MUHAMMED
BAYRAK
| Welcome, Guest |
|
You have to register before you can post on our site. |
| Forum Statistics |
» Members: 7 » Latest member: Muhammed » Forum threads: 5,280 » Forum posts: 5,871 Full Statistics |
DOWNLOADEN
AYET
FELSEFEMiZ
Raşit Tunca Sözü
GÜZEL SÖZ
Peygamberimizin Fazileti hakkında Hadisler
Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "İnsanlara karşı üç şeyle faziletli (üstün) kılındık:
- Saflarımız meleklerin safları düzeninde kılındı.
- Arzın tamamı bize mescid kılındı.
- Toprak bize, su bulamadığımız zaman, tahûr (temiz ve temizleyici) kılındı."
Müslim, Mesâcid 4, (522).
Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Her peygambere mutlaka insanların inanmakta olageldikleri şeyler cinsinden bir mucize verilmiştir. ama bana verilen (mucize) ise vahiydir ve bunu bana Allah vahyetmiştir. Bu sebeple Kıyamet günü, diğer peygamberlere nazaran etbâı en çok olan peygamberin ben olacağımı ümid ediyorum."
Buhari, Fezâilu'l-Kur'ân 1, İ'tisam 1; Müslim, İman 239, (152).
Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ademoğlu nesillerinin en temizinden süzüle süzüle gelerek içinde bulunduğum nesilde ortaya çıktım."
Buhari, Menakıb 23.
Yine Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Benimle benden önceki diğer peygamberlerin misali, şu adamın misali gibidir: Adam mükemmel ve güzel bir ev yapmıştır, sadece köşelerinin birinde bir kerpiç yeri boş kalmıştır. Halk evi hayran hayran dolaşmaya başlar ve (o eksikliği görüp): "Bu eksik kerpiç konulmayacak mı?" der. İşte ben bu kerpiçim, ben peygamberlerin sonuncusuyum."
Buhari, Menakıb 18; Müslim, Fedail 21, (2286).
Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "İnsanlara karşı üç şeyle faziletli (üstün) kılındık:
- Saflarımız meleklerin safları düzeninde kılındı.
- Arzın tamamı bize mescid kılındı.
- Toprak bize, su bulamadığımız zaman, tahûr (temiz ve temizleyici) kılındı."
Müslim, Mesâcid 4, (522).
Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Her peygambere mutlaka insanların inanmakta olageldikleri şeyler cinsinden bir mucize verilmiştir. ama bana verilen (mucize) ise vahiydir ve bunu bana Allah vahyetmiştir. Bu sebeple Kıyamet günü, diğer peygamberlere nazaran etbâı en çok olan peygamberin ben olacağımı ümid ediyorum."
Buhari, Fezâilu'l-Kur'ân 1, İ'tisam 1; Müslim, İman 239, (152).
Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ademoğlu nesillerinin en temizinden süzüle süzüle gelerek içinde bulunduğum nesilde ortaya çıktım."
Buhari, Menakıb 23.
Yine Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Benimle benden önceki diğer peygamberlerin misali, şu adamın misali gibidir: Adam mükemmel ve güzel bir ev yapmıştır, sadece köşelerinin birinde bir kerpiç yeri boş kalmıştır. Halk evi hayran hayran dolaşmaya başlar ve (o eksikliği görüp): "Bu eksik kerpiç konulmayacak mı?" der. İşte ben bu kerpiçim, ben peygamberlerin sonuncusuyum."
Buhari, Menakıb 18; Müslim, Fedail 21, (2286).
Bayram Hakkındaki Hadisler
* Abdullah İbnu Amr İbnu'l-Âs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Kurban gününü bayram olarak kutlamakla emrolundum. Onu bu ümmet için Allah bayram kılmıştır" buyurmuştu. Bir adam kendisine: "Ey Allah'ın Resûlü! Ben iâreten verilmiş bir hayvandan başka bir şeye sahip değilsem, onu kesebilir miyim?" diye sordu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Hayır, dedi, ancak saçını, tırnaklarını kısaltır, bıyıklarından alır, etek traşını olursun. Bu da sana Allah indinde bir kurban yerine geçer."
* Nübeyşe (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Biz sizleri, kurbanların etinden üç günden fazla yemenizi, birçoğunuza kurban eti ulaşsın diye yasaklamıştık. Şimdi, Allah Teâla bolluk verdi. Artık yiyin, biriktirin ve ücret isteyin. Haberiniz olsun, bu bayram günleri yemek, içmek ve zikir günleridir."
* İbnu Abbâs (radıyaIlahu anhüma) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) bayram günü - çıkıp iki rek'at namaz kıldırdı. Ne bunlardan önce ne de bunlardan sonra başka namaz kıldırdı.''
* Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Şu gününüzde iki bayram bir araya geldi. Dileyene (bayram ) cum'a için de yeterlidir. Biz her ikisini birleştiriyoruz."
* Ebu Ubeyd Sa'id İbnu Ubeyd'in anlattığına göre, Hz. Ömer (radıyallahu anh) ile bir bayramda beraber olmuştur. Hz. Ömer önce namaz kıldırmış, sonra hutbe okuyup halka şöyle hitab etmiştir: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) sizleri bu iki bayram gününde oruç tutmaktan men etti. Bu iki bayramdan biri oruç tuttuğunuz aydaki ramazan bayramınızdır. Diğeri de kurbanlarınızdan yediğiniz günün bayramıdır!''
* Ubeydullah İbnu's-Sebbak rahimehullah'tan gelen bir rivayette, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm cumalardan birinde şöyle buyurmuştur: "Ey müslümanlar! Bu öyle bir gündür ki, Allah Teâla Hazretleri onu (sizlere) bayram kılmıştır, öyleyse yıkanın. Kimin yanında bir tiyb (sürünme maddesi) varsa ondan sürünmesinde bir zarar yoktur. Size misvakı da tavsiye ediyorum."
* Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, benim yanımda iki cariye, Buas (savaşı ile ilgili hamâsi) türküler söylerken çıkageldi. Gidip yatağın üzerine (yan üstü uzandı ve yüzünü de (aksi istikamete) çevirdi. Derken (babam) Hz. Ebu Bekr radıyallahu anh girdi. Derhal beni azarladı ve: "Resûlullah'ın hane-i saadetlerinde şeytan çalgısı ha!" dedi. Bunun üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, ona yönelip. "Bırak onları (söylesinler!)" buyurdu. (Onlar sohbete dalıp, bizden) dikkatlerini çekince, ben cariyelere göz işareti yaptım, kalkıp gittiler." Hz. Aişe devamla der ki: "Bir bayram günüydü. Siyahiler, mescidde kılınç-kalkan oyunu oynuyorlardı. Ben mi Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'dan taleb etmiştim (bilemiyorum), yoksa o (kendiliğinden) mi "Seyretmek ester misin?" buyurdular. Ben: "Tabii!" dedim. Kalktı, beni geri tarafına aldı, yanağım yanağının üstünde olduğu halde durduk. "Ey Erfideoğulları göreyim sizi (oynayın)!" diyordu. Ben usanınca(ya kadar böyle devam ettik. Usandığımı farkedince): "Yeter mi?" buyurdular. Ben: "Evet!" dedim. "Öyleyse git!" dediler."
* Hakîm İbnu Ebî Hürre el-Eslemi'nin anlattığına göre, "İbnu Ömer radıyallahu anhümâ'nın -önceden belirttiği bir günde oruç tutmaya nezreden bir kimsenin, nezrettiği o günü, Kurban veya Ramazan bayramlarına rastladığı taktirde, nezrini yerine getirip getirmeyeceği hususunda- şöyle dediğini işitmiştir: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'da sizin için güzel örnek vardır. O, ne Kurban ne de Ramazan bayramlarında oruç tutmamıştır. Üstelik o günlerde oruç tutmayı uygun da görmemiştir:" Soru sahibi sorusunu tekrar edince İbnu Ömer: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm nezre uymayı emretmiştir, iki bayram gününde oruç tutmayı da nehyetmiştir" demiştir. Soru sahibi sorusunu yine tekrar edince eski cevabına ilavede bulunmamıştır."
* Sa'd el-Karaz radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam bayram namazlarına giderken Sa'id İbnu Ebi'l-As'ın mahallesinden geçer, sonra çadırların bulunduğu yerden geçer, namaz dönüşünü başka bir yoldan yapar, Beni Zürayh'ten Ammar İbnu Yasir'in evine, oradan Ebu Hureyre'nin mahallesine, oradan Balat'a geçerek (evine gelirdi)."
* İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam ashabına fıtır sadakasından yedirmedikçe Ramazan bayramı günü bayram namazına çıkmazdı
* Abdullah İbnu Amr İbnu'l-Âs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Kurban gününü bayram olarak kutlamakla emrolundum. Onu bu ümmet için Allah bayram kılmıştır" buyurmuştu. Bir adam kendisine: "Ey Allah'ın Resûlü! Ben iâreten verilmiş bir hayvandan başka bir şeye sahip değilsem, onu kesebilir miyim?" diye sordu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Hayır, dedi, ancak saçını, tırnaklarını kısaltır, bıyıklarından alır, etek traşını olursun. Bu da sana Allah indinde bir kurban yerine geçer."
* Nübeyşe (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Biz sizleri, kurbanların etinden üç günden fazla yemenizi, birçoğunuza kurban eti ulaşsın diye yasaklamıştık. Şimdi, Allah Teâla bolluk verdi. Artık yiyin, biriktirin ve ücret isteyin. Haberiniz olsun, bu bayram günleri yemek, içmek ve zikir günleridir."
* İbnu Abbâs (radıyaIlahu anhüma) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) bayram günü - çıkıp iki rek'at namaz kıldırdı. Ne bunlardan önce ne de bunlardan sonra başka namaz kıldırdı.''
* Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Şu gününüzde iki bayram bir araya geldi. Dileyene (bayram ) cum'a için de yeterlidir. Biz her ikisini birleştiriyoruz."
* Ebu Ubeyd Sa'id İbnu Ubeyd'in anlattığına göre, Hz. Ömer (radıyallahu anh) ile bir bayramda beraber olmuştur. Hz. Ömer önce namaz kıldırmış, sonra hutbe okuyup halka şöyle hitab etmiştir: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) sizleri bu iki bayram gününde oruç tutmaktan men etti. Bu iki bayramdan biri oruç tuttuğunuz aydaki ramazan bayramınızdır. Diğeri de kurbanlarınızdan yediğiniz günün bayramıdır!''
* Ubeydullah İbnu's-Sebbak rahimehullah'tan gelen bir rivayette, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm cumalardan birinde şöyle buyurmuştur: "Ey müslümanlar! Bu öyle bir gündür ki, Allah Teâla Hazretleri onu (sizlere) bayram kılmıştır, öyleyse yıkanın. Kimin yanında bir tiyb (sürünme maddesi) varsa ondan sürünmesinde bir zarar yoktur. Size misvakı da tavsiye ediyorum."
* Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, benim yanımda iki cariye, Buas (savaşı ile ilgili hamâsi) türküler söylerken çıkageldi. Gidip yatağın üzerine (yan üstü uzandı ve yüzünü de (aksi istikamete) çevirdi. Derken (babam) Hz. Ebu Bekr radıyallahu anh girdi. Derhal beni azarladı ve: "Resûlullah'ın hane-i saadetlerinde şeytan çalgısı ha!" dedi. Bunun üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, ona yönelip. "Bırak onları (söylesinler!)" buyurdu. (Onlar sohbete dalıp, bizden) dikkatlerini çekince, ben cariyelere göz işareti yaptım, kalkıp gittiler." Hz. Aişe devamla der ki: "Bir bayram günüydü. Siyahiler, mescidde kılınç-kalkan oyunu oynuyorlardı. Ben mi Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'dan taleb etmiştim (bilemiyorum), yoksa o (kendiliğinden) mi "Seyretmek ester misin?" buyurdular. Ben: "Tabii!" dedim. Kalktı, beni geri tarafına aldı, yanağım yanağının üstünde olduğu halde durduk. "Ey Erfideoğulları göreyim sizi (oynayın)!" diyordu. Ben usanınca(ya kadar böyle devam ettik. Usandığımı farkedince): "Yeter mi?" buyurdular. Ben: "Evet!" dedim. "Öyleyse git!" dediler."
* Hakîm İbnu Ebî Hürre el-Eslemi'nin anlattığına göre, "İbnu Ömer radıyallahu anhümâ'nın -önceden belirttiği bir günde oruç tutmaya nezreden bir kimsenin, nezrettiği o günü, Kurban veya Ramazan bayramlarına rastladığı taktirde, nezrini yerine getirip getirmeyeceği hususunda- şöyle dediğini işitmiştir: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'da sizin için güzel örnek vardır. O, ne Kurban ne de Ramazan bayramlarında oruç tutmamıştır. Üstelik o günlerde oruç tutmayı uygun da görmemiştir:" Soru sahibi sorusunu tekrar edince İbnu Ömer: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm nezre uymayı emretmiştir, iki bayram gününde oruç tutmayı da nehyetmiştir" demiştir. Soru sahibi sorusunu yine tekrar edince eski cevabına ilavede bulunmamıştır."
* Sa'd el-Karaz radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam bayram namazlarına giderken Sa'id İbnu Ebi'l-As'ın mahallesinden geçer, sonra çadırların bulunduğu yerden geçer, namaz dönüşünü başka bir yoldan yapar, Beni Zürayh'ten Ammar İbnu Yasir'in evine, oradan Ebu Hureyre'nin mahallesine, oradan Balat'a geçerek (evine gelirdi)."
* İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam ashabına fıtır sadakasından yedirmedikçe Ramazan bayramı günü bayram namazına çıkmazdı
Elfu Elfi Salatin ve Elfu Elfi Selamin Aleyke, ya Resulallah
Salavat, Peygambere bağlılığın, muhabbetin ve teslimiyetin bir ikrarıdır. Bunun devamı gelmelidir. Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şeriflerden anlaşıldığına göre Peygamberimize Salavat-ı Şerife getirmenin bir çok faydası vardır. Salavat getirmenin faziletlerini şöyle sıralayabiliriz.
1-"Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salavat getirirler. Ey müminler! Siz de ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin. Allah ve Resulünü incitenlere Allah, dünyada ve ahirette lanet etmiş ve onlar için horlayıcı bir azap hazırlamıştır. " Ahzab suresi, 56-57.
Bu ayeti kerimeye göre Allah'ın emrine itaattir.
2-Salavat, günahların affına vesiledir.
3-Peygamberimiz(s.a.v)'e yakın olmanın en güzel ve en kolay yoludur.
4-Peygamberimiz de kendisine salavat getirene mukabelede bulunur.
5-Her salavat getirenin ismi Peygamberimize arz edilir.
6-Salavat okuyan kimse, Allah ve Resulünün muhabbetini diğer muhabbetlere tercih eder. Onun ahlakı ile ahlaklanmada seviye alır, kötü ahlaktan kurtulur, fazilete erer.
7-Allah'ın rahmetinin üzerine inmesine vesile olur.
8-Salavat, unutulan bir sözün hatırlanmasına vesile olur.
9-Salavat, duanın kabulüne vesiledir.
10-Yine salavat, kıyametin o zor günde, arşın gölgesinde gölgelenmeye vesiledir.
Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyurulur: Kıyamet gününde üç kişi, Allah'ın arşının gölgesinde gölgelenir:
1-Üzüntülü kişinin sıkıntısını teselli eden kişi,
2-Benim sünnetimi ihya eden kimse,
3-Benim üzerime çok çok salavat eden kimse,
Allah Resulü(s.a.v.) buyuruyor: ""Dua ile sema arasında bir engel vardır.Üzerime salavat getirilince engel açılır, DUA YERİNE ULAŞIR."
""Üzerime bir günde bin defa salavat getiren kimseye cennetteki makamı gösterilmedikçe ölmez."
""Bana en yakın olanlar, üzerime en çok salavat getirenler olacaktır."
""Her kim, farz namazını kıldıktan sonra bana on defa salevat okursa, Allah Teala, onun namazını kabul buyurur. Onun bu namazını Adem'e secde eden meleklerden daha üstün meleklerin makamı olan İlliyyine ulaştırır.O makamdan bir melek şöyle seslenir: -Artık dileğin neyse dile, her dileğin yerine getirilecektir."
"Vefatımdan sonra sizden kim bana selam gönderirse Cebrail(a.s.) gelir ve bana şöyle der: -Ya Muhammed! Ümmetimden falan kimsenin sana selamı var.Bana karşılık ben şöyle selam alırım: -Benden de ona selam olsun.Ayrıca onun için Allah'tan rahmet ve bereket diliyorum."
""Kim altından kalkamayacağı güç bir işle karşı karşıya gelirse, üzerime çok çok salavatı şerife getirsin.Çünkü Allahü Teala, üzerime getirilen salavat-ı şerife sebebi ile onun sıkıntılarını, kederlerini giderir, rızkını çoğaltır, Allah'ın yardımı ile muradına nail olur."
""Kıyamet gününde, katımda insanların en değerlisi, bana en çok salatü selam getirenlerdir."
Allah Resulü(s.a.v.) buyuruyor: ""İsmimi duyunca salavat getirmeyen insanların en cimrisidir."
"Adımı duyunca salavat getirmeyen, insanların en acizidir."
"Üzerime salavat getirmeden dağılan bir topluluk pişman olacaklardır."
"Adımı duyunca salavat getirmeyen, insanların en acizidir."
"Üzerime salavat getirmeden dağılan bir topluluk pişman olacaklardır."
"Adımı duyunca salavat getirmeyen, yüzü koyun sürünsün."
"Üç kişi yüzümü göremeyecektir.Ana babasına isyan eden, sünnetimi terk eden, üzerime salavat getirmeyen."
"Adımı işitip te salavat getirmeyen, sonu mutsuz kimsesizdir."
"Cuma günü ve geceleri üzerime yüz defa salavat getirenin Allah Teala otuzu dünyaya, yetmişi ahirete ait olmak üzere yüz hacetini kabul eder."
"Sırat üzerinde kalmış hurma yaprağı gibi tirtir titreyen bir adam gördüm. O anda üzerime getirdiği salavat-ı şerife gelip bu durumdan onu kurtardı."
"Meclislerinizi salavat ile süsleyiniz."
"Cuma günü üzerime seksen defa salavat getirenin seksen senelik günahı affolunur."
"Karşılaşan iki mü'min salavat getirerek musafaha ederlerse, geçmiş ve gelecek günahları bağışlanır."
"Üzerime yüz defa salavat getirene, Allah(c.c.) bin defa rahmet nazarı ile bakar.İştiyakla daha fazla getiren için kıyamet gününde şefaat ve şahitlik ederim."
"Üzerime salavat getirirseniz, Allah ta sizin üzerinize salavat getirir."
"Cuma günü kim bana seksen kere salat getirirse seksen yıllık günahı bağışlanır.Kim de günde beş yüz defa bana salavat getirirse asla kimseye muhtaç olmaz."
"Muhammed isminin anıldığı yerde, işten kimse hemen kendine gelip baş parmağı ile yanındaki parmağını gözlerine sürüp üzerinde gezdirirse, artık o kimse hiç göz ağrısı görmez, onun gözlerine zarar gelmez."
"Eğer kalplerin öldüğü gün kalbinin ölmesini istemiyorsan, bir günde on defa şu ilahi isimleri oku: "Ya Hayyu ya Kayyum" Sonra hiç yorulmadan bana her gün salavat getir."
Hazreti Aişe(r.anha) validemiz şöyle buyuruyorlar: "-Bir hacet gidermenin anahtarı, hacet arz etmeden önce sunulan hediyedir." Sözlerine devam ederek: "Allah'a hamd ü senada bulunarak O'nun rızasını almış oluruz. Efendimiz(s.a.v)'e salat ve selamda bulunursak o hacetin gerçekleşmesinde, Allah katında bizlere şefaat ve yardımını sağlamış oluruz.
Zira Hakk Teala Kitabı'nda şöyle buyururyor: "Allah'a yaklaşmak için vesileler arayın." Salavat getirmenin fazileti hakkında İmam-ı Şarani Hazretleri şöyle buyuruyorlar: "-Büyük veli Aliyyül Havass'ın şöyle konuştuğunu duymuştum": "Allah'tan bir şey isteyeceğiniz zaman,Allah Resulü(s.a.v.)'in adıyla o şeyi isteyiniz ve şöyle dua ediniz": "Ey Allah'ım! Sevgili Peygamber'in Muhammed Mustafa(s.a.v.) hürmetine senden şunu isterim." Şeklinde dileğinizi arz ediniz. Çünkü Allah'ın bir meleği vardır ki, bu isteğinizi anında Efendimiz (s.a.v.)'e bildirir ve O'na: "Filanca kişi, şu haceti için senin Allah katında aracı olmanı istemektedir." der. Hazreti Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in dua ve istekleri Allah Teala tarafından geri çevrilmez."
Peygamber (s.a.v.)'e salat getirmek, aynı zamanda cennette onunla buluşup sohbet etmeyi sağlar. Şeytan çok ibadetlere el uzatır, lakin salavatı şerifeye el uzatamaz. Çünkü Ruhaniyet-i Peygamberi, salavat-ı şerife getirilen yerde bulunur. Hazreti Peygamber'in feyz ve ruhaniyetinden istifade etmek için mübarek salavat-ı şerifeler iştiyakla çokça okunmalıdır.Emeği az,derecesi çok yücedir. Dileği olan bir kimse ihlaslı kalp ile Resulü Ekrem(s.a.v.)'in üzerine 1000 defa salat ü selam getirirse, Allah onun dileğini yerine getirir.
Feyz Nisan 2008,Sayı: 202
Salavat, Peygambere bağlılığın, muhabbetin ve teslimiyetin bir ikrarıdır. Bunun devamı gelmelidir.
Allah râzı olsun!
Esselâtû vesselâmu aleyke Ya Rasulallah
Esselâtû vesselâmu aleyke Ya Habiballah
Esselâtû vesselâmu aleyke Ya Seyyide evvelin vel ahîrin
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Resulullah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Resulullah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Resulullah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Habiballah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Habiballah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Habiballah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Eminevahyillah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Eminevahyillah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Eminevahyillah
Rabbim Şefaatine cümlemizi nail eylesin...
Salavat, Peygambere bağlılığın, muhabbetin ve teslimiyetin bir ikrarıdır. Bunun devamı gelmelidir.
Allah râzı olsun!
Esselâtû vesselâmu aleyke Ya Rasulallah
Esselâtû vesselâmu aleyke Ya Habiballah
Esselâtû vesselâmu aleyke Ya Seyyide evvelin vel ahîrin
Salavat, Peygambere bağlılığın, muhabbetin ve teslimiyetin bir ikrarıdır. Bunun devamı gelmelidir. Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şeriflerden anlaşıldığına göre Peygamberimize Salavat-ı Şerife getirmenin bir çok faydası vardır. Salavat getirmenin faziletlerini şöyle sıralayabiliriz.
1-"Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salavat getirirler. Ey müminler! Siz de ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin. Allah ve Resulünü incitenlere Allah, dünyada ve ahirette lanet etmiş ve onlar için horlayıcı bir azap hazırlamıştır. " Ahzab suresi, 56-57.
Bu ayeti kerimeye göre Allah'ın emrine itaattir.
2-Salavat, günahların affına vesiledir.
3-Peygamberimiz(s.a.v)'e yakın olmanın en güzel ve en kolay yoludur.
4-Peygamberimiz de kendisine salavat getirene mukabelede bulunur.
5-Her salavat getirenin ismi Peygamberimize arz edilir.
6-Salavat okuyan kimse, Allah ve Resulünün muhabbetini diğer muhabbetlere tercih eder. Onun ahlakı ile ahlaklanmada seviye alır, kötü ahlaktan kurtulur, fazilete erer.
7-Allah'ın rahmetinin üzerine inmesine vesile olur.
8-Salavat, unutulan bir sözün hatırlanmasına vesile olur.
9-Salavat, duanın kabulüne vesiledir.
10-Yine salavat, kıyametin o zor günde, arşın gölgesinde gölgelenmeye vesiledir.
Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyurulur: Kıyamet gününde üç kişi, Allah'ın arşının gölgesinde gölgelenir:
1-Üzüntülü kişinin sıkıntısını teselli eden kişi,
2-Benim sünnetimi ihya eden kimse,
3-Benim üzerime çok çok salavat eden kimse,
Allah Resulü(s.a.v.) buyuruyor: ""Dua ile sema arasında bir engel vardır.Üzerime salavat getirilince engel açılır, DUA YERİNE ULAŞIR."
""Üzerime bir günde bin defa salavat getiren kimseye cennetteki makamı gösterilmedikçe ölmez."
""Bana en yakın olanlar, üzerime en çok salavat getirenler olacaktır."
""Her kim, farz namazını kıldıktan sonra bana on defa salevat okursa, Allah Teala, onun namazını kabul buyurur. Onun bu namazını Adem'e secde eden meleklerden daha üstün meleklerin makamı olan İlliyyine ulaştırır.O makamdan bir melek şöyle seslenir: -Artık dileğin neyse dile, her dileğin yerine getirilecektir."
"Vefatımdan sonra sizden kim bana selam gönderirse Cebrail(a.s.) gelir ve bana şöyle der: -Ya Muhammed! Ümmetimden falan kimsenin sana selamı var.Bana karşılık ben şöyle selam alırım: -Benden de ona selam olsun.Ayrıca onun için Allah'tan rahmet ve bereket diliyorum."
""Kim altından kalkamayacağı güç bir işle karşı karşıya gelirse, üzerime çok çok salavatı şerife getirsin.Çünkü Allahü Teala, üzerime getirilen salavat-ı şerife sebebi ile onun sıkıntılarını, kederlerini giderir, rızkını çoğaltır, Allah'ın yardımı ile muradına nail olur."
""Kıyamet gününde, katımda insanların en değerlisi, bana en çok salatü selam getirenlerdir."
Allah Resulü(s.a.v.) buyuruyor: ""İsmimi duyunca salavat getirmeyen insanların en cimrisidir."
"Adımı duyunca salavat getirmeyen, insanların en acizidir."
"Üzerime salavat getirmeden dağılan bir topluluk pişman olacaklardır."
"Adımı duyunca salavat getirmeyen, insanların en acizidir."
"Üzerime salavat getirmeden dağılan bir topluluk pişman olacaklardır."
"Adımı duyunca salavat getirmeyen, yüzü koyun sürünsün."
"Üç kişi yüzümü göremeyecektir.Ana babasına isyan eden, sünnetimi terk eden, üzerime salavat getirmeyen."
"Adımı işitip te salavat getirmeyen, sonu mutsuz kimsesizdir."
"Cuma günü ve geceleri üzerime yüz defa salavat getirenin Allah Teala otuzu dünyaya, yetmişi ahirete ait olmak üzere yüz hacetini kabul eder."
"Sırat üzerinde kalmış hurma yaprağı gibi tirtir titreyen bir adam gördüm. O anda üzerime getirdiği salavat-ı şerife gelip bu durumdan onu kurtardı."
"Meclislerinizi salavat ile süsleyiniz."
"Cuma günü üzerime seksen defa salavat getirenin seksen senelik günahı affolunur."
"Karşılaşan iki mü'min salavat getirerek musafaha ederlerse, geçmiş ve gelecek günahları bağışlanır."
"Üzerime yüz defa salavat getirene, Allah(c.c.) bin defa rahmet nazarı ile bakar.İştiyakla daha fazla getiren için kıyamet gününde şefaat ve şahitlik ederim."
"Üzerime salavat getirirseniz, Allah ta sizin üzerinize salavat getirir."
"Cuma günü kim bana seksen kere salat getirirse seksen yıllık günahı bağışlanır.Kim de günde beş yüz defa bana salavat getirirse asla kimseye muhtaç olmaz."
"Muhammed isminin anıldığı yerde, işten kimse hemen kendine gelip baş parmağı ile yanındaki parmağını gözlerine sürüp üzerinde gezdirirse, artık o kimse hiç göz ağrısı görmez, onun gözlerine zarar gelmez."
"Eğer kalplerin öldüğü gün kalbinin ölmesini istemiyorsan, bir günde on defa şu ilahi isimleri oku: "Ya Hayyu ya Kayyum" Sonra hiç yorulmadan bana her gün salavat getir."
Hazreti Aişe(r.anha) validemiz şöyle buyuruyorlar: "-Bir hacet gidermenin anahtarı, hacet arz etmeden önce sunulan hediyedir." Sözlerine devam ederek: "Allah'a hamd ü senada bulunarak O'nun rızasını almış oluruz. Efendimiz(s.a.v)'e salat ve selamda bulunursak o hacetin gerçekleşmesinde, Allah katında bizlere şefaat ve yardımını sağlamış oluruz.
Zira Hakk Teala Kitabı'nda şöyle buyururyor: "Allah'a yaklaşmak için vesileler arayın." Salavat getirmenin fazileti hakkında İmam-ı Şarani Hazretleri şöyle buyuruyorlar: "-Büyük veli Aliyyül Havass'ın şöyle konuştuğunu duymuştum": "Allah'tan bir şey isteyeceğiniz zaman,Allah Resulü(s.a.v.)'in adıyla o şeyi isteyiniz ve şöyle dua ediniz": "Ey Allah'ım! Sevgili Peygamber'in Muhammed Mustafa(s.a.v.) hürmetine senden şunu isterim." Şeklinde dileğinizi arz ediniz. Çünkü Allah'ın bir meleği vardır ki, bu isteğinizi anında Efendimiz (s.a.v.)'e bildirir ve O'na: "Filanca kişi, şu haceti için senin Allah katında aracı olmanı istemektedir." der. Hazreti Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in dua ve istekleri Allah Teala tarafından geri çevrilmez."
Peygamber (s.a.v.)'e salat getirmek, aynı zamanda cennette onunla buluşup sohbet etmeyi sağlar. Şeytan çok ibadetlere el uzatır, lakin salavatı şerifeye el uzatamaz. Çünkü Ruhaniyet-i Peygamberi, salavat-ı şerife getirilen yerde bulunur. Hazreti Peygamber'in feyz ve ruhaniyetinden istifade etmek için mübarek salavat-ı şerifeler iştiyakla çokça okunmalıdır.Emeği az,derecesi çok yücedir. Dileği olan bir kimse ihlaslı kalp ile Resulü Ekrem(s.a.v.)'in üzerine 1000 defa salat ü selam getirirse, Allah onun dileğini yerine getirir.
Feyz Nisan 2008,Sayı: 202
Salavat, Peygambere bağlılığın, muhabbetin ve teslimiyetin bir ikrarıdır. Bunun devamı gelmelidir.
Allah râzı olsun!
Esselâtû vesselâmu aleyke Ya Rasulallah
Esselâtû vesselâmu aleyke Ya Habiballah
Esselâtû vesselâmu aleyke Ya Seyyide evvelin vel ahîrin
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Resulullah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Resulullah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Resulullah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Habiballah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Habiballah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Habiballah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Eminevahyillah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Eminevahyillah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Eminevahyillah
Rabbim Şefaatine cümlemizi nail eylesin...
Salavat, Peygambere bağlılığın, muhabbetin ve teslimiyetin bir ikrarıdır. Bunun devamı gelmelidir.
Allah râzı olsun!
Esselâtû vesselâmu aleyke Ya Rasulallah
Esselâtû vesselâmu aleyke Ya Habiballah
Esselâtû vesselâmu aleyke Ya Seyyide evvelin vel ahîrin
Peygamberimizin Hadis-i Şerifleri Bölüm3
CUMA GÜNÜ İLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER
Melekler Cuma günü câmi kapılarında, yanlarında defter olduğu halde oturur ve gelenleri birinci, ikinci, üçüncü... diye yazarlar; hatip hutbeye çıkınca defteri kapatırlar. (C.1,S.100/9)
Dört kişinin defteri yeniden başlar: Hasta, iyileştiğinde; müşrik, Müslüman olduğunda; mağfiret ümit eden kimse, Cuma’dan döndüğünde; hacı, hacdan döndüğünde...(C.1,S.69/10)
Dört gün var ki, gecesi gündüzü gibi, gündüzü de gecesi gibidir. Allah o günlerde yemin verenin isteğini geri çevirmez, insanları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsana nâil olurlar. Bunlar: Kadir gecesi ve sabahı; Kurban arefesi ve sabahı; Berat gecesi ve sabahı; Cuma gecesi ve sabahıdır. (C.1,S.69/9)
Kıyâmet yaklaştığında zamanın akışı hızlanır; sene, ay gibi; ay, hafta gibi olur. Cuma’dan Cuma’ya olan vakit de, hurma dalının yaprakları ile birlikte ateşte yanması gibi kısalır. (C.1,S.33/9)
Her Cuma gecesi Âdemoğullarının ameli Allah’a arz olunur. Bunlardan akrabası ile alâkayı kesenin ameli kabul olunmaz. (C.1,S.115/6)
Cuma günü duâların kabul olunduğu vakti, ikindi namazı ile, güneşin batması arasında arayın. O vakit, bu kadar (yani elini kapayıp açıncaya kadar)dır. (C.1,S.6/12)
Cuma günü olduğunda, sizden biri başını yıkar, gusül eder, mescide erkenden gider, minbere yakın oturup hutbeyi dinler ve sükût ederse, o kimsenin attığı her adım için kendisine bir senelik oruç ve bir senelik namaz sevabı verilir. (C.1,S.61/6)
Cuma günü gusül ediniz; kim böyle yaparsa, bir haftalık günahlarına kefaret olur. Üç gün de fazlası vardır. (C.1,S.75/5)
Kıyâmet günü her merhalede bana en yakın olanınız, dünyada bana en çok salât ü selâm getireninizdir. Kim Cuma günü ve gecesi bana salât ü selâm getirirse, Cenâb-ı Hak, onu, yetmişi âhiret, otuzu dünya ihtiyaçlarından olmak üzere, yüz hâcetini giderir. Sonra Allah bir melek vazifelendirir; size nasıl hediyeler gelirse, o melek de kabrime gelir, bana salevat getirenin -adını, nesebini kabilesine kadar- haber verir; Ben de beyaz bir deftere yazarım. (C.1,S.116/9)
Kaynak : RAMUZ’UL EHADİS İSİMLİ HADİS KİTABI‘NDAN ALINMIŞTIR.
Unutulan Sünnetler
Müsafeha etmek(iki mümin karşılaştıkları zaman toka yaparak salavat okumaları)
Kıymetsiz yerlere girerken sol ayakla girilip, sağ ayakla çıkılması
(dalgınlık hali başka)
Mübah olan yerlere sağ ayakla girilip sağ ayakla çıkılması(oda,taksi,dükkanv.s. )
Namazları başı açık kılmamak
Abdestte ayakları üç defa yıkamak
Yolculukta arkadaşlarından birini reis seçmek
Ölen kimsenin kılmadığı namazlar için iskatın yapılması için vasiyet etmesi
İstişare etmek
Sakal ve bıyık bırakmak
Çevreyi temizlemek
Çıplak ayakla namaz kılmamak
Abdest aldıktan sonra kıbleye dönüp su içmek
Suyu üç yudumda oturarak içmek
Kabristandan geçerken selam vermek ve onbir İhlas okumak
Ölüye definden sonra telkin vermek
İslam nikahı kıymak
Tırnak kesmeye şehadet parmağından başlamak
Tırnağını Cuma günü kesmek
Yatarken sağ tarafına yatmak
Abdestli yatmak
Yemeğe tuz ile başlamak
Ayakkabıyı giymeden önce ters çevirmek
Öşür vermek(farz)
Yemeğe düşen sineğin üzerine bastırmak(bir kanadında zehir diğer kanadında panzehir)
Hergün ölümü düşünmek
Gözlere sürme çekmek yatarken
Salavat okumak
Hergün tevbe etmek
Kabirleri ziyaret etmek
Güneş doğduktan yaklaşık 45 dakika sonra bir miktar uyumak
Yolda başı öne eğik yürümek
Biri seslendiğinde seslenene doğru bütün vücudu ile dönmek
Abdest aldığında ve mescide girdiğinde namaz kılmak
Misvak kullanmak
Cuma günü gusul abdesti almak
Güzel koku sürünmek
Mahrem yerleri traş etmek(En fazla15-40 günü geçmemek)
Oturarak küçük abdest bozmak(Ayakta bozmak tahrimen mekruhtur)
Abdest bozarken kıbleye dönmemek
Yemek yerken düşen lokmayı alıp yemek
Yemeği tek bir kaptan yemek
Yemekte sağ ayağı dikip sol ayak üzerinde oturmak(Askerde avcı oturuşu)
Yemekte güzel şeylerden bahsetmek(Yemekte konuşulmaz lafını aslı yoktur)
Buğday ekmeğine arpa unu karıştırmak
Günde iki öğün yemek
Cevizi peynirle yemek(Şifadır)
Başka bir şehire gittiğinde lik önce soğan yemek
Ölüm halinde su içirmek
Ceneza namazı için tesbih çekmeyi TERKETMEMEK
Ceneza namazından sonra ayakta dua yapmamak
Kabr üzerine su dökmek
Kabr balık sırtı yapmak
Cenaze evine yemek göndermek
Kabristana selam vermek(Essalamü aleyküm ya ehlel kubur)
Aksırınca,aksıran Elhamdülillah deyince duyanın Yerhamükellah( Bayanlar için Yerhamukilleh) denmesi
Namazda kıyamda iken rükuya eğilirken sol ayağı sağ ayağın yanına getirmek
Namazda sol ayak üzerine oturmak sağ ayağı dikmek
Gömleğin düğmelerini aşağıdan yukarı doğru iliklemek
Çözerken yukarıdan aşağı doğru çözmek
Üzümle ekmek yemek
"Unutulmuş bir sünnetimi meydana çıkarana 100 şehit sevabı vardır!"
Bir Hadis-i Şerif meali şöyledir: "Unutulmuş bir sünnetimi meydana çıkarana 100 şehit sevabı vardır!" Efendimiz (S.A.V.)'in unutulan sünnetlerinden bir kısmı:
-Hacamat yaptırmak (Kan aldırmak)
- Kuşluk, Evvabin, Teheccüd, Tehiyyet-ül-mescid, tesbih namazı kılmak,
-İstişare ve istihare yapmak,
- Aksırınca Elhamdülillah demek.
-Ödünç verirken iki şahit bulundurmak veya senet yazmak. Buna vacib diyen âlimler de olmuştur,
- Cuma günü gusletmek,
-Faydalı işe başlarken Besmele çekmek,
- Yatağa abdestli girmek,
-Ölüm veya kötü bir haber duyunca, (İnna lillah ve innâ ileyhi râci’ûn) demek.
-Müsafaha etmek
-Kıymetsiz yerlere girerken sol ayakla girilip, sağ ayakla çıkılması,
-Mübah olan yerlere sağ ayakla girilip sağ ayakla çıkılması (oda, taksi, dükkan v.s. )
-Namazları başı açık kılmamak (Erkekler için takke, sarık vs takılmalı)
-Yolculukta arkadaşlarından birini başkan seçmek,
-İstişare etmek,
-Sakal ve bıyık bırakmak,
-Sakalın dudaktan itibaren bir tutam olması,
-Yatmadan önce saçlara zeytinyağı sürmek,
-Abdest aldıktan sonra kıbleye dönüp su içmek , Kadir suresini okumak
-Suyu üç yudumda ve oturarak içmek ,
-Zemzem suyunu kıbleye dönük ayakta içmek,
-Kabeye dönerek başında besmele sonunda hamd ederek başı kapalı olarak içmek,
-Kabristandan geçerken selam vermek ve onbir İhlas okumak,
-Tırnak kesmeye şehadet parmağından başlamak,
-Tırnağını Cuma günü kesmek,
-Yatarken sağ tarafına yatmak,
-Yemeğe tuz ile başlamak,
-Sofrada sirke bulundurmak, Evde de sürekli sirke bulundurmak. Çünkü bir hadis-i şerifte sirke giren eve fakirlik girmez diyor.
-Ayakkabıyı giymeden önce ters çevirmek, (içine böcek vs girmişse çıkarılması için)
-Ezanın yüksekte okunması (mikrofon olmadığında),
-Sabah ve ikindi namazından sonra istiğfar okumak,
-Yemeğe konan sineği kovalamayıp üzerine bastırmak (bir kanadında zehir diğer kanadında panzehir olduğu için ),
-Her gün ölümü düşünmek,
-Gözlere yatarken sürme çekmek,(ismid taşından olan sürme olacak.),
-Salavat okumak (Ömründe bir defa okumak farz, İsmi duyunca vacip, her seferinde ismi duyulunca müstahap),
-Kabirleri ziyaret etmek,
-Yolda başı öne eğik yürümek,
-Biri seslendiğinde seslenene doğru bütün vücudu ile dönmek,
-Abdest aldığında ve mescide girdiğinde namaz kılmak,
-Güzel koku sürünmek
-Mahrem yerleri traş etmek (En fazla 15-40 günü geçmemek),
-Oturarak küçük abdest bozmak (Ayakta bozmak tahrimen mekruhtur)ve erkeklerdeki prostat kanserinin başlıca nedeni sünnete uygun abdest bozmamaktan kaynaklanıyor.
-Abdest bozarken kıbleye dönmemek Yemek yerken düşen lokmayı alıp yemek,
- Elle yenen bir yiyeceği iki parmakla değil de üç parmakla tutarak yemek,
-Yemekten sonra parmağını yalamak ,
-Yemekte sağ ayağı dikip sol ayak üzerinde oturmak (Askerde avcı oturuşu) ,
-Yemekte güzel şeylerden bahsetmek (Yemekte konuşulmaz lafının aslı yoktur)
-Buğday ekmeğine arpa unu karıştırmak, (şimdi sağlıkçılarda bunu tavsiye ediyor.)
-Günde iki öğün yemek,
-Cevizi peynirle yemek (Şifadır) , Üzümle ekmek yemek,
-Başka bir şehire gittiğinde ilk önce soğan yemek,(efendimiz (sav) tavsiye buyurmuşsa muhakkak bi faydası, gerekli yanı vardır.)
-Ölüm halinde su içirmek,
-Cenaze namazı için tesbih çekmeyi Terketmemek,
-"Beyaz telleri koparmayın. Çünkü o kıyamet günü bir nurdur." (İBN HİBBAN)
-"Başın bir kısmını traş edip bir kısmını perçem olarak bırakmayın." (BUHARİ)
-"Allah Rasulü (S.A.V) yürürken sağa sola bakmazdı." (Ramuz EL E-HADİS)
-Biriniz ayakkabı giyince sağdan başlasın, çıkarırken de soldan başlasın. (MÜSLİM)
-"Borçlu olan bir kimse Allah Teala Yolunda öldürülürse sonra diriltilip tekrar öldürülse daha sonra diriltilip tekrar ölüdürülse borcunu ödemeden yine de Cennet'e giremez." (NESAİ)
-"Rasulullah (S.A.V) odama girmemişti yerde atılmış bir ekmek parçası gördü. Hemen alıp onu sildi. Ve yedi bana da 'Ey Aişe Kerim olana ikram et zira şu ekmek bir kavimden nefret edip kaçmışsa bir daha dönmemiştir buyurdu" (İBNİ MACE)
-"Alıcı olmadığınız halde fiyatları kızıştırmak için müşteri ile satıcının aralarına girmeyin" (BUHARİ)
-Kabir üzerine su dökmek , Kabri balık sırtı yapmak,
-Cenaze evine yemek göndermek,
-Kabristana selam vermek (Essalamü aleyküm ya ehlel kubur),
-Aksıranın Elhamdülillah deyince duyanın Yerhamükellah demesi,
-Namazda kıyamda iken rükuya eğilirken sol ayağı sağ ayağın yanına getirmek,
-Namazda sol ayak üzerine oturmak sağ ayağı dikmek,
-Gömleğin düğmelerini aşağıdan yukarı doğru iliklemek,Çözerken yukarıdan aşağı doğru çözmek,
-Camide namaz bittikten sonra çıkarken el sıkışıp 3 kez sallayarak tokalaşmak (İmam-ı Gazali -Hüccetül İslam -Sabah Namazının Kılınış Babı)
-Camiye Girerken birileri varsa selam vermek… yoksa Esselamu Aleyna ve Ala iba dilla hissalihiyn demek.
-Allah Rasulu (s.a.v) tuvalete yada banyoya girdiginde sol ayakla girip sağ ayağıyla çıkar cok uzun muddet orada durmaz ve girerken de "Allahumme euzu bike minel hubsi ver habais"duasini okurmus ve banyo esnasindada edep yerleri kapali olarak duş alirmis.
-Duş aldıktan sonra çıkarken ayaklarını soğuk suyla yıkamak.
-Allah Rasulü efendimiz her gece yatmadan evvel iki elini açarak birleştirir,İhlas,felak va nas surelerini okuyarak ellerinin içine üfler sonra başından ve yüzünden başlayarak üç defa elinin eriştiği kadarıyla bütün vücudunu sıvazlar ondan sonra yatardı.Hz Aişe validemiz efendimizin bunu her gece üç defa yaptığını rivayet etmektedir.
-İki kişi de olsa, farz namazı cemaatle kılmak.
-Namazları sarık veya takkeyle kılmak,
-Abdestte, eli ve ayakları üç defa yıkamak,
-Abdest alırken başı kaplama mesh yapmak [Maliki ve Hanbeli’de farzdır],
-Misvak kullanmak...
CUMA GÜNÜ İLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER
Melekler Cuma günü câmi kapılarında, yanlarında defter olduğu halde oturur ve gelenleri birinci, ikinci, üçüncü... diye yazarlar; hatip hutbeye çıkınca defteri kapatırlar. (C.1,S.100/9)
Dört kişinin defteri yeniden başlar: Hasta, iyileştiğinde; müşrik, Müslüman olduğunda; mağfiret ümit eden kimse, Cuma’dan döndüğünde; hacı, hacdan döndüğünde...(C.1,S.69/10)
Dört gün var ki, gecesi gündüzü gibi, gündüzü de gecesi gibidir. Allah o günlerde yemin verenin isteğini geri çevirmez, insanları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsana nâil olurlar. Bunlar: Kadir gecesi ve sabahı; Kurban arefesi ve sabahı; Berat gecesi ve sabahı; Cuma gecesi ve sabahıdır. (C.1,S.69/9)
Kıyâmet yaklaştığında zamanın akışı hızlanır; sene, ay gibi; ay, hafta gibi olur. Cuma’dan Cuma’ya olan vakit de, hurma dalının yaprakları ile birlikte ateşte yanması gibi kısalır. (C.1,S.33/9)
Her Cuma gecesi Âdemoğullarının ameli Allah’a arz olunur. Bunlardan akrabası ile alâkayı kesenin ameli kabul olunmaz. (C.1,S.115/6)
Cuma günü duâların kabul olunduğu vakti, ikindi namazı ile, güneşin batması arasında arayın. O vakit, bu kadar (yani elini kapayıp açıncaya kadar)dır. (C.1,S.6/12)
Cuma günü olduğunda, sizden biri başını yıkar, gusül eder, mescide erkenden gider, minbere yakın oturup hutbeyi dinler ve sükût ederse, o kimsenin attığı her adım için kendisine bir senelik oruç ve bir senelik namaz sevabı verilir. (C.1,S.61/6)
Cuma günü gusül ediniz; kim böyle yaparsa, bir haftalık günahlarına kefaret olur. Üç gün de fazlası vardır. (C.1,S.75/5)
Kıyâmet günü her merhalede bana en yakın olanınız, dünyada bana en çok salât ü selâm getireninizdir. Kim Cuma günü ve gecesi bana salât ü selâm getirirse, Cenâb-ı Hak, onu, yetmişi âhiret, otuzu dünya ihtiyaçlarından olmak üzere, yüz hâcetini giderir. Sonra Allah bir melek vazifelendirir; size nasıl hediyeler gelirse, o melek de kabrime gelir, bana salevat getirenin -adını, nesebini kabilesine kadar- haber verir; Ben de beyaz bir deftere yazarım. (C.1,S.116/9)
Kaynak : RAMUZ’UL EHADİS İSİMLİ HADİS KİTABI‘NDAN ALINMIŞTIR.
Unutulan Sünnetler
Müsafeha etmek(iki mümin karşılaştıkları zaman toka yaparak salavat okumaları)
Kıymetsiz yerlere girerken sol ayakla girilip, sağ ayakla çıkılması
(dalgınlık hali başka)
Mübah olan yerlere sağ ayakla girilip sağ ayakla çıkılması(oda,taksi,dükkanv.s. )
Namazları başı açık kılmamak
Abdestte ayakları üç defa yıkamak
Yolculukta arkadaşlarından birini reis seçmek
Ölen kimsenin kılmadığı namazlar için iskatın yapılması için vasiyet etmesi
İstişare etmek
Sakal ve bıyık bırakmak
Çevreyi temizlemek
Çıplak ayakla namaz kılmamak
Abdest aldıktan sonra kıbleye dönüp su içmek
Suyu üç yudumda oturarak içmek
Kabristandan geçerken selam vermek ve onbir İhlas okumak
Ölüye definden sonra telkin vermek
İslam nikahı kıymak
Tırnak kesmeye şehadet parmağından başlamak
Tırnağını Cuma günü kesmek
Yatarken sağ tarafına yatmak
Abdestli yatmak
Yemeğe tuz ile başlamak
Ayakkabıyı giymeden önce ters çevirmek
Öşür vermek(farz)
Yemeğe düşen sineğin üzerine bastırmak(bir kanadında zehir diğer kanadında panzehir)
Hergün ölümü düşünmek
Gözlere sürme çekmek yatarken
Salavat okumak
Hergün tevbe etmek
Kabirleri ziyaret etmek
Güneş doğduktan yaklaşık 45 dakika sonra bir miktar uyumak
Yolda başı öne eğik yürümek
Biri seslendiğinde seslenene doğru bütün vücudu ile dönmek
Abdest aldığında ve mescide girdiğinde namaz kılmak
Misvak kullanmak
Cuma günü gusul abdesti almak
Güzel koku sürünmek
Mahrem yerleri traş etmek(En fazla15-40 günü geçmemek)
Oturarak küçük abdest bozmak(Ayakta bozmak tahrimen mekruhtur)
Abdest bozarken kıbleye dönmemek
Yemek yerken düşen lokmayı alıp yemek
Yemeği tek bir kaptan yemek
Yemekte sağ ayağı dikip sol ayak üzerinde oturmak(Askerde avcı oturuşu)
Yemekte güzel şeylerden bahsetmek(Yemekte konuşulmaz lafını aslı yoktur)
Buğday ekmeğine arpa unu karıştırmak
Günde iki öğün yemek
Cevizi peynirle yemek(Şifadır)
Başka bir şehire gittiğinde lik önce soğan yemek
Ölüm halinde su içirmek
Ceneza namazı için tesbih çekmeyi TERKETMEMEK
Ceneza namazından sonra ayakta dua yapmamak
Kabr üzerine su dökmek
Kabr balık sırtı yapmak
Cenaze evine yemek göndermek
Kabristana selam vermek(Essalamü aleyküm ya ehlel kubur)
Aksırınca,aksıran Elhamdülillah deyince duyanın Yerhamükellah( Bayanlar için Yerhamukilleh) denmesi
Namazda kıyamda iken rükuya eğilirken sol ayağı sağ ayağın yanına getirmek
Namazda sol ayak üzerine oturmak sağ ayağı dikmek
Gömleğin düğmelerini aşağıdan yukarı doğru iliklemek
Çözerken yukarıdan aşağı doğru çözmek
Üzümle ekmek yemek
"Unutulmuş bir sünnetimi meydana çıkarana 100 şehit sevabı vardır!"
Bir Hadis-i Şerif meali şöyledir: "Unutulmuş bir sünnetimi meydana çıkarana 100 şehit sevabı vardır!" Efendimiz (S.A.V.)'in unutulan sünnetlerinden bir kısmı:
-Hacamat yaptırmak (Kan aldırmak)
- Kuşluk, Evvabin, Teheccüd, Tehiyyet-ül-mescid, tesbih namazı kılmak,
-İstişare ve istihare yapmak,
- Aksırınca Elhamdülillah demek.
-Ödünç verirken iki şahit bulundurmak veya senet yazmak. Buna vacib diyen âlimler de olmuştur,
- Cuma günü gusletmek,
-Faydalı işe başlarken Besmele çekmek,
- Yatağa abdestli girmek,
-Ölüm veya kötü bir haber duyunca, (İnna lillah ve innâ ileyhi râci’ûn) demek.
-Müsafaha etmek
-Kıymetsiz yerlere girerken sol ayakla girilip, sağ ayakla çıkılması,
-Mübah olan yerlere sağ ayakla girilip sağ ayakla çıkılması (oda, taksi, dükkan v.s. )
-Namazları başı açık kılmamak (Erkekler için takke, sarık vs takılmalı)
-Yolculukta arkadaşlarından birini başkan seçmek,
-İstişare etmek,
-Sakal ve bıyık bırakmak,
-Sakalın dudaktan itibaren bir tutam olması,
-Yatmadan önce saçlara zeytinyağı sürmek,
-Abdest aldıktan sonra kıbleye dönüp su içmek , Kadir suresini okumak
-Suyu üç yudumda ve oturarak içmek ,
-Zemzem suyunu kıbleye dönük ayakta içmek,
-Kabeye dönerek başında besmele sonunda hamd ederek başı kapalı olarak içmek,
-Kabristandan geçerken selam vermek ve onbir İhlas okumak,
-Tırnak kesmeye şehadet parmağından başlamak,
-Tırnağını Cuma günü kesmek,
-Yatarken sağ tarafına yatmak,
-Yemeğe tuz ile başlamak,
-Sofrada sirke bulundurmak, Evde de sürekli sirke bulundurmak. Çünkü bir hadis-i şerifte sirke giren eve fakirlik girmez diyor.
-Ayakkabıyı giymeden önce ters çevirmek, (içine böcek vs girmişse çıkarılması için)
-Ezanın yüksekte okunması (mikrofon olmadığında),
-Sabah ve ikindi namazından sonra istiğfar okumak,
-Yemeğe konan sineği kovalamayıp üzerine bastırmak (bir kanadında zehir diğer kanadında panzehir olduğu için ),
-Her gün ölümü düşünmek,
-Gözlere yatarken sürme çekmek,(ismid taşından olan sürme olacak.),
-Salavat okumak (Ömründe bir defa okumak farz, İsmi duyunca vacip, her seferinde ismi duyulunca müstahap),
-Kabirleri ziyaret etmek,
-Yolda başı öne eğik yürümek,
-Biri seslendiğinde seslenene doğru bütün vücudu ile dönmek,
-Abdest aldığında ve mescide girdiğinde namaz kılmak,
-Güzel koku sürünmek
-Mahrem yerleri traş etmek (En fazla 15-40 günü geçmemek),
-Oturarak küçük abdest bozmak (Ayakta bozmak tahrimen mekruhtur)ve erkeklerdeki prostat kanserinin başlıca nedeni sünnete uygun abdest bozmamaktan kaynaklanıyor.
-Abdest bozarken kıbleye dönmemek Yemek yerken düşen lokmayı alıp yemek,
- Elle yenen bir yiyeceği iki parmakla değil de üç parmakla tutarak yemek,
-Yemekten sonra parmağını yalamak ,
-Yemekte sağ ayağı dikip sol ayak üzerinde oturmak (Askerde avcı oturuşu) ,
-Yemekte güzel şeylerden bahsetmek (Yemekte konuşulmaz lafının aslı yoktur)
-Buğday ekmeğine arpa unu karıştırmak, (şimdi sağlıkçılarda bunu tavsiye ediyor.)
-Günde iki öğün yemek,
-Cevizi peynirle yemek (Şifadır) , Üzümle ekmek yemek,
-Başka bir şehire gittiğinde ilk önce soğan yemek,(efendimiz (sav) tavsiye buyurmuşsa muhakkak bi faydası, gerekli yanı vardır.)
-Ölüm halinde su içirmek,
-Cenaze namazı için tesbih çekmeyi Terketmemek,
-"Beyaz telleri koparmayın. Çünkü o kıyamet günü bir nurdur." (İBN HİBBAN)
-"Başın bir kısmını traş edip bir kısmını perçem olarak bırakmayın." (BUHARİ)
-"Allah Rasulü (S.A.V) yürürken sağa sola bakmazdı." (Ramuz EL E-HADİS)
-Biriniz ayakkabı giyince sağdan başlasın, çıkarırken de soldan başlasın. (MÜSLİM)
-"Borçlu olan bir kimse Allah Teala Yolunda öldürülürse sonra diriltilip tekrar öldürülse daha sonra diriltilip tekrar ölüdürülse borcunu ödemeden yine de Cennet'e giremez." (NESAİ)
-"Rasulullah (S.A.V) odama girmemişti yerde atılmış bir ekmek parçası gördü. Hemen alıp onu sildi. Ve yedi bana da 'Ey Aişe Kerim olana ikram et zira şu ekmek bir kavimden nefret edip kaçmışsa bir daha dönmemiştir buyurdu" (İBNİ MACE)
-"Alıcı olmadığınız halde fiyatları kızıştırmak için müşteri ile satıcının aralarına girmeyin" (BUHARİ)
-Kabir üzerine su dökmek , Kabri balık sırtı yapmak,
-Cenaze evine yemek göndermek,
-Kabristana selam vermek (Essalamü aleyküm ya ehlel kubur),
-Aksıranın Elhamdülillah deyince duyanın Yerhamükellah demesi,
-Namazda kıyamda iken rükuya eğilirken sol ayağı sağ ayağın yanına getirmek,
-Namazda sol ayak üzerine oturmak sağ ayağı dikmek,
-Gömleğin düğmelerini aşağıdan yukarı doğru iliklemek,Çözerken yukarıdan aşağı doğru çözmek,
-Camide namaz bittikten sonra çıkarken el sıkışıp 3 kez sallayarak tokalaşmak (İmam-ı Gazali -Hüccetül İslam -Sabah Namazının Kılınış Babı)
-Camiye Girerken birileri varsa selam vermek… yoksa Esselamu Aleyna ve Ala iba dilla hissalihiyn demek.
-Allah Rasulu (s.a.v) tuvalete yada banyoya girdiginde sol ayakla girip sağ ayağıyla çıkar cok uzun muddet orada durmaz ve girerken de "Allahumme euzu bike minel hubsi ver habais"duasini okurmus ve banyo esnasindada edep yerleri kapali olarak duş alirmis.
-Duş aldıktan sonra çıkarken ayaklarını soğuk suyla yıkamak.
-Allah Rasulü efendimiz her gece yatmadan evvel iki elini açarak birleştirir,İhlas,felak va nas surelerini okuyarak ellerinin içine üfler sonra başından ve yüzünden başlayarak üç defa elinin eriştiği kadarıyla bütün vücudunu sıvazlar ondan sonra yatardı.Hz Aişe validemiz efendimizin bunu her gece üç defa yaptığını rivayet etmektedir.
-İki kişi de olsa, farz namazı cemaatle kılmak.
-Namazları sarık veya takkeyle kılmak,
-Abdestte, eli ve ayakları üç defa yıkamak,
-Abdest alırken başı kaplama mesh yapmak [Maliki ve Hanbeli’de farzdır],
-Misvak kullanmak...
Peygamberimizin Hadis-i Şerifleri Bölüm2
TIRNAK KESMEK İLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER
Eğer bir kimse tırnağını;
Pazartesi günü keser ise o kimseden delilik gider, o kimse sıhhat bulur.
Salı günü keser ise o kimseden sıhhat gider, o kimse hastalık bulur.
Çarşamba günü keser ise o kimseden vesvese ve delilik gider, o kimseye emniyet gelir.
Perşembe günü keser ise o kimseden cüzzam (yüzde yara) hastalığı gider, o kimse şifa bulur.
Cuma günü keser ise o kimseden günah gider, o kimseye rahmet iner .
Cumartesi günü keser ise o kimseden hastalık gider, o kişi şifa bulur.
Pazar günü keser ise o kimseden şifa çıkar, o kimseye fakirlik gelir.
buyurmuşlardır.
Anne-Baba Hakkında Peygamber Efendimizin Hadis-i Şerif'leri
Buhari ile Müsüm\'in birlikte rivayet ettigine göre, sahabelerden Ibni Mes\'ûd (R.A.) söyle diyor;
«Bir gün Peygamber (S.A.S.)´imize Allah (C.C.) katinda en sevimli emel hangisidir?» diye sordum; «Vaktinde kilinan namaz» diye cevap buyurdular. «Ondan sonra hangisi gelir?» diye sordum: «Ana - babaya iyilik etmek» diye buyurdular. «Ondan sonra hangisi gelir?» diye sordum; «Allah (C.C.) yolunda cihâd etmektir» diye cevap buyurdular.
Müslim\'in ve baskalarinin rivayet ettigine göre Peygamber\'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
Evlât, ana - babanin hakkini ancak söyle ödeyebilîr: Anasini veya babasina köle olarak bulacak, sonra da para ile satin alarak kölelikten kurtaracak.»
Müslim\'in rivayet ettigine göre, adamin biri bir gün Peygamber (s.a.v)´imize geldi ve «Beldem\'den göç edip cihâd ederek Allah (C.C) katînda sevâb kazanmak üzere sana bey\'at ediyorum» dedi.
Peygamber (s.a.v)\'imiz «Anan veya baban sag mi?» diye sordu, adam «Evet, ikisi de sagdir» diye cevap verir. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v)\'imiz adama: Sen gerçekten Allah (C.C) katinda sevâb kazanmak istiyor musun?» diye sordu. Adam «Tabii» diye cevap verince. Peygamber (s.a.v)\'imiz adama: «O halde ana - babanin yanina dön, onlara iyi bak» diye cevap buyurdular.
Ebû - Yâ\'la ile Taberâni\'nin rivayet ettigine göre, adamin biri bir gün Peygamber\'imize (S.A.S.) gelerek: «Ben cihâd etmek istiyorum, ama buna gücüm yetmiyor. Ne yapayim?» der.
Peygamber (s.a.v)\'imiz adama: »Anan veya baban sag mi?» diye sorar. Adam «Anam sag» diye cevap verir. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v)´imiz adama: «O halde ona iyi bakarak Allah (C.C)´dan, rizasini kazanabilmeyi dile. Bunu basardigin takdirde sen hacc, ömre ve cihâd sevabi kazanmis olursun» diye cevap buyurdular.
Yine Taberâni\'nin rivayet ettigine göre, adamin biri bir gün Peygamber\'imîze (S.A.V), gelerek «Yâ Rasûlallah, ben Allah (C.C) yoiunda cihâd etmek istiyorum, bana ne tavsiye edersiniz» der.
Peygamber (s.a.v)\'imiz adama «Anan sag mi?» diye sorar. Adam: «Evet» der, bunun üzerine Peygamber (s.a.v)\'imiz adama; «O halde onun dizi dibinden ayrilma. Cennet onun ayaklarinin altindadir» diye cevap buyururlar.
Ibni Mace\'nin rivayet ettigine göre, Peygamber\'imize (S.A.S.) «Ana-babanin evlât üzerinde ne hakki vardir?» diye sorarlar. Peygamber (s.a.v)\'imiz «Onlar senin hem Cennetin, hem de Cehennemindir» diye cevap buyururlar.
Ibn-i Mâce ile Nesaî\'nin birlikte rivayet ettigine göre adamin biri bir gün Peygamber´imize (S.A.S.) gelerek:
«Yâ Rasûlallah! Savasa katilmak istiyorum, sana danismaya geldim» der.
Peygamber (s.a.v)\'imiz adama «Anan var mi?» diye sorar, adam «evet» der. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v)´imiz adama «O halde onun yanindan ayrilma, çünki Cennet onun ayaklari altindadir» diye cevap buyurur.
Ayni hadisin diger sahih bir rivayetine göre Peygamber\'imiz (S.A.S.) adama: «Anan - baban var mi?» diye sorar, adam «evet» deyince «O halde oniarin yanindan ayrilma, cunki Cennet onlarin ayaklarinin altindadir» diye cevap verir.
Tirmizi\'nin bildirdigine göre, odamin biri bir gün sahâbîlerden Ebû Derdâ\'ya
(R.A.) gelerek, «evliyim, fakat anam karimi bosamami istiyor, bana ne tavsiye
edersiniz?» der. Ebû Derdâ (R.A.) adama su cevâbi verir;
\"Ben Peygamber (S.A.S.)´imizin «Ana Cennetin orta kapisidir» dedigini duydum.
Simdi sen dilersen bu orta kapiyi elden kaçir, istersen muhafaza et.\"
Aynı hadisin diger bir rivayet sekline göre, adamin biri bir gün sahâbilerden Ebû
Derdâ\'ya (R.A.) gelerek «Babam benim yanimdadir. Hattâ beni evlendirdi,
simdi de karimi bosamami istiyor, ne yapayim?» diye sorar.
Ebû Derdâ (R.A.) adama söyle cevap verir; «Ben sana ne babanin kalbini kir,
diyebilirim ve ne de karini bosamani tavsiye edebilirim. Yalniz eger istersen,
sana Peygamber´izden (S.A.S.) duydugum bir sözü nakledeyim,
O söyle buyurmuslardi: «Baba Cennetin orta kapisidir!» Simdi sen de
stersen bu kapiyi koru» dilersen \"elden kacir\"
Ibni Habban ve Tirmizi\'nin rivayet ettiklerine göre, Hz. Ömer\'in (R.A.) oglu der ki: «Bir
zevcem vardi, onu seviyordum. Fakat babam Ömer (R.A.) ondan hoslanmiyordu. Bana, onu bosa dedi.
ben reddettim. Bunun üzenine babam Peygamber (S.A.S.)´imize vararak durumu O\'na anlatti.
Peygamber (S.A.S.)\'imiz
de beni huzuruna cagirarak; «Karini bosa» buyurdular.»
Ahmed Ibni Hanbel\'in (rahimehullah) rivayet ettigine göre, Peygamber\'imiz (S.A.S.) söyle
buyuruyor:
«— Kim ömrünün uzun olmasini ve geçim kaynaklarinin genislemesini isterse ana - babas\'na
iyi baksin ve akrabalik baglarini gözetsin!»
Ebû Ya\'lâ ile Hakim\'in rivayet ettiklerine göre Peygamber (S.A.S.)\'imiz söyle buyuruyor:
«— Ana - babasina iyi bakanlara müjdeler olsun, Allah (C.C) onlarin ömrünü uzatir.»
Ibni Mâce ve Ibni Hibban\'in rivayet ettigine göre, Peygamberimiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
«— Kisi isledigi günah yüzünden rizkinin kisilmasina yol açar. Kaderi yalniz dua geri
çevirebilir. Ömrü de ancak iyilik uzatir.»
Hakim\'in rivayet ettigine göre Peygamber\'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Baskalarinin kadinlarini bastan çikarmayiniz ki, kendi kadilariniz îffetii olsun.
Ana - babaniza bakiniz ki, evlâtlariniz da size baksin. Kime, müsiüman kardesi özür
dilemeye gelirse; hakli olsun, haksiz olsun, özrünü kabul ederek onunla barissin.
Aksi halde Cennet\'teki havuzumdan su içmeye gelemez.»
Taberâni\'nin rivayet ettigine göre. Peygamber\'imiz (S.A.S.) söyle bururuyor:
«— Ana - babaniza iyi bakiniz ki, evlâtlariniz da size baksin. Baskalarinin kadinlarini
bastan çikarmaymz ki, esleriniz iffetli olsun.»
Müslim\'in rivayet ettigine göre. Peygamber\'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
«— Burnu yerde sürünsün, burnu yerde sürünsün, yine burnu yerde sürünsün.»
Sahâbîler «Kimin burnu yerde sürünsün, yâ Rasûlallah? (S.A.V)» diye sordular.
Peygamber (S.A.V)\'imiz «Ana veya babasi veya her ikisi yasliliklarinda yaninda kaldiklari halde,
onlara iyi bakmayarak Cennet\'e girmeyi hakkedemeyenlerin» diye cevap buyurdular.
Taberânî\'nin rivayet ettigine göre:
Peygamber (S.A.V)\'imiz bir gün minberde iken arka arkaya
üç kere «Âmin!» «Âmin!» «Âmin!» buyurdular. Sonra da bu davranisinin sebebini söyîe
açikladilar: «Cebrail bana gelerek: «Yâ Muhammed (S.A.S.). Ana - babasindan birinin
yasliliklarina yetistigi halde, onlara iyi bakmayarak ölen kimse Cehennem\'e girer.
Allah (C.C) onu rahmetinden kovar, buna «Âmin» de, dedi, ben de «âmin» dedim.
Sonra yine» «Yâ Muhammed (S.A.S.) Ramazan ayina kavustugu halde günahlarinin afvini
saglayamadan ölen kimse Cehennem\'e girer, Allâh (C.C) onu rahmetinden kovar, buna «Âmin!»
de dedi, ben de «âmin!» dedim.
Arkasindan yine, «Yâ Muhammed (S.A.S.) adin yaninda anildigi halde sana salât-ü selâm
getirmeyerek ölen kimse Cehennem\'e girer. Allah (C.C) onu rahmetinden uzak tutar, buna da
«âmin» de dedi, ben de üçüncü sefer «âmin!» dedim.»
Hadisin muhtelif rivayetleri vardir.
Ahmed Ibni Hanbel\'in rivayet ettigine göre, Peygamber\'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
«— Kim müslüman bir köleyi âzâd ederse, o köle kendisini Cehennem\'den kurtaracak bir
fidye olur. Kim ana - babasindan birinin yasliligina yetisir de ona iyi bakarak gunahlarinin
afvedilmesini saglayamazsa, Allah (C.C) onu rahmetinden kovar.»
Buhârî ile Müslim\'in birlikte rivayet ettiklerine göre: Sahabîlerden biri
bir gün Peygamber\'imize (S.A.S.) «Yâ Rasûlallah! (S.A.S.) En cok kimle iyi gecinmeliyim?»
diye sorar. Peygamber (S.A.S.)\'imiz «Annenle» buyururlar. Adam «Sonra siraca kim gelir?»
diye sorar.
Peygamber (S.A.S.)\'imiz yine «Annen» diye cevap buyurur. Adam yine
«Daha sonra sirada kim gelir?»
diye sorar. Peygamber (S.A.S.)\'imiz yine «Anan» diye cevap buyururlar. Adam bir daha «Sonra
sirada kim gelir?» diye sorunca, Peygamber (S.A.S.)\'imiz bu defa «Baban» diye
cevap buyurdular.
Buhari ile Müslim\'in birlikte rivayet ettiklerine göre. Ebû Bekr (R.A.) in kiz;
Hz. Esma (R. Anha) der ki: «Peygamber (S.A.S.)\'imiz zamaninda, annem putperest iken bana geldi.
Ben de Peygamber\'imize (S.A.S.) «Annem bana geldi, kendisi Islâm\'dan yüz çeviriyor,
onunla münâsebetlerimi devam ettireyim mi?» diye O\'na danistim, bana «Tabii,
annen ile münâsebetlerini devam ettir» diye cevap buyurdular.
Ibni Hibban ve Hakim\'in rivâyet ettigine göre Peygamber (S.A.S.)\'imiz söyle buyuruyor:
«— Allah (C.C)\'in rizâsi ana - babanin rizâsina baglidir. Allah (C.C)\'in gazabi dahi
ana - babanin
gazâbindcdir.»
Taberânî\'nin rivayet ettigine göre. Peygomber\'imiz (S.AS.) söyle buyuruyor:
«Allah (C.C)\'a itaat, araya,
yâhud anne ve babaya itâata baglidir.»
(Her ikisi de, birbiriyîe alâkalidir.)
Bezzâr\'in rivayet ettigine göre, Peygamber\'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor :
«— Allah (C.C)\'i:n hosnutta?u ara - babanin hosnutluguna baglidir. Ana-babayi
gücendirmek. AAllah (C.C)\'in öfkesine sebeb olur.»
Tirmizî ile Hakim\'in rivayet ettiklerine göre.
Adamin biri bir gün gün
Peygamber`imize
(S A S.) gelerek: «Ben büyük bir günâh isledim, benim tevbem kabul edilir mi?» diye sorar.
Peygamber (S A S.)\'imiz adama: «Anan sag mi?» diye sorar, adam «Hayir» diye cevap verir.
Bunun üzerine Peygamber (S A S.)`imiz «Peki teyzen var mi?» diye sorar. Adam:
«Evet, var.» deyince. Peygamber\'imiz: O halde ona iyilik et» buyurur.
Ebû Davud ve Ibni Mâce\'nin rivayet ettigine göre.
sahâbîlerden biri
Peygamber (S A S.)\'imize gelerek «Yâ Rasûlaüah (S A S.), Ana - babam öldü,
bundan sonra onlara
yapabilecegim bir iyilik var mi?» diye sorar.
Peygamber (S A S.)\'imiz adama: «Tabii var. Onlar için dua etmek, günahlarinin bagislanmasi
dilemek,
hayatta iken verdikleri sözleri onlar adina yerine getirmek, onlardan yana olan akrabalik
baglarini gözetmeye devam etmek ve dostlarina iyilik etmek» diye cevap buyurdular.
Müslim\'in rivayet ettigine göre:
Bir gün Hz. Ömer (R.A)\'in oglu
Abdullah (R.A.) Mekke yolunda bir cöl bedevisi ile karsilasir, ona selâm verir,
kendisi yere inerek binek hayvanina onu çikarir, basindaki sarigi ona hediye eder.
Ibni Dinar (rahrmehullah) diyor ki; «Bu durum karsisinda Abdullah\'a dedik ki; «Allah (C.C)
iyiligini
versin, bu kadar iltifata ne lüzum var, bunlar cöl adamidir, az sey ile kalbleri kazanilir.»
Abdullah bize su cevabi verdi: «Bu adamin babasi, babam Ömer Ibni Hattâb (R.A)\'in cok yakin bir
dostu idi. Öte yandan ben.
Peygamber (S.A.V)`imizi söyle
buyururken isittim:
«Iyiliklerin en degerlisi, evlâtlarin baba dostlarina karsi yaptiklari iyiliktir.»
Ibni Hibban\'rn rivayet ettigine göre Ebû Bürde (R.A.) der ki: «Bir gün Medine\'ye varmistim.
Hemen Abdullah Ibni Ömer (R.A.) beni ziyaret etmeye geldi, konusurken «Neden sana
geldigimi biliyor musun?» diye sordu. «Hayir» diye cevap verdim.
Bunun üzerine o söyle dedi:
«Ben Peygamber (S.A.V)\'imiz:
Babam Ömer ile baban arasinda kardeslige varan bir sevgi vardi. ben de bu dostluk bagini devam
ettirmek istedim.»
Buhari ile Müslm\'in birlikte rivayet ettiklerine göre. Peygamber\'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
«— Sizden çok önce yasamis bir kavmin mensubu olan üç kisi bir gün çoluk - çocuklarinin
geçimini temin etmek maksadi ile yolculuga çikmislardi.
Yolda yagmura tutuldular ve dagdaki bir magaraya sigindilar. Fakat yukarilardan kopup
gelen bir kaya magaranin kapisini tikadi, birbirlerine «Simdiye kadar yaptigimiz
iyi amelleri öne sürerek yapacagimiz duadan baska hiç bir sey bizi bu kapidan kurtaramaz»
dediler.
Diger bir rivayete göre. içlerinden biri diger ikisine «Simdiye kadar
Allah (C.C)Rizâsi içün yapmis oldugunuz iyi amelleri hatirlamaya çalisin ve onlari öne
sürerek Allah (C.C)\'a yalvarin, ola ki bu kayayi kaldirir» dedi
Baska bir rivayete göre: içlerinden biri diger ikisine söyle dedi: «izler silindi,
kapiyi da kaya tikadi, Allah (C.C)\'dan baska hiç kimse yerimizi bilemez, en güvenilir
amellerinizi öne sürerek Allah (C.C)\'a yalvariniz.»
Bunun üzerine islerinden biri el açarak Allah (C.C)\'a söyle yalvardi; «Allah (C.C)\'im! Benim
ileri derecede yasa bir anam ve babam vardi. Ben onlarin aksam sütünü vermeden
önce de ev halkina bakardim ve ne de hayvanlarima bakardim.
Bir gün oduna gitmistim, eve geç döndüm, gelince ana-babami uykuda buldum. Sütleri
sagip isittim, fakat hâlâ uyuyorlardi. Onlara süt vermeden önce cocuklanma
yemek ve hayvanlara yem vermek istemedim.
Süt bardaklarini elime aldim ve yanibaslarina oturarak uyanmalarini beklemeye koyuldum.
Sabah tanyeri agarana kadar bu durumda kaldim. Ancak o zaman uyandilar, ben de sütlerini
verdim.
Allah (C.C)\'im! Eger bu davranisi senin rizani kazanmak için yaptim ise bu kaya yüzünden içine,
düstügümüz çikmazdan bizi sen kurtar.»
Adamin bu duasi üzerine kaya biraz yerinden kimildadi,
çikis yolu biraz açildi, fakat aralik disari çikacaklari kadar genis degildi.
Diger bir rivayete göre, duasinin son kismi söyle idi:
«... Bakmak zorunda oldugum küçük
çocuklarim vardi. Eve gidip aksam sütünü saginca önce yasli ana-babama sonra çocuklarima
süt verirdim. Odama gittigim bir gün evvel geç dönmüstüm, hava kararmisti, yasli anam-babam
da uyumuslardi. Yine de her zamanki gibi sütü sogarak onlara vermek üzere hazirladim, yanlarina
gittigimde uyumaya devam ediyorlardi, ne uykularini bozmak istiyordum ve ne de onlardan
önce çocuklarin sütlerini vermeye gönlüm razi oluyordu.
Bu arada sabirsizlanan çocuklar ayaklarimin dibinde kivraniyorlardi, onlar uykuda, ben
de bekleme halinde böylece sabahi bulduk.
Allah\'im! Sende malûmdur ki, ben bu hareketi senin rizani kazanmak için yapmistim.
O hareketim sayesinde bizi simdi içinde bulundugumuz çikmazdan kurtarmani, karanlik
yerden kurtularak gün yüzüne çikmamizi nasip etmeni diliyorum.»
Adamin bu duasi üzerine kaya kimildadi ve gün yüzünü görmelerini saglayacak bir aralik belirdi.
Ikinci adam. amcasinin kizi ile zinadan Allah (C.C) korkusu ile kaçindigini öne sürerek dua etti.
Üçüncüsü bir süre sahibi ile yaptigi sözlesmeye bagli kolarak kendi emegi ile üreyen koyunlarin
hesabini mal sahibine dogru olarak vermesini öne sürerek dua etti.
Bu dualar üzerine kaya magaranin agzindan ayrildi, adamlar da disariya çikarak yollarina
devam ettiler.
Salavat Getirmenin Sonu
ALLAH (cc) RESULÜ Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) buyuruyor ki :
1-Kim ismimi duyunca salavat getirmezse insanların en acizidir.
2-İsmimi duyunca salavat getirmeyen yüzü koyun sürülecektir.
3-İsmimi işitipte salavat getirmeyen sonu mutsuz kimsedir.
4-İsmimi duyupta salavat getirmeyen bana cefa etmiş kimselerdir.
FAYDALARI:
Cuma günü ve gecesi üzerime 100 defa salavat getiren ALLAHu TEALA 30 u
dünyada ,70 i ahirette olmak üzere 100 hacetini kabul eder.onun içindir ki
hz.Resulullahın ismini duyduğumuz zaman salavat getirelim unutmayalım ki 'O' da bizi
unutmasın...
ALLAH tüm ibadetlerimizi dergah-ı izzetinde kabul buyursun
aminnn.
Kardeşlik Ahlakı ile ilgili Hadisi Şerifler
“Sizden biriniz kendisi için sevdiğini mü’min kardeşi için sevmedikçe gerçek mü’min olamaz.”
(Buhârî, “Îmân”, 7; Müslim, “Îmân”, 71, Tirmizî, “Sıfatü’l-Kıyâme”, 59.)
“Müslüman müslümanın karde*şidir. Ona zulmetmez; onu yardımsız bırakmaz; onu tahkir etmez. Üç defa kalbine işaret ederek Takva şuradadır. Müslüman kardeşini hakir görmesi kişiye kötülük olarak yeter. Her müslümanın namusu, kanı, malı ve onuru müslümana haramdır.”
(Müslim, “Birr”, 32)
“Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (zalimlere de) teslim etmez. Kim, din kardeşinin bir ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir…”
(Buhârî, “Mezâlim”, 3; “İkrah”,7; Müslim, “Birr”, 58;Tirmizî, “Hudud”,3.)
“Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter…”
(Buhârî, “Mezâlim”, 3; Müslim, “Birr”, 58.)
“Müslümanın, din kardeşine üç günden fazla dargın durması helal değildir.”
(Müslim, “Birr”,26; Ayrıca bkz. Buhârî, “Edeb”, 57, 62; Ebu Davud, “Edeb”, 47; tirmizî, “Birr ve Sıla”,21.)
“Müminler birbirini sevmede, birbirlerine karşı sevgi ve merhamet göstermede tek bir beden gibidir. O bedenin bir organı acı çektiği zaman, bedenin diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateş çekerler.”
(İbn Hanbel, IV, 271; Buhârî, “Edeb”, 27; Müslim, “Birr”, 66.)
“Zandan sakının. Zira zan sözün en yalan olanıdır. İnsanların özel hallerini araştırmayın, konuşmalarını dinlemeye çalışmayın, birbirinizin alışverişini kızıştırmayın, birbirinize haset etmeyin, birbirinize kin beslemeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları kardeşler olun.”
(Buhârî, “Edeb”,58; Nikah”,46)
“Her iyilik bir sadakadır. Kardeşini güler yüzle karşılaman, kovandan ihtiyacı olan bir şeyi kardeşinin kovasna boşaltman da bu tür iyiliklerdendir.”
(Tirmizi, “Birr”, 45)
“Din kardeşini güler yüzle karşılaman bile olsa hiçbir iyiliği küçük görme!”
(Müslim, “Birr”, 144)
Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: «Cennetin kapıları, Pazartesi ve Perşembe günleri açılır. Din kardeşi ile arasında düşmanlık olan kimse hariç Allah’a hiç bir şeyi eş koşmayan her kul bağışlanır. “Bu iki kişiyi aralarında anlaşıncaya kadar bekletiniz, barışıncaya kadar bekletiniz! denilir.»
(Muvatta, “Husnu’l-Hulk”,4; Müslim, “Birr “, 35; Tirmizi,” Birr”, 76; Ebu Davud, “Edeb”, 47.)
Ebü’d-Derdâ (r.a.)Resûlullah (sav)’i şöyle buyururken dinlediğini söylemiştir:
“Kim gıyabında bir din kardeşi için dua ederse, mutlaka melek ona, aynı şeyler sana da verilsin, diye dua eder.”
(Müslim, “Zikir”, 86. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, “Vitir”, 29.)
“Müslüman, hasta kardeşini ziyaret ettiğinde dönünceye dek cennet bahçelerinde demektir.”
(Müslim, “Birr”, 41; Tirmizî, “Cenâiz”, 2)
Ebû Kerîme Mikdâd İbni Ma’dîkerib radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebi (s.a.s.)şöyle buyurdu: “Din kardeşini seven kişi, ona sevdiğini bildirsin!”
(Ebû Dâvûd, “Edeb”, 113 ; Tirmizî, “Zühd”, 53)
Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
“Sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayın!”
(Ahmed b.Hanbel, II,478. Müslim,” Îmân”, 93-94. Ayrıca bk. Tirmizî, “Et’ime”, 45, “Kıyamet”, 56; İbni Mâce, “Mukaddime”, 9, “Edeb”, 11)
“….Kul din kardeşine yardımcı olduğu sürece, Allah da onun yardımcısı olur…”
(Ahmed b. Hanbel, II,252; Müslim, “Zikir”, 38; İbn Mâce, “Sunne”, 17; Tirmizi, “Hudud”, 3)
TIRNAK KESMEK İLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER
Eğer bir kimse tırnağını;
Pazartesi günü keser ise o kimseden delilik gider, o kimse sıhhat bulur.
Salı günü keser ise o kimseden sıhhat gider, o kimse hastalık bulur.
Çarşamba günü keser ise o kimseden vesvese ve delilik gider, o kimseye emniyet gelir.
Perşembe günü keser ise o kimseden cüzzam (yüzde yara) hastalığı gider, o kimse şifa bulur.
Cuma günü keser ise o kimseden günah gider, o kimseye rahmet iner .
Cumartesi günü keser ise o kimseden hastalık gider, o kişi şifa bulur.
Pazar günü keser ise o kimseden şifa çıkar, o kimseye fakirlik gelir.
buyurmuşlardır.
Anne-Baba Hakkında Peygamber Efendimizin Hadis-i Şerif'leri
Buhari ile Müsüm\'in birlikte rivayet ettigine göre, sahabelerden Ibni Mes\'ûd (R.A.) söyle diyor;
«Bir gün Peygamber (S.A.S.)´imize Allah (C.C.) katinda en sevimli emel hangisidir?» diye sordum; «Vaktinde kilinan namaz» diye cevap buyurdular. «Ondan sonra hangisi gelir?» diye sordum: «Ana - babaya iyilik etmek» diye buyurdular. «Ondan sonra hangisi gelir?» diye sordum; «Allah (C.C.) yolunda cihâd etmektir» diye cevap buyurdular.
Müslim\'in ve baskalarinin rivayet ettigine göre Peygamber\'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
Evlât, ana - babanin hakkini ancak söyle ödeyebilîr: Anasini veya babasina köle olarak bulacak, sonra da para ile satin alarak kölelikten kurtaracak.»
Müslim\'in rivayet ettigine göre, adamin biri bir gün Peygamber (s.a.v)´imize geldi ve «Beldem\'den göç edip cihâd ederek Allah (C.C) katînda sevâb kazanmak üzere sana bey\'at ediyorum» dedi.
Peygamber (s.a.v)\'imiz «Anan veya baban sag mi?» diye sordu, adam «Evet, ikisi de sagdir» diye cevap verir. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v)\'imiz adama: Sen gerçekten Allah (C.C) katinda sevâb kazanmak istiyor musun?» diye sordu. Adam «Tabii» diye cevap verince. Peygamber (s.a.v)\'imiz adama: «O halde ana - babanin yanina dön, onlara iyi bak» diye cevap buyurdular.
Ebû - Yâ\'la ile Taberâni\'nin rivayet ettigine göre, adamin biri bir gün Peygamber\'imize (S.A.S.) gelerek: «Ben cihâd etmek istiyorum, ama buna gücüm yetmiyor. Ne yapayim?» der.
Peygamber (s.a.v)\'imiz adama: »Anan veya baban sag mi?» diye sorar. Adam «Anam sag» diye cevap verir. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v)´imiz adama: «O halde ona iyi bakarak Allah (C.C)´dan, rizasini kazanabilmeyi dile. Bunu basardigin takdirde sen hacc, ömre ve cihâd sevabi kazanmis olursun» diye cevap buyurdular.
Yine Taberâni\'nin rivayet ettigine göre, adamin biri bir gün Peygamber\'imîze (S.A.V), gelerek «Yâ Rasûlallah, ben Allah (C.C) yoiunda cihâd etmek istiyorum, bana ne tavsiye edersiniz» der.
Peygamber (s.a.v)\'imiz adama «Anan sag mi?» diye sorar. Adam: «Evet» der, bunun üzerine Peygamber (s.a.v)\'imiz adama; «O halde onun dizi dibinden ayrilma. Cennet onun ayaklarinin altindadir» diye cevap buyururlar.
Ibni Mace\'nin rivayet ettigine göre, Peygamber\'imize (S.A.S.) «Ana-babanin evlât üzerinde ne hakki vardir?» diye sorarlar. Peygamber (s.a.v)\'imiz «Onlar senin hem Cennetin, hem de Cehennemindir» diye cevap buyururlar.
Ibn-i Mâce ile Nesaî\'nin birlikte rivayet ettigine göre adamin biri bir gün Peygamber´imize (S.A.S.) gelerek:
«Yâ Rasûlallah! Savasa katilmak istiyorum, sana danismaya geldim» der.
Peygamber (s.a.v)\'imiz adama «Anan var mi?» diye sorar, adam «evet» der. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v)´imiz adama «O halde onun yanindan ayrilma, çünki Cennet onun ayaklari altindadir» diye cevap buyurur.
Ayni hadisin diger sahih bir rivayetine göre Peygamber\'imiz (S.A.S.) adama: «Anan - baban var mi?» diye sorar, adam «evet» deyince «O halde oniarin yanindan ayrilma, cunki Cennet onlarin ayaklarinin altindadir» diye cevap verir.
Tirmizi\'nin bildirdigine göre, odamin biri bir gün sahâbîlerden Ebû Derdâ\'ya
(R.A.) gelerek, «evliyim, fakat anam karimi bosamami istiyor, bana ne tavsiye
edersiniz?» der. Ebû Derdâ (R.A.) adama su cevâbi verir;
\"Ben Peygamber (S.A.S.)´imizin «Ana Cennetin orta kapisidir» dedigini duydum.
Simdi sen dilersen bu orta kapiyi elden kaçir, istersen muhafaza et.\"
Aynı hadisin diger bir rivayet sekline göre, adamin biri bir gün sahâbilerden Ebû
Derdâ\'ya (R.A.) gelerek «Babam benim yanimdadir. Hattâ beni evlendirdi,
simdi de karimi bosamami istiyor, ne yapayim?» diye sorar.
Ebû Derdâ (R.A.) adama söyle cevap verir; «Ben sana ne babanin kalbini kir,
diyebilirim ve ne de karini bosamani tavsiye edebilirim. Yalniz eger istersen,
sana Peygamber´izden (S.A.S.) duydugum bir sözü nakledeyim,
O söyle buyurmuslardi: «Baba Cennetin orta kapisidir!» Simdi sen de
stersen bu kapiyi koru» dilersen \"elden kacir\"
Ibni Habban ve Tirmizi\'nin rivayet ettiklerine göre, Hz. Ömer\'in (R.A.) oglu der ki: «Bir
zevcem vardi, onu seviyordum. Fakat babam Ömer (R.A.) ondan hoslanmiyordu. Bana, onu bosa dedi.
ben reddettim. Bunun üzenine babam Peygamber (S.A.S.)´imize vararak durumu O\'na anlatti.
Peygamber (S.A.S.)\'imiz
de beni huzuruna cagirarak; «Karini bosa» buyurdular.»
Ahmed Ibni Hanbel\'in (rahimehullah) rivayet ettigine göre, Peygamber\'imiz (S.A.S.) söyle
buyuruyor:
«— Kim ömrünün uzun olmasini ve geçim kaynaklarinin genislemesini isterse ana - babas\'na
iyi baksin ve akrabalik baglarini gözetsin!»
Ebû Ya\'lâ ile Hakim\'in rivayet ettiklerine göre Peygamber (S.A.S.)\'imiz söyle buyuruyor:
«— Ana - babasina iyi bakanlara müjdeler olsun, Allah (C.C) onlarin ömrünü uzatir.»
Ibni Mâce ve Ibni Hibban\'in rivayet ettigine göre, Peygamberimiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
«— Kisi isledigi günah yüzünden rizkinin kisilmasina yol açar. Kaderi yalniz dua geri
çevirebilir. Ömrü de ancak iyilik uzatir.»
Hakim\'in rivayet ettigine göre Peygamber\'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Baskalarinin kadinlarini bastan çikarmayiniz ki, kendi kadilariniz îffetii olsun.
Ana - babaniza bakiniz ki, evlâtlariniz da size baksin. Kime, müsiüman kardesi özür
dilemeye gelirse; hakli olsun, haksiz olsun, özrünü kabul ederek onunla barissin.
Aksi halde Cennet\'teki havuzumdan su içmeye gelemez.»
Taberâni\'nin rivayet ettigine göre. Peygamber\'imiz (S.A.S.) söyle bururuyor:
«— Ana - babaniza iyi bakiniz ki, evlâtlariniz da size baksin. Baskalarinin kadinlarini
bastan çikarmaymz ki, esleriniz iffetli olsun.»
Müslim\'in rivayet ettigine göre. Peygamber\'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
«— Burnu yerde sürünsün, burnu yerde sürünsün, yine burnu yerde sürünsün.»
Sahâbîler «Kimin burnu yerde sürünsün, yâ Rasûlallah? (S.A.V)» diye sordular.
Peygamber (S.A.V)\'imiz «Ana veya babasi veya her ikisi yasliliklarinda yaninda kaldiklari halde,
onlara iyi bakmayarak Cennet\'e girmeyi hakkedemeyenlerin» diye cevap buyurdular.
Taberânî\'nin rivayet ettigine göre:
Peygamber (S.A.V)\'imiz bir gün minberde iken arka arkaya
üç kere «Âmin!» «Âmin!» «Âmin!» buyurdular. Sonra da bu davranisinin sebebini söyîe
açikladilar: «Cebrail bana gelerek: «Yâ Muhammed (S.A.S.). Ana - babasindan birinin
yasliliklarina yetistigi halde, onlara iyi bakmayarak ölen kimse Cehennem\'e girer.
Allah (C.C) onu rahmetinden kovar, buna «Âmin» de, dedi, ben de «âmin» dedim.
Sonra yine» «Yâ Muhammed (S.A.S.) Ramazan ayina kavustugu halde günahlarinin afvini
saglayamadan ölen kimse Cehennem\'e girer, Allâh (C.C) onu rahmetinden kovar, buna «Âmin!»
de dedi, ben de «âmin!» dedim.
Arkasindan yine, «Yâ Muhammed (S.A.S.) adin yaninda anildigi halde sana salât-ü selâm
getirmeyerek ölen kimse Cehennem\'e girer. Allah (C.C) onu rahmetinden uzak tutar, buna da
«âmin» de dedi, ben de üçüncü sefer «âmin!» dedim.»
Hadisin muhtelif rivayetleri vardir.
Ahmed Ibni Hanbel\'in rivayet ettigine göre, Peygamber\'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
«— Kim müslüman bir köleyi âzâd ederse, o köle kendisini Cehennem\'den kurtaracak bir
fidye olur. Kim ana - babasindan birinin yasliligina yetisir de ona iyi bakarak gunahlarinin
afvedilmesini saglayamazsa, Allah (C.C) onu rahmetinden kovar.»
Buhârî ile Müslim\'in birlikte rivayet ettiklerine göre: Sahabîlerden biri
bir gün Peygamber\'imize (S.A.S.) «Yâ Rasûlallah! (S.A.S.) En cok kimle iyi gecinmeliyim?»
diye sorar. Peygamber (S.A.S.)\'imiz «Annenle» buyururlar. Adam «Sonra siraca kim gelir?»
diye sorar.
Peygamber (S.A.S.)\'imiz yine «Annen» diye cevap buyurur. Adam yine
«Daha sonra sirada kim gelir?»
diye sorar. Peygamber (S.A.S.)\'imiz yine «Anan» diye cevap buyururlar. Adam bir daha «Sonra
sirada kim gelir?» diye sorunca, Peygamber (S.A.S.)\'imiz bu defa «Baban» diye
cevap buyurdular.
Buhari ile Müslim\'in birlikte rivayet ettiklerine göre. Ebû Bekr (R.A.) in kiz;
Hz. Esma (R. Anha) der ki: «Peygamber (S.A.S.)\'imiz zamaninda, annem putperest iken bana geldi.
Ben de Peygamber\'imize (S.A.S.) «Annem bana geldi, kendisi Islâm\'dan yüz çeviriyor,
onunla münâsebetlerimi devam ettireyim mi?» diye O\'na danistim, bana «Tabii,
annen ile münâsebetlerini devam ettir» diye cevap buyurdular.
Ibni Hibban ve Hakim\'in rivâyet ettigine göre Peygamber (S.A.S.)\'imiz söyle buyuruyor:
«— Allah (C.C)\'in rizâsi ana - babanin rizâsina baglidir. Allah (C.C)\'in gazabi dahi
ana - babanin
gazâbindcdir.»
Taberânî\'nin rivayet ettigine göre. Peygomber\'imiz (S.AS.) söyle buyuruyor:
«Allah (C.C)\'a itaat, araya,
yâhud anne ve babaya itâata baglidir.»
(Her ikisi de, birbiriyîe alâkalidir.)
Bezzâr\'in rivayet ettigine göre, Peygamber\'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor :
«— Allah (C.C)\'i:n hosnutta?u ara - babanin hosnutluguna baglidir. Ana-babayi
gücendirmek. AAllah (C.C)\'in öfkesine sebeb olur.»
Tirmizî ile Hakim\'in rivayet ettiklerine göre.
Adamin biri bir gün gün
Peygamber`imize
(S A S.) gelerek: «Ben büyük bir günâh isledim, benim tevbem kabul edilir mi?» diye sorar.
Peygamber (S A S.)\'imiz adama: «Anan sag mi?» diye sorar, adam «Hayir» diye cevap verir.
Bunun üzerine Peygamber (S A S.)`imiz «Peki teyzen var mi?» diye sorar. Adam:
«Evet, var.» deyince. Peygamber\'imiz: O halde ona iyilik et» buyurur.
Ebû Davud ve Ibni Mâce\'nin rivayet ettigine göre.
sahâbîlerden biri
Peygamber (S A S.)\'imize gelerek «Yâ Rasûlaüah (S A S.), Ana - babam öldü,
bundan sonra onlara
yapabilecegim bir iyilik var mi?» diye sorar.
Peygamber (S A S.)\'imiz adama: «Tabii var. Onlar için dua etmek, günahlarinin bagislanmasi
dilemek,
hayatta iken verdikleri sözleri onlar adina yerine getirmek, onlardan yana olan akrabalik
baglarini gözetmeye devam etmek ve dostlarina iyilik etmek» diye cevap buyurdular.
Müslim\'in rivayet ettigine göre:
Bir gün Hz. Ömer (R.A)\'in oglu
Abdullah (R.A.) Mekke yolunda bir cöl bedevisi ile karsilasir, ona selâm verir,
kendisi yere inerek binek hayvanina onu çikarir, basindaki sarigi ona hediye eder.
Ibni Dinar (rahrmehullah) diyor ki; «Bu durum karsisinda Abdullah\'a dedik ki; «Allah (C.C)
iyiligini
versin, bu kadar iltifata ne lüzum var, bunlar cöl adamidir, az sey ile kalbleri kazanilir.»
Abdullah bize su cevabi verdi: «Bu adamin babasi, babam Ömer Ibni Hattâb (R.A)\'in cok yakin bir
dostu idi. Öte yandan ben.
Peygamber (S.A.V)`imizi söyle
buyururken isittim:
«Iyiliklerin en degerlisi, evlâtlarin baba dostlarina karsi yaptiklari iyiliktir.»
Ibni Hibban\'rn rivayet ettigine göre Ebû Bürde (R.A.) der ki: «Bir gün Medine\'ye varmistim.
Hemen Abdullah Ibni Ömer (R.A.) beni ziyaret etmeye geldi, konusurken «Neden sana
geldigimi biliyor musun?» diye sordu. «Hayir» diye cevap verdim.
Bunun üzerine o söyle dedi:
«Ben Peygamber (S.A.V)\'imiz:
Babam Ömer ile baban arasinda kardeslige varan bir sevgi vardi. ben de bu dostluk bagini devam
ettirmek istedim.»
Buhari ile Müslm\'in birlikte rivayet ettiklerine göre. Peygamber\'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
«— Sizden çok önce yasamis bir kavmin mensubu olan üç kisi bir gün çoluk - çocuklarinin
geçimini temin etmek maksadi ile yolculuga çikmislardi.
Yolda yagmura tutuldular ve dagdaki bir magaraya sigindilar. Fakat yukarilardan kopup
gelen bir kaya magaranin kapisini tikadi, birbirlerine «Simdiye kadar yaptigimiz
iyi amelleri öne sürerek yapacagimiz duadan baska hiç bir sey bizi bu kapidan kurtaramaz»
dediler.
Diger bir rivayete göre. içlerinden biri diger ikisine «Simdiye kadar
Allah (C.C)Rizâsi içün yapmis oldugunuz iyi amelleri hatirlamaya çalisin ve onlari öne
sürerek Allah (C.C)\'a yalvarin, ola ki bu kayayi kaldirir» dedi
Baska bir rivayete göre: içlerinden biri diger ikisine söyle dedi: «izler silindi,
kapiyi da kaya tikadi, Allah (C.C)\'dan baska hiç kimse yerimizi bilemez, en güvenilir
amellerinizi öne sürerek Allah (C.C)\'a yalvariniz.»
Bunun üzerine islerinden biri el açarak Allah (C.C)\'a söyle yalvardi; «Allah (C.C)\'im! Benim
ileri derecede yasa bir anam ve babam vardi. Ben onlarin aksam sütünü vermeden
önce de ev halkina bakardim ve ne de hayvanlarima bakardim.
Bir gün oduna gitmistim, eve geç döndüm, gelince ana-babami uykuda buldum. Sütleri
sagip isittim, fakat hâlâ uyuyorlardi. Onlara süt vermeden önce cocuklanma
yemek ve hayvanlara yem vermek istemedim.
Süt bardaklarini elime aldim ve yanibaslarina oturarak uyanmalarini beklemeye koyuldum.
Sabah tanyeri agarana kadar bu durumda kaldim. Ancak o zaman uyandilar, ben de sütlerini
verdim.
Allah (C.C)\'im! Eger bu davranisi senin rizani kazanmak için yaptim ise bu kaya yüzünden içine,
düstügümüz çikmazdan bizi sen kurtar.»
Adamin bu duasi üzerine kaya biraz yerinden kimildadi,
çikis yolu biraz açildi, fakat aralik disari çikacaklari kadar genis degildi.
Diger bir rivayete göre, duasinin son kismi söyle idi:
«... Bakmak zorunda oldugum küçük
çocuklarim vardi. Eve gidip aksam sütünü saginca önce yasli ana-babama sonra çocuklarima
süt verirdim. Odama gittigim bir gün evvel geç dönmüstüm, hava kararmisti, yasli anam-babam
da uyumuslardi. Yine de her zamanki gibi sütü sogarak onlara vermek üzere hazirladim, yanlarina
gittigimde uyumaya devam ediyorlardi, ne uykularini bozmak istiyordum ve ne de onlardan
önce çocuklarin sütlerini vermeye gönlüm razi oluyordu.
Bu arada sabirsizlanan çocuklar ayaklarimin dibinde kivraniyorlardi, onlar uykuda, ben
de bekleme halinde böylece sabahi bulduk.
Allah\'im! Sende malûmdur ki, ben bu hareketi senin rizani kazanmak için yapmistim.
O hareketim sayesinde bizi simdi içinde bulundugumuz çikmazdan kurtarmani, karanlik
yerden kurtularak gün yüzüne çikmamizi nasip etmeni diliyorum.»
Adamin bu duasi üzerine kaya kimildadi ve gün yüzünü görmelerini saglayacak bir aralik belirdi.
Ikinci adam. amcasinin kizi ile zinadan Allah (C.C) korkusu ile kaçindigini öne sürerek dua etti.
Üçüncüsü bir süre sahibi ile yaptigi sözlesmeye bagli kolarak kendi emegi ile üreyen koyunlarin
hesabini mal sahibine dogru olarak vermesini öne sürerek dua etti.
Bu dualar üzerine kaya magaranin agzindan ayrildi, adamlar da disariya çikarak yollarina
devam ettiler.
Salavat Getirmenin Sonu
ALLAH (cc) RESULÜ Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) buyuruyor ki :
1-Kim ismimi duyunca salavat getirmezse insanların en acizidir.
2-İsmimi duyunca salavat getirmeyen yüzü koyun sürülecektir.
3-İsmimi işitipte salavat getirmeyen sonu mutsuz kimsedir.
4-İsmimi duyupta salavat getirmeyen bana cefa etmiş kimselerdir.
FAYDALARI:
Cuma günü ve gecesi üzerime 100 defa salavat getiren ALLAHu TEALA 30 u
dünyada ,70 i ahirette olmak üzere 100 hacetini kabul eder.onun içindir ki
hz.Resulullahın ismini duyduğumuz zaman salavat getirelim unutmayalım ki 'O' da bizi
unutmasın...
ALLAH tüm ibadetlerimizi dergah-ı izzetinde kabul buyursun
aminnn.
Kardeşlik Ahlakı ile ilgili Hadisi Şerifler
“Sizden biriniz kendisi için sevdiğini mü’min kardeşi için sevmedikçe gerçek mü’min olamaz.”
(Buhârî, “Îmân”, 7; Müslim, “Îmân”, 71, Tirmizî, “Sıfatü’l-Kıyâme”, 59.)
“Müslüman müslümanın karde*şidir. Ona zulmetmez; onu yardımsız bırakmaz; onu tahkir etmez. Üç defa kalbine işaret ederek Takva şuradadır. Müslüman kardeşini hakir görmesi kişiye kötülük olarak yeter. Her müslümanın namusu, kanı, malı ve onuru müslümana haramdır.”
(Müslim, “Birr”, 32)
“Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (zalimlere de) teslim etmez. Kim, din kardeşinin bir ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir…”
(Buhârî, “Mezâlim”, 3; “İkrah”,7; Müslim, “Birr”, 58;Tirmizî, “Hudud”,3.)
“Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter…”
(Buhârî, “Mezâlim”, 3; Müslim, “Birr”, 58.)
“Müslümanın, din kardeşine üç günden fazla dargın durması helal değildir.”
(Müslim, “Birr”,26; Ayrıca bkz. Buhârî, “Edeb”, 57, 62; Ebu Davud, “Edeb”, 47; tirmizî, “Birr ve Sıla”,21.)
“Müminler birbirini sevmede, birbirlerine karşı sevgi ve merhamet göstermede tek bir beden gibidir. O bedenin bir organı acı çektiği zaman, bedenin diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateş çekerler.”
(İbn Hanbel, IV, 271; Buhârî, “Edeb”, 27; Müslim, “Birr”, 66.)
“Zandan sakının. Zira zan sözün en yalan olanıdır. İnsanların özel hallerini araştırmayın, konuşmalarını dinlemeye çalışmayın, birbirinizin alışverişini kızıştırmayın, birbirinize haset etmeyin, birbirinize kin beslemeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları kardeşler olun.”
(Buhârî, “Edeb”,58; Nikah”,46)
“Her iyilik bir sadakadır. Kardeşini güler yüzle karşılaman, kovandan ihtiyacı olan bir şeyi kardeşinin kovasna boşaltman da bu tür iyiliklerdendir.”
(Tirmizi, “Birr”, 45)
“Din kardeşini güler yüzle karşılaman bile olsa hiçbir iyiliği küçük görme!”
(Müslim, “Birr”, 144)
Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: «Cennetin kapıları, Pazartesi ve Perşembe günleri açılır. Din kardeşi ile arasında düşmanlık olan kimse hariç Allah’a hiç bir şeyi eş koşmayan her kul bağışlanır. “Bu iki kişiyi aralarında anlaşıncaya kadar bekletiniz, barışıncaya kadar bekletiniz! denilir.»
(Muvatta, “Husnu’l-Hulk”,4; Müslim, “Birr “, 35; Tirmizi,” Birr”, 76; Ebu Davud, “Edeb”, 47.)
Ebü’d-Derdâ (r.a.)Resûlullah (sav)’i şöyle buyururken dinlediğini söylemiştir:
“Kim gıyabında bir din kardeşi için dua ederse, mutlaka melek ona, aynı şeyler sana da verilsin, diye dua eder.”
(Müslim, “Zikir”, 86. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, “Vitir”, 29.)
“Müslüman, hasta kardeşini ziyaret ettiğinde dönünceye dek cennet bahçelerinde demektir.”
(Müslim, “Birr”, 41; Tirmizî, “Cenâiz”, 2)
Ebû Kerîme Mikdâd İbni Ma’dîkerib radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebi (s.a.s.)şöyle buyurdu: “Din kardeşini seven kişi, ona sevdiğini bildirsin!”
(Ebû Dâvûd, “Edeb”, 113 ; Tirmizî, “Zühd”, 53)
Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
“Sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayın!”
(Ahmed b.Hanbel, II,478. Müslim,” Îmân”, 93-94. Ayrıca bk. Tirmizî, “Et’ime”, 45, “Kıyamet”, 56; İbni Mâce, “Mukaddime”, 9, “Edeb”, 11)
“….Kul din kardeşine yardımcı olduğu sürece, Allah da onun yardımcısı olur…”
(Ahmed b. Hanbel, II,252; Müslim, “Zikir”, 38; İbn Mâce, “Sunne”, 17; Tirmizi, “Hudud”, 3)
Peygamberimizin Hadis-i Şerifleri Bölüm1
Resul-i Ekrem salla'llahu aleyhi ve sellem buyurdu ki;
" Ben güzel huyları tamamlamak için gönderildim. "
( Hazret-i Malik radiya'llahu anh'den,
Hadisi, Malik Muvatta ' da rivayet etmiştir. )
Resûl-i Ekrem (aleyhissalâtu vesselâm), (bir gün) sordu:
"En hayırlı olan ve derecenizi en ziyade artıran, melîkinizin yanında en temiz, sizin için gümüş ve altın paralar bağışlamaktan daha sevaplı, düşmanla karşılaşıp boyunlarını vurmanız veya boyunlarınızı vurmalarından sizin için daha hayırlı olan amelinizin hangisi olduğunu haber vereyim mi ?"
"Evet! Ey Allah'ın Resûlü!" dediler.
"Allah'ın zikridir!" buyurdu.
Tirmizî, Daavat 6, (3374); Muvatta, Kur'ân 24.
Peygamber efendimiz Hazreti Muhammet Mustafa Sallallahu aleyhivessellem
buyurdular ki;
"Alimleri ziyaret eden beni ziyaret etmiş gibidir."
(Hadîs-i Şerîf Keşfü'l Hafâ)
Peygamberimiz;
Hazreti Muhammet Mustafa Sallallahu aleyhivessellem efendimiz
buyurdular ki;
"Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetce asla sapıtmayacaksınız:
Allah'ın Kitab'ı ve Resûlünün sünneti".
Muvatta, Kader 3, (2, 899).
Resulullah (sallallahü aleyhi ve selem ) buyurdu ki ;
“Kişi sevdiği ile beraberdir.”
Resulullah (sallallahü aleyhi ve selem ) buyurdu ki ;
“Haya imandandır.”
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdularki ;
" Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz. "
Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6
Resulullah (sallallahü aleyhi ve selem ) buyurdu ki ;
“Erteleyenler, helak oldu”
Resulullah (sallallahü aleyhi ve selem ) buyurdu ki ;
“ Tefekkür gibi ibadet yoktur.”
Resulullah (sallallahü aleyhi ve selem ) buyurdu ki ;
“Müminin kalbi, Rahman’ın Arşıdır.”
Rasulullah Efendimiz Hadis-İ Şeriflerinden birkaçında şöyle buyurmaktadır;
“Hiçbir ibâdetin kıymeti, Zilhicce ayının ilk on gününde yapılanın kıymeti gibi olamaz.”
“Zilhiccenin ilk on gecesinde yapılan amel için, 700 misli sevap verilir.”
“ “Bu on günün hayrından mahrum olan kimseye yazıklar olsun! Bilhassa dokuzuncu [Arefe] günü oruçla geçirmelidir. Onda o kadar çok hayır vardır ki, saymakla bitmez.”
“Zilhiccenin ilk on günü fazilette bin güne, Arefe günü ise, on bin güne eşittir.” Peygamber Efendimiz, Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerin, diğer aylarda yapılan amellerden daha kıymetli olduğunu bildirince, Eshab-ı Kiram; “Ya Resulallah, Allah yolundaki cihattan da mı daha kıymetlidir.” diye sual ettiler. Peygamber Efendimiz, cevabında, “Evet cihattan da kıymetlidir. Ancak canını, malını esirgemeden harbe gidip şehit olan kimsenin cihâdı daha kıymetlidir.” buyurdu.
Allah Teala kudsi bir hadiste şöyle buyurmuştur:
Kim benim hükmüme rıza göstermez, verdiğim musibete sabretmezse benden başka bir rab arasın”(2)
Beyhaki, Şuabul İman, nr.200; Taberani, el-Kebir, 22/321; Heysemi, Mecmaüz Zevaid, 7/207; Süyuti, es-Sagir, nr.6009, 6010,9027
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki ;
"Ameller niyetlere göredir."
Rıyazu's Salihin / 1 (Buhârî, Bedü’l Vahy 1; Müslim,İmârât 155)
Selam vermek neden bu kadar önemli
İbni Ömer’in Buhari’de yer alan rivayetine göre, bir adam Resulullah’a (sas) ‘İslam’da yapacağım en hayırlı şey nedir?’ diye sorar. Resulullah da ona, “Yemek yedirmen ve tanıdık-tanımadık herkese selam vermendir.” buyurur.
Müslim’de rivayet edilen başka bir hadiste de ‘selam vermek’ cennete girme sebeplerinden biri sayılmıştır.
Allah’ın bir ismi olan ve Kur’an’da 24 defa geçen Selam’ın önemini kısaca şöyle belirtebiliriz:
1. Bir İslam şiarıdır.
2. Muhabbet ve güvenin belirtisidir.
3. Bir duadır.
4. Sosyal dayanışma ve kaynaşmanın vesilesidir.
5. Selam vermek sünnettir, korku durumu varsa vaciptir. Selam almak, kişiye farz-ı ayn, topluluğa da farz-ı kifayedir. Mektup ve şahıslar yoluyla gönderilen selamlara cevap vermek vaciptir.
6. Günaydın, hayırlı sabahlar gibi ifadeler selamın verdiği sevabı vermez. İşaretlerle veya eğilerek verilen selam caiz görülmemiştir.
7. Sesli Kur’an okuyana, ilim
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki ;
Allah'ü Teala'yı zikir, kalblerin şifasıdır.
ameller her perşembe ve pazartesi günü arzedilir. Aziz ve Celil olan Allah o gün, Allah'a hiçbir şirk koşmayan kulun günahını affeder. Bundan sadece kardeşiyle arasında düşmanlık olanı istisna eder, (onu affetmez) ve der ki: "Bu ikisini barışıncaya kadar terkedin.
Müslim, Birr 36, (2565); Muvatta, Hüsnü'l-Hulk 17, (2, 908); Ebu Davud, Edeb 55, (4916)
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki ;
Kişi dostunun dini üzeredir.
Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin.
Ebu Davud, Edeb 19, (4833); Tirmizi, Zühd 45, (2379)
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki ;
İmanın tadını,
Rabb olarak Allah'ı,
din olarak İslam'ı,
peygamber olarak Muhammed'i
seçip razı olanlar duyar
Müslim, İman 56, (34); Tirmizi, İman 10, (2625)
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki ;
Allah'ım!
Senden Seni sevmeyi,
Seni sevenleri sevmeyi
ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim.
Allah'ım! Senin sevgini,
bana canımdan,
ailemden
ve soğuk sudan daha sevgili kıl.
Tirmizî, "Deavât", 73
AMİİİİN kardeşim AMİİİİN ellerinizesağlık :)
EMEĞİNİZE SAĞLIK KARDEŞİM.
RABBİM HAFIZAMIZA VE RUHUMUZA DA NAKŞEDEBİLMEYİ NASİB EYLESİN...
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki ;
Bir genç, ihtiyar bir kimseye yaşı sebebiyle ikramda bulunursa, Allah yaşlılığında ona ikram edecek kimseleri mutlaka takdir eder.
Tirmizi, Birr 75, (2023)
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki ;
(Müslüman elinden ve dilinden müslümanların emin olduğu kimsedir.)
[Buhari]
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki ;
(Mümin akıllı basiretli uyanıktır. Her işte Allah’ın rızasını gözetir. Acele etmez ilim sahibidir haramlardan kaçar.)
[Deylemi]
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki
(Mümin koku satan kimse gibidir. Yanında otursan için açılır. Onunla gezsen veya ortak iş yapsan faydasını görürsün. Onun her işi faydalıdır.)
[Taberani]
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki
(Müminler birbirine karşı sevgi ve merhamette bir vücut gibidir. Vücudun bir yeri rahatsız olunca bütün vücut huzursuz olup onun tedavisi ile meşgul olunduğu gibi müslümanlar da böyle birbirine yardıma koşmalıdır.)
[Buhari]
Allah razı olsu elhamdulillah
hayırlı cumalar gerçekten hakkıyla tane tane anlatılmış kendisi zaten inciden daha değerli
Ravi: İbnu Mes'ud
Tanım: Resulullah (sav): "Kalbinde zerre miktar kibir bulunan kimse asla cennete girmeyecektir!" buyurmuştu. Bir adam: "Kişi elbisesinin güzel olmasını, ayakkabısının güzel olmasını sever!" dedi. Aleyhissalatu vesselam da: "Allah Teala hazretleri güzeldir, güzelliği sever! Kibir ise hakkın ibtali, insanların tahkiridir" buyurdular.
Kaynak: Müslim, İman 147; Ebu Davud, Edeb 29, (4091); Tirmizi, Birr 61, (1999)
Ravi: Ebu Hureyre
Tanım: Yakışıklı bir adam Resulullah (sav)'a gelerek: "Ben güzelliği seviyorum. Gördüğünüz gibi bana güzellik de verilmiş. Kimsenin beni, ayakkabı bağı bile olsa bu hususta geçmesinden hoşlanmıyorum. Ey Allah'ın Resulü! Bu (haram olan) kibre girer mi?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam: "Hayır! buyurdular. Ancak kibr, hakkı ibtal, halkı tahkirdir!"
Kaynak: Ebu Davud, Libas 29, (4092)
ALLAH Resûlü sallALLAHu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Size öyle bir zaman gelecektir ki, o zamanda şu üçten daha değerli bir şey olmayacaktır: Helâl para, candan arkadaşlık yapılacak bir kardeş, uygulanacak bir sünnet."
Huzeyfe radıyALLAHu anh. Taberânî.
Ebu Hureyre (r.a)’den Rasulullah (s.a.s)’in şöyle dediği rivayet edilmiştir:
«Siz insanları madenler gibi bulursunuz. İnsanların cahiliyyet devrinde hayırlı olanları; dini emirleri anlayıp amel ettikçe, İslam devrinde de hayırlıdırlar. Sizin, İslam’a karşı en şerli gördükleriniz, iman ettiklerinde en hayırlınız olabilir. İnsanların en şerlileri de iki yüzlü olan kimselerdir ki, onlara bir yüzle gelirler, bunlara da başka bir yüzle gelirler.»
(Buhari-Müslim)
Arkadaşlığa dair hadis-i şeriflerden derlemeler:
Arkadaş
İbnu Ömer (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki:
- İbnu Ömer (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki: "İnsanlar yalnızlıktaki (mahzuru) benim kadar bilselerdi, hiçbir atlı tek başına bir gececik olsun yol yapmazdı."
Buhârî, Cihâd 135; Tirmizî, Cihâd 4, (1673).
2158 - Said İbnu'l- Müseyyeb (rahimehullah) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki: "Şeytan tek başına olanla, iki kişi beraber olana sıkıntı verir. Eğer üç kişi olurlarsa onlara sıkıntı veremez."
Muvatta, İsti'zân 36, (2, 978).
2159 - Amr İbnu Şuayb an ebîhî an ceddihi (R.a) tarikinden naklediyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki: "Bir atlı bir şeytandır, iki atlı iki şeytandır, üç atlı bir gruptur."
Muvatta, İsti'zân 25, (2, 978); Ebü Dâvud, Cihad 86, (2607); Tirmizî, Cihâd 4, (1674).
2160 - Ebü Hüreyre (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki: "Bir sefere üç kişi beraber çıkınca birini emîr (başkan) yapsınlar."
Ebü Dâvud, Cihâd 87, (2609).
Ebü Saîd (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki
2166 - Ebü Saîd (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki: "Kimin yanında fazla hayvan varsa, onu hayvanı olmayana versin. Kimin de fazla azığı varsa onu azığı olmayana versin."
Resülullah, bazı mal çeşitlerini bu suretle saymaya devam etti. Öyle ki, bizden hiç kimsenin (yol sırasında) herhangi bir fazlalıkta hakkı olmadığı düşünvesine vardık."
Müslim, Lukata 18, (1728); Ebü Dâvud, Zekât 32, (1663).
2167 - Hz.Câbir (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) gazveye çıkmak arzu etti ve: "Ey Muhâcir ve Ensâr topIuluğu! Kardeşlerinizden öyleleri var ki ne malları var ne de aşîretleri. Herbiriniz, iki veya üç kişiyi yanına alsın" dedi."
(Hz. Câbir devamla der ki): "Bu tamim üzerine ben iki veya üç kişiyi yanıma aldım. (Yol boyu) devemde, diğerlerinin sırası gibi benim de bir (binme) sıram vardı."
2168 - Yine Hz. Câbir (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) yürüme sırasında geride kalır, (kafileye kavuşturmak için) zayıf hayvanı sürer, üzerindekini terkisine alır ve onlara dua ederdi."
Sevgili Peygamberimiz buyuruyorlar;
“Seninle ilgisini kesenden sen ilgini kesme!
Sana vermeyene sen ver!
Sana kötülük edeni bağışla!”
(Ahmed İbni Hanbel, Müsned, IV)
Sevgili Peygamberimiz buyuruyorlar;
Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.
Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248.
ALLAH Resûlü sallALLAHu aleyhi ve sellem buyurdu:
''Kisi gecenin bir kisminda uykudan uyanip da ailesini de uyandirdigi ve ikiser rek'at namaz kildiklari zaman ALLAH'i çok zikreden erkeklerle kadinlardan sayilirlar.
(Ebû Dâvud, Ibn-i Mâce)
Hiç kimse kendi elinin
kazandığından daha
hayırlı bir yemek
yememiştir.Muhakkak ki
Davud aleyhisselam kendi
elinin kazandığını yerdi.
(Buhari)
Ammâre İbnu Rueybe radıyu ALLAH u anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Güneşin doğmasından ve batmasından önce namaz kılan hiç kimse ateşe girmeyecektir. -Burada sabah ve ikindi namazları kastedilir-."
Müslim, Mesacid 213, (634); Ebu Dâvud, Salât 9, (427); Nesâi, Salât 21, (1, 241).
Abdullah bin Mesud (r.a):
Rasulullah (s.a.v):Ancak iki
konuda imrenme (haset)
vardır: Allah'ın kendisine
mal verip de bu malı hak
yolda harcattığı kimse ile
Allah'ın kendisine ilim
(hikmet) verip de bu ilimle
(hikmetle) hüküm veren ve
bu ilmi (hikmeti) öğreten
kimseye.buyurdu.
(Buhari,ilim,15)
Malik(r.a)'ten: Doğruluktan
ayrılmayın! (bunun sevabını
siz sayamazsınız) Şunu iyi
bilin ki: Amellerinizin en
hayırlısı namazdır. Abdestli
olarak durmaya ancak
mümin riayet eder.
(Rüdani,I,143,923)
Ebu Hureyre'den:
Peygamber (s.a.v) şöyle
buyurdu: Bir tacir vardı.
İnsanlara borç verip
dururdu.Borçluyu fakir gördüğü
zaman hizmetçilerine hitaben:
Buna müsamaha gösteriniz,
Allah'ın da bizlere
müsamaha etmesi umulur.derdi.
İşte bu huyundan dolayı Allah o
taciri müsamaha ve
affeylemişti.
(Buhari, IV,30 1921)
Sıratı ilk gecenler
Kur’an-ı kerimi en iyi açıklıyan Peygamber efendimiz, Sırat köprüsü hakkında bildirdiği hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:
(Cehennem üzerine Sırat köprüsü kurulur. Buradan ümmetiyle ilk geçecek Peygamber ben olurum.) [Buharî]
(Kıyamette Sırat köprüsünün başında durur, ümmetimin geçmesini beklerim. Allahü teâlâ, "Dilediğini iste, istediklerine şefaat et, şefaatin kabul olunacaktır." buyurur. Ümmetime şefaatten sonra, yalvarmaya devam ederim. Rabbim bana "Ümmetinden ihlasla bir defa "La ilahe illAllah" diyen ve imanla ölen herkesi cennete koy" buyuruncaya kadar yerimden kalkmam.) [İ. Ahmed]
(Sırat köprüsünü geçmek herkesin nuruna bağlıdır. Kimi göz açıp yumuncaya kadar, kimi şimşek gibi, kimi yıldız akması gibi, kimi koşan at gibi sıratı geçerler. Nuru çok az olan da yüzüstü sürünür. Elleri ve ayakları kayar, tekrar yapışır. Nihayet sürüne sürüne kurtulur.) [Taberânî]
(Ehl-i beytimi ve Eshabımı çok seven kimselerin, Sırat köprüsünden geçerken ayakları kaymaz.) [Deylemî](/B)
Rasulullah s.a.v. Efendimiz, en hayırlı insan olma yolunu şöyle tarif etmiştir:
“İnsanların en hayırlısı, Allah için diğer insanlara en faydalı olandır.”
(Taberânî, İbn Ebi’d-Dünya, Süyûtî).
Ebû Derda (r.a.) anlatıyor:
“Allah Resûlü’nü (s.a.v.) şöyle derken dinledim:
‘Kim ilim tahsili için yola koyulursa Allah onun için cennete giden yolu kolaylaştırır.
Melekler, yaptığı işten dolayı duydukları hoşnutluğu belirtmek üzere ilim öğrenenin üzerine kanatlarını gererler. Göktekiler ve sudaki balıklara varıncaya kadar yeryüzünde yaşayan tüm canlılar ilim öğrenen kimse için mağfiret dilerler.
Alimin, ibadetle meşgul olan (âbid) kimseye olan üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Alimler peygamberlerin varisleridir. Peygamberler ne dinar ne de dirhem miras bırakmazlar. Peygamberler miras olarak sadece ilim bırakırlar. Kim ilmi elde ederse büyük bir pay ele geçirmiş olur.”
Ebû Davud, Tirmizî, İbn Mâce, Beyhaki ve İbn Hibban
Hz. Enes radıyu anh anlatıyor:
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Allah bir kuluna hayır murad ettimi onun cezasını tacil edip dünyada verir; bir kulu hakkında da kötülük murad ettimi onun günahlarını tutar, kıyamet günü cezasını verir." [Tirmizî, Zühd 57, (2398).]
Ebu Hüreyre (radıyu anh) anlatıyor "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Mü'min erkek ve kadının nefsinde, çocuğunda, malında bela eksik olmaz. Tâ ki hatasız olarak Allah'a kavuşsun." [Muvatta, Cenâiz 40, (1, 236); Zühd 57, (2401).]
Ebu Hüreyre ve Ebu Said (radıyu anhüma)'nın anlattıklarına göre, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurmuştur:
"Mü'min kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık, bir üzüntü hatta ufak tasa isabet edecek olsa, Allah onun sebebiyle mü’minin günahından bir kısmını mağrifet buyurur." [Buhârî, Marda 1; Müslim, Birr 52, (2573); Tirmizî, Cenâiz 1, (966).]
Ravi: Amr İbnu Şuayb an ebihi an ceddihi
Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: Kıyamet günü, mütekebbirler küçük karıncalar gibi haşrolunurlar. Onları her yönden zillet bürümüştür. Cehennemde Büles denen bir hapishaneye sevkedilirler. Ateşlerin ateşi onları bürür. Cehennem ehlinin irinleri kendilerine içecek olarak verilir. Bu içeceğe tinetu'l-habal denir."
Kaynak: Tirmizi, Kıyamet 48, (2494)
Ravi: Ebu Hureyre
Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bir adam, nefsinin hoşuna giden bir takım elbise içinde saçları da yapılmış olarak giderken yürüme sırasında kibre düşmüştü ki, birden yere battı. Kıyamet kopuncaya kadar orada zorlukla batmaya devam edecek."
Kaynak: Buhari, Libas 5; Müslim, Libas 49, (2088)
alıntıdır
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki
"Sizden birisi namaz kıldığında hakikatte Rabbiyle konuşmaktadır.
Öyleyse nasıl konuştuğuna dikkat etsin."
(Hakim)
Resul-i Ekrem salla'llahu aleyhi ve sellem buyurdu ki;
" Ben güzel huyları tamamlamak için gönderildim. "
( Hazret-i Malik radiya'llahu anh'den,
Hadisi, Malik Muvatta ' da rivayet etmiştir. )
Resûl-i Ekrem (aleyhissalâtu vesselâm), (bir gün) sordu:
"En hayırlı olan ve derecenizi en ziyade artıran, melîkinizin yanında en temiz, sizin için gümüş ve altın paralar bağışlamaktan daha sevaplı, düşmanla karşılaşıp boyunlarını vurmanız veya boyunlarınızı vurmalarından sizin için daha hayırlı olan amelinizin hangisi olduğunu haber vereyim mi ?"
"Evet! Ey Allah'ın Resûlü!" dediler.
"Allah'ın zikridir!" buyurdu.
Tirmizî, Daavat 6, (3374); Muvatta, Kur'ân 24.
Peygamber efendimiz Hazreti Muhammet Mustafa Sallallahu aleyhivessellem
buyurdular ki;
"Alimleri ziyaret eden beni ziyaret etmiş gibidir."
(Hadîs-i Şerîf Keşfü'l Hafâ)
Peygamberimiz;
Hazreti Muhammet Mustafa Sallallahu aleyhivessellem efendimiz
buyurdular ki;
"Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetce asla sapıtmayacaksınız:
Allah'ın Kitab'ı ve Resûlünün sünneti".
Muvatta, Kader 3, (2, 899).
Resulullah (sallallahü aleyhi ve selem ) buyurdu ki ;
“Kişi sevdiği ile beraberdir.”
Resulullah (sallallahü aleyhi ve selem ) buyurdu ki ;
“Haya imandandır.”
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdularki ;
" Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz. "
Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6
Resulullah (sallallahü aleyhi ve selem ) buyurdu ki ;
“Erteleyenler, helak oldu”
Resulullah (sallallahü aleyhi ve selem ) buyurdu ki ;
“ Tefekkür gibi ibadet yoktur.”
Resulullah (sallallahü aleyhi ve selem ) buyurdu ki ;
“Müminin kalbi, Rahman’ın Arşıdır.”
Rasulullah Efendimiz Hadis-İ Şeriflerinden birkaçında şöyle buyurmaktadır;
“Hiçbir ibâdetin kıymeti, Zilhicce ayının ilk on gününde yapılanın kıymeti gibi olamaz.”
“Zilhiccenin ilk on gecesinde yapılan amel için, 700 misli sevap verilir.”
“ “Bu on günün hayrından mahrum olan kimseye yazıklar olsun! Bilhassa dokuzuncu [Arefe] günü oruçla geçirmelidir. Onda o kadar çok hayır vardır ki, saymakla bitmez.”
“Zilhiccenin ilk on günü fazilette bin güne, Arefe günü ise, on bin güne eşittir.” Peygamber Efendimiz, Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerin, diğer aylarda yapılan amellerden daha kıymetli olduğunu bildirince, Eshab-ı Kiram; “Ya Resulallah, Allah yolundaki cihattan da mı daha kıymetlidir.” diye sual ettiler. Peygamber Efendimiz, cevabında, “Evet cihattan da kıymetlidir. Ancak canını, malını esirgemeden harbe gidip şehit olan kimsenin cihâdı daha kıymetlidir.” buyurdu.
Allah Teala kudsi bir hadiste şöyle buyurmuştur:
Kim benim hükmüme rıza göstermez, verdiğim musibete sabretmezse benden başka bir rab arasın”(2)
Beyhaki, Şuabul İman, nr.200; Taberani, el-Kebir, 22/321; Heysemi, Mecmaüz Zevaid, 7/207; Süyuti, es-Sagir, nr.6009, 6010,9027
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki ;
"Ameller niyetlere göredir."
Rıyazu's Salihin / 1 (Buhârî, Bedü’l Vahy 1; Müslim,İmârât 155)
Selam vermek neden bu kadar önemli
İbni Ömer’in Buhari’de yer alan rivayetine göre, bir adam Resulullah’a (sas) ‘İslam’da yapacağım en hayırlı şey nedir?’ diye sorar. Resulullah da ona, “Yemek yedirmen ve tanıdık-tanımadık herkese selam vermendir.” buyurur.
Müslim’de rivayet edilen başka bir hadiste de ‘selam vermek’ cennete girme sebeplerinden biri sayılmıştır.
Allah’ın bir ismi olan ve Kur’an’da 24 defa geçen Selam’ın önemini kısaca şöyle belirtebiliriz:
1. Bir İslam şiarıdır.
2. Muhabbet ve güvenin belirtisidir.
3. Bir duadır.
4. Sosyal dayanışma ve kaynaşmanın vesilesidir.
5. Selam vermek sünnettir, korku durumu varsa vaciptir. Selam almak, kişiye farz-ı ayn, topluluğa da farz-ı kifayedir. Mektup ve şahıslar yoluyla gönderilen selamlara cevap vermek vaciptir.
6. Günaydın, hayırlı sabahlar gibi ifadeler selamın verdiği sevabı vermez. İşaretlerle veya eğilerek verilen selam caiz görülmemiştir.
7. Sesli Kur’an okuyana, ilim
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki ;
Allah'ü Teala'yı zikir, kalblerin şifasıdır.
ameller her perşembe ve pazartesi günü arzedilir. Aziz ve Celil olan Allah o gün, Allah'a hiçbir şirk koşmayan kulun günahını affeder. Bundan sadece kardeşiyle arasında düşmanlık olanı istisna eder, (onu affetmez) ve der ki: "Bu ikisini barışıncaya kadar terkedin.
Müslim, Birr 36, (2565); Muvatta, Hüsnü'l-Hulk 17, (2, 908); Ebu Davud, Edeb 55, (4916)
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki ;
Kişi dostunun dini üzeredir.
Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin.
Ebu Davud, Edeb 19, (4833); Tirmizi, Zühd 45, (2379)
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki ;
İmanın tadını,
Rabb olarak Allah'ı,
din olarak İslam'ı,
peygamber olarak Muhammed'i
seçip razı olanlar duyar
Müslim, İman 56, (34); Tirmizi, İman 10, (2625)
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki ;
Allah'ım!
Senden Seni sevmeyi,
Seni sevenleri sevmeyi
ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim.
Allah'ım! Senin sevgini,
bana canımdan,
ailemden
ve soğuk sudan daha sevgili kıl.
Tirmizî, "Deavât", 73
AMİİİİN kardeşim AMİİİİN ellerinizesağlık :)
EMEĞİNİZE SAĞLIK KARDEŞİM.
RABBİM HAFIZAMIZA VE RUHUMUZA DA NAKŞEDEBİLMEYİ NASİB EYLESİN...
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki ;
Bir genç, ihtiyar bir kimseye yaşı sebebiyle ikramda bulunursa, Allah yaşlılığında ona ikram edecek kimseleri mutlaka takdir eder.
Tirmizi, Birr 75, (2023)
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki ;
(Müslüman elinden ve dilinden müslümanların emin olduğu kimsedir.)
[Buhari]
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki ;
(Mümin akıllı basiretli uyanıktır. Her işte Allah’ın rızasını gözetir. Acele etmez ilim sahibidir haramlardan kaçar.)
[Deylemi]
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki
(Mümin koku satan kimse gibidir. Yanında otursan için açılır. Onunla gezsen veya ortak iş yapsan faydasını görürsün. Onun her işi faydalıdır.)
[Taberani]
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki
(Müminler birbirine karşı sevgi ve merhamette bir vücut gibidir. Vücudun bir yeri rahatsız olunca bütün vücut huzursuz olup onun tedavisi ile meşgul olunduğu gibi müslümanlar da böyle birbirine yardıma koşmalıdır.)
[Buhari]
Allah razı olsu elhamdulillah
hayırlı cumalar gerçekten hakkıyla tane tane anlatılmış kendisi zaten inciden daha değerli
Ravi: İbnu Mes'ud
Tanım: Resulullah (sav): "Kalbinde zerre miktar kibir bulunan kimse asla cennete girmeyecektir!" buyurmuştu. Bir adam: "Kişi elbisesinin güzel olmasını, ayakkabısının güzel olmasını sever!" dedi. Aleyhissalatu vesselam da: "Allah Teala hazretleri güzeldir, güzelliği sever! Kibir ise hakkın ibtali, insanların tahkiridir" buyurdular.
Kaynak: Müslim, İman 147; Ebu Davud, Edeb 29, (4091); Tirmizi, Birr 61, (1999)
Ravi: Ebu Hureyre
Tanım: Yakışıklı bir adam Resulullah (sav)'a gelerek: "Ben güzelliği seviyorum. Gördüğünüz gibi bana güzellik de verilmiş. Kimsenin beni, ayakkabı bağı bile olsa bu hususta geçmesinden hoşlanmıyorum. Ey Allah'ın Resulü! Bu (haram olan) kibre girer mi?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam: "Hayır! buyurdular. Ancak kibr, hakkı ibtal, halkı tahkirdir!"
Kaynak: Ebu Davud, Libas 29, (4092)
ALLAH Resûlü sallALLAHu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Size öyle bir zaman gelecektir ki, o zamanda şu üçten daha değerli bir şey olmayacaktır: Helâl para, candan arkadaşlık yapılacak bir kardeş, uygulanacak bir sünnet."
Huzeyfe radıyALLAHu anh. Taberânî.
Ebu Hureyre (r.a)’den Rasulullah (s.a.s)’in şöyle dediği rivayet edilmiştir:
«Siz insanları madenler gibi bulursunuz. İnsanların cahiliyyet devrinde hayırlı olanları; dini emirleri anlayıp amel ettikçe, İslam devrinde de hayırlıdırlar. Sizin, İslam’a karşı en şerli gördükleriniz, iman ettiklerinde en hayırlınız olabilir. İnsanların en şerlileri de iki yüzlü olan kimselerdir ki, onlara bir yüzle gelirler, bunlara da başka bir yüzle gelirler.»
(Buhari-Müslim)
Arkadaşlığa dair hadis-i şeriflerden derlemeler:
Arkadaş
İbnu Ömer (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki:
- İbnu Ömer (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki: "İnsanlar yalnızlıktaki (mahzuru) benim kadar bilselerdi, hiçbir atlı tek başına bir gececik olsun yol yapmazdı."
Buhârî, Cihâd 135; Tirmizî, Cihâd 4, (1673).
2158 - Said İbnu'l- Müseyyeb (rahimehullah) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki: "Şeytan tek başına olanla, iki kişi beraber olana sıkıntı verir. Eğer üç kişi olurlarsa onlara sıkıntı veremez."
Muvatta, İsti'zân 36, (2, 978).
2159 - Amr İbnu Şuayb an ebîhî an ceddihi (R.a) tarikinden naklediyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki: "Bir atlı bir şeytandır, iki atlı iki şeytandır, üç atlı bir gruptur."
Muvatta, İsti'zân 25, (2, 978); Ebü Dâvud, Cihad 86, (2607); Tirmizî, Cihâd 4, (1674).
2160 - Ebü Hüreyre (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki: "Bir sefere üç kişi beraber çıkınca birini emîr (başkan) yapsınlar."
Ebü Dâvud, Cihâd 87, (2609).
Ebü Saîd (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki
2166 - Ebü Saîd (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki: "Kimin yanında fazla hayvan varsa, onu hayvanı olmayana versin. Kimin de fazla azığı varsa onu azığı olmayana versin."
Resülullah, bazı mal çeşitlerini bu suretle saymaya devam etti. Öyle ki, bizden hiç kimsenin (yol sırasında) herhangi bir fazlalıkta hakkı olmadığı düşünvesine vardık."
Müslim, Lukata 18, (1728); Ebü Dâvud, Zekât 32, (1663).
2167 - Hz.Câbir (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) gazveye çıkmak arzu etti ve: "Ey Muhâcir ve Ensâr topIuluğu! Kardeşlerinizden öyleleri var ki ne malları var ne de aşîretleri. Herbiriniz, iki veya üç kişiyi yanına alsın" dedi."
(Hz. Câbir devamla der ki): "Bu tamim üzerine ben iki veya üç kişiyi yanıma aldım. (Yol boyu) devemde, diğerlerinin sırası gibi benim de bir (binme) sıram vardı."
2168 - Yine Hz. Câbir (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) yürüme sırasında geride kalır, (kafileye kavuşturmak için) zayıf hayvanı sürer, üzerindekini terkisine alır ve onlara dua ederdi."
Sevgili Peygamberimiz buyuruyorlar;
“Seninle ilgisini kesenden sen ilgini kesme!
Sana vermeyene sen ver!
Sana kötülük edeni bağışla!”
(Ahmed İbni Hanbel, Müsned, IV)
Sevgili Peygamberimiz buyuruyorlar;
Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.
Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248.
ALLAH Resûlü sallALLAHu aleyhi ve sellem buyurdu:
''Kisi gecenin bir kisminda uykudan uyanip da ailesini de uyandirdigi ve ikiser rek'at namaz kildiklari zaman ALLAH'i çok zikreden erkeklerle kadinlardan sayilirlar.
(Ebû Dâvud, Ibn-i Mâce)
Hiç kimse kendi elinin
kazandığından daha
hayırlı bir yemek
yememiştir.Muhakkak ki
Davud aleyhisselam kendi
elinin kazandığını yerdi.
(Buhari)
Ammâre İbnu Rueybe radıyu ALLAH u anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Güneşin doğmasından ve batmasından önce namaz kılan hiç kimse ateşe girmeyecektir. -Burada sabah ve ikindi namazları kastedilir-."
Müslim, Mesacid 213, (634); Ebu Dâvud, Salât 9, (427); Nesâi, Salât 21, (1, 241).
Abdullah bin Mesud (r.a):
Rasulullah (s.a.v):Ancak iki
konuda imrenme (haset)
vardır: Allah'ın kendisine
mal verip de bu malı hak
yolda harcattığı kimse ile
Allah'ın kendisine ilim
(hikmet) verip de bu ilimle
(hikmetle) hüküm veren ve
bu ilmi (hikmeti) öğreten
kimseye.buyurdu.
(Buhari,ilim,15)
Malik(r.a)'ten: Doğruluktan
ayrılmayın! (bunun sevabını
siz sayamazsınız) Şunu iyi
bilin ki: Amellerinizin en
hayırlısı namazdır. Abdestli
olarak durmaya ancak
mümin riayet eder.
(Rüdani,I,143,923)
Ebu Hureyre'den:
Peygamber (s.a.v) şöyle
buyurdu: Bir tacir vardı.
İnsanlara borç verip
dururdu.Borçluyu fakir gördüğü
zaman hizmetçilerine hitaben:
Buna müsamaha gösteriniz,
Allah'ın da bizlere
müsamaha etmesi umulur.derdi.
İşte bu huyundan dolayı Allah o
taciri müsamaha ve
affeylemişti.
(Buhari, IV,30 1921)
Sıratı ilk gecenler
Kur’an-ı kerimi en iyi açıklıyan Peygamber efendimiz, Sırat köprüsü hakkında bildirdiği hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:
(Cehennem üzerine Sırat köprüsü kurulur. Buradan ümmetiyle ilk geçecek Peygamber ben olurum.) [Buharî]
(Kıyamette Sırat köprüsünün başında durur, ümmetimin geçmesini beklerim. Allahü teâlâ, "Dilediğini iste, istediklerine şefaat et, şefaatin kabul olunacaktır." buyurur. Ümmetime şefaatten sonra, yalvarmaya devam ederim. Rabbim bana "Ümmetinden ihlasla bir defa "La ilahe illAllah" diyen ve imanla ölen herkesi cennete koy" buyuruncaya kadar yerimden kalkmam.) [İ. Ahmed]
(Sırat köprüsünü geçmek herkesin nuruna bağlıdır. Kimi göz açıp yumuncaya kadar, kimi şimşek gibi, kimi yıldız akması gibi, kimi koşan at gibi sıratı geçerler. Nuru çok az olan da yüzüstü sürünür. Elleri ve ayakları kayar, tekrar yapışır. Nihayet sürüne sürüne kurtulur.) [Taberânî]
(Ehl-i beytimi ve Eshabımı çok seven kimselerin, Sırat köprüsünden geçerken ayakları kaymaz.) [Deylemî](/B)
Rasulullah s.a.v. Efendimiz, en hayırlı insan olma yolunu şöyle tarif etmiştir:
“İnsanların en hayırlısı, Allah için diğer insanlara en faydalı olandır.”
(Taberânî, İbn Ebi’d-Dünya, Süyûtî).
Ebû Derda (r.a.) anlatıyor:
“Allah Resûlü’nü (s.a.v.) şöyle derken dinledim:
‘Kim ilim tahsili için yola koyulursa Allah onun için cennete giden yolu kolaylaştırır.
Melekler, yaptığı işten dolayı duydukları hoşnutluğu belirtmek üzere ilim öğrenenin üzerine kanatlarını gererler. Göktekiler ve sudaki balıklara varıncaya kadar yeryüzünde yaşayan tüm canlılar ilim öğrenen kimse için mağfiret dilerler.
Alimin, ibadetle meşgul olan (âbid) kimseye olan üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Alimler peygamberlerin varisleridir. Peygamberler ne dinar ne de dirhem miras bırakmazlar. Peygamberler miras olarak sadece ilim bırakırlar. Kim ilmi elde ederse büyük bir pay ele geçirmiş olur.”
Ebû Davud, Tirmizî, İbn Mâce, Beyhaki ve İbn Hibban
Hz. Enes radıyu anh anlatıyor:
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Allah bir kuluna hayır murad ettimi onun cezasını tacil edip dünyada verir; bir kulu hakkında da kötülük murad ettimi onun günahlarını tutar, kıyamet günü cezasını verir." [Tirmizî, Zühd 57, (2398).]
Ebu Hüreyre (radıyu anh) anlatıyor "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Mü'min erkek ve kadının nefsinde, çocuğunda, malında bela eksik olmaz. Tâ ki hatasız olarak Allah'a kavuşsun." [Muvatta, Cenâiz 40, (1, 236); Zühd 57, (2401).]
Ebu Hüreyre ve Ebu Said (radıyu anhüma)'nın anlattıklarına göre, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurmuştur:
"Mü'min kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık, bir üzüntü hatta ufak tasa isabet edecek olsa, Allah onun sebebiyle mü’minin günahından bir kısmını mağrifet buyurur." [Buhârî, Marda 1; Müslim, Birr 52, (2573); Tirmizî, Cenâiz 1, (966).]
Ravi: Amr İbnu Şuayb an ebihi an ceddihi
Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: Kıyamet günü, mütekebbirler küçük karıncalar gibi haşrolunurlar. Onları her yönden zillet bürümüştür. Cehennemde Büles denen bir hapishaneye sevkedilirler. Ateşlerin ateşi onları bürür. Cehennem ehlinin irinleri kendilerine içecek olarak verilir. Bu içeceğe tinetu'l-habal denir."
Kaynak: Tirmizi, Kıyamet 48, (2494)
Ravi: Ebu Hureyre
Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bir adam, nefsinin hoşuna giden bir takım elbise içinde saçları da yapılmış olarak giderken yürüme sırasında kibre düşmüştü ki, birden yere battı. Kıyamet kopuncaya kadar orada zorlukla batmaya devam edecek."
Kaynak: Buhari, Libas 5; Müslim, Libas 49, (2088)
alıntıdır
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki
"Sizden birisi namaz kıldığında hakikatte Rabbiyle konuşmaktadır.
Öyleyse nasıl konuştuğuna dikkat etsin."
(Hakim)
Çift Yarık Deneyi Nedir? Uterus didelphys nedir? Schumann rezonansı nedir?
Young'ın çift yarık interferometresi olarak da adlandırılan Young'ın girişim deneyi, on dokuzuncu yüzyılın başında Thomas Young tarafından gerçekleştirilen modern çift yarık deneyinin orijinal versiyonuydu. Bu deney ışığın dalga modeli'nin genel kabul görmesinde önemli bir rol oynadı. [1] Young'ın kendi görüşüne göre, bu onun birçok başarısından en önemlisiydi.
17. ve 18. yüzyıllarda ışığın yayılımına ilişkin teorileri
Bu dönemde, Robert Hooke, Christiaan Huygens ve Leonhard Euler dahil olmak üzere birçok bilim adamı, deneysel gözlemlere dayanan bir ışık dalga teorisi önerdi. [2] Bununla birlikte, ışıkla ilgili birçok deneysel araştırma yapan Isaac Newton, ışığın dalga teorisini reddetmiş ve ışığın küçük parçacıklar şeklinde yayıldığını savunan ışık teorisini geliştirmiştir. [3] Bu teori, kenarlardaki veya dar açıklıklardaki kırınım etkileri, ince filmlerdeki ve böcek kanatlarındaki renkler ve iki ışık huzmesi birbirine çaprazlandığında ışık parçacıklarının birbirine çarpmasında bariz başarısızlığı içeren birçok olguyu açıklayamamasına rağmen, on dokuzuncu yüzyılın başına kadar geçerliliğini korudu. Işık ışınlarının kesişmesi, Pierre-Simon Laplace ve Jean-Baptiste Biot da dahil olmak üzere birçok seçkin destekçisi olan cisimsel teori tarafından yeterince açıklanamadı.
Young'ın dalga teorisi üzerine çalışması
Young tarafından 1802'de Londra Kraliyet Enstitüsü'ne verilen derslerle ilgili 1807'de yayınlanan bir kitaptan
1790'larda Göttingen'de tıp okurken, Young sesin fiziksel ve matematiksel özellikleri üzerine bir tez yazdı [4] ve 1800'de Kraliyet Cemiyeti'ne (1799'da yazılmış) bir makale sundu ve burada ışığın da bir dalga harekiti olduğunu savundu. Young'ın bu fikri , Newton'un parçacık teorisiyle çeliştiği için belirli bir şüphecilikle karşılandı. Yine de fikirlerini geliştirmeye devam etti. Bir dalga modelinin ışık yayılımının birçok yönünü cisimsel (küçük parçacıklarla yayılma modeli) modelden çok daha iyi açıklayabileceğine inanıyordu: Çok geniş bir olgular sınıfı bizi daha da doğrudan aynı sonuca götürür; bunlar esas olarak şeffaf plakalar aracılığıyla ve kırınım veya bükülme yoluyla renklerin üretilmesinden oluşur, bunların hiçbiri (fırlatılmış cisimcik) parçacık modelinin en samimi savunucuları bile tatmin etmek için yeterince ayrıntılı veya kapsamlı bir şekilde yayılım varsayımıyla açıklanmamıştır. Öte yandan bunların tümü, iki müzik aleti telinin mükemmel olmayan birleşimle , birlikte titreşmesiyle oluşan seste, bir vuruş duyumu oluşturan şeye neredeyse benzer bir şekilde, çift ışık huzmesinin girişiminin etkisiyle açıklanabilir.
Thomas Young'ın su dalgaları gözlemlerine dayanan girişim taslağı [5]
1801'de Young, Royal Society'ye çeşitli girişim olaylarını açıklayan "Işığın ve renklerin teorisi üzerine" [6] başlıklı ünlü bir makale sundu. 1803'te ünlü girişim deneyini anlattı. [7] Modern çift yarık deneyinin aksine, Young'ın deneyi güneş ışığını (bir yönlendirme aynası kullanarak) küçük bir delikten yansıtır ve ince ışını bir kağıt kart kullanarak ikiye böler. [5] [7] [8] Deneyi anlatırken ışığın iki yarıktan geçme olasılığından da bahseder:
Çift yarık deneyinin modern gösterimi
Herhangi bir renkteki ışığın, belirli bir genişlikteki veya belirli bir frekanstaki dalgalanmalardan oluştuğunu varsayarsak, bu dalgalanmaların, su dalgaları ve ses dalgaları(atımları) durumunda daha önce incelediğimiz etkilere bağlı olması gerektiği sonucu çıkar. Birbirine yakın merkezlerden ilerleyen iki eşit dalga dizisinin, belirli noktalarda birbirlerinin etkilerini yok ettiği, diğer noktalarda ise iki katına çıkardığı; ve iki sesin dövülmesi de benzer bir girişimle açıklanmıştır. Şimdi aynı ilkeleri renklerin alternatif birleşimine ve yok oluşuna uygulayacağız.
İki ışık parçasının etkilerinin bu şekilde birleşebilmesi için, bunların aynı kökenden türetilmiş olmaları ve aynı noktaya birbirinden çok fazla sapmayan yönlerde farklı yollardan varmaları gerekir. Bu sapma, bölümlerin birinde veya her ikisinde kırınım, yansıma, kırılma veya bu etkilerin herhangi birinin birleştirilmesiyle üretilebilir; ancak en basit durum, homojen bir ışık huzmesinin, ışığın her yöne kırıldığı, sapma merkezleri olarak kabul edilebilecek iki çok küçük delik veya yarık bulunan bir ekranın üzerine düştüğü zamandır. Bu durumda, yeni oluşturulmuş iki ışın, onları kesecek şekilde yerleştirilmiş bir yüzey üzerine alındığında, ışığı koyu şeritlerle neredeyse eşit kısımlara bölünür, ancak yüzey açıklıklardan daha uzak olduğu için daha da genişler. tüm mesafelerde açıklıklardan hemen hemen eşit açılar alırlar ve açıklıklar birbirine daha yakın olduklarında aynı oranda daha genişler. İki bölümün ortası her zaman hafiftir ve her iki taraftaki parlak şeritler o kadar uzaktadır ki, deliklerden birinden onlara gelen ışık, diğerinden gelen ışıktan daha uzun bir boşluktan geçmiş olmalıdır. bir, iki, üç veya daha fazla varsayılan dalgalanmanın genişliğine eşit olan bir aralık, aradaki karanlık boşluklar ise yarı varsayılan dalgalanma, bir buçuk, iki buçuk veya iki buçuk farka karşılık gelir. daha fazla.
Deneylerin karşılaştırılmasından, aşırı kırmızı ışığı oluşturan dalgalanmaların genişliğinin havada yaklaşık 36 bin inç ve aşırı menekşe renginin 60 binde biri kadar olduğu varsayılmalıdır; ışığın yoğunluğuna göre tüm spektrumun ortalaması yaklaşık 45 binde birdir.
Bu boyutlardan, bilinen ışık hızı üzerinden hesaplandığında, bu tür dalgalanmaların neredeyse 500 milyon milyonunun göze bir saniyede girmesi gerektiği sonucu çıkar. Beyaz veya karışık ışığın iki bölümünün kombinasyonu, uzak mesafeden bakıldığında, bu aralığa karşılık gelen birkaç beyaz ve siyah şerit sergiler: daha yakından incelendiğinde, farklı genişliklerde sonsuz sayıda şeridin belirgin etkileri ortaya çıkmasına rağmen. derece derece birbirine geçen güzel bir renk çeşitliliği üretmek için bir araya getirilecek. Merkezi beyazlık önce sarımsı bir renge, ardından sarımsı bir renge dönüşür, ardından koyu kırmızı, mor ve mavi gelir ve bunlar birlikte uzaktan bakıldığında koyu bir şerit olarak görünür; bundan sonra yeşil bir ışık belirir ve arkasındaki karanlık alan koyu kırmızı bir renge sahiptir; sonraki ışıkların hepsi az çok yeşil, karanlık alanlar mor ve kırmızımsı; ve kırmızı ışık, tüm bu etkilerde o kadar baskın görünüyor ki, kırmızı veya mor şeritler, sanki ışıkları ayrı ayrı alınmış gibi, karışık saçaklarda hemen hemen aynı yeri işgal ediyor.
Uzak alan saçakları için geometri
Şekil, uzak alan görüntüleme düzleminin geometrisini göstermektedir. İki nokta kaynağından görüş düzleminde belirli bir noktaya giden ışığın göreli yollarının θ açısı ile değiştiği, dolayısıyla bunların göreli fazlarının da değiştiği görülmektedir. Yol farkı bir tam sayı dalga boyuna eşit olduğunda, iki dalga parlaklıkta bir maksimum elde etmek için toplanırken, yol farkı yarım dalga boyuna veya bir buçuk vb.'ye eşit olduğunda, iki dalga iptal edin ve yoğunluk minimumda.
Doğrusal ayırma (mesafe) - Δ y {\displaystyle \Delta y} Ekrandaki saçaklar arasındaki (maksimum parlaklığa sahip çizgiler) denklemi ile verilir. :
nerede L {\displaystyle L} yarık ve ekran arasındaki mesafedir, λ {\displaystyle \lambda } ışığın dalga boyu ve d {\displaystyle d} şekilde gösterildiği gibi yarık ayrımıdır.
Saçakların açısal aralığı, θf , daha sonra tarafından verilir
θ f ≈ λ / d {\displaystyle \theta _{f}\approx \lambda /d}
burada θf <<1 ve λ ışığın dalga boyudur . Young tarafından belirtildiği gibi, saçakların aralığının dalga boyuna, deliklerin ayrılmasına ve yarıklar ile gözlem düzlemi arasındaki mesafeye bağlı olduğu görülebilir.
Bu ifade, ışık kaynağı tek bir dalga boyuna sahipken, Young güneş ışığını kullandığında ve bu nedenle yukarıda tarif ettiği beyaz ışık saçaklarına baktığında geçerlidir. Beyaz ışık saçak deseni, farklı renklerde bir dizi bireysel saçak deseninden meydana geldiği düşünülebilir. Bunların hepsinin merkezde bir maksimum değeri vardır, ancak aralıkları dalga boyuna göre değişir ve üst üste bindirilen desenler, maksimumları farklı yerlerde olacağından renk olarak değişecektir. Normal olarak sadece iki veya üç saçak gözlemlenebilir. Young, mor ışığın dalga boyunu 400 olarak tahmin etmek için bu formülü kullandı. nm ve kırmızı ışığınki bunun yaklaşık iki katı - bugün hemfikir olacağımız sonuçlar.
1803-1804 yıllarında, Edinburgh Review'da Young'ın teorilerine yönelik bir dizi imzasız saldırı yayınlandı. Anonim yazar (daha sonra Edinburgh Review'un kurucusu Henry Brougham olduğu ortaya çıktı), Young'ın okur kitlesi arasındaki güvenilirliğini, Young'ın Kraliyet Enstitüsü derslerini yayınlamayı taahhüt eden bir yayıncının anlaşmadan geri adım atmasına yetecek kadar zayıflatmayı başardı. Bu olay, Young'ın tıbbi uygulamalarına daha fazla ve fiziğe daha az odaklanmasına neden oldu. [9]
Işığın dalga teorisinin kabulü
1817'de, Fransız Bilimler Akademisi'ndeki Siméon Denis Poisson'un da dahil olduğu cisimcik teorisyenleri, gelecek yılın ödülünün konusunu bir parçacık teorisyeninin kazanacağından emin olarak, kırınım olarak belirlediler. [4] Augustin-Jean Fresnel, dalga teorisine dayanan ve özü Huygens ilkesi ile Young'ın girişim ilkesinin sentezinden oluşan bir tez sundu. [2]
Poisson, Fresnel'in teorisini ayrıntılı olarak inceledi ve elbette ışığın parçacık teorisinin bir destekçisi olmanın yanlış olduğunu kanıtlamanın bir yolunu aradı. Poisson, Fresnel'in teorisinin bir sonucu olarak, noktasal bir ışık kaynağını engelleyen dairesel bir engelin gölgesinde eksen üzerinde parlak bir noktanın var olacağını öne sürerken bir kusur bulduğunu düşündü. ışığın parçacık teorisi. Poisson, Fresnel'in teorisinin doğru olamayacağını ilan etti: kesinlikle bu sonuç saçmaydı. ( Poisson noktası günlük durumlarda kolayca gözlenmez, çünkü günlük ışık kaynaklarının çoğu iyi nokta kaynakları değildir. Aslında, orta derecede parlak bir yıldızın, eşmerkezli bir kırınım halkaları dizisi içinde parlak bir merkezi nokta olarak göründüğü, odaklanmamış teleskopik görüntüsünde kolayca görülebilir. )
Ancak komite başkanı Dominique-François-Jean Arago, deneyi daha ayrıntılı olarak gerçekleştirmenin gerekli olduğunu düşündü. 2 mm'lik metalik bir diski mumlu bir cam plakaya kalıpladı. [10] Tahmin edilen noktayı gözlemlemeyi başarması herkesi şaşırttı ve bu da çoğu bilim insanını ışığın dalga-doğası konusunda ikna etti. Sonunda, Fresnel yarışmayı kazandı.
Bundan sonra, ışığın cisimcik teorisi yok edildi ve 20. yüzyıla kadar bir daha duyulmadı. Arago daha sonra fenomenin (bazen Arago noktası olarak da adlandırılır) bir yüzyıl önce Joseph-Nicolas Delisle [1] [10] ve Giacomo F. Maraldi [11] tarafından zaten gözlemlendiğini kaydetti.
rahim didelfis nedir
Uterus didelphys ( eski Yunanca δίς, δί dis, di "two" ve δελφύς delphys "rahim"), uterus ve vajinadan oluşan çift sisteme sahip konjenital bir uterin malformasyondur . [1] [2]
Eşanlamlılar şunlardır: uterus bicornis, biservikal; Uterus dupleks, Uterus dupleks bicollis
patolojiDüzenlemek için
Müllerian kanallarının alt kısımlarının füzyonunun meydana gelmediği embriyonik gelişimdeki bir kusur nedeniyle, çift serviks ve sıklıkla vajinanın da ikiye katlanması dahil olmak üzere uterusta tam bir ikiye katlanma vardır. [3] [2]
dağıtımDüzenlemek için
Uterus didelfis, tüm Müllerian kanal anomalilerinin yaklaşık %8'ini oluşturur. [2] Prevalans yaklaşık %0.5'tir.
klinik bulgularDüzenlemek için
Klinik kriterler şunlardır: [2]
Korpus ve serviks uteri çift anlage
genellikle asemptomatik, bazen vajinal septuma bağlı disparoni (%75)
Doğmamış çocuğun pozisyonundaki anormallikler ve erken doğumlar için hamilelikte artan risk
Bir horn ve tek taraflı hidrokolpos veya hematokolposun olası obstrüksiyonu ile renal agenezi ve transvers vajinal septa ile bir ilişki vardır .
Teşhis
Tanı genellikle ultrasonografi ile konur .
ayırıcı tanıDüzenlemek için
Uterus bicornis ve uterus septus gibi diğer uterus malformasyonları ayırt edilmelidir .
Sendromlar bağlamındaDüzenlemek için
Bu malformasyon aynı zamanda OHVIRA sendromunda da (hemivaginanın tıkalı olduğu uterus didelphys ve ipsilateral renal agenezi) ortaya çıkabilir. [4]
EdebiyatDüzenlemek için
HP Haiges, F. Hübner, RA Schuhmann: Uterus didelphys ile İkizler hamileliği. İçinde: Doğum ve Jinekoloji. Cilt 51, No. 5, Mayıs 1991, sayfa 404–405, doi:10.1055/s-2007-1026168 , PMID 1869013 .
TC Park, HJ Lee: Pediococcus enfeksiyonu nedeniyle piyokolpos ile komplike olan kör bir hemivagina ile uterus didelfis ile birlikte bulunan gebelik: bir olgu sunumu ve yayınlanan raporların gözden geçirilmesi. İçinde: Doğum ve jinekoloji araştırmaları dergisi. Cilt 39, Sayı 7, Temmuz 2013, sayfa 1276-1279, doi:10.1111/jog.12049 , PMID 23718909 (İnceleme).
LM Cipullo, S Milosavljeviç, ED van Oudgaarden: Uterus didelphys: lohusalık torsiyonu raporu ve literatürün gözden geçirilmesi. In: Obstetrik ve jinekolojide vaka raporları , 2012, s. 190167, doi:10.1155/2012/190167 , PMID 22919522 , PMC 3419394 (serbest tam metin).
Uterus didelphys
Der Uterus didelphys (von altgriechisch δίς, δί dis, di „zwei“ und δελφύς delphys „Gebärmutter“) ist eine angeborene Uterusfehlbildung mit Doppelanlage der Gebärmutter und der Vagina.[1][2]
Synonyme sind: Uterus bicornis, bizervikaler; Uterus duplex, Uterus duplex bicollis
Pathologie
Es handelt sich um eine vollständige Doppelanlage der Gebärmutter einschließlich doppelter Zervix und häufig auch einer Doppelung der Vagina aufgrund einer Störung in der Embryonalentwicklung, bei der die Verschmelzung der unteren Anteile der Müller-Gänge ausgeblieben ist.[3][2]
Verbreitung
Der Uterus didelphys macht etwa 8 % aller Anomalien des Müller-Ganges aus.[2] Die Prävalenz beträgt etwa 0,5 %.
Klinische Erscheinungen
Klinische Kriterien sind:[2]
Doppelanlage von Corpus und Cervix uteri
meist symptomlos, gelegentlich Dyspareunie aufgrund des Vaginalseptums (in 75 %)
erhöhtes Risiko bei Schwangerschaften für Lageanomalien des Ungeborenen und Frühgeburten
Es besteht eine Assoziation mit Nierenagenesie und transversalen vaginalen Septen mit möglicher Obstruktion eines Hornes und einseitigem Hydrokolpos oder Hämatokolpos.
Diagnose
Uterus didelphys im Ultraschall
Die Diagnose wird in der Regel durch Sonografie gestellt.
Differentialdiagnose
Abzugrenzen sind andere Uterusfehlbildungen wie Uterus bicornis und Uterus septus.
Im Rahmen von Syndromen
Diese Fehlbildung kann auch beim OHVIRA-Syndrom (Uterus didelphys mit obstruierter Hemivagina und ipsilateraler Nierenagenesie) auftreten.[4]
Schumann rezonansı
Schumann rezonansı, 1952'de fizikçi Winfried Otto Schumann tarafından açıklanan, yeryüzü ile iyonosfer tabakası arasında meydana gelen doğal titreşime verilen isimdir. Küresel elektro manyetik bir alanın oluşması ve bu alan bünyesindeki titreşimsel veriye ilişkindir.
Güneşten gelen ışınlar, yıldırım ve buna benzer elektrik akımları ile yeryüzüne aktarılan, atmosfer içerisinde bulunan elektiriksel güç ile tetiklenen enerjiye bağlı titreşim. Schumann rezonans alanının frekansı 7.83, 14.3, 20.8, 27.3, 33.8 hertz aralıklarına sahiptir. Yani yeryüzü ile iyonosfer tabakası arasındaki boşluk, 7.8, 14.3, 20.8, 27.3 ve 33.8 Hz aralıklarında titreşen elektro manyetik alanlar halindedir.
[attachment=133232]
Afrodizyak Nedir? Afrodizyak Etkili Yiyecek Bitki ve Kokular Nelerdir?
Afrodizyak nedir?
Cinsellikle ilgili hiç konuşulmayan çarpıcı konuları gündeme getiren Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Genel Başkanı Psikoterapist Cem Keçe, afrodizyaklar ve cinsel hayata etkileriyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Afrodizyağı, cinsel isteği artırıcı etkileri olan maddelerin genel adı olarak tarif eden Keçe, sözcüğün kökeninin Yunanca olduğunu belirtti. Efsaneye göre, Aşk Tanrıçası Afrodit’in, her gece birlikte olduğu seçilmiş erkeklere, cinsel güçlerini artırıcı bitkisel içecekler ve karışımlar içirdiğini aktaran Keçe, cinsel isteğin ve cinsel gücün uyarıcı ve artırıcı etkisi olan maddelere verilen “afrodizyak” adının da bu efsaneden kaynaklandığını dile getirdi. Kadim çağlardan bu yana farklı kültürlerdeki insanların, çeşitli yiyeceklerle cinsel yaşamlarını iyileştirmeye çalıştıklarını ve ilaçlar, iksirler hazırladıklarını belirten Keçe, bazı gıdaların cinsel organlara benzemelerinden, bazılarının da denenerek cinsel etkileri nedeniyle afrodizyak olarak kullanıldıklarını kaydetti. Özellikle doğu ülkelerinin cinsel isteği artıracak formüllerin mucidi olduğunu ve bu konuda dünyaya öncülük yaptıklarını ifade eden Keçe, Anadolu tarihinde de afrodizyakların önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.
Afrodizyak etkisi gerçek mi?
Acaba afrodizyakların etkisi gerçek mi? Psikoterapist Cem Keçe, bu konunun halen tartışma konusu olduğunu ifade ederken, bunun yanında halen ilaç yapımında kullanılan bitkilerin şifa veren kimyasalları içerdiğine de dikkati çekti. “Afrodizyaklar, esrarengiz iksirler, sihirli karışımlar değildir” diyen Psikoterapist Keçe, tüketilen her yiyeceğin vücuda ve vücudun işlevlerini etki ettiğini hatırlattı. Bazı yiyeceklerdeki vitamin, mineral gibi besin öğelerinin, hormonlara, beyin kimyasına, vücudun enerji ve stres düzeylerine direk etki ettiğini ifade eden Psikoterapist Keçe, “Bunun sonucunda da cinsel organlarımız ve cinsel isteğimiz doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenir. Örneğin, bazı afrodizyaklar libido üzerinde etki yaparak cinsel isteğin artmasını sağlarken, bazıları da cinsel organlara giden kan akımını artırırlar” dedi. Psikoterapist Cem Keçe şunları kaydetti: “Afrodizyakların vücudumuzda hem fiziksel hem de psikolojik etkileri olduğunu ortaya koyan çok sayıda bilimsel araştırma var. Bunlara ek olarak afrodizyakların plasebo etkisini de göz ardı edemeyiz. Çünkü düşüncelerimizin, duygularımızın ve arzularımızın komuta merkezi beynimizdir. Dolayısıyla yediğimiz içtiğimiz bir şeyin cinsel isteğimizi artıracağını düşünmemizin cinsel isteği uyarıcı bir etkisinin olması kuvvetle muhtemeldir. Bundan yola çıkarak, fizyolojik etkenlere bağlı erken boşalma, cinsel isteksizlik, iktidarsızlık gibi cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde afrodizyakların etkilerinden yararlanılması mümkündür. Ancak unutmamak gerekir ki, insanın en büyük cinsel organı beynidir. Cinsellik beyinde başlar ve beyinde biter. Cinsellikle ilgili tüm duygu, düşünce, tavır ve aktifliğimiz beynimizdeki cinsellik algısına, cinsellikle ilgili deneyimlerimize, bilgimize bağlıdır.”
"Tarifsiz Mutluluk için gerekli olan malzemeler arasında 10 adet iri taneli kara üzüm, 1 adet kivi, 1 adet şeftali, 2 tatlı kaşığı nescafe, 2 adet incir, 1 paket vanilyalı puding, 1 adet hazır pasta tabanı, 1 paket irmik tatlısı, 1 lt süt, 1 su bardağı su ve 1 tatlı kaşığı Türk kahvesi vardır."
Cinsel Uyarıcı Maddeler - Afrodizyaklar
Herkesin az bildiği sahibi olduğu ve merakla okunacak yeni bir yazı. Afrodizyaklar hakkında yazıt. Nereden çıktı bu yazı:Güneydoğu Asya"da kınkanatlı böceklerin, Meksika'da tahtakurularının veya Afrika'da kaplan testisinin afrodizyak olduğu düşünülerek yenilmesi ve ülkemizde ise bitkilerden ve tatlılardan yararlanılması kadar padişah macunları veya mesir macunlarının sık tüketilmesi, insanların cinsel uyarıcı maddelere ne kadar önem verdiklerini göstermektedir. Bizde farklı bir bakış açısı ile bu konuyu ele alalım dedik.
Cinsel uyarıcı bitkilerin cinsel yaşam üzerindeki etkilerine dair tarihte pek çok efsane vardır. Bir efsaneye göre, Yunan Aşk Tanrıçası Afrodit, her gece birlikte olduğu seçilmiş erkeklere, onların cinsel gücünü artırıcı ve uyarıcı bitkisel içecekler ve karışımlar hazırlamaktaymış. İşte bu nedenle uyarıcı etkisi olan karışımlara "afrodizyak" adı verilmiştir.
Cinsel istek insan vücudunun en önemli işlevlerinden biridir. Cinsel istek genel olarak sağlıklı olma temeli ve hormonların etkisi olmak üzere iki ana temele dayanır. Cinsel isteği belirleyen ya da bunu kontrol eden en önemli fonksiyonların başında ise psikolojik durum gelmektedir. Cinsel hayatımızın sağlıklı olması ve dengeli bir bütünsellikle çalışabilmesi için, bedenin ve ruhun bir bütün olarak sağlıklı ve dinç olması gerekir. Kafanın rahat olması, stresten arınmış olmak, herhangi bir psikolojik sorunun olmaması cinsel isteği belirleyen en önemli faktördür. Eğer yaşam biçimimize karamsarlık hakimse ve düzenli beslenemiyorsak cinsel hayatımız bu durumdan olumsuz etkilenecektir.
İnsan vücuduna ağız yoluyla veya sürülerek dışarıdan alınan ilaç, hormon veya bir takım maddelerin cinsel eylemlerimiz üzerinde belli uyarıcı ve haz verici etkileri vardır. Bunlara afrodizyaklar denir. Tüm hücrelerimizle birlikte cinsel sistemimizi güçlendirip canlandıran ve organik işlevlerimizi destekleyen bu maddelerin etkileri iki şekilde olmaktadır: Bazı maddeler libido üzerinde etki yaparak cinsel isteği arttırırlar. Bazı maddeler ise sadece cinsel organların fiziksel tepkilerini farklılaştırarak erkekte ereksiyon yaparken kadında ise lubrikasyonu ve vajene giden kan akımını arttırırlar. Dölyatağını güçlendirici bitkilere örnek olarak; aslan pençesi, civan perçemi, çoban çantası, ökseotu, sarı kantaron, kediotu kökü, mayıs papatyası, hayıt meyvesi, aslan kuyruğu, keçi sakalı vb. verilebilir.
Trafik, iş stresi, ekonomik sorunlar cinsel yaşamı kabusa dönüştürmektedir. Sağlıklı bir cinsellik için her şeyden önce bol oksijen, güneş ışığı, temiz hava, egzersiz, yeterli ve düzgün uyku gerekmektedir. Çünkü bu saydıklarımız aşağıda sayacaklarımızdan daha güçlü bir afrodizyaktır.
Cinsel Uyarıcıların Etki Mekanizmaları
Cinsel uyarıcı maddelerin hangi koşullar içinde alındığı etki açısından önemlidir. Örneğin LSD genellikle cinsel isteği yok edicidir. Fakat bu madde erotik bir ortamda alınırsa veya bu maddenin özelliğinden habersiz olarak ondan cinsel uyarıcılık etkisi uman bireylerde cinsel isteğin arttırdığı görülmüştür. Kısaca;
1-Bu maddelerin çoğu beyindeki belli merkezler üzerinden etki yaparlar.
2-Bazılarıysa doğrudan doğruya cinsel organları denetleyen sinirler üzerinde uyarıcı olurlar.
3-Bazı ilaç ya da keyif verici maddeler sarhoşluk gibi genel bir durum yaratarak cinsel davranış farklılıklarına yol açarlar.
Afrodizyak Masaj Yağı
Kolaylıkla hazırlayabilen bu yağın uyarıcı etkisi oldukça yüksektir ve güzel kokusu çok etkileyicidir. Malzemeleri; 100 cc badem yağı, avakado yağı veya susam yağı, her birinden 6 damla olmak üzere gül, lavanta ve kişniş otu yağı ve yarım vanilya çubuğudur. Hazırlamak için bütün malzemeler birbirine iyice karıştırılır ve bu karışım koyu renkli cam bir şişeye koyulur. Daha sonra bu karışımın içine vanilya çubuğunu bütün olarak atılır. Karışım ışıktan uzak bir yerde 48 saat dinlenmesi için bekletilir. Vücuda masaj yaparak sürülen bu karışım ile kendinizi hoş heyecanlara bırakabilirsiniz.
Afrodizyak Mönüler
Erotizm ve yiyecekler ayrılmaz bir bütündür. Bu bağlamda içinde fındık, mısır, köri ve buğdayın kullanıldığı "Aşk Çorbası", çeşitli deniz ürünleri ve sebzeyle pişirilen "Deniz Ürünlü Sote" ve kuru incir, ceviz, tarçınla hazırlanan "Mutluluk İksirli Aşk Pastası" yada "Tarifsiz Mutluluk" afrodizyak özellikler taşıyan mönülerdir.
Çeşitli Afrodizyak Yiyecekler ve Bitkiler
*Kuşdili
*Maydanoz
*Nane
*Tarçın
*Kekik
*Kişniş
*Vanilya
*Sivri Biber
*Hardal
*Kereviz
*Ayçiçeği
*Greyfurt
*Çam Fıstığı
*Susam
*Sığır Eti
*Yumurta
*Bazı Erkek Hayvanların Erbezleri
*Kuşkonmaz
*Enginar
*Bezelye
*Badem
*Ceviz
*İstiridye: Tarihteki meşhur Kazanova"nın vazgeçilmez gıdasıydı. İçindeki çinko spermin çoğalmasına neden olduğu gibi cinsel isteği de artırmaktadır.
*Hindi: İstiridyeden daha fazla çinko ihtiva ediyor. Üstelik daha ucuz ve protein açısından da zengin.
*Roka: Bolca demir ve C vitamini içeriyor. Hem alyuvarlarınız için iyi hem de cinsel gücü artırıyor.
*Kereviz
*Muz Kabuğu
*Şalgam:Afrodizyak olduğu Aristotales zamanından beri bilinir.
*Çikolata: Çikolatanın içindeki yüksek şeker ve kalori cinsel uyarıcı ve keyif vericidir. Çikolata beyindeki serotonin seviyesini arttırır ve mutluluk hissi verir. Kadınlar erkeklere nispeten çikolatanın bu özelliklerine karşı daha duyarlıdır.
*Antep Fıstığı ve Fındık: İçerdikleri doymamış yağ asitleri ve E vitamini nedeni ile afrodizyak olarak kullanılırlar.
*Salatalık
*Kuşkonmaz
*Soğan
*Domates
*Fesleğen
*Karpuz
*Hindistancevizi
*Bal
*Pekmez
*Kırmızı Biber
Cinsel Gücü Arttıran Formüller
*Japon Eriği Karışımı
Çoğunlukla Uzakdoğu"da kullanılan bu karışım cinsel isteği, uyarılmayı ve orgazmı arttırır.
*Libido
Döllenmiş ve bir kaç gün bekletilen tavuk yumurtasının bileşenleriyle hazırlanan bir afrodizyak karışımdır.
*Hafsa Ana Macunu
Pekmez, Hindistan cevizi, zencefil, havlucan, hardal, limontuzu ve tarçın çiçeğinden yapılır.
*Padişah Macunu
Anadolu"da afrodizyak olarak kullanılan, çok sayıda ot, baharat, bal ve pekmezden elde edilen enerji veren bir karışımdır.
*Mesir Macunu
Karanfil, karabiber, anason, portakal kabuğu, bal, topalak, kebabe, kimyon, meyan balı ve sekerden yapılır.
*Doping Ballı Çerez
Bal, arısütü, 15 çeşit çerez, Hindistan cevizi, turp tohumu, kayısı çekirdeği ve çörek otundan elde edilen bir karışımdır.
*Aşk Taşı ve Chan Su
Hindistan"daki adıyla Aşk Taşı Batı, Çin"deki adıyla Chan Su afrodizyak bir karışımdır. Kurbağa derisinden ve bezlerinden elde edilen bu karışımlar beyini etkileyerek cinsel istek üzerinde olumlu etkiler yapmaktadır.
*Bafra Macunu
1 kg balın içine 300 gr toz zencefil, 300 gr toz zerdeçal, 60 gr dövülmüş kişniş, 1 gr iyi kalite safran, 60 gr kabukları ayıklanmış ve iyi dövülmüş kakule çekirdeği, 2 gr. hakiki safran, 60 gr. dövülmüş kişniş, 200 gr. kabuksuz dövülmüş antep fıstığı ve 100 gr. Çamfıstığı, 20 gr polen ve 20 gr arısütü katılarak elde edilir. Işık görmeyecek biçimde serin ve loş bir ortamda saklanır. Günde 2 kez bir çorba kaşığı kadar yenir.
Cinsel Uyarıcı Maddeler
*İspanyol Sineği
Binlerce yıldır cinsel uyarıcı olarak kullanılmaktadır. Kınkanatlı böceklerden elde edilir. Bir kimyasaldır. Uzak doğuda çok kullanılır. Aşırı dozda veya uygunsuz kullanımında ölümle sonuçlanan vakalar belirlenmiştir.
*Aslan Perisi Tozu
*Gergedan Boynuzu
Toz haline getirilmiş gergedan boynuzu da Çinliler tarafından kullanılmış ama hiç bir etki yapmadığı saptanmış bir maddedir.
*Saparna
Saparna bitkisinin çeşitli kısımlarından elde edilen karışımlar ilk kez Latin Amerika yerlileri tarafından afrodizyak olarak kullanılmıştır. Saparnadan elde edilen bu karışımlarda çeşitli hormonların bulunduğu saptanmıştır.
*Çadıruşağı Otu Toniği
Bu çok kötü kokulu ve sadece Asya'da yetişen bitkiden elde edilen tonik, Doğu ülkelerinde hem genel bir uyarıcı hem afrodizyak olarak kullanılmıştır.
*Ginseng-Kore Kırmızı Ginsengi
Çin'de binlerce yıldır ilaç yapımında kullanılan Panax Ginseng denilen yöresel bitki son yıllarda Batı'da çeşitli biçimlerde üretilmektedir. Genel bir uyancı olarak depresyonlara karşı ve enerji vermek amacıyla kullanılan ginseng; afrodizyak amaçla yenildiğinde cinsel fiziki performansı arttırır. Yorgunluğun atılmasını, cinsel organın kanlanmasını ve erkeğin zindelik kazanmasını sağlar. Jel, kapsül, tablet veya tamamen doğal formunda kullanılır. 1-2 haftalık kürler şeklinde uygulanır.
*Çinko
Afrodizyaktır ve prostat bezini güçlendirir.
*Zencefil
Afrodizyaktır. Balla birlikte alınır. Cinsel soğukluğu giderip vücudu ısıtır ve canlandırır. Yemeklere baharat olarak katılabilir. Kullanım süresi bir hafta-10 gündür.
*Zerdeçal
*Fosfor
*Kişniş
Özellikle kadınlarda cinsel bölgede enerjiyi dengeler. Baharat olarak tatlılara ve yiyeceklere katılır.
*Kakule
*Karanfil
Özellikle kadınlarda cinsel bölgede enerjiyi dengeler. Toksin atılmasına yardımcı olur. Taneyle tüketilir. Uzun süre kullanılabilir.
*Yabani Yulaf Özü
*Tarçın
Cinsel bölgede enerjiyi dengeler. Kabuk ve toz olarak tüketilir.
*Saparna
Bu bitkiden elde edilen çeşitli karışımların ilk kez Latin Amerikalı yerliler tarafından kullanıldığı bilinmektedir.
*Susam Yağı
Masajla dolaşımı canlandırır. Erojen bölgelerde cinsel uyarıcı etkisi yapar. Ilındırılmış yağ olarak kullanılır.
*Polen " Çiçek Tozu
Yapısında belli ölçüde testosteron ve diğer cinsiyet hormonları bulunan polen genel bir canlılık ve enerji kaynağıdır. Bu nedenle son yıllarda afrodizyak olarak kullanımı daha da yaygınlaşmıştır.
*Çakşır Kökü
Cinsel isteği artırır. Genellikle suyu içilir. Birkaç hafta kullanılmalıdır.
*Meyan Kökü
Tıpta yaygın bir kullanım alanı olan bu bitkiden elde edilen tozun maden suyuna karıştırılmasıyla özellikle kadınlarda etkili olan bir afrodizyak elde edildiği söylenmektedir.
*Rezene
En eski afrodizyak maddelerden biri olan rezeneden çay da yapılabilmektedir. Afrodizyaklarda kullanılan, rezenenin tohumudur.
*Selenyum
*B Grubu Vitaminleri
*E Vitamini
Cinsel Uyarıcı Bitkiler
*Adamotu
Bu bitkinin kökü afrodizyak niteliktedir.
*Isırgan Otu
Toksinlerin vücuttan atılmasını kolaylaştırır. Karışımlarda, salata veya çay olarak tüketilebilir.
*Adaçayı
*Çadıruşağı Otu
Sadece Asya'da yetişen ve çok kötü kokan bu ottan elde edilen karışım, bu bölgede uyarıcı olarak kullanılıyor.
Cinsel Uyarıcı İlaçlar
*Alkol
1-2 kadeh rakı alındığında uyarıcı etkisi vardır.
*Barbituratlar
Yatıştırıcı ve sakinleştirici ilaçlardır. Etkileri aynen alkole benzer.
*LSD
*Esrar
*Amfetamin
*Kokain
*Androjenler
*Viagra
*Kantarid
İdrar yolu ile idrar torbasını tahriş ederek yalancı ereksiyona yol açar. Bir çeşit priapizm yani uzun süreli ereksiyon hali olarak nitelendirilen bu durum, erkeğin cinsel organı için bir tehlike oluşturur, tam bir iktidarsızlığa ya da ölüme yol açabilir.
*Amil Nitrit
*Sabal Ekstresi
Sabal, Kuzey Amerika" nın güney bölgelerinde yetişen bir palmiye türüdür ve erkek cinsel sistemini dengeleyici ve güçlendirici bir bitkidir.
*Sensutra Ekstresi
Kapsüller halinde hazırlanan bu ekstrede teke otu, muira puama toniği, maca, demirdikeni, kırmızı kore ginsengi, damiana, Japon eriği, Macar biberi vb. bitki özleri bulunmaktadır.
Maca Kapsül
Afrodizyak etkisi olan, cinsel gücü ve isteği artıran ve And Dağları"nda yetişen Lepedium meyeni adlı bir bitkidir. Etkisi kullandıktan hemen sonra ortaya çıkar. Hızlı ve uzun süreli ereksiyon oluşmasını sağlar. Cinsel ilişkiden bir saat önce 2 kapsül alınmalıdır.
*Opti-S'xtiva Kapsül
İçinde yulaf, ginger kökü, kola çekirdeği vb. bulunan ve kadınlar için geliştirilmiş bitkisel özlü bir afrodizyaktır. Kadınların orgazma ulaşmaları için genital bölge uyarılarının artmasını sağlar. Cinsel ilişkiden 1 saat önce 1-2 kapsül alınmalıdır.
*Damiana Ekstresi
Yemeklerle beraber günde 1-3 kez 2 kapsül alınabilir.
*Yohimbin
Bu, Afrika'da yetişen yohimbin ağacının kabuklarından elde edilen bir maddedir. Afrodizyak olarak kullanılması vücuttaki kanın cinsel organlara hücum etmesini kolaylaştırmasındandır.
*Opti-Mone Kapsül
İçinde yulaf, ısırgan otu, kırmızı yonca, ginseng, kola çekirdeği vb. bulunan bitki özlü bir afrodizyaktır. Erkekler için geliştirilmiştir. Cinsel ilişkiden 1 saat önce 2 kapsül olarak alınır. İktidarsızlık gibi bir problemi olmayan erkeklerin cinsel ilişkiden daha fazla zevk almasını, performanslarının artmasını sağlamaktadır.
*Argimax
Hem kadınlarda hem de erkeklerde cinsel isteği inanılmaz arttırmaktadır. Yan etkisi yoktur.
Cinsel Uyarıcılar Hakkında Az Bilinenler
*Cinsel uyarıcıların erkekler üzerindeki etkileri oldukça iyi bilinmesine karşılık kadınların çoğunun maddelere gösterdikleri tepkiler az bilinmektedir.
*Cinsel uyarıcı olarak tam güvenilir bir takım maddeler henüz bulunamamıştır.
*Aşık olmanın olağanüstü afrodizyak etkisinin yerini dolduracak herhangi bir kimyasal maddeden söz etmek henüz mümkün değildir.
*Cinsel arzuyu arttırıcı maddeler ve ilaçları kullanmadan önce mutlaka doktor kontrolünden geçmek gerekir.
*Cinsel arzuyu arttırıcı maddeler aktarlardan temin edilebilir.
*Doğal afrodizyakların yan etkileri çok düşüktür. Kimyasal afrodizyakların ise çoktur. Bu nedenle kimyasal afrodizyakları tansiyon, kalp hastaları, beyin rahatsızlığı olanlar, felç geçirenler ya da ağır depresyondaki kişilerin muhakkak doktor kontrolünde kullanmaları gerekmektedir.
*Sağlıklı bir cinsel yaşam için şifalı bitkilerin yanı sıra egzersizin de önemlidir. Hafif ve fazla yorucu olmayan Yoga, Meditasyon gibi gevşeme tekniklerinden veya egzersiz programlarından yararlanılabilir.
*Şifalı bitkiler menopozda yaşanan sorunlara karşı önemli bir silahtır.
Erkeklerde ve Kadınlarda Cinsel Gücü Artıran Yiyecekler
Badem: Çinko kaynağı badem, cinsel isteğin yükselmesinde yardımcı bir rol oynuyor. Ayrıca cinsel performansa iyi gelen pek çok mineral içeriyor.
Karpuz: Cinsel bölgeye giden kan akımı, performans için büyük önem taşıyor. Karpuz içerdiği sitrülin” maddesi ile cinsel bölgenin kanlanmasını, dolayısıyla uyarılmanın hızlanmasını sağlıyor.
Çilek: Cinsel bölgeye giden kan akımı performans için büyük önem taşıyor. İçinde bulunan antioksidanlar, folik asit ve C vitamini sayesinde cinsel bölgenin daha hızlı uyarılmasını sağlıyor.
Kuşkonmaz: İyi bir afrodizyak olan kuşkonmaz cinsel isteği ve uyarılmayı arttırıyor. İçerdiği B6 ve E vitamini ile folat sayesinde hem erkek hem de kadınlarda seks hormonlarının daha fazla salgılanmasını sağlıyor.
Deniz Ürünleri: Başta midye, istiridye gibi deniz ürünleri bilinen en önemli afrodizyaklar arasındadır. İçerdikleri yüksek çinko ve bakır ile isteği ve uyarılmayı arttırıyorlar.
Balık ve Balık Yağı: Cinsel bölge damar sağlığı, performans için büyük önem taşıyor. Balık ve balık yağı, içerdiği Omega-3 ile bu damarların sağlığına iyi gelerek kanlanmayı arttırır.
Baharatlar: Hardal, rezene, vanilya, acı biber, meyan kökü, karanfil, zencefil, tarçın afrodizyak özellikleri ile destek olarak yemeklerde baharat olarak kullanılabiliyor veya balla karıştırılıp tüketilebilir
Susam: Çok önemli bir çinko kaynağı olarak isteği arttırır.
Yeşil yapraklı sebzeler: Başta roka olmak üzere, koyu yeşil yapraklı sebzeler C vitamini dışında da içerdikleri mineral ve antioksidanlarla cinsel sağlığı iyileştiriyor, özellikle de isteği arttırıyor.
İncir: Bilinen en önemli afrodizyaklardan incir, sadece cinsel sağlık için değil, kalp sağlığı için de faydalıdır.
Kereviz: İçerdiği maddelerle cinsel isteği artıran sinyaller oluşturuyor. Kereviz, ayrıca genel sağlığa iyi gelen kalorisi düşük, posası yüksek bir besindir.
Kakao: Saf kakao halindeki çikolata, arterleri genişleten nitrik oksiti artıran flavonoidler içeriyor ve özellikle elli yaş üzerindeki kişiler üzerinde cinsel gücü artırabiliyor. Çikolata alımında aşırıya kaçmadan tüketmek yeterli olacaktır.
Avokado: Cinsel isteği artıran hormonların salgılanmasını hızlandıran avokado, içinde sadece E Vitamini değil , kalp sağlığı için de yararlı olan B6 ve potasyum barındırıyor.
Sarımsak: Sarımsağın afrodizyak etkisi 2 yönlü: hem cinsel hormonların salgılanmasını sağlıyor hem de cinsel bölge damar yapısını ve kanlanmayı düzenliyor.
Yulaf ve Yulaf Kepeği: Sağlıklı yaşam listelerinin vazgeçilmezi yulaf ve yulaf kepeği, hem kan şekeri kontrolünü kolaylaştırıyor hem de cinsel arzu ve uyarılmayı güçlendiriyor.
Fındık: Ülkemizdeki en meşhur afrodizyaklardan fındığın içinde cinsel damarları genişleterek cinsel bölgeye kan pompalanmasına yardımcı olan ve böylece uyarılmayı hızlandıran L-Arginin maddesi var.
Yeşil çay: Yeşil çayın da cinsel gücü arttırdığı biliniyor. İçerdiği yüksek oranda C vitamini ile cinsel modu yükseltiyor.
Afrodizyak Etkili Kokular Nelerdir?
Koku ile beynimiz arasında çok güçlü bir bağ olduğu bilinen bir gerçek. Kokuların en etkileyici özelliklerinden biri, duyguları harekete geçirebilme gücüdür. Özellikle cinsel arzuları harekete geçiren kokular son zamanlarda oldukça popüler. Peki duyguları harekete geçirmekten kasıt nedir? Tahmin edebileceğiniz üzere bu yazımızda afrodizyak etkili kokulardan bahsedeceğiz.
Piyasada afrodizyak etkili parfüm olarak gördüğünüz ürünler, doğal olarak afrodizyak etkisi bulunan içeriklere sahip parfümlerdir. Yani kokunun kendi içerisinde barındırdığı notalarda mutlaka doğal afrodizyak etkili olan içerikler bulunur. Kokunun barındırdığı afrodizyak etki, farkında olmadan hem kadın hem de erkekler üzerinde harekete geçirici etkiye sahiptir. Tıpkı bir insanın sevdiğinin kokusunun kişi üzerindeki etkisi gibi, öyle notalar vardır ki farkında olmadan insanı sarar. Bu yazımızda değineceğimiz afrodizyak etkili kokular, bilimsel olarak kanıtlanmış araştırmalara dayanmakta.
Afrodizyak etkili parfümlerde kullanılan özel notalar, hayvan veya bitkisel kökenli olabilmektedir. İnsan duyguları beyin tarafından tetiklenir. Bu duyguları harekete geçiren dokunuşlar ise, bahsedeceğimiz bu özel notalar tarafından harekete geçirilebilmekte. Aşağıda bahsedeceğimiz kokular, afrodizyak özellikleriyle yüzyıllardır biliniyor. Ayrıca son bilimsel araştırmalar gösteriyor ki, sahip olduğu bu özelliklerle yıllardır meşhur olmayı hak ediyorlar. Şimdi afrodizyak etkili kokulara beraberce göz atalım.
Afrodizyak Etkili Kokular
Yasemin
Listemizin ilk sırasında yasemin var. 2015 yılında yapılan bir araştırmaya göre yasemin, libido yükseltici bir etkiye sahip. Yasemin dünya üzerinde bulunan pek çok kültürde "aşkın kokusu" olarak bilinir. Araştırmanın sonuçları gösterdi ki, bu tanımı fazlasıyla hak ediyor. Genellikle çiçeksi koku tarzına sahip olan parfümlerde kullanılan yasemin, afroziyak etkili parfümlerin de vaz geçilmez bir içeriği.
Gül
Gül, kendine has kokusuyla kültürümüzde de oldukça önemli yere sahip bir çiçektir. Gül kokusu genellikle sakinleştirici ve dinginleştirici özellikleriyle bilinir. Yine 2015 yılında yapılan bir araştırmada, gül yağının yaydığı kokunun, özellikle erkekler üzerinde güçlü bir uyarıcı etki bırakabileceği keşfedilmiştir. Kadifemsi bir koku olan gül, sahip olduğu zihni sakinleştiren ve beraberindeki uyarıcı etkisiyle afrodizyak parfümler için vaz geçilmezler arasındadır.
Vanilya
Vanilya, güçlü afrodizyak etkiye sahip kokulardandır. Tıpkı gül gibi, vanilya kokusu da zihni rahatlatan bir etkiye sahiptir. Genellikle hafif şekerli ve yaz kokularında kullanımı yaygındır. Zihni rahatlatarak daha etkili hislerin ortaya çıkmasına katkı sağlayan, harekete geçirici, naif bir kokudur.
Zencefil
Zencefil, Asya kökenli bir bitki olup, sahip olduğu baharatımsı kokusuyla özellile erkekler üzerinde uyarıcı bir etkiye sahiptir. Sahip olduğu bu özellik neticesinde afrodizyak parfümlerin vazgeçilmezlerindendir. Zencefil, çoğunlukla baharatımsı koku tarzına sahip parfümlerdeki kullanımıyla ön plana çıkmakta. Sahip olduğu afrodizyak etkisinin yanında, kan dolaşımının hızlanmasına katkı sağlaması, baş ağrısının giderilmesine yardımcı olması ve mide rahatsızlıklarını yatıştırmasıyla da ünlü bir bitkidir. Keskin baharatımsı kokulardan hoşlanmayanlar için tavsiye edilmeyen kendine has bir kokusu vardır.
Miski Amber
Misk, parfümlerde yoğun olarak kullanılan bir kokudur. Elde ediliş yönteminin oldukça zor olması sebebiyle oldukça değerli bir kokudur. Asya'nın yüksek bölgelerinde yaşayan bir tür ceylanın karın bölgesinden elde edilir. Oldukça komplike bir kokudur. Tarif etmeke epey zordur. Yüzyıllar boyunca kullanılan ve bilinen en eski afrodizyak etkili kokulardandır.
Champaca
Manolya familyasından çiçekli bir bitki olan champaca, afrodizyak etkisiyle ünlü, Asya'ya özgü bir bitkidir. Kimi kaynaklarda parfüm ağacı olarak geçmektedir. Champaca bitkisinin çiçeklerinden elde edilen yağ, özellikle afrodizyak parfümlerde sıklıkla kullanılır. Çok güçlü bir kokuya sahiptir. Piyasada bulunan bazı parfümlerde tek nota olarak dahi kullanılabilmektedir.
Safran
Safran, safran çiçeğinden elde edilen oldukça değerli bir baharattır. Sadece yarım kilo safran baharatı elde etmek için yaklaşık 80 bin çiçek gerekir. Çok kuvvetli bir renk verici özelliğe sahip olup; kendine has bir sarı renge sahiptir. Asya kökenli bir bitki olmakla beraber, ülkemiz de dahil olmak üzere Yunanistan, İran ve Hindistan gibi ülkelerde yetiştirilmektedir. Genellikle baharatımsı kokularda tercih edilmekle beraber, sahip olduğu uyarıcı etkileriyle afrodizyak etkili kokularda da sıklıkla kullanılır. 2013 yılında yapılan araştırmada afrodizyak etkisi incelenmiştir. Safran, afrodizyak etkisinin yanı sıra, depresyonun giderilmesine yardımcı olan ve enerji verici özellikleriyle de ünlüdür.
Sandal Ağacı
Oldukça etkileyici bir koku tarzına sahip olan sandal ağacının sahip olduğu afrodizyak etkisi, 2006 yılında yapılan bir araştırmayla doğrulanmıştır. Sandal ağacı en pahalı kokular arasında yer alır. Aroma terapi uygulamalarının vazgeçilmezleri arasında yer alır. Mod yükseltici ve huzur veren bir etkiye sahiptir. Kremsi bir koku tarzına sahip olup, baz notalarında odunsu kokular verir.
Şakayık
Bitkisel kökenli afrodizyakları inceleyen 2013 yılındaki bir araştırmada, şakayık çiçeklerinin erkekler üzerinde uyarıcı bir etki bıraktığı kanıtlanmıştır. Ferah ve çiçeksi parfümlerde sıklıkla görülür. Yumuşak bir koku tarzına sahip olmakla beraber, turunçgil notalarıyla sıklıkla kullanılır.
Lavanta
Lavanta, sakinleştirici etkisiyle ön plana çıkan aroma terapik bir bitkidir. 2014 yılında yapılan bir araştırmaya göre lavantanın erkeklerde kan akışını hızlandırdığı ve uyarıcı etkileri bulunduğu keşfedilmiştir.
Tüm bu saydığımız kokular haricinde turunçgil ve tarçın kokuları da afrodizyak etkili kokular arasında yer almaktadır.
Güzel kokmak, her iki cins için de hoş bir etki bırakmanın en önemli adımlarındandır. Eğer teninize en uygun afrodizyak etkili parfümü doğru şekilde seçerseniz, yaratacağınız etkinin artacağına hiç şüphe yok. Afrodizyak etkili parfümler, etkileyiciliğini bir adım öteye taşımak isteyenler ve ilgi odağı olmak isteyenler için müthiş bir seçenek.
Kadınlara seksi gelen kokular!
"Araştırmalara göre kadınların erkeklerde en çok dikkat ettiği özelliklerden biri koku! Ve kadınların arzularını uyandırıp, o kokuyu süren erkeğin çekiciliğini arttıran bazı parfümler var. O kokuların hangileri olduğunu biliyor musunuz?"
Afrodizyak etkileri
Paçuli son yılların gözde kokularından biri. Paçuli uzmanlara göre hem Afrodizyak etkisi içeren bir koku hem de çok güzel. Paçuli fiziksel enerjiyi arttırıyor ve beyine olumlu mesajlar veriyor. Paçuli içeren parfüm: Hugo Boss Bottled No.6! Bu parfümün notalarında Paçuli, meşe yosunu, sedir, bergamot, kehribar ve misk bulunuyor.
Vanilya kokusu
Çikolata gibi tatlı ve davetkâr olan vanilya kadınlar tarafından çok beğeniliyor. Erkekte ve kadında cinselliği arttıran bu kokular parfümlerde kullanıldığında da olumlu etki bırakıyor. Vanilya özü içeren parfümler: Jean Paul Gaultier Le Male!
Misk
Misk aslında çoğu kişi tarafından çok “erkek kokusu” olarak algılanır. Fakat bu koku kadınlara çok seksi gelir. Yani misk kokulu erkek parfümleri de kadınların favorileri arasında. Örnek verecek olursak: Tom Ford Noir.
Karabiber kokusu
Karabiber tazeliği sayesinde enerji verici ve uyarıcı bir etkiye sahiptir. Enerjik ve canlı erkekleri seven kadınlar genellikle bu kokulardan hoşlanıyor. Burberry The Beat For Men parfümünde bu kokuyu bulabilirsiniz.
Ylang Ylang!
Ylang Ylang, birçok insanın içini kıpır kıpır yapan bir etkiye sahip. Kadınların etkilendiği parfümler arasında ylang ylang özleri içeren parfümler de bulunuyor. Bu özü koklamak için Cerruti 1881 Pour Homme’u deneyebilirsiniz.
Yasemin kokusu
Yaseminin hafif ve narin kokusu, kadınların çok hoşuna gidiyor. Kadınları baştan çıkaracak kokular arasında olan yasemin aynı zamanda kadınlara cesaret veren bir koku. Yeteri kadar çaba göstermeye hazır ve duyarlı bir erkekseniz yasemin kokusunu mutlaka denemelisiniz. Örnek: Yves Saint Laurent Jazz.
Afrodizyak Etkili Macunlar
MACUN 1
Bal
Muz Kabuğu Kurusu Tozu
Çörek Otu
Sarımsak
Hurma
Karıştırıp macun yapılır sabah akşam bir yemek kaşığı alınır.
MACUN 2
Sarımsak
Hurma
Karıştırıp macun yapılır sabah akşam bir yemek kaşığı alınır.
MACUN 3
Bal
Muz Kabuğu Kurusu Tozu
Çörek Otu
Karabiber
Karıştırıp macun yapılır sabah akşam bir yemek kaşığı alınır.
Resim kaynak:
Pixabay
Afrodizyak Nedir? Afrodizyak Etkili Yiyecek Bitki ve Kokular Nelerdir?
Afrodizyak nedir?
Cinsellikle ilgili hiç konuşulmayan çarpıcı konuları gündeme getiren Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Genel Başkanı Psikoterapist Cem Keçe, afrodizyaklar ve cinsel hayata etkileriyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Afrodizyağı, cinsel isteği artırıcı etkileri olan maddelerin genel adı olarak tarif eden Keçe, sözcüğün kökeninin Yunanca olduğunu belirtti. Efsaneye göre, Aşk Tanrıçası Afrodit’in, her gece birlikte olduğu seçilmiş erkeklere, cinsel güçlerini artırıcı bitkisel içecekler ve karışımlar içirdiğini aktaran Keçe, cinsel isteğin ve cinsel gücün uyarıcı ve artırıcı etkisi olan maddelere verilen “afrodizyak” adının da bu efsaneden kaynaklandığını dile getirdi. Kadim çağlardan bu yana farklı kültürlerdeki insanların, çeşitli yiyeceklerle cinsel yaşamlarını iyileştirmeye çalıştıklarını ve ilaçlar, iksirler hazırladıklarını belirten Keçe, bazı gıdaların cinsel organlara benzemelerinden, bazılarının da denenerek cinsel etkileri nedeniyle afrodizyak olarak kullanıldıklarını kaydetti. Özellikle doğu ülkelerinin cinsel isteği artıracak formüllerin mucidi olduğunu ve bu konuda dünyaya öncülük yaptıklarını ifade eden Keçe, Anadolu tarihinde de afrodizyakların önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.
Afrodizyak etkisi gerçek mi?
Acaba afrodizyakların etkisi gerçek mi? Psikoterapist Cem Keçe, bu konunun halen tartışma konusu olduğunu ifade ederken, bunun yanında halen ilaç yapımında kullanılan bitkilerin şifa veren kimyasalları içerdiğine de dikkati çekti. “Afrodizyaklar, esrarengiz iksirler, sihirli karışımlar değildir” diyen Psikoterapist Keçe, tüketilen her yiyeceğin vücuda ve vücudun işlevlerini etki ettiğini hatırlattı. Bazı yiyeceklerdeki vitamin, mineral gibi besin öğelerinin, hormonlara, beyin kimyasına, vücudun enerji ve stres düzeylerine direk etki ettiğini ifade eden Psikoterapist Keçe, “Bunun sonucunda da cinsel organlarımız ve cinsel isteğimiz doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenir. Örneğin, bazı afrodizyaklar libido üzerinde etki yaparak cinsel isteğin artmasını sağlarken, bazıları da cinsel organlara giden kan akımını artırırlar” dedi. Psikoterapist Cem Keçe şunları kaydetti: “Afrodizyakların vücudumuzda hem fiziksel hem de psikolojik etkileri olduğunu ortaya koyan çok sayıda bilimsel araştırma var. Bunlara ek olarak afrodizyakların plasebo etkisini de göz ardı edemeyiz. Çünkü düşüncelerimizin, duygularımızın ve arzularımızın komuta merkezi beynimizdir. Dolayısıyla yediğimiz içtiğimiz bir şeyin cinsel isteğimizi artıracağını düşünmemizin cinsel isteği uyarıcı bir etkisinin olması kuvvetle muhtemeldir. Bundan yola çıkarak, fizyolojik etkenlere bağlı erken boşalma, cinsel isteksizlik, iktidarsızlık gibi cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde afrodizyakların etkilerinden yararlanılması mümkündür. Ancak unutmamak gerekir ki, insanın en büyük cinsel organı beynidir. Cinsellik beyinde başlar ve beyinde biter. Cinsellikle ilgili tüm duygu, düşünce, tavır ve aktifliğimiz beynimizdeki cinsellik algısına, cinsellikle ilgili deneyimlerimize, bilgimize bağlıdır.”
"Tarifsiz Mutluluk için gerekli olan malzemeler arasında 10 adet iri taneli kara üzüm, 1 adet kivi, 1 adet şeftali, 2 tatlı kaşığı nescafe, 2 adet incir, 1 paket vanilyalı puding, 1 adet hazır pasta tabanı, 1 paket irmik tatlısı, 1 lt süt, 1 su bardağı su ve 1 tatlı kaşığı Türk kahvesi vardır."
Cinsel Uyarıcı Maddeler - Afrodizyaklar
Herkesin az bildiği sahibi olduğu ve merakla okunacak yeni bir yazı. Afrodizyaklar hakkında yazıt. Nereden çıktı bu yazı:Güneydoğu Asya"da kınkanatlı böceklerin, Meksika'da tahtakurularının veya Afrika'da kaplan testisinin afrodizyak olduğu düşünülerek yenilmesi ve ülkemizde ise bitkilerden ve tatlılardan yararlanılması kadar padişah macunları veya mesir macunlarının sık tüketilmesi, insanların cinsel uyarıcı maddelere ne kadar önem verdiklerini göstermektedir. Bizde farklı bir bakış açısı ile bu konuyu ele alalım dedik.
Cinsel uyarıcı bitkilerin cinsel yaşam üzerindeki etkilerine dair tarihte pek çok efsane vardır. Bir efsaneye göre, Yunan Aşk Tanrıçası Afrodit, her gece birlikte olduğu seçilmiş erkeklere, onların cinsel gücünü artırıcı ve uyarıcı bitkisel içecekler ve karışımlar hazırlamaktaymış. İşte bu nedenle uyarıcı etkisi olan karışımlara "afrodizyak" adı verilmiştir.
Cinsel istek insan vücudunun en önemli işlevlerinden biridir. Cinsel istek genel olarak sağlıklı olma temeli ve hormonların etkisi olmak üzere iki ana temele dayanır. Cinsel isteği belirleyen ya da bunu kontrol eden en önemli fonksiyonların başında ise psikolojik durum gelmektedir. Cinsel hayatımızın sağlıklı olması ve dengeli bir bütünsellikle çalışabilmesi için, bedenin ve ruhun bir bütün olarak sağlıklı ve dinç olması gerekir. Kafanın rahat olması, stresten arınmış olmak, herhangi bir psikolojik sorunun olmaması cinsel isteği belirleyen en önemli faktördür. Eğer yaşam biçimimize karamsarlık hakimse ve düzenli beslenemiyorsak cinsel hayatımız bu durumdan olumsuz etkilenecektir.
İnsan vücuduna ağız yoluyla veya sürülerek dışarıdan alınan ilaç, hormon veya bir takım maddelerin cinsel eylemlerimiz üzerinde belli uyarıcı ve haz verici etkileri vardır. Bunlara afrodizyaklar denir. Tüm hücrelerimizle birlikte cinsel sistemimizi güçlendirip canlandıran ve organik işlevlerimizi destekleyen bu maddelerin etkileri iki şekilde olmaktadır: Bazı maddeler libido üzerinde etki yaparak cinsel isteği arttırırlar. Bazı maddeler ise sadece cinsel organların fiziksel tepkilerini farklılaştırarak erkekte ereksiyon yaparken kadında ise lubrikasyonu ve vajene giden kan akımını arttırırlar. Dölyatağını güçlendirici bitkilere örnek olarak; aslan pençesi, civan perçemi, çoban çantası, ökseotu, sarı kantaron, kediotu kökü, mayıs papatyası, hayıt meyvesi, aslan kuyruğu, keçi sakalı vb. verilebilir.
Trafik, iş stresi, ekonomik sorunlar cinsel yaşamı kabusa dönüştürmektedir. Sağlıklı bir cinsellik için her şeyden önce bol oksijen, güneş ışığı, temiz hava, egzersiz, yeterli ve düzgün uyku gerekmektedir. Çünkü bu saydıklarımız aşağıda sayacaklarımızdan daha güçlü bir afrodizyaktır.
Cinsel Uyarıcıların Etki Mekanizmaları
Cinsel uyarıcı maddelerin hangi koşullar içinde alındığı etki açısından önemlidir. Örneğin LSD genellikle cinsel isteği yok edicidir. Fakat bu madde erotik bir ortamda alınırsa veya bu maddenin özelliğinden habersiz olarak ondan cinsel uyarıcılık etkisi uman bireylerde cinsel isteğin arttırdığı görülmüştür. Kısaca;
1-Bu maddelerin çoğu beyindeki belli merkezler üzerinden etki yaparlar.
2-Bazılarıysa doğrudan doğruya cinsel organları denetleyen sinirler üzerinde uyarıcı olurlar.
3-Bazı ilaç ya da keyif verici maddeler sarhoşluk gibi genel bir durum yaratarak cinsel davranış farklılıklarına yol açarlar.
Afrodizyak Masaj Yağı
Kolaylıkla hazırlayabilen bu yağın uyarıcı etkisi oldukça yüksektir ve güzel kokusu çok etkileyicidir. Malzemeleri; 100 cc badem yağı, avakado yağı veya susam yağı, her birinden 6 damla olmak üzere gül, lavanta ve kişniş otu yağı ve yarım vanilya çubuğudur. Hazırlamak için bütün malzemeler birbirine iyice karıştırılır ve bu karışım koyu renkli cam bir şişeye koyulur. Daha sonra bu karışımın içine vanilya çubuğunu bütün olarak atılır. Karışım ışıktan uzak bir yerde 48 saat dinlenmesi için bekletilir. Vücuda masaj yaparak sürülen bu karışım ile kendinizi hoş heyecanlara bırakabilirsiniz.
Afrodizyak Mönüler
Erotizm ve yiyecekler ayrılmaz bir bütündür. Bu bağlamda içinde fındık, mısır, köri ve buğdayın kullanıldığı "Aşk Çorbası", çeşitli deniz ürünleri ve sebzeyle pişirilen "Deniz Ürünlü Sote" ve kuru incir, ceviz, tarçınla hazırlanan "Mutluluk İksirli Aşk Pastası" yada "Tarifsiz Mutluluk" afrodizyak özellikler taşıyan mönülerdir.
Çeşitli Afrodizyak Yiyecekler ve Bitkiler
*Kuşdili
*Maydanoz
*Nane
*Tarçın
*Kekik
*Kişniş
*Vanilya
*Sivri Biber
*Hardal
*Kereviz
*Ayçiçeği
*Greyfurt
*Çam Fıstığı
*Susam
*Sığır Eti
*Yumurta
*Bazı Erkek Hayvanların Erbezleri
*Kuşkonmaz
*Enginar
*Bezelye
*Badem
*Ceviz
*İstiridye: Tarihteki meşhur Kazanova"nın vazgeçilmez gıdasıydı. İçindeki çinko spermin çoğalmasına neden olduğu gibi cinsel isteği de artırmaktadır.
*Hindi: İstiridyeden daha fazla çinko ihtiva ediyor. Üstelik daha ucuz ve protein açısından da zengin.
*Roka: Bolca demir ve C vitamini içeriyor. Hem alyuvarlarınız için iyi hem de cinsel gücü artırıyor.
*Kereviz
*Muz Kabuğu
*Şalgam:Afrodizyak olduğu Aristotales zamanından beri bilinir.
*Çikolata: Çikolatanın içindeki yüksek şeker ve kalori cinsel uyarıcı ve keyif vericidir. Çikolata beyindeki serotonin seviyesini arttırır ve mutluluk hissi verir. Kadınlar erkeklere nispeten çikolatanın bu özelliklerine karşı daha duyarlıdır.
*Antep Fıstığı ve Fındık: İçerdikleri doymamış yağ asitleri ve E vitamini nedeni ile afrodizyak olarak kullanılırlar.
*Salatalık
*Kuşkonmaz
*Soğan
*Domates
*Fesleğen
*Karpuz
*Hindistancevizi
*Bal
*Pekmez
*Kırmızı Biber
Cinsel Gücü Arttıran Formüller
*Japon Eriği Karışımı
Çoğunlukla Uzakdoğu"da kullanılan bu karışım cinsel isteği, uyarılmayı ve orgazmı arttırır.
*Libido
Döllenmiş ve bir kaç gün bekletilen tavuk yumurtasının bileşenleriyle hazırlanan bir afrodizyak karışımdır.
*Hafsa Ana Macunu
Pekmez, Hindistan cevizi, zencefil, havlucan, hardal, limontuzu ve tarçın çiçeğinden yapılır.
*Padişah Macunu
Anadolu"da afrodizyak olarak kullanılan, çok sayıda ot, baharat, bal ve pekmezden elde edilen enerji veren bir karışımdır.
*Mesir Macunu
Karanfil, karabiber, anason, portakal kabuğu, bal, topalak, kebabe, kimyon, meyan balı ve sekerden yapılır.
*Doping Ballı Çerez
Bal, arısütü, 15 çeşit çerez, Hindistan cevizi, turp tohumu, kayısı çekirdeği ve çörek otundan elde edilen bir karışımdır.
*Aşk Taşı ve Chan Su
Hindistan"daki adıyla Aşk Taşı Batı, Çin"deki adıyla Chan Su afrodizyak bir karışımdır. Kurbağa derisinden ve bezlerinden elde edilen bu karışımlar beyini etkileyerek cinsel istek üzerinde olumlu etkiler yapmaktadır.
*Bafra Macunu
1 kg balın içine 300 gr toz zencefil, 300 gr toz zerdeçal, 60 gr dövülmüş kişniş, 1 gr iyi kalite safran, 60 gr kabukları ayıklanmış ve iyi dövülmüş kakule çekirdeği, 2 gr. hakiki safran, 60 gr. dövülmüş kişniş, 200 gr. kabuksuz dövülmüş antep fıstığı ve 100 gr. Çamfıstığı, 20 gr polen ve 20 gr arısütü katılarak elde edilir. Işık görmeyecek biçimde serin ve loş bir ortamda saklanır. Günde 2 kez bir çorba kaşığı kadar yenir.
Cinsel Uyarıcı Maddeler
*İspanyol Sineği
Binlerce yıldır cinsel uyarıcı olarak kullanılmaktadır. Kınkanatlı böceklerden elde edilir. Bir kimyasaldır. Uzak doğuda çok kullanılır. Aşırı dozda veya uygunsuz kullanımında ölümle sonuçlanan vakalar belirlenmiştir.
*Aslan Perisi Tozu
*Gergedan Boynuzu
Toz haline getirilmiş gergedan boynuzu da Çinliler tarafından kullanılmış ama hiç bir etki yapmadığı saptanmış bir maddedir.
*Saparna
Saparna bitkisinin çeşitli kısımlarından elde edilen karışımlar ilk kez Latin Amerika yerlileri tarafından afrodizyak olarak kullanılmıştır. Saparnadan elde edilen bu karışımlarda çeşitli hormonların bulunduğu saptanmıştır.
*Çadıruşağı Otu Toniği
Bu çok kötü kokulu ve sadece Asya'da yetişen bitkiden elde edilen tonik, Doğu ülkelerinde hem genel bir uyarıcı hem afrodizyak olarak kullanılmıştır.
*Ginseng-Kore Kırmızı Ginsengi
Çin'de binlerce yıldır ilaç yapımında kullanılan Panax Ginseng denilen yöresel bitki son yıllarda Batı'da çeşitli biçimlerde üretilmektedir. Genel bir uyancı olarak depresyonlara karşı ve enerji vermek amacıyla kullanılan ginseng; afrodizyak amaçla yenildiğinde cinsel fiziki performansı arttırır. Yorgunluğun atılmasını, cinsel organın kanlanmasını ve erkeğin zindelik kazanmasını sağlar. Jel, kapsül, tablet veya tamamen doğal formunda kullanılır. 1-2 haftalık kürler şeklinde uygulanır.
*Çinko
Afrodizyaktır ve prostat bezini güçlendirir.
*Zencefil
Afrodizyaktır. Balla birlikte alınır. Cinsel soğukluğu giderip vücudu ısıtır ve canlandırır. Yemeklere baharat olarak katılabilir. Kullanım süresi bir hafta-10 gündür.
*Zerdeçal
*Fosfor
*Kişniş
Özellikle kadınlarda cinsel bölgede enerjiyi dengeler. Baharat olarak tatlılara ve yiyeceklere katılır.
*Kakule
*Karanfil
Özellikle kadınlarda cinsel bölgede enerjiyi dengeler. Toksin atılmasına yardımcı olur. Taneyle tüketilir. Uzun süre kullanılabilir.
*Yabani Yulaf Özü
*Tarçın
Cinsel bölgede enerjiyi dengeler. Kabuk ve toz olarak tüketilir.
*Saparna
Bu bitkiden elde edilen çeşitli karışımların ilk kez Latin Amerikalı yerliler tarafından kullanıldığı bilinmektedir.
*Susam Yağı
Masajla dolaşımı canlandırır. Erojen bölgelerde cinsel uyarıcı etkisi yapar. Ilındırılmış yağ olarak kullanılır.
*Polen " Çiçek Tozu
Yapısında belli ölçüde testosteron ve diğer cinsiyet hormonları bulunan polen genel bir canlılık ve enerji kaynağıdır. Bu nedenle son yıllarda afrodizyak olarak kullanımı daha da yaygınlaşmıştır.
*Çakşır Kökü
Cinsel isteği artırır. Genellikle suyu içilir. Birkaç hafta kullanılmalıdır.
*Meyan Kökü
Tıpta yaygın bir kullanım alanı olan bu bitkiden elde edilen tozun maden suyuna karıştırılmasıyla özellikle kadınlarda etkili olan bir afrodizyak elde edildiği söylenmektedir.
*Rezene
En eski afrodizyak maddelerden biri olan rezeneden çay da yapılabilmektedir. Afrodizyaklarda kullanılan, rezenenin tohumudur.
*Selenyum
*B Grubu Vitaminleri
*E Vitamini
Cinsel Uyarıcı Bitkiler
*Adamotu
Bu bitkinin kökü afrodizyak niteliktedir.
*Isırgan Otu
Toksinlerin vücuttan atılmasını kolaylaştırır. Karışımlarda, salata veya çay olarak tüketilebilir.
*Adaçayı
*Çadıruşağı Otu
Sadece Asya'da yetişen ve çok kötü kokan bu ottan elde edilen karışım, bu bölgede uyarıcı olarak kullanılıyor.
Cinsel Uyarıcı İlaçlar
*Alkol
1-2 kadeh rakı alındığında uyarıcı etkisi vardır.
*Barbituratlar
Yatıştırıcı ve sakinleştirici ilaçlardır. Etkileri aynen alkole benzer.
*LSD
*Esrar
*Amfetamin
*Kokain
*Androjenler
*Viagra
*Kantarid
İdrar yolu ile idrar torbasını tahriş ederek yalancı ereksiyona yol açar. Bir çeşit priapizm yani uzun süreli ereksiyon hali olarak nitelendirilen bu durum, erkeğin cinsel organı için bir tehlike oluşturur, tam bir iktidarsızlığa ya da ölüme yol açabilir.
*Amil Nitrit
*Sabal Ekstresi
Sabal, Kuzey Amerika" nın güney bölgelerinde yetişen bir palmiye türüdür ve erkek cinsel sistemini dengeleyici ve güçlendirici bir bitkidir.
*Sensutra Ekstresi
Kapsüller halinde hazırlanan bu ekstrede teke otu, muira puama toniği, maca, demirdikeni, kırmızı kore ginsengi, damiana, Japon eriği, Macar biberi vb. bitki özleri bulunmaktadır.
Maca Kapsül
Afrodizyak etkisi olan, cinsel gücü ve isteği artıran ve And Dağları"nda yetişen Lepedium meyeni adlı bir bitkidir. Etkisi kullandıktan hemen sonra ortaya çıkar. Hızlı ve uzun süreli ereksiyon oluşmasını sağlar. Cinsel ilişkiden bir saat önce 2 kapsül alınmalıdır.
*Opti-S'xtiva Kapsül
İçinde yulaf, ginger kökü, kola çekirdeği vb. bulunan ve kadınlar için geliştirilmiş bitkisel özlü bir afrodizyaktır. Kadınların orgazma ulaşmaları için genital bölge uyarılarının artmasını sağlar. Cinsel ilişkiden 1 saat önce 1-2 kapsül alınmalıdır.
*Damiana Ekstresi
Yemeklerle beraber günde 1-3 kez 2 kapsül alınabilir.
*Yohimbin
Bu, Afrika'da yetişen yohimbin ağacının kabuklarından elde edilen bir maddedir. Afrodizyak olarak kullanılması vücuttaki kanın cinsel organlara hücum etmesini kolaylaştırmasındandır.
*Opti-Mone Kapsül
İçinde yulaf, ısırgan otu, kırmızı yonca, ginseng, kola çekirdeği vb. bulunan bitki özlü bir afrodizyaktır. Erkekler için geliştirilmiştir. Cinsel ilişkiden 1 saat önce 2 kapsül olarak alınır. İktidarsızlık gibi bir problemi olmayan erkeklerin cinsel ilişkiden daha fazla zevk almasını, performanslarının artmasını sağlamaktadır.
*Argimax
Hem kadınlarda hem de erkeklerde cinsel isteği inanılmaz arttırmaktadır. Yan etkisi yoktur.
Cinsel Uyarıcılar Hakkında Az Bilinenler
*Cinsel uyarıcıların erkekler üzerindeki etkileri oldukça iyi bilinmesine karşılık kadınların çoğunun maddelere gösterdikleri tepkiler az bilinmektedir.
*Cinsel uyarıcı olarak tam güvenilir bir takım maddeler henüz bulunamamıştır.
*Aşık olmanın olağanüstü afrodizyak etkisinin yerini dolduracak herhangi bir kimyasal maddeden söz etmek henüz mümkün değildir.
*Cinsel arzuyu arttırıcı maddeler ve ilaçları kullanmadan önce mutlaka doktor kontrolünden geçmek gerekir.
*Cinsel arzuyu arttırıcı maddeler aktarlardan temin edilebilir.
*Doğal afrodizyakların yan etkileri çok düşüktür. Kimyasal afrodizyakların ise çoktur. Bu nedenle kimyasal afrodizyakları tansiyon, kalp hastaları, beyin rahatsızlığı olanlar, felç geçirenler ya da ağır depresyondaki kişilerin muhakkak doktor kontrolünde kullanmaları gerekmektedir.
*Sağlıklı bir cinsel yaşam için şifalı bitkilerin yanı sıra egzersizin de önemlidir. Hafif ve fazla yorucu olmayan Yoga, Meditasyon gibi gevşeme tekniklerinden veya egzersiz programlarından yararlanılabilir.
*Şifalı bitkiler menopozda yaşanan sorunlara karşı önemli bir silahtır.
Erkeklerde ve Kadınlarda Cinsel Gücü Artıran Yiyecekler
Badem: Çinko kaynağı badem, cinsel isteğin yükselmesinde yardımcı bir rol oynuyor. Ayrıca cinsel performansa iyi gelen pek çok mineral içeriyor.
Karpuz: Cinsel bölgeye giden kan akımı, performans için büyük önem taşıyor. Karpuz içerdiği sitrülin” maddesi ile cinsel bölgenin kanlanmasını, dolayısıyla uyarılmanın hızlanmasını sağlıyor.
Çilek: Cinsel bölgeye giden kan akımı performans için büyük önem taşıyor. İçinde bulunan antioksidanlar, folik asit ve C vitamini sayesinde cinsel bölgenin daha hızlı uyarılmasını sağlıyor.
Kuşkonmaz: İyi bir afrodizyak olan kuşkonmaz cinsel isteği ve uyarılmayı arttırıyor. İçerdiği B6 ve E vitamini ile folat sayesinde hem erkek hem de kadınlarda seks hormonlarının daha fazla salgılanmasını sağlıyor.
Deniz Ürünleri: Başta midye, istiridye gibi deniz ürünleri bilinen en önemli afrodizyaklar arasındadır. İçerdikleri yüksek çinko ve bakır ile isteği ve uyarılmayı arttırıyorlar.
Balık ve Balık Yağı: Cinsel bölge damar sağlığı, performans için büyük önem taşıyor. Balık ve balık yağı, içerdiği Omega-3 ile bu damarların sağlığına iyi gelerek kanlanmayı arttırır.
Baharatlar: Hardal, rezene, vanilya, acı biber, meyan kökü, karanfil, zencefil, tarçın afrodizyak özellikleri ile destek olarak yemeklerde baharat olarak kullanılabiliyor veya balla karıştırılıp tüketilebilir
Susam: Çok önemli bir çinko kaynağı olarak isteği arttırır.
Yeşil yapraklı sebzeler: Başta roka olmak üzere, koyu yeşil yapraklı sebzeler C vitamini dışında da içerdikleri mineral ve antioksidanlarla cinsel sağlığı iyileştiriyor, özellikle de isteği arttırıyor.
İncir: Bilinen en önemli afrodizyaklardan incir, sadece cinsel sağlık için değil, kalp sağlığı için de faydalıdır.
Kereviz: İçerdiği maddelerle cinsel isteği artıran sinyaller oluşturuyor. Kereviz, ayrıca genel sağlığa iyi gelen kalorisi düşük, posası yüksek bir besindir.
Kakao: Saf kakao halindeki çikolata, arterleri genişleten nitrik oksiti artıran flavonoidler içeriyor ve özellikle elli yaş üzerindeki kişiler üzerinde cinsel gücü artırabiliyor. Çikolata alımında aşırıya kaçmadan tüketmek yeterli olacaktır.
Avokado: Cinsel isteği artıran hormonların salgılanmasını hızlandıran avokado, içinde sadece E Vitamini değil , kalp sağlığı için de yararlı olan B6 ve potasyum barındırıyor.
Sarımsak: Sarımsağın afrodizyak etkisi 2 yönlü: hem cinsel hormonların salgılanmasını sağlıyor hem de cinsel bölge damar yapısını ve kanlanmayı düzenliyor.
Yulaf ve Yulaf Kepeği: Sağlıklı yaşam listelerinin vazgeçilmezi yulaf ve yulaf kepeği, hem kan şekeri kontrolünü kolaylaştırıyor hem de cinsel arzu ve uyarılmayı güçlendiriyor.
Fındık: Ülkemizdeki en meşhur afrodizyaklardan fındığın içinde cinsel damarları genişleterek cinsel bölgeye kan pompalanmasına yardımcı olan ve böylece uyarılmayı hızlandıran L-Arginin maddesi var.
Yeşil çay: Yeşil çayın da cinsel gücü arttırdığı biliniyor. İçerdiği yüksek oranda C vitamini ile cinsel modu yükseltiyor.
Afrodizyak Etkili Kokular Nelerdir?
Koku ile beynimiz arasında çok güçlü bir bağ olduğu bilinen bir gerçek. Kokuların en etkileyici özelliklerinden biri, duyguları harekete geçirebilme gücüdür. Özellikle cinsel arzuları harekete geçiren kokular son zamanlarda oldukça popüler. Peki duyguları harekete geçirmekten kasıt nedir? Tahmin edebileceğiniz üzere bu yazımızda afrodizyak etkili kokulardan bahsedeceğiz.
Piyasada afrodizyak etkili parfüm olarak gördüğünüz ürünler, doğal olarak afrodizyak etkisi bulunan içeriklere sahip parfümlerdir. Yani kokunun kendi içerisinde barındırdığı notalarda mutlaka doğal afrodizyak etkili olan içerikler bulunur. Kokunun barındırdığı afrodizyak etki, farkında olmadan hem kadın hem de erkekler üzerinde harekete geçirici etkiye sahiptir. Tıpkı bir insanın sevdiğinin kokusunun kişi üzerindeki etkisi gibi, öyle notalar vardır ki farkında olmadan insanı sarar. Bu yazımızda değineceğimiz afrodizyak etkili kokular, bilimsel olarak kanıtlanmış araştırmalara dayanmakta.
Afrodizyak etkili parfümlerde kullanılan özel notalar, hayvan veya bitkisel kökenli olabilmektedir. İnsan duyguları beyin tarafından tetiklenir. Bu duyguları harekete geçiren dokunuşlar ise, bahsedeceğimiz bu özel notalar tarafından harekete geçirilebilmekte. Aşağıda bahsedeceğimiz kokular, afrodizyak özellikleriyle yüzyıllardır biliniyor. Ayrıca son bilimsel araştırmalar gösteriyor ki, sahip olduğu bu özelliklerle yıllardır meşhur olmayı hak ediyorlar. Şimdi afrodizyak etkili kokulara beraberce göz atalım.
Afrodizyak Etkili Kokular
Yasemin
Listemizin ilk sırasında yasemin var. 2015 yılında yapılan bir araştırmaya göre yasemin, libido yükseltici bir etkiye sahip. Yasemin dünya üzerinde bulunan pek çok kültürde "aşkın kokusu" olarak bilinir. Araştırmanın sonuçları gösterdi ki, bu tanımı fazlasıyla hak ediyor. Genellikle çiçeksi koku tarzına sahip olan parfümlerde kullanılan yasemin, afroziyak etkili parfümlerin de vaz geçilmez bir içeriği.
Gül
Gül, kendine has kokusuyla kültürümüzde de oldukça önemli yere sahip bir çiçektir. Gül kokusu genellikle sakinleştirici ve dinginleştirici özellikleriyle bilinir. Yine 2015 yılında yapılan bir araştırmada, gül yağının yaydığı kokunun, özellikle erkekler üzerinde güçlü bir uyarıcı etki bırakabileceği keşfedilmiştir. Kadifemsi bir koku olan gül, sahip olduğu zihni sakinleştiren ve beraberindeki uyarıcı etkisiyle afrodizyak parfümler için vaz geçilmezler arasındadır.
Vanilya
Vanilya, güçlü afrodizyak etkiye sahip kokulardandır. Tıpkı gül gibi, vanilya kokusu da zihni rahatlatan bir etkiye sahiptir. Genellikle hafif şekerli ve yaz kokularında kullanımı yaygındır. Zihni rahatlatarak daha etkili hislerin ortaya çıkmasına katkı sağlayan, harekete geçirici, naif bir kokudur.
Zencefil
Zencefil, Asya kökenli bir bitki olup, sahip olduğu baharatımsı kokusuyla özellile erkekler üzerinde uyarıcı bir etkiye sahiptir. Sahip olduğu bu özellik neticesinde afrodizyak parfümlerin vazgeçilmezlerindendir. Zencefil, çoğunlukla baharatımsı koku tarzına sahip parfümlerdeki kullanımıyla ön plana çıkmakta. Sahip olduğu afrodizyak etkisinin yanında, kan dolaşımının hızlanmasına katkı sağlaması, baş ağrısının giderilmesine yardımcı olması ve mide rahatsızlıklarını yatıştırmasıyla da ünlü bir bitkidir. Keskin baharatımsı kokulardan hoşlanmayanlar için tavsiye edilmeyen kendine has bir kokusu vardır.
Miski Amber
Misk, parfümlerde yoğun olarak kullanılan bir kokudur. Elde ediliş yönteminin oldukça zor olması sebebiyle oldukça değerli bir kokudur. Asya'nın yüksek bölgelerinde yaşayan bir tür ceylanın karın bölgesinden elde edilir. Oldukça komplike bir kokudur. Tarif etmeke epey zordur. Yüzyıllar boyunca kullanılan ve bilinen en eski afrodizyak etkili kokulardandır.
Champaca
Manolya familyasından çiçekli bir bitki olan champaca, afrodizyak etkisiyle ünlü, Asya'ya özgü bir bitkidir. Kimi kaynaklarda parfüm ağacı olarak geçmektedir. Champaca bitkisinin çiçeklerinden elde edilen yağ, özellikle afrodizyak parfümlerde sıklıkla kullanılır. Çok güçlü bir kokuya sahiptir. Piyasada bulunan bazı parfümlerde tek nota olarak dahi kullanılabilmektedir.
Safran
Safran, safran çiçeğinden elde edilen oldukça değerli bir baharattır. Sadece yarım kilo safran baharatı elde etmek için yaklaşık 80 bin çiçek gerekir. Çok kuvvetli bir renk verici özelliğe sahip olup; kendine has bir sarı renge sahiptir. Asya kökenli bir bitki olmakla beraber, ülkemiz de dahil olmak üzere Yunanistan, İran ve Hindistan gibi ülkelerde yetiştirilmektedir. Genellikle baharatımsı kokularda tercih edilmekle beraber, sahip olduğu uyarıcı etkileriyle afrodizyak etkili kokularda da sıklıkla kullanılır. 2013 yılında yapılan araştırmada afrodizyak etkisi incelenmiştir. Safran, afrodizyak etkisinin yanı sıra, depresyonun giderilmesine yardımcı olan ve enerji verici özellikleriyle de ünlüdür.
Sandal Ağacı
Oldukça etkileyici bir koku tarzına sahip olan sandal ağacının sahip olduğu afrodizyak etkisi, 2006 yılında yapılan bir araştırmayla doğrulanmıştır. Sandal ağacı en pahalı kokular arasında yer alır. Aroma terapi uygulamalarının vazgeçilmezleri arasında yer alır. Mod yükseltici ve huzur veren bir etkiye sahiptir. Kremsi bir koku tarzına sahip olup, baz notalarında odunsu kokular verir.
Şakayık
Bitkisel kökenli afrodizyakları inceleyen 2013 yılındaki bir araştırmada, şakayık çiçeklerinin erkekler üzerinde uyarıcı bir etki bıraktığı kanıtlanmıştır. Ferah ve çiçeksi parfümlerde sıklıkla görülür. Yumuşak bir koku tarzına sahip olmakla beraber, turunçgil notalarıyla sıklıkla kullanılır.
Lavanta
Lavanta, sakinleştirici etkisiyle ön plana çıkan aroma terapik bir bitkidir. 2014 yılında yapılan bir araştırmaya göre lavantanın erkeklerde kan akışını hızlandırdığı ve uyarıcı etkileri bulunduğu keşfedilmiştir.
Tüm bu saydığımız kokular haricinde turunçgil ve tarçın kokuları da afrodizyak etkili kokular arasında yer almaktadır.
Güzel kokmak, her iki cins için de hoş bir etki bırakmanın en önemli adımlarındandır. Eğer teninize en uygun afrodizyak etkili parfümü doğru şekilde seçerseniz, yaratacağınız etkinin artacağına hiç şüphe yok. Afrodizyak etkili parfümler, etkileyiciliğini bir adım öteye taşımak isteyenler ve ilgi odağı olmak isteyenler için müthiş bir seçenek.
Kadınlara seksi gelen kokular!
"Araştırmalara göre kadınların erkeklerde en çok dikkat ettiği özelliklerden biri koku! Ve kadınların arzularını uyandırıp, o kokuyu süren erkeğin çekiciliğini arttıran bazı parfümler var. O kokuların hangileri olduğunu biliyor musunuz?"
Afrodizyak etkileri
Paçuli son yılların gözde kokularından biri. Paçuli uzmanlara göre hem Afrodizyak etkisi içeren bir koku hem de çok güzel. Paçuli fiziksel enerjiyi arttırıyor ve beyine olumlu mesajlar veriyor. Paçuli içeren parfüm: Hugo Boss Bottled No.6! Bu parfümün notalarında Paçuli, meşe yosunu, sedir, bergamot, kehribar ve misk bulunuyor.
Vanilya kokusu
Çikolata gibi tatlı ve davetkâr olan vanilya kadınlar tarafından çok beğeniliyor. Erkekte ve kadında cinselliği arttıran bu kokular parfümlerde kullanıldığında da olumlu etki bırakıyor. Vanilya özü içeren parfümler: Jean Paul Gaultier Le Male!
Misk
Misk aslında çoğu kişi tarafından çok “erkek kokusu” olarak algılanır. Fakat bu koku kadınlara çok seksi gelir. Yani misk kokulu erkek parfümleri de kadınların favorileri arasında. Örnek verecek olursak: Tom Ford Noir.
Karabiber kokusu
Karabiber tazeliği sayesinde enerji verici ve uyarıcı bir etkiye sahiptir. Enerjik ve canlı erkekleri seven kadınlar genellikle bu kokulardan hoşlanıyor. Burberry The Beat For Men parfümünde bu kokuyu bulabilirsiniz.
Ylang Ylang!
Ylang Ylang, birçok insanın içini kıpır kıpır yapan bir etkiye sahip. Kadınların etkilendiği parfümler arasında ylang ylang özleri içeren parfümler de bulunuyor. Bu özü koklamak için Cerruti 1881 Pour Homme’u deneyebilirsiniz.
Yasemin kokusu
Yaseminin hafif ve narin kokusu, kadınların çok hoşuna gidiyor. Kadınları baştan çıkaracak kokular arasında olan yasemin aynı zamanda kadınlara cesaret veren bir koku. Yeteri kadar çaba göstermeye hazır ve duyarlı bir erkekseniz yasemin kokusunu mutlaka denemelisiniz. Örnek: Yves Saint Laurent Jazz.
Afrodizyak Etkili Macunlar
MACUN 1
Bal
Muz Kabuğu Kurusu Tozu
Çörek Otu
Sarımsak
Hurma
Karıştırıp macun yapılır sabah akşam bir yemek kaşığı alınır.
MACUN 2
Sarımsak
Hurma
Karıştırıp macun yapılır sabah akşam bir yemek kaşığı alınır.
MACUN 3
Bal
Muz Kabuğu Kurusu Tozu
Çörek Otu
Karabiber
Karıştırıp macun yapılır sabah akşam bir yemek kaşığı alınır.
Resim kaynak:
Pixabay
Peygamberimizin Hanımları Hakkında
Hz. Muhammed (s.a.v.)’in evliliklerinden her birinin Sebepleri, fayda ve hikmetleri nelerdir?… Peygamber Efendimiz ilk hanımı Hazret-i Hatice’nin vefatına kadar 25 yıl boyunca başka bir kadınla evlenmemiştir. Hazreti Hatice’nin vefatından sonra yukarıda isimlerini sıraladığımız ve aşağıda sebepleriyle sıraladığımız toplam 10 evlilik gerçekleştirmiştir.
* Hz. Muhammed (s.a.v.)’in evliliklerinden her birinin Sebepleri, fayda ve hikmetleri nelerdir?
- Hz. Peygamber toplam 12 evlilik yapmıştır. Hanımlarının isimleri şöyledir ;
- Hz. Hatice-i Kübra: İlk hanımı.
- Hz. Sevde: Hz. Hatice’den sonra evlendiği eşidir.
- Hz. Aişe : Hz. Ebu Bekr’in kızı.
- Hz. Hafsa: Hz. Ömer’in kızı.
- Hz. Zeyneb (Huzeyme kızı): Hilaloğulları kabilesinden.
- Hz. Ümmü Seleme: Asıl adı Hind
- Hz. Zeyneb (Cahş kızı): Hz. Zeyd’in boşadığı hanımı.
- Hz. Ümmü Habibe: Asıl adı Remle. Ebu Sufyan’ın kızı.
- Hz. Cüveyriye: Dıraroğullarından Haris’in kızı.
- Hz. Safiyye: Yahudi liderlerden Ahtab bin Huyye’nin kızı.
- Hz. Maria: Mısır kökenli olup, İslamı seçen bir cariye.
- Hz. Meymune: Hz. Abbas’ın baldızı, yaşlı dul bir kadın.
Hz. MUHAMMED’İN (S.A.V) ZEVCELERİNİ TANIYALIM :
1-) Hz. Hatice: Kureyş kabilesindendir. Babası Huveylid, annesi Fatma’dır. Hici 554 yılında doğmuştur. Hz. Muhammed (s.a.v) ile evlendiğinde kendisi 40, Hz. Muhammed (as) ise 25 yaşındaydı. Hz. Hatice hem çok zengin ve hem de yüksek bir ahlaka sahipti.
Hatice, otuzdokuz veya kırk yaşlarına yaklaşmış, zengin, güzel, şeref ve haysiyyetli, asalet sahibi Mekke’li dul bir kadındı. Mekke’nin hâkimi, Kâ’benin muhafızı bulunan Kureyş kabilesinden ve Esedoğulları kolundandır. (Babası: Esedin oğlu Huveylid idi)… Soyu, Rasûl-i Ekrem’in soyu ile “Kusayy” da birleşmektedir. Evvelce, iki defa evlenmiş ise de zevclerini kaybetmiş, bunlardan iki oğlu ile bir kızı kalmıştı. Tahsili vardı. Yüksek ahlâkıından dolayı Müslümanlıktan önce: Tâhire, sonra da: Hadîcetül kübrâ vasıflarını kazanmıştı.
Kendisini Mekke’nin ileri gelenlerinden çok isteyenler olmuş, fakat hiçbirini kabul etmemiştir.
Hatice, güvendiği şahıslara sermaye verir, kendisine ortak yapar, servetini artırırdı.
Muhammed (as) küçüklüğünde (10-12 yaşlarında) ticarete atılmıştı. Kendisini, ticaret hayatına amcası Ebû Tâlib alıştırmıştı. Rasûl-i Ekrem’in “Ticaret için, Yemene, Basraya ve Suriyeye birkaç defa ticari seferleri olmuştu.”
Hazreti Hatice, Muhammed’in (as) ticaretle uğraştığını duymuş, Onun ticari hayatındaki doğruluğunu ve “El-Emîn” vasfını öğrenmiş, Ona da sermaye teklif etmiştir. Hattâ kabûl ettiği takdirde, başkalarına verdiği hissenin iki mislini bile vereceğini teklifine eklemiştir. Bu vesile ile, Rasûlullah da (sav) Hatice’nin ortakları arasına girmişti.
İngiliz yazarı John Davenport’a göre, “Hazreti Muhammed, üç sene boyunca, Hz. Hatice namına Şam vesair şehirlere ticari seyahatler yapmıştır.”
Muhammed (as), Hatice’nin ticaret kervanı ile Suriye’ye ikinci defa gittiğinde yanında Hatice’nin kölesi Meysere de vardı. Meysere’yi, Muhammed’e (as) hizmet için, Hatice vermişti. Muhammed (as) ticaret kervanıyla Havranın da merkezi Busrâya vardı. Mallarını burada satarak geri döndü. Bu ticaret münasebetiyle Hatice, fazla kâr bile elde etmişti. Bu ticari sefer esnasında Rasûl-i Ekrem’in yanında bulunan Hatice’nin hizmetçisi Meysere sayesinde Muhammed’i (as) daha iyi tanıdı. Muhammed’in (as) muamelelerinde namuskârane hareketini öğrendi. Faziletini anladı. Beden ve rûh bakımından da insanların en güzeli Hazreti Muhammed’i candan sevdi. Yüksek ahlâkına hayran oldu. Ve O’nunla evlenmeyi içten gelen bir arzu ile istedi. Araya (Nefîse bint-i Münye gibi) vasıtalar girdi.
Evlenmeleri kararlaştı. Nikâhı bizzat Ebû Tâlib kıydı. Kureyşin uluları da şahid oldu. (Nikâhlık) olarak Hatice’ye beşyüz altın verildi. Rasûli Ekrem’in ilk zevcesi Hatice oldu.
Hazreti Hatice’den, Peygamberimizin iki oğlu Kasım, Abdullah; ((:::), Tâhir) ile dört kızı, Zeyneb, Rukayye, Ümmü Külsüm, Fâtıma olmak üzere altı çocuğu doğdu. ilk çocuğu Kasım idi. Arab âdeti üzere, Hazreti Muhammed’e Ebül Kasım (Kasımın babası) denildi. En büyük kızı Zeyneb, en küçük kızı da Fâtıma idi. Hazreti Fâtıma, babasının en sevgilisiydi. Peygamberimize, kırk yaşında ilk vahy geldiği sene doğmuştu.
Rasûl-i Ekrem, erkek çocuklarını küçük yaşlarındayken kaybetmiş, kızları da kendisinden evvel vefat etmişlerdi. Yalnız Fâtımâ Hazreti Peygamberden sonra, altı ay daha yaşadı.
Evlendikten sonra, Rasûl-i Ekrem, Hatice’nin malıyla, bir müddet daha ticaret hayatında kaldı. Büyük kazançlar elde etti. Gerek kendisi ve gerek amcası Abbas, Mekke’nin en ileri gelen zenginleri sırasına geçti. Hattâ, hâmî amcası Ebû Tâlib’e yardım için, onun küçük oğlu Alî’yi kendi himayesine aldı. Büyük oğlu Ca’fer’i de Abbâs’a verdi.
Muhemmed (as) Hazreti Hatice ile yirmibeş yıl mes’ud bir hayat yaşadı. İnsanlara örnek olabilecek bir aile tipi gösterdi. Peygamberimiz, Hazreti Hatice’den son derece memnundu. Sağlığında, Hatice’nin üstüne başka bir kadınla evlenmedi. Halbuki, o devirde, Medenî sayılan dünyada da, Arab yarımadasında da çok evlenmek âdetâ yaygın bir haldeydi. Hattâ, Hazreti Peygambere de bu geleneğe göre, teklifler bile yapılmıştı. Fakat, Rasûl-i Ekrem, yirmibeş yaşından Hatice’nin vefatına ve ondan sonra da 53 yaşına kadar, tek zevceli olarak yaşadı.
Batılı müelliflerin ve onların mesleklerine ayak uydurmuş bulunan yazarlarımızın dillerine doladıkları “çok evlenme problemi” ise, Hazreti Peygamberin elliüç yaşından ve Mekke hicretinden sonra görüldü. Gençlik devresini, Mekke’de tek zevceyle geçiren Rasûl-i Ekrem’in yaşlılık devresinde, hicretten sonra, Medine hayatında “çok zevce” almasında birtakım “siyasî, sosyal ve dînî” çok mühim ve yüksek maksatlar göze çarpmaktadır.
Peygamberimizin hayatını tarafsız olarak inceleyen her ilim adamı, bu hakîkati bulmakta ve görmekte asla güçlük çekmez…
[b]2.Hz. Sevde: [/b]Sevde’nin kocası, Habeşistan’a hicretten sonra vefat etmiş ve kendisi kimsesiz kalmıştır. Hz. Sevde, Resulullah’ın eşi olma şerefine kavuşma dışında hiçbir istek taşımadan peygamberimizle evlenmeye talip olmuş ve bu isteğinin kabul edilmesi üzerine, elli beş yaşında iken evlenme akdi yapılmıştır. Hz. Peygamber bu evlilikle hem Hz. Sevde’yi içinde bulunduğu zor durumdan kurtarmış, hem de ikinci evliliğini de gene kendinden daha yaşlı bir kadınla yaptığı için, evliliklerinin yanlış yorumlanmasının önü bir kere daha kesilmiştir.
3.Hz. Aişe: Hz. Ebubekir’in kızı olan Hz. Aişe validemiz, Resulullah’ın evlendiği tek dul olmayan kadındır. Önceleri Cübeyr ile nişanlanmış, Cübeyr’in İslamiyet’i kabul etmemesi üzerine bu nişan bozulmuştur. Bu nişanın bozulması Hz. Ebubekir’i üzmüş, Hz. Peygamberin onunla evlenmeyi kabul etmesi, yaşanan üzüntüyü ziyadesiyle mutluluğa çevirmiştir. Hz. Aişe’nin dokuz veya on bir yaşında evlendiğine dair rivayetler ortaya atılsada, onun 17–18 yaşlarında evlendiğine dair kuvvetli deliller vardır. Hz. Aişe, ablası Esma’dan on yaş küçüktür. Esma ise hicretin yapıldığı yıl 27 yaşındadır. Önce nişanlı olup bu nişanın bozulması da, onun evlenme yaşının dokuz veya onbir olamayacağını göstermektedir. Küçük yaşta evlenmesiyle ilgili rivayetlerin, ilk nişanlandığı tarih ile karıştırılmış olmasındadır. Hesaplamalara göre Hz. Aişe risaletten üç yıl önce doğmuş ve 18 yaşından yedi ay aldığı sırada evlenmiştir. Dokuz yıl evli kalan Hz. Aişe, Hz. Peygamberden sonra 48 yıl daha yaşamış ve 74 yaşında vefat etmiştir. Hz. Aişe validemiz 2.100’den fazla hadis rivayet ederek, çok hadis rivayet eden sahabeler (el-Müksirûn) arasında yer almıştır. Bu kadar çok hadis rivayet etmesinde zeki ve bilgili olmasının yanı sıra Resulullah’tan sonra uzun süre yaşamasının payı da vardır. Resulullah’ın Hz. Aişe ile genç yaşında evlenmesi ve onun Hz. Peygamberden sonra uzun süre yaşamaya devam etmesi, böylece hadislerin günümüze kadar ulaşmasında ciddi anlamda katkı sahibi olması ilahi bir hikmet olarak düşünülmelidir.
4.Hz. Hafsa: Hz. Ömer’in kızı olan Hafsa, kocası Huneys’in Bedir savaşından dönerken hastalanıp Medine’de vefat etmesi üzerine dul kalmıştı. Hz. Ömer, kızının evlenmesini arzu ediyordu. O günün geleneklerine göre, bir baba kızını evlendirmek istediğinde sevdiği ve güvendiği birine teklifte bulunurdu. Hz. Ömer kızı ile evlenmesi için önce Hz. Osman’a, daha sonra Hz. Ebubekir’e teklifte bulundu; ancak ikisi de mazeret bildirip bu teklifi kabul etmedi. Bu gelişmeler üzerine Hz. Ömer’in çok üzüldüğünü gören Resulullah, dul ve hasta bir kadın olan Hz. Hafsa ile hicretin üçüncü senesinde evlenmeyi kabul ederek arkadaşı ve İslam Kahramanı olan Hz. Ömer’in üzüntüsünü sevince gark etti.
5.Hz. Zeynep Binti Huzeyme bin Haris: Kocası Bedir savaşında şehit olan Huzeyme kızı Zeynep Validemiz, Resulullah ile evlendiği zaman 60 yaşındaydı; evlendikten iki ay sonra vefat etmiştir. Bu evlilik, kocasının şehit olması üzerine yalnız kalan yaşlı bir kadını koruma altına alma niyetiyle yapılmıştır.
6.Hz. Ümmü Seleme: Kocası Uhud savaşında şehit düşen Ümmü Seleme validemiz, dört çocuğuyla birlikte yalnız kalınca, Hz. Peygamber, onun çocuklarının bakımını da üstlenerek kendisiyle evlenmiştir. Resulullah’ın, dört çocuğu bulunan 60 yaşındaki bakıma muhtaç bir kadınla evlenmesinin hikmeti, başka bir izaha gerek kalmayacak şekilde açıktır.
7.Hz. Zeynep Binti Cahş: Hz. Peygamber’in halası Ümeyye’nin kızı olan Hz. Zeynep validemiz, önce Resulullah’ın evlatlığı Hz. Zeyd ile evlenmiş ve aralarındaki uyumsuzluk nedeniyle boşanmıştır. Arap geleneklerine göre evlatlığın boşanmış eşi, gerçek oğlun boşanmış eşi gibi kabul ediliyordu. Oysa İslamiyet hem evlat edinmeye son vermiş, hem de evlatlığın boşanmış eşinin gerçek oğlu gibi sayılma geleneğini ortadan kaldırmıştı. Ancak Araplar bu yeni hükmü kabul etmekte zorlanıyorlardı. Cenab- Hak, Hz. Zeynep’in Resulullah ile evlenmesini murat etti: “…Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikâhladık ki evlatlıkları, karılarıyla ilişkilerini kestiklerinde (o kadınla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmasın. Allah’ın emri yerine getirilmiştir.” (33.Ahzâb–37) Ayetten de anlaşıldığı gibi Resulullah, bu evliliğe istekli olmadığı halde, Allah’ın muradı bu şekilde tecelli etmiş ve yanlış bir gelenek Hz. Peygamberin yaşantısı ile sona erdirilmiştir. Bu evlilikteki hikmetlerden biri de, evliliklerde denklik (küfüv) prensibine riayet edilmesi gereğidir.
Peygamberimizin Hazret-i Zeyneb ile evliliği ise en çok tartışılan ve pek çok hikmetlerle dolu bir evliliktir. Zira Peygamberimiz, halasının kızı olan Zeyneb’i, Zeyneb validemizin çok fazla gönüllü olmamasına rağmen kendi azatlı kölesi Zeyd ile evlendirmiş ve böylece “zengin-fakir, asil-köle” ayırımını yıkmış, insanların bir tarağın dişleri gibi eşit olduğunu en yakınları vasıtasıyla göstermiştir. Daha sonra bu evlilik, Zeyneb validemizin ve akrabalarının ısrarlarıyla dayanılmaz hale gelmiş, kocası Zeyd’in Peygamberimize olan boşanma müracaatları da sonuçsuz kalmıştır. Nihayet Zeyd bu hâle dayanamamış, Zeyneb’i boşamıştı.
Daha sonra inen âyetlerle (Ahzâb, 37), halasının kızı Zeyneb’le Peygamber Efendimizin nikahı emredilmiştir. Böylece cahiliye devrinin “evlatlığın hanımı ile evlenme yasağı”nı, Peygamberimiz tatbikatıyla kaldırmış ve “öz evlat” ile “evlatlık”ın birbirinden farkı ortaya çıkmıştır.
Bu olay hakkında, “Hazret-i Peygamber Zeyneb’in güzelliğine hayran kalıp da onunla evlenmiştir.” şeklinde ileri geri konuşanlar, şu hususları görmezden gelmektedirler:
a. Zeyneb, Peygamberimizin halasının kızıdır. Çocukluğundan beri onu defalarca görmesi mümkündür.
b. Peygamberimiz, Zeyd ile evlendirmeden önce evlilik teklif etse, Zeyneb validemiz bunu seve seve kabul ederdi ve evlenmesine de herhangi bir mani yoktu. Aksine Peygamberimiz, onu elleriyle başka birisiyle evlendirmiş ve Zeyd’in boşanma taleplerini de defalarca reddetmiştir.
Kısacası bütün bu hâdiseler olacaktı ki, İslam’da bir “hukuk” meydana gelebilsin.
8.Hz Cüveyriye: Müreysi gazvesinde Müstalikoğullarından esir alınan 700 kadar esir arasında bulunan Hz. Cüveyriye, Resulullah’a müracaat ederek mükâtebe yoluyla kölelikten azad edilmek için yardım istedi. Hz. Peygamber, parasını ödeyerek onu esirlikten kurtardıktan sonra kendisiyle evlendi. Bu evlilikten sonra Müslümanlar, ellerinde bulunan bütün esirleri serbest bıraktılar, onlarda toptan İslamiyet’i seçtiler. Bu evlilik neticesinde hem barış sağlandı hem de İslamiyet kuvvet kazanmış oldu.
Bir kabile reisinin kızı olan Cüveyriye -radıyallahu anha- ile evliliği de binlerce harb esirinin aynı anda özgürlüğe kavuşmasına ve bu vesileyle hidayetlerine sebep olmuştur.
9.Hz. Ümmü Habibe: Ebu Sufyan’ın kızı olan Ümmü Habibe, kocası Abdullah bin Cahş ile birlikte Müslüman olarak Habeşistan’a göç etmiş; ancak kocası Habeşistan’da Hristiyan olunca zor durumda kalmıştır. Bunun üzerine Hz. Peygamber Necaşi’ye elçi göndererek Ümmü Habibe’yi kendisine eş olarak istedi. Necaşi, bu isteği kabul etti. Hicri yedinci yılda gerçekleşen bu evlilik ile hem samimi bir Müslüman olan elli yaşındaki Ümmü Habibe zor durumdan kurtarılmış, hem de babası Ebu Sufyan’ın İslamiyet’e karşı olan düşmanlığı yumuşama ve yok olma sürecine girmiştir.
Ebu Süfyan’ın kızı Ümmü Habibe ile evliliğinde ise Ümmü Habibe’yi taltif etme (ödüllendirme) durumu sözkonusudur. Zira Ümmü Habibe, eşi Habeşistan’da irtidad ettiği ve kendisi çok zor şartlar altında kaldığı halde dinini müdafaa etmiş ve o sırada Mekke’nin lideri olan babası müşrik Ebû Süfyan’a müracaat etmemişti. Peygamberimiz (sav) onu himayesine alıp, kendisiyle evlenmiş ve onu ortada kalmaktan kurtarmıştı. Aynı zamanda bu evlilikle Mekke müşrikleri arasındaki soğukluk da azalmaktaydı.
10.Hz. Safiye: Nadir oğullarının reisi Huyey bin Ahtab’ın kızı olan Hz. Safiye, Harun bin İmran’ın soyundandır. Hz. Peygamber, onu cariye olarak satın alıp azad ettikten sonra şöyle buyurdu: “İstersen serbestsin, mallarını al ve git, istersen sana evlenme teklif ediyorum, Müslüman ol ve yanımda kal.” Hz. Safiye ikinci teklifi kabul etti. Resulullah, onu cariyelik bedelini mehir sayarak kendisiyle evlendi. Bunun üzerine ashap, Hz. Safiye’nin akrabalarını serbest bıraktı ve onlar da Müslüman oldular. Bu evlilik ile hem birçok kişinin Müslüman olması sağlanmış, hem de bir cariyeyi satın alarak cariyelikten kurtardıktan sonra ödenen bedeli mehir sayma konusunda ashabına örnek olmuştur. Ayrıca Hz. Safiye’nin Yahudi asıllı olduğu göz önünde bulundurulduğunda, Hz. Peygamber’in insanlar arasında ırklarına göre bir ayrım yapmadığı açıkça görülmektedir.
*Hayber’deki Yahudi liderinin kızı Safiyye validemiz ile evliliği ise Yahudilerle mevcut münasebetleri düzeltmek içindir.
11.Hz. Meymune: Hz. Peygamber’in evlendiği son kadın olan Hz Meymune, Hz. Abbas’ın baldızıdır. Hz. Meymune, Hz. Abbas aracılığıyla Resulullah’a evlilik teklifinde bulunmuş ve bu teklif kabul edilmiştir. Resulullah’ın Hz Meymune ile evlenmesi, Mekkelileri sevindirmiş ve Hz. Muhammed ile dostluklarının devam edebileceği fikrini canlandırmıştır.
Hz Peygamber, bu on bir kadın dışında, Mısır Mukavkısı’nın kendisine cariye olarak gönderdiği Hz. Maria ile de evlenmiş ve bu evlilikten oğlu İbrahim doğmuştur. Böylece Hz. Maria çocuk annesi (ümmü’l-veled) olarak hür statüsüne kavuşmuştur.
Görüldüğü gibi, Hz Muhammed (s.a.v.)’in evlilikleri, ilahi takdirin bir tezahürü olarak, nübüvvet görevinin tam anlamıyla ifa edilebilmesi için, yapılan evliliklerdir; bu evliliklerden hiçbirini şahsi istek ve dünya zevki ile yorumlamak mümkün değildir.
Peygamber Efendimiz kaç evlilik yaptı? Peygamberimizin kaç eşi vardı? Hz. Muhammed (s.a.v.) neden çok evlilik yaptı? Peygamberimizin hanımları ve evliliklerindeki hikmetler...
Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ilk hanımı, Hz. Hatice validemizdir. Sevgili Peygamberimiz ilk evliliğini Mekke’de yaptığı sırada yirmi beş yaşında, Hz. Hatice annemiz kırk yaşındaydı. Peygamber Efendimiz’in Mekke döneminde yaptığı ikinci evlilik ise Sevde Binti Zema validemiz ile olmuştur. Peki Peygamber Efendimiz kaç evlilik yaptı? Peygamberimizin kaç eşi vardı?
PEYGAMBERİMİZİN HANIMLARININ İSİMLERİ
Hz. Hatice
Hz. Sevde
Hz. Ayşe
Hz. Hafsa
Hz. Zeynep Binti Huzeyme
Hz. Ümmü Seleme
Hz. Zeynep Binti Cahş
Hz. Cüveyriye
Hz. Ümmü Habibe
Hz. Safiye
Hz. Meymûne
Hz. Mariye
PEYGAMBERİMİZİN HANIMLARININ TABLOSU
[attachment=82754]
PEYGAMBERİMİZİN HANIMLARININ HAYATI
Peygamber Efendimiz’in ilk eşi Hz. Hatice’dir. İbrahim dışındaki bütün çocukları Hz. Hatice annemizden olmuştur. Peygamberimiz, Mekke döneminde ikinci evliliğini Hz. Sevde validemiz ile yapmıştır. Medine döneminde de Hz. Ayşe, Zeynep Binti Huzeyme, Meymune Binti Haris, Mariye, Hafsa Binti Ömer, Zeynep Binti Cahş, Safiye Binti Huyey, Cüveyriye Binti Haris, Ümmü Seleme, Ümmü Habibe (r.a.) ile evlenmiştir. Peygamberimizin son evladı İbrahim, Hz. Mariye validemizden olmuştur. İşte kısaca Peygamberimizin hanımları ve hayatı...
HZ. HATİCE (R.A.) KİMDİR?
Peygamberimizin ilk hanımı Hz. Hatice’dir. Onunla evlendiğinde, Efendimiz’in yaşı 25, hanımının yaşı ise, 40’tır.
Hz. Hatice ilk Müslümanlardandır. Vahyin nüzulünün onuncu yılında, hicretten üç sene önce vefat etmiştir. Allah Resulü, Hz. Hatice’nin vefatı karşısında bir hayli üzülmüştü. Hz. Peygamber’in amcası ve müşriklere karşı koruyucusu olan Ebu Talib ile kendisiyle sükûnet bulduğu eşi Hatice’nin (r.a.) vefatı gibi üzücü olaylar peş peşe geldiği için bu yıla, “Hüzün Yılı” denilmiştir.
Resulullah’ın bu evliliği 25 yıl sürmüş, İbrahim dışındaki bütün evlatları da yine bu nâdide hanımdan olmuştur. Vefatı esnasında Resulullah’ın yaşı 50’dir.
SEVDE BİNTİ ZEM’A (R.A.) KİMDİR?
Sevde Binti Zema (r.a.) Peygamberimizin ikinci hanımıdır. İlk Müslümanlardandır. Eşi Habeşistan’a yapılan hicretten sonra vefat etmiş ve kimsesiz kalmıştı. Efendimiz, onunla evlenerek bu kalbi kırığın yarasını sardı, onu perişan olmaktan kurtardı ve ona enis oldu. Sadece Efendimiz’in nikahı altında bulunmayı düşünen Sevde validemizin, dünya adına istediği başka hiçbir şey yoktu. Allah Resulü ile evlendiğinde yaşı 55’ti. Bu evliliğin hikmeti, kimsesiz ve yardımcısız kalan bir hanımın elinden tutmak, emin bir yuvaya kavuşturmaktı.
HZ. AYŞE (R.A.) KİMDİR?
Hz. Ayşe, Resulullah’ın bâkire olarak evlendiği ilk ve tek kadındı. O, daha sonra halife olacak olan Hz. Ebubekir’in biricik kızıdır. Ayrıca, Hz. Ayşe çok zeki bir nâdire-i fıtrat ve nübüvvet dâvâsına tam vâris olabilecek yaratılışa sahip bir kadındı. Evlendikten sonraki hayatı ve daha sonraki hizmetleri de göstermiştir ki, O muallâ varlık, ancak Nebî zevcesi olabilirdi. Zira O, yerinde en büyük hadisçi, en mükemmel tefsirci ve en nâdide fıkıhçı olarak kendini gösteriyor, her yönüyle Hz. Peygamber’i temsil etmeye çalışıyordu.
O’nun Hz. Ayşe ile evliliği, yanından hiç ayrılmayan, çektiği sıkıntılara beraberce katlanan, mağara arkadaşı Hz. Ebubekir için en büyük bir mükâfat idi.
HAFSA BİNTİ ÖMER (R.A.) KİMDİR?
Hz. Hafsa’nın eşi, Bedir Savaşı’nda şehit düşmüştü. Eşinin vefatına üzülmüş, yalnız başına kalmıştı. Babası Hz. Ömer, kızını önce Hz. Osman’a evlenmesi için teklif etmiş ancak O kabul etmemiş, ardından Hz. Ebubekir’e teklif etmiş, O da kabul etmemişti. Daha sonra da duruma şahit olan Allah Resulü, fazla beklemeden O’nunla evlenmek istediğini bildirmiş ve evlenmişti. Bu evlilik de, zaruretlerin getirdiği bir evlilik olup bununla o yüce insan Hz. Ömer’in gönlü hoş edilmiş, kocasının ölümüne üzülen ve yalnız kalan birisinin bu yalnızlığı giderildi.
ZEYNEP BİNTİ HUZEYME (R.A.) KİMDİR?
Zeynep binti Huzeyme'nin (r.a.) eşi Bedir’de şehit oldu. Peygamberimiz (s.a.s.) Hafsa’dan (r.a.) sonra Zeynep binti Huzeyme'yi (r.a.) kendisine nikahladı. Zeynep validemiz "Yoksulların annesi" olarak bilinirdi. Çok ibadet yapar, çokça sadaka verirdi. 30 yaşlarında iken âhirete göç etti. Cenâze namazını bizzat Resûl-i Ekrem (s.a.s.) Efendimiz kıldırdı.
ÜMMÜ SELEME (R.A.) KİMDİR?
Ümmü Seleme validemiz, ilk Müslümanlardandır. Önce Habeşistan’a sonra Medine’ye hicret etmişti. Eşi Uhud Savaşı’nda şehit olmuştu. Yurdundan ve yuvasından uzak, yetim çocuklarıyla hayat külfetini yüklenmiş bu hanıma, ilk şefkat elini Hz. Ebubekir ve Ömer uzattı. Ancak o, bu talepleri reddetti.
Daha sonra evlilik teklifini Resulullah yaptı ve kendisi de bu teklifi kabul etti. Böylece yetimleri, sıcak bir yuvaya kavuştu. Babalarının ölümünden duydukları üzüntüyü, Allah Resulü vesilesiyle unutmuş, hiçbir zaman gerçek bir babayı aratmayacak bir babaya kavuşmuş oldular.
Ümmü Seleme (r.a.) de Hz. Ayşe gibi dirayet ve fetaneti olan bir kadındı.
ÜMMÜ HABÎBE (R.A.) KİMDİR?
Ümmü Habîbe (Remle binti Ebî Süfyan) (r.a.) validemiz, Mekke’de küfrün bayraktarlığını yapan Ebû Süfyân’ın kızıdır. İlk Müslümanlardandır. Eşiyle Habeş ülkesine hicret etti. Burada eşi önce Hıristiyan olmuş, sonra da ölmüştü. Ümmü Habibe yalnız başına kalmıştı. Allah Resulü, durumu öğrenince Necâşi’ye haber göndererek, tek başına kalan bu hanımın kendisine nikahlanmasını istedi. Bu duruma fevkalâde sevinen Ümmü Habibe’nin nikahı, Necâşi huzurunda kıyıldı.
Bu evlilikten sonra Müslümanların ve Peygamberimizin azılı düşmanı olan Ebû Süfyan, inananlara yaptığı işkenceyi hafifletmiş, içinde Allah Resukü’ne karşı olan kini birazcık da olsa dinivermişti. Daha geniş dairede ise, Emevîlerle bir akrabalık te’sis edilmiş oldu.
CÜVEYRİYE BİNTİ HARİS (R.A.) KİMDİR?
Cüveyriye Binti Haris (r.a.) Müslümanlar, yapılan Müreysi gazvesinde galip gelmiş, pek çok ganimet elde edilmiş, bunun yanında 700 kadar da esir alınmıştı. Esirlerin içinde, Benî Mustalik kabilesinin başkanının kızı olan Cüveyriye de bulunuyordu.
Cüveyriye, Hâris b. Dırar’ın kızı idi. Hâris, Mustalikoğulları Yahudilerinin reisi idi. Cüveyriye önce Musâfi b. Saffan’la evlenmiş, Musâfi, Müreysi Muharebesi’nde ölmüştü. Cüveyriye, Peygamber Efendimiz’e müracaat ederek hürriyete kavuşmayı talep etmiş, Resulullah da onun fidyesini bizzat kendisi vererek hürriyete kavuşturmuştur. Babası gelip kızını götürmek isteyince, o Müslüman olarak Medine’de kalmayı tercih etti, bilahare de Resulullah ile nikahı kıyıldı.
SAFİYE BİNTİ HUYEY (R.A.) KİMDİR?
Safiye (r.a.) validemizin asıl adı Zeynep’tir. O dönemde Arabistan’da reislere düşen ganimet hissesine “Safiye” denilmektedir. Bu kadın da Peygamberimizin hissesine düştüğü için “Safiye” adını aldı. Ana-babası, Yahudilerin ileri gelenlerindendi. Hatta babası Nadiroğullarının reisi, annesi de Kureyza oğullarının reisinin kızıydı. Hayber gazvesinde, babası, kocası ve kardeşi öldürülmüş, kabilesinden pek çok kimse esir alınmıştı. Safiye, İslâm’a karşı aşırı bir şekilde kin ve nefretle doluydu.
Savaş sonrası Resulullah onu kendi nikahına alarak, yumuşamasını sağlamış oldu. Bu evlilikle de Yahudilerin önemli bir bölümüyle akrabalık kurulmuş, onların Müslümanlığı yakından tanımaları imkânı sağlanmış, düşmanların kötü bir kısım emellerinin, önceden bilinmesi kolaylaşmış ve Müslümanlığın sınırları bu vesileyle genişlemeye yüz tutmuştu.
HZ. MARİYE (R.A.) KİMDİR?
Peygamber Efendimiz, İslâm’a davet için hükümdarlara mektuplar gönderiyordu. Bunlardan birisi de Mısır hükümdarı Mukavkıs’tı. Mukavkıs, İslam elçisini güzel bir şekilde karşılamış, Hz. Peygamber’e birtakım hediyelerle birlikte iki de cariye göndermişti. Yolda bu iki cariye, İslam hakkında malûmat sahibi olduktan sonra, İslâm’ı seçmişlerdi. Bunlar Medine’ye varınca Resulullah, Mariye’yi kendisine almıştı. Bilahare onu azad ederek kendisiyle evlendi.
Peygamber Efendimiz’in son evladı İbrahim Mariye annemizden oldu.
ZEYNEP BİNTİ CAHŞ (R.A.) KİMDİR?
Hz. Zeynep validemiz Peygamberlikten 20 yıl yıl önce dünyaya gelmiş, Efendimizin halasının kızı idi. İlk iman edenlerdendir. Asıl adı “Berre” idi. Resulullah onun adını “Zeynep” olarak değiştirmiştir. Babası Beni Esed kabilesinden Burre, annesi Efendimizin halası Ümeyye binti Abdulmuttalib’tir. O, Mekke’den Medine’ye ilk hicret edenler arasında yer aldı. Medine’ye hicret ettiğinde bekardı. Efendimiz onu evlâtlığı Zeyd b. Harise ile evlendirdi. Kısa bir süre sonra boşandı.
Hz. Zeynep’in gerek Efendimizden önce Hz. Zeyd’le evlendirilmesinde, gerekse daha sonra Efendimizin onunla evlenmesinde, diğer hanımlarından farklı olarak Cahiliyet devri adet ve geleneklerini kaldıran hükümler ortaya çıkmıştı.
Peygamber Efendimiz’in evliliklerinde gerek o zamanın münafıkları, gerekse yeni zamanın dalalet ehli tarafından en çok dile dolandrılıp itiraz edilen Hz. Zeynep'le olan evliliğidir. Ayrıca çok önemli hükümlerin ortaya çıkmasına sebep olan bir evliliktir. Bütün bu sebeplerle bu evliliğin nikâhı bir “Akd-i Semavi”dir. Yani bizzat Cenab-ı Hak tarafından kıyıldı.
MEYMÛNE BİNTİ HARİS (RA) KİMDİR?
Meymûne binti Haris’in (r.a.) asıl ismi “Berre” olup, Resulullah tarafından “Meymûne” olarak değiştirilmiştir. Hz. Peygamber’in son evliliğidir. Hudeybiye antlaşmasından bir yıl sonra Hz. Peygamber’le Müslümanlar, Mekke’ye tavaf ziyaretine gitmişlerdi. Bu sırada Peygamberimizin amcası Abbas, Allah Resulü’ne Meymûne’yle evlenmesini teklifi etti. Zira Meymûne, Abbas’ın baldızı olup, nikah yetkisini ona vermişti. Peygamberimiz de bu teklifi kabul buyurarak, onunla nikahlandı. Bu durum karşısında Mekkeliler: “Demek ki, Muhammed hemşehrilerine hâlâ dostluk ve hayır duyguları besliyor.” yorumunu yaptı.
Bu evliliği yaptığında Resulullah, altmış yaşları civarındaydı.
Kaynaklar :
islamdabulusalim
islam ve ihsan
RAŞiT TUNCA
BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik
ALLAH
BAYRAK
Radyo Karoglan
Foruma Misafir Olarak Gir
Forumda Neler Var
GALATASARAY
FENERBAHÇE
BEŞiKTAŞ
TRABZONSPOR
MiLLi TAKIM
ETKiNLiKLERiMiZ
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
» Latest member:
» Forum threads: 5,280
» Forum posts: 5,871
Read More / Comment 
