MUHAMMED
BAYRAK
| Welcome, Guest |
|
You have to register before you can post on our site. |
| Forum Statistics |
» Members: 7 » Latest member: Muhammed » Forum threads: 5,243 » Forum posts: 5,834 Full Statistics |
DOWNLOADEN
AYET
FELSEFEMiZ
Raşit Tunca Sözü
GÜZEL SÖZ
2026 Senesi Resmi Tatiller ve Özel Günler
2026 yılında dini ve milli pek çok resmi tatil bulunur. Bu özel günler, yıl boyunca kısa molalar vermek ve sevdiklerinizle bir araya gelmek için fırsat sunar. Her biri farklı anlam taşıyan bu günler, yılın belirli dönemlerinde kutlanır.
2026 Resmi Tatil Takvimi
Toplamda 15,5 gün sürecek olan 2026 resmi tatiller listesi, çalışanlar için resmi izin günleri olarak kabul edilmektedir. Ancak bazı tatiller belirli sektörlerde veya kamu kurumlarında tatil sayılabilir. Bu nedenle çalıştığınız sektör veya kuruma göre tatil günleriniz değişkenlik gösterebilir.
2026 Resmi Tatil Günleri
Resmi tatil günleri, yılın geri kalanında tatil planları yapmak isteyenler için önemli bir rehber niteliği taşımaktadır. 2026 resmi tatiller, özellikle çalışanlar için dinlenme ve seyahat etme fırsatları sunmaktadır. 2026 yılına ait resmi tatil günleri aşağıda detaylı olarak sıralanmıştır.
1 Ocak 2026 - Yılbaşı
Yeni senenin ilk resmi tatili olan 1 Ocak 2026, Perşembe gününe denk geliyor. Yılbaşı için tatil planı yapmak istiyorsanız sadece Cuma gününü izin alarak 4 günlük uzun bir tatil yapabilirsiniz.
19 Mart Ramazan Bayramı Arifesi
Ramazan Bayramı arifesi 19 Mart 2026 Perşembe günü resmi daireler yarım gün mesai yapacaktır.
20-22 Mart Ramazan Bayramı
Bu yıl Ramazan Bayramı 3 gün sürecek ve arife günü de dahil olmak üzere toplamda 3,5 gün tatil yapılacak. 2026 yılı için Ramazan Bayramı tarihleri şu şekildedir:
Miniklerin en mutlu günü 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda hazır baharın gelmesi ve havaların ısınmasıyla harika bir bahar kaçamağı planlayabilirsiniz. Perşembe gününe denk gelen 23 Nisan'da Cuma günü izin alarak 4 günlük güzel bir tatil yapabilirsiniz.
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü
1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı, Türkiye’de olduğu gibi dünya üzerindeki pek çok ülkede, resmi tatil olarak kabul edilmektedir. 2026 resmi tatiller arasında 1 Mayıs Cuma gününe denk geliyor. Perşembe gün izin alarak 4 günlük kısa ama etkili bir tatil yapabilirsiniz.
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı
Mustafa Kemal Atatürk'ün 19 Mayıs günü Samsun'a çıkarak kurtuluş mücadelesini başlattığı bu tarih, gençliğe armağan edilmiştir. Her yıl 19 Mayıs günü Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Türkiye'nin dört bir yanında spor gösterileri ve törenlerle kutlanır ve ülkemiz için büyük öneme sahiptir. 2026 resmi tatillerde bu yıl Salı gününe denk gelmesi nedeniyle Pazartesi günü izin alarak 4 günlük bir tatil yapabilirsiniz. Bu tatilin kullanımı özel sektörde işveren inisiyatifindedir.
26 Mayıs Kurban Bayramı Arifesi
Kurban Bayramı arifesi bu yıl 26 Mayıs Salı'ya denk gelmektedir. Bayram hazırlıklarının yapıldığı bugün, devlet daireleri ve çoğu özel kurumlarda yarım gündür.
27 Mayıs - 30 Mayıs Kurban Bayramı
Dört gün süren Kurban Bayramı, 2026'da hafta sonuyla birleşerek 5 günlük bir tatil fırsatı sunuyor. Ek olarak Pazartesi-Salı günü izin alarak uzun bir tatil yapılabilir.
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü, 2026'da Çarşamba gününe denk geliyor. Pazartesi-Salı veya Perşembe-Cuma günlerinde izin alarak 5 günlük bir yaz tatili planlayabilirsiniz. Sıcak yaz günlerinde bu süreyi deniz tatili yaparak değerlendirebilirsiniz.
30 Ağustos Zafer Bayramı
Bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı Pazar gününe denk gelmesi nedeni ile hafta sonu ile birlikte geçmiş olacak.
28 Ekim Cumhuriyet Bayramı Arifesi
28 Ekim Cumhuriyet Bayramı arifesi Çarşamba günü öğleden sonra başlayacaktır.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı
Türkiye Cumhuriyeti'nin ilan edildiği bu anlamlı gün, 29 Ekim Perşembe gününe denk geliyor. 28 Ekim Çarşamba günü öğleden sonra başlayacak olan tatil ile toplamda 1,5 günlük bir tatil fırsatı sunuyor. Cuma günü yıllık izin kullanarak 4 gün tatil yapabilirsiniz.
31 Aralık Yılbaşı Gecesi
Ulusal Bayram ve Genel Tatilleri Kanununda yer alan bilgilere göre 1 Ocak günü resmi tatil olarak kabul edilmektedir. Yılbaşı tatilinin bir önceki gün olarak bilinen 31 Aralık tarihi ise bu kanuna göre yarım gün ya da resmi tatil olarak nitelendirilmemiştir.
2026’da Uzun Tatil Yapılabilen Resmi Tatiller
2026 resmi tatiller açısından oldukça avantajlı bir yıl. Hafta sonlarıyla birleşen bayramlar sayesinde uzun tatiller yapılabiliyor. Özellikle Kurban Bayramı'nın hafta sonunu kapsaması ve 19 Mayıs gibi bayramların hafta içine denk gelmesiyle birçok kişi tatil planlarını erkenden yapmaya başladı. Bu durumu değerlendiren Momento gibi kurumsal hediye çözümleri sunan firmalar da, tatil dönemlerine özel kampanyalar ve seyahat temalı hediye seçenekleri sunarak hem bireysel hem de kurumsal müşterilerine farklı alternatifler sunuyor. Bu tarihleri doğru değerlendirenler için yılın büyük bir kısmı hem dinlenme hem de seyahat fırsatlarıyla dolu geçecek. Bu yıl, uzun tatil planı yapmak isteyenler için oldukça iyi bir fırsat.
2026 Resmi Tatiller Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
2026'da Toplam Kaç Gün Resmi Tatil Var?
2026 yılında toplamda 15,5 gün resmi tatil bulunmaktadır.
2026 resmi tatiller hangi günler?
Ramazan Bayramı, 19 Mart 2026 Perşembe (Arife) - 22 Mart 2026 Pazar tarihleri arasındadır.
2026 Ramazan Bayramı 9 Gün mü?
2026 Ramazan Bayramı'nın süresi arife günü ile birlikte 3,5 gündür. Tatil, 19 Mart 2026 Perşembe günü saat 13:00'te başlayıp, 22 Mart 2026 Pazar günü sona erecektir. Özel sektörde çalışanlar, tatil süresi boyunca işbaşı yaparlarsa Ulusal Bayramlar ve Genel Tatiller (UBGT) Hakkında Kanun gereği, bir günlük çalışma karşılığında 1 günlük ekstra ücret alacaklardır.
2026 Kurban Bayramı Ne Zaman?
Kurban Bayramı 2026 yılında 4 gün sürecek olup, 27 Mayıs Çarşamba - 30 Mayıs Cumartesi tarihleri arasındadır. Arife günü 26 Mayıs Salı'dır.
Arife Günleri Resmi Tatil mi?
Dini bayramlardan önceki günler, arife veya arefe olarak adlandırılır ve bu günler yarım günlük resmi tatil olarak kabul edilir. Ayrıca, Cumhuriyet Bayramı’nın arifesinde yarım gün tatildir. Bu nedenle her yıl, toplamda 1,5 günlük arife tatili söz konusu olmaktadır.
2026 Sömestr Tatili Ne Zaman?
2025-2026 eğitim öğretim yılı için yarıyıl tatili (Sömestr Tatili) 19 Ocak 2026 Pazartesi başlayıp, 30 Ocak 2026 Cuma günü sona erecek. İkinci dönem 2 Şubat 2026 Pazartesi günü başlayacak.
2026 Yaz Tatili Ne Zaman Başlıyor?
Yaz tatili, 26 Haziran 2026 Cuma günü başlayacak ve yaklaşık üç ay sürecek. Yaz tatilinin ardından, 2026-2027 eğitim öğretim yılı 8 Eylül 2026 Pazartesi günü başlayacak.
2026 yılında dini ve milli pek çok resmi tatil bulunur. Bu özel günler, yıl boyunca kısa molalar vermek ve sevdiklerinizle bir araya gelmek için fırsat sunar. Her biri farklı anlam taşıyan bu günler, yılın belirli dönemlerinde kutlanır.
2026 Resmi Tatil Takvimi
Toplamda 15,5 gün sürecek olan 2026 resmi tatiller listesi, çalışanlar için resmi izin günleri olarak kabul edilmektedir. Ancak bazı tatiller belirli sektörlerde veya kamu kurumlarında tatil sayılabilir. Bu nedenle çalıştığınız sektör veya kuruma göre tatil günleriniz değişkenlik gösterebilir.
2026 Resmi Tatil Günleri
Resmi tatil günleri, yılın geri kalanında tatil planları yapmak isteyenler için önemli bir rehber niteliği taşımaktadır. 2026 resmi tatiller, özellikle çalışanlar için dinlenme ve seyahat etme fırsatları sunmaktadır. 2026 yılına ait resmi tatil günleri aşağıda detaylı olarak sıralanmıştır.
1 Ocak 2026 - Yılbaşı
Yeni senenin ilk resmi tatili olan 1 Ocak 2026, Perşembe gününe denk geliyor. Yılbaşı için tatil planı yapmak istiyorsanız sadece Cuma gününü izin alarak 4 günlük uzun bir tatil yapabilirsiniz.
19 Mart Ramazan Bayramı Arifesi
Ramazan Bayramı arifesi 19 Mart 2026 Perşembe günü resmi daireler yarım gün mesai yapacaktır.
20-22 Mart Ramazan Bayramı
Bu yıl Ramazan Bayramı 3 gün sürecek ve arife günü de dahil olmak üzere toplamda 3,5 gün tatil yapılacak. 2026 yılı için Ramazan Bayramı tarihleri şu şekildedir:
- Ramazan Bayramı Arifesi: 19 Mart 2026 - Perşembe (Yarım Gün)
- Ramazan Bayramı 1. Gün: 20 Mart 2026 - Cuma
- Ramazan Bayramı 2. Gün: 21 Mart 2026 - Cumartesi
- Ramazan Bayramı 3. Gün: 22 Mart 2026 - Pazar
Miniklerin en mutlu günü 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda hazır baharın gelmesi ve havaların ısınmasıyla harika bir bahar kaçamağı planlayabilirsiniz. Perşembe gününe denk gelen 23 Nisan'da Cuma günü izin alarak 4 günlük güzel bir tatil yapabilirsiniz.
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü
1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı, Türkiye’de olduğu gibi dünya üzerindeki pek çok ülkede, resmi tatil olarak kabul edilmektedir. 2026 resmi tatiller arasında 1 Mayıs Cuma gününe denk geliyor. Perşembe gün izin alarak 4 günlük kısa ama etkili bir tatil yapabilirsiniz.
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı
Mustafa Kemal Atatürk'ün 19 Mayıs günü Samsun'a çıkarak kurtuluş mücadelesini başlattığı bu tarih, gençliğe armağan edilmiştir. Her yıl 19 Mayıs günü Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Türkiye'nin dört bir yanında spor gösterileri ve törenlerle kutlanır ve ülkemiz için büyük öneme sahiptir. 2026 resmi tatillerde bu yıl Salı gününe denk gelmesi nedeniyle Pazartesi günü izin alarak 4 günlük bir tatil yapabilirsiniz. Bu tatilin kullanımı özel sektörde işveren inisiyatifindedir.
26 Mayıs Kurban Bayramı Arifesi
Kurban Bayramı arifesi bu yıl 26 Mayıs Salı'ya denk gelmektedir. Bayram hazırlıklarının yapıldığı bugün, devlet daireleri ve çoğu özel kurumlarda yarım gündür.
27 Mayıs - 30 Mayıs Kurban Bayramı
Dört gün süren Kurban Bayramı, 2026'da hafta sonuyla birleşerek 5 günlük bir tatil fırsatı sunuyor. Ek olarak Pazartesi-Salı günü izin alarak uzun bir tatil yapılabilir.
- Kurban Bayramı Arifesi: 26 Mayıs 2026 - Salı (Yarım Gün)
- Kurban Bayramı 1. Gün: 27 Mayıs 2026 - Çarşamba
- Kurban Bayramı 2. Gün: 28 Mayıs 2026 - Perşembe
- Kurban Bayramı 3. Gün: 29 Mayıs 2026 - Cuma
- Kurban Bayramı 4. Gün: 30 Mayıs 2026 - Cumartesi
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü, 2026'da Çarşamba gününe denk geliyor. Pazartesi-Salı veya Perşembe-Cuma günlerinde izin alarak 5 günlük bir yaz tatili planlayabilirsiniz. Sıcak yaz günlerinde bu süreyi deniz tatili yaparak değerlendirebilirsiniz.
30 Ağustos Zafer Bayramı
Bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı Pazar gününe denk gelmesi nedeni ile hafta sonu ile birlikte geçmiş olacak.
28 Ekim Cumhuriyet Bayramı Arifesi
28 Ekim Cumhuriyet Bayramı arifesi Çarşamba günü öğleden sonra başlayacaktır.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı
Türkiye Cumhuriyeti'nin ilan edildiği bu anlamlı gün, 29 Ekim Perşembe gününe denk geliyor. 28 Ekim Çarşamba günü öğleden sonra başlayacak olan tatil ile toplamda 1,5 günlük bir tatil fırsatı sunuyor. Cuma günü yıllık izin kullanarak 4 gün tatil yapabilirsiniz.
31 Aralık Yılbaşı Gecesi
Ulusal Bayram ve Genel Tatilleri Kanununda yer alan bilgilere göre 1 Ocak günü resmi tatil olarak kabul edilmektedir. Yılbaşı tatilinin bir önceki gün olarak bilinen 31 Aralık tarihi ise bu kanuna göre yarım gün ya da resmi tatil olarak nitelendirilmemiştir.
2026’da Uzun Tatil Yapılabilen Resmi Tatiller
2026 resmi tatiller açısından oldukça avantajlı bir yıl. Hafta sonlarıyla birleşen bayramlar sayesinde uzun tatiller yapılabiliyor. Özellikle Kurban Bayramı'nın hafta sonunu kapsaması ve 19 Mayıs gibi bayramların hafta içine denk gelmesiyle birçok kişi tatil planlarını erkenden yapmaya başladı. Bu durumu değerlendiren Momento gibi kurumsal hediye çözümleri sunan firmalar da, tatil dönemlerine özel kampanyalar ve seyahat temalı hediye seçenekleri sunarak hem bireysel hem de kurumsal müşterilerine farklı alternatifler sunuyor. Bu tarihleri doğru değerlendirenler için yılın büyük bir kısmı hem dinlenme hem de seyahat fırsatlarıyla dolu geçecek. Bu yıl, uzun tatil planı yapmak isteyenler için oldukça iyi bir fırsat.
2026 Resmi Tatiller Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
2026'da Toplam Kaç Gün Resmi Tatil Var?
2026 yılında toplamda 15,5 gün resmi tatil bulunmaktadır.
2026 resmi tatiller hangi günler?
- Yılbaşı (1 Ocak): 1 Gün - Perşembe
- Ramazan Bayramı Arifesi (19 Mart): Yarım Gün - Perşembe
- Ramazan Bayramı 1. Gün (20 Mart): 1 Gün - Cuma
- Ramazan Bayramı 2. Gün (21 Mart): 1 Gün - Cumartesi
- Ramazan Bayramı 3. Gün (22 Mart): 1 Gün - Pazar
- Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı (23 Nisan): 1 Gün - Perşembe
- Emek ve Dayanışma Günü (1 Mayıs): 1 Gün - Cuma
- Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı (19 Mayıs): 1 Gün - Salı
- Kurban Bayramı Arifesi (26 Mayıs): Yarım Gün - Salı
- Kurban Bayramı 1. Gün (27 Mayıs): 1 Gün - Çarşamba
- Kurban Bayramı 2. Gün (28 Mayıs): 1 Gün - Perşembe
- Kurban Bayramı 3. Gün (29 Mayıs): 1 Gün - Cuma
- Kurban Bayramı 4. Gün (30 Mayıs): 1 Gün - Cumartesi
- Demokrasi ve Millî Birlik Günü (15 Temmuz): 1 Gün - Çarşamba
- Zafer Bayramı (30 Ağustos): 1 Gün - Pazar
- Cumhuriyet Bayramı Arifesi (28 Ekim): Yarım Gün - Çarşamba
- Cumhuriyet Bayramı (29 Ekim): 1 Gün - Perşembe
Ramazan Bayramı, 19 Mart 2026 Perşembe (Arife) - 22 Mart 2026 Pazar tarihleri arasındadır.
2026 Ramazan Bayramı 9 Gün mü?
2026 Ramazan Bayramı'nın süresi arife günü ile birlikte 3,5 gündür. Tatil, 19 Mart 2026 Perşembe günü saat 13:00'te başlayıp, 22 Mart 2026 Pazar günü sona erecektir. Özel sektörde çalışanlar, tatil süresi boyunca işbaşı yaparlarsa Ulusal Bayramlar ve Genel Tatiller (UBGT) Hakkında Kanun gereği, bir günlük çalışma karşılığında 1 günlük ekstra ücret alacaklardır.
2026 Kurban Bayramı Ne Zaman?
Kurban Bayramı 2026 yılında 4 gün sürecek olup, 27 Mayıs Çarşamba - 30 Mayıs Cumartesi tarihleri arasındadır. Arife günü 26 Mayıs Salı'dır.
Arife Günleri Resmi Tatil mi?
Dini bayramlardan önceki günler, arife veya arefe olarak adlandırılır ve bu günler yarım günlük resmi tatil olarak kabul edilir. Ayrıca, Cumhuriyet Bayramı’nın arifesinde yarım gün tatildir. Bu nedenle her yıl, toplamda 1,5 günlük arife tatili söz konusu olmaktadır.
2026 Sömestr Tatili Ne Zaman?
2025-2026 eğitim öğretim yılı için yarıyıl tatili (Sömestr Tatili) 19 Ocak 2026 Pazartesi başlayıp, 30 Ocak 2026 Cuma günü sona erecek. İkinci dönem 2 Şubat 2026 Pazartesi günü başlayacak.
2026 Yaz Tatili Ne Zaman Başlıyor?
Yaz tatili, 26 Haziran 2026 Cuma günü başlayacak ve yaklaşık üç ay sürecek. Yaz tatilinin ardından, 2026-2027 eğitim öğretim yılı 8 Eylül 2026 Pazartesi günü başlayacak.
2026 Senesi Dini Gün ve Geceler Ne Zamandır?
2026 yılında mübarek Ramazan-ı Şerif ayı 19 Şubat'ta başlayacak. Kurban Bayramı ise Mayıs ayına denk geliyor.
21 Aralık 2025 Pazar: Üç Ayların Başlangıcı (01 Recep 1447)
25 Aralık 2025 Perşembe: Regaib Kandili
15 Ocak 2026 Perşembe: Mirac Kandili
02 Şubat 2026 Pazartesi: Berat Kandili
19 Şubat 2026 Perşembe: Ramazan Başlangıcı
16 Mart 2026 Pazartesi: Kadir Gecesi
19 Mart 2026 Perşembe: Arefe
20 Mart 2026 Cuma: Ramazan Bayramı (1. Gün)
26 Mayıs 2026 Salı: Arefe
27 Mayıs 2026 Çarşamba: Kurban Bayramı (1. Gün)
16 Haziran 2026 Salı: Hicri Yılbaşı (01 Muharrem 1448)
25 Haziran 2026 Perşembe: Aşure Günü
24 Ağustos 2026 Pazartesi: Mevlid Kandili
10 Aralık 2026 Perşembe: Üç Ayların Başlangıcı
10 Aralık 2026 Perşembe: Regaib Kandili
Kaynak
Sorularla İslamiyet
Resim Kaynak
Sorularla İslamiyet
2026 yılında mübarek Ramazan-ı Şerif ayı 19 Şubat'ta başlayacak. Kurban Bayramı ise Mayıs ayına denk geliyor.
21 Aralık 2025 Pazar: Üç Ayların Başlangıcı (01 Recep 1447)
25 Aralık 2025 Perşembe: Regaib Kandili
15 Ocak 2026 Perşembe: Mirac Kandili
02 Şubat 2026 Pazartesi: Berat Kandili
19 Şubat 2026 Perşembe: Ramazan Başlangıcı
16 Mart 2026 Pazartesi: Kadir Gecesi
19 Mart 2026 Perşembe: Arefe
20 Mart 2026 Cuma: Ramazan Bayramı (1. Gün)
26 Mayıs 2026 Salı: Arefe
27 Mayıs 2026 Çarşamba: Kurban Bayramı (1. Gün)
16 Haziran 2026 Salı: Hicri Yılbaşı (01 Muharrem 1448)
25 Haziran 2026 Perşembe: Aşure Günü
24 Ağustos 2026 Pazartesi: Mevlid Kandili
10 Aralık 2026 Perşembe: Üç Ayların Başlangıcı
10 Aralık 2026 Perşembe: Regaib Kandili
Kaynak
Sorularla İslamiyet
Resim Kaynak
Sorularla İslamiyet
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
فَإِنَّ مَعَ ٱلْعُسْرِ يُسْرًا إِنَّ مَعَ ٱلْعُسْرِ يُسْرًا
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Fe inne maal usri yusran İnne maal usri yusrâ
Meali :
Şüphesiz zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Evet muhakkak zorlukla beraber bir kolaylık vardır.
(Sadakallahul Aziym 94-İnşirâh Suresi 5. ve 6. Ayet)
Zorluk ve Kolaylık Bir Kardeş Gibidir
"İnne me'al usri yüsra" yani "Zorlukla beraber bir kolaylık vardır." (İnşirah Suresi, 6. ayet)
Bu ayeti hepimiz biliriz. Ama üzerine bu kadar düşünmemiştim. Şu an aklıma şöyle bir benzetme geldi: Tıpkı Habil ile Kabil gibi, tıpkı iyi ile kötü gibi, zorluk ile kolaylık da bir kardeş gibidir.
Nasıl yani?
Bir zorluğa denk geldiğinde, bil ki onun yanı başında, onunla aynı anda doğmuş bir kolaylık kardeşi de vardır. Senin işin, o zorluğun içinde saklı olan kolaylık kardeşini bulmaktır. Seçimlerimizi yaparken, eğer önümüze bir zorluk çıkıyorsa, paniğe kapılmamalıyız. Çünkü o zorluğun hemen yanında, onunla birlikte gelen bir kolaylık kapısı da var demektir. Sen o kapıyı seçebilirsin.
Hatta şöyle de düşünebiliriz: Her zaman bir kolaylık vardır. Belki sen onu fark etmiyorsundur. Belki de "Bu da mı kolaylık?" diyeceğin bir yoldur. Ama o kapı seni daha da kolayına götürecektir. Tıpkı okuldaki gibi:
İlkokul 1. sınıfta çözemediğin "zor" bir soru, sen 2. sınıfa geçtiğinde çok kolay gelir.
2. sınıfta zorlandığın bir problem, 3. sınıfta adeta bir oyuna dönüşür.
Bu bize şunu gösterir: "Zor" dediğimiz şey görecelidir. Her zorluğun bir üst seviyesi, daha zoru vardır elbet. Ama Allah'ın vaadi çok nettir: "Muhakkak ki, her zorluğun YANINDA bir kolaylık vardır." Yani zorluk tek başına değildir, yalnız değildir. Onu yaratan, onun yanına mutlaka bir çıkış yolu, bir ferahlık, bir "kolaylık kardeşi" de koymuştur.
Allah bize sanki diyor ki: "Bak evladım, hayatın gerçeği bu. Zorluk var. Ama ben sana, onun içinde gizlenmiş bir kolaylık, bir çıkış yolu da bahşettim. Sen aklını ve kalbini kullan ve o kolay olan yolu seç."
Öyleyse, bir sıkıntıya düştüğümüzde, bir zorlukla yüzleştiğimizde şöyle bir durup düşünmeliyiz: "Peki, bu durumdaki kolaylık kardeşi nerede? Allah bana bu zorluğun içinde hangi kapıyı açtı? Hangi yolu kolaylaştırdı?"
Bu bakış açısı, umudu asla kaybetmememiz gerektiğini ve her meselenin mutlaka bir çözümü olduğunu bize hatırlatıyor. Çünkü bu, Yaratıcı'nın değişmez bir kanunu.
Sonuç olarak: Zorluk ve kolaylık hayatın iki kardeşidir. Biri nerede görünürse, diğeri de mutlaka oradadır. Bizim görevimiz, zorluğun gölgesinde değil, kolaylığın ışığında yürüyebilmektir.
فَإِنَّ مَعَ ٱلْعُسْرِ يُسْرًا إِنَّ مَعَ ٱلْعُسْرِ يُسْرًا
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Fe inne maal usri yusran İnne maal usri yusrâ
Meali :
Şüphesiz zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Evet muhakkak zorlukla beraber bir kolaylık vardır.
(Sadakallahul Aziym 94-İnşirâh Suresi 5. ve 6. Ayet)
Zorluk ve Kolaylık Bir Kardeş Gibidir
"İnne me'al usri yüsra" yani "Zorlukla beraber bir kolaylık vardır." (İnşirah Suresi, 6. ayet)
Bu ayeti hepimiz biliriz. Ama üzerine bu kadar düşünmemiştim. Şu an aklıma şöyle bir benzetme geldi: Tıpkı Habil ile Kabil gibi, tıpkı iyi ile kötü gibi, zorluk ile kolaylık da bir kardeş gibidir.
Nasıl yani?
Bir zorluğa denk geldiğinde, bil ki onun yanı başında, onunla aynı anda doğmuş bir kolaylık kardeşi de vardır. Senin işin, o zorluğun içinde saklı olan kolaylık kardeşini bulmaktır. Seçimlerimizi yaparken, eğer önümüze bir zorluk çıkıyorsa, paniğe kapılmamalıyız. Çünkü o zorluğun hemen yanında, onunla birlikte gelen bir kolaylık kapısı da var demektir. Sen o kapıyı seçebilirsin.
Hatta şöyle de düşünebiliriz: Her zaman bir kolaylık vardır. Belki sen onu fark etmiyorsundur. Belki de "Bu da mı kolaylık?" diyeceğin bir yoldur. Ama o kapı seni daha da kolayına götürecektir. Tıpkı okuldaki gibi:
İlkokul 1. sınıfta çözemediğin "zor" bir soru, sen 2. sınıfa geçtiğinde çok kolay gelir.
2. sınıfta zorlandığın bir problem, 3. sınıfta adeta bir oyuna dönüşür.
Bu bize şunu gösterir: "Zor" dediğimiz şey görecelidir. Her zorluğun bir üst seviyesi, daha zoru vardır elbet. Ama Allah'ın vaadi çok nettir: "Muhakkak ki, her zorluğun YANINDA bir kolaylık vardır." Yani zorluk tek başına değildir, yalnız değildir. Onu yaratan, onun yanına mutlaka bir çıkış yolu, bir ferahlık, bir "kolaylık kardeşi" de koymuştur.
Allah bize sanki diyor ki: "Bak evladım, hayatın gerçeği bu. Zorluk var. Ama ben sana, onun içinde gizlenmiş bir kolaylık, bir çıkış yolu da bahşettim. Sen aklını ve kalbini kullan ve o kolay olan yolu seç."
Öyleyse, bir sıkıntıya düştüğümüzde, bir zorlukla yüzleştiğimizde şöyle bir durup düşünmeliyiz: "Peki, bu durumdaki kolaylık kardeşi nerede? Allah bana bu zorluğun içinde hangi kapıyı açtı? Hangi yolu kolaylaştırdı?"
Bu bakış açısı, umudu asla kaybetmememiz gerektiğini ve her meselenin mutlaka bir çözümü olduğunu bize hatırlatıyor. Çünkü bu, Yaratıcı'nın değişmez bir kanunu.
Sonuç olarak: Zorluk ve kolaylık hayatın iki kardeşidir. Biri nerede görünürse, diğeri de mutlaka oradadır. Bizim görevimiz, zorluğun gölgesinde değil, kolaylığın ışığında yürüyebilmektir.
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ لَمْ يَكُ مُغَيِّرًا نِّعْمَةً أَنْعَمَهَا عَلَىٰ قَوْمٍ حَتَّىٰ يُغَيِّرُوا۟ مَا بِأَنفُسِهِمْ ۙ وَأَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Zâlike biennallâhe lem yeku mugayyiren ni´meten en´amehâ alâ kavmin hattâ yugayyirû mâ bi enfusihim ve ennallâhe semîun alîm
Meali :
Şöyle ki : Bir toplum kendilerinde olanı değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği nimeti değiştirmez ve şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
(Sadakallahul Aziym 8-Enfal Suresi 53. Ayet)
Yüce Allah, “Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur” (Ra’d, 13/11) buyurmaktadır.
Bir toplum kendini değiştirmedikçe Allah da onların durumunu değiştirmez. Bu ilahî kanun her şeyden önce Allah’ın bize vereceği mükâfat veya cezaların davranışlarımıza göre değişeceği gerçeğini hatırlatıyor. Dolayısıyla da bize çok önemli bir sorumluluk yüklüyor. O da kendimizi sık sık kontrol edip gerektiğinde düşüncelerimizde ve hareketlerimizde birtakım değişiklikler yapmamız gerektiğidir.
Sözünü ettiğimiz bu değişim, olumsuz yönde de olabilir. Yani, bir kimse kendinde bulunan güzel ahlak ve meziyetleri değiştirmedikçe Allah da bunun karşılığı olarak onlara verdiği hayırlı nimetleri değiştirmez (bk. Enfâl, 8/53). Bu noktada iyi hâlimizi muhafaza etmeli, istikametimizi korumaya çalışmalıyız. Dünyamızı da her açıdan mamur kılmaya çalışmalıyız.
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ لَمْ يَكُ مُغَيِّرًا نِّعْمَةً أَنْعَمَهَا عَلَىٰ قَوْمٍ حَتَّىٰ يُغَيِّرُوا۟ مَا بِأَنفُسِهِمْ ۙ وَأَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Zâlike biennallâhe lem yeku mugayyiren ni´meten en´amehâ alâ kavmin hattâ yugayyirû mâ bi enfusihim ve ennallâhe semîun alîm
Meali :
Şöyle ki : Bir toplum kendilerinde olanı değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği nimeti değiştirmez ve şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
(Sadakallahul Aziym 8-Enfal Suresi 53. Ayet)
Yüce Allah, “Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur” (Ra’d, 13/11) buyurmaktadır.
Bir toplum kendini değiştirmedikçe Allah da onların durumunu değiştirmez. Bu ilahî kanun her şeyden önce Allah’ın bize vereceği mükâfat veya cezaların davranışlarımıza göre değişeceği gerçeğini hatırlatıyor. Dolayısıyla da bize çok önemli bir sorumluluk yüklüyor. O da kendimizi sık sık kontrol edip gerektiğinde düşüncelerimizde ve hareketlerimizde birtakım değişiklikler yapmamız gerektiğidir.
Sözünü ettiğimiz bu değişim, olumsuz yönde de olabilir. Yani, bir kimse kendinde bulunan güzel ahlak ve meziyetleri değiştirmedikçe Allah da bunun karşılığı olarak onlara verdiği hayırlı nimetleri değiştirmez (bk. Enfâl, 8/53). Bu noktada iyi hâlimizi muhafaza etmeli, istikametimizi korumaya çalışmalıyız. Dünyamızı da her açıdan mamur kılmaya çalışmalıyız.
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتَّىٰ يُغَيِّرُوا۟ مَا بِأَنفُسِهِمْ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
innallâhe lâ yugayyiru mâ bi kavmin hattâ yugayyirû mâ bi enfusihim,
Meali :
Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.
(Sadakallahul Aziym 13-Rad Suresi 11. Ayet)
إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتَّىٰ يُغَيِّرُوا۟ مَا بِأَنفُسِهِمْ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
innallâhe lâ yugayyiru mâ bi kavmin hattâ yugayyirû mâ bi enfusihim,
Meali :
Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.
(Sadakallahul Aziym 13-Rad Suresi 11. Ayet)
[attachment=192932]
اللَّهُم أَعِنِّي على ذِكْرِكَ وَشُكْرِكَ ، وحُسنِ عِبَادتِك
Allah'ım, Seni zikretmem, Sana şükretmem ve Sana en güzel şekilde ibadet etmem için bana yardım et.
اللَّهُم أَعِنِّي على ذِكْرِكَ وَشُكْرِكَ ، وحُسنِ عِبَادتِك
Allah'ım, Seni zikretmem, Sana şükretmem ve Sana en güzel şekilde ibadet etmem için bana yardım et.
Kaligrafi Nedir?
Kaligrafi (Yunanca: κάλλος, kállos - "güzellik" + γραφή, grafí - "yazı");[1] yazı karakter ve unsurları kullanılarak geliştirilen, sıklıkla dekoratif amaçla kullanılan, bir el sanatı çeşidi. Kaligrafi sanatını icra eden sanatçıya, kaligraf denir. Bu sanat dalının çağdaş bir tanımı ise "işaretlere anlamlı, ahenkli ve hünerli bir şekilde biçim verilmesi sanatı" şeklindedir.[2] Belirli bir yazı stili, yazı tipi, hat türü, el veya alfabe gibi tanımlanabilir.[3][4] Hat sanatı kaligrafi sanatı ile karıştırılmaktadır. Hat, Osmanlı İmparatorluğu'ndan günümüze gelmiş olan ve Arap harfleri ile icra edilen bir kaligrafi türüdür.
Farklı coğrafyalarda, farklı şekillerde ortaya çıkmış olan kaligrafi, özellikle matbaanın keşfinden önce büyük önem arz etmiştir. Bugün grafiğin bir dalı olan tipografi'ye benzetilebilir ve sıklıkla yazı sistemlerine veya farklı hat kültürlerine göre sınıflandırılır; Hat (İslami kaligrafi), Şodo (Japon kaligrafisi), shūfǎ (Çin kaligrafisi), Batı kaligrafisi gibi.
Kaligrafide belli başlı kaideler vardır; harfler arasındaki mesafeyi ayarlamak, yazılan yazıya akıcı ve zarif bir ifade kazandırmak, harflerin şekilleriyle gözü rahatsız edecek ya da okunmayacak kadar oynamamak gibi. Ancak Modern kaligrafide artık kelimelerin ifade gücünün yanında kompozisyonun tesiri kullanılarak bazen harflerin okunabilirliğinin yerine geçtiği görülmektedir.[2] Klasik kaligrafi tipografiden ve modern yazı tiplerinden farklı olsa da aynı zanaatın dallarıdır.[5] Dijital tabelacılık yaygınlaşmadan önce muhtelif dükkân ve el arabaları için yazı yazan tabelacılar mevcuttu. Yok olmaya başlamış olan bu mesleğe sahip ustalar kaligrafi zanaatını profesyonel olarak icra ederlerdi. Modern dünyaya ayak uyduran kaligrafi sanatçıları, günümüzde dijital yazı tipleri (font), logo tasarımı, sanat eserleri ve hediyelik eşyalar üreterek sanatlarını icra etmektedirler.
Hazırlık
Ahar ve mühre
Kağıt yüzeyine sürülerek kalemin kaymasını sağlayan nişasta ve yumurta akından yapılmış bir bileşim olan ahar, kaligrafide kullanılan ayrı bir unsurdur. Aharlama adı verilen bu işlem ile bir kağıdın pürüzlü yüzeyi parlatılmış, perdahlanmış olur. Aharlama işlemini, mühreleme işlemi takip eder. Tüm bu işlemler sonrasında kağıt yazılacak hale gelmiş olur. Bu şekilde hazırlanan kağıtlar üzerinde hatalı yazıları ıslak bir sünger ile silmek ve düzeltmek mümkündü. Kağıdın değerli olduğu dönemlerde, ahar aynı kağıda defalarca yazma olanağı verdiğinden özellikle yararlıydı.
KALİGRAFİ
Tanım: Kaligrafi; yazının işlevini görsel olarak estetik biçimlendirmedir.
Etimoloji: Kallos ve graphos kelimelerinin birleşmesinden oluşur.
Her ne kadar ülkemizde hattat veya güzel yazı örnekleri ile karıştırılsa da kaligrafi ülkemizde de oldukça yaygındır. Genellikle dik ve yatay çizgilerden oluşan Latin harflerini simetrik bir şekilde kâğıda dökmek kaligrafinin en temel unsurlarından birisidir. Özellikle latin harflerinin kullanarak kelimelere süsleme yoluyla değişik kimlikler kazandırma sanatıdır.
Sıklıkla dekoratif amaçla kullanılan ,bir görsel sanat türüdür…Daha çağdaş bir yorum ise işaretlere anlamlı, ahenkli ve hünerli bir biçimde şekil verilmesi sanatı biçminde de tanımlanabilir..
Kaligrafi Nedir?
Kaligrafi, Yunanca güzel anlamına gelen “kallos” ve yazı anlamına gelen “graphia” kelimelerinden türemiş, güzel yazının bir ifadesidir.
Kaligrafi, insanoğlunun yüzyıllardır birbirleri ile iletişimindeki görsel sanatların önemli bir parçasıdır. Her milletin kendine özgü bir kaligrafi tarzı olması din, dil ve kültür farkından kaynaklanmaktadır. Dünyada en çok ilgi gören ve aktif olanlar; Çin kaligrafisi, İbrani kaligrafisi, Hint kaligrafisi, Japon kaligrafisi, Kore kaligrafisi, Yunan kaligrafisi, Arap kaligrafisi ve Batı kaligrafisi (western calligraphy) dir.
Osmanlı İmparatorluğu döneminden günümüze kadar gelen Hat Sanatı, bunun en çarpıcı örneklerindendir. Ülkemizde Hat Sanatı olarak bilinen Arap kaligrafisi, Türkiye’de olduğu kadar yurt dışında da ilgi ve beğeni ile takip edilmektedir. Ülkemizde, Arap kaligrafisi ile çalışan kişilere Hattat ünvanı verilmektedir.
Günümüzde en aktif ve yaygın olan kaligrafi ise batı kaligrafisidir. Batı kaligrafisi Latin harfleri ile yapılır. Bu sanatı yapan kişilere Kaligraf ünvanı verilir.
Dünyaca ünlü Çinli kaligraf Wang Hsi-chih’in söylediği gibi “Yazı yazmak bir ifade yöntemidir; Kaligrafi sanatında kullanılan dekoratif simgeler, ruhu yüceltmeyi ve duyguları en iyi şekilde aktarabilmeyi sağlar”.
Günlük yaşamımızda kalemler, insanların vazgeçemeyeceği bir ihtiyacıdır. Bilgisayar teknolojisinin doruk noktasına geldiği şu dönemde bile insanlar, el yazısına ihtiyaç duyarlar. Kaligrafi sanatının amacı; İnsanların daha estetik ve dekoratif yazı yazabilmelerini sağlamaktır.
Flourishing
Tezhip’e benzer süslemeleri olan eğik coppreplate kalemi ile yapılabilen bir süsleme sanatıdır. Flourishing
Copperplate
Copperplate; el yazma sanatı esnek uçlu (yan açılı) divit, mürekkep ile icra edilen el yazma sanatıdır.Copperplate
Spencerian
1850-1925 yılları arasında Amerika’da hüküm sürmüş hızlı yazılabilen okunaklı ve zarif bir yazı türüdür. Spencerian
Kaligrafi Tarihi
Bildiğimiz gibi yazı, Güney Mezopotamya’da yaşayan Sümerler tarafından İ.Ö. 3500 yıllarında icat edilmiştir. Arkeologlara göre ilk yazının işlevi “muhasebe-defter tutma” da kullanılmıştır.
Daha sonraki yıllarda Sümer yazıları, insan ve eşya isimlerini içeren 1.200 logo grafik (resimsel) sembollü bir iletişim aracı olmuştur. Zaman içinde bu logo grafik nitelikler, çizgisel formlar kazanarak alfabe benzeri şekillere dönüşmüş ve fonolojik unsurları kapsamaya başlamıştır. Hece sisteminin geliştirilmesi ve kelimelere takılar eklenmesi ile konuşma dili ve yazı bütünsel bir iletişim aracı haline gelmiştir.
Mezopotamya’nın kuzey-batısında yaşamış, Fenikeliler Sümerlerin yazı sistemini çeşitli sembollerle geliştirip Fenike (Semitik) alfabesini icat etmişlerdir. Fenikeliler, deniz ticareti ile bu yazıyı Yunan uygarlığına ulaştırmıştır. Yunan alfabesi de çeşitli aşamalardan geçerek İ.Ö. 900 yıllarında son şeklini almıştır. Daha sonra Romalılar bu Yunan kültürü ile birlikte Yunan alfabesini de benimsemişler. Latin alfabesi İ.Ö. 100 yıllarında son şeklini almıştır ve günümüz alfabesinin temeli oluşturulmuştur.
Kaligrafi, bu dönemden itibaren insanoğlunun vazgeçilmez bir ihtiyacı haline gelmiştir. İlk kaligrafi örneklerini, Roma İmparatorluğu dönemindeki taşları oymak suretiyle ortaya çıkardıkları çalışmalardır.
İnsan Hayatında Kaligrafinin Önemi
Güzel giyinen bir kişi toplumda hemen fark edilir, takdir ve saygıyla karşılanır. Güzel konuşan bir kişiyi dinlemek çok keyiflidir. Güzel yazısı olan kişilerin yazdıkları hayranlık ve dikkatle okunur. Güzel yazı yazmak, insanın kendisine ve diğer kişilere olan saygısını gösterir.
Kaligrafi, insan hayatında son derece önemli bir yer teşkil etmektedir. Güzel yazı sanatı, duygularımızı ve düşüncelerimizi doğru ve güzel bir şekilde ifade edebilmemizi; Düşünce dağarcığımızın gelişimesini; Günlük hayatta kullandığımız yazıların biçimine ve imla kurallarına uymayı alışkanlık haline getirmemizi; Kişiliğimizin ve yaratıcılığımızın gelişmesini; Ortaya çıkardığımız eserler sayesinde özgüvenimizi kazanmamızı; Sahip olduğumuz yeteneklerin farkına varmamızı; Mükemmeli yakalayabilmek için eleştiriye açık olmamızı; Araştırmacı ruhumuzun gelişmesini; İşe yaramaz diye tabir edilen birçok malzemeyi atmak yerine, onları faydalı bir şekilde sanat aracı olarak kullanabilmemizi; Kitle iletişim araçlarında, bu sanatın etkilerini kavrayabilmemizi; Sanatın ve sanatçıların önemini kavramamızı; Meslek hayatımızda saygın bir kariyer oluşturmamızı; Yaptığımız her işte, sabırlı, titiz ve dikkatli olmamızı sağlar.
Kaligrafi Sanatını Öğrenmek Özel Yetenek Gerektirir Mi?
Kaligrafi Sanatını 7’den 77’ye herkes öğrenebilir. Bu sanatı yapabilmeniz için çok büyük bir alana, çeşit çeşit teknik malzemelere ve özel koşullara ihtiyacınız yoktur; Neredeyse elektriğe bile ihtiyacınız yoktur. Küçük bir masada, bir mum ışığında bile çalışabilirsiniz. Elinizde bir kalem ve bir kağıt varsa bu sanatı yapmaya hazırsınız demektir.
Kaligrafi için özel bir yeteneğe ihtiyacınız yoktur. İyi bir eğitimle herkes dekoratif yazı yazmayı öğrenebilir. Sabır, dikkat ve itina bu sanatın temel ilkeleridir. Güzel yazı yazmayı öğrenme isteği ve azim, öğrenmek için gereken ilk adımdır. Bu özelliklere sahipseniz, iyi bir kaligrafi öğretmeni eşliğinde kısa bir sürede güzel yazı sanatını öğrenebilirsiniz.
Her sanat dalında olduğu gibi, kaligrafide de bir sınır yoktur.
Hayal dünyanız ne kadar genişse bu sanatta o kadar çok ilerleyebilirsiniz. Elinize kalemi aldığınızda çok farklı bir dünyaya adım atarsınız. Kendinizi hiç bilmediğiniz engin bir okyanusta hissedersiniz. Hergün yeni keşiflere merhaba dediğiniz bir okyanus…
Kaligrafi Sanatının Dünyadaki Yeri ve Önemi
Kaligrafi sanatı, yurt dışında bilhassa Amerika, İngiltere ve Avustralya’da büyük ilgi görmektedir. Bu ülkelerde, kaligrafi sanatına gereken değer verilmiş ve olağanüstü bir alt yapı oluşturulmuştur. Amerika’da birçok üniversitenin grafik tasarım bölümlerinde kaligrafi dersleri okutulmaktadır. Ayrıca, her eyalette onlarca özel kaligrafi okulları bulunmaktadır. Bu okullar ve üniversiteler bünyesinde her yıl seminerler, geleneksel yarışmalar ve sergiler düzenlenmektedir.
Yurt dışında kaligrafi sanatı en az resim sanatı kadar ilgi görmektedir. 7’den 77’ye birçok insanın hobileri arasında yer alır. Kaligrafinin çok fazla ilgi görmesinden kaynaklanan bir ticaret alanı da doğmuştur. Dünyada bu sanatı meslek edinmiş binlerce kaligraf bulunmaktadır. Örneğin davetiye, kartvizit, kartpostal, logo vb. tasarımlar kaligraflar tarafından yapılmaktadır. Bu sanat oldukça geniş bir istihdam alanı oluşturmuştur.
Teknolojinin en ileri düzeyde olmasına rağmen yurt dışında birçok insanın sanata ve sanatçıya duyduğu ilgi ve saygıdan dolayı işlerini kaligraflara yaptırmaktan oldukça büyük onur ve haz duyuyorlar. Amerika’da bir gelenek haline gelen davetiye zarflarının yazıları kaligraflar tarafından yazılmaktadır.
Bilgisayar dünyasının duayeni olarak kabul edilen Bill Gates’in düğün davetiyeleri, dünyaca ünlü İngiliz kaligraf Martin Jackson tarafından tasarlanmış ve yazılmıştır. Bu durum kaligrafi sanatı adına fevkalade önemli gurur verici bir tablodur. Bilgisayar teknolojisi ile her şeyi yapabilecek kudrette olan bir kişinin sanata duyduğu sevgi ve saygıyı takdir etmemek mümkün değildir.
Türkiye’de Kaligrafi Sanatı
Ülkemizde kaligrafi sanatı, bihassa batı kaligrafisi henüz çok iyi bilinmemektedir. Bunun temelinde yatan neden, Türkiye’de kaligrafi sanatı eğitiminin olmamasıdır. Yurt dışında kaligrafi eğitimine gösterilen hassasiyetin, ülkemizdeki eğitim kurumlarında da olması gerekir. Üniversitelerimizin, güzel sanatlar fakültelerinin grafik tasarım bölümlerinde kaligrafi dersinin okutulmasında çok büyük fayda olduğuna inanıyorum zira bir tasarımcının en özgür ve sınırsızca kullandığı yegane araç, kalemdir.
Türkiye’de kaligrafiye gönül vermiş ve bu sanat çerçevesinde kendisini çok iyi yetiştirmiş insanlar var. Bu kişiler herhangi bir kurumdan destek almamalarına rağmen çalışmalarını bir şekilde sürdürmektedirler. Gerek davetiye zarflarının üzerlerini kaligrafik yazılarla süsleyen, gerek fuar organizasyonlarında yazı çalışmaları yapan kaligrafların olması ülkemizdeki kaligrafi sanatının yayılmasında önemli bir yer teşkil ederler.
Hat sanatı, diğer bir deyişle Arap kaligrafisi, Türkiye’deki en önemli sanat dallarından birisidir. Hat sanatı oldukça geniş bir kitlenin beğenisini kazanmış hatta bu sanatı öğrenebileceğimiz çeşitli eğitim kurumları da kurulmuştur. Bu durum, ülkemizin geleneksel el sanatlarına bağlılığının ve sanata verilen önemin somut bir göstergesidir.
Osmanlı döneminden günümüze kadar gelen hat sanatı sayesinde ülkemizde dünyaca ünlü hattatlar yetişmekte ve Türkiye’nin yurt dışındaki tanıtımında oldukça önemli bir yer teşkil etmektedir. Bu sanatın gelişmesindeki en önemli nokta ise hat sanatı eğitimine gereken önemi vermiş olmamızdır. Günümüzde çok değerli hat üstatlarımızın çalışmaları evleri, ofisleri, sergileri ve müzeleri süslemektedir.
Batı kaligrafisi alanında da ilerleyebilmemiz için her şeyden önce bu konudaki eğitim kurumlarının alt yapılarını oluşturmalıyız. Arz olmadan talebin olması düşünülemez. Türkiye’nin her vilayetinde bu sanatı öğrenmek isteyen o kadar çok insan var ki böylesine bir talebin olması kanaatimce çok yakında devlet büyüklerimizi harekete geçirecektir.
Kaligrafi Sanatı ve Bilgisayar Teknolojisi
Günümüzdeki bilgisayar fontlarının birçoğu, kaligrafi sanatı ile oluşturulup daha sonra bilgisayara aktarılmıştır. Bugün bilgisayar ile yapamayacağımız hiçbir şeyin olmadığına inanıyoruz. Ancak, kimi zaman geliyor ki elimizle yaptığımız bazı çalışmaları hiçbir teknoloji ile yapmamız mümkün olmuyor. Elimizde bir kalemimiz varsa bize hiç kimse müdahale edemez. Kaligrafi sanatı bilgisayarla işbirliği yapabilecek sanat dallarından birisidir. Kaligrafi teknikleri ile bilgisayar teknolojisi birleştiğinde ortaya inanılmaz güzel çalışmalar çıkabilir.
Amerikalı ünlü kaligraf Paul Standard’ın söylediği gibi “Geometri, okunaklı harfler üretebilir fakat sanat tek başına harfleri güzelleştirir. Geometrinin bittiği yerde sanat başlar ve harflere herhangi bir geometrik şekilden öte karakter kazandırır”.
İnsanoğlu bilgisayar teknolojisi ile tanışmadan önceki dönemde birçok işte ellerini kullanıyordu. Bu yüzden, o dönemde güzel sanatlara olan ilgi günümüze oranla kat kat fazla idi.
Şüphesiz, bilgisayar, insanlık tarihindeki en önemli buluşlardan birisidir zira günlük ev hayatımızda olsun, iş hayatımızda olsun bizlere pek çok kolaylık ve bir o kadar da rahatlık getirmiştir; Öyle ki, bir tek tuşla dünyanın diğer tarafındaki insanlarla yazışabiliyor hatta görüntülü olarak konuşabiliyoruz. Teknolojiyi yakından takip etmek en doğal hakkımız ve ihtiyacımız! Ancak, ortada, insanlık tarihini son derece korkunç bir geleceğin beklediği gerçeğini göz ardı edemeyiz…
Bu durum sıradan bir paranoyadan ziyade kaçınılmaz realist bir düşüncedir. Acaba günümüz teknolojisi ile 15 dakikada isteyen herkesin Monalisa tablosunu bilgisayarda çizebildiğini Leonardo da Vinci duysaydı ne yorum yapardı? Bugün Leonardo da Vinci’nin, Picasso’nun, Van Gogh’un tablolarına paha biçilemiyor. Acaba bunun sebebi, bu sanatçıların öldükten sonra eserlerinin değer kazanması mı yoksa eserlerin antik değer taşıması mı? Günümüzde acaba bir Leonardo da Vinci kadar iyi bir ressam yok mu ya da bir daha böyle bir üstat dünyaya gelmeyecek mi? Merhum Hattat Hamit Aytaç’ın ve diğer hattatlarımızın eserlerine de paha biçilemiyor? Bugün onun kadar iyi bir hat üstadımız yok mu ya da böyle bir üstat daha yetişmez mi?
Kısacası, teknoloji ilerledikçe insan gücüne ihtiyaç azalmaktadır. Otomobil fabrikalarındaki istihdam geçmişte çok daha genişti! Bilgisayarlarla kontrol edilen robot makinalar bugün binlerce işçinin işsiz kalmasına yol açmıştır. Günümüzde birçok evde bilgisayar bulunmaktadır. Kendi kartvizitlerimizi, davetiyelerimizi yapıyoruz peki matbaacılar ne iş yapacak? Kendi fotoğraflarımızı çekip çoğaltabiliyoruz peki fotoğrafçılar kimin fotoğrafını çekecek? İnsanlar artık eline kalem alıp mektup yazmayı bile unuttu! Çünkü e-mail diye bir şey var. Bir gün bir arkadaşım bana şöyle söyledi. “Eğer sevdiğim bir insan, en içten duygularını bilgisayardan yazdırıp bana mektup atarsa, ben o mektubu alır ve hiç okumadan çöpe atarım! Çünkü bir bilgisayar çıktısı hiçbir zaman bir ruh taşımaz, insanın eliyle yazdığı yazıda bir ruh vardır. Bilirsin ki bu yazılar tek tek onun parmaklarından süzülmüştür. Her bir çizgisinde, her noktasında o kişiyi hissedersin.” demişti. Bu sözlere katılmamak mümkün değil.
2000’li yıllarda doğan çocuklarımız artık bilgisayarlarla büyümekte. Ancak, teknoloji, çocuklarımızı hazırcılığa ve tembelliğe davetiye çıkarmaktadır; Onların, yaratıcılık duygularını, yeteneklerini ortaya çıkarmalarına; Kendi hayatlarını kurmalarına, sorumluluk duygularını kazanmalarına, üretken bir kişiliğe sahip olmalarına engel olmaktadır. Acaba kaçımız bu çocuklarımızı güzel sanatları öğrenmeye teşvik ediyoruz? Acaba kaçımız çocuğumuzun bir bilgisayar mühendisi, uçak mühendisi, doktor, avukat olmasını değil de bir Picasso ya da bir Hamit Aytaç olmasını diliyoruz? Acaba kaçımız sanatla yakından ilgileniyoruz ve sanata hak ettiği değeri veriyoruz? Picasso, bir gün tablosunu büyük bir memnuniyetsizlikle izleyen bir kişinin yanına gider ve tabloyu nasıl bulduğunu sorar ve bu kişi şöyle yanıt verir “Çok saçma! Hiçbir şey anlamadım!” der Picasso da yanıt olarak ”Üzülmeyin, kuşların sesinden de bir şey anlamıyoruz…”
Bilgisayarlar, insanoğlunun şüphesiz en çok ihtiyaç duyduğu araçlardır. Ancak teknolojinin bize sunduğu bu değerli buluşu yerinde ve ihtiyaç duyulduğunda kullanmak gerekir aksi taktirde bilgisayarın faydasından çok zararını görürüz. Bilgisayarlar birçoğumuzun neredeyse bütün dünyası olmuştur. Sabah-akşam bilgisayar önünden hiç kalkmayan insanlar var. Artık her köşe başında bir internet kafe var ve bu kafeler her gün mahşer günü gibi insan kaynıyor. Acaba gençlerimiz bu kafelerde gerçekten bir araştırma peşindeler mi? Acaba yeni çıkan kitapları mı takip ediyorlar? Ünlü bir sanatçının eserlerini mi inceliyorlar? Eğer durum böyle ise gerçekten bizim insanımız okuyan, araştıran, sanata saygı duyan bir toplum. Yoksa bu kafelerde sanal sohbet yapıp araştırmacı ruhumuzu mu sınıyoruz? Ya da bilgisayar oyunları ile yaratıcılık ruhumuzu mu geliştiriyoruz? Dikkat edelim de teknolojinin bu inanılmaz buluşu altında ezilmeyelim.
Çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmak için her şeyden önce sanata ve sanatçıya duyarlı bir toplum olmak gerekir zira el emeği kadar hiçbir şey değerli olamaz. Elde yapılan bir halı ile makine halısı bir midir? Elde yapılan bir yüzük ile döküm bir yüzüğü nasıl kıyaslayabiliriz? El emeğine gereken saygı ve ilgiyi kaybetmediğimiz müddetçe ülkemizdeki istihdam sorununa da yardımcı olmuş sayılırız zira ülkemizde birçok sanatçı geçimini bin bir güçlükle ortaya çıkarmış olduğu eserlerden kazanmaktadır.
Kaligrafi ve Hat Sanatı Arasındaki Fark Nedir?
Kaligrafi ile hat sanatı arasındaki farkı anlamak için kaligrafi nedir ve kaligrafi ne demek sorularına cevap vermek gerekir. Kaligrafi, güzel yazı yazma sanatının bütününe verilen isimdir demiştik. Fakat kaligrafinin yapıldığı coğrafya ve kültüre göre farklı çeşitleri bulunur. Japon kaligrafisi, batı kaligrafisi, pers kaligrafisi gibi çeşitleri bulunan bu sanatın bir çeşidi de hat sanatıdır. Çeşit belirtilmeden yalnızca kaligrafi denildiği zaman batı kaligrafisi kast edilir.
Hat sanatı, kaligrafinin arap alfabesiyle yapılan halidir. Bu sanatla uğraşan kişilere hattat ismi verilir. Hattatlar, hat sanatı yaparken genellikle tek bir düşünce üzerine odaklanıp, o düşünceyi hat sanatı ile anlatmaya çalışırlar. Hat sanatı, Arap alfabesinin karmaşık yapısı ve harfleri sebebiyle en zor kaligrafi çeşitlerinden biridir. Batı kaligrafisi ve hat sanatı arasında belirli farklar bulunur. Bu farklardan bazıları şunlardır:
Batı kaligrafisi, Latin alfabesi kullanılarak yapılır. Hat sanatı, Arap alfabesi kullanılarak yapılır.
Batı kaligrafisinde normal metinler süslü şekilde yazılır. Hat sanatının dini bir boyutu vardır. Hat sanatında islamî sözler ve ifadeler süslü şekilde yazılır.
Batı kaligrafisi, soldan sağa yazılarak yapılır. Hat sanatı, sağdan sola yazılarak yapılır.
Batı kaligrafisi ile uğraşanlara kaligraf veya kaligrafist denir. Hat sanatı ile uğraşanlara hattat denir.
Hat sanatı, batı kaligrafisine göre daha zordur.
Batı kaligrafisi bir sanat dalıdır. Hat sanatı sanat dalından ziyade bir kültürdür. Osmanlı zamanından gelen ve günümüzde hala değerini koruyan, usta-çırak ilişkisinin korunduğu bir sanat dalıdır.
Kaligrafi Sanatında Kullanılan Kaligrafi Malzemeleri Nelerdir?
Osmanlı zamanlarında hat sanatı yapmak için kâğıtlar, nişasta ve yumurta akından oluşan bir karışım ile kaplanırdı. Bu karışım, kâğıdın yüzeyinin kaygan olmasını sağlayarak, sanat yapmayı kolaylaştırırdı. Aynı zamanda bu karışım kâğıt üzerinde yapılan hatalı çizimleri, ıslak bir bezle silinebilir hale getirirdi. Böylece kâğıdın pahalı olduğu eski zamanlarda, israf olmadan, hatalar telafi edilebilirdi.
Günümüzde de kaligrafi sanatı yapılırken normal malzemeler kullanılmaz. Kaligrafi sanatı için özel malzemeler bulunur. Kaligrafi malzemeleri nelerdir diye sorulduğunda akla kaligrafi kâğıdı ve kaligrafi kalemi gelir. Ülkemizde kaligrafi sanatı, daha çok hat sanatı şeklinde yapıldığı için hat sanatına özel üretilmiş kâğıtlara sıkça rastlanır. Hat sanatı kâğıtları, mat kuşe kâğıttan üretilir. Bu kâğıtlarda genellikle hat sanatının konseptine uygun, islamî motifler bulunur. Bu sanatı yaparken kullanılan malzemelerden birisi de kaligrafi kalemidir.
Kaligrafi Kalemi Nedir?
Kaligrafi nedir sorusunun cevabını almış olanlar, kaligrafi sanatına ilgi duymaya başlayabilir. Kaligrafi sanatı için özel olarak üretilmiş olan kaligrafi kalemi nedir sorusu da merak edilenler arasındadır. Kaligrafi kalemi, kaligrafi sanatını yapmak için özel olarak üretilmiştir. Bu kalemler kullanılarak, profesyonel çizim ve yazım işlemleri kolaylıkla yapılır. Kaligrafi sanatı, cam ve plastik gibi yüzeylere de yapılabilir. Kaligrafi kalemleri de her türlü yüzeye işaretleme yapacak şekilde üretilir.
Kaligrafi sanatında, daha önce yukarıda bahsedilmiş olan kurallar dışında bir sınırlama bulunmaz. Yazının şekli, ne anlatmak istediği ve nasıl süsleneceği tamamen kaligrafın hayal gücüne bağlıdır. Yazılan yazılar; küçük, büyük, ince çizgili, kalın çizgili, siyah, kırmızı, mavi ya da farklı bir renkte olabilir. Yapılacak yazımın türüne göre de kaligrafi kalemi çeşitlere ayrılır. Kaligrafide sıklıkla kullanılan kalemler şu şekildedir:
Dolma Kaligrafi Kalemi
Fırça Uçlu Kaligrafi Kalemi
Mürekkepli Kaligrafi Kalemi
Bu kalem türlerinin hepsi birbirinden farklı bir yazım deneyimi sunar. Bu kalemler kendi içinde de uç boyutuna, uç şekline ve renklerine göre çeşitlere ayrılır. Üstte bahsedildiği gibi, kaligrafi bir sanattır ve kaligrafide bir sınır yoktur.
Kaligrafi Kalemi Seçerken Nelere Dikkat Edilmelidir?
Kaligrafi sanatı tamamen el emeği ile yapılan bir sanattır. Kaligrafi yapılırken sadece hayal gücü ve eller kullanılır. Yapılacak sanatı hayal etmek, planlamasını yapmak ve sonrasında kâğıda geçirmek için uzun süreler, hatta bazen günler gerekir. Kaligrafiyi yaparken büyük bir hata yapmak demek, saatler süren emeğin boşa gitmesi demektir.
Bu kadar zor ve uğraştırıcı olan bu sanatı yaparken işleri biraz olsun kolaylaştırmak için doğru seçilmiş bir kalem kullanmak gerekir. Kaligrafi kalemi doğru seçildiği zaman, sanatı yaparken ortaya çıkabilecek olası hataların önüne geçilmiş olur. Bu sayede zaman ve emek kaybı yaşanmaz. Kaligrafi kalemi seçilirken dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Bu noktalardan bazıları şunlardır:
Mürekkep, kâğıt üzerinde dağıldığında hoş olmayan bir görüntü oluşturur. Bu sebeple kullanılan kalemin mürekkebi kâğıt üzerinde dağılmayacak yapıda olmalıdır.
Mürekkep, hızlı kurumadığı zaman kâğıda dokunulduğunda ele veya kâğıdın geri kalanına bulaşabilir. Bu yüzden mürekkebin hızlı kuruma özelliği olmalıdır.
Kalem kullanırken bazen mürekkep kalemin ucuna gelmez ve renk vermez. Kaligrafi uygularken bu durumla karşılaşmak hataya sebep olabilir. Bu yüzden kalem ucuna mürekkep akışı kesintisiz gelecek şekilde olmalıdır.
Kalem ucunda pamukçuk olması veya kalem ucunun bozulmuş olması sanatın kalitesini etkiler. Bu sebeple kalemin ucu kaliteli yapıda olmalıdır.
Kaligrafi sanatı, yapıldığı alanda uzun yıllar formunu korumalıdır. Bunun için kaligrafi kalemi; ısı, ışık ve suya dayanıklı olmalıdır. Zorlu koşullarda bile solma veya silinme yapmamalıdır.
Kullanılan kalem, kaligrafinin görünüşünü etkiler. Yumuşak bir görünüm isteniyorsa yuvarlak uçlu, sert bir görünüm isteniyorsa kesik uçlu kalem kullanılmalıdır.
Kaynak
Wikipedia
kaligrafika
avansas
Kaligrafi Örnekler
[attachment=191594]
[attachment=191595]
[attachment=191596]
[attachment=191597]
islami Kaligrafi Örnekler
[attachment=191598]
[attachment=191599]
[attachment=191600]
Kaligrafi (Yunanca: κάλλος, kállos - "güzellik" + γραφή, grafí - "yazı");[1] yazı karakter ve unsurları kullanılarak geliştirilen, sıklıkla dekoratif amaçla kullanılan, bir el sanatı çeşidi. Kaligrafi sanatını icra eden sanatçıya, kaligraf denir. Bu sanat dalının çağdaş bir tanımı ise "işaretlere anlamlı, ahenkli ve hünerli bir şekilde biçim verilmesi sanatı" şeklindedir.[2] Belirli bir yazı stili, yazı tipi, hat türü, el veya alfabe gibi tanımlanabilir.[3][4] Hat sanatı kaligrafi sanatı ile karıştırılmaktadır. Hat, Osmanlı İmparatorluğu'ndan günümüze gelmiş olan ve Arap harfleri ile icra edilen bir kaligrafi türüdür.
Farklı coğrafyalarda, farklı şekillerde ortaya çıkmış olan kaligrafi, özellikle matbaanın keşfinden önce büyük önem arz etmiştir. Bugün grafiğin bir dalı olan tipografi'ye benzetilebilir ve sıklıkla yazı sistemlerine veya farklı hat kültürlerine göre sınıflandırılır; Hat (İslami kaligrafi), Şodo (Japon kaligrafisi), shūfǎ (Çin kaligrafisi), Batı kaligrafisi gibi.
Kaligrafide belli başlı kaideler vardır; harfler arasındaki mesafeyi ayarlamak, yazılan yazıya akıcı ve zarif bir ifade kazandırmak, harflerin şekilleriyle gözü rahatsız edecek ya da okunmayacak kadar oynamamak gibi. Ancak Modern kaligrafide artık kelimelerin ifade gücünün yanında kompozisyonun tesiri kullanılarak bazen harflerin okunabilirliğinin yerine geçtiği görülmektedir.[2] Klasik kaligrafi tipografiden ve modern yazı tiplerinden farklı olsa da aynı zanaatın dallarıdır.[5] Dijital tabelacılık yaygınlaşmadan önce muhtelif dükkân ve el arabaları için yazı yazan tabelacılar mevcuttu. Yok olmaya başlamış olan bu mesleğe sahip ustalar kaligrafi zanaatını profesyonel olarak icra ederlerdi. Modern dünyaya ayak uyduran kaligrafi sanatçıları, günümüzde dijital yazı tipleri (font), logo tasarımı, sanat eserleri ve hediyelik eşyalar üreterek sanatlarını icra etmektedirler.
Hazırlık
Ahar ve mühre
Kağıt yüzeyine sürülerek kalemin kaymasını sağlayan nişasta ve yumurta akından yapılmış bir bileşim olan ahar, kaligrafide kullanılan ayrı bir unsurdur. Aharlama adı verilen bu işlem ile bir kağıdın pürüzlü yüzeyi parlatılmış, perdahlanmış olur. Aharlama işlemini, mühreleme işlemi takip eder. Tüm bu işlemler sonrasında kağıt yazılacak hale gelmiş olur. Bu şekilde hazırlanan kağıtlar üzerinde hatalı yazıları ıslak bir sünger ile silmek ve düzeltmek mümkündü. Kağıdın değerli olduğu dönemlerde, ahar aynı kağıda defalarca yazma olanağı verdiğinden özellikle yararlıydı.
KALİGRAFİ
Tanım: Kaligrafi; yazının işlevini görsel olarak estetik biçimlendirmedir.
Etimoloji: Kallos ve graphos kelimelerinin birleşmesinden oluşur.
Her ne kadar ülkemizde hattat veya güzel yazı örnekleri ile karıştırılsa da kaligrafi ülkemizde de oldukça yaygındır. Genellikle dik ve yatay çizgilerden oluşan Latin harflerini simetrik bir şekilde kâğıda dökmek kaligrafinin en temel unsurlarından birisidir. Özellikle latin harflerinin kullanarak kelimelere süsleme yoluyla değişik kimlikler kazandırma sanatıdır.
Sıklıkla dekoratif amaçla kullanılan ,bir görsel sanat türüdür…Daha çağdaş bir yorum ise işaretlere anlamlı, ahenkli ve hünerli bir biçimde şekil verilmesi sanatı biçminde de tanımlanabilir..
Kaligrafi Nedir?
Kaligrafi, Yunanca güzel anlamına gelen “kallos” ve yazı anlamına gelen “graphia” kelimelerinden türemiş, güzel yazının bir ifadesidir.
Kaligrafi, insanoğlunun yüzyıllardır birbirleri ile iletişimindeki görsel sanatların önemli bir parçasıdır. Her milletin kendine özgü bir kaligrafi tarzı olması din, dil ve kültür farkından kaynaklanmaktadır. Dünyada en çok ilgi gören ve aktif olanlar; Çin kaligrafisi, İbrani kaligrafisi, Hint kaligrafisi, Japon kaligrafisi, Kore kaligrafisi, Yunan kaligrafisi, Arap kaligrafisi ve Batı kaligrafisi (western calligraphy) dir.
Osmanlı İmparatorluğu döneminden günümüze kadar gelen Hat Sanatı, bunun en çarpıcı örneklerindendir. Ülkemizde Hat Sanatı olarak bilinen Arap kaligrafisi, Türkiye’de olduğu kadar yurt dışında da ilgi ve beğeni ile takip edilmektedir. Ülkemizde, Arap kaligrafisi ile çalışan kişilere Hattat ünvanı verilmektedir.
Günümüzde en aktif ve yaygın olan kaligrafi ise batı kaligrafisidir. Batı kaligrafisi Latin harfleri ile yapılır. Bu sanatı yapan kişilere Kaligraf ünvanı verilir.
Dünyaca ünlü Çinli kaligraf Wang Hsi-chih’in söylediği gibi “Yazı yazmak bir ifade yöntemidir; Kaligrafi sanatında kullanılan dekoratif simgeler, ruhu yüceltmeyi ve duyguları en iyi şekilde aktarabilmeyi sağlar”.
Günlük yaşamımızda kalemler, insanların vazgeçemeyeceği bir ihtiyacıdır. Bilgisayar teknolojisinin doruk noktasına geldiği şu dönemde bile insanlar, el yazısına ihtiyaç duyarlar. Kaligrafi sanatının amacı; İnsanların daha estetik ve dekoratif yazı yazabilmelerini sağlamaktır.
Flourishing
Tezhip’e benzer süslemeleri olan eğik coppreplate kalemi ile yapılabilen bir süsleme sanatıdır. Flourishing
Copperplate
Copperplate; el yazma sanatı esnek uçlu (yan açılı) divit, mürekkep ile icra edilen el yazma sanatıdır.Copperplate
Spencerian
1850-1925 yılları arasında Amerika’da hüküm sürmüş hızlı yazılabilen okunaklı ve zarif bir yazı türüdür. Spencerian
Kaligrafi Tarihi
Bildiğimiz gibi yazı, Güney Mezopotamya’da yaşayan Sümerler tarafından İ.Ö. 3500 yıllarında icat edilmiştir. Arkeologlara göre ilk yazının işlevi “muhasebe-defter tutma” da kullanılmıştır.
Daha sonraki yıllarda Sümer yazıları, insan ve eşya isimlerini içeren 1.200 logo grafik (resimsel) sembollü bir iletişim aracı olmuştur. Zaman içinde bu logo grafik nitelikler, çizgisel formlar kazanarak alfabe benzeri şekillere dönüşmüş ve fonolojik unsurları kapsamaya başlamıştır. Hece sisteminin geliştirilmesi ve kelimelere takılar eklenmesi ile konuşma dili ve yazı bütünsel bir iletişim aracı haline gelmiştir.
Mezopotamya’nın kuzey-batısında yaşamış, Fenikeliler Sümerlerin yazı sistemini çeşitli sembollerle geliştirip Fenike (Semitik) alfabesini icat etmişlerdir. Fenikeliler, deniz ticareti ile bu yazıyı Yunan uygarlığına ulaştırmıştır. Yunan alfabesi de çeşitli aşamalardan geçerek İ.Ö. 900 yıllarında son şeklini almıştır. Daha sonra Romalılar bu Yunan kültürü ile birlikte Yunan alfabesini de benimsemişler. Latin alfabesi İ.Ö. 100 yıllarında son şeklini almıştır ve günümüz alfabesinin temeli oluşturulmuştur.
Kaligrafi, bu dönemden itibaren insanoğlunun vazgeçilmez bir ihtiyacı haline gelmiştir. İlk kaligrafi örneklerini, Roma İmparatorluğu dönemindeki taşları oymak suretiyle ortaya çıkardıkları çalışmalardır.
İnsan Hayatında Kaligrafinin Önemi
Güzel giyinen bir kişi toplumda hemen fark edilir, takdir ve saygıyla karşılanır. Güzel konuşan bir kişiyi dinlemek çok keyiflidir. Güzel yazısı olan kişilerin yazdıkları hayranlık ve dikkatle okunur. Güzel yazı yazmak, insanın kendisine ve diğer kişilere olan saygısını gösterir.
Kaligrafi, insan hayatında son derece önemli bir yer teşkil etmektedir. Güzel yazı sanatı, duygularımızı ve düşüncelerimizi doğru ve güzel bir şekilde ifade edebilmemizi; Düşünce dağarcığımızın gelişimesini; Günlük hayatta kullandığımız yazıların biçimine ve imla kurallarına uymayı alışkanlık haline getirmemizi; Kişiliğimizin ve yaratıcılığımızın gelişmesini; Ortaya çıkardığımız eserler sayesinde özgüvenimizi kazanmamızı; Sahip olduğumuz yeteneklerin farkına varmamızı; Mükemmeli yakalayabilmek için eleştiriye açık olmamızı; Araştırmacı ruhumuzun gelişmesini; İşe yaramaz diye tabir edilen birçok malzemeyi atmak yerine, onları faydalı bir şekilde sanat aracı olarak kullanabilmemizi; Kitle iletişim araçlarında, bu sanatın etkilerini kavrayabilmemizi; Sanatın ve sanatçıların önemini kavramamızı; Meslek hayatımızda saygın bir kariyer oluşturmamızı; Yaptığımız her işte, sabırlı, titiz ve dikkatli olmamızı sağlar.
Kaligrafi Sanatını Öğrenmek Özel Yetenek Gerektirir Mi?
Kaligrafi Sanatını 7’den 77’ye herkes öğrenebilir. Bu sanatı yapabilmeniz için çok büyük bir alana, çeşit çeşit teknik malzemelere ve özel koşullara ihtiyacınız yoktur; Neredeyse elektriğe bile ihtiyacınız yoktur. Küçük bir masada, bir mum ışığında bile çalışabilirsiniz. Elinizde bir kalem ve bir kağıt varsa bu sanatı yapmaya hazırsınız demektir.
Kaligrafi için özel bir yeteneğe ihtiyacınız yoktur. İyi bir eğitimle herkes dekoratif yazı yazmayı öğrenebilir. Sabır, dikkat ve itina bu sanatın temel ilkeleridir. Güzel yazı yazmayı öğrenme isteği ve azim, öğrenmek için gereken ilk adımdır. Bu özelliklere sahipseniz, iyi bir kaligrafi öğretmeni eşliğinde kısa bir sürede güzel yazı sanatını öğrenebilirsiniz.
Her sanat dalında olduğu gibi, kaligrafide de bir sınır yoktur.
Hayal dünyanız ne kadar genişse bu sanatta o kadar çok ilerleyebilirsiniz. Elinize kalemi aldığınızda çok farklı bir dünyaya adım atarsınız. Kendinizi hiç bilmediğiniz engin bir okyanusta hissedersiniz. Hergün yeni keşiflere merhaba dediğiniz bir okyanus…
Kaligrafi Sanatının Dünyadaki Yeri ve Önemi
Kaligrafi sanatı, yurt dışında bilhassa Amerika, İngiltere ve Avustralya’da büyük ilgi görmektedir. Bu ülkelerde, kaligrafi sanatına gereken değer verilmiş ve olağanüstü bir alt yapı oluşturulmuştur. Amerika’da birçok üniversitenin grafik tasarım bölümlerinde kaligrafi dersleri okutulmaktadır. Ayrıca, her eyalette onlarca özel kaligrafi okulları bulunmaktadır. Bu okullar ve üniversiteler bünyesinde her yıl seminerler, geleneksel yarışmalar ve sergiler düzenlenmektedir.
Yurt dışında kaligrafi sanatı en az resim sanatı kadar ilgi görmektedir. 7’den 77’ye birçok insanın hobileri arasında yer alır. Kaligrafinin çok fazla ilgi görmesinden kaynaklanan bir ticaret alanı da doğmuştur. Dünyada bu sanatı meslek edinmiş binlerce kaligraf bulunmaktadır. Örneğin davetiye, kartvizit, kartpostal, logo vb. tasarımlar kaligraflar tarafından yapılmaktadır. Bu sanat oldukça geniş bir istihdam alanı oluşturmuştur.
Teknolojinin en ileri düzeyde olmasına rağmen yurt dışında birçok insanın sanata ve sanatçıya duyduğu ilgi ve saygıdan dolayı işlerini kaligraflara yaptırmaktan oldukça büyük onur ve haz duyuyorlar. Amerika’da bir gelenek haline gelen davetiye zarflarının yazıları kaligraflar tarafından yazılmaktadır.
Bilgisayar dünyasının duayeni olarak kabul edilen Bill Gates’in düğün davetiyeleri, dünyaca ünlü İngiliz kaligraf Martin Jackson tarafından tasarlanmış ve yazılmıştır. Bu durum kaligrafi sanatı adına fevkalade önemli gurur verici bir tablodur. Bilgisayar teknolojisi ile her şeyi yapabilecek kudrette olan bir kişinin sanata duyduğu sevgi ve saygıyı takdir etmemek mümkün değildir.
Türkiye’de Kaligrafi Sanatı
Ülkemizde kaligrafi sanatı, bihassa batı kaligrafisi henüz çok iyi bilinmemektedir. Bunun temelinde yatan neden, Türkiye’de kaligrafi sanatı eğitiminin olmamasıdır. Yurt dışında kaligrafi eğitimine gösterilen hassasiyetin, ülkemizdeki eğitim kurumlarında da olması gerekir. Üniversitelerimizin, güzel sanatlar fakültelerinin grafik tasarım bölümlerinde kaligrafi dersinin okutulmasında çok büyük fayda olduğuna inanıyorum zira bir tasarımcının en özgür ve sınırsızca kullandığı yegane araç, kalemdir.
Türkiye’de kaligrafiye gönül vermiş ve bu sanat çerçevesinde kendisini çok iyi yetiştirmiş insanlar var. Bu kişiler herhangi bir kurumdan destek almamalarına rağmen çalışmalarını bir şekilde sürdürmektedirler. Gerek davetiye zarflarının üzerlerini kaligrafik yazılarla süsleyen, gerek fuar organizasyonlarında yazı çalışmaları yapan kaligrafların olması ülkemizdeki kaligrafi sanatının yayılmasında önemli bir yer teşkil ederler.
Hat sanatı, diğer bir deyişle Arap kaligrafisi, Türkiye’deki en önemli sanat dallarından birisidir. Hat sanatı oldukça geniş bir kitlenin beğenisini kazanmış hatta bu sanatı öğrenebileceğimiz çeşitli eğitim kurumları da kurulmuştur. Bu durum, ülkemizin geleneksel el sanatlarına bağlılığının ve sanata verilen önemin somut bir göstergesidir.
Osmanlı döneminden günümüze kadar gelen hat sanatı sayesinde ülkemizde dünyaca ünlü hattatlar yetişmekte ve Türkiye’nin yurt dışındaki tanıtımında oldukça önemli bir yer teşkil etmektedir. Bu sanatın gelişmesindeki en önemli nokta ise hat sanatı eğitimine gereken önemi vermiş olmamızdır. Günümüzde çok değerli hat üstatlarımızın çalışmaları evleri, ofisleri, sergileri ve müzeleri süslemektedir.
Batı kaligrafisi alanında da ilerleyebilmemiz için her şeyden önce bu konudaki eğitim kurumlarının alt yapılarını oluşturmalıyız. Arz olmadan talebin olması düşünülemez. Türkiye’nin her vilayetinde bu sanatı öğrenmek isteyen o kadar çok insan var ki böylesine bir talebin olması kanaatimce çok yakında devlet büyüklerimizi harekete geçirecektir.
Kaligrafi Sanatı ve Bilgisayar Teknolojisi
Günümüzdeki bilgisayar fontlarının birçoğu, kaligrafi sanatı ile oluşturulup daha sonra bilgisayara aktarılmıştır. Bugün bilgisayar ile yapamayacağımız hiçbir şeyin olmadığına inanıyoruz. Ancak, kimi zaman geliyor ki elimizle yaptığımız bazı çalışmaları hiçbir teknoloji ile yapmamız mümkün olmuyor. Elimizde bir kalemimiz varsa bize hiç kimse müdahale edemez. Kaligrafi sanatı bilgisayarla işbirliği yapabilecek sanat dallarından birisidir. Kaligrafi teknikleri ile bilgisayar teknolojisi birleştiğinde ortaya inanılmaz güzel çalışmalar çıkabilir.
Amerikalı ünlü kaligraf Paul Standard’ın söylediği gibi “Geometri, okunaklı harfler üretebilir fakat sanat tek başına harfleri güzelleştirir. Geometrinin bittiği yerde sanat başlar ve harflere herhangi bir geometrik şekilden öte karakter kazandırır”.
İnsanoğlu bilgisayar teknolojisi ile tanışmadan önceki dönemde birçok işte ellerini kullanıyordu. Bu yüzden, o dönemde güzel sanatlara olan ilgi günümüze oranla kat kat fazla idi.
Şüphesiz, bilgisayar, insanlık tarihindeki en önemli buluşlardan birisidir zira günlük ev hayatımızda olsun, iş hayatımızda olsun bizlere pek çok kolaylık ve bir o kadar da rahatlık getirmiştir; Öyle ki, bir tek tuşla dünyanın diğer tarafındaki insanlarla yazışabiliyor hatta görüntülü olarak konuşabiliyoruz. Teknolojiyi yakından takip etmek en doğal hakkımız ve ihtiyacımız! Ancak, ortada, insanlık tarihini son derece korkunç bir geleceğin beklediği gerçeğini göz ardı edemeyiz…
Bu durum sıradan bir paranoyadan ziyade kaçınılmaz realist bir düşüncedir. Acaba günümüz teknolojisi ile 15 dakikada isteyen herkesin Monalisa tablosunu bilgisayarda çizebildiğini Leonardo da Vinci duysaydı ne yorum yapardı? Bugün Leonardo da Vinci’nin, Picasso’nun, Van Gogh’un tablolarına paha biçilemiyor. Acaba bunun sebebi, bu sanatçıların öldükten sonra eserlerinin değer kazanması mı yoksa eserlerin antik değer taşıması mı? Günümüzde acaba bir Leonardo da Vinci kadar iyi bir ressam yok mu ya da bir daha böyle bir üstat dünyaya gelmeyecek mi? Merhum Hattat Hamit Aytaç’ın ve diğer hattatlarımızın eserlerine de paha biçilemiyor? Bugün onun kadar iyi bir hat üstadımız yok mu ya da böyle bir üstat daha yetişmez mi?
Kısacası, teknoloji ilerledikçe insan gücüne ihtiyaç azalmaktadır. Otomobil fabrikalarındaki istihdam geçmişte çok daha genişti! Bilgisayarlarla kontrol edilen robot makinalar bugün binlerce işçinin işsiz kalmasına yol açmıştır. Günümüzde birçok evde bilgisayar bulunmaktadır. Kendi kartvizitlerimizi, davetiyelerimizi yapıyoruz peki matbaacılar ne iş yapacak? Kendi fotoğraflarımızı çekip çoğaltabiliyoruz peki fotoğrafçılar kimin fotoğrafını çekecek? İnsanlar artık eline kalem alıp mektup yazmayı bile unuttu! Çünkü e-mail diye bir şey var. Bir gün bir arkadaşım bana şöyle söyledi. “Eğer sevdiğim bir insan, en içten duygularını bilgisayardan yazdırıp bana mektup atarsa, ben o mektubu alır ve hiç okumadan çöpe atarım! Çünkü bir bilgisayar çıktısı hiçbir zaman bir ruh taşımaz, insanın eliyle yazdığı yazıda bir ruh vardır. Bilirsin ki bu yazılar tek tek onun parmaklarından süzülmüştür. Her bir çizgisinde, her noktasında o kişiyi hissedersin.” demişti. Bu sözlere katılmamak mümkün değil.
2000’li yıllarda doğan çocuklarımız artık bilgisayarlarla büyümekte. Ancak, teknoloji, çocuklarımızı hazırcılığa ve tembelliğe davetiye çıkarmaktadır; Onların, yaratıcılık duygularını, yeteneklerini ortaya çıkarmalarına; Kendi hayatlarını kurmalarına, sorumluluk duygularını kazanmalarına, üretken bir kişiliğe sahip olmalarına engel olmaktadır. Acaba kaçımız bu çocuklarımızı güzel sanatları öğrenmeye teşvik ediyoruz? Acaba kaçımız çocuğumuzun bir bilgisayar mühendisi, uçak mühendisi, doktor, avukat olmasını değil de bir Picasso ya da bir Hamit Aytaç olmasını diliyoruz? Acaba kaçımız sanatla yakından ilgileniyoruz ve sanata hak ettiği değeri veriyoruz? Picasso, bir gün tablosunu büyük bir memnuniyetsizlikle izleyen bir kişinin yanına gider ve tabloyu nasıl bulduğunu sorar ve bu kişi şöyle yanıt verir “Çok saçma! Hiçbir şey anlamadım!” der Picasso da yanıt olarak ”Üzülmeyin, kuşların sesinden de bir şey anlamıyoruz…”
Bilgisayarlar, insanoğlunun şüphesiz en çok ihtiyaç duyduğu araçlardır. Ancak teknolojinin bize sunduğu bu değerli buluşu yerinde ve ihtiyaç duyulduğunda kullanmak gerekir aksi taktirde bilgisayarın faydasından çok zararını görürüz. Bilgisayarlar birçoğumuzun neredeyse bütün dünyası olmuştur. Sabah-akşam bilgisayar önünden hiç kalkmayan insanlar var. Artık her köşe başında bir internet kafe var ve bu kafeler her gün mahşer günü gibi insan kaynıyor. Acaba gençlerimiz bu kafelerde gerçekten bir araştırma peşindeler mi? Acaba yeni çıkan kitapları mı takip ediyorlar? Ünlü bir sanatçının eserlerini mi inceliyorlar? Eğer durum böyle ise gerçekten bizim insanımız okuyan, araştıran, sanata saygı duyan bir toplum. Yoksa bu kafelerde sanal sohbet yapıp araştırmacı ruhumuzu mu sınıyoruz? Ya da bilgisayar oyunları ile yaratıcılık ruhumuzu mu geliştiriyoruz? Dikkat edelim de teknolojinin bu inanılmaz buluşu altında ezilmeyelim.
Çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmak için her şeyden önce sanata ve sanatçıya duyarlı bir toplum olmak gerekir zira el emeği kadar hiçbir şey değerli olamaz. Elde yapılan bir halı ile makine halısı bir midir? Elde yapılan bir yüzük ile döküm bir yüzüğü nasıl kıyaslayabiliriz? El emeğine gereken saygı ve ilgiyi kaybetmediğimiz müddetçe ülkemizdeki istihdam sorununa da yardımcı olmuş sayılırız zira ülkemizde birçok sanatçı geçimini bin bir güçlükle ortaya çıkarmış olduğu eserlerden kazanmaktadır.
Kaligrafi ve Hat Sanatı Arasındaki Fark Nedir?
Kaligrafi ile hat sanatı arasındaki farkı anlamak için kaligrafi nedir ve kaligrafi ne demek sorularına cevap vermek gerekir. Kaligrafi, güzel yazı yazma sanatının bütününe verilen isimdir demiştik. Fakat kaligrafinin yapıldığı coğrafya ve kültüre göre farklı çeşitleri bulunur. Japon kaligrafisi, batı kaligrafisi, pers kaligrafisi gibi çeşitleri bulunan bu sanatın bir çeşidi de hat sanatıdır. Çeşit belirtilmeden yalnızca kaligrafi denildiği zaman batı kaligrafisi kast edilir.
Hat sanatı, kaligrafinin arap alfabesiyle yapılan halidir. Bu sanatla uğraşan kişilere hattat ismi verilir. Hattatlar, hat sanatı yaparken genellikle tek bir düşünce üzerine odaklanıp, o düşünceyi hat sanatı ile anlatmaya çalışırlar. Hat sanatı, Arap alfabesinin karmaşık yapısı ve harfleri sebebiyle en zor kaligrafi çeşitlerinden biridir. Batı kaligrafisi ve hat sanatı arasında belirli farklar bulunur. Bu farklardan bazıları şunlardır:
Batı kaligrafisi, Latin alfabesi kullanılarak yapılır. Hat sanatı, Arap alfabesi kullanılarak yapılır.
Batı kaligrafisinde normal metinler süslü şekilde yazılır. Hat sanatının dini bir boyutu vardır. Hat sanatında islamî sözler ve ifadeler süslü şekilde yazılır.
Batı kaligrafisi, soldan sağa yazılarak yapılır. Hat sanatı, sağdan sola yazılarak yapılır.
Batı kaligrafisi ile uğraşanlara kaligraf veya kaligrafist denir. Hat sanatı ile uğraşanlara hattat denir.
Hat sanatı, batı kaligrafisine göre daha zordur.
Batı kaligrafisi bir sanat dalıdır. Hat sanatı sanat dalından ziyade bir kültürdür. Osmanlı zamanından gelen ve günümüzde hala değerini koruyan, usta-çırak ilişkisinin korunduğu bir sanat dalıdır.
Kaligrafi Sanatında Kullanılan Kaligrafi Malzemeleri Nelerdir?
Osmanlı zamanlarında hat sanatı yapmak için kâğıtlar, nişasta ve yumurta akından oluşan bir karışım ile kaplanırdı. Bu karışım, kâğıdın yüzeyinin kaygan olmasını sağlayarak, sanat yapmayı kolaylaştırırdı. Aynı zamanda bu karışım kâğıt üzerinde yapılan hatalı çizimleri, ıslak bir bezle silinebilir hale getirirdi. Böylece kâğıdın pahalı olduğu eski zamanlarda, israf olmadan, hatalar telafi edilebilirdi.
Günümüzde de kaligrafi sanatı yapılırken normal malzemeler kullanılmaz. Kaligrafi sanatı için özel malzemeler bulunur. Kaligrafi malzemeleri nelerdir diye sorulduğunda akla kaligrafi kâğıdı ve kaligrafi kalemi gelir. Ülkemizde kaligrafi sanatı, daha çok hat sanatı şeklinde yapıldığı için hat sanatına özel üretilmiş kâğıtlara sıkça rastlanır. Hat sanatı kâğıtları, mat kuşe kâğıttan üretilir. Bu kâğıtlarda genellikle hat sanatının konseptine uygun, islamî motifler bulunur. Bu sanatı yaparken kullanılan malzemelerden birisi de kaligrafi kalemidir.
Kaligrafi Kalemi Nedir?
Kaligrafi nedir sorusunun cevabını almış olanlar, kaligrafi sanatına ilgi duymaya başlayabilir. Kaligrafi sanatı için özel olarak üretilmiş olan kaligrafi kalemi nedir sorusu da merak edilenler arasındadır. Kaligrafi kalemi, kaligrafi sanatını yapmak için özel olarak üretilmiştir. Bu kalemler kullanılarak, profesyonel çizim ve yazım işlemleri kolaylıkla yapılır. Kaligrafi sanatı, cam ve plastik gibi yüzeylere de yapılabilir. Kaligrafi kalemleri de her türlü yüzeye işaretleme yapacak şekilde üretilir.
Kaligrafi sanatında, daha önce yukarıda bahsedilmiş olan kurallar dışında bir sınırlama bulunmaz. Yazının şekli, ne anlatmak istediği ve nasıl süsleneceği tamamen kaligrafın hayal gücüne bağlıdır. Yazılan yazılar; küçük, büyük, ince çizgili, kalın çizgili, siyah, kırmızı, mavi ya da farklı bir renkte olabilir. Yapılacak yazımın türüne göre de kaligrafi kalemi çeşitlere ayrılır. Kaligrafide sıklıkla kullanılan kalemler şu şekildedir:
Dolma Kaligrafi Kalemi
Fırça Uçlu Kaligrafi Kalemi
Mürekkepli Kaligrafi Kalemi
Bu kalem türlerinin hepsi birbirinden farklı bir yazım deneyimi sunar. Bu kalemler kendi içinde de uç boyutuna, uç şekline ve renklerine göre çeşitlere ayrılır. Üstte bahsedildiği gibi, kaligrafi bir sanattır ve kaligrafide bir sınır yoktur.
Kaligrafi Kalemi Seçerken Nelere Dikkat Edilmelidir?
Kaligrafi sanatı tamamen el emeği ile yapılan bir sanattır. Kaligrafi yapılırken sadece hayal gücü ve eller kullanılır. Yapılacak sanatı hayal etmek, planlamasını yapmak ve sonrasında kâğıda geçirmek için uzun süreler, hatta bazen günler gerekir. Kaligrafiyi yaparken büyük bir hata yapmak demek, saatler süren emeğin boşa gitmesi demektir.
Bu kadar zor ve uğraştırıcı olan bu sanatı yaparken işleri biraz olsun kolaylaştırmak için doğru seçilmiş bir kalem kullanmak gerekir. Kaligrafi kalemi doğru seçildiği zaman, sanatı yaparken ortaya çıkabilecek olası hataların önüne geçilmiş olur. Bu sayede zaman ve emek kaybı yaşanmaz. Kaligrafi kalemi seçilirken dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Bu noktalardan bazıları şunlardır:
Mürekkep, kâğıt üzerinde dağıldığında hoş olmayan bir görüntü oluşturur. Bu sebeple kullanılan kalemin mürekkebi kâğıt üzerinde dağılmayacak yapıda olmalıdır.
Mürekkep, hızlı kurumadığı zaman kâğıda dokunulduğunda ele veya kâğıdın geri kalanına bulaşabilir. Bu yüzden mürekkebin hızlı kuruma özelliği olmalıdır.
Kalem kullanırken bazen mürekkep kalemin ucuna gelmez ve renk vermez. Kaligrafi uygularken bu durumla karşılaşmak hataya sebep olabilir. Bu yüzden kalem ucuna mürekkep akışı kesintisiz gelecek şekilde olmalıdır.
Kalem ucunda pamukçuk olması veya kalem ucunun bozulmuş olması sanatın kalitesini etkiler. Bu sebeple kalemin ucu kaliteli yapıda olmalıdır.
Kaligrafi sanatı, yapıldığı alanda uzun yıllar formunu korumalıdır. Bunun için kaligrafi kalemi; ısı, ışık ve suya dayanıklı olmalıdır. Zorlu koşullarda bile solma veya silinme yapmamalıdır.
Kullanılan kalem, kaligrafinin görünüşünü etkiler. Yumuşak bir görünüm isteniyorsa yuvarlak uçlu, sert bir görünüm isteniyorsa kesik uçlu kalem kullanılmalıdır.
Kaynak
Wikipedia
kaligrafika
avansas
Kaligrafi Örnekler
[attachment=191594]
[attachment=191595]
[attachment=191596]
[attachment=191597]
islami Kaligrafi Örnekler
[attachment=191598]
[attachment=191599]
[attachment=191600]
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَمَن يُؤْمِنۢ بِٱللَّهِ يَهْدِ قَلْبَهُۥ ۚ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
ve men yu´min billâhi yehdi kalbehü
Meali :
Kim Allah’a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya iletir.
(Sadakallahul Aziym 64-Tegâbun Suresi 11. Ayet)
وَمَن يُؤْمِنۢ بِٱللَّهِ يَهْدِ قَلْبَهُۥ ۚ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
ve men yu´min billâhi yehdi kalbehü
Meali :
Kim Allah’a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya iletir.
(Sadakallahul Aziym 64-Tegâbun Suresi 11. Ayet)
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَٱللَّهُ يَهْدِى مَن يَشَآءُ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
vallâhu yehdî men yeşâu ilâ sırâtın mustakîm
Meali :
(Allah, dilediğini doğru yola hidayet eder, iletir.)
(Sadakallahul Aziym BAKARA-213 ayet)
وَٱللَّهُ يَهْدِى مَن يَشَآءُ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
vallâhu yehdî men yeşâu ilâ sırâtın mustakîm
Meali :
(Allah, dilediğini doğru yola hidayet eder, iletir.)
(Sadakallahul Aziym BAKARA-213 ayet)
RAŞiT TUNCA
BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik
ALLAH
BAYRAK
Radyo Karoglan
Foruma Misafir Olarak Gir
Forumda Neler Var
GALATASARAY
FENERBAHÇE
BEŞiKTAŞ
TRABZONSPOR
MiLLi TAKIM
ETKiNLiKLERiMiZ
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
» Latest member:
» Forum threads: 5,243
» Forum posts: 5,834
Read More / Comment 
