MUHAMMED

Muhammed


BAYRAK

TC.Bayrak



Welcome, Guest
You have to register before you can post on our site.

Username
  

Password
  





Forum Statistics
Members:» Members: 7
Latest member:» Latest member: Muhammed
Forum threads:» Forum threads: 5,258
Forum posts:» Forum posts: 5,849

Full Statistics Full Statistics

DOWNLOADEN


“Downloaden Bölümümüzden BEDAVA Grafik Paketleri,E-Kitaplar ve Bedava Bilgisayar Programlarını Tek TIKLA BEDAVA indirebilirsiniz”
(Raşit Tunca)




AYET

“Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır”
ENBİYA Suresi 105


FELSEFEMiZ

“ iSLAM OKUMAK YAZMAK YADA ÇiZMEK DEĞiLDiR, Yahutta O Hadis şöyle, Bu Ayette böyle diyor Diye Papağanlıkda Değildir. islam Kuranı ve sünneti HAYATINA TATBiK edip, Onunla Yaşayabilmekdir”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)


Raşit Tunca Sözü

“Yüzme bilmek Denizden çıkmana fayda vermez, taaki yüzme biliyorsan, denizedee düştüysen, ellerini, kollarını, ayaklarını çırpacaksın, ve birde tutuncak dal bulacak, tutunup çıkacaksın. ilimde böyledir, bir ilmi bilmek fayda etmez, taaki, onu hayatında tatbik edesiye, Dinde böyledir, din bilmek imanını kurtarmaz, taaki, ne zaman, bildiğin öğrendiğin dinini hayatında tatbik edip, yaşadın, o zaman belki kurtulursun.”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

GÜZEL SÖZ

“ Bazen Hata Yapıvermek, Doğruyu bulmanın ilk Basamağıdır.
(Başağaçlı Raşit Tunca Sözü)





Cincilik, Büyücülük Nedir?

Bütün bu ruh çağırma(!) dalaverelerinin kökünde eskilerin “Hüddam ilmi”, halkın da “Cincilik” dediği mesele yatmaktadır...

Bilhassa eskilerin ve Anadolu halkının yakından bildiği bu konu şöyledir...

Bazı tespih veya duaların birer “HADİMİ” yani “hizmetlisi - görevlisi” vardır.

Eğer bir kişi oturup, o kelimeyi veya duayı adedince okur, sonra da karşısına dikilen cinden, o an için korkmadan bir şey isteyebilirse, o şey derhâl olur!..

Veya o cinin kendi emrine girmesini isterse, o cin artık onun hizmetkârı durumuna girer!.. Bunun için de birçok formül vardır!..

Bu formülleri bünyesinde toplayan birçok kitaplar yazılmıştır eskiden ki, bunların içinde en meşhuru; “KENZÜL HAVAS” ismiyle bilinenidir...

Bu kitabın içinde birçok formüller vardır...

Ancak burada şunu da hatırlatalım ki, “HÜDDAM”cılık ile “RUH ÇAĞIRMA(!) - SPİRİTÜALİZM” arasında çok büyük bir fark vardır...

İşte o fark da şudur...

Ruh çağırma(!) veya spiritüalizm denen oyunda cinlerle temasa geçen kimseler, daima cinlerin elinde oyuncak olurlar...

Aynen aslan eline düşmüş tavşan gibi; cin de onları istediği gibi elinde oynatır... Ve onlar bu durumu asla fark edemezler...

“Hüddam” ilminde ise, formül, diğer yan şartlarıyla birlikte tam olarak uygulanabildiği zaman, insan cini tam anlamıyla pençeleri altına alır; ve ona bütün istediklerini yaptırabilir... Hatta, bir insanı bile, bu yolla o cinine öldürtebilir... Aksi hâlde, yani emre uymadığı zaman o cin perişan olur.

Bu sebeple, bu ilmin kullanılmasında, insan için öteki sisteme göre mutlak bir avantaj vardır...

İşte aradaki bu fark sebebiyle, eskilerin ve günümüzde de sadece birkaç kişinin bildiği “Hüddam ilmi”, spiritüalizmden kat be kat üstün durumdadır... Çünkü, anlattığımız üzere, bu ilimde insan için cini emri altına almak söz konusudur... “Spiritüalizm” diye veya “Ruh çağırma(!)” diye bilinen cinlerle bağlantı hâlinde ise, cini hiçbir şekilde, bir bilgiyi vermek veya bir işi yaptırtmak için zorlamak söz konusu değildir...

Ancak burada şu hususu da çok iyi bir şekilde anlamak gerekir...

Eğer bir kişi Hüddam ilminin gereği olan formüllerden birini yapmaya kalkar da; sonra başlamışken, şu veya bu sebeple; mesela formülü uygularken yarıdan itibaren duyacağı seslerden veya o sıradagözüne görünen acayip şekillerden korkarak yarıda bırakırsa, işte o anda onun için felaket başlar.

Onun, etkisi altına almaya çalıştığı cin,o anda onu rahatlıkla avlar ve bu kişi cini emrine almaya çalışırken, cin onu ele geçirmiş olur... Ki bundan sonra, o kişi artık cinin emrine bağlıdır... Böylece, Dimyata pirince gidilirken evdeki bulgurdan da olunur...

Bu sebepledir ki, “Hüddam ilmi”ne dayanan bir formülü, ya hiç yapmamalı, ya da başlanıldığı zaman, ne pahasına olursa olsun sonuna kadar yapmalıdır.

Nitekim bu formülün tam olarak yapılmaması için o cin, birtakım gürültüler oluşturur veya sesler çıkartır, âdeta içinde bulunulan evi veya katı yıkılıyormuşcasına gürültülerle sarsabilir; akla hayale gelmeyecek korkunç şekillerde göze görünebilir!.. İşte bütün bunlar olmasına rağmen, kişinin bütün soğukkanlılığıyla elindeki formulü bitirmeye çalışması icap eder...

Nitekim, “fazla tespih çekmekten deli oldu” diye halk arasında anılan hâl de bu esasa dayanır...

Bir kişinin yönlendiricisi olmaksızın ve formülü bilmeden rastgele tespih çekmesi, ister istemez bir şifreyi meydana getirir ki, bu durumda, o anda şifreyle bağlantılı olan cin otomatik olarak harekete geçip, o kişiyi hükmü altına alır... Ve o kimsenin bu durumdan haberi yoktur!.. Ve o cini kontrol altına alabilecek güce de sahip değildir... Artık ister istemez o cinle iletişimleri başlamış olur...

Bu ilişkinin başlaması da bazen kulağına, bazen de içine gelen seslerle olur... Keza bundan önce de burun yoluyla kokular tespit eder bazen!.. Ve sonunda cinleri çeşitli şekil ve kıyafetlerde görmeye başlar bu yolunda devam ederse...

Bu gibi kişiler, duydukları sesleri veya aldıkları kokuları ya da gördükleri şeyleri bu konuyu bilmeyen kişiler içinde açarlarsa, derhâl “aklını kaçırdı”, “oynattı” diye nitelendirirler ve hastaneye kaldırılırlar... Oysa tıp henüz bu konuda âcizdir.

Elektroşokla tedavi etmek ister fakat bunu da başaramaz!..

Bu gibi kişiler, artık halk arasında “meczup”, “zararsız deli” tâbirlerine muhatap olarak hayatlarına devam ederler...

Bu gibi kişiler eğer içine düştükleri duruma rağmen, bu sahada yetkili bir şahsın eline geçerlerse, o hâlden kurtulmaları, yollarının düzeltilmesi ve o yolda ilerlemeleri mümkündür...

Aksi hâlde ömür boyu bu durumdan kurtulamazlar... Artık onlar “deli” olmuşlardır...

Büyünün özü, kökü, Cinlere dayanmaktadır...

İlk yüzyıllardan beri, en ilkel topluluklardan itibaren yeryüzünde görülen bir meslek ve iş vardır...

Bu mesleğe “BÜYÜCÜLÜK”,yapılan işe de “BÜYÜ” denir...

Bu işten gaye, bir insanı etki altına alıp, ona istemediği bir şeyi zorla yaptırmak ve bazen de hastaların iyi olmasını temine çalışmaktır...

Büyü, özü “ALLÂH”a dayanan bütün dinleri tebliğ eden Nebi ve Rasûllerce yasaklanmıştır...

Bütün dinler büyüyü insana “haram” kılmışlardır...

Keza İslâm Dini de büyüyü “haram” kılmış ve büyü yapan ve yaptıranların İslâm Dini’nden çıkmış olacaklarını açıklamıştır...

Büyünün yasaklanmasındaki sebep, insanların iradelerinin başkası tarafından zoraki bir şekilde kaldırılması veya kısıtlanmasının önüne geçmek; onlara serbestçe hareket, seçme hakkı tanımaktır... Tâ ki böylelikle insan yaptığından sorumlu tutulabilsin...

Büyü ve sihrin yeryüzünde en yaygın olduğu devir, Musa Nebi (aleyhisselâm) devridir... Nitekim o devrin geçer akçesi de “Büyü ve sihir” olması sebebiyle Musa Nebi bu sahadaki mucizelerle yeryüzünde vazife yapmıştır...

Büyünün özü, kökü, Cinlere dayanmaktadır...

Bütün mukaddes kitapların, önceki “sahife”ler de dâhil olmak üzere Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’ân her bir âyetinin, her bir kelimesinin sekiz hizmetlisi yani “hadimi” vardır...

Yani, her devirde nâzil olmuş bulunan mukaddes kitabların orijinalini meydana getiren kelimelerin her birine sekiz hadim-hizmetli- vazifeli kılınmıştır... Bunların dördü ulvî yani “Melek” cinsinden; dördü de süflî yani “Cin” cinsindendir...

Bu kelimelerin “ebced ilmi” denilen bir ilmin verdiği hesaplara göre çeşitli rakamlarla tekrarlanışı; ya da o âyetlerin tersinden okunuşu, o kelimelerin “vazifeli cini”ni harekete geçirerek, sevkedildiği kişiler üzerinde tesirlerini icra ederler...

İşte, “Büyü” denilen olay, bir kelime veya cümlenin belirli sayıda ve bazı yan çalışmalarla da desteklenerek okunmasıyla meydana gelen tesirlerdir.

“Büyü”nün bozulması için de önereceğimiz en güçlü karşı tesir daha önceki sayfalarda vermiş olduğumuz “Cin korunma duası”dır...

Bu duayı üç-beş veya daha fazla kişi büyü yapılmış kişinin evinde bir araya gelerek 300 veya 500’er kere okuyabilirler...

Bunu üç gün arka arkaya yaparlarsa daha da tesirli olur... Bu dua sırasında büyü yapılmış kişinin de bu duayı okuması gereklidir.

Ayrıca bir kişinin sağ elini o büyü yapılmış kişinin başına koyarak okumasında çok fayda olur...

Bu arada ortaya bir kap içine su konur ve okunan dualar bu suya üflenerek daha sonra bu kişiye peyderpey içirilirse daha da tesirli olur...

Büyü yapılmış kişide ya da evinde muska bulunursa, bunu aside veya limon suyuna, veya sirkeye atarak eritmek en geçerli yoldur...

Büyünün tesirli olması için büyücüler günün o saatinin ne saati olduğuna da bakarlar... Mesela “Venüs saati” veya “Mars saati” gibi[1]...

Bizim konumuza, yan konu olması sebebiyle “BÜYÜ” üzerinde daha fazla durmayıp, sadece bunun ne şekilde meydana geldiğini açıklamaya çalışacağız...

Bugün objektif ilmin de tespit ettiği gibi insan beyni, her an birtakım dalgalar yayınlamaktadır...

Nitekim bu sözümüzü açıklayan bir haberi burada sizlere nakledelim:

Hürriyet gazetesinden aynen naklediyoruz:

“ANTEN VAZİFESİ GÖREN İNSAN VÜCUDU DÜŞÜNCELERİ BİNLERCE KİLOMETRE UZAĞA İLETEN AKIM YAYIYORMUŞ...

Los Angeles, (Kalifornia) AP

İnsan vücudunun anten vazifesi görebileceğini ve vücudun düşüncelerini bir antenle binlerce kilometre uzaklara kadar gönderebilecek derecede kuvvetli elektrik akımları yaydığı, dün, Rus ve Amerikan bilginleri tarafından açıklanmıştır...

Moskova’daki Popov Radyo elektronik ve Muhabere Çalışmaları Enstitüsü bilginlerinden Prof. M. Kogan 1966-1967 yıllarında yapılan denemelerden çıkartılan sonuçlara göre, zirveleri arasında 25-1000 kilometre arasında mesafe bulunan son derece uzun elektromanyetik dalgaların, insan düşüncelerini çok uzaklara kadar ulaştırabileceğini gösterdiğini söylemiştir...

Kogan, Los Angeles’teki Kaliforniya Üniversitesi tarafından tertiplenen “Altıncı his” konusundaki bir sempozyumda okunan raporunda, “elektromanyetik alan vasıtası ile telepatinin çok uzaklara kadar ulaştırılabileceği anlaşılmıştır” demektedir.

Öte yandan, Kaliforniya Üniversitesi Tıbbi Psikoloji Profesörü Dr. Thelma Moss, sempozyuma hitaben yaptığı konuşmada, Dr. Kogan’ınkine çok yakın sonuçlara denemeler sonunda varılmış olduğunu söylemiştir...

Kogan’a göre, yapılan tahminler, insan vücudunun, çok uzun mesafeler arasında telepati için gerekli olan elektriğin, 4-5 mislini ürettiğini göstermektedir.”

Evet, işte size bu haberi vererek gösterdiğimiz gibi, bilim dünyası tarafından da kabul edilmiştir ki, insan beyni sürekli olarak elektromanyetik dalgalar üretmektedir...

İnsan beyninin ürettiği dalga türleri ile beynin bu yoldaki geniş faaliyetleri hakkında detaylı bilgi “DUA ve ZİKİR” isimli kitabımızda mevcuttur...

İşte insan, bir kelimeyi ve kelime grubunu devamlı olarak okuduğu zaman, yaydığı bu elektromanyetik dalgalar sanki bir şifre şekline girerek; o şifre ile en yakın yapıdaki bir Cin ile iletişim kurmuş olmaktadır...

İşte bu iletişim neticesinde o şifre durumundaki elektromanyetik dalgalar, kendisine en yakın yapıdaki cine etki etmekte ve iyi düzenlenebildiği zaman, onu istenilen şeyi yapmaya zorunlu kılmaktadır...

Eskilerin deyimiyle, kişi bu duaya devam eder de, buna rağmencino emri yerine getirmezse, o takdirde cin yanmaktadır!..

Şimdi de bu sözün mânâsını açıklayalım:

Evet insanın özelliği olan bir kelime veya kelime grubuna belirli oranda devam etmesi sonunda, beyin aracılığıyla yaymış olduğu elektromanyetik dalgalar, o dalga boyuna uygun yapıdaki cini istenilen şeyi yapmaya zorunlu bırakıyor; yapmaması hâlinde ise, o kişinin o duaya veya kelime grubuna devamı hâlinde yaymış olduğu elektromanyetik güç; yapısı -önce de anlattığımız gibi- bazı ışınlardan oluşmuş olan cinin tahribine yani kaba bir tâbirle yanmasına yol açmaktadır...

Nasıl ki yayını kuvvetli bir radyo istasyonunun yaydığı elektromanyetik dalgalar, yayın kuvveti zayıf istasyonun dalgalarını bozmakta ise; işte aynı şekilde insanın bu çalışmalarla yaptığı elektromanyetik dalgalar da cinlerin ölümüne yol açmaktadır...

Bu sebeple cinler, belirli bir çalışmaya devam ederek kendisini yakıcı elektromanyetik dalgalar yayabilecek güçteki kimselerin emri altına girmek zorunda kalmakta; ister istemez “Büyü” dediğimiz, onların emirlerini yerine getirme işine tâbi olmaktadırlar!..

Bilmem açıklayabiliyor muyuz?..

AHMED HULÛSİ

1972


Alçı Nedir? Alçının Kimyasal Formülü Nedir? Nerelerde Kullanılır?
ALÇI - JiPS - GIPS


Alçı taşının pişirilip, toz haline getirilip 158 derecede pişirilmesinden elde edilen Alçı, kimyasal bir bileşik olan Kalsiyum sülfat hemihidrat’ın ısıtılıp, kurumaya bırakıldığında hızlıca donan, beyaz renkli ince bir toz maddedir. Özellikle yapı malzemesi olarak alçı tavan ve oda bölmelerinde kullanılan alçı, kemik kırıklarında kaynaşması sabit tutulması için çokça kullanılır. Hayatımızda devamlı bulunan bu madde hakkında bilgi yazısı hazırladık. Alçı nedir? Alçı nasıl oluşur? Özellikleri nelerdir? Nerelerde kullanılır? Alçının zararları nelerdir? Alçı nerelerde çıkarılır? sorularına cevap vermeye çalışacağız.
Alçı nedir? Alçı nasıl oluşur? Özellikleri nelerdir? Nerelerde kullanılır?

Alçı Nedir? | Alçının Özellikleri Nelerdir?

Alçıtaşı, Jips olarak da bilinen, kalsiyum sülfat dihidrat (CaSO4  2 H2O) yapısında olan bu mineral taşının toz haline alçı denir. Kristalleri iyi gelişmiş 2 sertlikteki Alçı Taşının türüne selenit, lifli parlak türüne ise atlas taşı denir.

Alçı, alçı taşı denilen kalsiyum sülfat dihidratın (CaSO4 . 2H2O) yani Alçıtaşının, toz haline getirilip 190 derece sıcak suyun, buharlaşma ile suyun % 75’i gidene kadar ısıtılması ile oluşur.

Doğada bulunan düşük yoğunlukta bir taştır. Alçı taşının işlenmesi ile elde edilen alçının bugün dünyanın birçok ülkesinde ev ve iş yerlerinin duvar ve tavan kaplama malzemesi olarak kullanılmaktadır.Aynı zamanda tıp sektöründe de kullanımı yapılmaktadır.

Alçının insan yaşamını tehdit etmeyen 2 özelliği yanmaz ve dayanıklı olmasıdır. İnsan yaşamı içinde zehirli yada toksin olmayan alçı taşından elde edilen alçı, bitki ve hayvan yaşamını etkilemeden hatta iyileştirme özelliği ile, ev ve iş yerlerinde şekillenme ve dekor amaçlı kullanılmaktadır

Alçının ham maddesi olan Alçı taşı deniz tuzundan çökelmiş veya an hidritinin yüzey veya yeraltı sularınca hidratlaşması sonucunda meydana gelir. Alçı taşı yada alçı ham olarak çimento üretiminde geciktirici, gübre, kağıt ve dokuma malzemelerinde dolgu maddesi olarak kullanılmaktadır. Alçının kavrulmasıyla, mermer sıvası ve çimento gibi malzemelerin yapımında kullanılır.

Alçının Tarihçesi Nedir?

Alçının tarihteki ilk defa  8.800 yıl önce (M.Ö. 6800 ile 5700) dünyanın bilinen en eski yerleşim merkezlerinden biri olan Konya Çatalhöyük’te görülmüştür.Yapılan Arkeolojik Kazılarda Çatalhöyük evlerinin zemin ve duvarları ile duvar resimlerinde alçının kullanıldığı görülmüştür.

Milattan sonra Anadolu’da ve Mezopotamya’da Sümerler, Asurlar, Selçuklular ve Osmanlılar, diğer bilinen uygarlıklardan Aztekler, Mısırlılar, Yunan ve Romalılar tarafından inşaat malzemesi olarak günümüzdeki kalıntılardan kullandıkları görülmüştür.

Avrupa tarihinde ihtişamlı Rönesans Dönemi mimarlığının beklentisini veren alçının, daha kolay kullanışı ile sanat ile birleştirilmiştir. Bu dönem mimar ve ressamları alçının kullanımına özen gösterip, iç yapı ve dış yapılarda kullanmış, özellikle korniş bölgeleri ve sütunlarda işlemelerde ilk defa kullanmıştır.

Meşhur 1666 yılındaki Londra yangını ile Alçıdaki malzemenin yanmadığı görülünce, kullanımı artmaya başlamıştır. Bu felaket sırasında ahşap yapıları koruduğu gözlenen alçının kullanımı ilk defa  Paris’te zorunlu hale getirilmiştir. Böylece artık ismi Paris alçısı lakabı takılmıştır.

1700′ lerden itibaren alçıtaşının toprak ıslahında, özellikle de sebze, yerfıstığı, pamuk, patates gibi ürünlere kalsiyum ve kükürt sağlayıcı doğal gübre olarak kullanımına başlanmıştır.

18. yüzyılda Fransız kimyacı Lavoisier  ilk defa alçıyla ilgili  bilimsel çalışmayı yayınladı. Bundan sonraki yüzyıllarda tüm dünyaca kabul edilir hale gelip, 100’den fazla ülkede 100 milyon tonun üzerinde alçı taşı tüketilmektedir.

Bizde ise Osmanlı Devleti, günümüze dek kalan birçok kervansaray, han, hamam, konak, yalı ve saraylarda kullanılmış. Alçının nem çekme özelliği özellikle rutubetli yapılarda dikkat çekmektedir.

Cumhuriyet döneminde Kayseri’de 1930’lu yıllarda üretim başlamış. Günümüze dek değişen teknolojilerle halen kullanılmaktadır.

Alçı Nerelerde Kullanılır?

Alçının tarihte 18. yüzyılda pişmiş toprak kapların yapımında kalıp olarak kullanılıyordu. Günümüzde heykel yapımında, ev içi dekor işlerinde, tavan ışıklandırılması ve gizli perdelik, asma tavan yapımı, ev ve iş yerlerinde odaları rahatlıkla bölmede, sağlık sektöründe ise kırıkların tedavisinde sabitleyici olarak kullanılır.

Alçı işinin en güzel örneklerini İspanya’da İslam eserlerinin iç ve dış süslemelerinde ve 19. yüzyılda İngiltere’de yapılan binaların dış süslemelerinde görmek mümkündür.

Alçıyı, tebeşir tozu ve beyazlatıcı maddenin tutkalla karıştırılmasıyla elde edilen beyaz, akışkan bir kaplama malzemesi Oymalı mobilyaların ahşap ve taş yüzeylerin boyanmaya hazır hale getirilmesinde kullanılır.

Alçının su ile karıştırılması sonucu, kimyasal tepkimeyle, hızla suyu buharlaştırır. Çabuk donması ile çok kullanışlı bir yapı malzemesine dönüşür. Dişçilikte ve ortopedik durumlar ile, dekorasyonlarda özellikle kabartma ve süslemenin yanı sıra, sanatsal olarak Heykelcilik de kullanılır. Tarım alanında ise, fazla tuzlu toprağın arındırılmasında kullanılır.

Ham alçının hidratasyonu (su ile girdiği reaksiyonu) çok hızlı olup saflığına bağlı olarak 3-15 dakika sürer. İnşaat sektörünün vazgeçilmesi olan Alçı, kaplayıcı madde olarak, su miktarı çok iyi ayarlanarak kullanılmaktadır.

Alçı Nasıl Hazırlanır?

İnşaat sektöründe özellikle kullanılan toz halinde olan alçının, su ile pasta haline getirildiğinde bir kaç dakika içinde sertleşir. Alçı karışımı yaparken yüzde 20 kadar su atılmalıdır. Yani 10 kilo alçıya, 2 litre su atılmalıdır. Eğer su az olursa kırılgan, çok olursa da sürüldüğü yerde çok göz boşlukları oluşur. Alçının içine donmasını geciktiren madde eklenirse kaba veya ince sıva denmektedir.

Düzgün bir zemin sağlayan meşhur Paris Sıvası ilk defa Paris yakınlarında alçı, su ve çimento ile yapılmıştır. Mimarlıkta yapının dışında veya içinde uygulanan ince alçı işçiliği yapılmaktadır. Alçı işinde kullanılan malzemenin bileşiminde genellikle alçı taşı, kireç ve ince kum bulunmaktadır. Bunların miktarları uygulanan metoda göre değişmektedir. Düzgün yüzeyler elde etmek için, süsleme işlerinde kullanılmak amacıyla kullanılmaktadır.

Alçı Nerelerde Üretilir?

Alçıtaşı üreticisi ülkeler ABD, Kanada, Fransa, İtalya, Rusya ve İngiltere’dir. Türkiye’nin pek çok bölgesinde Alçı taşı  yataklarına rastlanmaktadır. Türkiye’de özellikle, alçı taşının olduğu maden ocakları, Ankara Şereflikoçhisar, Beypazarı, Ayaş ilçelerinde Niğde’nin Ulukışla, Balıkesir’in Susurluk, Eskişehir’in Sivrihisar, Denizli’nin Honaz ve Erzurum’un Aşkale ilçelerinde bulunmaktadır.
Alçının Zararları | Alçıdan Yapılan Sıva Zararları Nelerdir?

Üretici ve Mimarlar açısından tasarruflu ve kolay bir üründür. Sağlık açısından kullanılan evlerde kesinlikle hava almıyor veya çok az alıyor bu nedenle evin havası çok boğucu ve karbondioksit oranı yüksek oluyor. Solunum yolu hastaları için tavsiye edilmez. Bu tip durumlarda Doktorunuza mutlaka danışın.

Alçıdan yapılmış sıva, Tuğla, beton, brüt beton, gazbeton, bimsblok ve benzeri malzemelerin veya kaba
sıvanın üzerine alçıdan yapılan ve üzerine yapılacak olan kaplamaya kat oluşturan yüzeye sürülür.
Alçı ile Aynı Aileden Taşların Listesi

    Anhidrit
    Apatit
    Datolit
    Dolomit
    Fluorit
    Kalsit
    Kireç
    Montmorillonit
    Nefrit (mineral)
    Putnisit
    Uvarovit

ALÇI - JiPS - GIPS


Alçı taşına tortul kütlelerde rastlanır ve tabiatta iki farklı kimyasal şekilde bulunur.Bunlar:

  I:Sulu kalsiyum sülfat (CaSO4.2H2O)ve
  II:Susuz kalsiyum sülfat,anhidrit (CaSO4)


Alçıtaşı , kimyasal birleşme kalsiyum sülfat olan bir mineraldir. Bileşiminde iki molekül kristalizasyon suyu bulunan türüne jips (CaSO4) denir. Susuz kalsiyum sülfat ise anhidrit olarak adlandırılır.

Anhidrit için, bazı ülkelerdeki  sülfirik asit üretimi dışında, yakın tarihlere kadar kullanım alanı bulunmamıştır. Fakat 30-40 yıldan beri özellikle kimya endüstrisin de anhidrit önem kazanmıştır. Bu bakımdan bu iki doğal hammeddeyi birlikte incelemek alışkanlık halina gelmiştir.

Jips ve anhidrit doğada bol miktarda bulunur . Jips düşük derecede ısıtıldığı zaman kristalizasyon suyunu yarısından fazlasını kaybederek "Plaster of  Paris " olarak bilinen Paris alçısına dönüşür. Özellile seramik ürünlerinin şekillendirilmesi için kullanılan alçı kalıplar ,jipsin (CaSO4.2H2O) kalsinasyonu ile üretilen "Plaster of  Paris" yarı hidratından üretilir.

Oluşan bu beyaz toz yeniden su emme yeteneğindedir ve oldukça sert kütle haline gelir .Günümüzde çeşitli katkı maddeleri eklenerek hem alçı çamurunun palstikliğini arttırmak ve priz (donma =katılaşma)süresini istendiği gibi ayarlamak mümkün olmuş , hemde üretilen son ürünlerin istenilen sertlikte olmasını sağlamak bakımından büyük gelişmeler elde edilmiştir.

JİPS-GIPS

Jipsin Oluşumu ve Çeşitleri :


Jipsin ve anhidrit, çorak ve kuru iklim şartlarında , tuz oranı yüksek deniz veya göl sularının buharlaşması sonucu , tabakalar halinde bulunur.Derinlere doğru jipsten anhidrite doğru geçiş görülmektedir.

Jips ve anhidrit çökelimi , suyun sıcaklık ve tuzluluğuna bağlıdır.CaSO4 bakımından doygun olan sularda 30    ve tuzluluk normal deniz suyundan 3,3 kat daha konsantre olduğu zaman jips çökelmeye başlear ve sıcaklığın 42  , tuzluluğun normal debiz suyundan 4,3 kat daha konsantre olduğu zamana kadar devam eder.Bu noktanın üzerine çıklıdığı zaman jips yerine anhidrit çökelir.Anhidrit çökelmeye devam ederken NaCl oluşumu da başlar.Bundan dolayı pek çok jips ve anhidrit yatağında bir miktar kayatuzu ve demiroksitler bulunmaktadır.

Jipslerin diğer bir oluşum şeklide volkanik fümerollerin kalsiyumlu kayaçlara tesiriyle oluşmasıdır.Prit minerallerin bozulmasıyla oluşan sülfirik asitler, killer içerisindeki deniz hayvanlarının kabuklarını tesir ederek  ,"  Şeffaf Selenit"  denilen alçı taşlarını oluştururlar.Volkanik bölgelerdeki sülfürlü sular yüzeye yaklaştıkça,okside olarak sülfirik aside dönüşürler ve kalkere etki ederek, önemli ve büyük jips yataklarını meydana getirirler

Jipsin ince toz halinde olanlarına "Albart veya Albaster", saydam ve mükemmel dilimli olanlarına "Selenit" ,lifli ve cam parlaklığında olana"Satenspar" denilir.

Jipsin özellikleri

Kimyasal Bileşimi:CaSO4.2H2O
Kristal Sistemi:Monoklinik
Kristal Biçimi :Çoğunlukla ince-kalın levhamsı kristalli;kısa-uzun prizmatik,iğnemsi,masif,tanesel,lifsi.
İkizlenme:{100}yüzeyinde kırlangıç kuyruğu{-101} yüzeyinde kelebek ikizleri çok tipiktir.
Sertlik:2
Özgül Ağırlık:2,32 (g/ )
Dilinim:{100} mükemmel
Renk ve Şeffaflık:Renksiz-beyaz,sarımsı,yeşilimsi,kırmızımsı;şeffaf-yarı şeffaf
Çizgi Rengi:Beyaz
Parlaklık:Camsı
Ayırıcı özellik:Düşük sertliği ve dilinimi
Bulunuşu:Deniz suyundaki çözünürlüğü halit ve anhidrit mineraline göre daha zayıf olan ve buharlaşmada ilk çökelen mineraldir.Karbonatlı kayalarda piritin oksidasyonundan türeyen sülfirik asidin bulunduğu yerlerde v ebazı volkanik alanlarda da oluşabilir.

Dünyada ve Türkiye 'deki  Rezervler


Genellikle içerisinde safsızlık olarak kireç taşı,kum,kil,anhidrit ve organik maddeler bulunur.Bu sebepten dolayı seramik endüstrisinde kullanılacak alçının elde edileceği yatakların saflık derecesinin %99 civarında olması istenir.Dünyada,istenilen bu saflık derecesine sahip yataklar Nava Scotia,Oklahama ve Kansas 'ta bulunmaktadır.

Jips minerali ülkemizdede çok çeşitli bölgelerde yasaklanmıştır.Tuz gölü,Çankırı-Çorum-Yozgat,Sivas-Hafik-Zara,Güneydoğu Anadolu,Kars-Kağızman-Tuzluca,Soma-Tunçbilek-Gediz-Sarayköy-Denizli,Aşkale-Erzurum-Tortum-Oltu,Balıkesir-Susurluk ve Beypazarı-Mihalıççık-Eskişehir-Emirdağ-Polatlı gibi .

Jipsin Kullanım  Alanları

Ham jips,beyaz boya va dolgu maddesi olarak kağıt ve pamuklu tekstil maddelerine katılır.Kömür işletmelerinde Kömür tozlarında kül oranını arttırmak için kullanılır.Jips ham halde çimento sanayiinde prizlenmeyi geciktirmek için hergün artan miktarda kullanılmaktadır.Bir zamanlar Avrupa'da bu kullanım alanı başta gelmekteydi.Nikel izabesinde eritmeyi kolaylaştırma ve bira sanayiinde mayalandırma için kullanılır.Ham jips ticareti ya balast veya öğütülmüş yarı mamül şeklinde işlem görmekte ve alımı yapılmaktadır.

Yarı mamül bir jips olan alçının kullanım yeri çok değişiktir.Son yıllarda alçı sıcak ve soğuk yalıtım maddesi olarak,çok büyük ölçülerde kullanılmaya başlanılmıştır.Binalarda ses izolatörü ve rutubeti de ayarlayan bir düzenleyici olarak kullanılmaktadır.Bu maksatla konferans salonlarında büyük gürültüleri kesmek için kullanılır.

Alçı,tıpta,cerrahide,dişçiliktede kullanılır.Keza eski kullanım alanları olan sıva kabartma,süsleme ve benzeri yerlerde inşaatta her geçen gün biraz daha artan miktarlarda kullanımına devam olunmaktadır.

Mamül alçı,prefabrik inşaat malzemelerinin başlıca girdisidir.Bugün alçı ile yapılan çeşitli prifabrike malzeme miktarı diğer bütün alanlardaki miktarı çok aşmış bulunmaktadır ve daha da artmaya aday görünmektedir.Bu makstla alçı ile hazır bulunmaktadır ve daha da artmaya aday görünmektedir.Bu maksatla alçı ile hazır bina bölme  duvarları,panolar,blok,kiriş ve tavanlar yapılmaktadır.Alçının ucuz,basit ve yerli malzeme olması bu alanda tüketimi çok artmaktadır.

Kimya sanayiinde alçı taşının kullanılması,bundan 40 yıl kadar önce ,pratik olarak hiçbir alanda kullanılmayan anhidritin,İngiltere'de İmperial Chemical Indıstries Şirketinin bu hammaddeyi amonyum sülfata çevirmeyi başarması ile başlamıştır.Bu yöntemde havanın azotu yapay amonyağa dönüştürülerek anhidrat ile birleştirilmekte ve elde edilen amonyum sülfat tarımda gübre olarak kullanılmaktadır.Ayrıca anhidrit kokla indirgenerek,yönteme göre kükürt veye kükürt oksit ile sülfat asidi elde edebilmek için kullanılmaktadır.Halen  İskoçya'da anhidrit ve alçıdan faydalanılarak sülfürik asit yapılmakta ve yan ürün olarak Portland Çimentosu elde edilmektedir.
jips alçı taşı ile ilgili görsel sonucu

KALSİYUM SÜLFAT ANHİDRİD

Anhidrid susuz kalsiyum sülfattır. Kalsiyum sülfat yapısında kristal suyu bulunmayan, yoğun ve alçı taşına göre daha sert olan yoğun bir tabaka olararak jips yataklarında tabakalar halinde bulunur. Anhidrit mineralinin özellikleri aşağıdaki gibidir :

Kristal Sistemi : Ortorombik
Kristal Biçimi : Kristalleri nadir; genellikle masif, tanesel, lifsi
Sertlik : 3,5
Özgül Ağırlık : 2,98 (g/  )
Dilinim : {010} Mükemmel
Renk Ve Şeffaflık : Renksiz-beyaz, gri, mavimsi, eflatun, kırmızımsı, kahverengimsi; şeffaf-yarı şeffaf
Çizgi Rengi : Beyaz
Parlaklık : Camsı
Ayırıcı Özellikleri : Birbirine dik üç yönlü dilinime sahip, jipsten daha sert, özgül ağırlığı kalsitten fazla
Bulunuşu : Jips ve Halit mineralleri ile birlikte oluşan bir buharlaşma mineralidir. Deniz suyundan direk olarak çökelir. Jips dehitratasyonu ile de oluşabilir.

ALÇI UYGULAMASINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR

    Uygulama yüzeyindeki yapışmayı engelleyen maddeler (toz, yağ, vb.) temizlenmelidir.
    Alçı harcının hazırlanacağı kapların temiz olmasına dikkat edin.
    Homojen bir karışım elde etmek için düşük devirli bir mekanik karıştırıcı kullanın.
    Harç hazırlandıktan sonra harca su veya alçı eklemeyin.
    Uygulama ortam sıcaklığı minimum +5°C olmalıdır.
    Uygulama yapılan yüzeyler hava akımına maruz kalmamalıdır.
    Katalogda belirtilen özellikler şantiye koşullarına göre değişim gösterebilir.
    Paketlenmiş toz alçı torbaları kapalı alanda ve paletler üzerinde depolanmalıdır. Alçı torbaları, direkt zemin ve duvar ile temas etmemelidir.


ALÇININ DİĞER YAPI MALZEMELERİNE GÖRE ÜSTÜNLÜKLERİ

    Alçı döküm işlemi ve prizini yapıp kurduktan sonra boyutlarında bir değişiklik göstermez. Böylelikle beton gibi rötre çatlakları ve ahşap gibi bünyesine rutubet alıp verdiği halde boyut ve şekil değişikliğine uğramaz.
    Alçının ve alçı elemanının elde edilişi, uygulaması, bakımı, kolay ve ucuzdur.
    Alçı yapıya tam bitmiş olarak girer, ilave işçilik ve masraf gerektirmez.
    Alçı, hazır yapı elemanı üretimine elverişli bir malzemedir. Duvar ve tavan kaplamalarının önceden hazırlanmasına olanak sağlar. Deprem, yangın ve sel baskını gibi afet durumlarında konut ihtiyacının arttığı ve karşılanmasının kısa sürede gerçekleşmesinin zorunlu olduğu durumlarda kullanılmak üzere alçı bazlı yapı elemanları hazırlanabilir. Uygulamada işleme ve onarım kolaylığı sağlar.
    Alçının ısıl iletkenlik değeri düşüktür. Bu nedenle alçıdan üretilen yapı elemanları ısıtmada enerji tasarrufu sağlar.
    Tasarımda öngörülen konfor ve estetik koşullarını sağlar.
    Çevre kirliliği yaratmaz.
    Alçı kolaylıkla işlenebilir. Bu özellik, tasarımda ve yapımda esneklik sağlar. Dolayısıyla zaman içinde ortaya çıkabilecek kullanıcının değiştirme istek ve gereksinimleri kolaylıkla karşılanabilir. Kalıp ve detaylarda kolaylık sağlar.
    Alçı boşluklu bir malzeme olduğundan dolayı yapının yükünü arttırmaz. Alçı malzemesinin birim hacim ağırlığı, kullanım yerine göre ayarlanabilir, istenirse azaltılabilir. Hafif malzemeler yapı yükünün az olmasını sağlar. Bu durumda, zemine aktarılan yük de az olur. Bu özellik de ekonomiye önemli ölçüde katkı sağlar.
    Alçı malzemeleri üretim yerinden şantiyeye kolaylıkla taşınabilir, uygulanabilir. İşçilik masrafı ve maliyeti azdır.
    Alçı inorganik bir malzeme olduğu için yanmaz.
    Bakteri, küf ve mantar üretmez.
    Alçı ortamdan aldığı nemi, nem oranı düşünce tekrar geri verir, ortam nemini belirli bir düzeyde tutar, iyi bir nem düzenleyicidir,
    Alçı sıvalar, çok küçük boşluklar içerdiğinden dolayı üzerine gelen ses dalgalarını azaltarak yansıtır. Akustiğin önem kazandığı hacimlerde, hacimler arası ses geçişini iyi kontrol eder.

Alçı Çeşitleri

Makine Sıva Alçısı


    Fazla uygulama alanına sahip işlerde ilk kat alçı uygulaması makine ile yapılır. Böylece iş verimi arttırılmış olur. Makine için uygun olan perlitli alçı türüdür.
    Makine sıva alçısı, tuğla, brüt beton (astarı sürülmüş), gazbeton, bims blok gibi malzemeler üzerine doğrudan uygulanır.
    Alçı makineleri için perlitli sıva alçısıdır.
    Makine sıva alçısı, yanmaz bir malzemedir. Bünyesindeki sudan dolayı yangın geciktirici özelliğe sahiptir.

Perlitli Sıva Alçısı

    Perlitli sıva alçısı, el ile uygulanan ilk kat perlitli alçı uygulamaları için ya da kaba-karışık olarak adlandırılan alçı uygulamaları için kullanılır.
    Tuğla, brüt beton (astarı sürülmüş), gazbeton, bims blok vb. malzemeler üzerine doğrudan uygulanabilen alçı bazlı hazır sıvadır.
    Perlitli sıva alçısı, yanmaz bir malzemedir. Bünyesindeki sudan dolayı yangın geciktirici özelliğe sahiptir.



Uygulama nasıl yapılır?

    Uygulama yapılacak yüzeyin düzgünlüğü kontrol edilir, yüzeyin durumuna göre alçı sıva kalınlığı belirlenir. Yüzeyin düzgünlüğü bozuk ise düzeltmek için daha fazla alçı sarfiyatı yapılacaktır.
    Sıva kalınlığına uygun anolar seçilir. Anolar belirli aralıklarla, bir miktar alçı ile yüzeye terazisinde ve ipinde yapıştırılır.
    Harç yüzeye mala ile uygulanır.
    Yüzey, anolar arasında mastarlanarak fazla olan harç yüzeyden sıyrılır.
    Parlak bir yüzey elde etmek için 45 dakika sonra yüzey çelik mala ile düzeltilir.

alçı
Saten Alçı


    Perlitli alçı ile hazırlanmış yüzeye uygulanır. Pütürlü yüzeyi perdahlayarak pürüzsüz hale getirmek için kullanılır.  Saten alçı, boya öncesi yapılan son kat alçı türüdür.
    Saten alçı macun kıvamındadır. Kolay uygulanır.
    İnce ve özel tane dağılımı sayesinde sert, pürüzsüz bir yüzey oluşturur.



Uygulama nasıl yapılır?

    Saten alçı harcı çelik mala üzerine alınır, sıva malası ile uygulama yüzeyine sürülür.
    Ön prizden sonra yüzeyde mala geçişinden oluşan izler düzeltilir.
    Gerekirse ıslatılmış sünger vasıtası ile yüzey parlatılır.

saten alçı
Kartonpiyer Alçısı


    Dekoratif amaçlarla yapılan kartonpiyer, söve, niş, aplik, göbek ve heykel gibi imalatların yapımında kullanılır.
    Kartonpiyer alçısı, ince ve özel tane dağılımından dolayı döküm yapıldıktan sonra pürüzsüz bir yüzey oluşturur.
    Kartonpiyer yapıştırmasında ve kartonpiyer yapımında kullanılır.
    Kartonpiyer alçısı kolay karıştırılır.
    Yüksek dayanım ve yüzey sertliğine sahiptir.

Yapıştırma Alçısı

    EPS, XPS, taşyünü, camyünü gibi ısı yalıtım levhalarının, duvar yüzeylerine yapıştırılması için kullanılan alçı türüdür.
    Kuruyan alçının hacim kaybına uğramamasının istendiği durumlarda kullanılması gereken en iyi malzemedir.
    Yapıştırma alçısı yüksek aderansa (yapışma, tutunma özelliğine) sahiptir.
    Yapıştırma alçısı donma sonrası, dayanımı çok hızlı artar.

Derz Dolgu Alçısı

    Alçı levha (alçıpan) ek yerlerinde, derz bandıyla birlikte kullanılan dolgu alçısıdır.
    Derz dolgu alçısı, yüksek aderansa (yapışma, tutunma özelliğine) sahiptir.
    Yapısı sayesinde uygulama kolaylığı sağlar.
    İçerisindeki özel tane dağılımından dolayı, uygulama yüzeyinde pürüzsüz bir görüntü oluşturur.
    Derz dolgu alçısı bünyesinde bulunan özel katkı maddeleri, harç suyunun alçı levha yüzeyince emilmesini geciktirir.
    Esneme dayanımına sahip olduğundan derzlerde çatlama yapmaz. Uygulandığı yüzeyin yekpare olarak çalışmasını sağlar.


Kaynaklar ve Dış Bağlantılar

    Maden Teknik ve Arama Genel müdürlüğü Resmi Sayfası
    Kireç nedir? Kirecin Tarihçesi ve Özellikleri nedir? Nerelerde bulunur?

ETİKETLER: alçı nasıl hazırlanır, alçı nasıl oluşur, alçı nedir, alçı nerelerde kullanılır, alçı sıva zararlı mı, alçının özellikleri, alçının zararları, alçıya ne kadar su atılır,KALSİYUM SÜLFAT NEDİR,KALSİYUM SÜLFAT HAKKINDA BİLGİ,KALSİYUM SÜLFAT ANHİDRİT MSDS,KALSİYUM SÜLFAT ANHİDRİT NEREDE KULLANILIR,KALSİYUM SÜLFAT ANHİDRİT FORMÜLÜ,KALSİYUM SÜLFAT ANHİDRİT NERELERDE KULLANILIR,KALSİYUM SÜLFAT ANHİDRİT NE DEMEK,KALSİYUM SÜLFAT ANHİDRİT NEDEN KULLANILIR,KALSİYUM SÜLFAT ANHİDRİT KULLANIMI,KALSİYUM SÜLFAT ANHİDRİT KİMYASAL VE FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ.ALÇI NEDİR,ALÇI ÜRETİMİ,ALÇI NASIL ÜRETİLİR,ALÇI MSDS,ALÇI NEDEN YAPILIR,ALÇI İMALATI,ALÇI YAPILIŞI,ALÇI NERELERDE KULLANILIR,ALÇI NEDEN KULLANILIR, ALÇI FORMÜLÜ,FORMÜLLER,ALÇI FORMÜLLERİ,SATEN ALÇI FORMÜLÜ,SATEN ALÇI NEDEN KULLANILIR,SATEN ALÇI NEREDE KULLANILIR,ALÇI YAPILIŞI,SATEN ALÇI ÖZELLİKLERİ,SATEN ALÇI NEREDE KULLANILIR.


Süphan Dağı (isfehan yada Süphan)
Sübhaneke.... ve Sübhan Allah, Sübhan(Süphan) Allahil Aziym
Sübhane(Süphane) Rabbiyel ala ne demektir sizce HIIIIII!
Sübhan ve Sübyan Sübyan Allah kim?
Cocuk iken .. Allah kim

فَأَشَارَتْ إِلَيْهِ ۖ قَالُوا۟ كَيْفَ نُكَلِّمُ مَن كَانَ فِى ٱلْمَهْدِ صَبِيًّا

قَالَ إِنِّى عَبْدُ ٱللَّهِ ءَاتَىٰنِىَ ٱلْكِتَٰبَ وَجَعَلَنِى نَبِيًّا
وَجَعَلَنِى مُبَارَكًا أَيْنَ مَا كُنتُ وَأَوْصَٰنِى بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱلزَّكَوٰةِ مَا دُمْتُ حَيًّا

وَبَرًّۢا بِوَٰلِدَتِى وَلَمْ يَجْعَلْنِى جَبَّارًا شَقِيًّا

وَٱلسَّلَٰمُ عَلَىَّ يَوْمَ وُلِدتُّ وَيَوْمَ أَمُوتُ وَيَوْمَ أُبْعَثُ حَيًّا

"(İsâ dile gelip): Ben, hakikat, Allah'ın kuluyum! O, bana, Kitab verdi. Beni, peygamber yaptı. Beni, her nerede bulunursam, mübarek kıldı. Bana, ben, hayatta oldukça, namazı, zekâtı emretti. Beni, anneme hürmetkar kıldı. Beni, bir zorba, bir bedbaht yapmadı. Dünyaya getirildiğim gün de, öleceğim gün de, diri olarak kaldırılacağım gün de, Selâm (ve selâmet) benim üzerimdedir." dedi."(Meryem, 19/22-33.)

Meryem suresi 29 ile 33

ispehan>>Süphan>isfehan

Süphan Dağı, Doğu Anadolu Bölgesi'nde Van Gölü'nün hemen kuzeyinde bulunan bir stratovolkandır.

Konumu

Doğu Anadolu Bölgesi'nde Van gölünün kuzeyinde olan Süphan Dağı, Patnos ve Adilcevaz dolaylarında yükselmektedir. Çıkmak için gerekli izin Adilcevaz yetkililerince verilmektedir. Süphan Dağı Patnos Malazgirt Ahlat ve Adilcevaz sınırları içinde yer almaktadır.

Tırmanış zamanı

Tırmanış için en uygun zaman Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül aylarıdır.

Özellikleri

En son MÖ 8050 civarında patlayan volkan olan Süphan dağı, Anadolu'nun 3. yüksek doruğudur.

Dağcılık

Süphan dağına tırmanmak için genellikle doğu ya da güney yamacı tercih edilir. Tırmanış sırasında Van gölü her an birbirinden değişik ve güzel görüntüler sunar. Doruk tırmanışına doğu rotasında Aydınlar, güney rotasında ise Harmantepe (Norşıncık) köyünden başlanır. Doğu rotasında Aydınlar'a 6–7 km uzaklıkta bulunan 2500 m yükseklikteki Şekerpınarı ya da Süphan yaylasında kamp kurulur; kamp yerinden doruğa tırmanış ve dönüş, 8-10 saatlik bir zaman alır.Tırmanış için Adilcevaz İlçe Jandarma Karakolu'ndan önceden izin almak gereklidir.

Genel bilgi

Büyük Ağrı (5137 m) ve Cilo Dağından (Uludoruk-4135m) sonra Türkiye'nin üçüncü en yüksek dağı olan Süphan dağı, Van gölünün kuzeyinde Malazgirt dolaylarında yükselir, en yüksek zirvesi 4058 metre yükseklikteki Sandıktepe'dir. Bu dağın zirve kesiminde 1 km çapında bir son püskürme lav tümseği ve bu tümseğin tepesindeki düzlükte genişçe küçük buzul gölleri bulunan bir de kalderası bulunmaktadır. Doruk bir örtü buzulu ile kaplıdır. Son püskürmesini tarihi dönemde yapmıştır. Dağın çevresindeki volkanik düzlüklerdeki verimli topraklarda tarım gelişmiştir.

Kaynak

Wikipedia


Toroslar Nedir? Toroslar Nerededir?

Toroslar, Mersin

Toroslar, Mersin ilinin bir merkez ilçesidir. Mersin Büyükşehir Belediyesine bağlıdır. Şehir merkezinin kuzeydoğu bölümünü oluşturur. Yüzölçümü en büyük olan merkez ilçedir. Güneyinde Akdeniz ilçesi, doğusunda Tarsus, Kuzey Doğusunda Çamlıyayla, batısında ise Yenişehir ve Mezitli ilçeleri bulunmaktadır.Mersin ilinin Şehirler Arası Otobüs Terminali,Toroslar ilçesinde bulunan Korukent ve Çiftçiler mahallelerinde bulunmaktadır.

Kentin en büyük iki mezarlığı da Toroslar ilçesi sınırlarındadır. Yumuktepe tarihi eserleri, Mersin ve Türkiye'nin en büyük bayrağı Toroslar ilçesi sınırlarındadır. Kentin en büyük yaylalarından olan Gözne Yaylasına giriş Toroslardan geçen üç büyük caddeden sağlanır.

İlçede bulunan Çağdaşkent Mahallesinde, Mersin'in en büyük cumhuriyet meydanı vardır.

Adını kuzeyinde bulunan Toros Dağları'ndan almıştır. Belediye Başkanı MHP'li Atsız Afşin Yılmaz'dır.

Nüfus

Toroslar ilçesi doğu ve çevre illerden yoğun göç almıştır. Buna rağmen ilçe nüfusunun buyuk bölümünü yerli nüfusun yanı sıra Gülnarlılar, Mutlular, Tarsuslular oluşturmaktadır. Köy nüfusunun çoğunluğu köylü halk ve Gülnarlılar oluşturmaktadır. Köylü nüfus haricinde bu ilçede Mersin şehrinin yerlisi yok denecek kadar azdır.

Not: Büyükşehir yasası nedeniyle köyler mahalle statüsüne geçtiğinden 2013'ten itibaren kır nüfusu tabloda yer almamıştır.

Siyaset

Birbirinden farklı etnik gruplar, Toroslar'da bir arada yaşamaktadır. Bu gruplar arasında ilçenin yüksek kesimlerinde yaşayan Yörükler, Türkiye'nin dört bir tarafından gelmiş Aleviler, doğu illerinden göç etmiş Kürtler ve Mersin'in yerlisi olan Araplar yer almaktadır. İlçede farklı etnisitelerin bulunması, ülkenin büyük siyasi partilerinin hepsinin belirli bir oranın üzerinde oy alması anlamına gelir. Yörükler genel itibarıyla ultra-milliyetçi MHP ve muhafazakâr (:::)'yi desteklerken, bunların büyük bir kısmının İYİ Parti'ye geçmekte olduğu gözlemlenmektedir.CHP'yi destekleyen yoğun bir Alevi sosyal demokrat kitle mevcuttur. Yoğun Kürt nüfusu, HDP'nin oyunun da hayli yüksek olmasını sağlar.[11]

Toros Dağları

Toros Dağları ya da kısaca Toroslar, Türkiye'nin Akdeniz kıyılarına paralel olarak, Teke Yarımadası'ndan Suriye'ye, hatta iç kesimlere de uzayarak Irak sınırına varan, içinde birçok sıradağı da barındıran bir dağ zinciridir. Bu zincirin en yüksek noktası 3767 metrelik Kızılkaya zirvesidir.

Oluşumu

Toroslar Kuzey Anadolu Dağları gibi 3. jeolojik zamanda Alpin Orojenezi ile oluşmuştur. II. jeolojik zaman boyunca Tetis Okyanusu'nun tabanında bulunan arazi tortul maddelerle dolmuştur. Tetis Okyanusu'nun tabanı karadan dış kuvvetlerin (akarsu, rüzgâr, buzul, dalga ve deniz akıntıları) taşıdığı malzeme birikmeye başlamıştır. Deniz tabanında biriken taşınmış malzeme üstten gelen basınçla tortul taşlara dönüşmüştür. Afrika Levhası ve Arap Levhasının kuzeye doğru hareketi bu alana basınç uygulamıştır. Yan basınca uğrayan tabakalar sert ise kırılır(kırık dağları oluşur, Horst-Graben), daha yumuşak ise kıvrılır. Yumuşak olan bu Tortul tabakaların kıvrılarak yükselmesiyle alanda Alpin kuşağın bir parçası olan Toros Dağları oluşmuştur. Kıta hareketleri ile kuzeye hareket eden Afrika ve Arap levhaları Tetis Okyanusu’nun tabanının yok olarak Toros Dağlarının oluşumuna sebep olmuştur. Arap levhası daha hızlı hareket ettiğinden Güneydoğu Toroslar daha dış bükey hale gelmiştir[1].

Toros dağlarının Bölümleri

Toroslar 3 kısımda incelenir. Bölümleri ve zincirdeki sıradağlar batıdan doğuya şöyledir;

    Batı Toroslar
        Akdağlar, Bey Dağları, Katrancık Dağı, Geyik Dağları
    Orta Toroslar
        Akçalı Dağları, Bolkar Dağları, Aladağlar, Tahtalı Dağları
    Güneydoğu Toroslar
        Nurhak Dağı, Malatya Dağları, Maden Dağları, Genç Dağları, Bitlis Dağları

Batı Toroslar

Batı Toroslar veya Antalya Toros Dağları, Teke Yarımadasından başlayarak Antalya Körfezi'nin çevresinde bir yay çizer. Doğuda Taşeli Platosu ve Göksu Nehri ile Orta Toroslardan ayrılmaktadır.

Güneydoğu Toroslar

Güneydoğu Anadolu Bölgesinin ve Kuzey Mezopotamya'nın coğrafi olarak kuzey sınırını oluşturur. Dicle Nehri kaynağını bu kısımdan alır.

Güneydoğu Toroslar'ın batı sınırı, Ceyhan Nehri vadisinden, Ahır Dağı ve Engizek Dağı ile başlar[2]. Bey Dağları, Hazarbaba Dağı, Maden Dağı, Mastar Dağı, Akdağ, Akçakara dağları, Muşgüneyi Dağları, İhtiyarşahap Dağları, ile Hakkâri yöresine ulaşır.

Hakkâri civarında Türkiye'nin yüksek dağları bulunur. Şırnak-Şemdinli arasında 3000–4000 m yüksekliklere ulaşan, geçit vermez sarp ve keskin zirveli dağlar bulunur: Karadağ, Sat Dağı, Buzul (Cilo) Dağları, Karadağ (Hakkâri kuzeyinde), Sümbül Dağı, Samur Dağı, Altın Dağı, Serdolusu Dağı, Tanintanin Dağları. Bu dağlar birbirine paralel dizilmiştir[3].

Toros Dağları Polyeleri

Toroslar üzerindeki polyelerin çoğunluğu Orta ve Batı Toroslar üzerinde, Isparta Açısı üzerinde bulunur. Bu alanda belirlenen 175 polyenin %90'ı 447 ile 1865 m yükseltileri arasındadır. %65'inin büyüklüğü 10 km²'yi geçmez[4].

Polyelerden en batıda Muğla Polyesi, en doğuda Uzuntekne Polyesi (Van) bulunur. Bazı polyeler Holosen'deki deniz yükselmesi ile koy halini almıştır. Yükseklikleri 40 m (Muğla Pollyesi)ile 2260 m (Höyükalanı Polyesi) arasında değişir. Dünyada çoğu polyenin alanı 10 km²'den düşüktür. Toros polyelerinin alanı, Arı polyesi 0,5 km² ile Kestel Polyesi 521 km² arasında değişir, ortalama alan 26,2 km²'dir. 100 km²'den büyük 14 polye bulunur. 115 polyenin alanı 10 km²'den küçüktür. Flüvyal (akarsu) süreçlerine bağlı oluşan polyeler dairesellik oranı yüksek, tektonik etkiler ile oluşan polyelerde uzama oranı yüksektir[4].

Kaynak ve Dipnotlar

Wikipedia


Justin Bieber Kimdir? Biyografisi

Justin Drew Bieber(d. 1 Mart 1994) Kanadalı pop, çağdaş R&B şarkıcısı, oyuncu ve şarkı yazarıdır.

Kariyeri, video paylaşım sitesi Youtube'a koyduğu videoların 2008 yılında Scoot Braun tarafından keşfedilmesiyle başladı. Daha sonraları Braun, Justin Bieber'ın menajeri olmuştur. Braun Atlanta'da, Bieber ve R&B sanatçısı Usher tanıştırmış ve Bieber Usher ve Scoot Braun'nun ortak şirketi Raymond Braun Media Group (RBMG) ile anlaşma imzalamış, ardından Island Records ile albüm kontratı yapmıştır.

Justin Bieber'ın ilk single'ı One Time oldukça iyi bir çıkış yakalamış ve One Less Lonely Girl teklisi ile birlikte Kanada Hot 100'de 15'e, Bilboard Hot 100'de ise ilk 20'ye girme başarısı elde etmiştir. Bieber'ın ilk albümü "My World" 17 Kasım 2009'da çıkmıştır. Ayrıca 2. devam albümü "My World 2" büyük başarı yakalamış, albümden çıkan ilk single Baby uluslararası başarı elde etmiştir, Baby klibi ile dünyanın en büyük video paylaşım sitesi Youtube'da en çok izlenen video rekorunu kırmıştır. 2010 yılı Amerikan Müzik Ödülleri'nde “Yılın Sanatçısı”, “Yılın Pop/Rock Albümü”, “Yılın En İyi Çıkış Yapan Sanatçısı” ve “Yılın En İyi Pop/Rock Erkek Sanatçısı”, 2010 yılı MTV Video Müzik Ödülleri'nde “En İyi Yeni Sanatçı” ve 2010 yılı MTV Avrupa Müzik Ödülleri'nde “Yılın Erkek Sanatçısı” ödülünü kazanmıştır.

3.albümü Believe'yi 19 Haziran 2012 de 4 versiyonla çıkaran şarkıcı, bu albümle birlikte 18 yaşında rekor kıran tek sanatçı olarak 2013 Guinness Rekorlar Kitabı'na girdi ve tarihe geçti. Albümden çıkan ilk single Boyfriend listeye 1. sıradan girdi. 2. tekli As Long as You Love Me 3 hafta En Çok İndirilen Şarkilar listesinde kaldı. 3.single olarak da Nicki Minaj'la olan düeti Beauty and a Beat'i Justin Bieber kendi yönetmenliğinde 12 Ekim tarihinde çekti. Bieber Ağustosta yayınladığı geri dönüş teklisi olan ''What Do You Mean" ile listelere 1. sıradan girdi. 2. single'ı "Sorry" 22 ekimde yayınlandı ve bu teklide listelere 1. sıradan girdi. 13 Kasımda Justin'in dördüncü stüdyo albümü yayınlandı.

Bieber 100 ülkede #1 numaraya ulaştı ve aynı gün yayınlanan Made in The A.M'in #1 olmasını engelledi. ''Love Yourself" teklisi Billboard Hot'da #1 olarak Justin bir albümden 3 tane #1 tekli çıkarmış oldu. Şubat ayında gerçekleşen Grammy ödüllerinde "Where Are Ü Now" En İyi Dans Kaydı dalında Grammy aldı ve bu Justin Bieber'ın ilk grammy ödülüdür. 2016'da tamı tamına 8 kere Guinness Rekorlar Kitabı'na girdi. 12 Şubat 2017 tarihinde gerçekleşecek grammy ödüllerinde Bieber 4 dalda adaylık kazanmıştır. 17 Nisan 2017'de Despacito şarkısının remix versiyonunu seslendirmiştir. Şarkı iki günde 38 milyon dinlenmeyi aşmıştır.

Özel yaşamı
İnançları


Bieber, Hristiyandır ve İsa ile arasında bir bağ olduğunu söyler, "burada olmamın sebebi o."

İlişkileri

27 Şubat 2011'de Bieber, Vanity Fair Oscar Partisine, Amerikalı aktris ve şarkıcı Selena Gomez ile katılmıştır. Bu katılım, aylardır medyanın gözünden kaçmayan aralarında 'romantik bir ilişki' olduğunu iddia edenler için bir kanıt olmuştur. Kasım 2012'de Bieber ve Gomez iki yıllık ilişkilerini bitirdikleri açıklanmıştır ve sonra tekrar ayrılmışlardır.

Evi

Mayıs 2012'de Bieber, Los Angeles, Kaliforniya'ya bağlı Calabasas adasında 930 metre karelik, 1.3 dönümlük bir ev aldı.

Hayırsever işleri

Bieber'ın hayırsever aktivitelerine dahil olarak hastane ziyaretleri örnek gösterilebilir. Haziran 2012'de "Music Makes It Better" (Türkçesiyle "Müzik Daha iyi Yapar") kampanyası kapsamında Bieber, Victoria Justice ve The Band Perry katılmıştır. Kampanyanın amacı, hastanedeki çocuklara müziği, resmi veya sanatın herhangi bir dalını aşılamaktır.

Paparazziler ile tutumu
Bieber, paparazziler ile olan sarsıntılı ilişkisine dikkat etmeye çalışıyor. Mart 2011'de, Justin, 17. doğum günü çıkışı fotoğrafçılara lanet yağdırmıştır fakat daha sonra Twitter üzerinden bir özür yazısı yayınladı. 2011 ve 2012 Kasım ayında görüntülendiği sırada yine aynı el hareketini yapmıştır. 1 Ocak 2013'te daha sonra Chris Guerra olarak açıklanan fotoğrafçı, Bieber'ın arabadaki fotoğrafını çekmek için yürüdü fakat sokağı dönmekte tereddüt ederken öldürüldü. Ancak Bieber o sırada arabada değildi.

Twitter

Aralık 2012'de Bieber'ın Twitter hesabı (@justinbieber), 49,079 milyon takipçi ile Lady Gaga'yı geride bırakarak en popüler ünlü seçilmiştir. Bieber, Twitter kurulduktan bu yana sık sık Trend Topic olmaktadır. Mart 2017 itibarı ile 92 milyon takipçisi bulunmaktadır.

Diskografi

My World 2.0 (2010)
Under the Mistletoe (2011)
Believe (2012)
Purpose (2015)
Turneler[değiştir | kaynağı değiştir]
2009: Urban Behavior Tour
2011: My World Tour
2012: Believe Tour
2016: Purpose World Tour
2017: Purpose Stadium Tour



[attachment=133313]

Baraj Mühendisliği Nedir?

Drenaj Mühendisi Ne Demek?


Su ve altyapı tasarımı, hidrolik ve drenaj konularında uzman olan kişidir. Çevre mühendisi ve inşaat mühendisleri genel olarak drenaj mühendisi olarak adlandırılmaktadır. Yüzey sularının belirli alanlardan uzaklaştırılmasını ve böylece yapıların zarar görmemesini sağlar.
Drenaj Mühendisi Ne İş Yapar? Görev ve Sorumlulukları Nelerdir?

Drenaj mühendisinin yol, köprü ve baraj gibi yapılarda meydana gelen suların drenajını sağlamak ve drenajda kullanılan sanat yapılarının imalat aşamasını kontrol etmek gibi görevleri vardır. Drenaj mühendisinin diğer görevleri ise şu şekildedir:

    Endüstriyel ve evsel atıkları, yapı temellerinden ve çevreden uzaklaştırmak,
    Yapıları tehlikeye sokacak su kütlelerini yapılardan uzaklaştırmak,
    Yüzey sularını ve yağmur sularını tek bir noktada toplamak ve arıtmak,
    Hastane ve kimyasal tesislerde oluşan sıvı atıklarını, çevreye ve insanlara zarar vermeyecek şekilde uzaklaştırmak,
    Kullanılabilecek durumda olan suların belirlenen havzalarda toplanmasını sağlayarak geri kazandırmak,
    Binaların ve tesislerin çatılarında biriken suların drenajını temin etmek,
    Birlikte görev yaptığı teknik personeli koordine etmek,
    Drenaj alanında yer alan son teknoloji cihazların kullanımını öğrenmek,
    Drenaj yapılacak yapıların projelendirme aşamasında bulunmak ve projeleri uygulamaya koymak.

Drenaj Mühendisi Olma Şartları Nelerdir?

Drenaj mühendisi olabilmek için akademik anlamda üniversite eğitimi yeterli olsa da sertifika programlarından eğitim almak, daha donanımlı bir drenaj mühendisi olmanızı sağlar. Bu noktada Çevre Mühendisleri Odası ya da İnşaat Mühendisleri Odası tarafından düzenlenen sertifika programlarına katılabilirsiniz.
Drenaj Mühendisi Olmak İçin Hangi Eğitimi Almak Gerekir?

Drenaj mühendisi olmak için üniversitelerin İnşaat Mühendisliği ve Çevre Mühendisliği gibi bölümlerinden eğitimi almanız gerekir. Lisans programından mezun olmak yeterlidir; yüksek lisans seviyesinde de eğitim alınabilir.


Miranda Kerr Kimdir? Biyografisi

Miranda Kerr (d. 20 Nisan 1983, Sidney), Avustralyalı manken. Organik cilt bakım bakım ürünleri satan Kora Organics'in kurucusu ve Treasure Yourself (Kendine Değer Ver) adlı bir de kitabı vardır.

Ailesi ve hayatı

Profesyonel olarak kariyerine 1997 yılında keşfedilmesinin ardından başlar. En tanınmış çalışmaları arasında Maybelline ve Victoria's Secret vardır.

Miranda iki çocuklu Kerr ailesinin küçük çocuğudur. Gunnedah adlı küçük bir kasabada yetişmiş ve katolik okulunda okumuştur. 13 yaşındayken Dolly adlı gençlik magazin dergisinin düzenlediği kapak yüzü yarışmasında birinci olmuş, Melbourne Chadwick ajansıyla mankenlik sözleşmesi imzalamıştır. Kerr kısa sürede hem okuyup hem de çalışarak kariyer yapmayı başarır ve Avustralya Portmans mağazalar zincirinin TV reklamlarında boy gösterir. Daha sonra da Avustralya ve Yeni Zelanda'daki moda dergilerinin kapaklarını süslemeye başlar. 23 Temmuz 2010 yılında Orlando Bloom ile evlenmiştir. 6 Ocak 2011 günü oğlu Flynn Christopher Bloom'u dünyaya getirmiştir. Ekim 2013 itibarıyla çift, evliliklerine nokta koymuştur.

Orlando Bloom'dan boşanmasından sonra Mart 2014'te GQ Dergisi'ne yaptığı açıklamada, biseksüel ilişkiler yaşamak istediğini söyledi. Dergiye verdiği demeçte, "Hem kadınları hem erkekleri beğeniyorum. Keşfetmek istiyorum, asla asla demeyin." şeklinde konuştu.[1][2]

Kariyeri

2003: Miranda'nın kariyeri fotoğrafçı Erick Seban-Meyer Ober Jeans Paris tarafından gerçekleştirilen bir reklam kampanyası ile başlamış oldu.

2004: New York City’e taşınır ve Next ajansıyla anlaşır. Miranda; Baby Phat, Lisa Ho, Voodoo Dolls, Levi's, Bettina Liano, Nicola Finetti, L.A.M.B, Heatherette, Betsey Johnson, Trelise Cooper, Jets, John Richmond, Blumarine Swimwear, Seafolly Swimwear, Victoria's Secret, Anna Molinari, Roberto Cavalli, Enrico Coveri, Arden B, Cia Maritima, Amuleti J gibi markalara mankenlik yapar.

2006: Maybelline ile anlaşmasından sonra Miranda Kerr Victoria’s Secret defilelerine katılan ilk Avustralyalı manken olur.

2011: 2011 Victoria's Secret Fashion Show'da 2.5 milyon dolarlık bir sutyen giydi.

2013: 2013 yılının Nisan ayında Miranda Kerr 2006 yılından beri mankenliğini yaptığı Victoria's Secret ile yollarını ayırmıştır.

Genel Bilgiler

Doğum adı Miranda May Kerr
Doğum 20 Nisan 1983 (39 yaşında)
Sidney, Avustralya
Evlilik(ler)i

    Orlando Bloom
    (e. 2010; b. 2013)
    Evan Spiegel (e. 2017)

Çocukları 3
Boyu 1,75 m (5 ft 9 in)
Kilosu 57 Kilogram
Saç rengi Kahverengi saç
Göz rengi Mavi
http://www.mirandakerr.com/

Miranda, Avustralya'nın NSW eyaletindeki küçük bir taşra kasabası olan Gunnedah'ta doğdu ve büyüdü. Ailesi ve tarım arazileri ile çevrili, doğaya ve organik yaşama olan sevgisi, küçük yaşlardan itibaren hayatının ayrılmaz bir parçası haline geldi.

En çok ünlü modellik kariyeri ile tanınan, moda dünyasına girişi beklenmedik bir şekilde 1997'de, 13 yaşındayken bir arkadaşının onu bir modellik yarışmasına girmesiyle geldi. Miranda daha sonra kazandı, bu da medyanın büyük ilgisini çekti ve kısa süre sonra Avustralya'da en çok aranan yeni yüz oldu.

Güçlü iş ahlakı ve samimi pozitif ve minnettar tavrı sayesinde Miranda, kısa sürede moda ve güzellik dünyasının en çok talep gören ve etkili yüzlerinden biri haline geldi. Özgün ve etkili bir ses olarak Miranda, ortak olmayı seçtiği kişilere tanınırlık, güvenilirlik ve çekicilik getirir.

Başarılı bir iş kadını olan Miranda, aynı zamanda dünyanın önde gelen sertifikalı organik cilt bakım markası KORA Organics'in Kurucusu ve CEO'sudur.

Miranda, kocası Evan Spiegel ve üç oğlu Flynn, Hart ve Myles ile Los Angeles'ta yaşıyor.
Victoria Secret Fashion Show'da Miranda Kerr

Kariyer ve Çalışmalar

Liseyi bitirdikten sonra ve tam zamanlı olarak modellik yapmadan önce Miranda, Avustralya'daki Academy of Natural Living'de Beslenme ve Sağlık Psikolojisi okumaya devam etti. Eğitimi tamamlandıktan sonra, Miranda New York'a taşındı ve sürekli olarak moda ve güzellik çekimleri, defileler ve süper model statüsüne giden yolu açan ünlü kampanyalar üzerinde çalıştı.

2007'de Victoria's Secret, Miranda'yı bir Melek olarak imzaladı ve onu, gıpta ile bakılan unvanı elinde tutan ilk ve tek Avustralyalı model yaptı. Miranda, Balenciaga, Louis Vuitton, Prada, Chanel, Christian Dior, Miu Miu, Givenchy, Loewe ve Stella McCartney gibi moda devleriyle yakın çalışmaya devam etti. Bu süre zarfında Miranda, bütünsel yaşama olan tutkusunu genişletti ve 2010 yılında New York Bütünleştirici Beslenme Okulu'ndan mezun olarak Sertifikalı Sağlık Koçu oldu.

Tasarıma, sanata ve iç mekanlara iştahı ve gözüyle Miranda, birçok başarılı yaratıcı iş birliğine imza attı. En önemlisi, Royal Albert için dünya çapında satılan bir koleksiyon tasarladı - Royal Albert için Miranda Kerr. Ayrıca yakın zamanda Universal Furniture ile ilk ev mobilyaları serisini – Miranda Kerr Home – piyasaya sürdü. Miranda ayrıca daha önce Mother Denim ile bir kapsül koleksiyon ve Swarovski ile en çok satan bir mücevher serisi tasarlamıştı. Miranda, tüm işbirliklerinde, olumlu niyet ve anlam taşıyan ürünler yaratmaya ve tasarlamaya çalışır.

KORA ORGANİK

Artık yaygın olarak 'temiz güzellik' hareketi olarak bilinen hareketin öncüsü ve öncüsü olan Miranda, 2009 yılında kendi ülkesi Avustralya'da KORA Organics'i kurdu ve kendi kendini finanse etti. Miranda'nın küresel genişleme ve KORA Organics'i bilinen bir isim haline getirme vizyonu meyvesini verdi. marka 2017'de dünya çapında genişlemeye başladı. Ödüllü, sertifikalı organik cilt bakım markası şu anda dünya çapında 30 ülkede satılıyor; Avustralya, ABD, Kanada, Birleşik Krallık, Almanya, İtalya, İspanya, Singapur, Malezya ve Hong Kong. Şirketin İcra Kurulu Başkanı olarak Miranda, inovasyon, ürün araştırma ve geliştirme, pazarlama ve küresel genişleme dahil olmak üzere günlük operasyonları denetler.
Miranda Kerr Kendinize Değer Verin kitabı

YAYINCILIK

Miranda'nın kadınları güçlendirme arzusu, 2010 yılında Treasure Yourself adlı ilk kitabını yayınlamasına yol açtı. Treasure Yourself, Avustralya'da en çok satanlar listesine girdi ve o zamandan beri 12 farklı dile çevrildi. 2011 yılında, Avustralya Hükümetlerinin “Okuma Girişimi” kapsamında Avustralya'daki en iyi 50 kitaptan biri olarak seçilmiştir. İkinci kitabı Empower Yourself Aralık 2013'te yayınlandı ve şu anda üçüncü kitabı üzerinde çalışıyor.

Hayırseverlik

Miranda, kadınlar, çocuklar, sağlık ve çevre ile ilgili çok sayıda nedenin özel bir destekçisidir. Sesini ve etkisini dünyada olumlu bir fark yaratmak için kullanmaya devam ediyor. Miranda, gelecek nesiller için gezegenin korunmasında her bireyin oynayacağı bir rol olduğuna inanır ve sürdürülebilirlik uygulamalarını benimser. Doğal, sağlıklı ve organik bir yaşam tarzının savunucusudur.


Miranda ve kocası ayrıca, 2020 orman yangınlarının yeniden inşası ve kurtarılmasına yardımcı olmak için Miranda'nın anavatanı Avustralya'daki çeşitli hayır kurumlarına aileleri adına bağışta bulundular ve son zamanlarda COVID'in etkisi göz önüne alındığında en savunmasız ve ihtiyacı olanlara yardım eden hayır kurumlarına bağışta bulundular. -19.

Kaynak ve Dipnotlar

Wikipedia
mirandakerr.com





Okan Bayülgen Kimdir? Biyografisi

Kaan Okan Bayülgen[1] (d. 23 Mart 1964, İstanbul), Türk şovmen, oyuncu, tiyatro ve klip yönetmeni, yapımcı, seslendirme sanatçısı ve fotoğrafçıdır.

İlk yılları

Bayülgen, hukuk ve gazetecilik eğitimi almış bir baba olan Ümit Bayülgen ile ressam Ayla Hanım'ın oğlu olarak 23 Mart 1964'te Cihangir, İstanbul'da doğdu. 1970'te anne ve babası boşanmış olan Bayülgen'in annesi İsmet Görgün ile evlenmişti. Daha sonra İsmet Görgün onu nüfusuna geçirmek isteyince soyadı farkında olmadan Görgün olarak değişmiştir; ama kendi isteğiyle mahkemeye başvurmuş ve babası olan Ümit Bayülgen'in soyadını tekrar almıştır. Ayrıca Ümit Bayülgen de ikinci defa evlenmiştir ve Okan Bayülgen'in, babasının ikinci evliliğinden, Ozan Bayülgen ve Okşan Bayülgen adlı iki kardeşi vardır.

Eğitimi

Bayülgen, eğitimine Göztepe, İstanbul'daki Taş Mektep isimli yatılı okulda başladı. Altı yaşındayken yatılı okula verildi. Şişli 19 Mayıs İlkokulundan mezun olup Galatasaray Lisesinde öğrenimine devam etti. Okuldaki öğrenci kulüplerinden müzik, edebiyat, folklor gibi kollarla ilgilendi. Okula gitmeme durumu, sorun olmaya başladığında annesi Ayla Görgün onu Bodrum'a, yanına çağırdı ve Galatasaray Lisesindeki altı yılından sonra Bodrum Lisesine kaydoldu. Fakat oradan Şişli Lisesine geçen Bayülgen 1984'te buradan mezun olarak lise öğrenimini tamamladı.

Fotoğraf eğitimi almak için Fransa'ya giden Bayülgen, Tours Üniversitesi Hukuk ve Ekonomik Bilimler Fakültesinde hukuk okumaya başladı. Ardından fikir değiştirerek aynı üniversitenin ekonomi bölümüne geçti. Bir yıl okuduktan sonra ekonomi eğitimini de yarıda bırakarak Türkiye'ye döndü ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Bölümü sınavlarında başarı göstererek buradaki eğitimine başladı. 1989'da mezun olarak aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsünde yüksek lisans yaptı.

Özel hayatı

Çok genç yaşta evlenen Bayülgen, kısa süren bu ilişkisinden sonra iki kez daha nikâh masasına oturdu. İlk evliliğini Gaye Arman ile yapan ve bir süre sonra yollarını ayıran Bayülgen[2], ikinci evliliğini 1996 yılında kendisi gibi oyuncu olan Zeyno Günenç ile yaptı fakat 1998 yılında ayrılmaya karar verdiler. 2008 yılının son gününde evlenmiş olduğu Şirin Ediger'den 6 Eylül 2009 doğumlu İstanbul adında bir kızı vardır.[3] 2014 yılında Şirin Ediger'den boşanmıştır.

Kariyeri

İlk çalışmaları

Kariyerine tiyatro oyuncusu ve yönetmeni olarak başladı. Devlet Tiyatroları'ndaki en genç yönetmen olarak 1989-1994 yılları arasında çeşitli oyunlar yönetti, bazı oyunlarda oynadı. Bu çalışmaları sayesinde Türkiye'nin en genç tiyatro yönetmeni unvanına sahip oldu.

1991'de Kent FM'deki Son Saatler adlı bir programla radyoculuğa başladı. Bu sıralarda Genç Indiana Jones dizisinin Türkiye'de çekilen bölümünde rol aldı. 1992 yılında askerliğini Burdur'da kısa dönem olarak yapan Bayülgen, 1993 yılı sonunda Trabzon Devlet Tiyatrosu'na tayin oldu ve Trabzon'a gitti. Rejisi kendisine verilen bir oyun, yönetim tarafından kaldırılınca 1994 yılında Devlet Tiyatrosu'ndan istifa ederek şansını radyo ve televizyon alanında denemeye karar verdi. Radyolarda haber spikerliği ve programcılık yapmaya başladı. Televizyon işleri yapmaya başladıktan sonra da çeşitli radyolarda çalıştı. 1995'te Radyo Contact'teyken, 1997'de Kiss FM'de Okan Bayülgen On Air programını sundu. Özellikle 1998 ve 1999 yılında Radyo D'de 18.00-20.00 saatleri arasında yayınlanan Hayat Bilgisi programı ile dikkatleri çekti. En son 2001 yılında Radio Contact'te, Yol programını yaptı.

Yükselişi

Televizyon hayatına Satel TV'de klipler sunarak başlayan Bayülgen, atv'de gece yarısında yayına başlayan Gece Kuşu adlı farklı programı ile adını duyurdu. Gece Kuşu'nun ardından late night show tarzını 100 gece boyunca Televizyon Çocuğu ile devam ettirdi.

Gecenin bir saatinde sessiz sedasız yayına başladığında amaçladığı şey, izleyici ve sunucu arasındaki yapmacık samimiyetle örülü ilişkiyi yok etmekti. Agresif tavırları ve ilk “uçurmaları” başlarda kamuoyunun sesini kısma yönünde hayli totaliter bir tavır olarak görülse de, asıl eylem bu düzeni kuranlara karşıydı.

Program ekibi olarak atv ile yollarını ayırdıktan sonra iki yıla yakın ekranlardan uzak kalan Bayülgen bu ara içerisinde 1997 yılında bacağından vuruldu; saldırganı Murat Çakmak, Bayülgen'in oynadığı İstanbul Kanatlarımın Altında filminde Osmanlı'ya hakaret ettiğini düşündüğünden dolayı bacağından vurduğunu söylemiştir. Ayrıca, bu ara içerisinde ATV'de sadece 13 bölüm süren Utanmaz Adam dizisinde rol almıştır. Bu aradan sonra Kanal D'de sunduğu Zaga ile geri döndü. Sürekli değişen ekipler, skeçler, jenerikler, dekor, orkestra ve farklı program anlayışı, canlı telefon bağlantıları, içinde barındırdığı beklenmedik tuhaflıkları ve Medya Arkası ile kısa bir dönemin haricinde cumartesi geceleri yayınlanan Zaga, Türk televizyon hayatındaki uzun soluklu ve yeni bir anlayışın ürünü özgün bir program olarak kendine kemik bir izleyici kitlesi oluşturmuştur.

Televizyon açısından uzun kabul edilebilecek yıllar, çeşitli eğitim ve yardım kampanyaları için ulusal haber kanalı NTV'de özel yayınlar yapan Okan Bayülgen, yine bu kanalda takip eden yıllar boyunca yılbaşı gecesi özel canlı yayınlarını sundu. En son 2008'e yılbaşı girişinde, Müjde Ar ile birlikte bir program yaptı.

2004′te izleyicilerin de stüdyo konuğu olarak katılabildiği Herkes Bunu Konuşuyor ile perşembe geceleri ekrana çıktı. Akademi, bilim, müzik, popüler kültür, medya dünyasından ve çeşitli sanat dallarından çok yönlü konuklarla beraber, seçilen bir konunun bir masa etrafında konuşulması üzerine kurulu bu programları, diğerlerinden farklı olarak komedi ağırlıklı eğlence programı formatında değildi.

2005 yayın döneminde Televizyon Makinası ile izleyiciyle buluştuğunda, her zaman kendisi kadar ekibini de ön plana çıkaran Bayülgen bu sefer Hakkı Devrim ile beraberdi. Bir masa etrafındaki konuk yağmuru, eğlence dünyasından edebiyat ve sanat dünyasına, bir dizi alandaki bilumum konuk, konu ve daha ciddi bir format ile ekrana çıkmıştır. Daha sonra Makina olarak adını kısalttığı programda, piyesler ve estetik unsurlar daha ön plana geçmiş ve yayının süresini giderek daha uzun tutmayı tercih etmiştir.

Aynı şekilde 2006 yılında CNN Türk'te Saba Tümer ile birlikte Haber Makinası adında, gündemdeki haberlerin ekrana getirilip bu haberler veya olaylar hakkında konukların ağırlandığı bir program ile; 2007 yılında NTV'de Bu Sizi İlgilendiriyor adlı siyasi ağırlıklı başarılı bir program yapmıştır. 2008'de de haftanın 4 günü canlı olarak yayınlanan, konuklarla halkın gündemi ve normal gündemin birlikte konuşulup izleyicilerin de e-posta ve telefon yoluyla fikir ve sorularını belirtebildiği Okan Bayülgen Sade Vatandaş programına başladı.

2007 yazında Makina'yı sona erdirip ekranlara bir sezon ara verdi. Bu dönem içerisinde fotoğraf etkinliklerine ağırlık verdi. Ayrıca, Ata Demirer'in ve Gülben Ergen'in sunduğu programların genel yönetmeni oldu.

Ekim 2008'de Disko Kralı ile tekrar kaldığı yerden devam etti. 2009-2010 sezonunda ise cumartesi gecesi yaptığı programına ek olarak pazar ve pazartesi geceleri farklı konuların işlendiği Medya Kralı ve Muhabbet Kralı'nı da ekledi. 2010-2011 sezonunda ise Medya Kralı sona erip yerine Kral Çıplak programını yapmıştır.

Programlarında, zaman zaman arayan izleyicinin yüzüne telefon kapattıktan sonra onları kendi deyimiyle “uçurduğu” ya da “zagaladığı”; magazin haberleri ile kendisinin saçma bulduğu programları ve sunucuları eleştirdiği gözlenmiştir. Popüler kültürün tam ortasında, ama bir o kadar da dışında olduğunu söyler. Düzene karşı olan muhalif tavrını bu üslupla yönlendirmiş ve belirtmiştir.

Açık Radyo'nun, yayın hayatına devam etmek için dinleyicilerinden maddi destek talep ettiği Dinleyici Destek Projesi Radyo Şenliği kapsamında, önceki yıllarda olduğu gibi 28 Mart 2010'da da bir saatlik bir program yapmış ve alternatif medyaya destek vermiştir. 2011 yılında Çek Bakalım adlı, atv'de yayınlanan kısa film yarışmasında Hülya Avşar ile jüri üyesi olmuştur.

4 Ekim 2011-30 Haziran 2012 tarihleri arası süren TV8 kanalında haftada 5 gün, salı ve cumartesi günleri saat 23.00'ten sonra program yapmaya başlamıştır. Programların isimleri ise: Muhallebi Kralı, Kral Çıplak, Muhabbet Kralı, Medya Kralı, Disko Kralı'dır. Bunlardan sadece Medya Kralı ve Disko Kralı seyircili yayınlanır. Ayrıca Şubat 2012'den beri hazırlayıp sunduğu tüm programlarda işitme engelliler için bir Türk işaret dili çevirmeni bulundurmaya başladı ve bunu sürekli hâle getirmesiyle Türk televizyonlarında bir ilki gerçekleştirmiş oldu.

3 Mart 2012 tarihinde, Muhabbet Kralı programında "Go and Fuck" dediği için RTÜK tarafından 2 hafta süreyle hiçbir yayına çıkmama cezası verildiği yönünde haberler yapıldı. Bu ceza, Türk medyasında RTÜK'ün tarihindeki en ağır cezalarından biri olarak kayıtlara geçti.[4] Ama sadece "Muhabbet Kralı" programına iki hafta yayın cezası verildi. Mart 2013'te TV8'den ayrıldıktan sonra test yayını süren on8 TV ve yarışma programına hazırlık çalışmaları kesintiye uğradı. Bayülgen, MNG Grubundan ayrıldı ve TV8 ile on8 TV ile ilişkisi tamamen kesildi.

29 Nisan 2013'ten itibaren Mayıs sonuna kadar Radyo Trafik ve okanbayulgen.fm sitesi aracılığıyla her hafta dünya eserlerinden birini okuyup cuma geceleri de Bay J, Ebru Yaşar, Barkın Bayoğlu, Ali Biçim, Esin Görür, Betül Hakyemez ile iki konuk dâhil 23.00'te radyo şovu sunmuştur. 2013 yılında Show TV'de haftada üç gece program yapacağını duyurmuştur. Muhallebi Kafa, Çıplak Kafa ve Makina Kafa programları ile 2 Ekim 2013 tarihinde televizyona geri dönmüştür. Show TV'de sunduğu Muhallebi Kafa ve Çıplak Kafa programlarını Kasım ayında sona erdirdi ve bu iki program formatında 2 Aralık 2013 tarihinde haftada iki gün olmak üzere Habertürk TV'de Okan Bayülgen Sunar adlı programlar yaptı. Makina Kafa ve Okan Bayülgen Sunar programları, Mayıs ayına kadar devam etti. Show TV ve Habertürk TV kanallarını TMSF alınca, Okan Bayülgen bu kanallardan ayrıldı ve Star TV'ye geçti. 8 Kasım 2014'te haftada bir program olan Dada Dandinista adlı talk-show programına Star TV'de başladı.

2015 yılında Eğlenceli Cinayetler Kumpanyası adında bir korsan kumpanyayı yönetmiştir. İstanbul haricinde Kıbrıs ve Bodrum'da da performanslarını sergilemişlerdir. Okan Bayülgen, 2015-2016 yılları arasında hafta içi her akşam Virgin Radio'da "Talk Radio" adlı bir program yapmıştır. 2019-2020 yılları arasında tv100'de Uykusuzlar Kulübü ve Muhabbet Kralı adlı talk show'ları yaptı.[5] 2020 yılının Nisan ayından Haziran ayına kadar Uykusuzlar Kulübü adlı programda canlı yayında kitap okuduğu bir özel program yaptı.[6] 2020 yılının Eylül ayından itibaren aynı kanalda her salı Nokta adlı programa başlayacağı duyurulmuştur.[7] 2021 yılında Haber Global kanalında cumartesi geceleri Uykusuzlar Kulübü ve pazar geceleri Muhabbet Kralı adlı programlarını sundu. 2022 yılında TV100 kanalında "Uykusuzlar Kulübü" adli programla yayın hayatına devam etmektedir. 2022 Kasım ayından itibaren ise William Shakespeare’den ilham alarak yazdığı ve yönettiği "Richard" oyununda oyunculuk yapmaktadır.[8]

Eleştiriler

Kasım 1997'de Bayülgen Kasımpaşa'daki film setinde bacağından vuruldu. Bayülgen'i vuran 18 yaşındaki Murat Çakmak, sanatçıyı İstanbul Kanatlarımın Altında filmindeki rolüyle Osmanlı'ya hakaret ettiği gerekçesiyle vurduğunu iddia etti.[9] 13 Kasım 2016'da, sunuculuğunu Pelin Akil ile Okan Bayülgen'in üstlendiği Altın Kelebek Ödül töreninde halk oylaması ile "En İyi Dizi" kategorisinde ödül kazanan Diriliş Ertuğrul dizisinin yapımcısı ve senaristi Mehmet Bozdağ ödülü aldıktan sonra teşekkür konuşması yapmadan kulise gönderildi. Duruma tepki gösteren, dizi oyuncularından Cavit Çetin Güner ödülü ayaklarının önüne koyarken çektiği bir fotoğrafı Instagram hesabından paylaştı. Yaşanan kriz üzerine Bayülgen diziyi seyretmediğini fakat bundan sonra seyredeceğini alaylı bir biçimde ifade ederek özür diledi. Bunun üzerine Mehmet Bozdağ sosyal medyada yayınlandığı bir açıklama ile ödülü iade ettiklerini açıkladı.[10] 16 Kasım 2016'da Cengiz Semercioğlu'na yaptığı açıklamada "Bu benim esprili tutumum, konuşma tarzım. Bundan dolayı da kimse alınmaz. Ben dizinin adını ön plana çıkarmak için tekrar tekrar söyledim. Kimseyi kırmayı istemedim. Kırdıklarım varsa özür dilerim" ifadelerini kullandı.[11]

Tiyatro oyunları

    Richard - Zorlu PSM ve Uniq Hall - 2022-
    Amadeus : Wolfgang Amadeus Mozart - Çolpan İlhan & Sadri Alışık Tiyatrosu ve Piu Entertainment - 2020-2022
    Harem Kabare 2019-...
    Kiralık Oyun : Ferhan Şensoy - Orta Oyuncular - 2005-2007
    Atları da Vururlar : Horace McCoy - İstanbul Gösteri Merkezi - 1997
    Küçük Motzart : Jakop Lorey - İstanbul Devlet Tiyatrosu - 1991
    Hapşırık : Anton Çehov\Michael Frayn - İstanbul Devlet Tiyatrosu - 1990
    Masal Bahçesi : Ali Taygun - İstanbul Devlet Tiyatrosu - 1990
    Kamuoyu : Aurel Baranga - Trabzon Devlet Tiyatrosu - 1989

Filmografisi

1992 The Adventures of Young Indiana Jones: Daredevils of the Desert Topçu Gözcüsü Seslendirme
1996 İstanbul Kanatlarımın Altında Lagâri Hasan Çelebi
1997 Ağır Roman Gıli Gıli Salih Sadri Alışık Ödülleri: Sinema Dalında "En İyi Erkek Oyuncu"[12]
1998 Mulan Mushu Seslendirme
2000 Oyunbozan Metin Kahraman ve Emin Nişancı
2001 Şrek Şrek Seslendirme
Komser Şekspir Esrarkeş Tatü
Hemşo Cebrail
2002 Gülüm Sinan
Buz Devri Seslendirme
Sır Çocukları Konuk Oyuncu
2004 Şrek 2 Şrek Seslendirme
Garfield: The Movie Garfield
2005 Robotlar Rodney Copperbottom
2006 Cesur Balık Cesur Balık
Pembe Panter Müfettiş Clouseau
Sınav Levent Lemi
Garfield 2 Garfield Seslendirme
2007 Şrek 3 Şrek Seslendirme
Çirkin Ördek Yavrusu ile Farecik Farecik Seslendirmesi
Donkey Xote Don Kişot Seslendirmesi
Romantik Ömer
Garfield Geri Dönüyor Garfield
2008 Garfield Komedi Festivali Garfield Seslendirme
2009 Ev Kendisi
2009 Kanalizasyon Temizlikçi İmdat
2010 Garfield 3 Boyutlu Süper Kahraman Garfield ve Garzooka Seslendirme
Şrek: Sonsuza Dek Mutlu Şrek
2019 Dumbo Max Medici

Televizyon


1995 Gece Kuşu Kendisi Sunucu
1996 Televizyon Çocuğu Kendisi Sunucu
1998 Zaga Kendisi Sunucu
Utanmaz Adam Şeref TV dizisi (Atv)
2004 Size Baba Diyebilir miyim? Aziz TV dizisi (Kanal D)
Babam Dadı Olsaydı Taner TV dizisi (Star TV)
2005 Televizyon Makinası Kendisi Sunucu
2006 Makina Kendisi Sunucu
2010 Disko Kralı
Muhallebi Kralı
Kral Çıplak
Muhabbet Kralı
Medya Kralı Kendisi Sunucu
2011
2012
2013 Makina Kafa
Muhallebi Kafa
Çıplak Kafa Kendisi Sunucu
2014 Dada Dandinista Kendisi Sunucu
2015 Dada Kendisi Sunucu
2019-2020 Uykusuzlar Kulübü
Muhabbet Kralı Kendisi Sunucu (TV100)
2020-2021 Nokta Kendisi Sunucu (TV100)
2021- Muhabbet Kralı ve Uykusuzlar Kulübü Kendisi Sunucu (Haber Global)

Kaynak ve Dipnotlar

Wikipedia




Tarkan Tevetoğlu Kimdir? Biyografisi

Tarkan Tevetoğlu ya da sahne adıyla Tarkan (d. 17 Ekim 1972), Türk şarkıcı-şarkı yazarıdır. 1990'ların başından itibaren Türk pop müziğinde yakaladığı devamlı liste ve satış başarılarıyla Türkiye'de ve dünya çapında tanınırlık elde etti.

Tarkan, Batı Almanya'nın Renanya-Palatina eyaletindeki Alzey kasabasında doğup büyüdü. 1986'da ailesiyle beraber Türkiye'ye geldi ve müziğe çocukluk yıllarında başlayan ilgisi sonucunda, lise hayatına başladığı Karamürsel'de ilk müzik eğitimini almaya başladı. İlerleyen yıllarda İstanbul Plak şirketinin sahibi Mehmet Söğütoğlu ile tanışarak şirket ile bir albüm anlaşması imzaladı.

Tarkan, 1992'nin son aylarında ilk stüdyo albümü Yine Sensiz'i piyasaya sürdü ve albümdeki "Kıl Oldum" şarkısıyla çıkış yaptı. 1994'te yayımladığı ikinci stüdyo albümü Aacayipsin ve 1998'de yayımladığı üçüncü stüdyo albümü Ölürüm Sana ile ticari başarı yakaladı. Ölürüm Sana albümünden çıkan "Şımarık" single'ı, birçok ülkenin ulusal listesine giriş yaptı. 1998'de Universal Music Group ile anlaşma imzaladı. 1999'da piyasaya sürdüğü toplama albümü Tarkan, çeşitli ülkelerden platin ve altın sertifikalar kazandı. 2001'de yayımladığı dördüncü stüdyo albümü Karma'daki "Kuzu Kuzu, "Hüp" ve "Verme" şarkılarını kliplendirdi. İki yıl sonra çıkan Dudu albümüyle yeniden ticari başarı yakaladı, 2006'da Come Closer adlı ilk İngilizce albümüyle bazı Avrupa listelerine giriş yaptı. "Bounce" ve "Start the Fire", albümden çıkan single'lar oldu. Tarkan, bir yıl sonra, altıncı stüdyo albümü Metamorfoz'u yayımladı. Albümdeki şarkıların sözleri, Türk Dil Kurumu tarafından takdir edildi. 2010 yılında yedinci stüdyo albümü Adımı Kalbine Yaz dinleyiciyle buluştu ve Türkiye'de yılın en çok satan albümü oldu. 2016'da Tarkan, Türk Sanat Müziği albümü Ahde Vefa'yı piyasaya sürdü. 2018 yılında baba olan Tarkan Tevetoğlu, 2019 yılında ise Türkiye genelinde engellilerin verdiği oylarla, OnurAkayMedya tarafından "Yılın Babası Ödülü'ne layık görüldü. Ünlü sanatçının aldığı bu ödül magazin basının da uzun süre tartışıldı.[1]

Müzikal projelerinin yanı sıra çeşitli sosyal sorumluluk projelerinde de yer alan Tarkan, Türk basını tarafından "Megastar", dünya basını tarafından "Popun Prensi" ve "Boğazın Prensi" olarak anılmaktadır.[2] Bugüne kadar 15 milyonun üzerinde albüm satmıştır[3] ve ödülleri arasında, on dört Kral Müzik Ödülü, altı Altın Kelebek Ödülü ile bir Dünya Müzik Ödülü bulunmaktadır.

İlk yılları

Aslen Rize, İkizdereli olan Tarkan Tevetoğlu, 17 Ekim 1972'de Neşe ve Ali Tevetoğlu çiftinin çocuğu olarak Batı Almanya'nın Renanya-Palatina eyaletinde yer alan Alzey kasabasında dünyaya geldi.[4][5] Neşe Tevetoğlu, Tarkan adlı çizgi roman karakterinden etkilenerek oğluna bu adı verdi.[5] Tarkan'ın müziğe olan ilgisi ise çocukluk yıllarında başladı.[6] Toplam altı çocuğu olan aile, 1986'da Türkiye'ye döndü ve Kocaeli'nin Karamürsel ilçesine yerleşti.[5] Tarkan, lise hayatına burada başladı ve Karamürsel İleri Musiki Derneği'nde eğitim alarak Türk Sanat Müziği hakkında bilgi sahibi oldu.[7] İlerleyen yıllarda ailesinin İstanbul'a taşınması üzerinde Üsküdar Musiki Cemiyeti'nde eğitimine devam etti ve çeşitli mekanlarda sahne almaya başladı.[6][7] Lise bitiminde, istediği üniversite bölümünü kazanamaması üzerine Almanya'ya gitme planları yaptığı sırada İstanbul Plak şirketinin sahibi Mehmet Söğütoğlu ile tanıştı ve bir albüm anlaşması imzaladı.[5][6]

Kariyeri

1992–2000: Yine Sensiz, Aacayipsin ve Ölürüm Sana

Tarkan, Yine Sensiz adını verdiği ilk stüdyo albümünü İstanbul Plak etiketiyle 26 Aralık 1992'de Türkiye'de kaset halinde satışa sundu.[8] Albümdeki üç şarkının sözlerini tek başına yazdı, üç şarkının bestesini üstlendi ve "Kıl Oldum" şarkısıyla çıkış yaptı. 18 Haziran 1993'te albüme üç yeni versiyon ekleyerek CD halinde yeniden yayımladı. "Kıl Oldum" dışında, "Kimdi", "Gelip de Halimi Gördün mü?", "Vazgeçemem" ve "Çok Ararsın Beni (Yeni Versiyon)" şarkılarına klip çekti. Albümün toplam satışı 700.000 olarak açıklandı.[9]

Mayıs 1994'te, ikinci Tarkan stüdyo albümü Aacayipsin Türkiye'de; 1996'da Almanya'da ve 1998'de Rusya'da yayımlandı.[10] Albümde Sezen Aksu, Ümit Sayın, Ozan Çolakoğlu ve Yıldız Tilbe gibi isimler yer aldı. Tarkan, dört şarkının söz yazımını üstlendi, bunlardan üç tanesinin bestesini de yaptı; "Hepsi Senin mi?", "Unutmamalı", "Gül Döktüm Yollarına", "Kış Güneşi", "Şeytan Azapta", "Dön Bebeğim" ve "Bekle" şarkılarına klip çekti. Aacayipsin albümü, iki buçuk milyon satış yaptı ve şarkıcıya 1995 yılında düzenlenen 1. Kral TV Video Müzik Ödülleri'nden En İyi Pop Müzik Erkek Sanatçı ödüllerini kazandırdı.[11][12] Ayrıca yine aynı ödüllerden "Hepsi Senin mi?" şarkısı, En İyi Söz, En İyi Beste ve En İyi Şarkı kategorilerinde ödül aldı.[12] Bu dönemlerde Amerika Birleşik Devletleri'ne yerleşti ve Atlantic Records'un kurucusu Ahmet Ertegün ile tanıştı.[13]

Tarkan, 1997'de Hitt Müzik adını verdiği kendi plak şirketini kurdu ve aynı yıl üçüncü stüdyo albümü Ölürüm Sana'yı yayımlayarak üç buçuk milyon satış elde etti.[11][14] Ayrıca Tarkan, bu albümde de birçok şarkının söz yazımı ile bestelenmesinde görev aldı. "Şımarık", "İkimizin Yerine", "Salına Salına Sinsice", "Ölürüm Sana" ve "Kır Zincirlerini" klip çekilen şarkılar oldu. Bunlardan "Şımarık", birçok ülkenin ulusal listesine giriş yaptı; Fransa, Hollanda, İsveç ve İsviçre'de 3; Norveç'te 2; Belçika'da 1 numaraya yükseldi; Billboard tarafından hazırlanan Latin Pop Songs listesinde 26 numarada yer aldı.[15][16] Ayrıca birçok şarkıcı tarafından yeniden seslendirildi. "Kır Zincirleri" ise, Almanya, Belçika ve Fransa listelerinde yer aldı.[17]

Tarkan, 1998'de Universal Music Group ile anlaşma imzaladı.[3] Aynı yıl Tarkan adını verdiği toplama albümü Fransa, Arjantin, Rusya ve Hollanda dahil olmak üzere birçok ülkede yayımladı, albümde önceki albümlerinin öne çıkan bazı şarkılarına yer verdi.[18] Tarkan, dünya genelinde bir buçuk milyon satış rakamına ulaştı ve Meksika'dan platin; Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İsveç, Kolombiya ve Lüksemburg'dan altın sertifika kazandı.[3] 1999 yılında çok yüksek satış rakamlarına sahip olan müzik şarkıcılarını ödüllendiren Dünya Müzik Ödülleri, Tarkan'a, Dünya'nın En Çok Satan Türk Sanatçısı ödülünü verdi.[19]

2001–06: Karma, Dudu ve Come Closer

Tarkan, Mayıs 2001'de dördüncü stüdyo albümünün çıkış şarkısı "Kuzu Kuzu"'yu single olarak yayımladı, 200 bin kaset ve 500 bin CD satış rakamına ulaştı.[20] Üç ay sonra, Temmuz 2001'de dördüncü stüdyo albümü Karma satışa sunuldu.[21] Albümdeki altı şarkıyı Tarkan tarafından yazılıp bestelendi, Nazan Öncel, Mete Özgencil ve Mazhar Alanson da albümün oluşturulmasında görev aldı.[21] "Hüp" ve "Verme", albümün diğer klip çekilen şarkıları oldu, "Hüp" klibi çeşitli olumsuz eleştirilere maruz kaldı.[22][23] İlerleyen tarihlerde, Karma albümünün satış rakamınun bir buçuk milyonu geçtiği öğrenildi.[11] Aynı yıl Altın Kelebek Ödülleri, "Hüp" şarkısına En İyi Klip; Tarkan'a, Onur Ödülü ve En İyi Türk Pop Müziği Erkek Solist kategorilerinde ödül verdi.[24] Şarkıcı, 2002'de "Özgürlük İçimizde" ve "Bir Oluruz Yolunda" şarkılarını single olarak piyasaya sürdü; "Bir Oluruz Yolunda" şarkısı, 2002 FIFA Dünya Kupası'nda Türkiye millî futbol takımına destek amaçlı kullanıldı.[25]

Tarkan ile Ozan Çolakoğlu'nun yapımcılığını üstlendiği Dudu EP'si, 2003 yazında satışa çıktı; Türkiye dışında Ukrayna, Rusya ve Japonya'da raflarda yerini aldı.[26] "Dudu", "Sorma Kalbim", "Gülümse Kaderine" ve "Uzun İnce Bir Yoldayım", EP'nin kliplenen şarkıları oldu. Satış rakamı ise bir milyon olarak belirlendi.[11] Şarkıcı, 2004 yılında düzenlenen 10. Kral TV Video Müzik Ödülleri'nden En İyi Pop Müzik Erkek Sanatçı ödülünü aldı.[27]

Tarkan, 2005 yılında "Ayrılık Zor" adlı bir single yayımladı; 2006 yılı başında "Bounce" şarkısını single olarak Avrupa'da satışa sundu.[28] Nisan 2006'ya gelindiğinde uzun süren çalışmalar sonucunda hazırlanan ilk İngilizce Tarkan stüdyo albümü Come Closer, 7 Nisan 2006'da piyasaya sürüldü, toplamda 15 şarkıya yer verildi. Albüm, Almanya Albüm Listesi'nde 18, İsviçre Albüm Listesi'nde 43, Avusturya Albüm Listesi'nde 50 numaraya kadar yükseldi; Türkiye'deki satış rakamı 110.000 olarak açıklandı.[29][30] Albümün ikinci single'ı "Start the Fire", Ağustos 2006'da yayımlandı.

2007–15: Metamorfoz ve Adımı Kalbine Yaz

23 Aralık 2007'de, altıncı Tarkan stüdyo albümü Metamorfoz satışa sunuldu.[31] Albümdeki tüm şarkıların sözlerini Tarkan yazdı, bunlardan yedi tanesini de kendisi besteledi. Şarkı sözlerinde çokça kullanılan Türk deyim ve atasözleri, Türk Dil Kurumu tarafından takdir edildi.[32] Satış rakamı ilk ayında 200.000 olarak tespit edilen albümdeki "Vay Anam Vay", "Pare Pare", "Arada Bir" ve "Dilli Düdük" şarkılarına klip çekildi.[33] Ayrıca MÜYAP tarafından 2008 yılında platin, 2009 yılında diamond sertifika ile ödüllendirildi.[34][35] 2008 yılında Metamorfoz albümünde yer alan şarkılar, remix versiyonları ile birlikte iki disk halinde Metamorfoz Remixes adıyla satışa sunuldu.[36] Hollanda doğumlu DJ Tiësto da albümde remix yapımcısı olarak yer aldı.[36] Şarkıcı, aynı yıl, Doğa Derneği'ne destek amaçlı hazırladığı "Uyan" şarkısını yayımladı.[37]

Temmuz 2010'da, yedinci Tarkan stüdyo albümü Adımı Kalbine Yaz yayımlandı ve toplam 355.000 sattı.[38][39] Albüm yayımlanmadan önce duyurulan "Sevdanın Son Vuruşu" şarkısı, 17. Kral Müzik Ödülleri'nden En İyi Şarkı, En İyi Beste, En İyi Şarkı Sözü kategorilerinde; Adımı Kalbime Yaz, En İyi Albüm kategorisinde ödül aldı.[40] "Öp", "Acımayacak", "Kayıp" ve "Adımı Kalbine Yaz" şarkıları albümün klip çekilen şarkıları oldu, "Öp" klibi Kral Müzik Ödülleri'nden Yılın Klibi ödülünü aldı.[40] 2011 yılında yapılan bir araştırmaya göre Türk kullanıcıların Google'da en çok aradığı sanatçı olduğu belirlenmiştir.[41]

Tarkan, 2012 yılında, Ozan Çolakoğlu'nun ilk proje albümü 01'de yer alan "Aşk Gitti Bizden" şarkısını seslendirdi.[42] 2013'ün ilk aylarında, yeni albümü üzerinde çalıştığı öğrenildi.[43] Haziran 2013'te Aysel Gürel'i anmak amaçlı hazırlanan saygı albümü Aysel'in için "Firuze" şarkısını, Ağustos 2014'te İskender Paydaş'ın Zamansız Şarkılar 2 albümü için "Hop De" şarkısını seslendirdi.[44] Fransa'daki Monte Carlo Sporting Summer Festival'in 22 Ağustos 2014'teki kırkıncı yıl kapanış konserinde yer alarak bu festival kapsamında sahne alan ilk Türk şarkıcı oldu.[45]

2016–günümüz: Ahde Vefa ve 10

11 Mart 2016 tarihinde Tarkan'ın dokuzuncu stüdyo albümü olan "Ahde Vefa" piyasaya sürüldü. Hitt Müzik etiketiyle yayımlanan albümün dağıtımını ise DMC yaptı.[46] "Ahde Vefa" Tarkan'ın yaptığı ilk sanat müziği albümüdür. Albüm ilk haftasında 170 bin satış rakamına ulaştı.[47]

14 Temmuz 2016'da "Cuppa" single'ını yayımladı. 43. Altın Kelebek Ödülleri'nde Ahde Vefâ ile Türk Sanat Müziği'ne katkılarından dolayı En İyi Proje ödül aldı.[48] Tarkan, 15 Haziran 2017'de yeni albümü "10"'u DMC Müzik'ten yayınladı. Sanatçı, 14 şarkının yer aldığı albümden ilk klibini sözleri kendisine, müziği Ozan Çolakoğlu'na ait "Yolla" adlı şarkıya çekti.[49][50][51] Bu şarkının klipin ardından "Beni Çok Sev", "Çok Ağladım", "Kedi Gibi" ve "O Sevişmeler" şarkılarının klipleri de gösterime girdi. Bu şarkılardan, "Yolla" ve "Beni Çok Sev" Türkiye'de MusicTopTR Resmî Listesi'nde de bir numaraya oturdu.[52][53]

Telifmetre tarafından paylaşılan bilgilere göre Tarkan, 2019'un ilk altı ayında Türkiye'de radyo ve televizyonlarda en çok çalınan erkek şarkıcı oldu.[54]

Tarkan, “10” adlı yeni albümüyle “Megastar”lığını bir kez daha kanıtladı.Şarkıcının yeni albümü Türkiye’nin yanı sıra 4 ülkede 1 numaraya yükseldi. Tarkan’ın iTunes’un listesinde 1 numara olduğu ülkeler;Azerbaycan, Bahreyn, Suudi Arabistan, Türkiye ve Özbekistan oldu. Tarkan’ın albümü; iTunes’un müzik listelerinde Almanya’da 6’ncı, Hollanda ve Avusturya’da 7’nci, İsviçre’de 8’inci, Norveç’te 13’üncü, Belçika’da 14’üncü, İsveç’te 16’ncı, Danimarka’da 20’nci sıraya kadar yükseldi.19 ülkede iTunes’un listesine giren Tarkan’ın “10”u, Avrupa listesinde 10, dünya listesinde ise 20 numaraya kadar yükseldi.

17 Şubat 2022 tarihinde "Geççek" isimli single'ını yayımladı. Bu şarkı, Türkiye'deki muhalif siyasetçiler tarafından paylaşılırken siyasi tartışmalara sebebiyet verdi.[55] Tarkan'ın bu şarkısı yayınlandıktan sonra ilk 24 saat içinde dünyada en çok izlenen 2. video klip ve en çok beğeni alan 1. video oldu.[56]

Tarkan, 22 Temmuz 2022 tarihinde "Yap Bi Güzellik" isimli single'ını yayımladı.[57] 2022'de İzmir'in 9 Eylül'de düşman işgalinden kurtuluşunun yüzüncü yılı olması nedeniyle yapılan kutlama programı kapsamında Tarkan, İzmir'in Gündoğdu Meydanı'nda konser vermiştir. Konser iddiaya göre, dünyanın en kalabalık beşinci ücretsiz konseri olmuştur.[58] Tarkan, konserden gelen tüm geliri Darüşşafaka’ya bağışlamıştır.[59]

Tarkan,18 Kasım 2022 tarihinde "Son Durak" isimli single'ını yayımladı.

Diğer girişimleri Şirketi

Hitt Müzik, 1997 yılında İstanbul'da Tarkan tarafından kurulmuştur. İlk yıllarında sadece konser organizasyonu konusunda faaliyet gösteren HİTT, bugün, müzik-eğlence sektörünün değişik alanlarında gerçekleştirdiği projelerle, sektörde yer almaktadır. Hitt Prodüksiyon deneyimli kadrosu ile, Konser Organizasyonu, Festival Organizasyonu, Müzik Prodüksiyonu, Yurt içi/Yurt Dışı Sanatçı Koordinasyonu, Özel Projeler, Film Prodüksiyonu, Teknik Ekipman temini, Sponsor Yönetimi Stratejik Danışmanlığı, Merchandising Stratejik Danışmanlığı, PR Stratejileri Danışmalığı, Mobil Uygulamalar Stratejik Danışmanlığı, Müzik Edisyon Danışmanlığı konularında hizmet vermektedir.[60]

Özel yaşamı

Tarkan, 29 Nisan 2016'da Pınar Dilek ile evlendi.[61] 12 Temmuz 2018'de Liya adında bir kızı oldu.[62]

Hakkında

Doğum Tarkan Tevetoğlu
17 Ekim 1972 (50 yaşında)
Alzey, Renanya-Palatina, Batı Almanya
İkamet Tarabya, Sarıyer, İstanbul
Eğitim Baruch College
Meslek Şarkıcı-şarkı yazarı · müzik yapımcısı
Evlilik Pınar Dilek (e. 2016)
Çocuk(lar) Liya Tevetoğlu (d. 2018)
Resmî site tarkan.com
Müzikal kariyeri
Tarzlar Dans · pop · Türk sanat
Etkin yıllar 1992-günümüz
Müzik şirketi İstanbul · Universal · DMC · Hitt

Diskografi


    1992: Yine Sensiz
    1994: Aacayipsin
    1997: Ölürüm Sana
    2001: Karma
    2003: Dudu
    2006: Come Closer
    2007: Metamorfoz
    2010: Adımı Kalbine Yaz
    2016: Ahde Vefa
    2017: 10

Kaynak ve Dipnotlar

Wikipedia


RAŞiT TUNCA

BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA
Raşit Tunca

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik

BOARD KISAYOLLARI

ALLAH

Allah



BAYRAK

TC.Bayrak



WEB-TUNCA


Radyo Karoglan

Foruma Misafir Olarak Gir


Forumda Neler Var


Karoglan-Raşit Tunca - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi




GALATASARAY

G A L A T A S A R A Y


FENERBAHÇE


F E N E R B A H C E


BEŞiKTAŞ

B E Ş i K T A Ş


TRABZONSPOR

T R A B Z O N S P O R


MiLLi TAKIM

M i L L i T A K I M


ETKiNLiKLERiMiZ


“Peygamberimiz Buyurdular ki Birbirinize Temiz ağız ile Dua edin. Bizde Sayfamızı ziyaret edenlerin ve bu bölümü ziyaret edenlerin kendilerinin Ruhaniyetine, geçmişlerinin Ruhuna Yasin Okuyup hediye ediyoruz Tıkla, ya sende oku yada okunmuş Yasinlerden Nasibini Al”
(Raşit Tunca)



MEVLANA'DAN

“ Kula Bela Gelmez Hak Yazmadıkca, Hak Bela Yazmaz Kul Azmadıkca, Hak intikamını, Kulunun Eliyle Alır da, Bilmiyenler Kul Yaptı Sanır."
(Hz. Mevlana)