MUHAMMED

Muhammed


BAYRAK

TC.Bayrak



Welcome, Guest
You have to register before you can post on our site.

Username
  

Password
  





Forum Statistics
Members:» Members: 7
Latest member:» Latest member: Muhammed
Forum threads:» Forum threads: 5,280
Forum posts:» Forum posts: 5,871

Full Statistics Full Statistics

DOWNLOADEN


“Downloaden Bölümümüzden BEDAVA Grafik Paketleri,E-Kitaplar ve Bedava Bilgisayar Programlarını Tek TIKLA BEDAVA indirebilirsiniz”
(Raşit Tunca)




AYET

“Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır”
ENBİYA Suresi 105


FELSEFEMiZ

“ iSLAM OKUMAK YAZMAK YADA ÇiZMEK DEĞiLDiR, Yahutta O Hadis şöyle, Bu Ayette böyle diyor Diye Papağanlıkda Değildir. islam Kuranı ve sünneti HAYATINA TATBiK edip, Onunla Yaşayabilmekdir”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)


Raşit Tunca Sözü

“Yüzme bilmek Denizden çıkmana fayda vermez, taaki yüzme biliyorsan, denizedee düştüysen, ellerini, kollarını, ayaklarını çırpacaksın, ve birde tutuncak dal bulacak, tutunup çıkacaksın. ilimde böyledir, bir ilmi bilmek fayda etmez, taaki, onu hayatında tatbik edesiye, Dinde böyledir, din bilmek imanını kurtarmaz, taaki, ne zaman, bildiğin öğrendiğin dinini hayatında tatbik edip, yaşadın, o zaman belki kurtulursun.”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

GÜZEL SÖZ

“ Bazen Hata Yapıvermek, Doğruyu bulmanın ilk Basamağıdır.
(Başağaçlı Raşit Tunca Sözü)





Telemetri Nedir?

Telemetri ya da Uzölçüm[1], bir sistem ya da tesisin uzaktan kablo veya kablosuz olarak izlenmesi veya kontrol edilmesidir. Günümüzde telemetri denilince kablosuz (Wireless) haberleşme anlaşılmaktadır. Bunların en yoğun kullanılanları Radio modem cihazları , GSM GPRS, VSAT uydu sistemleridir.

İşleyişi

Haberleşilecek arazi düz olmak zorunda değildir; antenler arasında dağ , tepe vb haberleşmeyi engelleyici unsurlar olsa bile repeater özellikli RF data modemler ile bu tür engeller aşılabilmektedir. Noktaların birbirine olan uzaklıkları kilometrelerce olabilir, günümüzde yüzlerce km mesafeleri telsiz olarak haberleştirmek mümkün dür. GSM ve GPRS daha çok online değil Telemetri cihazının içerisindeki Datalogger'daki bilgileri kullanmak için kullanılır, fakat işletme maliyeti ve afet durumlarında şebekelerin meşgul olması nedeniyle haberleşmede aksaklıklar söz konusu olabilirken, oluşan önemli olay ya da alarmlar cep telefonuna alarm olarak gönderebiilmek gibi avantajlara da sahip olduğunu söylemeliyiz. VSAT uydu sistemleri online izleme için tercih edilebilir ancak olumsuz hava koşullarından çok etkilenmektedir, yağmur, kar gibi durumlar haberleşme kalitesini düşürmektedir. En ideal çözüm olarak güçlü endüstriyel Radyo Data Modemler karşımıza çıkmaktadır. Lisanslı ve lisanssız bantta yayın yapabilmektedirler. 100 km mesafede haberleşme sağlamaktadırlar. Ayrıca kısa mesafeli uygulamalarda SRD (Short Range Device) veya ISM (Industrial-Scientific-Medical) radyo bandındaki düşük güçlü radyo çözümleri (Low Power Radio Solution) ile 0-27 dBm (500 mW'a kadar) yayın gücünde 433 MHz, 868 MHz, 2.4 GHz ve 5.8/5.9 GHz bandlarında lisanssız radyo telemetri uygulamaları giderek yaygınlaşmaktadır. Ancak bu uygulamalar sadece kampüs alanlarında kullanılabilir, halka açık alanda 2.4 Ghz wireless sistemler ile uygulama yapmak yasal değildir. Özellikle kablosuz sensör ağları uygulamalarında milyonlarca uç birim bu ISM band radyo arayüzü ile donatılmış durumdadır. Telemetri uygulamaları çoğunlukla kablosuz olmakla birlikte optik kablo(fiber), enerji hatları üzerinden (Power line carrier),analog telefon hatları, sayısal telefon hatları (ISDN/nDSL),kızıl ötesi (infra-red -IR), Ses dalgaları (akustik-ultrasonik), mikro dalga iletişimi gibi farklı iletişim araçları ve ortamları üzerinden de gerçekleştirilmektedir.

İdeal çözümler sıra ile RF data modemler, GSM/GPRs/3G data modemlerdir.
Uygulama alanları
Petrol, gaz, su boru hatlarının izlenmesi, katodik koruma sistemlerinin izlenmesi, uydu ve telekom antenlerinin uzaktan izlenmesi ve kontrolü, radyo ve televizyon vericilerinin uzaktan izlenmesi, içme suyu ve atıksu tesislerinin izlenmesi, su pompalarının su deposunundaki seviyeye göre devreye girip çıkması, trafo merkezlerinin uzaktan izlenmesi, elektrik sayaçlarının uzaktan izlenmesi sistemleri telemetri ve telekontrol sistemlerine örnek uygulama olarak sayılabilir.

Telemetri olayını gerçek bir örnek ile açıklarsak; bir firmanın uzun yola çıkmış bir kamyonetini düşünün. Firma merkezinden bu kamyonete ait tüm teknik bilgilerini (yani deposundaki yakıt miktarı, motor ısısı, aracın hızı, yağ miktarları vb. bilgileri) ve aracın nerede olduğu bilgisini görebilmektedir. Böylelikle firmanın merkez binasında bulunan ekrandaki bilgilerle kamyonet içindeki şoför uyarılabilmektedir. İşte bunu sağlayan telemetridir. Son zamanlarda telemetri uygulamalarının çok yaygın kullanım alanı bulmasının başlıca sebepleri ucuz oluşlarıdır. Çift yönlü mesajlaşma, telemetri iletişimleri için idealdir.

GPRS ve SMS’te telemetri için uygun teknolojilerdir. Telemetri mesajları genellikle kısa, seyrek ve kolay idare edilebilir özelliktedir. Radyo sinyalleri ile uzaktan kumanda sistemlerinin düşen maliyetleri; akıllı makineler, masaüstü yönetim arabirimi ve elektronik ısı denetleyicileri kullanan PC’ler gibi bazı akıllı cihazlar ne durumda oldukları bilgisini verebilmektedir. Kablosuz bir bağlantı ile kullanıcılar cihazları uzaktan yönetebilir.

Telemetri sistemlerinde kullanılan GPRS ise GSM tabanlı sistemler dâhilinde kullanılmak üzere geliştirilmiş, paket anahtarlamalı bir veri iletişim servisidir. Mobil şebeke abonelerine paket tabanlı veri hizmetleri sağlayan GPRS, ilave paket anahtarlama düğümleri kullanarak mevcut GSM altyapısı bünyesinde çalışacak şekilde tasarlanmıştır. Bu da GPRS kapsama alanının hızlı ve kolay bir şekilde elde edilebilmesi anlamına gelir. GPRS’te önemli veri iletişim protokollerinin çoğu desteklenecek ve bir mobil terminalden (mesela bir cep telefonu) dünya üzerindeki hemen hemen tüm veri kaynaklarına direkt olarak erişim imkânı sağlanacaktır.


Karanfil Çiçeği Yetiştiriciliği ve Bakımı Hakkında İlginç Bilgiler

NOT: Karanfil çiçeğinin baharat olarak kullanılan karanfil bitkisi ile bir alakası yoktur. Çoğu kişi bunu karıştırmaktadır.

Karanfil, karanfilgiller (Caryophyllaceae) familyasının Dianthus cinsinden karşılıklı, ensiz, sivri yapraklara sahip otsu çiçekli bitkilerin ortak adıdır. Kuzey Afrika ve Güney Afrika'da birkaç tür ve Kuzey Amerika'nın kutup bölgesinde D. repens türü olmak üzere esasen Avrupa ve Asya'ya özgü yerel bitkidir.
Tarifi

Türler çoğunlukla otsu çok yıllık, birkaçı yıllık veya iki yıllık ve bazıları alçak alt çalı odunsu bazal gövdelidirler.Yapraklar zıt, basit, çoğunlukla doğrusal ve genellikle kuvvetli gloköz gri yeşil ila mavi yeşildir. Dalcıkların ucunda tek tek ya da topluca bulunan çiçekleri beyaz, pembe ya da kırmızı renklidir. Her çiçek bir çanakçık oluşturan dört burgu yaprakçığıyla belirgindir. Çiçekleri tipik olarak fırfırlı veya pinked kenar boşluklu beş yapraklıdır ve (neredeyse tüm türlerde) soluk ila koyu pembedir. D. knappii türü mor merkezli sarı çiçeklidir. Bazı türleri özellikle de uzun ömürlü pembeler güçlü baharat kokularıyla bilinir.

Bahçe karanfili en ünlüsüdür. Bu karanfilin katmerli, yarı katmerli, alacalı ve hoş kokulu pek çok çeşidi vardır. Çok yıllık bir bitki olan bu karanfil türü kesme çiçek elde etmek için özellikle seralarda yetiştirilir ve çelikle üremesi sağlanır. Bahçe çeşitleri genellikle fideyle çoğaltılır ve iki yıllık ya da çok yıllık bitkiler gibi yetiştirilir.

Kır karanfili (Dianthus plumarius) çim gibi sık biten, çok zarif küçük çiçekli ve ince saçaklı taç yapraklıdır.

İki yıllık ya da bir yıllık olan Çin karanfili (Diantus sinensis) çok değişik çiçekli bir bitkidir.

İki yıllık ya da çok yıllık bir karanfil türü olan hüsnüyusuf olarak da bilinen (Diantus barbatus) sap ucunda şemsiye biçimde toplu küçük çiçekler açan bir türdür.

Karanfil çiçekleri balgam söktürücü ve öksürük kesici olarak infusyon ya da şurup halinde kullanılır. Karanfiller çoğunlukla kuzey yarı kürenin ılıman bölgelerinde, özellikle Akdeniz havzasında yetişen bitkilerdir. 80 kadar cinsi 2000'den fazla türü vardır.

Karanfilin Işık İsteği:

Karanfil güneş seven bir bitkidir. Ancak çok aşırı sıcakları sevmez. Gün içerisinde 4-5 saat güneş alması gerekir. Ancak yine de günün bazı zamanları gölgelik olabilecek yerlerde yetiştirilmesi yerinde olacaktır. Karanfil her ne kadar güneş sevse de aşırı sıcak bitkinin gelişiminde olumsuz rol oynar. Bu yüzden yarı gölge alanlar tercih edilmeli, ayrıca lodosa bakan yerlerde yetiştiriciliği yapılmalıdır.

Eğer evde karanfil yetiştiriyorsanız yazın günün belirli saatlerinde gölge olabilecek yerlere almanızda fayda var. Zira çiçeklenmede sıkıntı yaşayabilirsiniz.
Karanfilin Toprak İsteği:

Karanfil yumuşak yapılı, humus bakımından iyi durumda olan, kumlu- hafif killi toprakları çok sever. Bu özelliklere sahip topraklarda bitkinin gelişimi çok iyi olmaktadır.
Karanfilin Su İsteği:

Eğer saksı yetiştiriciliği yapıyorsanız saksı dibinde muhakkak drenaj deliklerinin olması gerekmektedir. Şayet sulama yaptıktan sonra saksı tabanında ya da saksı içerisinde su kalırsa bu köklerin çürümesine neden olur. Ayırca karanfil bitkisinin hiç sevmediği durumdur bu.Karanfil çok suyu seven bir bitki değildir. Karanfil yetiştiriciliğinde dikkat edilecek nokta aşırı sulamaktan kaçınmaktır. Toprağı kurudukça sulamanın yapılması gerekmektedir. Hatta toprağın iyice kurumasını beklemelisiniz. Bunu gözlemledikten sonra sulamasını yapmalısınız. Birçok yetiştirici bunu bilmediği için sağlıklı karanfiller yetiştirememektedir. Ancak çok sıcak havalarda öğle saatlerinde karanfilin nem ihtiyacını karşılamak için yapraklarına su püskürtebilirsiniz.

Karanfilin bulunduğu yerin kesinlikle havadar olması gerekiyor. Hatta lodos alan bölgeler bitkinin gelişiminde oldukça faydalı oluyor.

Karanfilinizin çiçekleri solmaya başlamışsa bunları hemen budamakta fayda var. Ancak budama yaparken temiz ve keskin aletler tercih etmeniz gerekecek. Burada dikkat etmeniz gereken nokta ise sadece çiçeklerin budanmasıdır. Bazı yetiştiricilerimiz budama yaparken bitkinin gövdesinden ya da bazı yapraklarından başlamaktadır. Bu bitki için oldukça zararlı ve yanlış bir uygulamadır.

Karanfil soğuklardan etkilenen bir bitkidir. Bu yüzden en düşük 5-7 C derece sıcaklıklara maruz bırakılmalıdır. Daha

düşük sıcaklıklar bitkinin gelişimine olumsuz etki eder. Yaz aylarında 18-22 C derece sıcaklık, kış aylarında ise minimum 10-12 C derece sıcaklık ideal olacaktır.

NOT: Karanfil çiçeğinin baharat olarak kullanılan karanfil bitkisi ile bir alakası yoktur. Çoğu kişi bunu karıştırmaktadır.

Karanfil Çoğaltma Yöntemleri

Karanfil çiçeği yetiştiriciliği birçok okurumuzun en çok merak ettiği konulara arasında yerini alıyor. Sizler için hazırlamış olduğumuz karanfil çiçeği yetiştiriciliği yazımızda aklınıza takılan birçok sorunun cevabını bulabileceksiniz.

Karanfil çiçeği en çok kesme çiçekçilik sektöründe karşımıza çıkan bir bitkidir. Ancak hobi yetiştiriciliğinde de çok sık yetiştirilen bir bitkidir. Genelde dış mekan süs bitkisi olarak kullanılır. Kesme çiçekçilik sektöründe de ön sıralarda yer alır. Saksı çiçeği olarak da yetiştiriciliğini yapabilirsiniz. Karanfilin genel özelliklerine bakacak olursak bir Akdeniz bitkisidir. Haziran ile Ağustos ayları arasında çiçek açarlar genelde. Seralarda her mevsim yetiştirilebilme özelliğine sahiptir. Beyaz, pembe, sarı ve kırmızı karanfil türleri şu an en çok yetiştirilenler arasında yerini almaktadır.
Karanfilin Işık İsteği:

Karanfil güneş seven bir bitkidir. Ancak çok aşırı sıcakları sevmez. Gün içerisinde 4-5 saat güneş alması gerekir. Ancak yine de günün bazı zamanları gölgelik olabilecek yerlerde yetiştirilmesi yerinde olacaktır. Karanfil her ne kadar güneş sevse de aşırı sıcak bitkinin gelişiminde olumsuz rol oynar. Bu yüzden yarı gölge alanlar tercih edilmeli, ayrıca lodosa bakan yerlerde yetiştiriciliği yapılmalıdır.

Eğer evde karanfil yetiştiriyorsanız yazın günün belirli saatlerinde gölge olabilecek yerlere almanızda fayda var. Zira çiçeklenmede sıkıntı yaşayabilirsiniz.
Karanfilin Toprak İsteği:

Karanfil yumuşak yapılı, humus bakımından iyi durumda olan, kumlu- hafif killi toprakları çok sever. Bu özelliklere sahip topraklarda bitkinin gelişimi çok iyi olmaktadır.
Karanfilin Su İsteği:

Karanfil çok suyu seven bir bitki değildir. Karanfil yetiştiriciliğinde dikkat edilecek nokta aşırı sulamaktan kaçınmaktır. Toprağı kurudukça sulamanın yapılması gerekmektedir. Hatta toprağın iyice kurumasını beklemelisiniz. Bunu gözlemledikten sonra sulamasını yapmalısınız. Birçok yetiştirici bunu bilmediği için sağlıklı karanfiller yetiştirememektedir. Ancak çok sıcak havalarda öğle saatlerinde karanfilin nem ihtiyacını karşılamak için yapraklarına su püskürtebilirsiniz.

Eğer saksı yetiştiriciliği yapıyorsanız saksı dibinde muhakkak drenaj deliklerinin olması gerekmektedir. Şayet sulama yaptıktan sonra saksı tabanında ya da saksı içerisinde su kalırsa bu köklerin çürümesine neden olur. Ayırca karanfil bitkisinin hiç sevmediği durumdur bu.

Karanfilin bulunduğu yerin kesinlikle havadar olması gerekiyor. Hatta lodos alan bölgeler bitkinin gelişiminde oldukça faydalı oluyor.

Karanfilinizin çiçekleri solmaya başlamışsa bunları hemen budamakta fayda var. Ancak budama yaparken temiz ve keskin aletler tercih etmeniz gerekecek. Burada dikkat etmeniz gereken nokta ise sadece çiçeklerin budanmasıdır. Bazı yetiştiricilerimiz budama yaparken bitkinin gövdesinden ya da bazı yapraklarından başlamaktadır. Bu bitki için oldukça zararlı ve yanlış bir uygulamadır.

Karanfil soğuklardan etkilenen bir bitkidir. Bu yüzden en düşük 5-7 C derece sıcaklıklara maruz bırakılmalıdır. Daha

Karanfil Yetiştiriciliği

düşük sıcaklıklar bitkinin gelişimine olumsuz etki eder. Yaz aylarında 18-22 C derece sıcaklık, kış aylarında ise minimum 10-12 C derece sıcaklık ideal olacaktır.

NOT: Karanfil çiçeğinin baharat olarak kullanılan karanfil bitkisi ile bir alakası yoktur. Çoğu kişi bunu karıştırmaktadır.

Türler

D. abchasicus – D. acantholimonoides – D. acicularis – D. acrochlorus – D. afghanicus – D. agrostolepis – D. akdaghensis – D. albens – D. algetanus – D. alpinus – D. altaicus – D. anatolicus – D. ancyrensis – D. andronakii – D. androsaceus – D. angolensis – D. angrenicus – D. angulatus – D. anticarius – D. arenarius – D. aristatus – D. armeria – D. arpadianus – D. arrostii – D. aticii – D. atschurensis – D. austroiranicus – D. awaricus – D. aydogdui – D. aytachii – D. balansae – D. balbisii – D. barbatus – D. basianicus – D. basuticus – D. behriorum – D. benearnensis – D. bessarabicus – D. bicolor – D. biflorus – D. bolusii – D. borbasii – D. borbonicus – D. brachycalyx – D. brevicaulis – D. brevipetalus – D. broteri – D. brutius – D. burchellii – D. burdurensis – D. busambrae – D. cachemiricus – D. caetüritosus – D. callizonus – D. campestris – D. candicus – D. capitatus – D. carbonatus – D. carmelitarum – D. carthusianorum – D. caryophyllus – D. caucaseus – D. charadzeae – D. charidemi – D. chimanimaniensis – D. chinensis – D. chouardii – D. ciliatus – D. cinnamomeus – D. cintranus – D. collinus – D. corymbosus – D. crassipes – D. crenatus – D. cretaceus – D. cribrarius – D. crinitus – D. crossopetalus – D. cruentus – D. cyprius – D. cyri – D. daghestanicus – D. darvazicus – D. deltoides – D. denaicus – D. deserti – D. desideratus – D. diffusus – D. dilepis – D. diutinus – D. diversifolius – D. dobrogensis – D. edetanus – D. elatus – D. elbrusensis – D. eldivenus – D. elegans – D. elongatus – D. elymaiticus – D. engleri – D. eretmopetalus – D. ernesti-mayeri – D. erythrocoleus – D. eugeniae – D. excelsus – D. falconeri – D. fallax – D. ferrugineus – D. floribundus – D. foliosus – D. formanekii – D. fragrans – D. freynii – D. fruticosus – D. furcatus – D. gabrielianae – D. galicicae – D. gallicus – D. genargenteus – D. giganteiformis – D. giganteus – D. glacialis – D. glutinosus – D. goekayi – D. goerkii – D. gracilis – D. graniticus – D. gratianopolitanus – D. grossheimii – D. guessfeldtianus – D. guttatus – D. haematocalyx – D. hafezii – D. halisdemirii – D. hamzaoglui – D. harrissii – D. helenae – D. × hellwigii – D. henteri – D. hoeltzeri – D. holopetalus – D. humilis – D. hymenolepis – D. hypanicus – D. hyrcanicus – D. hyssopifolius – D. ichnusae – D. imereticus – D. inamoenus – D. ingoldbyi – D. insularis – D. integer – D. integerrimus – D. jablanicensis – D. jacobsii – D. jacquemontii – D. japigicus – D. japonicus – D. jaroslavii – D. jugoslavicus – D. juniperinus – D. juzeptchukii – D. kapinaensis – D. karami – D. karataviensis – D. kastembeluensis – D. khamiesbergensis – D. kirghizicus – D. kiusianus – D. klokovii – D. koreanus – D. kubanensis – D. kuschakewiczii – Şablon:Türlast D. lactiflorus – D. laingsburgensis – D. langeanus – D. laricifolius – D. legionensis – D. lenkoranicus – D. leptoloma – D. leptopetalus – D. leucophaeus – D. leucophoeniceus – D. libanotis – D. lindbergii – D. longicalyx – D. longiglumis – D. longivaginatus – D. lusitanus – Şablon:Türlast D. macedonicus – D. macranthoides – D. macranthus – D. macroflorus – D. mainensis – D. marschallii – D. martuniensis – D. masmenaeus – D. mazanderanicus – D. membranaceus – D. mercurii – D. micranthus – D. microlepis – D. micropetalus – D. moesiacus – D. monadelphus – D. montüressulanus – D. mooiensis – D. multiaffinis – D. multiceps – D. multiflorus – D. multisquameus – D. muschianus – Şablon:Türlast D. namaensis – D. nangarharicus – D. nanshanicus – D. nardiformis – D. nihatii – D. nitidus – Şablon:Türlast D. ohridanus – D. oliastrae – D. orientalis – D. oschtenicus – D. paghmanicus – D. palinensis – D. pallidiflorus – D. pamiroalaicus – D. pancicii – D. patentisquameus – D. pavlovii – D. pavonius – D. pelviformis – D. pendulus – D. persicus – D. petraeus – D. pinifolius – D. platyodon – D. plumarius – D. plumbeus – D. polylepis – D. polymorphus – D. pontederae – D. praecox – D. pratensis – D. prilepensis – D. pseudarmeria – D. pseudocrinitus – D. pungens – D. purpureimaculatus – D. pusillus – D. pygmaeus – D. pyrenaicus – D. raddeanus – D. ramosissimus – D. recognitus – D. repens – D. rigidus – D. robustus – D. roseoluteus – D. rudbaricus – D. rupicola – D. ruprechtii – D. sachalinensis – D. saetabensis – D. sahandicus – D. sajanensis – D. sancarii – D. sardous – D. scaber – D. scardicus – D. schemachensis – D. seguieri – D. seidlitzii – D. seisuimontanus – D. semenovii – D. seravschanicus – D. serotinus – D. serpentinus – D. serratifolius – D. serrulatus – D. sessiliflorus – D. setisquameus – D. shinanensis – D. siculus – D. simulans – D. sinaicus – D. siphonocalyx – D. skopjensis – D. somanus – D. soongoricus – D. türhacioticus – D. türiculifolius – D. squarrosus – D. stamatiadae – D. stapfii – D. stenocephalus – D. stenopetalus – D. stepanovae – D. sternbergii – D. stramineus – D. stribrnyi – D. strictiformis – D. strictus – D. strymonis – D. subacaulis – D. subaphyllus – D. subscabridus – D. subulosus – D. superbus – D. sylvestris – D. szowitsianus – D. tabrisianus – D. takhtajanii – D. talyschensis – D. tenuiflorus – D. thunbergii – D. tlaratensis – D. toletanus – D. transvaalensis – D. trifasciculatus – D. tripunctatus – D. tunicoides – D. turkestanicus – D. tymphresteus – D. ucarii – D. ugamicus – D. uniflorus – D. uralensis – D. urumoffii – D. uzbekistanicus – D. vanensis – D. varankii – D. vigoi – D. viridescens – D. viscidus – D. vladimiri – D. vodnensis – D. volgicus – D. vulturius – D. webbianus – D. woroschilovii – Şablon:Türl D. zangezuricus – D. zederbaueri – D. zeyheri – Şablon:Türlast
Ekoloji

Karanfil türleri lahana güvesi, çift çizgili pug, büyük sarı alt kanatlı dahil olmak üzere Lepidoptera ve lychnis türlerinin larvalarınca besin bitkisi olarak kullanılır. Ayrıca Coleophoranın üç türü C. dianthi, C. dianthivora ve C. musculella (sadece D. superbus ile beslenir) sadece karanfille beslenir;
Dianthus alpinus
Sweet William Dwarf, Dianthus barbatus
Dianthus superbus
Yetiştirilmesi

1717'den beri karanfil türleri yaygın şekilde yetiştirildi ve melezleştirildi, bahçede ve çiçekçilik de kullanım için beyaz, pembe, sarı ve kırmızının tüm tonlarında çok çeşitli çiçekler şeklinde binlerce kültürde çiçek üretildi. Karanfil genellikle aşağıdaki ana gruplara ayrılır:-[1][2]

    Bordür karanfilleri - tamamen dayanıklı, 60 cm',e kadar büyüyen büyük çiçekleri vardır
    Sürekli çiçek açan karanfiller - yıl boyunca çiçek açan, cam altında yetişen, genellikle teşhir amaçlı kullanılan, 150 cm (59 in) olarak büyüyen
    Malmaison karanfilleri - yoğun "karanfil" kokusu için yetiştirilen, 70 cm e kadar büyüyen 'Souvenir de la Malmaison' çeşidinden elde edilir.
    Eski moda pembeler - eski çeşitler; yaz aylarında çiçek yığınlarıyla mavi-yeşil yapraklardan höyükler oluşturan yaprak dökmeyen uzun ömürlü bitkiler 45 cm e kadar büyür.
    Modern pembeler - 45 cm'e kadar büyüyen, genellikle yılda iki veya üç kez çiçek açan yeni çeşitlerdir.
    Alp pembeleri - mat oluşturan çok yıllık bitkiler, taş döşeli veya alpi bahçesi için uygundur, 10 cm'e kadar büyür.




NASA'nın Lucifer Projesi Nedir?

Jüpiterin kendisi enerji yaymaktadır, bu enerji öyle bir durumdadır ki güneşten aldığından daha fazlasını yaymaktadır. İç kısımları oldukça sıcaktır ve çekirdeğindeki ısı muhtemelen 20,000 Kelvin civarındadır. Isı yerçekimine bağlı olarak, gezegenin yavaş sıkışması sonucu oluşur (Kelvin-Helmholtz mekanizması). Jüpiter nükleer füzyonla ısı oluşturmaz (güneşteki gibi değildir) çünkü sıcaklık ve basınç nükleer reaksiyonları tetikleyebilecek düzeyde değildir. Oluşan ısı Jüpiterin sıvı katmanlarında konveksiyon oluşturuyor böylece atmosferdeki bulut hareketliliği oluşuyor, zaten atmosferdeki hareketliliğin nedeni olarak da bu konveksiyon akımları gösterilmektedir.

Jüpiterin çapına baktığımızda bir gaz gezegeninin olabileceği neredeyse en büyük çapa sahiptir. Jüpiterin kütlesini arttıracak şekilde madde ilave edilebilse çapının değişmediği yada çok az değiştiği görülürdü. Jüpiterin bir yıldız olabilmesi için kütlesinin 80 kat daha büyük olması gerekirdi.

Bazı komplo teorisyenlerine göre NASA Lucifer Projesi isminde bir çalışma yürütüyor. Bu çalışmaya göre Jüpiterin etrafındaki uydular çalışmanın ön hazırlığı olarak koruma altına alınıyor ve işin en korkunç senaryosu ise Nasa bu proje ile Jüpiteri patlatarak yeni bir güneşe çevirmeyi planlıyor olması… Jupiterin yeni güneşe dönüştükten sonraki ismi ise Lucifer olarak adlandırılıyor…

Söylentiler ürkütücü bir o kadarda korkunç bir senaryo olarak karşımıza çıkıyor. Böyle bir projenin düşünülüyor olması bile ürkütücü, sonuçta hükmedemeyeceğimiz büyük bir kütle ve kontrol edilemeyen bir enerjiden söz ediyoruz. Söylentilerin gerçekle örtüşüp örtüşmediğine bilimsel açıdan bakarsak aşağıdaki durum ortaya çıkıyor.

Jüpiterin muazzam büyüklükte bir manyetik alanı vardır. Jüpiter manyetosferi 650 milyon km gibi muazzam bir büyüklüğü aşar, (burada zaman geçirmeniz gerekirse aylarca sürer), dahası Satürn’ün yörüngesini de aşar. Jüpiterin uydularından IO’da yaşanan aktivitenin bir bölümü kısmen de olsa bu manyetik alana bağlanır.

İşte bu bilgiler ışığında baktığımızda jüpiter bir yara alırsa en uygun yıldız (güneş) olma adayıdır.

Yine söylentilere göre, 1988’de fırlatılan Galileo, 2003 yılında görevi sonlandırılarak Jüpitere düşürülmüştü ve bu durum sonrası söylentiler hız kesmedi. Jüpiterde dünya büyüklüğünde bir lekenin bulunma sebebinin bu düşüş olduğu iddia edilmiş ve böylesine büyük bir lekenin bir araba boyutlarında olan bir uzay aracı tarafından oluşması da şüphe uyandırıcı olmuş. Yapılanın radyoaktif maddelerle yüklü olan bu kaşif aracı ile Jüpiterin güneşe çevrilebilecek testlerinin yapılıyor olmasıymış.

Buradaki amaç bir gün güneş söndüğünde (elbet bir gün tükenecek bir kaynaktan bahsediyoruz) ısı ve ışık kaynağı olarak alternatif bir güneşe ihtiyaç duymak mı? yoksa Jüpitere yakın gezegen olan Satürnün uyduları Titan, Enceladus gibi uydularda yaşam ortamına dair yatkınlık bulunmasından dolayı buralarda daha elverişli bir yaşam için yakın bir ısı kaynağı oluşturmak mı? Tüm bunlar büyük bir soru işareti olarak karşımızda duruyor. Ne kadar söylemler bir teoride olsa bu çalışmanın yapılması için yüzeye bir uydu düşürerek büyük patlama üretmek pek de mümkün değil. Özel olarak nükleer bir gücü uzaya göndermek ve gezegende patlatmak gerekecektir. Bahsettiğimiz gezegende dünyamıza göre 10 kat büyük ve güneş sistemimizin ise en büyük gezegeni…

Bilimsel verilerde ve yaşanılanlar herşeyin ileride planlanan çalışmalarla ilgili testler olabileceği konusunda örtüşüyor, nitekim Jüpiter güneş sistemimizde büyüklüğü, uyduları ve güneşte olacak olası bir duruma karşı kayacak yeni yaşam kuşağı dairesinde bulunuyor. Uzaklarda yaşananlar konusunda bilgilerimiz bu kadar, gerçekte neler olup bittiğini, neler planlandığı bilemiyoruz.

Kaynak

ALINTI HABER


Blue Beam Projesi Nedir? What is the Blue Beam Project?

Blue beam projesi, kısaca özetlemek gerekirse insanlığı farklı bir şekilde yönetmek isteyen grupların, gelişen teknoloji ile gökyüzünde oluşturacak devasa görsel şovlar ve insanların zihinlerinde oluşturulacak korkutucu sesler ile Müslüman ve Hristiyan inancına mensup insanların inançlarını yıkmaya çalışıp yeni bir dünya düzeni kurma çalışması şeklinde tehlikeli bir gizli proje diyebiliriz.


Tüm söylemler bir rivayetten ibaret şu anda doğruluğu ispatlanmış değil fakat gelişen teknoloji ile birlikte kötü niyetli grupların dünya üzerinde insanlığın seyrini değiştirmek amacıyla böyle bir çalışmaya başlayabilecek olması da mantıksız bir düşünce değil.

Blue beam projesi, aslında planlanan senaryoları itibari ile oldukça ürkütücü görünüyor. Gökyüzünde hologramlar, lazer görüntüler, sonik seslendirmeler oluşturarak toplumların inançlarını temelden yıkma ve insanları toplu olarak bir şeylere inandırma gibi en anlaşılır hali ile düşünülebilir. Örneğin gökyüzünde oluşturulacak dev bir süliyet ardından sadece zihinlerin içinde duyulacak bir ses ile bilinçlere girerek insanları doğru bildiği inançlarını yıkmaya çalışacak şekilde korkutucu senaryolar üzerinde çalışmak şeklinde tarif edilebilir.

Örnek vermek gerekirse;
Bir gün sokakta yürürken etrafınız da gördüğünüz bütün insanlar kafasını gökyüzüne çevirmiş bakıyor görürseniz ve sizde merakla onların baktığı yöne baktığınızda karşınıza Hz. İsa’nın size seslendiği büyük bir siluetini görürseniz ne yaparsınız?

    İsa Mesih’in geldiğini ve kıyametin başladığını düşüneceksiniz….
    Olduğunuz yere bayılacaksınız…
    Yada İlluminatinin dışarıya sızan bir deneyimi olabileceğini düşüneceksiniz…

İşte korkutucu nokta burada başlıyor inancımız gereği kıyamet yaklaştığında bunun olacağını bildiğimiz bir gerçeği birileri insanlığı yönetmek için gerçekleşeceği vakitten önce blue beam projesi ile insanlara sunduğunda ne olacak, insanlığı bir korku, kıyametin geldiği ve her şeyin bittiği düşüncesi sarabilir.

Yine bu yöntemle ufo ordusu dünyayı istila etmiş görüntüsü verilecek, radarlarda ufalar görülemeyecek ama insanlar gözleriyle görecek, askeri uçaklar uçacak ateş edecek ama ufolara hiçbir şey olmayacak güç ve paranın ufo istilasına fayda etmediği düşünülecek korku ve panik başlayacak ama hepsi belkide blue beam projesi ile hologram teknolojisi ile olacak.

İnsanlık güzel işler yaparken birde kötü niyetli grupların bu oyunları ile yeryüzüne çeşitli olaylar patlak verecek. Bizler inancımız gereği oluşabilecek bu olaylar bir oyun ise zaten endişelenmeyeceğiz eğer oyun değilde yaratıcının belirlediği olaylar zinciri ise de teslimiyet anlayışımız ile yine de insanlara zarar vermeden, isyan etmeden yaşamasını bileceğiz.

Kaynak

ALINTI HABER


Polemik Ne Demektir? Polemik Yapmak Ne Demektir?

TDK'ya göre polemik kelimesinin iki farklı anlamı vardır.

İlk Anlamı: Ne kadar uzun sürse de bir sonuca bağlanmayan tartışma

İkinci Anlamı: Yazarlar arasında ortaya çıkan fikir çatışması ve söz dalaşı

Örnek Cümleler:

1- Son tartışmadan sonra kimseyle polemiğe girmemeye karar verdim.

2- Ünlü yazar polemik yaratacak açıklamalarda bulundu.

Polemik Yaratmak Nedir?

Bir yazarın, diğer yazarlar arasında yeni bir tartışmanın çıkmasına neden olacak ifadeler kullanmasına polemik yaratmak denir. Polemik sözcüğü sadece edebiyatta değil, bilim ve felsefe gibi alanlarda da kullanılır.

Polemik, Fransızca dilinden Türkçe'mize geçmiştir.
TDK’ye göre polemik kelimesi ise şu anlama gelmektedir:

- Söz dalaşı
- Kalem kavgası

POLEMİK KELİMESİ CÜMLE İÇERİSİNDE DOĞRU KULLANIM ÖRNEKLERİ

- Ödüller, sataşmalar, polemikler tek yankılanma yolu olup çıktı.
- Kavgalarım, edebiyat polemiğinin en canlı örnekleriydi o zaman.

Polemik Nedir? Polemik Sözcüğünün Anlamları

Polemik terimi Yunanca “savaş , kavga” anlamını taşıyan “polemikos” kelimesinden türemiştir.

Platon “Cumhuriyet” adlı eserinde “Polemarchus” isimli bir karakter yaratmış, polemiği etik tartışmalara götüren bir araç olarak tanımlamıştır.

Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde polemik, ağız dalaşı ve kalem kavgası olarak tanımlanır.

Polemiğe girmek ise yine aynı kaynaklarda siyasi bilimsel ve edebi konularda sert tartışmalara girmek olarak anlatılmaktadır.

Bunun yanında polemiğe kaçmak deyimi vardır ki konudan uzaklaşıp dalaşmak anlamına gelmektedir.

Polemik türleri:

    Hiciv (Pamphlet)
    Yergi (Libelle)
    Propaganda
    Taşlama (Satire)
    Manifesto
    Savaş – Kavga İlanı
    Kınama (Blame)

Edebiyatta Polemik

Polemik: kalem kavgası, (Os.) mücadele-i kalemiye.

Belli bir konuda iki ya da daha çok kişi arasında dergi ve gazetelerde yürütülen tartışma. Birbirine
karşıt düşünceleri karşılıklı savunma anlamındaki tartışma’dan farkı, saldırgan bir tutumun benimsenmiş olmasıdır. Tartışma bir anlatım biçimidir. Karşıt düşünceyi kanıtlama amacına yöneliktir. Bu nedenle nesnel bir tutumu gerektirir. Polemikte ise öznellik ağır basar.


Mustafa Abdülhamid el-Abbadi Kimdir? Biyografisi

Mustafa Abdülhamid el-Abbadi ( Arapça ) مصطفى العبادي; * 10 Ekim 1928 , Kahire'de ; † 13 Şubat 2017 , İskenderiye ) Mısırlı bir tarihçi ve Greko-Romen çalışmaları profesörüydü . Bibliotheca Alexandrina'nın yapımını başlatmasıyla tanındı . [1] [2]

El-Abbadi, 10 Ekim 1928'de Kahire'de doğdu. Anne ve babası İskenderiyeliydi. Babası Abdel-Hamid El-Abbadi, İskenderiye Üniversitesi Sanat Fakültesi'nin tarihçisi ve kurucu dekanıydı. Kendisi İskenderiye Üniversitesi'nde Greko-Romen tarihi okudu ve daha sonra Cambridge Üniversitesi'nden yüksek lisans ve doktora derecelerini aldı . [3] Öğrenimini tamamladıktan sonra 1960'larda İskenderiye'ye döndü. Edebiyat eleştirmeni ve bilim adamı Adil Jomeen ile evli ve bir oğlu vardı.

Daha öğrenimi sırasında, 2004 yılında yaptığı bir röportajda duyurduğu gibi, İskenderiye antik kütüphanesine dayalı bir kütüphane oluşturmayı ve halka açmayı planladı. [3] Mısır ve İsrail arasında uzun süredir devam eden silahlı çatışmalar nedeniyle talebi dikkate alınmadı. Sadece 1972'de projesini İskenderiye Üniversite Derneklerine sundu. Birkaç geziden sonra 1984'te Mısır'a döndü ve İskenderiye'deki üniversite müdürü ile bir görüşme ayarlayabildi. Projeyi finanse etmek için El-Abbadi , o sırada Mısır'daki Abu Simbel Tapınağı gibi Nubian anıtlarını kurtarmak için projeler yürüten UNESCO ile temasa geçti., maddi olarak desteklenmektedir. [3] Müzakereler başarılı oldu ve El-Abbadi 220 milyon ABD Doları tutarında mali destek aldı. Norveç inşaat şirketi Snohetta , inşaat yönetimi ve tasarımdan sorumluydu. İnşaat çalışmaları 1988 yılında başlamış ve 12 yıl sonra 2000 yılında tamamlanmıştır. 2002 yılında kütüphane açıldı. Hüsnü Mübarek çevresindeki hükümet onu o gün davet etmedi.

Kütüphane açıldıktan sonra, "kütüphanenin 'dünya çapında bir araştırma merkezi olma sözünü' yerine getirmek yerine 'bir kültür merkezi' olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu" kınadı. [4] Başarılarından dolayı Nil Nişanı ile ödüllendirildi . [5] El-Abbadi Mısır Kültür Yüksek Konseyi'nin (SCC), Eski Eserler Yüksek Konseyi'nin (SCA) ve Institut d'Égypte'nin bir üyesiydi . İskenderiye Arkeoloji Derneği Başkanı olarak görev yaptı ve UNESCO'ya danışmanlık yaptı. Université du Québec à Montréal'den (UQAM) fahri doktora aldı. [6]

El-Abbadi 13 Şubat 2017'de İskenderiye'de 88 yaşında kalp krizi komplikasyonlarından öldü . [3] 10 Ekim 2022'de bir Google Doodle ile onurlandırıldı . O gün 94 yaşında olacaktı. [1]

Yayınlar (seçim)

    Antik İskenderiye Kütüphanesi'ne ne oldu? Brill, Leiden 2008.
    İskenderiye Antik Kütüphanesinin Yaşamı ve Kaderi. UNESCO, Paris 1990, 1992, 1999.
    İskenderiye Vatandaşlığı. İçinde: Mısır Arkeolojisi Dergisi , 1962.

İnternet linkleriDüzenlemek için
Commons : Mostafa El-Abbadi  - Görüntüler, videolar ve ses dosyaları koleksiyonu

    WorldCat bibliyografik veritabanında Mostafa El-Abbadi tarafından ve hakkında literatür

Dipnotlar maddeleştirmeler

1.Mostafa El-Abbadi: Google, Mısırlı tarihçiyi NAU 10 Ekim 2022'deki doğum gününde onurlandırdı, alınan 10 Ekim 2022.
2.Augsburger Allgemeine : Google Doodle: Mostafa El-Abbadi kimdi? , 10 Ekim 2022, alındı 10 Ekim 2022.
3.The Bibliotheca Alexandrina: Profesör El-Abbadis'in Goethe.de'deki 10 Ekim 2022 tarihli eseri, 10 Ekim 2022'de alındı.
4.Daniel Wakin: Antik İskenderiye Kütüphanesine Adanmış , The New York Times'ın halefi . 17 Ekim 2002.
5.Murad, Meryem. "Mısır Devlet Ödülleri, Hegazi, Hijab, Amin ve Abdel-Sayed'i tanır" Al Ahram 26 Ağustos 2013, erişim tarihi 10 Ekim 2022. (İngilizce)
6.Frédérique Doyon: Mostafa El-Abbadi - Bibliothèque d'Alexandrie (Fransızca) , Le Devoir . 18 Ekim 2005. Erişim tarihi: 10 Ekim 2022.


Kaynak

Wikipedia



Tito Puente Kimdir? Biyografisi

Ernest Anthony Puente Jr. (20 Nisan 1923 - 1 Haziran 2000), [1] yaygın olarak Tito Puente olarak bilinir , Amerikalı müzisyen, söz yazarı, grup lideri ve Porto Riko asıllı plak yapımcısıydı. En çok 50 yıllık bir kariyere dayanan dans odaklı mambo ve Latin caz besteleriyle tanınır . En ünlü şarkısı " Oye Como Va "dır. [2]

O ve müziği The Mambo Kings ve Fernando Trueba'nın Calle 54'ü gibi birçok filmde yer aldı . Susam Sokağı ve The Simpsons'ın iki bölümlü " Who Shot Mr. Burns? " dahil olmak üzere birçok televizyon programında konuk oyuncu olarak yer aldı .

Tito Puente, 20 Nisan 1923'te Manhattan'ın New York ilçesindeki Harlem Hastane Merkezi'nde , New York'un İspanyol Harlem bölgesinde ikamet eden Porto Rikolu Ernest ve Felicia Puente'nin oğlu olarak dünyaya geldi . [3] [4] Ailesi sık sık taşındı, ancak çocukluğunun büyük bir kısmını İspanyol Harlemi'nde geçirdi. [3] Puente'nin babası bir jilet fabrikasında ustabaşıydı. [5] Puente'nin etnik kimliği onun için çok önemliydi ve Amerika Birleşik Devletleri'nde doğmasına rağmen ölümüne kadar ağır bir aksanı sürdürdü.

Çocukken hiperaktif olarak tanımlandı ve komşular yedi yaşındaki Puente'nin tencere ve pencere pervazına vurduğunu duymaktan şikayet edince annesi onu 25 sentlik piyano derslerine gönderdi. [5] 10 yaşında caz davulcusu Gene Krupa'dan etkilenerek perküsyona geçti . [5] Daha sonra 1930'larda kız kardeşi Anna ile bir şarkı ve dans ikilisi yarattı ve dansçı olmayı amaçladı, ancak ayak bileği tendon yaralanması onun dans kariyerini sürdürmesini engelledi. [4] [5] Machito'nun grubundaki davulcu askere alındığında, daha sonra onun yerini Puente aldı. [5]

Puente , 1942'de askere alındıktan sonra II. Dünya Savaşı sırasında Donanmada üç yıl görev yaptı . [6] eskort gemisi USS Santee'de (CVE-29) dokuz muharebede görev yaptığı için Başkanlık Birimi Atıfıyla taburcu edildi . GI Bill , şeflik, orkestrasyon ve teori alanlarında resmi bir eğitim aldığı Juilliard Müzik Okulu'nda müzik eğitimi almasına izin verdi .

    Latin dokunuşuyla caz çalıyoruz, hepsi bu, biliyorsun. [7]

1950'lerde, Puente popülaritesinin zirvesindeydi ve mambo , son ve cha-cha-chá gibi Afro-Küba ve Karayip seslerini ana akım izleyicilere ulaştırmaya yardımcı oldu. Puente popüler Afro-Küba ritimlerini çalmada o kadar başarılıydı ki birçok insan yanlışlıkla onu Kübalı olarak tanımladı. Muhtemelen Puente'nin en iyi bilinen albümü Dance Mania 1958'de piyasaya sürüldü.

En ünlü besteleri arasında, Latin rock müzisyeni Carlos Santana tarafından popüler hale getirilen ve daha sonra Julio Iglesias , Irakere ve Celia Cruz tarafından yorumlanan cha-cha " Oye como va " (1963) [2] bulunmaktadır . 1969'da New York şehrinin anahtarını eski Belediye Başkanı John Lindsay'den aldı . 1992'de Ulusal Kongre Kayıtlarına girdi ve 1993'te Smithsonian'dan James Smithson Bicentennial Madalyasını aldı. [8]

2000 yılının başlarında, Puente müzik belgeseli Calle 54'te yer aldı . [9]

Tito Puente'nin adı , New York'taki Palladium dönemi , Afro-Küba müziği ve ritimleri, dans ve müzik olarak mambo ve salsa ve çok daha fazlası hakkında bir film olan La Epoca [10] adlı bir televizyon yapımında sıklıkla bahsedilir . Film, birçok Puente'nin yanı sıra Arsenio Rodríguez'in katkılarını tartışıyor ve Puente'nin Alfonso "El Panameno" Joseph ile kaydettiği bazı müzisyenlerle röportajları içeriyor .

Kişisel yaşam ve ölümDüzenlemek

Puente'nin oğlu Richard "Richie" Puente, 1970'lerin funk grubu Foxy'de perküsyoncuydu . Puente'nin en küçük oğlu Tito Puente Jr., performanslarında ve kayıtlarında aynı şarkıların çoğunu sunarak babasının mirasını sürdürürken, kızı Audrey Puente New York'ta WNYW ve WWOR-TV için bir televizyon meteoroloğudur .

31 Mayıs 2000'de Porto Riko'da bir gösteriden sonra, büyük bir kalp krizi geçirdi ve kalp kapakçığını onarmak için ameliyat için New York'a uçtu , ancak komplikasyonlar gelişti ve 1 Haziran 2000'de saat 2:27'de öldü. . [11] Ölümünden sonra 2003 yılında Grammy Yaşam Boyu Başarı Ödülü'ne layık görüldü .

Ödüller

Smithsonian'da sergilenen Timbales

Ulusal Sanat Madalyası

    1995 yılında Tito Puente, Billboard Latin Müzik Yaşam Boyu Başarı Ödülü'nü aldı . [12]

    Senatör Roberto Rexach Benítez'in başkanlığı sırasında Tito Puente, hem Porto Riko Senatosu'nun özel bir oturumunun kendisine adanması hem de Senato'nun zemininde kendine özgü tarzında performans göstermesine izin verilmesi gibi eşsiz bir onur aldı. seansta, oturumda, toplantıda.

    10 Eylül 2007'de, House Ways and Means Komitesi Başkanı Charles Rangel (D-NY) ve Rep. José Serrano (D-NY) tarafından yönetilen bir törenle İspanyol Harlem'deki bir Birleşik Devletler Postanesi'ne onun adı verildi .

    San Juan, Porto Riko'daki Roberto Clemente Coliseum'un yanındaki Luis Muñoz Marín Park'ta onuruna bir amfitiyatro seçildi .

    1995 yılında, Puente, Berklee Müzik Koleji'nden Fahri Müzik Doktorası ile ödüllendirildi . [13]

    Puente , Atlanta, Georgia'daki 1996 Yaz Olimpiyatları'nın kapanış törenlerinde sahne aldı . Orada kullandığı timballer, Washington DC'deki Ulusal Amerikan Tarihi Müzesi'nde sergileniyor.

    1997 yılında Ulusal Sanat Madalyası ile ödüllendirildi . [14]

    1990'da Hollywood Walk Of Fame'de bir Yıldız aldı. (bkz: Hollywood Ticaret Odası)

    1984 yılında Los Angeles Kent Konseyi'nden fahri bir kararname aldı.

    5 Haziran 2005'te Puente, Union City, New Jersey tarafından Union City'deki Celia Cruz Park'taki Walk of Fame'de bir yıldızla onurlandırıldı. [15]

    1999'da Uluslararası Latin Müziği Onur Listesi'ne girdi . [16]

    19 Mayıs 1999'da Columbia Üniversitesi'nden fahri Mus.D derecesi aldı [17]

    20 Ağustos 2000'de İspanyol Harlem'deki Doğu 110. Caddeye 'Tito Puente Yolu' adı verildi.

Diskografi

    Mambos Vol. 1 ve Cilt 2 (10" LP'ler, 1951) Tico

    Mambos Vol. 3 ve Cilt 4 (10" LP'ler, 1952) Tico

    Mambos Vol. 5 & Mambo Kralı, Cilt. 6 (10" LP'ler, 1953) Tico

    Mamborama (1955) Tico

    Perküsyonda Puente (1956) Tico

    Cha Cha Cha'nın Aşıklar İçin (1956) Tico

    Küba Karnavalı (1956) RCA Victor

    Night Beat (1957) RCA Victor

    En İyi Perküsyon (1958) RCA Victor

    Dans Çılgınlığı (1958) RCA Victor

    Latin Gökleri Altında Dans (1959)

    Mucho Cha-Cha (1959) [18]

    Tambo (1960) RCA Victor

    Grossinger'ın (1960) RCA Victor'da Tito Puente ile Cha Cha

    El Rey: Bravo (1962) Tico

    Tito Puente Swings, Heyecanlı Lupe Sings (1965)

    El Rey (Kral) (1968) Tico

    El Rey: Tito Puente ve Latin Topluluğu (1984) Concord Picante

    Mambo Diablo (1985) Concord Picante

    Sensacion (1986) Concord Picante

    Un Poco Loco (1987) Bellaphon

    Goza Mi Timbal (1989) Concord Picante

    Tito'nun Fikri (1995) Tropi Jazz / RMM

    Jazzin' ( Hindistan ile birlikte ) (1996) Tropi Jazz / RMM

    Perküsyon Kralı (1997)

    Mambo ve Cha Cha Cha Seçimi (1997)

    50 Yıllık Salıncak (1997)

    Tito Machito ile Tanışıyor: Mambo Kings (1997)

    Cha Cha Cha Rumba Beguine (1998)

    Dance Mania '99: Birdland'da Canlı (1998)

    Tito Puente'nin En İyisi (1998)

    Timbalero Tropikal (1998)

    Yambek (1998)

    Mutlak En İyi (1999)

    Karnaval (1999)

    Orijinal Colección (1999)

    Altın Latin Caz Tüm Yıldızlar: Oturumda (1999)

    Latince Uçuş (1999)

    Latin Kralları (1999)

    En kötü en kötü (1999)

    Mambo Kuş Ülkesi (1999)

    Maynard Ferguson'ı içeren Özel Teslimat (1996)

    Rey (2000)

    His Vibes & Orkestrası (2000)

    Aşıklar için Cha Cha Cha (2000)

    Homenaje ve Beny More Vol. 3 (2000) Celia Cruz'u içeren

    Dos idolos. Su müzik (2000)

    Tito Puente y su Orquesta Mambo (2000)

    Komple RCA Kayıtları. Cilt 1 (2000)

    Concord Yıllarının En İyisi (2000)

    Por yüzgeç (Sonunda) (2000)

    Puente ile parti! (2000)

    Eddie Palmieri ile başyapıt/Obra maestra (2000)

    Mambo Mambo (2000)

    Mambo King, Salsa Kraliçesi ile Buluşuyor (2000)

    Latince Özet (2000)

    Mambo Kralları (2000)

    Aşıklar için Cha Cha Cha (2000)

    Efsaneler Koleksiyonu: Tito Puente ve Celia Cruz (2001)

    Komple RCA Kayıtları, Cilt. 2 (2001)

    RCA Kayıtları (2001)

    Puente caliente (2001)

    En iyi... (2001)

    Mambo Kralı (2001)

    El Rey: Pa'lante! Düz! (2001)

    Kokteyl Saati (2001)

    Seçim. Mambo Kralı (2001)

    Herman Puente ile Tanışıyor (2001)

    tartışmasız (2001)

    şenlik (2002)

    Colección Diamante (2002)

    Tito Puente ve Celia Cruz (2002)

    Playboy Caz Festivali'nde Canlı (2002)

    Kralların Kralı: Tito Puente'nin En İyisi (2002)

    Sıcak Timbales! (2002)

    Dr. Feelgood (2002)

    Carnaval de Exitos (2002)

    Karavan Mambo (2002)

    Salsa'yı Seviyoruz (2006)

    Quatro: Kesin Koleksiyon (2012)

Yardimci oyuncu olarak

Baş döndürücü Gillespie ile

    Ritim çubuğu (1990)

Benny Golson ile

    Clifford'u Hatırlamak (Kilometre Taşı, 1998)

Quincy Jones ile

    Quincy, Pussycats için Oynuyor (Merkür, 1959–65 [1965])

Hilton Ruiz ile

    Evdeki Ritim (RMM, 1976 [1998])

Sonny Stitt ile

    Matadorlar Boğayla Tanışıyor ( Rulet , 1965)

Seasme caddesi 1997

FilmografiDüzenlemek

Seçilmiş uzun metrajlı filmlerDüzenlemek

    Silahlı ve Tehlikeli (1986) Grup Lideri olarak

    Radyo Günleri (1987) Latin Grup Lideri olarak

    Mambo Kings (1992) Kendisi

belgeseller

    Tito Puente: Latin Müziğinin Kralı (2000) [19]

    Tito Puente Jr.'ın Bulunduğu Profiller (2007)

    Latin Şövalyeleri (2005)

    Çağrı 54 (2000) [20]

konser filmleri

    Tito Puente – Montreal'de Canlı (Montreal Caz Festivali) (1983) (2003)

Simpsonlar

Puente , 1995 yılında Amerikan komedi çizgi filmi The Simpsons'ın altıncı sezon finali ve yedinci sezon galasında iki bölümden oluşan " Kim Bay Burns'ü Kim Vurdu? " adlı dramada yer aldı. okul, bir petrol kuyusunun üzerinde olduğunu keşfeder. Ancak, Bay Burns önce petrolü pompalamayı başarır ve bu da onu kuyunun yasal sahibi yapar. Bu da okulun müzik ve bakım bölümlerine gereken bütçe kesintileri ile borca girmesine ve Puente'nin işini kaybetmesine neden olur. Burns daha sonra vurulduğunda, Puente baş şüphelilerden biri olur ama onun şarkılarından birini çalarak kendini temize çıkarmayı başarır.Şef Wiggum . Burns'ü çeken çeşitli karakterler için yedi alternatif son çekildi; Puente alternatiflerden biri. Tüm sonlar canlandırılmış olsa da, Maggie Simpson'ın Burns'ü çekmesinin sonu, yayınlanmak üzere seçilen sondu.

Bölümün Emmy adayı "Señor Burns" şarkısı, 1999 yılında The Simpsons ile Go Simpsonic adlı albümde yer aldı .

Kaynak ve Dipnotlar

Wikipedia


Seyyid Burhanettin Tirmizi

Kayseri’nin manevi mimarlarından ve Mevlana’nın hocası Seyyid Burhanettin Hazretleri kimdir? Mevlana'ya ne kadar süre hocalık yapmıştır? Türbesi nerededir? Merak edilen cevaplar ve Seyyid Burhanettin Hazretleri'nin hayatına dair detaylar haberimizde...

Önemli İslam alimi Seyyid Burhanettin Tirmizi, 1165 senesinde Özbekistan’ın güneyinde (Afganistan sınırı) bulunan eski Tirmiz şehrinde doğdu. Sultanü'l Ulema Bahaeddin Veled'den ilim tahsil etti.

Hocasının vefatı üzerine Konya'ya gelerek 9 yıl Hz. Mevlana'ya hocalık yaptı. Ardından Kayseri'ye döndü ve 1244 yılında burada vefat etti. Şehir merkezine yürüyerek 10 dakika mesafede bulunan ve kendi adını taşıyan mezarlığa defnedildi. Kabrinin üzerine sonradan türbe yapıldı.

Seyyid Burhanettin Hazretleri’nden kalan en önemli eser, sözlerinin ve müritleri ile sohbetlerinin yer aldığı ‘Maarif’ isimli kitaptır. Kayseri’de metfun bulunan Mevlana’nın hocası Seyyid Burhanettin Tirmizi Hazretleri’nin türbesi, ziyaretçilerine manevi bir iklim sunuyor.

Tarihi mezarlık içindeki türbe, kent içinden ve özellikle şehir dışından gelenlerin uğramadan dönmedikleri bir mekan haline gelmiş durumda.
[attachment=133316]

Neandertal Nedir? Primat Nedir?

Neandertal Nedir?

Köken bilimi

İlk neandertal fosili Almanya'nın Düsseldorf kenti yakınlarındaki Neander vadisinde 1856'da bulundu. Bu nedenle Neandertal ismi verildi.[9] Almanca "tal" ve eski Almanca'da "thal" sözcükleri vadi anlamına gelir.
Keşif
Ana madde: Neanderthal 1
Neandertal holotipi Neanderthal 1

Orijinal Neandertal fosili, 1856'da Almanya, Düsseldorf yakınlarındaki Mettmann'da keşfedildi. Neandertal taksonunun holotipi Bonn'da, Rheinisches Landesmuseum'da tutuluyor ve konferansı aynı şehirde Rheinische Friedrich-Wilhelms Universität'ta yapıldı.[10]
Yaşadıkları dönem ve bölge
Bir yetişkinin restorasyonu

Neandertaller günümüzden yaklaşık 200 ila 100 bin yıl önce ortaya çıkmışlardır. Soyları yaklaşık 35 bin yıl önce tükenmiştir.[9] Atlantik kıyılarından Orta Asya'ya, en kuzeyde Belçika'dan, güneyde Akdeniz ve güneybatı Asya'ya kadar olan bölgede yaşamışlardır.[9]

Neandertaller muhtemelen Avrupa'da, soğuk iklim koşullarına uyum sağlayabilmek amacıyla ortaya çıktı.[11] Daha sonra batı Asya'ya ulaştı ve muhtemelen Levant'da (doğu Akdeniz) Homo sapiens ile karşılaştı. Neandertalların Afrika'ya ya da Özbekistan'ın doğusuna ulaştıkları konusunda herhangi bir iskeletsel kanıt yoktur.[11]
Evrimi
A skull missing its incisors and canines
1.Aşama:Muhtemel ön Neanderthal, H. erectus-Homo heidelbergensis, (Tautavel Adamı, ~500,000 yıl önce)
A skull with jaw missing its lower incisors and canines, and all of its upper teeth except for one incisor and its molars, and a broken right brow ridge
2.Aşama:Muhtemel arkaik Neanderthal, H. heidelbergensis (Miguelón, 430,000 yıl önce)
A skull missing teeth with a large gash between its eyes, and a well-defined gaping hole on its left braincase
3.Aşama: Erken Neanderthal (Saccopastore I, 130,000 yıl önce)
A skull missing all of its teeth
4.Aşama: Klasik Avrupalı Neanderthal (La Chapelle-aux-Saints 1, 50,000 yıl önce)
Neanderthal evrimi[12]

Büyük ölçüde H. heidelbergensis'in, popülasyonlar sırasıyla Avrupa, Asya ve Afrika'da izole edilmeden önce Neandertallerin, Denisovalıların ve modern insanların son ortak atası olduğu düşünülmektedir.[13] Neandertal/insan ayrımı için çok sayıda tarih önerilmiştir. Yaklaşık 250.000 yıl öncesine ait tarih, "H. helmei" nin son ortak ata olduğunu belirtir ve bölünme, Levallois taş alet yapma tekniği ile ilişkilidir. Yaklaşık 400.000 yıl öncesinde ayrıldığı teorisi, H. heidelbergensis'i son ortak ata olarak kullanır. 600.000 yıl öncesinde ayrıldığı teorisi ise, "H. rhodesiensis"in modern insan soyunun ve bir H. neanderthalensis/H. heidelbergensis olarak ayrılan soyun son ortak atası olduğunu belirtir.[14]

Genetik kanıtlar, Sima de los Huesos homininlerinin (Miguelón) sonraki Neandertallerin ataları olduğunu gösteriyor. Ancak, onları Homo heidelbergensis'e dahil edip etmemeleri veya Homo neanderthalensis'in erken üyelerini temsil edip etmemeleri konusunda tartışmalar var.[15]
Modern insan ile akrabalığı

Filogeni

Homo sapiens

Denisova insanı (Denisova Mağarası'ndan)

Denisova insanı (Baishiya Karst Mağarası'ndan)

Neanderthal (Denisova Mağarası'ndan)

Neanderthal (Sidrón Mağarası'ndan)

Neanderthal (Vindija Mağarası'ndan)

2019 filogenisi, antik proteomların ve genomların modern türlerinkilerle karşılaştırılmasına dayanmaktadır.[16]
Neanderthaller ve Modern insanlar

Neandertallerin soyunun modern insanlardan ne zaman ayrıldığı belli değildir; çalışmalar, 315.000 ila 800.000 arasında değişen çeşitli aralıklar üretmiştir.[17][18] Neandertallerin ataları H. heidelbergensis'ten ayrılma zamanı da belirsizdir. En eski potansiyel Neandertal kemikleri 430.000 yıl öncesine dayanıyor, ancak sınıflandırma belirsizliğini koruyor.[19]

Neandertallerin evrimsel kaderi ile modern insanın ortaya çıkışı doğrudan alakalıdır. Homo sapiens, yaklaşık 200 ila 100 bin yıl önce doğu veya güney Afrika'da ortaya çıkmıştır.[11] Modern insan, yaklaşık 40 bin yıl önce kuzeye doğru yayılmış, bu esnada yerel tarih öncesi insan türlerini sürmüş veya tüketmiştir. Bunun sonucu olarak, güneybatı Asya, Orta Asya ve orta Avrupa'daki Neandertaller çeşitli oranlarda modern insan ırkı tarafından absorbe edilmişlerdir.[9] Modern insana geçişin göreceli olarak geç yaşandığı batı Avrupa'da bile Neandertaller ile ilk modern insanların çiftleştiğine dair kanıtlar vardır.[9]
Fosil kanıtları

Neander Vadisi'nde 1856'da bulunan ilk fosiller 16 parçadan oluşuyordu. İlk etapta bunların tarih öncesi bir insan ırkına ya da anormal bir modern insana ait olabileceği düşünüldü.[9] 1886'da Belçika'nın Spy bölgesindeki bir mağarada bulunan fosiller ilk tespiti haklı çıkardı. Mağaradaki Neandertal fosillerinin yanında, Orta Paleolitik döneme ait taş aletler ve soyu tükenmiş hayvanların fosilleri vardı.[9]

1910'da batı ve orta Avrupa'da bir dizi Neandertal iskeletine ulaşıldı. Bu verilere dayanarak bilimadamları Neandertallerin tam dik ayakta duramayan, modern insandan daha az zekaya sahip bir yarı-insan oldukları sonucuna vardı. O dönemde, daha eski insan formları yaygın olarak kabul görmediği için, Neandertallerin insansı maymunlar ile modern insan arasında bir tür olduğu, modern insandan çok farklı oldukları için de insanın atası olamayacakları düşünüldü. II. Dünya Savaşı'ndan sonra bu görüşün hatalı olduğu, evrimsel bir bakış açısıyla Neandertal ve modern insanın oldukça yakın olduğu görüşü hakim oldu. Bu nedenle Neandertaller Homo sapiens türüne dahil edildi ve sıklıkla "Homo sapiens neanderthalensis" olarak anılmaya başlandı. Yakın dönemde Neandertaller Homo sapiens olarak değil de yakın fakat farklı bir tür olarak, "Homo neanderthalensis" şeklinde adlandırıldı.[9]

Neandertal iskeletleri, birçok arkeolojik materyalle birlikte Avrupa, güneybatı Asya ve en son Özbekistan dahil Orta Asya'da yoğun olarak bulundu. Günümüzde yaklaşık birkaç yüz tane bireye ait Neandertal fosiline ulaşılmıştır. Bunlardan bir kısmı neredeyse tam iskeletlerdir.[9]
Fiziksel farklar
Homo sapiens ile Homo neanderthalensis kafataslarının karşılaştırılması

Neandertaller ile ilk modern insanlar arasındaki en önemli fark güçlülük ve dayanıklılıktır. Neandertaller de tıpkı diğer tarih öncesi insan türleri gibi modern insandan daha güçlü ve dayanıklı canlılardı. İlk modern insanın kol ve baldırları günümüz insanına nazaran daha kalın olmakla birlikte Neandertallere göre daha inceydi. İlk modern insanın el anatomisinin daha hassas tutuş için değiştiği düşünülmektedir. Bacak anatomisinin fazla değişmediği anlaşılmaktadır. Zira tüm Pleyistosen dönemi avcı-toplayıcı topluluklarında hızlı hareket etme önemliydi. Ön dişler küçüldü, yüz kısaldı, çene sivrildi, kaş çıkıntıları küçüldü. Beyin boşluğu daha yukarıya çıktı, yuvarlaklaştı ancak büyümedi. Bunun yanı sıra Neandertallerin geniş kafatasının farklı bir beyin şekli dolayısıyla da farklı bir düşünme yapısına işaret ettiği, bu yüzden de modern insandan daha zeki olabileceği yorumları yapılmaktadır.[20]
Anatomisi

Vücut
Neanderthal insanı ve modern insanın iskelet karşılaştırması, Boule (1912)

Fosil buluntularında Neandertaller'in ortalama yükseklikleri erkeklerde 164 ila 168 cm iken kadınlarda 152 ila 156 cm arasında değişkenlik gösteriyor.[21] Fosillerinin 26 numuneden oluşan örneklerinin incelenmesiyle, ortalama ağırlıklarının erkeklerde 77,6 kg ve kadınlarda 66,4 kg olduğu bulundu.[22]
Beyin
Homo sapiens ve Neanderthal'in kafatası karşılaştırması

Neandertal beyin hacmi, erkekler için ortalama 1.600 cm3 (98 inç3) ve kadınlar için 1.300 cm3'tür (79 inç3),[23][24] modern insanın olası aralığından (yani ortalama olarak erkekler için 1.270 cm3 (78 inç3) ve günümüz kadınlarında 1.130 cm3'tür (69 inç3)) daha büyüktür.[25] 190 ila 25 bin yıl önce 28 modern insan örneği için, cinsiyet dikkate alınmadan ortalama yaklaşık 1.478 cc (90.2 cu inç) idi ve modern insan beyni boyutunun Üst Paleolitik'ten bu yana azaldığı öne sürülüyor. En büyük Neandertal beyni olan Amud 1'in 1.736 cm3 (105.9 inç3)[26] olduğu hesaplandı ve bu, hominidlerde şimdiye kadar kaydedilen en büyük beyinlerden biri. Hem Neandertal hem de insan bebeklerinin ortalama beyin hacmi yaklaşık 400 cm3'tür (24 inç3).[27]

Primat

Primatlar[a] veya iri beyinli yüksek memeliler (Latince: Primates), bir plasentalı memeli takımı. Goril, orangutan, şempanze, gibon ve insan gibi insansıların yanında maymunlar, makimsiler, galagolar, cadı makigiller ve lorigilleri de içerir. Primatların kökenleri 80 ila 55 milyon yıl önce tropikal ormanların ağaçlarında yaşamaya adapte olmaya başlayana küçük kara memelilerinden gelir. 16 familyada sınıflandırılan 430'dan fazla canlı primat türü vardır.[6] Büyük beyinler, görme keskinliği, renk görme, omuz kuşağı gibi birçok primat özelliği, bu zorlu ortamlara adaptasyonları ile oluşmuştur. Primatlar çevik ve hızlı canlılardır. Çoğunluğu ağaçlarda yaşar. Tüm primatlar; ellere, ele benzer ayaklara (ağaçlarda yaşayanlar), ileri bakan gözlere sahiptir.[6][7]
Genel Özellikleri

Anatomik Yapı
Çeşitli maymun ve insansı maymun ayaklarının bir çizimi, Richard Lydekker, 1893

Primatlar, ağaçtaki yaşama uyum sağlamak için genel olarak dört ellidir, bunun yanında kuyruklarını denge ve fazladan tutunma için kullanan türleri bulunur. Elleri çok büyük hareket olanağı sağlar.[8] Diğer etenelilerden ayrı olarak yalnızca primatlarda başparmak ve işaret parmağı cisimleri kavramaya izin veren ve birbirine kenetlenebilen yapıda evrimleşmiştir.

Primatların kafatasının ön tarafında öne bakan gözleri vardır; iki gözlü (dürbün) görüş, tüm büyük insansı maymunların kollara ayrılan ataları için yararlı olan doğru mesafe algılamasına olanak tanır.[9] Göz yuvalarının üzerindeki kemikli bir çıkıntı, çiğneme sırasında zorlanan yüzdeki daha zayıf kemikleri güçlendirir. Nemli burunlu maymunlar, gözlerini korumak için göz yuvasının etrafında bir kemik olan postorbital bir bara sahiptir; aksine, kuru burunlu maymunlar, tamamen kapalı yuvalar geliştirmiştir.[10]
Kafa
Simiyen kafatasları ve beyin kütleleri

Primat kafatası, özellikle antropoidlerde belirgin olan büyük ve kubbeli bir şekle sahiptir. Kafatası, bu grubun ayırt edici bir özelliği olan büyük beyni korur.[9] Endokraniyal hacim (kafatasındaki hacim), insanlarda en büyük insan olmayan primattan üç kat daha büyüktür ve daha büyük bir beyin boyutunu yansıtır.[11] Ortalama endokraniyal hacim insanlarda 1.201 cc, gorillerde 469 cc, şempanzelerde 400 cc ve orangutanlarda 397 cc'dir.[11] Primatların birincil evrimsel eğilimi, beynin, özellikle de duyusal algı, motor komutların üretilmesi, uzaysal akıl yürütme, bilinçli düşünce ve insanlarda dil ile ilgili neokorteksin (serebral korteksin bir parçası) detaylandırılması olmuştur.[12] Diğer memeliler büyük ölçüde koku alma duyularına güvenirken, primatların ağaç yaşamı, dokunsal, görsel olarak baskın bir duyu sistemine,[12] beynin koku alma bölgesinde bir azalmaya ve giderek daha karmaşık sosyal davranışlara yol açmıştır.[13]
Zekâ

Primatlar, memelilerin en zekilerinden biridir. Hayatta kalma mücadelesinde aşırı hız veya güç gibi sivrilmiş fiziksel avantajları bulunmamasına rağmen, zekâlarının getirmiş olduğu kurnazlık, yaratıcılık ve alet kullanma[14] gibi avantajlarla başarılı olurlar.[8]
Davranış

Yeni Dünya maymunları; kuyruklarını, sarılma, kavrama, sallanma, tırmanma ve yiyecek toplamada üçüncü bir el gibi kullanırlar. Düşen yavrularını kurtarmada ve bir ağaçtan diğerine geçmede kuyruklarından maharetle istifade ederler. Bunun için bir ağacı elleriyle kavrarken diğerini de ayakları ve kuyruğuyla kavrayarak bir köprü kurarlar. Yavrular da buradan koşarak geçerler. Bazı türlerin kuyruk uzunluğu boylarından fazladır. İki beyin yarı küresinden biri kuyruğu ötekisi de diğer vücut olaylarını yönetir.

Eski Dünya maymunları hafif ve ufak bedenlidir. Beyinleri daha büyük ve karmaşık olduğundan Yeni Dünya maymunlarından üstündür. Çok az kuyrukları vardır. Kuyruklarının sarılma ve kavrama özellikleri yoktur. Fakat kuyrukları dengelerini sağlamada, duruş vaziyetlerinde ve hatta haberleşmede rol oynar. Maymunun kuyruğunu tutuş vaziyeti, onun sosyal ve hissi durumunu belirtir. Maymunların ayak, taban ve yüzlerinin dışında vücutları tüylüdür. Kaba etleri kılsız olanlar da vardır. Kılsız yerleri kırmızımsı veya mavi renktedir. Büyüklükleri çok değişiktir. Boyları 12–13 cm olan makilerle sahibinin cebine veya bir bardağa rahatça sığabilen minik marmosetten 300 kg ağırlığı olan gorile kadar farklı birçok türü vardır.

Koku alma duyuları çok zayıf olmasına rağmen, görme ve işitmeleri güçlüdür. Çoğunlukla gündüz faaldirler. Çoğunlukla otçul memelilerdir. Ağaç filizleri, yaprak, çiçek, tohum ve meyveler başlıca yiyecekleridir. Bunun yanında böcek, yumurta, leşle beslenip daha iri hayvanların etiyle de beslenen omnivorlar da vardır. Çoğu gruplar halinde tecrübeli bir erkeğin başkanlığında yaşar. Birkaç dişi ve yavrulardan meydana gelen tek erkekli gruplar da vardır. Hamilelik devreleri türlerde farklıdır.

Doğu Brezilya'da yaşayan kuyruğu beyaz halkalı kuisiti (veya ipek maymuncuk) nin gebelik süresi 3,5 aydır. Dişiler yavrularını göğüslerinde veya sırtlarında taşır. Aşırı derecede sevgi gösterirler. Tehlike karşısında erkek sürüyü kahramanca savunur. Primatların vücutları tırmanmaya, sıçramaya, el ve ayakları da kavramaya uygundur. El ve ayaklar beş parmaklıdır. Baş parmak diğer parmakların karşısına geldiğinden, cisimleri mengene gibi rahatça kavrarlar. Kanca tırnaklı birkaç türün dışında çoğunun el parmakları yassı tırnaklıdır. Colobus ve Ateles gibi cinslerde başparmak bulunmaz. Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar. Ellerini kullanmakta çok mahirdirler. Bir kısmı küçük yiyeceklerin tohumlarını çıkarmak için baş ve işaret parmaklarını rahatça kullanırlar.

Yaşadıkları coğrafya

Berberi şebeği

Primatlar tüm dünyaya yayılmışlardır. İnsan dışındaki primatlar başlıca Güney ve Orta Amerika'da, Afrika'da ve Asya'nın güneyinde bulunurlar. Bazı türlerin yaşadıkları alanlar, Amerika kıtasında Meksika'nın güneyi ile Asya'da Japonya'nın kuzeyi kadar kuzey bölgelere ulaşır.

Ekvator'un 40° kuzey ve 40° güney enlemleri arasında rastlanırlar. Avrupa'da yalnız Cebelitarık kıyılarında bulunurlar (Berberi şebeği). Bunların da Afrika'dan geldikleri sanılmaktadır.
Evrimsel tarih
Ana madde: Primatların kökeni ve evrimi
Ayrıca bakınız: İnsanın evrimi
Primatların Euarchontoglires içerisindeki yeri

Genel olarak kabul gören euarchontoglires kladogramı aşağıda gösterilmiştir:
Euarchontoglires 
Glires 

RodentiaRuskea rotta.png

LagomorphaLepus timidus - 1700-1880 - Print - Iconographia Zoologica -(white background).jpg

Euarchonta

ScandentiaDie Säugthiere in Abbildungen nach der Natur, mit Beschreibungen (Plate 34) (white background).jpg

Primatomorpha

DermopteraCynocephalus volans Brehm1883 (white background).jpg

Primates 
Strepsirrhini 

LemuriformesFMIB 46849 Primates Maki Moccoe Lemur catta (white background).jpeg

LorisiformesNycticebus (white background).jpg

Haplorrhini 

TarsiiformesSäugethiere vom Celebes- und Philippinen-Archipel (Taf. III) (white background) (1).jpg

Simiiformes

PlatyrrhiniDie Säugthiere in Abbildungen nach der Natur, mit Beschreibungen (Plate 8) (white background).jpg

CatarrhiniCynocephalus doguera - 1700-1880 - Print - Iconographia Zoologica - Special Collections University of Amsterdam - (white background).tiff

Diğer yorumlar, Dermoptera ve Scandentia'yı, primatların kardeş grubu olarak "Sundatheria" adlı bir grupta birbirine bağlar.[15][16] Bazı yeni araştırmalar, Scandentia'yı Glires kardeş taksonu olarak kabul ederek Euarchonta'yı geçersiz kılıyor.[17][18]

En güncel filogenetik analizlere göre oluşturulmuş kladogram:
Euarchontoglires

Scandentia (sivri sincapçıklar)Die Säugthiere in Abbildungen nach der Natur, mit Beschreibungen (Plate 34) (white background).jpg

Glires

Rodentia (kemirgenler)Ruskea rotta.png

Lagomorpha (tavşanlar, yabani tavşanlar, pikalar)Lepus timidus - 1700-1880 - Print - Iconographia Zoologica -(white background).jpg

Primatomorpha

Dermoptera (kolugolar)Cynocephalus volans Brehm1883 (white background).jpg

Primates (†Plesiadapiformes, Strepsirrhini, Haplorrhini)Cynocephalus doguera - 1700-1880 - Print - Iconographia Zoologica - Special Collections University of Amsterdam - (white background).tiff

Tarih

Ana madde: Fosil primatlar listesi
En eski primatlardan biri olan Plesiadapis, yaklaşık 55 milyon yıl önce Kuzey Amerika ve Avrupa'da yaşadı

Tüm primatların son ortak atasının yaklaşık 74-77 milyon yıl önce yaşadığı bilgisi moleküler genetik çalışmaların bir sonucudur.[19][20] Bu da nemli burunlu maymunlar (Strepsirrhine) ile kuru burunlu maymunların (Haplorrhini) yaklaşık olarak bu dönemde birbirinden ayrılması gerektiğini savunur; ancak fosil buluntuları bunu biraz daha ileriye taşır. Fosil buluntularına göre ilk gerçek primatlar (Euprimates, öprimat) 55 milyon yıl önce (Paleosen-Eosen sınırı) ortaya çıkmıştır.[21]
Plesiadapiformlar
Ana madde: Plesiadapiformes

Plesiadapiformlar (Plesiadapiformes), primatlara öncül olan, ağaçsıl adaptasyonlara sahip, bazı üyelerinin böcek, bazılarının ise meyve veya bitkilerle beslendiği öne sürülen plasentalı memelilerdir. Bunlar 65 milyon yıl önce (Purgatorius ve Ursolestes) ortaya çıkıp 40 ila 50 milyon yıl önce (prosimiyenlerin ortaya çıkışıyla) yok olmuşlardır.[22]
Prosimiyenler (Prosimii)
Ana madde: Önmaymunlar
Necrolemur, Amerika'nın son prosimiyenlerindendir.

İlk gerçek primatlar, Eosen devresinde Kuzey Amerika, Avrupa, Asya ve Afrika'da bulundu. Bu erken primatlar, makiler gibi günümüzün prosimiyenlerine benziyordu. Bu erken primatlarda, daha büyük beyinler, gözler ve daha küçük ağızlıkların yaygınlaştığı evrimsel değişiklikler devam etti. Eosen'in sonunda, erken prosimiyen türlerinin çoğu, daha soğuk sıcaklıklar veya ilk maymunlardan (Anthropoidea) gelen rekabet nedeniyle yok oldu.[23]

Mevcut nemli burunlu primatlar, muhtemelen orta Eosen'de adapiformlardan türedi. Bir popülasyon kısa süre sonra (~40 myö) Madagaskar'a göç etti ve günümüz makimsilerine yol açtı.

Mevcut tek tarsiiformlar olan cadı makiler, muhtemelen Erken ila Orta Eosen'de maymunların atalarından ayrıldı. Omomyoidlerin cadı makilerin doğrudan ataları olduğu kabul edilir; ancak maymunların ataları olup olmadıkları belirsizdir.[24]
Maymunlar (Anthropoidea/Simiiformes)
Ana madde: Maymunların evrimi
Aegyptopithecus, üst Eosen'de (Priaboniyen) şimdiki Mısır'da yaşamış bir ilkel maymun.

İlk olarak orta Eosen'de (40-45 myö) muhtemelen Asya'da ortaya çıkan maymunlar (bkz. Eosimiidae), daha sonra Afrika'ya göç ettiler; Eosen'in sonunda (yaklaşık 33-35 myö) bir grubun Güney Amerika'ya göç etmesiyle iki ana gruba ayrıldılar: Yeni Dünya maymunları (Platyrrhini) ve Eski Dünya maymunları (Catarrhini).

Oligosen'de (~ 25 myö) Eski Dünya maymunlarından köpeksi maymunlar (Cercopithecidae) ile insansı maymunların (Hominoidea) soyları birbirinden ayrıldı. En erken köpeksi maymunlara Orta Miyosen'de (~ 16 myö) rastlanırken, insansı maymunların fosil kaydı Alt Miyosen (~ 23 myö) ile başlar.

Miyosen'de çeşitlenen insansı maymunlardan en erken ayrılan dal (~ 16 myö) gibonlara (Hylobatiidae), daha sonra orta Miyosen'de ayrılan Ponginae grubu ise orangutanlara (Pongo) yol açtı. Birlikte Homininae alt familyasını oluşturan goril, insan ve şempanzelerin son ortak atasının yaklaşık 10 milyon yıl önce yaşadığı düşünülürken; şempanzelerle (Pan cinsi; bonobo ve bayağı şempanze) insanların (Homo) son ortak atalasının 6.5 ila 9.3 milyon yıl önce yaşadığı düşünülür.[25] Goril ve şempanzelerle ilgili fosil kayıtları çok azdır, bu nedenle evrimsel tarihleri ile ilgili bilinenler genellikle genetik kanıtlara dayanmaktadır; insanlarla ilişkili avustralopitesinlerin ise birçok Pliyosen ve Pleyistosen (5.3–0.012 myö) fosili bilinmektedir.[26]
Sınıflandırma
Primatları ilk kez sınıflandıran Carl von Linné, onları yalnızca 4 cinse ayırmıştı: Homo (insanlar ve şempanze), Simia (diğer insansı maymunlar ve maymunlar), Lemur (prosimiyenler) ve Vespertilio (yarasalar).

Primatlar takımı uzun süre Önmaymunlar, Yeni Dünya maymunları ve Eski Dünya maymunları olarak üç alt takıma ayrılmıştır. En güncel sınıflandırmalara göre nemli burunlular ve kuru burunlular olarak iki alt takıma ayrılırlar.

Aşağıdaki diyagram, yaşamakta olan primatların muhtemel bir sınıflandırmasını göstermekte olup[27][28] ortak isimler taşıyan gruplar sağda gösterilmiştir.

    Primatlar
        Strepsirrhini
            Lemuriformes
                Lemuroidea
                    Cheirogaleidae
                    Daubentoniidae
                    Lemuridae
                    Lepilemuridae
                    Indriidae
                Lorisoidea
                    Lorisidae
                    Galagidae
        Haplorrhini
            Tarsiiformes
                Tarsiidae
            Simiiformes
                Platyrrhini
                    Callitrichidae
                    Cebidae
                    Aotidae
                    Pitheciidae
                    Atelidae
                Catarrhini
                    Cercopithecoidea
                        Cercopithecidae
                    Hominoidea
                        Hylobatidae
                        Hominidae

Bilimsel isimleri olan bütün grupler monofiletikdirler ve bilimsel tasnif sırası, ilgili neslin evrimsel tarihçesini yansıtır. Ananevî olarak isimlendirilmiş gruplar sağda gösterilmiştir; bunlar (Clark'a göre; yukarı bkz.) "yükselen diziler" meydana getirir ve birçok grup parafiletiktir:

    "Prosimiyenler" (ön maymunlar) iki monofiletik grup içerir (Strepsirrhini veya maki alt sınıfı, lorisler ve akrabalarıyla beraber Haplorhini'lerin alt takımı tarsierler); gruplama, Primatlardan türemiş olan Simiiformları dışladığı için parafiletik bir gruplamadır.
    "Maymunlar", Yeni Dünya ve Eski Dünya maymunlarından teşekkül eden iki monofiletik grup meydana getirirler. Gruplama, ortak ataları Simiiformlardan türemiş olan üst familya Hominoidleri ihtiva etmediğinden parafiletiktir.
    "kuyruksuz maymunlar"ın (İng. "apes") bütünü ve bilhassa "büyük kuyruksuz maymunlar" (İng. "great apes") ihtiva eder. İnsanları içermediğinden bu sıralama parafiletiktir.

Böylece iki grup kümesi ve bundan dolayı meydana gelen farklı isimler uyuşmamakta olup bilimsel isimleri genelde ananevî olan ortak isimlerle denkleştirmekte problem yapmaktadır. Mesela Hominoideler süper familyasını ele alalım. Sağdaki ortak isimler açısından bu grup, kuyruksuz maymunlar ve insanlardan meydana gelir ve gruptaki bütün elemanlar için ortak bir isim yoktur. Buna "hominoidler" gibi yeni bir ortak isim vermek, problemin çözümü için bir çaredir. Başka bir ihtimal de kullanılan ortak isimlerden birini daha geniş kapsamlı olarak kullanmaktır. Mesala 2005'te omurgalı paleontolojicisi Benton, kitabında "Kuyruksuz maymunlar, Hominoideler, bugün gibonları ve orangutanları … gorilleri ve şempanzeleri … ve insanları içerir";[29] dolayısıyla Benton "kuyruksuz maymunlar" diye yazarak "hominoidler"i kastetmiştir. Bu durumda bu grup şimdiye kadar "kuyruksuz maymun" olarak adlandırılken şimdi "insandışı kuyruksuz maymunlar" olarak adlandırılmalıdır.

2005 tarihinden itibaren hangi metodolojinin hakim olacağı konusunda birlik yoktur: ananevî (yani ortak), ama parafiletik isimlerin mi, yoksa sadece monofiletik isimlerin mi kullanılacağı; veya 'yeni' ortak isimlerin veya eski isimlerin adaptasyonlarının kullanılacağı konusu açıktır. Rekabet hâlindeki iki teşebbüs biyolojik kaynaklarda bulunmaya devam edecek, hatta çoğu zaman aynı eserin içinde ve bazen aynı yazarca kullanılmaya devam edecek. Böylece Benton, "kuyruksuz maymunlar"ı insanlara dahil ederken tekrar tekrar "kuyruksuz maymun benzeri" (İng. "ape-like") ifadesiyle "insan yerine kuyruksuz maymun gibi" demek istemiştir; ve başkalarının yeni bir fosile karşı reaksiyonlarını yazarken "Orrorinin … insan olacak yerde kuyruksuz maymun olduğu iddiaları…" demektedir.[29]

Varlığını sürdüren primat familyalarının güncel sınıflaması şöyledir:

    Takım Primates

        Alt takım Strepsirrhini - Nemli burunlu maymunlar

            İnfra takım Lemuriformes - Makimsiler

                    Familya Cheirogaleidae - Kedi makisigiller 30 tür
                    Familya Lemuridae - Makigiller 19 tür
                    Familya Lepilemuridae - Oyuncu makigiller 22 tür
                    Familya İndriidae - İndrigiller 14 tür
                    Familya Daubentoniidae - Ayay

            İnfra takım Lorisiformes - Lorisiler

                    Familya Lorisidae - Lorisgiller 9 tür
                    Familya Galagonidae Galagogiller 19 tür

        Alt takım Haplorrhini - Kuru burunlu maymunlar

            İnfra takım Tarsiiformes- Uzun bacaklı makiler

                    Familya Tarsiidae - Cadı makigiller 8 tür

            İnfra takım Platyrrhini - Yeni Dünya maymunları

                    Familya Callitrichidae - Marmosetgiller
                    Familya Cebidae - Kapuçingiller 56 tür
                    Familya Aotidae - Gece maymunugiller 7 tür
                    Familya Pitheciidae - Sakigiller 41 tür
                    Familya Atelidae - Örümcek maymunugiller 24 tür

            İnfra takım Catarrhini - Eski Dünya maymunları

                Üst familya Cercopithecoidea - Kuyruklu Eski Dünya maymunları

                    Familya Cercopithecidae - Köpeksi maymunlar 134 tür

                Üst familya Hominoidea - İnsansılar

                    Familya Hylobatidae - Gibongiller 13 tür
Familya Hominidae - İnsangiller 7 tür

Kaynak ve Dipnotlar :

Wikipedia


RAŞiT TUNCA

BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA
Raşit Tunca

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik

BOARD KISAYOLLARI

ALLAH

Allah



BAYRAK

TC.Bayrak



WEB-TUNCA


Radyo Karoglan

Foruma Misafir Olarak Gir


Forumda Neler Var


Karoglan-Raşit Tunca - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi




GALATASARAY

G A L A T A S A R A Y


FENERBAHÇE


F E N E R B A H C E


BEŞiKTAŞ

B E Ş i K T A Ş


TRABZONSPOR

T R A B Z O N S P O R


MiLLi TAKIM

M i L L i T A K I M


ETKiNLiKLERiMiZ


“Peygamberimiz Buyurdular ki Birbirinize Temiz ağız ile Dua edin. Bizde Sayfamızı ziyaret edenlerin ve bu bölümü ziyaret edenlerin kendilerinin Ruhaniyetine, geçmişlerinin Ruhuna Yasin Okuyup hediye ediyoruz Tıkla, ya sende oku yada okunmuş Yasinlerden Nasibini Al”
(Raşit Tunca)



MEVLANA'DAN

“ Kula Bela Gelmez Hak Yazmadıkca, Hak Bela Yazmaz Kul Azmadıkca, Hak intikamını, Kulunun Eliyle Alır da, Bilmiyenler Kul Yaptı Sanır."
(Hz. Mevlana)