MUHAMMED

Muhammed


BAYRAK

TC.Bayrak



Welcome, Guest
You have to register before you can post on our site.

Username
  

Password
  





Forum Statistics
Members:» Members: 7
Latest member:» Latest member: Muhammed
Forum threads:» Forum threads: 5,258
Forum posts:» Forum posts: 5,849

Full Statistics Full Statistics

DOWNLOADEN


“Downloaden Bölümümüzden BEDAVA Grafik Paketleri,E-Kitaplar ve Bedava Bilgisayar Programlarını Tek TIKLA BEDAVA indirebilirsiniz”
(Raşit Tunca)




AYET

“Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır”
ENBİYA Suresi 105


FELSEFEMiZ

“ iSLAM OKUMAK YAZMAK YADA ÇiZMEK DEĞiLDiR, Yahutta O Hadis şöyle, Bu Ayette böyle diyor Diye Papağanlıkda Değildir. islam Kuranı ve sünneti HAYATINA TATBiK edip, Onunla Yaşayabilmekdir”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)


Raşit Tunca Sözü

“Yüzme bilmek Denizden çıkmana fayda vermez, taaki yüzme biliyorsan, denizedee düştüysen, ellerini, kollarını, ayaklarını çırpacaksın, ve birde tutuncak dal bulacak, tutunup çıkacaksın. ilimde böyledir, bir ilmi bilmek fayda etmez, taaki, onu hayatında tatbik edesiye, Dinde böyledir, din bilmek imanını kurtarmaz, taaki, ne zaman, bildiğin öğrendiğin dinini hayatında tatbik edip, yaşadın, o zaman belki kurtulursun.”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

GÜZEL SÖZ

“ Bazen Hata Yapıvermek, Doğruyu bulmanın ilk Basamağıdır.
(Başağaçlı Raşit Tunca Sözü)



Buhari Hadisleri KİTÂBÜ`L-HAC

Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hac vekâleti
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : HACCIN VÜCÛBUNA DÂİR ABDULLÂH İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: (Vedâ` haccında) Fadl İbn-i Abbâs, Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in redîfi idi. Has`am (kabîlesin) den genç bir kadın (istiftâ için) Resûlullâh`a geldi. Bu sırada Fadl kadına, kadın da Fadl` bakmağa başladı. Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem hemen Fadh`ın yüzünü (eliyle kadından) başka tarafa çevirdi. Kadın: - Yâ Resûla`llâh! Allâh`ın kulları üzerinde hac husûsundaki farîzası babama çok yaşlı ihtiyarlığında erişti. Deve üzerinde duramıyacak bir haldedir. Kendisinden (vekâleten) ben hac edebilir miyim? diye sordu. Resûlullâh: - Evet, vekâleten hac edebilirsin! diye cevab verdi. Bu sual, cevab Haccetü`l-Vedâ` sırasında vâkı` oldu.
HadisNo : 752


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Telbiye
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN ZÜ`L-HULEYFE`DE TEHLÎLE BAŞLADIĞINA DÂİR İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in "Zülhuleyfe" de devesine bindiğini, sonra devesi kalkıp doğrulasıya değin (yüksek sesle) telbiye, (Lebbeyke, Allâhümme Lebbeyk...) buyurduğunu gördüm, dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 753


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu :
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : RESÛL-İ EKREM RÂHİLE ÜZERİNDE HACCETTİ
Hadis : Şöyle dediğ rivâyet edilmiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem râhile üzerinde hac etti. Resûl-i Ekrem`in biniti, ağızını ve yol metâını da taşardı.
HadisNo : 754


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Allah yolunda savaş;cihat;Hacc-ı Mebrûr;Kadınların cihâdı
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : HAZRET-İ ÂİŞE`NİN, EFDAL-İ CİHÂD HACC-I MEBRÛRDUR, HADÎSİ
Hadis : Sıddîka-i müşârün-ileyhâ demiştir ki: Bir kere ben: - Yâ Resûla`llâh biz cihâdı, ibâdetlerin efdali biliyoruz. Biz, cihâda iştirâk edemez miyiz? diye sordum. Resûlullâh: - Hayır, siz cihâd edemezsiniz. Siz kadınlar için efdal-i cihâd, her halde hacc-ı mebrûr olur, buyurdu.
HadisNo : 755


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Haccın fazîleti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAC YOLUNDA REFES Kİ, CİNSÎ MUKÂRENET VE DEVÂVİSİ İLE FÜSÛK, CİDAL YOKTUR
Hadis : Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu işittim, dediği rivâyet edilmiştir: Kim ki (şu Beyt-i Şerîf`i) Allah rızâsı için ziyârek eder de cinsî mukârenette ve devâisinde bulunmaz ve tarîk-ı tâatten hurûc etmezse, o kimse (günahtan sıyrılıp) anasının onu doğurduğu günkü gibi (temiz bir hayâta) dönüp kavuşur.
HadisNo : 756


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Mikat
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : MEVÂKİT-İ HAC HAKKINDA İBN-İ ABBÂS HADÎSİ VE BUNLARIN MEKKE`YE BU`D-İ MESÂFELERİ
Hadis : Şöyle rivâyet edilmiştir: Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem (şu mevzi`leri ihrâm için) mîkat tâyin buyurmuştur: Medîneliler için "Zü`l-Huleyfe"yi, Şam, (Mısır, Mağrib) ahâlîsi için "Cuhfe" yi, Necidliler için "Karn-i Menâzil" mevkıini, Yemenliler için "Yelemlem" i. Bu mahaller, Hac, Ömre etmek istiyen bilâd-i mezkûre ahâlîsi ile diğer memleketler halkından yolları bu mevâkıe uğrayan kimselerin mîkatlarıdır. Bunlardan başka bu mîkatlarla Mekke arasındaki memleketler halkı (Âfâkîler) de bulundukları mahallerden ihrâma girerler. Hattâ Mekkeliler de Mekke`den ihramlanırlar.
HadisNo : 757


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : İhram namazı;Mikat
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN HACCA GİDERKEN ŞECERE YOLİYLE GİTTİĞİ, GELİRKEN DE MUARRES TARÎKIYLE MEDÎNE`YE GELDİĞİNE DÂİR İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Şöyle rivâyet edilmiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem (Mekke`den dönüşünde) Zü`l-Huleyfe`deki vâdîde devesini çökertti. Sonra inip orada (iki rek`at) namaz kıldı. (İbn-i Ömer`in râvîsi ve kölesi Nâfi` demiştir ki:) Abdullâh İbn-i Ömer radiya`llâhu anhümâ`da burada böyle namaz kılardı.
HadisNo : 758


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : İhram namazı;Mikat
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN VEDÂ` HACCINDA ÖMRE İLE HACCA BİRLİKTE NİYET ETTİĞİNE DÂİR HAZRET-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Şöyle rivâyet edilmiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in (Medîne`den çıkarken Zü`l-Huleyfe mescidi yanındaki) Şecere yolunu tâkib ederek çıkmak mu`tâdı idi. Medîne`ye de (Zü`l-Huleyfe mescidinden daha aşağıda ve Medîne`ye daha yakın bulunan) Müarres tarîkıyle girerdi. Yine Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in Mekke`ye giderken Şecere mescidinde namaz kılmak, Mekke`den avdetinde ve vâdînin ortasındaki Zü`l-Huleyfe`de namaz kılmak ve sabaha kadar burada gecele(yerek sabahleyin Medîne`ye teveccüh et)mek âdeti idi.
HadisNo : 759


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hacc-ı Kıran
Ravi : Ömer b. el-Hattâb
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN VEDÂ` HACCINDA ÖMRE İLE HACCA BİRLİKTE NİYET ETTİĞİNE DÂİR HAZRET-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem`in "Vâdi`l-Akîk" de şöyle buyurduğunu işittim, dediği rivâyet edilmiştir: Bana Rabbim tarafından (sefâretle) gelen Cibrîl, bu gece de geldi. Ve: "Bu mübârek vâdîde namaz kıl! Ve ömre içinde hacca niyet ettim, de" dedi.
HadisNo : 760


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN VEDÂ` HACCINDA ÖMRE İLE HACCA BİRLİKTE NİYET ETTİĞİNE DÂİR HAZRET-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem (Vedâ Haccı`nda) Vâdi`l-Akîk`ın ortasındaki Zü`l-Huleyfe`de gecelemek üzere devesinden indiği görüldü. (Ashâb-ı Kirâm tarafından) kendilerine: (Ey Risâlet nûru!) Sen, mübârek bir vâdîde bulunuyorsun, (hürmetlere lâyıksın!) denildi.
HadisNo : 761

Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hac menâsikı;İhrama girmek;Ulû`l-Emre itâat
Ravi : Ya`lâ İbn-i Ümeyye
Baslik : İHRAMLI İKEN KOKU İSTİ`MÂLİ HAKKINDA YA`LÂ İBN-İ ÜMEYYE HADÎSİ
Hadis : Şöyle rivâyet edilmiştir: Ya`lâ, Ömer İbn-i Hattâb radiya`llâhu anh`e, Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem`e vahiy geldiği sırada Resûl-i Ekrem`i bana gösteriniz! de (ye ricâ etmiş) di. Ya`lâ İbn-i Ümeyye diyor ki: - Bir kerre Resûl-i Ekrem, Ashâbından bir cemâat yanında bulunarak (Mekke`ye yakın) Ci`râne mevkiinde iken huzûruna birisi çıkageldi. Ve: - Yâ Resûlu`llâh! Güzel koku sürünmüş olarak Ömre için ihrâma giren bir kimse hakkında ne buyurursunuz? diye sordu. Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem bir müddet sükût etti. Sonra kendisine vahiy gelmişti. Ömer radiya`llâhu anh Ya`lâ`ya işâret etti. Ya`lâ da geldi. (O sırada) Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in üzerinde bir örtü, kendisini bürümüştü. Ya`lâ başını bu örtünün içine soktu. Ve Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`i (vahyin şiddetli ağırlığından) yüzü kızarmış bir halde gördü. Resûl-i Ekrem, nâimin mütereddid nefesi gibi teneffüs ediyordu. Sonra Resûl-i Ekrem`den (tedrîcen) bu hal sıyrıldı. Ve: - Hani ömreden suâl eden kimse nerede, buyurdu. Bunun üzerine (Huzûr-ı Saâdet`e) birisi getirildi. Aleyhi`s-salâtü ve`s-selâm: - Bedenine ve sevbine bulaşan kokuyu üç kere yıka, üzerindeki cübbeyi çıkar, (bu ihrâmı gey), haccında îfâ ettiğin ef`âl-i hac gibi ömrende de işle! buyurdu.
HadisNo : 762


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : İhrama girmek;Telbiye
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : BU HUSÛSTA HAZRET-İ ÂİŞE`NİN DE BİR HADÎSİ
Hadis : [Ben Resûlullâh`ı ihrâma girmek istediğinde ihrâm için, (bir de) ihrâmı çıkardığı (nda mehâzîr-i ihramdan tecerrüd) için kokuladım] dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 763


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Telbiye
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : TELBÎD VE TEHLÎL-İ NEBEVÎYE DÂİR İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in (zamklı bir madde ile) başının saçlarını toplamış olduğu halde yüksek sesle telbiye ettiğini işittim, dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 764


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Telbiye
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN İHRÂMI HAKKINDA İBN-İ ÖMER`İN DİĞER BİR HADÎSİ
Hadis : Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem Mescidden başka bir yerde telbiye etmemiştir, ancak Zü`l-Huleyfe mescidinde telbiye buyurmuştur, dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 765


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Telbiye
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : ARAFAT`TAN MÜZDELİFE`YE KADAR ÜSÂME`NİN, MÜZDELİFE`DEN DE MİNÂ`YA KADAR FÂZIL İBN-İ ABBÂS`IN RESÛL-İ EKREM`E DEVE ÜZERİNDE REDİF OLDUKLARINA DÂİR İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Şöyle rivâyet edilmiştir: Üsâme İbn-i Zeyd Arafât`tan Müzdefile`ye kadar Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in redîfi idi. Sonra aleyhi`s-salâtü ve`s-selâm Müzdefile`den "Minâ" ya gelinceye kadar da Fadl İbn-i Abbâs`ı irdâf etmişti. Bunların her ikisi de Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem`in "Cemretü`l-Akabe"yi remyedene kadar Telbiyeye devâm buyurduğunu haber vermişlerdir.
HadisNo : 766


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hac menâsikı;İhrama girmek;İhramdan çıkmak;Kâ`be`yi tavaf;Sa`y;Telbiye
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : MENÂSİK HAKKINDA İBN-İ ABBÂS`IN CEMİYETLİ BİR HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Resûlullah salla`llâhu aleyhi ve sellem (Haccetü`l-Vedâ` için) gerek zât-i şerifleri, gerek Ashâbı saçlarını taradıkları, güzel kokular süründükleri, (en güzel) izâr ve ridâlarını geydikleri halde Medîne`den (öğle ile ikinde arasında) çıkmışlardı. Resûl-i Ekrem geyilmesi mu`tâd olan izâr ve ridâ nev`inden hiç bir şey`i geymekten kimseyi men` etmedi. Yalnız (kokusu ve rengi) vücûde bulaşacak derece za`feranlı libâsın geyilmesini istemiyordu. (Bu muhteşem hac mevkibi) gündüzün Zü`l-Huleyfe`ye vardı. (Öğle namazını orada kıldı. Ve Zü`l-Huleyfe`de geceledi. Sabahleyin) râhilesine bindi. "Beydâ`" dağına yükselince Resûl-i Ekrem ve Ashâb`ı ihlâl ve telbiye eylediler. Resûl-i Ekrem kurbanlık devesini (boynuna iki nal parçası takarak) kılâdeledi. (Hörgücünün sağ safhasını kanatarak nişanladı). Bu ihlâl ve taklid keyfiyetleri Zilka `de`den beş gün kala (ayın yirmi beşinde) olmuştur. Nihâyet Zilhicce`nin dördüncü günü Resûl-i Ekrem Mekke`ye vardı. Beyt`i tavâf ve Safâ ile Merve arasında sa`yetti. Kurbanlık develerine nişan taktığı için de artık o kurbanlar Bedene olmuş ve bu sebeble Resûl-i Ekrem ihramdan çıkmamıştı. Tavâf ve sa`yden sonra Resûl-i Ekrem Mekke`nin üstündeki "Hacun" mevkiine nâzil oldu. Resûl-i Ekrem hacca niyet ederek ihramlanmıştı. Kâ`be`yi tavâf ettikten sonar Arafât`dan ininceye kadar Kâ`be`ye bir daha yaklaşmamıştır. Resûl-i Ekrem Ashâbına da Beyt`i tavâf ve Safâ ile Merve arasında sa`yetmelerini, sonra saçlarını kestirip ihramdan çıkmalarını emreyledi. Bu emr-i Nebevî kendisiyle berâber kılâdelenmiş kurbanı bulunmayan hacılar hakkında idi. Böyle bir kimse ihramdan çıkmakla berâber yanında zevcesi varsa onunla cinsî münâsebeti, güzel koku sürünmesi, (mu`tâd olan) elbîsesini geymesi halâl olur.
HadisNo : 767


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Kâ`be`yi tavaf;Telbiye
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN TELBİYESİ HAKKINDA ABDULLÂH İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Resûl-i Ekrem`in telbiyesi şöyle olduğu rivâyet edilmiştir: Lebbeyke Allâhümıne Lebbey, Lebbeyke, lâ şerîke lek, Lebbeyke inne`l-hamde ve`n-ni`mete lek, ve`l-mülke lâ şerîke lek = Yâ Rab! Da`vetine kirâren icâbet ettim, her emrini îfâ için dîvânına geldim. Rabb`im! Sen`in her da`vetine icâbet borcumdur. Sen`in saltanatında eşin ve ortağın yoktur. Allâh`ım! Bütün varlığımla Sana yöneldim, ham Sen`indir, ni`met Sen`indir, mülk de Sen`indir, bütün bunlarda eşin ve ortağın yoktur.
HadisNo : 768


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hac menâsikı;İhramdan çıkmak;Kurban
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : MENÂSİK HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK, İBN-İ ÖMER VE İBN-İ ABBÂS`IN HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem (Vedâ` Haccı`na çıkmazdan evvel) öğle namazını Medîne`de biz de kendisiyle berâber olduğumuz halde dört rek`at kıldı. Sonra sabaha kadar orada geceledi. Sonra (sabahlayın devesine) bindi. Resûlullâh üstünde olduğu halde "Beydâ" ya doğruldu. Resûlullâh Allâh`a hamdetti. Tesbîh ve tekbîr eyledi. Sonra hac ile ömreye (niyet ederek) tehlil buyurdu. Maiyyetindeki huccâc da hac ile ömreye niyet ederek ihlâl eylediler. (Ve böylece ihrâma girdiler). Mekke`ye geldiğimizde Resûlullâh nâsa emretti, ihramdan çıktılar, nihâyet yevm-i terviye (ki, Zilhicce`nin sekizinci günüdür) olunca hac için ihrâma girdiler. Râvî Enes İbn-i Mâlik diyor ki: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem Medîne`ye geldiğinde de (Kurban Bayramında) yakışıklı iki koç kurban etti.
HadisNo : 769


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hac menâsikı
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : MENÂSİK HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK, İBN-İ ÖMER VE İBN-İ ABBÂS`IN HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle rivâyet edilmiştir: İbn-i Ömer Zü`l-Huleyfe`de (râhilesine bindikten sonra) telbiye (ye başlar ve bilâ-inkıtâ` devâm) ederdi. (hudûd-ı) hareme dâhil olunca da telbiyeyi keserdi. Nihâyet "Zî-tuvâ" ya geldiğinde burada gecelerdi. Sabah namâzını kılınca da (Mekke`ye dühûl için) iğtisâl ederdi. İbn-i Ömer, Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in de böyle işlediğine sahîhan kanâat ederdi.
HadisNo : 770


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Telbiye
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : MENÂSİK HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK, İBN-İ ÖMER VE İBN-İ ABBÂS`IN HADÎSLERİ
Hadis : Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem: "Ben Mûsâ`yı (Ezrak) vâdîsine inerken telbiye eder bir halde gördüm" buyurdu, dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 771

Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hac menâsikı;İhramdan çıkmak;Sa`y
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : HACC-İ TEMETTÜ` HAKKINDA EBÛ MÛSE`L-EŞ`ARÎ`NİN MUFASSAL BİR RİVÂYETİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem (Haccetü`l-Vedâ`dan evvel) beni Yemen`e kendi kavmime (bir vazîf ile) göndermişti. Yemen`e kendi kavmime (bir vazîfe ile) göndermişti. Yemen`den avdetimde Resûl-i Ekrem`e "Bahtâ" da (ihramlı olarak) mülâkî oldum. Resûl-i Ekrem bana: - Ne yolda ihramlandın, diye sordu. Ben de: - Resûlullâh`ın ihramlandığı gibi (Lebbeyk-hân olarak) dedim. Resûl-i Ekrem yine sordu: -Yanında Hedyin, (kurbanın) var mı? Ben: - Hayır, yoktur, dedim Bunun üzerine Resûlullâh bana (tavâf ve sa`y etmemi) emr eyledi. Ben de Beyt`i tavâf ve Safâ ile Merve arasında sa`y ettim. Sonra Resûl-i Ekrem ihramdan çıkmamı emreyledi. Ben de ihrâmımdan çıktım. Ve kavmimden (mehârimimden) bir kadının nezdine geldim. Başımı taradı, yâhud başımı yıkadı. Ömer radiya`llâhu anh (hilâfeti zamânında ve hac mevsiminde Mekke`ye) geldi. Ve dedi ki: Kitâbu`llâh`a mürâcaat edersek, o bize (ba`de`ş-şürû` ömre ile haccı) tamamlamamızı emrediyor. Cenâb-ı Hak (Allah için hac ve ömreyi, kurban keserek tamamlayınız) buyurmuştur. Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem`in sünnetine mürâcaat edersek, o da bize kurban kesene kadar ihramdan çıkmağa müsâade etmemiştir.
HadisNo : 772


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Ulû`l-Emre itâat
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : İFRÂD, KIRÂN VE TEMETTÜ` HAKKINDA HAZRET-İ ÂİŞE`NİN MUFASSAL İKİ RİVÂYETİ
Hadis : Hac hakkında rivâyet edilen bir hadîsi (yakında) geçmişti. Bu rivâyette Hazret-i Âişe demiştir ki: Biz, Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem ile berâber hac aylarında, hac gecelerinde, hac zamanlarında (Medîne`den) çıktık ve (Mekke`nin hudûdu olan) "Serif" mevkiine indik. Resûl aleyhi`s-selâm (çadırından) Ashâb`ına karşı çıktı: - Sizden her kimin berâberinde hedyi (kurbanı) yoksa ve haccını ömreye tahvîl etmek isterse, o, (müfriddir, haccını feshedip) ömre yapsın!. Bir kimsenin de berâberinde hedyi varsa o da haccını ömreye tahvîl etmesin! buyurdu. Hazret-i Âişe demiştir ki: - Bu ta`lîm-i Nebevî üzerine Ashab`tan ömreyi iltizâm edenler de oldu, terk edenler de bulundu. Yine Âişe-i Sıddîka demiştir ki: - Fakat Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem ile Ashâb`ından bir kısmı, bunlar zî-kudret kimselerdi, hediyleri de kendi yanlarında idi. Bunlar, (karin olduklarından haccı feshe), ömreyi iltizâma muktedir değillerdi. (Bundan sonra Hazret-i) Âişe, hadîsin geri kalan kısmını da zikr etti.
HadisNo : 773


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : İhramdan çıkmak
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : İFRÂD, KIRÂN VE TEMETTÜ` HAKKINDA HAZRET-İ ÂİŞE`NİN MUFASSAL İKİ RİVÂYETİ
Hadis : Hazret-i Âişe şöyle demiştir: Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem ile biz, (eşhür-i hurumda hac seferine) çıktık. (Bu aylarda ömre değil), yalnız hac edilir zannolunurdu. (Mekke`ye) varıp (ömre için) Beyt-i Şerîf tavâf (ve sa`y) edildikte Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem: - Hediy sevk etmiyenlerin ihramlarından çıkmalarını emreyledi. Hediy sevk etmiyenler ihramlarından çıktılar. Resûlullâh`ın kadınları da hediy sevk etmemişlerdi. Onlar da ihramlarından çıkmışlardı. [Âişe radiya`llâhu anhâ diyor ki: - Yalnız ben Serif`te hayiz olmuştum, Beyt`i tavâf edememiştim. Teşrık geceleri "Muhassıb" da ben: - Yâ Resûla`llâh! Herkes bir hac, bir ömre ile (Medîne`ye) dönüyor da ben bir hac ile dönüyorum, diye şikâyet ettim. Resûlullâh: - Mekke`ye geldiğimiz gecelerde sen tavâf etmedin mi? diye sordu. Ben: - Hayır, diye cevab verdim. Resûl-i Ekrem: - Öyle ise kardeşinle "Ten`îm"e git, orada ömre ihrâmına gir. Sonra tavâf ve sa`y edip buraya geliniz, buyurdu]. (Ümmü`l-Mü`minîn) Safiyye radiya`llâhu anhâ demiştir ki: Ben de âdetimi görmüştüm. Halkı yolumdan alakoyacağımı zannediyordum. Resûl-i Ekrem: - Ey şeâmeti halkın hareketini durduran kadın!. Sen yevm-i nahirde tavâf (-ı ifâzayı) etmedin mi? buyurdu. Safiyye diyor ki, ben de: - Hayır, yapmadım, diye cevap verdim. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem: - Beis yoktur, (tavâf-ı vedâ hâizden sâkıttır,) haydi yollanınız, buyurdu.
HadisNo : 774


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hacc-ı Kıran;İhramdan çıkmak
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : YİNE HAZRET-İ ÂİŞE`NİN İHRAMLANMA HAKKINDA MÜHİM BİR RİVÂYETİ
Hadis : Âişe-i Sıddîka demiştir ki: Haccetü`l-Vedâ` senesi biz, Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem ile berâber hacca çıktık. Bizden kimimiz ömre niyetiyle ihramlandı. Kimimiz hacca ve ömreye niyet ederek ihramlandı. Kimimiz de hac niyetiyle ihrâma girdi. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de hacca niyet ederek ihramlanmıştı. Fakat yalnız hac için ihrâma giren, yâhud hac ile ömreyi niyette cem` eden hacılar kurban bayramının ilk gününe kadar ihramdan çıkamazlar.
HadisNo : 775


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hacc-ı Kıran
Ravi : Osman ve Alî
Baslik : BU BÂBTA HAZRET-İ OSMAN, HAFSA VE İBN-İ ABBÂS`TAN GELEN RİVÂYETLER
Hadis : Mervân İbn-i Hakem rivâyet ederek demiştir ki: Osman ve Alî radiya`llâhu anhümâ`ya (esnâ-yi hacda) şâhid oldum. Osman (halkı Hacc-ı Temettü`den,) ve hac ile ömreyi cem` etmekten (tenzîhen) nehyediyor, (İfrâd`a terğîb ediyor) du. Alî, bu nehyi görünce ömre ile hacca niyet ederek ve: (Lebbeyk) diyerek ihramlandı. Sonra Alî: ben, Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in sünnetini kimsenin söziyle terk edemem, dedi.
HadisNo : 776


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : BU BÂBTA HAZRET-İ OSMAN, HAFSA VE İBN-İ ABBÂS`TAN GELEN RİVÂYETLER
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Câhiliyet devrinde müşrikler hac aylarında ömre etmeği, yeryüzünde işlenen günâhların en ağırı zannederlerdi. Bunlar Muharrem ayındaki hurmeti de Safer ayına naklederek derlerdi ki: devenin arkasındaki yara iyi olur, huccâcın ayak izleri gider, Safer ayı da çıkarsa, artık ömre etmek işte o zaman ömreciye halâl olur. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem Ashâbiyle berâber (Zilhicce`nin) dördüncü gecesi sabahında hac niyetiyle telbiye ederek (Mekke`ye) gelmişlerdi. Aleyhi`s-salâtü ve`s-selâm, Ashâb`ına haclarını ömreye çevirmelerini, ve (tavâf, sa`y, tıraşla) ihramdan çıkmalarını emreyledi. (Kendisinde ömre edilmesini ekber-i kebâirden ad ve i`tikâd ettikleri için) hac aylarında ömre ile emredilmesi huccâca ağır geldi. Ve Resûl-i Ekrem`e: - Yâ Resûla`llâh, bu nasıl hıldir, nasıl ömredir? (İhrâmın haram kıldığı şeyleri bu da halâl kılar mı?) diye sordular. Resûl-i Ekrem: - (Eşhür-i hurümdeki) bu ömrenin edâsı da bunların hepsini halâl kılar, buyurdu.
HadisNo : 777


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : İhramdan çıkmak;Ulû`l-Emre itâat
Ravi : Hafsa
Baslik : BU BÂBTA HAZRET-İ OSMAN, HAFSA VE İBN-İ ABBÂS`TAN GELEN RİVÂYETLER
Hadis : Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem`in zevci Hafsa radiya`llâhu anhâ`dan gelen bir rivâyette Hafsâ: - Yâ Resûla`llâh! Nâsa ne oluyor ki, ömre ile ihramdan çıkıyorlar da sen ömreden dolayı ihrâmından çıkmıyorsun? diye sormuş, Resûl-i Ekrem: - Ben başımı telbid, kurbanımı da (Kâ`be nâmına) taklîd ettim. Artık kurban kesmedikçe ihramdan çıkamam, buyurmuştur.
HadisNo : 778


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : BU BÂBTA HAZRET-İ OSMAN, HAFSA VE İBN-İ ABBÂS`TAN GELEN RİVÂYETLER
Hadis : Şöyle rivâyet edilmiştir: (Bir kere) İbn-i Abbas`tan birisi (Ebû Cemre) Temettüün hükmünden sormuş ve: - (Ben mütemetti` olarak haccetmek istiyorum), halk beni temettü`den nehyediyor, demiş. İbn-i Abbas da bu adama temettü` ile emretmiş. Ebû Cemre diyor ki: - Ben rü`yamda bana birisinin: "Temettü`, mebrûr bir hacdır, makbul bir ömredir" dediğini görmüştüm. Bu rü`yâmı İbn-i Abbâs radiya`llâhu anhümâ`ya haber verdim. İbn-i Abbâs bana: - Temettû` Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem`in sünnetidir, dedi. (Ve: Hele yanımda otur da sana biraz dünyâlık vereyim, buyurdu).
HadisNo : 779


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hac menâsikı
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : HACCIN VE İHRAMLANMANIN ÜÇ NEV`İNE DÂİR CÂBİR İBN-İ ABDULLÂH HADÎSİ
Hadis : Şöyle rivâyet edilmiştir: Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem (Mekke`ye) kurbanlıklar gönderdiği (hac) günü Câbir Resûlullâh ile haccetti. Kendisiyle kurbanlıklarını (Mekke`ye) sevkeden Ashâb, o günü müfrid bi`l-hac olarak (telbiye edip) ihrâma girmişlerdi. Resûlullâh Ashâb`ına: - Haccınızı ömreye tahvîl ediniz, sonra Beyt`i tavâf ve Safâ ile Merve arasında sa`yederek, saçınızı kestirerek ihramdan çıkınız. Sonra ihramsız olarak (Mekke`de) oturunuz. Terviye, (Zilhicce`nin sekizinci) günü geldiğinde hac (niyyeti) ile (Mekke`de) ihrâma giriniz. Ve evvelki (ihramlandığınız) müfred haccınızı, Hacc-ı Temettü` yapınız! buyurdu. Ashâb-ı Kirâm: - Yâ Resûla`llâh! Biz, (ilk ihramda) hac (diye) tesmiye (ve tasrîh) ettiğimiz halde o haccımızı nasıl müt`a yaparız, demişlerdi. Resûl-i Ekrem: - Siz, benim emrettiğimi işleyiniz!. Eğer kurban sevk etmemiş olsaydım, ben de size emrettiğim gibi işlerdim. Lâkin şimdi kurbanın Minâ`da kesilene kadar ihramlıya harâm olan şeylerden hiç birisi bana halâl değildir, buyurdu. Ashâb-ı Kirâm da Resûlullâh`ın emrettiği gibi işlediler.
HadisNo : 780


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu :
Ravi : İmrân İbn-i Husayn
Baslik : HACCIN VE İHRAMLANMANIN ÜÇ NEV`İNE DÂİR CÂBİR İBN-İ ABDULLÂH HADÎSİ
Hadis : "Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem zamânında biz, mütemetti` olarak haccederdik. Kur`ân da (temettuun cevâzı vechile) nâzil oldu. Bir adam da (Hazret-i Ömer) hâlâ gönlü ne dilerse onu söyliyor" dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 781

Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN MEKKE`YE TARÎK-I DUHÛL VE HURÛCU
Hadis : Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in Mekke`ye Bathâ-i Mekke`nin "Kedâ`" denilen "Seniyye-i ulyâ" yolundan girdiği, (Küdâ denilen) Seniyye-i süflâdan da avdet buyurduğu rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 782


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hicr-i Kâ`be
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : KÂ`BE`Yİ KUREYŞ`İN SÛRET-İ İNŞÂSI VE HİCR-İ İSMÂİL. RESÛL-İ EKREM`İN KÂ`BE`Yİ ESÂS-I İBRÂHÎM`E İRCÂ` ETMEK ARZUSUNDA BULUNDUĞUNA DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE`NİN İKİ MÜHİM RİVÂYETİ
Hadis : Âişe-i Sıddîka demiştir ki: Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem`e Hıcr-ı İsmâil`in cidârından sordum: - Yâ Resûla`llâh! Bu duvar Beyt`ten midir? dedim. Resûlullâh cevâben: - Evet, (cidar, Beyt`tendir) buyurdu. Ben yine sordum: - Kureyş`in bu Hıcr`ı Kâ`be`ye idhal ve ilhâka büdceleri kifâyet etmedi, (Beyt`i daralttılar) diye cevab verdi. Ben: - Kâ`be`nin kapısı niçin bu derece yüksektir? diye sordum. Resûl-i Ekrem: - Senin kavmin dilediklerini Beyt`e koymak, dilediklerini de koymamak için, cevâbında bulundu. Sonra Resûl-i Ekrem: Yâ Âişe! Eğer kavmin Kureyş, câhiliyet devrine yakın olmasaydı ben, cidârı (Hıcr`ı) Beyt`e ilhâk etmek, Beyt`in kapısını da zemin (seviyesi) ne indirmek isterdim. Fakat böyle yapıldığında kaviminin kalbinin kırılmasından endîşe ederim, buyurdu.
HadisNo : 783


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hicr-i Kâ`be
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : KÂ`BE`Yİ KUREYŞ`İN SÛRET-İ İNŞÂSI VE HİCR-İ İSMÂİL. RESÛL-İ EKREM`İN KÂ`BE`Yİ ESÂS-I İBRÂHÎM`E İRCÂ` ETMEK ARZUSUNDA BULUNDUĞUNA DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE`NİN İKİ MÜHİM RİVÂYETİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (Hazret-i Âişe`ye cevâben) buyurmuştur ki: kavmin, câhiliyet devrine yakın olmasaydı Beyt`i emreder yıktırırdım. Kâ`be`ye, kendisinden hâric bırakılan Hıcr`ı ilhak ederdim. Beyt`i zemin seviyesine indirirdim. Bâb-ı şarkî ve Bâb-ı garbî olmak üzere iki kapı yapardım. Ve böylece İbrâhim`in (inşâ ettiğ Beyt`in) vaz`-ı aslîsine bâliğ ve vâsıl olurdum.
HadisNo : 784


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Mü`min kâfire vâris olmaz
Ravi : Üsâme b. Zeyd b. Hârise
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN DOĞDUĞU HÂNE-İ SAÂDETLERİ`NE DAİR RİVAYET
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Üsâme Resûl-i Ekrem`e: - Yâ Resûla`llâh! (Yarın) Mekke`de nereye ineceksiniz, evinize mi? diye sormuş. Resûlullâh şöyle cevap vermiş: - Akîl (burada) evden, menzilden bir şey bırakdı mı ya? Akîl ve kardaşı Tâlib, Ebû Tâlib`e vâris oldular. Halbuki Ca`fer ile Alî radiya`llâhu anhümâ Ebû Tâlib`e vâris olmadılar. Çünkü bunlar Müslim idiler. Akîl ile Tâlib ise kâfir idiler.
HadisNo : 785


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu :
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN ABDÜ`L-MUTTALİB OĞULLARİYLE BERÂBER ŞA`B-İ BENÎ HÂŞİM`DE KUREYŞ TARAFINDAN MUHÂSARA EDİLMESİ VE BİR MU`CİZE-İ NEBEVİYE
Hadis : Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem (Minâ`dan) Mekke`ye inmek istediğinde: Yarın (öbirisi gün) inşâ-Allâh menzilimiz, Benî Kinâne yurdu olacaktır ki, burada Kureyş ile Kinâne oğulları küfr üzerine ahd etmişlerdi, buyurmuştur. Resûl-i Ekrem Benî Kinâne Hayfi demekle, "Muhassab" mevkiini kasedtmişti. Bu ahd ü peymân, Kureyş ile Benî Kinâne arasında Hâşimîler ve Abdülmuttalib oğulları aleyhine: "Bunlarla kız alıp vermemek, alış veriş etmemek üzere" akdedilmişti. Hâşimîlerle Muttalibîller Resûl-i Ekrem`i Kureyş ile Kinâne`ye inkıyâda iknâ edinceye kadar devâm edecekti.
HadisNo : 786


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Kâ`be`nin tahrîbi
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ÂHİR ZAMANDA KÂ`BE`Yİ İKİ HABEŞLİNİN TAHRÎB EDECEĞİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE`NİN BİR RİVÂYETİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Kâ`be`yi (âhir-i zamanda) Habeş (liler) den iki cılız bacaklı birisi tahrîb edecektir" buyurduğunu rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 787


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Aşûre orucu
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : RAMAZAN ORUCU FARZ KILINMAZDAN EVVEL MÜSLÜMANLARIN ÂŞÛRÂ GÜNÜ ORUÇ TUTTUKLARI VE KÂ`BE`YE KİSVE GEÇİRDİKLERİNE DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE`NİN BİR HADÎSİ
Hadis : Âişe-i Sıddîka demiştir ki: Müslümanlar Ramazan farz kılınmazdan evvel Âşûrâ (Muharrem`in onuncu) günü oruç tutarlardı. Ve o günü Kâ`be`ye (yeni) örtü örterlerdi. Cenâb-ı Hak Ramazan orucunu farz kılınca Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem: "Âşûrâ orucunu tutmak istiyen onu yine tutsun, tutmak istemiyen de tutmasın" buyurdu.
HadisNo : 788


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Ye`cüc-Me`cüc
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : YE`CÛC VE ME`CÛC`UN HURÛCUNDAN SONRA DA BEYTU`LLÂH`IN HACCEDİLECEĞİNE DÂİR EBÛ SAÎD-İ HUDRÎ`NİN BİR HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Ye`cûc ve Me`cûc`un hurûcundan sonra da Beyt (u`llâh) haccedilir ve ömre edâ olunur" buyurduğunu rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 789


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Kâ`be`nin tahrîbi
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : YE`CÛC VE ME`CÛC`UN HURÛCUNDAN SONRA DA BEYTU`LLÂH`IN HACCEDİLECEĞİNE DÂİR EBÛ SAÎD-İ HUDRÎ`NİN BİR HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Kâ`be`yi yıkacak olan o apışak, iri ayaklı koyu siyah Habeşîyi Kâ`be`nin (duvar) taşlarını birer birer kopardığını görür gibi biliyorum" buyurduğu rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 790


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hacer-i Esvad-i öpme
Ravi : Ömer b. el-Hattâb
Baslik : HAZRET-İ ÖMER`İN HACER-İ ESVED`İ İSTİLÂMINDAN GÂYE-İ ŞERÎATİ BİLDİREN BİR SÖZÜ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Müşârün-ileyh Hazretleri bir haccında Hacer-i Esved`e yaklaşıp (dudaklarını koyarak) takbîl etmiş ve: "Çok iyi bilirim ki, sen zararı ve menfaati olmayan bir taş parçasısın! Eğer Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem`in seni takbîl ettiğini görmeseydim aslâ seni takbîl etmezdim" demiştir.
HadisNo : 791

Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu :
Ravi : Abdullâh İbn-i Ebî Evfâ
Baslik : BEYT`İN İÇİ PUTLARLA DOLU BULUNMASINDAN KAZÂ ÖMRESİNDE RESÛLULLÂH`IN BEYT`E GİRMEDİĞİNE DÂİR ABDULLÂH İBN-İ EBÎ EVFÂ HADÎSİ
Hadis : Şöyle rivâyet edilmiştir: Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem (kazâ) ömre (sini îfâ) ederek Beyt (-i Şerîf)i tavâf edip Makâm(-ı İbrâhim) in arkasında namaz kılmıştı. Yanında kendisini halktan setreden birisi de bulunuyordu. O gözcüye birisi gelip, - Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem (bu ömresinde) Kâ`be`ye girdi mi? diye sordu. O da: - Hayır, (girmedi) diye cevab verdi.
HadisNo : 792


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Kâ`be`ye konan putlar
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : FETH-İ MEKKE GÜNÜ RESÛLULLÂH`IN EMRİ ÜZERİNE BEYT-İ ŞERÎF PUTLARDAN TATHÎR EDİLİRKEN ELLERİNDE FAL KALEMLERİYLE HAZRET-İ İBRÂHÎM VE İSMÂİL`İN SÛRETLERİ DE ÇIKARILDIĞINDA: ALLÂH BUNU YAPANLARI HELÂK ET
Hadis : Şöyle rivâyet edilmiştir: Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem (Fetih günü Mekke`ye) geldiğinde Kâ`be`ye girmekten çekindi. Çünkü Kâ`be`de (câhiliyyetin) âlihe (edindiği putlar) vardı. Resûl aleyhi`s-selâm bunların çıkarılmasını emretti. (Ashâb tarafından) bu putlar çıkarıldı. (Bilhassa) İbrâhim ve İsmâil (aleyhime`s-selâm) ın sûretlerini de ellerinde ezlâm (denilen fal kalemleri) olduğu halde çıkardılar, Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem Allâh`a yemîn ederim ki, bu put-perestler pek iyi bilirlerdi ki: bu iki Peygamber hiç bir zaman erzâk-ı maksûmelerini böyle münker şeylerle aramış ve dilemiş değillerdir" buyurdu. Sonra Beyt`e dâhil oldu. Ve Beyt`in her tarafında Tekbir getirdi. Fakat Beyt`te namaz kılmadı.
HadisNo : 793


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Remel;Tavafın ilk üç şartından koşmak (remel)
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : BEYT-İ ŞERÎFİ TAVÂFIN ÜÇ ŞAVTİNDE REMELİN SEBEBİ
Hadis : Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem Ashâb`iyle berâber (kazâ ömresi için Mekke`ye) geldiklerinde: (tavâf edilirken) müşrikler: - Ey Muhammed ümmeti! (Bakınız) Peygamberiniz size takaddüm ediyor, sizi Medîne`nin hummâsı zaîf düşürmüş, di (ye istihzâ eyle) mişlerdi. Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem (buna vâkıf olunca) Ashâb`ına: - Tavâfın üç Şavtında koşmalarını, Rükneyn (-i Yemâneyn) arasında da (mu`tâd üzere) yürümelerini emreyledi. Resûl-i Ekrem`i, tavâfın bütün Şavtlarında (ki, yedidir) koşmalarını emretmeğe mâni` bir şey varsa, o da ancak Ashâb`ına acımasından ibârettir.
HadisNo : 794


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hacer-i Esved`i selâmlama (istilâm);İstilâm;Remel;Tavafın ilk üç şartından koşmak (remel)
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN SÛRET-İ TAVÂFINA DÂİR ABDULLÂH İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem (Haccetü`l-Vedâ`da) Mekke`ye geldiği zaman ilk tavâf ettiğinde Hacer-i Esved`i istilâm ettiğini, yedi tavâftan (ilk) üçünde yürürken müsâreat buyurduğunu gördüm, demiştir.
HadisNo : 795


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hz. Peygamber`in sünnetine bağlılık;Remel;Tavafın ilk üç şartından koşmak (remel)
Ravi : Ömer b. el-Hattâb
Baslik : REMEL HAKKINDA HAZRET-İ ÖMER`DEN GELEN BİR RİVÂYET. VE REMELİN BİR TA`RÎFİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Biz neden bu remele devâm ediyoruz? (Vaktiyle) biz, müşriklere reml ile (kuvvetli) görünmek isterdik. Halbuki Cenâb-ı Hak, onları mahv ü helâk etmiştir. Bundan sonra Hazret-i Ömer: Remel, bir şeydir ki, onu Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem işlemiştir. Biz, Peygamber`in bu sünnetini terk etmeği sevmeyiz, demiştir.
HadisNo : 796


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hacer-i Esved`i selâmlama (istilâm);İstilâm;Rükn-ü Yemânî`yi istilâm
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : KÂ`BE-İ MUAZZAMA`NIN ERKÂNI. VE RESÛL-İ EKREM`İN RÜKN-İ HACER-İ ESVED İLE RÜKN-İ YEMÂNÎ`Yİ HER ZAMAN İSTİLÂM BUYURDUKLARINA DÂİR İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: "Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şu iki Rükn-i Yemânî`yi istilâm ettiğini gördüğüm zamandanberi (Harem-i Şerîf) kalabalık olsun tenhâ bulunsun, bu iki rüknü istilâm etmeği hiç bir zaman bırakmadım" demiştir.
HadisNo : 797


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hacer-i Esved`i selâmlama (istilâm);İstilâm
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : HACCETÜ`L-VEDÂ`DA RESÛL-İ EKREM`İN DEVE ÜZERİNDE MİHCEN İLE İSTİLÂM BUYURDUĞUNA DÂİR İBN-İ ÖMER RİVÂYETİ
Hadis : "Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Haccetü`l-Vedâ`da Mihcen (denilen değnek) ile (Hacer-i Esved`i) istilâm ederek deve üzerinde tavâf etti" dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 798


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hacer-i Esved`i selâmlama (istilâm);İstilâm
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : HACCETÜ`L-VEDÂ`DA RESÛL-İ EKREM`İN DEVE ÜZERİNDE MİHCEN İLE İSTİLÂM BUYURDUĞUNA DÂİR İBN-İ ÖMER RİVÂYETİ
Hadis : Birisi İbn-i Ömer`den Hacer-i Esved`i istilâmın hükmünü sormuş. İbn-i Ömer de: - Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem`in Hacer-i Esved`i istilâm (yâni eliyle mess) ettiği ve takbîl buyurduğunu gördüm, diye cevab vermiş. Sâil: - Ya müzâhemeye uğrarsam? Ne dersin!. Ya kalabalığa tesâdüf edersem? Ne hükmedersin!. diye tekrar sormuş. İbn-i Ömer (bu mütevâlî süallerden ictihâd ile hadîse muâraza edildiğini anlayıp müteessir olarak): - Ey Sâil! Sen bu "ne dersin!" suallerini Yemen`e (uzak) kıl!. (Ben sana) Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem, bu (mübârek) taşı messetti, takbîl buyurdu, (diyorum) demiştir.
HadisNo : 799


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu :
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN, EBÛ BEKR VE ÖMER`İN MEKKE`YE GİRDİKLERİNDE İLK EDÂ ETTİKLERİ İBÂDET, ABDEST ALIP TAVÂF ETMEK OLDUĞUNA DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE RİVÂYETİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (Mekke`ye) geldiğinde îfâya başladığı ilk ibâdet olmak üzere abdest aldı. Sonra tavâf etti. Sonra Resûl-i Ekrem bu tavâf ve sa`yi ömre addetmedi, Resûl-i Ekrem`den sonra Ebû Bekr ve Ömer radiya`llâhu anhümâ`da Resûl-i Ekrem gibi haccettiler. (Tavaf ve sa`yi ömre saymadılar).
HadisNo : 800


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Sa`y;Tavaf namazı
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN TAVÂFTAN SONRA İKİ REK`AT NAMAZ KILIP SONRA SAFÂ İLE MERVE ARASINDA SA`Y ETTİĞİNE DÂİR İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in tavâfı hakkında rivâyet olunan bir hadîsi yakında geçmişti. Bu rivâyette de İbn-i Ömer: "Aleyhi`s-salâtü ve`s-selâm`ın tavâftan sonra iki rek`at (Tavâf) namazı kılıp sonra Safâ ile Merve arasında sa`y etti" hadîsini ziyâde etmiştir.
HadisNo : 801

Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : İnsan şahsiyetine hürmet
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : VEDÂ` HACCINDAN BİR SENE EVVEL BEYT-İ ŞERÎF`İ ÇIPLAKLARIN VE MÜŞRİKLERİN TAVÂF ETMELERİ YASAK OLDUĞU İ`LÂN EDİLDİĞİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE RİVÂYETİ
Hadis : Şöyle rivâyet edilmiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Kâ`be`yi tavâf ederken bir insan geçti. Bu zavallının eli, başka bir insana bir kayışla, yâhud bir iple, yâhud bunlardan başka (mendil gibi) bir şey ile bağlanmıştı. Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (şafkatli) eliyle bu bağı kopardı. Bundan sonra yanındaki adama: "bu zavallıyı eliyle yed!" buyurdu.
HadisNo : 802


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hz. Ebûbekr`in hac emirliği;Kâ`be`yi çıplak tavaftan men;Müşrik âdetlerinin kaldırılması;Müşrikler Kâ`be`ye yaklaşamaz
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : VEDÂ` HACCINDAN BİR SENE EVVEL BEYT-İ ŞERÎF`İ ÇIPLAKLARIN VE MÜŞRİKLERİN TAVÂF ETMELERİ YASAK OLDUĞU İ`LÂN EDİLDİĞİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE RİVÂYETİ
Hadis : Ebû Bekr-i Sıddîk radiya`llâhu anh Vedâ Hacc`ından (bir sene) evvel taraf-ı Peygamberî`den Emîr-i Hac olarak (Mekke`ye) gönderildiğinde Ebû Bekr de Ebû Hüreyre`yi Kurban bayramının ilk günü Minâ`da büyük bir cemâat içinde halka (şu iki maddeyi) i`lâna me`mur etmiştir (Ebû Hüreyre): Ey nâs iyi biliniz! Bu yıldan sonra müşriklerin haccetmeleri, çıplakların da Kâ`be`yi tavâf eylemeleri yasaktır! (demiştir).
HadisNo : 803


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hac menâsikı
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : VEDÂ` HACCINDAN BİR SENE EVVEL BEYT-İ ŞERÎF`İ ÇIPLAKLARIN VE MÜŞRİKLERİN TAVÂF ETMELERİ YASAK OLDUĞU İ`LÂN EDİLDİĞİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE RİVÂYETİ
Hadis : "Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (Vedâ haccında) Mekke`ye geldi. (Beyt`i) tavâf, ve Safâ ile Merve arasında sa`y etti. Ve bu tavaftan sonra tâ Arafât`tan dönünceye kadar Kâ`be`ye yaklaşmadı.
HadisNo : 804


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hacıları ağırlamak
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : VEDÂ` HACCINDAN BİR SENE EVVEL BEYT-İ ŞERÎF`İ ÇIPLAKLARIN VE MÜŞRİKLERİN TAVÂF ETMELERİ YASAK OLDUĞU İ`LÂN EDİLDİĞİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE RİVÂYETİ
Hadis : İbn-i Ömer: "Abbâs İbn-i Abdülmuttalib radiya`llâhu anh huccâca şerbet dağıtmak için Minâ gecelerinde Mekke`de ikâmet etmek üzere Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem`den izin istedi. Resûl-i Ekrem de müsâade buyurdu" demiştir.
HadisNo : 805


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Zemzem suyu
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : VEDÂ` HACCINDAN BİR SENE EVVEL BEYT-İ ŞERÎF`İ ÇIPLAKLARIN VE MÜŞRİKLERİN TAVÂF ETMELERİ YASAK OLDUĞU İ`LÂN EDİLDİĞİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE RİVÂYETİ
Hadis : Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem (Harem-i Şerifteki) şerbet dağıtılan sebîl mahalline geldi. Ve şerbet istedi. Abbâs (radiya`llâhu anh) oğluna: - Ey Fadl! Anana git, yanındaki (husûsî) şerbetten Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem`e getir!. dedi. Resûlullâh: - (Hayır) bana bu şerbetten ver buyurdu. Abbâs: - Yâ Resûla`llâh! Halk, buradaki şerbete ellerini sokuyorlar, demişti. Resûl-i Ekrem: - İşte halkın içtiği bu şerbetten ver! buyurdu.. Ve Abbâs`ın sunduğu umûmî şerbetten içti. Sonra Resûlullâh Zemzem kuyusuna geldi. Benî Abbâs (burada huccâcı) sulayorlardı. Ve kuyudan su çekiyorlardı. Resûlullâh: - (Ey Abdülmuttalib oğulları) çekiniz! Siz, hayırlı bir iş işleyorsunuz, di(ye taltîf buyur)ldı. Sonra Resûlullâh: - Halkın (su çektiğime imtisâl etmek için) tehâcüm etmesi endişesi olmasaydı, ben de devemden iner, hattâ kuyunun ipini, [eliyle mübârek omuzuna işâret ederek] şuraya kor, (sizin gibi çeker) dim, buyurdu. Yine İbn-i Abbâs radiya`llâhu anhümâ`dan gelen bir rirvâyette İbn-i Abbâs: "Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem`e Zemzem suyundan sundum. Risâlet-maâb ayakta olduğu halde içti" demiştir. Yine İbn-i Abbâs`tan gelen bir rivâyette: "Resûlullâh, o günü deve üzerinde idi" demiştir.
HadisNo : 806


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Sa`y
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : BAKARA SURESİNİN 158 NOLU ÂYET-İ KERÎMESİNİN SEBEB-İ NÜZÛLÜNE DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE`NİN ÂLİMÂNE BİR MÜTÂLÂASI
Hadis : Âişe-i Sıddîka`dan kızkardeşinin oğlu Urve İbn-i Zübeyr, Allâhu Teâlâ`nın: "Safâ ile Merve Allâh`ın şiâr ve alâmetlerinden (iki tepe) dir. Kim ki Beytullâh`ı ziyâret veya ömre ederse, bu iki tepe arasında sa`yetmesinde günah yoktur" meâlindeki kavl-i şerîfinin hükmünden sorup. Şu halde: - Yemîn ederim ki, hiç bir kimse Safâ ile Merve arasında sa`yetmemekten dolayı günahkâr olmaz, (sa`y mübah olur) demiştir. Hazret-i Âişe şöyle cevab vermiştir: - Ey kardeşimin oğlu, ne fenâ söz söyledin. Eğer bu âyet-i kerîmenin hükmü senin te`vîl ettiğin gibi (sa`y mübah) olsaydı, âyet-i kerîme: "Safâ ile Merve arasında sa`y etmemekte günâh yoktur" sûretinde olurdu. Şu kadar ki, bu âyet-i kerîme Ensâr hakkında inzâl buyurulmuştur: Ensâr, müslüman olmazdan evvel "Menât-i Tağiye" putuna teabbüd için ihrâma girerlerdi. Bu puta (dikili bulunduğu) "Müşelled" mevkiinde ibâdet ederlerdi. Ensâr`dan ihramlanan kimseler, (kendi putları karşısında merkûz olan) Safâ ile Merve putları arasıda sa`yetmeği günâh addederlerdi. Ensâr müslüman olunca müşkül addettikleri bu vaziyeti Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem`den sordular. Ve: - Yâ Resûla`llâh! Safâ ile Merve arasında sa`yetmek bize girân geliyor, dediler. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak: (Safâ ile Merve şeâir-i ilâhiyyedendir...) meâlindeki âyet-i kerîme`yi inzâl buyurdu. Âişe radiya`llâhu anhâ: - Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem Safâ ile Merve arasında sa`yi (lisân-ı Kur`an`la) teşrî` buyurdu. Bunlar arasında sa`yi terk etmek kimse için câiz değildir, demiştir.
HadisNo : 807


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Remel;Tavafın ilk üç şartından koşmak (remel)
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : BAKARA SURESİNİN 158 NOLU ÂYET-İ KERÎMESİNİN SEBEB-İ NÜZÛLÜNE DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE`NİN ÂLİMÂNE BİR MÜTÂLÂASI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem tavâf-ı kudûmu (kezâ tavâf-ı rüknü) edâ ederken, (ilk) üç (şavtı) nda remel (ki, meşy-i serî`) ile, dördünde de (mu`tâd üzere) yürürdü. Safâ ile Merve arasında tavâf ederken de Batn-i Mesîl`de (Mîl-i ahdâr hizâsında remelin fevkınde) sa`yederdi.
HadisNo : 808


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hac menâsikı
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : HACCIN ÖMREYE TAHVÎLİNE DÂİR CÂBİR İBN-İ ABDULLÂH RİVÂYETİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Ashâbiyle berâber hacca ihramlandıklarında Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile Talha`dan bir de Yemen`den gelen Alî radiya`llâhu anh`ten başkasının hedyi yoktu. Alî kurbanını yanında getirmişti. Ve: "Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in ihrâma girdiği gibi ihramlandım" demişti. (Mekke`ye geldiğmizde) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Ashâbına: - (İhramlanırken niyet ettikleri) haccı, ömreye tahvîl etmelerini, tavaf (ve sa`y) eylemelerini, sonra saçlarını kestirip ihramdan çıkmalarını, yalnız yanında hedyi (, kurbanı) bulunanların ihramlarını muhâfaza etmelerini emreyledi. (Fesh-i hacca memur olan Ashâb, bu hâle taaccüb ederek): - (Bu ne haldir?) Biz, kadınlarımızdan bile müstefîd olarak Minâ`ya gideceğiz (de Resûlullâh ihramlı ve mahrum kalacaktır), demişlerdi. Ashâb arasında söylenen bu söz Resûl-i Ekrem`e erişince, cevâben: - Hac aylarında ömrenin cevâzını şimdi hatırladığım (gibi) ihrâma girerken de derpîş eylemiş olsaydım, hediy sevk etmezdim. Ve yanımda kurbanım olmasaydı, şimdi (ben de sizin gibi) ihramdan çıkardım, buyurdu.
HadisNo : 809


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hac menâsikı
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : HACCIN ÖMREYE TAHVÎLİNE DÂİR CÂBİR İBN-İ ABDULLÂH RİVÂYETİ
Hadis : Enes İbn-i Mâlik`ten birisi (, hadîsin râvîsi Abdülâziz İbn-i Refî`): - Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`den hatırladığın bir şey`i (yâni) terviye (Zilhicce`nin sekizinci) günü öğle ile ikindi namazlarını nerede kıldığını bana haber verir misin? diye sormuş. Enes İbn-i Mâlik: - Minâ`da kıldı, diye cevab vermiş. (Abdü`l-Azîz): - Minâ`dan dönüş günü ikindi namazını nerede kıldı? diye sormuş. Enes İbn-i Mâlik: - Ebtah (yâni Muhassab) de kıldı, diye cevab vermiş. Bundan sonra Enes: - Ey sâil! Sen de ümerânın işlediği gibi işle, demiştir.
HadisNo : 810


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu :
Ravi : Ümm-i Fadl
Baslik : RESÛLULLÂH`IN ARAFAT`TA ORUÇLU OLMADIĞINA DÂİR ÜMM-İ FADL`IN RİVÂYETİ
Hadis : Ümm-i Fadl: (Arafat`ta) Arefe günü Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in oruçlu bulunmasından halk şek etmişti. Ben, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e bir (bardak) şerbet (yâhud süt) gönderdim. Resûlullâh da içti, demiştir.
HadisNo : 811
Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hac menâsikı;Vakfe
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : İBN-İ ÖMER İLE HACCÂC`IN ARAFAT`TA VAKFE HÂDİSESİ
Hadis : Müşârün-ileyh Hazretleri (oğlu Sâlim`le berâber) arefe günü zevâl-i şems sırasında (Arafat`a) gelmiş ve (Emîr) Haccâc`ın (ekâbire has) çadırı önünde yüksek sesle: - (Haccâc nerededir? diye) seslenmişti. Haccâc, üzerinde sarı bir maşlahla çadırdan çıkıp: - Ne var? Yâ Ebâ Abdurrahmân! (İbn-i Ömer`in künyesidir) dedi. İbn-i Ömer de: - Eğer sünnete ittibâ` etmek istersen zevâl-i şems, (tam hutbe zamânı) dır, (yürüyünüz!) demiş. Haccâc: - Şu saat mi? diye sormuş. İbn-i Ömer de: - Evet, bu saat demiş. Haccâc: - Biraz beni bekleyiniz; başımı yıkayayım; sonra çıkarım, demiş. İbn-i Ömer (devesinden) inip Haccâc çıkıncaya değin intizâr etmiş. Nihâyet Haccâc çıkmış, (birlik) yürümüş(ler. Giderken) babasiyle berâber bulunan Sâlim İbn-i Abdullâh Haccâc`a: - Sünnet-i Nebeviye`ye uymak istersen hutbeyi kısalt, vakfeyi ta`cîl et! demiştir. Bunun üzerine Haccâc Abdullâh İbn-i Ömer`e (istifham-kârâne) bakmağa başlamıştır. Abdullâh İbn-i Ömer Haccâc`ın bu tereddüdünü görünce: - Sâlim doğru söylüyor, demiştir.
HadisNo : 812


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Vakfe
Ravi : Cübeyr b. Mut`im
Baslik : HUMS BİD`ATİ
Hadis : Arefe günü devemi kaybetmiş ve onu aramağa çıkmıştım. Bu sırada Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`i Arafat`ta vakfe ederken gördüm. Ve: "Va`llâhi, burada vakfe eden Resûlullâh, (Ashâb-ı) humüstendir. Bilmem ki Arafat`ta niçin vakfe ediyor?" dedim.
HadisNo : 813


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu :
Ravi : Üsâme b. Zeyd b. Hârise
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN ARAFAT`TAN SÛRET-İ İFÂZASINA DÂİR ÜSÂME İBN-İ ZEYD HADÎSİ
Hadis : Üsâme`ye: - Haccetü`l-Vedâ`da Arafat`tan (Müzdelife) ye dönüldüğünde Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem nasıl hareket buyurdu? diye sorulmuş. Üsâme: - Resûlullâh, sür`atle betâet arasında mutavassıt bir halde seyretti. Fakat hâlî bir sâha bulunca sür`atle hareket ederdi, demiştir.
HadisNo : 814


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Acele etmek
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : ARAFAT`TAN MÜZDELİFE`YE DÖNÜLDÜĞÜNDEA YOLDA ACELE VE GÜRÜLTÜ EDENLERE RESÛL-İ EKREM KAMÇISI İLE İŞÂRET EDEREK: EY NÂS, AĞIR OLUNUZ! BUYURMALARI
Hadis : Abdullâh, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`le berâber Arefe günü (Arafat`tan Müzdelife`ye) dönmüştü. Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem arkasında (bâzı kimselerin) bağırıp çağırdığını, devesini döğdüğünü işitince, Resûlullâh bunlara kamçısiyle işâret ederek: "Ey nâs! Ağır olunuz!. Hayır, acele yürümekle te`mîn edilmez, buyurdu, demiştir.
HadisNo : 815


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hac menâsikı
Ravi : Ebû Bekr`in kızı Esmâ`
Baslik : ARAFAT`TAN MÜZDELİFE`YE DÖNÜLDÜĞÜNDEA YOLDA ACELE VE GÜRÜLTÜ EDENLERE RESÛL-İ EKREM KAMÇISI İLE İŞÂRET EDEREK: EY NÂS, AĞIR OLUNUZ! BUYURMALARI
Hadis : (kölesi Abdullâh İbn-i Keysân`ın) rivâyetine göre: Esmâ` (Hazretleri) akşamla yatsı namazlarının cem` edildiği gece Müzdelife`ye nâzil olmuş ve orada geceleyip namaz kılmıştı. (Abdullâh diyor ki:) bir saat namaz kıldıktan sonra: - Oğlum, ay battı mı? diye sordu. Ben: - Hayır, (batmadı) diye cevab verdim. Bir saat daha namaz kıldıktan sonra: - Oğlum, ay battı mı? diye (tekrar) sordu. Ben de: - Evet battı, diye cevab verdim. Esmâ` (Hazretleri): - Öyle ise Minâ`ya doğru yollanınız, diye emretti. Biz de yollandık, yürüdük. Nihâyet (Cemre mevkiine geldik) Cemre (-i Kübrâ) yi attıktan sonra Esmâ` radiya`llâhu anhâ (Minâ`daki menziline) döndü. Ve bu menzilinde sabah namazını kıldı. Abdullâh diyor ki, ben Esmâ`ya: - Anneciğim! Öyle zannediyorum ki, biz, vakt-i meşrûa takaddüm ettik, dedim. Bana cevâben: - Oğlum! Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem mahfetli kadınlar için erken Cemre etmelerine izin vermiştir, dedi.
HadisNo : 816


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Bir yere girmek için izin istemek (istizan);İstizan
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : HACCETÜ`L-VEDÂ`DA MÜZDELİFE`DEN MİNÂ`YA HAREKETE DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE VE ABDULLAH İBN-İ MES`ÛD RİVÂYETLEARİ
Hadis : Vedâ` haccında biz, Müzelife`ye gelmiştik. Sevdv (bint-i Zem`a) halkın izdihâmından evvel kendisinin Minâ`ya gönderilmesi husûsunda Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`den izin istemişti. Sevde (iri yapılı), ağır canlı bir kadındı. Resûlullâh Sevde`ye izin verdi. Ve halkın izdihâmından evvel onu Minâ`ya gönderdi. Biz de sabaha kadar Resûlullâh`ın nezdinde kaldık. Sonra Resûlullâh bizi de, Sevde`yi gönderdiği gibi Minâ`ya gönderdi. (Kâşki) Sevde`nin isti`zân ettiği gibi ben de Resûlullâh`dan izin dileyeydim. Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem`den izti`zân etmekliğim, bana, dünyâya mâlik olmaktan daha sevimlidir.
HadisNo : 817


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hac menâsikı
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : HACCETÜ`L-VEDÂ`DA MÜZDELİFE`DEN MİNÂ`YA HAREKETE DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE VE ABDULLAH İBN-İ MES`ÛD RİVÂYETLEARİ
Hadis : (Yezîd İbn-i Nehaî) şöyle rivâyet etmiştir: Abdullâh İbn-i Mes`ûd (Arafât`tan) Müzdelife`ye geldi. Akşamla yatsı namazlarından her birini başlı başına birer ezân ve ikâmetle kıldı. Ve bu iki namazın arasını akşam taâmı ile ayırdı. Bundan sonra İbn-i Mes`ûd şafak söktüğü sırada (çok erken) sabah namâzını kıldı. (Hattâ) kimi fecr tulû` etti, kimi de fecr tulû` etmedi, diyordu. Sonra Abdullâh İbn-i Mes`ûd, Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem`in: - Akşamla yatsıdan ibâret olan bu iki namaz, şu Müzdelife mevkiinde (mu`tâd olan) vakitlerinden tahvîl edilmiştir. Sakın nâs, yatsı vakti girmedikçe Müzdelife`ye gelmeğe çalışmasın. Sabah namâzı (nın vakti) de (tulû-ı fecre işâret buyurularak): "şu saattir." buyurduğunu haber verdi. Sonra İbn-i Mes`ûd tan-yeri ağırıncaya kadar Müzdelife`de tevakkuf etti. Sonra: - Emîrü`l-Mü`minîn (Osmân radiya`llâhu anh) bu saatte Müzdelife`den hareket etse, sünnet-i seniyyeye muvâfakat etmiş olur, dedi. (Râvî Yezîd-i Nehaî:) - İbn-i Mes`ûd, bu sözü mü evvel söyledi. Yâhud Hazret-i Osman`ın Müzdelife`den Minâ`ya hareketi mi evvel vâkı` oldu? Bilmiyorum. İbn-i Mes`ûd, Kurban bayramının ilk günü Cemre-i akabeyi remyedinceyi kadar telbiyeye devâm eyledi, demiştir.
HadisNo : 818


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Vakfe
Ravi : Ömer b. el-Hattâb
Baslik : CÂHİLİYYET DEVRİNDE VE DEVR-İ İSLÂM`DA MÜZDELİFE DÖNÜŞLERİNE DÂİR HAZRET-İ ÖMER RİVÂYETİ
Hadis : (Amr İbn-i Meymûn) der ki: Hazret-i Ömer sabah namazını Müzdelife`de kıldı. Sonra (Meş`arü`l-Haram`da) vakfe etti de dedi ki: müşrikler, güneş doğmadıkça Müzdelife`den Minâ`ya dönmezlerdi. Ve: "Ey Sebîr (dağı, güneşin zıyâsiyle) yıldıra (da biz, Minâ`ya gidelim)" derlerdi. Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Kureyş müşriklerine muhâlefet edip güneş doğmazdan evvel, (alaca karanlıkta) Müzdelife`den (Minâ`ya) döndü.
HadisNo : 819


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Kurbanlık hayvanlar
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : KURBANLIK DEVEYE BİNMEK CÂİZ OLDUĞUNA DÂİR EBÛ HÜREYRE RİVÂYETİ
Hadis : Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem birisinin kurbanlık devesini sevk ettiğini, (kendisi yaya olarak gittiğini) görmüş de ona: - Deveye bin! buyurmuş. O kimse: - (Yâ Resûla`llâh!) Bu deve kurbanlıktır, (nasıl binerim) demesi üzerine Resûlullâh: - Bu kurbanlık deveye bin! buyurmuş. O kimse yine: - Bu kurbanlıktır, deyince, Resûlullâh üçüncü veyâhud ikinci def`asında - Yazıklar olsun sana! Bin şu deveye, buyurmuştur.
HadisNo : 820


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hac menâsikı
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : MENÂSİK HAKKINDA İBN-İ ÖMER`İN MUFASSAL BİR RİVÂYETİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem Haccetü`l-Vedâ`da ömreyi hacca terdîf ile temetü` buyurdu. Ve Zü`l-Huleyfe`den berâberinde kurbanlık sevk edip bunları (Kâ`be`ye) hediye eyledi. Ve Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem (ihrâma girerken) ömre (niyeti) ile telbiyeye başlayıp, sonra hac (niyeti) ile telbiye buyurdu. Ashâb, (Zülhuleyfe`de yalnız) hacca niyetle (ihramlanıp Mekke`ye geldiklerinde haccı fesh ile nihâyet) ömreyi iltizâm ederek Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber mütemetti` oldular. Ashab`tan kurbanlık sevk edenler bulunduğu gibi sevk etmiyenler de vardı. Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem Mekke`ye gelince, hüccâca şöyle i`lân buyurdu: Hüccacdan kurbanlık sevk edenler (ihramlarını muhâfaza etsinler) edâ-yi hac edinceye kadar ihramlıya işlemesi harâm olan şeylerden hiç bir şey işlemek bunlara halâl değildir. Kurbanlık sevk etmiyenler ise Beyt`i tavâf ve Safâ ile Merve arasında sa`yetsin, saçından bir parça kestirip ihrâmından çıksın! Sonra (Arafât`a çıkılacağı sırada) hac için ihramlansın!. (Minâ`da) kesecek kurban bulamayan her ferd (ihramlandıktan sonra) hac sırasında üç gün oruç tutsun. Yedi gün de ehline (, memleketine) döndükten sonra tutsun (on günü doldursun!)
HadisNo : 821

Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hacda kurban kesemiyenler;İhrama girmek;Kurbanlık hayvanlar
Ravi : Misver İbn-i Mahrem`e ile Mervân
Baslik : KURBANLIĞIN KILÂDELENMESİNE DÂİR MİSVER İBN-İ MAHREME İLE MERVÂN`IN RİVÂYETLERİ
Hadis : Şöyle dedikleri rivâyet edilmiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Hudeybiyye sırasında Medîne`den yüz on bu kadar Ashâbiyle çıktı. Nihâyet Zülhuleyfe`de bulundukları sırada Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem kurbanlık hedyi kılâdeledi, ve nişanladı. Ömre niyetiyle de ihrâma girdi.
HadisNo : 822


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu :
Ravi : Amre Bint-i Abdürrahmân`ın vâlidesi
Baslik : BU HUSÛSA DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE`NİN İKİ HADÎSİ
Hadis : Ziyâd İbn-i Ebî Süfyân Âişe radiya`llâhu anhâ`ya bir mektub gönderip mektûbunda: - Abdullâh İbn-i Abbâs radiya`llâhu anhümâ: kim ki (Mekke`ye) kurban gönderip (Kâ`be`ye) hediyye ederse, kurbanı kesilinceye kadar hacılara ihramlı iken haram olan şeyler, o kimseye haram olur, diyor. (Siz, ne dersiniz?) demişti. Hazret-i Âişe cevâben demiştir ki: - Bu mes`ele, İbn-i Abbâs`ın dediği gibi değildir. (Hicret`in dokuzuncu yılında) Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem`in kurbanının kılâde (ip) lerini iki elimle ben büktüm. Sonra Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem (aldı); iki eliyle hedyini kılâdeledi. Sonra da bu kurbanlıkları babam (Ebû Bekr) ile (Mekke`ye) gönderdi. İhramlı hacıya haram olan şeylerden hiç bir şey Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem`e haram olmadı. (Belki) bu kurbanlar kesilinceye kadar Allâhu Teâlâ Resûlullâh`a bu muharremâtı halâl kıldı.
HadisNo : 823


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Kurbanlık hayvanlar
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : BU HUSÛSA DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE`NİN İKİ HADÎSİ
Hadis : "Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (Mekke`ye kurbanlık) koyun ihdâ buyurdu" vârid olmuştur. Yine Âişe radiya`llâhu anhâ`dan gelen diğer bir rivâyette de: "Resûllullâh salla`llahu aleyhi ve sellem (kurbanlık) koyun kılâdeledi Ve ehli yanında muharremât-i ihramdan mücerred bir halde bulundu" sûretinde vârid olmuştur. Diğer bir tarikte de Hazret-i Âişe`nin: bu kurbanlıkların kılâdelerin yanımdaki (renkli) bir softan büktüm, dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 824


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Kurban derisini sadaka vermek;Kurbandan tasadduk
Ravi : Alî b. Ebî Tâlib
Baslik : HAZRET-İ ALÎ`YE RESÛL-İ EKREM NÂMINA KESTİĞİ KURBAN DEVELERİNİN ÇULLARINI VE DERİLERİNİ TASADDUK ETMESİNİ EMRETTİĞİNE DÂİR HAZRET-İ ALÎ`NİN RİVÂYETİ
Hadis : Müşârün-ileyh: Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem bana, kestiğim kurban develerin çullarını ve derilerini tasadduk etmemi emreyledi, demiştir.
HadisNo : 825


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Kurbandan tasadduk
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : HAZRET-İ ALÎ`YE RESÛL-İ EKREM NÂMINA KESTİĞİ KURBAN DEVELERİNİN ÇULLARINI VE DERİLERİNİ TASADDUK ETMESİNİ EMRETTİĞİNE DÂİR HAZRET-İ ALÎ`NİN RİVÂYETİ
Hadis : Sıddîka-i Müşârün-ileyhânın: "Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem ile biz, (Vedâ` Haccı`na) Zilka`de`den beş gün kala (Medîne`den) çıkmıştık" dediği yukarıda geçti. Bu rivâyette ise şu ziyâde vardır: Âişe Hazretleri demiştir ki: Kurban Bayramının ilk günü (Minâ`da elinde) sığır eti ile birisi geldi. Ben: - Bu nedir? diye sordum. Eti getiren: - Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem zevceleri nâmına kurban kesti. (Bu da kurbanınızın etindendir) diye cevab verdi.
HadisNo : 826


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : KURBANLIKLARIN KESİLMESİNE DAİR HADÎSLER
Hadis : Ravi kurbanını Menhar`de yâni Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem`in kurban kestiği yerde kesmek i`tiyâdında olduğunu, kölesi Nâfi` rivâyet etmiştir.
HadisNo : 827


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Kurban kesme şekli
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : KURBANLIKLARIN KESİLMESİNE DAİR HADÎSLER
Hadis : Ravi`nin (Minâ`da) kurbanlık devesini çöktürüp kestiğini gördüğü bir kimseye: "Ayağı bağlı ve ayakta olarak kes!. Devenin bu sûretle boğazlanması Muhammed salla`llahu aleyhi ve sellem`in sünnetidir" dediğini Ziyâd İbn-i Cübeyr rivâyet etmiştir.
HadisNo : 828


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Kurban kesme ücreti
Ravi : Alî b. Ebî Tâlib
Baslik : KURBAN ETİNDEN ZEBİH VE KESİM ÜCRETİ VERİLMİYECEĞİNE DÂİR HAZRET-İ ALÎ RİVÂYETİ
Hadis : Müşârün-ileyh Hazretleri: "Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem buna kurban develerine nezâret etmemi ve bunların zebhi husûsunda kurbandan (ücret nâmiyle) hiç bir şey vermemekliğimi emreyledi" demiştir.
HadisNo : 829


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Kurban eti;Kurbandan tasadduk
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : KURBAN ETİNDEN SÛRET-İ İNTİFÂA DÂİR CÂBİR İBN-İ ABDULLÂH HADÎSİ
Hadis : Müşârün-ileyh demiştir ki: biz, Minâ`da kaldığımız üç günden fazla bir zamanda kurban develerimizin etinden yemezdik. (Üç günden arta kalan eti tasadduk ederdik). Sonra Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem müsâade etti. Ve: kurban etinizi yeyiniz! Ve (kavurup) azık yapınız, buyurdu. Biz de yedik ve azık edindik.
HadisNo : 830


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : HACCETÜ`L-VEDÂ`DA RESÛL-İ EKREM`İN TIRAŞ OLDUĞUNA DÂİR İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : "Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem (Vedâ) Haccı`nda başını tıraş etti" dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 831

Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : İhramdan çıkmak
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : MUHALLİKÎN VE MUKASSIRÎN HAKKINDA DÜÂ-İ NEBEVÎ`YE DÂİR İBN-İ ÖMER RİVÂYETİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Yâ Rab, başlarını tıraş edenlere rahmet eyle! diye duâ buyurmuş, Ashab-ı Kirâm da: - Yâ Resûla`llah! Cenâb-ı Hak saçlarını kestirenlere de rahmet buyursun, demişler. Resûlullah yine: - Yâ Rab, başlarını tıraş edenlere rahmet eyle! demiş. Ashâb-ı Kirâm tekrar: - Yâ Resûla`llah! Allah saçlarını kestirenlere de rahmet etsin, demişler. Resûlallah bu def`a: - Yâ Rab, saçlarını kestirenlere de rahmet eyle! diye duâ etmiştir.
HadisNo : 832


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : İhramdan çıkmak
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BU HUSÛSTA EBÛ HÜREYRE VE MUÂVİYE RİVÂYETLERİ
Hadis : İbn-i Ömer radiya`llahu anhümâ`nın muhallikîne duâ-i Nebevî`yi iş`âr hadîsi gibi Ebû Hüreyre radiya`llahu anh`ten de bir hadîs rivâyet edilmiştir. Şu kadar ki, Ebû Hüreyre hadîsinde ... rivâyet edildiği ve bu duâ, üç def`a tekrar edildikten sonra: "Saçlarını kestirenlere de rahmet eyle!" diye duâ buyurduğu haber verilmiştir.
HadisNo : 833


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : İhramdan çıkmak
Ravi : Muâviye b. Ebî Süfyân
Baslik : BU HUSÛSTA EBÛ HÜREYRE VE MUÂVİYE RİVÂYETLERİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in (mübârek başındaki) saçından bir parçasını mişkas (denilen enli bir ok veya bıçak) ile kestim, dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 834


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Cemrelere taş atma (Şeytan taşlama);Şeytan taşlama
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : REMY-İ CİMÂRE DÂİR ABDULLÂH İBN-İ ÖMER VE ABDULLÂH İBN-İ MES`ÛD RİVÂYETLERİ
Hadis : (Vebre isminde) bir kimse: - (Eyyâm-ı teşrikteki) cemreleri ne zaman atayım, diye sormuş. İbn-i Ömer de cevâben: - Emîr-i haccın atmağa başladığında sen de cemreleri atarsın, demiştir. Vebre süâlini tekrâr edince, İbn-i Ömer cevâben: - Biz, (Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem zamânında) vakt-i remyi mürâkabe ederdik. Ve güneşin zevâli sırasında remyederdik, demiştir.
HadisNo : 835


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Cemrelere taş atma (Şeytan taşlama);Şeytan taşlama
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : REMY-İ CİMÂRE DÂİR ABDULLÂH İBN-İ ÖMER VE ABDULLÂH İBN-İ MES`ÛD RİVÂYETLERİ
Hadis : (Abdurrahmân İbn-i Yezîd-i Nehâî) nin rivâyetine göre İbn-i Mes`ûd, (Cemre-i akabeyi) vâdînin ortasından (aşağıdan yukarıya doğru) atmıştır. Nehaî: - Yâ Ebâ Abdurrahmân: bâzı kimseler Cemreyi vâdînin üstünden (aşağı doğru) atıyorlar, demiş. Buna cevâben İbn-i Mes`ûd: Kendisinden başka hiç bir ma`bûd olmayan Cenâb-ı Hakk`a yemîn ederim ki: benim remyettiğim şu mevkı`, bir makam-ı mübârektir ki, bunun hakkında salla`llahu aleyhi ve sellem`e Bakare Sûresi inzâl buyuruldu, demiştir.
HadisNo : 836


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Cemrelere taş atma (Şeytan taşlama);Şeytan taşlama
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : REMY-İ CİMÂRE DÂİR İBN-İ MES`ÛD`UN VE İBN-İ ÖMER`İN DİĞER BİR RİVÂYETİ
Hadis : (Abdurrahmân İbn-i Yezîd-i Nehaî`nin rivâyetine göre) Abdullah İbn-i Mes`ûd Cemre-i kübrâya (ki, Cemretü`l-akabe`dir) müntehî olduğundan Beyt (-i Şerîf) i sol tarafına, Minâ`yı da sağına alarak (Cemre mahallini istikbâl etmiş) ve yedi çakıl remyetmiştir. Sonra da: kendisine Sûre-i Bakare ınzâl buyurulan Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem de Cemreyi böyle remyetti, demiştir.
HadisNo : 837


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Cemrelere taş atma (Şeytan taşlama);Hac menâsikı;Şeytan taşlama
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : REMY-İ CİMÂRE DÂİR İBN-İ MES`ÛD`UN VE İBN-İ ÖMER`İN DİĞER BİR RİVÂYETİ
Hadis : (Oğlu Sâlim rivâyet edip) demiştir ki: İbn-i Ömer, Cemre-i dünyâda yedi çakıl atar ve her çakılın remyini müteâkib tekbir alırdı. Sonra İbn-i Ömer buradan vâdînin ortasındaki düzlüğe iner, ve orada kıbleyi istikbâl (ve cemreyi istidbâr) ederek uzun zaman kaim olur. Ve iki elini kaltırarak duâ ettikten sonra (cemre-i) vüstâyı atardı. Bundan sonra İbn-i Ömer vâdînin şimal cihetine doğru yürür, (birincideki gibi) batn-i vâdîdeki düzlüğe iner, (ve Akabe mevkiine gelir) di. Burada da uzun zaman Kıble`ye karşı kaimen ellerini kaldırarak duâ ettikten sonba, batn-i vâdîden de Cemre-i Akabeyi atardı. Ve burada (duâ için) beklemeyip dönerdi. Ve (babam) Abdullah İbn-i Ömer: - Bu menâsiki, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in böylece edâ buyurduğunu gördüm, der idi.
HadisNo : 838


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Kâ`be`yi tavaf
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : TAVÂF-I VEDÂ` HAKKINDA İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Nâsa menâsik-i haclarının sonu, Beyt-i tavâf (-i vedâ) olduğu (taraf-ı Peygamberî`den) emrolundu. Şu kadar ki, bu vedâ tavâfı hâiz (kadın)lardan tahfîf edildi (de onlara vâcib kılınmadı).
HadisNo : 839


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Tavaf-ı vedâ
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : TAVÂF-I VEDÂ` HAKKINDA İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (Minâ`dan hareketle) "Muhassab" mevkiine geldiği ve burada öğle, ikindi, akşam, yatsı namazlarını kılıp sonra bir mikdar uyku uyuduğu daha sonra Beyt-i Şerîf`e doğru hareket edip Beyt`i, tavâf-ı vedâ ile tavâf buyurduğu rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 840


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Kâ`be`yi tavaf;Tavaf-ı vedâ
Ravi : Tâvus İbn-i Keysân İbn-i Abbâs
Baslik : TAVÂF-I VEDÂ` HAKKINDA İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Müşârün-ileyhin: - Tavâf-ı ifâzayi (hayızdan evvel) îfâ eden hâiz için (vedâ tavâfını terk ederek) memleketine dönmesine (taraf-ı Risâlet`ten) müsâade edilmiştir, dediğini rivâyet etmiştir. Sonra (aynı sened ile Tâvus) İbn-i Ömer radiya`llahu anhümâ`nın da: - (Evvelâ) hâiz kadın (tetühhür ve vedâ tavâfı etmedikçe) memleketine dönemez, dediğini işittiğini, bundan bir zaman sonra da: "Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem , hâize, vedâ tavâfını terke müsâade buyurdu" dediğini de işitip rivâyet etmiştir.
HadisNo : 841

Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hac menâsikı
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : MUHASSAB MEVKİİNDE TEVAKKUF HAKKINDA ULEMÂNIN İHTİLÂFI VE BU TEVAFFUKUN SEBEBİ?
Hadis : "Muhassab, menziline inmek, menâsik-i hacdan ma`dud değildir. (Belki) Muhassab, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem `in (ba`de`z-zavâl istirâhat için) nâzil olduğu bir mahaldir" dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 842


Fasil : KİTÂBÜ`L-HAC
Konu : Hac menâsikı
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : HAC MEVSİMİNDE TİCÂRET ETMENİN CEVÂZI. UKÂZ, ZÜ`L-MECÂZ, MECENNE, HUBÂŞE PANAYIRLARI
Hadis : (Nâfi`in rivâyetine göre): İbn-i Ömer, Mekke`ye gelirken Zîtuvâ mevkiinde geceler, sabah olunca Mekke`ye dâhil olurmuş. Minâ`dan dönüşte de Zîtuvâ`ya gelir, sabaha kadar orada gecelermiş ve: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem `in de burada beytûtet buyurduğunu yâd edermiş.
HadisNo : 843
Buhari Hadisleri KİTÂBÜ`L-ÎMÂN

Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : İslâm esasları;Oruç;Zekât
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : "İSLÂM BEŞ ŞEY ÜZERİNE BİNÂ OLUNMUŞTUR" HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: İslâm beş şey üzerine binâ olunmuştur: Allâh`dan başka ilâl olmadığına ve Muhammed`in (salla`llâhu aleyhi ve sellem) Allâh`ın Resûlü olduğuna Şahâdet etmek, Namaz kılmak, Zekât vermek, Haccetmek, Ramazan orucunu tutmak.
HadisNo : 8


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Hayâ
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ÎMÂNIN ŞU`BELERİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Muhterem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Îmân altmış bu kadar şu`bedir. Hayâ da îmânın bir şu`besidir.
HadisNo : 9


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Gerçek müslüman;Muhâcir
Ravi : Abdullâh b. Amr b. Âs
Baslik : PEYGAMBER (S.A. VE S.) İN MÜSLÜMAN VE MUHÂCİR`İ TÂRİFLERİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Muhterem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Müslüman, dilinden, elinden müslümanlar selâmette kalan kimsedir. Muhâcir de Allâh`ın nehyettiğini terkedendir.
HadisNo : 10


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Gerçek müslüman
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : MÜSLÜMANLARIN HANGİSİ EFDALDİR
Hadis : Şöyle demiştir: "Yâ Resûlâ`llâh, müslümanların hangisi efdaldir?" diye suâl ettiler. "Müslümanlar; dilinden elinden selâmette kalandır." cevâbını verdiler.
HadisNo : 11


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Gerçek müslüman;Selâmlaşmak;Yoksulları doyurmak
Ravi : Abdullâh b. Amr b. Âs
Baslik : İSLÂM`IN EMRETTİĞİ HASLETLERİN EN HAYIRLISININ HANGİSİ OLDUĞU
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`e biri: "İslâm`ın en hayırlısı hangisidir?" diye sordu. "İt`âm-ı taâm etmen ve tanıdığına, tanımadığına selâm vermendir." cevâbını verdiler.
HadisNo : 12


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : İlk vahyin gelişi;Kendi istediğini başkaları için de istemek
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : İSLÂM`IN EMRETTİĞİ HASLETLERİN EN HAYIRLISININ HANGİSİ OLDUĞU;(KÂMİL) ÎMÂNIN ŞARTLARI
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Muhterem salla`llâhu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki: Hiç biriniz, kendiniz için arzu ettiğiniz kardeşiniz için de arzu etmedikce îmân etmiş olmaz.
HadisNo : 13


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Hz. Peygamber`i sevmek
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : PEYGAMBER (S.A. VE S.) E SEVGİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Nefsim yed-i kudretinde olan Allâhu Zü`l-Celâl`e kasem ederim ki hiç biriniz ben ona pederinden de, evlâdından da daha sevgili olmadıkca îmân etmiş olmaz.
HadisNo : 14


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Hz. Peygamber`i sevmek
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : PEYGAMBER (S.A. VE S.) E SEVGİ
Hadis : Enes radiya`llâhu anh`den de bâlâdaki hadîs-i şerîf rivâyet edilmiş olup şu kadar ki sonunda "Pederinden, evlâdından ve bütün halkdan daha sevgili" ziyâdesi vardır.
HadisNo : 15


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Allah için sevmek;Allah sevgisi;Hz. Peygamber`i sevmek;Küfre dönmemek
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : HALÂVET-İ ÎMÂNI TATMANIN YOLLARI
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Mükerrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Kimde üç şey bulunursa halâvet-i îmânı tatmış olur. Allâh ile Resûlu`llâh kendisine mâadâlarından daha sevgili olmak; bir kimseyi sevmek, fakat yalnız Allâh için sevmek; (Allâh, onu küfürden kurtardıktan sonra) yine küfre dönmekten ateşe atılacakmışcasına hoşlanmamak.
HadisNo : 16


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Ensârı sevmek
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : (KÂMİL) ÎMÂN İLE NİFÂKIN ALÂMETLERİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Mükerrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: (Kâmil) îmânın alâmeti Ensâr`a mehabbet, nifâkın alâmeti de Ensâr`a buğzetmektir.
HadisNo : 17

Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Allâh`a şirk koşmamak;Bî`at;Çocukları diri diri gömmek;Hırsızlık;İftira etmek;İsyan;Zinâ
Ravi : Ubâde b. es-Sâmit
Baslik : AKABE-İ ÛLÂ (BİRİNCİ AKABE) BÎATI;RESÛLULLÂH (S.A. VE S.), ASHÂBINA, YAPABİLECEKLERİ AMELLERİ EMREDERDİ
Hadis : (Akabe-i ûlâ gecesinde bîat eden ve on iki nakîbin biri bulunan) Ubâde b. es-Sâmit (el-Ensârî el-Bedrî) radiya`llâhu anh`den: Şöyle demiştir: Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem, etrâfında Ashâbından bir cemâat mevcûd olduğu halde buyurdu ki: "Allâh`a (ibâdette) hiçbir şeyi şerîk etmemek, sirkat etmemek, zinâ eylememek, evlâdınızı öldürmemek, kendiliğinizden uyduracağınız hiçbir yalanla (kimseyi) büthân etmemek, hiçbir (emr-i) ma`rûfda isyân etmemek üzere bana bîat ediniz (yâni benimle ahdediniz.) İçinizden sözünde duran olursa ecri (ve mükâfâtı) Allâh`ın zimmet-i fazl u keremindedir. Bu dediklerimden birini yapıp da ondan dolayı dünyâda düçâr-ı ıkâb olursa bu ıkâb ona keffârettir. Bunlardan birini yapıp da yaptığı fi`li Allâhu Teâlâ setrederse işi Allâh`a kalır: İsterse onu afv, dilerse onu ıkâb eder." Biz de bu şart üzere ona (yâni Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`e) bîat ettik.
HadisNo : 18


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Fitneden kaçmak
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : RESÛLULLÂH (S.A. VE S.), ASHÂBINA, YAPABİLECEKLERİ AMELLERİ EMREDERDİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Çok sürmez (öyle fenâlıklar tahaddüs edecek ki) bir Müslümanın en hayırlı malı -kendi dînini fitnelerden selâmete çıkarmak için- dağ başlarında gezdirip (birikmiş) yağmur suyu başlarında güttüğü davarlar (dan ibâret) olacaktır.
HadisNo : 19


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu :
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : RESÛLULLÂH (S.A. VE S.), ASHÂBINA, YAPABİLECEKLERİ AMELLERİ EMREDERDİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem Ashâbına emrettiği zaman (dâimâ) ellerinden gelebilecek amelleri emrederdi. (O zaman Ashâb-ı Kirâm`ı): "Yâ Resûlâ`llâh, biz Senin gibi değiliz. Allâhu Teâlâ Senin olmuş ve olacak günahlarına meydan vermemiştir." derlerdi de (âsâr-ı) gazab vech-i mübârekinde belirecek kadar kızar ve ondan sonra da: "En ziyâde sâhib-i takvânız, Allâh`ı en çok bileniniz şüphesiz ki benim." buyururlardı.
HadisNo : 20


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu :
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : MÜ`MİNİN EBEDİYYEN CEHENNEM`DE KALMIYACAĞINA DÂİR EBÛ SAÎD HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Mükerrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Ehl-i Cennet Cennet`e, ehl-i Dûzah Dûzah`a girdikten sonra Allâhu Teâlâ Azze ve Celle: "Kimin kalbinde bir hardal tânesi ağırlığınca îmân varsa (ateşden) çıkarınız." diye ferman buyuracaktır. Bunun üzerine (bu gibiler) simsiyah kesilmiş oldukları halde çıkarılıp Nehr-i hayât (yâhud Nehr-i hayâ, yâhud da Nehr-i hayâ`) içine atılacaklar ve (orada) sel uğrağında kalan yabânî reyhan tohumları nasıl (sür`atle) biterse öylece biteceklerdir. Görmezmisin, bunlar (ne güzel) sapsarı olarak (ve iki tarafına) salınarak sürer?
HadisNo : 21


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Rüyâ
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : PEYGAMBER (S.A. VE S.) İN "...HAYÂ ÎMANDANDIR." HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Uyuduğum esnâda gördüm ki halk bana arzolunuyordu. Üstlerinde gömlekler vardı. Bu gömleklerin kimi memelere varıyor, kimi daha kısa idi. Ömer b. el-Hattâb da bana arzolundu. Üstünde (eteklerini yerde) sürüdüğü bir gömlek vardı. "Yâ Resûlâ`llâh, bunu ne ile te`vîl (yâni ta`bîr) ettin?" diye sordular. "Dîn ile." cevâbını verdi.
HadisNo : 22


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Hayâ
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : PEYGAMBER (S.A. VE S.) İN "...HAYÂ ÎMANDANDIR." HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem (bir gün) Ensâr`dan bir kimsenin yanından geçiyordu. Ensârî, kardeşini hayâdan menediyordu. Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem: "Ona ilişme. Hayâ îmândandır." buyurdu.
HadisNo : 23


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Zekât
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : EHL-İ KÜFÜR İLE, KÜFÜRLERİNDEN DÖNÜNCEYE KADAR, MUHÂREBE ETMENİN FARZİYETİNE DÂİR ABDULLÂH İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Allâh`dan başka hak İlâh olmadığına ve Muhammed`in Resûlu`llâh olduğuna (zâhirde) şahâdet, salâtı ikâme, zekâtı edâ edinceye kadar nâs ile muhârebe etmek bana emrolundu. Onlar, bunları yapınca -müslümanlık hakkının muktezâsı (olan hudûd) müstesnâ- hakk-ı İslâm olmak üzere canlarını ve mallarını benim elimden kurtarırlar. (bâtınlarından dolayı olan) hesaplarına gelince o (hesâbı görmek) Allâh`a kalmıştır.
HadisNo : 24


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Allah yolunda savaş;Allâh`a îman;Amellerin efdâli;cihat;Hacc-ı Mebrûr
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : AMELLERİN EN FAZÎLETLİSİNİ BEYÂNA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlu`llâh sall`llâhu aleyhi ve sellem`e: "Amelin hangisi efdâldir?" diye sordular. "Allâha ve Resûlüne îmân." buyurdu. "Ondan sonra hangisi?" dediler. "Allah yolunda cihâd." buyurdu. "Ondan sonra da hangisi?" diye sordular. "Makbûl (olmuş, içine günah ve riyâ karışmamış) Hac." cevâbını verdi.
HadisNo : 25


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Düşündüğünü açıkça söylemek;İman-İslâm
Ravi : Sa`d b. Ebî Vakkâs
Baslik : MASLAHATA BİNÂEN İYİLİK YAPMANIN MEŞRÛİYETİNE DÂİR SA`D İBN-İ EBÎ VAKKÂS HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem (Müellefetü`l-Kulûb`dan) bir takım kimselere (dünyâlık) veriyordu. Bu, Sa`d da (orada) oturuyordu. Derken Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem içlerinden en ziyâde beğendiğim birini bıraktı. (Bir şey vermedi.) Bunun üzerine: "Yâ Resûlâ`llâh, filânı ne için bıraktın? Vallâhi onu ben mü`min biliyorum." dedim. "Öyle deme, Müslim (de.)" buyurdu. Bir müddet sustum. Nihâyet o adam hakkındaki ilmim bana galebe etti de (dayanamadım,) yine sözümü tekrâr ederek: "Filânı niçin mahrum bıraktın? Vallâhi onu ben, mü`min biliyorum." dedim. Yine "Öyle deme, müslim (de.)" buyurdu. Ben yine sustum. Lâkin o adam hakkındaki ilmim bana galabe etti. (Dayanamadım,) sözümü tekrâr ettim. Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem yine o sözü tekrâr ettikden sonra buyurdu ki: Ey Sa`d, bir adama, Allah onu yüzü koyu ateşe atmasın diye başkasını daha ziyâde sevdiğim halde atâ (ve ihsân) `da bulunduğum olur.
HadisNo : 26


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Kadınların kocasına karşı vazifeleri;Nankörlük
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : KADINDA KÜFRAN DUYGUSUNUN GÂLİP OLDUĞUNA DÂİR İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Muhterem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Bana Cehennem gösterildi. Bir de gördüm ki ehl-i Cehennem`in ekseri kadınlardır. Onlar küfrederler." (bunun üzerine): "(Yâ Resûlâ`llâh,) Allâh`a mı küfrederler?" diye soruldu. (Cevâben) buyurdu ki: Onlar kocalarına (karşı) küfrân ederler. İhsâna (karşı) küfrân ederler. Birisine dünyâ, dünyâ oldukça ihsân etsen de sonra senden (hoşuna gitmiyen) bir şey görse "Ben senden hiç bir hayır görmedim." der.
HadisNo : 27

Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Din kardeşliği
Ravi : Ebû Zerr-i Gıfârî
Baslik : HER HANGİ BİR KİMSEYE KÖTÜ SÖZ SÖYLEMENİN NEHYİNE DÂİR EBÛ ZER HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: (Bir kere) bir adamla sövüştük de onu anasından dolayı ayıpladımdı. Nebiyy-i Mükerrem salla`llâhu aleyhi ve sellem bana buyurdu ki: Ey Ebû Zer, onu sen anasından dolayı mı ayıplıyorsun? (Demekki) sen, içinde (henüz) Câhiliyyet (ahlâkı) kalmış bir kimse imişsin. (Ondan sonra buyurdu ki:) Zîr-i destânınız, sizin öyle kardeşlerinizdir ki Allâhu Teâlâ onları sizin yed (mülk ve kudret) inize tevdî` etmiştir. Her kimin eli altında kardeşi bulunursa ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Onlara güçleri yetmiyecek (zahmetli) bir iş yüklemeyiniz. Şâyed yüklerseniz onlara yardım ediniz.
HadisNo : 28


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Adam öldürmek
Ravi : Ebû Bekre Nufey` b. Hâris
Baslik : KATLİN VE KATLE TEŞEBBÜSÜN NEHYİNE DÂİR EBÛ BEKRE HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`den işittim, "İki müslüman kılıçlariyle karşılaştıkları zaman kâtil de maktûl de Cehennem`dedir." buyuruyordu. "Yâ Resûlâ`llâh, kâtil böyle, ya maktûle ne oluyor?" diye sordum. "(Maktûl) arkadaşını öldürmeğe harîs idi de ondan." buyurdu.
HadisNo : 29


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Şirk
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : LOKMAN SURESİNİN 31 NOLU ÂYET-İ KERÎMESİNİN SEBEB-İ NÜZÛLÜ
Hadis : Şöyle demiştir: ... Âyet-i Kerîme`si nâzil olduğu zaman Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in Ashâb`ı "Hangimiz nefsine zulmetmemiştir?" dediler. Bunun üzerine ... Âyet-i Kerîme`is nâzil oldu.
HadisNo : 30


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Ahdi bozmak (ahde vefâsızlık);Emânete hıyânet;Münâfığın alâmetleri;Verdiği sözü tutmamak;Yalancılar
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : MÜNÂFIK`IN ALÂMETLERİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE VE ABDULLÂH İBN-İ AMR HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Muhterem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Münâfık`ın alâmetleri üçtür. Söz söylerken yalan söyler. Va`d ettiği vakit sözünde durmaz. Kendisine bir şey emniyet edildiği zaman hıyânet eder.
HadisNo : 31


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Ahdi bozmak (ahde vefâsızlık);Emânete hıyânet;Husumet;Münâfığın alâmetleri;Verdiği sözü tutmamak;Yalancılar
Ravi : Abdullâh b. Amr b. Âs
Baslik : MÜNÂFIK`IN ALÂMETLERİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE VE ABDULLÂH İBN-İ AMR HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Mükerrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Dört şey, her kimde bulunursa hâlis münâfık olur. Her kimde bunların bir parçası bulunursa onu bırakıncaya kadar kendisinde münâfıklıkdan bir haslet kalmış olur. (Bunlar da) kendisine bir şey emniyet edildiği zaman hıyânet etmek, söz söylerken yalan söylemek, ahdettiğinde ahdini tutmamak, husûmet (iddiâ ve mürâfaa) zamânında da hakdan ayrılmaktır.
HadisNo : 32


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Kadir gecesi
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : KADİR GECESİ`NİN FAZÎLETİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Îmânından dolayı ve (yalnız Allâh`dan ecrini umarak) li-vechi`llâh her kim Kadir Gecesi`ni tâatla geçirirse geçmiş günahları mağfûr olur.
HadisNo : 33


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu :
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : CİHÂD`IN FAZÎLETİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Allâhu Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri kendi yolunda (cihâda) çıkan kimseye: "Onu (evinden) çıkaran şey yalnız bana îmân ve Peygamberlerimi tasdîk ise nâil olduğu ecir veya ganîmetle (sâlimen yurduna) geri getireyim, yâhud da Cennet`e ithâl edeyim." diye tekeffül etmiştir. Ümmetime meşakkate bâis olacağını bilmesem hiç bir seriyye (yâni cihad müfrezesine refâkat etmek) den geri kalmazdım. Allah bilir ki Allah yolunda katlolunup dirilmeyi, ondan sonra katlolunup dirilmeyi, ondan sonra katlolunmayı ne kadar isterdim!
HadisNo : 34


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Ramazan ibâdeti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : RAMAZAN`IN FAZÎLETİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Her kim Ramazan`da îmânı sebebiyle ve (ecrini yalnız Allah`dan umarak) li-vechi`llâh (Terâvih ve sâire gibi) namaz kılarsa geçmiş günahları mağfûr olur.
HadisNo : 35


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Oruç
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : RAMAZAN`IN FAZÎLETİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Her kim Ramazan orucunu îmânı sebebiyle ve (yalnız Fazl-ı İlâhî`yi umarak) li-vechi`llâh tutarsa geçmiş günahları mağfûr olur.
HadisNo : 36


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Îtidâlli hareket;Kolaylık göstermek
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : İSLÂM KOLAYLIK DÎNİDİR
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Muhterem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Bu din (ayni) yüsürdür. Hiçbir kimse yoktur ki (bu) din hususunda (amellerim eksiksiz olsun diye) kendini zorlasın da din, ona galebe etmesin (ve ezilip büsbütün amelden kesilmesin). Öyle olunca ortalama gidin. (Matlûbunuz olan ameli tamam îfâ edemediğiniz vakit de O`na şükretmekle kanâat ediniz. Böyle yaparsanız) size müjde olsun (amelin azına da pek çok ecir verilir.) (Yola çıkarken) sabah, akşam seferinden, biraz da gece yürüyüşünden istiâne ed(iniz de kendinizi yokmay)iniz.
HadisNo : 37

Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Ehl-i kitap;Kıble
Ravi : Berâ` b. Âzib
Baslik : KIBLENİN TAHVÎLİ HAKKINDA BERÂ` HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Mükerrem salla`llâhu aleyhi ve sellem Medîne`ye ilk teşrîfinde Ensâr`dan olan ecdâd (ı, yâhud diğer lâfza göre dayıları yurd) ına misâfir oldu ve on altı, on yedi ay Beytü`l-Makdi`se doğru namaz kıldı. Halbuki kıblesinin Beytü`l-Harâm`a doğru olmasını arzu ederdi. (Kâ`be`ye müteveccihen) ilk kıldığı namaz İkindi namazı olmuştu. Bir cemâat de onunla birlikte kıldılar. Ondan sonra birlikde namaz kılanlardan biri (namazdan) çıktı. Mescidin birinde bulunan bir cemâate namazdalar iken yolu uğradı. (onlara): "Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Mekke`ye doğru namaz kıldığıma Allah için şahâdet ederim." deyince (namazlarını bozmadan) oldukları gibi Beyt-i Şerîf`e döndüler. Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem Beyt-i Makdis`e doğru namaz kıldıkları sırada Yahûdîlerle (diğer) Ehl-i Kitâb ondan hoşlanırlardı. Beyt-i Şerîfe doğru yüzünü döndürünce bu fi`lini beğenmediler. -Berâ` b. Âzib radiya`llâhu anh bu hadîsinde diyor ki: Kıble tahvîl edilmeden evvel (ilk) kıbleye doğru (namaz kılarak) vefât etmiş, katlolunmuş kimseler de vardı. Bunlar hakkında nasıl bir hüküm vereceğimizi bilemedik.
HadisNo : 38


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Güzel ahlâk;İyiliğin mükâfâtı
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : MÜSLÜMAN OLMANIN, KÜFÜR HÂLİNDE İŞLENEN GÜNAHLARI GİDERECEĞİNE DÂİR EBÛ SAÎD HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`den işittim, buyurdu ki: Bir kul Müslüman olursa, İslâm`ı sağlama olursa Allâhu Teâlâ (Hazretleri) evvelce kendisinden sâdır olmuş her seyyiesini tekfîr eder (yâni örter). Ondan sonra sıra kısâsa (yâni mükâfât ve mücâzâta) gelir: Bir hasene ondan yedi yüz kat büyük hasene ile, bir seyyie ise (yalnız kendi) misli (derecesinde mücâzât) ile karşılanır. Meğer ki o seyyieyi Allah affede.
HadisNo : 39


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Tâatte devam
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : AMELİN -AZ DA OLSA- DEVAMLI OLANININ FAZÎLETİNE DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Yanımda bir kadın varken Nebiyy-i Mükerrem salla`llâhu aleyhi ve sellem hücreme girdi. "Bu kadın kimdir?" diye sordu. "Filâncadır." dedim. Ve kıldığı namaz(lar)ı anlatmağa başladım. Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem ise "(Bu sözü) bırak. (Dâimâ) elinizden gelecek şeyleri yapınız. Yoksa Allâh hakkı için siz usanmadıkca Allah usanmaz." buyurdu. Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in en ziyâde sevdiği din (yâni tâat), sâhibi tarafından devâm üzere yapılanlar idi.
HadisNo : 40


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : İman-İslâm
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ÎMÂNIN ZİYÂDE VE NOKSAN KABÛL ETTİĞİNE VE MÜ`MİNİNİN CEHENNEMDE EBEDİYYEN KALMIYACAĞINA DÂİR ENES HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Muhterem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Lâ İlâhe İllâ`llâh deyib de kalbinde bir arpa ağırlığınca hayır (yâni îmân) bulunan kimse Cehennem`den çıkacaktır. Lâ İlâhe İllâ`llâh deyib de kalbinde bir buğday ağırlığınca hayır (yâni îmân) bulunan kimse Cehennem`den çıkacaktır. Lâ İlâhe İllâ`llâh deyip de kalbinde bir zerre ağırlığınca hayır (yâni îmân) bulunan kimse Cehennem`den çıkacaktır.
HadisNo : 41


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu :
Ravi : Ömer b. el-Hattâb
Baslik : MAİDE ÜÇ NOLU ÂYET-İ CELÎLESİNİN SEBEB-İ NÜZÛLÜ HAKKINDA HAZRET-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Tâife-i Yehûddan bir kimse ona: "Yâ Emîre`l-Mü`minîn, sizin Kitâbınızda okumakda olduğunuz bir âyet var ki biz Yahûdîlere nâzil olmuş olaydı yevm-i nüzûlünü bayram ederdik." demiş. (Ömer radiya`llâhu anh.): "Hangi âyettir o?" diye sormuş. (Yahûdî) ... cevâbını vermiş. (Bunun üzerine) Ömer (radiyallahu anh) demiş ki biz, bu Âyet-i Kerîme`nin nâzil olduğu günü de yeri de (hakkıyle) biliyor (,kıymetini takdîr ediyor)uz. (Bu Âyet-i Kerîme) Nebiyy-i Mükerrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`e bir cum`a günü Arefe`de (vakfede) kâim iken nâzil olmuştur.
HadisNo : 42


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Farzları edâ;İslâm esasları;Nâfile ibâdet;Namaz kılmak;Oruç;Zekât
Ravi : Talha b. Ubeydi`llâh
Baslik : İSLÂM`IN TEMELLERİNİ BİLDİREN TALHA HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Necid ahâlîsinden saçı, darmadağın (fakîr) bir kimse (huzûr-ı) Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`e geldi. Uzaktan sesini karmakarışık duyuyor, fakat ne söylediğini anlamıyorduk. Nihâyet yaklaştı. Meğer İslâm`ın ne olduğunu soruyormuş. (Bu suâline karşı) Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem: "Bir gün, bir gece içinde beş namaz." buyurdu. (Adamcağız): "Üzerimde bu namazlardan başkası da olacak mı?" diye sordu. "Hayır, meğer ki tatavvu` edersin (yâni kendiliğinden kılasın.)" cevâbını verdi. Ondan sonra Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem: "Bir de Ramazan orucu." buyurdu. (Adamcağız yine): "Üzerimde bundan başkası da olacak mı?" diye sordu. O da : "Hayır. Meğer ki tatavvu` edesin." cevâbını verdi. -Talha radiya`llâhu anh der ki: Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem, zekâtı da ona söyledi. (Adamcağız, yine): "Üzerimde bundan başkası da olacak mı?" diye sordu. yine Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem: "Hayır, meğer ki tatavvu` edesin." cevâbını verdi. Bunun üzerine (Necid`li fakîr): "Vallâhi bundan ne artık, ne eksik bir şey yapacak değilim." diyerek ve arkasını dönerek gitti. (Bunu duyunca) Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem: "Eğer doğru söylüyorsa felâh buldu gitti." buyurdu.
HadisNo : 43


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Cenâze namazı;Cenâzeye gitmek
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : CENÂZE TÖRENİNE KATILMANIN VE NAMAZINI KILMANIN FAZÎLETİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Her kim îmânı sebebiyle ve (ecrini yalnız Allah`dan umarak) li-vechi`llâh bir müslümân cenâzesi arkasından gider ve üzerine namaz kılıp defninden ferâgat edilinceye kadar berâber bulunursa iki kîrât ecir ile döner ki kîrâtların her biri Uhud (dağı) gibidir, her kim o cenâze üzerine namaz kılar da defnolunmadan evvel dönerse (yalnız) bir kîrât ecir ile dönmüş olur.
HadisNo : 44


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Adam öldürmek;Müslümana söğmek
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : MÜSLÜMANA SÖVMENİN VE ONUNLA DÖĞÜŞMENİN NEHYİNE DÂİR ABDULLÂH İBN-İ MES`ÛD HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Muhterem salla`llâhu aleyhi ve sellem: "Müslümana sövmek fısk, onunla kıtâl etmek küfürdür." buyurdu.
HadisNo : 45


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Kadir gecesi;Nizâ (anlaşmazlık)
Ravi : Ubâde b. es-Sâmit
Baslik : KADİR GECESİ`Nİ RAMAZAN`IN YİRMİSİNDEN SONRAKİ GECELERDE ARAMAK
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem, Kadir Gecesi`ni haber vermek üzere (Hâne-i Saâdetinden) çıktı. Derken Müslümanlardan iki kişi kavga ettiler. Buyurdular ki: Ben, size Kadir Gecesi`ni haber vermek üzere çıkmıştım. Filân ile filân kavga ettiler de (ona dâir olan bilgi) ref` olundu. İhtimâlki de hakkınzda bu daha hayırlıdır. Artık siz, Kadir Gecesi`ni (yirmiden sonraki) yedinci veya dokuzuncu veya beşinci gecelerde arayınız.
HadisNo : 46


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Allâh`a şirk koşmamak;İhsan;İman-İslâm;Kıyâmet alâmetleri;Rü`yetullah;Zekât
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HALKA DİNLERİNİ ÖĞRETMEK İÇİN GELEN CİBRÎL İLE PEYGAMBER ALEYHİ`S-SELÂM`IN KONUŞMASI (İHSÂN HADÎSİ)
Hadis : Şöyle demiştir: Bir gün Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem açıkta oturuyordu. (yanına) biri gelip: "Îmân nedir?" diye sordu. "Îmân; Allâha, Meleklerine, Allâh`a mülâkî olmağa (yâni Rü`yetu`llâh`a), Peygamberlerine inanmak, kezâlik (öldükten sonra) dirilmeğe inanmaktır." cevâbını verdi. "Ya İslâm nedir?" dedi. "İslâm; Allâh`a ibâdet edip (hiçbir şeyi) O`na şerîk ittihâz etmemek, namazı ikâme ve farz edilmiş zekâtı edâ etmek, Ramazanda da oruç tutmaktır." buyurdu. (Ondan sonra) "Ya ihsân nedir?" diye sordu. "Allâh`a sanki görüyormuş gibi ibâdet etmendir. Eğer sen, Allâh`ı görmüyorsan şüphesiz O, seni görür." buyurdu. "Kıyâmet ne zaman?" dedi. (Bunun üzerine) buyurdu ki: "Bu mes`elede sorulan, sorandan daha âlim değildir. (Şu kadar var ki Kıyâmet`den evvel zuhûr edecek) alâmetlerini sana haber vereyim: Ne zaman (satılmış) câriye, sâhibini (yâni efendisini) doğurur, kim idikleri belirsiz deve çobanları (yüksek) binâ kurmakta birbiriyle yarışa çıkarlarsa (Kıyâmet`den evvelki alâmetler görünmüş olur. Kıyâmet`in vakti) Allâh`dan başka kimsenin bilmediği beş şeyden biridir." Ondan sonra Nebiyy-i Muhterem salla`llâhu aleyhi ve sellem ... Âyet-i Kerîme`sini tilâvet buyurdu. Sonra (gelen adam) arkasını döndü (gitti). Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem "Onu çevirin." diye emrettiyse de izini bulamadılar. Bunun üzerine buyurdu ki işte bu, Cibrîl (aleyhi`s-selâm)dir. Halka dinlerini öğretmek için geldi.
HadisNo : 47

Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Şüpheli şeylerden kaçınmak
Ravi : Nu`mân b. Beşîr
Baslik : ŞÜPHELİ ŞEYLERDEN KAÇINMAĞI TERGÎB EDEN NU`MÂN İBN-İ BEŞÎR HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: (kulağımla) işittim, Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Helâl belli, harâm da bellidir. İkisi arasında da (helâl mi, harâm mı belli olmayan bir takım) şüpheli şeyler vardır ki çok kimseler onları bilmezler. Şüpheli şeylerden her kim sakınırsa ırzını (yâni haysiyetini) da, dînini de kurtarmış olur. Her kim şüpheli şeylere dalarsa (içine girmek yasak olan beylik) koru etrâfında (davarlarını) otlatan bir çoban gibi çok sürmez içeriye dalabilir. Haberiniz olsun, her Pâdişâhın (kendine mahsûs) bir korusu olur. Gözünüzü açın, Allâh`ın yeryüzündeki korusu da harâm ettiği şeylerdir. Âgâh olunuz, cismin içinde bir lokmacık et (parçası) vardır ki iyi olursa bütün cesed iyi olur, bozuk olursa bütün cesed bozulur. İşte o (et parçası) kalbdir.
HadisNo : 48


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Allâh`a îman;Elçilik;Hz. Peygamber`e gelen elçiler;İçki;Zekât
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : NİYYET HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Abdü`l-Kays Vefd`i (Bahreyn taralarından) Nebiyy-i Muhterem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in huzûruna geldikleri zaman: "Siz kimlerdensizin?" yâhud "Nerenin vefdisiniz?" diye sordu. "Biz Rebîa (kabâilin) danız." dediler. "Hoş geldiniz. (Allâh sizi) utandırmasın, pişmân etmesin." buyurdu. Bunun üzerine "Yâ Resûlâ`llâh, biz sana yalnız şehr-i Harâm`da gelebiliriz. (Bilirsin ki) aramızda kâfir olan (kabâil-i) Mudar`dan şu cemâat vardır. O halde bize kesdirme bir şey emret de geride kalanlarımıza haber verelim, o sebeple de Cennet`e girelim." dediler. (Nebî aleyhi`s-salâtü ve`s-selâm`a) içkileri (yâhud içki kaplarını) de sordular. (Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem) onlara dört şey emretti, dört şeyden de nehyetti. Onlara yalnız Allâh`a îmân ile emrettikten sonra "Bilirmisiniz yalnız Allâh`a îmân etmek ne demektir?" diye sordu. "Allâh ve Resûlü a`lemdir." dediler. "Allâh`dan başka ilâh olmadığına ve Muhammed`in Resûlu`llâh olduğuna şahâdet, Namaz`ı ikâme, Zekât`ı edâ etmek, Ramazan orucunu tutmak, ganîmetin humsunu vermektir." buyurdu. Kezâlik onları (dört şeyden, yâni) hantem, dubbâ`, nakîr, müzeffet (denilen kaplara hurma, yâhud üzüm şırası koymak)den nehyetti. (İbn-i Abbâs radiya`llâhu anhümâ`nın) müzeffet yerine mukayyer dediği de mervîdir.
HadisNo : 49


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Âile nafakası;Hicret;Niyet
Ravi : Ömer b. el-Hattâb
Baslik : NİYYET HADÎSİ
Hadis : ... hadîs-i şerîfi rivâyet olunuyor ki kitabın evvelinde zikrolundu. Ancak burada ... dan sonra ... ziyâdesi vardır. Hadîs`in bakiyyesi bu ziyâdeden sonra serdedilmiştir ki ziyâdenin ma`nâ-yı şerîfi: "Her kimin hicreti Allâh`a ve Resûlüne müteveccih ise hicreti, Allâh`a ve Resûlüne müntehîdir." olmuş olur.
HadisNo : 50


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu :
Ravi : Ebû Mes`ûd Ukbe İbn-i Amr
Baslik : ÇOLUK ÇOCUĞUNUN GEÇİMİNİ SAĞLAMAK İÇİN ÇALIŞMANIN FAZÎLETİ HAKKINDA EBÛ MES`ÛD HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Mükerrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Bir kimse, ıyâline li-vechi`llâh (yâni ecrini yalnız Allah`dan umarak) infâk etse bu nafakası kendisi için (sevâbca) sadaka (gibi) olur.
HadisNo : 51


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Namaz kılmak;Nasîhat;Zekât
Ravi : Cerîr b. Abdullâh el-Becelî
Baslik : DÎNİN NASÎHATTAN İBÂRET BULUNDUĞUNA DÂİR CERÎR HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`e namazı ikâme etmek, zekât vermek, her müslümana hayırhâh (ve gıl ve ğışden âzâde) olmak üzere bîat ettim.
HadisNo : 52


Fasil : KİTÂBÜ`L-ÎMÂN
Konu : Bî`at;Nasîhat
Ravi : Cerîr b. Abdullâh el-Becelî
Baslik : DÎNİN NASÎHATTAN İBÂRET BULUNDUĞUNA DÂİR CERÎR HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`e gelip: "(Yâ Resûlâ`llâh), Sana Müslümân olmak üzere bîat edeceğim." dedim. Şart ettiği şeyler meyânında her Müslümân`a hayırhâh (ve gıll ü ğışdan âzâde) olmağı da şart etti. Ben de bu şart üzerine bîat ettim.
HadisNo : 53
Buhari Hadisleri KİTÂBÜ`L-KADER

Fasil : KİTÂBÜ`L-KADER
Konu : Kazâ-Kader
Ravi : İmrân İbn-i Husayn
Baslik : KAZÂ VE KADER HAKKINDA ŞÜPHELER VE BU ŞÜPHELERDEN CEVAPLAR DAİR İMRAN İBN-İ HUSAYN RADİYA`LLÂHU ANH`DEN RİVAYET
Hadis : Rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir kere Resûl-i Ekrem`e bir kimse (İmrân`dan kendisi): Yâ Resûla`llah! Ehl-i Cennet cehennemliklerden (Allah`ın kazâ ve kaderiyle) bilinir, (ayırd edilir) mi? Diye sordu. Resûlu`llah: Evet ayırd edilir, buyurdu. İmrân: Öyle ise (Cennetlik, Cehennemlik ezelde belli olunca) hayır işliyenler, ibâdet edenler niçin işlenmeli? Dedi. Resûl-i Ekrem: Herkes niçin yaradıldıysa onu işler, kendisi için (ezelde) ne müyesser (ve mukadder) kılındıysa onu yapar, buyurdu.
HadisNo : 2062


Fasil : KİTÂBÜ`L-KADER
Konu : Kazâ-Kader
Ravi : Huzeyfe b. el-Yemânî
Baslik : NEZRİN MUKADDER BİR ŞEYİ MEN` ETMEDİĞİNE DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem (bir kere) bize bir hutbe îrâd ederek, bu hutbesinde, kıyâmet kopuncaya kadar mukadderâta âid ne şey varsa hiç birisini bırakmayıp zikretti. Bunları belleyen belledi, bellemiyen câhil kaldı. Eğer ben bir şeyi unuttum sanıp da şimdi onu hatırlıyorsam, bu bilgim, kişinin bildiği bir şey, hâfızasından kaybolup da sonra onu görüp bilmesi gibidir.
HadisNo : 2063


Fasil : KİTÂBÜ`L-KADER
Konu : Adak (nezir);Kazâ-Kader;Nezir
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : NEZRİN MUKADDER BİR ŞEYİ MEN` ETMEDİĞİNE DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Âdem-oğluna nezir, tahmîn etmediğim bir şey getirmez. Lâkin Allah`ın takdîridir ki, Âdem-oğlunu (nezir etmeğe) sürükler. (Nasıl ki) Ben bir şeyin (bir malın verilmesini) oranlarım. Bu takdîrimle o şeyi (o malı) bahîlden çıkarmak isterim.
HadisNo : 2064


Fasil : KİTÂBÜ`L-KADER
Konu :
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : NEZRİN MUKADDER BİR ŞEYİ MEN` ETMEDİĞİNE DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Hiç bir pâdişah, pâdişâh ol(ub erîke-i saltanata otur)maz ancak onun iki (nevi`) sırdaşı (ve havassı) bulunur. Bunun birisi pâdişâha hayır yolu gösterir ve hayra teşvîk eder; öbürüsü şer yolu gösterir ve şerre teşvîk eder. Ma`sûm olan pâdişâh da Allah`ın (fenâlıktan) koruduğu kimsedir.
HadisNo : 2065


Fasil : KİTÂBÜ`L-KADER
Konu : Hz. Peygamber`in duâları
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : NEZRİN MUKADDER BİR ŞEYİ MEN` ETMEDİĞİNE DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Rivâyete göre, İbn-i Ömer: "Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem, çok def`a: Gönülleri (çevirib) döndüren Allah`a and olsun ki, yapmam! Diye yemîn ederdi" demiştir.
HadisNo : 2066
Buhari Hadisleri  KİTÂBÜ`TALÂK

Fasil : KİTÂBÜ`TALÂK
Konu : İddet;Talâk (boşama)
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : ÂİLE GEÇİMSİZLİĞİNİN BİR HAKEM HEY`ETİ MÂRİFETİ İLE KALDIRILMASI ABDULLÂH İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, İbn-i Ömer, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem zamânında karısını hayz hâlinde iken boşamıştı. Ömer İbn-i Hattâb oğlunun bu hareketinin hükmünü Resûlullah`a sorduğunda şöyle cevab vermiştir: Oğlun Abdullah`a söyle, karısına geri dönsün, sonra kadın temizlenip tekrâr âdetini görüp sonra tekrâr temizleninceye kadar onunla birlik yaşasın. İkinci âdetinden temizlendikten sonra dilerse, âile hayâtı devâm etsin ve dilerse -cinsî bir sûrette yaklaşmaksızın- boşasın. İşte kadının bu iki kirlenmesi ve temizlenmesi zamânı, erkeklerin kadınları tatlîk etmeleri için Allahu Teâlâ`nın emrettiği iddet müddetidir.
HadisNo : 1830


Fasil : KİTÂBÜ`TALÂK
Konu : Talâk (boşama)
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : İBN-İ ÖMER VE HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSLERİ
Hadis : Gelen bir rivâyete göre İbn-i Ömer`in: "Kadının iki kere kirlenmesinden ve temizlenmesinden sonraki talâk benim üzerime (Resûl-i Ekrem tarafından) bir talâk hesâb olundu, (üç değil,)" dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1831


Fasil : KİTÂBÜ`TALÂK
Konu : Talâk (boşama)
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : İBN-İ ÖMER VE HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSLERİ
Hadis : Rivâyete göre Cevn kızı (Ümeyye) Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem (e nikâh olunup) huzûra konulmuştu. Resûl-i Ekrem yanına yaklaşınca Ümeyye: - Senden Allah`a sığınırım, dedi. Resûl-i Ekrem de: - Ey Ümeyye, sen (şânı) büyük olan (Allah) a sığındın, artık âilenin yanına git, buyurdu.
HadisNo : 1832


Fasil : KİTÂBÜ`TALÂK
Konu : Kadın rûhiyâtına vukuf;Talâk (boşama)
Ravi : Ebû Üseyd
Baslik : EBÎ ÜSEYD HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre Ümeyye Resûlullah`ın yanına konuldu. Yanında ebesi, dadısı da bulunuyordu. Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: - Nefsini bana bağışlayınız, diye taltîf buyurdu. Ümeyme: - Hiç melîke bir kadın nefsini teb`asına bağışlar mı? diye karşıladı. Râvî Ebû Üseyd der ki: Bunun üzerine Resûl-i Ekrem kadının asabiyetini yatıştırmak için elini uzatıp başına koymak istediğinde Ümeyye: - Senden Allah`a sığınırım, dedi. Resûl-i Ekrem de: - Ey Ümeyye, sen yüce bir makama sığındın, buyurdu. Sonra Resûlullah bizim yanımıza çıktı. Ve bana: - Ey Ebâ Üseyd, sen Ümeyme`ye râzikiye (denilen beyaz keten kumaşdan biçilmiş) iki kat elbîse giydir ve âilesine götür, buyurdu.
HadisNo : 1833


Fasil : KİTÂBÜ`TALÂK
Konu : Talâk (boşama)
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre Kurazî Rifâa`nın karısı (Temîme) Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e gelerek: - Yâ Resûla`llah! Rifâa beni boşamıştı. (Ve üç talâk ile) talâk-ı kat`î kılmıştı. Sonra ben de Kurazî Abdurrahmân İbn-i Zübeyr ile evlenmiştim. Fakat Abdurrahmân`ın erliği şu elbîse saçağı gibi (gevşek) dir. (Erlik vazîfesini göremiyor) dedi. Resûl-i Ekrem: - Sanırım ki sen (eski zevcin) Rifâa`ya varmak istiyorsun. Fakat (ikinci zevcin) Abdurrahmân senin balcağazından, sen de onun balcağızından tatmadıkça bu olamaz (varamazsın) buyurdu.
HadisNo : 1834


Fasil : KİTÂBÜ`TALÂK
Konu : Hz. Peygamber`in öteki âilelerine karşı Hz. Âişe ile Hz. Hafsa`nın birleşmesi
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : HAZRET-İ HAFSA`YA KARŞI RESÛLULLÂH`I SOĞUTMAK İÇİN DİĞER KADINLARIN NASIL HAREKETE GEÇTİKLERİNİ GÖSTEREN HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlullah balı ve helvayı severdi. İkindi namazından döndüğü zaman kadınlarının yanına girerdi. Ve kadınlarından birisinin yanına yaklaşırdı. Bir kere Resûlullah Ömer`in kızı Hafsa`nın yanına girmişti. Orada her zamankinden çok kaldı. Bunu ben kıskandım. Ve bunun sebebini soruşturdum. Bana bildirildiğine göre Hafsa`ya akrabâsından bir kadın küçük bir çömlek bal hediye etmişdi. O da bu baldan şerbet yapıp Resûlullah`a içirmişti. Ben de kendi kendime: Vallahi bunun için muhakkak bir hîle yaparım, dedim. Bunun üzerin Zem`a kızı Sevde`ye şöyle ta`lîmât verdim: Biraz sonra sana Resûlullah gelir, yaklaştığında: Yâ Resûla`llah, megafîr mi yediniz? dersin. O da sana hayır, der. Bunun üzerine sen de: Ya sizden bana gelen bu koku nedir? diye sorarsın. O da sana tabiî: Hafsa bal şerbeti içirmişti, diyecektir. Sen de: Öyle ise o balın arısı, onu Urfud ağacından toplamıştır, dersin. Bana geldiğinde ben de öyle diyeceğim. Safiyye, sen de böyle söyle, dedim. Bu ta`lîmâtım tatbîki sûretini Hazret-i Âişe şöyle anlatmıştır: Sevde dedi ki: Vallahi çok geçmedi Resûlullah kapımın önünde durdu. Yâ Âişe senden korkumdan bana emrettiğin sözü hemen Resûlullah`a söylemeğe azmettim. Resûlullah Sevde`ye yaklaşınca: Yâ Resûla`llah, Megafîr zamkı mı yediniz? demiş. O da: Hayır, diye cevab vermiş. Sevde: Sizden gelen bu koku nedir ya? demiş. Resûl-i Ekrem de: Hafsa bal şerbeti içirmişdi, buyurmuş. Resûlullah benim odama dönüp geldiğinde ben de böyle söyledim. Safiyye`e gittiğinde o da böyle söylemişti. Sonra Resûlullah dönüp Hafsa`nın nöbetinde yanına vardığında Hafsa: Yâ Resûla`llah! Bal şerbetinden cenâbınıza içireyim mi? dediğinde: Hayır bana onun lüzûmu yoktur, buyurdu. Âişe (rivâyetine son vererek) der ki: Sevde bana: Vallahi Resûlullah`a biz bal şerbetini haram ettik, diyordu. Ben de ona: Sus, dedim. (Ve Hafsa hakkındaki hîle ve tedbîrimin duyulmasını istemedim).
HadisNo : 1835


Fasil : KİTÂBÜ`TALÂK
Konu : Boşama mehri;Talâk (boşama)
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre Sâbit İbn-i Kays`ın karısı. Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e gelerek: Yâ Resûla`llah zevcim Sâbit İbn-i Kays ahlâkı, dîni (düzgün bir kimsedir. Bu) hususda ona darılmış değilim. Lâkin ben (zevcimi hılkaten çirkin gördüğümden) Müslümanlık hayâtımda küfrü (îcâb eden bir harekette bulunmayı) çirkin buluyorum. (Bu cihetle kocamdan ayrılmak istiyorum) dedi. Resûl-i Ekrem: Sâbit`in vaktiye mehir verdiği bostanını kendisine iâde etmek ister misin? diye sordu. Kadın: Evet ederim, dedi. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Sâbit İbn-i Kays`e: Bahçeyi al, bir talâk ile bu kadını bırak, buyurdu. (Kadın bahçeyi, Sâbit de talâkını verdi.)
HadisNo : 1836


Fasil : KİTÂBÜ`TALÂK
Konu : Talâk (boşama)
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre (Hazret-i Âişe`nin câriyesi) Berîre`nin kocası, Mugîys denilen bir köle idi. (Berîre`yi çılgınca severdi). Hâlâ gözümün önünde görür gibiyim. Zavallı Muğîys ağlı(Zeker) ve göz yaşlarını sakalına dökülerek Berîre`nin arkasında döner dolaşırdı (Berîre ise hiç hoşlanmazdı). Bir kere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (babam) Abbâs`a: - Ey Abbâs! Mugîys`in Berîre`ye aşırı sevgisine, Berîre`nin de ona olan buğzuna, nefretine hayret etmez misin? buyurdu. Sonra da Berîre`ye: Keşki şu Mugîys`e rucû` etsen olmaz mı? buyurdu. Berîre de: - Yâ Resûla`llah! Mürâcaatımı emrediyor musunuz? dedi. Resûl-i Ekrem: - Hayır ben (emretmiyorum;) şefâat ve iltimâs ediyorum, buyurdu. Bunun üzerine Berîre: - Öyle ise o adama benim ihtiyâcım yoktur, dedi.
HadisNo : 1837


Fasil : KİTÂBÜ`TALÂK
Konu : Yetim vâsisi
Ravi : Sehl b. Sa`d
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN, ÂHİRET`TE, YETÎM İŞLERİNE BAKANLARIN YANINDA BULUNACAĞINI MÜJDELEMESİ
Hadis : Rivâyete göre Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: "Ben, yetim işine bakan kimse ile berâber Cennet`te şöyle bulunacağız!" buyurmuş ve şahâdet parmağıyle orta parmağını bir az açarak işâret etmiş (ve halka göstermiş) dir.
HadisNo : 1838


Fasil : KİTÂBÜ`TALÂK
Konu : Çocuk soya çeker
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre (Bâdiye halkından) bir kişi Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e gelerek: - Yâ Resûla`llah! Benim siyah çocuğum oldu. (Karımdan şüpheleniyorum) dedi. Resûl-i Ekrem de: - Senin develerin var mı? diye sordu. Bedevî: - Evet var, dedi. - O develerin renkleri nasıldır? diye sordu: - Kırmızdır, diye cevab verdi. - Bunların içinde beyazı siyaha çalar boz deve var mıdır? dedi. - Evet vardır, diye cevab verdi. Resûl-i Ekrem: - O boz renk nereden oldu? diye sordu. Bedevî - Soyunun bir damarına çekmiş olsa gerek, dedi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem: - Oğlun da eski bir soy köküne çekmiş olabilir, buyurdu.
HadisNo : 1839

Fasil : KİTÂBÜ`TALÂK
Konu : Boşama mehri;Li`ân;Mülâ`ane;Talâk (boşama)
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : LİÂN HADÎSİ
Hadis : Gelen -biribirlerine lâ`netle şahâdet eden karı koca hakkındaki hadîsde- Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in lâ`netleşen karı ile kocaya şöyle dediği rivâyet olunmuştur: - (Allah bilir ve bu cihetle) hesâbınız Allah`a âittir. (Kulun bildiği şudur ki:) İkinizden biri yalancıdır. (Ve zevce hitâb ederek: Mülâaneden sonra) kadın üzerinde alâkan ve kocalık hakkın kalmaz, (ayrılırsınız,) buyurdu. Bunun üzerine zevc: - Yâ Resûla`llah! Ya benim (mehir olarak verdiğim) malım ne olacak? dedi. Resûl-i Ekrem: - O mal sana âid değildir. Çünkü sen kadına zinâ isnâdında doğru olsan bile, o malı sen, kadının ırzını kendine halâl kılmak mukabilinde vermişdin (ve kadının olmuştu). Eğer sen zinâ isnâdında yalancı isen mehir malını istemek sana daha uzakdır, buyurdu.
HadisNo : 1840


Fasil : KİTÂBÜ`TALÂK
Konu : Başlık;İddet içinde süslenmek;Mehir;Ölüye yas tutmak
Ravi : Ümm-i Seleme
Baslik : ÜMM-İ SELEME HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, kocası ölen bir kadının akrabâsı, onun gözlerinin ağrımasından endîşe ederek Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e gelip kadının gözlerine sürme çekmesine izin istediler. Fakat Resûl-i Ekrem izin vermedi, şöyle buyurdu: O kadın iddet içinde sürme çekemez. Hem ey kadınlar! (Câhiliyet zamânında) sizden biriniz (in kocası öldüğünde) en kötü elbîsesi içinde ve evininin en fenâ bir tarafında bir sene beklerdi (ve koku sürünmez, kocasının bir sene mâtemini tutardı). Bir sene tamâm olup da yanından bir köpek geçip gittiği sırada kadın yerden bir deve tezeği (alıp kendi omuzundan arkaya) atardı. (Ve bu sûretle mâteminden çıkardı). Hülâsa bu kadın kocasının vefâtından i`tibâren dört ay on gün geçmedikçe gözlerine sürme çekemez.
HadisNo : 1841
Buhari Hadisleri KİTÂBÜ`S-SAVM

Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : İyiliğin mükâfâtı;Orucun fazîleti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : RAMAZAN ORUCUNUN FAZÎLETİ VE BAŞLICA ÂDÂBI HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem `in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Oruç bir kalkandır; (oruçluyu beşerî ihtiraslardan hıfz eder). Oruçlu kem söz söylemesin! Oruçlu, kendisiyle itişmek ve dalaşmak isteyene iki def`a: "ben oruçluyum!" desin!. Rûhum yed-i kudretinde olan Cenâb-ı Hakk`a yemîn ederim ki, oruçlu ağzın (açlık) kokusu, Allahu Teâlâ indinde misk kokulu kimse benim (rızâm) için yemesini, içmesini, cinsî arzusunu bırakmıştır. Oruç, doğrudan doğruya bana edilen (riyâ karışmayan) bir ibâdettir. Onun (sayısız) ecrini de doğrudan doğruya ben veririm. Halbuki başka ibâdetlerin hepsi on misliyle ödenmektedir.
HadisNo : 897


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Orucun fazîleti
Ravi : Sehl b. Sa`d
Baslik : ORUÇLULARIN CENNET`E (REYYÂN) KAPISINDAN GİRECEKLERİNE DÂİR SEHL İBN-İ SA`D VE EBÛ HÜREYRE HADÎSLERİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem `in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Cennet`te "Reyyân" denilen bir kapı vardır. Bu kapıdan kıyâmet gününde (Cennet`e) yalnız oruçlular girerler; onlardan başka hiç bir kimse giremez (Kıyâmet gününde): oruçlular nerede? diye i`lân edilir. Oruçlular kalkıp girerler. Bunlardan başka hiç bir kimse buradan giremez. Oruçlular girdikten sonra da kapı kapanır, artık kimse giremez.
HadisNo : 898


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Çok namaz kılanlar;Orucun fazîleti;Sadakanın fazîleti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ORUÇLULARIN CENNET`E (REYYÂN) KAPISINDAN GİRECEKLERİNE DÂİR SEHL İBN-İ SA`D VE EBÛ HÜREYRE HADÎSLERİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem `in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Kim ki, Allah rızâsı için (malından iki sığır, iki koyun, iki dirhem) çift sadaka verirse, Cennet kapılarından: ey Allah`ın (sevgili) kulu (buraya gel!). Bu kapıda büyük hayr ü bereket vardır, diye çağrılır. Çok namaz kılan musallî de (Cennet`in) namaz kapısından çağırılır. Mücâhidler cihâd kapısından, oruçlular da "Reyyân" kapısından, sadaka sâhibleri de sadaka kapısından da`vet edilirler. Ebû Bekr radiya`llahu anh: - Babam, anam sana fedâ olsun yâ Resûlullah! Bir mü`minin bu kapıların hepsinden da`vet olunması müşkül müdür, bir kişi bu kapıların hepsinden da`vet olunur mu? diye sordu. Resûlullah cevâben: - Evet, hepsinden da`vet olunur. Ey Ebû Bekr, umarım ki, sen de o bahtiyarlardan olasın!, buyurdu.
HadisNo : 899


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Ramazanın fazîleti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : RAMAZAN GELDİĞİNDE CENNET KAPILARI AÇILIP CEHENNEM KAPILARI KAPANDIĞINA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem `in: "Ramazân-ı şerîf geldiğinde Cennet kapıları açılır" buyurdu, dediği rivâyet edilmiştir. Yine Ebû Hürerye radiya`llahu anh`ten Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem `in: "Ramazan girdiğinde Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları da kapanır, bütün şeytanlar da zincire vurulurlar" buyurdu, dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 900


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Bayram hilâlinin hesabı;Oruç;Ramazan hilâli
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : RÜ`YET-İ HİLÂL İLE RAMAZAN VE BAYRAM YAPILMASI VE MAĞMÛM HAVADA TEKMÎL-İ SELÂSÎN İLE HİSÂB EDİLMESİ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem `in şöyle buyurduğunu işittim, dediği rivâyet edilmiştir: Ey ümmetim! (Hilâl-i) Ramazân`ı gördünüz mü oruç tutunuz, yine Hilâl`i gördüğünüzde iftâr ve Bayram ediniz. Eğer Hilâl size bulutlu, kapalı bulunursa artık onu yâni Hilâl-i Ramazân`ı (tekmîl-i selâsîn ile) takdîr ve hisâb ediniz. (Ve Ramazân`ı otuza doldurarak Bayram yapınız).
HadisNo : 901


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Oruçlu iken yalan söylemek;Oruçlunun kötülükten uzak durması;Yalancılar
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : RÜ`YET-İ HİLÂL İLE RAMAZAN VE BAYRAM YAPILMASI VE MAĞMÛM HAVADA TEKMÎL-İ SELÂSÎN İLE HİSÂB EDİLMESİ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Kim ki, yalan söylemeği ve yalanla amel etmeği bırakmazsa, Cenâb-ı Hak o kimsenin yemesini, içmesini, bırakmasına hiç kıymet vermez, iltifât buyurmaz.
HadisNo : 902


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Orucun fazîleti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : İFTAR VAKTİNDE NEŞ`EYİ İFÂDE EDEN EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : (tercemesi 897 rakamiyle) geçmiş olan hadîs-i kudsî kısmında Hak Celle ve Alâ: "Âdem-oğlunun işlediği her hayr ü ibâdet (de) kendisi için (bir haz ve menfaat endîşesi var) dır. Fakat oruç böyle değildir. Oruç, hâlis benim (rızâm) için edilen bir ibâdettir. Onun mükâfâtını da ben veririm" buyurduğu Mişkât-i Nübüvvet`ten naklen rivâyet edilmiştir. Bu hadîsin sonunda Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Oruçlunun kendisiyle neş`e-mend olduğu iki sevinci vardır: birisi iftar vaktindeki (oruç bozmak) sevinci, öbirisi Rabb`ına mülâkî olduğu zamanki orucu (nun mükâfâtı) ile sevincidir" buyurduğu rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 903


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Evlenmek;Nikâh;Orucun faydaları
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : ORUCUN SÂİM ÜZERİNDEKİ TERBİYETKÂR TE`SÎRİ HAKKINDA ABDULLÂH İBN-İ MES`ÛD HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile bulunduğumuz sırada Resûlullah`ın şöyle buyurdu, dediği rivâyet edilmiştir: Kimin evlenmek külfetine gücü yeterse evlensin! Zîrâ tezevvüc, gözü (haramdan) son derece men` eder. İffeti de o nisbette muhâfaza eyler. Nikâh masrafına muktedir olmayan kimse de oruç tutsun: Zîrâ oruç, sâim için katı-ı şehvettir.
HadisNo : 904


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Bayram hilâlinin hesabı;Ramazan hilâli
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : ORUCUN SÂİM ÜZERİNDEKİ TERBİYETKÂR TE`SÎRİ HAKKINDA ABDULLÂH İBN-İ MES`ÛD HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Bir ay, yirmi dokuz gecedir. Hilâl-i görmedikçe oruç tutmayınız!. Eğer Hilâl ile aranıza bulut haylûlet ederse, Şa`bân`ın sayısın otuz (gün)e doldurup tamamlayınız!" buyurduğu rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 905


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : İ`lâ olayı;Kamerî ay 29 veya 30 gün sürer
Ravi : Ümmü`l-Mü`minîn Ümmü Seleme
Baslik : ÎLÂ-İ ŞER`Î VE HÜKMÜ
Hadis : (Ümmü`l-Mü`minîn) Ümmü Seleme radiya`llahu anhâ`dan gelen rivâyete göre, Resûlulah salla`llahu aleyhi ve sellem kadınlarının odalarına bir ay girmemeğe yemîn etmişti. Yirmi dokuz gün geçince günün evvelinde, yâhud âhirinde (Hazret-i Âişe odasına) geldi. (Müşârün-ileyhâ tarafından): - Yâ Resûla`llah! Siz bir ay yanımıza gelmemeğe yemîn etmiştiniz, denildi de Resûlulah: - Ay, yirmi dokuz gündür, diye cevâb verdi.
HadisNo : 906

Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Bayram ayları
Ravi : Ebû Bekre Nufey` b. Hâris
Baslik : RAMAZAN VE ZİLHİCCE AYLARININ ADED-İ EYYÂMI HAKKINDA EBÛ BEKR`E HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: iki ay (dâhilindeki ibâdetler, hükmen tamdır), nâkıs olamazlar. (Sayıca eksik olsalar bile). Bunlar iki bayram ayı olan Ramazan ile Zi`l-Hicce`dir.
HadisNo : 907


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Kamerî ay 29 veya 30 gün sürer
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : ŞÜHÛR-İ ARABİYYENİN KÂH YİRMİ DOKUZ KÂH OTUZ OLDUĞUNA DÂİR ABDULLÂH İBN-İ ÖMER`İN MÜHİM BİR RİVÂYETİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`den şöyle buyurduğunu işittiği rivâyet edilmiştir: Biz meâşir-i Arab; ümmî, (anadan doğma sıfatta) bir cemâatiz: ne yazı yazarız, ne de (nücûmun seyrini,) hisâb (ını) anlarız. (Bize lâzım olan) bir ay (kâh) şöyledir, (kâh) böyledir. (Râvî der ki:) Resûlullah, bununla bir def`a ay yirmi dokuz, bir kere de otuzdur, demek iste(r gibi mübârek parmaklariyle işâret buyur)du.
HadisNo : 908


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Ramazanı karşılama orucu
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : RAMAZAN`A BİR, İKİ ORUÇLA TAKADDÜM EDEREK YEVM-İ ŞEKDE ORUÇ TUTMAKTAN NEHYE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir. Sizden biriniz Ramazan`a, bir gün veyâhud iki gün oruçla sakın tekaddüm etmesin!. Meğer ki, sâim olan kimse mu`tâdı olan bir orucunu tutmuş buluna. O kimse, varsın mu`tâdı olan orucunu tutsun!.
HadisNo : 909


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : İftar etmek
Ravi : Berâ` b. Âzib
Baslik : BAKARA SURESİ 187 NOLU ÂYETİNİN SEBEB-İ NÜZÛLÜ HAKKINDA BERÂ` HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: (Oruç ilk farz olduğu sırada) Muhammed salla`llahu aleyhi ve sellem`in Ashâb`ı arasında bir kimse oruç tutar da iftar zamânında iftar etmeden uyursa, o kimse ne gece, ne de gündüz tâ akşama kadar bir şey yiyemezdi. Ensâr`dan Kays İbn-i Sırme radiya`llahu anh de sâim olduğu bir gün iftar vakti evine gelmiş ve haremine: - Hazır taâmın var mıdır? diye sormuştu. Haremi: - Hayır, yoktur. Fakat gider, şimdi getiririm, demişti. Kays o günü toprakla çalışmıştı. Yorgun bulunduğundan haremi gelince uyumuş ve iftar zamânını uyku ile geçirmişti. Haremi gelip Kays`in uykuda olduğunu görünce: - Vay sana yazıklar oldu! dedi. Gündüz olup gün yarı olunca Kays`e bir baygınlık geldi. Keyfiyet Resûlullah`a haber verildi. Bunun üzerine şu meâldeki âyet-i kerîme nâzil oldu: (Ey mü`minler! Leyle-i sıyâmınızda sizin için kadınlarınıza yaklaşmak halâl kılındı). Bu âyet-i kerîmenin nüzûlü üzerine Ashâb-ı Kirâm derin bir meserret hissettiler. Mütâkıben de: [gecenin zulmetinden sabahın beyâzı zâhir olana kadar (ki, fecr-i sâdıktır) yeyiniz, içiniz!] meâlindeki nazm-ı kerîm-i İlâhî nâzil oldu.
HadisNo : 910


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Sâhur yemeği
Ravi : Adiyy İbn-i Hâtim
Baslik : HAYT-İ ESVED İLE HAYT-İ EBYAZIN, SEVÂD-I LEYL İLE BEYÂZ-I NEHÂR OLDUĞUNA DÂİR ADİY İBN-İ HÂTİM HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: "Sizin için beyaz iplik siyah iplikten seçilinceye kadar yeyiniz içiniz" (meâlindeki nazm-ı şerîf) nâzıl olunca (mazmûn-ı münîfini bilmeyerek) hemen bir siyah, bir de beyaz ip edindim. Bunları yastığımın altına koydum. Gece zaman zaman bu iplere bakıyordum. Fakat bir türlü biribirnden ayırt edemiyordum. Kuşluk vakti Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e gittim. Bu hâli kendilerine arzettim. Resûl-i Ekrem cevâben: - Bu hayt-ı esved ile hayt-ı ebyaz, sevâd-i leyl ile beyâz-ı nehârdır, buyurdu.
HadisNo : 911


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Sâhur yemeği;Sâhurla sabah namazı arası
Ravi : Zeyd b. Sâbit
Baslik : SAHÛR İLE SABAH NAMAZI ARASINDAKİ ZAMÂNI TA`YÎN EDEN ZEYD İBN-İ SÂBİT HADÎSİ
Hadis : "Biz (bir kere) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber sahûr yemeği yedik; sonra Resûlullah (sabah) namazına kalktı" dediği rivâyet edilmiştir. Zeyd İbn-i Sâbit`ten: - Sabah namazı ile sahûr arasında ne kadar zaman bulundu, diye soruldu; o da: - Elli âyet (okunacak) kadar diye cevâb verdi.
HadisNo : 912


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Aşûre orucu;Sâhur yemeği
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : SAHÛR YEMEĞİ YENİLMESİNE, BUNDA BEREKET BULUNDUĞUNA DÂİR ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Sahur yemeği yeyiniz. Çünkü sahur yemeğinde bolluk vardır" buyurdu, dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 913


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu :
Ravi : Seleme İbn-i Ekva`
Baslik : ZEVALDEN EVVELE KADAR ORUCA NİYYETİN CEVÂZINA DÂİR SELEME HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in Âşûrâ` günü gündüz Hind İbn-i Esmâ`yı halka şöyle i`lân etmesi için kabîlesine gönderdiği rivâyet edilmiştir: Her kim yemek yediyse (bakıye-i yevmi imsâk ederek) günü tamamlasın!; Yâhud oruç tutsun!, Bir şey yememiş olanlar da artık bir şey yemesin!.
HadisNo : 914


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Cünüp olarak sabahlayan oruçlu;Cünüp olarak uyumuk
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : SÂİM ZEVCİN ZEVCESİNİ TAKBÎLİ CÂİZ OLDUĞUNA DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in ehli ile mukarenette bulunarak cünüb olduğu halde fecir vakti iriştiği olurdu. Resûlullah fecirden sonra iğtisâl ederdi ve oruç tutardı, dedikleri rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 915


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Oruçlunun âilesini kucaklaması
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : SÂİM ZEVCİN ZEVCESİNİ TAKBÎLİ CÂİZ OLDUĞUNA DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : "Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem oruçlu iken takbîl eder, mülâseme ve müâneka buyururdu. Sizin o, nefsine tamâmiyle sâhib olan (bir Peygamber) inizdi" dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 916

Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Unutarak yemek orucu bozmaz
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : SEHVEN EKL-Ü ŞÜRBÜN BİR ZİYÂFET-İ İLÂHİYE OLUP ORUCU BOZMAYACAĞINA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Sâim, oruçlu olduğunu unutarak yer, içerse (sakın) orucunu (bozmasın,) tamamlasın! Çünkü sâime Allah yedirmiş, içirmiştir.
HadisNo : 917


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Oruç bozmanın keffâreti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : KEFFÂRET-İ SAVMA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ. VE BU HADÎSTEN MÜSTEFÂD OLAN FIKHÎ VE İCTİMÂÎ HÜKÜMLER
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Biz bir defa Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in huzûrunda otururken birisi geldi. Ve: - Yâ Resûla`llah! Öldüm, diye hâlinden yanıktı. Resûlullah: - Sana ne oldu ki? diye sordu. O kimse: - Yâ Resûla`llah oruçlu iken zevceme yaklaştım, cevâbında bulundu. Resûlullah: - Âzâd edecek bir köle bulabilir misin? buyurdu. Sâil: - Bulamam, dedi. Resûlullah: - Öyle ise iki ay zincirleme oruç tutmağa gücün yeter mi? diye sordu. Sâil: - Gücüm yetmez. (Hem ben bu felâkete oruç yüzünden uğramadım mı? dedi. Resûlullah: - Altmış yoksulu doyurmak yolunu da bulamaz mısın? buyurdu. Sâil: - Hayır, bulamam, dedi. Ve Ebû Hüreyre`nin rivâyetine göre huzûr-ı Risâlet`te tevakkuf etti. Biz de ne olacağına intizâr etmekte iken Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e içi hurma ile dolu ve râvînin "Miktel" dediği (15 sâ` istîâb eden) bir zenbil getirildi. Resûlullah: - Hani sâil nerededir? buyurdu. Sâil: - Benim, diye (ayağa kalktı) Resûlulah: - Bu hurmayı al, yoksullara sadaka et! buyurdu. Sâil: - Benden fakîr bir yoksulamı vereceğim yâ Resûla`llah! Allah`a yemîn ederim ki, Medîne`nin kara taşlı iki nahiyesi arasında benim âilemden daha fakir bir âile yoktur, dedi. Bunun üzerine Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem dişleri görülünceye kadar güldü. Sonra da sâile: - Haydi bu hurmayı (al,) âilene yedir! buyurdu.
HadisNo : 918


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Oruçlu iken kan aldırmak
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : MUHTECİMİN SAVMI
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in ihramlı iken hacamat olduğu, yine böyle sâim iken hacamat olduğu rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 919


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : İftar vakti;Sahur vakti
Ravi : Abdullâh İbn-i Ebî Evfâ
Baslik : İFTAR ZAMÂNINA DÂİR ABDULLÂH İBN-İ EBÎ EVFÂ HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyh şöyle demiştir: Biz, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber (Ramazan`da) bir seferde bulunduk. Resûlullah birisine (, Bilâl`e): - Haydi (râhilenden) in, bana sevîk karıştır! buyurdu. Bilâl: - Yâ Resûla`llah, işte güneş (, nûrı bâkîdir) dedi. Resûlullah (tekrar): - İn, bana sevîk bula! buyurdu. Bilâl yine: - Yâ Resûla`llah, işte güneş (, nûrı bâkîdir) dedi. Resûlullah (üçüncü olarak): - İn de bana sevîk karıştır! buyurdu. Bilâl (devesinden) indi. Resûlullah`a sevîk buladı. Resûlullah bunu içti de sonra eliyle şuraya (, Meşrık`a) işâret edip sonra: Gecenin bu (Meşrık) tarafından belirdiğini gördüğünüzde sâimin iftar vakti hülûl etmiştir, buyurdu.
HadisNo : 920


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Seferî orucu
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : SEFERDE ORUCA DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in zevci Âişe radiya`llahu anhâ`dan rivâyet olunduğuna göre, Hamza İbn-i Amr-i Eslemî Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e: - Seferde oruç tutayım mı, diye sormuş; müşârün-ileyh çok oruç tutarmış. Resûlullah: - Dilersen tut, istersen iftar et! diye cevab vermiştir.
HadisNo : 921


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : İftar etmek
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : SEFERDE ORUCA DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in (feth-i Mekke seferinde) Ramazan`da çıkıp oruç tuttuğu ve "Kedîd" e geldiğinde iftar edip nâs da iftar eylediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 922


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Sarraf muamelesi;Seferî orucu
Ravi : Ebü`d-Derdâ`
Baslik : BU BÂBDA CÂBİR, EBÜ`D-DERDÂ`, ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Biz, bâzı seferlere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber (Ramazan`da) sıcak bir günde çıktık. Herkes harâretin şiddetinden elini başına koyuyordu. İçimizde Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile İbn-i Revâha`dan başka oruçlu kimse yoktu.
HadisNo : 923


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Seferî orucu
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : BU BÂBDA CÂBİR, EBÜ`D-DERDÂ`, ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle haber verdiği rivâyet edilmiştir: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bir seferde idi ki, o, halkın izdihâmını ve birisini (güneşten) gölgelediklerini gördü. Aleyhi`s-salâtü ve`s-selâm: - Bu adamın zoru nedir? diye sordu. Ashâb-ı Kirâm: - Oruçludur yâ Resûla`llah! dediler. Resûlullah: - Seferde (böyle meşakkatle) oruç tutmak (matlub) ibâdet cümlesinden değildir, buyurdu.
HadisNo : 924


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Seferî orucu
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : BU BÂBDA CÂBİR, EBÜ`D-DERDÂ`, ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSLERİ
Hadis : "Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber biz, sefer ederdik; oruçlu oruçsuzu, oruçsuz da oruçluyu ayıpbalazdı" dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 925


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Oruç borcu;Ölünün oruç borcu
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : MÜTEVEFFÂDAN NİYÂBETEN ORUÇ HAKKINDA HAZRET-İ ÂİŞE VE İBN-İ ABBÂS HADÎSLERİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in "Kim ki üzerinde oruç (borcu) varken ölürse, müteveffânın velîsi kendisinden (niyâbeten) oruç tutar" buyurduğu rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 926

Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Oruç borcu;Ölünün oruç borcu
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : MÜTEVEFFÂDAN NİYÂBETEN ORUÇ HAKKINDA HAZRET-İ ÂİŞE VE İBN-İ ABBÂS HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle haber verdiği rivâyet edilmiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e (mechul) birisi geldi. Ve: - Yâ Resûla`llah! Anam, üzerinde bir kaç oruç borcu varken vefât etti. Ondan niyâbeten bu borcu ben kazâ edeyim mi? diye sordu. Resûlullah: - Evet sen kazâ et!. Hem, Allah`a olan borç, başka borçlardan ziyâde ödenmeğe lâyık ve müstehaktır, buyurdu.
HadisNo : 927


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : İftar vakti
Ravi : Abdullâh İbn-i Ebî Evfâ
Baslik : İFTÂRIN TA`CÎLİ HAYIRLI VE MÜSTEHAB OLDUĞUNA DÂİR SEHL İBN-İ SA`D HADÎSİ
Hadis : İbn-i Ebî Evfâ radiya`llahu anh`in hadîsi ve Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in (Bilâl`e: Râhilenden) in, bana sevîk karıştır!, buyurduğu yakında geçmişti. İbn-i Ebî Evfâ`nın buradaki rivâyetinde Resûlullah: "Geceyi şu (Meşrık) tarafından ikbâl eder gördüğünüzde bu an, oruçlunun iftar vaktidir" buyurmuş, ve parmağiyle Meşrık cihetine işâret etmiştir.
HadisNo : 928


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : İftar etmek;Sâhurda acele etmek;Sâhuru tehir etmek
Ravi : Sehl b. Sa`d
Baslik : İFTÂRIN TA`CÎLİ HAYIRLI VE MÜSTEHAB OLDUĞUNA DÂİR SEHL İBN-İ SA`D HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: (Sâim) insanlar, iftar etmeyi (sünnete imtisâl ederek) evdikleri, (sehûru ve te`hîr ettikleri) müddetçe dâimâ hayır ile yaşarlar, buyurdu.
HadisNo : 929


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu :
Ravi : Esmâ` b. Ebî Bekr
Baslik : İFTÂRIN TA`CÎLİ HAYIRLI VE MÜSTEHAB OLDUĞUNA DÂİR SEHL İBN-İ SA`D HADÎSİ
Hadis : "Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem zamânında bir yağışlı günde biz iftar ettik; sonra da güneş doğdu" dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 930


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Aşûre orucu
Ravi : Rübeyyi` Bint-i Muavviz
Baslik : ÇOCUKLARIN ORUÇ TUTMALARI HAKKINDA RÜBEYYİ` HADÎSİ VE ULEMÂNIN MUHTELİF İCTİHADLARI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (Medîne civârındaki) Ensâr köylerine Âşûrâ günü kuşluk zamânı (şöyle haber) gönderdi: Her kim iftar ederek sabahladı ise, gününün geri kalan zamânında imsâk etsin!, kim ki oruçlu olarak sabaha ulaştı ise, orucunu tamamlasın!. Rübeyyi`: biz ba`de-mâ Âşûrâ orucunu tutardık. (Küçük) çocuklarımıza da tutturur (, onlarla mescide gider) dik. Oruçlu çocuklarımıza (boyalı) yün softan oyuncak düzerdik de bunlardan yemek diye ağlayan olursa, iftar vakti irişinceye kadar ona bu oyuncağı verir, (eğlendirir) dik.
HadisNo : 931


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Peşpeşe oruç tutmak (vas-ı siyâm);Vasl-ı sıyâm
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : SAVM-İ VİSÂLDEN NEHYE DÂİR EBÛ SAÎD-İ HUDRÎ VE EBÛ HÜREYRE HADÎSLERİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: bir orucunuzu öbirisine eklemeyiniz!. Hangi biriniz vasl-ı sıyâm etmek isterse, nihâyet sahur vaktine kadar ulaştırsın! buyurduğunu işittiği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 932


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Nâfile ibâdeti tâkat dâhilinde yapmak;Peşpeşe oruç tutmak (vas-ı siyâm);Vasl-ı sıyâm
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : SAVM-İ VİSÂLDEN NEHYE DÂİR EBÛ SAÎD-İ HUDRÎ VE EBÛ HÜREYRE HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle haber verdiği rivâyet edilmiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem oruçta visalden nehyetmişti. Müslümanlardan bir kimse Resûlullah`a: - Yâ Resûla`llah! Bir günün orucunu sen, öbir güne vaslediyorsun! demesi üzerine Resûlullah: - Sizin hanginiz bana benzer? Ben, Rabbim beni it`âm ve iska` eder bir halde gecelerim, buyurdu. Fakat Ashâb, visalden ictinâb etmekten (yine) imtinâ etmeleri üzerine, Resûl-i Ekrem oruçlarına bir gün, sonra bir gün daha (arka arkaya iki gün) muvâsala buyurdu. Sonra (üçüncü günü) hilâli gördüler. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem, visâlden ictinâb etmekten imtinâ edenleri tâkib ve tevbîh eder gibi: - Eğer hilâl (bir ay) teahhur etseydi visâli, sizin için (medâr-ı i`tibâr olsun diye) o kadar ziyâde ederdim, buyurdu. Yine Ebû Hüreyre`den gelen bir rivâyette, Resûl-i Ekrem Ashâbına: - İbâdetlerinizden gücünüz yettiği derece tekellüf ediniz! buyurmuştur.
HadisNo : 933


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Nâfile ibâdeti tâkat dâhilinde yapmak
Ravi : Ebû Cuhayfe
Baslik : İBÂDETTE İ`TİDÂLE DÂİR EBÛ CÜHAYFE HADÎSİ VE SELMÂN İLE EBÜ`D-DERDÂ` KISSASI. VE HAKLAR, VAZÎFELER
Hadis : Ebû Cuhayfe radiya`llahu anh`e muttasıl sened ile şöyle haber verdiği rivâyet edilmiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Selmân (-i Fârisî) ile Ebü`d-Derdâ` arasında kardaşlık te`sîs buyurmuştu. Selmân, Ebü`d-Derdâ`yı bir def`a ziyâret etti. (Bulamadı). Ve (zevcesi) Ümm-i Derdâ`yı eski bir elbîse içinde perîşân gördü de: - Bu ne haldir? diye sordu. Ümm-i Derdâ: - Kardeşin Ebü`d-Derdâ`nın dünyâda bir işi ve ilişiği yok ki (gündüz oruç tutar, gece namaz kılar) diye yanıktı. (Bu sırada) Ebü`d-Derdâ`da geldi. Selmân (ı selâmladı. Ve onun) için yemek yaptı, (önüne getirdi). Selmân Ebü`d-Derdâ`ya: - (Haydi) sen de ye! dedi. Ebü`d-Derdâ`: - Ben oruçluyum!, demesi üzerine, Selmân: - (Va`llah bu orucu bozacaksın!). Ve sen yeyinceye kadar ben de yemiyeceğim, dedi. Ebû Cuhayfe diyor ki: Ebü`d-Derdâ`da (orucunu bozup müsâfiriyle) yedi. Gece olunca Ebü`d-Derdâ` gecenin evvelinde namaza kalkmak istedi. Selmân: - Uyu! diye men` etti. Ebü`d-Derdâ` da uyudu. Sonra bir daha kalkmak istedi. Yine Selmân: - Uyu! diye men` etti. Gecenin âhir vakti olunca Selmân: - Artık şimdi kalk! dedi. (Kalktılar abdest aldılar,) namaz kıldılar. Namazı müteâkıb Selmân Ebü`d-Derdâ`ya: - (Kardeşim!) Üzerinde muhakkak ki, Rabbının bir hakkı vardır; kendinin de böyle bir hakkı vardır; âilenin de bir hakkı vardır; (hattâ müsâfirinin bile hakkı vardır). Binâenaleyh her hak sâhibine hakkını vermelisin!. (Evet ye, iç, oruç tut. Namaz kıl, uyu, hayat yoldaşınla seviş). Sonra Ebü`d-Derdâ` Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in huzûruna gelip bu vak`ayı arz edince Resûlullah: - Selmân doğru söylemiştir, buyurdu.
HadisNo : 934


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Nâfile ibâdeti tâkat dâhilinde yapmak
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN GECE NAMAZININ VE ORUCUNUN KEYFİYYETİNE DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE VE ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem (bâzı aylarda çok) oruç tutardı. Hattâ biz onu (bu ayda) hiç iftar etmedi sanırdık. (Bâzı aylarda da çok) iftar ederdi. Hattâ biz, onu (bu ayda) hiç oruç tutmadı derdik. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in Ramazan`dan başka bir ayın orucunu tammaladığını görmedim. Şa`ban`daki kadar kendisinde çok oruçlu olduğu bir ay da görmedim. Âişe radiya`llahu anhâ`dan gelen bir rivâyette de şu ziyâde vardır: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: ibâdetlerden (mukavemetine) gücünüz yetişebilecek ibâdeti ihtiyâr ediniz. Siz ibâdetten bezmedikçe Allah, fazl ü sevâbını kesmez. Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e göre, en sevimli namaz, az olsa bile devamlı kılınan namazdı. Resûlullah her hangi bir (nâfile) namazı kılmaya başlayınca ona devam buyururdu.
HadisNo : 935


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Nâfile ibâdeti tâkat dâhilinde yapmak
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN GECE NAMAZININ VE ORUCUNUN KEYFİYYETİNE DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE VE ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSLERİ
Hadis : (Bir kere) Enes İbn-i Mâlik radiya`llahu anh`ten Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in orucu (nun kemiyyet ve keyfiyeti) nden sorulmuş da müşârün-ileyh şöyle cevab vermiştir: Ben, Resûlullah`ı aydan (bâzı günlerde) oruçlu görmeyi arzu etmezdim, ancak onu oruçlu görürdüm. İftar eder görmek de isteyince, muhakkak Resûlullah`ı iftar eder görürdüm. Geceden (bâzı zamanlarda) namaz kılar görmek istemezdim, ancak onu namaz kılar görürdüm. Uyur görmek istemezdim, illâ onu uyur görürdüm. (Enes İbn-i Mâlik devamla): Ben Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in (mübârek) elinden daha yumuşak ne bir yün sof, ne de bir harîr meshetmedim. Yine ben Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in râyiha (-i tayyibe) sinden daha güzel kokan ne bir misk, ne de bir anber koklamadım, (demiştir).
HadisNo : 936

Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Nâfile ibâdeti tâkat dâhilinde yapmak;Savm-ı Dâvud
Ravi : Abdullâh b. Amr b. Âs
Baslik : SAVM-İ DÂVUD`A DÂİR ABDULLÂH İBN-İ AMR HADÎSİ
Hadis : (İbâdette iltizâm-i şiddet ettiğine dâir bir) hadîsi geçmişti. Bu rivâyette ise, Abdullah yaşlanıp da evvelki gibi ibâdette salâbet güç gelmeğe başlayınca: "Ne olurdu Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in bahşettiği müsâadeyi kabûl etmiş olsaydım" dediği bildirilmiştir. Yine Abdullah İbn-i Amr`den bir rivâyette, Müşârün-ileyh: - Resûlullah, savm-i Dâvud`ı (bana) hikâye etti de: "Dâvud (düşmandan) kaçmazdı" buyurdu. Ben de: - Yâ Resûla`llah! Bana düşmandan kaçmamak hasletini kim te`mîn eder? diye sordum. (Resûl-i Ekrem: - O bir ihsân-ı ilâhîdir, buyurdu). Râvî (Atâ` İbn-i Ebî Rebâh) diyor ki: Sonra Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem iki kere: - Dâimâ oruç tutan kimse oruç tutmamıştır, buyurdu.
HadisNo : 937


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu :
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN ENES İBN-İ MÂLİK HAKKINDA KESRETÜ EMVÂL VE EVLÂD İLE DUÂSINA DÂİR ENES HADÎSİ
Hadis : Şöyle rivâyet edilmiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (bir defa vâlidem) Ümm-i Süleym`e geldi. Vâlidem, Resûlullah`a hurma ve yağ ikrâm etti. Resûlullah: yağınızı tulumuna, hurmanızı da kabına iâde ediniz! Ben oruçluyum, buyurdu. Sonra evin bir tarafına doğru durup nâfile (iki rek`at) namaz kıldı. (Resûlullah ile biz de kıldık). Resûlullah Ümm-i Süleym`e ve ehl-i beytine düâ buyurdu. Ümm-i Süleym: - Yâ Resûla`llah! Bir hassacık var, (ona da düâ buyurunuz!) dedi. Resûlullah: - Hassacık da nedir? diye sordu. Ümm-i Süleym: - Hâdimin Enes`tir, dedi. Enes diyor ki: Resûl aleyhi`s-selâm Âhiretin ve Dünyânın hiç bir hayır ve saâdetini bırakmayarak bana düâ etti. (O cümleden birisi): Yâ Rab, Enes`i çok mal ve çok evlâd ile merzuk ve kendisi için mübârek eyle! buyurdu. Muhakkak ki ben, Ensâr`ın mal cihetiyle en zengini bulunuyorum. Kızım Ümeyne`nin bana haber verdiğine göre de (Hicret`in 75 senesinde) Haccâc`ın Basra`ya geldiği târiha kadar yüz yirmi bu kadar sulbî evlâdım defnolunmuştur.
HadisNo : 938


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu :
Ravi : İmrân İbn-i Husayn
Baslik : YEVM-İ ŞEKTE ORUCTAN NEHYE DÂİR İMRÂN İBN-İ HUSAYN HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (Ashâbından) bir adama: - Yâ Ebâ fülân, bu (Şa`bân) ayının son günlerinde oruç tuttun mu? diye sordu. O adam: - Hayır yâ Resûla`llah! diye cevap verdi. Resûlullah: - (Ramazan`dan çıkıp) iftar ettiğinde iki gün oruç tut! buyurdu. İmran`dan gelen diğer bir rivâyette (bu iki orucun) Şa`bân`ın âhirindeki oruçtan (ivaz) olduğu bildirilmiştir.
HadisNo : 939


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Belirli günlerde oruç tutmak;Cuma orucu
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : CUM`A ORUCUNA DÂİR CÂBİR VE CÜVEYRİYYE HADÎSLERİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Cum`a günü orucundan nehyetti mi? diye sorulmuş. Câbir de: - Evet nehyetti, diye cevap vermiştir.
HadisNo : 940


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Belirli günlerde oruç tutmak;Cuma orucu
Ravi : Ümmü`l-Mü`minîn Cüveyriye Bint-i Hâris
Baslik : CUM`A ORUCUNA DÂİR CÂBİR VE CÜVEYRİYYE HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle rivâyet edilmiştir: Bir Cum`a günü Cüveyriye, oruçul iken Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem yanına gelmiş de Resûlullah: - Dünkü gün oruç tuttun mu? diye sormuş. Cüveyriye: - Hayır, tutmadım, demiş. Resûlullah: - Yarın oruç tutmak istiyor musun? diye sormuş. Yine Cüveyriye: - Hayır, tutmayacağım demiş. Bunun üzerine Resûlullah: - (Öyle ise) orucunu boz! buyurmuştur.
HadisNo : 941


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu :
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : EYYÂM-I TEŞRIKTA ORUÇTAN NEHYE DÂİR ÂİŞE VE İBN-İ ÖMER HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle rivâyet edilmiştir: (Alkame tarafından) Âişe radiya`llahu anhâ`dan: - Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem günlerden bâzıların bir şey`e tahsîs buyurur mu idi? diye sorulmuş. Âişe Hazretleri: - Hayır tahsîs etmezdi. Onun amel ü ibâdeti (bahar yağmuru gibi) fâsılasız ve devamlı idi. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in edâsına zaferyâb olduğu hayr ü ibâdete hanginizin gücü, kudreti yetişir ki, diye cevab vermiştir.
HadisNo : 942


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Eyyâm-ı teşrikte oruç
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : EYYÂM-I TEŞRIKTA ORUÇTAN NEHYE DÂİR ÂİŞE VE İBN-İ ÖMER HADÎSLERİ
Hadis : "Kâ`be`ye hediye edecek kurban bulamıyan hacılardan başkaları için eyyâm-ı teşrıkta oruç tutmağa ruhsat verilmemiştir" dedikleri rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 943


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Aşûre orucu
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : ÂŞÛRÂ VE RAMAZAN ORUÇLARINA DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE VE İBN-İ ABBÂS HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Câhiliyet devrinde Kureyş Âşûrâ günü oruç tutardı. (Hicret`ten evvel) Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem de Âşûrâ orucu tutardı. Medîne`ye hicret buyurunca da (ber mu`tâd) bu orucu tuttu. (Ashâb`a da) tutmalarını emretti. (İkinci sene) Ramazan (orucu) farz kılınınca Âşûrâ günü orucunu bıraktı. İsteyen bu orucu tuttu; dileyen de bıraktı.
HadisNo : 944


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Aşûre orucu
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : ÂŞÛRÂ VE RAMAZAN ORUÇLARINA DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE VE İBN-İ ABBÂS HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle haber verdiği rivâyet edilmiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Medîne`ye hicret buyurduğunda, Yehûdîlerin Âşûrâ günü oruç tuttuklarını gördü de: - Bu ne orucudur? diye sordu. Cevâben: - Bu gün, sâlih bir gündür; bu gün Allah Azze ve Cell`in Benî İsrâil`e, düşmanları (Fir`avn`in şerri) nden necat verdiği bir gündür. Mûsâ (aleyhi`s-selâm, bu lûtfu Bârî`ye şükren) oruç tutmuştur. (Biz de tutarız) dediler. Resûlullah: - Biz, Mûsâ (sünnetini ihyâ) ya sizden daha ziyâde haklıyız, buyurdu da (Mekke`deki gibi) o oruç tuttu; ve (Ashâb`a) da tutmalarını emreyledi.
HadisNo : 945
Buhari Hadisleri KİTÂBÜ`T-TEYEMMÜM

Fasil : KİTÂBÜ`T-TEYEMMÜM
Konu : Teyemmüm âyetinin inişi
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : TEYEMMÜM ÂYETİNİN NÜZÛLÜ HAKKINDA HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in ettikleri seferlerin birinde birlikte (yola çıkmış idik. Ya Beydâ`ya, ya Zâtü`l-Ceyş`e vardığımızda (nezdimde âriyet olan) bir gerdağnlığım kop(up kaybol)du. Aransın diye Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem (o mahalde) bekledi. Herkes de berâber bekledi. Halbuki bir su başında değillerdi. Halk, Ebû Bekr (radiya`llâhu anh)e gelip: "(Yâ Ebâ Bekr,) Âişe`nin ettiğini gördün mü? Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`i de, herkesi de (yollarından) alıkoydu. Su başında değiller. (Kimsenin) yanında da su yok." dediler. Ebû Bekr (radiya`llâhu anh benim yanıma) geldi. Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de uyumuş, (mübârek) başını dizime koymuştu. Ebû Bekr: "Sen, Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`i de, herkesi de yolundan alıkoydun. Su başında değiller, (Kimsenin) yanında da su yok." dedi. (Âişe radiya`llâhu anhâ) der ki: Ebû Bekr bana itâb etti, birçok söylendi. Eli ile de böğrüme vurmağa başladı. (Böyle iken yine) Resulu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in (mübârek) başı dizimde olduğu için hiç kıpırdamadım. Sabah olunca Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem kalktı. Hiç su yoktu. Allâhu Azze ve Celle Hazretleri teyemmüm âyetini inzâl buyurdu. Herkes teyemmüm etti. Üseyd b. Hudayr (radiya`llâhu anh): "Ey Ebû Bekr hânedânı, bu sizin ilk bereketiniz değildir." dedi. (Âişe radiya`llâhu anhâ) der ki: (Sonra gideceğimiz sırada) üzerine bindiğim deveyi kaldırdık. Gerdanlığı altında bulduk.
HadisNo : 222


Fasil : KİTÂBÜ`T-TEYEMMÜM
Konu : Cevâmiu`l-Kelîm;Hz. Peygamber`in diğer peygamberlere verilmeyen üstünlükleri
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : ÖNCEKİ PEYGAMBERLERİN HİÇBİRİNE VERİLMİYEN ŞEYLERİN RESÛL-İ EKREM`E VERİLMESİ HAKKINDA CÂBİR HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Benden evvel hiçbir kimseye verilmedik beş şey (hep birden) bana verilmiştir: Bir aylık yola kadar (düşmanlarımın kalbine) korku (salmak) ile mansûr oldum. Yer (yüzü) bana namazgâh ve sebeb-i tahâret kılındı. Onun için ümmetimden namaz vakti gelip çatmış her kim olursa olsun namazını kılıversin. Ganâim bana helâl edildi. Halbuki benden evvel kimseye helâl edilmemiştir. Bana şefâat verildi. Bir de (benden evvel) her Nebî, hâssatan kendi kavmine ba`s olunurken ben umûm-ı nâsa ba`s olundum.
HadisNo : 223


Fasil : KİTÂBÜ`T-TEYEMMÜM
Konu : Selâmlaşmak;Teyemmüm
Ravi : Ebû Cüheym b. el-Hâris (b. es-Sımna) el-Ensârî
Baslik : RESÛLULLÂH`IN TEYEMMÜMÜNE DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Şöyle demiştir: (Bir def`a) Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem Bi`r-i Cemel tarafından teşrîf ediyorlardı. Kendilerini biri karşılayıp selâm verdi. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem (oradaki bir) duvara yönelip (ve duvara el dokundurup) yüzlerine ve ellerine mesh etmedikce o kimseye redd-i selâm buyurmadılar. (Ancak ondan) sonra selâmını red buyurdular.
HadisNo : 224


Fasil : KİTÂBÜ`T-TEYEMMÜM
Konu : Teyemmüm
Ravi : Ammâr b. Yâsir
Baslik : RESÛLULLÂH`IN TEYEMMÜMÜNE DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Ömer b. el-Hattâb radiya`llâhu anh`e şöyle demiştir: Hatırlamaz mısın? (Bir def`a) ben, sen, ikimiz bir seferde idik. Sen namaz kılmadın. Ben ise (toprak üstünde yuvarlandıktan sonra namazı kıldı idim. Bu (yaptığım) işi (muahharen) Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`e arzettim de Nebî aleyhi`s-salâtü ve`s-selâm Efendimiz: "Sana bu kadarı yeter." buyurup ellerini yere vurdu ve (ellerine bulaşan toprağın) üzerine üfledikten sonra (iki avucu ile) yüzüne ve iki eline mesh buyurdu idi.
HadisNo : 225


Fasil : KİTÂBÜ`T-TEYEMMÜM
Konu : Cünüp durmamak;Teyemmüm
Ravi : İmrân İbn-i Husayn
Baslik : TEYEMMÜMÜN SIFAT VE KEYFİYETİ
Hadis : Şöyle demiştir. (Bir def`a) Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte yolculuk ediyorduk. Gece gittik. Âhır-ı leyli bulduğumuzda öyle bir düşüş düştük ki, bir yolcu için bundan daha tatlısı olamaz. (Öyle bir dalmışız ki,) bizi güneşin sıcağından başka uyandıran olmadı. İlk uyanan falanca, sonra falanca, daha sonra falanca oldu. Sonra Ömer b. el-Hattâb (radiya`llâhu anh) dördüncü olarak uyandı. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem (ise) uyuduğu vakit kendiliğinden uyanmadıkça uyandırmazdık. Zîrâ biz, esnâ-yı nevminde kendisine (vahiy mi nâzil olur, başka bir hal mi ârız olur, hâsılı) ne olacağını bilemezdik. Ömer (radiya`llâhu anh) -ki celâdetli bir zât idi- uyanıp da herkesin başına geleni görünce tekbîr, hem de yüksek sesle tekbîr almağa başladı. Yüksek sesle muttasıl tekbîr ala ala nihâyet Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem onun sesinden uyandı. Uyanınca (Ashâb-ı Kirâm`ı) başa geleni (makâm-ı şekvâda) arzettiler. "Zarar yok, buradan (başka tarafa) savuşun." buyurdu. Yola çıkıldı. (Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem) pek de uzak olmayan bir yere kadar yol aldıktan sonra konak etti. Abdest suyu istedi. Abdest aldı. Namaz için nidâ edildi. (Yâni ezan okundu.) Namazı (maiyyet-i Risâlet-Penâhîdeki) halka kıldırdı. Namazdan (çıkıp) yüzünü dönünce bakmış ki, biri ayrıca (bir kenara) çekilmiş, (oradaki) cemâatle berâber namazını kılmamış. "Yâ fülân, bunlarla birlikte namaz kılmana mâni` ne idi?" diye sordu. O da: "Bana cünüblük ârız oldu, suyum da yok." dedi. (Bunun üzerine): "(Şu) yer yüzündeki (temiz) toprağa bak, o sana yeter." buyurdu. Ondan sonra Nebiyy-i Muhterem salla`llâhu aleyhi ve sellem Hazretleri yola revân oldu. (Lâkin bu def`a) halk susuzluktan şikâyet ettiler. (Yine) konak etti. Ve Alî (kerrema`llâhu veche) ile diğer birini çağırıp: "(Haydi) gidin, su arayın." emrini verdi. (İkisi) gittiler. Devesi üstüned iki (büyük) kırba arasına oturmuş bir kadına rast geldiler. Kadına: "Su nerede?" diye sordular. "Dün bu saatde suyun başında idim. Adamlarımız (hâlâ orada su almak için) duruyorlar." cevâbını verdi. "Öyle ise yürü." dediler. "Nereye?" diye sordu. "Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in huzûruna." dediler. "Şu sâbiî dedikleri adamın yanına mı?" diye sordu. "İşte o seni murâd ettiğin zâtın yanına. (Haydi) yürü." dediler. Kadını Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem (`in huzûrun)a getirip (aralarında geçen) mâcerâyı anlattılar. (Râvî) der ki: Kadını devesinden indirdiler. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem bir kap istedi. Her iki kırbanın (baş taraflarındaki) ağızlarından oraya (biraz) su boşaltıp ağızlarını bağladı. Ve öteki taraflardaki ağızlarını açtı. "Gelin (hayvanlarınızı) suvarın, (kendiniz için) su alın." diye halka nidâ edildi. İsteyen (hayvanı için), isteyen (kendisi için) su aldı. En sonunda da (Resûl-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem, cenâbetle musâb olan kimseye bir kap su verip: "(Haydi) git, üstüne dök." buyurdu. O kadın (hep) ayakta, suyunu nasıl kullandıklarını (bel bel) seyredip duruyordu. Allâh`a kasemler ederim ki, (artık su almaktan) vaz` geçildi de hâlâ kırbalar bize, işe başlamadan evvelki zamandan daha dolu görünüyordu.
HadisNo : 226


Atâullah el-İskenderî kimdir?

İskenderiye'de doğdu. Mısır'ın fethinden sonra buraya yerleşen Benî Cüzâm kabilesine mensuptur. Dedesi Abdülkerîm İskenderiye'de tanınmış bir Mâlikî fakihi olup İbn Atâullah'ın Leṭâʾifü'l-minen'deki ifadelerinden anlaşıldığına göre şiddetli bir tasavvuf muhalifi idi. İbn Ferhûn, onun Zemahşerî'nin el-Mufaṣṣal ve et-Tehẕîb adlı eserlerini ihtisar ettiğini, ikinci esere yedi ciltlik bir şerh yazdığını söyler. İbn Atâullah, Nâsırüddin İbnü'l-Müneyyir'den fıkıh, Muhyiddin el-Mâzûnî'den nahiv, Şerefeddin Abdülmü'min ed-Dimyâtî'den hadis ve Muhammed b. Mahmûd el-İsfahânî'den felsefe, mantık, kelâm tahsil etti. Fıkıh âlimi olarak tanındığı bu yıllarda tasavvufa karşı iken Şâzeliyye tarikatının pîri Ebü'l-Hasan eş-Şâzelî'nin halifesi Ebü'l-Abbas el-Mürsî ile tanıştı ve onun sohbetlerine devam etmeye başladı. Muhtemelen şeyhinin izniyle vaaz ve irşad için gittiği Kahire'ye yerleşti. Burada çevresinde, Ṭabaḳātü'ş-Şâfiʿiyye müellifi Sübkî'nin babasının da katıldığı geniş bir cemaat oluştu. Aynı yıllarda Mısır'da bulunan İbn Teymiyye ile İbn Atâullah ve müridleri arasında çıkan yoğun tartışmalar İbn Teymiyye'nin hapse atılmasına yol açtı. İbn Atâullah, mürşidi Ebü'l-Abbas el-Mürsî vefat ettiği zaman (686/1287) Kahire'de bulunuyordu. Hayatının bundan sonraki dönemini Kahire'de geçiren İbn Atâullah 13 Cemâziyelevvel 709'da (19 Ekim 1309) Medrese-i Mansûriyye'de vefat etti ve Karâfe Mezarlığı'na defnedildi.

İbn Atâullah el-İskenderî, Şâzeliyye tarikatının Ebü'l-Hasan eş-Şâzelî ve halifesi Ebü'l-Abbas el-Mürsî'den sonra üçüncü büyük şahsiyetidir. Leṭâʾifü'l-minen adlı eserindeki ifadelerden babasının Ebü'l-Hasan eş-Şâzelî ile görüştüğü anlaşılmaktadır. Kendisinin Şâzelî ile görüşmüş olması tarihen mümkünse de bu konuda kaynaklarda bilgi yoktur.

Daha çok kitleleri derinden etkileyen hitabet tarzı, vaaz ve sohbetleriyle tanınan İbn Atâullah'ın bu özellikleri başta el-Ḥikemü'l-ʿAṭâʾiyye olmak üzere eserlerine de yansımıştır. Eserlerinde ayrıca tasavvufun en derin konularına dair bilgiler bulmak mümkündür. Ancak İbn Atâullah, düşüncelerini ifade ederken vahdet-i vücûdcu sûfîlerin tartışmalara yol açan tesbitlerine temas etmemiş, vahdet-i vücûd ile vahdet-i şühûd arasındaki dengeyi çok dikkatli bir şekilde korumuştur. Riya ve şöhretten uzak ibadet ve taat, tevekkül, teslimiyet, recâ ve ümit onun tasavvufî düşüncesinin temel kavramlarıdır. Sözleri aşk ve cezbenin coşkunluğuyla değil tefekkürün incelikleriyle yoğrulmuştur. İbn Atâullah'a göre amel ve ibadetler birtakım şekil ve sûretlerden ibaret olup bunların ruhu âbidin kalbinde bulunması gereken ihlâs sırrıdır. Fakr veya iftikar denilen Allah'a muhtaç olma hali üzerinde ısrarla duran İbn Atâullah haşyetle beraber olan ilmi en hayırlı ilim olarak görür. Onun düşüncelerinde Hakîm et-Tirmizî, Sülemî, Hâris el-Muhâsibî, Ebû Tâlib el-Mekkî, Abdülkerîm el-Kuşeyrî ve Gazzâlî'nin tesirini görmek mümkündür.

Muhyiddin İbnü'l-Arabî ve Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî gibi İbn Atâullah'ın düşünceleri de tasavvufî çevreleri etkilemiştir. Eserleri Kuzey Afrika başta olmak üzere bütün İslâm ülkelerinde bilinmektedir. Elliden fazla sûfînin tercüme ve şerhettiği el-Ḥikemü'l-ʿAṭâʾiyye'nin şârihleri arasında hemen her tarikattan sûfî vardır. Çağdaş Mısırlı âlim Ebü'l-Vefâ et-Teftâzânî, onu bütün yönleri ile ele alan bir eser hazırlamıştır (bk. bibl.).

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi








İmam Birgivi Kimdir

İmam Birgivî, 16.asırda, Osmanlı Devleti’nin sınırlarını en geniş hale getirdiği ilim, kültür ve sanatta zirveye ulaştığı bir dönemde yaşamış âlimlerimizdendir.

İmam Birgivî’nin asıl adı Mehmet olup 27 Mart 1523’te Balıkesir’de doğdu. Babası Ali Efendi, âlim ve Fâzıl bir müderris, sahib-i irşâd bir şeyh idi. Balıkesir’in Çay mahallesinde olan kabri, “Zihin Dede” adıyla bugün bile büyük bir hürmetle ziyaret edilir. Kabrinin başucundaki taş çanakta biriken yağmur suları, Kur’an okumaya başlayacak çocuklara zihinleri açılsın diye içirilir.

İSTANBUL’DA EĞİTİM ALDI

İmam Birgivî, ilk öğrenimini babasının yanında yaptı. Ondan Arapça, mantık ve diğer bazı ilimleri okudu, bu arada Kur’an’ı ezberledi. Daha sonra İstanbul’a giderek Haseki medresesine devam etti. Dönemin tanınmış âlimlerinden “Kızıl Molla” diye bilinen Abdurrahman Efendi’den ders alarak icâzet (diploma) aldı ve medreselerde müderrisliğe başladı.

Kanunî döneminde, hocası Abdurrahman Efendi’nin aracılığıyla Edirne Kassâm-ı askerîsi(Kassâm-ı askerî: Yeniçeri Ocağı efradı ve subaylarından olup ölenlerin mirasına dair işlemlerle ilgilenen komisyondaki, devletin tayin ettiği  “şer’i memur” demektir.) olan İmam Birgivî, görevi sırasında medresede ders okutmayı da sürdürdü. Ayrıca camilerde vaaz ediyor, halkı Kur’an ve sünnete uymaya dâvet ediyordu.

ŞEYH ABDULLAH KARAMANİ’YE İNTİSAP ETTİ

Daha sonra Kassâm-ı askerîlik görevinden ayrılarak İstanbul’a geldi. Ve Bayramiye tarikatı şeyhlerinden Abdullah Karamanî’ye intisap etti. Şeyhinin tavsiyesine uyan İmam Birgivî, kassâm-ı askerî iken kazandığı 4 bin dirhemi sahiplerine geri vermek için, Edirne’ye gitti. Oradaki Eski Camiî’de bekleyerek, kendilerinden kassamlık ücreti almış olduğu kimselerin gelmesi için dellâl bağırttı. Gelenlere, kassam defterindeki kayıtlara göre, paralarını geri ödedi. Bulamadığı kimselerin paralarını ise şehrin fakirlerine dağıttı. Böylece onlarla helallaştı.

İstanbul’da bir süre daha müderrislik yapan İmam Birgivî’yle Sultan II. Selim’in hocası Ataullah Efendi arasında kuvvetli bir dostluk kurulmuştu. Ataullah Efendi de Birgili idi ve kasabasına büyük bir medrese inşa etmişti. Mehmet Efendi’den Birgi’ye yerleşerek hizmetine orada devam etmesini istedi. Bu düşünceyi, şeyhi Karamanî de uygun gördü ve müridinin irşad faaliyetlerine Birgi’de devam edebilmesi için ona izin verdi.

BİRGİVİ ADI NEREDEN GELİYOR?

İlmî ehliyetiyle kısa zamanda meşhur olan İmam Birgivî’den ders almak isteyen pek çok talebe, ülkenin her tarafından buraya akın etmeye başladı.

Ömrünün geri kalan kısmını Birgî’de talebe yetiştirme, halkı irşad ve eser yazmakla geçirmesi sebebiyle “Birgivî“ lakabıyla tanındı.

60’dan fazla eserin sahibi olan İmam Birgivî’nin, Osmanlı müellifleri içinde en dikkat çekici özelliği, yaşadığı devrin güncel meseleleri hakkında kalem oynatmış olmasıdır. Bu sebeple onun eserleri, çağının sosyal hayatını yansıtması bakımından da büyük önem taşır. Eserlerinde insanların ihtiyaç duyduğu konuları işlemeye özen göstermiştir.

İMAM BİRGİVİ’NİN SORDUĞU FETVA

Ayrıca şiirin câiz olduğunu kabul etmesine rağmen onunla ilgilenmedi. Ona göre şiir yazmak, belâgat ve fesahat göstermek gibi şeyler, dünya ehlinin riyasıydı. Bununla beraber İmam Birgivî’ye ait olduğu söylenen aşağıdaki manzumede, Ebussuud Efendi’ye sorduğu bir fetva yer almaktadır:

“Var mı desturun ey müfti-i enâm!

Müşkilim var disem hata ola mı?

Ücreti bir imamın olsa ribâ,

Ana hiç iktidâ revâ ola mı?

Akça assını halal deyu yise,

Beş vakte ol muktedâ ola mı?

Minbere çıksa halka va’z itse,

Halkı hak yola pîşvâ ola mı?

Va’zı tesir ider mi, yise haram?

Yoldan azmışa rehnüma ola mı?

Acaba çalgû-yı düğün mü haram?

Yohsa dahî eşeddür ribâ ola mı?”

Yerimizin sınırlı oluşu sebebiyle, bu suallere Ebussuud Efendi tarafından verilen cevabın sadece bir beytini alıyorum:

“Her kime rehber olur ise ol dahi bulur azâb,

Yoldan azmışa uralar köteği bi gayri hisab.”

İMAM BİRGİVİ’NİN KARŞI ÇIKTIĞI HUSUSLAR

İmam Birgivî, son derece dürüst ve tavizsiz bir ilim adamıydı. Döneminde çok yaygın olan, eserini bir devlet büyüğüne ithaf etme anlayışına rağmen, o hiçbir eserini bir devlet büyüğüne ithaf etmedi.

Özellikle, memuriyetlerin rüşvetle satılması, kadılar, muhtesipler ve diğer görevlilerin rüşvet alması, ehil olmayanlara ilmî ve idarî rütbeler verilmesi, bu yüzden bilgisizliğin yaygınlaşması ile ortaya çıkan her türlü bid’at ve hurafe İmam Birgivî’nin şiddetle karşı çıktığı hususlardı. Devlet adamlarından cami görevlilerine varıncaya kadar, cemiyetteki her zümrenin davranışlarında gördüğü aksaklıklara karşı çıkıyor, va’z ve kitaplarında onları eleştiriyordu. Bu tenkitleri yaparken, hatır gönül dinlemiyor, kimseden çekinmiyordu. Tanınmış âlim, Sultan’ın hocası ve kendisinden Birgi’ye gitmesini rica eden hemşehrisi Ataullah Efendi’yi bile, yetkililer üzerinde nüfuz sağlayarak devlet işlerine karıştığı gerekçesiyle ikaz etmesi, onun dürüstlük ve cesaretinin dikkat çekici bir örneğidir.

ÖYLE ZAMANDA BULUNUYORUZ Kİ!

Onun düşüncelerini daha yakından anlayabilmek için, kendisinin 1560’dan önce telif ettiği, “Şerhu’l ehadisi’l erbein” in önsözüne bakalım:

“...Öyle bir zamanda bulunuyoruz ki; cehalet meşhur, ilim ise sözü edilmeye değmez olmuştur. Bazı kimseler, hurafeleri ve dinin yasakladığı şeyleri, Allah’a yaklaşmanın en yüce yollarından sayıyorlar. İlmi zayıf bazı kimseler, insanları ibadet kılığına büründürülmüş yaygın bid’atlere teşvik ediyorlar. Hatta bunların bir kısmı iyiyi kötüden ayırmadan, zayıf ve uydurulmuş sözlerden meydana gelen kitaplar bile yazmaktadır. İşin aslını bilme imkanı olmayan halk ise ya menfaati, ya da işlerine öyle geldiği için bu eserlere iltifat etmektedir. Bu durum, insanların kendisinden gafil bulunduğu büyük bir musibettir!”

İMAM BİRGİVİ HAZRETLERİNİN 24 SAATİ

“Önce Yâsin-i Şerif ve iki hizb Kur’an okuyup, iki rek’at kuşluk namazı kılar, sonra da eğer ders günü ise, altı kitaptan nakil ve tedris ettikten (anlatıp okuttuktan) sonra yine dört rek’at namaz kılıp kuşluk namazını altıya çıkarırlardı. Bilahare evinin yolunu tutardı.

Fakat ders günü değilse, bu defa da ders yerine altı kitabı ayrı ayrı mütalaa eder, ayrıca, İmam Gazalî’nin İhya-i Ulum’undan okurdu. Sonra da kayluleye yatardı. Öğle namazı sonrasından ta ikindiye kadar kitap ve risale telif ve tasnifiyle meşgul olur, eğer oruçlu değilse ikindiden önce yemeğini yiyip, ta akşama kadar yine dersine devam ederlerdi.”

Talebesi Hocazâde Abdünnâsır Efendi, İmam Birgivî’nin bir seher vaktinden diğerine, 24 saat içinde devam ettiği ibadetleri ve okuduğu evrâd ve ezkârı böyle özetliyor.

MEZARINA TÜRBE İSTEMEDİ

Son zamanlarında bir aydın olarak İstanbul’a geldi. Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’nın huzuruna çıkarak ülkede gördüğü bid’atlar ve şer’i yasakları çiğneme konusundaki endişelerini dile getirdi, tedbir alınmasını istedi ve devleti uyarmayı ihmal etmedi. Birgivî, yine bir İstanbul seyahati sırasında yolda veba hastalığına yakalandı ve 52 yaşında olduğu halde 1573 Ağustos’unda vefat etti. Cenazesi İzmir’e bağlı Birgi’de defnedildi.

Üzerine kesinlikle türbe yapılmamasını vasiyet eden İmam Birgivî’nin kabri, üstü açık, çevresi kısa demir parmaklıklarla çevrilidir; dikili bir sac levhada doğum ve vefat tarihleri yazılıdır. Cenazesi, kabrin baş tarafında bulunan ve bizzat imam tarafından dikildiği söylenen servi ağacının dibine gömülüdür.

İKİNCİ GAZALİ

Birgivî’nin, et-Tarikatü’l Muhammediye adlı eserinin, tamamen yırtılıp baştan sadece bir forması kalmış olan bir nüshasında, ( ki bu forma da hem yırtık, hem de ıslanarak birbirlerine yapışmıştır) Mısır, Mekke ve Medine gibi İslam âleminin en büyük dini ve ilmi merkezlerinde yetişen âlimlerin onun hakkındaki takrizleri görülmekteydi.

İşte onların ifadelerinden birkaçı:

1614’te vefat eden, Mısırlı âlimlerden Şeyh el-Meymunî; “ O gerçek bir dolunay, insanlar ise yıldızlardır. Onun nuru doğduğunda kâinatı aydınlatan güneş gibi insanları aydınlatır. “

Şafiî fıkıhçılarından, Şeyh Alî el Kudsî: “ Ey günümüzün Gazalî’si! Birgi’nin şerefi sendedir, sana sahip olduğu için orası ne şanslı bir yerdir.“

Kahire âlimlerinden Abdurrauf el-Minavî: “O, asrın ve bütün şehirlerin tek âlimidir. Acem ve Araplar içinde Şeyhu’l İslâm odur.“

1606’da vefat eden, Mekke âlimlerinden Muhammed el Karî: “Birgivî bizim önderimizdir, imamımızdır. O, diyanet ve takva şeyhidir. Onun sözünü, ahmak ve cahilden başka kimse inkâr edemez. “ demektedirler.

Birgivî, Arap dili grameri, ahlak-tasavvuf, fıkıh, akaid, tefsir-kıraat, hadis gibi alanlarda çoğu Arapça, birkaçı da Türkçe olmak üzere tesbit edilebilen 60 civarında eserin sahibidir. Allah rahmet eyleye...

Kaynak:


Can Alpgüvenç, Altınoluk Dergisi, Sayı: 222


Söz Orucu Nedir? islamda Söz Oucu Var mıdır? Tıp Oyunu Nedir  Nasıl Oynanır?

SUS ORUCU


Bir makalede daha beraberiz
Bugünkü makalemiz sus orucu hakkında olacak

"Sus Orucu Nedir?"

Bunu biz Sandıklı/Başağaç yöresinde "tıp oyunu" olarak çocukken oynadığımız bir oyundu. Taa o eskiden gelen
gelenek, biz de çocuklara öğretilen bir oyun şeklinde kalmıştı. Tıp oyununda el aynı sus işareti yapan
hemşire gibi işaret parmağı dudaklarına götürülür tıp denir, ondan sonra oyun başlar, ve artık ondan
sonra konuşan oyunda yenilmiş olur, oynayanların konuşmaması lazımdır, gülmemesi lazımdır, eğer gülersen veya konuşursan oyundan çıkarsın, yenilirsin, kim konuşmadan uzun süre dayanabilir ise, oyunu o kazanır. Bize bu şekilde aktarılmış çocukken oynadığımız bir oyundu "tıp oyunu" yada "sus oyunu".

Bu orucun "Sus Orucu" nun aslı Musevi ve isevi kaynaklarında mevcut olan bir oruçtur.

Hz. Zekeriya (as) ve Hz. Meryem’in susma orucudur Bu durum, Hz. Zekeriya’nın harikulade bir şekilde kendine bahş edilen çocuğun varlığının bir alameti olarak verilmiştir. Hz. Meryem’in susması ise, beşikteki bebek olan Hz. İsa (as)’ın konuşmasını sağlamaya yönelik bir ön hazırlıktır. (Meryem, 19/1-26; Al-i Imran 3/41)

كٓهيعٓصٓ

ذِكْرُ رَحْمَتِ رَبِّكَ عَبْدَهُۥ زَكَرِيَّآ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥ نِدَآءً خَفِيًّا

وَزَكَرِيَّا إِذْ نَادَى رَبَّهُ رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ

قَالَ رَبِّ إِنِّى وَهَنَ ٱلْعَظْمُ مِنِّى وَٱشْتَعَلَ ٱلرَّأْسُ شَيْبًا وَلَمْ أَكُنۢ بِدُعَآئِكَ رَبِّ شَقِيًّا

وَإِنِّى خِفْتُ ٱلْمَوَٰلِىَ مِن وَرَآءِى وَكَانَتِ ٱمْرَأَتِى عَاقِرًا فَهَبْ لِى مِن لَّدُنكَ وَلِيًّا

يَرِثُنِى وَيَرِثُ مِنْ ءَالِ يَعْقُوبَ ۖ وَٱجْعَلْهُ رَبِّ رَضِيًّا

يَٰزَكَرِيَّآ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَٰمٍ ٱسْمُهُۥ يَحْيَىٰ لَمْ نَجْعَل لَّهُۥ مِن قَبْلُ سَمِيًّا

قَالَ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى غُلَٰمٌ وَكَانَتِ ٱمْرَأَتِى عَاقِرًا وَقَدْ بَلَغْتُ مِنَ ٱلْكِبَرِ عِتِيًّا

قَالَ كَذَٰلِكَ قَالَ رَبُّكَ هُوَ عَلَىَّ هَيِّنٌ وَقَدْ خَلَقْتُكَ مِن قَبْلُ وَلَمْ تَكُ شَيْـًٔا

قَالَ رَبِّ ٱجْعَل لِّىٓ ءَايَةً ۚ قَالَ ءَايَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ ٱلنَّاسَ ثَلَٰثَ لَيَالٍ سَوِيًّا

فَخَرَجَ عَلَىٰ قَوْمِهِۦ مِنَ ٱلْمِحْرَابِ فَأَوْحَىٰٓ إِلَيْهِمْ أَن سَبِّحُوا۟ بُكْرَةً وَعَشِيًّا

.......Hz. Yahya’nın doğacağı müjdesini alan Hz. Zekeriyya, “Ey Rabbim, bana bir ayet ver, dedi. Allah, ‘senin ayetin tam üç gece insanlarla konuşmamandır’ buyurdu. Bunun üzerine mabetteki mihrab denilen hücreden kavminin karşısına çıktı ve “sabah akşam teşbih edin” anlamında işaretle konuştu.”

Meryem Suresi  1 den 11. Ayete kadar 11 dahil

ve birde Enbiya Suresi 89. Ayet


ve allah'ın bize bahşetmiş olduğu ağız işte hem yemek için kullandığımız bir organımız hem de
konuşmak için kullandığımız bir organımız derler ki Cennete gitmek dilersen "Eline, beline, diline, sahip ol"

Peygamberimiz buyurdular ki :

"Şu altı şeye söz verin, ben de size Cennete gireceğinize söz vereyim:
1- Dilinize sahip olun [elfaz-ı küfür, yalan, gıybet, lanet, malayani gibi.]
2- Sözünüzden dönmeyin.
3- Emanete hıyanet etmeyin.
4- Gözünüze sahip olun. [Harama bakmayın]
5- Elinize sahip olun. [Haram işlemeyin, haram tutmayın]
6- Fercinize hakim olun."

(Hâkim)

peygamber efendimiz hadisi şeriflerinde

"sen eline, diline, beline sahip olmaya söz ver, bana yardım et, ben de senin cennetine girmene yardımcı olan ya da söz
vereyim" demiş

Yani işte dil bütün belaların başlangıcı diye tarif edilir ağızdan çıkan söz her şeye mal olabilir güzel şeylerde oluşabilir, yahut da başına kötü şeyler de o sözler yüzünden gelebilir, o yüzden diline sahib ol.

işte Musevi dininde dil nimetine Allah'a şükür niye niyetiyle söz orucu yani susma orucu denilen yani gün boyu hiç konuşmamak şeklinde bir oruç tutmak sünneti vardır ya da farzı onlarda farz hükmünde.

Ve bu oruç kuranda Zekeriya aleyhisselam ve hazreti isa'nın annesi Meryem aleyhisselamın her ikisinin de
söz orucu tuttukları kuran'da ayetler ile beyan edilmiştir.

Hz Zekeriya'nın orucu yukardaki eyette yer alıyor, Hz Merem'in ki ise

وَٱذْكُرْ فِى ٱلْكِتَٰبِ مَرْيَمَ إِذِ ٱنتَبَذَتْ مِنْ أَهْلِهَا مَكَانًا شَرْقِيًّا
فَٱتَّخَذَتْ مِن دُونِهِمْ حِجَابًا فَأَرْسَلْنَآ إِلَيْهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَرًا سَوِيًّا
قَالَتْ إِنِّىٓ أَعُوذُ بِٱلرَّحْمَٰنِ مِنكَ إِن كُنتَ تَقِيًّا
قَالَ إِنَّمَآ أَنَا۠ رَسُولُ رَبِّكِ لِأَهَبَ لَكِ غُلَٰمًا زَكِيًّا
قَالَتْ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى غُلَٰمٌ وَلَمْ يَمْسَسْنِى بَشَرٌ وَلَمْ أَكُ بَغِيًّا
قَالَ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ هُوَ عَلَىَّ هَيِّنٌ ۖ وَلِنَجْعَلَهُۥٓ ءَايَةً لِّلنَّاسِ وَرَحْمَةً مِّنَّا ۚ وَكَانَ أَمْرًا مَّقْضِيًّا
فَحَمَلَتْهُ فَٱنتَبَذَتْ بِهِۦ مَكَانًا قَصِيًّا
فَأَجَآءَهَا ٱلْمَخَاضُ إِلَىٰ جِذْعِ ٱلنَّخْلَةِ قَالَتْ يَٰلَيْتَنِى مِتُّ قَبْلَ هَٰذَا وَكُنتُ نَسْيًا مَّنسِيًّا
فَنَادَىٰهَا مِن تَحْتِهَآ أَلَّا تَحْزَنِى قَدْ جَعَلَ رَبُّكِ تَحْتَكِ سَرِيًّا
وَهُزِّىٓ إِلَيْكِ بِجِذْعِ ٱلنَّخْلَةِ تُسَٰقِطْ عَلَيْكِ رُطَبًا جَنِيًّ
فَكُلِى وَٱشْرَبِى وَقَرِّى عَيْنًا ۖ فَإِمَّا تَرَيِنَّ مِنَ ٱلْبَشَرِ أَحَدًا فَقُولِىٓ إِنِّى نَذَرْتُ لِلرَّحْمَٰنِ صَوْمًا فَلَنْ أُكَلِّمَ ٱلْيَوْمَ إِنسِيًّا
فَأَتَتْ بِهِۦ قَوْمَهَا تَحْمِلُهُۥ ۖ قَالُوا۟ يَٰمَرْيَمُ لَقَدْ جِئْتِ شَيْـًٔا فَرِيًّا
يَٰٓأُخْتَ هَٰرُونَ مَا كَانَ أَبُوكِ ٱمْرَأَ سَوْءٍ وَمَا كَانَتْ أُمُّكِ بَغِيًّا
فَأَشَارَتْ إِلَيْهِ ۖ قَالُوا۟ كَيْفَ نُكَلِّمُ مَن كَانَ فِى ٱلْمَهْدِ صَبِيًّا
قَالَ إِنِّى عَبْدُ ٱللَّهِ ءَاتَىٰنِىَ ٱلْكِتَٰبَ وَجَعَلَنِى نَبِيًّا
وَجَعَلَنِى مُبَارَكًا أَيْنَ مَا كُنتُ وَأَوْصَٰنِى بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱلزَّكَوٰةِ مَا دُمْتُ حَيًّا
وَبَرًّۢا بِوَٰلِدَتِى وَلَمْ يَجْعَلْنِى جَبَّارًا شَقِيًّا
وَٱلسَّلَٰمُ عَلَىَّ يَوْمَ وُلِدتُّ وَيَوْمَ أَمُوتُ وَيَوْمَ أُبْعَثُ حَيًّا
ذَٰلِكَ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ ۚ قَوْلَ ٱلْحَقِّ ٱلَّذِى فِيهِ يَمْتَرُونَ



وَرَسُولًا اِلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اَنّ۪ي قَدْ جِئْتُكُمْ بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّكُمْۙ اَنّ۪ٓي اَخْلُقُ لَكُمْ مِنَ الطّ۪ينِ كَهَيْـَٔةِ الطَّيْرِ فَاَنْفُخُ ف۪يهِ فَيَكُونُ طَيْرًا بِاِذْنِ اللّٰهِۚ وَاُبْرِئُ الْاَكْمَهَ وَالْاَبْرَصَ وَاُحْيِ الْمَوْتٰى بِاِذْنِ اللّٰهِۚ وَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا تَأْكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَۙ ف۪ي بُيُوتِكُمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَۚ


(16-17) (Ey Muhammed!) Kitap’ta (Kur’an’da) Meryem’i de an. Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz, ona Cebrail’i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü.
(16-17) (Ey Muhammed!) Kitap’ta (Kur’an’da) Meryem’i de an. Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz, ona Cebrail’i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü.
Meryem, “Senden, Rahmân’a sığınırım. Eğer Allah’tan çekinen biri isen (bana kötülük etme)” dedi.
Cebrail, “Ben ancak Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim” dedi.
Meryem, “Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım hâlde, benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi.
Cebrail, “Evet, öyle. Rabbin diyor ki: O benim için çok kolaydır. Onu insanlara bir mucize, katımızdan bir rahmet kılmak için böyle takdir ettik. Bu, zaten (ezelde) hükme bağlanmış bir iştir” dedi.
Böylece Meryem, çocuğa gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi.
Doğum sancısı onu bir hurma ağacına yöneltti. “Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım!” dedi.
Bunun üzerine (Cebrail) ağacın altından ona şöyle seslendi: “Üzülme, Rabbin senin alt tarafında bir dere akıttı.”
“Hurma ağacını kendine doğru silkele ki sana taze hurma dökülsün.”
“Ye, iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan, “Şüphesiz ben Rahmân’a susmayı adadım. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım” de.

Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Onlar şöyle dediler: “Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!”
“Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi.”
Bunun üzerine (Meryem, çocukla konuşun diye) ona işaret etti. “Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?” dediler.
Bebek şöyle konuştu: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. Bana kitabı (İncil’i) verdi ve beni bir peygamber yaptı.”
“Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekâtı emretti.”
“Beni anama saygılı kıldı. Beni azgın bir zorba kılmadı.”
“Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir).”
Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur.

Meryem  Suresi 16 dan 34. ayete kadar 34 Dahil

Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.”

Âl-i İmrân Suresi 49. Ayet


ve işte Zekeriya aleyhisselam yaşlanmış karısı da kısırmış ve çocukları olmuyor ve görevi bırakabilecek
peygamberlik görevini bırakabilecek bir mirasçısı yok, yetiştirmemiş kimseyi de, vıykamaya başlamış :

رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ


"Allah'ım ardımda mirasımı bırakabileceğim kimse kalmadı"



ondan sonra da Allahu teala'dan hayırlı bir evlat vermesi için dua eder


وَإِنِّى خِفْتُ ٱلْمَوَٰلِىَ مِن وَرَآءِى وَكَانَتِ ٱمْرَأَتِى عَاقِرًا فَهَبْ لِى مِن لَّدُنكَ وَلِيًّا


رَبِّ هَبْ لِي مِن لَّدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً

ve Allahu teala duasını kabul
eder ve onu Yahya ile müjdeleyicisi olan melekleri  O'na gönderir melekler O'na


    Yâ zekeriyyâ innâ nubeşşiruke bi gulâminismuhu yahyâ lem nec’al lehu min kablu semiyyâ(semiyyen).
    يَٰزَكَرِيَّآ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَٰمٍ ٱسْمُهُۥ يَحْيَىٰ لَمْ نَجْعَل لَّهُۥ مِن قَبْلُ سَمِيًّا
    (Allah, şöyle dedi:) “Ey Zekeriyya! Haberin olsun ki biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz. Daha önce onun adını kimseye vermedik.”

    Kâle rabbî ennâ yekûnu lî gulâmun ve kânetimreetî âkıran ve kad belagtu minel kiberi ıtiyyâ(ıtiyyen).
    قَالَ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى غُلَٰمٌ وَكَانَتِ ٱمْرَأَتِى عَاقِرًا وَقَدْ بَلَغْتُ مِنَ ٱلْكِبَرِ عِتِيًّا
    Zekeriyya, “Rabbim!” “Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken, benim nasıl çocuğum olur?” dedi.

    Kâle kezâlik(kezâlike), kâle rabbuke huve aleyye heyyinun ve kad halaktuke min kablu ve lem teku şey’â(şey’en).
    قَالَ كَذَٰلِكَ قَالَ رَبُّكَ هُوَ عَلَىَّ هَيِّنٌ وَقَدْ خَلَقْتُكَ مِن قَبْلُ وَلَمْ تَكُ شَيْـًٔا
    (Vahiy meleği) dedi ki: Evet, öyle. (Ancak) Rabbin diyor ki: “Bu, bana göre kolaydır. Nitekim daha önce, hiçbir şey değil iken seni de yarattım.”

    Kâle rabbic’al lî âyeh(âyeten), kâle âyetuke ellâ tukellimen nâse selâse leyâlin seviyyâ(seviyyen).
    قَالَ رَبِّ ٱجْعَل لِّىٓ ءَايَةً ۚ قَالَ ءَايَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ ٱلنَّاسَ ثَلَٰثَ لَيَالٍ سَوِيًّا
    Zekeriyya, “Rabbim, öyleyse bana (çocuğumun olacağına) bir işaret ver”, dedi. Allah da, “Senin işaretin, sapasağlam olduğun hâlde insanlarla (üç gün) üç gece konuşamamandır” dedi.

bunu duyan Zekeriya aleyhisselam bunun alameti nedir deyince melekler der ki senin bunu 3
gün kimseye söylememen yani dilin tutulacak konuşmayacaksın babında söylerler aslında bu yani bir
nevi bir olay gördün fakat olayı söylememen yani gizlemen sana söyleniyor, tembih ediliyor, söylersen tılsım bozulacak,
sihirli şamdan düşüp kırılacak, o yüzden senin sihirli şamdanı düşürmemek için hiç hareket
etmemen hiç konuşmamın sesini çıkarmaman lazım ve bu olay üstüne Zekeriya aleyhisselam 3 gün
halkın içinden sesi çıkmadan dolaşıyor konuşamıyor.  Bu olay yine Abdülkadir Geylâni de de, o nefsini aramaya
çıktığında, altı ay yemeden içmeden dağ taş dolaşmıs, ve halkın içine geri geldiğinde 3 gün kimseyle konuşamıyor o da aynı şekilde söz orucuna mecbur ediliyor, yani nefsin ne olduğunu görmüş fakat halka bunu söylemesi engelleniyor.
Mucize kerametler gösterilmiş fakat onun insanlara anlatılmasını tehlikeli gördüklerini anlatmaması
için diline sus verilmiş. Yani biraz düşün de konuş demek gibi bir şey, yani biraz düşün ilerisi
için ne olur, konuşursan neler olur, konuşmazsan ne olur, bak da öyle konuş demek gibi bir durum.

öyle olunca işte 90 yaşındaki Zekeriya aleyhisselamın Yahya isminde çocuğu olur, yani kısır kadından bir çocuk, peki
kısır kadın nasıl tedavi edildi, ve kısır kadının nasıl çocuğu oldu, suç kimdeydi Zekeriya mı kısırdı
yoksa karısı mı kısırdı? ve bu tedavi nasıl yapıldı. işte burada yine isa'yı müjdeleyen kutsal ruh
görevde, kutsal ruhtan olma bir çocuk, ismi de Yahya yani defalarca dirilen demek, defalarca hayata gelen ve
Zekeriya aleyhisselam işte hazreti yahya'yı büyüttüklerinde, sonunda hazreti meryem'in de hamile
kalması sonucu ve çocuğu doğurduktan sonra hazreti meryem'in de yine aynı şekilde o kutsal ruh
tarafından söz orucuna, yani bunu nasıl olduğunu söylememeye yemin ettirilmesi, ya da susturulması
ve Meryem annemizin yine, çocuğu doğurduktan sonra dağdan inip geldikten sonra Yahudi halkının
onu kınamaları ve kuran'da geçmekte olduğu gibi senin annen affedersiniz (:::) değildi senin
baban da kötü birisi değildi, sen bu çocuğu nereden aldın, diyerekten O'na affedersiniz kahpelik ile
iftira etmişler, ve Meryem annemize sus gelmiş,  orada işte susması emredilmiş
konuşma ki başın belaya girmesin emredilmiş, bunun üstüne Meryem annemiz beşikteki çocukla konuşun diye işaret ediyor o gün beşik yok zaten, kucağındaki çocuğu gösteriyor,  ben söz oruçluyum, ben konuşamam O'na sorun diye çocuğu gösteriyor isa efendimizi Allah dillendiriyor ve isa efendimiz konuşmaya başlıyor ben allah'ın peygamberinin işte çamurdan kuş
yaparım o'na üflerim uçar, alaca gözlünün gözlerini açarım, ölüleri diriltirim, diye anlatılan ayeti kerime nazil
oluyor ve isa efendimiz konuşuyor ileride peygamber olacağını ve mucizelerinin de şunlar şunlar
alacağını ve bu şekilde bir mucize keramet gösteriliyor ki Meryem annemizin ödülü, yani orucunu
bozmaması sebebiyle konuşmaması sebebiyle Allah o belayı kaldırıyor, üstündeki belayı kaldırıyor, fakat
Zekeriya ile Yahya aleyhisselam daki durum ise işte ondan sonra yine bu Museviler bu mucizeye kanmayıp, bu
iddialarına devam ediyorlar, Meryem annemizi affedersiniz kötü kadın atfetme olayına devam
ediyorlar, işte Meryem Meryem'imiz kutsal Meryem'imiz mescitte yalnızdı onun yanına bir Zekeriya
giriyordu olsa olsa bu çocuğun babası Zekeriya olur bu nasıl peygamberdir diye
onu da zina ile iftira edip, bunun üstüne Zekeriya aleyhisselamı arıyorlar Zekeriya kaçıyor,  aramaya koyuluyorlar, Zekeriya
aleyhisselam kaçarken işte bir söğüt'ün içine saklanıyor, ve orada o gün o da söz orucuna niyet
ettirilmiş, ve söğüdün için de Allahu teâlâ'dan emir geliyor 'GIK' bile demeyeceksin, dersen bütün
peygamberliğin, ömrün, hepsi, seyri sülüğün yanar diye emir geliyor, ve söğüdün içinde Zekeriya
aleyhisselamı kıtır kıtır doğruyorlar, gıkını çıkarmıyor, yani söz orucu öyle bir şey, kesseler bile gıkın
çıkmayacak, öyle bir oruç, o kadar zor bir oruç, iğne dürtseler gık demeyeceksin yani ses çıkarmayacaksın, hani
hastanelerde resim vardı ya, parmakları dudağında sus yapan hemşire resmi, aynı o gibi şii sus
sesini çıkarma, o yüzden işte sus orucu bu oruç bazen ödül ile ödüllendirilir tutabilene, işte Zekeriya
ile karısı kısır oldukları için, 90 yaşındaki bir kadın eğer çocuk yapmak dilerse, bu neyi gösteriyor
onların yıldızı işte dıştan dönen geçişken elektron halley yıldızı bir turunu 83 senede ya da 90 senede
atan bir comet deniyor, yani taş şeklinde tarif ediyorlar, hâlbuki taş değil, geçişken elektron işte, onun
grubundan olan kimselerin uzun süre çocukları olmaz, ve işte bunların çocukları da işte ancak bir
mucizevi keramet yoluyla meydana gelirse de işte onlara emir edilen şey bunu nasıl olduğunu kimseye
açıklamamaları, 3 gün konuşmamaları emredilir,  sus orucunu başarabilirse işte bir Yahya onlara ödül
olur, yani 83 senede bir yeni halley doğar, yani Ramazan yıldızı demektir, bu Ramazan, yani Ramazan
ayı, galaksiyi dönüp gelmesi, bizim dünyamızın senesiyle 83 senede bir turunu dönüp gelir, yani yeni
bir tura 83 senede bir döner, bu takriben 83 senedir, işte bizim bildiğimiz kadarıyla Zekeriya ile karısı
90 yaşındalardı, 83 küsür ya da 90 senede, yani bu da bazı kimseler, o hani burçlar deniyor ya, on iki
burç var, herkes hangi ayda doğduysa o burçtan diye tarif ediliyor ya, işte bu 13. burçta
halley yıldızının burcudur ki, o takım yıldızına ait olan kimseler, kısır olurlar, fakat bunların tedavisi
mümkün, ve çocukları olabilir, fakat neydi her 90 senede bir tane Yahya dünyaya gelir, ya da Zekeriya
dünyaya gelir, yada Elana dünyaya gelir,  işte o burçtan olan kimseleri allah'ın mucize ve keramet ile bunları
tedavi ettiği, yani Ramazan yıldızı galaxy'nin geçişken yıldızı, yani homojen yapıyı sağlamak için
elektronlardan, hani deniyor ya su mesela 2 hidrojen bir oksijen, burada işte o aradaki geçişken
elektron, 2 atomun birbirine bağlantısını sağlayan, bir o yanına geçip, bu yana geçmesi sebebiyle,
bağlantıyı sağlayan, homojen yapıyı sağlayan elektron, işte bizim diğer galaksilere ya da diğer
hücrelerle bağlantımızı sağlayan o elektronumuzda, sistemimiz yani ana vahdeti vücuttaki yapısında geçişken
elektron, o homojen yapıyı sağlayan elektronumuz işte halley kuyruklu yıldızı, ve o gruba mensup
olan kimseler ve bunların işte dediğimiz gibi tedavisi de ancak kutsal ruh yahut da isa
kolundan birileri tarafından yapılır, ve onlara da olayın nasıl olduğunu kimseye söylemeleri emredilir,
ve bunu anlatan söyleyen orucu bozmuştur, ve onlara çocuk ikram edilmez sus orucu yani işte gizli sır

Bu nedenle dilini yerinde kullanması, gerektiği durumlarda dilini tutması öğütlenmiştir. Hz. Ali (RA)’ın,

“Sırrın senin esirindir, onu konuşursan sen onun esiri olursun!”  Hz. Ali (RA)

Bu konuda hadisler

(Dilini ve fercini [ırzını, namusunu] koruyan Müslümana Cenneti söz veriyorum.) [Buhari]

(Arefe günü eline, diline, gözüne ve kulağına sahip olanın günahları affolur.) [Hatib]

(İnsanlar dilinden ve elinden salim olmadıkça [kâmil] mümin olamazsın.) [Askerî]

(Hasetçinin hasedi eline ve diline çıkmadıkça zarar vermez.) [Ebu Nuaym]

(Eli ihsanlı, dili dürüst, kalbi temiz, boğazına ve fercine [namusuna] sahip olan ilimde rasih olur.) [Taberani]

(Allahü teâlâ bana şöyle vahyetti: Benim mescitlerime ancak, selim kalble, sadık dil ile, temiz el ile, temiz ferclerle girsinler.)[Hâkim]


Susma orucu, Peygamberimizin (ASV) şeriatinde bir ibadet olarak yer almamıştır. Fakat Kur’an ayetlerinde yer aldığı ve bize de öğüt verdiği dikkate alınırsa bu oruca bazen ihtiyaç olabileceği görülür

Susma orucu sebebi ise melek ya da kutsal ruh tedavisi

Bu bir karoglan Raşit Tunca makalesi dir

Avusturya şiremiz ilçesi 13 Haziran 2023

RAŞiT TUNCA

BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA
Raşit Tunca

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik

BOARD KISAYOLLARI

ALLAH

Allah



BAYRAK

TC.Bayrak



WEB-TUNCA


Radyo Karoglan

Foruma Misafir Olarak Gir


Forumda Neler Var


Karoglan-Raşit Tunca - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi




GALATASARAY

G A L A T A S A R A Y


FENERBAHÇE


F E N E R B A H C E


BEŞiKTAŞ

B E Ş i K T A Ş


TRABZONSPOR

T R A B Z O N S P O R


MiLLi TAKIM

M i L L i T A K I M


ETKiNLiKLERiMiZ


“Peygamberimiz Buyurdular ki Birbirinize Temiz ağız ile Dua edin. Bizde Sayfamızı ziyaret edenlerin ve bu bölümü ziyaret edenlerin kendilerinin Ruhaniyetine, geçmişlerinin Ruhuna Yasin Okuyup hediye ediyoruz Tıkla, ya sende oku yada okunmuş Yasinlerden Nasibini Al”
(Raşit Tunca)



MEVLANA'DAN

“ Kula Bela Gelmez Hak Yazmadıkca, Hak Bela Yazmaz Kul Azmadıkca, Hak intikamını, Kulunun Eliyle Alır da, Bilmiyenler Kul Yaptı Sanır."
(Hz. Mevlana)