MUHAMMED
BAYRAK
| Welcome, Guest |
|
You have to register before you can post on our site. |
| Forum Statistics |
» Members: 7 » Latest member: Muhammed » Forum threads: 5,258 » Forum posts: 5,849 Full Statistics |
DOWNLOADEN
AYET
FELSEFEMiZ
Raşit Tunca Sözü
GÜZEL SÖZ
RASMUSSEN, Knud Johan Victor
Kuzey kutbuna ilk ulaşan Danimarkalı kâşif ve etnolog. 7 Haziran 1879 senesinde Grönland’ın Jakobshavn şehrinde doğmuş, 21 Aralık 1933 senesinde Danimarka’nın Gentofte şehrinde ölmüştür. Rasmussen küçüklüğünü Eskimolar arasında geçirdi, onların yaşayış şekillerini, lisanlarını, karlar üzerinde ulaşım metodlarını ve diğer birçok husûsiyetlerini öğrendi.
1902 senesinde Danimarka Grönland Araştırma Cemiyetinin bir üyesi ve kutup kâşifi olarak çalışmaya başladı. Thule Eskimolarının ihtiyaçlarını göz önüne alarak, ticârî bir şirket kurdu. Bu şirketin gelirleri daha sonra yaptığı keşif çalışmalarını finanse etti. İlk olarak 1912 senesinde Grönland’da Peter Freuchen ve iki Eskimo ile birlikte Peary Land buzluk sahasını geçti. İkinci teşebbüsü, Lange Koch ve İsveçli botanikçi Thorild Wulff ile birlikte 1916-1918 senelerinde Grönland’ın en kuzeyine ulaşmasıdır. Daha sonra 1919 senesinde, doğu Grönland’a yaptığı gezide ise Eskimo folklörü üzerine çalışmalar ve araştırmalar yaptı. Bu çalışmalarını üç cilt olarak Myths and Legends from Greenland adı altında bastırdı. 1921-1924 senelerinde ise Kanada’nın kuzeyindeki Eskimoların yaşayışlarını inceledi. Bu incelemelerini iki cilt hâlinde Across Arctic America adı altında bastırarak Kopenhag Üniversitesinden doktora derecesi aldı.
Öldüğü 1933 senesine kadar Eskimoların yaşayışlarını inceledi. Eskimoların kutup civârında yayılırken tâkip ettiği göç yollarını tespit etmeye çalıştı.
Kaynak
Rehber Ansiklopedisi
Kuzey kutbuna ilk ulaşan Danimarkalı kâşif ve etnolog. 7 Haziran 1879 senesinde Grönland’ın Jakobshavn şehrinde doğmuş, 21 Aralık 1933 senesinde Danimarka’nın Gentofte şehrinde ölmüştür. Rasmussen küçüklüğünü Eskimolar arasında geçirdi, onların yaşayış şekillerini, lisanlarını, karlar üzerinde ulaşım metodlarını ve diğer birçok husûsiyetlerini öğrendi.
1902 senesinde Danimarka Grönland Araştırma Cemiyetinin bir üyesi ve kutup kâşifi olarak çalışmaya başladı. Thule Eskimolarının ihtiyaçlarını göz önüne alarak, ticârî bir şirket kurdu. Bu şirketin gelirleri daha sonra yaptığı keşif çalışmalarını finanse etti. İlk olarak 1912 senesinde Grönland’da Peter Freuchen ve iki Eskimo ile birlikte Peary Land buzluk sahasını geçti. İkinci teşebbüsü, Lange Koch ve İsveçli botanikçi Thorild Wulff ile birlikte 1916-1918 senelerinde Grönland’ın en kuzeyine ulaşmasıdır. Daha sonra 1919 senesinde, doğu Grönland’a yaptığı gezide ise Eskimo folklörü üzerine çalışmalar ve araştırmalar yaptı. Bu çalışmalarını üç cilt olarak Myths and Legends from Greenland adı altında bastırdı. 1921-1924 senelerinde ise Kanada’nın kuzeyindeki Eskimoların yaşayışlarını inceledi. Bu incelemelerini iki cilt hâlinde Across Arctic America adı altında bastırarak Kopenhag Üniversitesinden doktora derecesi aldı.
Öldüğü 1933 senesine kadar Eskimoların yaşayışlarını inceledi. Eskimoların kutup civârında yayılırken tâkip ettiği göç yollarını tespit etmeye çalıştı.
Kaynak
Rehber Ansiklopedisi
RÂGIB İSFEHÂNÎ
Râgıb İsfahânî (Kasım 954, İsfahan[1] - 1108), 11. asrın Arapçaya hâkim Kur'an tefsîri konusundaki İslâm âlimlerindendir.[2][3] Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Adnan el-Cevherî, doğum tarihini Hicrî 343 olarak vermektedir. Hicret'ten sonra H.S. 502 (1108/1109)'de ölmüştür.[4][5][6] Aslen İsfahanlı olup Bağdat’ta yaşamıştır.
Biyografisi
El-Râgib El-İsfahânî, isminden de anlaşıldığı üzere İsfahan'da doğmuştur, fakat kesin doğum tarihi belli değildir.[4]
El-İsfahânî'nin kelâmdaki ekolü Eş'arî'ye yakındır. El-Îtiqâdât adlı bir eserinde El-İsfahânî, hem Mu'tezile'yi, hem de Şia'yı reddederek bu iki itikada bağlı olduğu görüşlerinin gerekçesiz olduğunu gösterir.[7] Mu'tezile fırkasına mensup olduğunu iddiâ edenler varsa da Fahreddîn-i Râzî Esâs üt-Takdîs adlı eserinde onun Ehl-i Sünnet îtikâdında olduğunu bildirmiştir.
El-İsfahânî İhvan-ı Safa'nın serbestçiliğine karşıydı ve yaratılışçılığı tercih ederdi.[8] Adâlet mefhumu, el-İsfahânî'nin tarifine göre kötülüğü "aynısıyla misilleme"dir.[9]
Eserleri
Eserleri ahlâktan dil bilimine ve İslâmî felsefeye kadar muhtelif konuları işler.[10]
Râgıb el-İsfahânî’nin ilmî gücü kendisini daha çok tefsir alanında göstermektedir. Onun Mâide sûresinin sonuna kadarki kısmı hakkında bilgi bulunan hacimli tefsiri ve tefsir usulüyle ilgili mukaddimesi önemlidir. Mukaddimede dil-anlam ilişkisine dair konulara temas eder. İlk üç bölümde kelimenin taksimi ve lafız-mâna ilişkisi üzerinde yoğunlaşır.
Edebiyatçı olarak el-İsfahânî, Arap edebiyatına da hâkimdi. Dikkatli bir şekilde konularına göre sınıflanmış edebî antolojisi münevver kesimde ağırlığı fazla olup hürmete şayan bir eser olarak bilinirdi.[11][12] Kendisi ayrıca dinî ve felsefî ahlâkı kaynaştıran erken dönem Müslüman yazarlardandır.[13]
Eserlerinin listesi
Ahlâk-ı Ragıb
Efânin'ul Belağa
Eş Şuara ve'l Belağa
Ez Zeria ilâ Mekarim'iş Şeria: Basılmış olan bu eseri İmâm-ı Gazâlî’nin yanından hiç ayırmadığı başvuru kaynağı olarak kullanıldığı ifade edilmektedir.
Hall'u Muteşabihât'il Kur’an
Kitab-ı fi'l İtikâd
El-Mufredat fî Gharib el-Kur’an: Bu eser, Kur'an'ın kelimelerinin lügat mânâlarını, iştikaklarını ve birbirine olan irtibatlarını anlatmaktadır. Birkaç defâ basılmış olan bu en meşhur eserlerinden biri, Türkçeye de tercüme edilmiştir.
Muhadarat'ul Udebâ
Tahkik'ul Beyan
Tefsir'ul Kur’an: Bir tefsir kitabı olan bu eserini tamamlayamamıştır.
Meşhur tefsir ve nahiv (dilbilgisi) âlimi. İsmi; Hüseyin bin Muhammed bin Mufaddal er-Râgıb el-İsfehânî’dir. Râgıb-ı İsfehânî diye meşhûr olmuştur. Doğum târihi kesin olarak bilinmemektedir. Aslen İsfehanlı olup, Bağdât’ta oturdu. 1108 (H.502) senesinde vefât etti.
İmâm-ı Gazâlî ile aynı asırda yaşayan, hayâtı ve hocaları hakkında fazla bilgi bulunmayan Râgıb-ı İsfehânî’nin Mûtezile fırkasına mensup olduğunu iddiâ edenler varsa da Fahreddîn-i Râzî Esâs-üt-Takdîs adlı eserinde onun Ehl-i sünnet îtikâdında olduğunu bildirmiştir. Fıkıhta Hanefî mezhebine tâbi olup, onun Mûtezilî olduğu rivâyeti yanlıştır.
Eserleri:
1) Tefsîr-ül-Kur’ân: Çok kıymetli bir tefsir kitabı olan bu eserini tamamlayamamıştır. 2) Müfredat-ül-Elfaz-il-Kur’ân: Bu eser, Kur’ân-ı kerîmin kelimelerinin lügat mânâlarını, iştikaklarını ve birbirine olan irtibatlarını anlatmaktadır. Birkaç defâ basılmıştır. 3) Muhâdarât-ül-Üdebâ, 4) Ahlâk-ı Râgıb, 5) Hallü Müteşâbihât-il-Kur’ân, 6) Tahkîk-ül-Beyân, 7) Kitâb fil-Îtikâd, 8) Efânîn-ül-Belâga, 9) Eş-Şuarâ vel-Büleğa, 10) Ez-Zerîa ilâ Mekarim-iş-Şerîa: Basılmış olan bu eseri, İmâm-ı Gazâlî’nin yanından hiç ayırmadığı rivâyet edilir.
Râgıb İsfahânî (Kasım 954, İsfahan[1] - 1108), 11. asrın Arapçaya hâkim Kur'an tefsîri konusundaki İslâm âlimlerindendir.[2][3] Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Adnan el-Cevherî, doğum tarihini Hicrî 343 olarak vermektedir. Hicret'ten sonra H.S. 502 (1108/1109)'de ölmüştür.[4][5][6] Aslen İsfahanlı olup Bağdat’ta yaşamıştır.
Biyografisi
El-Râgib El-İsfahânî, isminden de anlaşıldığı üzere İsfahan'da doğmuştur, fakat kesin doğum tarihi belli değildir.[4]
El-İsfahânî'nin kelâmdaki ekolü Eş'arî'ye yakındır. El-Îtiqâdât adlı bir eserinde El-İsfahânî, hem Mu'tezile'yi, hem de Şia'yı reddederek bu iki itikada bağlı olduğu görüşlerinin gerekçesiz olduğunu gösterir.[7] Mu'tezile fırkasına mensup olduğunu iddiâ edenler varsa da Fahreddîn-i Râzî Esâs üt-Takdîs adlı eserinde onun Ehl-i Sünnet îtikâdında olduğunu bildirmiştir.
El-İsfahânî İhvan-ı Safa'nın serbestçiliğine karşıydı ve yaratılışçılığı tercih ederdi.[8] Adâlet mefhumu, el-İsfahânî'nin tarifine göre kötülüğü "aynısıyla misilleme"dir.[9]
Eserleri
Eserleri ahlâktan dil bilimine ve İslâmî felsefeye kadar muhtelif konuları işler.[10]
Râgıb el-İsfahânî’nin ilmî gücü kendisini daha çok tefsir alanında göstermektedir. Onun Mâide sûresinin sonuna kadarki kısmı hakkında bilgi bulunan hacimli tefsiri ve tefsir usulüyle ilgili mukaddimesi önemlidir. Mukaddimede dil-anlam ilişkisine dair konulara temas eder. İlk üç bölümde kelimenin taksimi ve lafız-mâna ilişkisi üzerinde yoğunlaşır.
Edebiyatçı olarak el-İsfahânî, Arap edebiyatına da hâkimdi. Dikkatli bir şekilde konularına göre sınıflanmış edebî antolojisi münevver kesimde ağırlığı fazla olup hürmete şayan bir eser olarak bilinirdi.[11][12] Kendisi ayrıca dinî ve felsefî ahlâkı kaynaştıran erken dönem Müslüman yazarlardandır.[13]
Eserlerinin listesi
Ahlâk-ı Ragıb
Efânin'ul Belağa
Eş Şuara ve'l Belağa
Ez Zeria ilâ Mekarim'iş Şeria: Basılmış olan bu eseri İmâm-ı Gazâlî’nin yanından hiç ayırmadığı başvuru kaynağı olarak kullanıldığı ifade edilmektedir.
Hall'u Muteşabihât'il Kur’an
Kitab-ı fi'l İtikâd
El-Mufredat fî Gharib el-Kur’an: Bu eser, Kur'an'ın kelimelerinin lügat mânâlarını, iştikaklarını ve birbirine olan irtibatlarını anlatmaktadır. Birkaç defâ basılmış olan bu en meşhur eserlerinden biri, Türkçeye de tercüme edilmiştir.
Muhadarat'ul Udebâ
Tahkik'ul Beyan
Tefsir'ul Kur’an: Bir tefsir kitabı olan bu eserini tamamlayamamıştır.
Meşhur tefsir ve nahiv (dilbilgisi) âlimi. İsmi; Hüseyin bin Muhammed bin Mufaddal er-Râgıb el-İsfehânî’dir. Râgıb-ı İsfehânî diye meşhûr olmuştur. Doğum târihi kesin olarak bilinmemektedir. Aslen İsfehanlı olup, Bağdât’ta oturdu. 1108 (H.502) senesinde vefât etti.
İmâm-ı Gazâlî ile aynı asırda yaşayan, hayâtı ve hocaları hakkında fazla bilgi bulunmayan Râgıb-ı İsfehânî’nin Mûtezile fırkasına mensup olduğunu iddiâ edenler varsa da Fahreddîn-i Râzî Esâs-üt-Takdîs adlı eserinde onun Ehl-i sünnet îtikâdında olduğunu bildirmiştir. Fıkıhta Hanefî mezhebine tâbi olup, onun Mûtezilî olduğu rivâyeti yanlıştır.
Eserleri:
1) Tefsîr-ül-Kur’ân: Çok kıymetli bir tefsir kitabı olan bu eserini tamamlayamamıştır. 2) Müfredat-ül-Elfaz-il-Kur’ân: Bu eser, Kur’ân-ı kerîmin kelimelerinin lügat mânâlarını, iştikaklarını ve birbirine olan irtibatlarını anlatmaktadır. Birkaç defâ basılmıştır. 3) Muhâdarât-ül-Üdebâ, 4) Ahlâk-ı Râgıb, 5) Hallü Müteşâbihât-il-Kur’ân, 6) Tahkîk-ül-Beyân, 7) Kitâb fil-Îtikâd, 8) Efânîn-ül-Belâga, 9) Eş-Şuarâ vel-Büleğa, 10) Ez-Zerîa ilâ Mekarim-iş-Şerîa: Basılmış olan bu eseri, İmâm-ı Gazâlî’nin yanından hiç ayırmadığı rivâyet edilir.
RAMAZANOĞLU MAHMÛD SÂMİ
Son devrin din adamlarından. 1892 yılında Adana’da doğdu. Ramazanoğulları olarak bilinen âiledendir. Babası Müctebâ Bey, annesi Ümmügülsüm Hanımdır. İlk, orta, lise tahsilini Adana’da tamamladı. Yüksek tahsil için İstanbul’a geldi. Darülfünûn Hukuk Mektebine girerek bitirdi. Zâhirî ilimlerin yanında, tasavvufu öğrenmek istemesi onu hoca aramaya sevk etti. Bunun netîcesinde Erbilli Esad Efendiye talebe oldu. Kısa zamanda hocalarının yakın alâkası ile yetişti. Bir müddet sonra hocası tarafından memleketi olan Adana’ya gönderildi.
1951 yılında, İstanbul’a gelip, iki sene kadar kaldı. Hacca gidip dönüşte Şam’a yerleşti. Fakat burada fazla kalmayıp, dokuz ay sonra tekrar İstanbul’a geldi. Erenköy’e yerleşip, Zihnipaşa Câmiinde halka devamlı vâz ve nasîhatlarda bulunup öğüt verdi. 1979 yılında Mekke’ye göç edip, oraya yerleşti. 12 Şubat 1984 günü vefât ederek, Medîne’deki Cennetül-Bakî Kabristanına defnedildi.
Çok az konuşur, hiç kimseye “şunu yap, bunu yapma” demezdi. Peygamberin hayâtı, Eshâb-ı kirâmın önde gelenleri ve o devirdeki bâzı olaylar ile Kur’ân-ı kerîmden bâzı sûrelerin tefsîrine dâir çoğu sohbet şeklinde yazılmış dînî eserleri vardır.
Eserleri
Hazreti İbrahim (AS)
Hazreti Yusuf (AS)
Yunus ve Hud Sureleri Tefsiri
Bedir Gazvesi ve Enfal S.
Uhud Gazvesi
Tebük Gazvesi
Hazreti Ebu Bekir (RA)
Hazreti Ömer (RA)
Hazreti Osman (RA)
Hazreti Ali (RA)
Hazreti Halid İbni Velid (RA)
Ashab-ı Kiram (RA) (1-2)
Musâhabe (1-6)
Mükerrem İnsan
Fatiha Suresi Tefsiri
Bakara Suresi Tefsiri
Dualar ve Zikirler[1]
Kaynak
Rehber Ansiklopedisi
Son devrin din adamlarından. 1892 yılında Adana’da doğdu. Ramazanoğulları olarak bilinen âiledendir. Babası Müctebâ Bey, annesi Ümmügülsüm Hanımdır. İlk, orta, lise tahsilini Adana’da tamamladı. Yüksek tahsil için İstanbul’a geldi. Darülfünûn Hukuk Mektebine girerek bitirdi. Zâhirî ilimlerin yanında, tasavvufu öğrenmek istemesi onu hoca aramaya sevk etti. Bunun netîcesinde Erbilli Esad Efendiye talebe oldu. Kısa zamanda hocalarının yakın alâkası ile yetişti. Bir müddet sonra hocası tarafından memleketi olan Adana’ya gönderildi.
1951 yılında, İstanbul’a gelip, iki sene kadar kaldı. Hacca gidip dönüşte Şam’a yerleşti. Fakat burada fazla kalmayıp, dokuz ay sonra tekrar İstanbul’a geldi. Erenköy’e yerleşip, Zihnipaşa Câmiinde halka devamlı vâz ve nasîhatlarda bulunup öğüt verdi. 1979 yılında Mekke’ye göç edip, oraya yerleşti. 12 Şubat 1984 günü vefât ederek, Medîne’deki Cennetül-Bakî Kabristanına defnedildi.
Çok az konuşur, hiç kimseye “şunu yap, bunu yapma” demezdi. Peygamberin hayâtı, Eshâb-ı kirâmın önde gelenleri ve o devirdeki bâzı olaylar ile Kur’ân-ı kerîmden bâzı sûrelerin tefsîrine dâir çoğu sohbet şeklinde yazılmış dînî eserleri vardır.
Eserleri
Hazreti İbrahim (AS)
Hazreti Yusuf (AS)
Yunus ve Hud Sureleri Tefsiri
Bedir Gazvesi ve Enfal S.
Uhud Gazvesi
Tebük Gazvesi
Hazreti Ebu Bekir (RA)
Hazreti Ömer (RA)
Hazreti Osman (RA)
Hazreti Ali (RA)
Hazreti Halid İbni Velid (RA)
Ashab-ı Kiram (RA) (1-2)
Musâhabe (1-6)
Mükerrem İnsan
Fatiha Suresi Tefsiri
Bakara Suresi Tefsiri
Dualar ve Zikirler[1]
Kaynak
Rehber Ansiklopedisi
RAVDA-İ MUTAHHERA
Medîne’deki Mescid-i Nebî içinde bulunan mübârek yer. Buraya “Ravda-i mübâreke” ve “Ravda-i mukaddese” de denir. Ravda-i Mutahhera, Medîne Câmii içinde, Resûlullah’ın sallallahü aleyhi ve sellem kabr-i şerîfiyle câminin o zamanki minberi arasında olup, yirmi altı metre uzunluktadır. Ravda, “bahçe” demektir. O zamanki minber-i şerîf, üç basamak ve bir metre yüksekti. 654 yangınında tamâmen yandı. Çeşitli yıllarda, çeşitli minberler yapılmış, bugünkü on iki basamaklı mermer minberi Sultan Üçüncü Murâd Han 1590 (H. 998) da İstanbul’dan göndermiştir.
Yeryüzünün en kıymetli yeri Kâbe-i muazzama ve bunun etrâfındaki Mescid-i haram denilen câmidir. Bundan sonra, Medîne’deki Ravda-i mukaddesedir. Üçüncü olarak Mekke-i mükerreme şehridir. Ravda-i mutahhera, Mekke’den daha üstündür. Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem bir hadîs-i şerîflerinde buyurdular ki: “Kabrim ile minberim arasındaki yer, Cennet bahçelerinden bir bahçedir”. Burada yapılan ibâdetlerin kabûl edilmesi daha çok ümit edilir.
Hacca giden Müslümanlar, Mekke’deki hac vazîfelerini îfâ ettikten sonra, Medîne’ye gelirler. Medîne şehri uzaktan görülünce salât ve selâm getirilir. Sonra bu konuda yazılmış kitaplardaki duâlar okunur. Şehre veya mescide girmeden önce gusl abdesti alınır. Medîne’ye girince, yalnız kabr-i Nebî’yi (sallallahü aleyhi ve sellem) ziyârete niyet edilir. Şehirde edep ve saygı ile yürünülür ve namazda okunan salevât-ı şerîfeleri okuyarak ve duâ ederek mescide gelinip, minber yanındaki Ravda-i mutahherada iki rekat “Tehıyyet-ül-mescid”, iki rekat da “şükür namazı” kılınır. Duâdan sonra, kalkılıp edeple Hücre-i seâdete gelinir. Yüzü Peygamberimizin kabri tarafına dönerek sırası ile Peygamberimizin, hazret-i Ebû Bekr’in ve hazret-i Ömer’in kabirleri ziyâret edilip duâ edilir.
Kaynak
Rehber Ansiklopedisi
Medîne’deki Mescid-i Nebî içinde bulunan mübârek yer. Buraya “Ravda-i mübâreke” ve “Ravda-i mukaddese” de denir. Ravda-i Mutahhera, Medîne Câmii içinde, Resûlullah’ın sallallahü aleyhi ve sellem kabr-i şerîfiyle câminin o zamanki minberi arasında olup, yirmi altı metre uzunluktadır. Ravda, “bahçe” demektir. O zamanki minber-i şerîf, üç basamak ve bir metre yüksekti. 654 yangınında tamâmen yandı. Çeşitli yıllarda, çeşitli minberler yapılmış, bugünkü on iki basamaklı mermer minberi Sultan Üçüncü Murâd Han 1590 (H. 998) da İstanbul’dan göndermiştir.
Yeryüzünün en kıymetli yeri Kâbe-i muazzama ve bunun etrâfındaki Mescid-i haram denilen câmidir. Bundan sonra, Medîne’deki Ravda-i mukaddesedir. Üçüncü olarak Mekke-i mükerreme şehridir. Ravda-i mutahhera, Mekke’den daha üstündür. Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem bir hadîs-i şerîflerinde buyurdular ki: “Kabrim ile minberim arasındaki yer, Cennet bahçelerinden bir bahçedir”. Burada yapılan ibâdetlerin kabûl edilmesi daha çok ümit edilir.
Hacca giden Müslümanlar, Mekke’deki hac vazîfelerini îfâ ettikten sonra, Medîne’ye gelirler. Medîne şehri uzaktan görülünce salât ve selâm getirilir. Sonra bu konuda yazılmış kitaplardaki duâlar okunur. Şehre veya mescide girmeden önce gusl abdesti alınır. Medîne’ye girince, yalnız kabr-i Nebî’yi (sallallahü aleyhi ve sellem) ziyârete niyet edilir. Şehirde edep ve saygı ile yürünülür ve namazda okunan salevât-ı şerîfeleri okuyarak ve duâ ederek mescide gelinip, minber yanındaki Ravda-i mutahherada iki rekat “Tehıyyet-ül-mescid”, iki rekat da “şükür namazı” kılınır. Duâdan sonra, kalkılıp edeple Hücre-i seâdete gelinir. Yüzü Peygamberimizin kabri tarafına dönerek sırası ile Peygamberimizin, hazret-i Ebû Bekr’in ve hazret-i Ömer’in kabirleri ziyâret edilip duâ edilir.
Kaynak
Rehber Ansiklopedisi
RAHLE
Alm. Kleiner Leseständer (m), Fr. Espece de pupitre (m) bas, İng. Low reading desk. Üzerinde kitap okumaya yarar, küçük, alçak masa. Rahleler ya açılıp kapanabilen X şeklinde veya üzeri düz küçük masa olabilir. Türk-İslâm sanatında tahta oymacılığı ve kakmacılığın en güzel nümûnelerini taşırlar.
Özellikle Kur’ân-ı kerîme bir saygı nişânesi olan rahleler, motifleriyle ceddimizin ince sanat zevkini gösterir. Sanatın bütün kollarında olduğu gibi rahle îmâlâtında da zirveye çıkan Osmanlı sanatkârları, malzeme olarak sedef, fildişi ve kemiklerle süslemişlerdir. Hattâ ödağacından îmâl edilmiş rahlelerin olması Kur’ân-ı kerîme gösterilen saygının önemindendir.
Rahlelerin genellikle açılıp kapanan tarzda olmaları malzemelerinin dayanıklı olmasını gerektirir. Bu sebeple rahleler, meşe, abanoz, ceviz tahtasından îmâl edilirdi. Tahtaların zamanla kamburlaşmaması için rahle îmâlinde kullanılacak tahtanın dik biçme tarzında kesilmiş ve kurutulmuş, budaksız, çatlaksız olmasına önem verilirdi.
Rahle ölçüleriyse umûmiyetle şöyleydi: Eni boyunun üçte biri olup, geçme dişleri de, rahle boyunun üçte birinden açılırdı. Dişler tek olursa ortadan açılır ve şekilleri birbirine benzerdi. Yekpare tahtadan, açılır kapanır rahleler ilk defâ Anadolu Selçukluları tarafından yapılmıştır. Selçuklu sanatkârları kullandıkları malzemenin tahta olması sebebiyle, sanatlarını oyma ve kabartma üzerinde göstermişlerdir. Önceleri sâde tahta üzerinde gösterilen zerâfet, 15 ve 16. asırlardan îtibâren fildişi, sedef, abanoz, bağa gibi malzeme kullanarak muhteşem örnekler ortaya konulmuştur.
Kaynak
Rehber Ansiklopedisi
Alm. Kleiner Leseständer (m), Fr. Espece de pupitre (m) bas, İng. Low reading desk. Üzerinde kitap okumaya yarar, küçük, alçak masa. Rahleler ya açılıp kapanabilen X şeklinde veya üzeri düz küçük masa olabilir. Türk-İslâm sanatında tahta oymacılığı ve kakmacılığın en güzel nümûnelerini taşırlar.
Özellikle Kur’ân-ı kerîme bir saygı nişânesi olan rahleler, motifleriyle ceddimizin ince sanat zevkini gösterir. Sanatın bütün kollarında olduğu gibi rahle îmâlâtında da zirveye çıkan Osmanlı sanatkârları, malzeme olarak sedef, fildişi ve kemiklerle süslemişlerdir. Hattâ ödağacından îmâl edilmiş rahlelerin olması Kur’ân-ı kerîme gösterilen saygının önemindendir.
Rahlelerin genellikle açılıp kapanan tarzda olmaları malzemelerinin dayanıklı olmasını gerektirir. Bu sebeple rahleler, meşe, abanoz, ceviz tahtasından îmâl edilirdi. Tahtaların zamanla kamburlaşmaması için rahle îmâlinde kullanılacak tahtanın dik biçme tarzında kesilmiş ve kurutulmuş, budaksız, çatlaksız olmasına önem verilirdi.
Rahle ölçüleriyse umûmiyetle şöyleydi: Eni boyunun üçte biri olup, geçme dişleri de, rahle boyunun üçte birinden açılırdı. Dişler tek olursa ortadan açılır ve şekilleri birbirine benzerdi. Yekpare tahtadan, açılır kapanır rahleler ilk defâ Anadolu Selçukluları tarafından yapılmıştır. Selçuklu sanatkârları kullandıkları malzemenin tahta olması sebebiyle, sanatlarını oyma ve kabartma üzerinde göstermişlerdir. Önceleri sâde tahta üzerinde gösterilen zerâfet, 15 ve 16. asırlardan îtibâren fildişi, sedef, abanoz, bağa gibi malzeme kullanarak muhteşem örnekler ortaya konulmuştur.
Kaynak
Rehber Ansiklopedisi
Çocuk İsimleri
A
Abbâs, A. Aslan, kahraman
Abdi, A. İtaat eden
Abdulaziz, A. İzzet, kudret, şeref sahibi Allah'ın kulu
Abdulbaki, A. Ezelden ebede varolan Allah'ın kulu
Abdulhamit, A. Hamd olunan Allah'ın kulu
Abdulkerim, A. Çok cömert olan Allah'ın kulu
Abdullah, A. Allah'ın kulu
Abdurrahman, A.Rahmet sahibi Allah'ın kulu
Abidin, A. İbadet edenler, kulluk edenler
Abuzer, A. Altın suyu, altın suyu gibi parlak
Acahan, T. Amca, saygıdeğer, büyük
Acar, T. Cesur, becerikli
Aclan, A. Hızlı, aceleci
Acun, T. Kainat, Dünya
Adal, T. Nam kazan, ün al
Adem, A. Allah'ın yarattığı ilk insan
Adil, A. Adaletli, dürüst davranan
Adnan, A. Cennetin yüksek yerlerine verilen ad
Affan, A. Haramdan uzak olan
Afşin, T. Türkistan da beylere verilen ünvan
Agah, F. Uyanık, basiret sahibi
Ahmed, A. Öğülmüş, hamd eden
Ahsen, A. Yakışıklı, güzel
Akalp, T. Dürüst ve yiğit insan
Akay, T. Tam ışıklı dolunay
Akbatun, T. Yiğit, cesur insan
Akbay, T. Saygıdeğer, varlıklı, temiz kişi
Akbuğ, T. Saçı sakalı savaşlarda ağarmış
Akbulut, T. Uğurlu olduğuna inanılan beyaz bulut
Akcan, T. İyi kalpli, samimiyetine inanılan
Akcebe, T. Beyaz zırh giyen
Akel, T. Eli temiz, güvenilir
Akgün, T. Herkesin sevindiği zaman
Akhan, T. Soyu temiz sevilen adil hakan
Akhun, T.Güney Hun Devleti
Akın, T. Düşmanı istila hareketi
Akif, A. Dünyaya kiymet vermeyen
Akman, T. Güzel iffetli, temiz kimse
Akna, A. Kanaatkâr
Aktekin, T. İtibarlı, ahlakı temiz, yiğit kişi
Aktolga, T.Uğurlu savaş başlığı
Aktuğ, T. beyaz tuğ
Alaaddin, A. Din büyüğü
Algan, T. Fetheden, alan
Ali, A. Büyük, şerfli
Alican, A. F. Cana yakın, sıcakkanlı
Alişan, A. Şan ve şerefli
Alp, T. Cesur, kahraman
Alparslan, T. Aslan gibi güçlü
Alpay, T. Kahraman, yiğit
Alper, T. Cesur erkek
Alpertunga, T. Sakaların son hükümdarı
Altan, T. Tatar hanlarına verilen ünvan
Altay, T. Orta Asya'da sıra dağlar
Altuğ, T. Kırmızı tuğ
Aras, A. Yorgun, bitkin
Arda, T. Nişan almak için dikilen değnek, çelik kalem
Arif, A.Çok bilgili anlayışlı, ileri görüşlü
Arslan, T. Hayvanların kralı
Artaç, T. Dost, aynı meslekte olan
Artan, T. Fazlalık, üstünlük
Artuk, T. Artuk beyliğini kuran bir Selçuklu komutanı
Asaf, A. Vezir, Hz. Süleymanın ünlü veziri Asaf bin Berhiya
Asım, A. Günah işlemeyen
Ata, T. Babadan önceki büyükler
Atakan, T. Korkusuz
Atalay, T. Ünlü kimse
Atilla, T. Harpçi, fetheden, bir Türk hakanı
Avni, A. Yardım eden, yardım gören.
Aybars,T. Hun hakanı Attila'nın amcası.
Aydın,T. Işıklı, parlak, okumuş, kültürlü kişi
Ayhan, T Oğuz Han'ın ikinci oğlu.
Aykut, T. Ödül, mükafat, mübarek kutlu ay.
Aytaç, T. Başa takılan aya benzer taç.
Ayvaz, A. Ermeni uşak
Azmi, A. Azimli, güçlü
Aziz, A.Her şeye galip. Allah'ın isimlerinden
Abakay, T. Sibirya Türk kadınlarının ünvanı
Abidan, F, İbadet edenler, kulluk edenler
Abu, F. Nilüfer çiçeği
Abudane, F. Takdir edilmiş rızık
Abutab, F. Güzellik, parlaklık, letafet
Acel, A. Çok aceleci
Acla, A. Aceleci, eli çabuk
Acunbike, T. Dünya güzeli hanım.
Açalya, Y. Çiçekleri kokmayan bir bitki
Açılay, T, Ayın bulttan çıkışı
Adalet, A. Dengeli davranma, hakka riayet
Adeviye, A. İyilik, yardımseverlik
Adile, A. Adalete uygun iş yapan
Adniye, A. Cennetlik
Afet, A. Çok güzel kadın, büyük bela
Afife, A. İffet sahibi namuslu temiz kadın
Afitab, F. Güzel yüzlü kadın
Ağbet, T. Yüzü nurlu
Ağniya, A. Gözü ve gönlü tok olanlar, manevi zenginliğe sahip
Ahilla, A. Sadık halis ve candan dostlar
Ahire, A. Sonuncu
Ahsen, A. Çok güzel
Ahter, F. Yıldız, baht, talih
Ahteran, F. Yıldızlar
Ahu, A. Ceylan, ceylan gözlü güzel kadın
Ahzan, A. Yeşil
Ajda, F. Düz olmayan, delik, deşik
Akay, T. Tam ışıklı dolunay
Akbegüm, T. Hayırlı, uğurlu kadın
Akel, T. Eli uğurlu, bereketli.
Akile, A. Diyet ödeyen
Akife, A. Çok ibadet eden
Akmer, A. Ay gibi yüz aydınlık.
Aksu, T. Berrak,temiz su
Alesta, İ. Hazır durumda, tetikte
Alev, T . Ateşin dili
Aliye, A. Yüksek, tepe
Amade, F. Hazı, emir bekleyen
Anber, A. Güzel koku
Anise, A. Cana yakın
Arca, A. Namuslu, temiz
Arife, A. Çok bilgili anlayışlı, ileri görüşlü
Armağan, F. Hediye
Arzu, F. İstek, heves.
Arzuman, E.T. Şiddetli istek
Asel, A. Bal
Asena, T. Dişi kurt
Asfiya, A. Her türlü kötülükten arınmış, ermiş
Asiye, A. Hastabakıcı, hüzünlü, kederli
Aslı, A. Soy, başlangıç
Asude, F. Huzurlu, sakin, sessiz
Asuman, F. Gök, sema
Asya, Y. Kıta ismi
Atifet, A. İyilik, karşılık beklemeden duyulan sevgi
Avniye, A. Yardımcı, Osmanlı'da asker yağmurluğu
Aybike, T. Yüzü ay gibi kadın
Aycan, T. Aya benzer sevimli
Ayça, T. Ay gibi
Aydan, T. Ay parçası
Ayfer, T. F. Ay ışığı
Ayla, T. Hale, Ay'ın etrafındaki beyaz ışık çemberi.
Aylin, T. Ayın parçası olan
Aynur, T. A. Ay gibi ışıklı, nurlu
Aynüssafa, A. Çiçekleri eczacılıkta kullanılan bir bitki
Aypare, T. F. Ay parçası
Aysel, T. Ay gibi parlak güzel
Aysu, T. su gibi duru, ay gibi nurlu.
Aysun, T. Ay gibi güzel
Ayşe, A. Sıkıntısız rahat yaşayan
Ayşegül, A. Gül gibi hoşa fiden, gönül ferahlatan
Ayşen, T. Şen, neşeli gülen
Ayşenur, A. Nurlu kadın
Ayten, T. Teni beyaz lekesiz olan
Azade, A. Hür, serbest
Azer, F. Ateş
Azize, A. (Hristiyanlıkta) Ermiş kadın.
Azlal, A. Gölgeler
Azra, A. Bakire, kız, kız oğlan kız (Hz.Meryem için kullanılır)
Azze, A. Aziz, olsun anlamında, dua da geçer
B
Babür, A. Kaplan
Bahadır, T. Kahraman, yiğit
Bahaeddin, A. Dinin güzelliği
Bahri, A. Denize ait, deniz ördeği
Bahtiyar, F. Mutlu, mesut.
Baki, A. Allah'ın isimlerinden,Varlığının sonu olmayan
Balamir, T. Gürbüz iri yapılı
Balkan, T. Sık ormanlık, sıradağlar
Bani, A. Kuran, kurucui tesis eden kimse
Barak, T. Ağaçlara saran büyük asma.
Baran, F. Yağmur
Barbaros, İ. Kızıl sakallı.
Barış, T. İki yanın uzlaşması, anlaşması
Barkın, T. Gezgin
Barlas, T. Kahraman, yürekli, savaşçı, bir türk boyu
Bartu, T. Eski bir Türk kağanı
Basri, A. Basra ahalisinden
Battal, A. Hantal, çok büyük. Yürekli, cesur
Batur, T. Yiğit, kahraman,
Baybora, T. Büyük fırtına
Bayhan, T. Zengin, cömert, güçlü hükümdar
Bayram, E.T. Toplu halde sevinilen gün
Bedir, A. Ayın ondördü dolunay
Bedreddin, A. Dinin aydınlığı
Bedri, A. Dolunay gibi güzel, dolu altın kesesi
Behçet, A. Güleryüzlülük, sevinçli olma.
Behlül, A. Hayırlı işlere koşan, cömert
Behram, F. İran mitelojisinde bir melek ismi, Merih gezegeni
Bekir, A. Yeni doğmuş olan, erken kalkan
Beldar, F. Askeri harekatta yolları açıp düzelten kimse
Bera, A. Fazilet, olgunluk
Berat, A. Müsaade, izin, Berat Gecesi
Berk, E.T. Sağlam, kuvvetli
Berkant, T. Bozulmaz, sağlam yemin
Berke, T. Kama, hançer
Berksu, T. Kaynağı kurumayan soğuk su.
Berter, F. En yüksek
Besim, A. Güler yüzlü
Beşir, A. Müjdeleyici
Bilal, A. Islak, ıslatan. İlk müezzin Bilal-i Habeşi
Binali, A. Ali'nin oğlu
Birol, T. Tek ol
Bora, İ. Ansızın çıkan şiddetli rüzgar
Boran, İ. Rüzgar,şimşek ve yağmurlı bozuk hava
Buğra, E.T. Erkek deve, erkek turna
Buhari, A. Buharalı
Bumin, T. Göktürk hakanı
Burak, Peygamberimizin binitinin ismi
Burhan, A. Delil, ispat
Burhaneddin, A. Dinin delili
Bülent, F. Yüksek, yüce
Bünyamin, A. Yakup A.S.'ın küçük oğlu
Bürkan, A. Yanardağ, volkan Bahar, F. Bir mevsim
Bahire, A. Apaçık, besbelli
Bahriye, A. Deniz kuvvetleri
Bahter, F. Güneşin battığı taraf, batı
Bahtıser, F. Şanslı
Banu, F. Soylu ve asil kadınlara verilen ünvan
Barçın, T. Bir cins ipekli kumaş
Başak, T. Hububatın tanelerini taşıyan uç kısmı.
Bedia, A. Yeni ve görülmedik güzel şey
Bedihe, A. Hazırcevaplılık
Bedriye, A. Ay gibi güzel, nurlu kadın
Begim, T. Kibar hanımefendi
Begüm, ?. Hint prenseslerine verilen ünvan
Beha, A. Güzellik, zerafet
Behice, A. Şen, şakrak, güzel kadın
Behiye, A. Parlak, ince, alımlı kadın.
Behre, A. Kısmet, nasip, pay, hisse
Behredar, F, Nasipli, nasiplenmiş
Bekriye, A. İlk kız çocuğu, her şeyin evveli
Belemir, A. Peygamber çiçeği
Belen, T. Dağ geçidi
Belgin, T. Alamet, nişan
Belinay, Ayın göl yüzeyine yansıması
Beliz, Mucize ve işaret.
Belkıs, A. Süleyman a.s.'ın eşi. Saba Melikesi
Bengi, E.T. Sonu olmayan, ebedi
Bengisu, T. Abıhayat, içenin ölmediğine inanılan su
Bengü, T. Başlangıçı ve sonu olmayan
Berca, F. Uygun, yerinde, münasip
Berceste, F. Seçilmiş, güzel
Bercis, F. Müşteri Yıldızı
Berçin, F. Toplayıcı
Beren, Tanınmış; güçlü kuvvetli. 2. Akıllı 3.Kadife Kumaş
Berfin, F. Kardan, karla kaplı
Beria, A. Güzellik ve olgunluğu ile dikkati çeken
Beril, Y. Mücehvercilikte kullanılıan zümrüt ve zebercet
Berna, F. Genç, yiğit, delikanlı
Berra, A. Özü sözü doğru, hayırsever, cömert kadın.
Berrin, F. Ulu, yüksek.
Berru, İyilik eden, sözünü yerine getiren
Besime, A. Güleryüzlü, şen kadın
Betül, A. Kendini Allah'a adamış kadın
Beyda, A. Çöl, sahra
Beyhan, A. Sır tutmaz, bildiğini söyleyen
Beyza, A. Çok beyaz, günahsız
Bihter, F. Çok iyi
Billur, A. Duru, berrak, tertemiz, cam kristal
Binnaz, F. Allah'a çok yalvaran kadın.
Birce, T. Bir tanecik, biricik
Birsen, T. Bir tek sen.
Buğlem, Cenneti müjdeleyen melek
Buket, F. Çiçek demeti
Burcu, T. Hoşa giden koku
Burçak, T. Baklagillerden bir bitki
Burçe, Küçük takım yıldız
Burçin, T. Dişi geyik
Buse, F. Öpücük
Bute, F. Kuyumcuların altın ve gümüş erittiği kap
Bürde, A. Gece üste örtülen, gündüz giyilen bir elbise
Bürke, T. Martı, Göl
Büşra, A. Müjde
C
Cabir, A. Zor kullanan, kırıkçı, çıkıkçı
Cafer, A. Dere, çay.
Cahit, A. Gayretli, çalışan. Cihad eden
Can, F. Ruh. Cesedin diriliğini sağlayan öz.
Canip, A. Yabancı, garip
Cavit, F. Devamlı, sonsuz
Celal, A. Yücelik, büyüklük, ululuk, öfke, kızgınlık
Celaleddin, A. Din için öfkelenme
Celil, A. Ululuk ve büyüklük sahibi, Allah'ın isimlerinden
Cem, A. Topluluk, kalabalık
Cemal, A. Yüz, yüz güzelliği
Cemaleddin, Dinin nuru, yüzü.
Cemil, A. Erkeğin güzel, hoş olanı.
Cenap, A. Şerefli, hürmetli
Cengiz, T. Türk Moğol Hanı, Güçlü, kuvvetli
Cenk, F. Savaş
Cevad, A. Cömert, bağışlayan
Cevdet, A. Olgunluk, güzellik
Ceyhun, T. Tevrata göre Cennetteki dört ırmaktan biri
Cezmi, A. Sözünden dönmez, kararlı.
Cihad, A. Din uğruna savaşmak.
Cihan, F. Dünya
Cihangir, F, Dünyaya hükmeden
Cumali, A. Cuma günü doğan çocuk
Cumhur, A. Millet, halk.
Cüneyt, A. Genç savaşçı
Cahide, A. Çalışan, gayret eden
Canan, F. Sevgili, sevilen kadın
Candan, F. Davranışlarında yakınlık olan samimi
Cannisar, F. Canını feda eden.
Cansın, T. Candan ayırt edilmez
Cavidan, F. Devamlı, ebedi, kalıcı olan
Celile, A. Mertebesi yüksek olan kadın
Cemile, A. Güzel, cilveli, gözalıcı
Ceren, T. Ceylan
Ceyda, A. Boynu uzun güzel
Ceylan, T. Güzel gözlü geyik cinsi bir hayvan
Ceylin, A. Cennete açılan kapı
Cüveyriye, A. Kadıncık, kızcağız , Peygamberimizin Berre isimli hanımına verdiği isim
Ç
Çağatay, (?) Cengiz Han'ın ikinci oğlu
Çağlar, T. Çağlayan
Çağrı, T. Selçuklu komutanı. Çakır gözlü, seslenme
Çetin, T. Sert, inatçı, erişilmez.
Çağla, T. Henüz olgunlaşmamış meyve
Çağlayan, T. Şelale
Çeşminaz, F. Nazlı nazlı bakan göz, güzel gözlü sevgili
Çiğdem, T. Bir çiçek.
Çolpan, E.T. Çoban yıldızı
D
Dağhan, T. Oğuz Han'ın beşinci oğlu
Dalokay, T. Herkesin beğendiği, hoşa giden
Danişmend, F. Akıl danışılan. Bir Selçuklu komutanı.
Davud, IB. Peygamber ismi
Derviş, F. Kendisini Allah'a ibadete vermiş
Devlet, A. Talih, büyük rütbe
Devran, A. Kader, talih, Dünya
Dilaver, F. Cesur, yiğit, yürekli
Dilhan, F. Samimi, içten konuşan
Dilmaç, T. Tercüman
Dinç, T. Sağlıklı, güçlü, kuvvetli
Doğan, T. Yırtıcı bir kuş
Durmuş, T. Çoçuk yaşasın diye verilen isim
Dursun, T.Çoçuk yaşasın diye verilen isim
Dündar, F. İnci, sevgili Damla, T. Sıvıdan ayrılıp düşen parça
Defne, Y. Bir bitki.
Demet, Y. Bir araya getirilip bağlanmış deste
Deniz, T. Büyük su kütlesi
Derya, F. Deniz
Diba, F. Atlas, alaca renkli ipek kumaş
Didar, F. Güzel görünümlü kadın
Dicle, T. Bir nehir ismi
Didem, F. Gözüm
Dilara, F. Gönül okşayan
Dildade, F. Sevdalı
Dilek, T. Arzu
Dilruba, F. Gönül alan
Dilşad, F. Gönlü şen, sevinçli
Dudu, Tatlı dilli, yaşlı Ermeni kadını
Duhter, F. Kız çocuğu
Dürdane, F. Sevgili, İnci tanesi
Dürefşan, F. İnci gibi söz söyleyen
Dürre, A. İnci Tanesi
Dürriye, A. İnci gibi parlak
E
Edib, A. Edebiyatla uğraşan.
Ediz, T. Dağların tepesi, doruk.
Efekan, T. Efe soyundan gelen
Ekmel, A. Mükemmel olan, en kamil
Ekrem, A. Çok şeref sahibi
Emin, A. Korkusuz kimse
Emrah, F. Erzurum ve Ercişli şairlerin adı
Emre, T. Hak aşığı
Ender, T. Seyrek bulunan
Enes, A. İnsan
Engin, T. Açık deniz, alçak ve çukur yer
Enis, A. Dost, sevgili
Enver, A. Çok parlak, daha nurlu
Eray, T. İlk ay
Erbek, T. Yiğit, cesur
Ercan, T. Korkusuz kişi
Ercüment, F. Haysiyetli, seçkin, saygın, şerefli
Erdal, T. Erken yeşeren dal
Erdem, T. Fazilet, liyakat
Erdinç, T. Kuvvetli erkek
Erdoğan, T. Erken doğan erkek çocuğu
Eren, T. Ermiş
Ergün, T. Uysal kişi, Sulu saf kar, iyi koşan at
Erhan, T. Adil iyi hükümdar
Erkan, T. Yiğit, soylu
Erman, T. Pişman olma, istek
Erol, T. Yiğit erkek ol, sözünde dur
Ersan, T. Adıyla, sanıyla ünlenmiş kişi
Ertan, T. İlk tan ağarması
Ertuğrul, T. Temiz yürekli doğru erkek.
Esad, A. Çok hayırlı, çok mutlu
Eser, A. Tesir, etki, gitmiş veya geçmişten izler
Eşref, A. Şerefli, aziz
Ethem, A. Karayağız
Eymen, A. Daha uğurlu, çok talihli, hayırlı, sağ yandaki
Eyüp, Kur'an da adı geçen Sabır timsali bir Peygamber
Ebhar, A. Denizler
Ebrar, A. İyi huylu,doğru, dürüst
Ebru, F. Kaş, bir süsleme sanatı
Ece, T. Güzel kadın, kraliçe, ana
Ecem, T, Kraliçem, büyüğüm, anam
Ecmel, A. Çok güzel, şık
Eda, A. Cilve, naz
Efnan, A. Cennetteki çeşitli güzellikler
Ela, A. Göz rengi
Elçin, T. Demet, Ağustos böceği
Elfida, A. Feda etme
Elif, A. Dost, İslami alfabenin ilk harfi
Elmas, A. Bir mücehver
Emel, A. Gerçekleştirilmesi zamana bağlı istek
Emine, A. Emin. Korku ve endişesi olmayan
Emire, A. Kadın hükümdar
Emriye, A. Emire ait
Enise, A. Cana yakın, dost
Eribe, A. Olgun, anlayışlı
Erma, A. Cilveli, çok güzel
Esen, T. Sağlam, sağlıklı
Eser, A. İz, işaret, yapıt
Esin, T. İlham
Eslim, A. Teslimiyet, Allah'a teslim olan
Esma, A. Adlar, işitme,
Esra, A. Hızlı, çabuk, esirler
Ezgi, T. Kulağa hoş gelen ses veya söz dizgisi
F
Fadıl, A. Erdemli, faziletli
Fahreddin, A. Dinin övdüğü, seçkin
Fahri, A. Karşılık beklemeden yapılan iş
Faik, A. Manevi olarak üstün, seçkin
Faruk, A. Doğruyu yanlıştan ayıran
Fatih, A. Fetheden
Fazlı, A. Erdemli, iyiliksever
Fecri, A. Tan yeri ağarması
Ferdi, A. Özel, şahsi
Ferhad, A. Rahatlık, sevinç
Feridun, A. Kıymetli cevher, sekizinci gök
Ferit, A. Avcı kuş, katılaşmış şey
Ferruh, F. Aydın insan, nur yüzlü
Fethi, A. Fetihle ilgili
Fethullah, Allah'ın fetih kısmet ettiği, dinin açılması
Fevzi, A. Zafer kazanan
Feyiz, A. Nimet, ihsan, bereket
Feyzullah, A. Allah'ın bereketi, bolluğu, ilim verdiği
Feyyaz, A. Çok feyizli, bolluk bereket veren
Fırat, A. Tatlı su, bir nehir ismi
Fikret, A. Murat, maksat, idrak, düşünme
Fuad, A. Gönül, yürek
Fahriyye, A. Öğünülen kadın
Fatma, A. Peygamberimizin (s.a.v) kızı
Fazilet, A. Güzel huy, manevi kuvvet
Fehime, A. Akıllı, anlayışlı
Ferahna, A. F. Bolluk, genişlik
Feray, F. T. Süs, parlak ay
Ferda, F. Yarın, öbür dünya
Feride, A. Gururlu, kibirli
Feriha, A. Sevinçli, rahat
Ferzan, F. Emsallerinden ileri
Fethiye, A. Fethe ait.
Fevziye, A. Kurtuluşa eren
Feyza, A. İlim, irfan, çokluk, bolluk
Figen, F. Yıkıcı, atıcı
Fikriye, Düşünceli, fikre bağlı
Firdevs, A. Cennet bahçesi
Firuze, F. Değerli bir taş
Fitnat, A. Zihin açıklığı, çabuk kavrayan anlayışlı olan
Fulya, İ. Bir çiçek
Funda, T. Küçük ağaçcık
Füruzan, F. Parlak, parlayan
Füsun, A. Büyü, büyüleyici
G
Gaffar, A. Günahları affedici,Allah'ın isimlerinden
Gafur , A.Bağışlayıcı, örten, Allah'ın isimlerinden
Gani , A. Çok zengin, Allah'ın isimlerinden
Gazanfer, A. Aslan, yiğit, korkusuz
Gediz, T. Su birikintisi
Gevheri, F. Pırlanta gibi, cevher kimse
Gıyaseddin, A. Dinin yayılmasında yardımcı olan
Giray, T. Kudretli, Kırım Hanları sülalesinin adı
Gökmen, T. Mavi gözlü ve sarışın
Göktürk, T. Tarihte adı Türk olan ilk devlet
Görkem, T. İhtişam, gösteriş, heybet
Gültekin, T. Bilge Kağanın ağabeyi, güvenilir, faydalı
Günhan, T. Mete Han'ın birinci oğlu
Gürhan, T. Han, hükümdar
Güvenç, T. Kendine itimat, güvenme Gamze, A.. Çene ve yanaktaki çukurluk
Gaye, A. Maksat, hedef
Gizem, T. Aklın erişemdediği açıklanamıyan, sır.
Gonca, F. Tomurcuk, henüz açmamış gül
Gökçe, T. Mavimsi, Azerbaycan'da bir gölün adı.
Gönül, T. Kalpde var sayılan duygu kaynağı
Gül, F. Peygamberimizin (s.a.v.) sevdiğiçiçek
Gülbanu, F. Gül gibi güzel hanım
Gülben, F. Benleri güle benzeyen güzel kadın
Gülberk, F. Gülün yaprağı
Gülcan, F. Sevimli, gül gibi güzel kadın
Gülçin, F. Gül toplayan
Güldem, F. Gül mevsimi
Gülnaz, F. Gül gini nazlı
Gülfem, F. Küçük gül ağızlı
Gülizar, F. Al yanaklı
Gülriz, F. Gül serpen
Gülseren, F. Gül dağıtan
Gülsüm, A. Yanakları ve yüzü dolgun
Gülşen, F. Gül bahçesi
Güzide, F. Beğenilmiş, seçilmiş
H
Habib, A. Seven, sevgili dost, sevilen dost
Hakan, T. Eski Türk hükümdarlarına verilen ünvan.
Hakkı, A. Doğruluk ve insaf sahibi
Haldun, A. Sürekli olanlar
Halid, A. Yaşından küçük görünen
Halil, A. Allah'ın dostu
Halim, A.Yumuşaklık gösterici, Allah'ın isimlerinden
Halis, A. Saf, hilesiz
Haluk, A. İyi huylu, insaniyetli, geçimli
Hamdi, A. Şükreden. Allah'ı sevmek ve övmek
Hami, A. Koruyan, sahip çıkan, gözeten
Hamîd,, A.Hamd edilen, övülen, Allah'ın isimlerinden
Hamza, A. Heybetli, aslan, azametli
Harun, A. Peygamber ismi.
Hâris, A. Bekçi, gözcü, kollayıcı
Hasan, A. Güzellik, iyilik, hoşluk
Hasbi, A. İsteyerek ve karşılık beklemeden yapılan
Hasib, Hesap görücü, Allah'ın isimlerinden
Haşim, A. Muhteşem, gösterişli, doğrulayan
Haşmet, A. Büyüklük, ihtişam, alçak gönüllülük
Hayati, A. Canlılık, önemli olan
Haydar, A. Arslan, Hz.Ali'nin (r.a.) lakabı
Hayreddin, A. Mübarek insan, dinde hayırlı olan
Hayri, A. İyiliksever, hayırsever
Hızır, A. Bir peygamber veya evliya ismi
Hidayet, A. Allah'ın ilhamı ile doğru yolu bulmak
Hikmet, A. Ahlaki söz, Eşyanın hakikatına vakıf olmak
Hulagü, A. Abbasi devletini yıkan İlhanlı hülkümdarı
Hud, A. Peygamber ismi, Çok saygı, hürmet, ululuk
Hulusi, A. Candan davranan, samimi
Hurşid, F. Güneş
Hüdai, A. Hidayete ermiş
Hüsameddin, A. Dinin keskin kılıcı
Hüseyin, A. Sevilen küçük çocuk
Hüsnü, A. Güzel, iyilik sahibi
Hüsrev, F. Padişah
Habibe, A. Sevgili, sevilen dost
Hacer, A. Kaya, taş. Hz.İsmail (a.s.)'ın annesi
Hafize, A. Kur'an-ı Kerimi ezbere bilen
Hale, A. Ay ve Güneş etrafında görünen ışıklı halka
Halide, A.Yaşından küçük görünen
Halime, A. İnsanı hoş tutan, yumuşak huylu
Hamide, F. Allah'a (c.c.) şükreden, hamdeden
Hamiyet, A. Fazilet, insanlık, vatanseverlik
Handan, F. Mutlu, güler yüzlü, sevimli
Hande, F. Gülüş, gülme
Hanife, A. Hanif olan tehvid inancına bağlı
Hasibe, A. Eli açık, cömert, asil, itibarlı kadın
Hatice, A. Erken doğan kız
Havin, K. Yaz mevsimi
Havva, A. Esmer kadın. Hz.Adem a.s.'ın eşi
Hayriye, A. İyilik sever, hayır sever
Hayrünissa, A. Kadınların hayırlısı
Hazal, A. Kuruyup, dökülen ağaç yaprakları
Hazan, F. Sonbahar
Hesna, A. Hanım kadın, güzel kadın
Hidayet, A. Allah'ın ilhamı ile doğru yolu bulmak
Hunde, A. Sessizlik
Huri, A. Cennet kızı
Huriye, A. Hurilere ait
Hurrem, F. Gözde, Güleryüzlü ferahlık veren
Hülya, A. Kuruntu, düşünme
Hümeyra, A. Beyaz tenli kadın
Peygamberimizin Hz.Ayşe annemize verdiği lakaptır.
Hüner, F. Beceriklik, marifet
Hüsna, A. Güzel, güzellik
Hüsniye, A. Çok güzel kadın
Hüveyda, F. Açık, apaçık belli olan
I
Ilgaz, T. Düşmana süvari hücumu
Iraz, T. Kahraman, yiğit
Itri, A. Koku satıcısı Iğıl, T. Sessiz, yavaş, sakin su akıntısı
Ilgın, T. Çit olarak kullanılan ağaçcık
Işıl, T. Canlı ve parlak, ışık gibi güzel oaln.
Itır, A. Güzel, hoş kokulu bir bitki
İ
İbrahim, A. Bir peygamber ismi
İdris,A. Bir peygamber ismi
İhsan, A. İyilik etme, cömertlik
İlbey, T. Eski Türklerde askeri ve idari vali
İlhami, A. Kalbine ilahi feyiz doğan
İlhan, T. Türk Moğol hükümdarlarının ünvanı
İlkay, T. Ayın ilk günlerinde doğan çocuk
İlyas, IB.. Sulara hükmeden. Bir peygamber ismi
İmran, A. Evine bağlı kalan.
İrfan, A. Tecrübe ve zekadan oluşan manevi olgunluk
İsa, A. Bir peygamber ismi
İshak, IB. Gülme. Bir peygamber ismi
İskender, F. Eski Makedonya kralı.
İsmail, A. Bir peygamber ismi
İsmet, A. Namuslu, temiz, günahsız
İsrafil, A. Dört büyük melekten biri
İzzet, A. Kiymet, değer, saygı, ikram
İclal, A. Kudretli, büyüklük
İdil, T. bit Oğuz boyu
İfakat, A. İyileşme, ayılma
İffet, T. Namusluluk, ahlak kurallarına bağlılık
İkbal, A. Talih açıklılığı
İkrime, A. Kerem sahibi
İlbike, T. Beyin hanımı, seçkin ve saygıdeğer kadın
İldem, T. Pişmanlık duyan
İlkbal, A. İlk doğan kız çocuğu
İncila, A. Parlaklık, ışık
İpek, T. Bir tür kumaş
İrem, A. Cennet bahçesi
İrmegân, F. Terbiye eden, mutluluk
İzem, A. Büyüklük, ululuk
J
Jale, F. Çiy, kırağı,su damlası
Jaledar, F. Üzerine çiy düşmüş
Jalenur, F. Çiy, kırağı, parlayan
Jengar, F. Göktaşı
Julide, F. Karışık, dağınık
K
Kaan, T. Eski Türk hükümdarlarının ünvanı, Kağan
Kabil, A. Hz.Adem'in oğullarından, ağabeyini öldürdü
Kadem, A. Ayak, adım
Kadir, A. Allah(c.c.) isimlerinden
Kadri, A. İtibarlı, değerli, mevkisi yüksek
Kahraman, F. Bahadır, cesur, yiğit
Kamber, A. Köle, dost
Kâmil, A. Kemale ermiş, olgun, bilgili, terbiyeli
Kâmuran, F. Arzusuna kavuşmuş, mutlu olmuş kimse
Kanber, A. Evin emektarı, büyüğü
Kâni, A. Dokunaklı iğneli konuşan
Kani, A. Kanaat eden, razı olan
Kartal, T. Büyük, yırtıcı kuş.
Karun, A. Zenginliğine güvenip kibirlenen
Kasım, A. Ayıran, bölen. Peygamberimizin oğlunun adı
Kâşif, A. Bilinmeyen bir yeri veya şeyi bulan
Kayra, Kayra eski Türk mitolojisinde 'tanrı' demektir. Kayra ismi caiz değildir ve çocuğa bu ismin konulması dinen uygun değildir.
Kâzım, A. Öfkesini yenen, kin tutmayan
Keleş, T. Yiğit, cesur, güzel, saçı dökülmüş,
Kemâl, A. Olgunluk, fazilet
Kemaleddin, A. Erdemli, bilge, dinde olgunluğa eren
Kenan, A. Hz.Nuh'un oğullarından, Filistin toprakları
Kerem, A. Şeref, asalet, cömert, hayırlı işler yapan
Kerim, A. A. Allah(c.c.) isimlerinden, çok cömert
Koray, T. Kamış gibi içi boş şeyler, özü boş
Korcan, T. Şelale, çağlayan
Kürşad, F. Açılış merasimi, bir cins tavla oyunu
Kader, A. Alınyazısı
Kadife, A. Bir kumaş türü
Kadriye, A. Değerli. Kadir gecesi doğan kız çocuğu
Kafiye, A. Şiirde mısra sonunda ses uyumluluğu
Kamelya, A. Yaban gülü
Kâmile, A. Olgun, terbiyeli
Kârdide, F. İşbilir, uyanık, tecrübeli
Karmen, F. Parlak, kırmızı renk
Katre, A. Damla, damlayan şey
Kebire, A. Yetişkin kız çocuğu, yetişkin, ulu kadın
Kerime, A. Kız evlat, hoşgörü ehli, cömert
Keriman, A. Cömert
Kevser, A. Maddi ve manevi çokluk, üstünlük, hayırlılık
Keyyise, A. Akıllı, anlayışlı, ince zarif, kibar
Kezban, F. Evini ve kocasını yöneten kadın
Kısmet, A. Nasip, kazanç, kader talihi
Kibariye, A. Kibirli, şık, görgülü, terbiyeli
Kumru, F. Bir kuş
Kübra, A. Çok büyük, ulu, yüce
L
Levend, i. Denizci, yiğit, cüsseli
Lokman, A. Sure adı, nebi veya peygamber adı
Lut, A. Peygamber adı
Lütfi, A. Hoşluk, iyi davranış
Lütfullah, A. Allah'ın iyi hoş kıldığı kişi, Allah'ın lütfu Lâcerem, A. Elbette, öyledir, şüphesiz
Lale, F. Bir tür çiçek
Lalezar,F. Lale bahçesi
Lamia, A. Parlak, parıldayan
Lâne, F. Ev, yuva
Latife, A. Güzel, tuhaf, güldürücü söz.
Lebibe, A. Akıllı, anlayışlı
Leman, A. Parıltı, parlama
Lerzan, F. Titrek, ürkek
Letafet, A. Nezaket, güzellik
Leyla, A. Çok karanlık ve uzun gece
Lezza, A. Yakıcı ateş, cehennem
Lina, A. Hurma fidanı
Lütfiye, A.İyi davranış, eli açıklık
M
Macit, A. Allah'ın (c.c.) isimlerinden. Cömert
Mahir, A. Hünerli, elinden iyi iş gelen
Mahmud, A. Övülmüş, övülmeye layık
Maksud, A. İstenilen, murat edilen
Malik, A. Sahip, elinde bulunduran
Malkoç, A. Akıncı ocağı reisi
Mansur, A. Allah'ın (c.c.) yardımı ile üstün gelen
Mazhar, A. Nail olmuş, kavuşmuş
Mecid, A. Allah'ın (c.c.) isimlerinden. İkramı çok.
Mehmet, T.Peygamberimizin isminin Türkçe kullanılışı
Melih, A. Güzel, sevimli
Melik, A. Allah'ın (c.c.) isimlerinden. Her şeyin hakimi
Melikşah, F. Büyük Selçuklu Hükümdarı
Memduh, A. Övülmüş, övülmeye değer.
Memluk, A. Köle
Menderes, Y. Akarsu yataklarının dolambaçlı kısmı
Meriç, T. Bir nehir ismi
Mert, F. Erkek sözünde duran
Mesud, A. Mutlu, bahtiyar
Mete, Büyük Türk Hun İmparatoru
Metin, A. Allah'ın (c.c.) isimlerinden. Kuvvvetli
Mevlud, A. Yeni doğmuş bebek
Mikail, A. Dört büyük melekten biri
Mirac, A. Kandil gecesi
Mirkelam, F. Güzel konuşan
Mirsat, A. Gemi çapası
Muammer, A. Uzun ömür süren, talihli, kısmetli
Muhammed, A. P Çok methedilmiş
Muhammer, A. Mayalanmış
Muharrem, A. Aşure ayı, yasak edilmiş
Muhiddin, A. Dini ihya eden
Muhlis, A. Samimi, ihlas sahibi, inancı doğru
Muhsin, A. Bağışta iyilikte bulanan
Murat, A. Dilek, meram, arzu
Murtaza, A. Allah'ın (c.c.) razı olduğu kişi
Musa, A. Sudan gelme, peygamber ismi
Mustafa, A. Seçilmiş, temizlenmiş
Muttalib, A. İsteyen, talepte bulunan
Muzaffer, A. Zafer kazanmış
Müfid, A. İfade eden, manalı, anlatan
Müjdat, F. Müjde vermek
Mükerrem, A. Hürmet edilen, saygı değer
Mükremin, A. ağırlanmış, ikram olunmuş
Mümtaz, A. Ayrıcalıklı, imtiyazlı, seçkin
Münir, A. Parlak ışık verici
Müşfik, A. Sevecan, şefkatli, merhametli
Macide, A. İyi ahlaklı olan kişi
Mahbube, A. Sevgili, sevilen
Mahire, A. Becerikli kadın
Mahizar, F. İnleyen ay.
Mahlika, F. Ay yüzlü güzel
Mahmure, A. Süzgün dalgın bakışlı
Mahsune, A. Çevrilmiş, kuşatılmış, sarılmış
Maide, A. Ziyafet, üzerinde yemek bulunan sofra
Makbule, A. Kabul olunan, geçerli sayılan
Maksude, A. Arzu edilen
Manolya, FR, Bir çiçek
Mansure, A. Allah'ın (c.c.) yardımı ile üstün gelen
Maral, T. Dişi ceylan
Mebrure, A. Hayırlı, beğenilmiş, yararlı
Medide, A. Çok uzun süren
Mediha, A. Öğülmeye değer
Meftune, A. Kendinden geçmiş, hayran olmuş
Mehlika, F. Ay yüzlü güzel
Mehpare, F. Çok güzel ay parçası
Mehtab, F. Ay ışığı
Melahat, A. Güzellik, yüz güzelliği
Melda, A. Körpe, genç ve nazik
Meliha, A. Güzel, şirin.
Melike, A. Kadın hükümdar
Melodi, Y. Ezgi, nağme, ahenk
Meltem, T. Bir rüzgar
Meral, T. Dişi geyik, aslı maral'dır.
Merve, A. Mekke'de bir tepe adı
Meryem, IB. İbadete düşkün, hizmet eden
Mesrure, A. Sevinçli, şen memnun kadın
Mevhibe, A. Alllah (c.c.) vergisi, ihsan
Mihriban, F. Güleryüzlü, yumuşak huylu
Mualla, A. Şanı yüksek kişi
Muazzez, A. Kıymetli, değerli, şerefli
Muhsine, A. İyilikte bulunan, cömert, bağışlayan
Mukadder , A. Alın yazısı,
Mutiye, A. İtaat eden
Müberra, A. Hata ve kötülükten beri
Mübeyyen, A. Meydana çıkarılan, açıklanan
Mücella, A. Parlak
Müesser, A. Tesir altında kalmış
Müfide, A. Sohbetinden yararlanılan, ifade eden
Müge, FR. Bir çiçek
Müjgan, F. Kirpikler
Mükrime, A. İkram eden
Münevver, A. Nurlu, alim.
Münibe, A. Allah'a (c.c.) yönelmiş,saf, içten
Mürevva, A. İyi düşünen, fikirleri isabetli
Müzeyyen, A. Süslü, süslenmiş, zinetlendirilmiş
N
Naci, A. Cennetlik, selamete eren
Nadi, A, Haykıran, çağıran
Nadir, A. Ender, seyrek bulunan
Nafi, A. Allah'ın (c.c.) isimlerinden. Fayda sağlayan
Nafiz, A. Sözü geçen, tesirli, kendine itaat edilen
Nail, A. Ele geçiren, muradına eren
Naim, A. Yumuşak, nimetli yaşayış
Namık, A. Yazar,katip
Nami, F. Ünlü, tanınmış
Nâsır, A. İmdada yetişen, yardımcı
Naşid, A. Şiir yazan, söyleyen ve okuyan
Nazım, A. Dizi dizilen, düzenleyen, tanzim eden
Nazif, A. Şık giyimli, zarif, temiz
Nazmi, A. Sıraya koyma, tertipli, düzenli
Necat, A. Kurtuluş, selamet
Necati, A. Kurtulan, selamete eren
Necdet, A. Kahramanlık, yiğitlik
Necmeddin, A. Dinin yıldızı
Necmi, A. Yıldızla ilgili
Nedim, A. Sohbet arkadaşı
Nejad, F. Nesil, soy
Nesim, A. Hoş mülayim insan
Neşad, A. Sevinç, keyif
Neşet, A. Doğma meydana çıkma, kaynak olma
Nevzad, F. Yeni doğan erkek çocuk.
Neyzen, F. Ney çalan kişi
Nezihi, A. İncelikle ilgili, temiz
Nihat, F. Huy, tabiat, kişilik
Niyazi, F. Dua eden
Nizam, A. Dinin düzeni, sıra
Nizami, A. Usüle uygun
Nuh, A. Bir peygamber ismi
Numan, A. Gelincik, kan
Nureddin, A. Dinin ışığı
Nuri, A. Nurla ilgili
Nurullah, A. Allah'ın (c.c.) nuru
Nusret, A. Allah'ın (c.c.) yardımı
Nabia, A. Kaynayan yerden fışkıran, akan
Nabiye, A. Haber veren
Naciye, A. Cennetlik, selamete eren
Nadide, F. Çok değerli
Nadire, A. Eşi benzeri az bulunan
Nafia, A. Faydalı, şifalı, hayırlı
Nafize, A. Sözü geçen, tesirli, kendine itaat edilen
Nagehan, F. Birdenbire, ansızın
Nahide, F. Yeni yetişmiş kız
Naime, A. Nazlı büyütülmüş, zarif, güzel kadın
Nalan, F. İnleyen, sızlanan, ağlayan
Nazan, F. Naz eden, nazlı olan
Nazife, A. Zarif ve şık giyimli
Nebahat, A. Şeref sahibi, ünlü kadın
Nebile, A. Yüksek meziyet ve onur sahibi, akıllı, bilgili
Necibe, A. Soyu sopu temiz, ahlakı güzel, iyi huylu
Necla, A. Kız çocuk, soy, nesil
Necmiye, A. Kuran ehli
Nefise, A. Çok hoşa giden
Nergis, F. Bir tür süs bitkisi
Neriman, F. Yiğit, bahadır, kahraman
Nermin, F. yumuşak, kibar, nazik
Nesime, A. Alçak gönüllü insan
Nesrin, F. Yaban gülü
Neşe, A. Mutluluk, sevinç
Nevin, F. Yepyeni
Nezafet, A. Temizlik, parlaklık
Nigar, F. Resim, nakış
Nihal, F. Sevgili, taze, ince ve düzgün vücudlu
Nilgün, F. Lacivert, çivit renginde
Nilüfer, F. Bir su bitkisi
Nimet, A. Yiyecek ve içecek gibi gerekli olan
Nupel, K. Yeni yaprak
Nur, A. Allah'ın (c.c.) isimlerinden. Aydınlatan
Nuran, A. Nurlu
Nurefşan, Nur saçan, etrafı nurlandıran
Nurulayn, Göz nuru
Nurinisa, A. Nurlu kadın
Nuriye, A. Nurlu
Nükhet, A. Müstehcen söz ve kelimeler, ağız kokusu
O
Ogün, T - Anımsanan, belirli bir günde doğan
Oğuz, T. Sağlam, gürbüz, güçlü delikanlı
Okan, T. Anlayışlı, Tanrı
Okay, T.1. Ok-ay. 2. Satürn gezegeni. 3. Beğenme.
Olca, Moğ. Ganimet
Olcay, Moğ. Bahtlı, talihli
Olgun, T. Bilgi, görgü ve hoşgörüsü gelişmiş insan.
Omay, T. Seçkin, seçilmiş.
Orbay, T. Or-bay. Ordu komutanı.
Orçun, T. Ardıllar, halefler
Orhan, T. Or-han. Şehrin yöneticisi, hâkimi.
Orkun, T. Çoban beyi.
Osman, A. Bir tür kuş ya da ejderha, 3.Halife
Ozan, T. Şiir yazan, şair.
Olgun, T. Bilgi, görgü ve hoşgörüsü gelişmiş insan.
Orkide, F. Değerli bir süs bitkisi
Oya, T. Tığ veya firkete ile yapılan ince dantel
Oylum, T. Çukur, oyuk
Ö
Ökmen, T. Akıllı, zeki, bilgili kimse
Ökten, T. Akıllı, bilgili, fazıl; kahraman, cesur.
Ömer, A . Hayat,yaşama,canlılık. İkinci halife.
Önder, T. Önde giden, yol gösteren, kılavuz.
Özden, T. Özle, öz varlıkla, gerçekle ilgili.
Özge, T.Cana yakın, sıcakkanlı
Özlem, T. Kavuşma arzusu, hasret.
P
Pehlivan, F. Güreşçi
Pertev, F.Işık, alev
Peyami, F. Bilgi toplayıcı
Piruz, F. Uğurlu, hayırlı
Polat, F. Kuvvet, güç
Poyraz, Y. Kuzeydoğudan esen soğuk rüzgar. Pakize, F. Günahsız,lekesiz
Papatya, Y. Bir çiçek
Parla, T. Işık saç, parlak ol
Parule, F. Şakacı, latifeci
Pedme, F. Kısmet
Pelin, Y. Hekimlikte kullanılan bir bitki
Perihan, F. Büyücü, peri padişahı
Perran, F. Uçucu, uçan
Pervin, F. Bir yıldız
Pezire, F. Karşılama, karşılanış
Pınar, T. Suyun çıktığı yer
Pırnal, Y. Bir ağaç türü
Piraye, F. Takı, zinnet
Piruze, F. Mavi renkli değerli bir süsü taşı
Piyale, F. Kadeh
Pürçin, F. Çok düşünceli, öfkesi kabarmış
R
Radi, A. Rıza gösteren, kabul eden
Rafet, A. Acıma, merhamet etme, esirgeme
Rahim A. Allah'ın isimlerinden. Acıyıcı
Rahman A. Allah'ın isimlerinden.Nimet veren
Rahmi, A. Acımayla ilgili
Raif, A. Acıma ve merhameti olan
Ramiz, A. İşaretle konuşan
Ramazan, A. Oruç tutulan ay
Rasim, A. Resim yapan
Raşid, A. Hak yolunu kabul etmiş olan
Rauf, A. Allah'ın isimlerinden. Çok esirgeyen
Recai, A. İsteyen, rica eden, yalvaran.
Recep, A. Üç aylardan birincisi, gösterişli, heybetli
Refik, A. Arkadaş, yoldaş. Koca-eş.
Remzi, A. İşaretle, simgeyle ilgili,
Resul, A. Elçi, Peygamber
Reşat, A. Hak yolunda ilerleme
Reşid, A. Allah'ın isimlerinden.Hayra delalet eden
Rıdvan, A. Cennetin kapıcısı olan büyük melek
Rıfkı, A.Yumuşak huylu
Rifat, A.Yükseklik, yücelik
Ruhi, A. Ruhsal, ruhla ilgili.
Ruşen, F. Işıklı, aydın, parlak
Rüçhan, A.Üstünlük, üstün olma
Rükneddin, A. Dinin temel direği
Rüstem, F. Yiğit, kahraman
Rüştü, A. Doğru yolda olan
Rabia, A. Dördüncü, Satteki salisenin altmışta biri
Rafia, A. Kaldıran, yükselten, destek olan.
Rahime, A. Hafif sesli, lâtif sözlü kız
Rahşan, F. Parlak, parlayan.
Raika, A. Güzel, hoş.
Ramiye, A. Fırlatan, atan.
Rasime, A. Âdet, eskiden kalma âdet
Raşide, A. Akıllı; doğru yola giden.
Rayiha, A. Koku.
Raziye, A. Rıza gösteren, boyun eğen
Refia, A. Yüksek, yüce
Refika, A. Kadın, eş, kadın arkadaş.
Remziye, A. İşaret ile ilgili
Reyhan, A. Güzel kokulu bir süs bitkisi
Ruhsar, F. Yanak, yüz, çehre
Rukiye, A. Büyü, sihir, efsun
Rüçhan, A.Üstünlük, üstün olma
S
Sabahaddin, A. Dinin güzelliği.
Sabri, A. Sabırla ilgili
Sacit, A. Secde eden
Saadeddin, A. Dinin mutluluğu
Sadık, A. İçten bağlı, doğru, gerçek dost
Sadi, A. Mutlulukla, uğurla ilgili,
Sadri, A. Göğüsle ilgili.
Sadun, A. Mübarek
Saffet, A. Saflık, temizlik.
Sait, A. İbadet etmiş, uğurlu
Salim, A. Sağ, salim, sağlıklı, korkusuz, kusursuz
Samet, A. Allah'ın (c.c.) isimlerinden,muhtaç olunan
Sami, A. Yüksek, yüce.
Sancar, T. Kısa kama, saplar, batırır, yener.
Sargın, T. Candan, çekici, cazibeli, hevesli
Sedat, A. Doğruluk, hatasızlık
Sefa, A. Gönül rahatlığı, eğlence, zevk, neşe
Sefer, A. Yolculuk, savaş
Selahaddin, A. Dinine bağlı kimse
Selâmi, A. İyilik, barış ve rahatlıkla ilgili
Selçuk, T. Güzel konuşma yeteneği olan
Selim, A.Sağlam, kusursuz, doğru
Selman, A. Barış içinde bulunma, huzur
Semih, A.Cömert, eli açık, çok değerli
Serbülent, F.Başı yüksek, yüce
Sergen, T. Raf, tepelerdeki düzlük yerler, yorgun
Serhat , F.Sınır, hudut.
Serkan, F+T, Ser-kan. Baş kan, soylu kan.
Sermet, A. Sürekli ve sonsuz olma
Sertaç, F.Baş tacı, çok sevilen, sayılan kimse.
Server, F. Baş, başkan, reis, ulu.
Seyfettin, A. Dinin kılıcı; dinin askeri
Seyfi, A. Kılıçla ilgili, askerliğe ait
Seyfullah, A. Allah'ın kılıcı
Simavi, F. Yüz, çehre, beniz ile ilgili
Sinan, A. Mızrak, süngü, sıkılgan, saklanacak yer
Suat, A. Mutlulukla, saadetle ilgili; mutlu
Suavi, A. Herkesin işine koşan, yardım eden
Sungur, T. Soğukkanlı, sakin kimse. 2. Akdoğan.
Süheyl, A. Güney yarımküresinde yer alan parlak yıldız
Süleyman, IB. Huzur, sükûn
Saadet, A. Mutluluk, bahtiyarlık.
Sabahat, A.Güzellik; yüz güzelliği.
Sabiha, A. Güzel, şirin, hoş.
Sabire, A. Dayanan, sabreden.
Sabriye, A. Sabırlı, dayanıklı
Sacide, A. Secde eden, alnını yere koyan
Safinaz, A + F. Çok nazlı, çok naz eden
Safire, A. İnce, güzel ses
Safiye, A. Seçilmiş.
Saime, A. Oruç tutan, oruçlu kadın
Saliha, A. Dinin buyruklarına uygun harekette bulunan.
Samiha, A. Cömert, eli açık
Saniye, A. İkinci.
Seda, A. Ses
Seden, T. Uyanık, tetikte, gözü açık olan
Seher, A. Sabahın gün doğmadan önceki zamanı
Selcan, T. Sel-Can.Coşkun, taşkın yaradılışlı kimse.
Selda, T. Bir söğüt cinsi.
Selin, T. Bodur, sürekli yeşil kalan bir bitki
Selma, A. Barış içinde bulunma, huzur, güzel, hoş
Sema, A. Gökyüzü.
Semahat, A.Cömertlik, el açıklığı, iyilikseverlik
Semiha, A. Cömert, eli açık
Semiramis, IB. Babil Asma Bahçeleri kurduran kraliçe
Semra, A. Esmer
Sena, A. Övme,
Senahan,(A, F) Sena okuyan, öven
Serap, A. Çölde uzaktan su gibi görünen ışık yanılması
Sernaz, F. Çok nazlı
Serpil, T. İyi geliş, büyü, güzelleş
Servinaz, F.Uzun boylu sevgili.
Sevda, A. Aşk, sevgi.
Sevim, T. Bir kimseyi başkalarına sevdiren özellik.
Sevinç, T. Sevinmekten doğan coşku.
Sevtap, T. Sev-tap. Tapılacak kadar sevilen
Seyhan, A. Hz. Musa’nın mezarının bulunduğu şehir
Sezen, T. Duyan, hisseden, anlayan, sezgili
Sırma, T. Altın yaldızlı veya yaldızsız ince gümüş tel.
Sibel, T. Buğday başağı. Düşmemiş yağmur damlası.
Simge, T. İşaret, sembol.
Sinem, T. Gönlüm,yüreğim; çok sevdiğim
Suna, T. Bir tür yaban ördeği, boylu, güzel
Suzan, F. Yakan, yakıcı, yanan; ateşli, coşkulu
Süheyla, A. Yumuşak huylu, sakin
Sümeyre, A. Meyve çağlası. kıvrılmış yaprak
Süreyya, A. Ülker yıldızı
Ş
Şaban, A. Ramazandan önce gelen ay.
Şadan, F. Sevinçli
Şadi, F. Sevinç, memnunluk
Şakir, A. Şükreden, durumundan memnun olan
Şamil, A. İçine alan, kapsayan
Şarık, A.Parlak, parlayan
Şefik, A. Şefkatli, acıması olan, esirgeyici
Şehmuz, F. Şah, hükümdar soyundan gelen
Şehsuvar, F. Çok iyi at binici
Şekip, F, Sabır, tahammül
Şemseddin, A. Dinin güneşi
Şemsi, A. Güneşle ilgili, güneşe özgü
Şerafeddin, A. Dinlerin en şereflisi, en büyüğü.
Şeref, A. Büyüklük, ululuk, üstünlük
Şerif, A. Şerefli, kutsal, soylu, temiz
Şevket, A. Büyüklük, heybet
Şevki, A. Şevkle, neşeyle ilgili
Şinasi, F. Tanımak, bilmekle ilgili.
Şükrü, A. Şükretme, minnettarlıkla ilgili Şadan, F. Sevinçli
Şadıman, F. Sevinçli, neşeli
Şaheser, F. Üstün değerde
Şahika, A. Dağ tepesi, dağ doruğu, zirve
Şayeste, F. Yakışır, yaraşır, uygun
Şadiye, A. Memnunluk, sevinç, gönül ferahlığı
Şebnem, F. Çiy
Şefika, A. Şefkatli, sevecen
Şehnaz, F.Bir musiki makamı
Şekibe, A. Sabır, dayanıklılık, tahammül
Şelale, A. Çağlayan
Şermin, F. Utangaç, mahcup
Şeyda, F. Çılgın; çok tutkun, âşık
Şezre, A. Altın ve inci taneleri
Şirin, F. Tatlı, svimli, hoşa gidecek niteliklere sahip
Şirvan, F. Aslan barınağı
Şule, A. Alev, ateş alevi.
Şükran, A. İyilik bilme, gönül borcu, minnettarlık
Şükriye, A. İyilik bilme minnettarlıkla ilgili; iyilik bilen
Şükufe, F, Çiçek, çiçek motiflerine dayalı süsleme sanatı
T
Tâbâver, F. Güç yetiren, dayanan
Taceddin, A. Dinin tacı.
Taha, A. Kur´an´ın 20. suresi
Tahir, A.Temiz, pak.
Tahsin, A. Beğenme, güzelleştirme
Talat, A. Yüz, çehre, güzellik
Talay, Moğ. Deniz, büyük nehir, çok
Talip, A. İsteyen, istekli, öğrenci.
Tanju, T.Türk hükümdarına Çinlilerce verilen şan.
Tanzer, T+F. Sarı altın renginde tan yeri.
Târık, A. Sabah yıldızı, venüs
Tarkan, T. Ayrıcalıklı, saygın kişi ,vezir
Tayfun, T. Şiddetli fırtına
Tayfur, A. Küçük bir kuş türü
Taylan, T. İnce, kibar, güzel, uzun ve düzgün boylu
Tayyar, A. Uçucu, uçan.
(:::), A .İyi, güzel, hoş, çok temiz
Tekin, T. Uyanık, tetikte, şehzade, prens.
Teoman, T. Hun İmparatoru Mete´nin babası
Tevfik, A. Uygun düşürme, başarıya ulaştırma
Timur, T. Demir, Türk Moğol İmparatoru
Toktamış, T.Bir yere yerleşmiş, oturmuş
Tolga, T. Savaşçıların başlarına giydikleri demir başlık
Tuğrul, T. Yırtıcı bir kuş. Selçuklu Devleti´nin kurucusu
Tuna,T. Çok, bol, gösterişli
Tunca, F. Tur-can. Genç, delikanlı.
Tunç, T. Bakır, çinko ve kalay alaşımı
Turan, T. Türklerin en eski yurtlarına verilen ad.
Turgay, T. Tarlalarda yuva yapan bir tür serçe
Turgut, T. Konut, oturulacak yer
Tâcser, F. Baştacı, muhterem kimse
Tahire, A. Temiz, pak.
Tahsine, A. Beğenme, güzelleştirme
Tâlibe, A. Mektepli kız
Tansu, T. Tan-su. Şafağın aydınlattığı su.
Târâ, F. Yıldız
Tauna, Cennet bahçesine düşen ilk yağmur damlası
Tayyibe, A. İyi, hoş, güzel
Tomris,T. Peçenek Türklerinden bir kadın kahraman
Tuba, A. Cennette bir ağaç
Tuğçe, T+F. Küçük tuğ.
Tuna, T. Çok, bol, gösterişli
Tünay, T. Tün-ay. Gece ve ay.
Türkân, T. Kraliçe, güzel kız
Tüzün, T. Yumuşak huylu sakin; soylu, asil.
U
Ubeydullah, A. Allah'ın kulu.
Ufuk, A. Anlayış, kavrayış, görüş, düşünce gücü.
Uğur, T.İyilik, şans, talih, baht.
Ukab, A. Peygamberimizin Sancağı
Uluç, T. Selçukluların beylere verdiği ünvan.
Uluçkan, T. Bey soyundan gelen
Uluğ, T.Ulu, büyük, saygın
Ulvi, A. Yüksek, yüce
Umur, T. Saruhan beyi Aydın beyin oğlu, Muktedir.
Umut, T. Ümit etmek, beklemek, zannetmek
Urve, A. Aslan, kışın yeşil kalan ağaç
Utbe, A. Bir sahabi adı
Uygur, T. Uygar, medenî
Uğur, T.İyilik, şans, talih, baht.
Ulviye, A. Yüksek, yüce.
Umran, A. Uygarlık, ilerleme, refah ve mutluluk.
Utku, T. Ulaşılan mutlu sonuç, zafer
Ü
Ümit, F. Umut
Ünal, T. Ün-al. Adın duyulsun, tanın, ün kazan
Ünsal, T.Ün-sal. Adın duyulsun, ünlen
Üzeyir, A. Bir peygamber ismi Ülker, T. Boğa burcunda yedi yıldızdan oluşan takım
Ümit, F. Umut
Ümmühani, A. Hz.Ali'nin kızkardeşi
Ümüldan, A. Taze fidan, Genç, güzel, ince ve narin
Ünsal, T.Ün-sal. Adın duyulsun, ünlen
V
Vahap, A. Bağışlayan, ihsan eden
Vahdeddin, A. Dinin tekliği, birliği
Vahid, A. Tek ve eşşiz, Allah'ın isimlerinden
Vakkas, A. Okçu
Varol, T. Var-ol .Yaşa
Vedat, A. Sevgi, dostluk
Vehbi, A. Allah (c.c.) vergisi olan
Veli, A. Müminlere dost, Allah'ın isimlerinden
Veysel, A. (Veyis) Yoksulluk, muhtaçlık
Volkan, Fr. Yanardağ
Vural, T. Vur-al
Vahide, A. Tek, bir, yalnız
Vasfiye, A. Nitelikli
Vedia, A.Saklanılması için bırakılan emanet
Venüs, L. Çoban Yıldızı
Vildan, A.Yeni doğmuş çocuklar, kullar, köleler
Vuslat, A. Sevgiliye kavuşma.
Y
Yafes, T. Nuh Peygamber'in üçüncü oğlu, Türklerin atası
Yahya, A. Bir peygamber adı, Canlı olan, yaşayan
Yakub, IB. Bir peygamber adı, İzleyen, takib eden.
Yalçın, T. Sarp, dik, yüksek, çıplak ve kaygan yer
Yaman, T. Cesur, güçlü
Yasin, A. Bir sure adı.
Yaser, A. Bolluk, bereket, varlık, zenginlik
Yavuz, T. Yaman, güçlü, Osmanlı Padişahı 1.Selim'in lakabı
Yekser, F. Tek başına, bir baştan bir başa aniden
Yekta, F. Tek, benzersiz, eşi olmayan
Yesari, A. Zenginlikle ilgili, sola ait
Yıldırım, T. Osmanlı Padişahı 1.Bayezid'in lakabı
Yunus, A. Bir peygamber adı
Yusuf, A. Bir peygamber adı
Yümni, A. Her işi sağ eli ile yapan, uğurlu
Yabende, F. Keşfeden, bulan
Yade, F. Hatıra, armağan
Yadigar, F. Bir kimseyi veya olayı hatırlatan nesne
Yahçe, F, Çiy
Yasemin, F. Bir çiçek adı
Yegane, F. Tek, bir tane, eşsiz
Yekdane, F. Eşi benzeri olmayan, tek
Yekdil, F. Gönüldaş
Yekpare, F. Tek parça
Yekruye, F. Güvenilir dost, iki yüzlü riyakar olmayan
Yelda, F. Uzun ve siyah
Yeliz, T. Yel gibi
Yeşim, T. Yeşil renkli eski Türklerce kutsal sayılan taş
Yonca, T. Bir yem bitkisi
Yümna, A. Sağ taraf
Yüsra, A. Sol taraf
Z
Zafer, A. Mücadele sonunda ele geçen
Zafir, A . Zafer kazanan, üstün gelen.
Zakir, A. Zikreden
Zekai, A. Keskin zekalı, çabuk anlayışlı
Zekeriya, A. Bir peygamber adı
Zeki, A Zeka varlığını belirten, çabuk anlayışlı
Zeycan, F. Candan, cana yakın
Zeyd, A. Ziyadeleşmek, çoğalmak
Zeynel, A. Süslü, ziynetli
Zeynelabidin, A. İbadet edenlerin süsü
Zihni, A. Akıllı, düşünceli kimse
Ziya, A. Aydınlık, ışık, nur
Zübeyir, A. Akıl, yazılı küçük şey,
Zühtü, A. Takva ehli
Zülfi, A. Kılıcın kabzasına iliştirilen süsü
Zülkarneyn, A.Kur'an'da adı geçen nebi veya peygamber.
Zahide, A. Dinin emirlerini yapan yasaklarından kaçan
Zakire, A.. Zikreden
Zaide, A. Artan, çoğalan,
Zarife, A. İnce ve nazik tavırlı, güzel şık.
Zehra, A. Nurani yüzlü
Zehre, A. Çiçek.
Zehrevan, A. Kur'an'daki sure-i Bakara ile Sure-i Al-i İmran
Zekiye, A. Çabuk ve kolay kavrayan
Zeliha, A. Hızlı yürüyen, Züleyha
Zerefşan, F Altın saçan, bir lale türü.
Zeren, T. Anlayışlı, kavrayışlı, zeki, bir çiçek türü
Zerrin, F. Altına benzeyen
Zergül, F. Altın gibi değerli gül
Zernişan, F. İşleme, süs.
Zerver, F. Altın yaldızlı olan
Zevra, A. Dicle nehri
Zeycan, F. Candan, cana yakın.
Zeynep, A. Mücehver, değerli taş, süs, babasının süsü
Zinnur, F. Nurlu, ışıklı
Zübeyde A. Öz, asıl, cevher
Zühal, A. Bir gezegen adı
Zühdiye, A. Her türlü zevke karşı koyarak kendini ibadete veren
Züheyr, A. Küçük çiçek
Zühre, A. Çoban yıldızı
Zülal, A. Hafif soğuk, tatlı su
Züleyha, A. Hızlı yürüyen, Zeliha
Zümra, A. Güzel, iyi ahlaklı, zeki, bilgili kadın
Zümrüt, A. Değerli bir süsü taşı
A
Abbâs, A. Aslan, kahraman
Abdi, A. İtaat eden
Abdulaziz, A. İzzet, kudret, şeref sahibi Allah'ın kulu
Abdulbaki, A. Ezelden ebede varolan Allah'ın kulu
Abdulhamit, A. Hamd olunan Allah'ın kulu
Abdulkerim, A. Çok cömert olan Allah'ın kulu
Abdullah, A. Allah'ın kulu
Abdurrahman, A.Rahmet sahibi Allah'ın kulu
Abidin, A. İbadet edenler, kulluk edenler
Abuzer, A. Altın suyu, altın suyu gibi parlak
Acahan, T. Amca, saygıdeğer, büyük
Acar, T. Cesur, becerikli
Aclan, A. Hızlı, aceleci
Acun, T. Kainat, Dünya
Adal, T. Nam kazan, ün al
Adem, A. Allah'ın yarattığı ilk insan
Adil, A. Adaletli, dürüst davranan
Adnan, A. Cennetin yüksek yerlerine verilen ad
Affan, A. Haramdan uzak olan
Afşin, T. Türkistan da beylere verilen ünvan
Agah, F. Uyanık, basiret sahibi
Ahmed, A. Öğülmüş, hamd eden
Ahsen, A. Yakışıklı, güzel
Akalp, T. Dürüst ve yiğit insan
Akay, T. Tam ışıklı dolunay
Akbatun, T. Yiğit, cesur insan
Akbay, T. Saygıdeğer, varlıklı, temiz kişi
Akbuğ, T. Saçı sakalı savaşlarda ağarmış
Akbulut, T. Uğurlu olduğuna inanılan beyaz bulut
Akcan, T. İyi kalpli, samimiyetine inanılan
Akcebe, T. Beyaz zırh giyen
Akel, T. Eli temiz, güvenilir
Akgün, T. Herkesin sevindiği zaman
Akhan, T. Soyu temiz sevilen adil hakan
Akhun, T.Güney Hun Devleti
Akın, T. Düşmanı istila hareketi
Akif, A. Dünyaya kiymet vermeyen
Akman, T. Güzel iffetli, temiz kimse
Akna, A. Kanaatkâr
Aktekin, T. İtibarlı, ahlakı temiz, yiğit kişi
Aktolga, T.Uğurlu savaş başlığı
Aktuğ, T. beyaz tuğ
Alaaddin, A. Din büyüğü
Algan, T. Fetheden, alan
Ali, A. Büyük, şerfli
Alican, A. F. Cana yakın, sıcakkanlı
Alişan, A. Şan ve şerefli
Alp, T. Cesur, kahraman
Alparslan, T. Aslan gibi güçlü
Alpay, T. Kahraman, yiğit
Alper, T. Cesur erkek
Alpertunga, T. Sakaların son hükümdarı
Altan, T. Tatar hanlarına verilen ünvan
Altay, T. Orta Asya'da sıra dağlar
Altuğ, T. Kırmızı tuğ
Aras, A. Yorgun, bitkin
Arda, T. Nişan almak için dikilen değnek, çelik kalem
Arif, A.Çok bilgili anlayışlı, ileri görüşlü
Arslan, T. Hayvanların kralı
Artaç, T. Dost, aynı meslekte olan
Artan, T. Fazlalık, üstünlük
Artuk, T. Artuk beyliğini kuran bir Selçuklu komutanı
Asaf, A. Vezir, Hz. Süleymanın ünlü veziri Asaf bin Berhiya
Asım, A. Günah işlemeyen
Ata, T. Babadan önceki büyükler
Atakan, T. Korkusuz
Atalay, T. Ünlü kimse
Atilla, T. Harpçi, fetheden, bir Türk hakanı
Avni, A. Yardım eden, yardım gören.
Aybars,T. Hun hakanı Attila'nın amcası.
Aydın,T. Işıklı, parlak, okumuş, kültürlü kişi
Ayhan, T Oğuz Han'ın ikinci oğlu.
Aykut, T. Ödül, mükafat, mübarek kutlu ay.
Aytaç, T. Başa takılan aya benzer taç.
Ayvaz, A. Ermeni uşak
Azmi, A. Azimli, güçlü
Aziz, A.Her şeye galip. Allah'ın isimlerinden
Abakay, T. Sibirya Türk kadınlarının ünvanı
Abidan, F, İbadet edenler, kulluk edenler
Abu, F. Nilüfer çiçeği
Abudane, F. Takdir edilmiş rızık
Abutab, F. Güzellik, parlaklık, letafet
Acel, A. Çok aceleci
Acla, A. Aceleci, eli çabuk
Acunbike, T. Dünya güzeli hanım.
Açalya, Y. Çiçekleri kokmayan bir bitki
Açılay, T, Ayın bulttan çıkışı
Adalet, A. Dengeli davranma, hakka riayet
Adeviye, A. İyilik, yardımseverlik
Adile, A. Adalete uygun iş yapan
Adniye, A. Cennetlik
Afet, A. Çok güzel kadın, büyük bela
Afife, A. İffet sahibi namuslu temiz kadın
Afitab, F. Güzel yüzlü kadın
Ağbet, T. Yüzü nurlu
Ağniya, A. Gözü ve gönlü tok olanlar, manevi zenginliğe sahip
Ahilla, A. Sadık halis ve candan dostlar
Ahire, A. Sonuncu
Ahsen, A. Çok güzel
Ahter, F. Yıldız, baht, talih
Ahteran, F. Yıldızlar
Ahu, A. Ceylan, ceylan gözlü güzel kadın
Ahzan, A. Yeşil
Ajda, F. Düz olmayan, delik, deşik
Akay, T. Tam ışıklı dolunay
Akbegüm, T. Hayırlı, uğurlu kadın
Akel, T. Eli uğurlu, bereketli.
Akile, A. Diyet ödeyen
Akife, A. Çok ibadet eden
Akmer, A. Ay gibi yüz aydınlık.
Aksu, T. Berrak,temiz su
Alesta, İ. Hazır durumda, tetikte
Alev, T . Ateşin dili
Aliye, A. Yüksek, tepe
Amade, F. Hazı, emir bekleyen
Anber, A. Güzel koku
Anise, A. Cana yakın
Arca, A. Namuslu, temiz
Arife, A. Çok bilgili anlayışlı, ileri görüşlü
Armağan, F. Hediye
Arzu, F. İstek, heves.
Arzuman, E.T. Şiddetli istek
Asel, A. Bal
Asena, T. Dişi kurt
Asfiya, A. Her türlü kötülükten arınmış, ermiş
Asiye, A. Hastabakıcı, hüzünlü, kederli
Aslı, A. Soy, başlangıç
Asude, F. Huzurlu, sakin, sessiz
Asuman, F. Gök, sema
Asya, Y. Kıta ismi
Atifet, A. İyilik, karşılık beklemeden duyulan sevgi
Avniye, A. Yardımcı, Osmanlı'da asker yağmurluğu
Aybike, T. Yüzü ay gibi kadın
Aycan, T. Aya benzer sevimli
Ayça, T. Ay gibi
Aydan, T. Ay parçası
Ayfer, T. F. Ay ışığı
Ayla, T. Hale, Ay'ın etrafındaki beyaz ışık çemberi.
Aylin, T. Ayın parçası olan
Aynur, T. A. Ay gibi ışıklı, nurlu
Aynüssafa, A. Çiçekleri eczacılıkta kullanılan bir bitki
Aypare, T. F. Ay parçası
Aysel, T. Ay gibi parlak güzel
Aysu, T. su gibi duru, ay gibi nurlu.
Aysun, T. Ay gibi güzel
Ayşe, A. Sıkıntısız rahat yaşayan
Ayşegül, A. Gül gibi hoşa fiden, gönül ferahlatan
Ayşen, T. Şen, neşeli gülen
Ayşenur, A. Nurlu kadın
Ayten, T. Teni beyaz lekesiz olan
Azade, A. Hür, serbest
Azer, F. Ateş
Azize, A. (Hristiyanlıkta) Ermiş kadın.
Azlal, A. Gölgeler
Azra, A. Bakire, kız, kız oğlan kız (Hz.Meryem için kullanılır)
Azze, A. Aziz, olsun anlamında, dua da geçer
B
Babür, A. Kaplan
Bahadır, T. Kahraman, yiğit
Bahaeddin, A. Dinin güzelliği
Bahri, A. Denize ait, deniz ördeği
Bahtiyar, F. Mutlu, mesut.
Baki, A. Allah'ın isimlerinden,Varlığının sonu olmayan
Balamir, T. Gürbüz iri yapılı
Balkan, T. Sık ormanlık, sıradağlar
Bani, A. Kuran, kurucui tesis eden kimse
Barak, T. Ağaçlara saran büyük asma.
Baran, F. Yağmur
Barbaros, İ. Kızıl sakallı.
Barış, T. İki yanın uzlaşması, anlaşması
Barkın, T. Gezgin
Barlas, T. Kahraman, yürekli, savaşçı, bir türk boyu
Bartu, T. Eski bir Türk kağanı
Basri, A. Basra ahalisinden
Battal, A. Hantal, çok büyük. Yürekli, cesur
Batur, T. Yiğit, kahraman,
Baybora, T. Büyük fırtına
Bayhan, T. Zengin, cömert, güçlü hükümdar
Bayram, E.T. Toplu halde sevinilen gün
Bedir, A. Ayın ondördü dolunay
Bedreddin, A. Dinin aydınlığı
Bedri, A. Dolunay gibi güzel, dolu altın kesesi
Behçet, A. Güleryüzlülük, sevinçli olma.
Behlül, A. Hayırlı işlere koşan, cömert
Behram, F. İran mitelojisinde bir melek ismi, Merih gezegeni
Bekir, A. Yeni doğmuş olan, erken kalkan
Beldar, F. Askeri harekatta yolları açıp düzelten kimse
Bera, A. Fazilet, olgunluk
Berat, A. Müsaade, izin, Berat Gecesi
Berk, E.T. Sağlam, kuvvetli
Berkant, T. Bozulmaz, sağlam yemin
Berke, T. Kama, hançer
Berksu, T. Kaynağı kurumayan soğuk su.
Berter, F. En yüksek
Besim, A. Güler yüzlü
Beşir, A. Müjdeleyici
Bilal, A. Islak, ıslatan. İlk müezzin Bilal-i Habeşi
Binali, A. Ali'nin oğlu
Birol, T. Tek ol
Bora, İ. Ansızın çıkan şiddetli rüzgar
Boran, İ. Rüzgar,şimşek ve yağmurlı bozuk hava
Buğra, E.T. Erkek deve, erkek turna
Buhari, A. Buharalı
Bumin, T. Göktürk hakanı
Burak, Peygamberimizin binitinin ismi
Burhan, A. Delil, ispat
Burhaneddin, A. Dinin delili
Bülent, F. Yüksek, yüce
Bünyamin, A. Yakup A.S.'ın küçük oğlu
Bürkan, A. Yanardağ, volkan Bahar, F. Bir mevsim
Bahire, A. Apaçık, besbelli
Bahriye, A. Deniz kuvvetleri
Bahter, F. Güneşin battığı taraf, batı
Bahtıser, F. Şanslı
Banu, F. Soylu ve asil kadınlara verilen ünvan
Barçın, T. Bir cins ipekli kumaş
Başak, T. Hububatın tanelerini taşıyan uç kısmı.
Bedia, A. Yeni ve görülmedik güzel şey
Bedihe, A. Hazırcevaplılık
Bedriye, A. Ay gibi güzel, nurlu kadın
Begim, T. Kibar hanımefendi
Begüm, ?. Hint prenseslerine verilen ünvan
Beha, A. Güzellik, zerafet
Behice, A. Şen, şakrak, güzel kadın
Behiye, A. Parlak, ince, alımlı kadın.
Behre, A. Kısmet, nasip, pay, hisse
Behredar, F, Nasipli, nasiplenmiş
Bekriye, A. İlk kız çocuğu, her şeyin evveli
Belemir, A. Peygamber çiçeği
Belen, T. Dağ geçidi
Belgin, T. Alamet, nişan
Belinay, Ayın göl yüzeyine yansıması
Beliz, Mucize ve işaret.
Belkıs, A. Süleyman a.s.'ın eşi. Saba Melikesi
Bengi, E.T. Sonu olmayan, ebedi
Bengisu, T. Abıhayat, içenin ölmediğine inanılan su
Bengü, T. Başlangıçı ve sonu olmayan
Berca, F. Uygun, yerinde, münasip
Berceste, F. Seçilmiş, güzel
Bercis, F. Müşteri Yıldızı
Berçin, F. Toplayıcı
Beren, Tanınmış; güçlü kuvvetli. 2. Akıllı 3.Kadife Kumaş
Berfin, F. Kardan, karla kaplı
Beria, A. Güzellik ve olgunluğu ile dikkati çeken
Beril, Y. Mücehvercilikte kullanılıan zümrüt ve zebercet
Berna, F. Genç, yiğit, delikanlı
Berra, A. Özü sözü doğru, hayırsever, cömert kadın.
Berrin, F. Ulu, yüksek.
Berru, İyilik eden, sözünü yerine getiren
Besime, A. Güleryüzlü, şen kadın
Betül, A. Kendini Allah'a adamış kadın
Beyda, A. Çöl, sahra
Beyhan, A. Sır tutmaz, bildiğini söyleyen
Beyza, A. Çok beyaz, günahsız
Bihter, F. Çok iyi
Billur, A. Duru, berrak, tertemiz, cam kristal
Binnaz, F. Allah'a çok yalvaran kadın.
Birce, T. Bir tanecik, biricik
Birsen, T. Bir tek sen.
Buğlem, Cenneti müjdeleyen melek
Buket, F. Çiçek demeti
Burcu, T. Hoşa giden koku
Burçak, T. Baklagillerden bir bitki
Burçe, Küçük takım yıldız
Burçin, T. Dişi geyik
Buse, F. Öpücük
Bute, F. Kuyumcuların altın ve gümüş erittiği kap
Bürde, A. Gece üste örtülen, gündüz giyilen bir elbise
Bürke, T. Martı, Göl
Büşra, A. Müjde
C
Cabir, A. Zor kullanan, kırıkçı, çıkıkçı
Cafer, A. Dere, çay.
Cahit, A. Gayretli, çalışan. Cihad eden
Can, F. Ruh. Cesedin diriliğini sağlayan öz.
Canip, A. Yabancı, garip
Cavit, F. Devamlı, sonsuz
Celal, A. Yücelik, büyüklük, ululuk, öfke, kızgınlık
Celaleddin, A. Din için öfkelenme
Celil, A. Ululuk ve büyüklük sahibi, Allah'ın isimlerinden
Cem, A. Topluluk, kalabalık
Cemal, A. Yüz, yüz güzelliği
Cemaleddin, Dinin nuru, yüzü.
Cemil, A. Erkeğin güzel, hoş olanı.
Cenap, A. Şerefli, hürmetli
Cengiz, T. Türk Moğol Hanı, Güçlü, kuvvetli
Cenk, F. Savaş
Cevad, A. Cömert, bağışlayan
Cevdet, A. Olgunluk, güzellik
Ceyhun, T. Tevrata göre Cennetteki dört ırmaktan biri
Cezmi, A. Sözünden dönmez, kararlı.
Cihad, A. Din uğruna savaşmak.
Cihan, F. Dünya
Cihangir, F, Dünyaya hükmeden
Cumali, A. Cuma günü doğan çocuk
Cumhur, A. Millet, halk.
Cüneyt, A. Genç savaşçı
Cahide, A. Çalışan, gayret eden
Canan, F. Sevgili, sevilen kadın
Candan, F. Davranışlarında yakınlık olan samimi
Cannisar, F. Canını feda eden.
Cansın, T. Candan ayırt edilmez
Cavidan, F. Devamlı, ebedi, kalıcı olan
Celile, A. Mertebesi yüksek olan kadın
Cemile, A. Güzel, cilveli, gözalıcı
Ceren, T. Ceylan
Ceyda, A. Boynu uzun güzel
Ceylan, T. Güzel gözlü geyik cinsi bir hayvan
Ceylin, A. Cennete açılan kapı
Cüveyriye, A. Kadıncık, kızcağız , Peygamberimizin Berre isimli hanımına verdiği isim
Ç
Çağatay, (?) Cengiz Han'ın ikinci oğlu
Çağlar, T. Çağlayan
Çağrı, T. Selçuklu komutanı. Çakır gözlü, seslenme
Çetin, T. Sert, inatçı, erişilmez.
Çağla, T. Henüz olgunlaşmamış meyve
Çağlayan, T. Şelale
Çeşminaz, F. Nazlı nazlı bakan göz, güzel gözlü sevgili
Çiğdem, T. Bir çiçek.
Çolpan, E.T. Çoban yıldızı
D
Dağhan, T. Oğuz Han'ın beşinci oğlu
Dalokay, T. Herkesin beğendiği, hoşa giden
Danişmend, F. Akıl danışılan. Bir Selçuklu komutanı.
Davud, IB. Peygamber ismi
Derviş, F. Kendisini Allah'a ibadete vermiş
Devlet, A. Talih, büyük rütbe
Devran, A. Kader, talih, Dünya
Dilaver, F. Cesur, yiğit, yürekli
Dilhan, F. Samimi, içten konuşan
Dilmaç, T. Tercüman
Dinç, T. Sağlıklı, güçlü, kuvvetli
Doğan, T. Yırtıcı bir kuş
Durmuş, T. Çoçuk yaşasın diye verilen isim
Dursun, T.Çoçuk yaşasın diye verilen isim
Dündar, F. İnci, sevgili Damla, T. Sıvıdan ayrılıp düşen parça
Defne, Y. Bir bitki.
Demet, Y. Bir araya getirilip bağlanmış deste
Deniz, T. Büyük su kütlesi
Derya, F. Deniz
Diba, F. Atlas, alaca renkli ipek kumaş
Didar, F. Güzel görünümlü kadın
Dicle, T. Bir nehir ismi
Didem, F. Gözüm
Dilara, F. Gönül okşayan
Dildade, F. Sevdalı
Dilek, T. Arzu
Dilruba, F. Gönül alan
Dilşad, F. Gönlü şen, sevinçli
Dudu, Tatlı dilli, yaşlı Ermeni kadını
Duhter, F. Kız çocuğu
Dürdane, F. Sevgili, İnci tanesi
Dürefşan, F. İnci gibi söz söyleyen
Dürre, A. İnci Tanesi
Dürriye, A. İnci gibi parlak
E
Edib, A. Edebiyatla uğraşan.
Ediz, T. Dağların tepesi, doruk.
Efekan, T. Efe soyundan gelen
Ekmel, A. Mükemmel olan, en kamil
Ekrem, A. Çok şeref sahibi
Emin, A. Korkusuz kimse
Emrah, F. Erzurum ve Ercişli şairlerin adı
Emre, T. Hak aşığı
Ender, T. Seyrek bulunan
Enes, A. İnsan
Engin, T. Açık deniz, alçak ve çukur yer
Enis, A. Dost, sevgili
Enver, A. Çok parlak, daha nurlu
Eray, T. İlk ay
Erbek, T. Yiğit, cesur
Ercan, T. Korkusuz kişi
Ercüment, F. Haysiyetli, seçkin, saygın, şerefli
Erdal, T. Erken yeşeren dal
Erdem, T. Fazilet, liyakat
Erdinç, T. Kuvvetli erkek
Erdoğan, T. Erken doğan erkek çocuğu
Eren, T. Ermiş
Ergün, T. Uysal kişi, Sulu saf kar, iyi koşan at
Erhan, T. Adil iyi hükümdar
Erkan, T. Yiğit, soylu
Erman, T. Pişman olma, istek
Erol, T. Yiğit erkek ol, sözünde dur
Ersan, T. Adıyla, sanıyla ünlenmiş kişi
Ertan, T. İlk tan ağarması
Ertuğrul, T. Temiz yürekli doğru erkek.
Esad, A. Çok hayırlı, çok mutlu
Eser, A. Tesir, etki, gitmiş veya geçmişten izler
Eşref, A. Şerefli, aziz
Ethem, A. Karayağız
Eymen, A. Daha uğurlu, çok talihli, hayırlı, sağ yandaki
Eyüp, Kur'an da adı geçen Sabır timsali bir Peygamber
Ebhar, A. Denizler
Ebrar, A. İyi huylu,doğru, dürüst
Ebru, F. Kaş, bir süsleme sanatı
Ece, T. Güzel kadın, kraliçe, ana
Ecem, T, Kraliçem, büyüğüm, anam
Ecmel, A. Çok güzel, şık
Eda, A. Cilve, naz
Efnan, A. Cennetteki çeşitli güzellikler
Ela, A. Göz rengi
Elçin, T. Demet, Ağustos böceği
Elfida, A. Feda etme
Elif, A. Dost, İslami alfabenin ilk harfi
Elmas, A. Bir mücehver
Emel, A. Gerçekleştirilmesi zamana bağlı istek
Emine, A. Emin. Korku ve endişesi olmayan
Emire, A. Kadın hükümdar
Emriye, A. Emire ait
Enise, A. Cana yakın, dost
Eribe, A. Olgun, anlayışlı
Erma, A. Cilveli, çok güzel
Esen, T. Sağlam, sağlıklı
Eser, A. İz, işaret, yapıt
Esin, T. İlham
Eslim, A. Teslimiyet, Allah'a teslim olan
Esma, A. Adlar, işitme,
Esra, A. Hızlı, çabuk, esirler
Ezgi, T. Kulağa hoş gelen ses veya söz dizgisi
F
Fadıl, A. Erdemli, faziletli
Fahreddin, A. Dinin övdüğü, seçkin
Fahri, A. Karşılık beklemeden yapılan iş
Faik, A. Manevi olarak üstün, seçkin
Faruk, A. Doğruyu yanlıştan ayıran
Fatih, A. Fetheden
Fazlı, A. Erdemli, iyiliksever
Fecri, A. Tan yeri ağarması
Ferdi, A. Özel, şahsi
Ferhad, A. Rahatlık, sevinç
Feridun, A. Kıymetli cevher, sekizinci gök
Ferit, A. Avcı kuş, katılaşmış şey
Ferruh, F. Aydın insan, nur yüzlü
Fethi, A. Fetihle ilgili
Fethullah, Allah'ın fetih kısmet ettiği, dinin açılması
Fevzi, A. Zafer kazanan
Feyiz, A. Nimet, ihsan, bereket
Feyzullah, A. Allah'ın bereketi, bolluğu, ilim verdiği
Feyyaz, A. Çok feyizli, bolluk bereket veren
Fırat, A. Tatlı su, bir nehir ismi
Fikret, A. Murat, maksat, idrak, düşünme
Fuad, A. Gönül, yürek
Fahriyye, A. Öğünülen kadın
Fatma, A. Peygamberimizin (s.a.v) kızı
Fazilet, A. Güzel huy, manevi kuvvet
Fehime, A. Akıllı, anlayışlı
Ferahna, A. F. Bolluk, genişlik
Feray, F. T. Süs, parlak ay
Ferda, F. Yarın, öbür dünya
Feride, A. Gururlu, kibirli
Feriha, A. Sevinçli, rahat
Ferzan, F. Emsallerinden ileri
Fethiye, A. Fethe ait.
Fevziye, A. Kurtuluşa eren
Feyza, A. İlim, irfan, çokluk, bolluk
Figen, F. Yıkıcı, atıcı
Fikriye, Düşünceli, fikre bağlı
Firdevs, A. Cennet bahçesi
Firuze, F. Değerli bir taş
Fitnat, A. Zihin açıklığı, çabuk kavrayan anlayışlı olan
Fulya, İ. Bir çiçek
Funda, T. Küçük ağaçcık
Füruzan, F. Parlak, parlayan
Füsun, A. Büyü, büyüleyici
G
Gaffar, A. Günahları affedici,Allah'ın isimlerinden
Gafur , A.Bağışlayıcı, örten, Allah'ın isimlerinden
Gani , A. Çok zengin, Allah'ın isimlerinden
Gazanfer, A. Aslan, yiğit, korkusuz
Gediz, T. Su birikintisi
Gevheri, F. Pırlanta gibi, cevher kimse
Gıyaseddin, A. Dinin yayılmasında yardımcı olan
Giray, T. Kudretli, Kırım Hanları sülalesinin adı
Gökmen, T. Mavi gözlü ve sarışın
Göktürk, T. Tarihte adı Türk olan ilk devlet
Görkem, T. İhtişam, gösteriş, heybet
Gültekin, T. Bilge Kağanın ağabeyi, güvenilir, faydalı
Günhan, T. Mete Han'ın birinci oğlu
Gürhan, T. Han, hükümdar
Güvenç, T. Kendine itimat, güvenme Gamze, A.. Çene ve yanaktaki çukurluk
Gaye, A. Maksat, hedef
Gizem, T. Aklın erişemdediği açıklanamıyan, sır.
Gonca, F. Tomurcuk, henüz açmamış gül
Gökçe, T. Mavimsi, Azerbaycan'da bir gölün adı.
Gönül, T. Kalpde var sayılan duygu kaynağı
Gül, F. Peygamberimizin (s.a.v.) sevdiğiçiçek
Gülbanu, F. Gül gibi güzel hanım
Gülben, F. Benleri güle benzeyen güzel kadın
Gülberk, F. Gülün yaprağı
Gülcan, F. Sevimli, gül gibi güzel kadın
Gülçin, F. Gül toplayan
Güldem, F. Gül mevsimi
Gülnaz, F. Gül gini nazlı
Gülfem, F. Küçük gül ağızlı
Gülizar, F. Al yanaklı
Gülriz, F. Gül serpen
Gülseren, F. Gül dağıtan
Gülsüm, A. Yanakları ve yüzü dolgun
Gülşen, F. Gül bahçesi
Güzide, F. Beğenilmiş, seçilmiş
H
Habib, A. Seven, sevgili dost, sevilen dost
Hakan, T. Eski Türk hükümdarlarına verilen ünvan.
Hakkı, A. Doğruluk ve insaf sahibi
Haldun, A. Sürekli olanlar
Halid, A. Yaşından küçük görünen
Halil, A. Allah'ın dostu
Halim, A.Yumuşaklık gösterici, Allah'ın isimlerinden
Halis, A. Saf, hilesiz
Haluk, A. İyi huylu, insaniyetli, geçimli
Hamdi, A. Şükreden. Allah'ı sevmek ve övmek
Hami, A. Koruyan, sahip çıkan, gözeten
Hamîd,, A.Hamd edilen, övülen, Allah'ın isimlerinden
Hamza, A. Heybetli, aslan, azametli
Harun, A. Peygamber ismi.
Hâris, A. Bekçi, gözcü, kollayıcı
Hasan, A. Güzellik, iyilik, hoşluk
Hasbi, A. İsteyerek ve karşılık beklemeden yapılan
Hasib, Hesap görücü, Allah'ın isimlerinden
Haşim, A. Muhteşem, gösterişli, doğrulayan
Haşmet, A. Büyüklük, ihtişam, alçak gönüllülük
Hayati, A. Canlılık, önemli olan
Haydar, A. Arslan, Hz.Ali'nin (r.a.) lakabı
Hayreddin, A. Mübarek insan, dinde hayırlı olan
Hayri, A. İyiliksever, hayırsever
Hızır, A. Bir peygamber veya evliya ismi
Hidayet, A. Allah'ın ilhamı ile doğru yolu bulmak
Hikmet, A. Ahlaki söz, Eşyanın hakikatına vakıf olmak
Hulagü, A. Abbasi devletini yıkan İlhanlı hülkümdarı
Hud, A. Peygamber ismi, Çok saygı, hürmet, ululuk
Hulusi, A. Candan davranan, samimi
Hurşid, F. Güneş
Hüdai, A. Hidayete ermiş
Hüsameddin, A. Dinin keskin kılıcı
Hüseyin, A. Sevilen küçük çocuk
Hüsnü, A. Güzel, iyilik sahibi
Hüsrev, F. Padişah
Habibe, A. Sevgili, sevilen dost
Hacer, A. Kaya, taş. Hz.İsmail (a.s.)'ın annesi
Hafize, A. Kur'an-ı Kerimi ezbere bilen
Hale, A. Ay ve Güneş etrafında görünen ışıklı halka
Halide, A.Yaşından küçük görünen
Halime, A. İnsanı hoş tutan, yumuşak huylu
Hamide, F. Allah'a (c.c.) şükreden, hamdeden
Hamiyet, A. Fazilet, insanlık, vatanseverlik
Handan, F. Mutlu, güler yüzlü, sevimli
Hande, F. Gülüş, gülme
Hanife, A. Hanif olan tehvid inancına bağlı
Hasibe, A. Eli açık, cömert, asil, itibarlı kadın
Hatice, A. Erken doğan kız
Havin, K. Yaz mevsimi
Havva, A. Esmer kadın. Hz.Adem a.s.'ın eşi
Hayriye, A. İyilik sever, hayır sever
Hayrünissa, A. Kadınların hayırlısı
Hazal, A. Kuruyup, dökülen ağaç yaprakları
Hazan, F. Sonbahar
Hesna, A. Hanım kadın, güzel kadın
Hidayet, A. Allah'ın ilhamı ile doğru yolu bulmak
Hunde, A. Sessizlik
Huri, A. Cennet kızı
Huriye, A. Hurilere ait
Hurrem, F. Gözde, Güleryüzlü ferahlık veren
Hülya, A. Kuruntu, düşünme
Hümeyra, A. Beyaz tenli kadın
Peygamberimizin Hz.Ayşe annemize verdiği lakaptır.
Hüner, F. Beceriklik, marifet
Hüsna, A. Güzel, güzellik
Hüsniye, A. Çok güzel kadın
Hüveyda, F. Açık, apaçık belli olan
I
Ilgaz, T. Düşmana süvari hücumu
Iraz, T. Kahraman, yiğit
Itri, A. Koku satıcısı Iğıl, T. Sessiz, yavaş, sakin su akıntısı
Ilgın, T. Çit olarak kullanılan ağaçcık
Işıl, T. Canlı ve parlak, ışık gibi güzel oaln.
Itır, A. Güzel, hoş kokulu bir bitki
İ
İbrahim, A. Bir peygamber ismi
İdris,A. Bir peygamber ismi
İhsan, A. İyilik etme, cömertlik
İlbey, T. Eski Türklerde askeri ve idari vali
İlhami, A. Kalbine ilahi feyiz doğan
İlhan, T. Türk Moğol hükümdarlarının ünvanı
İlkay, T. Ayın ilk günlerinde doğan çocuk
İlyas, IB.. Sulara hükmeden. Bir peygamber ismi
İmran, A. Evine bağlı kalan.
İrfan, A. Tecrübe ve zekadan oluşan manevi olgunluk
İsa, A. Bir peygamber ismi
İshak, IB. Gülme. Bir peygamber ismi
İskender, F. Eski Makedonya kralı.
İsmail, A. Bir peygamber ismi
İsmet, A. Namuslu, temiz, günahsız
İsrafil, A. Dört büyük melekten biri
İzzet, A. Kiymet, değer, saygı, ikram
İclal, A. Kudretli, büyüklük
İdil, T. bit Oğuz boyu
İfakat, A. İyileşme, ayılma
İffet, T. Namusluluk, ahlak kurallarına bağlılık
İkbal, A. Talih açıklılığı
İkrime, A. Kerem sahibi
İlbike, T. Beyin hanımı, seçkin ve saygıdeğer kadın
İldem, T. Pişmanlık duyan
İlkbal, A. İlk doğan kız çocuğu
İncila, A. Parlaklık, ışık
İpek, T. Bir tür kumaş
İrem, A. Cennet bahçesi
İrmegân, F. Terbiye eden, mutluluk
İzem, A. Büyüklük, ululuk
J
Jale, F. Çiy, kırağı,su damlası
Jaledar, F. Üzerine çiy düşmüş
Jalenur, F. Çiy, kırağı, parlayan
Jengar, F. Göktaşı
Julide, F. Karışık, dağınık
K
Kaan, T. Eski Türk hükümdarlarının ünvanı, Kağan
Kabil, A. Hz.Adem'in oğullarından, ağabeyini öldürdü
Kadem, A. Ayak, adım
Kadir, A. Allah(c.c.) isimlerinden
Kadri, A. İtibarlı, değerli, mevkisi yüksek
Kahraman, F. Bahadır, cesur, yiğit
Kamber, A. Köle, dost
Kâmil, A. Kemale ermiş, olgun, bilgili, terbiyeli
Kâmuran, F. Arzusuna kavuşmuş, mutlu olmuş kimse
Kanber, A. Evin emektarı, büyüğü
Kâni, A. Dokunaklı iğneli konuşan
Kani, A. Kanaat eden, razı olan
Kartal, T. Büyük, yırtıcı kuş.
Karun, A. Zenginliğine güvenip kibirlenen
Kasım, A. Ayıran, bölen. Peygamberimizin oğlunun adı
Kâşif, A. Bilinmeyen bir yeri veya şeyi bulan
Kayra, Kayra eski Türk mitolojisinde 'tanrı' demektir. Kayra ismi caiz değildir ve çocuğa bu ismin konulması dinen uygun değildir.
Kâzım, A. Öfkesini yenen, kin tutmayan
Keleş, T. Yiğit, cesur, güzel, saçı dökülmüş,
Kemâl, A. Olgunluk, fazilet
Kemaleddin, A. Erdemli, bilge, dinde olgunluğa eren
Kenan, A. Hz.Nuh'un oğullarından, Filistin toprakları
Kerem, A. Şeref, asalet, cömert, hayırlı işler yapan
Kerim, A. A. Allah(c.c.) isimlerinden, çok cömert
Koray, T. Kamış gibi içi boş şeyler, özü boş
Korcan, T. Şelale, çağlayan
Kürşad, F. Açılış merasimi, bir cins tavla oyunu
Kader, A. Alınyazısı
Kadife, A. Bir kumaş türü
Kadriye, A. Değerli. Kadir gecesi doğan kız çocuğu
Kafiye, A. Şiirde mısra sonunda ses uyumluluğu
Kamelya, A. Yaban gülü
Kâmile, A. Olgun, terbiyeli
Kârdide, F. İşbilir, uyanık, tecrübeli
Karmen, F. Parlak, kırmızı renk
Katre, A. Damla, damlayan şey
Kebire, A. Yetişkin kız çocuğu, yetişkin, ulu kadın
Kerime, A. Kız evlat, hoşgörü ehli, cömert
Keriman, A. Cömert
Kevser, A. Maddi ve manevi çokluk, üstünlük, hayırlılık
Keyyise, A. Akıllı, anlayışlı, ince zarif, kibar
Kezban, F. Evini ve kocasını yöneten kadın
Kısmet, A. Nasip, kazanç, kader talihi
Kibariye, A. Kibirli, şık, görgülü, terbiyeli
Kumru, F. Bir kuş
Kübra, A. Çok büyük, ulu, yüce
L
Levend, i. Denizci, yiğit, cüsseli
Lokman, A. Sure adı, nebi veya peygamber adı
Lut, A. Peygamber adı
Lütfi, A. Hoşluk, iyi davranış
Lütfullah, A. Allah'ın iyi hoş kıldığı kişi, Allah'ın lütfu Lâcerem, A. Elbette, öyledir, şüphesiz
Lale, F. Bir tür çiçek
Lalezar,F. Lale bahçesi
Lamia, A. Parlak, parıldayan
Lâne, F. Ev, yuva
Latife, A. Güzel, tuhaf, güldürücü söz.
Lebibe, A. Akıllı, anlayışlı
Leman, A. Parıltı, parlama
Lerzan, F. Titrek, ürkek
Letafet, A. Nezaket, güzellik
Leyla, A. Çok karanlık ve uzun gece
Lezza, A. Yakıcı ateş, cehennem
Lina, A. Hurma fidanı
Lütfiye, A.İyi davranış, eli açıklık
M
Macit, A. Allah'ın (c.c.) isimlerinden. Cömert
Mahir, A. Hünerli, elinden iyi iş gelen
Mahmud, A. Övülmüş, övülmeye layık
Maksud, A. İstenilen, murat edilen
Malik, A. Sahip, elinde bulunduran
Malkoç, A. Akıncı ocağı reisi
Mansur, A. Allah'ın (c.c.) yardımı ile üstün gelen
Mazhar, A. Nail olmuş, kavuşmuş
Mecid, A. Allah'ın (c.c.) isimlerinden. İkramı çok.
Mehmet, T.Peygamberimizin isminin Türkçe kullanılışı
Melih, A. Güzel, sevimli
Melik, A. Allah'ın (c.c.) isimlerinden. Her şeyin hakimi
Melikşah, F. Büyük Selçuklu Hükümdarı
Memduh, A. Övülmüş, övülmeye değer.
Memluk, A. Köle
Menderes, Y. Akarsu yataklarının dolambaçlı kısmı
Meriç, T. Bir nehir ismi
Mert, F. Erkek sözünde duran
Mesud, A. Mutlu, bahtiyar
Mete, Büyük Türk Hun İmparatoru
Metin, A. Allah'ın (c.c.) isimlerinden. Kuvvvetli
Mevlud, A. Yeni doğmuş bebek
Mikail, A. Dört büyük melekten biri
Mirac, A. Kandil gecesi
Mirkelam, F. Güzel konuşan
Mirsat, A. Gemi çapası
Muammer, A. Uzun ömür süren, talihli, kısmetli
Muhammed, A. P Çok methedilmiş
Muhammer, A. Mayalanmış
Muharrem, A. Aşure ayı, yasak edilmiş
Muhiddin, A. Dini ihya eden
Muhlis, A. Samimi, ihlas sahibi, inancı doğru
Muhsin, A. Bağışta iyilikte bulanan
Murat, A. Dilek, meram, arzu
Murtaza, A. Allah'ın (c.c.) razı olduğu kişi
Musa, A. Sudan gelme, peygamber ismi
Mustafa, A. Seçilmiş, temizlenmiş
Muttalib, A. İsteyen, talepte bulunan
Muzaffer, A. Zafer kazanmış
Müfid, A. İfade eden, manalı, anlatan
Müjdat, F. Müjde vermek
Mükerrem, A. Hürmet edilen, saygı değer
Mükremin, A. ağırlanmış, ikram olunmuş
Mümtaz, A. Ayrıcalıklı, imtiyazlı, seçkin
Münir, A. Parlak ışık verici
Müşfik, A. Sevecan, şefkatli, merhametli
Macide, A. İyi ahlaklı olan kişi
Mahbube, A. Sevgili, sevilen
Mahire, A. Becerikli kadın
Mahizar, F. İnleyen ay.
Mahlika, F. Ay yüzlü güzel
Mahmure, A. Süzgün dalgın bakışlı
Mahsune, A. Çevrilmiş, kuşatılmış, sarılmış
Maide, A. Ziyafet, üzerinde yemek bulunan sofra
Makbule, A. Kabul olunan, geçerli sayılan
Maksude, A. Arzu edilen
Manolya, FR, Bir çiçek
Mansure, A. Allah'ın (c.c.) yardımı ile üstün gelen
Maral, T. Dişi ceylan
Mebrure, A. Hayırlı, beğenilmiş, yararlı
Medide, A. Çok uzun süren
Mediha, A. Öğülmeye değer
Meftune, A. Kendinden geçmiş, hayran olmuş
Mehlika, F. Ay yüzlü güzel
Mehpare, F. Çok güzel ay parçası
Mehtab, F. Ay ışığı
Melahat, A. Güzellik, yüz güzelliği
Melda, A. Körpe, genç ve nazik
Meliha, A. Güzel, şirin.
Melike, A. Kadın hükümdar
Melodi, Y. Ezgi, nağme, ahenk
Meltem, T. Bir rüzgar
Meral, T. Dişi geyik, aslı maral'dır.
Merve, A. Mekke'de bir tepe adı
Meryem, IB. İbadete düşkün, hizmet eden
Mesrure, A. Sevinçli, şen memnun kadın
Mevhibe, A. Alllah (c.c.) vergisi, ihsan
Mihriban, F. Güleryüzlü, yumuşak huylu
Mualla, A. Şanı yüksek kişi
Muazzez, A. Kıymetli, değerli, şerefli
Muhsine, A. İyilikte bulunan, cömert, bağışlayan
Mukadder , A. Alın yazısı,
Mutiye, A. İtaat eden
Müberra, A. Hata ve kötülükten beri
Mübeyyen, A. Meydana çıkarılan, açıklanan
Mücella, A. Parlak
Müesser, A. Tesir altında kalmış
Müfide, A. Sohbetinden yararlanılan, ifade eden
Müge, FR. Bir çiçek
Müjgan, F. Kirpikler
Mükrime, A. İkram eden
Münevver, A. Nurlu, alim.
Münibe, A. Allah'a (c.c.) yönelmiş,saf, içten
Mürevva, A. İyi düşünen, fikirleri isabetli
Müzeyyen, A. Süslü, süslenmiş, zinetlendirilmiş
N
Naci, A. Cennetlik, selamete eren
Nadi, A, Haykıran, çağıran
Nadir, A. Ender, seyrek bulunan
Nafi, A. Allah'ın (c.c.) isimlerinden. Fayda sağlayan
Nafiz, A. Sözü geçen, tesirli, kendine itaat edilen
Nail, A. Ele geçiren, muradına eren
Naim, A. Yumuşak, nimetli yaşayış
Namık, A. Yazar,katip
Nami, F. Ünlü, tanınmış
Nâsır, A. İmdada yetişen, yardımcı
Naşid, A. Şiir yazan, söyleyen ve okuyan
Nazım, A. Dizi dizilen, düzenleyen, tanzim eden
Nazif, A. Şık giyimli, zarif, temiz
Nazmi, A. Sıraya koyma, tertipli, düzenli
Necat, A. Kurtuluş, selamet
Necati, A. Kurtulan, selamete eren
Necdet, A. Kahramanlık, yiğitlik
Necmeddin, A. Dinin yıldızı
Necmi, A. Yıldızla ilgili
Nedim, A. Sohbet arkadaşı
Nejad, F. Nesil, soy
Nesim, A. Hoş mülayim insan
Neşad, A. Sevinç, keyif
Neşet, A. Doğma meydana çıkma, kaynak olma
Nevzad, F. Yeni doğan erkek çocuk.
Neyzen, F. Ney çalan kişi
Nezihi, A. İncelikle ilgili, temiz
Nihat, F. Huy, tabiat, kişilik
Niyazi, F. Dua eden
Nizam, A. Dinin düzeni, sıra
Nizami, A. Usüle uygun
Nuh, A. Bir peygamber ismi
Numan, A. Gelincik, kan
Nureddin, A. Dinin ışığı
Nuri, A. Nurla ilgili
Nurullah, A. Allah'ın (c.c.) nuru
Nusret, A. Allah'ın (c.c.) yardımı
Nabia, A. Kaynayan yerden fışkıran, akan
Nabiye, A. Haber veren
Naciye, A. Cennetlik, selamete eren
Nadide, F. Çok değerli
Nadire, A. Eşi benzeri az bulunan
Nafia, A. Faydalı, şifalı, hayırlı
Nafize, A. Sözü geçen, tesirli, kendine itaat edilen
Nagehan, F. Birdenbire, ansızın
Nahide, F. Yeni yetişmiş kız
Naime, A. Nazlı büyütülmüş, zarif, güzel kadın
Nalan, F. İnleyen, sızlanan, ağlayan
Nazan, F. Naz eden, nazlı olan
Nazife, A. Zarif ve şık giyimli
Nebahat, A. Şeref sahibi, ünlü kadın
Nebile, A. Yüksek meziyet ve onur sahibi, akıllı, bilgili
Necibe, A. Soyu sopu temiz, ahlakı güzel, iyi huylu
Necla, A. Kız çocuk, soy, nesil
Necmiye, A. Kuran ehli
Nefise, A. Çok hoşa giden
Nergis, F. Bir tür süs bitkisi
Neriman, F. Yiğit, bahadır, kahraman
Nermin, F. yumuşak, kibar, nazik
Nesime, A. Alçak gönüllü insan
Nesrin, F. Yaban gülü
Neşe, A. Mutluluk, sevinç
Nevin, F. Yepyeni
Nezafet, A. Temizlik, parlaklık
Nigar, F. Resim, nakış
Nihal, F. Sevgili, taze, ince ve düzgün vücudlu
Nilgün, F. Lacivert, çivit renginde
Nilüfer, F. Bir su bitkisi
Nimet, A. Yiyecek ve içecek gibi gerekli olan
Nupel, K. Yeni yaprak
Nur, A. Allah'ın (c.c.) isimlerinden. Aydınlatan
Nuran, A. Nurlu
Nurefşan, Nur saçan, etrafı nurlandıran
Nurulayn, Göz nuru
Nurinisa, A. Nurlu kadın
Nuriye, A. Nurlu
Nükhet, A. Müstehcen söz ve kelimeler, ağız kokusu
O
Ogün, T - Anımsanan, belirli bir günde doğan
Oğuz, T. Sağlam, gürbüz, güçlü delikanlı
Okan, T. Anlayışlı, Tanrı
Okay, T.1. Ok-ay. 2. Satürn gezegeni. 3. Beğenme.
Olca, Moğ. Ganimet
Olcay, Moğ. Bahtlı, talihli
Olgun, T. Bilgi, görgü ve hoşgörüsü gelişmiş insan.
Omay, T. Seçkin, seçilmiş.
Orbay, T. Or-bay. Ordu komutanı.
Orçun, T. Ardıllar, halefler
Orhan, T. Or-han. Şehrin yöneticisi, hâkimi.
Orkun, T. Çoban beyi.
Osman, A. Bir tür kuş ya da ejderha, 3.Halife
Ozan, T. Şiir yazan, şair.
Olgun, T. Bilgi, görgü ve hoşgörüsü gelişmiş insan.
Orkide, F. Değerli bir süs bitkisi
Oya, T. Tığ veya firkete ile yapılan ince dantel
Oylum, T. Çukur, oyuk
Ö
Ökmen, T. Akıllı, zeki, bilgili kimse
Ökten, T. Akıllı, bilgili, fazıl; kahraman, cesur.
Ömer, A . Hayat,yaşama,canlılık. İkinci halife.
Önder, T. Önde giden, yol gösteren, kılavuz.
Özden, T. Özle, öz varlıkla, gerçekle ilgili.
Özge, T.Cana yakın, sıcakkanlı
Özlem, T. Kavuşma arzusu, hasret.
P
Pehlivan, F. Güreşçi
Pertev, F.Işık, alev
Peyami, F. Bilgi toplayıcı
Piruz, F. Uğurlu, hayırlı
Polat, F. Kuvvet, güç
Poyraz, Y. Kuzeydoğudan esen soğuk rüzgar. Pakize, F. Günahsız,lekesiz
Papatya, Y. Bir çiçek
Parla, T. Işık saç, parlak ol
Parule, F. Şakacı, latifeci
Pedme, F. Kısmet
Pelin, Y. Hekimlikte kullanılan bir bitki
Perihan, F. Büyücü, peri padişahı
Perran, F. Uçucu, uçan
Pervin, F. Bir yıldız
Pezire, F. Karşılama, karşılanış
Pınar, T. Suyun çıktığı yer
Pırnal, Y. Bir ağaç türü
Piraye, F. Takı, zinnet
Piruze, F. Mavi renkli değerli bir süsü taşı
Piyale, F. Kadeh
Pürçin, F. Çok düşünceli, öfkesi kabarmış
R
Radi, A. Rıza gösteren, kabul eden
Rafet, A. Acıma, merhamet etme, esirgeme
Rahim A. Allah'ın isimlerinden. Acıyıcı
Rahman A. Allah'ın isimlerinden.Nimet veren
Rahmi, A. Acımayla ilgili
Raif, A. Acıma ve merhameti olan
Ramiz, A. İşaretle konuşan
Ramazan, A. Oruç tutulan ay
Rasim, A. Resim yapan
Raşid, A. Hak yolunu kabul etmiş olan
Rauf, A. Allah'ın isimlerinden. Çok esirgeyen
Recai, A. İsteyen, rica eden, yalvaran.
Recep, A. Üç aylardan birincisi, gösterişli, heybetli
Refik, A. Arkadaş, yoldaş. Koca-eş.
Remzi, A. İşaretle, simgeyle ilgili,
Resul, A. Elçi, Peygamber
Reşat, A. Hak yolunda ilerleme
Reşid, A. Allah'ın isimlerinden.Hayra delalet eden
Rıdvan, A. Cennetin kapıcısı olan büyük melek
Rıfkı, A.Yumuşak huylu
Rifat, A.Yükseklik, yücelik
Ruhi, A. Ruhsal, ruhla ilgili.
Ruşen, F. Işıklı, aydın, parlak
Rüçhan, A.Üstünlük, üstün olma
Rükneddin, A. Dinin temel direği
Rüstem, F. Yiğit, kahraman
Rüştü, A. Doğru yolda olan
Rabia, A. Dördüncü, Satteki salisenin altmışta biri
Rafia, A. Kaldıran, yükselten, destek olan.
Rahime, A. Hafif sesli, lâtif sözlü kız
Rahşan, F. Parlak, parlayan.
Raika, A. Güzel, hoş.
Ramiye, A. Fırlatan, atan.
Rasime, A. Âdet, eskiden kalma âdet
Raşide, A. Akıllı; doğru yola giden.
Rayiha, A. Koku.
Raziye, A. Rıza gösteren, boyun eğen
Refia, A. Yüksek, yüce
Refika, A. Kadın, eş, kadın arkadaş.
Remziye, A. İşaret ile ilgili
Reyhan, A. Güzel kokulu bir süs bitkisi
Ruhsar, F. Yanak, yüz, çehre
Rukiye, A. Büyü, sihir, efsun
Rüçhan, A.Üstünlük, üstün olma
S
Sabahaddin, A. Dinin güzelliği.
Sabri, A. Sabırla ilgili
Sacit, A. Secde eden
Saadeddin, A. Dinin mutluluğu
Sadık, A. İçten bağlı, doğru, gerçek dost
Sadi, A. Mutlulukla, uğurla ilgili,
Sadri, A. Göğüsle ilgili.
Sadun, A. Mübarek
Saffet, A. Saflık, temizlik.
Sait, A. İbadet etmiş, uğurlu
Salim, A. Sağ, salim, sağlıklı, korkusuz, kusursuz
Samet, A. Allah'ın (c.c.) isimlerinden,muhtaç olunan
Sami, A. Yüksek, yüce.
Sancar, T. Kısa kama, saplar, batırır, yener.
Sargın, T. Candan, çekici, cazibeli, hevesli
Sedat, A. Doğruluk, hatasızlık
Sefa, A. Gönül rahatlığı, eğlence, zevk, neşe
Sefer, A. Yolculuk, savaş
Selahaddin, A. Dinine bağlı kimse
Selâmi, A. İyilik, barış ve rahatlıkla ilgili
Selçuk, T. Güzel konuşma yeteneği olan
Selim, A.Sağlam, kusursuz, doğru
Selman, A. Barış içinde bulunma, huzur
Semih, A.Cömert, eli açık, çok değerli
Serbülent, F.Başı yüksek, yüce
Sergen, T. Raf, tepelerdeki düzlük yerler, yorgun
Serhat , F.Sınır, hudut.
Serkan, F+T, Ser-kan. Baş kan, soylu kan.
Sermet, A. Sürekli ve sonsuz olma
Sertaç, F.Baş tacı, çok sevilen, sayılan kimse.
Server, F. Baş, başkan, reis, ulu.
Seyfettin, A. Dinin kılıcı; dinin askeri
Seyfi, A. Kılıçla ilgili, askerliğe ait
Seyfullah, A. Allah'ın kılıcı
Simavi, F. Yüz, çehre, beniz ile ilgili
Sinan, A. Mızrak, süngü, sıkılgan, saklanacak yer
Suat, A. Mutlulukla, saadetle ilgili; mutlu
Suavi, A. Herkesin işine koşan, yardım eden
Sungur, T. Soğukkanlı, sakin kimse. 2. Akdoğan.
Süheyl, A. Güney yarımküresinde yer alan parlak yıldız
Süleyman, IB. Huzur, sükûn
Saadet, A. Mutluluk, bahtiyarlık.
Sabahat, A.Güzellik; yüz güzelliği.
Sabiha, A. Güzel, şirin, hoş.
Sabire, A. Dayanan, sabreden.
Sabriye, A. Sabırlı, dayanıklı
Sacide, A. Secde eden, alnını yere koyan
Safinaz, A + F. Çok nazlı, çok naz eden
Safire, A. İnce, güzel ses
Safiye, A. Seçilmiş.
Saime, A. Oruç tutan, oruçlu kadın
Saliha, A. Dinin buyruklarına uygun harekette bulunan.
Samiha, A. Cömert, eli açık
Saniye, A. İkinci.
Seda, A. Ses
Seden, T. Uyanık, tetikte, gözü açık olan
Seher, A. Sabahın gün doğmadan önceki zamanı
Selcan, T. Sel-Can.Coşkun, taşkın yaradılışlı kimse.
Selda, T. Bir söğüt cinsi.
Selin, T. Bodur, sürekli yeşil kalan bir bitki
Selma, A. Barış içinde bulunma, huzur, güzel, hoş
Sema, A. Gökyüzü.
Semahat, A.Cömertlik, el açıklığı, iyilikseverlik
Semiha, A. Cömert, eli açık
Semiramis, IB. Babil Asma Bahçeleri kurduran kraliçe
Semra, A. Esmer
Sena, A. Övme,
Senahan,(A, F) Sena okuyan, öven
Serap, A. Çölde uzaktan su gibi görünen ışık yanılması
Sernaz, F. Çok nazlı
Serpil, T. İyi geliş, büyü, güzelleş
Servinaz, F.Uzun boylu sevgili.
Sevda, A. Aşk, sevgi.
Sevim, T. Bir kimseyi başkalarına sevdiren özellik.
Sevinç, T. Sevinmekten doğan coşku.
Sevtap, T. Sev-tap. Tapılacak kadar sevilen
Seyhan, A. Hz. Musa’nın mezarının bulunduğu şehir
Sezen, T. Duyan, hisseden, anlayan, sezgili
Sırma, T. Altın yaldızlı veya yaldızsız ince gümüş tel.
Sibel, T. Buğday başağı. Düşmemiş yağmur damlası.
Simge, T. İşaret, sembol.
Sinem, T. Gönlüm,yüreğim; çok sevdiğim
Suna, T. Bir tür yaban ördeği, boylu, güzel
Suzan, F. Yakan, yakıcı, yanan; ateşli, coşkulu
Süheyla, A. Yumuşak huylu, sakin
Sümeyre, A. Meyve çağlası. kıvrılmış yaprak
Süreyya, A. Ülker yıldızı
Ş
Şaban, A. Ramazandan önce gelen ay.
Şadan, F. Sevinçli
Şadi, F. Sevinç, memnunluk
Şakir, A. Şükreden, durumundan memnun olan
Şamil, A. İçine alan, kapsayan
Şarık, A.Parlak, parlayan
Şefik, A. Şefkatli, acıması olan, esirgeyici
Şehmuz, F. Şah, hükümdar soyundan gelen
Şehsuvar, F. Çok iyi at binici
Şekip, F, Sabır, tahammül
Şemseddin, A. Dinin güneşi
Şemsi, A. Güneşle ilgili, güneşe özgü
Şerafeddin, A. Dinlerin en şereflisi, en büyüğü.
Şeref, A. Büyüklük, ululuk, üstünlük
Şerif, A. Şerefli, kutsal, soylu, temiz
Şevket, A. Büyüklük, heybet
Şevki, A. Şevkle, neşeyle ilgili
Şinasi, F. Tanımak, bilmekle ilgili.
Şükrü, A. Şükretme, minnettarlıkla ilgili Şadan, F. Sevinçli
Şadıman, F. Sevinçli, neşeli
Şaheser, F. Üstün değerde
Şahika, A. Dağ tepesi, dağ doruğu, zirve
Şayeste, F. Yakışır, yaraşır, uygun
Şadiye, A. Memnunluk, sevinç, gönül ferahlığı
Şebnem, F. Çiy
Şefika, A. Şefkatli, sevecen
Şehnaz, F.Bir musiki makamı
Şekibe, A. Sabır, dayanıklılık, tahammül
Şelale, A. Çağlayan
Şermin, F. Utangaç, mahcup
Şeyda, F. Çılgın; çok tutkun, âşık
Şezre, A. Altın ve inci taneleri
Şirin, F. Tatlı, svimli, hoşa gidecek niteliklere sahip
Şirvan, F. Aslan barınağı
Şule, A. Alev, ateş alevi.
Şükran, A. İyilik bilme, gönül borcu, minnettarlık
Şükriye, A. İyilik bilme minnettarlıkla ilgili; iyilik bilen
Şükufe, F, Çiçek, çiçek motiflerine dayalı süsleme sanatı
T
Tâbâver, F. Güç yetiren, dayanan
Taceddin, A. Dinin tacı.
Taha, A. Kur´an´ın 20. suresi
Tahir, A.Temiz, pak.
Tahsin, A. Beğenme, güzelleştirme
Talat, A. Yüz, çehre, güzellik
Talay, Moğ. Deniz, büyük nehir, çok
Talip, A. İsteyen, istekli, öğrenci.
Tanju, T.Türk hükümdarına Çinlilerce verilen şan.
Tanzer, T+F. Sarı altın renginde tan yeri.
Târık, A. Sabah yıldızı, venüs
Tarkan, T. Ayrıcalıklı, saygın kişi ,vezir
Tayfun, T. Şiddetli fırtına
Tayfur, A. Küçük bir kuş türü
Taylan, T. İnce, kibar, güzel, uzun ve düzgün boylu
Tayyar, A. Uçucu, uçan.
(:::), A .İyi, güzel, hoş, çok temiz
Tekin, T. Uyanık, tetikte, şehzade, prens.
Teoman, T. Hun İmparatoru Mete´nin babası
Tevfik, A. Uygun düşürme, başarıya ulaştırma
Timur, T. Demir, Türk Moğol İmparatoru
Toktamış, T.Bir yere yerleşmiş, oturmuş
Tolga, T. Savaşçıların başlarına giydikleri demir başlık
Tuğrul, T. Yırtıcı bir kuş. Selçuklu Devleti´nin kurucusu
Tuna,T. Çok, bol, gösterişli
Tunca, F. Tur-can. Genç, delikanlı.
Tunç, T. Bakır, çinko ve kalay alaşımı
Turan, T. Türklerin en eski yurtlarına verilen ad.
Turgay, T. Tarlalarda yuva yapan bir tür serçe
Turgut, T. Konut, oturulacak yer
Tâcser, F. Baştacı, muhterem kimse
Tahire, A. Temiz, pak.
Tahsine, A. Beğenme, güzelleştirme
Tâlibe, A. Mektepli kız
Tansu, T. Tan-su. Şafağın aydınlattığı su.
Târâ, F. Yıldız
Tauna, Cennet bahçesine düşen ilk yağmur damlası
Tayyibe, A. İyi, hoş, güzel
Tomris,T. Peçenek Türklerinden bir kadın kahraman
Tuba, A. Cennette bir ağaç
Tuğçe, T+F. Küçük tuğ.
Tuna, T. Çok, bol, gösterişli
Tünay, T. Tün-ay. Gece ve ay.
Türkân, T. Kraliçe, güzel kız
Tüzün, T. Yumuşak huylu sakin; soylu, asil.
U
Ubeydullah, A. Allah'ın kulu.
Ufuk, A. Anlayış, kavrayış, görüş, düşünce gücü.
Uğur, T.İyilik, şans, talih, baht.
Ukab, A. Peygamberimizin Sancağı
Uluç, T. Selçukluların beylere verdiği ünvan.
Uluçkan, T. Bey soyundan gelen
Uluğ, T.Ulu, büyük, saygın
Ulvi, A. Yüksek, yüce
Umur, T. Saruhan beyi Aydın beyin oğlu, Muktedir.
Umut, T. Ümit etmek, beklemek, zannetmek
Urve, A. Aslan, kışın yeşil kalan ağaç
Utbe, A. Bir sahabi adı
Uygur, T. Uygar, medenî
Uğur, T.İyilik, şans, talih, baht.
Ulviye, A. Yüksek, yüce.
Umran, A. Uygarlık, ilerleme, refah ve mutluluk.
Utku, T. Ulaşılan mutlu sonuç, zafer
Ü
Ümit, F. Umut
Ünal, T. Ün-al. Adın duyulsun, tanın, ün kazan
Ünsal, T.Ün-sal. Adın duyulsun, ünlen
Üzeyir, A. Bir peygamber ismi Ülker, T. Boğa burcunda yedi yıldızdan oluşan takım
Ümit, F. Umut
Ümmühani, A. Hz.Ali'nin kızkardeşi
Ümüldan, A. Taze fidan, Genç, güzel, ince ve narin
Ünsal, T.Ün-sal. Adın duyulsun, ünlen
V
Vahap, A. Bağışlayan, ihsan eden
Vahdeddin, A. Dinin tekliği, birliği
Vahid, A. Tek ve eşşiz, Allah'ın isimlerinden
Vakkas, A. Okçu
Varol, T. Var-ol .Yaşa
Vedat, A. Sevgi, dostluk
Vehbi, A. Allah (c.c.) vergisi olan
Veli, A. Müminlere dost, Allah'ın isimlerinden
Veysel, A. (Veyis) Yoksulluk, muhtaçlık
Volkan, Fr. Yanardağ
Vural, T. Vur-al
Vahide, A. Tek, bir, yalnız
Vasfiye, A. Nitelikli
Vedia, A.Saklanılması için bırakılan emanet
Venüs, L. Çoban Yıldızı
Vildan, A.Yeni doğmuş çocuklar, kullar, köleler
Vuslat, A. Sevgiliye kavuşma.
Y
Yafes, T. Nuh Peygamber'in üçüncü oğlu, Türklerin atası
Yahya, A. Bir peygamber adı, Canlı olan, yaşayan
Yakub, IB. Bir peygamber adı, İzleyen, takib eden.
Yalçın, T. Sarp, dik, yüksek, çıplak ve kaygan yer
Yaman, T. Cesur, güçlü
Yasin, A. Bir sure adı.
Yaser, A. Bolluk, bereket, varlık, zenginlik
Yavuz, T. Yaman, güçlü, Osmanlı Padişahı 1.Selim'in lakabı
Yekser, F. Tek başına, bir baştan bir başa aniden
Yekta, F. Tek, benzersiz, eşi olmayan
Yesari, A. Zenginlikle ilgili, sola ait
Yıldırım, T. Osmanlı Padişahı 1.Bayezid'in lakabı
Yunus, A. Bir peygamber adı
Yusuf, A. Bir peygamber adı
Yümni, A. Her işi sağ eli ile yapan, uğurlu
Yabende, F. Keşfeden, bulan
Yade, F. Hatıra, armağan
Yadigar, F. Bir kimseyi veya olayı hatırlatan nesne
Yahçe, F, Çiy
Yasemin, F. Bir çiçek adı
Yegane, F. Tek, bir tane, eşsiz
Yekdane, F. Eşi benzeri olmayan, tek
Yekdil, F. Gönüldaş
Yekpare, F. Tek parça
Yekruye, F. Güvenilir dost, iki yüzlü riyakar olmayan
Yelda, F. Uzun ve siyah
Yeliz, T. Yel gibi
Yeşim, T. Yeşil renkli eski Türklerce kutsal sayılan taş
Yonca, T. Bir yem bitkisi
Yümna, A. Sağ taraf
Yüsra, A. Sol taraf
Z
Zafer, A. Mücadele sonunda ele geçen
Zafir, A . Zafer kazanan, üstün gelen.
Zakir, A. Zikreden
Zekai, A. Keskin zekalı, çabuk anlayışlı
Zekeriya, A. Bir peygamber adı
Zeki, A Zeka varlığını belirten, çabuk anlayışlı
Zeycan, F. Candan, cana yakın
Zeyd, A. Ziyadeleşmek, çoğalmak
Zeynel, A. Süslü, ziynetli
Zeynelabidin, A. İbadet edenlerin süsü
Zihni, A. Akıllı, düşünceli kimse
Ziya, A. Aydınlık, ışık, nur
Zübeyir, A. Akıl, yazılı küçük şey,
Zühtü, A. Takva ehli
Zülfi, A. Kılıcın kabzasına iliştirilen süsü
Zülkarneyn, A.Kur'an'da adı geçen nebi veya peygamber.
Zahide, A. Dinin emirlerini yapan yasaklarından kaçan
Zakire, A.. Zikreden
Zaide, A. Artan, çoğalan,
Zarife, A. İnce ve nazik tavırlı, güzel şık.
Zehra, A. Nurani yüzlü
Zehre, A. Çiçek.
Zehrevan, A. Kur'an'daki sure-i Bakara ile Sure-i Al-i İmran
Zekiye, A. Çabuk ve kolay kavrayan
Zeliha, A. Hızlı yürüyen, Züleyha
Zerefşan, F Altın saçan, bir lale türü.
Zeren, T. Anlayışlı, kavrayışlı, zeki, bir çiçek türü
Zerrin, F. Altına benzeyen
Zergül, F. Altın gibi değerli gül
Zernişan, F. İşleme, süs.
Zerver, F. Altın yaldızlı olan
Zevra, A. Dicle nehri
Zeycan, F. Candan, cana yakın.
Zeynep, A. Mücehver, değerli taş, süs, babasının süsü
Zinnur, F. Nurlu, ışıklı
Zübeyde A. Öz, asıl, cevher
Zühal, A. Bir gezegen adı
Zühdiye, A. Her türlü zevke karşı koyarak kendini ibadete veren
Züheyr, A. Küçük çiçek
Zühre, A. Çoban yıldızı
Zülal, A. Hafif soğuk, tatlı su
Züleyha, A. Hızlı yürüyen, Zeliha
Zümra, A. Güzel, iyi ahlaklı, zeki, bilgili kadın
Zümrüt, A. Değerli bir süsü taşı
Staurikosaurus
Staurikosaurus Pricei'nin iskelet rekonstrüksiyonu
Zaman içinde meydana gelme
Üst Triyas (Karniyen)[1]
235 ila 228 milyon yıl
Konumlar
Güney Amerika (Yukarı Santa Maria Formasyonu)
Sistematik
Archosauria
Ornitodira
Dinozorlar (Dinozor)
Kertenkele-pelvis dinozoru (Saurischia)
Herrerasauridae
Staurikosaurus
Bilimsel ad
Staurikosaurus
Colbert, 1970
Sanat
Staurikosaurus fiyatı
Staurikosaurus, Herrerasauridae grubundaki ilkel dinozorların bir cinsidir. Fosiller Rio Grande do Sul'un (Brezilya) Santa Maria Formasyonu'ndan gelmektedir ve erken Üst Triyas'a (Karniyen) tarihlenmektedir.
Staurikosaurus ve Herrerasauridae'nin diğer temsilcileri bilinen en eski ve en ilkel (bazal) dinozorlar arasındadır; çoğu araştırmacı onları Saurischia'nın (kertenkele-pelvis dinozorları) çok temel temsilcileri olarak kabul eder. Tanımlanan tek tür Staurikosaurus Pricei'dir. İlk açıklama 1970 yılında Edwin Harris Colbert tarafından yapılmıştır.[3] Staurikosaurus adı (Yunanca staurikos - "haçlı", sauros - "kertenkele") "haç kertenkelesi" anlamına gelir ve Brezilya bayrağında görülebilen Güney Haç takımyıldızını ifade eder.[3]
İçindekiler
1 açıklama
2 paleobiyoloji
3 fosil raporu
4 Edebiyat
5 ayrı kanıt
6 web bağlantısı
Tanım
Staurikosaurus orta büyüklükte, iki ayaklı bir etoburdu. Bir çalışma, vücut uzunluğunun 2,20 ila 2,25 metre olduğunu ve kuyruğun yüzde 60'ı oluşturduğunu tahmin ediyor.[2] Mandibula neredeyse femur kadar uzundur ve bu da orantılı olarak büyük bir kafaya işaret eder. Bacaklar uzun ve inceydi. Alt çenede 13 veya 14 diş vardı.[4] Staurikosaurus'un habitus bakımından çok daha büyük akrabası Herrerasaurus'a benzer olduğu varsayılmaktadır.
Paleobiyoloji
Staurikosaurus muhtemelen ince ve hızlı bir avcıydı, dolayısıyla avı muhtemelen çeşitli küçük sürüngenlerden, yumurtalardan ve daha büyük sürüngenlerin yavrularından oluşuyordu. Akrabaları gibi Staurikosaurus da muhtemelen neredeyse tamamen dik yürüyordu.[5]
Fosil raporu
Bilinen fosil materyalle yeniden yapılanmanın ana hatları[6] (ölçek = 20 cm, 2010 itibariyle)
Staurikosaurus'un yalnızca, neredeyse tamamlanmış omurgayı,[2] pelvik kemikleri, arka bacakların üst ve alt bacaklarını ve alt çeneyi içeren, tam olarak korunmamış tek bir iskeletinden bilinmektedir. Kafatasının geri kalanı, ön bacaklar ve arka bacakların alt kısımları eksiktir.[7]
edebiyat
Max C. Langer: Bazal Saurischia. İçinde: David B. Weishampel, Peter Dodson, Halszka Osmólska: Dinozor. 2. baskı. California Üniversitesi Yayınları, Berkeley CA ve diğerleri. 2004, ISBN 0-520-24209-2, sayfa 25–46, doi:10.1525/california/9780520242098.003.0004.
Kaynak
Wikipedia
konunun google tercümesi
Staurikosaurus Pricei'nin iskelet rekonstrüksiyonu
Zaman içinde meydana gelme
Üst Triyas (Karniyen)[1]
235 ila 228 milyon yıl
Konumlar
Güney Amerika (Yukarı Santa Maria Formasyonu)
Sistematik
Archosauria
Ornitodira
Dinozorlar (Dinozor)
Kertenkele-pelvis dinozoru (Saurischia)
Herrerasauridae
Staurikosaurus
Bilimsel ad
Staurikosaurus
Colbert, 1970
Sanat
Staurikosaurus fiyatı
Staurikosaurus, Herrerasauridae grubundaki ilkel dinozorların bir cinsidir. Fosiller Rio Grande do Sul'un (Brezilya) Santa Maria Formasyonu'ndan gelmektedir ve erken Üst Triyas'a (Karniyen) tarihlenmektedir.
Staurikosaurus ve Herrerasauridae'nin diğer temsilcileri bilinen en eski ve en ilkel (bazal) dinozorlar arasındadır; çoğu araştırmacı onları Saurischia'nın (kertenkele-pelvis dinozorları) çok temel temsilcileri olarak kabul eder. Tanımlanan tek tür Staurikosaurus Pricei'dir. İlk açıklama 1970 yılında Edwin Harris Colbert tarafından yapılmıştır.[3] Staurikosaurus adı (Yunanca staurikos - "haçlı", sauros - "kertenkele") "haç kertenkelesi" anlamına gelir ve Brezilya bayrağında görülebilen Güney Haç takımyıldızını ifade eder.[3]
İçindekiler
1 açıklama
2 paleobiyoloji
3 fosil raporu
4 Edebiyat
5 ayrı kanıt
6 web bağlantısı
Tanım
Staurikosaurus orta büyüklükte, iki ayaklı bir etoburdu. Bir çalışma, vücut uzunluğunun 2,20 ila 2,25 metre olduğunu ve kuyruğun yüzde 60'ı oluşturduğunu tahmin ediyor.[2] Mandibula neredeyse femur kadar uzundur ve bu da orantılı olarak büyük bir kafaya işaret eder. Bacaklar uzun ve inceydi. Alt çenede 13 veya 14 diş vardı.[4] Staurikosaurus'un habitus bakımından çok daha büyük akrabası Herrerasaurus'a benzer olduğu varsayılmaktadır.
Paleobiyoloji
Staurikosaurus muhtemelen ince ve hızlı bir avcıydı, dolayısıyla avı muhtemelen çeşitli küçük sürüngenlerden, yumurtalardan ve daha büyük sürüngenlerin yavrularından oluşuyordu. Akrabaları gibi Staurikosaurus da muhtemelen neredeyse tamamen dik yürüyordu.[5]
Fosil raporu
Bilinen fosil materyalle yeniden yapılanmanın ana hatları[6] (ölçek = 20 cm, 2010 itibariyle)
Staurikosaurus'un yalnızca, neredeyse tamamlanmış omurgayı,[2] pelvik kemikleri, arka bacakların üst ve alt bacaklarını ve alt çeneyi içeren, tam olarak korunmamış tek bir iskeletinden bilinmektedir. Kafatasının geri kalanı, ön bacaklar ve arka bacakların alt kısımları eksiktir.[7]
edebiyat
Max C. Langer: Bazal Saurischia. İçinde: David B. Weishampel, Peter Dodson, Halszka Osmólska: Dinozor. 2. baskı. California Üniversitesi Yayınları, Berkeley CA ve diğerleri. 2004, ISBN 0-520-24209-2, sayfa 25–46, doi:10.1525/california/9780520242098.003.0004.
Kaynak
Wikipedia
konunun google tercümesi
TESBİH
Alm. Gebetskette (f), Fr. Chapelet (m), İng. Prayer beads. Allahü teâlâyı kemal, üstünlük sıfatlarıyla sıfatlandırıp, O’na layık olmayan bütün noksan sıfatlardan uzak kılmayı ifâde eden bir zikir, hatırlama. Tesbih: Sübhânallah demektir. Tesbih bir ibâdettir. Dînimizde namazda, namazdan sonra ve diğer zamanlarda yapılan tesbihler vardır. Namaz içinde rükûda üç kere Sübhâne Rabbiyel-Azîm, secdede üç kere Sübhâne Rabbiyel-A’lâ demek, namazdan sonra Âyetel Kürsî okumak, otuz üç kere Sübhânallah, otuz üç kere Elhamdülillah, otuz üç kere Allahü ekber demek, tesbih çekmek olup, mühim sünnetlerdendir.
Allahü teâlâyı tesbih ederken şaşırmamak için namazlardan sonra ve diğer zamanlarda çekilen, çeşitli maddelerden yapılmış, ortasındaki delikten ipliğe dizilmiş, belirli şekilde doksan dokuz veya otuz üç tâne bu işe mahsus olan araca da tesbih denilmiştir.
Namazlardan sonra yapılan tesbihlerin, parmakla veya bir âletle yapılması bidat değil, Peygamberimizin takriri sünnetlerindendir. Çünkü Peygamber efendimiz; hanımlarından Safiye vâlidemize tesbihleri çekerken sayıyı şaşırmamak için çakıl tânelerini kullanmasını emretmiş; yine bir kadının tesbihleri çekirdek tâneleriyle saydığını gördüğü halde men etmemiştir. Tesbih çekerken sayıyı belli etmek için ipe düğüm atarak tesbih çeken sahâbîlerin olduğu bildirilmiştir.
İslâm âlimleri ve evliyânın büyükleri tesbihi kullanmışlardır. Evliyânın büyüklerinden olan Cüneyd-i Bağdâdî kuddise sirruh, tesbih hakkında; “Beni Allahü teâlâya yaklaştıran bu nesneyi terk edemem” buyurarak ölüm döşeğinde dahi tesbihi elinden bırakmamıştır. Yine büyük âlim Abdülkâdir-i Geylânî; “Bâzı büyükler elinde tesbih olduğu hâlde uyur, uyandığı zaman onu yine çekilir hâlde görürmüş, dilini de hakkı zikreder bulurmuş.” buyurmuşlardır.
Tesbihin başlangıcı ve tesbih sanatı, Peygamberimizin tesbihle ilgili takriri sünnetine uyularak başlanmış ve zamanla gelişmiştir. Özellikle Osmanlılar döneminde tesbihçilik sanatı daha da gelişerek 19. yüzyılda doruk noktasına çıkmıştır. Türk el sanatları içinde çok kıymetli, şâheser nitelikte tesbihler yapılmıştır. Bugün Topkapı Sarayında, Osmanlılar zamânında yirmi dört cins ağaç, yüz elli kadar da taştan yapılmış çok kıymetli, hepsi birbirinden güzel tesbihler bulunmaktadır.
Dünyânın en güzel tesbihleri İstanbul’da yapılmıştır. Tesbihler yapılırken, özellikle yeşim, mercan, kehribar, zümrüt, yakut gibi kıymetli ve sert taşlardan yapılacak tesbih tânelerinin aynı şekil ve hacimde yapılması çok zahmetli ve mahâret isterdi. Mücevher taşlarının tıraş edilmesi, hattâ ondan daha zor işlenen bâzı tesbihlerin yapılması on sene kadar sürerdi. Yapılan bu tesbihler o zamanlar birkaç bin altın liraya satılırdı.
Güzel ve kıymetli olan tesbihler onları yapan ustaların isimleriyle anılırdı. Bu tesbihler tornada çekildiği için onları yapanlara “çeken” tâbir olunurdu. Tesbih çeken ustaların dükkânları daha çok Bâyezîd çevresindeydi. Bu sanatkârların meşhurlarından bâzıları şunlardır: Horoz lâkaplı Sâlih Usta, Tophâneli İsmet Usta, Hasan Usta, Nûri Usta gibi.
Ağaç tesbihlerin îmâl edilişinde seçilen ağaçlar, önce ince çubuklar hâline getirilir. Sonra bu çubuklar testereyle küçük küçük doğranır, bu parçalar uzun çalışmalardan sonra yuvarlanır, delikleri açılırdı. Taştan yapılan tesbihlerse elmas tozu ile çarkta aşındırılarak traş edilmek üzere işlenirdi.
Tesbihte başlıca şu kısımlar bulunur:
İmâme: Tesbih ipinin iki ucunun içinden geçirilip, tepesinde düğümlenen uzunca bir sap görünümünde olan, tesbihin başlangıç noktasını belli eden kısım.
Püskül: İmâmenin ucunda bulunan ipekten süslü kısım. Buna kamçı da denir.
Nişâne: Her otuz üç tânede bir, yassıca ve ortası delik kısım, buna durak da denir.
Sandal ağacı, öd ağacı gibi kokulu ağaçlardan ve amberden yapılan tesbihler güzel koku verir. Rengi, tatlı bir kırmızı olan mercan tesbihler çok kıymetlidir.
Tesbih, insanlara Allahü teâlâyı hatırlatan bir vâsıta olduğundan, örfümüze de girmiştir. Anadolu’da yaşayan örflerimizden biri de, ölen bir babanın tesbihi Kur’ân-ı kerîmi ve saati büyük oğula verilir. Büyük oğul babanın yerini tuttuğundan örfe sadık kalarak Kur’ân-ı kerîmi okur, tesbihi çeker. Böylece, âile yapısından gelen feyz ve bereket devam ederdi.
Kur’ân-ı kerîmde tesbihle ilgili birçok âyet-i kerîme vardır. Hadid sûresi 1. âyet-i kerîmesinde meâlen; “Göklerde ve yerde ne varsa hep Allah’ı tesbih etmektedir.”; İsra sûresi 44. âyet-i kerîmesinde meâlen; “Yedi gök ve yer, bir de bunlar içinde bulunanlar (insan, cin ve melekler) Allah’ı tesbih ederler. Hiçbir varlık, yoktur ki, O’nu hamd ve tesbih etmesin. Fakat siz onların tesbihini (dillerini bilmediğinizden) anlamazsınız.” buyurulmaktadır.
Peygamber efendimiz hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurmaktadır: “Bir kimse gece yatarken günde yüz defâ “Sübhanallahi vel hamdülillahi velâ ilahe illallahü vallahü ekber” derse, o kimse tesbih, tahmid ve tekbir eylemiş olur.” Bunu çok okumakla kusurlarının, günahlarının affedilmesini istemiş olur. Böylece günah ve sevaplarını düşünerek kendini muhâsebe yapar. Yine bir hadîs-i şerîfte; “Cenâb-ı Allahın dinde sevgili, dilde hafif, terâzide ağır olan iki şeyini bildiriyorum: “Sübhanallahi ve bihamdihi, sübhanallahil azîm.” Diğer bir hadîs-i şerîfte; “Bir günde yüz defâ “Sübhanallahi ve bihamdihi” derse o kimsenin günahları deniz köpüğü kadar çok olsa (kul hakları hâriç) affolunur.” buyrulmuştur.
Kaynak
Rehber Ansiklopedisi
Alm. Gebetskette (f), Fr. Chapelet (m), İng. Prayer beads. Allahü teâlâyı kemal, üstünlük sıfatlarıyla sıfatlandırıp, O’na layık olmayan bütün noksan sıfatlardan uzak kılmayı ifâde eden bir zikir, hatırlama. Tesbih: Sübhânallah demektir. Tesbih bir ibâdettir. Dînimizde namazda, namazdan sonra ve diğer zamanlarda yapılan tesbihler vardır. Namaz içinde rükûda üç kere Sübhâne Rabbiyel-Azîm, secdede üç kere Sübhâne Rabbiyel-A’lâ demek, namazdan sonra Âyetel Kürsî okumak, otuz üç kere Sübhânallah, otuz üç kere Elhamdülillah, otuz üç kere Allahü ekber demek, tesbih çekmek olup, mühim sünnetlerdendir.
Allahü teâlâyı tesbih ederken şaşırmamak için namazlardan sonra ve diğer zamanlarda çekilen, çeşitli maddelerden yapılmış, ortasındaki delikten ipliğe dizilmiş, belirli şekilde doksan dokuz veya otuz üç tâne bu işe mahsus olan araca da tesbih denilmiştir.
Namazlardan sonra yapılan tesbihlerin, parmakla veya bir âletle yapılması bidat değil, Peygamberimizin takriri sünnetlerindendir. Çünkü Peygamber efendimiz; hanımlarından Safiye vâlidemize tesbihleri çekerken sayıyı şaşırmamak için çakıl tânelerini kullanmasını emretmiş; yine bir kadının tesbihleri çekirdek tâneleriyle saydığını gördüğü halde men etmemiştir. Tesbih çekerken sayıyı belli etmek için ipe düğüm atarak tesbih çeken sahâbîlerin olduğu bildirilmiştir.
İslâm âlimleri ve evliyânın büyükleri tesbihi kullanmışlardır. Evliyânın büyüklerinden olan Cüneyd-i Bağdâdî kuddise sirruh, tesbih hakkında; “Beni Allahü teâlâya yaklaştıran bu nesneyi terk edemem” buyurarak ölüm döşeğinde dahi tesbihi elinden bırakmamıştır. Yine büyük âlim Abdülkâdir-i Geylânî; “Bâzı büyükler elinde tesbih olduğu hâlde uyur, uyandığı zaman onu yine çekilir hâlde görürmüş, dilini de hakkı zikreder bulurmuş.” buyurmuşlardır.
Tesbihin başlangıcı ve tesbih sanatı, Peygamberimizin tesbihle ilgili takriri sünnetine uyularak başlanmış ve zamanla gelişmiştir. Özellikle Osmanlılar döneminde tesbihçilik sanatı daha da gelişerek 19. yüzyılda doruk noktasına çıkmıştır. Türk el sanatları içinde çok kıymetli, şâheser nitelikte tesbihler yapılmıştır. Bugün Topkapı Sarayında, Osmanlılar zamânında yirmi dört cins ağaç, yüz elli kadar da taştan yapılmış çok kıymetli, hepsi birbirinden güzel tesbihler bulunmaktadır.
Dünyânın en güzel tesbihleri İstanbul’da yapılmıştır. Tesbihler yapılırken, özellikle yeşim, mercan, kehribar, zümrüt, yakut gibi kıymetli ve sert taşlardan yapılacak tesbih tânelerinin aynı şekil ve hacimde yapılması çok zahmetli ve mahâret isterdi. Mücevher taşlarının tıraş edilmesi, hattâ ondan daha zor işlenen bâzı tesbihlerin yapılması on sene kadar sürerdi. Yapılan bu tesbihler o zamanlar birkaç bin altın liraya satılırdı.
Güzel ve kıymetli olan tesbihler onları yapan ustaların isimleriyle anılırdı. Bu tesbihler tornada çekildiği için onları yapanlara “çeken” tâbir olunurdu. Tesbih çeken ustaların dükkânları daha çok Bâyezîd çevresindeydi. Bu sanatkârların meşhurlarından bâzıları şunlardır: Horoz lâkaplı Sâlih Usta, Tophâneli İsmet Usta, Hasan Usta, Nûri Usta gibi.
Ağaç tesbihlerin îmâl edilişinde seçilen ağaçlar, önce ince çubuklar hâline getirilir. Sonra bu çubuklar testereyle küçük küçük doğranır, bu parçalar uzun çalışmalardan sonra yuvarlanır, delikleri açılırdı. Taştan yapılan tesbihlerse elmas tozu ile çarkta aşındırılarak traş edilmek üzere işlenirdi.
Tesbihte başlıca şu kısımlar bulunur:
İmâme: Tesbih ipinin iki ucunun içinden geçirilip, tepesinde düğümlenen uzunca bir sap görünümünde olan, tesbihin başlangıç noktasını belli eden kısım.
Püskül: İmâmenin ucunda bulunan ipekten süslü kısım. Buna kamçı da denir.
Nişâne: Her otuz üç tânede bir, yassıca ve ortası delik kısım, buna durak da denir.
Sandal ağacı, öd ağacı gibi kokulu ağaçlardan ve amberden yapılan tesbihler güzel koku verir. Rengi, tatlı bir kırmızı olan mercan tesbihler çok kıymetlidir.
Tesbih, insanlara Allahü teâlâyı hatırlatan bir vâsıta olduğundan, örfümüze de girmiştir. Anadolu’da yaşayan örflerimizden biri de, ölen bir babanın tesbihi Kur’ân-ı kerîmi ve saati büyük oğula verilir. Büyük oğul babanın yerini tuttuğundan örfe sadık kalarak Kur’ân-ı kerîmi okur, tesbihi çeker. Böylece, âile yapısından gelen feyz ve bereket devam ederdi.
Kur’ân-ı kerîmde tesbihle ilgili birçok âyet-i kerîme vardır. Hadid sûresi 1. âyet-i kerîmesinde meâlen; “Göklerde ve yerde ne varsa hep Allah’ı tesbih etmektedir.”; İsra sûresi 44. âyet-i kerîmesinde meâlen; “Yedi gök ve yer, bir de bunlar içinde bulunanlar (insan, cin ve melekler) Allah’ı tesbih ederler. Hiçbir varlık, yoktur ki, O’nu hamd ve tesbih etmesin. Fakat siz onların tesbihini (dillerini bilmediğinizden) anlamazsınız.” buyurulmaktadır.
Peygamber efendimiz hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurmaktadır: “Bir kimse gece yatarken günde yüz defâ “Sübhanallahi vel hamdülillahi velâ ilahe illallahü vallahü ekber” derse, o kimse tesbih, tahmid ve tekbir eylemiş olur.” Bunu çok okumakla kusurlarının, günahlarının affedilmesini istemiş olur. Böylece günah ve sevaplarını düşünerek kendini muhâsebe yapar. Yine bir hadîs-i şerîfte; “Cenâb-ı Allahın dinde sevgili, dilde hafif, terâzide ağır olan iki şeyini bildiriyorum: “Sübhanallahi ve bihamdihi, sübhanallahil azîm.” Diğer bir hadîs-i şerîfte; “Bir günde yüz defâ “Sübhanallahi ve bihamdihi” derse o kimsenin günahları deniz köpüğü kadar çok olsa (kul hakları hâriç) affolunur.” buyrulmuştur.
Kaynak
Rehber Ansiklopedisi
TERZİ VE TERZİLİK
Alm. Schneider (-in f) (m), und Schneider-ge-werbe, -handwerk n, -kunst (f), Fr. Tailleur (m), et métier (m), de tailleur, couture, İng. Tailor, dressmaker and tailoring, dressmaking. Deri, kumaş ve buna benzer şeylerden erkek veya kadın elbisesi biçip diken kimse. Günümüzde elbise dikenlere “terzi”, bu mesleğe de “terzilik” ismi verilmektedir.
Terzilik; târihi çok eskilere dayanan bir meslektir. İlk insan ve ilk peygamber Âdem aleyhisselâm zamânından beri insanlar giyinme ihtiyaçlarını dokuma, deri ve buna benzer şeylerden elbiseler dikerek karşılıyorlardı. Daha sonraları kumaş dokuma sanatı gelişti. Dokunan bu kumaşları kesip biçme, dikip süsleme, insan vücûduna uydurma durumu ortaya çıktı. Bu işin ortaya çıkması, terziliğin ilk adımı oldu. Kur’ân-ı kerîmde ismi geçen, ilk defâ kalemle yazı yazan İdris aleyhisselâm, ok ve yay kullanmanın yanında terzilik mesleğini de insanlara öğretti. Bunun için İdris Peygambere (aleyhisselâm), terzilerin ve âlimlerin pîrî dendi. Yüz seksen kadar da şehir kurduğu rivâyet edilmektedir.
Bu işler zamanla gelişerek cemiyetin bir ihtiyacı hâline geldi. Çeşitli ustalık ve ince zevke dayanan bir meslek şekline döndü.
Terzilik mesleği; “biçki” ve “dikiş” denen iki ana kâideye dayanmaktadır. Terzilerin mesleklerinde yükselebilmesi ve iş yapabilmeleri için, bu iki kâideyi iyi bilmeleri lâzımdır. Ayrıca biçki işleriyle uğraşan erkek terzilere “makas” ismi de verilmektedir.
1. Biçki: Kesilip dikilecek kumaşların, onu giyecek kişilerin ölçülerine ve modellerine göre biçme işine denir.
2. Dikiş: Biçki kadar önemlidir. Kumaşlar biçildikten sonra, kesilen parçaların birbirine eklenmesi, onların birbirine uydurulması işidir. Dikiş kendi başına ihtisas isteyen bir sanattır. Terzilikteyse çok daha mühimdir.
Biçki ve dikişten sonra terzilik mesleğinin içinde bulunan prova etme işi de çok önemlidir. Prova; elbisenin henüz tamamlanmadan dikilen, kişinin vücûduna uygun olup olmadığını öğrenmek için yapılan denemedir, kontroldür. Dikişte ve biçkide bir hatâ varsa bu sırada düzeltilir.
İlk zamanlar erkek ve kadın elbiselerini aynı terziler dikerlerdi. Günümüzde genel olarak erkek ve bayan terzileri ayrıdır. Bâzı yerlerdeyse hem erkek ve hem kadın elbise dikimleriyle uğraşan erkek terziler de vardır.
Son yıllarda ise konfeksiyonculuk (hazır elbise sanâyii) çok geliştiğinden ısmarlama elbise diken terzilik mesleğine rağbet azalmıştır.
Kaynak
Rehber Ansiklopedisi
Alm. Schneider (-in f) (m), und Schneider-ge-werbe, -handwerk n, -kunst (f), Fr. Tailleur (m), et métier (m), de tailleur, couture, İng. Tailor, dressmaker and tailoring, dressmaking. Deri, kumaş ve buna benzer şeylerden erkek veya kadın elbisesi biçip diken kimse. Günümüzde elbise dikenlere “terzi”, bu mesleğe de “terzilik” ismi verilmektedir.
Terzilik; târihi çok eskilere dayanan bir meslektir. İlk insan ve ilk peygamber Âdem aleyhisselâm zamânından beri insanlar giyinme ihtiyaçlarını dokuma, deri ve buna benzer şeylerden elbiseler dikerek karşılıyorlardı. Daha sonraları kumaş dokuma sanatı gelişti. Dokunan bu kumaşları kesip biçme, dikip süsleme, insan vücûduna uydurma durumu ortaya çıktı. Bu işin ortaya çıkması, terziliğin ilk adımı oldu. Kur’ân-ı kerîmde ismi geçen, ilk defâ kalemle yazı yazan İdris aleyhisselâm, ok ve yay kullanmanın yanında terzilik mesleğini de insanlara öğretti. Bunun için İdris Peygambere (aleyhisselâm), terzilerin ve âlimlerin pîrî dendi. Yüz seksen kadar da şehir kurduğu rivâyet edilmektedir.
Bu işler zamanla gelişerek cemiyetin bir ihtiyacı hâline geldi. Çeşitli ustalık ve ince zevke dayanan bir meslek şekline döndü.
Terzilik mesleği; “biçki” ve “dikiş” denen iki ana kâideye dayanmaktadır. Terzilerin mesleklerinde yükselebilmesi ve iş yapabilmeleri için, bu iki kâideyi iyi bilmeleri lâzımdır. Ayrıca biçki işleriyle uğraşan erkek terzilere “makas” ismi de verilmektedir.
1. Biçki: Kesilip dikilecek kumaşların, onu giyecek kişilerin ölçülerine ve modellerine göre biçme işine denir.
2. Dikiş: Biçki kadar önemlidir. Kumaşlar biçildikten sonra, kesilen parçaların birbirine eklenmesi, onların birbirine uydurulması işidir. Dikiş kendi başına ihtisas isteyen bir sanattır. Terzilikteyse çok daha mühimdir.
Biçki ve dikişten sonra terzilik mesleğinin içinde bulunan prova etme işi de çok önemlidir. Prova; elbisenin henüz tamamlanmadan dikilen, kişinin vücûduna uygun olup olmadığını öğrenmek için yapılan denemedir, kontroldür. Dikişte ve biçkide bir hatâ varsa bu sırada düzeltilir.
İlk zamanlar erkek ve kadın elbiselerini aynı terziler dikerlerdi. Günümüzde genel olarak erkek ve bayan terzileri ayrıdır. Bâzı yerlerdeyse hem erkek ve hem kadın elbise dikimleriyle uğraşan erkek terziler de vardır.
Son yıllarda ise konfeksiyonculuk (hazır elbise sanâyii) çok geliştiğinden ısmarlama elbise diken terzilik mesleğine rağbet azalmıştır.
Kaynak
Rehber Ansiklopedisi
RAŞiT TUNCA
BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik
ALLAH
BAYRAK
Radyo Karoglan
Foruma Misafir Olarak Gir
Forumda Neler Var
GALATASARAY
FENERBAHÇE
BEŞiKTAŞ
TRABZONSPOR
MiLLi TAKIM
ETKiNLiKLERiMiZ
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
» Latest member:
» Forum threads: 5,258
» Forum posts: 5,849
Read More / Comment 
