MUHAMMED
BAYRAK
| Welcome, Guest |
|
You have to register before you can post on our site. |
| Forum Statistics |
» Members: 7 » Latest member: Muhammed » Forum threads: 5,258 » Forum posts: 5,849 Full Statistics |
DOWNLOADEN
AYET
FELSEFEMiZ
Raşit Tunca Sözü
GÜZEL SÖZ
Tereyağı Nedir? Tereyağı Çeşitleri - Yayık Nedir? Yayık Tereyağı - Yayık Ayran
Tereyağı, ana maddesi süt yağı olan bir mandıra ürünüdür. Tereyağının bileşiminde yaklaşık %80 oranında süt yağı, su, süt şekeri, mineraller, kolesterin, suda çözülmüş vitaminler, protein, asitler ve aroma veren maddeler yer alır. Tereyağı, gıda ve kozmetik sanayisinde kullanılan bir hammaddedir.
Etimoloji
Tereyağı sözcüğü; Farsçada (Persçe/Persian) “taze, yaş” anlamına gelen tare (تَره) sözcüğü ile Eski Türkçe yāġ “hayvansal yağ veya süt yağı” sözcükleriyle oluşturulmuş bir birleşik sözcüktür. Tereyağı sözcüğünün Türkçedeki karşılığı Dîvânu Lugâti't-Türk'te sağyağ olarak geçmektedir. Türkçe kökle türetilmiş bir başka sözcük de sarı yağ sözcüğüdür.[kaynak belirtilmeli]
Floris van Schooten
Özellikleri
Genel özellikleri
Yağın hafif sarı ve beyaz olmak üzere iki renkte olması ihtimal dahilindedir. Çünkü sütü yağ elde etmek için alınan hayvan, öncesinde yeşil renkte (yani canlı) besinler tükettiğinde yağ rengi sarıya daha yakın, kurumuş tahıl sapı veya samanı ile beslemiş hayvanlarda ise elde edilecek yağın rengi beyaza daha yakın olmaktadır. Oda sıcaklığında sıvı yapısı, soğuk buzdolabı (yak. 7 °C) soğukluğunda sert sıvılaşması vardır.
Modern tereyağları katkısız ve kaliteli yağı yüksek sütlerden yapılır. Buzdolabında saklanır. Türkiye'de yayık ayranından imal edilen tuzlanmış tereyağı, ağır kokulu, tuzlu ve ekşimsi tatlıdır. AT standartlarına uygun üretim ve tüketim için çalışmaların başladığı belirtilmektedir.
Kimyasal ihtivası
AB standartlarına göre tereyağındaki su miktarı %16 geçmemesi gerekmektedir. Ancak bu şart sağlandığı zaman tereyağı süt ürünü kategorisinde satılabilmektedir. Bunun yanı sıra tereyağı yapısında birçok madde ihtiva etmektedir. Bunlar süt şekeri, mineral maddeler, kolesterol, proteinler, yağda çözülen vitaminler, süt asitleri ve aroma maddeleridir.
Tereyağının diğer bir karakteristik özelliği de yapısında yüksek oranda yağ asitlerinin gliseritleri ve kısa zincirli doymuş yağ asitleri (örn. Bütirik asit) içermesidir. 100 g tereyağının besin değeri yaklaşık 3100 kJ (740 kcal) dir.
Tarih
İlk tereyağı üretiminin nerede olduğu bilinmemektedir. Ama bunun hayvancılığın başlaması ile ortaya çıktığı düşünülmektedir. En eski bilinen kaynak ise eski milattan 3000 yıl önce Sümerlerde mozaiklerde resmedilmiş. Ama bunun bir nevi ayran veya tereyağı üretimi olduğu kesin bilinmemektedir.[1]
Antik devirde Akdeniz bölgelerinde tereyağı üretimi bilinmekle birlikte sadece kozmetik ve ilaç olarak kullanılmış zeytin yağı kullanımı daha ağır basmıştır. Orta Çağda ise çok önemli bir ticari madde olmuş ve bunun için özel fıçı ve kovalar icat edilerek genelde deniz yolları ile nakledilmiştir.
19. yüzyılda endüstri devrimi ile birlikte büyük mandıra ve tereyağı işletmeleri türeyerek üretim sanayileştirildi. Tarımın ve hayvancılığın gelişmesi, traktör ve süt sağma makinelerinin daha genişçe kullanılmaya başlanması, nakliyat imkânların oluşması, tereyağı üretimi ve tüketiminde bir patlama oluşturmuştur.
Suni soğutma tekniğinin (buzdolabı) 19. yüzyılında geliştirilmesi tereyağının geniş kitleler için sıradan bir gıda olmasında büyük bir etkendir. Gelişmiş sanayi ülkelerinde, süt üretiminden ve nakliyattan tüketime kadar süreçteki kesintisiz soğutma zorunluluğu bugün belirlenmiş bir standarttır.
Sanayileşme ile birlikte tereyağına esaslı bir rekabet oluştu: bitkisel margarin. Fransız kralı III. Napolyon'un verdiği sipariş üzerine kimyager Hippolyte Mège-Mouriés margarini buldu. Tereyağını alamayacak yoksul kitle için, ekmeğe sürülebilen ekonomik bir yağ gerekli idi.
Üretim yöntemleri
Elde edilmesi her zaman kolay olmasa da, tereyağı genel olarak yağ içeren tüm sütlerden elde edilebilmektedir. Her sütten tereyağı elde etmek mümkün değildir. Örneğin kısrak ve sıpa sütü tereyağı elde etmek için elverişli değildir. Tereyağı üretiminde en elverişli süt inek, koyun ve keçi sütüdür.
Tereyağı yapımı
Eski zamanlarda tereyağını üretmek için, bu işlemde kullanılacak süt bir kaba konulur ve iki gün böyle bekletilirdi, ta ki sütün kreması yüzeyde toplanıncaya kadar. Bu krema tabakası elle tereyağı yapma aşamasına geçmeden önce başka bir kaba alınır ve olgunlaşması için bir müddet daha bekletilirdi.
Bu fiziksel olgunlaşma sayesinde yağın kristalleşmesi sağlanır ve bunun yanında sütyağının düzgün ve en uygun şekilde yayılır. Buda ekşimemiş kremadan tereyağı yapılmasını mümkün kılmaktadır. Kremanın olgun hale gelmesi için bir takım biyolojik ilaçlarda kullanılmaktadır. Bunun sonucunda yağın pH-değeri düşer ve çeşitli mikroorganizmalar oluşur. Buda tereyağına farklı bir aroma kazandırır.
Tereyağı elde etme aşamasında krema iyice çırpılır. Bu işlem esnasında sütte bulunan yağ damlalarını saran zar parçalanır. Böylelikle yağ sütün içine karışır. Bundan sonra süt içerisinde serbest kalan yağ birbirlerine yapışmaya başlar. Burada yapısında yağ zarı parçacıkları, su ve bir miktar süt proteini barındıran bir emülsiyon oluşmuş olur. Oluşan bu emülsiyonun karıştırmaya devam edilmesiyle sıvı haldeki su içerisinde yağ emülisyonundan katı haldeki yağ içerisinde su emülsiyonu oluşmuş olur. Bu işlemler sonucunda yağsız olan kısım yayıkaltı olarak kullanılırken, diğer kısım ise tereyağı olarak kullanmak üzere şekil verilerek paketlenir.
Rengi
Tereyağı rengini iki farklı faktörden almaktadır. Bunlardan ilki sütünden tereyağı yapılan hayvanın yeminden ve ikicisi ise üretim esnasında içine ekstra konulan renklendiricilerdir.
Tereyağının klasik rengi sarıdır. Eğer tereyağı yaptığımız süt inek sütü ise, buradan ineğin doğal yollarla çayırlarda otlandığını ve taze çimen ya da ot yediğinin bir göstergesi olarak gösterilebilir. Bilindiği üreze çimenler yüksek oranda yapısında Karotenoid ihtiva eder. Eğer otlar sarı değil de yeşil bile olsa yapısında gene de Karatenoid barındırır. Sadece bu durumda Karatenoidin etkisi klorofiller tarafından bastırılmıştır. Karatenoidler klorofillere kıyasla yağda çözülebilme özelliğine sahiptirler. Bu yüzden tereyağı yapma işlemi sırasında karatenoidler sütteki yağda çözülürler ve böylelikle tereyağının içine de geçmiş olurlar. Bu da Tereyağının neden sarı renkte olduğunu açıklar. Bir başka deyişle hayvan sadece suni hayvan yemiyle ya da sadece samanla beslenirse, ki bu yöntem günümüzde kış aylarında modern tesislerde kullanılan bir yöntemdir, bu hayvanların sütlerinden üretilen tereyağı daha çok beyaz renkli olur. Çünkü suni yemler ve saman karatenoid bakımından oldukça fakirdirler. Avrupa Birliği ülkelerinde tüketicilerin bu hassasiyetlerini bilen üreticilerin hayvan yemlerinin içine yeteri miktarda Karoten maddesi eklemektedirler. Böylelikle yılın her döneminde alınan tereyağını her zaman aynı renge sahip olması sağlanmış olur. Bu yöntem özellikle Almanya’da çok kullanılan bir yöntemdir.
Halk arasında geniş bir kabul bulan inanışa göre tereyağının rengi, hayvanların yılın farklı zamanlarında tükettikleri yemlerin yapılarında ihtiva ettikleri yağ oranlarına bağlamışlardır. Onlara göre sonbaharda ve kışta üretilen süt, yıllın diğer zamanlarında üretilen sütten daha yağsız olduğu ve bu yüzden bu zamanda yapılan tereyağı beyaz renkte olur. Yukarıda daha önce açık bir şekilde anlatıldığı gibi, tereyağına rengini veren sütün ihtiva ettiği yağ oranı değil aksine yapısındaki Karatenoid maddesidir. Bundan yola çıkarak halk arasındaki bu anlayışın yanlış olduğunu kesin bir dille söyleyebiliriz. Yapısında yüksek oranda yağ barındıran süt bile, içinde Karatoin maddesi barındırmadığı ve taze olduğu sürece gene beyazımsı bir renkte olur. Kısacası tereyağının rengine bakarak, içerdiği yağ miktarından bahsetmemiz pek mümkün değildir.
Bunun yanı sıra tereyağının tipik rengi ülkeden ülkeye farklılıklar gösterebilmektedir. Örneğin İtalya’da üretilen tereyağın rengi genel olarak saf beyazdır. Bu yüzden bu renk İtalyanlar arasında tereyağının doğal rengi olarak kabul görmektedir.
Günümüzdeki endüstiriyel üretimi
Günümüzde tereyağı üretimi modern tesislerde üretilmektedir. Bu tesislerde tereyağı üretimi pastörize edilmiş kremadan yapılır. Buralarda süt santrifüjleme işleminden geçerek kısa bir sürede krema kısmı sütten ayrılmış olur. Bundan sonra pastörizasyon işleminden geçer. Yani burada krema hızlı bir şekilde ısıtılır ve saniyeler içinde tekrar oda sıcaklığında soğutulur. Krema olgunlaşması için yaklaşık 20 saat bekletildikten sonra Tereyağı makinelerine aktarılır. Burada iyice çırpılarak kremadan tereyağı elde edilir ve bu işlem esnasında bir yan ürün olan ayran yağdan ayrılır. Elde edilen tereyağına şekil verildikten sonra paketleme işlemine geçilir. Ortalama olarak 1 kg tereyağı elde etmek içi yaklaşık 20 kg süte ihtiyaç vardır.
Dünyada tereyağı üretiminde önde gelen ülkeler
Dünyada tereyağı üretiminde Hindistan açık bir farkla başı çekmektedir ve 2,5 (milyon ton) yıllık üretimiyle ikinci sırada bulunan Pakistan'dan neredeyse 5 kat daha fazladır. İkici sıradaki Pakistan'ı ise az bir farkla ABD takip etmektedir.
2012'in verilerine göre tekrar Hindistan 4,5 (Milyon ton)' la dünya üretiminde birinci sırayı alırken, Hindistan ürettiği bu miktar tereyağıyla dünya üretiminin %40 tek başına üretmektedir. İkinci sıradaki ABD 0,8 (Milyon ton)' onu takip ederken, Pakistan 0,7 (Milyon ton)'la üçüncü sıraya gerilemiştir.[2]
Dünyanın Tereyağı Üretiminde En Önde Gelen Ülkeler (2004)
(Milyon ton) Sıralama Ülke Üretim
(Milyon ton)
1 Hindistan 2,5 10 İran 0,150
2 Pakistan 0,557 11 İrlanda 0,142
3 ABD 0,525 12 Avustralya 0,130
4 Yeni Zelanda 0,473 13 İtalya 0,125
5 Almanya 0,440 14 Hollanda 0,117
6 Fransa 0,420 15 Mısır 0,116
7 Rusya 0,262 16 Ukrayna 0,110
8 Polonya 0,180 17 Belçika 0,102
9 Birleşik Krallık 0,160
Besin değeri
Yüksek doymuş yağ oranı ve hayvansal yağ olması kötü kolestrole bir sebep olarak görülse de, tereyağı tabii bir gıdadır. Sanayi yağı margarine karşı besin değeri daha yüksek ve kıymetlidir. Yağlar arasında en yüksek protein içeren besindir. Yaklaşık yüzde biri protein iken diğer yağlarda bu neredeyse sıfırdır.
Tereyağı Çeşitleri
Krema ve yoğurt tereyağının hammaddeleridir. Sütün önce yoğurda ardından da yayık vasıtası ile tereyağına dönüştürülmesi ile halk dilinde "yayık tereyağı" elde edilir. Sütün yağınının seperatör adı verilen bir makine vasıtası ile çekilmesinden elde edilen ürünün sanayideki adı "krema", köylü ve halkın bir kısmının bildiği adı ise "kaymak" dır. Üretilen bu kaymak yayık vasıtası ile tereyağına dönüştürülür. Krema elde etmenin bir diğer yolu ise sütün öncelikle kaşar yahut peynire dönüştürülmesi, ardından seperatörden geçirilerek kaymağa dönüştürülmesidir. Bunun adı da sırvatka kreması’ dır.
Günümüzde Yayık Tereyağı halk arasında tereyağının kalitesini belirten bir nitelik haline gelmiştir . Ancak yayık tereyağını şehirlerde bulmak sanılanın aksine oldukça zordur. Hemen hemen her şarküteri, market yahut süt ürünleri satışı yapan işletmeler mutlaka bu ürünü sattığını idda etmektedir. Yayık tereyağı' nın özelliği sütün sağıldığı hayvanların doğada yedikleri besinler vasıtası ile sütlerine yansıyan farklı aromalardır. Peki yoğurt tereyağı' nın kaymaktan elde edilen tereyağı ile arasındaki fark nedir ? sorusunu sorduğumuzda ilk cevap aroması ikincisi ise maliyetidir. Bir mandıranın sadece peynir, kaşar ve yöresel ürünler satarak elde ettiği karlarla ayakta kalması günümüzde ne yazık ki çok zor bir hale gelmiştir. Krema mandıraların yaşamlarını sürdürebilmek adına hayati öneme sahip bir vasıtadır. Yoğurttan yapılan tereyağı'nın maliyeti kremadan yapılan tereyağı' nın nerede ise iki katıdır.
Kaymak yani kremadan elde edilen tereyağları da kalitesine göre yoğurttan elde edilen tereyağına denk olabilir. Burada en önemli ayırt edici unsur herzamanki gibi süttür. Krema' nın elde edildiği sütün kalitesi iyi bir mandırada kaliteli bir ustanın ellerinde yayık tereyağı ile kolayca boy ölçüşebilir.
Kaşar yahut beyaz peynir suyundan çekilen krema' da sütten çekilen krema ile doğru koşullarda üretildiği taktirde denktir, tereyağı' nın hangi çeşit kremadan üretildiğini anlamak çok zor olmamakla beraber, seperatörün kalitesi bu safhaya birebir etki eden bir unsurdur.
Bu yazıdan çıkan sonuç her köşe başında Yayık tereyağı adı ile satılan tereyağın aslında yoğurttan elde edilmediği, bazı işgüzarların bu ismi haksız kazanç elde etmek amacı ile kullanmalarıdır.
Yayık
Yayık, süt yağını tereyağına dönüştürmek için kullanılan geleneksel ahşap aygıt. Bu üretim sürecine yayıklama denir.[1]
Günümüzde gerek mandıra ve fabrikalarda kullanılan gelişmiş makineler gerekse geleneksel tereyağı üretiminde kullanılan elektrikli ev aletleri de yayık olarak tanınmaktadır.
1923 yılında modern bir mandırada kullanılan yayık
Yoğurt'tan tereyağı ve Ayran elde etmek için tahtaların sızdırmayacak şekilde bir araya getirilip silindir şekli verilmesiyle yapılır. Yayıklar iki kısımdan oluşur. İçinde yoğurdun konulduğu kısım ve bu yoğurdu karıştırmaya yarayan Bişek diye adlandırılan ve ucunda topuz bulunan uzun sopa. Geçmişte sütten tereyağı ve ayran elde etmek için sıkça kullanılan, tahtaların sızdırmayacak şekilde belli bir açıyla bir araya getirilmesiyle yapılan yayıklar, elektrikli yayıkların yaygınlaşmasıyla adeta teknolojiye yenik düşerken, bir zanaat da yok olma noktasına geldi. Tavana ipler ile asılan uzun yayıklara dökülen yoğurt ve su. Sürekli olarak belli bir ritimde çalkalanırdı.
Yayık ayranı
Yayık ya da katık ayranı,[1] veya çalkama[2] Türkiye'nin yayık ile tereyağı yapılan (yayık dövülen) bölgelerinde üretilen ve günümüzde tüketilen ayrandan farklı bir fermente süt ürünüdür. Ayran, yoğurda su ve tuz eklenmesi ile hazırlanırken, yayık ayranı, yoğurda su eklenerek yayıkta dövülmesi, tereyağının ayrıştırılması ve yoğurttan arta kalan açık renkli, yapışkanımsı kıvamlı ve kendine has kokulu yayıkaltına tuz eklenmesi sureti ile üretilmektedir. Yayık ayranı için kullanılan yoğurdun, normal yoğurda kıyasla daha uzun süre fermante edildiği ve güçlü bir ekşi tada sahip olduğu kaydedilmiştir.[3]
Bazı bölgelerde tahta fıçılar veya deri torbalar içerisinde çalkalanarak üretilen yayık tereyağı ve ayranı, günümüzde çoğunlukla elektrikli makineler vasıtasıyla dövülmektedir. Yoğurttan tereyağı üretimi Türkiye'de gittikçe azalmaktadır. Yayık ayranına büyük marketlerde ulaşmak mümkün değildir.
Kaynak ve Dipnotlar
Wikipedia
"Ben gizli bir hazine idim, bilinmek istedim (bilinmeye muhabbet ettim) ve kâinatı yarattım." mealindeki kudsi hadis olduğu söylenen bu sözün kaynağı nedir?
Soru Detayı
- Bunu nasıl anlamak gerekir?
Cevap
Değerli kardeşimiz,
“Ben gizli bir hazine idim; bilinmek istedim, mahlukatı yarattım.” (Acluni, Keşfü'l-Hafa, II/132)
Bu insanlara göre, Allah’ın bir çok emir ve yasaklarını dolayısıyla -haşa- bir gösteriş, bir tahakküm gibi algılamalar da söz konusudur. Örneğin,
"Ben cinleri ve insanları yalnız beni tanıyıp kulluk etsinler diye yarattım."(Zariyat, 51/56)
mealindeki ayetten de bu tasavvur hezeyanı söz konusu olabilir. “Allah herkesi kendine kul-köle yapmış... Bu bir tahakkümdür, bundan bir gösteriş kokuyor...” diyebilirler. Bu tür anlayışlar, Allah’ı gerçek anlamda tanımamış kimselerin kuruntularıdır.
Acaba, bir insanın kendini diğer bazı insanlara tanıtması, bir padişahın halkına kendini tanıtması, ne zamandan beri bir gösteriş olarak algılanmaya başlamıştır?
Kâinatın yaratılışında, âdeta sonsuz / sayısız olan varlıkların nizam ve intizamında görülen sayısız hikmetler, gözetilen sayısız gayeler, yüce Yaratıcının takip ettiği veya binler maksadının olduğunu göstermektedir. Bu amaçların başında, hiç şüphesiz Allah’ın kendini tanıtması gelir. Çünkü, insan her an bir gezegenin yurdu olan yerküresine çarpmasından korkan, bir virüsün bulaşmasından endişe eden, en küçük bir mikroba fiilen mağlup olan bir varlık olarak yaratılmıştır. Böyle bir varlık, âciz, güçsüz, zayıf olduğu gibi, muhtaç olduğu hiçbir şeyi yaratamayan, bir sivrisineğin bir kanadını bile yoktan var etmekten çok uzak olan, diğer yandan bir çiçeği istediği gibi, bir haharı da isteyen, bir baharı arzu ettiği gibi, ölümden sonra haşir baharını da aşk derecesinde arzulayan, hayalleri, emelleri ebede kadar uzanan zavallı-perişan bir mahluk, bütün kâinatın yegâne sultanı olan Rabbini tanımazsa, bütün ihtiyaçlarını yerine getirebilen kudrete sahip olan kendi malikini bilmezse, bütün dünyanın sultanı dahi olsa kaç para eder.
Demek ki, insanoğlu için, Allah’ı tanımaktan daha önemli bir mesele yoktur. Kaldı ki, Allah’ın tanınmadığı bir yerde, Allah’a nasıl kulluk edilebilir, nasıl imtihan açılabilir, nasıl imtihanın cennet gibi bir mükâfatı, cehennem gibi bir mücazatı olabilir?
Ayrıca, bunu söyleyenler şunu bilsinler ki gösteriş, bir kimsenin kendi kıymetinden daha fazla bir değer kazanmaya yönelik yapılan bir şovdur. Gösteriş, başkasının, kendi hakkında –asıl değerinden daha fazla- bir değer, daha güzel bir kıymet atfetmesini sağlamaya yönelik bir gösteridir. Yine gösteriş, başkasından -ücret, maaş gibi, makam, mevki gibi- bir menfaat sağlamaya yönelik yapmacık bir harekettir. Allah’ın bu gibi pespaye tavırlardan sonsuz münezzeh ve uzak olduğunu düşünmeyen bir kimsenin O’nu tanıdığından söz edilebilir mi?
Özetle, Allah’ın kendini tanıtması, Onun bize olan ihtiyacından değil, bizim ona olan ihtiyacımızdan kaynaklanmış ve o da sonsuz rahmetiyle bu fıtrî ihtiyacımızı yerine getirmek için kendini bize tanıtmıştır.
İlave bilgi için tıklayınız:
- Madem Cenâb-ı Hak hiçbir şeye muhtaç değildir, o halde kâinatı niçin yaratmıştır?..
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
Soru Detayı
- Bunu nasıl anlamak gerekir?
Cevap
Değerli kardeşimiz,
“Ben gizli bir hazine idim; bilinmek istedim, mahlukatı yarattım.” (Acluni, Keşfü'l-Hafa, II/132)
Bu insanlara göre, Allah’ın bir çok emir ve yasaklarını dolayısıyla -haşa- bir gösteriş, bir tahakküm gibi algılamalar da söz konusudur. Örneğin,
"Ben cinleri ve insanları yalnız beni tanıyıp kulluk etsinler diye yarattım."(Zariyat, 51/56)
mealindeki ayetten de bu tasavvur hezeyanı söz konusu olabilir. “Allah herkesi kendine kul-köle yapmış... Bu bir tahakkümdür, bundan bir gösteriş kokuyor...” diyebilirler. Bu tür anlayışlar, Allah’ı gerçek anlamda tanımamış kimselerin kuruntularıdır.
Acaba, bir insanın kendini diğer bazı insanlara tanıtması, bir padişahın halkına kendini tanıtması, ne zamandan beri bir gösteriş olarak algılanmaya başlamıştır?
Kâinatın yaratılışında, âdeta sonsuz / sayısız olan varlıkların nizam ve intizamında görülen sayısız hikmetler, gözetilen sayısız gayeler, yüce Yaratıcının takip ettiği veya binler maksadının olduğunu göstermektedir. Bu amaçların başında, hiç şüphesiz Allah’ın kendini tanıtması gelir. Çünkü, insan her an bir gezegenin yurdu olan yerküresine çarpmasından korkan, bir virüsün bulaşmasından endişe eden, en küçük bir mikroba fiilen mağlup olan bir varlık olarak yaratılmıştır. Böyle bir varlık, âciz, güçsüz, zayıf olduğu gibi, muhtaç olduğu hiçbir şeyi yaratamayan, bir sivrisineğin bir kanadını bile yoktan var etmekten çok uzak olan, diğer yandan bir çiçeği istediği gibi, bir haharı da isteyen, bir baharı arzu ettiği gibi, ölümden sonra haşir baharını da aşk derecesinde arzulayan, hayalleri, emelleri ebede kadar uzanan zavallı-perişan bir mahluk, bütün kâinatın yegâne sultanı olan Rabbini tanımazsa, bütün ihtiyaçlarını yerine getirebilen kudrete sahip olan kendi malikini bilmezse, bütün dünyanın sultanı dahi olsa kaç para eder.
Demek ki, insanoğlu için, Allah’ı tanımaktan daha önemli bir mesele yoktur. Kaldı ki, Allah’ın tanınmadığı bir yerde, Allah’a nasıl kulluk edilebilir, nasıl imtihan açılabilir, nasıl imtihanın cennet gibi bir mükâfatı, cehennem gibi bir mücazatı olabilir?
Ayrıca, bunu söyleyenler şunu bilsinler ki gösteriş, bir kimsenin kendi kıymetinden daha fazla bir değer kazanmaya yönelik yapılan bir şovdur. Gösteriş, başkasının, kendi hakkında –asıl değerinden daha fazla- bir değer, daha güzel bir kıymet atfetmesini sağlamaya yönelik bir gösteridir. Yine gösteriş, başkasından -ücret, maaş gibi, makam, mevki gibi- bir menfaat sağlamaya yönelik yapmacık bir harekettir. Allah’ın bu gibi pespaye tavırlardan sonsuz münezzeh ve uzak olduğunu düşünmeyen bir kimsenin O’nu tanıdığından söz edilebilir mi?
Özetle, Allah’ın kendini tanıtması, Onun bize olan ihtiyacından değil, bizim ona olan ihtiyacımızdan kaynaklanmış ve o da sonsuz rahmetiyle bu fıtrî ihtiyacımızı yerine getirmek için kendini bize tanıtmıştır.
İlave bilgi için tıklayınız:
- Madem Cenâb-ı Hak hiçbir şeye muhtaç değildir, o halde kâinatı niçin yaratmıştır?..
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
Nakşibendi Şeyhlerim Seyyid Abdulbaki ve Seyyid Muhammed Raşid ve Yarbay Mehmet Ildırar
[attachment=188368]
[attachment=188369]
[attachment=188370]
Seyyid Abdulbaki;Abdulbaki;Seyyid Abdulbaki El Hüseyni Erol;Yarbay Mehmet Ildırar ;Seyyid Muhammed Raşid Erol;Menzil Şeyhi;
[attachment=188368]
[attachment=188369]
[attachment=188370]
Seyyid Abdulbaki;Abdulbaki;Seyyid Abdulbaki El Hüseyni Erol;Yarbay Mehmet Ildırar ;Seyyid Muhammed Raşid Erol;Menzil Şeyhi;
İbrahim Tatlıses Kimdir? Biyografisi
İbrahim Tatlıses (d. 1 Ocak 1952, Şanlıurfa) ya da asıl adıyla İbrahim Tatlı, Türk şarkıcı, yapımcı, oyuncu, yönetmen, televizyon programcısı, iş insanı. İbrahim Tatlıses, müzik kariyerinin dışında, gıda, inşaat ve arama kurtarma sektörlerine de çeşitli yatırımlar yapmıştır. Ayağında Kundura türküsü ile ünlenen Tatlıses, günümüze kadar otuzdan fazla albüm çıkardı, birçok filmde oyuncu ve yönetmen olarak görev aldı ve bu sene 20. yılı olan İbo Show'da sunuculuk yapmıştır. Tatlıses, Türkiye'nin yanı sıra Yunanistan ile Orta Doğu'da da tanınmaktadır.[1] Türkiye'de lakabı İmparator'dur.
Müzik, televizyon ve sinemanın yanında İbrahim Tatlıses'in gıda, turizm, inşaat, iletişim (TV kanalı, radyo istasyonu), ulaşım gibi birçok alanda yatırımı bulunmaktadır. 14 Mart 2011 tarihinde program çıkışı uğradığı silahlı saldırıdan ağır yaralı olarak kurtuldu.
Çocukluğu ve sesinin keşfedilişi
1952'de Urfa'da - kendi tabiriyle bir mağarada - ciğerci Ahmet Tatlı’yla karısı Leyla’nın yedi çocuğunun en büyüğü olarak dünyaya geldi.[2][3] İbrahim Tatlıses'in babası Arap,[4] annesi Kürt kökenlidir. Zaman zaman etnik kimliği ilgili olarak kendisi farklı açıklamalarda bulunmuştur.[5] İbrahim Tatlıses, Kanal D'de yayınlanan bir programda kendinizi ne olarak ifade ediyorsunuz sorusuna "Babam Arap, anam Kürt, ben ise Türk'üm" diye cevap vermiştir. 2005 yılında Erbil konserinde ise Tatlıses "Babam Türk, annem Kürt, ben Türk oğlu Türk'üm size Türkiye'den selam getirdim" diyerek izleyenleri selamlamıştır.[6]
Tatlıses doğduğunda babası cezaevinde bulunmaktaydı.[3] Hiçbir zaman okula gitmemiştir. Daha sonra neden okuyamadığı sorulduğunda Urfa'da sanki Oxford vardı da biz mi gitmedik yanıtını vermiştir.[7] Çocuk yaşlarda çalışmaya başlamış, su satmış, çığırtkanlık yapmıştır.
« Çocuktum. 20 kuruş fazla kazanmak için sinemalarda 'Haydi buz gibi su' diye bağırarak su satıyordum. Bir gün koltukta oturan bir adam birden yerinden kalktı. 'Sus ulan eşek, seni mi dinleyeceğiz' diye suratıma 4 tokat attı. Ve o yediğim tokatlar beni buralara kadar getirdi.[8] »
(İbrahim Tatlıses)
İnşaatlarda soğuk demir ustalığı yapmıştır. İnşaatta türkü söylerken Adanalı bir sinemacı tarafından keşfedildi.[9] İlk başlarda Adana'da daha sonra Ankara'ya gelerek burada gazinolarda, pavyonlarda sahne aldı.[10] 1974'te Ankara'daki Kınalı Pavyon'da söylediği "Ayağında Kundura" ile ünlenerek önce Ankara Radyosu'na, sonra da bir yılbaşı gecesi televizyona çıktı.[2][8] 70'li yılların ortalarına doğru İstanbul'a geçerek burada sahne almaya başlamıştır.[9] Burada, kendisine soyadını veren müzisyen Yılmaz Tatlıses ile tanıştı.[11]
Müzik kariyeri
"Kara Kız" ile "Beni Yakma Gel Sevdiğim" adlarında 45'likler ile müzik dünyasına giriş yaptı. 30 Haziran 1976 tarihinde dışarıdan bitirdiği ilkokulun diplomasını Kilis'teki Kartalbey İlkokulu'ndan almıştır.[2] 1978 yılında Ayağında Kundura-Ceylan filmiyle sinema sektörüne giriş yaptı. 1979 yılında Kara Yazma filminde Perihan Savaş ile rol almıştır. 1983'te Derya Tuna ile Günah filminde oynadı. İbrahim Tatlıses 1984 yılında İzmir Fuarı'nda Ekici Över Gazinosu'nda dönemin ünlü starları Gülden Karaböcek, Barış Manço, Belkıs Akkale, Arif Sağ, Sezer Güvenirgil, Beş Yıl Önce On Yıl Sonra Grubu ve Atilla Arcan ile birlikte aynı sahneyi paylaştı.[12][13][14] 1985 yılında İbrahim Tatlıses yönetmenliğini üstlendiği, "Mavi Mavi" adlı sinema filminde Hülya Avşar ile birlikte başrolleri paylaştı.[15][16] 1987'de İdobay Müzik'i kurdu. 90'larda ünü, Yunanistan ve Orta Doğu'ya kadar genişledi. İbrahim Tatlıses aynı zamanda yönetmen, oyuncu, senarist, söz yazarı, köşe yazarı, besteci, programcı ve şarkıcı kimliğiyle de tanınmıştır. İbrahim Tatlıses'in sahip olduğu şirketler; gıda, film, yapım, turizm, havacılık ve yayıncılık grubu dallarında faaliyetlerini sürdürmektedir.
10 Mart 2008 tarihinde Neden adlı albümünü Mayıs 2009 da ise Yağmurla Gelen Kadın adlı albümünü piyasaya sürmüştür. Ayrıca bu albümde çok konuşulan ve tartışılan "Şemmame" adlı Kürtçe türkü de bulunmaktadır. 2009'da yıllarca söz ve beste aldığı sanatçı Yıldız Tilbe ile müzikal olarak tüm bağını kopardığını açıklamıştır.[17] 2010 yılında son albümü Hani Gelecektin'i piyasaya çıkardı. 2021 yılında İbrahim Tatlıses, 11 yıl aradan sonra "Gelmesin" adlı yeni şarkısıyla müzikseverlerle buluştu. Söz ve müziği Sema Nur Kaplan'a, aranjesi Ceyhun Çelikten'e ait single 16 Nisan 2021'de Poll Production by Polat Yağcı etiketiyle dijital platformlarda yayınlandı.[18][19][20]
İbrahim Tatlıses 23 Eylül 2021 tarihinde 12 yıl aradan sonra İstanbul Kuruçeşme'de konser verdi. Kuruçeşme Açıkhava Sahnesi'nde ki konserde Tatlıses'i, Gülben Ergen, Şafak Sezer, Aydemir Akbaş, Dilan Çıtak, Levent Dörter, Ayşegül Yıldız gibi ünlü isimler yalnız bırakmadı. Kızları Dilan Çıtak ve Elif Ada, Tatlıses'i ilk kez sahnede izledi. Sahneye çıktığı ilk anda duygusal anlar yaşayan Tatlıses, konseri kendisine çıkmış bir milli piyango olarak tanımladı ve "Allah, 'Yürü ya kulum' derse, kimse ona 'Dur' diyemez. Her şey de Allah'tan gelir. Sizleri seviyorum, sayıyorum. Mutluyum." dedi.[21][22]
İş hayatı
İbrahim Tatlıses, müzik kariyerinin yanında, gıda, inşaat ve seyahat sektörlerine girerek çeşitli yatırımlar yapmıştır. Bunlardan "Tatlıses Çiğköfte" hâlen faaliyet göstermektedir. Tatlıses TV, İbrahim Tatlıses'e ait müzik kanalıdır. Sonrasında Türksat'tan çıkmıştır. Yayın yeri ve stüdyoları Seyrantepede'dir. Kendisine ait Uplink ile Türksat uydusuna çıkmıştır. Tatlıses TV'de Türkçe müzik ağırlıklı yayın yapıldığı gibi aktüalite, magazin, şehir rehberi, talk showlar, siyaset programı gibi programlar da yayınlanmıştır. D-Smart platformundan, Türksat 2A uydusundan yayın yapmıştır. Bir dönem Digiturk, Kablo TV'de ve karasal yayın yapmıştır. Borçlarını ödeyememesi nedeniyle 5 Eylül 2014 tarihinde yayın hayatına son vermiştir.[23]
Siyaset hayatı
İbrahim Tatlıses, 1991 Türkiye genel seçimlerinde Şanlıurfa 1. bölge milletvekilliği için bağımsız aday olmuş,[24] seçilememiştir. 22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan milletvekili genel seçimlerinde Genç Parti'den İstanbul 3. Bölge 1. sıradan milletvekili adayı olmuş, partisi barajı aşamayınca milletvekili seçilememiştir.
Tatlıses 2011 Türkiye genel seçimlerinde önce Adalet ve Kalkınma Partisi'ne adaylık başvurusunda bulunmuş ancak bu partiden aday gösterilmemiştir. İbrahim Tatlıses bu seçimlerde Şanlıurfa'dan bağımsız milletvekili adayı olmuş fakat sonradan adaylığını geri çekmiştir.[25][26]
İbrahim Tatlıses 2015 seçimlerinde de memleketi Şanlıurfa'dan AK Parti'ye milletvekili aday adaylığı başvurusu yaptı[27] fakat seçilemedi.
İbrahim Tatlıses, 24 Haziran 2018 tarihinde yapılacak seçimler için AK Parti’den 2. kez milletvekili aday adayı olmak için başvuru yapmıştır[28] fakat tekrar aday olarak gösterilmemiştir. AK Parti İzmir'den milletvekili aday listesinden 7. sırada gösterilmesini reddettiği ve bu nedenle aday olmadığı öğrenilmiştir.[29]
28 Mart 2023 tarihinde çıkan habere ɡöre, İbrahim Tatlıses, 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılacak 2023 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimi için Şanlıurfa'dan AK Parti'ye milletvekili aday adayı başvurusunda bulundu[30] fakat aday listesinde kendisine yer verilmedi.[31] Böylelikle siyaset hayatında toplamda beş kez milletvekilli adaylığı için girişimde bulunmuştur.
Özel hayatı
Kürt meselesi
1980'lerde hükûmet, Kürtçe kullanımını yasaklamıştı; Aralık 1986'da İsveç'teki bir konserde Kürtçe halk şarkıları söyledi ve böylelikle ayrılıkçı propaganda yaptığı gerekçesiyle yargılandı, ancak 1987'de suçlu bulunmadı.[32] Pişmanlık gösterdikten sonra suçlama reddedildi.[33] 1988 yılında, iş insanı Mehmet Yılmaz tarafından Uşak'ta düzenlenen bir kültür festivalinde bir Kürt halk şarkısı söylemesi istendi, ancak Ben bir Kürt'üm ama yasalar Kürtçe şarkı söylememi yasaklıyor diyerek reddetti.[34] Bunun için 19 Eylül 1988'de suçlandı.[32]
1994 yılında, Türk gerilla örgütlerinin İbrahim Tatlıses, İdris Özbir, Halis Toprak ve Necdet Ulucan da dahil olmak üzere Kürt işadamlarını hedef aldığına dair kanıtlar vardı.[35] 1998 yılında Tatlıses'in hükûmetle Kürdistan İşçi Partisi (PKK) arasında silahlı çatışma sırasında bir aracı olmayı teklif ettiği bildirildi. İranlı Kürt müzisyen Abdollah Alijani Ardeshir ile bir albüm kaydetti.[36]
2018'de Afrin'deki Halk Koruma Birliklerine (YPG) karşı yapılan Zeytin Dalı Harekâtına destek verdi.[37]
Evlilikleri ve Kadına Karşı Şiddet Suçlamaları
İbrahim Tatlıses, ilk evliliğini Urfa'da Adalet Durak ile yaptı. Çiftin iki kız bir erkek olmak üzere üç çocuğu oldu. 1979 yılında Kara Yazma filminde tanıştığı Perihan Savaş ile birlikteliği başladı. Savaş'la evliliğinden Melek Zübeyde adında bir kız çocuğu oldu. 9 Ağustos 1984 tarihli gazetelerde yer alan haberlerde şu belirtildi: "İbrahim Tatlıses tarafından kaçırıldıktan sonra yedi saat boyunca dövüldüğünü ileri süren film oyuncusu Perihan Savaş, savcılığa başvurarak Tatlıses'in ruh hastası olduğunu söyledi ve tutuklanmasını istedi. Savaş'ın gözünün morarmış, sol kaşının da patlamış olduğu görüldü. Tatlıses polisteki sorgusunda "Savaş çocuğumun annesidir. Sağda solda dolaşmasını bir erkek olarak gururuma yediremedim" ifadelerini kullanmıştır.[8] Savaş, sonrasında Tatlıses ile olan ilişkisini bitirdi. 1983'te Günah filmini çekerken tanıştığı Derya Tuna'yla ilişkisinden "İdo" (İbrahim) adında bir oğlu oldu.
Derya Tuna ile olan 18 yıllık hayat arkadaşlığı Tatlıses'in dansöz Asena ile ilişkisinin ortaya çıkmasından sonra Derya Tuna tarafından bitirilmiştir.[38] 6 Ocak 2003'te Asena şarkıcı ile ilişkisini bitirdiğini açıkladıktan sonra Tatlıses Show'un yapılacağı binaya girerken bacağından silahlı saldırıya uğramıştır ve Tatlıses gözaltına alınmıştır.[39] Asena 2004 yılında Tatlıses'le ayrıldıktan sonra kendisine karşı Tatlıses tarafından azmettirilmiş kişilerce silahlı saldırılar olabileceğini söylemiştir.[40] İlişkileri sırasınca Asena'nin Tatlıses tarafından şiddete maruz bırakıldığı ve bu yüzden çalışamadığı haberleri basına yansımıştır.[41] Ayrıca Asena'nın havaalanında ve bir gece kulübünde Tatlıses tarafından şiddete maruz bırakıldığı haberleri çıkmıştır.[42][43] Tatlıses Derya Tuna ve Asena ile gelgitli ilişkiler yaşarken aynı zamanda Ayşegül Yıldız'la da ilişki yaşamaya başlamıştır. Asena 2002'de Ayşegül Yıldız'a şiddet uygulamıştır ve "onu bir güzel dövdüm" demiştir.[44] Bu kavganın ardından Tatlıses hayatındaki kadınlara "Ben hiçbirinizden vazgeçemiyorum, birlikte yaşayacaksınız." dediği iddia edilmiştir. Derya Tuna, Asena ve Ayşegül Yıldız arasında gel-gitler yaşayan ünlü türkücü üçüyle de ilişkisini sürdürdü. Ta ki Derya Tuna'nın 2002'de ilişkiyi bitirme kararına kadar. Ekim 2002'de sahnelere dönmeye hazırlanan Derya Tuna, ilk gecesinde Günay Restorant'ın önünde kameraların önünde saldırıya uğradı ve bacağından vuruldu. Asena ise 2003 yılında beraberliğini sonlandırdı. Ayrılık kararından kısa bir süre sonra da Asena da sağ bacağından vuruldu.[45] Derya Tuna'yı vuran saldırgan ifadelerini değiştirmiş ve en son Tatlıses tarafından azmettirildiğini söylemiştir.[40]
İbrahim Tatlıses, 27 Eylül 2011'de Ayşegül Yıldız'la hastanede evlendi. Çiftin nikâhını Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül kıyarken, Fatih Terim de nikâh şahidi oldu.[46] 29 Kasım 2013 tarihinde Ayşegül Yıldız ile boşandı. İbrahim Tatlıses'in Ayşegül Yıldız ile olan evliliğinden Elif Ada isimli bir kızı var.[47]
Işıl Çıtak'tan evlilik dışı olan kızı 1989 doğumlu Dilan Çıtak, 2013 yılında ortaya çıkmıştır.[48] 2021 yılında Gülçin Karakaya ile evlenmiştir. 1 Mayıs 2021 tarihinde yayınlanan İbo Show programında Gülçin Karakaya ile evlendiklerini açıklayan İbrahim Tatlıses, Hürriyet'ten İsmail Bayrak'a yaptığı açıklamada, “Resmi nikâh yok, bizimki gönül evliliği” demiştir.[49][50]
Silahlı saldırıya uğraması ve tedavi süreci
14 Mart 2011 gecesi Beyaz TV'de yayınlanan İbo Show programı çıkışında Maslak'ta uzun namlulu silahla açılan ateş sonucu kafasından yaralandı. Akabinde hastaneye kaldırılan Tatlıses, 6 saat süren ameliyat sonucu yoğun bakım ünitesine bağlandı. Doktorlar tarafından yapılan resmî açıklama şöyleydi; "Sanatçının hayatî tehlikesi var ama ilk başladığımız noktaya göre daha az." Saldırıda İbrahim Tatlıses'in asistanı Damla Buket Çakıcı da yaralanmıştır. Gri renkli Fiat Linea marka arabadan yapıldığı öğrenilen saldırı hakkında geniş çaplı bir soruşturma başlatılmış, 16 Mart 2011 tarihi itibarıyla araç bulunmuştur. Suikastın bir numaralı zanlısı Abdullah Uçmak yakalanmıştır.[51]
İki hafta boyunca Acıbadem Maslak Hastanesi'nde yoğun bakımda kalan sanatçı, 28 Mart 2011 günü doktorlarının yaptığı açıklamaya göre yoğun bakımdan çıkarılmıştır, böylece hayati tehlikesi ortadan kalkmıştır.[52] 6 Nisan 2011 tarihi itibarıyla ailesi tedavilerin Almanya da sürdürülmesi isteği ile Tatlıses'i Türkiye Cumhuriyeti'ne ait uçakla Almanya'ya götürmüşlerdir.[53] Sonraki yıllarda Miami, Florida, Amerika Birleşik Devletleri'nde dünyada en iyiler arasında bulunan Amerikalı beyin cerrahları tarafından tıbbi beyin operasyonu yapıldı.[54]
Yurt dışı
İsrailli şarkıcı Noa Kirel, Tatlıses'in "Aramam" adlı şarkısının melodisini "Pauch" adlı şarkısında sample olarak kullandı ve şarkı YouTube'da 32 milyon izlenmeye ulaştı.[55][56] Yine aynı şarkının melodisi Lübnanlı şarkıcı Wael Kfoury'nin "Belgharam" şarkısında kullanıldı ve şarkı YouTube'da 43 milyon izlenmeye ulaştı.[57] Suriyeli şarkıcı Nassif Zeytoun, "Mannou Sharet" adlı şarkısında Tatlıses'in "Nankör Kedi" şarkısının müziğini kullandı ve şarkı 60 milyon izlenmeye ulaştı.[58][59] Lübnanlı şarkıcı Elissa, "Nefsi Aollo" adlı şarkısında Tatlıses'in "Haydi Söyle" şarkısının müziğini kullandı ve şarkı YouTube'da 88 milyon izlenmeye ulaştı.[60][61] O Ses İsrail’de Sapir Saban adlı yarışmacı final bölümünde “Haydi Söyle” şarkısını Türkçe olarak söyleyerek birincilik kazandı.[62] Tunus halk ezgisi "Sidi Mansour" Tatlıses tarafından 1999 yılında "Mavişim" olarak seslendirildi. Tatlıses'in Leylim Ley adlı şarkısı 2006 yılında Tunuslu şarkıcı Saber El Robaii tarafından Ya Lilla adıyla seslendirildi.[63] Lübnanlı şarkıcı Fadel Chaker 2006 çıkışlı Allah A3lam adlı şarkısında Tatlıses'in Usta adlı şarkısının müziğini kullandı.[64] 1979 yılında Lübnanlı şarkıcı Samira Toufic tarafından "Asmar" adıyla söylenen[65] Türkçesi "Esmerin Adı Oya" adlı şarkı Tatlıses tarafından 1988 yılında albümüne konulmuştur. Şarkı ayrıca Kürtçe "Yara Mina Bedewe" ve Ermenice "Gançum Em Ari Ari" olarak da söylenmiştir.
Şarkıları Türkçeleştirme
Yazar Nevzat Çelik Tatlıses'in Mavi Mavi şarkısının sözlerinin annesi Fahriye Çelik'e ait olduğunu iddia etmiştir. İddiasına göre annesi Dedeman'da çalışırken elinden şiir defterini alan Tatlıses, sonrasında şarkısını söylemiş, filmini yapmıştır.[66] Kürt müzik grubu Agirê Jiyan, kendileri tarafından derlenen “Şemamê” isimli Kürtçe halk ezgisinin sözlerini izinsiz değiştirerek yorumladığı iddiasıyla İbrahim Tatlıses hakkında dava açmıştır.[67] Şiwan Perwer’in eseri olan Canê Canê Tatlıses tarafından “Caney Caney” olarak; “Mumik” adlı eseri de “Bir Mumdur İki Mumdur” olarak; “Lorke Lorke” de İbrahim Tatlıses tarafından aynı adla yorumlanmıştır. Perwer’in “Di dinê de sê tişt hene” adlı parçası da İbrahim Tatlıses tarafından “Bu dünyada üç şey vardır” olarak; “Lawo destê min berde” adlı parça da “Makaram sarı bağlar” olarak yorumlandı. Yine Perwer'e ait olduğu iddia edilen “Lê Dotmam” adlı eseri de Tatlıses “Ben yetim, Ben öksüz” olarak yorumladı.[68] Tatlıses Kerkük bölgesine ait birçok Türkmence ve Kürtçe şarkıyı yeniden Türkçe olarak yorumlamıştır.
HAKKIBDA KISACA
Doğum adı İbrahim Tatlı
Doğum 1 Ocak 1952 (71 yaşında)
Şanlıurfa, Türkiye
Tarzlar Türk Halk Müziği · Arabesk müzik
Meslekler Şarkıcı · besteci · söz yazarı oyuncu · yönetmen · albüm-film yapımcısı · sunucu · iş insanı
Etkin yıllar 1968-günümüz
Müzik şirketi Yalçın · Uzelli · Sönmez · Urfa Emektaroğlu · Türküola · Star · Bayar · İdobay · Emre · Raks · S Müzik · Erol Köse · Poll
Eş Adalet Durak (boşandı)
Perihan Savaş
(e. 1979; b. 1982)
Ayşegül Yıldız
(e. 2011; b. 2013)
Çocukları Ahmet Salim Tatlı
Gülşen Sara Tatlı
Gülden Ferrah Tatlı
Melek Zübeyde Tatlı
Dilan Çıtak
İdo Tatlıses
Elif Ada Tatlı
Diskografi
1975 Bir Yol Göster Yalçın Plak
Şaşkın
Ayağında Kundura (Ölürem Ben) Uzelli Müzik
İbrahim Tatlıses 6 Sönmez Kasetçilik
İbrahim Tatlıses Albüm Urfa Emektaroğlu Bant Stüdyosu
Ben İnsan Değil Miyim[69] Yalçın Plak
1976 Veremli Kız
1977 Huzurum Kalmadı
1978 Ayağında Kundura Türküola Müzik
1979 Ceylan
Toprağın Oğlu Sabuha
1980 Gelme İstemem
1981 Gülmemiz Gerek
1982 Yaşamak Bu Değil
Sen Mutlu Ol Yeter
1983 Yalan Star Plakçılık
1984 Benim Hayatım
1985 Mavi Mavi Bayar Müzik
1986 Gülüm Benim / Gülümse Biraz
1987 Allah Allah / Hülya İdobay Müzik
1988 Kara Zindan
Fosforlu Cevriyem Konser albümü
1989 İnsanlar Emre Plak
1990 Hesabım Var - Söylim mi? İdobay Müzik
1991 Vur Gitsin Beni / Yemin Ettim Bayar Müzik
1992 Ah Keşkem Raks Müzik
1993 Mega Aşk
1994 Haydi Söyle
1995 İbrahim Tatlıses Klasikleri S Müzik
1996 Ben de İsterem
1998 At Gitsin
1999 Selam Olsun
2001 Yetmez mi?
2003 Tek Tek Erol Köse Prodüksiyon
2004 Aramam
2005 Sizler İçin İdobay Müzik
2007 Bulamadım
2008 Neden
2009 Yağmurla Gelen Kadın
2010 Hani Gelecektin
2018 Yaylalar Poll Production Single
2021 Gelmesin
2023 Medine'ye Varamadım
Gözleri Bela Kız
45'likler
Tatlıses Şah Plak'tan 3, Urfanın Sesi Plak'tan 3, Palandöken Plak'tan 8, Kartal Plak'tan 1, Ömer Plak'tan 4, Edessa Plak'tan 2, Türküola Müzik'ten 4 olmak üzere toplam 25 adet 45'lik plak çıkarmıştır.[70]
Yıl Albüm adı Yapımcı Bilgiler
1968 İndim Gönül Bağına / Kırmızı Gülleri Fidan Eyledim Şah Plak Plak No 145
1969 Bu Gelen Atlımıdır / Bülbüller Düğün Eyler Plak No 150
Tilfindir Hastane / Zalimlik Yakışmaz Güzel Olana Plak No 151
1970 Kara Kız / Beni Yakma Gel Güzelim Urfanın Sesi Plak Plak No 51
1971 Tatlı Dile Güler Yüze / Sevdimde Sevilmedim Palandöken Plak Plak No 858
Sebebi Sensin / Aşkın Beni Deli Eyledi Plak No 864
Züleyha / Sevin Kardeşim Plak No 865
1972 Nar Tanesi / Niye Çattın Kaşlarını Plak No 867
Karnı Büyük Koca Dünya / Ağlama Cananım Plak No 868
Yazık Oldu Gençliğime Ömrüme / Doy Doy Plak No 869
1973 Fakirlik Taç Oldu / Beni Yakan Bir Gelin Plak No 881
Yeter Allah'ım / Asker Mektubu Plak No 882
Kapıyı Çalan Kimdir / Niye Gittin Elin Oldun Kartal Plak Plak No 315
1975 Zeyno / Seven Bahtiyar Olmaz Ömer Plak Plak No 1190
Erzurum Dağları / Ayağında Kundura (Ölürem Ben) Plak No 1191
1976 Düşenin Dostu Yoğimiş / Doldur Kardaş İçelim Plak No 106
Hışı Hışı Hançer / Elleri Pamuk Plak No 1198
1977 Kapıyı Çalan Kimdir / Niye Gittin Elin Oldun Edessa Plak Plak No 150
Maden Dağı / De Get Bayburt Urfanın Sesi Plak Plak No 160
Can Hatice / Sana Eyvallah Plak No 163
1978 Kurban Olam O Kaşa Karaya / Tükendi Nakdi Ömrüm Edessa Plak Plak No 166
1979 Sabuha / Ayrılık Kolay Değil Türküola Müzik Plak No 233
1980 Bir Mumdur / Aman Kardaşım Plak No 240
Ölürsem Kabrime Gelme İstemem / Seni Yakacaklar Plak No 243
1981 Mutlu Ol Yeter / Bir Kulunu Çok Sevdim Plak No 247
Filmografisi
1978 Sabuha Faruk
Ayağında Kundura / Ceylan İbrahim
Sabuha / Toprağın Oğlu Toprağın Oğlu İbrahim
1979 Kara Yazma İbo
Kara Çadırın Kızı İbrahim
Fadile
1980 Ayrılık Kolay Değil
Çile İbo
1981 Seni Yakacaklar İbrahim
Yaşamak Bu Değil
Tövbe Mehmet
1982 Yalan Yusuf
Alişan Alişan
Nasıl İsyan Etmem Hasan
1983 Yorgun İbrahim
Günah Yaşar
Futboliye Konuk Oyuncu
1984 Sevdalandım Urfalı Kemal
Ayşem İbrahim
1985 Mavi Mavi Kerim
Sevmek Hasan
Yalnızım Ferhat
1986 Gülümse Biraz Urfalı İskender
Yıkılmışım Ben Yusuf
Sarhoş İbrahim
1987 Allah Allah
Gülüm Benim Hıdır
Dertli Dertli Haydar
1988 Aşıksın İbrahim
Hülya İbrahim Tatlıses
Bir Kulum İşte Urfalı Ferhat
Kara Zindan Cemal
Ben İnsan Değil Miyim İbrahim
1989 Fosforlu Şahin
1992 Aşık Oldum
1993 Tetikçi Kemal Kemal, Yılmaz
1997 Fırat Yusuf 34 Bölüm
2006 Bulamadım Ali 2 Bölüm
Ödülleri
Yıl Ödül veren organizasyon Kategori
1995 1. Kral TV Video Müzik Ödülleri En İyi Türk Halk Müziği Erkek Sanatçı
1996 2. Kral TV Video Müzik Ödülleri En Çok Satan Albüm (İbrahim Tatlıses Klasikleri)
1999 27. Altın Kelebek Ödülleri En İyi Türk Halk Müziği Erkek Solist
2000 28. Altın Kelebek Ödülleri Türk Halk Müziği Onur Ödülü
2002 8. Kral TV Video Müzik Ödülleri En İyi Arabesk - Fantazi Müzik Erkek Sanatçı
2004 10. Kral TV Video Müzik Ödülleri En İyi Arabesk - Fantazi Müzik Erkek Sanatçı
2005 11. Kral TV Video Müzik Ödülleri En İyi Arabesk - Fantazi Müzik Erkek Sanatçı
2008 35. Altın Kelebek Ödülleri En İyi Fantezi Müzik Erkek Solist
2009 15. Kral TV Video Müzik Ödülleri Platin Ödül (Neden?)
36. Altın Kelebek Ödülleri En İyi Fantezi Müzik Erkek Solist
2010 16. Kral TV Video Müzik Ödülleri En Çok Satan Albüm (Yağmurla Gelen Kadın)
37. Altın Kelebek Ödülleri En İyi Fantezi Müzik Erkek Solist
2011 17. Kral TV Video Müzik Ödülleri Yaşam Boyu Onur Ödülü
38. Altın Kelebek Ödülleri En İyi Fantezi Müzik Erkek Solist
2012 39. Altın Kelebek Ödülleri En İyi Fantezi Müzik Erkek Solist
2018 55. Uluslararası Antalya Film Festivali Yaşam Boyu Onur Ödülü
2021 47. Pantene Altın Kelebek Ödülleri Yaşam Boyu Onur Ödülü
Dipnotlar
Kaynak
Wikipedia
Ferdi Tayfur Kimdir? Biyografisi
Ferdi Tayfur (d. 15 Kasım 1945, Adana), Türk şarkıcı, besteci, söz yazarı, sinema yönetmeni ve oyuncusu.
Toplamda dokuz defa Altın Plak Ödülü kazanan sanatçı sinema filmlerinde de yer alan kendi yazdığı şarkılarla ünlenmiştir. 30'dan fazla albüm ve 30'un üzerinde film yapan 1982 yılında ise kendi adına Ferdifon Plakçılık şirketini kuran sanatçı 2009 yılında da inşaat sektörüne girdi.[1]
Hayatı
Ferdi Tayfur, 15 Kasım 1945 tarihinde doğmuştur. Adana'nın Yüreğir ilçesine bağlı Taşçı köyünde doğan sanatçıya adını dublaj sanatçısı Ferdi Tayfur'un hayranı[2] babası Cumali Bey koymuş, oğlunun eğitimine düşkün olan Cumali Bey'in pavyon çıkışı öldürülmesi ile eğitim hayatı sona eren sanatçı yoksul ve trajik bir hayat[3] yaşadığını, babasının ölümünden sonra annesinin evlendiğini, kendisinin de okumak istediğini ancak imkanlar yüzünden bunu gerçekleştiremediğini söylemiştir.[3] Henüz çocukluk yıllarında üvey babasının bulduğu şekerci dükkanında çıraklık yapan sanatçı okumayı iş hayatında öğrendiğini söylemiştir.[3] Daha sonraları çiftlikte çalışarak ailesinin geçimine katkıda bulunan Tayfur aynı yıllarda düğünlerde şarkı söylerken yerel gazetede Adana Radyosu'nun müzik yarışması ilanını görür[3] ve yarışmaya katılır. Ancak birinciliği kazanamaz ve ikinci olur, üvey babasının engellemelerine karşı İstanbul'a gelip Lunapark Gazinosu'nda iş bulur ve Nurten İnnap'a bağlama çalmaya başlar. Daha sonra Leyla / Aşkınla Beni Öldürdün adlı ilk plağını doldurur ve bu plağından 500 lira kazanır.
Ferdi Tayfur 1968 yılında Seda Plak ile iki plaklık anlaşma yapar ancak beklenen ilgiyi görmez. Akabinde yeniden Adana'ya döner ve çiftlikteki işlerin başına geçer, diğer yandan müzik çalışmalarına devam eder ve üç yıl aranın ardından yaptığı Huzurum Kalmadı adlı plağı yayınlanır. 1973 yılında ise Görsev Plak adına yaptığı Dur Dinle Sevgilim / Kır Çiçekleri adlı 45'lik ile çıkış yakalar. Yine 1974 yılında yaptığı Yüreğimde Yara Var / Bana Gerçekleri Söyle adlı 45'lik ile adını duyurur. 1975 yılında Elenor Plak'a transfer olur. Önce Bırak Şu Gurbeti, ardından Çeşme adlı şarkısı ile adını duyurur.[4]
Müzik kariyeri
Besteler yaparak müzik kariyerinde ilerlediği yıllarda nikahlı olduğu Zeliha Hanım ile mütevazı bir törenle 1974 yılında evlenen Tayfur'un ilk plağı iyi satış yapmış ama ancak maddi sıkıntıları nedeniyle Elenor Plak'ın sahibi Atilla Alpsakarya'nın girişimiyle sanatçının bestelediği iki şarkı Gülden Karaböcek'e satılmış akabinde plakları art arda yayınlanan sanatçı asıl çıkışını "Çeşme" şarkısı ile yakalamış, 1976 yılında aynı isimle Necla Nazır ile başrolünde oynadığı ilk sinema filmi vizyona girmiştir. Filmi 12 milyon kişi izlemiştir.[5]
1992 yılında çıkardığı Prangalar albümü 5 milyon rakamıyla Türkiye'nin en çok satan albümlerinden olup, Ferdi Tayfur'un en çok satan albümüdür.[kaynak belirtilmeli]
Kasetlerin yanında konserler de verdi. 1993 yılında Gülhane Parkı'nda verdiği konsere 200.000 kişi katılarak rekor kırmıştır.[6]
HAAKINDA KISACA
Ferdi Tayfur
Doğum adı Ferdi Tayfur Turanbayburt
Unvanı Ferdi Baba · Kral Ferdi • Ferdi Abi
Doğum 15 Kasım 1945 (77 yaşında)
Taşçı, Yüreğir, Adana, Türkiye
Tarzlar Arabesk · fantezi müzik · Türk sanat müziği
Meslekler Şarkıcı · söz yazarı · besteci · oyuncu · senarist · yapımcı · aranjör
Çalgılar Bağlama, Elektro bağlama, klasik gitar, akustik gitar, bass gitar, Elektrogitar, kanun, tambur, ut, vokal
Etkin yıllar 1967-günümüz
Müzik şirketi Elenor · Ferdifon
Eş Zeliha Turanbayburt (e. 1974)
Çocukları 5
İlişkiler Necla Nazır
(1976-2007)
Habibe Ümyanı Demir (1990-2010)
Önemli çalgılar
Bağlama, gitar
Özel hayatı
Sanatçının 16-17 yaşlarındayken birliktelik yaşadığı bir kadından Timur adında bir oğlu vardır. Sonrasında resmi nikâhlı ilk ve tek eşi olan Zeliha Hanım'dan iki kızı (Tuğba ve Funda) olmuştur.
Yaklaşık 30 yıldır birlikte yaşadığı 2007 yılında ayrıldığı sinema oyuncusu Necla Nazır'dan ses sanatçısı Tuğçe Tayfur adında bir kızı bulunuyor. Necla Nazır ile birlikteyken ilişki yaşadığı Habibe Ümyani Demir'den sanatçının Ferdi Taha adında bir çocuğu vardır.
Sanatçı 2010 yılında, uzun yıllar sonra resmi nikâhı hâlâ devam eden ilk eşi Zeliha Turanbayburt ile beraber yaşamaya başlamıştır. Yaşantısını uzun süredir Marmaris'te sürdürmektedir.[7]
Diskografi
1976 Ferdi 77 Elenor Müzik
1977 Batan Güneş
1978 Son Sabah
1979 Yuvasız Kuşlar
1980 Nisan Yağmuru
1981 İnsan Sevince
1982 Ben De Özledim Odebs Plak
1983 Sen De Mi Leyla
1984 Yaktı Beni
1985 Kurtuldum Ferdifon Müzik
1986 Haram Oldu
1987 İçimde Bir His Var / Ya Benimsin Ya Toprağın
1988 Naz Etme / Canına Okuyacağım
1989 Allah'ım Sen Bilirsin
Gülhane'den Sevgilerle Konser albümü
1990 Hoşçakal
1991 Gelirsen / Bana Da Söyle
1992 Prangalar
1994 Mor Güller / Fadime'nin Düğünü
1995 Dünya / Bir Şarkı Seç Kendine
1996 Zaman Tüneli Arşiv 1
1997 Of Dağlar
1998 Ferdi Tayfur Klasikleri Arşiv 2
1999 Yoksun / Kör Talih
Zengin Olursam
2001 Zaman Tüneli Arşiv 3
2002 İnceden
2003 Durun Ayaklarım
Yandı Gönlüm Maxi Single
2004 Bir Demet Gül
2006 Aşkın Cezası
2007 Gençliğimin Şarkıları
2009 Boynu Bükük Şarkılarım
45'likler
Tayfur Seda Plak'tan 6, Gen Plak'tan 1, Kader Plak'tan 2, Görsev Plak'tan 5, Elele Plak'tan 1, Elenor Plak'tan 9 olmak üzere hayatı boyunca toplam 24 adet 45'lik plak çıkarmıştır.
Yıl Albüm Şirket Notlar
1967 Derdim Nedir Sormuyorlar / Melekler Güler Yüze Seda Plak Plak No 532
1968 Leyla (Gazelli) / Aşkınla Beni Öldürdün Plak No 533
Tatlı Çingenem / Adananın Barajında Plak No 553
Eyvah (Gazelli) / Sürtük Plak No 554
1969 Dünya Ahret Kardeşimsin / Bilememki Deli Gönül (Gazelli) Plak No 557
Bu Kara Sevda (Gazelli) / Dilek Kapısı Plak No 558
1970 Kaderimsin (Gazelli) / Çok Bekledim Gelmedin Sevgili Yarim Gen Plak Plak No 7
1971 Gözlerimi Duman Bürüdü Gayri / Nerelerdesin Ceylanım Kader Plak Plak No 015
Yapıştı Canıma Bir Kara Sevda / Allah Şahidim Olsun Plak No 017
1972 Mahkumların Duası / Mahşer Günü Görsev Plak Plak No 29
Sana Kaderimsin Dedim / Postacılar Plak No 30
1973 Dur Dinle Sevgilim / Kır Çiçekleri Plak No 44
1974 Yüreğimde Yara Var / Bana Gerçekleri Söyle Plak No 49
Ne Bilirdim Ki / Sakın Düşme Plak No 61
1975 Akşam Güneşi / Çiçekler Açsın Elele Plak Plak No 101
Bırak Şu Gurbeti / Sevdalılar Beni Anlar Elenor Müzik Plak No 1038
Çeşme / Muhtaç Etme Beni Plak No 1043
1976 Alıştım / Yağmur Gözyaşım Plak No 1047
Yadeller / Ağlamazsam Uyuyamam Plak No 1050
1977 Vazgeç Felek / Derbeder Plak No 1057
Benim Gibi Sevenler / Söz Geçmiyor Gönlüme Plak No 1066
1978 Merak Etme Sen / Söz Veriyorum Plak No 1073
1979 Hapishane (Görüş Günü) / Gönül Oyunu Plak No 1077
1980 Durdurun Dünyayı / Boynu Büküğüm Plak No 1093
Ödüller
1975: 1. Altın Plak Ödülü Elenor Plak. (Bırak Şu Gurbeti - Sevdalılar Beni Anlar)
1975: 2. Altın Plak Ödülü Elenor Plak. (Çeşme - Muhtaç Etme Beni Plağıyla)
1975: 3. Altın Plak Ödülü Elenor Plak. (Yağmur Gözyaşım - Alıştım Plağıyla)
1975: 4. Altın Plak Ödülü Elenor Plak. (Yadeller - Ağlamazsam Uyuyamam Plağıyla)
1976: 5. Altın Plak Ödülü Elenor Plak. (Derbeder - Vazgeç Felek Plağıyla)
1976: 6. Altın Plak Ödülü Elenor Plak. (Benim Gibi Sevenler - Söz Geçmiyor Gönlüme Plağıyla)
1978: 7. Altın Plak Ödülü Elenor Plak. (Merak Etme Sen - Söz Veriyorum Plağıyla)
1979: 8. Altın Plak Ödülü Elenor Plak. (Hapishane Görüş Günü - Gönül Oyunu Plağıyla)
1980: 9. Altın Plak Ödülü (İnsan Sevince Long Plağıyla - İnsan Sevince, aynı zamanda Sovyetler Birliği’nde bugünkü Rusya’da basılan ilk Türk Sanatçısı albümüdür.)
1992: MÜYAP 1991 Yılı Arabesk Dalında En çok Albüm Satan Sanatçı Ödülü
1993: Gülhane Konserleri Ödülü (Bir Alana En Çok Seyirci Toplaması nedeniyle (Yaklaşık 200.000 Kişi) Dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Tarafından Verilmiştir.)
1994: En İyi Arabesk Erkek (Fadime'nin Düğünü)
1995: Doğa Savaşçıları Çevre Örgütü Tarafından Verilen Çevre Ödülü
1995: IFA İstanbul FM Altın Ödülü
1994: 1. Kral Tv Türkiye Video Müzik Ödülleri En iyi Arabesk Fantezi Müzik sanatçısı ödülü (Fadime'nin Düğünü Şarkısıyla)
1995: 2. Kral Tv Türkiye Video Müzik Ödülleri En İyi Arabesk Fantezi Müzik Sanatçısı ödülü (Yağmur Çamur Şarkısıyla)
1999: 6. Kral Tv Türkiye Video Müzik Ödülleri En iyi Arabesk Fantezi Müzik sanatçısı ödülü (Bağbozumu Şarkısıyla)
1999: Magazin Gazetecileri Derneği Onur Ödülü
2001: Magazin Gazetecileri Derneği Yılın En İyi Arabesk Sanatçısı Ödülü
2004: Meltem TV Yılın Sanatçısı Ödülü
2004: Bitlis Valisi M. Asım Hacımustafaoğlu ile Bitlis Belediye Başkanı Cevdet Özdemir tarafından verilen şükran plaketi
2005: İhlas Marmara Koleji Yılın En İyi Müzik sanatçısı Ödülü
2005: Magazin Gazetecileri Derneği Yılın En İyi Arabesk Sanatçısı Ödülü
2007: Siyaset Dergisi Sanat Onur Ödülü
2008: 14. Kral Tv Türkiye Video Müzik Ödülleri En İyi TSM Sanatçısı Ödülü (Kalbimin Sahibi Sensin Şarkısıyla)
2008: Aydoğdu Üzerimize İlahisiyle MÇF 2008 Sosyal Sorumluluk Ödülü
2009: Siyaset Dergisi Yaşam Boyu Sanat Onur Ödülü
2009: Radyo 15 Sanat Onur Ödülü
2011: Siyaset Dergisi Yılın Onur Ödülü
2013: 19. Kral Tv 1. Türkiye Müzik Ödülleri Yaşam Boyu Onur Ödülü
2014: Akdeniz TV Yaşam Boyu Başarı ve Onur Ödülü
2014: 21. Adana Altın Koza Ödülü
2015: 15. Yıl İnternet Medyası Yılın En İyileri Ödülleri Yaşam Boyu Meslek Onur Ödülü
Filmografisi
Filmler
2008 Memur Muzaffer Muzaffer Mutlu Evet TV dizisi
2007 Yersiz Yurtsuz Emrullah Evet TV dizisi
Natuk Baytan Belgeseli Kendisi Evet
Ben Ferdi Tayfur Ferdi Tayfur Evet
2000 Hayatım Roman Kendisi Evet TV dizisi
2002 Reyting Hamdi Mezarcı Evet TV dizisi
1989 Allah'ım Sen Bilirsin Ferdi Evet
Bu Şehrin Geceleri Ferdi Evet
1988 Bu Talihimin Canına Okuyacağım Ferdi Evet Evet Evet
Elveda Mutluluklar Ferdi Evet
Ah Bir Çocuk Olsaydım Ferdi Evet
1987 Sevgiler Çiçek Gibi Ferdi Evet Evet
Ya Benimsin ya Toprağın Ferdi Evet Evet
1986
İçimde Bir His Var Ferdi Evet Evet Evet
Affet Allah'ım Ferdi Evet Evet Evet Evet
1985 Her Şeyim Sensin Ferdi Evet
Haram Oldu Ferdi Evet Evet Evet
1984 Utanıyorum Ferdi Evet
Çılgın Arzular Ferdi Evet
1983 Yaktı Beni Cumali Evet
Kalbimdeki Acı Ferdi Evet
Yıldızlar da Kayar Ferdi Evet
1982 Sen de mi Leyla Ferdi Evet
Hasret Sancısı Ferdi Evet
Günaha Girme Tayfur/Ferdi Evet
1981 Kara Gurbet Ferdi Evet
Ben de Özledim Ferdi Evet
Olmaz Olsun Ferdi Evet
Bir Damla Ateş Ferdi Evet
1980 Durdurun Dünyayı Ferdi Evet
Huzurum Kalmadı Ferdi Evet Evet
Boynu Bükük Ferdi Evet
1979 İnsan Sevince Ferdi Evet Evet
Yuvasız Kuşlar Ferdi Evet
1978 Son Sabah Ferdi Evet
Batan Güneş Ferdi Evet
Yadeller Ferdi Evet
1977 Benim Gibi Sevenler Ferdi Evet Evet
Derbeder Ferdi Evet
1976 Çeşme Ferdi Evet
Televizyon programları
1993 Yetiş Emmioğlu Sunucu Show TV
2009 Korolar Çarpışıyor Yarışmacı Show TV Adana Korosunu yönetmiştir.
Boynu Bükük Şarkılar Sunucu Kanal 7
Oyunculuk yaptığı televizyon reklamları
Mobil Reklamı (1993)
Filli Boya Reklamı (2000)
Namlı Zeytin
Kitapları
2003: Şekerci Çırağı (roman)
2008: Yağmur Durunca (roman)
2013: Bir Zamanlar Ağaçtım (roman)
2014: Paraşütteki Çocuk (roman)
Dipnotlar
Kaynak
Wikipedia
Tarikat Nedir Tasavvuf Nedir ve Raşid-i Tarikatı Hakkında Bilgiler
Merhaba arkadaşlar
bu konumuzda Öncelikle Tarikat nedir Tasavvuf nedir ve raşid-i Tarikatı hakkında bilgiler olacak
Öncelikle Tarikat nedir meselesine girersek
Arapça tarikat yol demektir, Tarik yol demektir, tarikat ise gidilen yollar,..
Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinden buyurmuşlar ki
"Allah'a giden yollar, gökyüzündeki yıldızların adedince çoktur."
ve işte tarikatler tasavvuf yöntemi ile, insanları Allah'a seyri sülük ettirmektedir. yani seyri illallah, manası ise, Allah'a doğru sefer etmek, yolculuk etmek, yol almak demektir, ve yol almak için, illaki bir yol lazım ki, o yolda gidebilesin, ve her enbiya ve evliya bir yol tayin etmişler, Allah'a Giden Yol, ve bu Peygamberimizin ki mesela Müslümanlık, hz İsa'nın ki, Hristiyanlık, hz. Musa'nın ki bu Musevilik gibi bir yol ve, din, usul, bu usulü Cenabı Mevla, bizzat kendisi kitap göndererekten öğretmiş, ve peygamberini de, bu usulü öğretme hususunda öğretmen ve Mürşit Tayin etmiş.
Her peygamber de beşer ve insan olması Hasbi ile, eceli geldi mi, ahirete ve Allah'a kavuşmuş, yani vefat etmiş. Öyle olunca, peygamber gidince, peygamberin yolunu devam ettiren, onun usulünü benimseyen, ve onun ümmeti olan, ve arkadaşı olan kimseler, bu yolları devam ettirmişler, ve gündeme uygun yeni usuller ve uygulamalar sünnetler geliştirmişler. işte bizim dinimizde, İslam'da Dinimiz İslam'da bu yol belirleyen kimselere biz, "evliya" ismini veririz. Aslında Allah, kur'an-ı Kerim'de, kendisini, yani Cenabı Mevla müminlerin mevlasıdır, ya da velisidir diye tarif ediyor,
ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ مَوْلَى الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَاَنَّ الْكَافِر۪ينَ لَا مَوْلٰى لَهُمْ۟
Muhammed Suresi 11. Ayet
Mevlana demek, Veli demek, yani velisidir, o yüzden işte, Mevlana Celaleddin rumi nin isminde ki mevlana'daki "Mevlana" da aynı şekilde yani "velimiz"
VELİ NE DEMEK, NE ANLAMA GELİR? VELİ KELİMESİ TDK ANLAMI
1-Bir çocuğu koruyan, işlerine bakan ve her türlü davranışından sorumlu kimse, ege, iye
2- Ermiş
3-Veli demek, Hani bir iş yapacağımız zaman, ona danışılan, ona sorulan, Yetkili kimse gibi bir mana.
اَللّٰهُ وَلِيُّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۙ
Bakara Suresi 257. Ayetten pasaj
işte müminlerin velisi Allah olunca, Allah'la irtibatı güzel olan Kullar, Herhangi bir problem veya sorun olduğunda, onun çözümünü Allah'a danışıp, ondan aldıkları cevaba göre, Bir yol ve usul belirlemişler.
Bunun bariz bir örneği istihare namazi ile bir işin sonunu Allah'a sormak kalmış bizlere...
ve o usule uyanlar, o tarikin ya da yolun mensupları olmuş, o yolu benimseyen kimseler olur. Ve bu yüzden Yollar, çeşitli Dallara ayrılmış, Bunlar bizim İslam dininde, kadiriler, rufailer, nakşiler gibi hak tarikatlara bölünmüş, "Hak tarikat" Demek gerçekten İslam'dan ayrılmadan düzgün bir usul belirlemiş ve hayat tarzı benimsemiş kimselerin uygulamalarına verilen isimdir.
Çünkü mesela Peygamberimiz döneminde daha Amerika keşif olmadığı için, mesela patates, mısır ve domates, Amerika'dan diğer ülkelere ithal edilmiş ya da ihraç edilmiş, bir ürün, Biz bunu yenip yenmemesi hususunda, mesela helal ve haram meselesi var, Peygamberimizin yedikleri ve tavsiye ettiklerini Biz Helal biliyoruz, Ve Kur'an'da yazanları, Kur'an'da yazmayanlari da Peygamberimiz uygulamasında, Eğer yedi veyahutta tasdik ettiyse "sarımsak "misali gibi "sarımsak " için "ben cebrail ile konuşuyor olmasaydım bende yerdim" melekler kötü kokuları sevmez dedi, bu yüzden o kendisi yedi yahut tavsiye veya tasdik etttiyse, yenilir dediyse, onları biz helal bildik. Peki bu patates,... Peygamberimizin döneminde olmayan Peygamberimizin bulunduğu bölgede bulunmayan bir meyve ya da sebze yiyecek gıda olduğu için, buna gereken fetvayı kim verecek, Peygamberimiz öldü vefat etti, ona soramayız, işte Evliya denen veyahut da fakih denen kimseler, Alim denen kimseler, bu konuda görüş belirtmişler, şunları helaldir, şunlar helala yakındır, şunlar haramdır , harama yakındır diye, veya yenmez diye usul belirlemişler.
Mesela İmamı Şafii demiş ki "Denizden babam çıksa, yerim" demiş Yani bu imam-ı Şafi'nin sözüdür. imam-ı Şafi'nin benimsemesidir, ama Hanefi dininde denizden çıkan her şey yenmez, balık cinsi yenir sadece, balık cinsinin de belirli olanları yenebilir, hepsi yenmez. bu iki alimin iki ayrı usulü mesela işte. imam Hanefi'ye uyan kimseler daha dikkatli davranmışlar, mesela Böcük cinsi şeyleri yemek Hanefilerde helal değildir, deniz böcekleri mesela,... ama imamı Şafi'ye göre Deniz, su dan mamul olduğu için, su temizleyici olduğu için, Sudan çıkan her şey temizdir hükmüne varmış, ve "denizden babam çıksa yerim demiş" o da bir usul. işte sen bir ümmeti muhammed olaraktan, bunlardan İkisinden birisini seçmekte muadilsin, ister imamı Hanife'nin yolundan git, ister imamı Şafi'nin yolundan git.
Bu örnekte olduğu gibi her alim kendi benimsediği usulü talebelerine, mensuplarına, müntesiplerine öğretmiş ve, O yoldan gidenler o mezhebe ya da, o tarikata bağlı olmuşlar.
işte Allah'a giden yolların gökyüzündeki yıldızların adedince çok olması demek, alimlerin çok olduğunu, ışık saçan kimselerin, ilmi ile ışık saçan kimselerin, Yıldızlar kadar çok olduğunu belirtmek istemiş burada Peygamber Efendimiz, sadece kesreti kullanmak için, çokluk kelimesini kullanmak için, gökyüzündeki yıldızlar misalini vermiş.
işte o yüzden Allah'ın sevgisini kazanacağımız ameller çoktur, bunları Peygamber Efendimiz tarif ederken, mesela yoldaki taşı kaldırmak bir sevaptır, selam vermek sevaptır, selam almak sevaptır, cenazenin defninde bulunmak sevaptır, hasta ziyareti sevaptır, Sadaka sevaptır, miskini doyurmak, yolda kalmışa yardım etmek, talebeye yardım etmek ve benzeri hayırlı amelleri tarif etmiş, fakat Mesela bugün İnternet denen bir uygulamamız var, bu Peygamberimiz zamanında yoktu, şimdi internetten sevap kazanmanın yolları nelerdir? mesela Bunlar Peygamberimizin usulünde yoktu? yoldaki taşı kaldırmak vardı da, internetten sevap kazanma usulleri yoktu, Mesela bir sayfa açıp orada ilim yaymak, yahut oradan resim paylaşmak, müzik paylaşmak sevap mıdır? Bunların hepsi bugün var o günlerde yoktu, bugünkü uygulamaların yapılmasındaki fetvalara ihtiyaç var. Ve bunları Bir Alim, Allah'tan korkan, sakınan takvalı bir Alim, nasıl kullanıyor, nasıl bunlardan faydalanıyor, ve insanları da bundan nasıl faydalanmaya teşvik ediyor baktığımız zaman, işte o alimlerin itinalı davranışlarında gördüğümüz halleriyle Biz de yol aldığımızda, Yani Bu komnuda ki Allah'a giden bir yolu bulmuş oluruz. Bu bir misal.
Fakat bu Peygamberimiz zamanında, işte Peygamberimiz buyurmuş ki yine başka bir hadis-i şerifinde,
"Benim Eshabım Gökteki yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız kurtuluşa erersiniz" buyurmuş
Öyle olunca her bir Ashab'ta, birkaç tane veya, bir tane iki tane, Peygamberimizin uygulaması, hadisi, sözü veya fiili saklı, işte onları öğrenip, Biz tatbik ettiğimiz zaman, o yola girmiş oluruz. Şimdi ben eğer Afyon'daysam, Afyon'dan İstanbul'a gideceksem, şimdi arabaya binip, Sandıklı garajından arabaya binip, Ankara'ya doğru, ya da İstanbul'a doğru yola Çıktığım zaman, İstanbul'a varmış değilim, Henüz daha ancak Yolun Başındayım, daha Kütahya'yı geçeceğiz, adapazarı'nı geçeceğiz falan fesleğen, Ondan sonra İstanbul'a varacağız ya da Ankara'ya varacağız değil mi, böyle olduğu gibi, şimdi hemen bir ashabın bize öğrettiği hadisi yapmakla, uygulamayı tatbik etmekle, Yani hemen Biz Allah'a, cenab-ı mevlaya vasıl olmuş değiliz, ama kurtuluşa erdiren ameldir, ama yani yolun başındaki birkaç kilometreyi gitmek gibidir, ama Yol uzun değil mi? Yol uzun, mesela Afyon'dan Ankara'ya 450 kilometre, Mekke ile Medine'nin arası gibi, Öyle olunca işte yoldaki güzel meyveleri toplaya toplaya gitmek lazım, yani nasıl bu usul işte, bu ashab-ı Keiim'dan birisinden birisini öğrendik, diğerinden başkasını öğrendik, Artık Ashabı Kiram gitti Tabiin gitti,... anca alimler kaldı işte, alimlerin uygulamaları ile de, bugün ki yolumuzu düzgün bir şekilde devam ettirmek mümkün. ama Tabi gerçek evliyayı, gerçek Allah dostunu bulmak biraz zor. Bugünün döneminde herkes tarafgir olmuş, Eğer bir siyaset adamına bağlı değilsen, seni barındırmazlar, sana söz söyletmezler, Hele bir de iktidar partisine bağlı değilsin, O günün iktidarının partisine, o gün seni taşlarlar, ve sözün lafın kaale alınmaz, bir yere varmaz. Meğer ki kendi içinde, kendi grubunda söylenesin, anlatasın, onun dışına çıkamazsın. yine dünyadaki Global sisteme karşı bir laf söylediğin zaman, yine seni barındırmaz ve seni kaale almazlar, hal böyle olunca, bugün gerçek alimi, hak sözü korkmadan söyleyebilen ve doğru uygulamayı yapabilen kimseler azalmış. Onlar ancak pirincin içindeki taşlar gibi yani pirinç bir çuval Ama içinde 50 tane de taş olduğu gibi onun içindeki aranılan taşlar gibi olmuşlar, ya da kömürün içindeki elmaslar gibi olmuşlar, arada bul onları bugün.
Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Allah Teâla Hazretleri şöyle ferman buyurdu:"
"Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse, ben de ona harp ilan ederim. Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım (aynî veya kifaye) şeyleri eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı (aklettiği kalbi, konuştuğu dili) olurum. Benden bir şey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum. Ben yapacağım bir şeyde, mümin kulumun ruhunu kabzetmedeki tereddüdüm kadar hiç tereddüte düşmedim: O ölümü sevmez, ben de onun sevmediği şeyi sevmem."
(Buhârî, Rikak 38.)
işte Peygamber Efendimiz bu hadis-i şerifelerinde buyurmuşlar ki Rabbimiz Diyor ki : Kulum farzlar ile bana yaklaşır, sünnetlerle daha fazla yaklaşır, ondan sonra nafilelerle bana İyice yaklaşır, ve artık ben onun gören gözü, duyan kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. o benimle görür, benimle duyar, benimle yürür.. şeklinde bir Kutsi hadis rivayet etmiş. Peygamber Efendimizin bu Hadisine binaen işte farzlar en önemlileri Namaz, abdest, Oruç imkan olana Hac ve zekat, Onun dışında da işte daha imkanı olan sadaka, Salih amel, işte Salih amellerin bazılarını da 54 farz denilen farzlarda alimler açıklamışlar. bu 54 farzın dışında farz yoktur gibi değil, işte yani Mesela Salih Aleyhisselam'ın dini, daha önceki vaazlarımızda anlatmıştık, hayvan haklarına saygılı olmak, hayvanları Peygamber Efendimizden yine Kutsi hadiste Rabbimiz buyurur ki "onlar benim dilsiz kullarım" diye tarif etmiş yani biz dilini anlamıyoruz, dilleri var, fakat biz onların dilini anlamıyoruz, bugün hepsi neredeyse konuşacak seviyeye geldiler, İnsanlar biraz ilgi gösterince, onlar da insan gibi insanlarla anlaşmasını iyice öğrendiler, yani dıştaki vahşi hayvanlar bile, insanla anlaşabiliyor, yani dilimiz aynıymış, insanlık dili aynı, Merhamet en güzel dil, Merhamet dili, Vicdan dili, Vicdan dilini bilen kimse, bütün hayvanlarla, merhamet dilini bilen kimse bütün hayvanlarla anlaşabilir, konuşabilir, derdini anlatabilir, onlar da onlara derdini anlatabilir, anlayabilir. Öyle olunca Salih Aleyhisselam işte Devenin de su içme hakkı vardır davasını sürdürmesi, Cenabı Allah tarafından istenmiş, ve uygulamış olan peygamber Aleyhisselam, ve dini hayvan haklarını savunmak, böyle olunca, işte yani farzlar sadece o 54 farzdakiler değil, yani baktığımız zaman Kur'an'dan sünnetten ve bunun dışında da, yani gördüğümüz zaman, hak olan şeyleri, idraki olan biri anlayabilir. Her doğrunun eğrisi de vardır, Evet gecenin gündüzü de vardır, her şeyi Allah zıttı ile Kaim etmiş, Öyle olunca bir fiilin kötüsünü gördüğümüz, zaman illaki iyisi vardır, Sen iyi olanını Yapmaya gayret et ki, doğru yolda bulunasın, her namazda okuduğumuz Fatiha Suresinde de doğru yolu ihdines sıratel müstakim, sıratı müstakim, Doğru yol, Doğru yol, yani hak yol demek, işte hak tarikatta, Aynı mana, tarikat demek yol demek ya, Bir nevi sırat-i müstakim demek, "Hak tarikat" demektir, yani Hak tarikat, Doğru Sırat üstünde bulunmak, yol olmazsa Araba nereden gidecek, Hak yol, işte doğru yol üstünde bulunan araba binek gibidir tarikatta yolculuk almak.
"Tasavvuf" ise vaaz, sohbet ve nasihat yoludur, ve bir de zikir ve Ezkar yoludur.
Birşeyi 40 kere söylersen olur mu?
Hani derler ya Bir şeyi 40 kere dersen yada söylersen olur diye bir deyim ya da atasözü bir biliş vardır.
"kırklar" o yüzdendir "40 kişi bir araya geldi mi illaki biriniz evliyasiniz dir" diye tarif etmiş Peygamber Efendimiz, ve yine Şafii mezhebinde mesela cuma namazı 40 kişi olmadan kılınmaz, sebebi bu yüzdendir, Yani bir kimsenin namazı, 40 kişinin içinden sadece bir kimsenin namazı kabul olsa, diğerlerinin namazida, onun hürmetine kabul olur meselesi ile, cuma namazı 40 kişi olmadan kılınmaz, ve bu kırk meselesi işte yani aynen bu 40 meselesinde olduğu, gibi bir zikri 40 kere tekrar etmek, yani "Allah mümindir, müminleri sever", "Allah tevvabtır, tövbe edenleri sever", "Allah kudüs'tür, kutsalları koruyanları sever" ve benzerleri, Allahu Teala'nın isimleri, işte bunlar zikredile zikredile aynı 40 usulünde olduğu gibi, bunlar sen de ahlaki hasane haline gelir. O yüzden tasavvufta yolun araçlarından birisi zikirdir ve tesbihtir.
"Dervişin fikri neyse zikri de o dur"
diye bir söz vardır. Öyle olunca işte zikir Senin, benim, o'nun güzel hasletleri kazanmamızdaki araçlardan birisidir. Çünkü Allah Haşr suresindeki, Hüvallahüllezi diye okuduğumuz, ayetlerde "Esmaül Hüsna" Bütün güzel isimlerin Allah'ın olduğunu "Esmaül hüsna" da da güzel ahlakın gizli olduğunu bize gizli şekilde ya da alenen bildirmiş bulunuyor. işte o isimleri tekrar ederekten. zikretmek. o güzel hasletleri kazanmanın bir yolu yöntemi, ve Tasavvuf ehli işte, zikrederekten, güzel ahlakı kazanmaya çalışmışlar, her tarikatın açıktan veya gizli yaptığı zikirleri vardır, ve tuttuğu yol, sünnetleri, uyguladığı sünnetler vardır, bazı sünnetler onlarda Galebe çalmıştır, Yani daha fazla uygulanan sünnetlerdir. işte Öyle olunca, dediğimiz gibi zikrin tekrararı, bir gün sen de de o güzel hasletin ortaya çıkmasına sebep olmakta. "dediğin kaderin olur" meselesi.
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِقٖينَ
Tevbe Suresi - 119 . Ayet
Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.
Kur'an-ı Kerim'de de iyilerle beraber olun meselesi bu yüzdendir ki, iyilerin fikri de ameli de güzel şeylerdir, güzel bir fikirle güzel amellerdir, fiillerdir, onlarla birlikte olmak da da "Hal geçmesi" denilen bir yöntem ile Hani Atalar demiş ya
"sarı öküzün yanında duran, ya huyundan, ya suyundan kapar" demişler.
Yani iyinin yanında Duran da ya amelinden ya sözünden faydalanır
Ebû Mûsâ el-Eş’arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“İyi ve kötü arkadaşın hali, güzel koku satanla körük çekenin haline benzer: Misk satan, ya sana güzel kokusundan bir miktar meccanen verir ya sen satın alırsın, ya da (hiç değilse onunla beraber olduğun sürece) güzel koku koklamış olursun. Körük çeken kimse ise, ya elbiseni yakar ya da (en azından) körüğün kötü kokusundan rahatsız olursun.”
(Buhârî, Zebâih 31, Büyû’ 38; Müslim, Birr 146. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 16)
Peygamberimiz de buyurmuş ki
müminin yanında bulunan en azindan kokusundan faydalanır, kafir ve kötülerin yanında bulunan da kömürün karası gibi zararından etkilenir.
işte cemaat Olmanın Önemi de, bir tarikatta grup olma, bir gruba müntesib olma, intisap etmeninin sebeplerinden birisi de, iyilerle birlikte olmak farzı yüzünden, kur'an-ı Kerim'de emredilen bir husustur, Hani farzlar bu kadar az degil sadece 54 degildir, dedik ya şimdi 54 farz Bak burada kur'an-ı Kerim'de iyilerle birlikte olun Bir emirdir, iyilerle birlikte olmak için, bir grup olması lazım ki, işte bu "Hak tarikatlar" da iyi amellerin açığa çıktığı ve uygulandığı yer ve gruplardır.
"Seyri Sülük" ise "insanı Kamil" olmanın yöntemidir. Kamil insan, yani olgunluğa ermiş insan demek, sözüne dikkat eden, fiiline dikkat eden, önünü gören, ufku açık, firaseti açık, yaptığı işin hikmetinin farkında olan, amelinin hikmetinin farkında olan, amellerinin ileride nereye varacağını hesaplayan, herhangi bir tehlike durumunda, tedbir alan, etrafını da bu konuda uyaran, yani ve benzeri konular nokta.. nokta... Öyle olunca işte bir gruba bir tarikata intisap etmek Bu yüzden önemli ve gerekli.
Biz de yani ben Karoğlan Raşit Tunca "Raşidi Tarikatı" nı kurdum, ve bir yol ve usul benimsedim.
Bu usulde de yaklaşık 28 tane sınıf var, o'nda zikredilecek zikirlerimizi bina ettik, sınıflara uygun öğrenilecek tatbik edilecek uygulamalar var ve sohbetlerimizde bunları anlatıp öğretiyoruz.
Tarikatımıza yani usulümüze ve yolumuza intisap eden kimselerin getirisi, en azı bunlardan, günde 5 vakit namazlardan önce 13 Estağfurullah çekmek, namazlardan sonra yine tekrar 13 Estağfurullah çekmek tir. mesela sadece bunun getirisi, Allah tevvabtır, tövbe edenleri sever, Hususunda bir uygulama, her an tövbe üzeri bulunmak. Yani bir hadiste 8 saat geçmeden önce tövbe ederse bir kimse günahlari deftere yazilmaz. iki Yanımızdaki "Kiramen Katibin melekleri" işte Sağdaki Melek komutan ve sevablari yazar, soldaki de günahlari yazar, soldaki Melek günahı yazacağı zaman, Dur bekle dermiş, soldaki Melek günahları yazan, Sağdaki iyilikleri yazan, ve soldaki Melek, herhangi bir hata yaptığımızda yazacağı zaman, Sağdaki Melek Dur bekle dermiş, bu bekleme hususun da da 8 saat ya da 5 saat, en az 5 saat ya da 8 saate kadar beklemesini emredermiş, yazayım mı? bekl yazma, yazayım mı? yazma bekle, yazma bekle ve en son işte 8 saatten sonra, artık Tövbe etmezse, soldaki Melek, şu hatayı yaptı, şu günahı işledi diye deftere yazarmış, mış, miş, Öyle olunca işte, iki namaz arası yaklaşık olaraktan 4-5 saat, her 4-5 saatte bir gerçekten, kalpten tövbe eden bir kimse, bu bizim tarikatta adab, Estağfurullah çeken bir kimse, Hatta etse bile, hatalarını Kiramen Katibin melekleri işte soldaki Melek Hatalarımızı yazmaz, tövbe etti diye yazar, hata etti ama tövbe etti diye yazar,
“Bütün Âdemoğulları günahkârdır, günahkârların en hayırlıları ise tövbe edenlerdir.”
(İbn Mâce, Zühd, 30)
“Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi helak eder ve yerinize, günah işleyip, peşinden tövbe eden kullar yaratırdı.”
(Müslim, Tevbe, 9-11)
Öyle olunca işte, Allah Teala da, Müntesiplerimiz hata etse bile,
إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلتَّوَّٰبِينَ وَيُحِبُّ ٱلْمُتَطَهِّرِينَ
Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri sever.
Bakara Suresi 222. Ayetten pasaj
Allah tövbe edenleri sever kuralı gereği, inşallah O Rahmana'a, ahirete geçtiğimizde, cenab-ı Mevla'nın huzuruna Vardığımızda, İşte o hatalarımızdan dolayı sorumlu olmayız, Yani en az getirisi Bunlardan birisi mesela bu, tarikimize intisap etmenin faydalarından birisi,.. diğer faydaları mesela bir usul vardır ki, güneş doğar, siz o usule uyup zikrinizi yaptığınız zaman, bir usul var ki, yağmur yağar, kar yağar, yine bu hadislerle sabittir, Peygamberimiz yağmur duasına çıkmış,.. ve bir hadisinde de bazı kimseler var ki onların hatırına güneş doğar yağmur yağar hadis-i şerifi Kırklar Abdallar hadis-i Şerifi vardır
Abdullâh b. Mes`ûd Rasûlullâh’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir.
“Allah’ın yaratılanlar arasında üçyüz’leri vardır. Onların kalpleri Âdem’in kalbi üzeredir (Onun gibi düşünürler, Onun duygularını taşırlar). Yine Allah’ın yaratılanlar arasında kırkları vardır. Onların kalpleri Mûsâ’nın kalbi üzeredir. Keza Allah’ın yaratılanlar arasında yedileri vardır. Onların kalpleri İbrâhîm’in kalbi üzeredir. Yine Allah’ın yaratılanlar arasında beşleri vardır. Onların kalpleri Cebrâîl’in kalbi üzeredir. Keza Allah’ın yaratılanlar arasında üçleri vardır. Onların kalpleri Mikail’in kalbi üzeredir. Allah’ın yaratılanlar arasında bir kulu vardır. Onun kalbi İsrâfîl’in kalbi üzeredir. Bir olan öldüğünde Allah onun yerine üçlerden birini getirir. Üçlerden biri öldüğünde Allah onun yerine beşlerden birini getirir. Beşlerden biri öldüğünde, Allah onun yerine yedilerden birini getirir. Yedilerden biri öldüğünde Allah onun yerine kırklardan birini getirir. Kırklardan biri öldüğünde onun yerine üçyüz’lerden birini getirir. Üçyüz’lerden biri ölünce de onun yerine avam halktan birini getirir. Onlar vesilesiyle yaşanır ölünür. Yağmur yağdırılır, bela def edilir.”
1) İbn Mesud’dan nakledilen “Allah’ın yaratılanlar arasında üçyüz’leri vardır. Onların kalpleri Âdem’in kalbi üzeredir…” manasındaki hadis rivayeti için bk. Aclunî, Keşful-hafa,1/33.
2) İbn Ömer’den nakledilen “Ümmetimin her asırdaki seçkinleri beş yüz tanedir. Ebdâllar ise kırktır…” manasındaki rivayet için bk. Ebu Nuaym, Hilyetu’l-Evliya, 1/ 8; Kenzu’l-Ummal, h. no:34591.
3) “Ebdâl kırk adam kırk kadındır. Her ne zamân bir adam ölse Allah onun yerine başka bir adam getirir. Her ne zaman da bir kadın ölse Allah onun yerine bir kadın getirir." hadisi için bk. Deylemi, 1/119-120/h.no: 405; el-Hallal, Keramatu’l-Evliya,1/1; Kenzu’l-Ummal, h. no: 34597.
İki Cihanın Güneşi Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm
işte Peygamber Efendimiz İki Cihanın Güneşi olması Hasbi ile güneşimiz, her Güneş gibi Alfa, Beta, Gama ışınları yayar, buna "Glow" denir Glow yani ışıma yansıma arapcada "Ziya"demektir.
Ziya demek Ziya demek Glow demektir ışıma yansıma demektir, Peygamber Efendimiz bunu her hareketinde, Alfa hareketi yaparaktan, Alfa hareketi yaparaktan, Glow yani, gezen yürüyen Glow yayan, ışıma yansıma yapan bir kimse olaraktan yaşamıştır, mesela bunu resimlerimiz ile gösterdik müntesiblerimize bir oturma usulu gösterdik, yine misvak tutuşu, oturuşu ve el yazısı ile yazmayı her şeyde Alfa yapmak Alfa hareketi yapmaktır glowluk, yani güneşlik makamına çıkmaktır, Tarikatımız da belli bir yer vardır ki, işte belli zikirlerden sonra güneş makamına çıkılır, bunları yaptığın zaman, güneş makamına çıktığın zaman, artık sen de bir güneşsindir, artık bir ışık yayarsın Alfa Beta Gama ışıması yayarsın...
işte bunlar tarıkımızın sadece birkaç özelliğidir girdikten sonra, intisab ettikten sonra yol almanız, artık yani Kamil insan olma yolu, Ondan sonra, Safiye, saf ve temiz insan olma yolu, Ondan sonra Allah görüyormuş gibi ibadet eden insan haline gelmenizdeki vesilelerdir, seyr-i sülük demek geri yolculuk demektir, kur'an-ı Kerim'de buyurulduğu gibi ve ileyhi türceun
فَسُبْحَانَ الَّذِي بِيَدِهِ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
Fe subhanellezi bi yedihi melekutu kulli şey'in ve ileyhi turceun.
O, çok yüce ve çok üstündür. Her şeyin mülkü ve egemenliği O'nun elindedir. Ve O'na döndürüleceksiniz.
ondan geldik ona döndürüleceğiz, işte bu dönme yoluna başlamayan kimseler, geri gitmeyen kimseler, Allah'a vasıl olamaz. seyri sülük demek de geri yolculuk, biz Nereden geldik, Annemizden doğduk, annemize geri gitmek gibi yani, annemize geri gitmek gibi yolu tersinden okumak, sadece tersinden yolu okumak, okuduğumuz zaman, geldiğimiz yolu anlarız, geri gitmemiz gereken yolu da biliriz, işte Allah'tan geldik Allah'a gideceğiz, topraktan geldik toprağa gideceğiz, en özümüz ondan önce toprak, ondan önce Işık ruhumuz, Işık enerji ve bunlar bütün usuller şeklinde, zikirler şeklinde, sohbetler vaazlar halınde anlattık Bunlar, zikrettiğiniz zaman, zikirler şeklinde, zikrettiğin zaman, siz de de o bilgiler inkişaf edip açığa çıkacaktır, Zamanı geldiği zaman,
Evet bizim anlattığımız usulde "Tarikat nedir? yol nedir? Raşit tarikatı nedir? Tasavvuf nedir? neden gereklidir? Bu makalemizde açıklamış olduk vesselam...
Selamünaleyküm,..
Bu bir Karoglan Raşit Tunca Makalesidir
Raşit Tunca
Schrems, 14 Eylül 2023
Uyuyunca Vücudun Kendi Kendini iyileştirmesi Rektefe Etmesi Ne Demektir?
Öncelikle Rektefe veya Rektifiye Ne Demektir?
Rektifiye zamana ve kilometreye bağlı olarak performansı düşen bir motorun verimliliğini artırmak için yapılan işlemler bütününü temsil ediyor. Ömrünü tamamlamış motorlarda değişimin daha az maliyetli bir alternatifi olarak görülüyor.
Parçaların yeniden boyutlandırılması, çatlak onarımları ve kritik motor parçalarının değiştirilmesini içeren bu uygulama deneyimli uzmanlar tarafından profesyonel ekipmanlarla yapılıyor.
Rektifiye ne demek diye merak edenler için Türkçede düzeltme veya yenileme anlamına geldiğini belirtmek gerekiyor. Rektifiyede piston kafası, silindir kapağı, motor kayışları, segmanlar, krank mili, eksantrik mili ve supaplar gibi önemli motor bileşenleri üzerinde yenileme ve düzeltme işlemi yapılıyor.
Karmaşık ve uzun zaman alan bu işlemler yüksek işçilik maliyetini de beraberinde getiriyor. Motor bir araçtaki en önemli parçayı oluşturduğundan rektifiyenin güvenilir ve garanti hizmeti veren atölyelerde yapılması gerekiyor.
Rektifiye Neden Yapılır?
Bir motorun rektifiye işlemine girmesini gerektiren iki ana sebep bulunuyor: Motor yataklarının aşınması ve piston halkalarının iyi oturmaması. Herkesin bildiği gibi krank mili, rot ve piston gibi motor parçaları serbestçe hareket etmelerini sağlayan yataklara sahip.
Binlerce kilometre dayanacak şekilde üretilen rulmanlar dahi zamanla aşınarak bakıma ihtiyaç duyuyor. Otomobilin bakımları aksatıldığında ve düşük yağ seviyelerinde çalıştırıldığında motordaki aşınmalar hızlanıyor. Örneğin sızdırmazlık görevine sahip piston halkalarındaki aşınmalar silindir duvarını da deforme ederek kaçaklara neden olabiliyor.
Rektifiyeye ihtiyacı olan bir araçta aşağıdaki sorunlar görülebiliyor:
Motor yağının gereğinden fazla miktarlarda tüketilmesi,
Motor soğukken egzozdan beyaz veya mavi duman çıkması,
Motor yağında metal talaşlar görülmesi,
Motor yataklarında çarpma ve takırdama sesleri oluşması,
Motor performansının hissedilir seviyede düşmesi,
Motor arızası nedeniyle triger kayışının kopması.
Rektifiye Nasıl Yapılır?
Rektifiye motor bloğunun indirilmesi, parçaların sökülerek temizlenmesi ve montaj gibi işçilik değeri yüksek zahmetli süreçlerden oluşuyor. Bu süreçleri özetlemek gerekirse:
Rektifiye işleminin ilk adımında aracın modeline göre motor bloğunun nasıl söküleceği hakkında araştırma yapılıyor.
Araç krikoyla kaldırılarak motor yağının boşaltılması işlemine geçiliyor.
Motorun araçtan indirilebilmesi için sırasıyla plastik kapaklar, radyatör, akü, marş dinamosu, hava kompresörü, kayış ve şanzımanın motorla olan bağlantıları kesiliyor.
Oldukça ağır olan motor bloğu vinç yardımıyla motor yatağından çıkarılıyor.
Araçtan sökülen motor sağlam bir düzeneğe oturtulup sabitlenerek üzerinde çalışılmaya hazır hale getiriliyor.
Krank mili kasnağı, yağ pompası, su pompası, alternatör ve servo direksiyon pompası gibi tüm bileşenler motordan ayrılarak işlem görecek parçalar sökülmeye başlanıyor.
Motorun çıplak bileşenleri de çıkarıldıktan sonra emme manifoldu, yağ karteri, zamanlama kapağı, volan ve supap kapakları da motordan çıkarılıyor.
Silindir kapağının sökülmesinin ardından triger kayışı ve eksantrik mili de çıkarılarak sıra piston kolu kapaklarına geliyor.
Motordan çıkarılan tüm bileşenler titizlikle temizlendikten sonra kurumaya bırakılıyor. Kuruyan parçalarda herhangi bir çatlak veya arıza olup olmadığı tespit ediliyor.
Temizlik sonrası motor arızasının hangi parçalardan kaynaklandığını tespit etmek için motor bloğu, silindir kapağı ve krank mili parçaları incelemeye alınıyor.
Silindir duvarlarında oluşan pürüzlerin giderilmesi ve hassas bir yüzey oluşturulması için honlama işlemi yapılıyor. Honlama sırasında sürekli dönen bir bileyici silindir deliklerine sokularak kimyasallar yardımıyla aşındırma işlemi yapılıyor.
Krank milinde problem varsa taşlama yapılarak eski fonksiyonu yeniden kazandırılıyor.
Motordaki donma tapaları değiştirilerek yuvaları taşlanıyor.
Rektifiye işlemi tamamlandıktan sonra motor parçalarının yeniden montajına geçiliyor.
Son aşamada motor bloğu vinç yardımıyla araca monte edilerek motor yağı ekleniyor.
Şimdi Gelelim Düzenli Uykunun Önemine ve Uykunun Bağışıklık Üzerindeki Etkisine
Uyku, temelde bir rahatlama periyodu olarak kabul edilse de, vücudun, gün içinde olduğundan daha fazla protein üreterek, hücrelerin yapı taşlarını oluşturduğu bir süreçtir. Bu süreçte, başta stres ve ultraviyole ışınları olmak üzere pek çok zararlı unsurun vücuda vermiş olduğu hasarlar onarılır; bu şekilde baştan ayağa bir yenilenme gerçekleşir.
Böylece Vücudun Kendini Yenilemesine Yardımcı Olur.
Basit bir unsur gibi görünse de düzenli uyku, pek açıdan sağlığı olumlu bir biçimde etkileyerek hayat kalitesini artırmaktadır. Bugüne kadar birçok araştırma göstermiştir ki, düzenli olarak 7 – 8 aralığında uyuyan yetişkinler, hem fiziksel hem de ruhsal pek çok hastalığa karşı dirençlidir. Tabi ki bu noktada uykuda geçirilen toplam sürenin yanı sıra, kalitesi de dikkate alınmalıdır. Kişi, uzun saatler uyuduktan sonra hala kendini yorgun hissediyor ise bir terapist ile görüşmelidir.
Uzmanlar tarafından farklı yaş grupları için önerilen uyku süreleri şöyledir:
Gençler için 8 – 10 saat,
Okul çağındaki çocuklar için 9 – 12 saat,
Okul öncesi çocuklar için 10 – 13 saat,
Yeni yürümeye başlayan çocuklar için 11 – 14 saat,
Bebekler için 12 – 16 saat.
Bu süreler dâhilinde, düzenli bir biçimde uyumanın vücuda olan katkıları ise aşağıdaki gibidir;
Kalp Sağlığı Açısından Yararlıdır
Günümüzde yapılan pek çok bilimsel çalışmada, uyku eksikliği, kalp hastalığı ve felç için risk faktörü olan kan basıncının (tansiyon) ve kolesterolün kötüleşmesi ile ilişkilendirilmiştir. Bunun tam tersi bir biçimde, 7 ila 8 saat uzunluğunda bir uykuda kan basıncı düşer, kalp ve kan damarları dinlenir. Bu da kalbin daha sağlıklı olmasına katkı sağlar.
Vücudun Enerjik Hale Gelmesini Sağlar
İyi bir gece uykusu, kişinin ertesi gün kendisini enerjik hissetmesini sağlarken, günlük aktivitelerinde onu daha verimli ve pozitif kılar. Bu da bağışıklığı güçlendirirken, kişiyi zihinsel ve fiziksel zorluklara karşı daha dayanıklı kılar. Düzenli ve kaliteli uyku ayrıca vücuttaki kas onarımının tamamlanmasına da katkı sağlar ve tüm bu artılar motivasyonu yükseltir.
Kan Şekerini Dengeler
Uykunun en derin aşamasında, kandaki glikoz miktarı (kan şekeri olarak da bilinir) düşer. Bu da uyku süresi azaldıkça glikoz miktarındaki düşüsün de azalacağı anlamına gelir. Bununla beraber, yetersiz uyku diyabet gelişimi için yeni ve önemli bir risk faktörü olarak tanımlanmıştır. Öyle ki, son dönemde yapılan çalışmaların pek çoğunda diyabetli kişilerin 4’te 3’ünde uyku problemi olduğu belirlenmiştir. Bu da yetersiz uyku ve şeker hastalığı arasında doğrudan bir ilişki olduğunu göstermektedir.
Bu sebeple, uzmanlar tarafından 7 – 8 saat aralığında uyumak önerilir; düzenli bir uyku ile tip 2 diyabete yakalanma olasılığı da azalacaktır.
Hafızayı Geliştirir & Öğrenmeyi Kolaylaştırır
Kaliteli uyku miktarı azaldıkça, kişiler ayrıntıları hatırlamakta güçlük çekmeye başlar. Bunun sebebi, uykunun hem yeni şeyler öğrenmede hem de mevcut bilgileri hatırlamada büyük rol oynamasıdır.
Düzenli ve kaliteli bir uyku, konu ne olursa olsun tam odaklanmayı sağlarken, yeni bilgilerin zihne kaydedilmesini kolaylaştırır. Anıların ve kişi için önemli olan ayrıntıların düzgün bir şekilde depolaması için de yeterli süre içinde zihnin ve vücudun dinlenmesi önemlidir.
Vücudun Zararlı Organizmalarla Savaşmasına Yardımcı Olur
Düzenli uykunun en önemli işlevlerinden biri bağışıklığı doğrudan, olumlu bir biçimde etkilemesidir. Bilindiği gibi bağışıklık sistemi vücuttaki zararlı bakteri ve virüsleri tespit ederek, herhangi bir hastalık ortaya çıkmadan önce onları yok eder. Fakat uzun süreli bir uykusuzluk durumu söz konusu olduğunda bağışıklık hücreleri çalışma şeklini değiştirerek daha yavaş bir şekilde ve uzun aralar ile zararlı organizmalara saldırlar düzenler. Bu da, özellikle enfeksiyona bağlı sorunların ilerlemesine neden olurken, kişinin bağışık sistemine de ciddi oranda zarar verir.
Buna ek olarak, bazı araştırmalar özellikle meme ve kolon kanserine yakalanan kişilerin birçoğunun kaliteli gece uykusundan mahrum kaldıklarını ortaya koymuştur. Bunun sebebi, uyku döngüsünü düzenleyen bir hormon olan melatonin seviyelerindeki düşüştür. Öyle ki, melatonin, aşırı büyümeye yatkın olan hücreleri baskılayarak, kansere karşı koruma sağlamaktadır.
Kilo Kontrolünü Sağlar
Kilo verme & sağlıklı bir kilo kalma ve uyku arasındaki korelasyon aslında çok açıktır: iyi dinlenen vücut, daha az besine ihtiyaç duyar. Uykudan mahrum kalmak, iştahı kontrol altında tutan leptin ve grelin hormonlarının dengeli bir biçimde salgılanmasını engeller. Düzenli uykunun alınamaması durumunda ise özellikle şeker ve karbonhidrat yönünden zengin olan yiyeceklere karşı direnç azalır. Bununla beraber, hâlihazırda yorgun olan vücut harekete açık olmaz, bu durumda da kilo almak kaçınılmaz bir hale gelir.
Ruhsal Açıdan İyileştirir & Stresi Azaltır
Uyku kalitesi ve süresi azaldıkça, beyinin, dış dünyada olup bitenlere karşı nasıl tepki vereceğine karar verme süresi de azalır. Bu durumda, kişi zihnen dinlenemez ve duyguları işleyememiş olması sebebi ile daha fazla olumsuz tepkiye sahip olma eğilimi gösterir. Buna ek olarak, kronik uyku eksikliği duygudurum bozukluğunu da beraberinde getirir. Öyle ki, son dönemde yapılan kapsamlı araştırmalarda uykusuz kalan kişilerin, depresyon gelişme olasılıklarının, düzenli uyuyan kişilere kıyasla beş kat daha fazla olduğu ortaya koyulmuştur. Aynı durum, kaygı veya panik bozukluğu için de geçerlidir.
Bununla beraber, stres hormonunun düşüşe geçmesini sağlayan uyku, strese ve kaygıya bağlı olarak gelişen çeşitli sorunların ortadan kalkmasında da oldukça etkilidir. Düzenli bir biçimde dinlenerek, hayata daha olumlu bir şekilde bakmak ve gün içinde karşılaşılacak olan duygusal zorluklarda başa çıkma seviyesini artırmak mümkündür.
Uyku ve Önemi
Uyku bilinçli zihnimizin dünyayı 5 duyu organımızı teslim edip bilinçaltı zihnimizle buluştuğu zamandır. Bilinçaltımız onun için ayarlanan programa cevap verir. Hayatımızın 2/3lük kısmının nasıl gelişeceği konusunda talimatlar aldığımız dönem 1/3’lük uyku dönemimizdir. Yani bu 90 yıl yaşayan bir kişide yaklaşık 30 yıla tekabül eder. Uyku bizim için beslenme kadar önemli ama az uyuyoruz. 24 saat durmayan bir yaşam var gece çalışıyoruz. Sürekli eğlence, diğer aktiviteler uykumuzu bölüyor. Uyku vücudun ve beynin istirahat için kapılarını kapattığı dönemdir. Ama birçok fizyolojik görev aslında uykuda hızlanır. Kişinin sağlıklı kalması ve en iyi şekilde yaşamını sürdürebilmesi için gereken yaşamsal bazı görevler yalnızca uyku sırasında yerine getirilebilir.
Neden uyumamız gerekiyor?
Gece uykuya dalmadan önce ne yaparız. Dişlerimizi fırçalarız. Sonra mobil dünya gereği cep telefonlarımızı, tabletlerimizi şarja takarız. Ve sonra da kendimizi şarj etmek ertesi güne hazırlanmak için uykuya dalarız. Ama uyku bizi sadece ertesi güne hazırlamıyor. Çok daha fazlası var. Uykunun süresi kadar kalitesi de önemli. Kaliteli uyku uyumazsanız uykunun size bir yararı olmaz. Uykusuz kalarak sadece dinlenmiyorsunuz aynı zamanda yaşlanıyorsunuz, hastalanıyorsunuz, bağışıklık sistemiz zayıflıyor. Üretkenlik ve bellek bozuluyor. Tansiyon fırlıyor.
Uykunun bir zaman takvimi var belli saatte uyuyup belli saatte uyanmanız da önemli. Efendim ben gece 3 de yatıyorum ama sabah 10 a kadar da uyuyorum 7 saati tamamlıyorum uyku sorunum yok diyorsanız yanlış yapıyorsunuz. Neden çünkü sizin genetik uyku takviminizde salgılanan hormonlarınız uykuda tamir edilen bellek işlevleriniz uykunun normal olmayan zamanlarından çok farklı. Uyku sağlığımızı tamir etmek için en doğal yol.
Bir örnek verelim gecenin 4’ü olmuş, siz saatlerdir sabahki sınava çalışıyorsunuz ama sanki hiçbir şey anlamamış gibi hissediyorsunuz. Bir çözüm bir bardak daha kahve içmek ama inanın kitapları ve müziği kapatıp uykuya dalmak en iyi çözüm. Uyku hayatımızın üçte biri ama çoğumuz ona yeterince önem vermiyoruz. Oysa uyku bir zaman kaybı değil veya önemli işler bittiğinde dinlenmenin yolu değil. Siz uyurken dolaşımdaki kanın 5’te biri beyne akar. Uyku aslında yeniden yapılanmanın yoğun dönemidir. Öğrenilen bilgiler nöronlara kaydedilir buradan hipokampüse gider. Nöroplastisite sayesinde nöronlar arası bağlantıyı sağlayan ve uzun süreli hafızayı güçlendiren yeni sinaptik ileti tomurcukları oluşur.
Uyuduğumuzda glimfatik sistem denen bu birikmeyi temizleyen mekanizma çalışır. Lenfatik sistemde bu açıdan görev alır.
Uykuda en önemli inflamasyon temizlenme ve tamir işi gece 23:00-03:00 arasındadır. Bu saatleri uykuda geçirmek hastalanmamak ve iyileşmek için önemlidir. Melatonin çok güçlü antioksidan serbest radikal süpürücüsüdür, beyni korur.
Ne zaman uyuyalım?
İdeal söylenen hava karardıktan sonra en yakın zamanda uyumak. Ama biz gece 1’lere kadar uyumuyor film seyrediyor ertesi gün de gece uykum kaçtı diyoruz. Cep telefonları ile sabahlara kadar mesajlaşmalar mavi ışık sendromu diyoruz buna. Beynimizi mahvediyoruz. Uyku hormonu ölüyor ve hiç uyuyamıyoruz. Uyuyamıyorum hap aldım uyudum. Uyudunuz ama içtiğiniz hapla sahte bir uyku uyudunuz. Nerdeyse 3 kişiden birinde uyku sorunu var. Uyku hapı uyku için bitki çayları içmek yerine siz elinizdeki telefonları bir kenara bırakın beyin dinlenmeye geçsin. Yapacağınız şey şu evi akşam çalışma yeri olmaktan çıkarın, aile içi çatışma yeri yapmayın. Akşamları hafif yemek yiyin, sonra hafif müzik ışığı azaltarak güzel sohbetler güzel bir duş dünya stresleri ile bağımızı kesmemiz gerekiyor. Yoksa ben bugün uyuyamayacağım şu haptan çeyrek alayım diye başlarsanız 2 hafta sonra dozu artırır ama hala uyuyamazsınız.
Peki, uykuya nasıl dalarız?
Uyanıklık sırasında hücrelerimiz enerji kaynaklarımızı tüketiyor. Bu kaynaklar adenozin gibi ürünlere dönüşüyor. Adenozin arttıkça uyuma isteğimiz de artar. Buna uyku bastırması diyoruz. Aslında içtiğimiz kafein adenozin alıcılarının yollarını kapatır. Diğer atıklar da beyinde birikir. Bu atıklar yok edilmezse beynimize fazladan yük olurlar. Ve uykusuzluğun negatif semptomlarına yol açarlar. Uyanıkken adenozin denen madde kanda birikir ve uykuyu tetikler. Vücudunuzdun ihtiyacı olandan az uyuyamazsınız bir şekilde eksik uykuyu vücut tamamlamak zorunda bu durumu takip eden adenozin maddesidir. Uyuyunca adenozin parçalanır.
Bir diğer madde melatonindir. Gece doğal uykuyu sağlıyor. İç biyolojik saatinizin bir parçası iç ve dış çevre uyaranları ışık sinyalleri gibi bu biyolojik saat hücrelerini kontrol eder. Melatonin gece yanında gündüz 13-16 arasında da artabilir ve uyku getirebilir. Melatonin htriptofandanyapılır. Sentez ve salınımı sirkadiyen ritm gösterir. Karanlıkta artar aydınlıkta baskılanır. Biyolojik saati korur ritmi ayarlar uyku ritmi ve vücut ısısının ayarlanmasını sağlar. Antiinflamatuar ve antikanserojen etkilidir. Lipofilik özelliği ile en güçlü antioksidandır. LDL kolesterolü azaltır. Enerji metabolizmasında rol alır. Yaşlanma ve gece çalışanlarında uyku azalmasına bağlı melatonin yetersizliği insulin direnci ve glukoz intoleransını indükler obeziteye neden olur.
Ne kadar uyumalıyım?
Uyku hem beyin hem bedenimizin dinlenmeye geçtiği an. 6 saatin altı ve 9 saatin üstü riskli. Vücut uykuda kendini tamir ediyor. 9 saatten fazla uyumak konsantrasyon ve hafızada değişiklik yapmaz iken tersine ölüm riskini %30, kalp obezite DM riskini artırır. Genel toplumdaki algı insanlar ciddi bir yan etki yaşamadan 6 saat ve daha az bile uyumayı öğrenebiliyor. Ama sağlıklı bir yaşam için 7-9 saat arasında bir uyku gerekiyor. Hatta çocuk ve gençler bu önerilenden çok daha az uyuyor. Bir de sabahçı ve gececiler var. Baykuş ve tavuklar. Tavuklar daha mı şanslı. Çoğu aktivitenin sabah 9-17 arasında olduğunu düşünürsek baykuşlar daha dezavantajlı görünebilir. Baykuşlar-gececiler sosyal normlara uymaya çalışmanın getirdiği uyku problemlerine “sosyal jet lag” diyoruz. Sabahçılar daha sosyal aktivite sergiliyor daha az depresifler. Gececiler daha az serotonin dopamin salgılıyor, ak maddeleri daha az. Ama gececi olmak o kadar da kötü bir şey değil. Örneğin gececiler daha yaratıcı olurlar. Zihinsel yetenekleri daha güçlüdür ve risk almayı severler. Kortizol seviyeleri yüksektir. Kortizol sizi risk almaya yatkın hale getirir. Vücudu ani tehlikelere karşı korumayı öğretir. Yani derin uyku şarj eden tamir eden uyku iken, REM uykusu hayal evresi yaratıcılıkla çok ilgili. Uyku kalbimize dinlenme için zaman verir. NonREM de kalp hızı solunum ve tansiyon yavaşlar. REM sırasında ise kalp hızı ve solunum hızlanabilir tansiyon değişebilir. 7 saatten az uyumak kalbi dinlendirmez ve KVS riski doğurur. 9 saatten fazla uyumak ise REM dönemlerini artırır ve kan basıncı kalp hızı nabız hızlanabilir sakıncalar doğurur. Uykusuzluk vücudunuzu strese sokar daha fazla adrenalin kortizol ve diğer stres hormonlarının salınmasına yol açar. Bu hormonlar uykuda kan basıncınızın düşmesini engeller ve kalp hastalığı riskinizi artırır. Örneğin sıçanlar 2-3 yıl yaşar ama REM uykusunu kısıtla 5 hafta tüm uykuları kısıtla 2-3 hafta yaşayabilir. Açlıktan ölmekle aynı süre bu aslında.
Uyku süresi tüm yaşam siklusunda farklılık gösterir. Yeni doğanlar 16-18 saat uyur, okul öncesi dönemdekiler 11”-12 saat uyur, okul çağı ve adolesanlar en az 10 saat uyumalıdır. Ancak hormonal değişiklikler sıklıkla gençlerin biyolojik saatlerini etkiler. Gecede 9-10 saat uyuması gereken genç geç saatte yatağa giriyor ve sabah geç kalmak istiyor. Ama okul sabah erken başlıyor bu yüzden ancak 6-7 saat uyuyor. Yaş ilerledikçe uyku paterni değişiyor. İleri yaşta gençlerin tersine yatağa erken girip erken uyanırlar ve uyku hafifler. Ne kadar iyi uyuduğunuz dinlendiğiniz sadece uyku saatinize değil ne kadar kaliteli uyuduğunuza da bağlı. Uykunun 4 evresinde evre 2 dediğimiz orta uyku %50, REM dönemi %20, derin uyku %20 gibi bir oranda gerçekleşir. Genellikle uykuya daldıktan 1-1.5 saat sonra ilk REM uykusuna geçilir. Bundan sonra uykunuz boyunca evreler birbirini takip ederek devam eder. Uyku ilerledikçe REM de geçirdiğiniz süre uzarken derin uykuda geçirdiğiniz süre kısalacaktır. REM’de rüyalar beyin uyanıkken edinilen yeni bilgiyi depolama ve organize etmede işe yarar.
Neden uyuyamıyorum?
Son yıllarda hayatımız iyice değişti. Vücut kronobiyolojimiz buna ayak uyduramıyor. Uyku laboratuvarlarımızda neden uyuyamıyoruz uykumuzda hangi evrede sorun var hepsini araştırabiliyoruz. Akıllı cihazlar hayatımıza girdikten sonra daha çok uykumuz kaçıyor. Çünkü daha az melatonin salgılıyoruz. Beyin karanlıkta melatonin salgılıyor mavi ışıkta değil.
Birçok faktör uykuyu bozar. Kişiler kahve kola çaydaki kafeine bağımlıdır. Sabah uyanmak ve uyanık kalmak için kafein adenozinin uyku sinyallerini uyaran hücre reseptörlerini bloke eder. Bu yolla vücudu yorgun olmadığını düşünmeye teşvik eder. Kafeinin etkisinin tamamen bitmesi 6-8 saat sürebilir. Nikotin de sizi uyanık tutan diğer stimulandır. Nikotin aynı zamanda derin uykuyu önler, yüzeysel kalitesiz bir uykuya neden olur. Sigara tiryakileri nikotin ihtiyacı ile çok erken uyanmaya eğilimlidir. Alkol sedatiftir uykuya daldırsa da REM’e girmenizi ve derin uykuya girmenizi engelleyerek hafif uykularla geçer gece.
Uykumuzun özellikleri neler?
Uyku 4 aşamadan oluşur. Bu aşamaların en derini dediğimiz yavaş uyku sırasında bilgiler hipokampüsün ön bölümünde geçici hafızaya kodlanır. REM dönemi ise işlemsel hafıza ile ilişkilidir. Öyle ise matematiksel tüm formülleri ezberledikten 3 saat sonra uykuya girmek en ideal seçim olurdu veya okuduğunu yorumlamak için 1 saat sonra uyumak en idealidir.
Sağlıklı bir gece uykusundan sonra vücudunuza ve zihninize müthiş bir açık büfe ısmarlamış oluyorsunuz menüde uykunun 2. dönemi, derin dönemi ve REM var. Uykuda beyin ve vücut fonksiyonları hala aktif ve her uyku evresi spesifik beyin dalgası içeriyor. Uykunun nonREM dediğimiz yavaş evresinde kalp ve solunum hızı yavaşlar kaslar gevşer. REM veresi ise uykunun ilk 90. dakikasında başlar gözler kapalı olsa da vücut hareketlidir solunum kalp hızı fonksiyonları düzensizdir hayaller olur. Kol ve bacak kasları gevşektir paralizidedir.
İnsan uykusunda önce nonREM ihtiyacını karşılar. Uyku uzadıkça REMJ dönemleri artar. Aslında yenidoğan uykusunun en az yarısını REM de geçirir. Yaş ilerledikçe süre kısalır. REM uykusu matematiksel öğrenme ve hatıraları oluşturma işlevinde çok aktiftir.
Etrafta elektromanyetik alanlar hipofiz bezi hasarı ile melatonin ve serotonin salınımını bozar.
Çok sıcakta uyumak melatonin hormon salınımını azaltır. İdeali 21-23 derecedir.
Uykunun sağladıkları nelerdir?
Sitokinler denen immun sistem hormonları enfeksiyon veya kronik inflamasyonlara karşı savaşmamızı sağlar ve uyku için sizi tetikler.
Öğrenme hafıza mood: Öğrenme becerisi ve yeni bilgiyi kaydedemeyen öğrencilere çalışma sonrası uyuyun diyoruz. Uyku yaratıcı problem çözmeyi de sağlıyor. Becerileri yapmak için gerekli olan beyin hücre yolaklarını nöroplastisite ile uykuda güçlendiriyorlar. Az uyuma düşünme becerisini yavaşlatıyor. Odaklanmamızı bozuyor reaksiyon hızını azaltıyor.
Uyku kalbimize dinlenme için zaman verir. NonRem de kalp hızı solunum ve tansiyon yavaşlar. REM sırasında ise kalp hızı ve solunum hızlanabilir tansiyon değişebilir. Gece boyu yaşanan bu değişimler kalp damar sağlığının korunmasında önemlidir. 7 saatten az uyumak kalbi dinlendirmez ve KVS riski doğurur. 9 saatten fazla uyumak ise REM dönemlerini artırır ve kan basıncı kalp hızı nabız hızlanabilir sakıncalar doğurur.
İyi uyku sizi hastalanmaktan korur veya hasta iseniz iyileşmenizi sağlar. Uyku sırasında vücuda daha fazla sitokin hormon salgılar ve bağışıklık sistemi enfeksiyonlara karşı savaşır.
Uyku sırasında vücudun enerji kullanımını sağlayan hormonlar da kontrol edilir. Uyku sırasında kan şekerinin ani düşme ve yükselmeleri önemlidir. Çalışma ne diyor kişi 6 gün boyunca 4 saat uyusun kan profili prediyabetik görünüm kazanır. Az uyuyanlarda DM riski çok fazla.
Uyku ile ilişkili hormonlar neler ve bize ne sağlar?
Melatonin: Pineal bezden salınır, sirkadiyen ritmimizi düzenler, karanlıkta üretimi başlar. Sabah aydınlıkta biter. Melatonin gece ışığında salınımı bozulur.
Kortizol: sağlıklı insanda kortizol seviyeleri diurnal ritm sergiler. En yüksek düzeyi sabah 8’dedir. Uyanmadan az önce düzeyleri artarken bizi aç ve uyanık hale getirir. Gece yarısı ise en az düzeylerdedir. Kortizol uyku zamanı en düşüktür. Vücudu uykuya hazırlar. Ama stresli veya anksiyeteli iseniz daha fazla kortizol salınır, uykumuzu engeller. Stres ACTH uyarır sık uyanmalar uykusuzluk olur. Koşucular uyku sorunu yaşayabilir çünkü kortizol düzeyleri yüksektir.
Progesteron: beyin sağlığı ve uyku ilişkisi az biliniyor. Beyni hasara karşı korur. Kognisyon ve moodu düzenler. Beyni sakinleştirir ve derin uykuyu teşvik eder.
Uykunun özellikle derin evresinde salınan büyüme hormonu büyüme ve doku tamirinde önemlidir. Annelerimiz bize güçlü ve uzun boylu olmak için uyumamızı önerirdi. Derin uykuda salınan GH kas kütlesi ve hücre tamiri için gerekli.
Uyuduğunuzda beyniniz çalışmaya başlıyor. Öğrenme yolakları, hafızayı yaratma ve yeni bakış açıları yaratmak için. Yeterinde uyuyamazsak odaklanamayız dikkat dağınıklığı olur veya hızlı yanıt vermemiz bozulur. Duygusal bozukluk olur.
Uykusuz kaldığımızda grelin yani açlığı tetikleyen hormon artacaktır bu da bizi çok yeme isteği doğuracak ertesi gün metabolizma da yavaş olunca alın size kilolar. Oysa düzgün bir uyku ghrelini azaltarak leptin düzeylerini artıracak ve açlığı inhibe ederek kiloyu dengeleyecektir. Kişi ne kadar az uyursa kilolu olur ve kaloriden karbonhidrattan zengin besin tüketmek ister. Ortalama 5 saat uyuyan 7-8 saat uyuyana göre daha fazla obez olur.
Uyku sırasında vücudun savunma sistemi sitokinler salınarak enfeksiyonlara karşı savaşırlar.
Beynin bazı bölümleri uykuda bazı bölümleri ise uyanıklıkta çok aktiftir. Tamir ve metabolik yolaklarla ilgili genler uykuda on durumuna geçiyor.
İyi uyku hormonlarımızı düzene koyar. Stres hormonu kortizol uyku ile seviyesi düşer, iyi uyku insulin seviyesini düzeltir. Cinsiyet hormonlarının seviyesini artırır bu da bizi daha enerjik yapar. İmmün sistemi iyileştirir. Gecede 7 saatten az uyuyanlarda 3 kat daha az hastalanma riski vardır.
Menstüel siklus hormonları kadınlarda uykuyu etkiler. Progesteron uykuyu tetikler ve mens siklusunun ikinci yarısında salınımı artar. Bu nedenle kadınlar mens döneminin ikinci yarısında daha iyi uyurken mens döneminde uyku sorunu yaşarlar. Dahası yaş ilerleyip menapoz ile birlikte progesteron düşünce uyku sorunları başlar.
Harika bir uyku ile neler elde ederiz?
Sakinleşmiş ve rahatlamış bir sinir sistemi, tazelenmiş DHEA (antiaging hormonu), azalmış insulin, artmış GABA ve serotonin, iyi cinsiyet hormonu, artan melatonin ve GH, Artan tiroid hormonu, daha iyi iştah kontrolü artan leptin ve azalan ghrelin, daha fazla asetilkolin (kas hareketleri artıran, hafızayı artıran).
Uykuda semptomatik sistem rahatlar PS sistem (istirahat ve sindirim) uyanır. İstirahat ve rahatlama kortizolü de düşürür.
Yemeklerden hemen sonra uykumuz gelir burada neden şeker beyninize orexin üretimini durdurmasını söyler. Orexin iştah ve uyanıklığı sağlar. Orexin düşünce uykumuz gelir.
Uyuyamazsak bizi neler bekliyor?
Uykusuz kalınan süre meşgul olmak için atıştırılan süredir. Uykusuz kalınca ertesi gün metabolizma düşer. Enerji yakamaz yağ olarak depolanır. Sindirim sistemi de öyle mesela yatmadan önce bir şey yiyoruz sanıyoruz ki bu sadece uykumuzu kaçırıyor hayır gariban mide barsak çalışmaya başlıyor. Sabah da yorgun kalkıyoruz.
Ergenlerde uyku problemi çok daha ciddi bir sorun 9 saat uyuması gereken ergen 5 saat ancak uyuyor. Öğrenme güçlüğü, hafıza sorunları, ruhsal sorunlar, kronik hastalıklar HT, DM, obezite başlıyor. Günde 6 saatten az uyumak felç ve kalp krizi riskini normal kişilere göre 4 kat artırıyor. Uykusuzluk vücudunuzu strese sokar daha fazla adrenalin kortizol ve diğer stres hormonlarının salınmasına yol açar. Bu hormonlar uykuda kan basıncınızın düşmesini engeller ve kalp hastalığı riskinizi artırır. Uykusuzluk aynı zamanda kalp hastalığında rolü olan bazı proteinlerin salınmasında rol oynar. Örneğin yeterince uyuyamayanlarda CRP düzeyleri daha da artar. CRP yüksek olması ateroskleroza ve arterlerde sertleşmeye neden olur. 1 saat az uyusanız uykusuz hissetmezsiniz ama o bile sizin net düşünmenizi hızlı yanıtınızı etkiler. Gece iyi uyuyamayan çocuklar gündüz daha hiperaktif iritabilite ve dikkatsiz olurlar.
Kaynaklar
interneten bazi sayfalar ve doktor makaleleri
Ece Yaşar Kimdir? Biyografisi
Ece Yaşar (20 Şubat 1992 Ankara doğumlu) Türk oyuncudur.
Tiyatro ve dizi oyuncusu, seslendirme sanatçısı. 20 Şubat 1994 tarihinde Ankara'da doğdu. 1,65 boyunda 53 kg ağırlığındadır. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Oyunculuk Bölümü mezunu. İlk oyunculuk deneyimini "Kara Sevda" dizisinde tamamladı.
2015 yılından itibaren film ve dizilerde rol alan Ece Yaşar, ayrıca yönetmen asistanlığı ve reklamlarda seslendirme de yapmaktadır. Yeni projelerde yer almaya devam ediyor.
Yaşam ve Kariyer
Ece Yaşar, 20 Şubat 1992'de Ankara'da doğdu. Hacettepe Üniversitesi'nde okudu. İlk çıkışını 2015 yılında Kara Sevda dizisiyle yaptı. 2016'dan 2021'e kadar Çukur'da görüldü.[1] Daha sonra 2018 yılında Direniş Karatay filminde rol aldı.[2]
Aynı yıl Yaşar, Aşk Laftan Anlamaz dizisinde rol aldı.[3] 2021 yılında Ölüm Zamanı dizisinde başrol oynadı. Yaşar, 2021-2022 yılları arasında Annemizi Saklarken dizisinde rol aldı. 2023 yılında kariyerine Kısmet'te devam etti.
Filmografi
Filmler
2018: Direniş Karatay
2023: Prestij Meselesi
Seri - Rol Aldığı Film ve Diziler:
Kısmet (Ceylan, TV Dizisi 2023)
Ölü Mevsim (Maral Sinema Filmi 2023)
Annemizi Saklarken (Derya Güven, TV Dizisi 2021-2022)
Çukur (Karaca Koçovalı, TV Dizisi 2017-2021)
Ölüm Zamanı (Nazlı, TV Dizisi 2021)
Alev Alev (Ece Yaşar, TV Dizisi 2021)
Direniş Karatay (Maral Sinema Filmi 2018)
Kubilay Aka Feat. Hayko Cepkin: Gamzendeki Çukur (Ece Yasar, Müzik Video 2018)
Aşk Laftan Anlamaz(TV Dizisi 2017)
Kara Sevda (Eda, TV Dizisi 2015-2016)
Kaynak ve Dipnotlar
Wikipedia
internet
Forum Sitesi Kurma - MyBB Forum Sitesi Kurmak Hiç Bu Kadar Kolay Olmamıştı
RAŞiT TUNCA
BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik
ALLAH
BAYRAK
Radyo Karoglan
Foruma Misafir Olarak Gir
Forumda Neler Var
GALATASARAY
FENERBAHÇE
BEŞiKTAŞ
TRABZONSPOR
MiLLi TAKIM
ETKiNLiKLERiMiZ
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
» Latest member:
» Forum threads: 5,258
» Forum posts: 5,849
Read More / Comment 
