MUHAMMED

Muhammed


BAYRAK

TC.Bayrak



Welcome, Guest
You have to register before you can post on our site.

Username
  

Password
  





Forum Statistics
Members:» Members: 7
Latest member:» Latest member: Muhammed
Forum threads:» Forum threads: 5,258
Forum posts:» Forum posts: 5,849

Full Statistics Full Statistics

DOWNLOADEN


“Downloaden Bölümümüzden BEDAVA Grafik Paketleri,E-Kitaplar ve Bedava Bilgisayar Programlarını Tek TIKLA BEDAVA indirebilirsiniz”
(Raşit Tunca)




AYET

“Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır”
ENBİYA Suresi 105


FELSEFEMiZ

“ iSLAM OKUMAK YAZMAK YADA ÇiZMEK DEĞiLDiR, Yahutta O Hadis şöyle, Bu Ayette böyle diyor Diye Papağanlıkda Değildir. islam Kuranı ve sünneti HAYATINA TATBiK edip, Onunla Yaşayabilmekdir”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)


Raşit Tunca Sözü

“Yüzme bilmek Denizden çıkmana fayda vermez, taaki yüzme biliyorsan, denizedee düştüysen, ellerini, kollarını, ayaklarını çırpacaksın, ve birde tutuncak dal bulacak, tutunup çıkacaksın. ilimde böyledir, bir ilmi bilmek fayda etmez, taaki, onu hayatında tatbik edesiye, Dinde böyledir, din bilmek imanını kurtarmaz, taaki, ne zaman, bildiğin öğrendiğin dinini hayatında tatbik edip, yaşadın, o zaman belki kurtulursun.”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

GÜZEL SÖZ

“ Bazen Hata Yapıvermek, Doğruyu bulmanın ilk Basamağıdır.
(Başağaçlı Raşit Tunca Sözü)





Ebru Sanatı Nedir?

Ebru, kitreyle yoğunlaştırılmış su üstünde, özel hazırlanmış boyalarla oluşturulan desenlerin kâğıt üzerine geçirilmesi yoluyla yapılan bir süsleme sanatıdır. Fırça ve boyaları özeldir.

Tarih

Ebru sanatının ne zaman ve hangi ülkede ortaya çıktığı bilinmemekle beraber bu sanatın doğu ülkelerine özgü bir süsleme sanatı olduğu düşünülmektedir. Bazı İran kaynaklarında Hindistan'da ortaya çıktığı yazılıdır. Bazı kaynaklara göre de Türkistan'daki Buhara kentinde doğmuş ve İran yoluyla Osmanlılar'a geçmiştir. Batıda ebru "Türk Kağıdı" ya da "mermer kâğıdı" olarak adlandırılmaktadır.

Ebru, geven otunun özsuyundan elde edilen kitre veya deniz kadayıfı bitkisi (kerajin) ile kıvamı arttırılmış suyun üzerine, içine öd katılarak suyun dibine çökmeyecek hale getirilen boyaların serpilmesi ve su yüzeyinde meydana gelen şekillerin olduğu gibi ya da biz adı verilen metal uçlu bir aletle müdahale edilerek bir kağıda geçirilmesi yoluyla yapılır.

Ebru sanatının köklerinin 9. ve 10. yüzyıla kadar uzandığı varsayılmaktadır. Bilinen o ki bu sanat, kağıdın tarih sahnesine girmesiyle gelişmiştir. 10.yüzyılda Çinli bürokrat Su Yijian (MS 957-995) Fırça, mürekkep, mürekkep taşı ve desenli kağıdı " Wen Fang Si Pu (Çalışmanın dört hazinesi) " olarak kaydetmiştir. Çin'de liu-şa-cien (流沙箋), 12. asırdan itibaren Japonya'da suminagaşi (墨流し) ve beninagaşi (紅流し) isimleriyle yapılan bir takım çalışmaların mevcudiyeti, daha sonraki asırlarda Çağatay Türkçesi'yle ebre (اَبره) adını alarak Türkistan'da ortaya çıkan bu sanatın tarihi gelişimi hakkında, müphem de olsa bir fikir vermektedir. Türkistan'dan en geç 16. asır başlarında İpekyolu'nu takiben İran'a geçişinde ebri (اَبری) olarak isimlendirilen bu sanat, görünüşüyle gerçekten bulut kümelerine benzer şekiller taşıdığından, buluta nisbet ifade eden bu Farsça ismi doğrulamaktadır. Osmanlı ülkesinde de revaç bulan aynı isim, telaffuz zorluğundan son yüzyılda Türkçede "ebru"ya dönüşmüştür. Galat olmakla beraber, kaş gibi şekiller de ihtiva ettiğinden, bu sanata ebru denilmesi bir çelişki sayılmamalıdır; çünkü ebru kelimesi Farsça'da kaş manasına gelmektedir. 16. asır ortalarında Mir Muhammed Tahir (میر محمد طاهر) tarafından Hindistan'da yapılmaya başlandığı rivayet olunan ebruculuk, buradan İran'a ve sonra da İstanbul'a kadar yayılmıştır. Aynı yüzyılın sonlarında, İstanbul'dan Avrupalı seyyahlar tarafından kendi memleketlerine götürülen ebru kâğıtları önce Almanya'da, sonra da Fransa ve İtalya'da mermer kağıdı veya Türk mermer kağıdı, hatta sadece Türk kağıdı adıyla tanınıp benimsenmiş ve oralarda da yapılmaya başlanmıştır. Zaman içinde İngiltere ve Amerika'ya da yayılan ebru kağıdı, her ülkenin sanat anlayışına göre bir başkalık gösterir. Bunda, kullanılan değişik malzemenin de rolü olmalıdır. Belgelenen en eski ebru örneği 16. yüzyıla aittir. Kağıdın süslenmesinde, kıt'a ve levhaların iç ve dış pervazlarında, yazma ciltlerinde yan kağıdı olarak sıkça kullanılmıştır. (Derman، M.Uğur Osmanlı Ansiklopedisi. C.11,s.189)

Ebru hakkında Türkçe kaleme alınmış bilinen en eski eser, 1615'ten sonra yazılan "Tertib-i Risâle-i Ebrî" (تَرتیبِ رسالۀ اَبری) adlı yazma kitapçıktır. Günümüzde bilinen ebru tarzındaki eserler ilk kez Orta Asya - Osmanlı coğrafyasında ortaya çıkmıştır. Ebrunun tarihi ile ilgili olarak sayın Uğur Derman (Türk Santında Ebrû), tarihi kestirilebilen en eski ebru olarak, üzerinde Mâlikî Deylemî’ye ait bir kıt’anın bulunduğu ve Gürcistan’da yazılmış olan 1554 tarihli bir ebruyu gösterir. Bu ebrunun, hafif ebru olarak yapılmış olması ve hafif ebrunun ancak belli bir ustalaşmadan sonra yapılabildiği gözönüne alınacak olursa, ebrunun orijinin çok daha eskilere dayandığı düşünülmektedir.

Osmanlı döneminde başlı başına bir sanat ve iş kolu olan ebruculuk, 20. yüzyıl başlarına gelindiğinde unutulma noktasına gelmiştir. Bu sanatın tekrar hayat kazanması, ebru sanatına 'çiçekli ebru'yu geliştiren büyük sanatçı Necmeddin Okyay sayesinde olmuştur. Okyay'dan sonraki büyük merhale Mustafa Düzgünman'dır.

27 Kasım 2014 tarihinde UNESCO tarafından somut olmayan kültürel miras olarak tanımlanmıştır.[1]

Ebru Malzemeleri

Kâğıt

Emici özelliği fazla ve mat olanları tercih edilir. Genellikle birinci hamur kâğıt kullanılır.

Su

Kitre, deniz kadayıfı, boy tohumu veya sahlep gibi suyun yoğunluğunu sağlayacak doğal maddeler ile karıştırılır. Su kireçsiz ise dinlendirilmiş musluk suyu olabilir. Eskiler yağmur suyu kullanırmış. Tercihen saf su kullanılmalıdır.

Toprak boya

Ebruda kullanılan boyalar eskiden doğada bulunan topraktan elde edilmektedir. Bu toprak ezilip, elekle elenip suda süzülerek kullanıma hazır hale getirilirmiş. Günümüzde ezilmeye hazır halde ya da ezilmiş toz boyalar kullanılmaktadır. Toprak boyalar mermer ve destiseng denilen el taşının yardımıyla ezilerek macun kıvamına getirilerek kullanılır.

Öd

Öd genellikle büyükbaş hayvanların safrakesesinden elde edilir. Safra keseleri delinir ve içindeki öd süzülerek bir kapta toplanır, benmari usulü kaynar suda 20 dakika bekletilir. Yüzeyde biriken köpük bir kaşık yardımıyla alınır. Bu işlem kötü bir kokuya neden olduğu için açık havada yapılması önerilir. Kalkan balığı ödü de kumlu-kıçıklı ebru yapımı için uygundur. Günümüzde resim malzemesi satılan yerlerde rafine öd bulunmaktadır.

Kitre

Ebru yapımında kullanılan suyun belli bir yoğunluğa sahip olması ve özel olarak hazırlanan boyayı üzerinde tutabilmesi gerekmektedir, herhangi bir suyla ebru yapılamaz. Ebrunun suyuna bu özelliği veren maddenin ismi kitredir. Kitre, Türkiye'nin güney ve güneydoğu bölgelerinde kırlarda yetişen yabani bir dikenin(geven) özsuyudur. Yerel halk, kırlarda geven dikeninin gövdesine bıçakla çizik atar, birkaç gün beklerler. Bitkinin özsuyu çizik bölgeden akar ve kurur. Bir ağaç kabuğuna benzer görünüm alır. Bu kabuklar tek tek toplanır. Kabuk şeklinde olan kitre aktarlarda satılmaktadır. Ebrunun suyu hazırlanırken saf suyun içine belli ölçülerde kitre konulur. Su, ağzı kapalı bir kapta bu şekilde bir süre bekletilir. Belli zaman aralıklarıyla mıncıklanarak eriyen kitre özünün dağıtılması gerekir. Suyun yeterli yoğunluğa ulaşmasından sonra, içinde kalan erimemiş kitre kalıntılarını ayırmak için, ebru suyu iyice süzülmelidir.

Kitre ebru yapımında kullanılan, suyun belli bir yoğunlukta olması için suya karıştırılan maddelerden biridir. Ünlü Ebrucu Sacid Okyay ebru yapımında en iyi sonucu salebin verdiğini ancak kitrenin daha ucuz olması sebebi ile kitre kullandığından bahseder.

Deniz kadayıfı

Kitrenin hazır hale gelmesi yaklaşık 5-6 gün gerektiği için deniz kadayıfı denilen deniz yosunu kullanılabilir. Hazır toz halde satılır. 50 g toza 5 l saf su ilave edilerek topaklanma olmamasına dikkat edilerek mikserle veya kaşık ile karıştırılır. Bir saat içinde hava kabarcıkları yüzeye çıkıp patlayana kadar karıştırılır. Ve kullanıma hazır hale gelir.

At kılı ve Gül Dalı

Fırça yapımında kullanılan at kılları tercihen yaşlı atların kuyruklarından elde edilir. Yele kılları da kullanılmaktadır, ancak bu tür fırçalar kuyruk kılından yapılanlar kadar düzgün olmamaktadır. At kılı tercih edilmesinin nedenleri gözenekleri nedeniyle boyaların fırçadan bir vuruşta dökülmemesidir. Böylece tüm yüzeye eşit büyüklükte ve miktarda boya dökülebilir ve tabanı oluşturur.

Fırçada gül dalı kullanılması; gül dalının esnek olması, kolay küf tutmaması nedeniyledir.

Ebru çeşitleri

Battal ebru

İki veya üç renk boyanın fırçayla damlalar halinde su yüzeyine serpilmesinden sonra hiçbir ek müdahelede bulunmaksızın kağıda geçirilmesi yoluyla olur. Tüm ebru çeşitlerinin yapımına önce battal ebru yapılarak başlanır.

Gelgit ebru

Battal ebrudan sonra biz yardımıyla tekne yüzeyinde eşit aralıklı, teknenin kenarlarına paralel zıt yönde çizgiler oluşturulur.

Bülbül yuvası

Helezonik yuvarlaklar oluşturacak biçimlerin tekne yüzeyinde eşit büyüklüklerle sıralanması yoluyla oluşturulur.

Şal ebrusu

Uçları kıvrımlı s harfine benzer kıvrımlı şekiller oluşturularak yapılır.

Taraklı ebru

Ebru tarağı adı verilen bir araçla gelgit ebru üzerinde oluşturulan bir çeşittir.

Hatip ebrusu

Pastel renkli bir şal ya da taraklı ebru zemin üzerine çiçek, çarkıfelek ya da yıldız benzeri şekiller oluşturularak yapılır.

Çiçek ebrusu

Pastel renkli bir şal ya da taraklı ebru zemin üzerine karanfil, papatya, gül, sümbül, gelincik gibi çiçek figürlerinin stilize edilerek kendilerine özgü tekniklerle yapılmasıyla elde edilir.

Türkiye’de Çağdaş Ebru Sanatı Yorumları

Çağdaş dönemde klasik ebru tekniklerinden yola çıkarak, farklı malzemeler ya da yeni formların eklenmesiyle kitreli su yüzeyinde yapılan bir çeşit figüratif baskı resim tarzı oluşmuştur. Bu tür çalışmaları yapan sanatçılar arasında Hikmet Barutçugil, Timuçin Tanarslan, Fuat Başar, Nedim Sönmez, Sevim Sağdıç, Nusret Hepgül, Ahmet Çoktan, Feridun Özgören, T. Alparslan Babaoğlu sayılabilir.[2]

Kaynak ve Dipnotlar

Wikipedia



Testi ve Çömlekçilik Sanatı Nedir?

Çömlekçilik nedir?

Süzülmüş çamurdan yapılan, fırında pişirilerek sırlanan veya sırsız bırakılan toprak tencere, tava, vazo, küp, testi, fincan yapma sanatına denir. Sırsız ve sırlı olmak üzere iki çeşit çömlek vardır. Pişmiş toprak işlerinin üzerine siliko alkalinden renksiz, biraz siyahımsı bir perdah yapıldığı takdirde, bunlara «perdahlı çömlek» denir. Çömlekler, ateşte pişirilirken, topraktaki silikatların ve ateşin külündeki potas ve sudun tesiriyle, bazı kısımlar camlaşır ve ince bir sırça tabakasıyla örtülür. Sırlı çömlek diye buna denir. Sır, cismin içine İşlemez.

Çömlek, testi, vazo, küp yapma sanatı. Beyaz topraktan yapılarak üstü sırlanan çiniler, çömlekçilik sanatına girmezler. Bunları yapmak sanatına çinicilik denir. Eski tekniğe göre çömlekçi çamurunun hazırlanışı ve şekil verilmesi, akarsu yataklarından veya kil toprağının üstündeki özlü çamur süzülerek, içindeki çakıl taş parçaları alındıktan sonra taşla veya tahta tokmakla dövülerek yapılırdı. Kil toprağına sadece biraz su katılır, süzülmüş balçıklı toprak kalıplara dökülerek sıkıştırılır veya ortası oyularak çeşitli biçimlere sokulurdu.

Yeni usullere göre, kil bol su içinde ıslatılarak sıvılaştırılır, süzülür. Süzülen bu sulu çamur belirli bir kıvama gelinceye kadar kurutulduktan sonra elle işlenerek biçimlendirilir. Son zamanlarda ise balçık, kalıplara dökülerek kullanılmaktadır. Testiler üzerine camsı olmayan sır sürülmezse, içindeki suyu dışına çok ince bir şekilde sızdırır. Buna testinin terlemesi de denir. Çok hafif sızan bu suyun hissedilmeyecek ölçüde buharlaşmasıyla testi içindeki su soğur.

Fırınlama

Eski usullere göre yapılan çömlekler güneşte kurutulurdu. Daha sonra ateşte pişirilmeye başlandı. On sekizinci yüzyılda çömlekçi fırınları yapılmaya, 19. yüzyılda ise tünel şeklinde fırınlar kullanılmaya başlandı. Çömlek taşıyan arabalar çömleklerin pişeceği ölçüde fırın içinden geçerek soğuma yerinde bir müddet bekletilir ve daha sonra işi bitip kavrulmuş olan çömlekler çıkarılır. Yapılan toprak kapların birisi balçığı sertleştiren, diğeri de siri sabitleştiren iki ayrı fırınlamadan geçer. İlk fırınlamada balçık yavaş yavaş suyunu kaybeder. Çömleğin çatlamaması için ısının fazla olmaması lazımdır. Sıcaklık derecesi 600 derecenin üzerine çıkınca çömlek kırmızılaşır ve balçık suyunu tamamiyle kaybeder. Çömlek fırınlama esnasında hava alırsa karbonlu maddeler atılır. Şayet hava almaz ise çömlek koyulaşır.

Sırlama

Toprak kabın üstüne sürülen sır; kil, kireç, kurşun, çakmaktaşı, boraks ve bazı maddelerle karıştırılır. Sır kabı süslemek ve su geçirmemesi için kullanılır. Su ile temas edince erimez. Pişmiş bir çömleğin üzerine sulandırılmış olarak sürüldüğü zaman kuruyarak bir tabaka meydana getirir. Tekrar fırınlanırsa bu maddeler eriyerek, ince cam gibi bir tabaka olur.

Renk

Kilin birleşimi çok çeşitli maddelerden olduğu için fırınlanınca türlü renkler alır. İlk çömlek süslemeciliği bu usulden idi. Daha sonra sır kullanılmaya başlandı. Boya, sırın içine karıştırılır veya sırın üzerine ve altına sıvanmak suretiyle yapılır.

Süsleme

Eski zamanlarda, süsleme toprak kabın üzerine elle veya kazımak suretiyle veya üzerine çeşitli renkte kil sürülmekle yapılmaktaydı. Daha sonra, çeşitli renkler ve desenler sırın altına veya üzerine sürülerek süslemeler yapılmaya başlandı.

Çömlekçiliğin tarihi

Yapılan kazılardan M.Ö. 5000-4000 yıllarına kadar dayanmakta olduğu anlaşılmıştır. Her medeniyette çömlekcilik sanatı kendine has hususiyet ve özellikleriyle kendini belli etmiştir. Mısır’da kurulan medeniyetlerde M.Ö. 5000 yıllarında, İran’da ve Filistin’de kurulan medeniyetlerde M.Ö. 4000 yıllarına kadar çömlekçilik sanatının olduğu bilinmektedir. Anadolu medeniyetlerinde çömlekçilik tekniği M.Ö. 6000 yılına kadar giderek bir üstünlük göstermektedir. Mersin, Çatalhöyük ve Kızılkaya gibi merkezlerde koyu renkli cilalı seramik bulunmuştur. Hacılar’da krem renginde astarlı ve cilalı seramik bulunmuştur.

Truva, Yortan, Polatlı, Kusura, Beycesultan ile Güney Anadolu’daki yerleşim merkezlerinde M.Ö. 2900-2600 yıllarına ait, elle yapılmış, koyu renkli desenli bir çömlek cinsine rastlanmıştır. M.Ö. 2600-2300 devrelerine ait zaman içinde çömlekçi çarkı kullanılmaya başlanmış, kırmızı astarlı ve cilalı seramikle kara renkli kablar ve kırmızı üzerine kahve rengi veya ak üzerine kırmızı renkte geometrik süsleme gösteren boyalı seramikler görülmüştür. M.Ö. 2300-1900 zamanında kullanılmış çömleklerin az önce izah edilen özelliklerin yanında kırmızı veya kırmızımsı bir astarla kaplandıktan sonra koyu renkte çizgili desenlerle süslenmiş olduğu, bazılarında da tek renkli ve cilalı özelliğinin yanında insan yüz tasvirlerinin bulunduğu görülmektedir.

M.Ö. 1900-1600 devresi Hititler zamanına rastlamaktadır. Geometrik desenler yanında stilize edilmiş hayvan figürlerine de rastlanmaktadır. Orta Asya ve Türklerde çömlekçilik M.Ö. 3000 yıllarına kadar dayanmaktadır. Göktürkler zamanındaki kaplar umumiyetle dar ağızlı testilerle geniş ağızlı çömleklerden ibarettir. Karlukların yayıldığı bölgelerde insan ve hayvan tasvirleriyle Çu Vadisinde bulunanlarda hayvan figürlerine rastlanır. Bu çeşit süsleme İslamiyetin yayılmasıyla yerini stilize edilmiş kuş ve geyik figürlerine bırakmıştır. Karahanlılarda insan ve hayvan figürleri kaybolmuş, bunun yerine stilize edilmiş bitki motifleri kullanılmıştır.

İslamiyetin kabulünden sonra Türkler daha çok çini, porselen ve fayans üzerinde çalışmış ve bu alanlarda emsalsiz eserler meydana getirmişlerdir. Anadolu Selçukluları (M.S. 11-13. yüzyıllar) günlük işlerinde oldukça kaba yapılı ve Bizanslıların kullandığı kırmızı taban üzerine yeşil, sarı, kahverengi sırlı seramiğe benzer kaplar kullanmışlardır. Kubadabat ve Konya sarayında bu çömlek cinsinden parçalar bulunmuştur. Ankara Etnografya Müzesinde bulunan ağızlıklı bir testi insan figürleri, çiçek motifleri ve geometrik desenlerle süslenmiştir.

Osmanlı devrinde de su küpleri, kavanozlar, su testileri gibi kaba eşya sırlı ve sırsız pişmiş topraktan yapılmaya devam etmiştir. Çanakkale çömleğinin tarihi çok eski olup burada yapılan çoğu yeşil, sarı, koyu kahve rengi, sırlı seramik çok tanınmıştır. Ayrıca Anadolu Hisarında Göksu, Adapazarı, M.Kemalpaşa, İnegöl, Gönen, Menemen, Kütahya, Eskişehir, Ayaş, Konya, Avanos ve Diyarbakır gibi yurdumuzun birçok bölgelerinde çömlek yapım yerleri vardır. Günümüzde çömlekçiliğin eski önemi kalmamıştır. Anadolu’da bazı yörelerde hala çeşitli tipleri kullanılmaktadır.

Sözlükte "çömlekçilik" ne demek?

1. Çömlekçinin işi.
2. Çanak, çömlek, testi gibi şeyler yapma sanatı, seramikçilik.

Çömlekçilik kelimesinin ingilizcesi

n. pottery, ceramics, potting, fictile art


Raşidi Tarikatı Salavatı "Salavatı Kasr" ve "Salavatı Kebir"  deki erkeklere "Allahumme salli ala seyyidina" veya kadınlara "Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete" Kelimlerindeki "seyyidina", "seyyidetina" Kelimleri

“Hasan ve Hüseyin, Cennet ehlinin gençlerinin efendileridir.” Hadisi


Peygamberimiz "Seyyid" yani "Efendi" kelimesini burada kullanmıştır. Yani Seyyid Efendi insan. "Efendi" lik sıfatı sadece peygamberlere mahsus bir sıfat değildir.

Seyyid : Efendi insan, terbiyeli, ahlaklı, temiz insan manasında, yahutta mesala, bir patron, işcilerinin efendiisidir, yine, köle ve efendisi manasında da kullanılır. Yahut da alalade birisi değil de, tanınmış önde gelen kimseler manasında da kullanılır.

Raşidi Tarikatı Salavatı "Salavatı Kasr" ve "Salavatı Kebir"  deki erkeklere "Allahumme salli ala seyyidina" veya kadınlara "Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete" Kelimlerindeki "seyyidina", "seyyidetina" Kelimlerini kullanmamıza sebeb olan hadis ve ayetler bunlardır:

Resûlullâh şöyle buyurmuşlardır:

“Hasan ve Hüseyin, Cennet ehlinin gençlerinin efendileridir.” (Tirmizî, Menâkıb, 30/3768)

CENNET EHLİ GENÇLERİNİN EFENDİLERİ

Huzeyfe  (r.a) şöyle anlatır:

“Annem:

«–Peygamber Efendimiz’le en son ne zaman görüştün?» diye sordu. Ben de:

«–Birkaç günden beri O’nunla görüşemedim.» dedim. Bana çok kızdı ve fenâ hâlde azarladı. Ben de:

«–Dur kızma! Hemen Resûlullah Efendimiz’in yanına gideyim, onunla beraber akşam namazını kılayım ve O’ndan benimle senin için istiğfar edivermelerini talep edeyim!» dedim.

Hz. Peygamber’in yanına vardım. Onunla birlikte akşam namazını kıldım. Resûlullah yatsıya kadar nâfile namaz kıldılar. Yatsıyı kıldıktan sonra mescidden ayrıldılar. Ben de peşlerini takip ettim. Ayak sesimi işitince:

«‒Bu kim, Huzeyfe mi?» buyurdular.

«‒Evet» dedim.

«‒İhtiyacın nedir, Allah seni ve anneni mağfiret eylesin!» buyurdular. Sonra şöyle devam ettiler:

«‒Şu anda bana bir melek geldi ki daha evvel yeryüzüne hiç inmemişti. Bana selâm vermek ve Fâtıma’nın Cennet ehli kadınlarının, Hasan ile Hüseyn’in de Cennet ehli gençlerinin efendisi olduklarını müjdelemek için Rabbinden izin istemiş!».”

(Tirmizî, Menâkıb, 30/3781; Ahmed, V, 391-392)


Kütüb-i Sitte’den Tirmizî ve İbn Mâce’nin rivayet etmiş olduğu bir hadiste Hz. Peygamber (asm), torunları Hasan ve Hüseyin Radiyallahü anhümânın cennet gençlerinin efendisi olduklarını bildirmektedir.

(bk. Tirmizî, Menâkıb, 30; İbn Mâce, Mukaddime,11).

Namazda ve diğer ibadetlerimizde okunan duaları, hem okuyarak hem de tavsiye ederek bize öğreten Peygamber Efendimiz (a.s.m)'dır. Bu nedenle namazda okunan salavat dualarını da elbette okumuşlardır.

Son teşehhütte Hz. Peygamber (asm)'e ve âline salavat getirmek:

Hanefîlere göre (1): Hz. Peygamber (asm)'e İbrahîmî salavat getirmek sünnettir. Malikilere göre(2), son teşehhütten sonra Hz. Peygamber (asm)'e salavat getirmek de sünnettir. Bunun gibi, yani ister ilk teşehhüt olsun ister son teşehhüt, her teşehhüt kendi başına bir sünnettir.

Şafiî ve Hanbelilere göre ise(3): Son teşehhütte Hz. Peygamber (asm)'e salavat getirmek vaciptir. Hz. Peygamberin âline salavat getirmek ise Şâfıîlere göre sünnet, Hanbelîlere göre vaciptir.

Hanbelilere göre, vacip olmasının dayandığı delil, Kâ'b b. Ucre'nin rivayetidir: "Hz. Peygamber (asm) bizim yanımıza geldi. Biz dedik ki: "Yâ Resulallah! Allah bize, sana nasıl selâm getireceğimizi bildirdi. Sen de bize sana nasıl salavat getireceğimizi öğret." Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurdu : (4)

اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى سيدنا  مُحَمَّدٍ
وَعَلَى آلِ  سيدنا مُحَمَّدٍ
كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى سيدنا إِبْرَاهِيمَ
وَعَلَى آلِ سيدنا  إِبْرَاهِيم
إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
اللَّهُمَّ بَارِكَ عَلَى سيدنا  مُحَمَّدٍ
وَعَلَى آلِ سيدنا  مُحَمَّدٍ
كَمَا بَارَكْتَ عَلَى سيدنا إِبْرَاهِيمَ
وَعَلَى آلِ سيدنا  إِبْرَاهِيم
إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ


Allâhumme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed. Kemâ salleyte alâ seyyidina ibrâhîme ve alâ âli seyidina ibrâhîme inneke hamîdun mecîd.
Allâhumme bârik alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed. Kemâ bârakte alâ seyyidina ibrahîme ve alâ âli seyyyidina ibrâhîme inneke hamîdun mecîd.

    "Ey Allah'ım! Peygamberimiz Muhammed'e ve onun ailesine salat et, onların şerefte kadrini yücelt; Hz. İbrahim ve ailesine salat ettiğin gibi. Ve yine Hz. Muhammed Efendimizi ve ailesini mübarek kıl, onların feyiz ve bereketlerini daima arttır; Hz. İbrahim ve ailesini mübarek kıldığın gibi. Şüphe yok ki sen Hamîdsin, Mecidsin."

Esrem'in Faddale b. Ubeyd'den rivayet ettiğine göre: "Hz. Peygamber (asm) namazında dua edip Rabbini temcid etmeyen (övmeyen) ve Hz. Peygamber (asm)'e salavat getirmeyen birini duydu ve: "Bu adam acele etti." buyurduktan sonra onu huzuruna çağırtıp şöyle buyurdu:

    "Sizden biri namaz kılınca önce Rabbini övmekle başlasın, sonra Peygamber'ine salavat getirsin, sonra da dilediği gibi duada bulunsun."

Bu hadisteki emir vücubu gerektirir. Hz. Peygamber (asm)'e salavat getirmenin şekli Hz. Kâb'ın rivayet ettiği hadiste zikredilen şekildedir.

Şâfiîler, Hz. Peygamber (asm)'e salavat getirmenin vacip olduğuna Kur'an'ın emrini delil getirmektedirler. Bu emirde:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ ٱللَّهَ وَمَلَٰٓئِكَتَهُۥ يُصَلُّونَ عَلَى ٱلنَّبِىِّ ۚ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ صَلُّوا۟ عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا۟ تَسْلِيمًا


İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ.



"Ey iman edenler! Hz. Peygamber'e salavat getirip selâm verin."

(Ahzab, 33/56)

ayeti ile daha önce geçen hadis, bu manada Darekutnide ve İbni Hıbban'ın Sahihi ile Hâkim'in Müstedrek'inde zikredilen ve Müslim'in şartına bağlı olarak sahih olduğu söylenen hadis ile Ahmed, Müslim Nesaî ve Tirmizinin rivayet ettiği ve Tirmizinin sahih dediği hadise dayanmaktadır. Hz. Peygamber (asm)'e ve aline salavat getirmenin asgarî ölçüsü "Allahumme salli alâ Muhammedin ve âlihî" ifadesidir. "Mecid"e kadarki ilâveler ise sünnettir.

Hz. Peygamber (asm)'in âline salavat getirmenin sünnet olması, Ebu Zür'a'nın rivayet ettiği hadise dayanmaktadır: "Hz. Peygamber'e salavat getirmek bir emirdir. Bu emri terk edenlerin namazlarını yeniden kılmaları gerekir."(5) Bu hadiste Hz. Peygamber'in âline salavat getirmeyi zikretmemiştir.

Hanefî ve Malikîlerin Hz. Peygamber (asm)'e salavat getirmenin mutlak olarak sünnet olduğu görüşlerinin dayandığı delil şudur: Hadislerdeki mezkur emirler bize salavatın keyfiyetini öğretiyor. Bu durum salavatın vacip olmasını gerektirmez. Şevkânî bu konuda şöyle demiştir:(6) Salavat getirmenin vacip olduğuna hükmedenlerin dayandıkları deliller bana göre sabit değildir. Sabit olduğunu farz etsek bile, namazını kötü bir şekilde kılan bedeviye Hz. Peygamber'in bunu öğretmeyi terk etmesi, özellikle:

"Bunları yaptığın zaman namazın tamdır."

sözü, salavat ge­tirmenin mendup olduğuna delâlet eden bir karinedir. Hz. Peygamber'in teşehhüdü öğrettikten sonra İbni Mes'ud'a:

"Bunu söylediğin zaman yahut bunu bitirdiğin zaman namazını bitirmiş olursun. Eğer kalkmak istersen kalk, oturmak istersen otur."(7) buyurmuştur.

Namaz Dışında Hz. Peygamber (asm)'e Salavat Getirmek:

Namaz dışında Hz Peygamber (asm)'e salavat getirmek vacip olmayıp menduptur. Taberî, ayetin hükmünün mendupluk manasına hamledildiği hususunda icma bulunduğunu bildirmiştir. Hanefilere göre (8) kişinin ömründe bir kere Hz. Peygamber (asm)'e salavat getirmesi farzdır. Mezhebe göre, Hz. Peygamber'in ismi bir mecliste zikredildikçe salavatın tekrarlanması müstahaptır. Fetva da bunun üzerinedir.

Muhammed (asm) Lafzının Başında "Seyyidina" İfadesini Kullanmak:

Hanefî ve Şâfiîlere göre(9), İbrahîmi salavatların okunduğu namazlarda Muhammed lafzından önce "seyyidina" lafzını kullanmak menduptur. Bunu yapmak yapmamaktan daha faziletlidir. "Beni namazda seyyidlik ile vasıflandırmayın" tarzında rivayet edilen hadis ise uydurmadır.(10)

Cimri Kimdir Bilirmisiniz Hadisi

Ali radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Cimri, yanında adım anıldığı halde bana salâtü selâm getirmeyen kimsedir.”

(Tirmizî, Daavât, 101. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, I, 201)


Bir Karoglan  Derleme Makalesi

Raşit Tunca
Schrems, 25.01.2022

Kaynak ve Dipnotlar:

Sorularla İslamiyet
islamveihsan
İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Prof. Dr. Vehbe Zuhayli

1. ed-Dürru'l-Muhtâr, 1,478.
2. eş-Şerhu's-Sağir, 1,319.
3. Mugni'l-Muhtaç, 1,173 vd. el-Muğnî: I, 541.
4. Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir.
5. Neylü'l-Evtâr, II, 284.
6. Neylü'l-Evtâr, II,288.
7. Bu hadisi Ahmed, Ebu Dâvud, Tirmizî ve Darekutni rivayet etmişlerdir.
8. ed-Dürrü'l-Muhtâr, 1,480; Tebyînü'l-Hakâyık, I, 108.
9. ed'-Dürrü'l-Muhtar. 1,479; Haşiyetü'l-Bacuri, I,162; Şerhu'l-Hadramiyye, 478.
10. Esne'l-metalib, 253.
Raşidi Tarikatı Salavatı "Salavatı Kasr" ve "Salavatı Kebir"  deki erkeklere "Allahumme salli ala seyyidina" veya kadınlara "Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete" Kelimlerindeki "seyyidina", "seyyidetina" Kelimleri

“Hasan ve Hüseyin, Cennet ehlinin gençlerinin efendileridir.” Hadisi


Peygamberimiz "Seyyid" yani "Efendi" kelimesini burada kullanmıştır. Yani Seyyid Efendi insan. "Efendi" lik sıfatı sadece peygamberlere mahsus bir sıfat değildir.

Seyyid : Efendi insan, terbiyeli, ahlaklı, temiz insan manasında, yahutta mesala, bir patron, işcilerinin efendiisidir, yine, köle ve efendisi manasında da kullanılır. Yahut da alalade birisi değil de, tanınmış önde gelen kimseler manasında da kullanılır.

Raşidi Tarikatı Salavatı "Salavatı Kasr" ve "Salavatı Kebir"  deki erkeklere "Allahumme salli ala seyyidina" veya kadınlara "Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete" Kelimlerindeki "seyyidina", "seyyidetina" Kelimlerini kullanmamıza sebeb olan hadis ve ayetler bunlardır:

Resûlullâh şöyle buyurmuşlardır:

“Hasan ve Hüseyin, Cennet ehlinin gençlerinin efendileridir.” (Tirmizî, Menâkıb, 30/3768)

CENNET EHLİ GENÇLERİNİN EFENDİLERİ

Huzeyfe  (r.a) şöyle anlatır:

“Annem:

«–Peygamber Efendimiz’le en son ne zaman görüştün?» diye sordu. Ben de:

«–Birkaç günden beri O’nunla görüşemedim.» dedim. Bana çok kızdı ve fenâ hâlde azarladı. Ben de:

«–Dur kızma! Hemen Resûlullah Efendimiz’in yanına gideyim, onunla beraber akşam namazını kılayım ve O’ndan benimle senin için istiğfar edivermelerini talep edeyim!» dedim.

Hz. Peygamber’in yanına vardım. Onunla birlikte akşam namazını kıldım. Resûlullah yatsıya kadar nâfile namaz kıldılar. Yatsıyı kıldıktan sonra mescidden ayrıldılar. Ben de peşlerini takip ettim. Ayak sesimi işitince:

«‒Bu kim, Huzeyfe mi?» buyurdular.

«‒Evet» dedim.

«‒İhtiyacın nedir, Allah seni ve anneni mağfiret eylesin!» buyurdular. Sonra şöyle devam ettiler:

«‒Şu anda bana bir melek geldi ki daha evvel yeryüzüne hiç inmemişti. Bana selâm vermek ve Fâtıma’nın Cennet ehli kadınlarının, Hasan ile Hüseyn’in de Cennet ehli gençlerinin efendisi olduklarını müjdelemek için Rabbinden izin istemiş!».”

(Tirmizî, Menâkıb, 30/3781; Ahmed, V, 391-392)


Kütüb-i Sitte’den Tirmizî ve İbn Mâce’nin rivayet etmiş olduğu bir hadiste Hz. Peygamber (asm), torunları Hasan ve Hüseyin Radiyallahü anhümânın cennet gençlerinin efendisi olduklarını bildirmektedir.

(bk. Tirmizî, Menâkıb, 30; İbn Mâce, Mukaddime,11).

Namazda ve diğer ibadetlerimizde okunan duaları, hem okuyarak hem de tavsiye ederek bize öğreten Peygamber Efendimiz (a.s.m)'dır. Bu nedenle namazda okunan salavat dualarını da elbette okumuşlardır.

Son teşehhütte Hz. Peygamber (asm)'e ve âline salavat getirmek:

Hanefîlere göre (1): Hz. Peygamber (asm)'e İbrahîmî salavat getirmek sünnettir. Malikilere göre(2), son teşehhütten sonra Hz. Peygamber (asm)'e salavat getirmek de sünnettir. Bunun gibi, yani ister ilk teşehhüt olsun ister son teşehhüt, her teşehhüt kendi başına bir sünnettir.

Şafiî ve Hanbelilere göre ise(3): Son teşehhütte Hz. Peygamber (asm)'e salavat getirmek vaciptir. Hz. Peygamberin âline salavat getirmek ise Şâfıîlere göre sünnet, Hanbelîlere göre vaciptir.

Hanbelilere göre, vacip olmasının dayandığı delil, Kâ'b b. Ucre'nin rivayetidir: "Hz. Peygamber (asm) bizim yanımıza geldi. Biz dedik ki: "Yâ Resulallah! Allah bize, sana nasıl selâm getireceğimizi bildirdi. Sen de bize sana nasıl salavat getireceğimizi öğret." Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurdu : (4)

اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى سيدنا  مُحَمَّدٍ
وَعَلَى آلِ  سيدنا مُحَمَّدٍ
كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى سيدنا إِبْرَاهِيمَ
وَعَلَى آلِ سيدنا  إِبْرَاهِيم
إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
اللَّهُمَّ بَارِكَ عَلَى سيدنا  مُحَمَّدٍ
وَعَلَى آلِ سيدنا  مُحَمَّدٍ
كَمَا بَارَكْتَ عَلَى سيدنا إِبْرَاهِيمَ
وَعَلَى آلِ سيدنا  إِبْرَاهِيم
إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ


Allâhumme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed. Kemâ salleyte alâ seyyidina ibrâhîme ve alâ âli seyidina ibrâhîme inneke hamîdun mecîd.
Allâhumme bârik alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed. Kemâ bârakte alâ seyyidina ibrahîme ve alâ âli seyyyidina ibrâhîme inneke hamîdun mecîd.

    "Ey Allah'ım! Peygamberimiz Muhammed'e ve onun ailesine salat et, onların şerefte kadrini yücelt; Hz. İbrahim ve ailesine salat ettiğin gibi. Ve yine Hz. Muhammed Efendimizi ve ailesini mübarek kıl, onların feyiz ve bereketlerini daima arttır; Hz. İbrahim ve ailesini mübarek kıldığın gibi. Şüphe yok ki sen Hamîdsin, Mecidsin."

Esrem'in Faddale b. Ubeyd'den rivayet ettiğine göre: "Hz. Peygamber (asm) namazında dua edip Rabbini temcid etmeyen (övmeyen) ve Hz. Peygamber (asm)'e salavat getirmeyen birini duydu ve: "Bu adam acele etti." buyurduktan sonra onu huzuruna çağırtıp şöyle buyurdu:

    "Sizden biri namaz kılınca önce Rabbini övmekle başlasın, sonra Peygamber'ine salavat getirsin, sonra da dilediği gibi duada bulunsun."

Bu hadisteki emir vücubu gerektirir. Hz. Peygamber (asm)'e salavat getirmenin şekli Hz. Kâb'ın rivayet ettiği hadiste zikredilen şekildedir.

Şâfiîler, Hz. Peygamber (asm)'e salavat getirmenin vacip olduğuna Kur'an'ın emrini delil getirmektedirler. Bu emirde:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ ٱللَّهَ وَمَلَٰٓئِكَتَهُۥ يُصَلُّونَ عَلَى ٱلنَّبِىِّ ۚ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ صَلُّوا۟ عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا۟ تَسْلِيمًا


İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ.



"Ey iman edenler! Hz. Peygamber'e salavat getirip selâm verin."

(Ahzab, 33/56)

ayeti ile daha önce geçen hadis, bu manada Darekutnide ve İbni Hıbban'ın Sahihi ile Hâkim'in Müstedrek'inde zikredilen ve Müslim'in şartına bağlı olarak sahih olduğu söylenen hadis ile Ahmed, Müslim Nesaî ve Tirmizinin rivayet ettiği ve Tirmizinin sahih dediği hadise dayanmaktadır. Hz. Peygamber (asm)'e ve aline salavat getirmenin asgarî ölçüsü "Allahumme salli alâ Muhammedin ve âlihî" ifadesidir. "Mecid"e kadarki ilâveler ise sünnettir.

Hz. Peygamber (asm)'in âline salavat getirmenin sünnet olması, Ebu Zür'a'nın rivayet ettiği hadise dayanmaktadır: "Hz. Peygamber'e salavat getirmek bir emirdir. Bu emri terk edenlerin namazlarını yeniden kılmaları gerekir."(5) Bu hadiste Hz. Peygamber'in âline salavat getirmeyi zikretmemiştir.

Hanefî ve Malikîlerin Hz. Peygamber (asm)'e salavat getirmenin mutlak olarak sünnet olduğu görüşlerinin dayandığı delil şudur: Hadislerdeki mezkur emirler bize salavatın keyfiyetini öğretiyor. Bu durum salavatın vacip olmasını gerektirmez. Şevkânî bu konuda şöyle demiştir:(6) Salavat getirmenin vacip olduğuna hükmedenlerin dayandıkları deliller bana göre sabit değildir. Sabit olduğunu farz etsek bile, namazını kötü bir şekilde kılan bedeviye Hz. Peygamber'in bunu öğretmeyi terk etmesi, özellikle:

"Bunları yaptığın zaman namazın tamdır."

sözü, salavat ge­tirmenin mendup olduğuna delâlet eden bir karinedir. Hz. Peygamber'in teşehhüdü öğrettikten sonra İbni Mes'ud'a:

"Bunu söylediğin zaman yahut bunu bitirdiğin zaman namazını bitirmiş olursun. Eğer kalkmak istersen kalk, oturmak istersen otur."(7) buyurmuştur.

Namaz Dışında Hz. Peygamber (asm)'e Salavat Getirmek:

Namaz dışında Hz Peygamber (asm)'e salavat getirmek vacip olmayıp menduptur. Taberî, ayetin hükmünün mendupluk manasına hamledildiği hususunda icma bulunduğunu bildirmiştir. Hanefilere göre (8) kişinin ömründe bir kere Hz. Peygamber (asm)'e salavat getirmesi farzdır. Mezhebe göre, Hz. Peygamber'in ismi bir mecliste zikredildikçe salavatın tekrarlanması müstahaptır. Fetva da bunun üzerinedir.

Muhammed (asm) Lafzının Başında "Seyyidina" İfadesini Kullanmak:

Hanefî ve Şâfiîlere göre(9), İbrahîmi salavatların okunduğu namazlarda Muhammed lafzından önce "seyyidina" lafzını kullanmak menduptur. Bunu yapmak yapmamaktan daha faziletlidir. "Beni namazda seyyidlik ile vasıflandırmayın" tarzında rivayet edilen hadis ise uydurmadır.(10)

Cimri Kimdir Bilirmisiniz Hadisi

Ali radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Cimri, yanında adım anıldığı halde bana salâtü selâm getirmeyen kimsedir.”

(Tirmizî, Daavât, 101. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, I, 201)


Bir Karoglan  Derleme Makalesi

Raşit Tunca
Schrems, 25.01.2022

Kaynak ve Dipnotlar:

Sorularla İslamiyet
islamveihsan
İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Prof. Dr. Vehbe Zuhayli

1. ed-Dürru'l-Muhtâr, 1,478.
2. eş-Şerhu's-Sağir, 1,319.
3. Mugni'l-Muhtaç, 1,173 vd. el-Muğnî: I, 541.
4. Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir.
5. Neylü'l-Evtâr, II, 284.
6. Neylü'l-Evtâr, II,288.
7. Bu hadisi Ahmed, Ebu Dâvud, Tirmizî ve Darekutni rivayet etmişlerdir.
8. ed-Dürrü'l-Muhtâr, 1,480; Tebyînü'l-Hakâyık, I, 108.
9. ed'-Dürrü'l-Muhtar. 1,479; Haşiyetü'l-Bacuri, I,162; Şerhu'l-Hadramiyye, 478.
10. Esne'l-metalib, 253.


Ellie Goulding Kimdir? Biyografisi

Elena Jane "Ellie" Goulding (d. 30 Aralık 1986), İngiliz şarkıcı-söz yazarı ve müzisyen.

2009'da Polydor Records ile çalışmaya başladıktan sonra ilk kısaltılmış albümü (EP) olan An Introduction to Ellie Goulding 20 Aralık 2009'da iTunes ve Zune'da yayınlandı.

Goulding, 2010'da ilk stüdyo albümü olan Lights'ı yayınladı. Albüm, UK Albums Chart'ta birinci sırayı aldı ve İngiltere'de 850,000'den fazla kopyası satıldı. Aralık 2010'da yorumladığı Elton John'un "Your Song" adlı şarkısı İngiltere'de ikinci sıraya yükseldi ve bu şarkıyı 29 Nisan 2011'deki Buckingham Sarayı'nda gerçekleşen Prens William ve Kate Middleton'ın düğününde seslendirdi. 2015'te çıkan yeni şarkısı "Love Me Like You Do","Gri'nin Elli Tonu" adlı filmde kullanılmak üzere seslendirildi.

Eleştirmenlerden çoğunlukla iyi yorum alan ikinci albümü Halcyon Ekim 2012'de yayınlandı. Anything Could Happen adlı şarkısı Belçika, İrlanda ve Yeni Zelanda'da ilk dört listesine girdiği gibi İngiltere'de de ilk beşin içine girerek albümün en iyi çıkış yapan şarkısı oldu.

Kişisel hayatı

Goulding, 28 Nisan 2013'te Washington DC'de ilk Nike Kadınlar Yarı Maratonunu koşarak 1:41:35 derece yaptı.[1][2]

2010'da İngiliz radyo DJ Greg James ile çıktı. İlişkileri 18 ay sonra 2012'de sona erdi.[3] Aynı yıl, Alacakaranlık: Şafak Vakti Bölüm İki film müziği için "Bittersweet" adlı bir şarkı üzerinde işbirliği yaptıktan sonra Goulding, DJ Skrillex ile çıkmaya başladı. İkili, ilişkilerinin uzun mesafeli doğasına atıfta bulunarak dokuz ay sonra ayrıldı.[4] Goulding daha sonra aktör Jeremy Irvine ile bir ilişki içindeydi. Ağustos 2013'te ayrıldılar.[5] Goulding, 2014 ve 2016 yılları arasında McFly'den Dougie Poynter ile bir ilişki içindeydi.[6]

7 Ağustos 2018'de Goulding ve erkek arkadaşı Caspar Jopling nişanlandıklarını duyurdular.[7] Çift, 31 Ağustos 2019 tarihinde York Minster'da evlendi[8] ve Goulding evlenmek için vaftiz edildi.[9] Jopling, 1983'ten 1987'ye kadar Tarım, Balıkçılık ve Gıda Bakanı olan eski Muhafazakar Milletvekili Michael Jopling'in torunudur.[10] Şubat 2021'de Goulding, kendisi ve Jopling'in ilk çocuklarını beklediklerini açıkladı.[11] 29 Nisan 2021'de Arthur Ever Winter adında bir oğul doğurdu.[12]

Goulding, zihinsel sağlık koşullarıyla ilgili deneyimi hakkında birkaç kez konuştu. 2016 yılında stüdyo ortamından kaynaklanan ve çalışmasına engel olan panik ataklarından bahsetti.[13] 2017 yılında süregelen güven sorunlarını ve yaşadığı şiddetli kaygıyı tartıştı. Yaşadığı sinirsel dalgalanmaları azaltan kendine güveninin arttığından bahsetti.[14] Spor salonunda bir fitness ve boks yapmanın panik atak ve kaygının üstesinden gelmesine yardımcı olduğunu söyledi.[15]

Goulding eski bir vegandır ve Mayıs 2020 itibarıyla düşük karbonhidrat diyeti uyguluyor.[16]

Hakkında

Doğum adı Elena Jane Goulding
Doğum 30 Aralık 1986 (36 yaşında)
Lyonshall, Herefordshire, İngiltere
Tarzlar Indie pop , synthpop , folktronica
Meslekler Şarkıcı-söz yazarı, müzisyen, prodüktör
Çalgılar Vokalist, gitar, davul, piyano, bas, mandolin, sentezör, klavye
Etkin yıllar 2009–günümüz
Müzik şirketi Polydor, Neon Gold, Cherrytree, Interscope
İlişkili hareketler Tinie Tempah, Skrillex, Lissie, Bassnectar, Starsmith, Diana Vickers, Gabriella Cilmi, Lena Meyer-Landrut, Erik Hassle, Frankmusik, Mumford & Sons, Calvin Harris
Resmî site elliegoulding.com
Eş Caspar Jopling
Çocukları Arthur Ever Winter

Diskografi

Stüdyo albümleri

    Lights (2010)
    Halcyon (2012)
    Delirium (2015)
    Brightest Blue (2020)

Konser turneleri

    The Lights Tour (2010–11)
    The Halcyon Days Tour (2012–14)
    Delirium Tour (2016)
    Brightest Blue Tour (2020)

Ödülleri ve adaylıkları

2010 BBC Sound of 2010 Ellie Goulding 2010'un Sesi Kazandı
2010 Brit Ödülleri Eleştirmenlerin Seçimi Kazandı
2010 Q Ödülleri En İyi Kadın Sanatçı Adaylık
En İyi Çıkış Yapan Sanatçı Adaylık
2010 MTV Avrupa Müzik Ödülleri En iyi İngiltere & İrlandalı Sanatçı Adaylık
2010 MP3 Müzik Ödülleri BNC Ödülü Adaylık
2010 BT Dijital Müzik Ödülleri En İyi Kadın Sanatçı Adaylık
2010 İngiltere Festivali Ödülleri En İyi Çıkış Yapan Sanatçı Adaylık
2010 Virgin Media Müzik Ödülleri En İyi Yeni Oyuncu Adaylık
Lights En iyi Albüm Adaylık
2011 2011 Brit Ödülleri Ellie Goulding İngiliz Kadın Solo Sanatçı Adaylık
İngiliz Çıkış Yapan Sanatçı Adaylık
Glamour Ödülleri Pandora Çıkış Yapan Sanatçı Kazandı

Kaynak ve Dipnotlar

Wikipedia
[attachment=133185]

Adaçayı Nedir? Adaçayının faydaları nelerdir? ve Adaçayının zararları nelerdir?

Latince adı Salvia officinalis olan ada çayı, ballıbabagiller familyasından gelen tıbbi ve aromatik bitki türüdür. Uçucu yağ ve baharat bitkisi olan ada çayına ait dünya çapında 5 binden fazla farklı tür bulunur. Orta Doğu ve Akdeniz bölgelerinde yetişen bitkinin ülkemizde de yaygın olarak yetiştirilir. Tıbbi ada çayı olarak da bilinen Salvia officinalis, ada çayının ilaç sektöründe yaygın olarak kullanılan türüdür. Salvia triloba yaygın olarak çay olarak tüketilen, kurutulduğunda tütsü olarak kullanılabilen ve damıtılarak yağ ya da losyon (acı elma yağı) olarak da kullanılan türüdür. Hafızayı güçlendirici etkisiyle bilinen Salvia lavandulifolia ise İspanya ve Güney Fransa'da yetişir. Bazı bölgelerde acı elma otu ve diş otu olarak da bilinen ada çayı, griye yakın yeşil renkli yapraklara sahip, eflatun, mor, mavi ve pembe renkli çiçekler açan, aromatik kokulu, çalı görünümlü bir bitkidir. Orta çağ döneminde şansın simgesi olarak da kullanılan ada çayı, yumuşak ve tatlı bir tada sahiptir. Bu yönüyle yalnızca demlenerek çay olarak değil, yemek sosu olarak da kullanımı yaygındır. Tarih boyunca insanlar ada çayını, ağrı, ishal, sindirim sistemi problemleri, soğuk algınlığı ve ruhsal sorunların tedavisinde kullanmıştır. Yapılan sınırlı çalışmalarda ada çayının, menopoz dönemi belirtilerinden olan sinirlilik ve sıcak basması gibi semptomları azalttığı, kolesterol ve kan şekeri seviyesini düşürdüğü ve bol miktarda antioksidan içerdiği görülmüştür. Alzheimer gibi beyin sağlığı problemlerine karşı koruyucu olduğu düşünülen ada çayının, üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı da önleyici olduğu düşünülür. Bilimsel araştırmaların henüz çok yeni olduğu ada çayı, sağlık ile ilgili oldukça büyük potansiyel taşıyan bir bitkidir.

Ada çayı nedir?

Latin dilinde Salvia officinalis olarak tanımlanan ada çayı, tarih boyunca şifalı bitki olarak değerlendirilmiş ve pek çok hastalıktan korunmak ve tedavi olmak amacıyla baharat, çay, yağ olarak hazırlanarak tüketilmiştir. Aromatik kokusu yüzünden parfüm ve sabun yapımında da kullanılan bitkinin yapraklarının ilaç yapımında kullanıldığı bilinir. Biberiye, kekik ve nanenin de içinde bulunduğu ballıbabagiller familyasından olan ada çayı; A, B3, B6, B9, E, ve K vitaminlerinin yanı sıra bakır, çinko, demir, kalsiyum, manganez ve potasyum mineralleri bakımından da zengindir. Ada çayı az miktarda kalori, yağ, lif ve protein de içerir. Bitki içinde bulunan doğal kimyasallar olarak tanımlanan polifenollerden, kafeik ve ellagik asit de bulundurur. Akdeniz ülkelerinde halk ilacı olarak da bilinen ada çayı faydaları bakımından da oldukça zengindir. Antimikrobiyal ve antioksidan içeriğinden dolayı özellikle soğuk algınlığı, üst solunum yolu rahatsızlıkları, ruhsal problemler, cilt çatlakları, yara izleri, göz enfeksiyonları, diş problemleri ve ağız yaralarının giderilmesi gibi pek çok rahatsızlığın tedavisi için tüketilir. Ada çayında bulunan maddelerin östrojen benzeri özellikler içerdiği düşünülür. Bu yönüyle menopoz döneminde oluşan östrojen hormonunun eksikliğine bağlı olarak görülen aşırı terleme, sıcak basması ve sinirlilik gibi belirtilerin azaltılmasında da etkilidir. Ayrıca adet düzensizliği, dismenore ve amenore gibi adet problemlerinin iyileştirilmesinde de etkili olduğu düşünülür. Bu yönüyle değerlendirildiğinde tıpta hiperhidrozi olarak tanımlanan aşırı terleme hastalığına karşı da etkili olduğu yapılan kısıtlı araştırmalar sonucunda görülmüştür.
Ada çayının faydaları nelerdir?

İstanbul'a ilk kez Marmara Adası'ndan getirildiği için ada çayı olarak adlandırılan bitki, Ege Bölgesi'nde acı elma olarak da bilinir. Tıbbi ve aromatik bir bitki olan ada çayının yaprakları, kaynatıldığında çay olarak içilebildiği gibi buhar distilasyonu olarak tanımlanan damıtma yöntemiyle, esansı ya da farklı bir deyişle uçucu yağı elde edilerek de kullanılır. Yaygın olarak bilinen acı elma yağı ya da farklı bir deyişle ada çayı yağının faydaları bir hayli fazladır. Yara iyileştirici, ter kesici, idrar söktürücü olarak da kullanılan bu yağ, yaraların üzerine haricen uygulandığında iyileştirmeyi hızlandırır ve cilde parlak bir görünüm kazandırır. Cilt çatlaklarının iyileştirilmesi için de kullanılan ada çayı yağının şeker üzerine damlatılarak tüketilmesi ve gaz sancılarının iyileştirilmesi için karın bölgesine sürülmesi de yaygın olarak görülür. Ancak ada çayı yağının birkaç damladan fazlasının yenerek tüketilmesi son derece ciddi sağlık problemlerine yol açabilir. "Ada çayı yağı faydaları nelerdir?" sorusu bu şekilde yanıtlanabilir. Çay olarak tüketilen ada çayı yaprağı da yağı gibi antiseptik özelliğe sahiptir. Mide ve sindirim problemlerine iyi geldiği, özellikle gaz söktürücü olarak tüketildiği yaygın olarak bilinir. İshal ve gastrit oluşumunu engelleyebilen ada çayı, kolik tedavisinde de kullanılır. İltihap oluşumunu engellediği, spazm azaltıcı özelliklerinin varlığı da yapılan sınırlı çalışmalarda görülmüştür. Ada çayının yapraklarının kaynatılmasıyla elde edilen çay, soğutularak cilt bakımında ve bazı hastalıkların iyileştirilmesinde de haricen kullanılır. Romatizma ağrılarına iyi geldiği düşünülen ada çayı banyosu, cilt ve ayak bakımının yanı sıra yaraların iyileştirilmesi için de kullanılır. Ancak ada çayının açık yaralara direkt olarak uygulanması kesinlikle önerilmez. Akne, egzama ve sedef hastalığından korunmak için kullanılan ada çayı banyosu, aynı zamanda cilt lekelerinin giderilmesi için de kullanılır. Ada çayının 15 ile 21 gün kadar süreyle günde 2 kez çay olarak tüketilmesi, kötü kolesterolün oluşmasını engelleyebilir. Hiperlipidemik olarak tanımlanan ve kanda bulunan bazı yağ türlerinin yükselmesiyle oluşan hastalığın yanı sıra tip 2 diyabet ve total kolesterolün iyileştirilmesi için de hekim bilgisi dahilinde tüketilebilir. Yine yapılan sınırlı araştırmalar göstermiştir ki ada çayı, kolon kanserinin başlangıç evrelerini baskılayabilir. Ada çayı içeriğinde bulunan rosmarinik, kuersetin ve karnosol gibi antioksidanlar kanser hücrelerinin büyümesini baskılayabilir. Bu yüzden pek çok kanser türüne karşı etkili olduğu düşünülür. Güney Fransa ve İspanya'da yetişen Salvia lavandulifolia türü üzerinde yapılan kısıtlı çalışmalar, bu bitkinin yapraklarının kaynatılmasıyla elde edilen çayın tüketilmesinin Alzheimer hastalığına ait belirtilerin azaltılmasında etkili olduğunu göstermiştir. Konsantrasyon eksikliğine de iyi geldiği düşünülen ada çayının, belleği de güçlenmesinde etkili olduğu düşünülür. Ada çayı, depresyon ve stres düzeyinin azaltılmasının yanı sıra ağız ve diş eti hastalıklarına da iyi gelebilir. Ayrıca dişteki hasarları yoğunlaşmış ya da görünümünden memnun olmayan kişiler diş beyazlatma fiyatları konusunda detaylı bilgi için diş hekimlerine başvurabilir. Adaçayı çeriğinde bulunan K vitamini ise kemikleri güçlendirir.
Ada çayı hangi durumlarda tüketilmemelidir?

Ada çayı her ne kadar yıllardan beri şifalı bitki olarak bilinse de bu bitki hakkında yeterince araştırılma yapılmamıştır. Bu yüzden sağlıklı kişilerin ada çayı gibi bitki çayı ve bitkisel ilaçları aşırıya kaçmadan tüketmesi önerilir. Kronik hastalığı bulunan kişilerin, ada çayı tüketimi hakkında hekime danışmaları önerilir. Planlanan ameliyatlar öncesinde ve sonrasında ada çayı dahil olmak üzere her türlü bitkisel ilaç ve çay tüketilmemelidir. Ada çayı tüketiminin sakıncalı olabileceği durumlar şöyledir:

    Ada çayının rahim kaslarını uyardığı ve süt üretimine engel olduğu bilindiğinden gebelerin ve emziren annelerin ada çayını tüketmesi son derece sakıncalıdır.
    6 yaşından küçük çocukların ada çayı tüketmesi, sağlık problemlerine yol açabilir.
    Aşırı miktarda tüketildiğinde kan basıncını yükselttiği, karaciğer ve sinir sistemine zarar verdiği bilinen bazı ada çayı türlerinin, günde 3 fincandan fazla tüketilmemesi önerilir.
    Halk arasında acı elma yağı olarak da bilinen konsantre hâlde bulunan ada çayı yağının oral olarak alınması sağlık sorunlarına yol açabilir.
    Kanser hastalarının bazı ada çayı türlerini tüketmesi önerilmez.
    Diyabet, Alzheimer ve nöbetleri durdurmaya yönelik olarak alınan ilaçlarla birlikte tüketilmemelidir.

Bitkisel çayların tüketiminin sınırlı tutulması gerektiğini unutmayın. Ürünün arkasında yazan uyarıları dikkatle okumak ve şüphe duyulan durumlarda hekime danışarak bilgi almak olası sağlık problemlerini önler. Sağlıklı bir yaşam için sağlık kontrollerinizi yaptırmayı unutmayın. Sağlıklı günler dileriz.

Ada çayı, yaprakları griye çalan yeşil renkte sivri uçlu olup oldukça belirgin damarlara sahip bir bitkidir. Yumuşak ve tatlı bir tada sahiptir. Kurutulmuş yapraklar ve toz şeklinde de bulmak mümkün. Anti-bakteriyel bir bitkidir, mikroplarla savaşır, Alzheimer’a karşı koruyucudur ve daha birçok faydası bulunur.

Adaçayı nedir?

Bilimsel adı Salvia Officinalis olan adaçayı, griye çalan yeşil yapraklı ve odunsu bir sapı olan bir bitkidir. Ballıbabagiller familyasındandır. Bu familyada bulunan diğer bitkiler kekik, lavanta, nane, biberiyedir. Orta Doğu ve Akdeniz bölgelerinde ortaya çıkmıştır. Yaz başına doğru beyaz, pembe ve mor renkli çiçekler açar. Sağlık için birçok faydası bulunan adaçayı, sabun ve kometik ürünlerinde de kullanılır.

Adaçayında bulunan vitamin ve mineraller

Adaçayı içerisinde K, B6, C, E, A, B3, B9 vitaminleri bulunur. İçerdiği mineraller ise potasyum, kalsiyum, demir, manganez, çinko, magnezyum ve bakırdır.

Adaçayı türleri nelerdir?

Dünyada 5600’den fazla adaçayı türü bulunmaktadır. Türkiye’nin Anadolu bölgesinde ise adaçayı bitkisinin 565 türü vardır.

Tıbbi adaçayı: Salvia officinalis adı verilen türüdür. İlaç sektöründe, hastalıkların tedavisinde kullanılır. Aromaterapi için de bu tür adaçayının yağı kullanılır.

Anadolu adaçayı: Salvia triloba adı verilen türüdür. Sağlığa çok faydası vardır. Genellikle çay olarak tüketilir. Kuru hali tütsü olarak da kullanılır. Yağı acı elma yağı olarak bilinir.

İspanyol adaçayı: Salvia lavandulifolia adı verilen türüdür. Yetişkin insanlarda hafızayı güçlendirir. İspanya ve Fransa’da yetişir.


Adaçayının faydaları nelerdir?

Menopoz ve adet için faydalı

Menopoz döneminde östrojen eksikliğinden oluşan hormonal dengesizlikleri düzenler. Adaçayının içeriğindeki bileşikler östrojen özelliklere sahiptir ve bu sayede menopoz döneminde yaşanan aşırı terleme, sıcak basmaları ve sinirlenmeleri yatıştırmaya yardımcı olur. Aynı zamanda adet düzensizliğine, adet sancılarına ve adetten kesilme sorunlarına yardımcı olur.

Sindirim sistemi için faydalı

Adaçayı içerdiği rosmarinik asit sayesinde mide ve bağırsak spazmlarını önler, ishal ve gastritle savaşır. Sindirim sistemine iyi gelir, mideyi rahatlatır. Bağırsaklarıda oluşabilecek iltihap, enfeksiyon gibi sorunların tedavisinde kullanılabilir.

Kötü kolestrol ve diyabete faydalı

Adaçayı 2-3 hafta boyunca, günde 2 fincan çay olarak tüketildiğinde kolestrol seviyesini yükselterek kötü kolestrole iyi gelir. Yaprakları tip 2 diyabet hastalarına faydalıdır. Karaciğerde depolanan glikoz salınımını düzenler ve tip 2 diyabetinin oluşumunun önüne geçebilir. Karciğeri temizler.

Kanserle savaşır

İçerdiği karnosol, kuersetin ve rosmanirik asit gibi güçlü antioksidanlar sayesinde kanser hücrelerinin büyümesini engeller ve ağız kanseri, cilt kanseri, meme kanseri, karaciğer kanseri, servisk kanserine karşı savaşır.

Kemiklere iyi gelir

İçeriğinde bulunan K vitamini, kemik yoğunluğunu korumada gereklidir. Adaçayını günlük beslenme rutininize dahil ederek kemik incelme ve kırılmalarının önüne geçebilirsiniz.

Cilde iyi gelir

Antibakteriyel özelliğiyle, adaçayı içeren kremler egzama, sedef hastalığı ve akne gibi cilt sorunlarında yardımcıdır. Ciltteki yaşlanma belirtilerinin giderilmesinde yardımcı olur.

Ağız ve diş eti hastalıklarına iyi gelir

Antimikrobiyal özelliğe sahip olan adaçayı, boğaz enfeksiyonları, diş apseleri, diş eti enfeksiyonları ve ağız yaralarının hızlı iyileşmesini sağlar. Demlenmiş ve soğutulmuş adaçayı ile günlük ağız gargaranızı yaparak boğaz ağrılarından kurtulabilirsiniz. Her gargaradan sonra 1 saat hiçbir şey yiip içilmemesi gerekir. Adaçayının aynı zamanda dişleri beyazlatma özelliği de vardır.

İşte adaçayının diğer faydaları:

    Zararlı toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar ve hasta olmayı engeller.

    Strese iyi gelir, sinir sistemini rahatlatır. Bu sayede stres kaynaklı uyku problemlerine de çözüm getirir.

    Depresyona iyi gelir.

    Baş ağrılarını hafifletir.

    Bronşit ve astım tedavisine yardımcı olur.

    Alzheimer’a yardımcı olur ve aynı zamanda hafızayı güçlendirir.

    Safra kesesinin çalışmasına yardımcı olur.

    Romatizmal sorunların ve enfeksiyonların iyileşmesini sağlar.

    İdrar yolu enfeksiyonunun geçmesine yardımcı olur.

    Cildin pürüzsüz ve esnek olmasını sağlar.


Adaçayı yağının faydaları:

    Bellek performansını arttırır.

    Dermatit ve cilt mantarlarına iyi gelir. Bir başka taşıyıcı yağ ile seyreltilerek kullanılması tavsiye edilir.

    Saç bakımında yardımcıdır. Kepekli ve yağlı saçlara iyi gelir. Adaçayı yağını seyrelterek saç derinize uygulayın, 15 dakika bekledikten sonra şampuanla durulayın.

    Ağız ve diş sağlığına iyi gelir. Yarım bardak suya 1-2 damla adaçayı yağı ve nane yağı dökün ve gargara olarak kullanın.

    Regl ağrılarına iyi gelir. Yağı seyrelterek karın bölgenize masaj yapabilirsiniz.

    Enerji verir ve yorgunluğu atar.

    Uykusuzluğu giderir.

    Afrodizyak etkisi vardır, masaj yağı olarak kullanılabilir.


Adaçayının zararları:

    Hamile ya da emziren kadınların tüketmesi önerilmiyor.

    Epilepsi hastalarının tüketmesi önerilmiyor.

    Kronik rahatsızlığınız varsa ve düzenli olarak kullandığınız ilaçlar varsa doktorunuza danışmadan tüketmeyiniz.

    Kadınlık hormonuna destek olduğu için erkeklerin tüketmesi pek önerilmiyor, sprem kalitesinin ya da sayısının düşmesine sebep olabileceği düşünülüyor.

    Günde 2 fincandan fazla tüketilmemeli, aksi halde alerjik reaksiyonlar, mide problemleri ve kalp çarpıntılarına sebep olabilir.



Adaçayı nasıl yapılır?

Bir fincan kaynamış suya 1 tatlı kaşığı adaçayı koyun ve 5-8 dakika demlenmesini bekleyin. Ardından yaprakları suyun içerisinden çıkartın ve içmeye hazır. Afiyet olsun.


Adaçayı tütsüsü nasıl kullanılır, faydaları nelerdir?

Tütsü olarak kullanmak için en uygun adaçayı türü, beyaz adaçayıdır. Birkaç dal adaçayını ya da bir avuç adaçayı yaprağını ucundan yakın ve üfleyerek alevi söndürün. Bir pencereyi aralık bırakın ve tütsüyü de pencereden uzak bir yere koyun.Adaçayı yakmak bulunan ortamın havasını mikroplardan ve zararlı bakterilerden arındırır. Aynı zamanda kötü enerjileri de dağıttığına inanılmaktadır.


Yumurta Kabuğunun Hiç Duymadığınız Faydaları

Yumurta, severek tüketilen besin maddelerinden biridir. Dünyada her gün milyonlarca yumurta tüketilmekte ve insan sağlığı için en önemli besin maddeleri arasında yer almaktadır. Fakat yumurta kabuğunun da sağlığa yumurtanın kendisi kadar yararlı olduğu bilinmektedir. Yumurta kabuğu İbrahim Saraçoğlu tarafından da faydaları sıklıkla dile getirilen bir maddedir. Yumurta kabuğunun cilde faydaları da kişiler tarafından araştırılan konular arasında yer almaktadır. Yumurta kabuğu neye iyi gelir sorusu da merak konusudur. İşte yumurta kabuğuyla ilgili merak edilenler…

Yumurta Kabuğu Ne İşe Yarar?

Yumurta kabuğu üstünde yaklaşık olarak % 94 düzeyinde kalsiyum içeriği yer almaktadır. Bu sayede yumurta kabukları kemik erimesini büyük ölçüde engellemektedir. Erime probleminin mevcut olduğu kemiklerin yoğunluğunu yükselten yumurta kabuğu, kemik erimesi konusundaki tedaviye büyük ölçüde yardımcı olmaktadır.

Yapılan araştırmalar besinler içerisindeki en nitelikli proteinin yumurtada var olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte yumurta, dışarıdan alınması gereken amino asitleri dengeli oranda ve yeterli miktarda içermektedir. Vücuda gereken başta A, D, B, E ve pek çok vitamini yüksek oranda barındırmaktadır.


Yumurta Kabuğu: Gizli Kalsiyum Deposu

Gün içinde pek çok şekilde kullanılan yumurta, sağlık için faydalı bir besin olmaktadır. Sarısı ve beyazı kullanıldığında ortaya nefis yemekler ve yararlı cilt maskeleri çıkar. Peki, kullandıktan sonra yumurtanın kabuklarına ne olur? İşte o çöpe atılan yumurta kabukları, yumurtanın içi kadar faydalıdır. Sizlere yepyeni bir bilgi daha vermek ve yumurta kabuklarını da değerlendirmek için buradayız.
Yumurta Kabuğunun Faydaları

    Diş Sağlığını Korur
    Kemik Erimesini Önler
    Cilt Hücrelerini Yeniler
    Güçlü Kalsiyum Takviyesi
    Saçları Besler
    Ciltte Oluşan Tahrişi İyileştirir


Yumurta Kabuğunun Faydaları

    Yumurta kabuğu yüksek oranda kalsiyum içermektedir. 1 tatlı kaşığı yumurta kabuğu 800-1000 miligram civarında kalsiyum ihtiva etmektedir. Bu özelliği sayesinde kemik ve diş sağlığına önemli faydaları vardır.
    Kemik erimesinin önüne geçer.
    Ağız kokusunun önlenmesine yardımcı olur, sağlıklı ve güçlü dişler elde edilmesini sağlar.
    Saçları güçlendirir ve saçların beslenmesini sağlar.
    Cildi güzelleştirir ve ciltteki hücrelerin yenilenmesini sağlar.
    Tahriş olan cilt yapılarını onarır.
    Tırnakları güçlendirir, sağlıksız çabuk kırılan tırnakların onarılmasında etkilidir.

Birçok derde deva olan yumurta kabukları cilt için maske halinde kullanılabildiği gibi vitaminlerinden yararlanmak için oral yoldan da tüketilebilmektedir. Fakat besin maddesi olarak tüketilecekse dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Yumurta kabukları öncelikle 5-10 dakika kadar haşlanmalıdır. Sonrasında 100 derece ısıdaki fırında kurutulur. Sonrasında havanda iyice ezerek günde 1 tatlı kaşığını geçmeyecek şekilde, suya, içeceklere ve yemeklere eklenerek tüketilebilir. Fakat 1 tatlı kaşığından fazla tüketmemek çok önemlidir.
Cilt için de yumurta kabuğu maskesi yapılabilir. Bilinen bir yumurta kabuğu maskesi şu şekildedir: 2 yemek kaşığı yumurta beyazı, havanda ezilmiş 3 yumurta kabuğu, 2 çay kaşığı yoğurt ve 4 damla limon suyu iyice karıştırılarak macun haline getirilir. Sonrasında cilde uygulanarak 15 dakika bekletildikten sonra ılık suyla iyice durulanır. Maskeyi göz çevresine sürmemeye dikkat edilmelidir. Bu maske haftada 1 defa uygulandığında cildi yenileme ve tazeleme etkisi gösterir.
Yumurta Kabuğu Bitkilere Faydaları

Yumurta kabuğunun insan sağlığına etkileri olduğu kadar bitki sağlığına da etkileri büyüktür. Bitkilerin topraklarına gömülen yumurta kabukları toprağı güçlendirir, bitkilerde hastalıklar oluşmasını engeller. Bu işlem aynı zamanda toprağı havalandırır. Bitkilerin beslenmesini sağlar ve büyürken çürümesini engeller, ölmelerinin de önüne geçer.
Yumurta kabuğunun ağaçlara faydaları da aynı şekildedir. Evlerde beslenen ağaç çeşitlerinin topraklarına gömülen yumurta kabuğu sayesinde evinizdeki bitkilerin beslenmesini ve güçlenmesini sağlayabilirsiniz. Aynı zamanda bitkilerin erken ölümlerinin önüne de bu sayede geçilebilmektedir.

Yumurta Kabuğunun Zararları

Yumurta kabuğu içinde bulunan vitamin, mineraller ve özellikle kalsiyum açıısndan çok faydalı bir besin maddesi olsa da bazı durumlarda zararlı olduğu gözlenebilmektedir. Yumurta kabuğu besin maddesi olarak kullanılacaksa kesinlikle steril olduğundan emin olunmalı, kaynatılmadan ve belirli bir sıcaklığa maruz bırakılmadan kesinlikle kullanılmamalıdır. Aksi takdirde salmonella bakterisi barındıracağından çok tehlikeli hastalıklara davetiye çıkarabilir. Aynı zamanda tüketilmeden önce havanda iyice ezildiğinden emin olunmalıdır. Aksi halde boğaza takılarak boğazda yırtılmalara neden olabilir. Ayrıca yemek borusuna da kaçarak ani ölümlere neden olabilir. Bu nedenle yumurta kabuğu çok dikkatli tüketilmelidir.


Charlie Puth Kimdir? Biyografisi

Charles Otto 'Charlie' Puth (d. 2 Aralık 1991, New Jersey, ABD), Amerikalı şarkıcıdır. Popülaritesini YouTube'da elde etmiştir. En iyi performansı Hızlı ve Öfkeli 7 film müzikleri arasında yer alan ve 30 Kasım 2013'te hayatını kaybeden aktör Paul Walker'a armağan olarak Wiz Khalifa ile birlikte yazdığı ve seslendirdiği "See You Again" isimli single'ıdır. Single uluslararası bir başarı haline geldi; Avustralya, Avusturya, Belçika, İsveç, Kanada, Almanya, İtalya, Yeni Zelanda, İsviçre, Birleşik Krallık ve ABD'de bir numara oldu; Hollanda, Hong Kong ve Şili'de en iyi 10 arasına girdi. 58. Grammy Ödülleri'nde 3 adaylık aldı. Puth daha sonra 29 Ocak 2016'da Nine Track Mind adlı albümünü yayınladı. Bu albüm aynı zamanda Selena Gomez ile "We Don't Talk Anymore" isimli şarkıyı da içermektedir. Şarkı büyük bir başarı yakalamıştır. Puth'un aynı zamanda "One Call Away" , "Marvin Gaye" ve "Attention" gibi büyük başarılar yakalayan şarkıları da vardır.

Hayatın erken dönemi ve eğitim

Charlie Yahudi kökenlidir; annesi bir müzik öğretmenidir ve HBO için reklamlar yazarak sektörde daha fazla deneyime sahiptir, babası ise emlakçıdır. İki küçük kardeşle büyüdü; iki yaşındayken, bir köpek ısırması olayı nedeniyle sağ kaşında kalıcı olarak yara izi kaldı.

Büyürken aile, onun mükemmel bir ses perdesi armağanına sahip olduğunu, herhangi bir melodiyi eğitime ihtiyaç duymadan yeniden oluşturabildiğini fark etti. Klasik müzikle annesi tarafından tanıştırıldı ve dört yaşında piyano öğrenmeye başladı. 10 yaşına geldiğinde zaten caz öğreniyordu ve Count Basie Theatre's Cool School'da bir Charlie Brown yapımında rol almaya başladı. Rumson-Fair Haven Bölge Lisesi'ne ve ardından Manhattan School of Music Pre-College'de caz piyano ve klasik çalışmalar okudu. Mezun olduktan sonra, Berklee Müzik Koleji'ne müzik prodüksiyonu ve mühendisliği bölümünden kaydoldu.

Kariyer Başlangıçları

2009'da Puth, Charlies Vlogs adlı kendi YouTube kanalını başlattı ve çoğunlukla komedi içeriğinin yanı sıra şarkıların kapaklarını da yayınladı. Ertesi yıl yapmaya başladı şarkıları yayınla Bunlar Benim Seksi Tonlarım da dahil olmak üzere yazdı. Sonunda bağımsız olarak The Otto Tunes adlı bir EP yayınladı ve Can You Sing adlı yarışmayı kazandı. Perez Hilton'un sponsorluğunda.

2011 yılında Ellen DeGeneres'in onbireleven adlı etiketiyle anlaştı ve onun şovunda sahne almaya başladı. Daha sonra Break Again adlı bir tanıtım single'ı yayınladı ve birkaç canlı performans yaptı. Sonunda, 2012'nin sonlarında şirketten ayrılmaya karar verdi, ardından ertesi yıl, diğer YouTuber'lar için şarkılar içeren Ego adlı başka bir bağımsız genişletilmiş oyun yayınladı. Shane Dawson gibi diğer YouTubers için de şarkı yazmaya yardımcı oldu ve ardından Pitbull albümünde yer alan Celebrate şarkısını birlikte yazdı. Birkaç müzik yayını ve projesinden sonra 2015 yılında Atlantic Records ile anlaştı.

Şöhret Yükselişi

Charlie'nin Atlantic'e imza atmasının ardından şarkıları iTunes'dan kaldırıldı ve dünya çapında bir hit olan ve 21. sıraya ulaşan şarkıcı Meghan Trainor'un yer aldığı Marvin Gaye adlı ilk single'ını yayınladı.AzizABD Billboard Hot 100'ün spotu. Daha sonra single'ı birlikte yazdı ve üretti. Tekrar görüşürüz Rahmetli Paul Walker'a bir övgü niteliğinde olan ve Furious 7'nin soundtrack'inde yer alan, Hot 100'ün üst üste 12 hafta boyunca zirvesine ulaşan ve çok sayıda Grammy Ödülü'ne aday gösterilen .

Daha sonra, genişletilmiş Some Type of Trouble oyununu yayınlamadan önce Trainor'un Dear Future Husband adlı şarkısının müzik videosunda yer aldı ve Jason Derulo ve CeeLo Green gibi diğer sanatçılar için şarkı yazmaya devam etti. İlk stüdyo albümünü tanıtmak için single'lar çıkardı. Dokuz Parça Zihin – One Call Away 12'ye ulaştıinciABD'deki listelerde ve diğer ülkelerde daha da yüksek. Daha sonra Ty Dolla Sign ve Tyga gibi rapçilerin yer aldığı single'ın bir remiksini yayınladı, ardından 2016'da Billboard 200'ün altıncı sırasına kadar yükselen ilk albümünü yayınladı ve ardından albümünü tanıtmak için bir tura çıktı.

Son Projeler

Aynı yıl Puth, Deutsch Inc.'in yan kuruluşu Deutsch Music ile anlaşma imzalayan ilk müzisyen oldu. 2017'de ikinci stüdyo albümü Voicenotes'un ilk single'ı Attention'ı çıkardı. Single, How Long adlı bir başka single'da olduğu gibi, ilk albümünün tarzından uzaklaşmaya çalışıyor. Daha sonra tek kişilik Yatak Odası Katı için Liam Payne ile çalıştı ve G-Eazy'nin tek Sober'ında yer aldı. 2018'de Boyz II Men'in yer aldığı If You Leave Me Now adlı bir tanıtım single'ı yayınladı.

Daha sonra albümü çıkardı ve özel konuk olarak tanıtılan Hailee Steinfeld ile birlikte Voicenotes Tour'a katıldı. Birkaç ay sonra, Kehlani'nin yer aldığı Done for Me'yi ve ardından James Taylor'ın yer aldığı Change'i çıkardı; albümde ayrıca Patient ve The Way I Am gibi single'lar da yer aldı. Los Angeles'ta düzenlenen March for Our Lives etkinliği de dahil olmak üzere çeşitli canlı etkinliklerde sahne aldı. Kariyeri boyunca iki Billboard Müzik Ödülü kazandı ve birçok kez Grammy Ödülü'ne aday gösterildi. Yakın zamanda En İyi Pop Sanatçısı dalında MBC Plus X Genie Müzik Ödülü kazandı.

Kişisel hayat

Charlie'nin özel hayatı için sektörde yükselen bir şarkıcı olarak dikkat çeken şarkıcı Charlotte Lawrence ile ilişkisi olduğu ve öncesinde Selena Gomez ile romantik bir ilişki içinde olduğu biliniyor. Hayatında yaşadığı bazı mücadeleler hakkında açık sözlüydü ve okulda zorbalık kurbanı olduğundan bahsetti - zorbalık ekipleri onu sık sık dövdü. Ayrıca, aşırı çalışmanın neden olduğu bir sinir krizi geçirdiğini ve ününün özel hayatına girmeye başladığını fark ettiğini, buna alışması zor ama terapi olarak müziği kullanıyor.

Charlie Puth'un Zenginlikleri

Charlie Puth ne kadar zengin? 2019'un başlarında, kaynaklar bize müzik endüstrisindeki başarılı bir kariyer yoluyla kazanılan 3 milyon dolarlık net değer hakkında bilgi veriyor. Meghan Trainor ve Wiz Khalifa gibi çok sayıda yüksek profilli sanatçı ile işbirliği yaptı ve kariyerine devam ettikçe servetinin de artmaya devam etmesi bekleniyor.

Diskografi

Stüdyo albümü

    Nine Track Mind (2016)
    Voicenotes (2018)

EP

    Some Type of Love (2015)

Kaynak ve Dipnotlar

Wikipedia
streamerium




Aysal yeni yıl -  Ay Yeni Yılı - Çin Yeni Yılı

Aysal yeni yıl Ay Yeni Yılı

Ay Yeni Yılı, ay takvimi veya ay-güneş takvimine göre ayları Ay döngülerileri olan bir takvim yılının başlangıcıdır.

Ay Yeni Yılı, bir kutlama olarak çok sayıda kültür tarafından kutlanmaktadır. Çin'de geleneksel bir bayram olduğu için Çin Yeni Yılı olarak da adlandırılır. Doğu Asya kültürel çevre ülkelerinde, Güney ve Güneydoğu Asya'nın Hindu-Budist takvimlerinde, Orta Doğu'da Hicrî takvimde ve İbrani takviminde yer alır[1] ve ayrıca Kanada'nın yerli Nisga'a halkı tarafından kutlanır.

Ay Yeni Yılı, bazı geleneksel Asya takvim sistemlerinde yılın başlangıcını işaretler. Orada Yeni Yıl, ayın belirli bir evresinde, genellikle yeni ayın olduğu gün kutlanır. Altta yatan takvim ay yılına (354 gün) veya ay-güneş yılına (365 gün, ancak artık aylarla birlikte) dayalı olabilir. Çin takvimi ve Çin kültüründen etkilenen Doğu Asya'daki diğer takvimler ay-güneş yılına dayanmaktadır.[1] Çin, Vietnam ve Kore Ay Yeni Yılı 22 Ocak 2023'e denk geliyor.
Çin takviminden etkilenen yeni yıl kutlamaları

    Çin Yeni Yılı: Chūnjié, 春節 - batı takvimine göre 21 Ocak ile 21 Şubat arasında yeni aya denk gelir.[2]
    Kore Yeni Yılı: Seollal, 설날 - Kuzey ve Güney Kore'de Yeni Yıl Günü.[3][4]
    Vietnam Yeni Yılı: Tết Nguyên Đán – en önemli Vietnam tatili.[5]
    Japon Yeni Yılı: Shōgatsu, 正月 – 1873'e kadar lunisolar.[6]
    Moğol Yeni Yılı: Tsagaan Sar - Moğolca konuşan halkların en önemli bayramı, ay takvimine göre yeni yılın başlangıcına atıfta bulunur.[7]
    Tibet Yeni Yılı: Losar - genellikle Çin'dekinden daha geç bir yeni ay.[8]

Diğer kültürler

Diğer kültürlerde Yeni Yıl farklı şekillerde tanımlanır:

    Bali Yeni Yılı Nyepi - bahar ekinoksunda (Mart ayında) yeni ayın ertesi günü düşer ve Hindu Saka takvimine dayanır.
    İslami Yeni Yıl - Tamamen ay takvimine dayalıdır ve bu nedenle her yıl mevsimler arasında 10-11 gün geriye doğru hareket eder.
    Yahudi Yeni Yılı (Rosh Hashanah) - festival, Elul ayının 29. gününde gün batımında başlar.
    Ugadi - Indian Deccan'da geleneksel bir festival (lunisolar).

Çin Yeni Yılı

Çin Yeni Yılı (Basitleştirilmiş Çince: 春节; Geleneksel Çince: 春節; pinyin: Chūn jié), geleneksel Çin ay-güneş takviminin başında kutlanan önemli bir Çin festivalidir. Kutlamalar geleneksel olarak ilk günün önceki akşamından ilk ayın 15. günündeki Fener Festivali'ne kadar sürmektedir. Yeni yılın ilk günü 21 Ocak ile 20 Şubat tarihleri arasındaki yeni aya düşmektedir.[1]

Yeni Yıl Festivali asırlık bir geçmişe sahiptir ve çeşitli mitler ve geleneklerin önem kazanmıştır. Geleneksel olarak festival tanrıların yanı sıra ataların da onurlandırıldığı zamandır.[2] Çin Yeni Yılı Çin anakarası, Hong Kong,[3] Makao, Tayvan, Singapur,[4] Tayland, Kamboçya, Endonezya, Malezya, Mauritius,[5] ve Filipinler[6][7] gibi önemli Çinli nüfusun bulunduğu ülke ve bölgelerde kutlanılır. Çin Yeni Yılı Çinliler tarafından önemli bir tatil olarak kabul edilir ve coğrafi komşularının aysal yeni yıl kutlamalarına önemli bir etkisi olmuştur.

Ay takvimi

Kamerî takvim veya Ay takvimi, Dünya'nın Güneş çevresindeki hareketleri yerine Ay'ın tam devrelerini (sinodik ayları) temel alan takvim. "Mevsim yılı" da denilen bir Güneş yılında 12.37 sinodik ay bulunur, yani ay senesi daha çabuk tamamlanır.[1] Bu nedenle Ay takvimlerini Güneş takvimine çevirirken, belirli bir sürenin ilave edilmesi (periyodik interkalasyon) gerekir.

Ayın başlangıcı takvimden takvime değişir. Bazı takvimlere göre devre yeni ay, dolunay veya hilal ile başlar. Bazı takvimlerde ise detaylı hesap kullanılır.

Tarihçe

Sümerler muhtemelen ayın devrelerine dayalı bir takvimi kullanan ilk medeniyetti.[1] Sümer-Babil ayları yeni Ay'ın göründüğü gün başlıyordu. Saray astronomları mevsim hataları bariz hale geldiğinde takvimde gerekli düzenlemeleri yapıyorlardı. MÖ 380 civarında ay takvimlerine sabit düzenlemeler getirildi. 7 artık ay, 19 yıllık periyotlarda yıllara ekleniyordu. Daha sonra Yunan astronomlar da Ay yılını Güneş yılına uyarlayan çeşitli düzenlemeler yaptılar. Roma cumhuriyet takvimi, muhtemelen Yunan Ay takvimini temel almıştı.[1]

Günümüzde bazı dinî gruplar Ay takvimlerini kullanmaya devam ederler. Örneğin Yahudi takvimi, milattan 3760 yıl 3 ay önce başlar. Yahudi yılı sonbaharda başlar. Aylar 29 veya 30 gündür. Artık yıl ve aylarla Güneş takvimine uyarlanır.[1]

Bir diğer ay takvimi, İslam peygamberi Muhammed'in MS 622 yılında Mekke'den Medine'ye Hicret'ini esas alan Hicrî takvimdir. Bu takvimi Güneş yılına uydurmak için ayar yapılmaz.[1]

Güneş takvimi

Yıldızlara göre güneş takvimleri

Dünyanın konumu sabit yıldızlara göre hesaplanır, sonra güneş herhangi bir zodyak takım yıldızının yakınında bulunduğu zaman belirlenir. Bu tip takvimlere "yıldızlara göre güneş takvimi" denir.

Yıldızlarla ilgili takvimin yılı ortalama olarak bir takvim yılı kabul edilir.

Hint Güneş Takvimi yıldızlara göre güneş takvimine bir örnektir. Genellikle 365 gün 6 saat uzunluğundadır, fakat şimdi ve daha sonra fazladan bir gün ile artık yıl oluşur.

Güneş harici takvimler

Bu takvimler güneş takvimi değildir, islami takvim olan ay takvimi bu kategoriye dâhil edilebilir.

Ay-gün takvimleri hemen hemen güneş takvimleri gibidir, bu takvimlerde tarihler ayın evreleri ile belirlenir.

Kaynak ve Dipnotlar

Wikipedia

RAŞiT TUNCA

BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA
Raşit Tunca

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik

BOARD KISAYOLLARI

ALLAH

Allah



BAYRAK

TC.Bayrak



WEB-TUNCA


Radyo Karoglan

Foruma Misafir Olarak Gir


Forumda Neler Var


Karoglan-Raşit Tunca - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi




GALATASARAY

G A L A T A S A R A Y


FENERBAHÇE


F E N E R B A H C E


BEŞiKTAŞ

B E Ş i K T A Ş


TRABZONSPOR

T R A B Z O N S P O R


MiLLi TAKIM

M i L L i T A K I M


ETKiNLiKLERiMiZ


“Peygamberimiz Buyurdular ki Birbirinize Temiz ağız ile Dua edin. Bizde Sayfamızı ziyaret edenlerin ve bu bölümü ziyaret edenlerin kendilerinin Ruhaniyetine, geçmişlerinin Ruhuna Yasin Okuyup hediye ediyoruz Tıkla, ya sende oku yada okunmuş Yasinlerden Nasibini Al”
(Raşit Tunca)



MEVLANA'DAN

“ Kula Bela Gelmez Hak Yazmadıkca, Hak Bela Yazmaz Kul Azmadıkca, Hak intikamını, Kulunun Eliyle Alır da, Bilmiyenler Kul Yaptı Sanır."
(Hz. Mevlana)