MUHAMMED

Muhammed


BAYRAK

TC.Bayrak



Welcome, Guest
You have to register before you can post on our site.

Username
  

Password
  





Forum Statistics
Members:» Members: 7
Latest member:» Latest member: Muhammed
Forum threads:» Forum threads: 5,258
Forum posts:» Forum posts: 5,849

Full Statistics Full Statistics

DOWNLOADEN


“Downloaden Bölümümüzden BEDAVA Grafik Paketleri,E-Kitaplar ve Bedava Bilgisayar Programlarını Tek TIKLA BEDAVA indirebilirsiniz”
(Raşit Tunca)




AYET

“Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır”
ENBİYA Suresi 105


FELSEFEMiZ

“ iSLAM OKUMAK YAZMAK YADA ÇiZMEK DEĞiLDiR, Yahutta O Hadis şöyle, Bu Ayette böyle diyor Diye Papağanlıkda Değildir. islam Kuranı ve sünneti HAYATINA TATBiK edip, Onunla Yaşayabilmekdir”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)


Raşit Tunca Sözü

“Yüzme bilmek Denizden çıkmana fayda vermez, taaki yüzme biliyorsan, denizedee düştüysen, ellerini, kollarını, ayaklarını çırpacaksın, ve birde tutuncak dal bulacak, tutunup çıkacaksın. ilimde böyledir, bir ilmi bilmek fayda etmez, taaki, onu hayatında tatbik edesiye, Dinde böyledir, din bilmek imanını kurtarmaz, taaki, ne zaman, bildiğin öğrendiğin dinini hayatında tatbik edip, yaşadın, o zaman belki kurtulursun.”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

GÜZEL SÖZ

“ Bazen Hata Yapıvermek, Doğruyu bulmanın ilk Basamağıdır.
(Başağaçlı Raşit Tunca Sözü)



Buhari Hadisleri KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ

Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Fâtihanın fazîleti;Seb`ul-Mesânî
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : FÂTİHA-İ ŞERÎFE`NİN TEFSÎRİ
Hadis : Rivâyete göre şöyle demiştir: Ben bir kere mescidde namaz kılarken Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem beni çağırmıştı. Ben de icâbet edememiştim. (Namzadan sonra vardığımda): Yâ Resûla`llah namaz kılıyordum (geç icâbet ettim) diye i`tizâr ettim. Bunun üzerine Resûlullah: Allah (Kur`ân`da): "Ey mü`minler sizi, Resûlullah kendinize hayat verecek şeylere da`vet ettiği zaman Allah`a ve Resûlüne icâbet ediniz!" buyurmadımı? dedi. Sonra Resûlullah bana: - Ey Saîd, sen bu mescidden çıkmazdan önce sana muhakkak bir sûre öğreteceğim ki o, Kur`an`daki sûrelerin (sevâb cihetiyle) en büyüğüdür, buyurdu. Sonra elimi tuttu. Mescidden çıkmak istediği sıra ben: - Yâ Resûla`llah! Sana bir sûre öğreteceğim ki o, Kur`an`daki sûrelerin en büyüğüdür, demedin mi? dedim. Resûlullah: - O sûre ... dir ki (namazlarda) terâr olunan yedi âyet ve (bana ihsân olunan) Kur`an`dır buyurdu.
HadisNo : 1672


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Şirk
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : BAKARE SÛRESİ ÂYETLERİ
Hadis : Rivâyete göre şöyle demiştir: Bir kere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e: Yâ Resûla`llah! Allah indinde hangi günah en büyüktür? diye sordum. Resûlullah: Allah seni yarattığı halde Allah`a benzer bir eş uydurmandır, buyurdu. Ben: Hakîkaten bu, büyük (günah)dır, dedim. Sonra hangi (günah büyüktür)? diye sordum. Resûlullah: Seninle berâber yemek yemesinden korkarak çocuğunu öldürmendir, buyurdu. Bundan sonra hangisi (büyüktür?) dedim. Resûlullah Komşunun haliylesiyle zinâlaşmandır buyurdu.
HadisNo : 1673


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Benî İsrâîl`e veriler nimetler
Ravi : Saîd İbn-i Zeyd
Baslik : GAMÂM, MENN, SELVÂ
Hadis : Rivâyete göre Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: "Kızılımtırak beyaz mantar, Kudret helvası (gibi Allah`ın külfetsiz ni`metleri) nev`inden bir rızıktır. Suyu da göz ağrısına şifâdır" buyurmuştur.
HadisNo : 1674


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Benî İsrâîl`e veriler nimetler
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BENÎ İSRÂÎL`İN FESÂDI BENÎ İSRÂÎL`İN BİR KÜSTAHLIĞI
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: (Allah tarafından) Benî İsrâîl`e: [Beyt-i Makdis`in kapısından eğilerek (tevâzu`la) giriniz ve: "Hıtta = Yâ Rab Dileğimiz, günahımızı affetmendir" deyiniz.] denildi ve onlar (tersine) kıçları üzere imekliyerek girdiler. Ve (emrolundukları kelimeyi) değiştirip hıtta yerine (istihfâf için) ... (mühmel kelimesin)i söylediler.
HadisNo : 1675


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Hz.Ali`nin fazîleti;Hz. Peygamber zamanında Kur`ân-ı Kerîm`i en iyi bilenler
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : NESH ÂYETİ NESH HADÎSİ;NESH-İ ŞERÎAT VE NESH-İ ÂYET
Hadis : Rivâyete göre Ömer radiya`llahu anh şöyle demiştir: Bizim en düzgün Kur`ân okuyanımız Übey (İbn-i Kâ`b)dır. En isâbetli hüküm verenimiz de Alî (İbn-i Ebî Tâlib) dir. Şüphesiz, biz, Übey İbn-i Kâ`b`ının usûlü kırâat ve edâsından çoğunu unutuyoruz. Bununla berâber Übey: Ben Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`den işittiğim hiç birşeyi bırakmam ve unutmam, iddiâsındadır. Halbuki Azîz ve Celîl olan Allahu Teâlâ: "Biz bir âyetten nesheder veya te`hîr edersek..." buyurmuştur.
HadisNo : 1676


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Allâh`a oğul isnadı;Allâh`ı inkâr;Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : ALLÂHU TEÂLÂ`YI TENZÎH
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Azîz ve Celîl olan Allahu Teâlâ buyurur ki: (Bâzı) Âdem-oğlu beni yalanlar. Halbuki beni tekzîb etmek ona yakışmazdı. Bâzısı da sebbeder (ülûhiyet sıfatımı tenkîs eder) halbuki bana sebbetmek ona yakışmazdı. Âdem-oğlunun beni tekzîbine gelince: O, (öldükten sonra) benim onu eskisi gibi iâde edip yaratmağa gücüm yetmez sanır. Bana sebbetmesi husûsu da "Benim oğlum var!" demesidir. Halbuki ben zevce veya veled edinmekten uzak bulunuyorum.
HadisNo : 1677


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Hz. Ömer`in ilâhî hükümlere uygun görüşleri;Makâm-ı İbrâhim
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : HAZRETİ ÖMER`İN ÜÇ DİLEĞİNİN
Hadis : Ömer radiya`llahu anh`in şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Üç şey (hakkındaki dileğim), Allah(ın vahyin)e tesâdüf etti. Yâhud Rabbim (in vahyi) ben (im dileğim) e muvâfık oldu: 1) Yâ Resûla`llah Makam-ı İbrâhim`i namazgâh ittihâz etseniz, dedim. (Bunun üzerine: ... âyeti nâzil oldu) 2) Yine ben: Yâ Resûla`llah huzûrunuza (maslahat îcâbı) sâlih, fâsik kimseler giriyor. (Kadınlarla görüşüyorlar). Ümmehât-ı Mü`minîn`e (= mü`minlerin anaları olan kadınlarınıza) örtünmelerini emretseniz, dedim. Bunun üzerine de Allah hicâb âyetini gönderdi. 3) Ömer der ki: Bir kere Resûlullah`ın (kıskançlık gösteren) bâzı kadınlarına darıldığını duymuştum. Bunun üzerine onların yanına giderek: Kadınlar! Ya (bu hıçınlığa) nihâyet verirsiniz, yâhud iyi biliniz ki Allah, sizin yerinize Peygamber`ine sizden daha hayırlı kadınlar verir, dedim. Nihâyet Peygamber`in kadınlarından birisinin (Ümm-i Seleme`nin) yanına varmıştım. Kadın bana: Ey Ömer! Resûlullah kadınlarına öğüt veremez mi ki, sen onlara va`zetmeğe kalkışıyorsun? Öğüt vermeğe ne selâhiyetin var ki, burada bize akıl hocalığı ediyorsun? demişti. Bunun üzerine de Azîz ve Celîl olan Allah: (Ey kadınlar! Şâyet sizi Peygamber boşarsa onun Rabb`i gerektir ki Peygamber`ine sizlerden daha hayırlı öyle zevceler verir ki, onlar müsilm mü`min, itâatli, tevbekâr, ibâdetli, oruçlu, dul, bâkir kadınlardır) meâlindeki âyet-i kerîmeyi gönderdi.
HadisNo : 1678


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Tevrat tefsîri
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : TEVRÂT METNİNİN İBRÂNÎ DİLİYLE YAZILMIŞ OLMASI VE YEHÛDÎLER`İN ARABCA TEFSÎRLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ehl-i Kitâb (olan yehûdîler) Tevrât`ı İbrânîce (metni) ile okurlar, Arab diliyle de müslümanlara tefsîr ederlerdi. Bu hususta Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Ashâbına siz Ehl-i Kitâb (ın sözlerin)i tasdîk, ne de tekzîb ediniz. Ancak: (Biz Allah`a ve bize indirilen Kur`ân`a îmân ettik...) deyiniz, buyurmuştur.
HadisNo : 1679


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Nûh (A.S.);Sahâbenin fazîleti
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : MUHAMMED ÜMMETİNİN HAZRET-İ NÛH`A ŞAHÂDETİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurdu rivâyet olunmuştur: Kıyâmet gününde (Allah cânibinden) Nûh (aleyhi`s-selâm) çağırılacak. Nûh: Yâ Rab davetine icâbet ettim, dîvânına geldim, fermânına âmâdeyim diyecek. Allahu Teâlâ: (Emirlerimi ümmetime) teblîğ ettin mi? diye soracak. Nûh da: Evet ettim, diyecek. Bunun üzerine Allahu Teâlâ Nûh`un ümmetine Nûh size teblîğ etti mi? diye soracak. Nûh`un ümmeti de: Bizi öyle âhiret azâbından korkutan bir peygamber gelmedi, diyecekler. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak Nûh`a: Ey Nûh! Teblîğ ettiğine kim şahâdet eder? diye soracak. O da: Muhammed ümmeti, diye cevâb verecek. Sonra Muhammed`le ümmeti Nûh`un, ümmetine Allah`ın ahkâmını teblîğ ettiğine şahâdet edecekler. Peygamberiniz de sizin üzerinize bir şâhid olacaktır. (Resûl-i Ekrem buyurur ki:) İşte şu beyanım, ... kavl-i şerîfinin mazmûnudur.
HadisNo : 1680


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Vakfe
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : HUMS ÂDETİ VE MÜZDELİFE VAKFESİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Kureyş ile Kureyş dîninde olan (Benî Amr, Sakîf, Huzâa) müşrikleri (câhiliyet devrinde) Müzdelife`de vakfe ederlerdi. Ve bunlara Hums (dinî hamâset) denilirdi. Bunlardan olmıyan Arab hacıları ise Arafat`ta vakfe ederlerdi. İslâm devri hulûl edince Allahu Teâlâ, Peygamber`i salla`llahu aleyhi ve sellem`e Arafat`a gitmesini ve orada vakfe edip sonra oradan dönmesini emretti.
HadisNo : 1681

Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Dilencilik;Gerçek fakir
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BAKARA 273 NOLU ÂYETİN TEFSÎRİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: (Kur`ân`da adı geçen) Miskin (halkı dolaşıp) halkının kendisine bir hurma, bir iki lokma (yiyecek) verdiği şu (dilence makulesi) kimseler değildir. Hakîkî miskîn, (kendisini geçindirecek nafakaya mâlik olmadığı halde) halka el açıp istemekten çekinen şu iffet sâhibleridir. İsterseniz (Kur`ânın tarîf ve tavsîfini de) okuyunuz: (Buhârî`nin şeydi Saîd İbn-i Ebî Meryem der ki:) Ebû Hüreyre: "İsterseniz okuyunuz!" söziyle: "Onlar nâstan isrâr ile istemezler!" meâlindeki kavl-i şerifi kasdetmiştir.
HadisNo : 1683


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Âl-i İmrân Sûresi âyetlerinin tefsîri;Müteşâbih âyetlere uyanlar
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ ÂYETLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem (Âl-i İmrân) Sûresi`nin: (Allah,) O Zü`l-Celâl`dir ki sana bu (mukaddes) kitâbı indirdi. O (nun âyetlerin) den bir kısmı muhkem (âyet) lerdir (meâlindeki) kavl-i şerîfiyle başlayan âyetini (ve hakîkaten hüsn-i nazâr ve zekâ sâhiblerinden başkası da düşünüp anlıyamaz) cümlesine kadar okudu. Hazret-i Âişe der ki: (Bundan sonra) Resûlullah Salla`llahu aleyhi ve sellem bana: "Yâ Âişe Kur`ân`ın (yalnız) müteşâbih âyetlerine uyan şu dalâlet sâhiblerini gördüğünde -ki, Allah onları (Kur`ân`da) zikr ve zem etmiştir- onlardan sakınınız!" buyurdu.
HadisNo : 1684


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Âl-i İmrân Sûresi âyetlerinin tefsîri;Dâvada delil istenmesi;Yalan yere yemin;Yemin sanığa düşer
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : YEMÎN ÂYETİ VE HADÎSİ
Hadis : Rivâyet göre bir kere İbn-i Abbâs`a iki kadının dâ`vâsı arzolunmuştu. Bu kadınlar bir evde mest gibi sahtiyan metâı dikerlerdi. Bunlardan birisinin el ayasına öbür kadın tarafından bîz batırılmakla mecrûh kadın evden çıkıp mücrim kadın aleyhine da`vâ etti. Kadınların bu da`vâsı İbn-i Abbâs`a arzolundu. (Duruşma sırasında müddeî kadının beyyinesi ve şâhidi bulunmadığından müdde-i aleyhe yemîn etmek düşmüştü. Yalan yere yemîn etmesini önlemek için) İbn-i Abbâs Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu hikâye etmiştir. Eğer nâs mücerred da`vâlariyle (beyyinesiz, şâhidsiz) hak kazanacak olurlarsa kavmin malları, canları zâyi` olur. (Binâenaleyh müddeîden beyyine isteyiniz). Müddea-aleyhe (yemîn tevcîh ettiğinde de) Allah adına (yalan yere) yemîn etmenin fenâlığını (önce kendisine) hatırlatınız! Ve ona şu âyeti de: "Allah`ın ahdini ve kendi yemînlerini az bir paraya değişenler yok mu? İşte bunların âhirette hiç nasibi yoktur!". diye okuyunuz. Bu âyet-i kerîmedeki tahzîrler müddea-aleyh kadına okunup anlatılınca derhâl cürmünü i`tirâf etmiştir. (Bu da`vâda müddeî kadın dâ`vânın ibtidâsında cürmün müddea aleyh tarafından îka` edildiğine dâir yemîn etmek istedi ise de) İbn-i Abbâs müddeî kadına da: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: Yemîn müddea-aleyhe düşe (n bir hak dı)r buyurdu, diye cevâb verdi.
HadisNo : 1685


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Âl-i İmrân Sûresi âyetlerinin tefsîri;İbrâhim (A.S)
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : ÂL-İ İMRÂN SURESİ 173 NOLU ÂYETİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: "Allah bize yetişir o ne güzel vekîldir" kelâmını İbrâhîm Salâvatu`llahi aleyh Nemrûd`un ateşine atıldığı sırada söylemiştir. Bir de Muhammed salla`llahu aleyhi ve sellem -kendisiyle Ashâbından bâzı kimselere müşrikler alyehinizde toplandılar, dedikleri ve bu sûretle müslümanları korkutmak istedikleri zaman- söylemiştir. Halbuki bu korkutmak teşebbüsü müslümanları îmânlarını ve irâdelerini arttırmıştı ve ... demişlerdi.
HadisNo : 1686


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Âl-i İmrân Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Üsâme b. Zeyd b. Hârise
Baslik : YEHÛDÎLERİN VE MÜNÂFIKLARIN MÜSLÜMANLARA EZÂLARI BU BÂBDA ÜSÂME HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Bedir vak`asından önce bir gün Fedek dokuması kaplı saçaklı palan vurulmuş bir merkeb üzerine binip (henüz çocuk bulunan) Üsâme İbn-i Zeyd`i terkisine alarak Hâris İbn-i Hazreç mahallesinde (ki evinde hasta bulunan) Sa`d İbn-i Ubâde`yi iyâdeye gitmişti. Giderken yolda Abdullah İbn-i Übey İbn-i Selûl`ün içinde bulunduğu meclise uğradı. Bu vak`a Abdullah İbn-i Übey müslümân olmazdan evvel idi. Bu mecliste müslümanlardan, puta tapan müşriklerden, yahûdîlerden karışık birtakım kimseler vardı. Abdullah İbn-i Revâha da bu meclisde bulunuyordu. Merkebin kaldırdığı toz, meclisi kaplamakla Abdullah İbn-i Übey kaftaniyle burnunu kapadı. Sonra: Bizim üzerimizi tozlatmayınız, dedi, Resûlullah onlara selâm verdi. Sonra da orada durup merkebden indi ve onları İslâm`a da`vet etti ve onlara Kur`ân okudu. Bunun üzerine Abdullah İbn-i Übey: - Ey kişi! Bu söylediklerin hak ve gerçekse bunlardan güzel bir şey olamaz. Fakat bizim meclisimize gelip de bizi bununla ezâlandırma. Kendi menziline git, sana gelen olursa ona anlat, dedi. Bunun üzerine (büyük şâir) Abdullah İbn-i Revâha: - Yâ Resûla`llah (İbn-i Übeyy`e bakma) meclislerimiz (e her zaman teşrîf buyur, huzûrunuz) da bizi Kur`ân (ın belâgati) ile ört, onun nurlariyle bürü. Biz duânızı, Kur`ân okumanızı çok severiz, dedi. Bunun üzerine müslümanlarla müşrikler, yahûdîler sövüşmeye başladılar. Hattâ birbirlerini öldürmeye yaklaştılar. Resûlullah ise onları dâimâ teskîn buyurdu. Nihâyet yatıştılar. Sonra Resûl-i Ekrem merkebine binip yürüdü. En sonu Sa`d Resûl-i Ekrem merkebine binip yürüdü. En sonu Sa`d İbn-i Ubâde`nin evine varıp girdi. Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (Ensâr`ın ve Hazrec kabîlesinin ulularından olan) Sa`d`e: - Ey Sa`d! -Abdullah İbn-i Übeyy`i kasdederek- Ebû Hubâb`ın ne söylediğini duymadın mı? (Duymuş ol ki) o, şöyle şöyle söyledi (diye biraz önce geçen vak`ayı anlattı) Sa`d İbn-i Ubâde: - Yâ Resûla`llah! Siz İbn-i Übeyy`in kusûrunu affedin, biraz da ma`zûr görün. Sana Kur`ân indiren Cenab-ı Hakk`a yemîn ederim ki, Allah`ın irâdesi size nübüvvet vermek sûretiyle tecellî etti. Halbuki şu beldecik (Medîne) halkı İbn-i Übeyy(in başın) a tac giydirmeğe üzerine de melîke mahsûs sarık sarmağa, (bu sûretle kendilerine melik edinmeğe) hazırlanmışlardı. Vaktâki Allahu Teâlâ size ihsân buyurduğu hakk-ı nübüvvetle onların bu tasavvurlarını mümteni` bir hâle koydu. Bu mahrûmiyetle İbn-i Übey mahzûn ve mükedder oldu. Yâ Resûla`llah! İşte bu kederle İbn-i Übey gördüğünüz çirkin harekette bulunmuştur. (Siz afv buyurunuz) dedi. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem de afvetti. Esâsen Resûlullah ile Ashâbı bu husûsda vârid olan Allah`ın emri veçhile gerek müşriklerin, gerek ehl-i kitâbın kusurlarını avf edip ezâlarına sabrediyorlardı. En sonu Allahu Teâlâ (tedâfüî) harbe izin verdi. Bu müsâade üzerine. Resûlallah Bedir gazâsını ihtiyâr edip Allahu Teâlâ İslâm ordusunun eliyle Kureyş müşriklerinin azmanlarını öldürünce İbn-i Übey İbn-i Selûl ile, onun, müşriklerden ve putlara tapanlardan yardakçıları: - Artık Bedir vak`ası Müslümanlığa teveccüh etmiş açık bir galebedir, dediler ve Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e İslâm üzere bîat edip müslüman oldular.
HadisNo : 1687


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Âl-i İmrân Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : ABDULLÂH İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre (Medîne vâlisi Mervân tarafından kapıcısı Râfi` vâsıtasiyle) İbn-i Abbâs`dan şöyle bir sorgu soruldu: - (Kur`ân`da bildirildiği üzere) kendisine verilen dünyâlıkla ferahlanan ve yapmadığı bir işle medh olunmağa sevinen her (müslüman) kişi azâb olunacak ise bütün müslümanlar her halde azâb olunacak (demek) dir? İbn-i Abbâs bu sûale şöyle cevâb vermiştir: (Âl-i İmrân Sûresi`ndeki) bu âyetle sizin aranızda ne münâsebet var? (Bu âyet yahûdîler hakkında nâzil olmuştur). Bir kere Resûlullah yahûdîleri çağırıp onlara (Tevrat`taki evsâfına dâir) bir suâl sordu. Onlar da suâlin hakîkî cevâbını sakladılar da onun başkasını haber verdiler. Bununla berâber verdikleri bu cevâb ile Resûlullah ındinde takdîr de olunduklarını sandılar ve hakîkati gizliyerek verdikleri cevâba sevindiler.
HadisNo : 1689


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Başlık;Mehir;Nisâ Sûresi âyetlerinin tefsîri;Yetimler
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : NİSÂ` SÛRESİ ÂYETLERİ YETÎM MALININ SIYÂNETİ BU BÂBDA HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre (bir kere hemşîre-zâdesi) Urve, Azîz ve Celîl olan Allah`ın: (Yetimlerin haklarına adâlet edemiyeceğinizden korkarsanız) kavl-i şerîflerinin tefsîrini sordu. Âişe Hazretleri; şöyle cevâb verdi. Ey hemşîremoğlu, âyetteki "yetâma" ile murâd olunan, öksüz kızdır ki, o, velîsinin velâyet ve vesâyeti altında bulunup mâl hissesinde velîye ortak olur. Ve mâli, cemâli velîsinin hoşuna gider. Bu cihetle o sene velîsi onu zevce edinmek ister. Fakat mihrinde adâlet etmek ve başkasının verdiği kadar mihir vermek istemez. İşte (bu âyette) o çeşit velîlerin velâyeti altındaki yetîme kızları -haklarında adâlet ve onların mihirlerini en yüksek mıkdârına yükseltmedikçe- nikâh etmeleri nehiy olunup bunlardan başka kendilerine halâl olan kadınlardan nikâh etmeleri emrolunmuştur. Hazret-i Âişe (rivâyetine devâm ederek) der ki: Bu âyet nâzil olduktan sonra nâs, Resûlullah`a istiftâ edip sordular. Bunun üzerine Azîz ve Celîl olan Allahu Teâlâ`da şu âyeti inzâl buyurdu: "Habîbim senden kadınlar hakkınd fetvâ isterler. Onlara de ki. kadınlar (ın mîrâsı) hakkındaki fetvâyı Allah size veriyor. Kur`ân`da size karşı okunan âyetlerde şol kadınlardan öksüz kızları hakkındadır ki: onlara (ya mâline ve güzelliğine imrenip nikâh ettiği halde) mihr-i mislini vermeyiniz ve (yâhud fakir ve çirkin diye) nikâh etmek istemeyiniz!". Hazret-i Âişe (rivâyetine devâmla) der ki: Azîz ve Celîl olan Allah`ın: ... cümlesinin medlûlü, velâyetindeki öksüz kızcağızın mâli ve güzelliği az olunca onu nikâh etmek istemişdir. Hazret-i Âişe der ki: Bu mâl ve cemâli fakir olan öksüz kızlara rağbet etmediklerinden dolayı malına ve cemâline rağbet ettikleri yetîm kızları -adâlete riâyet etmedikçe- nikâh etmekden evliyâ-yı yetîm nehiy olundular.
HadisNo : 1690


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Hasta ziyâreti;Nisâ Sûresi âyetlerinin tefsîri;Verâset
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : MÎRÂS ÂYETLERİ BU BÂBDAKİ CÂBİR HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Beni bir hastalığımda Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Ebû Bekr radiya`llahu anh ile berâber yaya olarak Benî Selime (yurdun) daki evime gelerek ziyâret etmişlerdi. Resûlullah beni bir şey anlamaz derecede baygın bulmuştu. Bunun üzerine (abdest) suyu isteyip abdest almış sonra abdest suyundan bir mikdârını benim üzeriem serpmişti. Hemen ben ayıldım ve: Yâ Resûla`llah! Mâlimde (verâset husûsunda) ne sûretle tasarruf etmemi emredersiniz? diye sordum. (Şu meâldeki): "Allah çocuklarınız hakkında mîrâsı emrediyor!" kavl-i şerîfi nâzil oldu.
HadisNo : 1691


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Kur`ân-ı Kerîm dinlemek;Kur`ân-ı Kerîm okurken ağlamak;Nisâ Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : İBN-İ MES`ÛD`UN PEYGAMBERİMİZE NİSÂ` SÛRESİ`Nİ OKUMASI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem bana: Ey İbn-i Mes`ûd haydi bana Kur`ân oku, diye emretti. Ben de: - Yâ Resûla`llah! Kur`ân sana gönderildiği halde onu size nasıl okuyacağım? dedim. Resûl-i Ekrem: - Kur`ân`ı ben başkasından işitmeği çok hoşlanırım, buyurdu. Ben de Sûre-i Nisâ`yı okumağa başladım. Okurken ... âyetine gelince Resûl-i Ekrem: - Sus, buyurdu. O sırada gördüm, ki Resûlullah`ın iki gözü yaş döküyordu.
HadisNo : 1693


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bedir Gazâsı;Nisâ Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : MEDÎNE`YE HİCRET ETMİYEN MÜNÂFIKLARIN FECÎ ÂKIBETLERİ
Hadis : Rivâyete göre müslümanlardan (Mekke`de kalıp hicret etmiyen) bir takım kimseler Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem zamânında müşriklerle berâber olarak onların şirk câmiasını çoğaltıyorlardı. Bedir harbi sırasında düşman safları arasında bulunan bunlara ok atılıyor ve atılan ok varıp bunlardan birisine dokunarak öldürüyordu. Bunun üzerine Azîz ve Celîl olan Allahu Teâlâ`nın: ... kavl-i şerîfi nâzil oldu.
HadisNo : 1694

Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Nisâ Sûresi âyetlerinin tefsîri;Yûnus (A.S)
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAZRET-İ YÛNUS`UN BİR MENKABESİ
Hadis : Rivâyete göre Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: "Her kim ben Yûnus bin Mettâ`dan hayırlıyım derse yalan söylemiştir" buyurmuştur.
HadisNo : 1695


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Hz. Peygamber`in tebliğleri;Mâ`ide Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : MÂİDE SÛRESİ ÂYETLERİ RESÛL-İ EKREM`İN TEBLÎĞ-İ AHKÂMDA SADÂKATİ HİÇ BİR HAKÎKAT SAKLANMAMIŞTIR
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Her kim sana Muhammed salla`llahu aleyhi ve sellem Allah`ın ona gönderdiği İslâmî umdelerden bir şeyi sakladı (teblîğ etmedi) derse, muhakkak ki o yalan söylemiştir. Çünkü Allahu Teâlâ bana: "Ey Peygamberim, sana Rabbin tarafından indirilenlerin hepsini tebliğ et!" diye emrederdi.
HadisNo : 1696


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : İğdiş edilme;Mâ`ide Sûresi âyetlerinin tefsîri;Mut`a nikâhı
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : HADIMLIKTAN NEHİY HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Biz Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber gazâya giderdik. Bizim yanımızda kadınlar bulunmazdı. (Cins-i münâsebete şiddetli ihtiyâç duyardık.) Bunun üzerine: Yâ Resûla`llah: Erkekliklerimizi çıkarıp hadım olalım mı? diye sorduk. Resûlullah bizi iydişlenmekten nehyetti. Bundan sonra (muayyen bir zamân için) elbîse (gibi ücret mukabilinde) kadın eş almamıza izin verdi. Bundan sonra Abdullah İbn-i Mes`ûd ... âyetini okudu.
HadisNo : 1697


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : İçkinin haram kılınması;Mâ`ide Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ŞARABIN SÛRET-İ TAHRÎMİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (İçkinin harâm kılındığı sırada) bizde Fadîh denilen (ve hurma koruğundan ateşde kaynatılmadan yapılan) içkiden başka hamr nâmına başka bir şey yoktu. (Tahrîm günü) ben (babalığım Ebû Talha`nın evinde) Ebû Talha ile falan ve falan Sahâbe`ye Fadîh dağıtıyordum. O sırada hemen birisi geldi. Ve: Haberiniz yok mu? dedi. Meclisde bulunanlar: O da ne haberi? diye sordular. O da: İçki harâm kılındı, dedi. İşret yârânı bana: Ey Enes küp büyüklüğüne yakın cesâmetteki şarâb destilerini dök, diye emrettiler. Ve ben de emirlerini yerine getirdim. Enes İbn-i Mâlik der ki: Bu bir adamın sözü üzerine meclisde bulunanlar şarabın nasıl ve ne zaman harâm kılındığını araştırmaya lüzum görmediler ve o adamın haberinden sonra hiç şarab içmediler.
HadisNo : 1698


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Mâ`ide Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : RESÛL-İ EKREM`E LÜZUMSUZ SUÂL SORULMASININ NEHYOLUNMASI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bir hutbe îrâd etmişti ki, ben Resûlullah`ın o hutbesi kadar müessir bir hutbe hiç işitmedim. O hutbesinde Resûlullah (ezcümle): Ey Ashâb`ım! Benim bildiğim hakayık-ı kâinâtı siz bilseydiniz muhakkak az gülerdiniz ve hiç şüphesiz, çok ağalardınız, buyurmuştu. Bu hitâbe üzerine Resûlullah`ın Ashâb`ı yüzlerine elbîselerin örtüp -içten gelen bir enîn ile- ağlıyorlardı. Bu umûmî teessür sırasında birisi: "Yâ Resûla`llah babam kimdir?" diye sordu. Resûl-i Ekrem: "Baban filândır" diye cevâb verdi. Bunun üzerine ünvândaki âyet nâzil oldu.
HadisNo : 1699


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Mâ`ide Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : DÜNYÂ VE ÂHİRET`TE FÂİDESİZ SUALLERDEN TAHZÎR OLUNMASI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e bir kısım kimseler istihzâ için suâl sorarlardı. Kimi: Babam kimdir? diyordu. Kimi devesini kaybedip devem nerededir? der idi. Bunun üzerine Azîz ve Celîl olan Allahu Teâlâ tamamlayıncıya kadar şu âyeti inzâl buyurdu. (Âyetin tamâmı unvânımızda terceme olundu. Bakınız.)
HadisNo : 1700

Buhari Hadisleri KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT

Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in şefâati
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER`İN ÜMMETİNE ŞEFÂAT DU`ÂSI
Hadis : Rivâyete göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Her peygamberin kendisine has müstecab bir du`âsı vardır. Onunla Allah`a du`â edegelmiştir. Fakat ben du`âmı âhirette ümmetime şefâ`at etmek için saklıyorum.
HadisNo : 2140


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları;Seyyidu`l-istiğfar duâsı
Ravi : Şeddâd İbn-i Evs
Baslik : SEYYİDÜ`L-İSTİĞFÂR HAKKINDA ŞEDDÂD İBN-İ EVS HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Seyyidü`l-istiğfâr (yâni istiğfâr du`âlarının ulusu) Allahu Teâlâ`dan şu yolda mağfiret dilemektir: Allah`ım! Sen Rabbimsin, ibâdete lâyık hiç ilâh yoktur, yalnız Sen varsın; beni Sen yarattın, şüphesiz Sen`in kulunum ve gücüm yettiği kadar ezelde Sana verdiğim ahd ü va`ad üzere sâbitim. Allah`ım işlediğim kusurların şerrinden Sana sığınırım. Bana ihsan buyurduğun ni`metini zât-ı ulûhiyetine i`tirâf ederim. Günâhımı da î`tirâf ederim. Binâenaleyh günâhımı Sen yarlığa! Çünkü günah yarlığamak, kimsenin haddi değildir, ancak Sen yarlığarsın! Resûl-i Ekrem buyurur ki: Bu seyyidü`l-istiğfâr du`âsını her kim kalbiyle sevab ve fazîletine inanarak gündüz okur da o gün akşam olmadan ölürse, o kimse ehl-i Cennet câmiasındandır. Her kim de sevam ve fazîletine inanarak gece okur da sabah olmazdan önce ölürse, o kimse de ehl-i Cennet zümresindendir.
HadisNo : 2141


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Tevbe-İstiğfar
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN GÜNDE YETMİŞTEN ZİYÂDE İSTİĞFAR BUYURMALARI
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Vallahi ben Allah`a günde yetmiş def`adan çok muhakkak istiğfâr ve tevbe ederdim!" buyurduğunu işittim, dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2142


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Tevbe-İstiğfar
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : ABDULLÂH İBN-İ MES`ÛD VE KUDRET-İ EDEBİYESİNİ İFÂDE EDEN BİR RİVÂYETİ
Hadis : (Tâbi`î büyüklerinden Hâris İbn-i Süveyd) iki hadîs rivâyet etmiştir. Bunun birisi Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`den, öbürüsü İbn-i Mes`ûd (şahsî bir mütâlea olarak) der ki: Mü`min kişi (irfan nûriyle) günahlarını (hayâlinde büyüterek) şöyle görür: Gûyâ o mü`min bir dağın eteğinde oturuyor ve dağın üzerine çökmesinden Korkuyor. Fâcir kişi de günahlarını, burnunun üstüne konan bir sinek gibi sanır. Râvî (İbn-i Şihâb) der ki: Bu hadîsi bana şeyhin eli burnunun üstünde olarak rivâyet etti. Sonra İbn-i Mes`ûd (Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`den rivâyet ederek) der ki: Allah kulunun tevbesinden şu kişinin ferâhından çok ferahlanır ki (seferber bir halde olan) bu kişi, yanında devesi, üstünde suyu, azığı olduğun halde varıp sahrâda korkunç bir yere inmiş, başını yere koyarak hafif bir uyku uyumuştu. Uyanınca devesinin başını alıp gittiğini anladı. (Adamcağız devesini aramağa çıktı). Harâret, susuzluk, yâhut Allah`ın dilediği ıztırab adamcağızın üzerinde şiddetle icrâ-yı te`sîr edince (kendi kendisine) eski yerime olsun döneyim, diye dönüp geldi. Az bir uyku kestirip sonra başını kaldırınca devesini yanında buldu.
HadisNo : 2143


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları;Yataktan kalkınca okunacak duâ;Yatarken okunacak duâ
Ravi : Hüzeyfe İbni`l-Yemân
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER YATARKEN ETTİĞİ DU`ÂLAR HAKKINDA HUZEYFE, BERÂ`, İBN-İ ABBÂS, EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem gece yatağına girince (sağ) elini (sağ) yanağının altına kordu. Ve: "Bismike`llahümme emûtü ve ahyâ` = Allah`ım! Sen`in adını anarak ölürüm ve dirilirim (uyurum, uyanırım)" der idi. Uykudan kalkınca da: "El-Hamdü li`llâhi`llezî ahyânâ ba`de mâ emâtenâ ve ileyhi`n-nüşûr = O Allah`a hamd ederim ki beni öldükten sonra dirilten O`dur. Öldükten sonra (ba`s için) dirilmemiş de (böylece) O`na âitdir".
HadisNo : 2144


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları;Yatarken okunacak duâ
Ravi : Berâ` b. Âzib
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER YATARKEN ETTİĞİ DU`ÂLAR HAKKINDA HUZEYFE, BERÂ`, İBN-İ ABBÂS, EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem yatağına girdiğinde sağ tarafına yatardı. Sonra şöyle du`â ederdi: "Allahümme eslemtü nefsî ileyke ve veccehtü vechî ileyke ve fevvadtü emrî ileyke ve elce`tü zahrî ileyke rağbeten ve rehbeten ileyke lâ melcee ve lâ mencâe minke illâ ileyke âmentü bi-kitâbike`llezî enzelte ve Nebîyyike`llezî erselte = Allah`ım! Kendimi Sana teslîm ettim, yüzümü Sana çevirdim, işimi Sana ısmarladım, Sana i`timâd ettim, Sen`i dilerim ve Sen`den korkarım, Sen`den başka sığınacak (Mahmî), Sen`den başka kurtaracak (halâskâr) yoktur; halâs ve himâye ancak sana âitdir. Allah`ım indirdiğin Kitab`ına inandım ve gönderdiğn Peygamber`ine îmân ettim. (Resûl-i Ekrem buyurdu ki: Bir kimse, bu kelimeleri okur da, sonra o gece içinde ölürse, o kimse İslâm fıtratı ve yaradılışı üzerine ölür).
HadisNo : 2145


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER YATARKEN ETTİĞİ DU`ÂLAR HAKKINDA HUZEYFE, BERÂ`, İBN-İ ABBÂS, EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Rivâyete göre, İbn-i Abbâs: Bir gece ben (Peygamber`in kadınlarından teyzem) Meymûne`nin yanında kalmıştım, diye hadîsini zikretmişti ki, bu hadîs yukarıda geçti. Burada İbn-i Abbâs şu du`ânın Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in du`âsından olduğunu rivâyet etmiştir: Allah`ım, kalbimde bir nûr kıl, gözümde de bir nûr kıl, kulağımda da bir nûr kıl, yine böyle sağımda bir nûr, solumda bir nûr, üstümde bir nûr, altımda bir nûr, önümde bir nûr, arkamda bir nûr kıl. Ve benim için umûmî ve büyük bir nûr yarat!.
HadisNo : 2146


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları;Yatarken okunacak duâ
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER YATARKEN ETTİĞİ DU`ÂLAR HAKKINDA HUZEYFE, BERÂ`, İBN-İ ABBÂS, EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Sizin biriniz yatağına yatacağı âdem bilmez ki (dünden beri) ona hangi mahlûk halef olmuştur (sonra yatsın) sonra (şöyle) du`â etsin: Rabbim! Ancak Sen`in isminle yan tarafımı yatağıma koydum. Sen`in isminle de kaldırırım. Rabb`im! Eğer canımı alacaksan bana rahmetini ihsân et, eğer hayatta bırakacaksan hayâtımı sâlih kullarıın muhâfaza ettiğin himâyenle muhâfaza buyur!.
HadisNo : 2147


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Tevbe-İstiğfar
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER YATARKEN ETTİĞİ DU`ÂLAR HAKKINDA HUZEYFE, BERÂ`, İBN-İ ABBÂS, EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Sakın sizin biriniz: Allah`ım! Dilersen beni mağfiret eyle; Allah`ım! Dilersen bana merhamet eyle, diye du`â etmesin! Azim ve kat`iyyetle, kesin olarak (Yâ Rab! Beni afvet, bana merhamet et, diye) du`â etsin! Çünkü Allah`ı icbâr eden (hiç bir kuvvet) yoktur.
HadisNo : 2148


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Acele etmek;Duâ
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : DU`ÂNIN KABÛLÜ HUSÛSUNDA ACELE EDİLMEMESİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Sizden her birinizin du`âsı isti`câl edilmedikçe kabûl olunur: İnsan (acele eder de) "Du`â ettim de kabûl olunmadı" der.
HadisNo : 2149

Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları;Hüzün ve keder halinde okunacak duâ
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER`İN HÜZÜN VE KEDER ZAMÂNINDAKİ DUÂSI
Hadis : Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in hüzün ve keder hâlinde şu meâlde du`â buyurduğu rivâyet olunmuştur: İbâdete lâyık hiç bir ilah yoktur; ancak azamet ve vekar sâhibi Allah vardır. İbâdete lâyık hiç bir ilâh yoktur; ancak Arş-ı A`zam sâhibi Allah vardır. İbâdete lâyık hiç bir ilâh yoktur; ancak göklerin ve yerin sâhibi ve arş-ı kerîmin mâliki Allah vardır.
HadisNo : 2150


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER CEHD-İ BELÂDAN, DERK-İ ŞAKÂDAN, SÛ-İ KAZÂDAN, ŞEMÂTET-İ A`DÂDAN ALLÂH`A SIĞINIRDI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem cehd-i belâ`dan, derk-i şeka`dan, sû-i kazâ`dan, şemâtet-i a`dâ`dan Allaha sığınırdı. Bu hadîsin râvîlerinden birisi olan Süfyân (İbn-i Üyeyne) der ki: Ebû Hüreyre`in bu hadîsi üç şey idi. Birisini ben (bir zan ile) ziyâde ettim. Bilmiyorum ki, ziyâde ettiğim bir, bu dörtten hangisidir.
HadisNo : 2151


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Ağır söz sarfetmek
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER CEHD-İ BELÂDAN, DERK-İ ŞAKÂDAN, SÛ-İ KAZÂDAN, ŞEMÂTET-İ A`DÂDAN ALLÂH`A SIĞINIRDI
Hadis : Rivâyete göre, Ebû Hüreyre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Allah`ım! Her hangi bir mü`mine ağır bir söz söylemiş olursam sen o sözümü Kıyâmet gününde o mü`min için sana yakınlığa vesîle kıl!" buyurduğunu işitmiştir.
HadisNo : 2152


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları
Ravi : Sa`d b. Ebî Vakkâs
Baslik : SA`D İBN-İ EBÎ VAKKÂS`IN: RESÛL-İ EKREM BİZE BUHULDEN, KORKAKLIKTAN, ERZEL-İ ÖMÜRDEN, DÜNYÂ FİTNESİNDEN, KABİR AZÂBINDAN İSTİÂZE ETMEMİZİ EMREDERDİ, HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem şu (meâldeki) kelimelerle du`â olunmasını emrederdi: Allah`ım! Buhülden (cimrilikten) Sana sığınırım, korkaklıktan da sığınırım, erzel-i ömür (denilen ihtiyarlığın bunaklığın) dan da sığınırım, dünyâ fitnesinden yâni deccal şerrinden de sığınırım, kabir azâbından da Sana sığınırım!.
HadisNo : 2153


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : DU`Â VE İSTİÂZE HAKKINDA HAZRET-İ ÂİŞE`NİN UZUN BİR RİVÂYETİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle du`â ederdi: Allah`ım! Tenbellikten, bunaklık derecesinde ihtiyarlıktan, günâhtan, ödeklikten, kabir suâlinden ve kabir azâbından, Cehennem ateşinden ve Cehennem azâbından, zenginlik gurûrunun şerrinden, yoksulluk sefâletinden Sana sığınırım! Allah`ım! Bir gözü silik Deccâl`in şerrinden Sana sığınırım! Allah`ım! Günâhlarımın kirini (el deymedik) kar, buz suyu ile yıka, kalbimi de günâhlardan -beyaz elbîseyi kirden temizler gibi- pâkla; benimle günâhlarımın arasını da doğu ile batı arası uzaklığı kadar uzak kıl!
HadisNo : 2154


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN EN ÇOK DUÂSI: (RABBENÂ ÂTİNÂ Fİ`D-DÜNYÂ HASENETEN VE Fİ`L-ÂHİRETİ HASENETEN) DU`ÂSI İDİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in en çok okuduğu du`â şu idi dediği rivâyet olunmuştur: Allahümme âtina fi`d-dünyâ haseneten ve fi`l-âhireti haseneten ve kınâ azâbe`n-nâr = Rabbimiz, bize dünyâda bir güzellik ver, âhirette de bir güzellik ver, ve bizi ateş azâbından koru!
HadisNo : 2155


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN EN ÇOK DUÂSI: (RABBENÂ ÂTİNÂ Fİ`D-DÜNYÂ HASENETEN VE Fİ`L-ÂHİRETİ HASENETEN) DU`ÂSI İDİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle du`â ederdi: Allah`ım! Günâhımı, bilgisizliğimi, her işimde isrâfımı ve benden daha iyi bildiğin bütün kusurlarımı affeyle. Allah`ım! Lâtîfemi ve ciddî hâlimi, hatâmı ve dileyerek işlediğim günâhımı affeyle. İ`tirâf ederim ki, bu kusurların hepsi bende vardır.
HadisNo : 2156


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları;Her gün okunacak duâlar
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : LÂ İLÂHE İLLA`LLÂH VAHDEHÛ LÂ ŞERİKE LEH, LEHÜ`L-MÜLKÜ VE LEHÜ`L-HAMD VE HÜVE ALÂ KÜLLİ ŞEY`İN KADÎR) DU`ÂSININ FAZÎLETİ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE, EBÛ EYYÛB, İBN-İ MES`ÛD RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Her kim günde yüz kere "Lâ ilâhe illa`llah, vahdehü lâ şerîke leh, lehü`l-mülkü ve lehü`l-hamdü ve hüve `alâ külli şey`in kadîr = Allah`dan başka ilâh yoktur, yalnız O vardır, O`nun eşi ve ortağı yoktur, mülk O`nundur, Hamd O`nundur, O, her şeye kadirdir" derse, bu du`â o kimse için on köle âzadlamak sevâbına muâdil olur ve ona yüz hasene yazılır, yüz musîbet de ondan mahvolunur. O gün içinde akşama erişinceye kadar şeytan şerrinden eminlik olur. Ve o kimsenin bu du`âyı okumasından daha fazîletli hiç bir kimse evrâd ve ezkâr getiremez. Meğer ki bu du`âyı ondan daha çok okumuş ola!
HadisNo : 2157


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Duâ
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : LÂ İLÂHE İLLA`LLÂH VAHDEHÛ LÂ ŞERİKE LEH, LEHÜ`L-MÜLKÜ VE LEHÜ`L-HAMD VE HÜVE ALÂ KÜLLİ ŞEY`İN KADÎR) DU`ÂSININ FAZÎLETİ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE, EBÛ EYYÛB, İBN-İ MES`ÛD RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`den (Lâ ilâhe illa`llahu vahdehû...) hadîsini rivâyet ettikleri ve: Her kim bu du`âyı on kere okursa İsmâil Peygamber neslinden on esir âzadlamış gibi sevâba müstahak olur, buyurulduğunu naklettikleri rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2158


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Her gün okunacak duâlar;Tesbihin fazîleti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : GÜNDE YÜZ KERE (SÜBHÂNA`LLÂH VE Bİ-HAMDİH) DU`ÂSINI OKUMANIN FÂZÎLETİ
Hadis : Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: [Her kim günde yüz kere "Sübhâna`llah ve bi-hamdih = Allah`ı tesbîh ve Allah`a hamd ederim" derse, o kimsenin (Allah hakkı olan) günâhları -deniz köpüğü kadar çok olsa bile- mahv ü mağfiret olunur] buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2159

Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Allâh`ı zikretmek
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : RABBİNİ ZİKREDEN MÜ`MİN DİRİYE, GÂFİL DE ÖLÜYE TEŞBÎH BUYURULMUŞTUR
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: Rabbini zikreden kimse ile zikretmiyen kimsenin benzeri, diri ile ölü gibidir, buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2160


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Allâh`ı zikretmek;Tesbihin fazîleti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ALLÂH`I ZİKR HUSÛSUNDA EBÛ HÜREYRE`NİN MUFASSAL BİR RİVÂYETİ
Hadis : Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Allah`ın bir sınıf melekleri vardır ki, bunlar yolları, sokakları dolaşırlar, ehl-i zikri ararlar, onlar Azîz ve Celîl olan Allah`ı zikreden bir cemâat bulunca biribirlerine: Aradığınıza geliniz, diye seslenirler. Bunun üzerine melekler ehl-i zikri dünyâ semâsına kadar kanadlariyel tavâf ederler. Cenâb-ı Hak onları pek iyi bildiği halde meleklere: - Kullarım ne söylüyorlar? Diye sorar. Onlar da: - (Sübhâna`llah diyerek) Sen`i tesbîh ediyorlar, (Allahü Ekber diye) Sen`i tekbîr ediyorlar, (El-Hamdü li`llah diyerek) Sana hamd ü senâ ediyorlar, sûretinde cevab verirler. Sonra Cenâb-ı Hak: - Bu kularım Ben`i görürler mi ki? Diye sorar. - Hayır, Va`llahi Sen`i göremezler, derler. - O kullarım ya beni görseler nasıl olurlar? Buyurur. - Onlar Sen`i görseler Sana ibâdet ve ubûdiyetleri daha şiddetli, temcîd ve tahmîdleri daha çetin, tesbîhleri daha çok olur, derler. Cenâb-ı Hak: - Ben`den ne diliyorlar? Diye sorar. - Cennet istiyorlar, diye cevab verirler. Cenâb-ı Hak: - Onlar Cennet`i görmüşler mi? - Hayır, Va`llahi onlar Cennet`i görmemişlerdir. - Ya onlar Cennet`i görselerdi? - Eğer görselerdi, Cennet`e karşı hevesleri daha çok, talebleri daha şiddetli, rağbetleri daha büyük olurdu. Cenâb-ı Hak: - O kullarım neden istiâze ederler? Melekler: - Cehennem`den! - Cehennem`i gördüler mi? - Hayır Ya Rabbî! Va`llahi görmediler. - Ya görselerdi nasıl olurlardı? - Ondan daha çok kaçınırlardı, korkuları daha çok olurdu. Bunun üzerine Cenab-ı Hak meleklere: - Ey melekler! Sizi şâhid kılarım ki, ben bu zikreden kullarımı mağfiret ettim, buyurur. Meleklerden birisi: - O zikredenlerin arasında filân kişi vardı ki, o, zikredenlerden değildir; bir hâcet için oraya gelmiş oturmuştu, der. Cenâb-ı Hak: - O mecliste oturanlar öyle sâhib-i kemâl kimselerdir ki, onlarla birlik oturanlar şakî olamaz, cevâbını verir.
HadisNo : 2161
Buhari Hadisleri KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının vakti
Ravi : Ebû Mes`ûd Ukbe İbn-i Amr
Baslik : BEŞ VAKİT NAMAZIN VAKTİLERİ HAKKINDA EBÛ MES`ÛD HADÎSİ
Hadis : (Sened-i muttasıl ile) rivâyet olunur ki, Irak`ta (iken) bir gün Muğîre b. Şu`be radiya`llâhu anh`in yanına girdi ki, (o gün Muğîre nasılsa İkindi) namazını geç vakte bırakmıştı. Ona dedi ki: Yâ Muğîre, bu (yaptığın) nedir? Bilmiyor musun ki, Cibrîl (aleyhi`s-salâtü ve`s-selâm) inip namaz kıldı. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de (ardında) kıldı. Sonra (bir daha) kıldı. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de (ardında bir daha) kıldı. Sonra (bir daha) kıldı. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de (ardında bir daha) kıldı. Sonra (bir daha) kıldı. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de (ardında bir daha) kıldı. Sonra (bir daha) kıldı. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de (ardında bir daha) kıldı. Sonra: "(İşte) bununla emrolundum." dedi.
HadisNo : 315


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Emr-i bi`l ma`rûf nehy-i ani`l-münker;İyiliği emir, kötülükten men;Namaz kılmak;Oruç
Ravi : Sâhib-i Sırr-ı Resûl Huzeyfe b. el-Yemân Absî
Baslik : HAZRET-İ ÖMER`DEN SONRA VUKÛ` BULACAK FİTNE HAKKINDA HUZEYFE RİVÂYETİ
Hadis : Şöyle demiştir. (Bir gün Emirü`l-Mü`minîn) Ömer radiya`llâhu Teâlâ anh`in yanında oturuyorduk. "Resûlullâhu aleyhi ve sellem`in fitne hakkındaki sözlerini (bakalım) hanginiz bellemiş?" diye sordu. Dedim ki: Ben. Hem de nasıl söylediyse öylece. (Ömer): "Ona, yâhud buna karşı (Amma da) cür`etin varmış!" dedi. Dedim ki: İnsanın ehli, malı, evlâdı, komşusu yüzünden dûçâr olduğu fitneye namaz, oruç, sadaka, emir (bi`l-ma`rûf), nehiy (ani`l-münker) keffâret olur. "Hayır, (sormak) istediğim bu (fitne) değil, deniz nasıl kudurursa öylece kuduran fitnedir." dedi. (Bunun üzerine Huzeyfe): "Yâ Emîre`l-Mü`minîn, o fitneden sana bir şey yok. Çünkü muhakkak seninle onun arasında kilitli bir kapı vardır." dedi. Huzeyfe der ki: (Ömer): "Kapı kırılacak mı, yoksa açılacak mı?" diye sordu. "Kırılacak." dedim. "Demek ki (tâ Kıyâmete kadar) kilitlenemiyecek." dedi. Huzeyfe`ye biri: "Ömer kapıyı biliyor muydu?" diye sordu. "Evet, yarından evvel bu akşamın geleceğini bildiği gibi (biliyordu.) Benim ona söylediğim sözde yalan yanlış yoktur." dedi. "Ya kapı kimdir?" diye sordular. "Ömer (in kendisi) dir." cevâbını verdi.
HadisNo : 316


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namaz kılmak
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : HUD 114 NOLU ÂYET-İ KERÎMESİNİN SEBEB-İ NÜZÛLÜ HAKKINDA ABDULLÂH İBN-İ MES`ÛD HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: (Bir def`a) bir kimse (yabancı) bir kadından bir bûse aldı. (O adam) Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`e gelip keyfiyyeti haber verdi. Allâhu Azze ve Cel Hazretleri ... âyet-i kerimesini inzâl buyurdu. O kimse: "Yâ Resûlâllâh, bu yalnız benim için mi?" diye sordu. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de: "Ümmetimin âmmaten, kâffeten hepsi içindir," buyurdu. (Buhârî`nin) yine İbn-i Mes`ûd`dan olan diğer rivâyâtında: "Ümmetimden bununla âmil olan (herkes) içindir." denilmiştir.
HadisNo : 317


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namaz kılmak
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : BEŞ VAKTİ NAMAZIN, KÜÇÜK GÜNAH İŞLEYENLERE TEVBE MAKÂMINA KÂİM OLACAĞI;BÜYÜK GÜNAHLARDAN KAÇINMAK ŞARTI İLE VAKTİNDE KILINAN NAMAZLAR, ARALARINDA GEÇEN GÜNAHLARA KEFFÂRET OLACAĞI;AMELLER İÇİNDE ALLÂH`
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`e: "Amellerin hangisi Allâha daha sevglidir?" diye sordum. "Vaktinde (kılınan) namaz." buyurdu. "Sonra hangisi?" dedim. "Birr-i vâlideyn." buyurdu. "Sonra hangisi? dedim. "Allah yolunda cihâd." buyurdu. (İbn-i Mes`ûd) der ki: Bunları Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem bana söyledi. Daha ziyâdesini soraydım yine bana haber verecekti.
HadisNo : 318


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namaz kılmak
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BEŞ VAKİT NAMAZIN, GÜNAHLARI GİDERECEĞİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`den işittim (Bir def`a): "Söyleyin, birinizin kapısı önünde bir akar su bulunsa (sâhib-i hâne de) günde beş def`a içinde yıkansa, ne dersiniz? (vücûdünün) kirinden, pasından bir şey bırakır mı?" buyurdu idi. "Hayır, hiçbir kir, pas bırakmaz, hiçbir şey bırakmaz." dediler. (Bunun üzerine) buyurdu ki: Beş (vakit) namaz da işte bunun gibidir. Onlarla Allâhu Teâlâ günahları yıkar, siler.
HadisNo : 319


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namazı dosdoğru kılmak;Tükürmek
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : NAMAZ KILARKEN SECDEDE NASIL DAVRANILACAĞINA DÂİR ENES HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Secde ederken (secdenizi) yolunda yapınız. (Namaz kılan kimse) kollarını köpek gibi yere yaymasın. Tükürdüğü vakit de ne önüne, ne sağına tükürsün. Çünkü o, Rabbi ile münâcât ediyor.
HadisNo : 320


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Öğle namazı vakti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : "SICAĞIN ŞİDDETİ CEHENNEM`İN KAYNAMASINDANDIR..." HADÎSİ;YAZIN SICAĞINDA ÖĞLE NAMAZINI SERİN ZAMÂNA TE`HÎRİN MÜSTEHAB OLDUĞU
Hadis : Şöyle demiştir: Resulullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Sıcak şiddetlendiği vakitte salât (-ı Zuhru) serinliğe bırakınız. Zîrâ sıcağın şiddeti Cehennem`in kaynamasındandır. Nâr(-ı Cehennem) Rabbine arz-ı şekvâ etti. "Yâ Rab, beni ben yiyorum. (İzin ver)" dedi. Allâhu Teâlâ da iki def`a nefes almasına izin verdi. Nefesin bir kışın, diğeri yazın. En çok ma`rûz olduğunuz sıcak ile sizi en ziyâde üşüten zemherîr (işte budur).
HadisNo : 321


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Öğle namazı vakti
Ravi : Ebû Zerr-i Gıfârî
Baslik : İBRÂD (ÖĞLEYİ SICAK GÜNLERDE TE`HÎR ETMEK) HAKKINDA EBÛ ZERR-İ GIFÂRÎ HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte bir seferde bulunuyorduk. Müezzin (Bilâl-i Habeşî radiya`llâhu anh) Öğlen ezânını okumak istedi. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem: "Serinliği bekle (de öyle oku)." buyurdu. (Bir müddet) sonra yine okumağa davrandı. Yine: "Serinliği bekle (de öyle oku)." buyurdu. (Müezzin) tâ tepelerin gölgelerini uzanmış gördüğümüz zamâna kadar (bekledi). Buhârî`nin bu hadîse âit rivâyetinde: Bunun üzerine Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: `Şüphesiz sıcağın şiddeti Cehennem`in kaynamasındandır. Binâenaleyh sıcak şiddetlendiği zaman namazı serinliğe bırakınız." ziyâdesi vardır.
HadisNo : 322


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Öğle namazı vakti;Soru sormak
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : NÂHOŞ VE LÜZUMSUZ SORU SORMANIN MENHÎ OLDUĞUNA DÂİR ENES HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: (Bir def`a) Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem güneş (nısfü`n-nehârdan) meylettiğinde (Hücre-i Saâdetten) çıktı. Öğleni kıldırdıktan sonra minbere (çıkıp) ayakta durdu. Kıyâmetten bahis buyurdu. O gün (pek) büyük şeyler olacağını haber verdi. Sonra: "Bana bir şey sormak isteyen varsa (şimdi) sorsun. Bu makâmımda durduğum müddetçe bana her ne sorarsanız (hemen) haber vereceğim." buyurdu. Halk (Nebî aleyhi`s-salâtü ve`s-selâm`ın gazabından müteessir olarak) pek ziyâde ağlaştılar. (Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de) tekrar tekrar hep "Sorsanıza!" diyordu. Derken Abdullâh b. Huzâfe es-Sehmî (radiya`llâhu anh) ayağa kalkıp "Benim babam kimdir?" diye sordu. "Baban Huzâfe`dir." buyurdu. Sonra yine: "Sorsanıza!" (diye ilhâh) buyurdu. Bunun Üzerine Ömer b. el-Hattâb (radiya`llâhu anh) iki diz üstü gelip: "Yâ Resûlâ`llâh bu kadarı elverir. Biz) Allâhu Teâlâ`yı Rab, İslâm`ı din, Muhammed (salla`llâhu aleyhi ve sellem)`i Nebî olarak kabûl ve tasdîk ettik." dedi. Bunun üzerine (Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem biraz) sükût buyurduktan sonra: "Demincek Cennet ile Cehennem şu duvarın yüzünde bana arz olundu. Ne böyle hayrın, ne de böyle şerrin mislini görmüş değilim." buyurdu.
HadisNo : 323


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının vakti;Öğle namazı vakti;Sabah namazının vakti
Ravi : Ebû Berze (Nadle b. Ubeyd-i Eslemî)
Baslik : BEŞ VAKİT NAMAZIN KILINIŞ VAKİTLERİ İLE İLGİLİ EBÛ BERZE HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem sabah namazını her birimiz yanında oturanı tanıyacak kadar aydınlık olduğu zaman kıldırır, bu namazda altmıştan yüz âyete kadar okurdu. Öğlen namazını güneş (mağribe doğru) meylettiği vakitte kıldırırdı. İkindiyi de (öyle bir saatte kıldırır ki,) birimiz (namazdan sonra mescitden) Medîne`nin en uzak yerine gider (evine) dönerdi de güneş henüz dipdiri bulunurdu. Râvî (Ebu`l-Minhâl Seyyâr b. Selâme) Akşam namazı hakkında (Ebû Berze radiya`llâhu anh`in) ne dediğini unutmuş. (Ebû Berze) demiş ki: (Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem) yatsı namazı gecenin (ilk) sülüsüne -sonradan deyişine göre yarısına- kadar te`hirde beis görmezdi.
HadisNo : 324

Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namazların rekât sayısı;Yatsı namazı vakti
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : CEM`-İ SALÂTEYN HAKKINDA İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem öğlen ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı (birlikte) yedi (rek`at) ve sekiz (rek`at) olarak kıldırdı.
HadisNo : 325


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Yatsı namazı vakti
Ravi : Ebû Berze (Nadle b. Ubeyd-i Eslemî)
Baslik : CEM`-İ SALÂTEYN HAKKINDA İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Ravi`nin (evkât-ı) salâvât hakkında biraz yukarıda geçen (324 rakkamlı) hadîsi ki, bu rivâyette (Sahâbî-i müşârün-ileyh) yatsı namaz(larının vakti)nden bahsederken: "(Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem) bu (namaz) dan evvel uyumaktan ve ondan sonra da oturup konuşmaktan hoşlanmazdı" (ziyâdesi) vardır.
HadisNo : 326


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının vakti
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : İKİNDİNİN TA`CÎL VE TE`HÎRİ İLE İLGİLİ ENES (RADİYA`LLÂHU ANH) HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle demiştir: Biz (vaktiyle) ikindi namazını kılardık. Sonra insan Benû Amr b. Avf (yurdun)a giderdi de onları ikindiyi kılıyor bulurdu.
HadisNo : 327


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının vakti
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : İKİNDİNİN TA`CÎL VE TE`HÎRİ İLE İLGİLİ ENES (RADİYA`LLÂHU ANH) HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem, güneş henüz yüksek ve dipdiri iken ikindi namazını kıldırdı. (Namazdan sonra) avâlîye giden insan oraya varırdı da güneş hâlâ yüksek bulunurdu.
HadisNo : 328


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının fazîleti
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : İKİNDİ NAMAZINI KAÇIRANLARIN UĞRIYACAKLARI MUSÎBETLERE DÂİR İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: İkindi namazını kaçıran kimse sanki ehl (ve ıyâl) ini de, malını da elinden kaçırmış, (helâklariyle musâb olmuş) gibidir.
HadisNo : 329


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının fazîleti
Ravi : Büreyde b. el-Husayb-ı Eslemî
Baslik : "HER KİM SALÂT-I ASR`I (AMDEN) TERKEDERSE, AMELİ BÂTIL OLUR" HADÎSİ
Hadis : Bulutlu bir günde şöyle demiştir: İkindi namazını ta`cîl ediniz. Zîrâ Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem: "Her kim salât-ı asrı (amden) terkederse ameli bâtıl olur." buyurdu.
HadisNo : 330


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Rü`yetullah
Ravi : Cerîr b. Abdullâh el-Becelî
Baslik : KIYÂMET GÜNÜNDE MÜ`MİNLERİN, RABLARINI NASIL GÖRECEKLERİ; VE SABAH VE İKİNDİ NAMAZLARININ EDÂSI HAKKINDA CERÎR (RADİYA`LLÂHU ANH) HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Bir gece Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte bulunuyorduk. (Ayın on dördüne müsâdif idi.) Kamere bakıp buyurdu ki: Şu ayı nasıl rü`yetinden hiç biriniz mahrûm olmaksızın hepiniz (zahmetsizce) görüyorsanız, Rabbiniz (Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri) ni de öylece göreceksiniz. Artık güneşin tulûundan da, gurûbundan da evvelki namazların hiç birinden alıkonmamak elinizden gelirse (ona) çalışınız.
HadisNo : 331


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namaz kılmak
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : SABAH VE İKİNDİ NAMAZLARININ FAZÎLETİ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: (Hergün) birtakım melâike geceleyin, diğer takım melâike de gündüzün yekdiğeri müteâkib size gel(ip içinizde kal)ırlar. Bunlar sabah ile ikindi namazlarında buluştukdan sonra (evvelce) içinizde kalmış olanlar semâya urûc ederler. Rablar (Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri namaz kılmış kullarının) hallerine a`lem iken (yine o meleklere: "Kullarımı ne halde bıraktınız?" diye sorar. Onlar da: "Onları namaz kılarken bıraktık. Nitekim namaz kılarlarken bulmuştuk." cevâbını verirler.
HadisNo : 332


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının vakti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : İKİNDİ VE SABAH NAMAZLARININ BİRER REK`ATİ VAKTİ İÇİNDE, KALANI VAKİT DIŞINDA KILINIRSA, KILINAN NAMAZLARIN SAHÎH OLDUĞUNA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ VE BU BÂBDA FUKAHÂNIN İCTİHÂDI
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Biriniz ikindi namazından bir secdeyi gün batmadan evvel yetiştirecek olursa namazını tamamlasın. Sabah namazından da bir secdeyi gün doğmadan yetiştirecek olursa namazını tamamlasın.
HadisNo : 333


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : "SİZDEN EVVEL GELEN ÜMMETLERE NİSBETLE SİZİN BEKÂNIZ, İKİNDİ NAMAZINDAN GURÛB-I ŞEMSE KADARDIR". HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`den (şu temsîli) işittim. Buyuruyordu ki: Sizden evvel gelen ümmetlere nisbetle sizin (dünyâda müddet-i) bekânız (bütün güne nisbetle) ikindi namazından gurûb-ı şemse kadar (olan müddet gibi) dir. Ehl-i Tevrât`a Tevrat verildi. (Onunla) âmil ol(up çalış)dılar. Lâkin gün yarıyı bulunca çalışmaktan âciz kal(ıp vazgeç)diler. Onlara da birer kırat (olan gündelik) verildi. Sonra bize Kur`ân verildi. Gurûb-ı şemse kadar çalıştık. Ve bize ikişer kırat olarak (gündelik) verildi. Bunun üzerine ehl-i Tevrât ile ehl-i İncil: "Ey Rabbimiz, onlara ikişer kırat, bize ise (yalnız) birer kırat verdin. Halbuki biz daha çok çalıştık." derler. Allah (Celle ve Alâ Hazretleri) de: "(Bütün gün çalıştığınıza göre şart edilen) gündeliğinizden bir şey kestim mi ki?" diye sorar. Onlar: "Hayır, (kesmedin yâ Rab)" derler. O da: "İşte o, benim (kerem ve) fazlımdır ki, dilediğime veririm" buyurur.
HadisNo : 334

Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Akşam namaz vakti
Ravi : Râfi` İbn-i Hadîc
Baslik : AKŞAM NAMAZININ TA`CÎLİ HAKKINDA RÂFİ` İBN-İ HADÎC HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Biz akşam namazını Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte kılardık da her birimiz namazdan çıktığında attığı okun nereye düştüğünü gör(ecek kadar henüz aydınlık bulun)urdu.
HadisNo : 335


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Akşam namaz vakti;İkindi namazının vakti;Öğle namazı vakti;Sabah namazının vakti;Yatsı namazı vakti
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : BEŞ VAKİT NAMAZIN KILINIŞ ZAMANLARINA DÂİR CÂBİR HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem Efendimiz öğleni (zevalden sonra) gündüzün sıcağında, ikindiyi henüz güneş (beyaz ve) tertemiz iken, akşamı güneş battığında, yatsıyı da gâh (erken) gâh (geç) kıldırırdı. Cemâati toplanmış bulduğunda ta`cîl, gecikmiş bulduğunda te`hîr ederdi. Sabah namazını ise onlar, yâhud Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem karanlıkda kılarlardı.
HadisNo : 336


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Akşam namaz vakti
Ravi : Abdullâh b. Mugaffel-i Müzenî
Baslik : A`RÂBIN MAĞRİB`E İŞÂ DEDİKLERİ HAKKINDA MÜZENÎ HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: A`râb (takımı, şu) namazınızın, yâni salât-ı mağribin isminde size gâlib gelmesinler. -Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu. (Yâhud Abdullâh b. Mugaffel-i Müzenî dedi) ki: A`râb (mağribe) işâ derler.
HadisNo : 337


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Akşam namaz vakti
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : YATSI NAMAZININ VAKTİ HAKKINDA RİVÂYETLER
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem işâ namazını (erken kıldırmak âdetleri iken) bir gece geç vakte kadar bırakmışlardı. Bu (dediğim) İslâm henüz yayılmadan evvel idi. (O gece) hücre-i saâdetlerinden (erken) çıkmadılar. Nihâyet Ömer (gelip: "Yâ Resûlâ`llâh, buradaki) kadınlar, çocuklar (hep) uyuya kaldılar." dedi. Bunun üzerine (Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem dışarıya) çıkıp ehl-i mescide: "Şimdi yeryüzünde sizden başka bu namaza intizâr eden yoktur." buyurdular.
HadisNo : 338


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Yatsı namazı vakti
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : YATSIYI GECENİN SÜLÜS-İ EVVELİNE VEYA NISFINA TE`HÎRİN FAZÎLETİ HAKKINDA RİVÂYETLER
Hadis : Şöyle demiştir: Ben ve gemide benimle (Medîne`ye) gelenler Bakî-i Buthân`a inmiştik. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem de Medîne`de idi. Her gece yatsı namazı vaktinde Nebiyy-i Mükerrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in huzûruna bizimkilerden beş on kişi nöbetle giderlerdi. (Bir def`asında) arkadaşlarımla ben Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem`i kendilerine âid bir iş ile biraz meşgul bulduk. (Ondan dolayı da) namazı gecenin yarısı oluncaya kadar geciktirdi. Derken Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem, (hücre-i saâdetinden) çıkıp hazır olanlara (namazı) kıldırdıktan sonra oradakilere: "(Gitmeğe) acele etmeyiniz. Sizlere müjdem var! Nâs içinde sizden başka bu saatte namaz kılan hiçbir kimsenin bulunmaması Allâh`ın size (hâs olan) ni`metlerindendir", yâhud da: "Bu saatte sizden başka namaz kılmış kimse yoktur." buyurdu. -Bu iki sözün hangisini buyurduğunu Ebû Mûsâ`nın kestiremediğini râvî söylüyor.- Yine Ebû Mûsâ radiya`llâhu anh diyor ki: Bunun üzerine Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`den (bunu) işittiğimize sevine sevine (yerimize) döndük.
HadisNo : 339


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu :
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : İŞÂ`NIN TE`HÎRİ VE BUNA GÖRE KILINMA ZAMÂNI İLE İLGİLİ SAHÂBE`NİN KULLANDIĞI ELFÂZ VE BU BÂBDA FUKAHÂNIN İHTİLÂFI
Hadis : Âişe radiya`llâhu anhâ: "(O zamanlarda yatsıyı) şafağın kaybolmasından gecenin sülüs-i evveline kadar olan vakit içinde kılarlardı." diyor. İbn-i Abbâs radiya`llâhu anhümâ`dan bir rivâyette de müşârün-ileyh şöyle diyor: "... derken Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem çıktı. Başından su damladığı ve (mübârek) başına elini koyduğu halde (teşrîfi) hâlâ gözümün önündedir. Teşrîfini müteâkib buyurdu ki: Benim tarafımdan ümmetime meşakkat (yüklemek) olmasaydı (bu namazı hep) böyle kılmalarını emrederdim.
HadisNo : 340


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : İŞÂ`NIN TE`HÎRİ VE BUNA GÖRE KILINMA ZAMÂNI İLE İLGİLİ SAHÂBE`NİN KULLANDIĞI ELFÂZ VE BU BÂBDA FUKAHÂNIN İHTİLÂFI
Hadis : (Sened-i muttasıl ile) Ravi, Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in (mübârek) elini başına koyması (keyfiyyetini) hikâye edip şöyle demiştir: (Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem mübârek) parmaklarını biraz ayırdıktan sonra parmak uçlarını tepesi üzerine koydu. Sonra bitiştirip ve o hey`ette başının üzerine gezdirip tâ baş parmağı, yüz cihetinden kulak yumuşağına değinceye kadar (yukarıdan aşağı) tolununa ve sakalının kenarına (doğru indirdi.) Bunu böylece (tekrar tekrar yaparken de) ne betâat, ne acele gösteriyordu.
HadisNo : 341


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Hz. Peygamber`in mührü
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : İŞÂ`NIN TE`HÎRİ VE BUNA GÖRE KILINMA ZAMÂNI İLE İLGİLİ SAHÂBE`NİN KULLANDIĞI ELFÂZ VE BU BÂBDA FUKAHÂNIN İHTİLÂFI
Hadis : (Sened-i muttasıl ile) rivâyet olunan bu hadîsde (müşârün-ileyh): "(Gümüş) Hâtem-i Şerîf`inin parıltısı hâlâ gözümün önündedir." demiştir.
HadisNo : 342


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının fazîleti;Sabah namazının fazîleti
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : SABAH VE İKİNDİ NAMAZLARININ FAZÎLETİ HAKKINDA EBÛ MÛSÂ HADÎSİ
Hadis : Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in: "Salât-ı berdeyni (yâni sabah ve ikindi namazlarını) her kim kılarsa Cennet`e girdi gitti." buyurduğunu rivâyet eder.
HadisNo : 343


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Sâhur yemeği
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : SABAH NAMAZININ EVVEL-İ VAKİTTE KILINDIĞINA DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Şöyle demiştir: Zeyd b. Sâbit (-i Ensâri radiya`llâhu anh) Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem ile berâber sahûr ettikten sonra namaza durduklarını bana anlattı. "(Sahûr ile namaz) arasında ne kadar (zaman) geçmişti?" diye sordum. "Elli, yâhud altmış (âyet okuyacak) kadar" dedi.
HadisNo : 344

Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Sâhur yemeği
Ravi : Sehl b. Sa`d
Baslik : SABAH NAMAZININ EVVEL-İ VAKİTTE KILINDIĞINA DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Şöyle demiştir: Evimde sahûru ederdim de sabah namazını Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte kılmayı yetiştirebilmek için (evimden çıkmakta) acele ederdim.
HadisNo : 345


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Vakt-i kerâhet
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : SABAH NAMAZINDAN GÜNEŞ DOĞUNCAYA, İKİNDİ NAMAZINDAN DA GÜNEŞ BATINCAYA KADAR NAMAZ KILMAKTAN NEHYE DÂİR İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Merdıy (yâni adl ve sıdkında ve emânet ve diyânetinde hiç şek olmayan) bir çok ricâl -ki içlerinden bence en merdıy olanı Ömer (b. el-Hattâb radiya`llâhu anh)dir.- Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in sabah namazından sonra güneş işrâk edinceye kadar, ikindi namazından sonra da gün batıncaya kadar namaz kılmaktan nehiy buyurmuş olduklarına benim yanında şahâdet etmişlerdi.
HadisNo : 346


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Vakt-i kerâhet
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : GÜNEŞ DOĞARKEN VE BATARKEN NAMAZ KILMANIN KERÂHETİNE DÂİR İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem: "(Kılacağınız) namaz için şemsin ne tulû` zamânını, ne gurub zamânını taharrî (yâni intihâb) etmeyiniz." buyurdu. -Yine İbn-i Ömer (radiya`llâhu anhümâ) şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Hâcib-i şems göründüğü vakit tâ yükselinceye kadar, hâcib-i şems battığı vakit de tâ gâib oluncaya kadar namazı te`hir ediniz.
HadisNo : 347


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Vakt-i kerâhet
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : SABAH NAMAZINDAN SONRA GÜNEŞ DOĞUNCAYA, İKİNDİ NAMAZINDAN DA BATINCAYA KADAR NAMAZ KILMAKTAN NEHYE DÂİR DİĞER RİVÂYETLER
Hadis : Ravi`nin iki türlü alış-verişden ve iki türlü giyinişden Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in nehiy buyurduklarına dâir olan hadîsi ki (yukarıda 239 uncu olarak) geçmişti. -Buradaki rivâyetinde ise âtîdeki ziyâde vardır: "Bir de iki namazdan nehiy buyurdu: (Salât-ı) fecirden sonra gün doğuncaya kadar, salât-ı asırdan sonra da gün batıncaya kadar namaz kılmaktan da (nehiy buyurdu)."
HadisNo : 348


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindiden sonra namaz
Ravi : Muâviye b. Ebî Süfyân
Baslik : SABAH NAMAZINDAN SONRA GÜNEŞ DOĞUNCAYA, İKİNDİ NAMAZINDAN DA BATINCAYA KADAR NAMAZ KILMAKTAN NEHYE DÂİR DİĞER RİVÂYETLER
Hadis : Asırdan sonraki iki rek`atı kastederek şöyle demiştir: Sizler öyle bir namaz kılıyorsunuz ki, Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem ile (o kadar) berâber bulunduk da kıldığını hiç görmedik. (Bilâkis) onu kılmaktan nehiy buyurmuştur.
HadisNo : 349


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindiden sonra namaz
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : SABAH NAMAZINDAN SONRA GÜNEŞ DOĞUNCAYA, İKİNDİ NAMAZINDAN DA BATINCAYA KADAR NAMAZ KILMAKTAN NEHYE DÂİR DİĞER RİVÂYETLER
Hadis : İkindi namazından sonraki iki rek`atı kastederek şöyle demiştir: Onu (yâni Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`i) kabzeden Zât-ı Ecell ü A`lâ`ya kasem olsun ki, o iki rek`atı Allâhu Teâlâ`ya kavuşuncaya kadar (hiç) terk etmedi. Namaz kılmağa kudreti kesilmedikçe de Allâhu Teâlâ`ya kavuşmadı. Namazlarının bir çoğunu oturarak kılardı. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem bu iki rek`atı kılardı. Lâkin ümmetine ağır gelir korkusu ile Mescitte kılmazdı. Ümmetinden tahfîf (-i külfet) i mûcib olacak şeyleri (yapmayı pek) severdi.
HadisNo : 350


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindiden sonra namaz
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : RESÛL-İ EKREM (SALLA`LLÂHU ALEYHİ VE SELLEM) İN İKİNDİDEN SONRA İKİ REK`AT NAMAZ KILMASI HAKKINDA SAHÂBE`NİN AKVÂLİ
Hadis : Şöyle demiştir: İki namaz vardır ki, Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem onları sırran da, alâniyeten da (yâni evinde de, dışarda da) terketmezdi. (Onlar da) sabah namazından evvel iki, ikindi namazından sonra da iki rek`at idi.
HadisNo : 351


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Sabah namazının vakti
Ravi : Ebû Katâde Hâris b. Rıb`ıyy
Baslik : VAKTİNDE KILINAMAYAN SABAH NAMAZININ NASIL EDÂ EDİLECEĞİNE DÂİR KATÂDE HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Bir gece Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte yolculuk ediyorduk. İçimizden biri. "Yâ Resûlâ`llâh, gece sonu emretsen de konak etsek!" dedi. (Cevâben): "Korkarım uyuyakalıp namazı kaçırırsınız." buyurdu Bilâl (radiya`llâhu anh): "Ben sizi uyandırırım." dedi. Yattılar. Bilâl de arkasını râhilesine (yâni bindiği deveye) daya(yıp bekle)di. (Derken) gözleri kapanıp (o da) uyuyakaldı. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem uyandığı zaman hâcib-i şems gözükmüştü. "Bilâl, dediğin nerede kaldı?" buyurdu. (Bilâl:) "Bana bu güne gelinceye kadar bunun gibi (ağır) bir uyku basmış değil." dedi. (Bunun üzerine) Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Allâhu Teâlâ istediği zamanda ruhlarınızı kabzetti. (Yine) istediği zamanda geri çevirdi. Bilâl, kalk, ezan oku. (Bunun üzerine) Bilâl halkı namaza da`vet etti yâni ezan okudu. (Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem) abdest aldı. Güneş yükselip bembeyaz olduğu vakitte de kalktı, namazı kıldırdı.
HadisNo : 352


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının vakti
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : FEVT EDİLEN NAMAZLARIN NASIL EDÂ EDİLECEĞİNE DÂİR CÂBİR HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Handek günü Ömer b. el-Hattâb radiya`llâhu anh gün battıktan sonra gelip küffâr-ı Kureyş`e sebbetmeye başladı. Ve: "Yâ Resûlâ`llâh, ikindiyi az daha gün batmadan kılamayacaktım." dedi. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem: "Vallah, ben de kılamadım." buyurdu. Bunun üzerine kalktık, Buthân`a gittik. (Orada Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem) namaz için abdest aldı. Biz de namaz abdesti aldık. (Ondan sonra) gün batmış iken ikindiyi, arkasından da akşamı kıldırdı.
HadisNo : 353


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu :
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : "HER KİM BİR NAMAZI (KILMAYI) UNUTURSA (ONU) HATIRLADIĞINDA KILSIN..." HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Her kim bir namazı (kılmayı) unutursa (onu) hatırladığında kılsın. Onun bundan başka keffâreti yoktur.
HadisNo : 354

Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namaz vaktini beklemek
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : "SİZ NAMAZA MUNTAZIR OLDUKÇA HEP NAMAZ İÇİNDESİNİZ" HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Siz namaza muntazır oldukça hep namaz içindesiniz.
HadisNo : 355


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Her şey fânidir
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : "(YÜZ SENEYE KADAR) BUGÜN YERYÜZÜNDE OLANLARDAN HİÇ BİR KİMSE KALMIYACAKTIR" HADÎSİ
Hadis : Yukarıda 96 ncı olarak geçen hadisi. -Burada da Abdullâh b. Ömer radiya`llâhu anhümâ Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in: "(Yüz seneye kadar) bugün yeryüzünde olanlardan hiçbir kimse kalmayacaktır." buyurduklarını rivâyet ettikten sonra: "Bu sözden murâd-ı (âlî-i) Nebevî o karnın (bu müddet içinde) munkarız olacağını haber vermek idi." demiştir.
HadisNo : 356


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Misâfir ağırlamak;Suffe ashâbı;Yemin
Ravi : Abdurrahmân İbn-i Ebî Bekr
Baslik : EHL-İ SUFFE`NİN BİRER İKİŞER ASHÂB TARAFINDAN EVLERİNE GÖTÜRÜLEREK DOYURULMASI HAKKINDA ABDÜRRAHMÂN İBN-İ EBÎ BEKR HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Ashâb-ı Suffe fakir kimselerdi. Bir def`a Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem: "İki kişilik yiyeceği olan (onlardan) bir üçüncüsünü, dört kişilik yiyeceği olan bir beşincisini, yâhud da altıncısını (alıp) birlikte götürsün." buyurdu. Yâhud buna benzer bir söz. Ebû Bekr (radiya`llâhu anh bunlardan) üçünü (eve) getirdi. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem de onunu birlikte (alıp Hâne-i Saâdetine) götürdü. (Bizim ev halkı) ben (den), peder ve vâlidem (den), bir de bizim ev ile Ebû Bekr (radiya`llâhu anh)`in evinde (müştereken hizmet eden) hizmetci (den ibâret) idi. (Râvî Ebû Osmân Nehdî) "Artık bir de benim zevcemden dedi mi, demedi mi? bilemiyorum" diyor. (Yine Abdü`r-Rahmân radiya`llâhu anh der ki:) Ebû Bekr (radiya`llâhu anh) Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in hânesinde (misâfirlerinden ayrı olarak) akşam yemeğini yedi. Yatsı namazı kılınıncaya kadar (orada) kaldı. Sonra (misâfirleriyle birlikde kendi hânesine) dönüp (ve misâfirlerin ağılanmasını ehline emredip) Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem akşam taâmını edinceye kadar kaldı. (Sonra yine Hâne-i Saâdete dönüp nezd-i âlî-i Risâlet-Penâhî`de kaldıktan sonra kendi evine döndü.) Geldiğinde gece hayli ilerlemişti. Haremi ona: "Seni misâfirlerinin yanında bulunmaktan alıkoyan nedir?" diye sordu. O da: "Ay, onlara hâlâ yemek vermedin mi?" di(ye çıkış)dı. O da: "Sen gelmedikce yemek yemiyeceklerini söylediler. Yemek çıkardık, kabûl etmediler." dedi. (Abdü`r-Rahmân b. Ebî Bekr radiya`llâhu anhümâ) der ki: Ben savuşup saklandım: O bana: "Behey nâkes herif." di(ye hitâbe)ti. Söğüp saydı. Sonra hiddetle: "İçinize sinmez olsun, yeyiniz. Ben bu yemekten vallah yemiyeceğim." dedi. (Abdü`r-Rahmân radiya`llâhu anh) der ki: Allâh`a kasemler ederim. Biz (yerken) hiçbir lokmaya el uzatmazdık ki altından yemek daha ziyâde çoğalmış olmasın. Nihâyet doydular. Yemek de yenmezden evvelki mikdârından daha ziyâde olarak duruyordu. Ebû Bekr (radiya`llâhu anh) yemeğe baktı. Bir de gördü ki olduğu gibi duruyor. Belki de artmış. Haremine: "Bu ne? Ey Benî Firâs`ın kızı!" dedi. O da "Gözümün nûr(u Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem Hazretler)ine kasem olsun ki şimdi evvelkinden üç kat ziyâdedir." dedi. Bunun üzerine o yemekten yedi. Ve ettiği yemîni kasdederek: "O olan şey şeytandan idi." dedi. O yemekten bir lokma yedikten sonra Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`e gönderdi. Orada sabaha kadar durdu. Bizim ile bir kavim arasında bir (muhâdene) ahd(i) vardı. Müddet hitam bulmuş (olduğu için Medîne`ye gelmişler)di. İçlerinden (arîf olarak) oniki kişi ayırdık. Her biri ile berâber kaç kişi olduğunu (ancak) Allah bilir. İşte onların hepsi o yemekten yediler (de öyle ağırlandılar.) (Râvî rivâyetini bitirdikten sonra) yâhud bu elfâza benzer elfâz (ile rivâyet olunmuştur diyor).
HadisNo : 357
Buhari Hadisleri KİTÂBÜ`L-AHKÂM

Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Âmire itâat;Ulû`l-Emre itâat
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : EY MÜ`MİNLER! ÜZERİNİZE SİYAH SAÇLI HABEŞÎ KÖLE VÂLİ TA`YÎN OLUNSA BİLE SÖZÜNÜ DİNLEYİP MA`RÛF OLAN EMİRLERİNE İTÂAT EDİNİZ, MEÂLİNDEKİ ENES HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Ey Ashâb`ım! Vâlilerinizin, kumandanlarınızın emirlerini dinleyiniz ve onlara itâ`at ediniz; üzerinize ta`yîn olunan vâli, başı siyah kuru üzüm gibi saçlı Habeşî bir köle olsa bile.
HadisNo : 2124


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Mevkı hırsı
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ASHÂB`IM! YAKIN ZAMANDA SİZ ME`MÛRİYETE, CÂH VE MANSIB HIRSINA DÜŞECEKSİNİZ. CÂH VE MANSIB NE GÜZEL SÜT-ANADIR, FAKAT AYRILDIĞI DA MEMEDEN AYRILIKTAN FENÂDIR, HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Muhakkak ki siz, emârete (cah ve mansıba) çok hırslısınız. Halbuki (fenâ idâreciler için) emâret, kıyâmet gününde nedâmet olacaktır. O cah ve mansıb ne güzel süt anadır (emmekle doyulmaz) fakat (azil de) memeden fenâ bir ayrılıştır (ki, hüznü çekilmez).
HadisNo : 2125


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Emâret;İdarecilik (emâret)
Ravi : Ma`kıl İbn-i Yesâr
Baslik : HALKI GÖRÜP GÖZETMİYEN BİR VÂLİ CENNET KOKUSU KOKLIYAMAZ, HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu işittim, demiştir: Bir kul ki, Allah onu halkı görüp gözetmek üzere vâli kılar da o, hayır-hâhâne irşâdiyle halkı muhâfaza etmezse, elbette o kişi Cennet kokusu koklayamıyacaktır.
HadisNo : 2126


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Zâlim idareciler
Ravi : Ma`kıl İbn-i Yesâr
Baslik : HALKI GÖRÜP GÖZETMİYEN BİR VÂLİ CENNET KOKUSU KOKLIYAMAZ, HADÎSİ
Hadis : Rivâyetine göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur: Hiç bir vâli yoktur ki, o, müslüman ahâli üzerinde icrâ-yı velâyet ederken zulüm ederek ölür, muhakkak Allah Cennet kokusunu ona haram kılacaktır.
HadisNo : 2127


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Gösteriş;Riyâkârlık
Ravi : Cündüb b. Abdullâh
Baslik : HALKI GÖRÜP GÖZETMİYEN BİR VÂLİ CENNET KOKUSU KOKLIYAMAZ, HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, (Basra`da Tâbi`î âlimlerinden Safvân ile ashâbı Cündüb`ün yanına oturub onlara nasîhat ederken Cündüb`e, Resûlu`llah`dan duyduklarını söylemesini ricâ etmeleri üzerine Cündüb`ün): Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu işittim, dediği rivâyet olunmuştur: Her kim duyulsun diye (dünyâda) bir iş işler (de riyâkârlık eder)se Kıyâmet gününde Allah da onun fezâhatini duyurur. Yine Resûl-i Ekrem: Her kim de (dünyâda) halka meşakkat ve zahmet verirse, Allah da Kıyâmet gününde o kimseyi azâb ile cezâlandırır, buyurdu. Bunun üzerine Tâbi`î ricâli: Daha vasıyet et, diye Cündüb`e ricâ etmeleri üzerine o da şöyle demiştir: İnsanın (öldükten sonra) ilk önce teaffün eden cihâzı karnıdır. Her kim şüpheli kazançlardan çekinip yalnız halâl lokma ile geçinmeğe gücü yeterse, bunu yapsın. Her kim de kendisiyle Cennet arasını (haksız yere) döktüğü kanla dolu eliyle ayırmamağa gücü yeterse bunu da yapsın!
HadisNo : 2128


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Asabî halde hüküm vermemek
Ravi : Ebû Bekre Nufey` b. Hâris
Baslik : HÂKİM KİŞİ SAKIN ASABÎ HALDE HÜKÜM ETMESİN, HADÎSİ
Hadis : Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: iki kimse arasında hüküm edecek olan hâkim sakın asabî bir halde iken hüküm etmesin, buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2129


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu :
Ravi : ...
Baslik : BİR MÜSLÜMÂNI KATLEDEN HAYBER YAHÛDÎLERİNE RESÛL-İ EKREM`İN; YA MAKTULÜN DİYYETİNİ, KAN BAHASINI VERİRSİNİZ, YÂHUT SİZİ NAKZ-I AHD ETMİŞ SAYARIM, BUYURDUĞU HADİS
Hadis : Hüveyyisa ile Muhayyisa kıssası yukarıda cihad bahsinde geçti. Burada da müellif, (Resûl-i Ekrem`in Hayber yahûdîlerine) yâ maktûlün diyetini, (kan bahasını) verirsiniz, yâhut da (bize) harb i`lân etmiş olursunuz (diye mektub gönderdiğini) ziyâde etmiştir.
HadisNo : 2130


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Allah yolunda kimseden korkmamak;Âmire itâat;Hakkı ikame;Ulû`l-Emre itâat
Ravi : Ubâde b. es-Sâmit
Baslik : HAK YOLUNDA KİMSENİN LEVMİNDEN KORKMAMAK HADÎSİ
Hadis : Biz (Ensâr Hey`eti) Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`e (Akabe mevkiinde) emirlerini dinlemek ve itâ`at etmek üzere bî`at ettik, dediği yukarıda geçti. Buradaki rivâyette de: "Her nerede bulunursak bulunalım, muhakkak orada hakkı yerine getiriceğimize ve hak söyliyeceğimize ve Allah yolunda hiç bir kimsenini levm ve zemminden korkmıyacağımıza söz verdik" sözlerini ziyâde etmiştir.
HadisNo : 2131


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Dil zinâsı;Göz zînası;Harama bakmamak (göz zinası);Zinâ
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : GÖZ, DİL, NEFİS ZİNÂLARI HAKKINDA EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, müşârün-ileyh: "Ebû Hüreyre radiya`llahu anh`in Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`den şu rivâyetinden daha küçük günâha benzer hiç bir şey görmedim" demiştir: Ebû Hüreyre Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`den rivâyet ederek der ki: Allah Âdem-oğluna zinâdan nasîbini takdîr etmiştir. Hiç şüphesiz Âdem-oğlu (ezelde) mukadder olan bu âkıbete erişecektir. İmdi göz zinâsı (mahremi olmıyan kadına şehvetle) bakmaktır. Dil zinâsı da (zevkle) görüşmektir. Nefsin de (zinâ) temmenî ve iştihâsı vardır (bu arzu da nefsin zinâsıdır). Tenâsül uzvu ile bu a`zânın hepsinin arzularını ya gerçekleştirir (fi`ile çıkarır) yâhut (bırakarak) yalanlar.
HadisNo : 2132


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Çocuklara selâm vermek;Selâmlaşmak
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN ÇOCUKLARA SELÂM VERİP TALTÎF BUYURDUĞU HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Hazret-i Enes, bir kere çocukların yanına uğramış ve onlara selâm verip Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem de çocuklara böyle selâm verirdi, demiştir.
HadisNo : 2133

Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Kapı çalanın kendini tanıtması
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : MİSÂFİRİN KAPI ÖNÜNDE İSTİ`ZÂN ÂDÂBI
Hadis : Rivâyete göre, Câbir der ki: Bir kere babamın bir borcundan dolayı Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`e gelmiştim. Kapıyı çaldım. Resûl-i Ekrem: Kim o? Buyurdu. Ben de: Ene (=Ben), dedim. Resûlu`llah böyle cevab verdiğimden hoşlanmamış görenerek: Ene ene (=Ben ben!) diye ta`rîz buyurdu.
HadisNo : 2134


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Birini oturduğu yerden kaldırıp kendisi oturmak
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : MECLİSTE OTURMA ÂDÂBI
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Bir kişi öbür kişiyi oturduğu yerden kaldırıp sonra onun yerine oturmasın; fakat ona: Yer açınız ve genişleyiniz (desin!).
HadisNo : 2135


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Oturma şekli
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN OTURUŞ ŞEKİLLERİ VE ÂDÂBI
Hadis : Rivâyete göre, İbn-i Ömer "Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`i Kâ`be`nin bir tarafında bir eliyle şöyle ihtibâ` ederek oturduğunu gördüm" demiştir.
HadisNo : 2136


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Toplulukta ayrı konuşmak
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : ÜÇ KİŞİDEN İKİSİNİN BİRİBİRLERİYLE FİSKOS ETMELERİNİN EDEBE MÜNÂFÎ OLDUĞU HAKKINDA ABDULLÂH İBN-İ MES`ÛD HADÎSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Üç kişi bir arada bulunurlarken bunlardan ikisi -üçüncüyü mahzûn etmemek için- ondan ayrı gizli konuşmasın! Tâ üçü nâs ile karşılaşıncaya kadar. (Meğer ki üçüncü kimse onların konuşmalarına izin vermiş ola).
HadisNo : 2137


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Uyurken ateşi kontrol etmek
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : ATEŞ SİZİN DÜŞMANINIZDIR. UYUMAK İSTEDİĞİNİZDE SÖNDÜRÜNÜZ, HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Medîne`de gece vakti sâhibinin ikamet ettiği bir ev yandı. Harik-zedelerin bu halleri, Hazret-i Peygamber`e haber verildi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem: Bu ateş, sizin düşmanınızdır. Uyumak istediğiniz zaman söndürünüz, buyurmuştur.
HadisNo : 2138


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Ev yapmak
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : MESKEN İNŞASINDA HAFİFLİK (KOLAYLIK)
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ben bir kere kendimi Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber -yağmurdan muhâfaza ve güneşin harâretinden gölgelendirmek üzere- kendi elimle bir ev yapar gördüm. Bu inşâ`atta Allah`ın hiç bir mahlûku bana yardım etmemişti.
HadisNo : 2139
Buhari Hadisleri KİTÂBÜ`L-BÜYÛ


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Başlık;Düğün;Mehir
Ravi : Abdurrahmân İbn-i Avf
Baslik : TİCÂRETİN FAZÎLETİ HAKKINDA ABDURRAHMÂN İBN-İ AVF HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Biz Medîne`ye (hicret edip) geldiğimizde, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem benimle Sa`da İbn-i Rebî` arasında kardaşlık te`sîs etmişti. Bunun üzerine Sa`d İbn-i Rebî` (Abdurrahmân İbn-i Avf`e): - Ben mal cihetiyle Ensâr`ın en zenginiyim; malımın yarısını sana ayırdım. Sonra bak! İki kadınından hangisini dilersen senin hisâbına talâkını veririm. İddeti geçince onu tezevvüc edersin, dedi. Abdurrahmân İbn-i Avf, Sa`d`e: - (Allah ehlini ve malını sana mübârek eylesin,) benim bunlara ihtiyâcım yoktur. İçinde ticâret yapılan bir çarşınız yok mu? (Bana o pazara delâlet ediniz,) dedi. Sa`d: - Kaynuka` (kabîlesinin) çarşısı vardır, dedi. Abdurrahmân İbn-i Avf Kaynuka` çarşısına gitti. (Satmak üzere) keş ve yağ götürdü. Ertesi günü yine gitti. Çok geçmedi, Abdurrahmân Resûlullah`ı ziyârete geldi. Üzerinde (ehl-i zifâfa mahsus) zafran eserin vardı. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Evlendin mi? diye sordu. Abdurrahmân: - Evet evlendim, diye cevap verdi. Resûlullah: - Kimi tezevvüc eylediğini sordu. O da: - Ensar`dan bir kadınla evlendim, dedi. Resûlullah: - Ne kadar mihir verdin? buyurdu. Abdurrahmân: - Bir çekirdek (beş dirhem) ağırlığında altun yâhud altundan bir çekirdek verdim, diye cevab verdi. Bunun üzerine Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Abdurrahmân`a: - Bir koyun (kesmek sûreti) le olsun, velîme yap, buyurdu.
HadisNo : 958


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Şüpheli şeylerden kaçınmak
Ravi : Nu`mân b. Beşîr
Baslik : HALÂL İLE HARAM ARASINDAKİ UMÛR-I MÜŞTEBİHEYE DÂİR NU`MÂN İBN-İ BEŞÎR HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Halâl olan şeyler bellidir; haram olanlar da bellidir. Fakat halâl ile haram arasında birtakım şübheli şeyler vardır (ki bunlar halâl mıdır, haram mıdır? Çok kimseler bilmezler). Kim ki, kendisince günah olması sezilen bir şey`i terk ederse, o, hürmeti âşikâr olan şey`i çoktan bırakmış demektir. Kim ki, günah olması şübheli olan şey`e cür`et ederse, bu da hürmeti vâzıh muharremâta dalmağa yaklaşmıştır. Günahlar (, haramlar) Allah`ın korusudur (yasak yeridir). Hangi çoban ki, (davarlarını) koru etrâfında otlatırsa, çok sürmeden koruya dalabilir.
HadisNo : 959


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Çocuk babaya nisbet edilir;Neseb tâyini
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : SA`D İBN-İ EBÎ VAKKÂS İLE ABD İBN-İ ZEM`A ARASINDA İSTİLHAK VE TA`YÎN-İ NESEB DA`VÂSI. VE TARAFEYNİN SÛRET-İ TEŞEKKÜLÜ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Utbe İbn-i Ebî Vakkas, kardeşi Sa`d İbn-i Ebî Vakkas`a vasiyet etmiş (şöyle söylemiş): - Zem`an`ın câriyesinin oğlu (Abdurrahmân,) ben (im sulbüm) dendir. Bu çocuğu almalısın!. Hazret-i Âişe diyor ki: - Mekke`nin fethi senesi (Mekke`ye varıldığında) Sa`d İbn-i Ebî Vakkas, çocuğu (, Abdurrahmân`ı) yakaladı. Ve: - Bu, kardeşim Utben`in oğludur. Bunun nesebinin kendisine istilhâkı için bana vasıyet etmiştir, dedi. Bunun üzerine Abd İbn-i Zem`a ayaklanıp: - Bu, benim kardeşimdir; bababın câriyesinin oğludur; babamın firâşı üstünde doğmuştur, dedi. Her iki taraf bu nizâ` ve husûmetlerini Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e arz ettiler. Sa`d İbn-i Ebî Vakkas: - Yâ Resûla`llah! Bu çocuk, kardeşim Utbe`nin oğludur. Nesebinin kendisine istilhâkına dâir bana vasıyeti vardır, dedi. Abd İbn-i Zem`a da: - Bu, benim kardeşimdir; ve babamın câriyesi doğurmuştur; babamın firâşi üstünde doğmuştur, dedi. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Yâ Abd İbn-i Zem`a! Bu (Abdurrahmân) senin (kardeşin) dir, buyurdu. Sonra da Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: - Çocuk, (sâhib-i) firâşindir. Zânîye de mahrûmiyet düşer, buyurdu. Sonra Resûl-i Ekrem vesîle-i husûmet olan bu çocuğun sîmâca Utbe`ye benzediğini görerek, zevci Sevde Bint-i Zem`a`ya: - Ey Sevde! Bundan sonra sen de Abdurrahmân`a gözükme (, ondan kaç!) buyurdu. Bundan sonra Abdurrahmân, Sevde (vefât edip de) Allahü Azze ve Alâ`nın rahmetine kavuşuncaya kadar, Ümmü`l-Mü`minîn`in yüzünü görmedi.
HadisNo : 960


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Kesilmiş et yerken besmele
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : HİLL-Ü HURMETTE ŞÜBHE, VESVESE DERECESİNİ BULMAMASI HAKKINDA HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: Bâzı kimseler: - Yâ Resûla`llah! Bâzı Bâdiyeler bize (kesilmiş) et getiriyorlar. Bilmeyiz ki, bunlar kesilirken hayvan üzerine İsmu`llah zikrettiler mi, etmediler mi? dediler. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Bu et üzerine Bismi`llâh deyiniz, sonra yeyiniz! diye cevab verdi.
HadisNo : 961


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Helâl kazanç
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : KAZANCIN HİLL-Ü HURMETİNE MÜBÂLÂTSIZLIĞIN ZEMMİNE DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: insanlara (muhakkak) bir zaman erişir ki, o devirde kişi, ele geçirdiği mal halâldan mı, haramdan mı? kazanıldığını hiç aldırmaz.
HadisNo : 962


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Parayı para ile değiştirmek;Vâdeli alışveriş;Veresiye alışveriş
Ravi : Zeyd b. Erkam
Baslik : BEY`-İ SARFA DÂİR ZEYD İBN-İ ERKAM İLE BERÂ` İBN-İ ÂZİB`İN MÜŞTEREK RİVÂYETLERİ
Hadis : Şöyle dedikleri rivâyet edilmiştir: Biz, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem zamânında tâcir idik. (Bir kere) Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e sarf(ın hükmün) den sorduk da Resûlullah: "(Bir mecliste) bir elden bir ele verilir, alınırsa beis yoktur. Eğer va`de ile olursa sahîh değildir" buyurdu.
HadisNo : 963


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu :
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : EBÛ MÛSE`L-EŞ`ARÎ`NİN RİVÂYET ETTİĞİ BİR HADÎSE HAZRET-İ ÖMER`İN ŞÂHİD TALEBİ
Hadis : Şöyle rivâyet edilmiştir: (Bir kere) Ömer İbn-i Hattâb radiya`llahu anh`den (ziyâret için üç def`a) izin istemiştim de bana izin verilmemişti. Ömer, (o sırada müslümanların işiyle) meşgul olsa gerekti. Ben de geri dönmüştüm. Ömer, meşguliyetinden kurtulunca (Ebû Mûse`l-Eş`arî`yi kasd ederek): - Abdullah İbn-i Kays`in sesini işitmedim mi? (Şimdi onu işitmiştim) izin veriniz (de gelsin!) demiş, fakat: - Ebû Mûsâ gitti, diye cevab verilmiştir. (Hazret-i Ömer arkamdan adam gönderip) beni da`vet etti. (Gelince) bana: - Niçin geri gittin? diye sordu. Ben de: - Biz, bununla (yâni izin verilmeyen kapıdan dönmekle) emrolunduk, diye cevab verdim. Bunun üzerine Ömer: - (Resûlullah`ın) böyle (rücû` ile emrine dâir) beyyine getirirsin. (Değil mi?. Vâkıa ben seni ittiham etmek istemem. Fakat nâsın Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e yalan isnâd etmesinden endîşe ederim) dedi. Bunun üzerine ben, (şâhid bulmak üzere) Ensar meclisine gittim. Onlardan (bu rücû` haberini) sordum. Ensâr: - Bu mes`ele hakkında büyüklerimizin senin için şahâdetleri ne lâzım?. Bunu küçüklerimiz de, (meselâ) Ebû Saîd-i Hudrî (bile) muhakkak (bilir,) şahâdet eder, dediler. Ben de Ebû Saîd-i Hudrî`ye gittim. (Ömer`e getirdim. O da haberi anlattı.) Ömer: - Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in emrinden (bu rücû` mes`elesi) bana kapalı mı kaldı? (Öyle ya) çarşılara, pazarlara ticârete çıkmak beni, (Resûlullah`ın meclisine devamdan) alıkoydu, di (ye eseflen) di.
HadisNo : 964


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Sıla-i Rahm
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : SILA-İ RAHM HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK`İN BİR HADÎSİ. VE SILA-İ RAHMİN DERECELERİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Müşârün-ileyh: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Kim ki rızkının bereketlenmesi, bakıye-i ömrünün uzaması kendisini sevindirirse, o kimse sıla-i rahmetsin!" buyurduğunu işittim, demiştir.
HadisNo : 965


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Rehin
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN REHN İLE, VA`DE İLE BİR YEHÛDÎDEN ZAHÎRE MÜBÂYAASINA DÂİR ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyh demiştir ki: (Bir def`a elimde) bir arpa ekmeği ve bir mikdar bayat yağla Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e vardım. (O sırada) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (demir) bir zırhını Medîne`de bir Yehûdîye rehnederek ondan âilesi (ni infâk) için (vâde ile bir mikdar) arpa almak üzere idi. Bu halde Resûlullah`ın: - Muhammed salla`llahu aleyhi ve sellem`in ehl-i beyti yanında ne bir sâ` buğday, (ne de) bir sâ` dâne akşamlayamadı ki, buyurduğunu işittim. (Enes devamla): - Hakîkaten Resûlullah`ın hânedânı içinde (lâzimü`l-infak) dokuz kadın vardı, (diyor).
HadisNo : 966


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : El emeği, alın teri ile kazanmak
Ravi : Mıkdâm İbn-i Ma`dî Kerib
Baslik : ELİ EMEĞİ İLE İKTİSÂB-I MAÎŞETİN FAZÎLETİ HAKKINDA MİKDAM İBN-İ MA`D-İ KERİB HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyh, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Hiç bir kimse kendi eli emeğini yemekten hayırlı, asla bir lokma yememiştir. Allah`ın Peygamberi olan Dâvud aleyhi`s-selâm da kendi elinin emeğini yerdi" dediğini haber vermiştir.
HadisNo : 967

Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Borçluya kolaylık göstermek;Kolaylık göstermek
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : SATARKEN ALIRKEN, BORCUNU EDÂ VE ALACAĞINI TALEB EDERKEN İBRÂZ-I SÜHÛLETİN FAZÎLETİ HAKKINDA CÂBİR HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: - Satarken, alırken, alacağını taleb, borcunu edâ ederken sehâ (ve sühûlet) gösteren kimseye Allah rahmet eylesin!, buyurduğunu rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 968


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Kolaylık göstermek
Ravi : Huzeyfe b. el-Yemânî
Baslik : SATARKEN ALIRKEN, BORCUNU EDÂ VE ALACAĞINI TALEB EDERKEN İBRÂZ-I SÜHÛLETİN FAZÎLETİ HAKKINDA CÂBİR HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu, dediği rivâyet edilmiştir: Sizden evvel geçen milletlerden (semâhatli) bir kişi (öldüğünde onun rûhun) Melekler karşılayarak: - (Dünyâda) bir hayır işledin mi? diye sormuşlar. (Hiç bir hayrı bulunmayan) bu kişi: - Ben, (zimemlerimi tahsîl eden) hâdimlerime: fakir (medyûn)ı imhâl, ganîye de müsâmaha ediniz! sûretinde emrederdim, diye cevab vermişti. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak: - (Bu müsâmaha asıl bizim şân-ı ulûhiyetimize lâyıktır; bu kulumdan vaz geçiniz! diye) onu afiv buyurmuştur.
HadisNo : 969


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Alışverişte doğruluk;Alışverişte muhayyerlik
Ravi : Hakîm İbn-i Hizâm
Baslik : HİYÂR-İ MECLİS HAKKINDA HAKÎM İBN-İ HİZÂM HADÎSİ VE ÎZÂHI
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Bâyi` ile müşteri (biribirinden) ayrılmadıkça, yâhud ayrılana kadar hıyâre mâliktirler. Bunlardan her biri dürüst olup da (sil`a ve semene âid husûsâtı biribirine) bildirirlerse, bu bey` (ü şirâ) ları kendilerine mübârek kılınır. Eğer tarafeyn (mâlin, semenin aybını) gizler de yalan söylerlerse, bu bey` (ü şirâ) larının bereketini giderilir.
HadisNo : 970


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Takas
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : BEYİ`DE TEFÂDULUN MEN`İNE DÂİR EBÛ SAÎD-İ HUDRÎ HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Biz (mücâhidler) e, (Beytü`l-mâlin) her çeşid karışık hurma yığınından rızık (, tayın) verilirdi. Biz de onun iki sâını bir sâ` hurmaya satardık. Bunun üzerine Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: - İki sâ` hurmayı bir sâ` a, iki dirhemi de bir dirheme satmayınız! buyurdu.
HadisNo : 971


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Dövme yaptırmak;Fâiz;Kan aldırma ücreti;Resim yapmak;Ressamlar
Ravi : Ebû Cuhayfe
Baslik : SEMEN-İ KELB, SEMEN-İ DEM, VÂŞİME VE MEVŞÛMEDEN NEHYE DÂİR EBÛ CÜHAYFE HADÎSİ
Hadis : Oğlu Avf`in rivâyetine göre, müşârün-ileyh demiştir ki: (Babam) Ebû Cühayfe Haccam bir köle satın almıştı. Sonra Ebû Cühayfe bu köleye emretti de bu hacamat âletleri kırıldı. Ben babamdan: - Bunları niçin kırdırdınız? diye sordum. O da şöyle cevab verdi: - Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: kelb bedelinden, hacamat ücretinden nehyetti; yine Resûlullah döğünlemekten ve döğünlenmekten; ribâ (malı) yemekten ve yedirmekten de nehy buyurdu. Musavvire de hayırdan uzak olsun diye bed-düâ eyledi.
HadisNo : 972


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Alışverişte yemin
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ESNÂ-Yİ BEYİ`DE YEMİNDEN TAHZÎRE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: Yemin, malın medâr-ı revâcıdır (zan olunur). Hakîkatte malın medâr-ı zevâlidir, der idi; bunu (kulağımla) işittim, dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 973


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu :
Ravi : Habbâb b. el-Erett
Baslik : NAZM-I ŞERÎFİNİN BÂİS-İ NÜZÛLÜ OLAN HABBÂB`IN BU HUSÛSA DÂİR BİR RİVÂYETİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Câhiliyet (devrin) de ben Kılınccı idim. Benim Âs İbn-i Vâil uhdesinde alacağım vardı da buna alacağımı tahsîle geldim. Bu herif bana: - Sen Muhammed`e küfretmedikçe sana borcumu vermem, di(ye küfret) ti. Ben de: - Muhammed (salla`llahu aleyhi ve sellem) e Allah senin canını alıp sonra ba`s olunmadıkça ben küfretmem, diye karşıladım. Bu def`a da herif: - (Öyle ise) ölüp, ba`s olup (öbir âlemde) bana mal ve oğul, kız verilinceye kadar beni bırak da sana borcumu orada vereyim? di(ye istihzâ et) ti. Bunu müteâkib: - (Habîbim!) Şu küfredip de: bana elbette (Cennet`te) mal, oğul, kız verilir, diyen herifi gördün a?. Bu (habis) (levh-i mahfûza bakıp) gaybe muttali` mi olmuş, yoksa Rahmân (olan Allah) yanında bir ahd mı almıştır?. (Meâlindeki âyet-i kerîme) nâzil oldu.
HadisNo : 974


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu :
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : HAYYÂTA DÂİR ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Şöyle rivâyet edilmiştir: Bir terzi; hazırladığı yemeğe Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`i da`vet etti. Enes İbn-i Mâlik diyor ki: Ben de Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber gittim. Terzi, Resûlulullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e bir mikdar (arpa) ekmeği, bir mikdar da çorba takdîm etti. Çorbanın içinde kabak ve kuru et parçaları vardı. (Esnâ-yi taamda) gördüm ki, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem yemek kabının etrâfından kabak araştırıyordu. Yine Enes: artık o günden i`tibâren ben kabağı hoşlanmaktan bir an fâriğ olmadım, diyor.
HadisNo : 975


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Bâkire ile evlenmek;Evleneni tebrik etmek;Evlenmek;Nikâh
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : CÂBİR İBN-İ ABDULLÂH`DAN RİVÂYET OLUNAN MEŞHÛR HADÎS-İ BAÎR
Hadis : Şu haber rivâyet edilmiştir: (Feth-i Mekke) gazâsında ben, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber bulundum. (Avdetde) devem beni (kafileden) geri bıraktı ve yürümez oldu. Bu sırada Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem yanıma geldi. Ve: - Ey Câbir! (Sen misin?) diye seslendi. - Evet, (benim) diye cevab verdim. Resûlullah: - Zorun nedir (ki, ordudan geri kaldın?) diye sordu. Ben: - Devem yürümedi, beni geri bıraktı da arkada kaldım, dedim. Resûlullah hemen (devesinden) indi. Mihceni ile devemi çekti. Sonra bana: - Haydi şimdi bin! buyurdu. Ben de bindim. Bu def`a da devem (in fevka`l-mu`tâd seyrin) e şâhid oldum. Onu ben, Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem (in devesini geçmek) den men` ediyorum. Resûlullah: (yol hasbihali olmak üzere) bana: - Evlendin mi? diye sordu. Ben de: - Evet, evlendim, dedim. Resûlullah: - Kız mı, yoksa dul mu? (aldın) diye sordu. Ben de: - Dul, diye cevab verdim. Resûlullah: - (Bâkir) bir câriye (tezevvüc etmek) istemez miydin?. O sana, sen de ona mülâabe ederdiniz! di (ye lâtîfe et) ti. Ben de: - (Bakımları) bana borç kızkardaşlarım var, (babam Abdullah öldü. Fakat dokuz, yâhud yedi kız bıraktı. Doğrusu ben de bunların arasına kendileri gibi bir bebek getirmeği hoşlanmadım) da (yaşlı, başlı dul) bir kadınla evlenmeği bunun da çocukları toplamasını ve saçlarını başlarını taramasını ve (elhâsıl) bunlar üzerinde bir mürebbî ol (up yetimlerin salâh-ı ahvâline bak) masını hayırlı buldum, dedim. Resûlullah: - (Allah eşini hakkında mübârek ve hayırlı kılsın!) Şimde sen (Medîne`ye) varıyorsun. Vardığında artık "Ailene karşı âkıl, reşid, bağlı ol! Allah`dan evlâd taleb ediniz! buyurdu. Bundan sonra Resûl aleyhi`s-selâm: - Deveni satar mısın? diye sordu. Ben de: - Evet satarım, dedim. Resûl-i Ekrem benden devemi bir okıyye (kırk dirhem) e iştirâ etti. Sonra Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem benden önce (Medîne`ye) gitti. Ben de kuşluk vakti vardım. (Arkadaşlarımla berâber) Mescid (-i Saâdet) e geldik. Ve Resûlullah`ın Mescid`in kapısı (önü) nde bulduk. Resûl aleyhi`s-selâm bana: - Şimdi mi geldin? diye sordu. Ben de: - Evet şimdi geldim, diye cevab verdim. Resûl-i Ekrem: - Artık deveni bırak da (Mescid`e) gir; iki rek`at (kudûm namazı) kıl! buyurdu. Ben de: girdim, kıldım. Sonra Resûlullah Bilâl`e bir okıyye (gümüş) tartıp bana vermesini emretti. Bilâl de terâzi ağır basarak tartıp verdi. Ben arkamı çevirip evime giderken bir de Resûl-i Ekrem (Bilâl`e): - Câbir`i bana çağır! buyurdu. Ben zannettim ki, Resûlulah devemi (beğenmedi de) şimdi geri verecek. Halbuki (dünyâda) bana bu deve kadar sevimsiz bir şey yoktu. Resûlullah: - Deveni al, bedeli de senin olsun! buyurdu.
HadisNo : 976


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Satılan malın kusurunu söylemek
Ravi : Amr İbn-i Dînâr
Baslik : GİZLİ AYIBLARI BİLDİRMEDEN BEY` CÂİZ OLMADIĞINA DÂİR İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : İbn-i Ömer radiya`llahu anhümâ`ya âid bir vâkıa, bunun şâhidi olan Amr İbn-i Dînâr`dan şu sûretle rivâyet edilmiştir: İbn-i Dînar demiştir ki: Şu (Mekke şehri) nde Nevvâs isminde bir (deve tâciri) vardı. Bunun develeri arasında bir de hastalıklı devesi bulunuyordu. İbn-i Ömer radiya`llahu anhümâ gelip bu hastalıklı deveyi Nevvâs`ın ortağından satın aldı. Sonra Nevvâs`a gelip hasta deveyi sattığını anlattı. Nevvâs: - Kime sattın? diye sordu. Şerîki: - Şöyle şöyle (sıfatta) bir ihtiyara sattım, dedi. Nevvâs (şerîkini tevbîh ederek): - Vay sana yazıklar olsun!. Vallahi bu ihtiyar zat İbn-i Ömer`dir, dedi. Ve hemen İbn-i Ömer`e gitti. Ve: - Şerîkim size kusûrunu bildirmeden hastalıklı bir deve satmıştır, diye vaziyeti anlattı. İbn-i Ömer: - Öyle ise malına rücû` et, dedi. Nevvâs deveyi alıp götüreceği sırada da İbn-i Ömer: - Haydi bırak şu deveyi!. Artık biz, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: [Advâ (emrâzın bizâtihî sirâyeti) yoktur] hükmüne râzı olmuş kimseleriz, buyurdu.
HadisNo : 977

Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu :
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : GİZLİ AYIBLARI BİLDİRMEDEN BEY` CÂİZ OLMADIĞINA DÂİR İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, müşârün-ileyh demiştir ki: Ebû Taybe (Nâfi`) Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`i hacamat etti de Resûlullah Ebû Taybe`ye bir sâ` (1040) dirhem hurma verilmesini emreyledi. (Bundan başka) Ebû Taybe`nin efendisi (Hârise oğulları) na da, te`diyesi meşrut vergisini hafifletmelerini emir buyurdu.
HadisNo : 978


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN İHTCÂMI VE HACAMAT ÜCRETİNİ İ`TÂSI HAKKINDA İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : "Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem hacamat oldu. Ve hacamat eden haccâma (bir sâ` hurma ücret) verdi. Eğer ücret vermek haram olsaydı Resûlullah bu adama vermezdi" dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 979


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Resim bulunan evler
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : TASVÎR HAKKINDA HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Sıddîka-i müşârün-ileyhâ (bir kere) ufak bir yastık, bir şilte almıştı. Üstünde (hayvan) resimleri vardı. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bunu görünce kapının önünde tevakkuf buyurdu da içeri girmedi. Âişe radiya`llahu anhâ (bu sırada) Resûlullah`ın yüzünde şiddet (âsârı) sezdim de: - Yâ Resûla`llah! Allah`a ve Allah`ın Resûlüne tevbe ederim. (Fakat bilmem ki) ne kusûr ettim, dedim. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Şu yastığın (burada) işi nedir? buyurdu. Ben: - Yâ Resûla`llah! (Kâh) üzerine oturasın, (kâh) yaslanasın diye senin için iştirâ ettim, diye cevab verdim. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Bu sûretlerin sâhibleri kıyâmet gününde muhakkak azâb olunurlar. Ve bu kimselere (tahakküm ve ta`ciz yollu): tasvîr ettiğiniz bu hayvanları (haydi) diriltiniz (bakalım?) denilir, dedi. Yine Resûlullah: Şol bir ev ki, içinde sûretler vardır, artık o eve Melekler girmez, buyurdu.
HadisNo : 980


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Hîbe
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : BEY` VE HİBE HAKKINDA İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Müşârün-ileyh şöyle demiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile biz bir seferde bulunduk. Ben (babam) Ömer radiya`llahu anh`in genç, çetin bir devesine binmiştim. Deve bana galabe ediyor ve kafilenin önüne geçiyordu. Ömer onu men` edip geri çeviriyordu. Sonra devem (tekrar) kafileyi geçiyor, Ömer de men` edip çeviriyordu. Bu sırada Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Ömer`e: - Şu (hırçın) deveyi bana satsana! buyurdu. Ömer: - O senindir yâ Resûla`llah! dedi. (Tekrar) Resûl-i Ekrem: - Şu deveyi bana sat! buyurdu. Ömer de Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e sattı. Der-akab Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: - Ey Abdullah İbn-i Ömer! (Şimdi) deve senindir. Nasıl istersen öyle tasarruf edersin, buyurdu.
HadisNo : 981


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Alışverişte aldatmak;Alışverişte doğruluk
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : "İSLÂM DÎNİNDE ALDATMAK YOKTUR" KAVL-İ ŞERÎFİNİN ŞEREF VURÛDU VE HABBÂN İBN-İ MUNKIZ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyh demiştir ki: Bir kimse Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e bey` ü şirâda dâima kendisinin aldatıldığını arz etti. Resûl-i Ekrem buna cevâben: - Sen de bir şey almak istediğinde (İslâm dîninde) aldatmak yoktur de, buyurdu.
HadisNo : 982


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Alışveriş;Kâ`be`nin tahrîbi
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : KÂ`BE`Yİ TAHRÎB EDEN HABEŞÎLERİN HASFİNE DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Sıddîka-i müşârün-ileyhâ demiştir ki: (Bir kere) Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - (Âhir zamanda) bir gürûh Kâ`be`yi (tahrîb) kasd edecektir. Bunlar Beydâ mevkiine geldiklerinde başbuğlarından son neferlerine kadar (ortaları da müstesnâ olmı(Zeker)) yere batırılırlar. (Yalnız muhâlefet edip ayrılanlar kurtulup haber verirler) buyurdu. Ben: - Yâ Resûla`llah! Bunlar başlarından sonlarına kadar nasıl batırılırlar; halbuki bunların arasında (bey`-u şirâ ile geçinen) çarşı halkı vardır ki, bunlardan ma`dud değildirler, dedim. Resûl-i Ekrem: - (Evet) bunlar başlarından sonlarına kadar batırılırlar. Sonra bu batanlar (kıyâmet gününde) niyetlerine göre ba`s (Haşr-ü Neşr) olunurlar, buyurdu.
HadisNo : 983


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Hz. Peygamber`in isimlerini almak
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN ÖZ ADİYLE SOY ADININ CEM` EDİLMEMESİNE DÂİR ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyh demiştir ki: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (bir kere) çarşıda iken bir kimse: yâ Ebe`l-Kasim! diye seslendi. Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem buna dönüp baktı. Bu adam (başka birisine işâret ederek): - Ben şunu çağırmıştım, dedi. Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: - Benim (öz) adımla ad koyunuz. Fakat soy adımla künyelemeyiniz! buyurdu.
HadisNo : 984


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Çocukları sevmek
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : "KÜÇÜK ORADA MISIN?" DİYE RESÛL-İ EKREM`İN HAZRET-İ HASEN`E HİTÂBI HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Müşârün-ileyh şöyle demiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (bir kere) gündüzün bir parçasında (hâne-i Saâdet`ten) çıkıp ne o bana, ne ben de ona bir şey söylemiyerek Kaynuka` çarşısına gelinceye kadar (yürüdü). Sonra buradan dönüp Fâtıma radiya`llahu anhâ`nın evinin önünde bir kenar oturdu. Ve (Hazret-i Hasen`i kasd ederek): - Küçük orada mısın, küçük orada mısın? diye sordu. Hazret-i Fâtıma çocuğun derhal evden çıkmasını biraz tevkîf etti. Zannedersem bu az zaman içinde çocuğu vâlidesi ya giydirmişti; yâhud saçını başını yıkayıp taramıştı. Sonra çocuk sür`atle koşarak geldi. Resûl-i Ekrem çocuğu kucakladı; ve öp (üp kokla)dı. Sonra: - Allah`ım, sen bu çocuğu sev, bunu seveni de sev! diye düâ buyurdu.
HadisNo : 985


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Malı pazarda satmak (açıkta)
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : MÜŞTERİNİN ALDIĞI ZAHÎREYİ KABZETMEZDEN EVVEL SATMASININ MENHÎ OLDUĞUNA DÂİR İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem zamânında kârbân (sâhibi tâcirler) den (mal kabz edilmeden) zahîre alırlardı. Sonra Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem bu tâcirlere memur gönderdi. Mallarını zahîre pazarına nakledip getirinceye kadar malı aldıkları yerde satmaktan men` eyledi. Yine İbn-i Ömer`den gelen bir rivâyette: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem iştirâ edilen hubûbâtı (ölçülüp) teslîm edinciye kadar onun (kable`l-kabz) satılmasını nehyetti, demiştir.
HadisNo : 986


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Hz. Peygamber`in Tevrat`taki vasıfları
Ravi : Abdullâh b. Amr b. Âs
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN TEVRAT`TAKİ EVSÂF-I ÂLİYESİNE DÂİR ABDULLÂH İBN-İ AMR İBN-İ ÂS`IN ÂLİMÂNE BİR RİVÂYETİ.. VE TEVRAT ÂYETİNİN KUR`ÂN ÂYETLERİYLE TEFSÎRİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyhe Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in Tevrat`ta (muharrer) olan alâmetinden soruldu da Abdullah İbn-i Amr (müekked olarak şöyle) cevab verdi: - Evet, Vallahi Resûlullah, Kur`an`daki bâzı sıfatiyle Tevrat`ta tavsif buyurulmuştur ki, bu muhakkaktır; (ve şöyledir:) Ey azîz Peygamber! Şübhesiz biz seni (Hakka) şâhid, (mü`minlere) beşîr, (münkirlere) nezîr, âcizlere mahmî gönderdik. Sen, elbette benim kulum ve Peygamberimsin!. Sana ben "Mütevekkil" adını verdim. Bu Peygamber, kötü huylu, katı kalbli, çarşılarda çağırkan değildir. O, kötülüğe kötülükle mukabele etmez, belki onu afvile, mağfiretle karşılar. Allah (şirke) sapan kavm (-i Arab) ı bu Peygamber (in irşâdiy) le "Lâ ilâhe illa`llah" diyerek (kıble-yi tevhîde) doğrultmadıkça onun rûhun kabzetmiyecektir. Allah, kör gözleri, sağır kulakları, kapalı gönülleri bu (kelime) nin (sehhar te`sîriy)le açacaktır.
HadisNo : 987

Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu :
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : KEYL VE VEZİN MASRAFLARININ BÂYİE ÂİD OLDUĞUNA DÂİR CÂBİR HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: (Babam) Abdullah İbn-i Amr İbn-i Harâm, üzerinde (şuna, buna) borcu olduğu halde (Uhud`de şehîden) vefât etmişti. Alacaklıların bu borctan (bir mikdârını) bırakmaları husûsusnda Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in yardım buyurmasını diledim. Nebî aleyhi`s-selâm bunlardan böyle bir sulh taleb etti ise de alacalılar (Yehûdî olduklarından) bir şey bırakmadılar. Bunun üzerine Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem bana: - Ey Câbir, haydi (bahçene) git; hurmanı (toplayıp) tasnîf et: Acve (denilen iyi)yi bir boy, Azk-ı Zeyd (denilen engin) i de bir boy yap; sonra bana (haber) gönder! buyurdu. Ben bu emr-i Nebevî`yi yerine getirdim, sonra Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e (haber) gönderdim. Resûl-i Ekrem geldi. Hurma (harmanı)nın başına yâhud ortasına oturdu. Sonra (orada bekleşen alacaklılara işâret ederek): - Haydi şu kavmin matlubâtını ölç! buyurdu. Ben de ölçüp dâyinlere tamâmen haklarını verdim. Geri kalan hurmamın sanki aslından bir şey eksilmemişti?
HadisNo : 988


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Azık
Ravi : Mıkdâm İbn-i Ma`dî Kerib
Baslik : ÂİLE ERZÂKININ ÖLÇÜLMESİNDE BEREKET BULUNDUĞUNA DÂİR MİKDAM HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`den rivâyetine göre Resûl-i Ekrem: Azığınızı ölçünüz, intifâınız çoğalır, buyurmuştur.
HadisNo : 989


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Mekke`nin fazîleti
Ravi : Abdullah İbn-i Zeyd
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN MEDÎNE`NİN MÜDDÜ VE SÂI HAKKINDAKİ DUÂLARINA DÂİR ABDULLÂH İBN-İ ZEYD HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`den rivâyetine göre, Resûl-i Ekrem: - İbrâhim Mekke`yi vâcibü`l-ihtirâm kıldı. Ve Mekke`ye (yümn-ü bereketle) düâ buyurdu. İbrâhim`in Mekke`yi muhterem kıldığı gibi ben de Medîne`yi muhterem kıldım. Ve Medîne`nin Müddi ve Sâı (nın bereketi) hakkında düâ ettim. Nasıl İbrâhim Mekke için bereketle düâ etti ise, buyurmuştur.
HadisNo : 990


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Götürü pazarlık;İhtikâr;Muhtekirler
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : BEY` EDİLEN TAAM VE ERZÂKIN PAZARA NAKLİNDEN EVVEL ELDEN ELE SATANLARIN ASR-I SAÂDET`TE DARBEDİLDİĞİNE DÂİR İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : [Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem zamânında ben, götürü pazarlık erzak iştirâ eden (ve kabz etmeden âhere satmak isteyen) öyle (muhtekir) ler gördüm ki, bunlar, bu malları yükleyip nakl edinceye kadar döğülürler, (ve kable`l-kabz) satmaktan men` olunurlardı] dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 991
Buhari Hadisleri KİTÂBÜ`L-EYMÂN

Fasil : KİTÂBÜ`L-EYMÂN
Konu : Emâret;İdarecilik (emâret);Mevkı hırsı;Yemin keffâreti
Ravi : Abdürrahmân İbn-i Semüre
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN ABDURRAHMÂN İBN-İ SEMÛRE`YE: EY ABDÜRRAHMÂN, SAKIN EMÂRET İSTEME, KİMSEDEN RİYÂSET TALEBİNDE BULUNMA! EĞER SEN İSTEYEREK RİYÂSET VERİLİRSE, VAZÎFENDE MUVAFFAK OLAMAZSIN. EĞER SEN İSTE
Hadis : Rivâyete göre, müşârün-ileyh demiştir ki: Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem bana bir kere şöyle öğüd verdi: Ey Abdurrahmân İbn-i Semüre! Sakın Emir olmak isteme, (kimseden riyâset talebinde bulunma). Eğer sen isteyerek sana emâret ve riyâset verilirse istediğin şey ile (yalnız) bırakılırsın (Allah`ın inâyetine mazhar olmazsın). Eğer emâret ve riyâset, sen istemeden tevcîh olunursa (Allah tarafından) yardım olunursun, (güzel idâre edersin). Bir de, ey Abdürrahmân! Sen bir şeye yemîn edib de başkasını ondan daha hayırlı gördüğünde yemîninden keffâret verib o hayırlı olan işi işle.
HadisNo : 2067


Fasil : KİTÂBÜ`L-EYMÂN
Konu : Yemin keffâreti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BİR HUTBESİNDE RESÛL-İ EKREM: VALLÂHİ SİZİN BİRİNİZİN ÂİLESİ ALEYHİNDE ETTİĞİ YEMÎNİNDE ISRÂR ETMESİ, YEMÎNİNİ BOZUP ALLÂH`IN EMRETTİĞİ KEFFÂRETİ VERMESİNDEN DAHA GÜNAHTIR, BUYURMUŞTUR
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem: (Biz Müslümanlar dünyâdaki ümmetlerin) sonuyuz, kıyâmet gününde önüyüz, buyurmuştur: Vallahi, sizin biriniz âilesi aleyhinde (yemîn edib de) yemîninde inad ve isrâr etmesi (yemînini bozub) Allah`ın farz kıldığı keffâreti vermesinden günahkârdır.
HadisNo : 2068


Fasil : KİTÂBÜ`L-EYMÂN
Konu : Hz. Peygamber`i sevmek
Ravi : Abdullah İbn-i Hişâm
Baslik : BİR KERE RESÛL-İ EKREM HAZRET-İ ÖMER`İN ELİNİ TUTARAK "YÂ ÖMER, BEN SANA HAYÂTINDAN DAHA SEVİMLİ OLMADIKÇA ÎMÂNIN KEMÂLE ERMEZ!" BUYURMUŞ, ÖMER DE: YÂ RESÛLA`LLÂH, SEN HAYÂTIMDAN SEVİMLİSİN, DEMİŞ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Biz bir kere Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber bulunuyorduk. Resûlu`llah, Ömer`in elini tutmuştu. Ömer: - "Yâ Resûla`llah! Sen bana muhakkak ki her şeyden çok sevimlisin, ancak canımdan değil" dedi. Resûl-i Ekrem: - "Hayır (öyle söyleme) hayâtım yed-i kudretinde olan Allah`a yemîn ederim ki, ben sana hayâtından daha sevimli olmadıkça (îmânın kemâle ermez)" buyurdu. Bunun üzerine Ömer: - "Öyle ise, şu anda yâ Resûla`llah! Muhakkak ki, Sen canımdan da sevimlisin" dedi. Resûl-i Ekrem de: - "Şimdi yâ Ömer! Îmânın kemâle erdi!" buyurdu.
HadisNo : 2069


Fasil : KİTÂBÜ`L-EYMÂN
Konu : Fakirin hakkını vermeyen zenginler
Ravi : Ebû Zerr-i Gıfârî
Baslik : ZEKÂT VERMİYEN ZENGİNLERİN CEZÂ VE HUSRANLARI HAKKINDA EBÛ ZERR-İ GIFÂRÎ RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ VE RESÛL-İ EKREM`İN YEMÎN SÛRETİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ben bir kere Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in huzûruna vardım, o sırada Hazret-i Resûlu`llah Kâ`be`nin gölgesinde: - Kâ`be`nin Rabbi`ne yemîn ederim ki, muhakkak onlar çok hüsranda (ve ziyanda) dırlar, Kâ`be`nin Rabbi`ne yemîn ederim ki, muhakkak onlar çok hüsrandadırlar, buyuruyordu. Ben (Kendi kendime): "Hâlim, şânım nedir ki, acabâ Resûlu`llah bende hüsrânı mûcıb (uygunsuz) bir şey mi gördü; benim hal ve şânım ne olabilir ki?" diyordum. Resûlu`llah bu sözü (tekrarlayıb) söylerken ben de yanına oturdum. Susmağa da muktedir olamayıb Allah`ın irâdesi beni kaplayarak: - Yâ Resûla`llah! Babam ve anam sana kurban olsun. Bu hüsranda (ve büyük ziyanda) olanlar kimlerdir? Diye sordum. Resûl-i Ekrem: - Dünyâlığı çok olan (zengin) lerdir. Fakat bunlardan (malının zekâtını) şöyle (önündeki), şöyle (sağındaki), şöyle (solundaki) fakirlere verenler müstesnâ, buyurdu.
HadisNo : 2070


Fasil : KİTÂBÜ`L-EYMÂN
Konu : Çocuğu kendinden önce ölenler
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ÜÇ ÇOCUĞU ÖLEN BİRİNE CEHENNEM ATEŞİ İSABET ETMEZ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Müslümanlardan üç çocuğu ölen bir kişiye Cehennem ateşi isâbet etmez; meğer ki Allah`ın andı yerini bulacak kadar ola, (bu sûrette hafif isâbet eder).
HadisNo : 2071


Fasil : KİTÂBÜ`L-EYMÂN
Konu : Mü`minlerin içlerinden geçirdiklerinden sorumlu tutulmayacakları
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ÜMMETİMİN GÖNLÜNE GELEN NEFSÂNÎ TEMÂYÜLLERİ İŞLEMEDİKÇE VEYA SÖYLEMEDİKÇE ALLAH AFFEDECEKTİR, HAKKINDA EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Ümmetimin gönlüne gelen (nefsânî) temâyülleri -(fi`ilen) işlemedikçe, yâhut (diliyle) söylemedikçe- Allah affedecektir.
HadisNo : 2072


Fasil : KİTÂBÜ`L-EYMÂN
Konu : Adak (nezir);Nezir
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : KİM Kİ, ALLÂH`A İTÂAT ETMEYİ NEZREDERSE İTÂAT ETSİN, ALLÂH`A KARŞI MA`SIYETİ NEZREDERSE SAKIN ÂSÎ OLMASIN! MEÂLİNDE HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Her kim Allah`a ita`ati (mûcib bir hayır ve ibâdet) nezrederse ita`at etsin (nezrini yerine getirsin). Her kim de Allah`a karşı ma`sıyeti (mûcib-i şer bir iş) nezrederse, Allaha `âsi olmasın (nezrini yerine getirmesin).
HadisNo : 2073


Fasil : KİTÂBÜ`L-EYMÂN
Konu : Adak (nezir);Nezir
Ravi : Sa`d İbn-i `Übâde
Baslik : MÜTEVEFFÂNIN ADAĞINI OĞLUNUN KAZÂSI HAKKINDA SA`D İBN-İ UBÂDE RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, İbn-i `Ubâde: Anası hakkında bir nezri olduğunu fakat, adadığını yerine getirmeden anasının vefât ettiğini Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`e sormuş. Resûl-i Ekrem de: Anası nâmına o adağını kazâ edib yerine getirmesini bildirmiştir.
HadisNo : 2074


Fasil : KİTÂBÜ`L-EYMÂN
Konu : Adak (nezir);Nezir
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : MÜTEVEFFÂNIN ADAĞINI OĞLUNUN KAZÂSI HAKKINDA SA`D İBN-İ UBÂDE RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir (cum`a günü) Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem hutbe îrâd ettiği sırada, bir kişinin ayakta durduğunu gördü. Bu kişinin hâlini sordu. Ashâb: (Bu adam -Ashâb`dan ve Ensâr`dan-) Ebû İsrâil`dir. Bu adam ayakta durmak, oturmamak, (güneşte durmak), gölgelenmemek, söz söylememek (üzere) oruç tutmağı nezretmiştir, dediler. Resûl-i Ekrem de: Bu adama söyleyiniz, söylensin, gölgelensin, otursun, orucunu da tamamlasın, buyurdu.
HadisNo : 2075
Buhari Hadisleri KİTÂBÜ`L-EDEB

Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu :
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ANA HAKKI, BABA HAKKINDAN ÜÇ KAT FAZLA OLDUĞUNA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`e bir kişi geldi. Ve: Yâ Resûla`llah! Benim güzel hizmet ve ülfet etmeme nâs içinde en ziyâde lâyık ve müstehak olan kimdir? Diye sordu. Resûl-i Ekrem: Anandır, diye cevab verdi. Sonra kimdir? Dedi. Resûl-i Ekrem: Sonra anandır, buyurdu. Sonra kimdir? Dedi. Resûl-i Ekrem: Sonra anandır, buyurdu. Sonra kimdir? Deyince (dördüncüde): Sonra babandır, diye cevap verdi.
HadisNo : 1965


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Büyük günahlar;Söğmek
Ravi : Abdullâh b. Amr b. Âs
Baslik : BÜYÜK GÜNÂHLARIN EN BÜYÜKLERİ. BUNLARDAN BİRİSİ DE ANAYA, BABAYA İSYÂN OLDUĞUNA DÂİR ABDULLÂH İBN-İ AMR HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir kerre Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem: - "Büyük günahların en büyüğünden birisi, kişinin anasına, babasına lâ`net etmesidir." buyurmuştu. Mecliste bulunanlar tarafından: - Yâ Resûla`llah! Kişi anasına, babasına nasıl söver? Diye soruldu. Resûl-i Ekrem: - O kimse birisinin babasına söver, o da (bi`l-mukabele) onun babasına söver, yine o kişi birisinin anasına söver, o da (bi`l-mukabele) onun anasına söver, buyurdu.
HadisNo : 1966


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Sıla-i Rahm
Ravi : Cübeyr b. Mut`im
Baslik : AKRABÂ ZİYÂRETİNİ KESEN VE BUNU HALÂL SAYAN KİMSE CENNET`E GİREMEZ, HADÎSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: (Sebepsiz) akrabâ ziyâretini kesen (ve bunu halâl sayan) kimse Cennet`e giremez, buyurduğunu işittim, dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1967


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Sıla-i Rahm
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : SILA-İ RAHM`E DÂİR EBÛ HÜREYRE, AMR İBN-İ ÂS VE İBN-İ ÖMER RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSLERİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir: Rahm (adı ki karın yakınlığı, hısımlıktır) rahmân (ismin)den alınmıştır. (Bu rahm karâbeti) sık ağaçların birbirine sarılmış kökleri gibidir. Allahu Teâlâ buyurdu ki: "Ey rahm karâbeti! Her kim sana bağlı bulunur (sıla-i rahm ederse) ben de ona rahmetini erdiririm, kim ki sana münâsebetini keserse, ben de ona rahmetimi keserim."
HadisNo : 1968


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Sıla-i Rahm
Ravi : Amr İbn-i `Âs
Baslik : SILA-İ RAHM`E DÂİR EBÛ HÜREYRE, AMR İBN-İ ÂS VE İBN-İ ÖMER RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`den gizli değil, açık olarak şöyle buyurduğunu işittim: Ebû Tâlib`in, babamın akrabâsı, benim velîlerim değillerdir. Benim velîm Allah`dır, ve sâlih mü`minlerdir. Şu kadar ki, babamın ve Ebû Tâlib`in rahm ve karâbet hakları vardır. O karâbet sebebiyle onlara bağlı bulunur (ziyâret eder)im.
HadisNo : 1969


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Sıla-i Rahm
Ravi : Abdullâh b. Amr b. Âs
Baslik : SILA-İ RAHM`E DÂİR EBÛ HÜREYRE, AMR İBN-İ ÂS VE İBN-İ ÖMER RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSLERİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Misliyle bilmukabele birr ü ihsân eden kişi, akrabâya hakîkî sıla-i rahmetmiş değildir. Lâkin hakîkî sılacı, kendisinden akrabâlık sıla ve ihsânı kesildiği halde sıla ve ihsanda bulunan kimsedir.
HadisNo : 1970


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Çocukları sevmek
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : ÇOCUK SEVGİSİNE DÂİR ÂİŞE VE ÖMER RADİYA`LLÂHU ANHÜMA HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`e Bedevî bir Arab gelip: Yâ Resûla`llah! Siz çocuklarınızı öper (sever) misiniz? Biz çocuklarımızı öpüp okşamayız, demişti. Resûl-i Ekrem: (Ey oğul) Allah senin gönlünden merhamet ve şefkati çekip çıkarmıştır, ben ne yapabilirim, diye cevab verdi.
HadisNo : 1971


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Çocuklara şefkat göstermek
Ravi : Ömer b. el-Hattâb
Baslik : ÇOCUK SEVGİSİNE DÂİR ÂİŞE VE ÖMER RADİYA`LLÂHU ANHÜMA HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in huzurlarına (Hevâzin kabîlesinden) birtakım esirler gelmişti. Bunların içinde (emzikli) bir kadın vardı, (çocuğunu kaybetmişti.) O, göğsüne biriken sütü sağıyor (çocuklara) veriyor, emziriyordu. Bu kadın esirler arasında çocuğu(nu) bulunca hemen alıp sînesine bastı ve (derin bir şefkatle) çocuğunu emzirmeğe başladı. Bu yüksek şefkat levhasını görünce, Resûl-i Ekrem bize: Şu kadının çocuğunu ateşe atacağını sanır mısınız? Dedi. Biz de: Hayır, atmamağa muktedir oldukça atmaz, dedik. Resûl-i Ekrem: "İşte Allahu Teâlâ kullarına, bu kadının çocuğuna şefkatinden daha merhametlidir", buyurdu.
HadisNo : 1972


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Allâh`ın rahmeti;Merhamet
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ALLÂHU TEÂLÂ RAHMETİNİN YÜZDE BİRİSİNİ MAHLÛKÂTA VERMİŞTİR. ONUNLA İNSANLAR BİRBİRLERİNİ SEVERLER, ANALAR ÇOCUKLARINA ŞEFKÂT EDERLER
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ben Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu işittim: Allahu Teâlâ rahmetini yüz parça yaptı da, doksan dokuz parçasını kendi yanında tuttu, bir parçasını yeryüzüne indirdi. İşte bu bir parça rahmet sebebiyle bütün mahlûklar biribirlerine acırlar (sevişirler). Hattâ kısrak (yavrusunu emzirirken) dokunur korkusiyle bir ayağının tırnağını yukarı kaldırır.
HadisNo : 1973


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Çocukları sevmek
Ravi : Üsâme b. Zeyd b. Hârise
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN HAZRET-İ HASAN`LA ÜSÂME İBN-İ ZEYD`İ SÎNESİNE BASARAK, "ALLÂH`IM BUNLARA RAHMET VE SAÂDET İHSÂN ET. BEN BUNLARI SEVİYORUM" BUYURDU
Hadis : Şöyle dediğ rivâyet olunmuştur: Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem beni alır dizine oturturdu, Hasan`ı da öbür dizine oturturdu, sonra bizi sînesine basarak: Allah`ım bunlara rahmet ve saâdet ihsan buyur. Çünkü ben bunların hayır ve saâdetlerini dileyorum, buyurdu.
HadisNo : 1974

Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Allâh`ın rahmeti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BİR KERE RESÛL-İ EKREM NAMAZ KILARKEN BİR BEDEVÎNİN: ALLÂH`IM BANA VE MUHAMMED`E RAHMET ET, BİZDEN BAŞKASINA MERHAMET ETME! DİYE DUÂ ETTİĞİNİ İŞİTTİ. NAMAZDAN ÇIKINCA BEDEVÎ`YE: SEN ALLÂH`IN GENİŞ RAH
Hadis : Rivâyete göre, müşârün-ileyh şöyle demiştir: Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem namaza durmuştu. Biz de onunla berâber durmuştuk. (Câhil) Bedevî bir Arab namaz içinde: Allah`ım bana ve Muhammed`e rahmetini ihsân et, bizden başka hiç kimseye rahmet etme, diye duâ etmişti. Resûl-i Ekrem selâm verince A`râbîye: Ey Bedevî! Sen Allah`ın geniş rahmetini daralttın, buyurdu.
HadisNo : 1975


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu :
Ravi : Nu`mân b. Beşîr
Baslik : MÜ`MİNLER BİRBİRLERİNE MERHAMETTE, MUHABBETTE, LÛTUF VE İHSANDA BİR VÜCUD GİBİDİR, HADÎSİ
Hadis : Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu rivâyet olunmuştur: Bütün mü`minleri biribirlerine merhamette, muhabbette, lûtuf ve âtıfet hususlarında sanki bir vücûd misâli görürsün. O vücûdün bir uzvu hastalanınca, vücûdün öbür â`zâları birbirlerini hasta â`zânın elemine-uykusuzlukla, harâretle iştirâke çağırırlar (hasta uzvun elemini paylaşırlar).
HadisNo : 1976


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Ağaç dikmek
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : BİR MÜSLÜMÂNIN DİKTİĞİ BİR AĞAÇ MEYVA VERİR DE ONU İNSAN VEYÂ HAYVAN YERSE, O KİMSE İÇİN SADAKA OLUR, MEÂLİNDE ENES RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: İslâm câmi`asından bir müslüman bir ağaç diker de, onun mahsûlünden bir insan, yâhut bir hayvan yerse muhakkak o yenilen şey, ağaç sâhibi için sadakadır.
HadisNo : 1977


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Merhametsize merhamet olunmaz
Ravi : Cerîr b. Abdullâh el-Becelî
Baslik : CERÎR İBN-İ ABDULLÂH`IN RİVÂYET ETTİĞİ: MERHAMET ETMİYEN KİMSEYE MERHAMET OLUNMAZ, HADÎSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Merhamet etmeyen kimseye merhamet olunmaz" buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1978


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Komşu hakkı
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : CİBRÎL HİÇ DURMAZ BANA KOMŞU HAKKINI VASIYET EDERDİ. HATTÂ BEN: KOMŞUYU KOMŞUYA MÎRASCI KILACAK SANDIM! MEÂLİNDEKİ HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Cibrîl hiç durmaz komşu hakkına hürmet olunmasını bana vasiyyet ederdi. (Bu vasiyyet bir derece tevâlî etmişti ki) hattâ ben yakında (Allah`ın emriyle komşuyu) komşuya mîrascı kılacak sandım.
HadisNo : 1979


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Komşu hakkı
Ravi : Ebû Şüreyh
Baslik : KOMŞUSU ZULMÜNDEN, ŞERRİNDEN EMÎN OLMIYAN KİŞİ HAKÎKATEN ÎMÂN ETMİŞ OLMAZ, HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur. Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem (bir kere arka arkaya üç kere yemîn ederek) Vallahi îmân etmiş olmaz, vallahi îmân etmiş olmaz, vallahi îmân etmiş olmaz! Buyurdu. (Mecliste hazır bulunanlar tarafından): Yâ Resûla`llah! Bu îmân etmiş olmıyan kimdir? Diye soruldu. Resûl-i Ekrem: Kim olacak, şu komşusu zulmünden, şerrinden emîn olmayan kişi, diye cevab verdi.
HadisNo : 1980


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Boşboğazlılık etmemek;Komşu hakkı;Misâfir ağırlamak
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : KOMŞUSU ZULMÜNDEN, ŞERRİNDEN EMÎN OLMIYAN KİŞİ HAKÎKATEN ÎMÂN ETMİŞ OLMAZ, HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Allah`a ve âhiret gününe îmân edip inanan kişi, komşusuna ezâ etmesin ve Allah`a, ahîret gününe îmân eden her kişi misâfirlerine ikram etsin ve Allah`a, âhiret gününe îmân eden her kişi hayır söylesin, yâhut sussun (boşboğazlık etmesin).
HadisNo : 1981


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : İyilik sadakadır
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : SADAKA VE İHSÂNIN ENVÂ`I HAKKINDA EBÛ MÛSÂ EL-EŞ`ARÎ HADÎSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Her ma`rûf sadakadır" buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1982


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Rıfk
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : ALLÂHU TEÂLÂ HER HUSUSTA RIFK İLE, YUMUŞAKLIKLA MUÂMELE EDİLMESİNİ SEVER, MEÂLİNDEKİ HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem bana: muhakkak ki Allah, her hususta rıfk ile, yumuşaklıkla mu`âmele edilmesini sever, buyurdu, dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1983


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Birlik, beraberlik;Hayra delâlet;Mü`minlerin birbirine bağlılığı
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : İSLÂM CÂMİASINDA MÜ`MİNİN MÜ`MİNE BAĞLILIĞI, TAŞLARI BİRİBİRİNE KENETLİ YALÇIN DUVAR GİBİ METİNDİR, MEÂLİNDEKİ EBÛ MÛSÂ EL-EŞ`ARÎ RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, şöyle demiştir: Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem (bir hutbesinde: (İslâm câmi`asında) mü`minin mü`mine bağlılığı, taşları birbirine kenetli (yalçın) duvar gibi (metîn) dir, buyurdu. Sonra Resûl-i Ekrem (iki elinin) parmaklarını biribirine geçirdi. Râvî Ebû Mûsâ der ki: Resûl-i Ekrem (mescidde) otururdu. Kendisine bir kimse gelip bir şey istediğinde, yâhut bir hâcet dilediğinde oturduğu halde yüzü ile bize dönüp: "(Ashabım! Bu iş için) bana delâlet ediniz, me`cûr olursunuz! Maamâfih Allahu Teâlâ Peygamberlerinin niyâz ve istirhâmı üzerine dilediği şeyi muhakkak infâz eder" buyurdu.
HadisNo : 1984

Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Lüzumsuz konuşmak;Mü`mine lânet etmemek;Söğmek
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN KİMSEYE FENÂ SÖZ SÖYLEMEDİĞİNE VE DARILMAK İSTEDİĞİNDE: YÜZÜ TOPRAK OLASI DERDİ, MEÂLİNDE ENES İBN-İ MÂLİK RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Şöyle rivâyet olunmuştur: Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem kimseye sövmez (ve nesebine ta`n etmez) di. Ne lüzûmundan fazla söylerdi, ne de lâ`net ederdi. O, bizim birimize itâb edip darıldığında "Ona ne oldu? A alnı toprak olasıca!" buyururdu.
HadisNo : 1985


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Bir şey isteyeni boş çevirmemek;Hz. Peygamber`in cömertliği
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : RESÛL-İ EKREM`DEN BİR ŞEY İSTENİLSİN DE (HAYIR) DİYE MENFÎ CEVAP VERSİN; ASLÂ VÂKI` DEĞİLDİR, MEÂLİNDE CÂBİR RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Câbir: Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`den bir şey istenilsin de O, (Lâ = hayır) desin asla vâkı` değildir, demiştir.
HadisNo : 1986


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Azarlamak;Hz. Peygamber`in güzel ahlâkı
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ENES İBN-İ MÂLİK`İN: ON SENE PEYGAMBER`E HİZMET ETTİM, BİR DEF`A OLSUN BANA: NE OF DEDİ, NE DE NİÇİN BÖYLE YAPTIN, YÂHUT BÖYLE YAPSAYDIN! DEMEDİ, MEÂLİNDEKİ HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`e on sene hizmet ettim. Bir kere bana (canı sıkılıp da) "Öf" demedi, niçin böyle yaptın da demedi, böyle yapsaydın da demedi.
HadisNo : 1987


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Mü`mine fâsıklık isnâdı
Ravi : Ebû Zerr-i Gıfârî
Baslik : KİMSE KİMSEYE FÂSIK, KÂFİR! DİYE HİTÂB ETMESİN! SONRA BU KÖTÜ İSNÂD KENDİSİNE RÜCÛ` EDER, HADÎSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu işittiği rivâyet olunmuştur: Hiç bir kişi başka bir kimseye fısk (sapıklık) isnâdiyle (Yâ fâsık, diye söz) atamaz, (atmağa hakkı yoktur) yine böyle küfür de isnâd edemez. Şâyet (atar da) attığı kimse atılan fıskın veyâ küfrün sâhibi değilse, bu sıfatlar muhakkak atan kimseye döner, (dokunur ve fâsık veyâ kâfir olur).
HadisNo : 1988


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : İntihar;İslâm milletinden başkasına ant;Kendini öldürmek (intihar);Mâlik olmadığı malı adamak;Mü`mine küfür isnâdı;Mü`mine lânet etmemek;Sahip olmadığı şeyi adamak
Ravi : Sâbit İbn-i Dahhâk
Baslik : MÜSLÜMÂNA LÂ`NET ETMEK ONU ÖLDÜRMEKTİR, MEÂLİNDEKİ SÂBİT RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Sâbit İbn-i Dahhâk -ki, Şecere Ashâb`ından idi- radiya`llahu anh`den rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Her kim İslâm`dan başka bir millet adına and içerse, o andığı millet gibidir. Âdem-oğluna, mâlik olmadığı malı nezretmesi de doğru değildir. Her kim de dünyâda bir vâsıta ile kendini öldürürse, kıyâmet gününde intihâr ettiği nesne ile azâb olunur. Her kim de bir mü`mine lâ`net ederse, bu da onu öldürmek gibi (günâh) dır. Her kim de bir mü`mine küfü isnâd ederse, bu da onu öldürmek gibi (günah) dır.
HadisNo : 1989


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Koğucular
Ravi : Huzeyfe b. el-Yemânî
Baslik : HUZEYFE RADİYA`LLÂHU ANH`İN KOĞUCULUK EDEN MÜFSİD KİŞİ CENNET`E GİREMEZ, MEÂLİNDEKİ HADÎSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Koğuculuk eden (müfsid) kişi Cennet`e giremez" buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1990


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Allâh`ı şâhit tutarak birini methetmek
Ravi : Ebû Bekre Nufey` b. Hâris
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN HUZÛRUNDA BİR KİMSE BİRİSİNİ LÜZÛMUNDAN FAZLA MEDİH VE SENÂ ETMİŞTİ. BUNUN ÜZERİNE RESÛL-İ EKREM: YAZIKLAR OLSUN, SEN MÜ`MİN KARDEŞİNİN BOYNUNU VURDUN, HADÎSİ
Hadis : Rivâye göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in huzûrunda bir kimsenin adı anılmış da, orada bulunanlardan bir kişi adı geçen kişiyi hayır ile anmış (ve haddinden aşırı mübâlâğalı övmüştü). Bunun üzerine Resûl-i Ekrem ona: - Vay sana yazıklar olsun! Sen dostunun boynunu kopardın, dedi. Ve (bu merhamet ifâde eden) sözünü bir kaç kere tekrarladı. (Sonra) eğer sizin biriniz muhakkak bir dostunu medih mevki`inde bulunursa: Öyle sanırım ki o, şöyle iyidir, böyle iyidir, desin. Ve bu sözünü medhettiği adımın medhettiği sıfatlarla muttasıf olduğunu bilerek söylesin. (İç yüzünü ise) Allah (bilir ve ameline göre) muhâsebe eder. Binâenaleyh sizin biriniz Allah`ı şâhid tutarak hiç bir kimseyi tezkiye ve medhetmesin, buyurdu.
HadisNo : 1991


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Çekememezlik;Dargınlık;Haset (çekememezlik)
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ASHÂBIM! BİRİBİRİNİZE BUĞUZ, HASET ETMEYİZİN, ARKA ÇEVİRMEYİNİZ; BİRİBİRİNİZE KARDEŞ OLUNUZ! BİRİBİRİNİZLE ÜÇ GÜNDEN ZİYÂDE KÜS DURMANIZ HALÂL DEĞİLDİR, MEÂLİNDEKİ ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûl-i Ekrem Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Ashâb`ım! Biribirinize buğz (düşmanlık) etmeyiniz, biribirinize hased etmeyiniz, biribirinizden (yüz çevirip arkalaşarak) ayrılmayınız. Ey Allah`ın kulları! Biribirinizle kardeş olunuz. (Kardeş sevgisi gösteriniz). Bir müslümanın din kardeşini üç günden fazla bırakması (küs durması) halâl değildir.
HadisNo : 1992


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu :
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : İKİ MÜNÂFIK HAKKINDA RESÛL-İ EKREM`İN: SANMAM Kİ FALAN VE FİLAN KİŞİLER BİZİM DÎNİMİZDEN BİR ŞEY ÖĞRENMİŞ OLSUNLAR, MEÂLİNDE HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Sanmam ki falan ve filân dînimizden bir şey bilirler. (Bu hadîsin) diğer bir rivâyet (tarîkın) da da: Sanmam ki falan ve filân bizim üzerinde bulunduğumuz şu (İslâm) dînimizi bilir olsunlar, vârid olmuştur.
HadisNo : 1994


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Birinin noksanının araştırmak;Kusur aramak
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ÜMMETİMİN HEPSİ ALLÂHU TEÂLÂ TARAFINDAN AFVOLUNACAKTIR; YALNIZ AÇIK GÜNAHKÂRLAR DEĞİL, MEÂLİNDE EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu işittim, dediği rivâyet olunmuştur: Ümmetimin hepsi (Allah tarafından) afvolunmuşlardır. Yalnız açık günahkârlar değil, bu (günahkâr) delilerden öyleleri vardır ki: Kişi geceleyin bir günâh işler, sonra: "Şöyle (bir gece hayâtı) yaşadım!" der. Halbuki o, Rabbi günahkâr (sabahleyin şuna buna): "Ey falan, ben dün gece şöyle şöyle (bir gece hayatı) yaşadım!" der. Halbuki o, Rabbi günâh işini ört bas ederek gecelemişti. Fakat bu deli Allah`ın örttüğü perdeyi açarak sabahliyor (fıskını gösteriyor).
HadisNo : 1995

Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Dargınlık;Selâmlaşmak
Ravi : Ebû Eyyûb-i Ensârî
Baslik : MÜ`MİNİN MÜ`MİNİ ÜÇ GÜNDEN FAZLA KÜS BIRAKMASI HALÂL DEĞİLDİR. İKİ MÜ`MİNİN HAYIRLISI ÖNCE SELÂM VERENİDİR, MEÂLİNDEKİ EBÛ EYYÛB ENSÂRÎ HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Bir kişinin din kardeşini üç günden fazla küs bırakması, halâl değildir. Bir halde küslük ki, iki mü`min biribirine kavuştukları zaman birisi yüzünü şu tarafa çevirir, öbürüsü öte tarafa çevirir. Halbuki iki mü`minin hayırlısı şu önce selâm vermeğe başlayandır.
HadisNo : 1996


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Doğruluk;Yalancılar
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : SÖZDE VE İŞDE DOĞRULUK İNSANI HAYRA İRŞÂD EDER. YALANCILIK DA İNSANI ŞERRE SÜRÜKLER, VE ALLAH HUZÛRUNDA KEZZÂB DEFTERİNE YAZILIR, MEÂLİNDEKİ İBN-İ MES`ÛD RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: (Sözünde, işinde) doğruluk insanı hayra irşâd eder, hayırlı işler de Cennet`e kılavuzluk eder. O kimse ki, doğruluk şi`ârıdır. Nihâyet (bu seciyesiyle) sıddık (vasfına müstahak) olur. Yalancılık da muhakkak insanı fücûra (şerre) sürükler, şer de Cehennem`e götürür. O kimse ki, yalancılık onun şi`ârıdır. Nihâyet bu (idmanlı) yalancı da Allah`ın dîvânında "Kezzâb" defterine yazılır.
HadisNo : 1997


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Allâh`a oğul isnadı
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : ALLÂHU TEÂLÂ`DAN ÇOK SABIRLI VE HALÎM HİÇ BİR FERD YOKTUR, ZÂT-I PÂKİNE OĞUL İSNÂD ETTİKLERİ HALDE O, AFVEDER VE MÜDDEÎLERİ RIZIKLANDIRIR, MEÂLİNDEKİ EBÛ MÛSÂ EL-EŞ`ARÎ RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Allahu Teâlâ`dan çok sabırlı ve aleyhinde işittiği (bâtıl iddi`âların verdiği) ezâya (daha halîm) hiç bir ferd, yâhud hiç bir şey yoktur. (Bak) hıristiyanlar Allah`a oğul isnâd ve iddi`â ediyorlar da Allahu Teâlâ yine onları afvediyor, türlü ni`metlere onları rızıklandırıyor.
HadisNo : 1998


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Kızgınlık ânında kendine hâkim olmak
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ŞİDDETLİ GÜREŞ TUTAN BASKIN PEHLİVAN KUDRETLİ DEĞİLDİR. ASIL KAHRAMAN, GAZAB ZAMÂNINDA NEFSİNE, İRÂDESİNE SÂHİP VE HÂKİM OLAN KİMSEDİR, MEÂLİNDEKİ EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Çok güreş tutan baskın bir pehlivan çok kuvvetli değildir. Asıl kuvvetli kahraman gazab zamânında (ve intikam hırsiyle kanı kaynadığı sırada) nefsime mâlik (ve irâdesine hâkim) olandır.
HadisNo : 1999


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Öfkelenmemek
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : NASÎHAT BUYURMASI TEMENNÎSİNDE BULUNAN BİR KİMSEYE: GAZABLANMA, ÖFKELENME! BUYURMUŞ. BU TEMENNÎSİNİ BİR KAÇ DEF`A TEKRARLADIĞINDA HEPSİNDE RESÛL-İ EKREM: ÖFKELENME! BUYURMUŞTUR, MEÂLİNDE EBÛ HÜREYRE H
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`e bir kişi: Yâ Resûla`llah! Bana nasîhat buyur, temennîsinde bulundu. Resûl-i Ekrem: Gazablanma (titizlenme sakın.) buyurdu. Bunun üzerine o kişi, Resûl-i Ekrem`e tekrar tekrar nasîhat temennîsinde bulundu (her def`asında) Resûl-i Ekrem: Gazablanma, buyurdu.
HadisNo : 2000


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Hayâ
Ravi : İmrân İbn-i Husayn
Baslik : HAYÂNIN MÂHİYETİ, VEKAR VE SEKÎNAT HAKKINDA İMRÂN İBN-İ HUSAYN HADİSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem: "Hayâ` ancak hayır getirir" buyurdu, dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2001


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : GEÇMİŞ PEYGAMBERLERİN SÖZÜNDEN İNSANLARIN ERİŞTİĞİ HABERLERDEN BİRİSİ: "UTANMAZSAN DİLEDİĞİNİ İŞLE!" SÖZÜDÜR, MEÂLİNDEKİ İBN-İ MES`ÛD RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Geçmiş peygamberlerin sözünden (hiç eksiksiz) nâsın eriştiği haberlerden birisi de: Utanmazsan dilediğini işle! (sözü) dür.
HadisNo : 2002


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Lâtîfe;Şaka
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN ÇOCUKLARA LÂTÎFE BUYURMASI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem biz (çocuklar) ın arasına karışır (ve güler yüzle bize lâtîfe eder) di. Hattâ (kuşu olan) küçük kardeşime: Ey Ebû Umeyr! Nüğayr (kuşcağızı) ne oldu der (lâtîfe eder) di.
HadisNo : 2003


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Mü`min aldanmaz
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : MÜ`MİN, BİR YILAN DELİĞİNDEN İKİ KERE SOKULMAZ, MEÂLİNDEKİ EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem: (Âkıl ve reşîd olan) mü`min bir yılan deliğinden iki kere sokulmaz! Buyurmuştur.
HadisNo : 2004


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Şiir
Ravi : Übey İbn-i Kâ`b
Baslik : ŞİİRDEN BİR KISMI ŞÜPHESİZ Kİ HİKMETTİR, MEÂLİNDEKİ ÜBEY İBN-İ KÂ`B RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Resûlullah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: Şi`irden bir kısmı şüphesiz ki hikmettir (ibret-âmiz bir levhadır) buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2005

Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Şiir
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : ŞİİRİN MEKRÛH KISMININ ZEMMEDEREK RESÛL-İ EKREM EFENDİMİZ: BİRİNİZİN KARNININ İÇİ ŞİİR DOLMAKTANSA İRİN DOLMASI HAYIRLIDIR, BUYURMUŞTUR
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem: Sizden birinizin karnının içi şi`ir dolmaktansa irin dolması hayırlıdır, buyurmuştur.
HadisNo : 2006


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Âhiret hazırlığı
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ÂHİRETTE KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR`E DÂİR ENES İBN-İ MALİK HADİSİ
Hadis : Rivâyete göre, Bâdiye halkından Bedevî bir Arap Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`e gelerek: Yâ Resûla`llah! Kıyâmet ne zaman kopacak? Diye sormuştu. Bu hadîs yukarıda geçmişti. (Oradaki rivâyette Resûl-i Ekrem Bedevîye hakîmâne: Âhiret için ne hazırladın? Diye sormuştu). Râvî Enes İbn-i Mâlik Bedevînin (Yâ Resûla`llah! Benim Allah`a ve Onun Peygamber`ine muhabbetten başka âhiret için bir hazırlığım yoktur) diye cevab verdiğini bildirdikten sonra buradaki rivâyetinde Resûl-i Ekrem`in Bedevîye: Sen sevdiğin kimse ile berâbersin, buyurduğunu ziyâde etmiştir. Enes İbn-i Mâlik der ki: Biz Resûlu`llah`a: Yâ Resûla`llah! Âhirette biz de sevdiklerimizde berâber miyiz? Diye sorduk: Resûl-i Ekrem: Evet berâbersiniz, diye tasdîk buyurdu. (Biz bu cevaptan pek ziyâde bir ferah ve sevinç duyduk).
HadisNo : 2007


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Verdiği sözde durmayanlar
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : VERDİĞİ SÖZÜNDE DURMAYIP CAYAN GADDAR KİŞİ İÇİN KIYÂMET GÜNÜNDE BİR BAYRAK DİKİLEREK: BU ADAM FALAN OĞLU FALANA GADR ETMİŞTİR, DİYE TEŞHÎR OLUNUR, MEÂLİNDE İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Verdiği sözünde durmayıp cayan gaddar kişi için kıyâmet gününde bir bayrak dikilir de: Bu adam falan oğlu filâna gadir etmiştir, diye i`lân olunur.
HadisNo : 2008


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu :
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ÜZÜME KERM ADI VERMEYİNİZ! ÇÜNKÜ KERM ANCAK MÜ`MİNİN KALBİDİR, HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: `İneb`e (üzüme) Kerm adı vermeyiniz. Kerm ancak mü`minin kalbidir.
HadisNo : 2009


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu :
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : PEYGAMBER EFENDİMİZ`İN REBÎBESİ ZEYNEB`İN ADI BERRE İDİ. PEYGAMBERİMİZ DEĞİŞTİRİP ZEYNEB ADINI VERDİ
Hadis : Rivâyete göre, Zeyneb`in adı Berre idi. Bu kızcağız adiyle kendisini tezkiye eder (beğenir) denildi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem ona Zeyneb adını verdi.
HadisNo : 2010


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Ağır yürümek;Yürümek âdâbı
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ÂİLE EFRÂDINA ADINI TERHÎM EDEREK ÇAĞIRMANIN CEVÂZINA DÂİR ENES HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (Bir seferde Annem) Ümm-i Süleym bâzı kadınlar içinde idi. Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in kölesi (güzel sesli) Enceşe de (neşîdeler okuyarak kadınları (ve seferber hey`etin bindikleri develeri) sevkediyor ve hızlı yürütüyordu). Resûl-i Ekrem: "Ey Enceş ağır ol! Cam (gibi ince kalbli kadın yüreklerini kırarsın) buyurdu.
HadisNo : 2011


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu :
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : KIYÂMET GÜNÜNDE ALLÂH HUZÛRUNDA EN ÇİRKİN AD MELİKÜ`L-EMLÂK (=ÜLKELER PADİŞAHI) ADI OLDUĞUNA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Kıyâmet gününde Allahu Teâlâ divânında en fâhiş (en menfûr ve çirkin) ad, Meliku`l-emlâk adıdır.
HadisNo : 2012


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Aksırana duâ etmek
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : AKSIRAN VE ALLÂHU TEÂLÂ`YA HAMD EDEN KİŞİYE ÂFİYET VE RAHMETLE DU`Â HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in yanında iki kişi (ayrı ayrı) aksırmıştı da Resûl-i Ekrem bunlardan birisini teşmît etmiş (hayır ve bereketle du`â buyurmuş) öbürüsüne du`â etmemişti. Buna niçin du`â buyurulmadı; diye sorulduğunda Resûl-i Ekrem: Şu (birinci) Allah`a hamdetti (Elhamdü li`llah) dedi ben de mukabele ettim, şu (ikinci) Allah`a hamdetmedi (ben de du`â ile karşılamadım) buyurdu.
HadisNo : 2013


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Aksırana duâ etmek;Esnemek
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : MEDÂR-I SIHHAT OLAN AKSIRMA ALLAH`DAN, ESNEMEK ŞEYTANDAN OLDUĞUNA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: (Kulun medâr-ı sıhhat ve hiffeti olan) aksırığa Allah muhabbet eder. (Eser-i gaflet olan) esnemeği de fenâ görür. Ey mü`minler! Sizin biriniz aksırıp Allah`a hamd ederse onun Elhamdü li`llah dediğini işiden her müsülana Yerhamüke`llah di(ye mukabele et) mek aksıran mü`min için hak olur. Esnemeğe gelince, şüphesiz o, şeytandandır. Biriniz esnemek hâli geldiğinde gücü yettiği derecede onu gidermeye çalışsın! Çünkü biriniz esneyip (ha) di(ye ağzını ayır)ınca onun gafletine şeytan güler.
HadisNo : 2014
Buhari Hadisleri KİTÂBÜ`L-FARÂİZ


Fasil : KİTÂBÜ`L-FARÂİZ
Konu : Asabe;Ashâb-ı Ferâ`iz;Ferâiz
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : FARÂİZİ, KUR`AN`DA BİLDİRİLEN SÂHİPLERİNE VERİNİZ! BUNLARDAN GERİ KALAN MAL DA ASABADAN EN YAKIN OLAN ER KİŞİYE ÂİTTİR, MEÂLİNDEKİ İBN-İ ABBÂS HADÎSİ VE ÎZÂHI
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Ferâizi (Kur`ân`da bildirilen) sâhiblerine veriniz. (Bunlardan) geri kalan (mal) da (Asabadan = baba tarafından) en yakın olan er kişiye âiddir.
HadisNo : 2078


Fasil : KİTÂBÜ`L-FARÂİZ
Konu : Ferâiz
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : KÛFE VÂLİSİ EBÛ MÛSÂ EL-EŞ`ARÎ`YE BİR FARÂİZ MES`ELESİ SORULDUĞUNDA: ARANIZDA İBN-İ MES`ÛD GİBİ BİR ÂLİM VARKEN BANA SORMAYINIZ, DEMİŞTİR
Hadis : Rivâyete göre, Ebû Mûsâ hazretlerine: Müteveffânın kızına, oğlunun kızına, kız kardeşine âid mîras hisseleri sorulmuştu. Ebû Mûsâ: Terikenin yarısı müteveffânın kızına, birisi de kız kardeşine âiddir, dedi. (Oğlunun kızını mahrûm bıraktı). Ebû Mûsâ (suâl soran kimseye) Abdullah İbn-i Mes`ûd da benim fikrime uygun cevâb verir, dedi. Mes`ele İbn-i Mes`ûd`a sorulup Ebû Mûsâ el-Eş`arî`nin cevâbı ve onun tarafından gönderildiği haber verilince Abdullah İbn-i Mes`ûd: Eğer ben, oğlun kızını mîrastan mahrûm edersem dalâlete düşerim. Hidâyetteki bahtiyarlardan olamam, (diye bir mukaddime ile söze başlayıp): - Bu mes`elede ben Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in hükmettiği bir haberle hükmedeceğim (ki, şudur): müteveffânın kızı nısıf alır, oğlunun kızı da -iki sülüsü tamamlamak için- südüs alır. Geri kalan (sülüs) de kız kardeşin hakkı, olur, dedi. Bunun üzerine Ebû Mûsâ el-Eş`arî`ye İbn-i Mes`ûd`un bu fetvâsı haber verilince: - Mademki aranızda Peygamber`in böyle bir haberi vardır; bana sormanıza lüzûm yoktur, dedi.
HadisNo : 2079


Fasil : KİTÂBÜ`L-FARÂİZ
Konu : Âzadlı köle
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : BİR ÂİLENİN ÂZADLI KÖLESİ, O ÂİLE CÂMİASINDANDIR, MEÂLİNDE ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Bir âilenin âzâdlı kölesi, o âilenin kendi câmiasındandır" buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2080


Fasil : KİTÂBÜ`L-FARÂİZ
Konu : Yeğen
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : BİR ÂİLE KIZ KARDEŞİNİN OĞLU O ÂİLE CÂMİSAINDANDIR, MEÂLİNDE ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Bir âilenin kız kardeşinin oğlu, o âilenin kendi câimasındandır" buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2081


Fasil : KİTÂBÜ`L-FARÂİZ
Konu : Babadan başkasına intisap
Ravi : Sa`d b. Ebî Vakkâs
Baslik : BABASINDAN BAŞKASINA NESEB İSNÂD VE İDDİÂ EDEN KİMSEYE CENNET HARAMDIR, MEÂLİNDE SA`D İBN-İ EBÎ VAKKAS HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu işittim; demiştir: Her kim babasından başkasına -babası olmadığını bile bile- neseb iddi`â ederse o kişiye Cennet haramdır. (Râvî Ebû Osmân en-Nehdî tarafından) Sa`d İbn-i Ebî Vakkas`ın bu hadîsi Ebû Bekr Radiya`llahu anh`e hikâye olundukça, Ebû Bekir: Evet bu hadîsi Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`den kulağımla duydum, kalbim de onu hıfzetti, demiştir.
HadisNo : 2082


Fasil : KİTÂBÜ`L-FARÂİZ
Konu : Babadan başkasına intisap
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : EY MÜ`MİNLER, SAKIN BABALARINIZDAN YÜZ ÇEVİRMEYİNİZ. HER KİM YÜZ ÇEVİRİRSE, ÂİLE Nİ`METİNE KÜFRETMİŞ OLUR, MEÂLİNDEKİ EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "(Ey mü`minler!) Sakın babalarınızdan i`râz edib yüz çevirmeyiniz! Her kim babasından yüz çevirirse (âile ni`metine) küfretmiş olur." buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2083
Buhari Hadisleri KİTÂBÜ`L-FİTEN

Fasil : KİTÂBÜ`L-FİTEN
Konu : Âmire itâat;Devlete isyan;Ulû`l-Emre itâat
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN ASHÂBINI FİTNE VE İHTİLÂFTAN VE BOZGUNCULUKTAN MEN` VE TAHZÎRİNE DÂİR İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Her kim emîrinden sudûr eden bir hareketi fenâ görürse sabretsin (isyankâr vaziyet almasın!). Çünkü her kim Sultan(a itâ`at)den bir arşın (dışarı) çıkarsa, o, câhiliyet ölümiyle ölür. İbn-i Abbas`dan gelen diğer bir rivâyette de Resûl-i Ekrem şöyle buyurmuştur: Her kim emîrinden fenâ bir hâlin sudûr ettiğini görürse, onun fenâlığına sabretsin, (isyân etmesin!) Çünkü her kim (İslâm) câmiasından bir karış ayrılır da ölürse, muhakkak o câhiliyet ölümiyle ölür.
HadisNo : 2112


Fasil : KİTÂBÜ`L-FİTEN
Konu : Âmire itâat
Ravi : Ubâde b. es-Sâmit
Baslik : Bİ`L-İNTİHAB DEVLET NÜFÛZ VE KUDRETİNİ TEMSİL EDEN DEVLET REÎSİNE İTÂAT HAKKINDA UBÂDE İBN-İ SÂMİT HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, şöyle demiştir: Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem (Akabe gecesi) biz Ensâr`ı (bî`at için) da`vet etmişti. Biz de bî`at ettik. Übâde der ki: Resûl-i Ekrem Ensâr üzerine bir borç olarak bizden aldığı ahit ve mîsakta şöyle bî`at ettik: Allah`ım ve Resûlü`nün emirlerini dinleyib onlara -hem neş`eli, hem kederli zamânımızda; hem zor, hem kolay hâlimizde- itâ`at etmek ve âmirlerimiz kendi arzularını nefislerimiz üzerine tercîh etseler dahî anlara itâ`at etmek ve nizâ (kıtal) etmemek, meğer ki, emîrin açık bir küfrünü görseniz ki, onun küfrü hakkında yanınızda Allah Kitâbı`ndan kuvvetli delîliniz ola. (Bu sûrette inkâr edersiniz).
HadisNo : 2113


Fasil : KİTÂBÜ`L-FİTEN
Konu : Kıyâmet koptuğu zaman yetişenler
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : KIYÂMET ANCAK NÂSIN ŞERLİLERİ ÜZERİNE KOPACAKTIR, RİVÂYETİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöylebuyurduğunu işittim, demiştir: Kendileri hayatta bulunup da kıyâmetin koptuğu zamâna erişen kimseler nâsın şerlilerindendirler.
HadisNo : 2114


Fasil : KİTÂBÜ`L-FİTEN
Konu : Nizâmı bozmak
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : HACCÂC-I ZÂLİM`İN ZULÜM VE İ`TİSÂFINDAN ŞİKÂYET EDEN BASRA HALKINI ENES İBN-İ MÂLİK RADİYA`LLÂHU ANH`A ŞİKAYETİ
Hadis : Rivâyete göre, Haccâc (-ı zâlim) in halka yaptığı zulüm ve i`tisaftan (bir ara) Enes İbn-i Mâlik`e şikâyet olunmuştu. Enes İbn-i Mâlik şikâyetcilere "Sabrediniz (sakın memleketin nizâmını bozmayınız). Çünkü (siz öyle bir zamanda yaşıyorsunuz ki) bundan sonra gelecek zaman muhakkak bundan daha fenâ olacaktır. Ve bu fenâlık (siz ölüp de) Rabbinize kavuşuncaya kadar (asırlarca) böyle sürüp gidecektir. Bu (fenâlığın muzâaf bir sûrette teselsül edeceği) ni ben Peygamberimiz (Muhammed) Salla`llahu aleyhi ve sellem`den işittim" demiştir.
HadisNo : 2115


Fasil : KİTÂBÜ`L-FİTEN
Konu : Silâhla oynamamak
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : DİN KARDEŞE KARŞI TEŞHÎR-İ SİLÂHDAN MEN`E DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Sakın sizin biriniz silâhını (teşhîr edip de) din kardeşine işâret etmesin! Çünkü işâret eden kimse bilmez ki, belki şeytan eline hız verir de (din kardeşini vurur); bu sûretle Cehennem`den bir çukura yuvarlanır.
HadisNo : 2116


Fasil : KİTÂBÜ`L-FİTEN
Konu : Fitneden kaçmak
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN YAKIN BİR İSTİKBALDE BİRTAKIM FİTNELER ZUHÛR EDECEĞİNİ İHBÂRI, BU SIRADA FİTNEYE KARIŞMAYIP OTURANIN AYAKTA DURANDAN HAYIRLI OLDUĞUNU TENBÎH BUYURDUĞUNA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Yakın bir istikbalde birtakım fitneler olacaktır. Fitne zamânında (ona karışmayıp) oturan kişi (karışmak üzere) ayakta durandan hayırlıdır. O hengâmete ayakta duran da (fitne esbâbını hazırlamağa) gidenden hayırlıdır. Her kim fitne vukuuna muttali` olup onu görmeğe çalışırsa, muhakkak onun kahrına uğrar. Her kim o fitne zamânı iltica edecek veyâ sığınacak bir yer bulursa hemen sığınsın (fesadcılara karışmasın!).
HadisNo : 2117


Fasil : KİTÂBÜ`L-FİTEN
Konu :
Ravi : Seleme İbn-i Ekva`
Baslik : BU FİTNE GÜNLERİNDE SELEME İBN-İ EKVA` RADİYA`LLÂHU ANH İLE HACCÂC ARASINDA GEÇEN BİR VAK`A
Hadis : Rivâyete göre, müşârün-ileyh hazretleri (Medîne`de) Haccâc`ın yanına girdiğinde Haccâc: - Ey İbnü`l-Ekva` sen ayağının iki ökçesine basarak dîninden geri döndün, (Medîne`yi bırakıp) bâdiye arablariyle yaşadın (ölüme müstahak oldun) dedi. İbnü`l-Ekva`: - Hayır (ben hicret ettiğîm Medine`den yüz çevirmedim) fakat Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem bana bâdiyede oturamağa izin verdi, diye karşıladı.
HadisNo : 2118


Fasil : KİTÂBÜ`L-FİTEN
Konu : Bir kavme inen azap iyilerede isabet eder;Herkes kendi amellerine göre ba`s olunur
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : ALLÂHU TEÂLÂ BİR KAVME AZÂB İNDİRİNCE O KAVMİN FASÎK, SÂLİH HEPSİNE İSÂBET EDER. SÂLİHLER KIYÂMETTE MÜKÂFATLANIRLAR, MEÂLİNDE İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Allah bir kavme azâb indirince, o kavim içinde bulunan (sâlih, fâsık) her ferde azâb isâbet eder. Sonra (Kıyâmet gününde) herkes kendi amellerine göre ba`s olunurlar (sâlihler mükâfatlanır, fâsıklar azâb olunurlar).
HadisNo : 2119


Fasil : KİTÂBÜ`L-FİTEN
Konu : Nifak
Ravi : Huzeyfe b. el-Yemânî
Baslik : MÜNÂFIKLIK ANCAK RESÛLU`LLÂH ZAMÂNINDA VARDI. BUGÜN İSE NİFAK, ÎMÂNDAN SONRA KÜFÜRDÜR, MEÂLİNDE HUZEYFE HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nifak ancak Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem zamânında mevcut idi. Bugün ise nifâk, îmânından sonra küfürdür.
HadisNo : 2120


Fasil : KİTÂBÜ`L-FİTEN
Konu : Kıyâmet alâmetleri
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HİCAZ MINTAKASINDA BİR ATEŞ ÇIKMADIKÇA KIYÂMET KOPMIYACAKTIR, MEÂLİNDEKİ EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Hicaz kıt`asında bir ateş çıkmadıkça Kıyâmet kopmıyacaktır. Öyle bir ateş ki, Busrâ`daki develerin boyunlarını ziyâlandıracaktır.
HadisNo : 2121

Fasil : KİTÂBÜ`L-FİTEN
Konu : Kıyâmet alâmetleri
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : FURAT`IN KURUMASI KIYÂMET ALÂMETİ OLDUĞUNA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Fürat (nehrinin suyu çekilerek) kıymetli altın hazînesini açıklaması zamânı yaklaşıyor. Her kim o zaman orada bulunursa, ondan bir şey alma(ya uğraşma)sın! (Çünkü ihtiyar dünyânın ömrü sona ermiş bulunacaktır).
HadisNo : 2122


Fasil : KİTÂBÜ`L-FİTEN
Konu : Deccâl;Kıyâmet alâmetleri
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : KIYÂMET ALÂMETLERİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE`NİN MUFASSAL BİR RİVÂYETİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: İki büyük (İslâm) ordusu biribiriyle harbetmedikce Kıyâmet kopmıyacaktır. Bu iki câmianın ikisi de bir iddiâda oldukları (ikisi de İslâm ve hak iddiâsında bulundukları) halde aralarında büyük bir harb olacaktır. Yine böyle Kıyâmet kopmıyacaktır, otuza yakın yabancı, mel`ûn deccaller türemedikçe. Bu deccalların hepsi, ben Allah`ın Peygamberiyim iddiâsında bulunacaklardır. Yine Kıyâmet kopmıyacaktır, (hakîkî ulemânın vefâtiyle) İslâmî ilim inkırâza uğramadıkça, zelzeleler çoğalmadıkça, zaman takarüb edip gece ile gündüz bir olmadıkça, fitneler zuhûr etmedikçe, adam öldürmek vak`aları çoğalmadıkça. Yine Kıyâmet kopmıyacaktır, aranızda mal çoğalıp sel gibi akmadıkça, bir derecede çoğalacak ki, mal sâhibi malının zekâtını kim kabûl eder? Diye endîşelenecek. Hattâ mal sâhibi bâzı kimselere zekât vermek isteyecek, fakat zekât arzettiği kimse: Benim zekâta ihtiyâcım yok, diyecek. Yine böyle Kıyâmet kopmıyacak, halk yüksek kâşâneler yapmak yarışına çıkmadıkça, ve bir kimse öbür kimsenin kabri yanından geçerken: Keşki bunun yerinde ben olaydım, diye (ölümü temennî etmedikçe). Yine böyle güneş batı tarafından doğup, nâs bu (tabiat hilâfı) hâdiseyi görünce toptan îmân edecekler. Fakat bu îmân, evvelce îmân etmemiş olan, yâhut îmânında hayır ve fazîlet kazanmıyan kimselerin îmanları kendilerine fayda vermediği bir zamandır. Muhakkak ki Kıyâmet şüphesiz kopacaktır. Hem de (alım, satım için) bâyi` ile müşteri aralarında elbîse açacaklar da bey` ve şirâ tamâm olmadan (ansızın) Kıyâmet kopacak da o libâsın dürülmesi mümkün olmıyacaktır. Yine muhakkak Kıyâmet kopacaktır. Hem de sağmal devesinin südünü sağıp gelen kişiye südü içmek nasîb olmadan (ansızın) kopacaktır. Yine Kıyâmet şüphesiz kopacak, hem de kişi havuzunu sıvâyıp tâmir edecek, fakat Kıyâmet ansızın kopacak da havuzun suyunu kullanmak nasîb olmıyacak. Kıyâmet muhakkak kopacak, hem de ta`âm etmekte olan kişi lokmasını ağzına götürecek, Kıyâmet ansızın koparak yemek nasîb olmıyacak.
HadisNo : 2123

RAŞiT TUNCA

BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA
Raşit Tunca

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik

BOARD KISAYOLLARI

ALLAH

Allah



BAYRAK

TC.Bayrak



WEB-TUNCA


Radyo Karoglan

Foruma Misafir Olarak Gir


Forumda Neler Var


Karoglan-Raşit Tunca - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi




GALATASARAY

G A L A T A S A R A Y


FENERBAHÇE


F E N E R B A H C E


BEŞiKTAŞ

B E Ş i K T A Ş


TRABZONSPOR

T R A B Z O N S P O R


MiLLi TAKIM

M i L L i T A K I M


ETKiNLiKLERiMiZ


“Peygamberimiz Buyurdular ki Birbirinize Temiz ağız ile Dua edin. Bizde Sayfamızı ziyaret edenlerin ve bu bölümü ziyaret edenlerin kendilerinin Ruhaniyetine, geçmişlerinin Ruhuna Yasin Okuyup hediye ediyoruz Tıkla, ya sende oku yada okunmuş Yasinlerden Nasibini Al”
(Raşit Tunca)



MEVLANA'DAN

“ Kula Bela Gelmez Hak Yazmadıkca, Hak Bela Yazmaz Kul Azmadıkca, Hak intikamını, Kulunun Eliyle Alır da, Bilmiyenler Kul Yaptı Sanır."
(Hz. Mevlana)