının sebebi sorulunca, (Bugün dünyaya geldim. Şükür için oruç tutuyorum) buyurdu. (Müslim, Ebu Davud, İ. Ahmed, H. S. Vesikaları)
Pazartesi günü oruç tutmanın başka faziletleri de vardır. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:
(Ya Bilâl, pazartesi günü oruç tutmayı ihmal etme! Ben o gün doğdum, o gün ilâhi vahye mazhar oldum, o gün hicret ettim, aynı gün de vefat ederim!) [İbni Asakir]
(Ameller, pazartesi ve perşembe günleri arz olunur. Ben de amelimin oruçluyken arz olunmasını isterim.) [Tirmizî]
(Pazartesi ve perşembe, günahlar affedildiği için oruç tutuyorum.) [Müslim]
(Cennetin kapıları pazartesi ve perşembe günleri açılır.) [Müslim]
(Her ayın perşembe ve pazartesi günleri oruç tutana Hak teâlâ, 700 yıl oruç tutmuş gibi sevab verir.) [İslam Ahlakı]
(Pazartesi ve perşembe günleri bütün Müslümanların affedildiği günlerdir. Yalnız Hak teâlâ, birbirine kırgın ve dargın olanları bağışlamaz, barışıncaya kadar onların kendi kendilerine bırakılmasını emreder.) [Ebu Davud, Nesaî, Tirmizî İ. Mâlik]
(Ameller pazartesi ve perşembe günleri Hak teâlâya arz edilir. Bu iki günde tevbe eden, af dileyen affedilir, yalnız kalblerinde kin ve düşmanlık besleyen kimseler, birbirleriyle barışıncaya kadar affa uğramaz.) [Taberanî]
Hazret-i Âişe validemiz, (Resulullah “sallallahü aleyhi ve sellem” oruç tutmak için pazartesi ve perşembe günlerini sabırsızlıkla beklerdi) buyurmuştur. (İbni Mace, Nesaî, Tirmizî – Uhud-ül-kübra)
Nâfile orucu bozmak
Sual: Nâfile oruca güneş doğduktan sonra niyet etsek, bir saat sonra da, bir mazeretle bozsak, o orucu kaza etmek vacib olur mu?
CEVAP
Evet, nâfile bir ibadete başlayınca artık onu bitirmek vacibdir. İhtiyaçsız bozmak günahtır. Herhangi bir sebeple bozulan nâfile orucu, tekrar tutmak vacib olur. Nâfile namaza durup sonra namazı bozulan veya kendisi bir mazeretle bozan kimsenin de, bu namazı tekrar kılması vacibdir. Sünnetleri kılarken bozanın da, tekrar kılması vacibdir.
Şevval ayında oruç
Sual: Ramazandan sonra, Şevval ayında oruç tutmanın önemi nedir?
CEVAP
Her zaman oruç tutmak sevabdır. Hadis-i şerifte, (Oruç, Cehennem ateşinden koruyan bir kalkandır) buyuruldu. (Buhârî)
Şevval ayında tutulan orucun çok sevabı vardır. Üç hadis-i şerif:
(Ramazandan sonra Şevval ayında da 6 gün oruç tutan, anasından doğduğu günkü gibi günahsız olur.) [Taberanî]
(Ramazan orucuyla Şevvalde de 6 gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş sayılır.) [İbni Mace]
(Ramazan ayı orucu on aya, ramazandan sonra tutulan 6 gün oruç da iki aya mukabil olur ki, böylece bir yıl oruç tutma sevabına kavuşulur.) [İbni Huzeyme]
Bu 6 gün orucun bayramdan sonra hemen tutulması iyidir. Aralıklı tutmak da caizdir. Kazaya niyet ederek tutmalı. Kaza oruçlarını, pazartesi ve perşembe günleri tutmak daha iyidir. Üç hadis-i şerif meali şöyledir:
(Ameller, pazartesi ve perşembe günleri arz olunur. Ben de amelimin oruçluyken arz olunmasını isterim.) [Tirmizi]
(Pazartesi ve perşembe, günahların affedildiği gün olduğu için oruç tutuyorum.) [Müslim]
(Cennetin kapıları pazartesi ve perşembe günleri açılır.) [Müslim]
Sual: Şevval ayına girdik. 6 gün orucuna başladım. Ramazanda âdet olduğum zaman tutamadığım oruçlarım oldu. 7 gün tutamadım. 6 günlük oruç diğerinin yerine geçer mi? Yoksa 13 gün oruç tutmam mı gerekiyor?
CEVAP
Altı gün orucu tutarken kazaya da niyet ederseniz hem kazanız ödenmiş olur, hem de Şevval ayında oruç tutma sevabına kavuşmuş olursunuz. 7 gün kaza tutarsanız borcunuz kalmaz.
Sual: Şevval ayında tutulan altı gün orucu (kaza ve nafile oruca niyet ederek) peş peşe tuttuk. Kimisi Pazartesi-Perşembe tutulması gerektiğini söylediğinde kötü bir niyet olmadan, bir an önce tutmak manasında (Altı gün orucu bir an önce tutup kurtulalım) dediğimiz oldu. Bir mahzuru var mı?
CEVAP
Oruç tutan adamın kötü niyeti olur mu? Siz onu kendinize bir görev hissettiğiniz için öyle dediniz. Namaz için de aynı şey söylenir. (Hele şu namazı bir an önce kılalım veya önce namazı kılalım da kurtulalım) demek küfür olmaz. Çünkü borçtan bir an önce kurtulmak demektir.
Sual: Biz komşularla altı gün oruçlarımızı tuttuk. Bir hanım, kadınların tutması gereken bir borcu varsa, bu altı gün nafile orucu tutamaz dedi. Bu doğru mu?
CEVAP
Farz namaz borcu olan nafile ve sünnet kılamaz, ancak oruç tutabilir. Çünkü ikinci ramazana kadar borcunu ödeyebilir. Ama bu altı günleri tutarken kazaya da niyet ederse hem bugünlerde oruç tutmuş olur hem de kazasını ödemiş olur.
Sual: Şevval ayında tutulan 6 gün oruç, şevval ayı içerisinde hangi gün olursa olsun tutulabilir mi?
CEVAP
Evet, 30 gün içinde altı gün oruç tutulur.
Sual: Ben 6 gün orucuna başladım. İkincisini bugün tutacağım. Ancak dün gece biraz uykulu idim, yemeği yiyip yattım. Sabah kalktığımda niyet etmediğimi hatırladım. Ancak gece yatarken hanımıma "ben sahura kalkacağım yarın ve diğer günler (14-15. günler de) oruç tutacağım dedim. Böyle yapmam niyet yerine geçer mi?
CEVAP
Sahura kalkıyor hem de yemek yiyorsunuz. Bu niyet yerine geçer. Hatta acele edip, vakit bitmeden şunu içeyim şunu da yapayım deniliyor, bunlar da niyettir.
Şevval ayında oruç tutmak
Sual: Hilal gözetilmeden takvimlere göre ramazan ve bayram yapılan günlerde, Ramazandan sonra iki gün oruç tutmak gerekiyor. Bir de hayz halinde tutulmayan oruçlar oluyor. Şevval ayında altı gün nafile oruç tutmak da çok sevabdır. Kaza namazları kılarken, nafile namazlara da niyet edildiği gibi, kaza oruçlarını tutarken, hem Şevval ayı orucuna, hem de kaza orucuna birlikte niyet edilebilir mi?
CEVAP
Evet, öyle niyet edilir. Şevval ayında kaza orucu tutarken, Şevval orucuna ayrıca niyet edilmese bile, yine Şevval ayında tutulması çok sevab olan nafile oruçlar da, tutulmuş olur. Peygamber efendimiz, Muharremin 9 ve 10. günleri nafile oruç tuttuğu için bize sünnet olmuştur. Yine Peygamber efendimizin, her Arabî ayın 13, 14 ve 15. günleri ve kurban bayramı arefesinde nafile oruç tuttuğu olurdu. Resulullah efendimiz, bu günlerde nafile oruç tuttuğu için, o günlerde bizim oruç tutmamız da müstehab olmuştur. Bu günlerde kaza orucu tutarken, sünnet veya müstehab denmese de, Peygamber efendimiz, o günlerde oruç tuttuğu için, sünnet veya müstehab da yerine gelmiş olur.
Bildirilen günlerde nafile oruç tutarken kazaya da niyet etmeli, yani (İlk kazaya kalan Ramazan orucumu tutmaya) demelidir. Kaza orucumuz olmasa bile, böyle niyet etmenin hiç mahzuru olmaz. Kazamız yoksa zaten nafile olur. Mübarek günlerde, oruç tutarken her zaman kazaya niyet etmeliyiz.
Şevvalde 6 gün oruç
Sual: Ramazan-ı şerifin ve bayramın başlaması hilalin gözetlemesiyle tespit edilmediği için, ramazandan sonra 2 gün kaza orucu tutmak gerekiyor. 6 gün de şevvalde oruç tutuluyor. Hepsi 8 mi ediyor, yoksa 6 gün tutulsa, hem 2 gün kaza orucu hem de şevvalde 6 gün oruç tutulmuş olur mu?
CEVAP
Şevvalde 6 gün kaza orucu tutulsa, ramazandan sonra 6 gün oruç tutmak gerektiği için, bu ayda 6 gün oruç tutulmuş olur. İkisi ramazan orucunun kazası diyerek 8 gün oruç tutmak gerekmez. En az bire on sevab verildiği için, bir ay ramazanda oruç tutan 300 gün, şevvalde de 6 gün oruç tutan 60 gün oruç tutmuş gibi olacağı, yani bütün yıl oruç tutmuş sayılır. Diyelim ramazanda tuttuğumuz 30 gün orucun ikisi isabet etmese, ikisini sonra kaza etmiş oluyoruz. Ramazan diye tuttuğumuz 2 gün normal nafile olur. 4 gün de şevvalde tutulunca yine 6 gün tutulmuş oluyor.
Şevval ayında oruç tutmak
Sual: Ramazan ayının dışında tutulan oruçlara da, oruç tutma sevabı verilmekte midir?
Cevap: İnsanların yaptığı her bir ibadetine karşılık olarak, bire on, bire yedi yüz, bire sonsuz ecir, ücret verileceği Kur’ân-ı kerimde bildirilmektedir. Bu sebeple insan, gücü, kuvveti, imkanları yerinde iken, namazlarını kılmalı, Ramazan ayının dışında da, oruç tutmalıdır. Zira kıyamet gününde oruç, bir güzel suret alarak, Allahü teâlânın hitabına mazhar olacaktır. Allahü teâlâ, oruca; “Ya oruç, sen memnun olduğun şahısları alarak Cennete gir!” buyuracaktır. Daha sonra, Allahü teâlâ; “Ya oruç, benden başka ne arzun varsa iste” buyuracak ve oruç da, razı olduğu kimseler için çeşitli şeref ve meziyetleri isteyip almaya muvaffak olacaktır. Böylece oruç tutanlar, kıyamet gününde yüksek bir şerefe nail olacaklardır. Ayrıca oruç tutanlar, birçok Cehennem ehli Müslümana şefaat edebilme imkânına da kavuşacaklardır. Bütün bunların üstünde olarak, oruç tutanlar Peygamber efendimize komşu olacak ve cenab-ı Hakkın cemalini görmeye de nail olacaklardır. Hadîs-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ramazan-ı şerif ayında oruç tutup, ardından Şevval ayından da altı gün daha oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş gibi olur.)
(Ramazan-ı şerif ayında orucunu tutup, ardından Şevval ayında altı gün daha oruç tutan, günahlardan, anadan doğduğu gün gibi sıyrılır, kurtulur.)
amazan orucundan sonraki Şevval ayından 6 günlük oruç, dînen güzel ve hoş görülen bir sünnettir, fakat farz veya vâcip değildir. Fazîleti ve ecri büyük olduğundan dolayı bu 6 günlük oruç müslümana meşrû kılınmıştır. Zirâ her kim, bu orucu tutarsa, kendisine tam bir yıllık oruç sevabı yazılır.
Nitekim Ebu Eyyub el-Ensârî'nin -Allah ondan râzı olsun- rivâyet ettiği sahih hadiste Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
مَنْ صَامَ رَمَضَانَ وَ أَتْبَعَهُ سِتًّا مِنْ شَوَّالٍ كَانَ كَصِيَامِ الدَّهْرِ.
رواه مسلم وأبو دود والترمذي والنسائي وابن ماجه
"Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval'den de altı gün daha eklerse, bütün seneyi oruç tutmuş gibi olur." (Müslim, Ebu Davud, Tirmizî, Nesâî ve İbn-i Mâce)
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bunu şu sözüyle açıklamıştır:
مَنْ صَامَ سِتَّةَ أَيَّامٍ بَعْدَ الْفِطْرِ كَانَ تَمَامَ السَّنَةِ : مَنْ جَاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ أَمْثَالِهَا
رواه ابن ماجه
"Kim, Ramazan (orucunu tutar ve) bayramdan sonra altı gün oruç tutarsa, onun tutmuş olduğu oruç, senenin tamamının orucu olmuş olur. Her kim hayırlı bir iş ile gelirse (bir iyilik işlerse) kendisine onun(yapmış olduğu iyiliğin) on misli sevap verilir."(İbn-i Mâce, Sıyâm, 33)
Başka bir rivâyette şöyle buyurmuştur:
جَعَلَ اللهُ الْحَسَنَةَ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا، فَشَهْرُ رَمَضَانَ بِعَشْرَةِ أَشْهُرٍ، وَسِتَّةُ أَيَّامٍ بَعْدَ الْفِطْرِ تَمَامُ السَّنَةِ.
رواه النسائي
"Allah Teâlâ bir iyiliğe karşılık on mislini vermiştir. Buna göre Ramazan ayı orucu on aya, Ramazan bayramından sonra tutulan altı gün oruç ise senenin tamamına (iki aya) denktir." (Nesâî ve İbn-i Mâce)
İbn-i Huzeyme'nin rivâyeti ise şöyledir:
صِيَامُ شَهْرِ رَمَضَانَ بِعَشَرَةِ أَمْثَالِهَا, وَصِيَامُ سِتَّةِ أَيَّامٍ بِشَهْرَيْنِ، فَذَلِكَ صِيَامُ السَّنَةِ.
رواه ابن خزيمة
"Ramazan ayı orucu on aya, (Ramazan'dan sonra tutulan) altı gün oruç ise, iki aya denktir ki bu, bir senelik oruç demektir."
Hanbelî ve Şâfiî fakihleri, Ramazan orucundan sonraki altı günlük Şevval orucunun bir senelik farz oruca denk olduğunu belirtmişlerdir. Zirâ genel olarak nâfile oruçta bile kat kat ecir sâbittir. Çünkü yapılan her iyilik, on misliyle karşılık görür.
Ayrıca altı günlük Şevval orucunun faydalarından birisi de, Ramazan ayında tutulan farz oruçta meydana gelen kusur ve noksanlıkları telâfi etmesidir. Öyle ki hiç bir oruçlu, orucuna aksi yönde tesir eden kusur ve günah işlemiş olmaktan uzak değildir. (Bilindiği üzere) kıyâmet günü farz ibâdetlerde meydana gelmiş kusur ve noklanlıklar, nâfile ibâdetlerle telâfi edilecektir.
Nitekim Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:
إِنَّ أَوَّلَ مَا يُحَاسَبُ النَّاسُ بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ أَعْمَالِهِمْ: الصَّلاَةُ، قَالَ: يَقُولُ رَبُّنَا عَزَّ وجَلَّ لِمَلاَئِكَتِهِ وَهُوَ أَعْلَمُ: انْظُرُوا فِي صَلاَةِ عَبْدِي أَتَمَّهَا أَمْ نَقَصَهَا؟فَإِنْ كَانَتْ تَامَّةً كُتِبَتْ لَهُ تَامَّةً، وَإِنْ كَانَ انْتَقَصَ مِنْهَا شَيْئًا، قَالَ: انْظُرُوا هَلْ لِعَبْدِي مِنْ تَطَوُّعٍ، فَإِنْ كَانَ لَهُ تَطَوُّعٌ، قَالَ: أَتِمُّوا لِعَبْدِي فَرِيضَتَهُ مِنْ تَطَوُّعِهِ، ثُمَّ تُؤْخَذُ الْأَعْمَالُ عَلَى ذَاكُمْ.
رواه أبو داود وصححه الألباني في صحيح أبي داود
"Şüphesiz ki insanların kıyâmet günü amellerinden hesaba çekileceği ilk şey, namazdır. Rabbimiz azze ve celle -bildiği halde- meleklerine şöyle buyurur:
-Kulumun farz namazına bakın! Tam ve doğru olarak mı, yoksa noksan olarak mı kılmıştır? Eğer tam ve doğru olarak kılmışsa, kendisi için tam kılmış olarak yazılır. Yok eğer namazından bir şeyi noksan olarak kılmışsa, (Allah -azze ve celle-) şöyle buyurur:
-Kulumun nâfile namazları var mı ona bakın! Eğer nâfile namazları varsa, (Allah -azze ve celle-) şöyle buyurur:
-Kulumun noksan olan farz namazını, nâfile olan namazıyla tamamlayın!
Sonra diğer amelleri de noksan olarak yapmışsa, o ameller de nâfile amellerle tamamlanır." (Ebu Davud)
Allah Teâlâ en iyi bilendir.
Kaynaklar
sorusorcevapbul
nefisyemektarifleri
Hürriyet
Dinimiz islam
islamqa
Oruç Çeşitleri Nelerdir? Farz, Vacip Ve Nafile Oruç Hakkında Bilgi
Kur'an-ı Kerim'de namaz, zekat, oruç hac gibi temel ibadetlerden bahsedilmektedir. Bunun yanında bu ibadetlerin amacı ve mahiyetini bildiren açıklamalar da bulunmaktadır. Bu ibadetlerin ne şekilde yerine getirileceği de Hz. Muhammed'in (SAV) uygulamaları ve açıklamaları ile belirlenmiştir. Oruç çeşitleri nelerdir? Farz, Vacip ve Nafile Oruç Nedir? İşte, merak edilen tüm detaylar.
Allah Ve Resulü ibadetlerin nasıl yapılması gerektiğini emretmişse müminlerin de bu şekilde ibadetlerini yerine getirmesi gerekmektedir. Bu ibadetlerin şekil, miktar ve hikmetlerinin sorgulanmaması gerekmektedir. İbadetlerin tevkifi olması bu anlama gelmektedir.
Oruç Çeşitleri Nelerdir?
Oruç ibadeti insanların manevi ve de ahlaki bakımından olgunlaşmasını sağlamaktadır. Bu nedenle Peygamber Efendimiz ve sonrasında yaşamış olan din adamları Ramazan ayı dışında da çeşitli vesileler ile oruç tutmuşlardır. Oruç ibadetleri; farz, vacip ve nafile olmak üzere 3'e ayrılmaktadır.
Farz Oruç
Ramazan ayında tutulan oruçlar farzdır. Yani gerekli koşulları sağlayan Müslümanların bu ayda oruç tutması gerekmektedir. Bir mazeret ile ya da mazeretsiz olarak tutulmazsa o zaman başka bir zamanda kaza edilmesi gerekir.
Ramazan orucunun bozulması durumunda kefaret orucu tutulması gerekir. Bu oruç da farz olan oruçlardan bir tanesidir. Bunun dışında; yanlışlıkla ya da kaza ile bir adamı öldürme, zıhar, hacda ihramlıyken ve vakti gelmeden tıraş olma, yemin için tutulan oruçlar da kefaret orucudur. Bu oruçlar da farz olan oruçlar arasındadır.
Ramazan orucu sadece Ramazan ayında tutulabilmektedir. Ancak diğer oruçlar tutmanın mubah olduğu her zaman da tutulabilmektedir. Ramazan orucunun tutulmaması durumunda tutulacak olan kaza orucu da mubah olan bir zaman da tutulabilmektedir. Herhangi bir neden ile kazaya kalan oruçların vakit kaybetmeden biran önce kazasının yapılması gerekmektedir.
Vacip Oruçlar
Adak oruçları vacip oruç olarak nitelendirilmektedir. Adak durumu; bir kimsenin dinen yapmasının yükümlü olmadığı bir durumu kendisine zorunluluk haline getirmesine verilen isimdir. Eğer bir kimse oruç tutmayı adak haline getirmişse o zaman bu adak orucunu tutması vacip olarak nitelendirilmektedir.
Tutulan bir adak orucu bozulursa o zaman bu orucun kazasının yapılması da Hanefi mezhebine göre vacip olarak kabul edilmektedir. Şafii mezhebine göre ise nafile orucun kazasının yapılmasına gerek yoktur.
Nafile Oruç
Farz ve vacip oruçlar dışında tutulan oruçlar nafile olarak isimlendirilmektedir. Nafile oruçlar da insanların sevap kazanmasını sağlar. Nafile oruçlar; müstehap, sünnet, tatavvu, mendup gibi isimlerle de bilinmektedir.
Nafile oruçlar, oruç tutmanın mubah olduğu zamanlar da tutulabilmektedir. Fakat bazı özel günlerde oruç tutulması diğer günlere göre daha faziletli görülmektedir. Bu özel günlerde oruç tutulması sünnet olarak kabul edilmektedir.
Şevval Orucu: Ramazan ayından sonra Şevval ayı gelir. Şevval ayında 6 gün boyunca oruç tutulması müstehap olarak kabul edilmektedir.
Aşure Orucu: Muharrem ayının onu aşura ismi ile anılır. Hz. Muhammed'in bu günde her sene oruç tuttuğu rivayet edilmektedir.
Tüm ayların üç günü oruç tutmak müstehap olarak nitelendirilmiştir.
Haftanın Pazartesi ve Perşembe günleri oruç tutulması da nafile oruç olarak nitelendirilmiştir.
Zilhicce Orucu: Zilhicce ayının ilk dokuz günü müminlerin oruç tutması tavsiye edilmektedir. Zilhicce ayının 10. günü Kurban Bayramı olmaktadır. Hz. Muhammed'in bu ayın ilk dokuz günü oruç tuttuğu rivayet edilmektedir. Ancak hac ibadetini yerine getiren kimselerin sıkıntıya düşebileceği ve halsiz kalabileceği sebebi ile arife gününde oruç tutmaları mekruh olarak nitelendirilmiştir.
Teravih namazı Ramazan ayında Müslümanlar tarafından kılınan müekked sünnet olan namazlardan bir tanesidir. Tüm Müslümanlar için bu ibadet sünnettir. Ramazan ayında oruç tutamayan kimselerin de oruç tutması sünnet olarak belirtilmiştir.
Nafile Orucu Bozmak Kefaret Gerektirir Mi?
- Üç aylar içinde oruç tutarsanız; nafile orucu ibadetini de yerine getirmiş olursunuz.
- Bazı durumlarda nafile orucunu bozmak isteyebilirsiniz. Bu durumlar sizin kontrolünüz dışında olabildiği gibi kendi iradenizle de meydana gelebilir.
- Kuran’da nafile orucu bozmanın hükmü hakkında birçok hadis ve rivayet vardır.
- Eğer nafile orucunuzu bozma durumunda kaldıysanız; orucun yerine kaza orucu tutabilirsiniz.
- Nafile orucunu bozanların kaza orucu tutması hakkında bir hadis şöyle aktarılır: Aişe radıyallâhu anhâ demiştir ki: “Biz oruçlu iken Hafsa ile bana bir hediye getirildi. Biz de orucumuzu bozduk, sonra Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem odaya girdi. Kendisine: “Ya Resûlallâh! Bize bir hediye getirildi, onu canımız çekti ve orucumuzu bozduk”, dedik. O da “Size günah yok (ancak) onun yerine başka bir gün oruç tutunuz” buyurdu. (Tirmizî, Sıyâm, 36; Ebû Dâvûd, Savm, 73)
- İstenmeyen durumlardan dolayı nafile orucunu tutarken orucunuz bozulabilir. Erkeklerin hastalık, stres ya da kaza gibi durumlar yaşaması halinde nafile orucu da bozulabilir.
- Kadınların ise nafile orucu tutarken regl dönemine denk geldiği de olabilir. Bu gibi durumlar yaşadığınızda bozulan nafile orucunu sonraki süreçlerde kaza edebilirsiniz.
Nafile Orucu Niyeti Nasıl Edilir?
- Her oruç için niyet edilmesi gerekmektedir. Edilen niyette Allah’ın adının anılması uygun görülür.
- Oruç tutmak için ettiğiniz niyette, içinizden geçen cümlelere yer verebilirsiniz.
- Nafile orucu niyeti için Allah’ı cümlelerinizde hatırlamanız yeterli olacaktır. Dileyenler bolca duayla nafile orucunun sahurunu yapabilir.
- Nafile orucunu 3 aylarda tutacağınız için bulunduğunuz ayın adını da niyetinizde kullanmalısınız.
- Sahur yaparak nafile orucunuzu tutmaya özen göstermelisiniz. Sahura kalkmanın ve sahurda niyetlenmenin sevabı çoktur.
- Sahur yaptıktan sonra niyetinizde “Niyet ettim yarınki orucumu Allah rızası için tutmaya.” ifadesine yer verebilirsiniz.
- Dileyenler sahurdan sonra niyetini edip dualarla oruca başlayabilir. Dini hikayeler, Kuran, Yasin gibi okumalar yaparak nafile orucunun size vereceği manevi doygunluğu en üst seviyede hissedebilirsiniz.
Nafile Orucu Ne Zaman Tutulur?
- Yılın en bereketli ayları olarak bilinen 3 aylar; nafile orucunun tutulduğu aylardır.
- Özellikle Recep ayının ilk 3 günü, Muharrem ayının ilk 10 günü, her ayın 13-14-15. gününde tutulan oruçlar nafile orucu olarak kabul edilir.
- Oruç tutacak kişinin sağlığı yerindeyse; hayırlı 3 aylarda dilediği kadar oruç tutabilir.
- Ancak unutulmamalıdır ki; 3 ayların tamamında oruç tutma hakkında dini bir kaynak bulunmuyor. Bu nedenle hadislerde belirtildiği gibi belirli süreyle oruç tutmanız buyruluyor.
- Nafile orucunu tutacak kişilerin her sene 3 ayların hangi günlere denk geldiğini öğrenmesi gerekir. Bu mübarek ayların başlangıcı ve bitişi dini yayın kaynaklarından öğrenilebilir.
Nafile oruçlar nelerdir?
Farz ve vâcip olan oruçların dışında tutulan oruçlar nafile oruç olarak isimlendirilir. Nafile, gereksiz anlamına değil, farz ve vâcip olanın dışında, kısaca gerekenin dışında yapılan anlamına gelir. Daha fazla sevap kazanmak maksadıyla yapıldığı için tabir câizse nafile ibadet, bir bakıma fazla mesai yapmaktır. Nafile oruçların sünnet, müstehap, mendup veya tatavvu olarak adlandırıldıkları da olur.
Nafile oruç, mubah olan tüm günlerde tutulabilir. Ancak bazı günlerde oruç tutmak daha faziletli görülerek bugünlerde oruç tutmak sünnet veya mendup kabul edilmiştir. Peygamberimiz'in (asm) sıklıkla oruç tuttuğu veya oruç tutulmasını tavsiye ettiği günler, kısaca oruç tutmanın mendup kabul edildiği belli başlı günler şu şekilde sıralanabilir.
Oruç tutmanın mendup olduğu günler Şevval Orucu: Ay takviminde ramazan ayından sonraki ay, şevval ayıdır. Şevval ayında altı gün oruç tutmak müstehaptır. Bu oruçların bayramın hemen arkasından peş peşe tutulması daha faziletli olmakla birlikte ay içerisinde aralıklı olarak tutmak da mümkündür. Kazâ veya adak oruçlarının bugünlerde tutulmasıyla da aynı sevap elde edilir. Peygamberimizin (asm), ramazanı oruçla geçirip buna şevvalden altı gün ilâve eden kişinin bütün yılı oruçlu geçirmiş olacağı yönündeki ifadesini (Müslim), " Kim iyilikle gelirse, artık kendisi için onun (o iyiliğin) on misli vardır!.." (Enam, 160) ayetiyle birlikte değerlendiren kimi âlimler, bire on hesabıyla, ramazan orucunun on aya, altı gün şevval orucunun da altmış güne karşılık olduğunu ve bu suretle bütün yılın oruçlu geçirilmiş sayılacağını söylemişlerdir.
Aşure Orucu: Muharrem ayının onuncu gününe "aşura" denilir. Hz. Peygamber'in bugünde devamlı olarak oruç tuttuğu rivayet edilmiştir. Fakat sadece o günde oruç tutulması doğru görülmemiş, bunun yanında bir önceki veya bir sonraki günün de oruçlu geçirilmesi tavsiye edilmiştir.
Fakat ramazan orucu farz kılınınca aşure orucu bir yükümlülük olmaktan çıkarılmış ama aşure günü oruç tutulması tavsiye edilmiş ve bugün oruç tutmak sünnet olarak devam etmiştir.
Her Ay Üç Gün Oruç: Her aydan üç gün oruç tutmak, bunu özellikle her ayın 13, 14 ve 15. günlerinde yapmak müstehap kabul edilmiştir. Kamerî takvim (ay takvimi) hesabına göre bugünlere "eyyam-ı bîd" denir. Peygamberimizin (asm) özellikle ayın 13, 14 ve 15. günlerinde olmak üzere her ay üç gün oruç tutmayı tavsiye ettiği rivayeti (Müslim) yanında Hz. Aişe'nin (ra), Peygamberimizin (asm) her ay üç gün oruç tuttuğuna dair rivayeti de bulunmaktadır.
Pazartesi-Perşembe Orucu: Her hafta pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmak da teşvik edilmiş bir nafiledir. Peygamberimizin (asm) pazartesi ve perşembe günleri oruç tuttuğu ve soruya cevaben de "İnsanların amelleri Allah Teâlâ'ya pazartesi ve perşembe günleri arz olunur; ben amelimin arzı sırasında oruçlu olmayı tercih ediyorum" (Ebû Dâvûd, İbn Mâce) dediği rivayet edilmektedir.
Zilhicce Orucu: Zilhicce ayının ilk dokuz gününde oruç tutmak tavsiye edilmiştir. Zilhicce ayının 10. günü kurban bayramının ilk günüdür. Peygamberimizin (asm) zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutmayı sürdürdüğü rivayet edildiği için zilhiccenin ilk dokuz gününün, yani kurban bayramından önceki dokuz günün oruçlu geçirilmesi müstehaptır.
Haram Aylarda Oruç: Haram aylar olarak anılan zilkade, zilhicce, muharrem ve receb aylarında, perşembe, cuma ve cumartesi günleri oruç tutmak müstehaptır.
Şaban Orucu: Şaban ayında oruç tutmak müstehap sayılmıştır. Âişe validemizin belirttiğine göre Peygamberimiz en çok orucu Şaban ayında tutmuş, Şaban ayının tamamını oruçla geçirdiği olmuştur.
Dâvûd Orucu: Gün aşırı oruç tutmak yani bir gün oruç tutup ertesi gün tutmamak, Peygamberimiz tarafından "savm-ı Dâvûd" olarak nitelenmiş ve bu şekilde oruç tutmanın faziletli olduğu ifade edilmiştir. Peygamberimiz bu şekildeki oruç hakkında "En faziletli oruç Dâvûd'un tuttuğu oruçtur; o bir gün oruç tutar, bir gün tutmazdı" demiştir. Sahâbeden Abdullah b. Amr, "Ben daha fazlasını tutabilirim" deyince, Peygamberimiz bunun faziletli bir şekil olduğunu ve daha fazlasını tutmaya çalışmamayı tavsiye etmiştir. (Müslim) Bu bakımdan gün aşırı oruç tutmak, en faziletli nafile oruç olarak değerlendirilmiştir.
Yukarıda belirtilen günlerde oruç tutmanın fazileti ve kişiye kazandıracağı sevaplar konusunda birçok hadis rivayet edilmiştir. Oruç tutmanın tavsiye edildiği günler incelendiğinde bunların belirlenmesinin gelişigüzel olmayıp, belli bir periyoda göre düzenlendiği görülür. Bu bakımdan oruç tutmanın ruhî ve bedenî yararları göz önüne alındığında yılın belli zamanlarında oruç tutmak oldukça yararlı, tutulacak oruçları Peygamberimiz'in (asm) önerdiği günlerde tutmak ise oldukça sevaplıdır. Bununla birlikte, oruç tutulması haram ve mekruh olmayan günlerde kişi kendi durumuna ve tercihine göre istediği zaman nafile oruç tutabilir.
Nafile oruç ve fazileti
Sual: Nafile orucun da sevabı olur mu?
CEVAP
Oruç kazası olmayanın nafile oruç tutması çok sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Bir gün nafile oruç tutan kimseye, yeryüzü dolusu altın verilse, o orucun sevabını karşılamaz.) [İbni Neccar]
(Gizleyerek, bir gün nafile oruç tutana, Allahü teâlâ, Cennetini ihsan eder.) [Hatib]
Sual: Ramazandan sonra her ay oruç tutmak isteyen hangi günler tutmalıdır?
CEVAP
Her ay 3 gün oruç tutmak çok iyidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Her [kameri] ayda, üç gün oruç tutmak, bütün yılı oruçlu geçirmek gibi sevaptır.) [Buhari]
(İbrahim aleyhisselam, her ayda 3 gün oruç tuttu. Allahü teâlâ da ona ömrü boyu oruç tutmuş gibi sevap verdi ve ömür boyu sanki yiyip içmiş gibi kuvvet, zindelik verdi.) [Beyheki]
(Her ay 3 gün oruç tutan, yılın tamamında oruç tutmuş gibi olur.) [Müslim]
(Her ay 3 gün oruç tutanın kalbindeki kin yok olur.) [Bezzar]
(Her ay 3 gün oruç tutanın kalbinin pası temizlenir.) [Nesai]
“Eyyâm-ı biyd” denilen kameri ayların 13, 14 ve 15. günleri de tutmak iyi olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ayda 3 gün oruç tutan, ayın 13, 14 ve 15. günlerinde tutsun!) [Nesai]
(Her ay, eyyâm-ı biyd’de oruç tutan kimse, yılın tamamında oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur.) [Nesai]
Sual: Zilhicce ayında oruç tutmanın fazileti nedir, hangi günlerde oruç tutmalı?
CEVAP
Kurban Bayramı’nın bulunduğu aya zilhicce denir. Zilhicce ayının ilk on gününde yapılan ibadetlerin kıymeti çoktur. Bu husustaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyledir:
(Zilhiccenin ilk günlerinde tutulan oruç, bir yıl oruç tutmaya bedeldir. Bir gecesini ihya etmek de Kadir Gecesi’ni ihya etmek gibidir.) [İbni Mace]
(Zilhiccenin ilk on gecesinde yapılan amel için, yedi yüz misli sevab verilir.) [Beyheki]
(Terviye günü [Arefe’den önceki gün] oruç tutup, günah söz söylemeyen Müslüman Cennete girer.) [Ramuz]
(Zilhiccenin ilk 9 günü oruç tutan, her günü için, yüz köle azat etmiş veya cihad edenlere yüz at vermiş veya Kâbe’ye kurban için yüz deve göndermiş gibi sevab alır.) [R. Nasıhin]
(Bu on günün hayrından mahrum olan kimseye yazıklar olsun! Bilhassa dokuzuncu [Arefe] günü oruçla geçirmelidir! Onda o kadar çok hayır vardır ki, saymakla bitmez.) [T. Gafilin]
(Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutana, her günü için bir yıllık oruç sevabı verilir.) [Ebul Berekat]
(Zilhiccenin ilk on günü fazilette bin güne, Arefe günü ise on bin güne eşittir.) [Beyheki]
(Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur.) [Taberani]
(Allah indinde zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur. Bugünlerde tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyin!) [Taberani]
[Tesbih: Sübhanallah,
Tahmid: Elhamdülillah,
Tehlil: La ilahe illallah,
Tekbir: Allahü ekber, demektir.]
İlk on günün kıymeti
Peygamber efendimiz, Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerin, diğer aylarda yapılan amellerden daha kıymetli olduğunu bildirince, Eshab-ı kiram, (Ya Resulallah, bu ayın ilk günleri yapılan ameller, Allah yolundaki cihaddan da mı daha kıymetlidir?) dediklerinde, (Evet, cihaddan da kıymetlidir, ancak canını, malını esirgemeden savaşıp şehit olanın cihadı, daha kıymetlidir buyurdu. (Buhari)
Hazret-i Ebüd-derda buyurdu ki:
Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutmalı, çok sadaka vermeli ve çok dua ve istigfar etmelidir, çünkü Resulullah, (Bu on günün hayır ve bereketinden mahrum kalana yazıklar olsun) buyurdu. Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutanın ömrü bereketli olur, malı çoğalır, çoluk çocuğu belalardan muhafaza olur, günahları affolur, iyiliklerine kat kat sevab verilir, ölürken kolay can verir, kabri aydınlanır. Cennette yüksek derecelere kavuşur. (Şir’a)
Bu on gün içinde, hasta ziyaret eden, Allahü teâlânın dostlarının hatırını sormuş ve ziyaret etmiş gibi olur. Bu on gün içinde Ehl-i sünnet’e uygun bir din kitabı okumak çok sevabdır. Din ilmini, Ehl-i sünnet itikadını öğrenmek, kadın erkek herkese farzdır. Çocuklara öğretmek, birinci görevdir.
Sual: Arefe günü oruç tutmanın önemi nedir?
CEVAP
Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Arefe günü tutulan oruç, bin gün [nafile] oruca bedeldir.) [Taberani]
(Aşûre günü orucu bir yıllık, Arefe günü orucu da, iki yıllık [nafile] oruca bedeldir.) [T.Gafilin]
(Arefede tutulan oruç, iki bin köle azat etmeye, iki bin deve kurban kesmeye ve Allah yolunda cihad için verilen iki bin ata bedeldir.) [T.Gafilin]
Sual: Receb ve Şaban aylarında oruç tutmanın fazileti nedir?
CEVAP
Receb ayı, hürmet edilmesi gereken dört kıymetli aydan biridir. Resulullah efendimiz, Receb ayına çok değer verir ve "Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir" diye dua ederdi. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Haram aylar, Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharremdir.) [İbni Cerir]
(Haram aylarda Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri oruç tutana iki yıllık ibadet sevabı yazılır.) [Taberani]
(Haram aylarda bir gün oruç tutup bir gün yemek çok faziletlidir.) [Ebu Davud]
(Receb ayında Allahü teâlâya çok istigfar edin; çünkü Allahü teâlânın, Receb ayının her vaktinde Cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkler vardır ki, ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.) [Deylemi]
(Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder.) [Gunye]
(Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Ya’la]
(Receb büyük bir aydır. Allahü teâlâ bu ayda hasenatı kat kat eder. Receb ayında bir gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır. On gün oruç tutana, Allahü teâlâ istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, "Geçmiş günahların af oldu” der. Receb ayında Allahü teâlâ Nuh aleyhisselamı gemiye bindirdi ve o da, Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti.) [Taberani]
(Receb ayında, takva üzere bir gün oruç tutana, oruç tutulan günler dile gelip "Ya Rabbi onu mağfiret et" derler.) [Ebu Muhammed]
Şaban ayı
Hazret-i Âişe validemiz buyuruyor ki:
(Resulullahın, hiçbir ayda, Şaban ayından daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Bazen Şabanın tamamını oruçla geçirirdi.) [Buhari]
Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman Resulullah efendimiz buyurdu ki:
(Şaban, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gafildir. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini isterim.) [Nesai]
Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:
(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Şaban ayında tutulan oruçtur.) [Tirmizi]
(Şabanda üç gün oruç tutana, Hak teâlâ, Cennette bir yer hazırlar.) [Ey oğul ilmihali]
Bünyesi zayıf olanın, Şabanın 15 inden sonra oruç tutmayıp, farz olan Ramazan-ı şerif orucuna hazırlanması iyi olur. Sağlığı yerinde olan ise, Şaban ayının çoğunu, hatta tamamını oruçlu geçirebilir.
Berat gecesi
Berat gecesi, Şaban ayının on beşinci gecesidir. Yani 14 Şabanın bittiği günün gecesidir.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesin vereyim” Bu hâl, sabaha kadar devam eder.) [İbni Mace]
Aşûre günü oruç tutarken
Sual: Aşûre günü tutulan oruca kaza orucuna niyet edince, hastalık gibi bir sebeple orucu bozmak zorunda kalan kişi, bunun için kaza mı, kefaret mi tutmalı?
CEVAP
Ramazan ayı dışında, oruç ne sebeple bozulursa bozulsun, kefaret gerekmez. Kazamız varsa zaten kaza edeceğiz, yoksa nafile olacağı için, bozulan nafile orucu kaza etmek de vacib olduğu için, tekrar tutmak vacibdir.
Sual: Tam olarak kaza borcumu hatırlamıyorum; bu yüzden her nafile orucu tutarken, son kazaya kalan ramazan orucumu tutmaya diye niyet etsem sakıncası olur mu?
CEVAP
Çok iyi olur.
Sual: Nafile orucu sebepsiz bozmak uygun mu?
CEVAP
Nafile orucu, sebepsiz bozmak günahtır. Bozunca kaza etmek de gerekir.
Sual: Bir kişi yiyecek bir şey bulamazsa veya yemek hazırlamaya üşenirse, oruç tutsa caiz olur mu?
CEVAP
Çok iyi olur.
Sual: Şabanın 14. mü, 15. günü mü oruç tutulur?
CEVAP
Onbeşinci günü tutulur.
Nevruz günü oruç
Sual: Nevruz günü oruç tutmak mekruh olduğuna göre, her Pazartesi veya Perşembe günü oruç tutmayı âdet edinen, Nevruz günü bu günlere denk gelirse, yine oruç tutsa, mekruh olur mu?
CEVAP
Hayır, mekruh olmaz.
Sual: Savm-ı davud, yani bir gün yiyip bir oruç tutmak cumartesi ve mekruh güne denk gelse caiz mi?
CEVAP
Mahzuru olmaz. En faziletli oruçtur.
Sual: Sükut orucu var mı?
CEVAP
Yoktur.
Sual: İmsak vaktinden sonra, nafile oruca niyet edip, dahveden önce, oruç tutmaktan vazgeçenin, bu orucu kaza etmesi vacip olur mu?
CEVAP
Evet.
Sual: Şabanın 15. günü, cumartesiye gelse, sadece bu gün oruç tutulur mu?
CEVAP
Bir gün öncesi ile veya bir gün sonrası ile tutulmalıdır.
Sual: Sadece cumartesi günleri oruç tutmakta mahzur var mı?
CEVAP
Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Farz olan Ramazan orucu hariç, yalnız Cumartesi günü tek olarak oruç tutmayın!) [Ebu Davud, Tirmizî, Nesai, Hâkim]
Bunun sebebi bildirilmiyor. Cumartesi Yahudilerin önemli bir günüdür. Onlara benzememek için olabilir. Başka hikmetleri de olabilir. Ne bildirilmişse ona uymalıdır.
Sual: Kaza orucu olmayanın, tuttuğu kaza orucu nafile mi olur?
CEVAP
Evet.
Sual: Bir olay için, mesela sınav vb...ya da korktuğumuz bir yere giderken veya korktuğumuz bir olayın sonucunun hayırlı olması niyetiyle nafile oruçlu olmanın fazileti hakkında bilgi verir misiniz?
CEVAP
Oruçlu olmak, abdestli olmak, zikretmek elbette faydalıdır. Kaza borcunuz olmasa bile, oruca niyet ederken, kazaya niyet etmek daha uygundur.
Sual: Hadis-i şerifte (Şevval ayında da 6 gün oruç tutan, anasından doğduğu günkü gibi günahsız olur) buyuruluyor. Yani bir anlamda kabul olunmuş, hakiki tevbe-i nasuh gibi oluyor mu?
CEVAP
Hayır tevbe gibi olmaz. Tevbe pişman olup günahları terk etmektir. Yani artık bir daha günah işlememek demektir. Şevvalde 6 gün oruç tutanın böyle bir niyeti yok. O yine günahlarına devam edecek, sadece oruç tutmakla sevap işliyor, sevabı kadar günahı affoluyor. Sonra bu günahlar büyük günahlar için değil, küçük günahlar içindir. Büyük günahları, insan ve hayvan hakları kendisine veya vârislerine ödenmedikçe günahları affedilmez. Nafile ibadetin sevabına kavuşabilmek için imanda ve farzlarda kusurlu olmamak, haramlardan kaçıp günahlara tevbe etmek ve o işi ibadet olarak yapmaya niyet etmek şarttır. Abdest alanın da bütün günahları affolur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Abdest alan bütün günahlardan temizlenmiş olur.) [Müslim]
Bu da aynen Şevvaldeki oruç gibidir. Küçük günahlardan temizlenmiş olur.
Sual: Oruç tutarken bir davete gidilince, orucu bozmak günah mıdır?
CEVAP
Davete gidilince, Ramazan, kaza ve kefaret oruçları bozulmaz. Sadece nafile oruçlar bozulabilir. (Mevkufat)
Nafile oruç tutarken uygun bir davete gidilince, orucu bozmak günah değildir. Bir mümin arkadaşı sevindirmek ve onu üzmemek için davetine gidilir. Davete gidip de orucunu bozmayan bir kimseye Peygamber efendimiz, (Arkadaşın senin için bu kadar külfete girdiği halde, sen hâlâ “Oruçluyum” diyorsun. Şimdi ye, sonra yerine bir gün tutarsın) buyurdu. (Dare Kutni)
Yine buyurdu ki:
(Davete giden, Ramazan, kaza ve adak orucu değilse, [nafile ise] orucunu bozsun!) [Taberani]
(Din kardeşinin hatırı için nafile orucu bozana, bin günlük oruç sevabı yazılır. Bu orucu kaza edince de iki bin günlük sevap yazılır.) [Şir’a]
Öğleden sonra, bir zaruret olmadıkça, nafile orucu bozmamalıdır! Hadis-i şerifte, (Nafile oruç tutan kimse, öğleye kadar muhayyerdir) buyuruldu. (Taberani)
Oruçlu olduğunu söylemek
Sual: (Nafile oruç tutarken, sorana oruçlu olduğunu söyleyince riya olur, orucun sevabı gider) deniyor. Böyle bir şey var mı?
CEVAP
Riya için, gösteriş için tutulmuyorsa, riya olmaz ve orucun sevabı gitmez. Nafile ibadetleri gizli yapmak iyi olur. Mecbur kalmadıkça açıklamamalı. Sadakayı gizli vermeli, nafile namazları da gizli kılmaya çalışmalı, ama gösterilmesinde fayda varsa, başkalarını teşvik edecekse, o zaman açıktan yapmak daha iyi olur. Allah rızası için yapınca, insanlar görse de mahzuru olmaz.
Nafile orucu bozmak
Sual: Nafile oruçları tutmak mecburi olmadığı için, istenince bozabilir miyiz?
CEVAP
Bir ibadete başlayınca, bunu özür olmadan bozmak haramdır. İhtiyaç olunca, nafile orucu bozmak caiz olur. Ancak daha sonra bu orucu tutmak vacibdir.
Bozulan nafileleri tekrar kılmak vacib, bozulan farzları tekrar kılmak farzdır. Özürsüz bozmak ise haramdır. (Uyun-ül-besair)
Farz olan orucu bozmak için sekiz özür vardır:
1- Hastalık,
2- Sefere çıkmak,
3- İkrah yani zalimin zorlaması,
4- Kadının hamile olması,
5- Çocuk emzirmek,
6- Açlık [dayanılamayacak derecede],
7- Susuzluk [dayanılamayacak derecede],
8- İhtiyarlık. (Bahr-ür-raık)
Bu özürlerden biri varsa, oruç tutmamayı mubah kılıyor. Bu özürleri olmasına rağmen, oruç tutabilen yine tutar.
Seferilik hakkında bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Seferde ramazan orucunu tutan, mukimken oruç yiyen gibidir.) [Nesai]
Hâlbuki mukimken oruç yemek büyük günahtır. Seferde sıkıntılı bir durum varsa, ibadetlerini ve işlerini aksatacaksa oruç tutmaması tavsiye ediliyor. Seferde rahatsa, oruç tutması iyi olur. Onun için bir hadis-i şerifin açıklaması olmadan hüküm vermemelidir.
Nafile oruç, mazeretli veya mazeretsiz bozulursa, kazası vacib olur. Bir kadın namaz kılarken ve oruçluyken hayzı başlasa, namazını ve orucunu bırakır. Nafile namazla nafile orucu kaza etmek vacibdir. Eğer, farz namaza niyet ettikten sonra hayz başlasa, namazı kaza etmez. Çünkü farz namazı affedilmiştir. (Redd-ül-muhtar)
Nafile oruçta Dahve vaktine kadar niyet edilir. O vakte kadar bir şey yiyip içmemiş olan kimse, niyet edip oruç tutabilir. Yahut vazgeçip tutmayabilir. Yani bu işte muhayyerdir.
Niyet etme vakti geçtikten sonra, artık mazeretsiz orucunu bozamaz. Nafile oruç için mazeretler, misafirliğe gitmek, misafirin gelmesi veya oruç bozmayı gerektiren diğer sebeplerdir. Böyle sebeplerle de, niyetli orucu bozunca, kaza etmek vacib olur.
Haram aylarda oruç
Sual: Nâfile oruç tutulması daha çok sevab olan aylar ve günler hangileridir?
CEVAP
Haram aylarda, pazartesi ve perşembe günleri ve kamerî ayların eyyam-ı biyd denilen 13.,14. ve 15. günleri oruç tutmak daha sevabdır. “Haram ay” demek, hürmet edilmesi gereken ay demektir. Bu konudaki hadis-i şeriflerden birkaçının meali şöyledir:
(Haram aylar; Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem aylarıdır.) [İbni Cerir]
(Haram aylarda perşembe, cuma ve cumartesi günleri oruç tutana iki yıllık ibadet sevabı yazılır.) [Taberanî]
(Haram aylardan birinde bir gün oruç tutmak, başka bir ayın otuz günü oruç tutmaktan daha sevabdır.) [İ. Gazâlî]
(Her ayda üç gün oruç tutmak, bir yıl oruç tutmak gibi sevab olur. Çünkü Allahü teâlâ, En’am sûresinde [mealen] “Bir hayır işleyene, [en az] on katı sevab verilir” buyurdu. Bir güne on misli sevab veriliyor.) [Tirmizî]
(Ayda 3 gün oruç tutan, kameri ayın 13., 14. ve 15. günlerinde tutsun!) [Nesaî]
(Her ay, eyyam-ı biyd’de oruç tutan kimse, yılın tamamında oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur.) [Nesaî]
Pazartesi günü oruç
Sual: Pazartesi günü oruç tutmanın fazileti nedir?
CEVAP
Birçok fazileti vardır:
Hazret-i Ömer ve İbni Abbas hazretleri, Resulullah’ın pazartesi günü doğduğunu, ilk vahyin pazartesi günü geldiğini, Mekke'den pazartesi günü hicret ettiğini, Medine'ye pazartesi günü girdiğini, vefatına işaret sayılan âyetin pazartesi günü indiğini ve pazartesi günü vefat edeceğini, kendisinden duyduklarını bildirmişlerdir. (Müslim, İ. Ahmed, Beyhekî)
Ebu Katâde “radıyallahü anh” anlatır: Resulullah'a “sallallahü aleyhi ve sellem” pazartesi günü oruç tutmanın fazileti sorulunca buyurdu ki:
(Ben o gün doğdum, o gün ilahî vahye mazhar oldum.) [Müslim]
Peygamber efendimiz, pazartesi günü oruç tutmasının sebebi sorulunca, (Bugün dünyaya geldim. Şükür için oruç tutuyorum) buyurdu. (Müslim, Ebu Davud, İ. Ahmed, H. S. Vesikaları)
Pazartesi günü oruç tutmanın başka faziletleri de vardır. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:
(Ya Bilâl, pazartesi günü oruç tutmayı ihmal etme! Ben o gün doğdum, o gün ilâhi vahye mazhar oldum, o gün hicret ettim, aynı gün de vefat ederim!) [İbni Asakir]
(Ameller, pazartesi ve perşembe günleri arz olunur. Ben de amelimin oruçluyken arz olunmasını isterim.) [Tirmizî]
(Pazartesi ve perşembe, günahlar affedildiği için oruç tutuyorum.) [Müslim]
(Cennetin kapıları pazartesi ve perşembe günleri açılır.) [Müslim]
(Her ayın perşembe ve pazartesi günleri oruç tutana Hak teâlâ, 700 yıl oruç tutmuş gibi sevab verir.) [İslam Ahlakı]
(Pazartesi ve perşembe günleri bütün Müslümanların affedildiği günlerdir. Yalnız Hak teâlâ, birbirine kırgın ve dargın olanları bağışlamaz, barışıncaya kadar onların kendi kendilerine bırakılmasını emreder.) [Ebu Davud, Nesaî, Tirmizî İ. Mâlik]
(Ameller pazartesi ve perşembe günleri Hak teâlâya arz edilir. Bu iki günde tevbe eden, af dileyen affedilir, yalnız kalblerinde kin ve düşmanlık besleyen kimseler, birbirleriyle barışıncaya kadar affa uğramaz.) [Taberanî]
Hazret-i Âişe validemiz, (Resulullah “sallallahü aleyhi ve sellem” oruç tutmak için pazartesi ve perşembe günlerini sabırsızlıkla beklerdi) buyurmuştur. (İbni Mace, Nesaî, Tirmizî – Uhud-ül-kübra)
Nâfile orucu bozmak
Sual: Nâfile oruca güneş doğduktan sonra niyet etsek, bir saat sonra da, bir mazeretle bozsak, o orucu kaza etmek vacib olur mu?
CEVAP
Evet, nâfile bir ibadete başlayınca artık onu bitirmek vacibdir. İhtiyaçsız bozmak günahtır. Herhangi bir sebeple bozulan nâfile orucu, tekrar tutmak vacib olur. Nâfile namaza durup sonra namazı bozulan veya kendisi bir mazeretle bozan kimsenin de, bu namazı tekrar kılması vacibdir. Sünnetleri kılarken bozanın da, tekrar kılması vacibdir.
Şevval ayında oruç
Sual: Ramazandan sonra, Şevval ayında oruç tutmanın önemi nedir?
CEVAP
Her zaman oruç tutmak sevabdır. Hadis-i şerifte, (Oruç, Cehennem ateşinden koruyan bir kalkandır) buyuruldu. (Buhârî)
Şevval ayında tutulan orucun çok sevabı vardır. Üç hadis-i şerif:
(Ramazandan sonra Şevval ayında da 6 gün oruç tutan, anasından doğduğu günkü gibi günahsız olur.) [Taberanî]
(Ramazan orucuyla Şevvalde de 6 gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş sayılır.) [İbni Mace]
(Ramazan ayı orucu on aya, ramazandan sonra tutulan 6 gün oruç da iki aya mukabil olur ki, böylece bir yıl oruç tutma sevabına kavuşulur.) [İbni Huzeyme]
Bu 6 gün orucun bayramdan sonra hemen tutulması iyidir. Aralıklı tutmak da caizdir. Kazaya niyet ederek tutmalı. Kaza oruçlarını, pazartesi ve perşembe günleri tutmak daha iyidir. Üç hadis-i şerif meali şöyledir:
(Ameller, pazartesi ve perşembe günleri arz olunur. Ben de amelimin oruçluyken arz olunmasını isterim.) [Tirmizi]
(Pazartesi ve perşembe, günahların affedildiği gün olduğu için oruç tutuyorum.) [Müslim]
(Cennetin kapıları pazartesi ve perşembe günleri açılır.) [Müslim]
Sual: Şevval ayına girdik. 6 gün orucuna başladım. Ramazanda âdet olduğum zaman tutamadığım oruçlarım oldu. 7 gün tutamadım. 6 günlük oruç diğerinin yerine geçer mi? Yoksa 13 gün oruç tutmam mı gerekiyor?
CEVAP
Altı gün orucu tutarken kazaya da niyet ederseniz hem kazanız ödenmiş olur, hem de Şevval ayında oruç tutma sevabına kavuşmuş olursunuz. 7 gün kaza tutarsanız borcunuz kalmaz.
Sual: Şevval ayında tutulan altı gün orucu (kaza ve nafile oruca niyet ederek) peş peşe tuttuk. Kimisi Pazartesi-Perşembe tutulması gerektiğini söylediğinde kötü bir niyet olmadan, bir an önce tutmak manasında (Altı gün orucu bir an önce tutup kurtulalım) dediğimiz oldu. Bir mahzuru var mı?
CEVAP
Oruç tutan adamın kötü niyeti olur mu? Siz onu kendinize bir görev hissettiğiniz için öyle dediniz. Namaz için de aynı şey söylenir. (Hele şu namazı bir an önce kılalım veya önce namazı kılalım da kurtulalım) demek küfür olmaz. Çünkü borçtan bir an önce kurtulmak demektir.
Sual: Biz komşularla altı gün oruçlarımızı tuttuk. Bir hanım, kadınların tutması gereken bir borcu varsa, bu altı gün nafile orucu tutamaz dedi. Bu doğru mu?
CEVAP
Farz namaz borcu olan nafile ve sünnet kılamaz, ancak oruç tutabilir. Çünkü ikinci ramazana kadar borcunu ödeyebilir. Ama bu altı günleri tutarken kazaya da niyet ederse hem bugünlerde oruç tutmuş olur hem de kazasını ödemiş olur.
Sual: Şevval ayında tutulan 6 gün oruç, şevval ayı içerisinde hangi gün olursa olsun tutulabilir mi?
CEVAP
Evet, 30 gün içinde altı gün oruç tutulur.
Sual: Ben 6 gün orucuna başladım. İkincisini bugün tutacağım. Ancak dün gece biraz uykulu idim, yemeği yiyip yattım. Sabah kalktığımda niyet etmediğimi hatırladım. Ancak gece yatarken hanımıma "ben sahura kalkacağım yarın ve diğer günler (14-15. günler de) oruç tutacağım dedim. Böyle yapmam niyet yerine geçer mi?
CEVAP
Sahura kalkıyor hem de yemek yiyorsunuz. Bu niyet yerine geçer. Hatta acele edip, vakit bitmeden şunu içeyim şunu da yapayım deniliyor, bunlar da niyettir.
Şevval ayında oruç tutmak
Sual: Hilal gözetilmeden takvimlere göre ramazan ve bayram yapılan günlerde, Ramazandan sonra iki gün oruç tutmak gerekiyor. Bir de hayz halinde tutulmayan oruçlar oluyor. Şevval ayında altı gün nafile oruç tutmak da çok sevabdır. Kaza namazları kılarken, nafile namazlara da niyet edildiği gibi, kaza oruçlarını tutarken, hem Şevval ayı orucuna, hem de kaza orucuna birlikte niyet edilebilir mi?
CEVAP
Evet, öyle niyet edilir. Şevval ayında kaza orucu tutarken, Şevval orucuna ayrıca niyet edilmese bile, yine Şevval ayında tutulması çok sevab olan nafile oruçlar da, tutulmuş olur. Peygamber efendimiz, Muharremin 9 ve 10. günleri nafile oruç tuttuğu için bize sünnet olmuştur. Yine Peygamber efendimizin, her Arabî ayın 13, 14 ve 15. günleri ve kurban bayramı arefesinde nafile oruç tuttuğu olurdu. Resulullah efendimiz, bu günlerde nafile oruç tuttuğu için, o günlerde bizim oruç tutmamız da müstehab olmuştur. Bu günlerde kaza orucu tutarken, sünnet veya müstehab denmese de, Peygamber efendimiz, o günlerde oruç tuttuğu için, sünnet veya müstehab da yerine gelmiş olur.
Bildirilen günlerde nafile oruç tutarken kazaya da niyet etmeli, yani (İlk kazaya kalan Ramazan orucumu tutmaya) demelidir. Kaza orucumuz olmasa bile, böyle niyet etmenin hiç mahzuru olmaz. Kazamız yoksa zaten nafile olur. Mübarek günlerde, oruç tutarken her zaman kazaya niyet etmeliyiz.
Şevvalde 6 gün oruç
Sual: Ramazan-ı şerifin ve bayramın başlaması hilalin gözetlemesiyle tespit edilmediği için, ramazandan sonra 2 gün kaza orucu tutmak gerekiyor. 6 gün de şevvalde oruç tutuluyor. Hepsi 8 mi ediyor, yoksa 6 gün tutulsa, hem 2 gün kaza orucu hem de şevvalde 6 gün oruç tutulmuş olur mu?
CEVAP
Şevvalde 6 gün kaza orucu tutulsa, ramazandan sonra 6 gün oruç tutmak gerektiği için, bu ayda 6 gün oruç tutulmuş olur. İkisi ramazan orucunun kazası diyerek 8 gün oruç tutmak gerekmez. En az bire on sevab verildiği için, bir ay ramazanda oruç tutan 300 gün, şevvalde de 6 gün oruç tutan 60 gün oruç tutmuş gibi olacağı, yani bütün yıl oruç tutmuş sayılır. Diyelim ramazanda tuttuğumuz 30 gün orucun ikisi isabet etmese, ikisini sonra kaza etmiş oluyoruz. Ramazan diye tuttuğumuz 2 gün normal nafile olur. 4 gün de şevvalde tutulunca yine 6 gün tutulmuş oluyor.
Şevval ayında oruç tutmak
Sual: Ramazan ayının dışında tutulan oruçlara da, oruç tutma sevabı verilmekte midir?
Cevap: İnsanların yaptığı her bir ibadetine karşılık olarak, bire on, bire yedi yüz, bire sonsuz ecir, ücret verileceği Kur’ân-ı kerimde bildirilmektedir. Bu sebeple insan, gücü, kuvveti, imkanları yerinde iken, namazlarını kılmalı, Ramazan ayının dışında da, oruç tutmalıdır. Zira kıyamet gününde oruç, bir güzel suret alarak, Allahü teâlânın hitabına mazhar olacaktır. Allahü teâlâ, oruca; “Ya oruç, sen memnun olduğun şahısları alarak Cennete gir!” buyuracaktır. Daha sonra, Allahü teâlâ; “Ya oruç, benden başka ne arzun varsa iste” buyuracak ve oruç da, razı olduğu kimseler için çeşitli şeref ve meziyetleri isteyip almaya muvaffak olacaktır. Böylece oruç tutanlar, kıyamet gününde yüksek bir şerefe nail olacaklardır. Ayrıca oruç tutanlar, birçok Cehennem ehli Müslümana şefaat edebilme imkânına da kavuşacaklardır. Bütün bunların üstünde olarak, oruç tutanlar Peygamber efendimize komşu olacak ve cenab-ı Hakkın cemalini görmeye de nail olacaklardır. Hadîs-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ramazan-ı şerif ayında oruç tutup, ardından Şevval ayından da altı gün daha oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş gibi olur.)
(Ramazan-ı şerif ayında orucunu tutup, ardından Şevval ayında altı gün daha oruç tutan, günahlardan, anadan doğduğu gün gibi sıyrılır, kurtulur.)
amazan orucundan sonraki Şevval ayından 6 günlük oruç, dînen güzel ve hoş görülen bir sünnettir, fakat farz veya vâcip değildir. Fazîleti ve ecri büyük olduğundan dolayı bu 6 günlük oruç müslümana meşrû kılınmıştır. Zirâ her kim, bu orucu tutarsa, kendisine tam bir yıllık oruç sevabı yazılır.
Nitekim Ebu Eyyub el-Ensârî'nin -Allah ondan râzı olsun- rivâyet ettiği sahih hadiste Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
مَنْ صَامَ رَمَضَانَ وَ أَتْبَعَهُ سِتًّا مِنْ شَوَّالٍ كَانَ كَصِيَامِ الدَّهْرِ.
رواه مسلم وأبو دود والترمذي والنسائي وابن ماجه
"Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval'den de altı gün daha eklerse, bütün seneyi oruç tutmuş gibi olur." (Müslim, Ebu Davud, Tirmizî, Nesâî ve İbn-i Mâce)
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bunu şu sözüyle açıklamıştır:
مَنْ صَامَ سِتَّةَ أَيَّامٍ بَعْدَ الْفِطْرِ كَانَ تَمَامَ السَّنَةِ : مَنْ جَاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ أَمْثَالِهَا
رواه ابن ماجه
"Kim, Ramazan (orucunu tutar ve) bayramdan sonra altı gün oruç tutarsa, onun tutmuş olduğu oruç, senenin tamamının orucu olmuş olur. Her kim hayırlı bir iş ile gelirse (bir iyilik işlerse) kendisine onun(yapmış olduğu iyiliğin) on misli sevap verilir."(İbn-i Mâce, Sıyâm, 33)
Başka bir rivâyette şöyle buyurmuştur:
جَعَلَ اللهُ الْحَسَنَةَ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا، فَشَهْرُ رَمَضَانَ بِعَشْرَةِ أَشْهُرٍ، وَسِتَّةُ أَيَّامٍ بَعْدَ الْفِطْرِ تَمَامُ السَّنَةِ.
رواه النسائي
"Allah Teâlâ bir iyiliğe karşılık on mislini vermiştir. Buna göre Ramazan ayı orucu on aya, Ramazan bayramından sonra tutulan altı gün oruç ise senenin tamamına (iki aya) denktir." (Nesâî ve İbn-i Mâce)
İbn-i Huzeyme'nin rivâyeti ise şöyledir:
صِيَامُ شَهْرِ رَمَضَانَ بِعَشَرَةِ أَمْثَالِهَا, وَصِيَامُ سِتَّةِ أَيَّامٍ بِشَهْرَيْنِ، فَذَلِكَ صِيَامُ السَّنَةِ.
رواه ابن خزيمة
"Ramazan ayı orucu on aya, (Ramazan'dan sonra tutulan) altı gün oruç ise, iki aya denktir ki bu, bir senelik oruç demektir."
Hanbelî ve Şâfiî fakihleri, Ramazan orucundan sonraki altı günlük Şevval orucunun bir senelik farz oruca denk olduğunu belirtmişlerdir. Zirâ genel olarak nâfile oruçta bile kat kat ecir sâbittir. Çünkü yapılan her iyilik, on misliyle karşılık görür.
Ayrıca altı günlük Şevval orucunun faydalarından birisi de, Ramazan ayında tutulan farz oruçta meydana gelen kusur ve noksanlıkları telâfi etmesidir. Öyle ki hiç bir oruçlu, orucuna aksi yönde tesir eden kusur ve günah işlemiş olmaktan uzak değildir. (Bilindiği üzere) kıyâmet günü farz ibâdetlerde meydana gelmiş kusur ve noklanlıklar, nâfile ibâdetlerle telâfi edilecektir.
Nitekim Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:
إِنَّ أَوَّلَ مَا يُحَاسَبُ النَّاسُ بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ أَعْمَالِهِمْ: الصَّلاَةُ، قَالَ: يَقُولُ رَبُّنَا عَزَّ وجَلَّ لِمَلاَئِكَتِهِ وَهُوَ أَعْلَمُ: انْظُرُوا فِي صَلاَةِ عَبْدِي أَتَمَّهَا أَمْ نَقَصَهَا؟فَإِنْ كَانَتْ تَامَّةً كُتِبَتْ لَهُ تَامَّةً، وَإِنْ كَانَ انْتَقَصَ مِنْهَا شَيْئًا، قَالَ: انْظُرُوا هَلْ لِعَبْدِي مِنْ تَطَوُّعٍ، فَإِنْ كَانَ لَهُ تَطَوُّعٌ، قَالَ: أَتِمُّوا لِعَبْدِي فَرِيضَتَهُ مِنْ تَطَوُّعِهِ، ثُمَّ تُؤْخَذُ الْأَعْمَالُ عَلَى ذَاكُمْ.
رواه أبو داود وصححه الألباني في صحيح أبي داود
"Şüphesiz ki insanların kıyâmet günü amellerinden hesaba çekileceği ilk şey, namazdır. Rabbimiz azze ve celle -bildiği halde- meleklerine şöyle buyurur:
-Kulumun farz namazına bakın! Tam ve doğru olarak mı, yoksa noksan olarak mı kılmıştır? Eğer tam ve doğru olarak kılmışsa, kendisi için tam kılmış olarak yazılır. Yok eğer namazından bir şeyi noksan olarak kılmışsa, (Allah -azze ve celle-) şöyle buyurur:
-Kulumun nâfile namazları var mı ona bakın! Eğer nâfile namazları varsa, (Allah -azze ve celle-) şöyle buyurur:
-Kulumun noksan olan farz namazını, nâfile olan namazıyla tamamlayın!
Sonra diğer amelleri de noksan olarak yapmışsa, o ameller de nâfile amellerle tamamlanır." (Ebu Davud)
Allah Teâlâ en iyi bilendir.
Kaynaklar
sorusorcevapbul
nefisyemektarifleri
Hürriyet
Dinimiz islam
islamqa
Raşidi Tahsini Şerifi’ni Okuma Adabı
Müntesiblerimiz Normal günlük evradlarını okuyup zikredip tesbih ederler ve sadece Haftada bir gün Perşembeleri ikindiden sonra veya akşamı (Cumayı Akşamı) veya Pazar ikindiden sonra veya akşamı zikredilir. Ölülerimize yani geçmişlerimizin ruhuna gönderilen hediyeler Perşembeleri ve Pazarlar sunuluduğu için, Tahsinin içindeki Bütün Zikir Evrad ve Raşidi Hatimi ölülerimize geçmişlerimizin ruhuna da ve silsilemize de müntesiplerimizede sayilan liseteyede haftada bir defa hediye edilmiş olur bu sayede.
Elbette Tarikimizden Mezun olanlar ve güç yetirebilenler de Günlük yani hergün evrad yerine bunu okuyabilirler.
Okumak için orta boyunu ve, çocuklar ve okuyamayanlar ve ihtiyarlar için de, hem okumak hemde muska gibi evde arabada dükkanda yanında taşımak için ise cep boyunu yayına veriyoruz inşaallah.
Bütün mümün ve müminelere hayırlı olsun vesselam…
Raşit Tunca
Schrems, 01.12.2022
Müntesiblerimiz Normal günlük evradlarını okuyup zikredip tesbih ederler ve sadece Haftada bir gün Perşembeleri ikindiden sonra veya akşamı (Cumayı Akşamı) veya Pazar ikindiden sonra veya akşamı zikredilir. Ölülerimize yani geçmişlerimizin ruhuna gönderilen hediyeler Perşembeleri ve Pazarlar sunuluduğu için, Tahsinin içindeki Bütün Zikir Evrad ve Raşidi Hatimi ölülerimize geçmişlerimizin ruhuna da ve silsilemize de müntesiplerimizede sayilan liseteyede haftada bir defa hediye edilmiş olur bu sayede.
Elbette Tarikimizden Mezun olanlar ve güç yetirebilenler de Günlük yani hergün evrad yerine bunu okuyabilirler.
Okumak için orta boyunu ve, çocuklar ve okuyamayanlar ve ihtiyarlar için de, hem okumak hemde muska gibi evde arabada dükkanda yanında taşımak için ise cep boyunu yayına veriyoruz inşaallah.
Bütün mümün ve müminelere hayırlı olsun vesselam…
Raşit Tunca
Schrems, 01.12.2022
Tahsini Şerif Nedir?
تحسين شريف
Tahsin demek El Hısn kökünden türemiştir Şerefli Kale ve Sığınak Manası taşır. Ve Sığınılacak en Şerefli Kale Allah ve Kelamı dır çünkü Kuran‘da şöyle şöyle olunca şöyle de minvalinde bize kelimelerinin gücünü öğreten yine Allah kendisidir. Mesela Felak suresi en basit örnek deki felan felan diye öğretir. işte „Raşidi Tahsini Şerifi’ni“ Okumannın veya yanında taşımanın faydaları mesela kureyş suresınde buyurduğu üzre acıktığınızda sizi doyuran ve korktuğunuzda emanında yani kalesinde sizi koruyan bu evin rabbine kul olun manasında ayet var yani kul olmaktan kasıt O'nun kalesine ve emanına sığının gibi bir mana.
Havle Binti Hakîm radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim”
dedi:
“Kim bir yerde konaklar da sonra “Yarattıklarının şerrinden Alllah’ın mükemmel kelimelerine (âyet, sıfat ve isimleri) sığınırım derse, konakladığı o yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez.
Okunuşu: "Euzü bi kelimatillahit-tammati min şerri ma halak"
Anlamı: "Yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım."
(Müslim, Zikir 54, 55. Aynca bk. Tirmizî, Daavât 40)
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle dedi:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e akrep tarafından sokulmuş bir kimse getirilirdi. Râvi dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Eğer bu zat, yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım, deseydi sokulmazdı, veya ona zarar veremezdi.”
(Müslim, Zikir 55.)
Allah’ın mükemmel kelimeleri ifadesiyle Cenâb-ı Hakk’ın kelamı olan Kuran ayetleri ve, Peygamerin dilinden söylenen, kutsi hadisler veya normal hadisler de geçen dualar ile, işte manen O’nun şifalı sözleri kastedilmiş demek olmaz mı. O,nun Kelimelerinin Gücü kastedilmiş demek olmaz mı. Esasen bunlardan hangisinin söylendiği çok önemli değildir, Burada anlatmak istediğimiz "Euzü bi kelimatillahit-tammati " demek Allah kelamı olan ayet ve hadislerdeki dualara sığınmak demek, işte O'nun kelimelerinin gücüne sığınmak demektir, kelimler söylenince ise, bir frekans yayılımı söz konusudur, yani öyle olunca, dua ve ayetler okunarak Allah'ın kelamının frekans gücü demek olur, onun ile o frekanslar ile "min şerri mâ halak" denmesi de yani yarattığı şerli herşeye karşı gelebilen bir silah demek olur, bu frekans ve dua ve zikir silahı yani. Hadisler de "Eûzü bi-kelimâtillâhi’t-tâmmeti" sözleriyle başlayan, muhtelif yerlerde ve zamanlarda okunması tavsiye edilen başka dualar da vardır.
işte „Raşidi Tahsini Şerifi’ni“ Okumannın veya yanında taşımanın faydaları : Okuyanlar veya yanında taşıyanlar Düşmanlarının şerrinden emin olurlar, fakirlik görmeden bir hayat yaşarlar, Vesveseye, unutkanlığa karşı şifadır. Tahsini Şerifi’ni düzenli okumak güzel ahlakın kapısıdır. Düşmanların şerrinden korunmak, korkulu bir yerdeyken emin ve güvende olmak için okunmalıdır. Hastalara okunması ise şifadır. Günahların affı ve sevap kazanmak için tekrar tekrar okunması gereken dualardan biridir. "Alimran" dan bir ayet vardır ki içinde "inneke entel vehhâb" olan ayet onu okuyan kimseye ömrü boyunca geçim sıkıntısı uğramaz rivayeti var. Virdimizi Okuyan Güzel ahlaka erişir, içinde Ayetel Kürsi gibi nice ayetler dualar vardır da mesela Hâdis-i şerîfte Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem: "Cibrîl bana gelip: Cinden bir ifrit sana tuzak kurmak istiyor, yatağına geldiğin zaman Ayete’l-Kürsî’yi oku. Yani yatmadan evvel Âyete’l- Kürsî’yi oku. dedi.” Buyurmuşlardır. Bunun gibi bütün sırlı ayet yani Allah Kelamı ve hadis ve dua ve salavatların toplandığı, Dua ve Zırhdır, Sığınak ve kaledir, Allah’ın kelimelerinin gücüdür.
„Raşidi Tahsini Şerifi’ni“ Okuma Adabı :
Müntesiblerimiz Normal günlük evradlarını okuyup zikredip tesbih ederler ve sadece Haftada bir gün Perşembeleri ikindiden sonra veya akşamı (Cumayı Akşamı) veya Pazar ikindiden sonra veya akşamı zikredilir. Ölülerimize yani geçmişlerimizin ruhuna gönderilen hediyeler Perşembeleri ve Pazarlar sunuluduğu için, Tahsinin içindeki Bütün Zikir Evrad ve Raşidi Hatimi ölülerimize geçmişlerimizin ruhuna da ve silsilemize de müntesiplerimizede sayilan liseteyede haftada bir defa hediye edilmiş olur bu sayede.
Elbette Tarikimizden Mezun olanlar ve güç yetirebilenler de Günlük yani hergün evrad yerine bunu okuyabilirler.
Okumak için orta boyunu ve, çocuklar ve okuyamayanlar ve ihtiyarlar için de, hem okumak hemde muska gibi evde arabada dükkanda yanında taşımak için ise cep boyunu yayına veriyoruz inşaallah.
Bütün mümün ve müminelere hayırlı olsun vesselam…
Raşit Tunca
Schrems, 01.12.2022
تحسين شريف
Tahsin demek El Hısn kökünden türemiştir Şerefli Kale ve Sığınak Manası taşır. Ve Sığınılacak en Şerefli Kale Allah ve Kelamı dır çünkü Kuran‘da şöyle şöyle olunca şöyle de minvalinde bize kelimelerinin gücünü öğreten yine Allah kendisidir. Mesela Felak suresi en basit örnek deki felan felan diye öğretir. işte „Raşidi Tahsini Şerifi’ni“ Okumannın veya yanında taşımanın faydaları mesela kureyş suresınde buyurduğu üzre acıktığınızda sizi doyuran ve korktuğunuzda emanında yani kalesinde sizi koruyan bu evin rabbine kul olun manasında ayet var yani kul olmaktan kasıt O'nun kalesine ve emanına sığının gibi bir mana.
Havle Binti Hakîm radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim”
dedi:
“Kim bir yerde konaklar da sonra “Yarattıklarının şerrinden Alllah’ın mükemmel kelimelerine (âyet, sıfat ve isimleri) sığınırım derse, konakladığı o yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez.
Okunuşu: "Euzü bi kelimatillahit-tammati min şerri ma halak"
Anlamı: "Yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım."
(Müslim, Zikir 54, 55. Aynca bk. Tirmizî, Daavât 40)
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle dedi:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e akrep tarafından sokulmuş bir kimse getirilirdi. Râvi dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Eğer bu zat, yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım, deseydi sokulmazdı, veya ona zarar veremezdi.”
(Müslim, Zikir 55.)
Allah’ın mükemmel kelimeleri ifadesiyle Cenâb-ı Hakk’ın kelamı olan Kuran ayetleri ve, Peygamerin dilinden söylenen, kutsi hadisler veya normal hadisler de geçen dualar ile, işte manen O’nun şifalı sözleri kastedilmiş demek olmaz mı. O,nun Kelimelerinin Gücü kastedilmiş demek olmaz mı. Esasen bunlardan hangisinin söylendiği çok önemli değildir, Burada anlatmak istediğimiz "Euzü bi kelimatillahit-tammati " demek Allah kelamı olan ayet ve hadislerdeki dualara sığınmak demek, işte O'nun kelimelerinin gücüne sığınmak demektir, kelimler söylenince ise, bir frekans yayılımı söz konusudur, yani öyle olunca, dua ve ayetler okunarak Allah'ın kelamının frekans gücü demek olur, onun ile o frekanslar ile "min şerri mâ halak" denmesi de yani yarattığı şerli herşeye karşı gelebilen bir silah demek olur, bu frekans ve dua ve zikir silahı yani. Hadisler de "Eûzü bi-kelimâtillâhi’t-tâmmeti" sözleriyle başlayan, muhtelif yerlerde ve zamanlarda okunması tavsiye edilen başka dualar da vardır.
işte „Raşidi Tahsini Şerifi’ni“ Okumannın veya yanında taşımanın faydaları : Okuyanlar veya yanında taşıyanlar Düşmanlarının şerrinden emin olurlar, fakirlik görmeden bir hayat yaşarlar, Vesveseye, unutkanlığa karşı şifadır. Tahsini Şerifi’ni düzenli okumak güzel ahlakın kapısıdır. Düşmanların şerrinden korunmak, korkulu bir yerdeyken emin ve güvende olmak için okunmalıdır. Hastalara okunması ise şifadır. Günahların affı ve sevap kazanmak için tekrar tekrar okunması gereken dualardan biridir. "Alimran" dan bir ayet vardır ki içinde "inneke entel vehhâb" olan ayet onu okuyan kimseye ömrü boyunca geçim sıkıntısı uğramaz rivayeti var. Virdimizi Okuyan Güzel ahlaka erişir, içinde Ayetel Kürsi gibi nice ayetler dualar vardır da mesela Hâdis-i şerîfte Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem: "Cibrîl bana gelip: Cinden bir ifrit sana tuzak kurmak istiyor, yatağına geldiğin zaman Ayete’l-Kürsî’yi oku. Yani yatmadan evvel Âyete’l- Kürsî’yi oku. dedi.” Buyurmuşlardır. Bunun gibi bütün sırlı ayet yani Allah Kelamı ve hadis ve dua ve salavatların toplandığı, Dua ve Zırhdır, Sığınak ve kaledir, Allah’ın kelimelerinin gücüdür.
„Raşidi Tahsini Şerifi’ni“ Okuma Adabı :
Müntesiblerimiz Normal günlük evradlarını okuyup zikredip tesbih ederler ve sadece Haftada bir gün Perşembeleri ikindiden sonra veya akşamı (Cumayı Akşamı) veya Pazar ikindiden sonra veya akşamı zikredilir. Ölülerimize yani geçmişlerimizin ruhuna gönderilen hediyeler Perşembeleri ve Pazarlar sunuluduğu için, Tahsinin içindeki Bütün Zikir Evrad ve Raşidi Hatimi ölülerimize geçmişlerimizin ruhuna da ve silsilemize de müntesiplerimizede sayilan liseteyede haftada bir defa hediye edilmiş olur bu sayede.
Elbette Tarikimizden Mezun olanlar ve güç yetirebilenler de Günlük yani hergün evrad yerine bunu okuyabilirler.
Okumak için orta boyunu ve, çocuklar ve okuyamayanlar ve ihtiyarlar için de, hem okumak hemde muska gibi evde arabada dükkanda yanında taşımak için ise cep boyunu yayına veriyoruz inşaallah.
Bütün mümün ve müminelere hayırlı olsun vesselam…
Raşit Tunca
Schrems, 01.12.2022
İngilizce Gramer Konuları
Modals
Modal Nedir?
Modal’ lar cümlenin asıl fiiline özel ve ek bilgi anlamı katan yardımcı fiillerdir.
Peki bunlar nelerdir?
Can
Could
May
Might
Must
Shall
Should
Ought to
Will
Would
Had better
Olumlu hali
Yukarıdada belirttiğimiz gibi modal’lar yardımcı fiil olarak kullanıldığı yerde asıl fiil hiçbir ek almaz yani yalın halde kullanılır. Öznesi ne olursa olsun bu değişmez
Örnek:
I can go to work.
He might watch TV.
They should study more.
Olumsuz hali
Olumsuz yapılırken başka bir yardımcı fiil gelmez kendileri olumsuza dönüşür. Veya olumsuz eki olan “not” gelir.
Örnek:
– I can’t go.
– He might not watch TV.
– They shouldn’t study more.
Soru hali
Soru durumunda ise yardımcı fiilimiz olan modal’lar başa gelir.
Örnek:
– Can I go?
– Might he watch TV?
– Should they study more?
CAN
1. Yetenek (Ability):
I can swim. (Yüzebilirim.)
2. Birşeyin nasıl yapılacağını bildiğimiz durumlarda (Knowing how sth. is done):
I can make a cake. (Pasta yapabilirim)
3. İhtimal (Possibility):
I can come to see u tomorrow. (Yarın seni görmeye gelebilirim.)
4. Ricalarda (Request):
Can u open the door, please? (Kapıyı açabilir misin?)
5. İzin isterken veya izin verirken (Asking for / and giving permission)
Can I study in this room? (Bu odada çalışabilir miyim?)
When u finish ur homework, you can watch TV? (Ödevini bitirdiğinde TV izleyebilirsin.)
6. Tahminlerde-olumlu/olumsuz (Prediction-question-negative):
Who can that be at the door? He can’t be my dad. (Kapıdaki kim olabilir? Babam olamaz.)
COULD
Geçmişteki yetenekler (Past ability):
At what age could you speak? (Kaç yaşında konuşabildin?)
Geleceğe yönelik ihtimallerde (Future Possibility):
The doctor could see you at 3. ( Doktor seni saat 3’ te görebilir.)
Ricalarda (Request):
Could I borrow your dictionary? (Sözlüğünü ödünç alabilir miyim?)
MAY
1. İzin isterken/verirken (Ask for/ give permission-request):
May I come in? (İçeri gelebilir miyim?)
You may leave when you finish? (Bitirince ayrılabilirsin.)
2. Olasılık- makul tahminlerde (Probability-reasonable guess):
Don’t touch it! It may be hot. (Ona dokunma! Sıcak olabilir.)
3. Zıtlık göstermeye hazırlanırken (Getting ready to show contradiction):
She may not be very pretty but she is very good at her job. ( Çok şirin olmayabilir ama işinde çok iyi. )
4. Dileklerde (Desire, wish):
May she rest in peace! ( Huzur içinde yatsın!)
MIGHT
1. Olasılık-may’ den daha zayıf (Probability (weaker than may)):
I don’t know where he is, he might be at work. (Nerede olduğunu bilmiyorum. İşte olabilir.)
2. Kibar bir şekilde İzin isterken (Ask for permission/ request):
Might I use your phone? ( Telefonunuzu kullanabilir miyim?)
MUST
Malı, meli diye çevrilen must eki tavsiye dahil bir çok durumda kullanılır. Bunlar;
Güçlü gerekliliklerde (Strong necessity): The lecture must begin right now. (Ders şimdi başlamalı.)
Tahmin – mevcut durum hakkında yaptığımız çıkarımlarda (Prediction-deduction about a present situation): He looks terrible.He must be ill. (Berbat görünüyor. Hasta olmalı.)
Yasaklarda (Prohibition): You mustn’t speak during the exam. (Sınav sırasında konuşmamalısınız. )
SHALL
Gelecek zaman durumunda kullanıldığında Türkçe’ye ‘-ecek, -acak’ olarak çevrilebilen bu sözcüğün olumsuz biçimi shall not olabildiği gibi shan’t olarak da kaynaştırma yapılabilir.
Gelecek zamanı anlatır:
We shall let you know as soon as there’s any news. (Bir haber çıkar çıkmaz sana haber vereceğiz.)
Öneride bulunurken ve fikir sorarken:
Shall I do the washing-up? (Çamaşırı ben yıkayayım mı?)
What shall we do this weekend? (Bu hafta sonu ne yapalım?)
Emir, talimat, yasaklama ya da tehditlerde:
Candidates shall remain in their seats until all the papers have been collected.
(Tüm kâğıtlar toplanıncaya dek adaylar yerlerinden kalkmayacaklardır.)
He shall do as he is told. (Kendisine denileni yapacak.)
You shall be fired if you do that again. (Bunu tekrar yaparsan kovulacaksın.)
SHOULD
1. Görevlerde, gerekliliklerde-must’ dan daha zayıf bir ifade, tavsiyelerde (Duty, necessity-weaker than must), advice:
He should get up early. (Erken kalkması gerekir.)
2. Tahminlerde (Prediction): Türkçe’ de de gerekir kelimesini tahminlerde kullanıyoruz.
Helen took dancing lessons for years. She should be a good dancer.
(Helen yıllarca dans dersleri aldı. İyi bir dansçı olması gerekir. )
OUGHT TO
1. Görevlerde (Duty):
We ought to study. (Ders çalışmamız lazım.)
2. Tavsiyelerde (Advice):
You ought to eat less. (Daha az yemen lazım.)
3. Beklentilerde (Expectation):
My friend works hard. He ought to be successful. (Arkadaşım çok çalışır. Başarılı olması lazım.)
WILL
1. Kararlılık ( Determination):
I’ ll pass that exam. (Şu snıavı vereceğim.)
2. Gelecek hakkında fikir ve tahminlerde (Prediction and opinion for the future):
It will rain. (Yağmur yağacak.)
3. Söz verirken (Promise):
I’ll do whatever u say. (Sen her ne dersen yapacağım.)
4. Kaçınılmaz durumlarda (Unavoidable situations):
Accidents will happen. (Kazalar olacak.)
5. Redderken (Rejection):
I’ll not talk to you. (Seninle konuşmayacağım.)
6. İsteklilik – niyet (Willingness – intention):
I’ll help you to do the works. (İşlerini yapmada sana yardım edeceğim.)
7. Davetlerde – tekliflerde (Invitation – offer):
Will u have some tea? (Biraz çay alır mısınız?)
WOULD
1. Kibar ricalarda (Polite Request):
Would you open the door, please? ( Lütfen kapıyı açar mısınız?)
2. İnanılamaz durumlarla ilgili sorularda (Questions indicating unbelievable situations):
Who would make such a big mistake? (Kim bu kadar büyük bir hata yapabilir?)
Keşke (wish, if only) ve Neler (what) kalıplarından sonra istek belirtmek için (to show desire for the presents after wish, if only, what):I wish I would study harder. (Keşke daha çok çalışsam.)If only you would help me. (Keşke bana yardım etsen.)What would not I give for good teeth. (Sağlıklı dişler için neler vermezdim.)
HAD BETTER
1. Tavsiyelerde (Advice)
You had better explain this. (Bunu açıklasan iyi olur. )
2. Uyarılarda (Warn):
You had better not visit him. He has been so angry recently.
(Onu ziyaret etmesen iyi olur. Son zamanlarda çok sinirli.)
Passive Voice
Passive Voice İngilizceye edilgen yapı olarak geçmiştir. İngilizcede aktif bir cümleyi pasif hale yani edilgen yapı haline getirmek için aktif cümlenin nesnesi bulunur ve başa yazılır(nesne özne olur) ondan sonrasıda her tense’in (zamanın) yapısına göre değişiklik gösterir.
– Mom made a cake. (Annem pasta yaptı)
Burada nesne pasta yani “cake” kelimesi başa geçiyor.
– A cake was made by mum. (Pasta annem tarafından yapıldı)
İkinci cümlemizde dikkat edicek olursanız “by” kelimesini getirdik. Bu kelimeyi pasif cümlede kim tarafından yapıldığını göstermek için kullanıyoruz. Aktif olan ilk cümlemiz Simple Past olduğu için aşağıdaki değişikliğe bakarak edilgen hale getiryoruz.
İngilizce zamanlar konusunda daha fazla bilgi almak için hemen tıklayın: İngilizce Zamanlar
Aşağıda her tense (zaman) için yapılan değişiklikleri görmekteyiz.
The Simple Present
– Once a week, Tomcleansthe house. (Active) S + V + O– Once a week, the house is cleaned by Tom. (Passive) S + am / ise /are + V3
Simple Present Continuous Tense
– Right now, Sarahis writingthe letter. (Active)
S + am / ise /are + Ving + O
– Right now, the letter is being written by Sarah. (Passive)
S + am / ise /are + being + V3
Simple Past
Sam repaired the car. (Active)S + V2 + O–
The car was repaired by Sam. (Passive)
S + was / were + V3
Past Continuous Tense
– The salesmanwas helpingthe customer when the thief came into the store. (Active)S + was / were + Ving + O
– The customer was being helped by the salesman when the thief came into the store. (Passive)
S + was / were + being + V3
Present Perfect Tense
Many touristshave visitedthat castle. (Active)
S + have / has +V3 + O
That castle has been visited by many tourists. (Passive)
S + have / has + been + V3
Past Perfect Tense
– George had repaired many cars before he received his mechanic’s licenseboy had broken the windows. (Active)
S + had + V3 + O
– Many cars had been repaired by George before he received his mechanic’s license. (Passive)
S + had + been + V3
Going to future
– Sallyis going to makea beautiful dinner tonight. (Active)
S + am / is / are + going to + V1 + O
– A beautiful dinner is going to be made by Sally tonight. (Passive)
S + am / ise /are going to + be + V3
Future Tense– Someonewill finishthe work by 5:00 PM. (Active)
S + will + V1 + O
– The work will be finished by 5:00 PM. (Passive)
S + will + be + V3
Modals
– The boy can break the windows. (Active)(Bütün modal’lar için bu kural geçerlidir. Modal + Be + V3 kullanılır.)
– The windows can be broken. (by the boy.) (Passive)
Perfect Conditionals or ModalsThe boy must have broken the windows. (Active)
The windows must have been broken. (by the boy.) (Passive)
Adjective Clause – Relative Clause
Türkçeye sıfat cümleciği olarak geçmiş bu konu şu şekilde oluşmaktadır. İsim veya isim grubunu niteleyen bu sözcüklere relative pronoun denir. Bunlar;
Relative Pronouns:
Who – Whom – Whose – Which – When – Where – Why – That
WHO:
Sadece insanlarla ilgili adları nitelemek için kullanılır.
The man is friendly. He lives next door. (Adam arkadaş canlısı. Yan tarafta kalıyor.)
= The man who (that) lives next door is very friendly.
(Yan tarafta kalan adam arkadaş canlısı.)
OR = The man who (that) is very friendly lives next door.
* Bu tür cümlelerde ‘who’ yerine ‘that’ kullanılabilinir.
WHICH:
İnsanların dısındaki her seyi nitelemek için kullanılır.
The book was interesting. Sally gave it to me. (Kitap ilginçti. Onu Sally verdi.)
= The book which (that) Sally gave to me was interesting. (Sally’nin verdiği kitap ilginçti.)
* Burada kullandıgımız relative pronoun, ardından bir isim (noun) geldigi için atılabilir:
The book Sally gave to me was interesting.
Sally gave me a book which (that) was intersting.
* Buradaki relative pronoun, ardından bir fiil (verb) geldigi için atılamaz.
The towel which (that) you gave me isn’t clean.
* Which (that), ardından isim (you) geldigi için atılabilir.
WHOM:
Him, them, us, ….. gibi nesne durumundaki sahıs zamirlerinin yerine kullanılır.
The man was Mr. Jones. I met him yesterday.
= The man whom (who) (that) I met yesterday was Mr. Jones.
My sister whom (who) (that) you’ve met once, will come to visit me tomorrow.
The woman whom (who) (that) I told you about is over there.
* Yukarıdaki 3 örnek cümlede de relative pronoun’lar, ardlarından isim geldigi için atılabilir.
WHOSE:
My, her, our, ….. gibi iyelik sıfatlarının yerine kullanılır.
Romeo and Juliet were two lovers. Their parents hated each other. (Romeo ve Juliet iki aşıktı. Onların ebeveynleri birbirinden nefret ederdi.)
= Romeo and Juliet, whose parents hated each other, were two lovers. (Ebeveynleri birbirinden nefret eden Romeo ve Juliet iki aşıktı.)
OR = Romeo and Juliet were two lovers whose parents hated each other.
= The bus whose tyre is flat will wait at this station for 2 hours.
WHERE:
Place, room, street, ….. gibi yer bildiren adları nitelemek için bu adlardan sonra kullanılır. ‘There’ anlamındadır.
* Then = o zaman
They’re going to build a new hospital on the street where I live.
I want to go back to the village where I was born.
* ‘Where’ yerine ‘That’ KULLANILMAZ.
WHEN:
Time, year, day, ….. gibi zaman bildiren adları nitelemek için bu adlardan sonra kullanılır.
‘Then’ anlamındadır.
Do you remember the day? We first met then.
= Do you remember the day when we first met?
Have you ever had one of those days when nothing seems to go right?
* ‘When’ yerine ‘That’ KULLANILMAZ.
WHY:
‘Reason’ bildiren bir ismi nitelemek için kullanılır.
I can’t understand the reason why students get angry wtih me when they get low marks.
(why atılabilir)
The reason why I don’t like you is that you’re talking too much. (why atılabilir)
* ‘Why’ yerine ‘That’ KULLANILMAZ.
DEFINING RELATIVE CLAUSES:
Bu cümlecikler hiçbir zaman isimlerden virgülle ayrılmazlar. Bu cümlecikler cümlenin anlamını bütünlemesi bakımından gereklidirler. Eger cümleden çıkartılırlarsa cümlenin anlamı bozulur ya da degisir.
Students who cheat must be punished.
Let me see all the letters which you’ve sent me.
* Bu tür sıfat cümleciklerinde ‘Who, Which’ gibi relative pronoun’ların yerine ‘That’ kullanılır.
NON-DEFINING RELATIVE CLAUSES:
Bu yan cümlecikler her zaman niteledikleri isimlerden virgülle ayrılır. Bunlar cümlenin anlamını tamamlaması bakımından gerekli degildirler. Cümleden çıkarıldıkları zaman bir anlam bozulması ya da degisikligi olmaz. Kullanılmalarının nedeni, niteledikleri isimler hakkında fazladan bilgi vermeleridir.
Ankara, which is the capital of Turkey, is a neat city.
I was in the same class as Nick, whom I liked a lot.
* Bu tür cümlelerde relative pronoun ‘That’ KULLANILMAZ.
PREPOSITION + RELATIVE CLAUSES:
Bu yapılarda kullanılan relative pronoun’lar: Whom, Which, Whose
The man is a friend of yours. I spoke to him yesterday.
= The man to whom I spoke yesterday is a friend of yours.
ANCAK;
The man whom I spoke to yesterday is a friend of yours.
Dersek, Whom yerine Who ya da That de kullanabiliriz.
The shop keper from whom I bought this rifle told me to oil it.
* When zamiri yerine, ‘on which’, ‘in which’ gibi yapılar da kullanılabilinir:
I was born in the year when / in which J.F. Kennedy was killed.
* Where baglacının yerine ‘at which’, ‘in which’ gibi sözcükler de kullanılabilinir:
The hotel where / on which we’re staying is a nice place.
(where, öznenin yerini tutmaz, o yüzden de which kullanılır.)
We’re studying at a large school which has many students.
* Why zamirinin yerine ‘for which’ de kullanılabilinir:
The reason why / for which I don’t like you …
‘Whose’ yerine ‘of which’ kullanılabilinir yalnız sadece cansız varlık ve hayvanlarda kullanılır.
The chair the legs of which was broken …..
They bought a house whose Windows were broken.
= they bought a house the Windows of which were broken.
The car whose doors are blue is in the park.
= The car the doors of which are blue is in the park.
QUANTIFIERS with RELATIVE CLAUSES:
Some, Most, None , All , Several , Both , Half, Two ,Each gibi miktar bildiren kelimelerinden sonra “of” ve nitelenen kelimeye göre insansa “whom” , cansız varlık veya hayvansa “which” kelimesi getirelerek relative clause oluşturulur.
In my class, there are 24 students. All of them are very clever.
= In my class, there are 24 students, all of whom are very clever.
They have three cars. They never drive two of them.
= They have three cars, two of which they never drive.
Mary has a lot of books, none of which she has read.
WHICH ZAMİRİNİN BÜTÜN CÜMLEYİ NİTELEMESİ:
Which’, isimler ve zamirlerden baska, bir cümleyi de niteleyebilir.
– Tom hasn’t arrived yet. It worries me. = Tom hasn’t arrived yet, which worries me.
– They say they don’t have any money, which is a lie.
* Which yerine ‘that’ KULLANILMAZ. + which diger cümleden virgül ile ayrılır.
The lift is out of order again, which is too bad.
KISALTMALAR:
1 – Relative pronoun’dan sonra ‘be’ fiili geliyorsa, bu fiil ve relative pronoun cümleden atılabilir:
People (who are) protesting against nuclear guns have started to march to London.
Some weapons (which are) found in a flat in Bristol belong to IRA.
2 – Relative pronoun’dan sonra ‘be’ fiili yoksa, sadec relative pronoun cümleden atılır, fiile ise –ing takısı eklenir:
A company which employes 4.000 people has gone bankrupt.
= A company employing 4.000 people has gone bankrupt.
Conditionals
Conditionals Türkçeye şart cümlecikleri olarak geçmiştir. Conditionals konusunda şart anlamını katan “eğer” anlamına gelen “If” kelimesi kullanılır.
Conditionals yapısının çeşitli tipleri vardır. En çok 3 çeşidi kullanılır. Ama biz size ek olarak kullanılanlarıyla beraber göstermeye çalışacağız.
Bunlar öncelikle type 0,1,2 ve 3 şekilde inceleniyor. İlk konumuz Type 0’la başlayalım.
Type 0:
Neden sonuç, evrensel gerçeklik ya da genel geçerlilik ifade ederken Type 0 yapısı kullanılır.
If + Present Simple , Present Simple şeklinde bir formla oluşturulur.
Örnek:
– If the earth doesn’t turn around itself, days and nights don’t occur.
(Dünya kendi etrafında dönmezse gece-gündüz oluşmaz.)
Type 1:
İçinde bulunduğumuz anda ya da gelecekte belli bir şart yerine geldiğinde gerçekleşebilecek olay ya da durumları Type 1 kullanarak ifade ederiz.
If + Present Simple, Future Tense şeklinde bir formla oluşturulur.
Örnek:
– If you sleep, you will feel better.
(Uyursan kendini daha iyi hissedeceksin.)
Type 2:
Şu anki ya da gelecekteki bir durumun aksini veya gerçekleşmesi mümkün olmayan durumlar için kullanırız.
If + Past Simple, Would (verb) şeklinde bir formla cümleler oluşturulur.
Örnek:
– If I became president, I would stop the war.
(Başkan olsaydım, savaşı durdururdum.)
Type 3:
Geçmişte gerçekleşmiş bir durumun aksini ifade ederek şart cümlesi yaparken Type 3 kullanırız.
If + Past Perfect Tense, Would have (V3) şeklindeki formla cümleler oluşturulur.
Örnek:
– If you had warned me, I would not have told your father about that party.
(Beni uyarmış olsaydın, parti hakkında babana bi şey söylemezdim.)
Ek olarak bilinmesi gerekenler:
*“If” ile başlayan cümle illa öncelikle gelecek diye bir kural yoktur.
– I would stop the war, If I became president. (Savaşı durdururdum, eğer başkan olsaydım.)
*Type 2 kısmında kendini bir kişinin yerine koymak manasına gelen “If I were you,president vs.” cümlesinde dikkat edilecek olursa “I” öznesinden sonra “was” yerine “were” kullanıldığı görülür. Yani kullanılır.
– If I were you, I would go to the party. (Senin yerinde olsam pariye giderdim.)
*Şart cümlesinin olumsuzunu yaparken “If not” yerine genelde “Unless” kelimesi kullanılır.
– He’ll accept the job unless the salary is too low. (Maaşı düşük değilse işi kabul edecek.)
*Şart cümlesinde şart anlamı veren “If” kelimesi yerine başka kelimeler de kullanılabilir. Bunlar should, provided (that), suppose (that) gibi kelimelerdir.
– Should you need my help again, just give me a call. (Tekrar yardımıma ihtiyacın olursa, telefon et yeter.)
–Provided (that) you study hard, you can pass the exam. (Çok çalışman koşuluyla sınavı geçebilirsin.)
–Suppose (that) you were the winner of this week’s lottery, what would you do?
(Bu haftanın loto talihlisi sen olsan ne yapardın?)
Noun Clauses
Nesne Olarak Kullanımları:
THAT
Genelikle “-ğını,-ğini” ile bağladığımız cümleciklerde kullanırız.
You know that she is tired. (Yorgun olduğunu biliyorsun.)
* Bu örnekte gördüğünüz üzere neyi biliyorsun diye sorduğumuzda aldığımız cevap olan nesnemiz bir kelime değil bir cümleciktir. İşte bu cümleciklere isim cümleciği denir. That kullanımı tercihe bağlıdır, dilerseniz kullanmayabilirsiniz.
I can understand that you won’t be always with me. (Her zaman benimle beraber olmayacağını anlıyorum.)
Will you confess that you are guilty? (Suçlu olduğunu itiraf edecek misin?)
I think that you should support your brother. (Bence kardeşini desteklemen gerekir.)
IF / WHETHER
* Genellikle “-ıp ıpmadığını,” “-ip -ipmediğini” ile bağladığımız cümleciklerde kullanırız.
Everybody asked if you could help. (Herkes senin yardım edip edemeyeceğini sordu.)
They are asking if Murat is available. (Murat’ ın müsait olup olmadığını soruyorlar.)
We must ask if they are ready. (Hazır olup olmadıklarını sormalıyız.)
* “Whether” kullandığımız zaman cümlenin sonunda “or not” kullanırız.
Will you tell us whether you can join the meeting or not? (Toplantıya katılıp katılamayacağını bize söyler misin?)
He wants to learn whether there is a party today or not. (Bugün parti olup olmadığını öğrenmek istiyor.)
SORU KELİMELERİ
Eğer cümleciği, soru kelimeleri ile açıklamak istersek o zaman “that, if” ve “whether” yerine soru kelimesi kullanırız. Burada dikkat etmeniz gereken cümleciğin soru cümlesi şeklinde yapılmadığıdır. Çünkü burada soru sormuyor, sadece cümleyi bağlıyoruz. Örneklerimize bakalım soru sorarken nasıl bir yapı ile kurulduğunu hatırlarsak neyin değiştiğini rahatlıkla görebiliriz. Değişen şey soru kelimelerinden sonra (who,how, why) yardımcı fiil ile öznenin yeri.
May I ask when the celebration is? (Kutlamanın ne zaman olduğunu sorabilir miyim?)
*Yukarıdaki cümlede “when the celebration is” sorusunun ilk hali “when is the celebration?” dir.
I will show you where the shopping mall is. (Alışveriş merkezinin nerede olduğunu sana göstereceğim.)
*Veya bu örneğe bakalım “where the shopping mall is” sorusunun olması gereken hali “where is the shopping mall ?” dır. Noun Clause haline getirirken neydi yapmamız gereken: Yardımcı fiil ve öznenin yerini değiştirmek.
They haven’t decided which teacher is better. (Hangi öğretmenin daha iyi olduğuna karar vermediler.)
I don’t know what they want to say. (Ne söylemek istediklerini bilmiyorum.)
Can you explain who are in the project? (Projede kimlerin olduğunu açıklar mısın?)
You must ask whose friend is lost. (Kimin arkadaşının kayıp olduğunu sormalısın.)
You have no idea why I am angry. (Neden sinirli olduğum hakkında hiç bir fikrin yok.)
Özne olarak kullanımları: konuşma dilinde çok sık olmamakla birlikte resmi dilde ve yazışma dilinde de kullanılırlar.
Whether you are voting or not will change the result. (Senin oy kullanıp, kullanmaman sonucu değiştirecek.)
What he is doing is not proper for this meeting. (Onun yaptığı bu toplantı için uygun değil.)
Whatever you do and say is your character. (Ne yaptığın ve söylediğin senin karakterindir.)
Whoever stole my wallet must be still in this bus. (Cüzdanımı her kim çaldıysa hala bu otobüste olmalı.)
ÖZET
İngilizce Gramer Konuları Nelerdir?
Simple Present Tense,Simple Present Continuous Tense, Simple Past Tense, Past Continuous Tense, Present Perfect Tense, Past Perfect Tense, Going To Future, Future Tense, Perfect Conditionals or Modals, Adjective Clause – Relative Clause, Noun Clauses, Modals
İngilizce Modals Nedir?
İngilizcede Modal’lar cümlenin asıl fiiline özel ve ek bilgi olarak anlam katan yardımcı fiillere denir.
İngilizce Passive Voice Nedir?
İngilizcede Passive Voice edilgen yapı anlamına gelir. İngilizcede edilgen yapı haline getirmek yani aktif bir cümleyi pasif hale için aktif cümlenin nesnesi bulunur ve başa yazılır (nesne özne olur) daha sonra her tense’in (zamanın) yapısına göre değişiklik gösterir.
İngilizce Zamanlar Nelerdir?
Simple Present Tense, Present Continuous Tense, Present Perfect Tense, Present Perfect Continuous, Simple Past Tense, Past Continuous Tense, Past Perfect Tense, Past Perfect Continuous, Simple Future Tense, Future Continuous Tense, Future Perfect Tense, Future Perfect Continuous.
Modals
Modal Nedir?
Modal’ lar cümlenin asıl fiiline özel ve ek bilgi anlamı katan yardımcı fiillerdir.
Peki bunlar nelerdir?
Can
Could
May
Might
Must
Shall
Should
Ought to
Will
Would
Had better
Olumlu hali
Yukarıdada belirttiğimiz gibi modal’lar yardımcı fiil olarak kullanıldığı yerde asıl fiil hiçbir ek almaz yani yalın halde kullanılır. Öznesi ne olursa olsun bu değişmez
Örnek:
I can go to work.
He might watch TV.
They should study more.
Olumsuz hali
Olumsuz yapılırken başka bir yardımcı fiil gelmez kendileri olumsuza dönüşür. Veya olumsuz eki olan “not” gelir.
Örnek:
– I can’t go.
– He might not watch TV.
– They shouldn’t study more.
Soru hali
Soru durumunda ise yardımcı fiilimiz olan modal’lar başa gelir.
Örnek:
– Can I go?
– Might he watch TV?
– Should they study more?
CAN
1. Yetenek (Ability):
I can swim. (Yüzebilirim.)
2. Birşeyin nasıl yapılacağını bildiğimiz durumlarda (Knowing how sth. is done):
I can make a cake. (Pasta yapabilirim)
3. İhtimal (Possibility):
I can come to see u tomorrow. (Yarın seni görmeye gelebilirim.)
4. Ricalarda (Request):
Can u open the door, please? (Kapıyı açabilir misin?)
5. İzin isterken veya izin verirken (Asking for / and giving permission)
Can I study in this room? (Bu odada çalışabilir miyim?)
When u finish ur homework, you can watch TV? (Ödevini bitirdiğinde TV izleyebilirsin.)
6. Tahminlerde-olumlu/olumsuz (Prediction-question-negative):
Who can that be at the door? He can’t be my dad. (Kapıdaki kim olabilir? Babam olamaz.)
COULD
Geçmişteki yetenekler (Past ability):
At what age could you speak? (Kaç yaşında konuşabildin?)
Geleceğe yönelik ihtimallerde (Future Possibility):
The doctor could see you at 3. ( Doktor seni saat 3’ te görebilir.)
Ricalarda (Request):
Could I borrow your dictionary? (Sözlüğünü ödünç alabilir miyim?)
MAY
1. İzin isterken/verirken (Ask for/ give permission-request):
May I come in? (İçeri gelebilir miyim?)
You may leave when you finish? (Bitirince ayrılabilirsin.)
2. Olasılık- makul tahminlerde (Probability-reasonable guess):
Don’t touch it! It may be hot. (Ona dokunma! Sıcak olabilir.)
3. Zıtlık göstermeye hazırlanırken (Getting ready to show contradiction):
She may not be very pretty but she is very good at her job. ( Çok şirin olmayabilir ama işinde çok iyi. )
4. Dileklerde (Desire, wish):
May she rest in peace! ( Huzur içinde yatsın!)
MIGHT
1. Olasılık-may’ den daha zayıf (Probability (weaker than may)):
I don’t know where he is, he might be at work. (Nerede olduğunu bilmiyorum. İşte olabilir.)
2. Kibar bir şekilde İzin isterken (Ask for permission/ request):
Might I use your phone? ( Telefonunuzu kullanabilir miyim?)
MUST
Malı, meli diye çevrilen must eki tavsiye dahil bir çok durumda kullanılır. Bunlar;
Güçlü gerekliliklerde (Strong necessity): The lecture must begin right now. (Ders şimdi başlamalı.)
Tahmin – mevcut durum hakkında yaptığımız çıkarımlarda (Prediction-deduction about a present situation): He looks terrible.He must be ill. (Berbat görünüyor. Hasta olmalı.)
Yasaklarda (Prohibition): You mustn’t speak during the exam. (Sınav sırasında konuşmamalısınız. )
SHALL
Gelecek zaman durumunda kullanıldığında Türkçe’ye ‘-ecek, -acak’ olarak çevrilebilen bu sözcüğün olumsuz biçimi shall not olabildiği gibi shan’t olarak da kaynaştırma yapılabilir.
Gelecek zamanı anlatır:
We shall let you know as soon as there’s any news. (Bir haber çıkar çıkmaz sana haber vereceğiz.)
Öneride bulunurken ve fikir sorarken:
Shall I do the washing-up? (Çamaşırı ben yıkayayım mı?)
What shall we do this weekend? (Bu hafta sonu ne yapalım?)
Emir, talimat, yasaklama ya da tehditlerde:
Candidates shall remain in their seats until all the papers have been collected.
(Tüm kâğıtlar toplanıncaya dek adaylar yerlerinden kalkmayacaklardır.)
He shall do as he is told. (Kendisine denileni yapacak.)
You shall be fired if you do that again. (Bunu tekrar yaparsan kovulacaksın.)
SHOULD
1. Görevlerde, gerekliliklerde-must’ dan daha zayıf bir ifade, tavsiyelerde (Duty, necessity-weaker than must), advice:
He should get up early. (Erken kalkması gerekir.)
2. Tahminlerde (Prediction): Türkçe’ de de gerekir kelimesini tahminlerde kullanıyoruz.
Helen took dancing lessons for years. She should be a good dancer.
(Helen yıllarca dans dersleri aldı. İyi bir dansçı olması gerekir. )
OUGHT TO
1. Görevlerde (Duty):
We ought to study. (Ders çalışmamız lazım.)
2. Tavsiyelerde (Advice):
You ought to eat less. (Daha az yemen lazım.)
3. Beklentilerde (Expectation):
My friend works hard. He ought to be successful. (Arkadaşım çok çalışır. Başarılı olması lazım.)
WILL
1. Kararlılık ( Determination):
I’ ll pass that exam. (Şu snıavı vereceğim.)
2. Gelecek hakkında fikir ve tahminlerde (Prediction and opinion for the future):
It will rain. (Yağmur yağacak.)
3. Söz verirken (Promise):
I’ll do whatever u say. (Sen her ne dersen yapacağım.)
4. Kaçınılmaz durumlarda (Unavoidable situations):
Accidents will happen. (Kazalar olacak.)
5. Redderken (Rejection):
I’ll not talk to you. (Seninle konuşmayacağım.)
6. İsteklilik – niyet (Willingness – intention):
I’ll help you to do the works. (İşlerini yapmada sana yardım edeceğim.)
7. Davetlerde – tekliflerde (Invitation – offer):
Will u have some tea? (Biraz çay alır mısınız?)
WOULD
1. Kibar ricalarda (Polite Request):
Would you open the door, please? ( Lütfen kapıyı açar mısınız?)
2. İnanılamaz durumlarla ilgili sorularda (Questions indicating unbelievable situations):
Who would make such a big mistake? (Kim bu kadar büyük bir hata yapabilir?)
Keşke (wish, if only) ve Neler (what) kalıplarından sonra istek belirtmek için (to show desire for the presents after wish, if only, what):I wish I would study harder. (Keşke daha çok çalışsam.)If only you would help me. (Keşke bana yardım etsen.)What would not I give for good teeth. (Sağlıklı dişler için neler vermezdim.)
HAD BETTER
1. Tavsiyelerde (Advice)
You had better explain this. (Bunu açıklasan iyi olur. )
2. Uyarılarda (Warn):
You had better not visit him. He has been so angry recently.
(Onu ziyaret etmesen iyi olur. Son zamanlarda çok sinirli.)
Passive Voice
Passive Voice İngilizceye edilgen yapı olarak geçmiştir. İngilizcede aktif bir cümleyi pasif hale yani edilgen yapı haline getirmek için aktif cümlenin nesnesi bulunur ve başa yazılır(nesne özne olur) ondan sonrasıda her tense’in (zamanın) yapısına göre değişiklik gösterir.
– Mom made a cake. (Annem pasta yaptı)
Burada nesne pasta yani “cake” kelimesi başa geçiyor.
– A cake was made by mum. (Pasta annem tarafından yapıldı)
İkinci cümlemizde dikkat edicek olursanız “by” kelimesini getirdik. Bu kelimeyi pasif cümlede kim tarafından yapıldığını göstermek için kullanıyoruz. Aktif olan ilk cümlemiz Simple Past olduğu için aşağıdaki değişikliğe bakarak edilgen hale getiryoruz.
İngilizce zamanlar konusunda daha fazla bilgi almak için hemen tıklayın: İngilizce Zamanlar
Aşağıda her tense (zaman) için yapılan değişiklikleri görmekteyiz.
The Simple Present
– Once a week, Tomcleansthe house. (Active) S + V + O– Once a week, the house is cleaned by Tom. (Passive) S + am / ise /are + V3
Simple Present Continuous Tense
– Right now, Sarahis writingthe letter. (Active)
S + am / ise /are + Ving + O
– Right now, the letter is being written by Sarah. (Passive)
S + am / ise /are + being + V3
Simple Past
Sam repaired the car. (Active)S + V2 + O–
The car was repaired by Sam. (Passive)
S + was / were + V3
Past Continuous Tense
– The salesmanwas helpingthe customer when the thief came into the store. (Active)S + was / were + Ving + O
– The customer was being helped by the salesman when the thief came into the store. (Passive)
S + was / were + being + V3
Present Perfect Tense
Many touristshave visitedthat castle. (Active)
S + have / has +V3 + O
That castle has been visited by many tourists. (Passive)
S + have / has + been + V3
Past Perfect Tense
– George had repaired many cars before he received his mechanic’s licenseboy had broken the windows. (Active)
S + had + V3 + O
– Many cars had been repaired by George before he received his mechanic’s license. (Passive)
S + had + been + V3
Going to future
– Sallyis going to makea beautiful dinner tonight. (Active)
S + am / is / are + going to + V1 + O
– A beautiful dinner is going to be made by Sally tonight. (Passive)
S + am / ise /are going to + be + V3
Future Tense– Someonewill finishthe work by 5:00 PM. (Active)
S + will + V1 + O
– The work will be finished by 5:00 PM. (Passive)
S + will + be + V3
Modals
– The boy can break the windows. (Active)(Bütün modal’lar için bu kural geçerlidir. Modal + Be + V3 kullanılır.)
– The windows can be broken. (by the boy.) (Passive)
Perfect Conditionals or ModalsThe boy must have broken the windows. (Active)
The windows must have been broken. (by the boy.) (Passive)
Adjective Clause – Relative Clause
Türkçeye sıfat cümleciği olarak geçmiş bu konu şu şekilde oluşmaktadır. İsim veya isim grubunu niteleyen bu sözcüklere relative pronoun denir. Bunlar;
Relative Pronouns:
Who – Whom – Whose – Which – When – Where – Why – That
WHO:
Sadece insanlarla ilgili adları nitelemek için kullanılır.
The man is friendly. He lives next door. (Adam arkadaş canlısı. Yan tarafta kalıyor.)
= The man who (that) lives next door is very friendly.
(Yan tarafta kalan adam arkadaş canlısı.)
OR = The man who (that) is very friendly lives next door.
* Bu tür cümlelerde ‘who’ yerine ‘that’ kullanılabilinir.
WHICH:
İnsanların dısındaki her seyi nitelemek için kullanılır.
The book was interesting. Sally gave it to me. (Kitap ilginçti. Onu Sally verdi.)
= The book which (that) Sally gave to me was interesting. (Sally’nin verdiği kitap ilginçti.)
* Burada kullandıgımız relative pronoun, ardından bir isim (noun) geldigi için atılabilir:
The book Sally gave to me was interesting.
Sally gave me a book which (that) was intersting.
* Buradaki relative pronoun, ardından bir fiil (verb) geldigi için atılamaz.
The towel which (that) you gave me isn’t clean.
* Which (that), ardından isim (you) geldigi için atılabilir.
WHOM:
Him, them, us, ….. gibi nesne durumundaki sahıs zamirlerinin yerine kullanılır.
The man was Mr. Jones. I met him yesterday.
= The man whom (who) (that) I met yesterday was Mr. Jones.
My sister whom (who) (that) you’ve met once, will come to visit me tomorrow.
The woman whom (who) (that) I told you about is over there.
* Yukarıdaki 3 örnek cümlede de relative pronoun’lar, ardlarından isim geldigi için atılabilir.
WHOSE:
My, her, our, ….. gibi iyelik sıfatlarının yerine kullanılır.
Romeo and Juliet were two lovers. Their parents hated each other. (Romeo ve Juliet iki aşıktı. Onların ebeveynleri birbirinden nefret ederdi.)
= Romeo and Juliet, whose parents hated each other, were two lovers. (Ebeveynleri birbirinden nefret eden Romeo ve Juliet iki aşıktı.)
OR = Romeo and Juliet were two lovers whose parents hated each other.
= The bus whose tyre is flat will wait at this station for 2 hours.
WHERE:
Place, room, street, ….. gibi yer bildiren adları nitelemek için bu adlardan sonra kullanılır. ‘There’ anlamındadır.
* Then = o zaman
They’re going to build a new hospital on the street where I live.
I want to go back to the village where I was born.
* ‘Where’ yerine ‘That’ KULLANILMAZ.
WHEN:
Time, year, day, ….. gibi zaman bildiren adları nitelemek için bu adlardan sonra kullanılır.
‘Then’ anlamındadır.
Do you remember the day? We first met then.
= Do you remember the day when we first met?
Have you ever had one of those days when nothing seems to go right?
* ‘When’ yerine ‘That’ KULLANILMAZ.
WHY:
‘Reason’ bildiren bir ismi nitelemek için kullanılır.
I can’t understand the reason why students get angry wtih me when they get low marks.
(why atılabilir)
The reason why I don’t like you is that you’re talking too much. (why atılabilir)
* ‘Why’ yerine ‘That’ KULLANILMAZ.
DEFINING RELATIVE CLAUSES:
Bu cümlecikler hiçbir zaman isimlerden virgülle ayrılmazlar. Bu cümlecikler cümlenin anlamını bütünlemesi bakımından gereklidirler. Eger cümleden çıkartılırlarsa cümlenin anlamı bozulur ya da degisir.
Students who cheat must be punished.
Let me see all the letters which you’ve sent me.
* Bu tür sıfat cümleciklerinde ‘Who, Which’ gibi relative pronoun’ların yerine ‘That’ kullanılır.
NON-DEFINING RELATIVE CLAUSES:
Bu yan cümlecikler her zaman niteledikleri isimlerden virgülle ayrılır. Bunlar cümlenin anlamını tamamlaması bakımından gerekli degildirler. Cümleden çıkarıldıkları zaman bir anlam bozulması ya da degisikligi olmaz. Kullanılmalarının nedeni, niteledikleri isimler hakkında fazladan bilgi vermeleridir.
Ankara, which is the capital of Turkey, is a neat city.
I was in the same class as Nick, whom I liked a lot.
* Bu tür cümlelerde relative pronoun ‘That’ KULLANILMAZ.
PREPOSITION + RELATIVE CLAUSES:
Bu yapılarda kullanılan relative pronoun’lar: Whom, Which, Whose
The man is a friend of yours. I spoke to him yesterday.
= The man to whom I spoke yesterday is a friend of yours.
ANCAK;
The man whom I spoke to yesterday is a friend of yours.
Dersek, Whom yerine Who ya da That de kullanabiliriz.
The shop keper from whom I bought this rifle told me to oil it.
* When zamiri yerine, ‘on which’, ‘in which’ gibi yapılar da kullanılabilinir:
I was born in the year when / in which J.F. Kennedy was killed.
* Where baglacının yerine ‘at which’, ‘in which’ gibi sözcükler de kullanılabilinir:
The hotel where / on which we’re staying is a nice place.
(where, öznenin yerini tutmaz, o yüzden de which kullanılır.)
We’re studying at a large school which has many students.
* Why zamirinin yerine ‘for which’ de kullanılabilinir:
The reason why / for which I don’t like you …
‘Whose’ yerine ‘of which’ kullanılabilinir yalnız sadece cansız varlık ve hayvanlarda kullanılır.
The chair the legs of which was broken …..
They bought a house whose Windows were broken.
= they bought a house the Windows of which were broken.
The car whose doors are blue is in the park.
= The car the doors of which are blue is in the park.
QUANTIFIERS with RELATIVE CLAUSES:
Some, Most, None , All , Several , Both , Half, Two ,Each gibi miktar bildiren kelimelerinden sonra “of” ve nitelenen kelimeye göre insansa “whom” , cansız varlık veya hayvansa “which” kelimesi getirelerek relative clause oluşturulur.
In my class, there are 24 students. All of them are very clever.
= In my class, there are 24 students, all of whom are very clever.
They have three cars. They never drive two of them.
= They have three cars, two of which they never drive.
Mary has a lot of books, none of which she has read.
WHICH ZAMİRİNİN BÜTÜN CÜMLEYİ NİTELEMESİ:
Which’, isimler ve zamirlerden baska, bir cümleyi de niteleyebilir.
– Tom hasn’t arrived yet. It worries me. = Tom hasn’t arrived yet, which worries me.
– They say they don’t have any money, which is a lie.
* Which yerine ‘that’ KULLANILMAZ. + which diger cümleden virgül ile ayrılır.
The lift is out of order again, which is too bad.
KISALTMALAR:
1 – Relative pronoun’dan sonra ‘be’ fiili geliyorsa, bu fiil ve relative pronoun cümleden atılabilir:
People (who are) protesting against nuclear guns have started to march to London.
Some weapons (which are) found in a flat in Bristol belong to IRA.
2 – Relative pronoun’dan sonra ‘be’ fiili yoksa, sadec relative pronoun cümleden atılır, fiile ise –ing takısı eklenir:
A company which employes 4.000 people has gone bankrupt.
= A company employing 4.000 people has gone bankrupt.
Conditionals
Conditionals Türkçeye şart cümlecikleri olarak geçmiştir. Conditionals konusunda şart anlamını katan “eğer” anlamına gelen “If” kelimesi kullanılır.
Conditionals yapısının çeşitli tipleri vardır. En çok 3 çeşidi kullanılır. Ama biz size ek olarak kullanılanlarıyla beraber göstermeye çalışacağız.
Bunlar öncelikle type 0,1,2 ve 3 şekilde inceleniyor. İlk konumuz Type 0’la başlayalım.
Type 0:
Neden sonuç, evrensel gerçeklik ya da genel geçerlilik ifade ederken Type 0 yapısı kullanılır.
If + Present Simple , Present Simple şeklinde bir formla oluşturulur.
Örnek:
– If the earth doesn’t turn around itself, days and nights don’t occur.
(Dünya kendi etrafında dönmezse gece-gündüz oluşmaz.)
Type 1:
İçinde bulunduğumuz anda ya da gelecekte belli bir şart yerine geldiğinde gerçekleşebilecek olay ya da durumları Type 1 kullanarak ifade ederiz.
If + Present Simple, Future Tense şeklinde bir formla oluşturulur.
Örnek:
– If you sleep, you will feel better.
(Uyursan kendini daha iyi hissedeceksin.)
Type 2:
Şu anki ya da gelecekteki bir durumun aksini veya gerçekleşmesi mümkün olmayan durumlar için kullanırız.
If + Past Simple, Would (verb) şeklinde bir formla cümleler oluşturulur.
Örnek:
– If I became president, I would stop the war.
(Başkan olsaydım, savaşı durdururdum.)
Type 3:
Geçmişte gerçekleşmiş bir durumun aksini ifade ederek şart cümlesi yaparken Type 3 kullanırız.
If + Past Perfect Tense, Would have (V3) şeklindeki formla cümleler oluşturulur.
Örnek:
– If you had warned me, I would not have told your father about that party.
(Beni uyarmış olsaydın, parti hakkında babana bi şey söylemezdim.)
Ek olarak bilinmesi gerekenler:
*“If” ile başlayan cümle illa öncelikle gelecek diye bir kural yoktur.
– I would stop the war, If I became president. (Savaşı durdururdum, eğer başkan olsaydım.)
*Type 2 kısmında kendini bir kişinin yerine koymak manasına gelen “If I were you,president vs.” cümlesinde dikkat edilecek olursa “I” öznesinden sonra “was” yerine “were” kullanıldığı görülür. Yani kullanılır.
– If I were you, I would go to the party. (Senin yerinde olsam pariye giderdim.)
*Şart cümlesinin olumsuzunu yaparken “If not” yerine genelde “Unless” kelimesi kullanılır.
– He’ll accept the job unless the salary is too low. (Maaşı düşük değilse işi kabul edecek.)
*Şart cümlesinde şart anlamı veren “If” kelimesi yerine başka kelimeler de kullanılabilir. Bunlar should, provided (that), suppose (that) gibi kelimelerdir.
– Should you need my help again, just give me a call. (Tekrar yardımıma ihtiyacın olursa, telefon et yeter.)
–Provided (that) you study hard, you can pass the exam. (Çok çalışman koşuluyla sınavı geçebilirsin.)
–Suppose (that) you were the winner of this week’s lottery, what would you do?
(Bu haftanın loto talihlisi sen olsan ne yapardın?)
Noun Clauses
Nesne Olarak Kullanımları:
THAT
Genelikle “-ğını,-ğini” ile bağladığımız cümleciklerde kullanırız.
You know that she is tired. (Yorgun olduğunu biliyorsun.)
* Bu örnekte gördüğünüz üzere neyi biliyorsun diye sorduğumuzda aldığımız cevap olan nesnemiz bir kelime değil bir cümleciktir. İşte bu cümleciklere isim cümleciği denir. That kullanımı tercihe bağlıdır, dilerseniz kullanmayabilirsiniz.
I can understand that you won’t be always with me. (Her zaman benimle beraber olmayacağını anlıyorum.)
Will you confess that you are guilty? (Suçlu olduğunu itiraf edecek misin?)
I think that you should support your brother. (Bence kardeşini desteklemen gerekir.)
IF / WHETHER
* Genellikle “-ıp ıpmadığını,” “-ip -ipmediğini” ile bağladığımız cümleciklerde kullanırız.
Everybody asked if you could help. (Herkes senin yardım edip edemeyeceğini sordu.)
They are asking if Murat is available. (Murat’ ın müsait olup olmadığını soruyorlar.)
We must ask if they are ready. (Hazır olup olmadıklarını sormalıyız.)
* “Whether” kullandığımız zaman cümlenin sonunda “or not” kullanırız.
Will you tell us whether you can join the meeting or not? (Toplantıya katılıp katılamayacağını bize söyler misin?)
He wants to learn whether there is a party today or not. (Bugün parti olup olmadığını öğrenmek istiyor.)
SORU KELİMELERİ
Eğer cümleciği, soru kelimeleri ile açıklamak istersek o zaman “that, if” ve “whether” yerine soru kelimesi kullanırız. Burada dikkat etmeniz gereken cümleciğin soru cümlesi şeklinde yapılmadığıdır. Çünkü burada soru sormuyor, sadece cümleyi bağlıyoruz. Örneklerimize bakalım soru sorarken nasıl bir yapı ile kurulduğunu hatırlarsak neyin değiştiğini rahatlıkla görebiliriz. Değişen şey soru kelimelerinden sonra (who,how, why) yardımcı fiil ile öznenin yeri.
May I ask when the celebration is? (Kutlamanın ne zaman olduğunu sorabilir miyim?)
*Yukarıdaki cümlede “when the celebration is” sorusunun ilk hali “when is the celebration?” dir.
I will show you where the shopping mall is. (Alışveriş merkezinin nerede olduğunu sana göstereceğim.)
*Veya bu örneğe bakalım “where the shopping mall is” sorusunun olması gereken hali “where is the shopping mall ?” dır. Noun Clause haline getirirken neydi yapmamız gereken: Yardımcı fiil ve öznenin yerini değiştirmek.
They haven’t decided which teacher is better. (Hangi öğretmenin daha iyi olduğuna karar vermediler.)
I don’t know what they want to say. (Ne söylemek istediklerini bilmiyorum.)
Can you explain who are in the project? (Projede kimlerin olduğunu açıklar mısın?)
You must ask whose friend is lost. (Kimin arkadaşının kayıp olduğunu sormalısın.)
You have no idea why I am angry. (Neden sinirli olduğum hakkında hiç bir fikrin yok.)
Özne olarak kullanımları: konuşma dilinde çok sık olmamakla birlikte resmi dilde ve yazışma dilinde de kullanılırlar.
Whether you are voting or not will change the result. (Senin oy kullanıp, kullanmaman sonucu değiştirecek.)
What he is doing is not proper for this meeting. (Onun yaptığı bu toplantı için uygun değil.)
Whatever you do and say is your character. (Ne yaptığın ve söylediğin senin karakterindir.)
Whoever stole my wallet must be still in this bus. (Cüzdanımı her kim çaldıysa hala bu otobüste olmalı.)
ÖZET
İngilizce Gramer Konuları Nelerdir?
Simple Present Tense,Simple Present Continuous Tense, Simple Past Tense, Past Continuous Tense, Present Perfect Tense, Past Perfect Tense, Going To Future, Future Tense, Perfect Conditionals or Modals, Adjective Clause – Relative Clause, Noun Clauses, Modals
İngilizce Modals Nedir?
İngilizcede Modal’lar cümlenin asıl fiiline özel ve ek bilgi olarak anlam katan yardımcı fiillere denir.
İngilizce Passive Voice Nedir?
İngilizcede Passive Voice edilgen yapı anlamına gelir. İngilizcede edilgen yapı haline getirmek yani aktif bir cümleyi pasif hale için aktif cümlenin nesnesi bulunur ve başa yazılır (nesne özne olur) daha sonra her tense’in (zamanın) yapısına göre değişiklik gösterir.
İngilizce Zamanlar Nelerdir?
Simple Present Tense, Present Continuous Tense, Present Perfect Tense, Present Perfect Continuous, Simple Past Tense, Past Continuous Tense, Past Perfect Tense, Past Perfect Continuous, Simple Future Tense, Future Continuous Tense, Future Perfect Tense, Future Perfect Continuous.
RAŞiT TUNCA
BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik
ALLAH
BAYRAK
Radyo Karoglan
Foruma Misafir Olarak Gir
Forumda Neler Var
GALATASARAY
FENERBAHÇE
BEŞiKTAŞ
TRABZONSPOR
MiLLi TAKIM
ETKiNLiKLERiMiZ
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
» Latest member:
» Forum threads: 5,258
» Forum posts: 5,849
Read More / Comment 
