MUHAMMED

Muhammed


BAYRAK

TC.Bayrak



Welcome, Guest
You have to register before you can post on our site.

Username
  

Password
  





Forum Statistics
Members:» Members: 7
Latest member:» Latest member: Muhammed
Forum threads:» Forum threads: 5,258
Forum posts:» Forum posts: 5,849

Full Statistics Full Statistics

DOWNLOADEN


“Downloaden Bölümümüzden BEDAVA Grafik Paketleri,E-Kitaplar ve Bedava Bilgisayar Programlarını Tek TIKLA BEDAVA indirebilirsiniz”
(Raşit Tunca)




AYET

“Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır”
ENBİYA Suresi 105


FELSEFEMiZ

“ iSLAM OKUMAK YAZMAK YADA ÇiZMEK DEĞiLDiR, Yahutta O Hadis şöyle, Bu Ayette böyle diyor Diye Papağanlıkda Değildir. islam Kuranı ve sünneti HAYATINA TATBiK edip, Onunla Yaşayabilmekdir”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)


Raşit Tunca Sözü

“Yüzme bilmek Denizden çıkmana fayda vermez, taaki yüzme biliyorsan, denizedee düştüysen, ellerini, kollarını, ayaklarını çırpacaksın, ve birde tutuncak dal bulacak, tutunup çıkacaksın. ilimde böyledir, bir ilmi bilmek fayda etmez, taaki, onu hayatında tatbik edesiye, Dinde böyledir, din bilmek imanını kurtarmaz, taaki, ne zaman, bildiğin öğrendiğin dinini hayatında tatbik edip, yaşadın, o zaman belki kurtulursun.”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

GÜZEL SÖZ

“ Bazen Hata Yapıvermek, Doğruyu bulmanın ilk Basamağıdır.
(Başağaçlı Raşit Tunca Sözü)



Kur'an da geçen peygamberlerle ilgili kıssalar

Hz İbrahim (as):
Kur’an’da adı 69 defa geçmektedir Kur’an’ın 14 sure onun adını taşımaktadır
Oğlu Hz İsmail (as) ile birlikte Kâbe’yi inşa etmiştir Çok misafirperver biriydi
Kurban kesmeyi bize o öğretmiştir Kendisine 10 sayfalık kitap verilmiştir
Babil hükümdarı Nemrut tarafından ateşe atılmış, ateş kendisini yakmamıştır
Allah’ın dostu olarak anılır

Hz Yusuf (as):
Kur’an’da adı 27 defa geçmektedir Kur’an’ın 12 suresi onun adını taşımaktadır
Yakub’un 12 oğlundan en çok sevdiği oğludur Kardeşleri kendisini kıskanmışlar,
kuyuya atmışlardır Kendisine rüyaları yorumlama yeteneği verilmiştir
Bu bilgi ve yeteneği sayesinde Mısır’a yönetici olmuştur Kur’an’da
toplu olarak bir sürede, baştan sona anlatılan tek kıssa onunkidir
Bu kıssa Kur’an’da “kıssaların güzeli” olarak nitelenmiştir

HzSüleyman ve baykuşun kıssası

Hayat-ül hayvan kitabında bildiriliyor ki:
Süleyman aleyhisselam bütün hayvanlarla konuşurdu Bu onun mucizelerinden biriydi
Gökte tahtı ile gezerdi Bir gün baykuş Süleyman aleyhisselama selam verdi
Süleyman aleyhisselam selamını alıp ona sordu ki:

- Niçin buğday yemezsin?
- Âdem aleyhisselam onun yüzünden Cennetten çıktığı için

- Niçin su içmezsin?
- Nuh aleyhisselamın kavmi suda boğulduğu için

- Niçin hep harabelerde bulunursun?
- Harabeler Allahü teâlânın mirasıdır

- Niçin evlerde ötersin?
- İnsanları ikaz için Önlerinde şiddetli tehlikeler varken nasıl gafletle uyurlar
Böylesine yazıklar olsun!

- Gündüzleri niçin çıkmazsın?
- İnsanlar bana zarar verebilirler

- Öterken ne dersin?
- Tesbih okur bir de "Ey gafiller, çıkacağınız uzun sefer için azık hazırlayın!" derim

Süleyman aleyhisselam baykuştan daha nasihatçı kuş olmadığını söyledi (Berika)

Hz Süleyman ve Karıncanın kıssası

HzSüleyman bir karıncaya bir yıllık yiyeceğinin miktarını sorar Karınca da, bir buğday tanesi yerim diye cevap verir Cevabın doğruluğunu kontrol etmek isteyen Hz Süleyman (as) karıncayı bir şişeye koyar Yanına da bir buğday tanesi koyar ve hava alacak şekilde şişeyi kapatır

Sonra da bir yıl bekler Müddeti dolunca şişeyi açtığında bir de bakar ki karınca buğday tanesinin yarısını yemiş, yarısını da bırakmıştır HzSüleyman (as) karıncaya buğday tanesini tamamen neden yemediğini sorar Karınca da, "Daha önce benim yiyeceğimi yüce Allah (cc) verirdi Ben de O'na güvenerek bir buğday tanesini yerdim Çünkü O beni asla unutmaz ve ihmal etmezdi

Fakat bu işi sen üzerine alınca doğrusu nihayet bu aciz bir insandır diye sana pek güvenemedim Belki beni unutup yiyeceğimi ihmal edebilirsin O yüzden yarısını bıraktım der" paylaşmak istedim

Rızkı veren Allah'tır ve dünya Sultan Süleyman'a bile kalmamıştır
Cennete Adam Yetiştirin

   Bir adam okyanus sahilinde yürüyüş yaparken, denize telaşla bir nesne atan başka bir adama rastlar. Biraz daha yaklaşınca bu kişinin, sâhile vurmuş denizyıldızlarını denize attığını fark eder ve:

   -“Niçin bu denizyıldızlarını denize atıyorsunuz?” diye sorar. Topladıklarını hızla denize atmaya devam eden kişi :

   - “Yaşamaları için” cevabını verince, adama şaşkınlıkla:

   -“İyi ama , burada binlerce denizyıldızı var. Hepsini atmanıza imkân yok. Sizin bunlar? denize atmanız neyi fark ettirecek ki?” der. Yerden bir denizyıldızı daha alan kişi onu denize atarken,

   -“Bak , onun için çok şey fark etti!” karşılığını verir.”
Seccadenin Feryadı

Gün ışımamış sabah yakındır

Yorgunluğun verdiği ağırlıkla hemen uykuya dalmıştıBir iniltiyle uyandı adamEtraf halen karanlıktı İniltiyi rüya gördüğüne yordu Dudakları susuzluktan çatlıyordu, öyle susamıştı Işıkları yakmadan mutfağa gidip suyunu içti ve yatağına döndü Tam uyumak üzereyken, aynı inleme sesi tekrar kulaklarını tırmalamaya başladı Ama rüyamıydı uyanık mıydı farkında değildi Sesin geldiği yöne doğruldu O an rüyada olduğuna iyice emin oldu Çünkü duyduğu sesin sahibi evin tek seccadesiydi <
Adam şaşırdı ve korkulu bir sesle <


-İnleyen sen miydin?
-Evet dedi seccade
-Niçin ağlıyorsun?
Seccade yine içe işleyen bir sesle:
- Seni uykundan uyandıran susuzluğunu, doyuncaya kadar, su içerek giderdin Oysa benim susuzluğumu giderecek kimsem yok!
- Nasıl susarsın, sen canlı bile değilsin dedi adam
Seccade:
- Benim ihtiyacımda bir nevi sudur ama içtiğin değil Benim susuzluğumu ancak tövbekar kulların gözyaşları giderir
- Anlamadım dedi adam meraklı gözlerle seccadeye
- Ağlarım çünkü Allahın kulları; kabrinin aydınlığa ulaşmasını, karanlıklarda kalmamayı, o kutlu günde aydın olmayı isterler İsterler de bu vakitte kalkıp iki rekat teheccüt namazı kılmazlar Hep bakarım sana, bir günde kalkıp şükür için iki rekat namaz kılmazsın
-Beni rahat bırak deyip döndü adam

Seccade devam etti
- Ey Allahın kulu; bak işte sabah namazının vakti geldi Ezanlar; namaz uykudan hayırlıdır diye sesleniyor Ah sabah namazı , ah bu sabah namazı ! Namazlar arasında müstesnadır Hem kalbe hem de ruha hayat veren bir iksirdir o Yetmiyor mu ? gece gündüz dünya için koşuşturduğun , Aziz ve Kahhar olan Allah'ın çağrısına neden icabet etmezsin!!!
Adam iyice sıkılarak:
-Ey seccadem, beni rahat bırak Gündüz yeterince yoruluyorum, biraz daha uyuyayım deyip yatağın sıcaklığına bıraktı kendini
- Seccade yılmadan adamı uyarmaya ve uyutmamaya uğraşıyordu
- Demek ki sen dünyaya ahretten daha çok önem veriyorsun
Adam iyice öfkelendi:
-Yeter artık lütfen konuşma diye bağırdı

Seccade bu çıkışın karşısında önce sustu Daha sonra sesini iyice alçaltarak ;
-Ah o fecir vaktindeki adamlar, ah o fecir vaktindeki adamlar dedi Sen O nurlu peygamberin bu vakit için neler söylediğini bilmez misinHer kim ki güneş doğmadan ve batmadan evvel namazlarını eda ederse ateşe girmeyecek Ve yine O güzel insan Kim şu iki namazı (sabah - ikindi veya sabah - yatsı) kılarsa cennete gider Ve nihayet Münafıklara en ağır gelen namaz sabah ve yatsı namazıdır Onlar ki o iki namazdaki ecri bilselerdi sürüne sürüne giderlerdi
Bunun üzerine adam yatağından doğrulup;
-Haklısın sabah namazı gerçekten önemli dedi
Seccade:
-Öyleyse kalk ve namaz kıl dedi-Yarın inşallah , mutlaka kalkacağım ama bugün çok yorgunum dedi adam

Seccade son bir ümitle ;
-Kişi Salih amellerin ne kadar büyük ecri olduğunu idrak edemezse tüm zamanlarda bu ameller zor gelir Sorun uyumaksa, kabir de uykudan çok ne var! Gel sözümü dinle Ey Allahın Kulu!
Bu andan sonra adamda tek kelime duyulmadı Seccade de bir süre sessiz kaldı Adam uykuya devam etti

Ama heyhat! Adam ömründeki en uzun uykuyu dalmıştı bile Seccadenin son sözlerini duyamadı O an seccade adamın öldüğünü anlayınca kısık bir sesle şunları söylüyordu
-Ey tövbesini yarına erteleyen, bilir misin yarına çıkabileceğini !!!
Ölüm pusuda hep, biz dünya için günah işlerken Süresi de kısıtlı Gün gelip atar, farkında olmadan
TebessÜm Ettİrecek Namaz NÜktelerİ...

Hem de Oruçluydum

Camide gencin biri çok güzel namaz kılıyormuş. Onu görenler gıptayla:

- "Vay be ne kadar da huşu içinde namaz kılıyor" demişler. Genç namazını bitirmiş Kendine bakanlara dönerek:

- "Sadece namaz mı? Ben hem de oruçluydum." demiş.

*

Hızlı İmam

Çok hızlı teravih kıldırmayı bir marifet sayan hoca efendi arkadaki cemaat kan ter içinde bırakıp namaza devam ederken camiden içeri geç kalmış biri girer. O sırada yanında bulunan kan ter içindeki adama: "Çok kıldınız mı? Yetişebilir miyim?" diye sorar. Kan ter içindeki adam yeni geleni şöyle bir süzer."Biz içindeyken yetişemiyoruz amca sen dışarıdan nasıl yetişeceksin?"

*

İş İnada Bindi

Ömründe hiç teravih namazı kılmamış olan bir yörük bir gün caminin önünden geçerken adamın birisi :

-Namaz vakti nereye gidiyorsun? demiş. Sen müslüman değil misin?

Yörük ne desin? "Bari şu namazı kılıvereyim de öyle gideyim" diyerek camiye girmiş. Gelgelelim aklı dışarıdahayvanlarında. Üç beş rekat namaz kılmış bakmış biteceği yok.

Dışarı çıkıp oğluna seslenmiş :

-Oğlum hayvanlara mukayyet ol. İmamla iş inada bindi.

*

Kaza Etmek

Yolculardan biri otobüs şoförünün yanına gider ve namaz vakti geçmeden bir mola vermesini rica eder.

Şoför sinirlenerek:

- Kaza edin efendim der. Ne olur yani?

Adam sakin sakin cevap verir:

- Ben kaza etmeden ya sen kaza edersen?

*

Ne Faydam Oluyor?

Mehmet Kırkıncı: "Hocam ben namaz kılmakla Allah (c.c.)'a ne faydam oluyor?" diye soran birine şu cevabı vermiş:

- Senin namaz kılmamakla kendine ne faydan oluyor?

*

İçimizdeki Horoz


Çocuk:

- Babacığım demiş. Bana bir horoz alsan da sabahları ötüp beni namaza kaldırsa.

Adam:

- Canım oğul diye cevap vermiş. Senin içindeki horoz ötmedikten sonra dışarıdaki horozun fayda vereceğini mi sanıyorsun?
Seytanın Namazı Engelleme Metodları

Seytan (Aleyhi´l-Lâ´ne) diyor:

Kul namaz kilmak isteyince, ona vesvese veririm. Henüz vakit var, mesgulsün, isini bitir, sonra kilarsin, derim
Namazini geciktiremezsem, insan seytanlarindan birini yollarim ve namazini geciktiririm
Onu da yapamazsam, o kula namazda musallat olurum. - Saga bak, sola bak, - derim, bakinca da yüzünü oksar, alnindan öperim. Sonra da „namazin bozuldu" diye vesvese verir namazdan cikaririm
Saga sola baktiramazsam, yalniz basina namaz kildiginda yanina giderim. Cabuk kilmasini emrederim. Horozun yem yedigi gibi cabukca kildiririm
Bunu da yaptiramazsam, cemaâtle namaz kilarken, basina bir gem takarimm vebasini imamdan önce secde ve rükûya götürürüm ve namazini bozarim. Allah ise böylelerini kiyâmette esek basli olarak hasreder, diyor
Bunu da yaptiramazsam, namazda parmaklarini cikirdatmasini emrederim. Böylece beni tesbih eder
Miskinlere, zavallilara giderim, namazi birakmalarini emrederim. -Namaz size göre degil, siz rizkiniza bakin, isinizde calisin derim
Hastalara giderim, hastaya zorluk yoktur, iyi olunca kilarsin derim. Hattâ, hastayi isyân ettirir, küfre bile sokarim
Namaz kılmaktan usanmazdı

Peygamberimizin (a.s.m.) hanımlarından Hz. Zeynep Validemiz, ibadetlerine çok düşkündü. Saatlerce nafile namaz kılar, yine usanmazdı.
Bir gün Hz. Peygamber (a.s.m.) mescide girince, iki sütun arasına çekilmiş bir ip gördü.

– Bu ip neyin nesidir, diye sahabelere sordu.

– Hz. Zeyneb’in ipidir. Gece ayakta namaz kılmaktan yorulunca ona asılarak devam eder, cevabını verdiler.

Bunun üzerine Hz. Peygamber (a.s.m.):

– Hayır, böyle olmaz. Onu hemen çözün. Sizden biriniz zin*de olduğu sürece namazını ayakta kılsın, yorulunca da otu*rarak devam etsin, buyurdu.
Ayağındaki oku namazda çıkardılar

Yüce Efendimizi (a.s.m.) rehber edinen ashabının ve İslâm büyüklerinin namaz kılışı çok muhteşemdir.
İbn-i Mes’ud (r.a.) namaza kalktığında Allah korkusundan iki büklüm olur, namaz kılarken evdekilerin konuşmalarını bile duymazdı. Hz. Ali Efendimizin (r.a.) namaz vakti girdiğinde hâli değişir, rengi atar ve titrerdi. Sebebi sorulduğunda şöyle derdi:

– Bilmez misiniz ki bu vakit, Allah’ın yerlere ve göklere tek*lif edip de onların yüklenmekten kaçındığı bir emanetin eda vaktidir. Ben bu emaneti yüklenmiş bulunuyorum. Yüklen*diğim bu İlâhî emaneti en güzel şekilde eda edip edemeyeceğimi de bilmiyorum...

Yine o muhteşem sahabenin ayağına ok battığında, namazda iken çıkarılmasını istemişti. Çünkü namazda iken bütün zerreleriyle Allah’a yönelip maddî hiçbir şeyi hissetmediği için bu yola başvurmuştu. Demek namaza öylesine kendini kaptırmıştı ki, namaz tıpkı ameliyatlardaki anestezi gibi onu kendinden geçiriyor, dünya ile bağlantısını kesiyordu.

Ayağındaki okun çıkarılması çok uzun sürmüştü. Hz. Ali (r.a.), ameliyat bittiğinde, şu soruyu sormuştu:

– Oku çıkardınız mı?
Hz. Fatıma ve sabah namazı

Hz. Fatıma Validemiz (r.a.), henüz süt emmekte olan Hazret-i Hüseyin hastalandığı için sabaha kadar uyuya*ma*mıştı. Evlâdının inleyişi karşısında gözlerine sabaha kadar uyku girmedi. Hz. Hüseyin sabaha doğru bir ara uyur gibi olduğunda, Hz. Fatıma bulduğu ilk fırsatta kâinatın sahibine yönelerek sabah namazını eda etmişti. Kendisini çaresiz bırakan uykuya ancak bundan sonra vakit ayırabilmişti.
Sonra, mescid-i şerifte sabah namazını kıldıran Peygamber Efendimiz (a.s.m.), âdeti üzere onun evine teşrif etmişlerdi. Hazret-i Fatıma Validemizi uyur vaziyette görünce, onun sabah namazını kılmadığını sandı.

– Ey kızım Fâtıma, Peygamber kızıyım diye sakın namazı terk etme! Beni hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, namazını vaktinde kılmadıkça cennete gireceğini zannetme, diyerek, namazın hiçbir şekilde ihmal edilemeyeceğini belirtti. Buna karşılık Hz. Fatıma:

– Canım babacığım, sabaha kadar uyumadım. Sabah namazını kılıp yattım, deme gereği duydu. O zaman Efendimiz (a.s.m.), sevgili kızını şöyle müjdeledi:

– Müjdeler olsun sana kızım! Âhirette böyle sıkıntılar gör*me*yeceksin.
Kıssalar - Kurnaz

Meddah tüm kurnazlıklarını, yaptığını duyduğu hilelerini bir bir sayıp döktü; şimdiye kadar kandıramadığı kimse olmadığını belirtti terzi “Ciğeroğlu” nun…
Dinleyiciler arasındaki bir Âdem:
-O da kim oluyormuş, benden bir iplik bile çalamaz, isterseniz sizinle bahse dahi girerim… dedi.
-Yapma kardeş, senden daha akıllı nice kişileri mat etti bu adam. Bahse girişme, onun hileleriyle sen de kendini kaybedersin, yazık olur.
Âdem büsbütün kızdı:
-Benden ne yeni, ne eski bir şey alamaz. Dileyenle bahse girelim, tabi sözünüzün eri iseniz.
Tamahkar bazıları işi büsbütün kızıştırdılar. Yapamazsın, yaparsın derken…
-Şu Arap atımı bahse koyuyorum, eğer o terzi benim rızam dışında, benden habersiz kumaşımdan bir şey alırsa bu atım sizlerin olsun, ama başaramazsa; bunun dengini
isterim sizlerden… deyiverdi Âdem.
Sabahı zor etti, vurduğu gibi bir top atlas kumaşı koltuğunun altına, tuttu hilekar terzinin dükkanının yolunu. Terzi bütün riyakar gülümsemesi yüzünde takılı olduğu halde karşıladı, avını kollayan tilki gibi. Hoş beş, izzet ikram derken, ustalığını sergileyen, önceden diktiği giysileri göstererek büsbütün
güvenini kazandı Âdem’in. O’ da atıverdi İstanbul Atlasının topunu terzinin önüne:
-Bundan bana savaş için bir kaftan biç. Belinden aşağısı bol olsun ki; savaşta ayağıma dolaşmasın, yukarısı dar olsun ki; güzel dursun dedi.
Terzi elini gözünün üzerine tutarak selam verdi:
-Başütüne sevimli müşterim. Sana sonsuz hizmetlerde bulunacağım. Öyle memnun edeceğim ki seni… ben de beğeneceğim, sen de.
Kumaşı aldı önüne ölçtü, ne kadardan çıkacağını hesap etti, sonra lafa tuttu.. Başka beylerin hikayelerini söylemeye, onların lûtuf ve ihsanlarını saymaya başladı. Nekesleri ise zemmetti. Güldürmek için tuhaf tuhaf sözler söyledi. Ateş gibi makasını çıkardı, kumaşı kesip biçmeye başladı. Göz ucuyla Âdem’i takip ederken; ağzında ise türlü masallar, gururunu okşayacak, kendinden geçirecek sözleri maske yapmıştı kendine adeta.
Hikayelere gülmekle, zaten daracık olan gözü büsbütün kapanmışken, durumu fark eden kurnaz terzi kaşla göz arasında bir parça kumaşı çalarak, şalvarının içine gizledi.
Dinlediklerinin tadından Âdem; tutuştuğu bahsi de, atlas kumaşını da unutmuştu.
Anlatılanlara dalmış, adeta sarhoş olup kendinden geçmişti.
-Allah için o kadar güzel anlatıyorsun ki, lâtifelerin canıma can kattı, ne olursun gülünecek bir şey daha söyle… diye yalvardı adeta.
Hain terzi bir fıkra anlatarak o kadar güldürdü ki, gülmekten sırt üstü yere yıkıldı akıl fukarası Âdem. Sonra da fırsat bu fırsat deyip bir parça daha keserek gömleğinin içine sokuverdi ..
Âdem; gülünç bir şey daha anlat, dedikçe terzi öncekinden daha gülüncünü anlatıyor, (BibBiiiiiib Kafa) gülerken de kendisi bir parça daha keserek bir tarafına saklıyordu.
Nihayet:
-Bir daha anlat.. deyince Âdem,terzi dahi insafa gelip:
-A hadımağası vazgeç… Bir latife daha söylersem vay haline… Kaftanın dapdaracık olur, giremezsin içine. Kim kendine böyle iş işler?. Gülüyorsun ama, gülmenin yeri mi?. Eğer bilseydin kan ağlardın güleceğin yerde.
-Ey bilgisizlik ve şüphe mezarına düşmüş kişi dedi… yukarıdaki kıssayı anlatan: Feleğin lâtifesini, nereye kadar arayacaksın? Ne vakte dek şu cihanın işvesini tadacaksın? Ne aklın düzeninde kaldı, ne cânın. Lâtifesi, bahçelere bir hoş tad verir ama, kış gelince verdiği şeylerin hepsini yele verir.
Mesnevi:6.cild.Sayfa:134-135-136-137

RAŞiT TUNCA

BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA
Raşit Tunca

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik

BOARD KISAYOLLARI

ALLAH

Allah



BAYRAK

TC.Bayrak



WEB-TUNCA


Radyo Karoglan

Foruma Misafir Olarak Gir


Forumda Neler Var


Karoglan-Raşit Tunca - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi




GALATASARAY

G A L A T A S A R A Y


FENERBAHÇE


F E N E R B A H C E


BEŞiKTAŞ

B E Ş i K T A Ş


TRABZONSPOR

T R A B Z O N S P O R


MiLLi TAKIM

M i L L i T A K I M


ETKiNLiKLERiMiZ


“Peygamberimiz Buyurdular ki Birbirinize Temiz ağız ile Dua edin. Bizde Sayfamızı ziyaret edenlerin ve bu bölümü ziyaret edenlerin kendilerinin Ruhaniyetine, geçmişlerinin Ruhuna Yasin Okuyup hediye ediyoruz Tıkla, ya sende oku yada okunmuş Yasinlerden Nasibini Al”
(Raşit Tunca)



MEVLANA'DAN

“ Kula Bela Gelmez Hak Yazmadıkca, Hak Bela Yazmaz Kul Azmadıkca, Hak intikamını, Kulunun Eliyle Alır da, Bilmiyenler Kul Yaptı Sanır."
(Hz. Mevlana)