MUHAMMED
BAYRAK
| Welcome, Guest |
|
You have to register before you can post on our site. |
| Forum Statistics |
» Members: 7 » Latest member: Muhammed » Forum threads: 5,243 » Forum posts: 5,834 Full Statistics |
DOWNLOADEN
AYET
FELSEFEMiZ
Raşit Tunca Sözü
GÜZEL SÖZ
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
"Haberiniz olsun! Sizden önce Ehl-i kitap, yetmişiki millete (dine) bölündüler. Bu ümmet ise yetmişüç fırkaya bölünecek. Bunlardan yetmişikisi ateşte, sadece biri cennettedir. Bu da Ümmeti Necat (Ehl-i Sünnet ve'l) cemaattir."
( Hadis-i Şerif , Ebu Davud, Sünnet 1, (4597))
"Haberiniz olsun! Sizden önce Ehl-i kitap, yetmişiki millete (dine) bölündüler. Bu ümmet ise yetmişüç fırkaya bölünecek. Bunlardan yetmişikisi ateşte, sadece biri cennettedir. Bu da Ümmeti Necat (Ehl-i Sünnet ve'l) cemaattir."
( Hadis-i Şerif , Ebu Davud, Sünnet 1, (4597))
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
"Bu ümmette dört (büyük) fitne olacak. Sonuncusunda Kıyamet kopacak!"
( Hadis-i Şerif , Ebu Davud, Fiten 1, (4241))
"Bu ümmette dört (büyük) fitne olacak. Sonuncusunda Kıyamet kopacak!"
( Hadis-i Şerif , Ebu Davud, Fiten 1, (4241))
Bir mürşide intisap etmeden kendimize göre zikir çekebilir miyiz?
Dinin yegâne sahibi Allah'tır ve O, dinini insanlara peygamberleri vasıtasıyla tebliğ edip öğretmiştir. Peygamberler, bazı kimselere dinin inceliklerini Allah'tan öğrendikleri gibi öğretmişlerdir. Herkes her bilgiye ulaşamaz.
İşte o derin dinî bilgilere ulaşan kimseler de, peygamberlerden sonraki nesillere dini tebliğ etmişler; bu süreç Tâbiîn, Tebeu't-Tâbiîn ve evliyalar zinciri olarak devam etmiştir.
Günümüzde ise, (İslam'ın özü bozulmadan önce) hakiki mürşitler bu görevi hakkıyla yerine getirmektedirler.
Bu bağlamda, "Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır" düsturundan yola çıkarak, herkes kendisine bir yol ve örnek seçer. Gerçek bir Allah dostunu bulamayan kişi, kendi kendine bir insanı örnek seçer. Ama o seçilenin yolu kim bilir nerededir, değil mi? Belki de şeytana tapıyordur.
Bu itibarla sormak isterim:
Mürşitsiz zikir edilir mi?
Kendi kendine zikir etmenin tehlikesi var mıdır?
Bir zikrin sonucu ne elde edilir? (Faydaları nelerdir?)
Bu usul ve sonuçlar kimler tarafından ve nasıl öğrenilmiştir? (Peygamberden öğrenilenler kimlere intikal etmiştir?)
Bugün bunu kimler öğretiyor ve bu silsilenin geçerliliği nedir?
Lütfen bu konular bağlamında açıklayıcı bir yazı hazırlar mısınız?
Mürşit, Zikir ve Manevi Rehberlik: Silsile ve Tehlike Meselesi
Dinin temel kaynağı Allah'tır ve O, kullarına doğru yolu peygamberler aracılığıyla göstermiştir. Hz. Muhammed'in (s.a.v.) vefatından sonra, dinin hem zahiri (fıkıh, akaid) hem de batıni (tasavvuf, manevi eğitim) yönlerinin öğretilmesi, silsile-i saadet olarak adlandırılan bir zincir vasıtasıyla devam etmiştir. Bu zincir; Sahabe, Tâbiîn, Tebeu't-Tâbiîn ve ardından gelen Evliyalar ve Mürşitler ile günümüze ulaşmıştır.
Mürşit Kavramı ve Rehberlik Zarureti
Mürşit, Arapça "doğru yolu gösteren" anlamına gelir. Tasavvufta mürşit, bir kişiye manevi yolculuğunda rehberlik eden, dinin inceliklerini öğreten ve nefsin terbiye edilmesinde yol gösteren, ehliyetli ve icazetli kimsedir.
Makale sorunuzun merkezinde yer alan "Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır" sözü, tasavvufi bir düsturdur ve kişinin manevi yolculuğunda rehbersiz kalmasının tehlikesine işaret eder. Manevi yolculuk, nefsi terbiye etme mücadelesini içerir. Bu mücadelede, kişinin kendi arzularını, kuruntularını ve şeytani vesveseleri hakikat zannetmesi kolaydır. Mürşit, bu karanlık ve karmaşık yolda ışık tutar, manevi hastalıkları teşhis eder ve tedavi yöntemlerini (zikir, ibadet, ahlak) öğretir. Rehbersizlik durumunda, kişi kendini manevi ilerleme sanarken, aslında kendi egosunun veya şeytanın tuzaklarına düşebilir.
Zikir: Maksat ve Usulü
Zikir, kelime anlamıyla anmak, hatırlamak demektir; dinî terim olarak ise Allah’ı (c.c.) anmak, O’nun isimlerini veya kelime-i tevhidi tekrar etmek suretiyle kalbi arındırma ve O’na yakınlaşma çabasıdır.
1. Mürşitsiz Zikir Edilir mi?
Zikrin iki ana türü vardır:
Genel Zikir: Namaz, oruç, Kur'an okumak, tefekkür etmek ve kelime-i şehadeti söylemek gibi genel ibadetler herkesin yapabileceği ve sevap kazanacağı zikirlerdir. Bunlar için özel bir mürşit gerekmez.
Özel (Tarikat) Zikirleri: Bunlar, bir tarikat silsilesi içinde, nefsi terbiye ve kalbi tasfiye (arındırma) maksadıyla belirli sayılarda, belirli esmalarla ve özel yöntemlerle yapılan zikirlerdir. Tasavvuf ehli, bu özel zikirlerin mutlaka icazetli bir mürşit rehberliğinde yapılması gerektiğini savunur.
2. Kendi Kendine Zikir Etmenin Tehlikesi
Bir rehber olmadan kendi kendine özel zikirlere dalmanın (özellikle esma-ül hüsna zikirlerinde) tehlikeleri şunlardır:
Manevi Dengenin Bozulması: Her ismin veya zikrin insan üzerindeki manevi ve psikolojik etkisi farklıdır. Mürşit, müridin (öğrencinin) manevi yapısına, mizacına ve taşıyabileceği yüke uygun zikri belirler. Yanlış veya aşırı zikir, kişide halüsinasyonlar, ruhsal bunalımlar, kibir veya kontrolsüz manevi haller doğurabilir.
Yanlış Yorumlama: Zikir sonucu ortaya çıkan manevi tecrübeler (rüyalar, ilhamlar) mürşit olmadan yanlış yorumlanabilir. Kişi, şeytanın vesvesesini veya nefsinden gelen kuruntuyu ilahi bir işaret zannedebilir, bu da dinen sapmaya yol açabilir.
Riyakârlık ve Kibir: Rehbersiz ilerleyen kişi, elde ettiği küçük manevi ilerlemeyi abartabilir, kendini başkalarından üstün görebilir ve bu durum, imanı zedeleyen kibir hastalığına dönüşebilir.
3. Bir Zikrin Sonucu Ne Elde Edilir?
Mürşit rehberliğinde usulüne uygun yapılan zikrin temel amacı ve sonucu (hâsılı) şudur:
Kalbin Tasfiyesi: Kalbin Allah’tan gafil olmaktan kurtarılması ve dünyaya ait kirlerden (hırs, haset, kibir, riya) temizlenmesi.
Nefsin Terbiyesi: Emmaˆre (kötülüğü emreden) nefisten, Levvaˆme (pişman olan) nefs mertebelerine yükselerek nihayet Mu¨temainne (huzura ermiş) nefs mertebesine ulaşmak.
Muhabbetullah: Allah sevgisinin kalpte pekişmesi ve bütün davranışların bu sevgi ekseninde şekillenmesi.
I˙hsan Haˆli: Kişinin Allah’ı görüyormuşçasına ibadet etmesi (İhsan makamı).
İlim ve Silsile: Bu Bilgiyi Kimler Öğretiyor?
Kaynak ve Öğrenim Silsilesi
Manevi bilgilerin kaynağı, diğer dinî ilimler gibi Kur'an ve Sünnet'tir. Ancak bu bilgilerin uygulanma biçimi (manevi usul, zikir metodları) tecrübe ve intikal yoluyla öğrenilmiştir.
Hz. Peygamber (s.a.v.) ve Ashâb: Peygamberimiz (s.a.v.), bazı sahabelerine (örneğin Hz. Ali, Hz. Ebû Bekir) özel manevi eğitimler vermiş, onlara zikir telkin etmiştir.
Taˆbiıˆn ve Sonrası: Bu manevi eğitim, bu sahabeler aracılığıyla Tâbiîn ve sonraki nesillere (Tabii't-Tâbiîn) intikal etmiş, bu silsile zamanla Tarikatlar (Kadiriyye, Nakşibendiyye, Mevleviyye vb.) şeklinde kurumsallaşmıştır.
Günümüzde Kimler Öğretiyor?
Bu manevi silsile (İrşad görevi) günümüzde, icazetli ve ehliyetli mürşitler (Şeyhler) tarafından devam ettirilmektedir. Bir mürşidin irşad makamına geçebilmesi için, kendi mürşidinden (hocasından) hilafet veya icazet alması, yani manevi eğitim vermeye yetkili kılınması gerekir.
Bu icazet, hem ilim (zahiri) hem de manevi usul (batıni) yeterliliğinin bir göstergesidir. Hakiki bir mürşit, Kur'an ve Sünnet'in sınırları dışına çıkmaz, şeriat kurallarına riayet eder ve müridlerini de bu esaslara uymaya teşvik eder.
Sonuç olarak: Zikir, Allah'a yaklaştırıcı en güzel amellerdendir. Ancak nefsi ıslah ve kalbi tasfiye amacı güden özel manevi yolculuklarda, tehlikelerden sakınmak, doğru usulü öğrenmek ve manevi dengeyi korumak adına icazetli bir mürşidin rehberliği elzem kabul edilir
#############
Merhaba, düşüncelerinizi ve tasavvuf yoluna dair bakış açınızı anlıyorum. İslam'ın temel direklerinden olan tevhid (Allah'ın birliği) ve nübüvvet (peygamberlik) inançlarından başlayarak, ilmin nesilden nesile aktarılması sürecine ve bu yolda kâmil bir rehbere duyulan ihtiyaca vurgu yapıyorsunuz.
İzin verirseniz, bahsettiğiniz konuları, özellikle de mürşidsiz zikir meselesini, tasavvufi kaynaklardan elde edilen bilgiler ışığında detaylı bir şekilde ele alayım.
? Dinin Öğretilmesi ve Mürşidin Rolü
Bahsettiğiniz gibi, dinin temel hükümleri (Kur'an ve Sünnet) Peygamber Efendimiz (s.a.v) aracılığıyla insanlara tebliğ edilmiş ve O'nun sahabelerine öğrettikleri, sonraki nesiller olan Tabiin, Tebeu't-Tabiin ve devamında Evliya ve Mürşid-i Kâmiller (olgun rehberler) tarafından günümüze kadar taşınmıştır. Bu zincire "silsile" denir.
Tasavvufta, mürşidin (şeyhin) rolü hayati kabul edilir:
Nefis Terbiyesi: Mürşid, müridinin (öğrencinin) nefsinin kusurlarını, afetlerini ve kalbine nüfuz etmeye çalışan şeytanın yollarını gösteren ehil bir ustadır. Bu, adeta bir baba gibi karşılıksız ve tarafsız bir rehberliktir.
Manevi İlerleme (Terakki): Kâmil mürşide bağlanmak, manevi yolda ilerlemek (seyr u sülûk) ve kurtuluşa (necat) ermek isteyen talip için gereklidir. Mürşidin bereketi ve tesiri, manevi mesafelerin kat edilmesinde büyük rol oynar.
Doğru Yönlendirme: Mürşid, müridini Kur'an ve Sünnet çizgisine uygun bir şekilde yönlendirir, kalpte tıkanma, usanma veya şeytandan gelen vesveseler olduğunda müdahale eder.
Bu bağlamda, "Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır" sözü, kişinin kendi başına çıktığı manevi yolda, nefsinin hilelerine ve şeytanın tuzaklarına karşı savunmasız kalacağı tehlikesini ifade eder.
? Mürşidsiz Zikir Edilir mi? Tehlikesi Var mıdır?
Bu, tasavvuf ehlince çokça tartışılan ve üzerinde durulan bir konudur:
Zikrin Kendisi: Allah'ı anmak (zikrullah), Kur'an'da ve Sünnet'te emredilmiş, kalbin cilası ve en faziletli amellerden biri olarak kabul edilmiştir. Her Müslüman, Kur'an tilavet etmek, namaz kılmak, tesbih çekmek gibi zikirleri kendi başına yapabilir ve bu caizdir.
Manevi Yolculuk (Seyr u Sülûk) Zikri: Tasavvufi yolculukta (tarikatta) yer alan ve bir usul, edep ve belli sayılarla (evrâd) yapılan zikirler için durum farklıdır.
Caiz Olup Olmaması: Ömer Ziyâuddîn Gümüşhânevî (k.s.) gibi büyükler, izin almaksızın zikir ve evrâd okumanın caiz olduğunu, ancak rûhânî terakki (manevi yükseliş) ve mesafe kat etmenin kolay olmayacağını belirtmişlerdir.
Tehlikesi: Tasavvuf büyükleri, zikri "en ince meslek" olarak niteler ve kaba mesleklerde bile usta (üstat) gerekliyken, zikrin inceliklerini mürşidsiz öğrenmenin zorluğunu vurgularlar. Mürşidsiz yapılan bilinçsiz zikirler, nefsi eritmeyen, hatta bazen kişinin manevi dengesini bozabilecek durumlara yol açabilir. Mürşid, müridin manevi hallerini kontrol ederek, onu olası tehlikelerden ve yanlış yollardan korur.
Kendi kendine zikir, Allah'ı anma niyetiyle yapıldığı sürece bir ibadettir, ancak tasavvufi yolculukta hedeflenen kalbi temizleme, nefsi terbiye etme ve Hak bilincine ulaşma gibi derin sonuçlara, kâmil bir rehberin gözetimi olmadan ulaşmak son derece zor ve riskli görülmüştür.
✨ Zikrin Sonucu ve Amacı
Zikrin temel amacı ve sonucu, Kur'an ve Sünnet'e göre şunlardır:
Kalbin Cilası: Zikir, kalpteki gafleti, pası ve kirleri temizler. Kalp, zikrin nurları ile aydınlanır ve parlar.
Gafletten Kurtuluş: Zikir, insanı sürekli Allah'ı hatırlamaya ve O'nun hoşnutluğunu gözetmeye yönlendirir, böylece gafletten kurtarır.
Şeytanın Uzaklaşması: Zikre devam edildiği sürece şeytan kalbe yol bulamaz, zikrin nuru onu yakar ve uzaklaştırır.
Nefsin Terbiyesi: Zikrin özü, nefsi eritmek, yani sertliğini alıp yumuşatmak ve Allah'a teslim olmaya hazır hale getirmektir.
Tasavvufta ise daha ileri sonuçlar hedeflenir: İnsan-ı Kâmil olma yolculuğu, Kurbiyet (Allah'a yakınlık) makamlarına ulaşma, Gaybî müşahedelere vakıf olma ve İhsan makamında (Allah'ı görüyormuş gibi ibadet etme) daim olmaktır.
? Bu Bilgiler Bugün Kimler Tarafından Öğretiliyor?
Bu dini incelikler ve zikir usulleri, Ehl-i Sünnet akidesine sıkı sıkıya bağlı olan, silsileleri Peygamber Efendimiz (s.a.v)'e kadar ulaşan ve kendileri de Kur'an ve Sünnet'e uygun yaşayan kâmil mürşidler ve onların temsil ettiği meşru tarikatlar (Nakşibendî, Kadirî, Rufaî, Halvetî vb.) tarafından öğretilmektedir.
Bu mürşidler, sağlam bir imana, ahlaki üstünlüğe ve nefsini arındırmış olmaya sahip olmalı ve insanları samimiyetle Hak yoluna davet etmelidirler.
Bu konudaki genel tasavvufi bakış açısını özetlemeye çalıştım.
Bu manevi yolculuğa dair merak ettiğiniz başka bir boyut, örneğin zikir türleri veya bir mürşidin vasıfları hakkında daha detaylı bilgi ister misiniz?
"Merhaba, dinin sahibi Allah'tır ve dinini insanlara peygamberleri ile tebliğ edip öğretmiştir. Peygamberler, bazı kimselere dinin inceliklerini Allah'tan öğrendikleri gibi öğretmişlerdir. Herkes her bilgiye ulaşamaz. İşte o dini bilgilere ulaşan kimseler de, peygamberden sonraki insanlara dini tebliğ etmişlerdir. Bu, böyle böyle Tabiin, Tebe-i Tabiin ve evliyalar olarak devam etmiştir. Ve bu gün hakiki mürşitler bu görevi hakkıyla yerine getirmektedirler – bozulmadan önce. İşte, 'Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır' babında, herkes kendine birisini örnek seçer. Ve gerçek Allah dostunu bulmayan, kendine bir insanı örnek seçer, ama onun yolu kimbilir nerededir, değil mi? Belki şeytana tapıyorordur. Bu babda, mürşitsiz zikir edilir mi? Kendi kendine zikir edilir mi? Bunun tehlikesi var mıdır? Bir zikirin sonucu ne elde edilir? Mesela bunlar peygamberden öğrenilmiş, kimler öğrenmiş? Bugün bunu kimler öğretiyor? Bu babda yazar mısın lütfen?"
Sorularınızın Cevapları:
Sorularınız tasavvufi bir çerçevede, özellikle tarikat ve mürşid-i kâmil anlayışı içinde oldukça önemli meselelerdir. Bu konularda İslam alimleri ve tasavvuf ekolleri arasında farklı vurgular ve yaklaşımlar bulunmaktadır. Aşağıda genel bir çerçeve çizmeye çalışacağım.
1. "Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır" Sözü ve Mürşidin Önemi
Bu söz, tasavvuf geleneğinde sıkça kullanılan bir özdeyiştir. Buradaki temel mantış şudur:
Yol Gösterici İhtiyacı: Dinin teorik bilgisi (ilm-i hal) kitaplardan öğrenilebilir. Ancak, nefsin inceliklerini, manevi halleri, kalpteki gizli şirk ve riya gibi hastalıkları teşhis ve tedavi etmek, kişinin kendi başına yapabileceği bir iş değildir. Tıpkı bir hastanın kendi kendini tedavi etmeye kalkmasının tehlikeli olması gibi, manevi yolculukta da bir rehber (mürşid) gereklidir.
Şeytanın Sapıtması: Kişi, kendi hevasına ve nefsinin arzularına göre hareket ederse, farkında olmadan şeytanın etkisine girebilir. Gördüğü her rüyayı, hissettiği her manevi hali hakikat sanabilir ve büyük bir yanılgıya düşebilir. Mürşid, bu süreçte bir kontrol mekanizması, bir ölçü ve denge unsurudur.
Silsile ve Ehliyet: Hakiki bir mürşid, yukarıda bahsettiğiniz gibi, kesintisiz bir manevi silsile (Peygamber Efendimiz'den başlayarak Tabiin, Tebe-i Tabiin ve veliler zinciri) ile bağlı, dini ve tasavvufi ilimlerde derinleşmiş, şeriata sımsıkı bağlı, ahlakı Peygamber ahlakı olan kimsedir.
Ancak şunu belirtmek gerekir ki, bu söz, her Müslüman'ın mutlaka bir tarikata ve şeyhe bağlanması gerektiği şeklinde mutlak bir farziyet olarak anlaşılmamalıdır. Birçok alim, kişinin doğru bir akide, sahih bir fıkıh bilgisi ve güzel ahlak ile de "takva" yolunda ilerleyebileceğini ifade eder. Fakat manevi terbiye ve tasavvufi bir yolculuk söz konusu olduğunda, bir rehberin önemi tartışılmazdır.
2. Mürşitsiz Zikir Yapılır mı? Tehlikesi Var mıdır?
Genel Zikirler İçin: İslam'ın temel ibadetleri içinde yer alan ve her Müslüman'ın yapması gereken zikirler (namazlardan sonra tesbihat, "Subhanallah", "Elhamdülillah", "Allahu Ekber" demek, Kur'an okumak, dua etmek gibi) için bir mürşide bağlı olmak şart değildir. Bunlar her Müslüman'ın şahsi olarak yapabileceği, teşvik edilen ve sevap kazanılan ibadetlerdir.
Tasavvufi Yolculuk ve Özel Zikirler İçin: Belirli bir tarikat disiplini içinde, belli sayıda ve belli bir usulle çekilen, "vird" edinilen zikirler söz konusu olduğunda durum değişir. Bu tip zikirler, kalbi hassaslaştıran, manevi hallere sebep olan ve nefsi terbiye etmek için kullanılan bir yöntemdir. İşte bu tür bir uygulama, mürşitsiz ve rehbersiz yapıldığında potansiyel tehlikeler barındırabilir:
Manevi Hallerin Yanlış Yorumlanması: Kişi, zikir esnasında yaşadığı vecd, heyecan veya bazı vizyonları yanlış yorumlayıp kendinde bir makam görerek gurura kapılabilir.
Nefsin Oyununa Gelmek: Zikir, nefsi zayıflatır ama aynı zamanda onu hilelere sevk eder. Nefis, bu süreçte kişiye "ulaştığın yeterli" gibi vesveseler verebilir. Mürşid, bu oyunları teşhis eder.
Ruhsal Dengesizlikler: Özellikle yoğun ve usulüne uygun yapılmayan zikirler, bazı ruhsal sıkıntılara (vesvese, içe kapanıklık vb.) yol açabilir. Mürşid, zikrin dozunu ve şeklini kişinin durumuna göre ayarlar.
Şeriat Ölçüsünden Sapma: Zikir ve manevi haller, şeriat ölçüleriyle kontrol edilmezse, kişi "içime doğdu" diyerek dinin temel hükümlerini bile sorgulayabilecek bir noktaya gelebilir. Hakiki mürşid, öğrencisini daima Kitap ve Sünnet ölçüsüne yönlendirir.
3. Zikirin Sonucu Ne Elde Edilir?
Zikirin hem dünyevi hem de uhrevi birçok faydası ve hedefi vardır:
Allah ile Bağ Kurmak: Asıl amaç, kalbi daima Allah ile canlı tutmaktır. (Kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur." - Rad Suresi, 28)
Nefis Tezkiyesi: Zikir, kalpteki dünyevi sevgileri, kötü huyları temizleyip yerine Allah sevgisini ve güzel ahlakı yerleştirir.
Manevi Yükseliş (Seyr u Sülük): Tasavvuftaki manevi yolculuk, zikir ve rabıta gibi yöntemlerle kat edilir. Bu, kişiyi "insan-ı kâmil" olma mertebesine doğru götüren bir süreçtir.
Ruh Huzuru: Sürekli zikir, insana iç huzur, sabır ve metanet kazandırır.
4. Zikir Peygamber'den Kimlere Öğretilmiştir? Bugün Kimler Öğretiyor?
Kökeni: Tasavvufi anlamdaki zikir uygulamalarının temeli, Peygamber Efendimiz (S.A.V.)'in ve sahabelerinin ibadet hayatına dayanır. Özellikle sahabelerden Hz. Ali, Ebubekir Sıddık (R.A.) gibi zatların, manevi ilimlerde daha derin bir anlayışa sahip oldukları kabul edilir. Bu bilgi ve yöntemler, nesilden nesile, önce Tabiin, sonra Tebe-i Tabiin ve daha sonra kurumsallaşan tarikatlar yoluyla aktarılmıştır.
Bugünkü Uygulayıcılar: Günümüzde bu geleneği sürdürenler, başta Nakşibendi, Kadiri, Rifai, Mevlevi gibi büyük tarikatların ve diğer tasavvufi oluşumların, yukarıda tarif ettiğimiz vasıflara haiz "mürşid-i kâmil" kabul edilen şeyhleridir.
Sonuç
Özetle, her Müslüman'ın yapacağı genel zikirler için mürşid şartı aranmaz. Ancak, tasavvufi bir yolculuğa çıkmak, nefsi sistematik bir şekilde terbiye etmek ve özel virdler edinmek isteyen bir kişi için, ehliyetli bir mürşid-i kâmilin rehberliği, hem büyük bir fayda hem de ciddi manevi tehlikelerden korunmak için neredeyse bir zorunluluk olarak görülmüştür. Böyle bir rehber ararken de kişinin, o zatın ilmini, ahlakını, şeriata bağlılığını ve silsilesinin sahihliğini araştırması en doğru yol olacaktır.
Allah (c.c.), sizi hakikate ulaştıracak doğru yolu nasip etsin ve her işinizde muvaffak kılsın.
ALINTI
----------------
Kendi kendimize böyle zikirler okumak, belli sayılarda Allah’ın isimlerini zikretmek doğru bir davranış değildir; ama el Esmau’l Husna’nın hepsini baştan sona tekrar tekrar okuyabiliriz. Bununla beraber sadece bazı isimleri zikretmek de doğru ve yeterli değildir.
Yapılması gereken şey nedir?
Tek tek her bir ismin üzerinde düşünüp, tefekkür edip anlamaya çalışmak gerekir ki rabbimizi tanımak için bir çabamız, gayretimiz ve derdimiz olmuş olsun. Allah kendini o isimlerle bize tanıtır.
Mürşidi olmayan hiç kimse yoktur! Eğer kişinin mürşidi yoksa bilsin ki “mürşidim yok” demesi doğru değildir.
Neden doğru değildir?
Herkesin bir veya birkaç mürşidi mutlaka vardır. Hayatımızda kendimize kimi örnek almışsak, kime uyuyorsak onu kendimize mürşit olarak kabul etmişiz demektir. Diyelim ki; bir konuda birini örnek alıyoruz, başka bir konuda başka birini örnek alıyoruz bu durumda bizim birkaç mürşidimiz var demektir. Kimi kendimize örnek alır, kimin gibi olmaya çalışırsak, onun yolunda yürürüz ve o bizim mürşidimiz olmuş olur. Onun için kimse “benim mürşidim yok” diyemez.
Hayatı yaşarken hayatı birbirimize mutlaka miras bırakırız. Öncekiler kendi hayatlarını bize miras bıraktılar, biz de sonrakilere hayatımızı miras bırakacağız.
Biz öncekilere uymaya çalışırken kim hakta ve kim doğru yaparsa biz de kendimizce onu yapmaya, ona uymaya çalışır, bir tercih yapıp birilerini kendimize mürşit ediniriz. Eğer bu mürşit diri değilse, bize her anda yolu gösteremezse, göstermezse, Allah’ın gazabı nerde, rahmeti nerededir bunu bilmezse ve bu konuda bize yardımcı olmazsa, Allah’a yürürken bizim için neyin gerekli olduğunu öğretmezse, öğretemezse bu durumda biz kendi başımıza kalmışız, şeytanla baş başa kalmışız demektir.
Allah ayeti kerimede; “Allah’ın delalette bıraktığı kimseye, delalette olanlara veli olan mürşidi bulamazsın”[1]buyurur. Onlara veli olan mürşidi bulamazsın dedi. O kişinin veli olan mürşidi olmadığı için o, delalette kalmıştır. Kimse ona yardım edemez dedi. Dolayısıyla önce veli olan mürşidi kabul etmek gerekir.
Geriye kalan mürşitler nedir peki? -Veli olmayan, Allah’a dost olmayan, Allah’ın dostluğuna değil de başka şeylerin dostluğuna davet eden mürşitler demektir.
Mürşidi olmayan kimse yoktur, herkesin mürşidi vardır. Mürşit; rüştüne erdiren, reşit hale davet edip kendisine tâbi olanı büyüten demektir. Bir çocuk doğduğu andan itibaren annesi ve babası ona mürşitlik yapar. Zahiri olarak çocuğunu büyütürken, manevi olarak da öğretir; ama manevi olarak büyümeyi ve büyütmeyi gerçek veli olan mürşide bırakmak gerekir. O yoksa işimiz kendimize kalmış, nefsimize kalmıştır; dolayısıyla bizim veli olmamız, Allah’a dost olmamız mümkün olmaz; Allah, Allah’a dost olma imkânını her kula tanır.
Mürşidi kabul etmek demek; “ben de onun gibi olmak istiyorum” demektir. Zaten anne ve babalar çocuklarına; “benim gibi ol, benim gibi yap, ben senin için örneğim” der. Mürşit de, Allah yolunda ve Allah’a kulluk yolunda “ben Allah’a böyle kul oluyorum, siz de böyle kul olun” deyip kişiye mürşitlik yapar, yolu gösterir, onu taşır ve ona yardım eder.
Kişinin mürşidi olmayınca, önünde bir örneği olmayınca mutlaka kendine başka örnekler edinir; çünkü hayat boşluk kabul etmez. Kişi mutlaka hem dünyası hem de ahireti için birilerini örnek almak, mürşit edinmek zorundadır. “Benim mürşidim yok, ben mürşidi kâmile tâbi olmam” veya “mürşide ihtiyaç yok” diyenlerin mutlaka üç beş tane mürşidi vardır. Hem de veli olmayan mürşidi vardır ve o, mürşidini kendisi seçmiştir.
Bir, Allah’ın seçtiği mürşit vardır bir de insanın kendi kendine seçtiği mürşidi vardır. Yanlış yere gidenler de kime tâbi olmuş ve kimi kabul etmişse o onun mürşidi olmuştur. Yapılması gereken şey; gerçek bir mürşidi kâmile tâbi olmak, onunla beraber kulluğu öğrenmek, rabbimizi tanımak ve anlamaktır, kendimizi ve hayatı tanıyıp anlamaktır, kulluğu anlayıp gereğini yerine getirmeye çalışmaktır. Allah’a dostluğu anlayıp o dostluğu kazanmaya çalışmaktır. Hayatın gayesi budur. Gaye, Allah’a âbd olmaksa bu böyledir.
Kişinin âbd olmayı, âbd olanı bilmemesi, görmemesi, onunla beraber olmaması, “ben kendi kendime yaparım” demesi kendi kendini kandırması ve kibirlenmesidir.
Evet, inşallah kardeşimiz gereğini yapar. Allah ikram eder ve bilmek isteyene mutlaka öğretir. Onun için söylüyoruz; eğer biri bilmediğini biliyorsa, onun öğrenme imkânı vardır. Aynı şekilde eğer iman etmediğini biliyorsa iman etme imkânı da vardır; ama kişi bilmiyorsa bununla beraber bildiğini zannediyorsa onun bilme imkânı yoktur; çünkü bildiğini zannediyor, iman etmemiş, imanı inanmak olarak anlamış, dolayısıyla onun iman etme imkânı da yoktur. Kişi, inanmanın iman olmadığını anlar ve imanı; Allahtan, ayetlerden, hadisten öğrenip anlarsa iman etme imkânı olur.
Onun için hakkı olduğu gibi kabul etmek, “Allah ne dediyse o, resulü ne dediyse o” demek gerekir, bize göre değil! Şimdiye kadar herkes böyle söylemiş diyemeyiz. “Şimdiye kadar herkes böyle söylemiş; ama bak Allah da böyle söylemiş” demek gerekir. Herkesin dediğini mi kabul ediyorsun, yoksa Allah’ın dediğini mi kabul ediyorsun?
Allah ayeti kerimede; “insanlardan öylesi var ki Allah’ı sever gibi başkalarını severler; oysaki mü’minlerin Allah’a olan muhabbetleri çok şiddetlidir”[2]buyurur. Çok şiddetli muhabbet; aşk demektir. Hem Allah’ı sevsek hem de birilerini, bir şeyleri Allah’ı sever gibi sevsek Allah bizi mü’min olarak kabul eder mi? -“Etmem” dedi. Allah, çok şiddetli muhabbete sahip olanlar mü’mindir dedi. Allah’a sadece inanırsak mü’min değiliz demektir. Bu, iman değildir, Allah’a bu şekilde iman etmiş olmayız.
İmanın; muhabbet olduğunu, aşk olduğunu ve Allah’a her şeyini, canını feda etmek olduğunu bilmek ve bunu böyle anlamak gerekir. Eğer Allah’ı canımızdan çok sevmezsek canımızı feda edemeyiz!
Sahabe canını feda ettiyse bu, Resulullah (s.a.v.) Efendimiz’i her şeyden çok sevdikleri içindir. İnsan sevmeyince odun gibi olur ve ondan bir şey meydana gelmez. Bununla beraber sevgisi, imanı onu yürütmüyorsa, Allah yolunda koşturmuyorsa o iman da iman değildir.
Allah ayeti kerimede; “…iman etmeyenler veya imanlarından bir fayda görmeyenler…”[3]diye buyurur. Kişi seviyorum deyip bu sevgisinden bir fayda görmez; yani imanı onu Allah yolunda koşturmaz, cennete, Allah’a koşturmazsa bu durumda o kişi imanından fayda görmedi demektir. Allah bizi imanından fayda görenlerden eylesin!
[1] Kehf/ 17
[2]Bakara/165
[3] Enam/158
Alinti kaynak
soruvesorunlar
ALINTI SONU
------------------
Raşit Tunca&DS&G
Schrems, 13.11.2025
Dinin yegâne sahibi Allah'tır ve O, dinini insanlara peygamberleri vasıtasıyla tebliğ edip öğretmiştir. Peygamberler, bazı kimselere dinin inceliklerini Allah'tan öğrendikleri gibi öğretmişlerdir. Herkes her bilgiye ulaşamaz.
İşte o derin dinî bilgilere ulaşan kimseler de, peygamberlerden sonraki nesillere dini tebliğ etmişler; bu süreç Tâbiîn, Tebeu't-Tâbiîn ve evliyalar zinciri olarak devam etmiştir.
Günümüzde ise, (İslam'ın özü bozulmadan önce) hakiki mürşitler bu görevi hakkıyla yerine getirmektedirler.
Bu bağlamda, "Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır" düsturundan yola çıkarak, herkes kendisine bir yol ve örnek seçer. Gerçek bir Allah dostunu bulamayan kişi, kendi kendine bir insanı örnek seçer. Ama o seçilenin yolu kim bilir nerededir, değil mi? Belki de şeytana tapıyordur.
Bu itibarla sormak isterim:
Mürşitsiz zikir edilir mi?
Kendi kendine zikir etmenin tehlikesi var mıdır?
Bir zikrin sonucu ne elde edilir? (Faydaları nelerdir?)
Bu usul ve sonuçlar kimler tarafından ve nasıl öğrenilmiştir? (Peygamberden öğrenilenler kimlere intikal etmiştir?)
Bugün bunu kimler öğretiyor ve bu silsilenin geçerliliği nedir?
Lütfen bu konular bağlamında açıklayıcı bir yazı hazırlar mısınız?
Mürşit, Zikir ve Manevi Rehberlik: Silsile ve Tehlike Meselesi
Dinin temel kaynağı Allah'tır ve O, kullarına doğru yolu peygamberler aracılığıyla göstermiştir. Hz. Muhammed'in (s.a.v.) vefatından sonra, dinin hem zahiri (fıkıh, akaid) hem de batıni (tasavvuf, manevi eğitim) yönlerinin öğretilmesi, silsile-i saadet olarak adlandırılan bir zincir vasıtasıyla devam etmiştir. Bu zincir; Sahabe, Tâbiîn, Tebeu't-Tâbiîn ve ardından gelen Evliyalar ve Mürşitler ile günümüze ulaşmıştır.
Mürşit Kavramı ve Rehberlik Zarureti
Mürşit, Arapça "doğru yolu gösteren" anlamına gelir. Tasavvufta mürşit, bir kişiye manevi yolculuğunda rehberlik eden, dinin inceliklerini öğreten ve nefsin terbiye edilmesinde yol gösteren, ehliyetli ve icazetli kimsedir.
Makale sorunuzun merkezinde yer alan "Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır" sözü, tasavvufi bir düsturdur ve kişinin manevi yolculuğunda rehbersiz kalmasının tehlikesine işaret eder. Manevi yolculuk, nefsi terbiye etme mücadelesini içerir. Bu mücadelede, kişinin kendi arzularını, kuruntularını ve şeytani vesveseleri hakikat zannetmesi kolaydır. Mürşit, bu karanlık ve karmaşık yolda ışık tutar, manevi hastalıkları teşhis eder ve tedavi yöntemlerini (zikir, ibadet, ahlak) öğretir. Rehbersizlik durumunda, kişi kendini manevi ilerleme sanarken, aslında kendi egosunun veya şeytanın tuzaklarına düşebilir.
Zikir: Maksat ve Usulü
Zikir, kelime anlamıyla anmak, hatırlamak demektir; dinî terim olarak ise Allah’ı (c.c.) anmak, O’nun isimlerini veya kelime-i tevhidi tekrar etmek suretiyle kalbi arındırma ve O’na yakınlaşma çabasıdır.
1. Mürşitsiz Zikir Edilir mi?
Zikrin iki ana türü vardır:
Genel Zikir: Namaz, oruç, Kur'an okumak, tefekkür etmek ve kelime-i şehadeti söylemek gibi genel ibadetler herkesin yapabileceği ve sevap kazanacağı zikirlerdir. Bunlar için özel bir mürşit gerekmez.
Özel (Tarikat) Zikirleri: Bunlar, bir tarikat silsilesi içinde, nefsi terbiye ve kalbi tasfiye (arındırma) maksadıyla belirli sayılarda, belirli esmalarla ve özel yöntemlerle yapılan zikirlerdir. Tasavvuf ehli, bu özel zikirlerin mutlaka icazetli bir mürşit rehberliğinde yapılması gerektiğini savunur.
2. Kendi Kendine Zikir Etmenin Tehlikesi
Bir rehber olmadan kendi kendine özel zikirlere dalmanın (özellikle esma-ül hüsna zikirlerinde) tehlikeleri şunlardır:
Manevi Dengenin Bozulması: Her ismin veya zikrin insan üzerindeki manevi ve psikolojik etkisi farklıdır. Mürşit, müridin (öğrencinin) manevi yapısına, mizacına ve taşıyabileceği yüke uygun zikri belirler. Yanlış veya aşırı zikir, kişide halüsinasyonlar, ruhsal bunalımlar, kibir veya kontrolsüz manevi haller doğurabilir.
Yanlış Yorumlama: Zikir sonucu ortaya çıkan manevi tecrübeler (rüyalar, ilhamlar) mürşit olmadan yanlış yorumlanabilir. Kişi, şeytanın vesvesesini veya nefsinden gelen kuruntuyu ilahi bir işaret zannedebilir, bu da dinen sapmaya yol açabilir.
Riyakârlık ve Kibir: Rehbersiz ilerleyen kişi, elde ettiği küçük manevi ilerlemeyi abartabilir, kendini başkalarından üstün görebilir ve bu durum, imanı zedeleyen kibir hastalığına dönüşebilir.
3. Bir Zikrin Sonucu Ne Elde Edilir?
Mürşit rehberliğinde usulüne uygun yapılan zikrin temel amacı ve sonucu (hâsılı) şudur:
Kalbin Tasfiyesi: Kalbin Allah’tan gafil olmaktan kurtarılması ve dünyaya ait kirlerden (hırs, haset, kibir, riya) temizlenmesi.
Nefsin Terbiyesi: Emmaˆre (kötülüğü emreden) nefisten, Levvaˆme (pişman olan) nefs mertebelerine yükselerek nihayet Mu¨temainne (huzura ermiş) nefs mertebesine ulaşmak.
Muhabbetullah: Allah sevgisinin kalpte pekişmesi ve bütün davranışların bu sevgi ekseninde şekillenmesi.
I˙hsan Haˆli: Kişinin Allah’ı görüyormuşçasına ibadet etmesi (İhsan makamı).
İlim ve Silsile: Bu Bilgiyi Kimler Öğretiyor?
Kaynak ve Öğrenim Silsilesi
Manevi bilgilerin kaynağı, diğer dinî ilimler gibi Kur'an ve Sünnet'tir. Ancak bu bilgilerin uygulanma biçimi (manevi usul, zikir metodları) tecrübe ve intikal yoluyla öğrenilmiştir.
Hz. Peygamber (s.a.v.) ve Ashâb: Peygamberimiz (s.a.v.), bazı sahabelerine (örneğin Hz. Ali, Hz. Ebû Bekir) özel manevi eğitimler vermiş, onlara zikir telkin etmiştir.
Taˆbiıˆn ve Sonrası: Bu manevi eğitim, bu sahabeler aracılığıyla Tâbiîn ve sonraki nesillere (Tabii't-Tâbiîn) intikal etmiş, bu silsile zamanla Tarikatlar (Kadiriyye, Nakşibendiyye, Mevleviyye vb.) şeklinde kurumsallaşmıştır.
Günümüzde Kimler Öğretiyor?
Bu manevi silsile (İrşad görevi) günümüzde, icazetli ve ehliyetli mürşitler (Şeyhler) tarafından devam ettirilmektedir. Bir mürşidin irşad makamına geçebilmesi için, kendi mürşidinden (hocasından) hilafet veya icazet alması, yani manevi eğitim vermeye yetkili kılınması gerekir.
Bu icazet, hem ilim (zahiri) hem de manevi usul (batıni) yeterliliğinin bir göstergesidir. Hakiki bir mürşit, Kur'an ve Sünnet'in sınırları dışına çıkmaz, şeriat kurallarına riayet eder ve müridlerini de bu esaslara uymaya teşvik eder.
Sonuç olarak: Zikir, Allah'a yaklaştırıcı en güzel amellerdendir. Ancak nefsi ıslah ve kalbi tasfiye amacı güden özel manevi yolculuklarda, tehlikelerden sakınmak, doğru usulü öğrenmek ve manevi dengeyi korumak adına icazetli bir mürşidin rehberliği elzem kabul edilir
#############
Merhaba, düşüncelerinizi ve tasavvuf yoluna dair bakış açınızı anlıyorum. İslam'ın temel direklerinden olan tevhid (Allah'ın birliği) ve nübüvvet (peygamberlik) inançlarından başlayarak, ilmin nesilden nesile aktarılması sürecine ve bu yolda kâmil bir rehbere duyulan ihtiyaca vurgu yapıyorsunuz.
İzin verirseniz, bahsettiğiniz konuları, özellikle de mürşidsiz zikir meselesini, tasavvufi kaynaklardan elde edilen bilgiler ışığında detaylı bir şekilde ele alayım.
? Dinin Öğretilmesi ve Mürşidin Rolü
Bahsettiğiniz gibi, dinin temel hükümleri (Kur'an ve Sünnet) Peygamber Efendimiz (s.a.v) aracılığıyla insanlara tebliğ edilmiş ve O'nun sahabelerine öğrettikleri, sonraki nesiller olan Tabiin, Tebeu't-Tabiin ve devamında Evliya ve Mürşid-i Kâmiller (olgun rehberler) tarafından günümüze kadar taşınmıştır. Bu zincire "silsile" denir.
Tasavvufta, mürşidin (şeyhin) rolü hayati kabul edilir:
Nefis Terbiyesi: Mürşid, müridinin (öğrencinin) nefsinin kusurlarını, afetlerini ve kalbine nüfuz etmeye çalışan şeytanın yollarını gösteren ehil bir ustadır. Bu, adeta bir baba gibi karşılıksız ve tarafsız bir rehberliktir.
Manevi İlerleme (Terakki): Kâmil mürşide bağlanmak, manevi yolda ilerlemek (seyr u sülûk) ve kurtuluşa (necat) ermek isteyen talip için gereklidir. Mürşidin bereketi ve tesiri, manevi mesafelerin kat edilmesinde büyük rol oynar.
Doğru Yönlendirme: Mürşid, müridini Kur'an ve Sünnet çizgisine uygun bir şekilde yönlendirir, kalpte tıkanma, usanma veya şeytandan gelen vesveseler olduğunda müdahale eder.
Bu bağlamda, "Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır" sözü, kişinin kendi başına çıktığı manevi yolda, nefsinin hilelerine ve şeytanın tuzaklarına karşı savunmasız kalacağı tehlikesini ifade eder.
? Mürşidsiz Zikir Edilir mi? Tehlikesi Var mıdır?
Bu, tasavvuf ehlince çokça tartışılan ve üzerinde durulan bir konudur:
Zikrin Kendisi: Allah'ı anmak (zikrullah), Kur'an'da ve Sünnet'te emredilmiş, kalbin cilası ve en faziletli amellerden biri olarak kabul edilmiştir. Her Müslüman, Kur'an tilavet etmek, namaz kılmak, tesbih çekmek gibi zikirleri kendi başına yapabilir ve bu caizdir.
Manevi Yolculuk (Seyr u Sülûk) Zikri: Tasavvufi yolculukta (tarikatta) yer alan ve bir usul, edep ve belli sayılarla (evrâd) yapılan zikirler için durum farklıdır.
Caiz Olup Olmaması: Ömer Ziyâuddîn Gümüşhânevî (k.s.) gibi büyükler, izin almaksızın zikir ve evrâd okumanın caiz olduğunu, ancak rûhânî terakki (manevi yükseliş) ve mesafe kat etmenin kolay olmayacağını belirtmişlerdir.
Tehlikesi: Tasavvuf büyükleri, zikri "en ince meslek" olarak niteler ve kaba mesleklerde bile usta (üstat) gerekliyken, zikrin inceliklerini mürşidsiz öğrenmenin zorluğunu vurgularlar. Mürşidsiz yapılan bilinçsiz zikirler, nefsi eritmeyen, hatta bazen kişinin manevi dengesini bozabilecek durumlara yol açabilir. Mürşid, müridin manevi hallerini kontrol ederek, onu olası tehlikelerden ve yanlış yollardan korur.
Kendi kendine zikir, Allah'ı anma niyetiyle yapıldığı sürece bir ibadettir, ancak tasavvufi yolculukta hedeflenen kalbi temizleme, nefsi terbiye etme ve Hak bilincine ulaşma gibi derin sonuçlara, kâmil bir rehberin gözetimi olmadan ulaşmak son derece zor ve riskli görülmüştür.
✨ Zikrin Sonucu ve Amacı
Zikrin temel amacı ve sonucu, Kur'an ve Sünnet'e göre şunlardır:
Kalbin Cilası: Zikir, kalpteki gafleti, pası ve kirleri temizler. Kalp, zikrin nurları ile aydınlanır ve parlar.
Gafletten Kurtuluş: Zikir, insanı sürekli Allah'ı hatırlamaya ve O'nun hoşnutluğunu gözetmeye yönlendirir, böylece gafletten kurtarır.
Şeytanın Uzaklaşması: Zikre devam edildiği sürece şeytan kalbe yol bulamaz, zikrin nuru onu yakar ve uzaklaştırır.
Nefsin Terbiyesi: Zikrin özü, nefsi eritmek, yani sertliğini alıp yumuşatmak ve Allah'a teslim olmaya hazır hale getirmektir.
Tasavvufta ise daha ileri sonuçlar hedeflenir: İnsan-ı Kâmil olma yolculuğu, Kurbiyet (Allah'a yakınlık) makamlarına ulaşma, Gaybî müşahedelere vakıf olma ve İhsan makamında (Allah'ı görüyormuş gibi ibadet etme) daim olmaktır.
? Bu Bilgiler Bugün Kimler Tarafından Öğretiliyor?
Bu dini incelikler ve zikir usulleri, Ehl-i Sünnet akidesine sıkı sıkıya bağlı olan, silsileleri Peygamber Efendimiz (s.a.v)'e kadar ulaşan ve kendileri de Kur'an ve Sünnet'e uygun yaşayan kâmil mürşidler ve onların temsil ettiği meşru tarikatlar (Nakşibendî, Kadirî, Rufaî, Halvetî vb.) tarafından öğretilmektedir.
Bu mürşidler, sağlam bir imana, ahlaki üstünlüğe ve nefsini arındırmış olmaya sahip olmalı ve insanları samimiyetle Hak yoluna davet etmelidirler.
Bu konudaki genel tasavvufi bakış açısını özetlemeye çalıştım.
Bu manevi yolculuğa dair merak ettiğiniz başka bir boyut, örneğin zikir türleri veya bir mürşidin vasıfları hakkında daha detaylı bilgi ister misiniz?
"Merhaba, dinin sahibi Allah'tır ve dinini insanlara peygamberleri ile tebliğ edip öğretmiştir. Peygamberler, bazı kimselere dinin inceliklerini Allah'tan öğrendikleri gibi öğretmişlerdir. Herkes her bilgiye ulaşamaz. İşte o dini bilgilere ulaşan kimseler de, peygamberden sonraki insanlara dini tebliğ etmişlerdir. Bu, böyle böyle Tabiin, Tebe-i Tabiin ve evliyalar olarak devam etmiştir. Ve bu gün hakiki mürşitler bu görevi hakkıyla yerine getirmektedirler – bozulmadan önce. İşte, 'Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır' babında, herkes kendine birisini örnek seçer. Ve gerçek Allah dostunu bulmayan, kendine bir insanı örnek seçer, ama onun yolu kimbilir nerededir, değil mi? Belki şeytana tapıyorordur. Bu babda, mürşitsiz zikir edilir mi? Kendi kendine zikir edilir mi? Bunun tehlikesi var mıdır? Bir zikirin sonucu ne elde edilir? Mesela bunlar peygamberden öğrenilmiş, kimler öğrenmiş? Bugün bunu kimler öğretiyor? Bu babda yazar mısın lütfen?"
Sorularınızın Cevapları:
Sorularınız tasavvufi bir çerçevede, özellikle tarikat ve mürşid-i kâmil anlayışı içinde oldukça önemli meselelerdir. Bu konularda İslam alimleri ve tasavvuf ekolleri arasında farklı vurgular ve yaklaşımlar bulunmaktadır. Aşağıda genel bir çerçeve çizmeye çalışacağım.
1. "Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır" Sözü ve Mürşidin Önemi
Bu söz, tasavvuf geleneğinde sıkça kullanılan bir özdeyiştir. Buradaki temel mantış şudur:
Yol Gösterici İhtiyacı: Dinin teorik bilgisi (ilm-i hal) kitaplardan öğrenilebilir. Ancak, nefsin inceliklerini, manevi halleri, kalpteki gizli şirk ve riya gibi hastalıkları teşhis ve tedavi etmek, kişinin kendi başına yapabileceği bir iş değildir. Tıpkı bir hastanın kendi kendini tedavi etmeye kalkmasının tehlikeli olması gibi, manevi yolculukta da bir rehber (mürşid) gereklidir.
Şeytanın Sapıtması: Kişi, kendi hevasına ve nefsinin arzularına göre hareket ederse, farkında olmadan şeytanın etkisine girebilir. Gördüğü her rüyayı, hissettiği her manevi hali hakikat sanabilir ve büyük bir yanılgıya düşebilir. Mürşid, bu süreçte bir kontrol mekanizması, bir ölçü ve denge unsurudur.
Silsile ve Ehliyet: Hakiki bir mürşid, yukarıda bahsettiğiniz gibi, kesintisiz bir manevi silsile (Peygamber Efendimiz'den başlayarak Tabiin, Tebe-i Tabiin ve veliler zinciri) ile bağlı, dini ve tasavvufi ilimlerde derinleşmiş, şeriata sımsıkı bağlı, ahlakı Peygamber ahlakı olan kimsedir.
Ancak şunu belirtmek gerekir ki, bu söz, her Müslüman'ın mutlaka bir tarikata ve şeyhe bağlanması gerektiği şeklinde mutlak bir farziyet olarak anlaşılmamalıdır. Birçok alim, kişinin doğru bir akide, sahih bir fıkıh bilgisi ve güzel ahlak ile de "takva" yolunda ilerleyebileceğini ifade eder. Fakat manevi terbiye ve tasavvufi bir yolculuk söz konusu olduğunda, bir rehberin önemi tartışılmazdır.
2. Mürşitsiz Zikir Yapılır mı? Tehlikesi Var mıdır?
Genel Zikirler İçin: İslam'ın temel ibadetleri içinde yer alan ve her Müslüman'ın yapması gereken zikirler (namazlardan sonra tesbihat, "Subhanallah", "Elhamdülillah", "Allahu Ekber" demek, Kur'an okumak, dua etmek gibi) için bir mürşide bağlı olmak şart değildir. Bunlar her Müslüman'ın şahsi olarak yapabileceği, teşvik edilen ve sevap kazanılan ibadetlerdir.
Tasavvufi Yolculuk ve Özel Zikirler İçin: Belirli bir tarikat disiplini içinde, belli sayıda ve belli bir usulle çekilen, "vird" edinilen zikirler söz konusu olduğunda durum değişir. Bu tip zikirler, kalbi hassaslaştıran, manevi hallere sebep olan ve nefsi terbiye etmek için kullanılan bir yöntemdir. İşte bu tür bir uygulama, mürşitsiz ve rehbersiz yapıldığında potansiyel tehlikeler barındırabilir:
Manevi Hallerin Yanlış Yorumlanması: Kişi, zikir esnasında yaşadığı vecd, heyecan veya bazı vizyonları yanlış yorumlayıp kendinde bir makam görerek gurura kapılabilir.
Nefsin Oyununa Gelmek: Zikir, nefsi zayıflatır ama aynı zamanda onu hilelere sevk eder. Nefis, bu süreçte kişiye "ulaştığın yeterli" gibi vesveseler verebilir. Mürşid, bu oyunları teşhis eder.
Ruhsal Dengesizlikler: Özellikle yoğun ve usulüne uygun yapılmayan zikirler, bazı ruhsal sıkıntılara (vesvese, içe kapanıklık vb.) yol açabilir. Mürşid, zikrin dozunu ve şeklini kişinin durumuna göre ayarlar.
Şeriat Ölçüsünden Sapma: Zikir ve manevi haller, şeriat ölçüleriyle kontrol edilmezse, kişi "içime doğdu" diyerek dinin temel hükümlerini bile sorgulayabilecek bir noktaya gelebilir. Hakiki mürşid, öğrencisini daima Kitap ve Sünnet ölçüsüne yönlendirir.
3. Zikirin Sonucu Ne Elde Edilir?
Zikirin hem dünyevi hem de uhrevi birçok faydası ve hedefi vardır:
Allah ile Bağ Kurmak: Asıl amaç, kalbi daima Allah ile canlı tutmaktır. (Kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur." - Rad Suresi, 28)
Nefis Tezkiyesi: Zikir, kalpteki dünyevi sevgileri, kötü huyları temizleyip yerine Allah sevgisini ve güzel ahlakı yerleştirir.
Manevi Yükseliş (Seyr u Sülük): Tasavvuftaki manevi yolculuk, zikir ve rabıta gibi yöntemlerle kat edilir. Bu, kişiyi "insan-ı kâmil" olma mertebesine doğru götüren bir süreçtir.
Ruh Huzuru: Sürekli zikir, insana iç huzur, sabır ve metanet kazandırır.
4. Zikir Peygamber'den Kimlere Öğretilmiştir? Bugün Kimler Öğretiyor?
Kökeni: Tasavvufi anlamdaki zikir uygulamalarının temeli, Peygamber Efendimiz (S.A.V.)'in ve sahabelerinin ibadet hayatına dayanır. Özellikle sahabelerden Hz. Ali, Ebubekir Sıddık (R.A.) gibi zatların, manevi ilimlerde daha derin bir anlayışa sahip oldukları kabul edilir. Bu bilgi ve yöntemler, nesilden nesile, önce Tabiin, sonra Tebe-i Tabiin ve daha sonra kurumsallaşan tarikatlar yoluyla aktarılmıştır.
Bugünkü Uygulayıcılar: Günümüzde bu geleneği sürdürenler, başta Nakşibendi, Kadiri, Rifai, Mevlevi gibi büyük tarikatların ve diğer tasavvufi oluşumların, yukarıda tarif ettiğimiz vasıflara haiz "mürşid-i kâmil" kabul edilen şeyhleridir.
Sonuç
Özetle, her Müslüman'ın yapacağı genel zikirler için mürşid şartı aranmaz. Ancak, tasavvufi bir yolculuğa çıkmak, nefsi sistematik bir şekilde terbiye etmek ve özel virdler edinmek isteyen bir kişi için, ehliyetli bir mürşid-i kâmilin rehberliği, hem büyük bir fayda hem de ciddi manevi tehlikelerden korunmak için neredeyse bir zorunluluk olarak görülmüştür. Böyle bir rehber ararken de kişinin, o zatın ilmini, ahlakını, şeriata bağlılığını ve silsilesinin sahihliğini araştırması en doğru yol olacaktır.
Allah (c.c.), sizi hakikate ulaştıracak doğru yolu nasip etsin ve her işinizde muvaffak kılsın.
ALINTI
----------------
Kendi kendimize böyle zikirler okumak, belli sayılarda Allah’ın isimlerini zikretmek doğru bir davranış değildir; ama el Esmau’l Husna’nın hepsini baştan sona tekrar tekrar okuyabiliriz. Bununla beraber sadece bazı isimleri zikretmek de doğru ve yeterli değildir.
Yapılması gereken şey nedir?
Tek tek her bir ismin üzerinde düşünüp, tefekkür edip anlamaya çalışmak gerekir ki rabbimizi tanımak için bir çabamız, gayretimiz ve derdimiz olmuş olsun. Allah kendini o isimlerle bize tanıtır.
Mürşidi olmayan hiç kimse yoktur! Eğer kişinin mürşidi yoksa bilsin ki “mürşidim yok” demesi doğru değildir.
Neden doğru değildir?
Herkesin bir veya birkaç mürşidi mutlaka vardır. Hayatımızda kendimize kimi örnek almışsak, kime uyuyorsak onu kendimize mürşit olarak kabul etmişiz demektir. Diyelim ki; bir konuda birini örnek alıyoruz, başka bir konuda başka birini örnek alıyoruz bu durumda bizim birkaç mürşidimiz var demektir. Kimi kendimize örnek alır, kimin gibi olmaya çalışırsak, onun yolunda yürürüz ve o bizim mürşidimiz olmuş olur. Onun için kimse “benim mürşidim yok” diyemez.
Hayatı yaşarken hayatı birbirimize mutlaka miras bırakırız. Öncekiler kendi hayatlarını bize miras bıraktılar, biz de sonrakilere hayatımızı miras bırakacağız.
Biz öncekilere uymaya çalışırken kim hakta ve kim doğru yaparsa biz de kendimizce onu yapmaya, ona uymaya çalışır, bir tercih yapıp birilerini kendimize mürşit ediniriz. Eğer bu mürşit diri değilse, bize her anda yolu gösteremezse, göstermezse, Allah’ın gazabı nerde, rahmeti nerededir bunu bilmezse ve bu konuda bize yardımcı olmazsa, Allah’a yürürken bizim için neyin gerekli olduğunu öğretmezse, öğretemezse bu durumda biz kendi başımıza kalmışız, şeytanla baş başa kalmışız demektir.
Allah ayeti kerimede; “Allah’ın delalette bıraktığı kimseye, delalette olanlara veli olan mürşidi bulamazsın”[1]buyurur. Onlara veli olan mürşidi bulamazsın dedi. O kişinin veli olan mürşidi olmadığı için o, delalette kalmıştır. Kimse ona yardım edemez dedi. Dolayısıyla önce veli olan mürşidi kabul etmek gerekir.
Geriye kalan mürşitler nedir peki? -Veli olmayan, Allah’a dost olmayan, Allah’ın dostluğuna değil de başka şeylerin dostluğuna davet eden mürşitler demektir.
Mürşidi olmayan kimse yoktur, herkesin mürşidi vardır. Mürşit; rüştüne erdiren, reşit hale davet edip kendisine tâbi olanı büyüten demektir. Bir çocuk doğduğu andan itibaren annesi ve babası ona mürşitlik yapar. Zahiri olarak çocuğunu büyütürken, manevi olarak da öğretir; ama manevi olarak büyümeyi ve büyütmeyi gerçek veli olan mürşide bırakmak gerekir. O yoksa işimiz kendimize kalmış, nefsimize kalmıştır; dolayısıyla bizim veli olmamız, Allah’a dost olmamız mümkün olmaz; Allah, Allah’a dost olma imkânını her kula tanır.
Mürşidi kabul etmek demek; “ben de onun gibi olmak istiyorum” demektir. Zaten anne ve babalar çocuklarına; “benim gibi ol, benim gibi yap, ben senin için örneğim” der. Mürşit de, Allah yolunda ve Allah’a kulluk yolunda “ben Allah’a böyle kul oluyorum, siz de böyle kul olun” deyip kişiye mürşitlik yapar, yolu gösterir, onu taşır ve ona yardım eder.
Kişinin mürşidi olmayınca, önünde bir örneği olmayınca mutlaka kendine başka örnekler edinir; çünkü hayat boşluk kabul etmez. Kişi mutlaka hem dünyası hem de ahireti için birilerini örnek almak, mürşit edinmek zorundadır. “Benim mürşidim yok, ben mürşidi kâmile tâbi olmam” veya “mürşide ihtiyaç yok” diyenlerin mutlaka üç beş tane mürşidi vardır. Hem de veli olmayan mürşidi vardır ve o, mürşidini kendisi seçmiştir.
Bir, Allah’ın seçtiği mürşit vardır bir de insanın kendi kendine seçtiği mürşidi vardır. Yanlış yere gidenler de kime tâbi olmuş ve kimi kabul etmişse o onun mürşidi olmuştur. Yapılması gereken şey; gerçek bir mürşidi kâmile tâbi olmak, onunla beraber kulluğu öğrenmek, rabbimizi tanımak ve anlamaktır, kendimizi ve hayatı tanıyıp anlamaktır, kulluğu anlayıp gereğini yerine getirmeye çalışmaktır. Allah’a dostluğu anlayıp o dostluğu kazanmaya çalışmaktır. Hayatın gayesi budur. Gaye, Allah’a âbd olmaksa bu böyledir.
Kişinin âbd olmayı, âbd olanı bilmemesi, görmemesi, onunla beraber olmaması, “ben kendi kendime yaparım” demesi kendi kendini kandırması ve kibirlenmesidir.
Evet, inşallah kardeşimiz gereğini yapar. Allah ikram eder ve bilmek isteyene mutlaka öğretir. Onun için söylüyoruz; eğer biri bilmediğini biliyorsa, onun öğrenme imkânı vardır. Aynı şekilde eğer iman etmediğini biliyorsa iman etme imkânı da vardır; ama kişi bilmiyorsa bununla beraber bildiğini zannediyorsa onun bilme imkânı yoktur; çünkü bildiğini zannediyor, iman etmemiş, imanı inanmak olarak anlamış, dolayısıyla onun iman etme imkânı da yoktur. Kişi, inanmanın iman olmadığını anlar ve imanı; Allahtan, ayetlerden, hadisten öğrenip anlarsa iman etme imkânı olur.
Onun için hakkı olduğu gibi kabul etmek, “Allah ne dediyse o, resulü ne dediyse o” demek gerekir, bize göre değil! Şimdiye kadar herkes böyle söylemiş diyemeyiz. “Şimdiye kadar herkes böyle söylemiş; ama bak Allah da böyle söylemiş” demek gerekir. Herkesin dediğini mi kabul ediyorsun, yoksa Allah’ın dediğini mi kabul ediyorsun?
Allah ayeti kerimede; “insanlardan öylesi var ki Allah’ı sever gibi başkalarını severler; oysaki mü’minlerin Allah’a olan muhabbetleri çok şiddetlidir”[2]buyurur. Çok şiddetli muhabbet; aşk demektir. Hem Allah’ı sevsek hem de birilerini, bir şeyleri Allah’ı sever gibi sevsek Allah bizi mü’min olarak kabul eder mi? -“Etmem” dedi. Allah, çok şiddetli muhabbete sahip olanlar mü’mindir dedi. Allah’a sadece inanırsak mü’min değiliz demektir. Bu, iman değildir, Allah’a bu şekilde iman etmiş olmayız.
İmanın; muhabbet olduğunu, aşk olduğunu ve Allah’a her şeyini, canını feda etmek olduğunu bilmek ve bunu böyle anlamak gerekir. Eğer Allah’ı canımızdan çok sevmezsek canımızı feda edemeyiz!
Sahabe canını feda ettiyse bu, Resulullah (s.a.v.) Efendimiz’i her şeyden çok sevdikleri içindir. İnsan sevmeyince odun gibi olur ve ondan bir şey meydana gelmez. Bununla beraber sevgisi, imanı onu yürütmüyorsa, Allah yolunda koşturmuyorsa o iman da iman değildir.
Allah ayeti kerimede; “…iman etmeyenler veya imanlarından bir fayda görmeyenler…”[3]diye buyurur. Kişi seviyorum deyip bu sevgisinden bir fayda görmez; yani imanı onu Allah yolunda koşturmaz, cennete, Allah’a koşturmazsa bu durumda o kişi imanından fayda görmedi demektir. Allah bizi imanından fayda görenlerden eylesin!
[1] Kehf/ 17
[2]Bakara/165
[3] Enam/158
Alinti kaynak
soruvesorunlar
ALINTI SONU
------------------
Raşit Tunca&DS&G
Schrems, 13.11.2025
Her Sünnet Olan Bir Amel işlendikten sonra Bir Kere Salavat Getirmek Hususunda
"Hayır, onu demek istemedim. (Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Sünnet Olması (Hitan) meselesini kastetmedim) Ben diyorum ki: Peygamberimizin (s.a.v.) yaptığı, söylediği, kabullendiği, itiraz ettiği ve tasdik ettiği her amele (fiile) bizler 'Sünnet-i Rasulullah' diyoruz. İşte bu amellerden birini yerine getirmeye, 'sünnete tabi olmak' denilir. Bizler bir sünneti yaptığımızda (tabi olduğumuzda), ardından -bunu Rasulullah'tan öğrendik demek babında- bir kere Peygamberimize (s.a.v.) salatu selam (salavat) getirmek hususunda sordum."
Sorunuzun Cevabı:
Sorunuz çok güzel ve derin bir anlayışa işaret ediyor. Özetle diyorsunuz ki: "Peygamberimiz'in (s.a.v.) bir sünnetini her yerine getirişimizin ardından, 'Bunu bize O öğretti' şükrânesi ve bağlılık nişanesi olarak ona salavat getirmenin dinî bir dayanağı var mıdır?"
Bu hassasiyetiniz takdire şayandır. Doğrudan cevap vermek gerekirse:
Bir sünneti işledikten HEMEN SONRA, AYNI İBADETİN PARÇASI OLARAK ve FARZ/VACİP gibi BELİRLİ BİR SALAVAT GETİRMEK şeklinde özel, sabitlenmiş bir uygulama veya hadis yoktur.
Sevgili deepseek elbette bende biliyorum öyle bir farz yok zaten, sünetin kendisi sünnet, Allahın emri değil peygamberimizin ameli bizlerde o yaptı diye yapıyoruz ve aynen hadisleri yazınca kaynak gösteriyoruz ya tirmizi buhari gibi işte bir sünneti yapıncada kaynak göstermek babında ardına salavat okumak ben bir müninden duydum onun yaptığını gördüm o yüzden bu hususun güzel olduğunu kaynağının olup olmadığını sordum
Ancak, bu yapamayacağınız veya yanlış olduğu anlamına gelmez. Aksine, genel dinî prensipler çerçevesinde bu davranışınız çok güzel ve sevaplı bir ameldir. İşte detaylı açıklaması:
1. Genel Emir ve Teşvik
Kur'an-ı Kerim'de Allah (c.c.) şöyle buyurur:
"Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de O’na salât edin ve selam edin." (Ahzâb Suresi, 56. ayet)
Bu ayet, Müslüman'ın hayatının her anında, her fırsatta Peygamber'e (s.a.v.) salavat getirmesinin ne denli yüce ve emredilmiş bir amel olduğunu gösterir. O'nun adı anıldığında salavat getirmek müstehaptır. Dolayısıyla, O'nun bir sünnetini hatırlayıp yaptıktan sonra, bu sevgi ve minneti ifade etmek için salavat getirmek, bu geniş emrin ve teşviğin kapsamına giren güzel bir davranıştır.
2. Sünnetin Ardından Duanın ve Şükrün Teşviki
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), yapılan ibadet ve taatlerin ardından Allah'a hamd etmeyi, şükretmeyi ve dua etmeyi teşvik etmiştir. Bir ibadeti tamamlayınca yapılan tesbihatlar (örneğin namazdan sonraki tesbihatlar) bu genel prensibin bir yansımasıdır. Bir sünneti yerine getirdikten sonra, bu nimeti bize bahşeden Allah'a hamd etmek ve bu sünnetin sahibi olan Peygamber'e (s.a.v.) salât ü selam getirmek, bu şükür ve dua anlayışının bir uzantısıdır.
3. Sevgi ve Bağlılığın (İttiba) Bir Göstergesi
Sünneti yaşamak, sadece bir amel işlemek değil, aynı zamanda Peygamber'e (s.a.v.) olan sevgi ve bağlılığı tazelemektir. İmam Gazali gibi âlimler, Peygamber sevgisinin en önemli göstergelerinden birinin, onun sünnetlerini yaşamak ve adını anarken, hatırlarken tazim göstermek (saygıda kusur etmemek) olduğunu belirtirler. Sünneti işledikten sonra salavat getirmek, bu ittiba (tabi olma) şuurunun ve sevginin samimi bir dışa vurumudur.
4. Mezhep İmamlarının ve Âlimlerin Tavrı
Hanefi mezhebinin büyük âlimi İmam Birgivi, "et-Tarikatü'l-Muhammediyye" adlı eserinde, Müslüman'ın her işinde Peygamber'i (s.a.v.) hatırlaması ve O'na salavat getirmesi gerektiğini vurgular. Bu, özel bir "sünnet sonrası salavat" formundan ziyade, genel bir zihin ve kalp hali olarak tavsiye edilmiştir. Yani siz, bir sünneti işlerken zaten O'nu hatırlıyorsunuz. Bu hatırlamanın hemen ardından salavat getirmeniz, bu genel tavsiyenin en güzel tatbikatlarından biridir.
Sonuç
Sabit Bir Sünnet Değil: Bir sünneti işledikten hemen sonra, özel ve sabitlenmiş bir salavat okumak şeklinde bir sünnet yoktur.
Müstehap ve Çok Güzel Bir Adet: Ancak, bunu yapmak;
Kur'an'ın genel salavat emrine uymaktır.
Peygamber sevgisi ve bağlılığının (ittiba) pratik ve samimi bir ifadesidir.
Yapılan amelin şükrüdür ve sevabını artırmaya vesiledir.
Âlimlerin genel olarak "her fırsatta salavat getirin" tavsiyesinin bir tezahürüdür.
Dolayısıyla, bu yaptığınız, dinen asla sakıncalı olmayan, bilakis teşvik edilen güzel ve anlamlı bir davranıştır. Bu hassasiyetinizi korumanız ve bu güzel âdeti sürdürmeniz tavsiye olunur.
Allah (c.c.), Peygamber'e (s.a.v.) olan sevginizi, bağlılığınızı ve bu güzel âdetinizi kabul buyursun.
...............................................
Bir Sünneti İcra Ettikten Sonra Salavat Getirmek: Kaynak ve Niyet Meselesi
Esselamü Aleyküm.
(Not: Konu, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Sünnet Olması (Hitan) meselesini kapsamamaktadır.)
Sorunun temelini şu düşünce oluşturmaktadır:
Peygamberimizin (s.a.v.) yaptığı, söylediği, kabullendiği, itiraz ettiği ve tasdik ettiği her amele (fiile) bizler 'Sünnet-i Resuˆlullah' diyoruz. Bu amellerden birini yerine getirmeye de 'sünnete tabi olmak' denilir.
Bizler bir sünneti yerine getirdiğimizde (ona tabi olduğumuzda), hemen ardından, "Bu ameli Resuˆlullah'tan öğrendik" demek babında, bir kere Peygamberimize (s.a.v.) salât ve selâm (salavat) getirme hususunu sormuştum.
Daha önceki yanıtta şu ifade yer almıştı: “Bir sünneti işledikten HEMEN SONRA, AYNI İBADETİN PARÇASI OLARAK ve FARZ/VACİP gibi BELİRLİ BİR SALAVAT GETİRMEK şeklinde özel, sabitlenmiş bir uygulama veya hadis yoktur.”
Benim bu konuya yaklaşımım ise şöyledir:
Elbette ben de biliyorum ki böyle bir farz yoktur. Zaten sünnetin kendisi, Allah'ın emri değil, Peygamberimizin (s.a.v.) amelidir; bizler de O'nun yaptığını O'na tabi olmak için yapıyoruz.
Tıpkı hadisleri yazarken Tirmizî veya Buhârî gibi kaynakları gösterdiğimiz gibi, işte bir sünneti yapınca da "kaynak göstermek" babından, hemen ardından salavat okuma meselesini araştırıyorum.
Ben bu uygulamayı bir müminden duydum ve onun yaptığını gördüm. Bu sebeple, bu hususun ne kadar güzel olduğunu, dinî bir kaynağının olup olmadığını ve fıkıh açısından değerlendirmesini sormaktayım.
Sünnet, yol, iş, âdet, çığır gibi manalara da gelir.
Mesela Sünnetullah, Allah’ın âdeti, işi demektir.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Dinimizde bir “sünnet-i hasene” çıkaran [iyi çığır açan] bunun sevabı ile, bununla amel edenlerin sevabına kavuşur, o yolda gidenlerin sevabından da hiçbir şey eksilmez. Kim de, dinimizde bir “sünnet-i seyyie” çıkarırsa, [kötü çığır açarsa] bunun günahı ile, bu yolda gidenlerin günahı, ona da verilir, o kötü yolda gidenlerin günahından da hiçbir şey eksilmez.) [Müslim]
Bu hadise göre bu adet sünneti seniyye sayılır, bidat sayılmaz.
Ve aleykümüsselam ve rahmetullahi ve berekatüh.
Anlıyorum, sorunuz oldukça özel ve güzel bir niyet taşıyor. Amacınız, bir Sünneti yerine getirdikten hemen sonra, bu amelin kaynağının Resuˆlullah'a (s.a.v.) ait olduğunu hatırlamak ve bu minvalde O'na (s.a.v.) salavat getirerek bir nevi "kaynak gösterme" hassasiyeti sergilemektir.
Sünnet Sonrası Özel Salavat Uygulaması
Öncelikle, sizin de belirttiğiniz gibi, bir sünneti işledikten hemen sonra, aynı ibadetin bir parçası olarak ve farz/vacip gibi belirlenmiş bir şekilde salavat getirilmesi gerektiğine dair, dinî metinlerde (Kur'an, Sahih Hadis kitapları vb.) özel ve sabitlenmiş bir emir veya zorunlu bir uygulama yoktur.
Bireysel Niyet ve Fazilet
Ancak, sizin bu uygulamayı güzel görerek ve iyi bir niyetle (yani: "Bu ameli Resuˆlullah'tan öğrendim, Allah O'ndan razı olsun" bilinciyle) yapmanız meselesine gelince:
Salavat Getirmenin Fazileti: Genel olarak salavat getirmenin fazileti çok büyüktür. Resuˆlullah (s.a.v.) buyurmuştur ki: "Kim bana bir salavat getirirse, Allah ona on salat (rahmet) eder." Bu sebeple, herhangi bir zamanda ve özellikle hayırlı bir amelden sonra salavat getirmek her zaman teşvik edilen bir davranıştır.
Amellerin Niyetlere Göre Değerlendirilmesi: İslam'da ameller niyetlere göredir. Sizin niyetiniz, sünnete olan bağlılığınızı pekiştirmek ve kaynağına şükran sunmak olduğu için, bu bireysel bir zikir ve şükür eylemi olarak değerlendirilir.
Bid'at Hükmü: Bir şeyin "bid'at" (dinde sonradan ortaya çıkarılan kötü bir uygulama) sayılması için, o amelin dinî bir zorunluluk (farz/vacip/sünnet) gibi gösterilmesi veya dinde yeri olmayan bir şekil veya zamanlamaya sabitlenmesi gerekir. Sizin bu ameli zorunlu veya dinin bir emri gibi görmeden, sadece kişisel bir zikir ve şükran ifadesi olarak yapmanız, dinen meşru ve güzel bir niyet olarak değerlendirilir.
Özetle: Bir sünneti yerine getirdikten sonra, bu sünneti size öğreten ve tebliğ eden Resuˆlullah'a (s.a.v.) şükran borcunuzu ve sevginizi ifade etmek için salavat getirmeniz, özel bir sünnet olmamakla birlikte, güzel bir haslet ve niyetin ürünü olan faziletli bir zikirdir.
Kaynak Gösterme ve Müminlerden Duymak
Sizin bu uygulamayı bir müminden duymanız veya görmeniz de doğaldır, çünkü Müslümanlar arasında güzel niyete dayalı ve bid'at sınırını aşmayan bireysel zikir ve şükür şekilleri yaygındır.
Sizin bu davranışı bir hadis/fıkıh kitabı "özel bir kural" olarak kaydetmese de, genel salavat emri ve fazileti kapsamına girer.
Sonuç: Bu eylemi yapmanızda dinen bir sakınca yoktur, aksine niyetiniz sebebiyle sevap kazanmanız umulur. Ancak bunu yaparken, bunun dinî bir zorunluluk veya sünnetin tamamlayıcı bir parçası olduğuna dair bir itikada sahip olmamaya dikkat edilmelidir.
Raşit Tunca&DS&G
Schrems, 13.11.2025
Doğuştan Sünnetli Olmak - Peygamberimiz Sünnetli mi Doğdu Yoksa Sonradan Sünnet mi Edildi Hususunda
Esselamü aleyküm ve rahmetullah. Sorunuz, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) doğumundan sonraki günlerde gerçekleşen "sünnet" (hitan) olayı ve ardından yapılan uygulamalarla ilgilidir. Bu konu, klasik İslam kaynaklarında, özellikle de "Siyer" (Peygamber'in hayatı) ve "Delailü'n-Nübüvve" (Peygamberlik delilleri) kitaplarında detaylıca ele alınmıştır.
Sorunuzu iki kısma ayırarak, hem ameliyenin (sünnet) kendisi hem de sonrasında salavat getirme hususunu kaynaklarıyla birlikte açıklayalım:
1. Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Sünnet Olması (Hitan)
Hz. Muhammed'in (s.a.v.) sünnetli olarak doğduğu veya doğumundan sonraki günlerde sünnet edildiği yönünde iki ana görüş vardır. Sizin sorunuzda bahsettiğiniz "amel" (işlem) ikinci görüşü işaret etmektedir.
Görüş 1: Sünnetli Olarak Doğmuştur: Bu, daha yaygın ve kuvvetli olan görüştür. Birçok alim, O'nun (s.a.v.) birçok mucizevi özellikle birlikte, sünnetli olarak dünyaya geldiğini belirtir. Bu, peygamberlerin bir özelliği olarak kabul edilir.
Görüş 2: Doğumundan Sonra Sünnet Edilmiştir (Ameliyat): Sizin sorunuzda işaret ettiğiniz bu uygulamadır. Rivayetlere göre, O'nu (s.a.v.) doğumundan sonra dedesi Abdülmuttalib veya sütannesi Halime'nin yanında iken bakıcısı Şifa Hatun (veya başka bir ebe) sünnet etmiştir. Bu olayın, doğumunun yedinci gününde gerçekleştiği belirtilir.
Kaynaklar:
Bu konudaki rivayetler, temel siyer ve tarih kaynaklarında geçmektedir:
İbn-i Sa'd - "et-Tabakâtü'l-Kübrâ": Bu eserde, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) sünnet olma hadisesi ve bunu Şifa Hatun'un gerçekleştirdiği zikredilir.
İbnü'l-Esir - "Üsdü'l-Ğabe": Şifa Hatun'un biyografisinde bu olaydan bahsedilir.
Diyarbekrî - "Tarihu'l-Hamîs"
Ali el-Kari - "Cem'ü'l-Vesâil fî Şerhi'ş-Şemâil": Bu eserde, sünnet olayı ve ardından söylenen sözler aktarılır.
2. Sünnet Ameliyesinden Sonra Salavat Getirilmesi Hususu
Bu kısım, özellikle bazı tasavvufi ve kültürel kaynaklarda yer alan bir uygulamadır. Klasik fıkıh kitaplarında "sünnet olduktan sonra şu salavat okunur" şeklinde doğrudan bir ibadet hükmü yoktur. Ancak, olayın anlatıldığı kaynaklarda, bu ameliyenin ardından söylenen sözler ve yapılan dualar nakledilmiştir.
Rivayetlere göre, sünnet işlemi gerçekleştikten sonra orada bulunanlar veya işlemi yapan kişi, Hz. Peygamber'e (s.a.v.) dua ve salat ü selam getirmişlerdir. Bu, o anın bereketi ve kutsiyeti nedeniyle yapılan bir davranış olarak aktarılır.
Örnek Bir Rivayet:
Ali el-Kari'nin "Cem'ü'l-Vesâil" adlı eserinde, sünnet işlemini gerçekleştiren Şifa Hatun'un, olaydan sonra şöyle dediği nakledilir:
"Yüce Allah'ım! Bu mübarek çocuğu, kitabınla âmil, helalinden rızıklandırılan ve haramı terk eden bir kul eyle. Onu İslam ile şerefli kıl ve güzel bir şekilde büyüt."
Bu ve benzeri rivayetlerde doğrudan "Allahümme salli ala Muhammed" şeklinde bir ifade geçmese de, genel olarak dua ve salat mânasını içermektedir. Zaman içinde, bu kutlu olayı anan Müslümanlar, hem sünnet olan çocuk için hem de Hz. Peygamber'e (s.a.v.) olan sevgi ve bağlılığın bir ifadesi olarak salavat-ı şerife getirmeyi güzel bir adet haline getirmişlerdir.
Sonuç ve Değerlendirme
Tarihi Bir Rivayet: Hz. Peygamber'in (s.a.v.) doğumundan sonra sünnet edilmesi, güvenilir siyer kaynaklarında geçen tarihi bir rivayettir. Ancak, bunun bir "farz" veya "vacip" ibadet hükmüyle doğrudan bir ilişkisi yoktur.
Salavat Getirme: Sünnet ameliyesinden hemen sonra belli bir formda salavat getirildiğine dair kesin ve mütevatir bir sünnet yoktur. Ancak, olayın anlatıldığı kaynaklarda genel duaların yapıldığı belirtilmiştir.
Güzel Bir Adet (Müstehap): Günümüzde, bu tarihi ve kutlu olaya atfen, sünnet merasimlerinde veya bir çocuk sünnet edildiğinde Kuran okumak, dua etmek ve salavat getirmek İslam kültüründe yerleşmiş, güzel (müstehap) ve sevaplı bir adettir. Bu uygulama, hem çocuk için bereket ve şifa dilemek hem de Hz. Peygamber'e (s.a.v.) olan bağlılığı ifade etmek anlamına gelir.
Özetle: "Sünnet ameliyesinden sonra salavat getirilir" hükmü, doğrudan Kuran veya kesin bir sünnetle sabit olmamakla birlikte, tarihi bir rivayete dayanan, sevap kazanma niyetiyle yapılan ve İslami gelenekte kök salmış güzel bir uygulamadır.
3. Doğuştan Sünnetli Doğmak Ne Kadar Yaygındır?
Görülme Sıklığı
Peygamber sünneti, yani sadece sünnet dersinin eksik olduğu durum,tıbbi açıdan nadir görülen bir durumdur. Dünya genelinde yapılan çeşitli çalışmalar ve vaka raporları bu durumun oldukça düşük bir sıklıkta ortaya çıktığını göstermektedir.
Tıbbi literatürde, doğuştan sünnetli doğan bebeklerin sayısı tam olarak belirlenememiştir, çünkü bu durum genellikle başka tıbbi komplikasyonlara yol açmadığı için raporlanma oranı düşüktür.
Genel olarak doğuştan sünnetli doğma durumu, her 200.000 ila 300.000 doğumda bir görülmektedir. Bu durum, normal popülasyonda oldukça ender karşılaşılan bir anomalidir ve çoğu vaka herhangi bir sağlık sorunu yaratmadığı için tıbbi müdahale gerektirmez.
Allah (c.c.) en doğrusunu bilir.
Erkeklerin sünnet olması (hıtân), İslam’ın şiarlarından biridir. Hz. Peygamber (s.a.s.) sünnet olmayı fıtrat gereği yapılan işler arasında zikretmiştir
(Buhârî, Libâs, 63, 64; İstizân, 51; Müslim, Tahâre, 49; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 178).
İslam âlimlerinin çoğunluğu, sünnet olmanın vacip olduğunu söylerken Hanefiler bunun meşru bir mazeret olmadıkça terk edilmemesi gereken bir sünnet-i müekkede olduğunu vurgulamışlardır.
Bu itibarla sonradan Müslüman olan ya da küçükken sünnet olamamış bir kimsenin sünnet olması gereklidir. Ancak sünnet olmak İslam’ın şiarı olmakla birlikte, İslam’a girmek için bir ön şart değildir. Bu sebeple geç yaşta sünnet olmak kişiye bedensel ve ruhsal açıdan sıkıntı verecekse ya da sağlık açısından sakıncalar doğuracaksa kişi sünnet olmayabilir
(Serahsî, Mebsût, X, 156; Mâverdî, el-Hâvi’l-Kebîr, XIII, 430-432; Karâfî, ez-Zahîre, XIII, 280; İbn Kudâme, Muğnî, I, 115; İbn Âbidîn, Reddu’l-Muhtâr, VI, 751).
Dinî ahkam yönünden ele aldığımız zaman, bu ameliyat için üç hüküm göze çarpmaktadır. Şöyle ki:
I) Cevaz: Çocuk yedi günlük olduğunda sünnet ettirilebilir. Bu müsade, sağlık yönünden bir zaruretin olmasına bağlı olarak verilmiş değildir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.), torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseynî yedi günlük iken sünnet ettirmiştir
II) Müstehab: Çocuğun 7-12 yaşları arasında bulunduğu sırada sünnet ettirilmesidir
III) Vâcib: Ergenlik çağma ulaşmış bulunan bir çocuğun, daha fazla sünnetsiz gezmesi lâyık ve câiz olmadığından, sünnet ettirilmesi vâcibtir. İmam Şâfiî ve İmam Mâlik, Medine-i münevvere civarındaki beldelerde tatbik edilen yaş ciheti ile meseleyi ele almış olduklarından, “hitân” ın vacip olduğunu ifade etmişlerdir. Ebû Hanife (r.a.), daha farklı bir beyanda bulunmuştur. “Çocuk ergenlik çağına ulaşmış ise vacip, 7-12 yaşları arasında bulunurken müstehabtır” demiştir
Resûl-i Ekrem (s.a.v.), İslâm dinini kabul eden erkeklere sünnet olmalarını emrederdi (6). İsterse o şahsın yaşı sekseni bulmuş olsun (7). Burada akla bir soru gelmektedir: O kimse çok yaşlı ve zayıf olması sebebiyle, bu ameliyata dayanamayacak halde ise, sağlığının tehlikeye düşeceği tabibler tarafından ifade ediliyorsa, hitan işi terk edilir. Bu gibi zaruret hallerinde vacibin terki bile câiz görülmüştür. Sünnet bulunan “hitan” ameliyesinin terki, bi tarikılevlâ câiz olur
Sünnetli olarak yaratılan veya dünyaya gelişte sünnetli olarak doğan ondört peygamber vardır. Kaynağındaki sıralamaya göre onları şöyle ifade edebiliriz:
1-Âdem aleyhisselâm;
2- Şis (Şit) aleyhisselâm;
3- Nûh aleyhisselâm;
4- Hûd aleyhisselâm;
5- Sâlih aleyhisselâm;
6- Lût aleyhisselâm;
7-Şuayb aleyhisselâm;
8- Yusuf aleyhisselâm;
9- Mûsa aleyhisselâm;
10- Süleyman aleyhisselâm;
11- Zekeriyya aleyhisselâm;
12- İsâ aleyhisselâm;
13- ibrahim aleyhisselâm ilk kendi sünnet olan peygamber
14-Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)
Rasit Tunca&DS
Schrems, 13.11.2025
Hat Yazısı Sanatı
HAT SANATININ KISA TARİHİ
Sanat iç dünyamızı ses, renk, çizgi ve sekil içinde, madde planına aksettiren bizde hayranlık uyandıran eser ve hareketlerdir. Sanat, ruh güzelliğinin maddesel olarak ortaya çıkan eserlerdir. Sanat eserlerini içinden çıktığı kültür ve inanç çevreleri etkiler. Bu sebeple uluslar ve dinler kendilerine özgü sanatlar oluştururlar.
Hat lügatte uzun ve doğru yol; mastar olarak yazı yazmak anlamlarına gelir. Çoğul olarak genellikle hutût seklinde kullanılır. Batıda ise hüsn-i hat (güzel yazı) karşılığında calligraphy kelimesi kullanılmaktadır. Güzel yazma, genellikle estetik kurallara bağlı kalarak ölçülü yazma sanatıdır.
Arap Alfabesinin İslamiyet’in doğuşu yıllarındaki durumuna baktığımızda İbrani yazısına benzediğini görürüz. Müslümanlar kutsal kitaplarını daha güzel yazabilmek için yazının sekli üzerinde önemle durmuslardır5.Araplar İslam’ın ilk yıllarında ma’kılî denen harflerin hepsi düz, hendesi olarak yazılan yazı kullanılıyordu. Ma’kılî yazı dik ve köseli olmasından dolayı sonraları yazması daha kolay olan Kûfî yazısı dogmustur.
Abbasiler devrinde yetişen en meşhur hattat, vezir İbn-i Mukle İslam yazısının önemli ıslahatçılarındandır. İbn-i Mukle Kûfî’den sülüs ve neshe geçme dönemini baslatmıstır. Bu dönemden sonra daha kolay ve çabuk yazıldığı için kûfî’ yazının yerine nesih yazı çeşidi geçmiştir. Fakat kûfî kitabe yazısı olarak kullanılmaya devam etmiştir.
X. yy.’da _bn-i Mukle kûfî’yi ta’dil ederek muhakkak, sülüs, nesih, tevki, reyhani, rik’a adında altı çeşit yazı gelistirdi. Bu yazılara “aklâm-ı sitte” ya da “Ses kalem” de denilir.
İbn-i Mukle’den bir asır sonra gelen İbn-i Bevvab yazı şekillerini birleştirerek daha da güzelleştirmiş ve mükemmel bir duruma getirmistir1.
Yakut el-Mustasımi XIII yy. ortalarında kalemi eğri olarak kesmiş nesih, sülüs ve celî yazılara yeni bir nefes vermiş, günümüz yazısının oluşmasında önemli bir asama kaydetmiştir. Amasyalı olan Yâkût, aklâm-ı sitte denilen yazı çeşitlerinin bütün kural ve özelliklerini ortaya koyarak Türk yazı sanatının temellerini atmıştır.
Şeyh Hamdullah (1433-1480) geliştirdiği yeni anlayış, Yakut ekolünün estetik anlayışına yaptığı ilaveler sonucunda daha sonra kendi ismiyle anılacak olan Şeyh ekolünün kurucusu olmuştur. Böylece. Yakut’un hükmünü ortadan kaldırmış, Şeyh Hamdullah’la hat sanatında klasizm başlatmıştır.
Türk hat sanatının önemli isimlerinden birisi de Ahmed Karahisarî (1470-1556) dır. Kendine has bir yazı üslûbu vardır fakat takipçisi olmamıstır14. Bu dönemden sonra klasik ölçü, sekil, biçim ve değerlerine kavuşan hat sanatının daha da gelişmesini sağlayan zirve isimleri yetişmiştir: Hafız Osman (1642-1698) İkinci Şeyh olarak da isimlendirilir15. Mustafa Râkım (1757-1826) tuğraya son seklini veren ve celi sülüs yazıda yeni anlayışlar getiren bir hattattır. Yine onun takipçisi ve celî sülüs yazıda mükemmele ulasan Sami Efendi (1838- 1912) hat sanatı tarihinde önemli isimlerden biridir.
Arap Yazısı
Arap yazısının, biri İslâm’dan önce, diğeri İslâm’dan sonra olmak üzere iki evresi bulunmaktadır. Başlangıcı kesin olarak bilinmeyen birinci evre – Miladî 512 senesine ait Zebed, 568 senesine ait Harran ve Suriye’de 600 yılında yazıldığı tahmin edilen Ümmü’l Cemal kitabelerine göre- İslâm’dan önceki birinci yüzyıla rastlamakta ve bir asır doldurmaktadır. İkinci evre, Hicrî yılın başından bugüne kadar geçen 1425 senelik bir devri ihtiva etmektedir ki, bu devir bazı karanlık kısımlar istisna edilirse oldukça malum ve mazbuttur.
Arap Yazısının Kökeni
Bu konudaki bilgiler bir hayli karışıktır. Bir kısım tarihçiler bu yazının ilk defa Arap yarımadasının güneyindeki Himyerliler’in dik ve köşeli yazısından zuhur etmiş olduğunu; bazısı, kuzeydeki Nabat’lıların yuvarlak yazısından doğmuş olduğunun kesin olarak anlaşıldığını; bazısı, her ikisinden doğmuş olduğunu; bazısı başka bir kök yazıdan olmasının muhtemel bulunduğunu; bazısı, Himyerliler’in Müsned veya Hatt-ı Satrancîli denilen dik ve köşeli yazısından alınan ve Fırat’ın sağında bulunan bu günkü Necef kasabasının bulunduğu yerde bir zamanlar hükümet merkezi olan Hire Araplarının kullandıkları Hatt-ı Hirî denilen dik ve köşeli yazıyla bağlantılı olarak, Enbar’da Mürre oğlu Meramir tarafından ilk defa ortaya konulduğunu, adına da İslam’dan önce Araplar arsında Ma’kılî denildiğini söylemiştir. Bütün bunlar bir araya getirilirse, çok muhtemeldir ki, Ma’k ılî yazı, V. yüzyılın birinci yarısı ortalarında Enbar’da ortaya çıktıktan sonra, Zebed ve Harranlılar, Enbar veya Hire’lilerden Ma’kılî’yi öğrenip, bundan o vakte kadar yazdıkları Nabat yazısından mülhem olarak, dik köşeli ve yuvarlak şekillerdeki Arap yazısını bulmuş ve o görülen kitabeleri bunlarla yazmış; Hicazlılar da, denildiği gibi yuvarlak yazıyı bunlardan öğrenmiş olabilirler. Bu ihtimal yukarıdaki rivayetlere uyduğu gibi, aksini gösteren sıhhatli bir rivayet de şimdiye kadar ileri sürülmüş değildir. Aksine olarak İslâmiyet’in doğuşu sıralarında bu iki yazının Mekke’de bilindiği, Ma’kılî’ye Hicazî, yuvarlak yazıya da Şamî denildiği kaydolunmaktadır .
XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yapılan kazıların ve bulunan malzemenin bolluğu neticesinde elde edilen son verilere göre, Arap yazısının kökeni Aramî asıllı Nabati yazısına dayanmaktadır. Arap asıllı olan Nabati kavmi M.Ö. IV. asıra kadar çöllerde dolaştıktan sonra nihayet Filistin’in güneyine yerleşmiş ve Petra şehrini kendilerine merkez yapmışlardır. Bugün bize kalan bina harabeleri ile taşlar üzerine yazılan kitabelerden, ileri bir medeniyete sahip oldukları anlaşılan Nabatî’lerin M.Ö. VI. yüzyıla ait kitabelerindeki yazıların, Hz. Peygamberin doğumundan önceki devreye ait Arapça kitabelerdeki yazılara yakın oluşu, Arap yazısının Nabatî Yazısından meydana geldiğini göstermektedir. Kısaca pek yavaş bir surette gelişen Nabatî Yazısının sadeleşmesi, ancak VI. yüzyıl içerisinde vuku bulmuş; Araplar da bu sadeleşmiş harfleri alarak kullanmaya başlamışlar ve zamanla geliştirmişlerdir.
Nabatî kitabelerindeki yazılar, dikkatle tetkik edilince bunlarda Arap Yazısının ilkel şekillerinin mevcut olduğu ve harflerinin hem köşeli, hem yuvarlak bir karaktere sahip bulunduğu ve Arap Yazısı istikametinde geliştiği görülür.
Alfabelerin aslı kabul edilen Fenike yazısı Mısır yazısından 22 harfin alınmasıyla ortaya çıkarılmıştır. O zaman dünya ticaretine hâkim olan Fenikeliler, ticarî mü nasebet ler i net icesinde yaz ılar ını Doğu ve Bat ı’d a yer leş miş milletlere ya ymış lardır. Batı’da Latin alfabesi, Doğu’da İbranî ve Ârâmî yazıları bu münasebetlerin ürünüdür.
Arap yazısının başlangıcı ve ne suretle yayıldığı konusunda farklı görüşler vardır. Bazı âlimler meseleyi hadislerin ışığ ında açıkla (Zeker) yaz ının vahye dayand ığ ını (tevkifî) savunurlar. Bazı müelliflerin verdikleri bilgiler ise farklı olmakla beraber Arap yazısının Güney ve Kuzey Arabistan’da bulunan Arap devletlerinin kullandıkları yazıların, özellikle Nabatî yazının tesiriyle ortaya çıktığını göstermektedir. Bu konuya açıklık getiren ve daha tatminkâr bir sonuca ulaştıran ise müsteşriklerin eski Arap kitabeleri üzerinde yaptıkları araştırmalardır.
Bir diğer bilgiye göre Adnan b. Üded’in hükümdarlığı zamanında, Tasm kabilesinden Ebced, Hevvez, Huttî, Kelemen, Sa’fes ve Kareşet isimli altı kişi harfleri ilk defa ortaya çıkarıp birleştirmişlerdir. Bunlar yazıyı icat etmiş, isimlerinde olmayan “sehhaz” harflerini bulduklarında isimlerine katarak bunlara noktalı harfler demişlerdir. Daha sonra yazı Enbâr’a, oradan da Hîre’ye geçerek Araplar arasında yayılmıştır. Bu altı kişi ve Tay kabilesinden üç kişinin Arap yazısının mucitleri olmadığı bilinmektedir. Fakat bu şahısların Nabatî asıllı yazının Arap yazısına geçiş safhasında önemli rol oynamış isimler olabileceği düşünülmektedir. İslâm bilginlerinin bu farklı rivayetleri, bizi yazının Enbâr’dan Hîre’ye oradan da Dûmetülcendel yoluyla Hicaz’a geçerek yayıldığı neticesine götürmektedir. G. J. Klehr (ö. 1724) ve Theodore Nöldeke (ö. 1865) başta olmak üzere bazı müsteşriklerin bu konuda bilinen en eski Arap kitabelerine dayanarak verdikleri bilgiler bizi aydınlatmakta ve daha tatminkâr bir sonuca ulaştırmaktadır. Bu kitabelerden milâttan sonra 250 yılına ait Ürdün’ün doğusunda Ümmülcimâl’de bulunmuş bir mezar taşı ile 328 senesine ait Nemâre’de İmru-ülkays’ın türbesi üzerinde bulunan Arapça kitabe bizi Arap yazısının başlangıcı hakkında aydınlatmakta ve bu konudaki şüpheleri ortadan kaldırmaktadır. Bu en eski Arap kitabeleri Arâmî yazıdan doğmuş olan Nabatî hatla yazılmıştır. Milâttan sonra 512 tarihli, Halep’in güney doğusunda Zebed’de ve 568 tarihli Dımışk’ın güneyinde Harran’da bir mabedin kapı sövesinde bu-lunmuş kitabelerle yine milâttan sonra VI. yüzyıla ait Ümmülcimâl’de bulunan diğer bir belge de gelişmiş Nabatî hatla yazılmıştır. Bu kitabeler üzerinde yapılan incelemelerde, Câhiliye devri Arap yazısı ile harflerin şekil ve düzeni bakımından bitişik Nabatî yazısının yakınlıkları tesbit edilmiş Arap yazısının Nabatî yazısından doğduğu, ve onun gelişmiş bir devamı olduğu kanaatine varılmıştır.
Buraya kadar gerek İslâm âlimlerinin gerekse müsteşriklerin verdikleri bilgiler Arap yazısının Nabati yazıdan geliştirilmiş olduğunu, Nabatî yazının da Arâmi yazı çağından Fenike yazısına bağlandığını ortaya koymaktadır. Bazı İslâm bilginleri Câhiliye dönemi Arap yazısına “el-cezm” adını vermişlerdir. Sözlükte “kırılıp ayrılma, kopma” mânasına gelen Nabatî asıllı olan cezm, Hîre’de geometrik, düzenli, dik ve yatay çizgi-lerin hâkim olduğu yeni bir üslûp kazanmıştır. Harflerin düzenlenişi düz vuruşlar, kırılmış çubuğa benzer. Nabatî yazısında görülen bu değişiklik muhtemelen Tay kabilesinden Belâzüri’nin Arap yazısının mucidi olarak kabul ettiği Mürâmir b. Mürre, Amir b. Gedere ve Eşlem b. Sidre tarafından yapılmıştır. Bu üç kişi Nabatî yazısında yaptıkları bu yeniliklerle beraber Süryânîce alfabeyi Arap diline adapte etmişlerdir. İslâmiyet’ten önce Araplar arasında cezm’den başka ticarî işlerde, mektuplarda veya süratle yazılması gereken günlük işlerde yine Nabatî yazıdan kaynaklanan yuvarlak, yumuşak ve ortaları delikli olmaya meyilli (takvir) harfleriyle, Kuzey Arabistan menşeli meşk hattının kullanıldığı bilinmektedir. Bu nesih yazıya benzer bir hattır. 250 yılına ait Ümmülcimâl ve 328′e ait Nemâre kitabelerinde el-meşk yazısının karakterleri görülür.
Arap Elifba’sı
Bilindiği üzere Elifba üzerine kurulan yazıların hepsi de temelde Fenike Elifbasına dayanır. Bu elifba ebced ( ebced, hevaz, hattı, kelemen, sahhız, keraşet) tertibinde gösterilen yirmi iki harften ibarettir. Keldanî’ler bunları alarak İbrani yazısının aslını icad etmişlerdir. Asurîler de bunu zamanla Süryani şekline dönüştürmüşlerdir. Araplar da Elifbalarını bunlardan almışlar fakat alırken Keldanîler’deki Farsça –kaf, cim ve pa- harflerini (dillerinde olmadığı için) cim, sad ve bâ harflerine çevirmişlerdir. Dillerinde olup da Keldanî’lerde bulunmayan – je, ha, zel, sad, zı, ğayın- gibi sesleri de, üzerlerine ayırt edici birer çizgi veya nokta koyarak kullanmışlardır. Yalnız Araplara mahsus olduğu söylenilen ve Lamelif denilen ve hareke (vokal) kabul etmeyen sakin elif için de miladî VI. asırda bugünkü şeklini almışlar, fakat bunu Elifba’ya tek bir harf olarak koymuşlardır. Nihayet yedi harfin ilavesiyle, Arap Elifbası Ebced tertibi üzere 29 harften oluşmuştur.
Arap Elifbasının (alfabesinin) bugünkü tanıdığımız düzene ne vakit sokulmuş olduğu hakkında kesin bir şey bilinmemektedir. Fakat X. asırdan sonra olması kuvvetle muhtemeldir.
Arap Yazısının İslam’a İntikali
Birinci safhasında ilkel ve basit bir halde bulunan Arap yazısı, İslâm’a intikal ettiği zaman – ki bu intikal İslâm’ın doğuşu ile başlar – Hicaz’da Ma’kılî (dik ve köşeli), ve Şamî (yuvarlak) olarak iki şekilde kullanılıyordu. Peygamberimize bağlı olan Müslümanlar, yeni İslâm aleminin ilk yazı yazanları idiler ve sayıları yirmiyi geçmemektedir.
Kur’ân yazmakta resmen rol almaya başlayan İslâm yazısı Ma’kılî idi, yuvarlağımsı yazı çok bozuk bir halde olduğundan resmî bir yer işgal etmemekteydi. Ancak halk arasında resmi olmayan yazışmalarda kullanılmaktaydı. Bu şu demektir ki; İslâm’da yazı daha başlangıçta ilmî haysiyetiyle değil, sanat haysiyetiyle birlikte ele alınmış ve Ma’kılî yazı buna diğerinden daha müsait görülmüştür.
Hüsn-i Hat
Yazıyı Sanat Seviyesine Yükselten Etkenler
İslâm’ın doğuşuyla beraber dünya ölçüsünde yeni medenî bir düzenin esasları belirmeye başlamıştır. İlahî kaynaktan insanlığa ulaşan mesajda ilim ve ona vasıta olan yazının, sosyal gelişme için gerekliliği vurgulanmış, bilgisizlik ise her türlü geriliğin sebebi olarak gösterilmiştir.
Zamanla İslâm dininin öğretilmesi, vahyin yazılması, korunması ve yayılmasına duyulan ihtiyaç yazının önemini daha da artırmıştır. Hicrî I ve II. yüzyıllarda yazı bir taraftan şekil ve imlâ yönü ile, diğer taraftan da sanat yazısı seviyesine yükselmiş, İslâm sanatlarının en önemli dallarından biri haline gelmiştir.
Kur’ân-ı Kerîm’i Allah’ın sözüne yakışır bir güzellikte yazma heyecanı, gayret ve titizliği, “Güzel şeyler güzel kaplara konur” anlayışı, yazının sanat yazısı (hüsn- î hat) seviyesine yükselmesine sebep olmuştur. Kur’an’ın mânası ve lafzı gibi, yazısı da kutsal bir karaktere sahiptir. Bu durum İslâm yazılarından ayrılmayan bir özelliktir. Hatta bazı İslâm bilginleri Kur’an’ın lafzı ve mânası gibi, yazısının da ilâhî vahye dayandığını ileri sürmüşlerdir. Müslüman sanatkârlar bu anlayışla, bir ibadet coşkusu ve disiplini içinde Kur’an nüshalarını yazarak çoğaltmışlar, ilâhi mesajın gönüllere sanat yoluyla iletilmesine vasıta olmuşlardır.
Kur’an’ın hedeflerinden biri de insanoğlunun gönül gözünü açarak maddî ve manevî güzellik karşısındaki hassasiyetini, fıtrî olan sanat kabiliyetini geliştirip yön vermektir. Yeryüzünde kullanılan yazılar arasında sanat yazısı olarak gelişmeye müsait, belki de en zengin yazı Arap yazısıdır. Mûsiki ve resim gibi yazı da insanî ve dinî duyguları ifadeye muktedir bir sanattır. Yazıda dik hatlar ritmi, yatay çizgiler devamlılığı ve dengeyi sağlar. İncelerek biten harfler, eğriler, nağmelerdeki pes ve tiz sesler gibi insan ruhunda içli ve ulvîduygular uyandırır.
Milletlerin sanat gelenek ve zevkleri yazı estetiğini etkilediği gibi sanatkârın şahsiyeti de yazıya bir hususiyet kazandırır. İslâm öncesi Göktürk ve Uygur Türklerinde kitabe ve kitap yazılarının gelişmiş olduğu bilinir. Bu durum eski kültür ve sanat geleneğine dayanarak, Türkler Müslüman olduktan sonra da İslâm yazı üslûplarının en önemli gelişim merhalelerini gerçekleştiren hattatlar yetiştirerek, bu sahadaki zevk ve kabiliyetlerini göstermişler, İslâm yazılarının estetik değer kazanmasında tarihî rol oynamışlardır (Serin,1999:19).
Yazıda Ahenk
Hat sanatının kazandığı estetik kıymetleri açıklamadan önce, güzellik kavramı üzerinde durmak gerekir. Antikite’den beri estetikçiler sanatta güzelliğin kaynağı, mahiyeti ve boyutları hakkında çeşitli teoriler geliştirmişler ve güzelliği organik ve maddi güzellikler, renk, şekil, ses ve hareketlerin güzelliği; fikrî ve manevî güzellikler olmak üzere çeşitli sınıflara ayırmışlardır. Ayrıca güzelliği daha iyi anlamak ve açıklamak için güzelin latif, yüce, hoş, mükemmel, faydalı, hakikat ve ahenk gibi diğer estetik değerlerle mukayesesi yapılmıştır. Netice olarak güzel-liğin bu değerlerle karıştırılmaması görüşü savunulmuş ve; güzel bize kendisinden beklediğimiz şeyleri veren değil, bizi her lahza, kendisine çeken, hayrete düşüren, ruhumuzu kaplayan bizde ezelî hatıralar uyandıran şeydir. Estetik duygular ise, güzeli hatırlatan ve hazırlayan unsurlardır. Bu sebeple mahiyeti bakımından bunlar güzelden farklıdır, diyerek güzel idesiyle estetik unsurların farklı şeyler olduğu ifade edilmiştir.
Ayrıca bazı estetikçiler ahengi “Çoklukta birlik nizamı, parçayla bütün arasında tam bir denge, renk, ses veya şekiller arasında uygunluk” diye tarif etmişlerdir. Bu tanımlara göre sanat güzellik, güzellik de âhenktir. Ahenk ise parçaların bütün içinde nisbet ve dengesinden doğar. Bu armoni mûsikide ritim ve seslerin, resimde renk ve çizgilerin, mimaride eserin bütünü içindeki unsurlarının birlik ve uygunluğundan ibarettir. Diğer sanatlarda olduğu gibi İslâm yazılarında güzellik de fiziki ve mânevi ahengin neticesidir.
Hat, göze hitap eden bir sanattır, iç âhenginde (derûnî ahenk) İslâm tefekkür, iman ve heyecanı hâkimdir. Asaletini, karakterini, estetiğini, milletlerin zevkleriyle beraber İslâm dininden alır. Kur’ân ve kitaba verilen önem yazı, tezhip ve cilt sanatlarının gelişmesine yol açmıştır. Bu sebeple hat sanatının en güzel örnekleri Kur’ân-ı Kerîm, hadis ve hikmetli sözlerin yazıldığı kıtalar ve yazı albümleridir.
İlâhî bilgiler ve hikemî sözler, beliğ ifadelerde yazıyla vücut bulur; işitilen, görülen ve kalben hissedilen bir safhaya ulaşır. En güzel şekillerde, hep aynı kaynaktan su gibi akan, Allah’ın, resulünün ve velîlerin insanlığa duyurmak istediği mânalar, yüksek hakikatler yüz gösterir. Harf ve lâfızlar ilâhî bir mesajla kaynaşır, bütünleşir, kutsî bir karakter kazanır.
Güzel yazı, Mushaf, kitap ve murakka’lardan başka, devlet teşkilâtında, mimarîde, kitabe, kubbe ve kuşak yazılarında, mezar taşlarında, ahşap ve maden işlerinde, kumaş, çini, tuğla ve dekorasyonlarda da dinî hislerle yazılmış ve işlenmiştir. Böylece hat, içtimaî hayatın her aşamasında kendini göstermiş, hem güzellikle ülfet edilmesine hem de ifade ettiği mâna itibariyle hayati bir düstur kazanılmasına vasıta olmuştur.
Yazıda fizikî ahenk tenasüp ve terkip kavramlarıyla ifade edilir. Tenasüp kalem kalınlığına göre; harf bünyelerinin en ve boyları ile, incelik ve kalınlıkları arasındaki uygunluktur. Harflerin diğer harflerle ve kelime içinde birbiriyle uyumu ve yakışmasıdır.
Hat sanatının repertuarı harf şekilleri ve bu harflerin kelimenin başında, ortasında ve sonunda aldığı şekiller ve bunların bağlantılarıdır. Bugün kullanılan on kadar yazı çeşidi olduğu düşünülürse, hat sanatının ne kadar geniş bir şekil zenginliğine ulaştığı görülür. Birer plastik ifade elemanı olan harfler, kelimeler, eğriler ve kıvrımlar kesin matematik ölçülere bağlıdır. Hattat çeşitli yazı üslûplarının bu kesin ritim ve âhengine kendi benliğini de katarak hoşa giden yeni biçimler oluşturur.
Harflerin diğer harflerle olan nisbeti, aralıkları, çekilişleri, bitişmelerindeki eğrilerin incelik ve kalınlıklarındaki uyum, kelimelerin satır nizamındaki duruşları, oturuşları, satıra o lan meyilleri, cereyanı, dik hat lardaki rit im, okutma, mühmel, süs işaretleri ve sayfaların düzeni gibi hususlar yazının maddî ahengini ve güzelliğini meydana getirir. Eğer yazının satıra oturuşunda nisbetsizlik söz konusu ise ve çekilişler bozuksa yazı ahenksizdir. Ahenkten yoksun yazılar ise sanat değerine sahip değildir.
İstif, Kompozisyon
Harf ve kelimelerin düzenli bir şekilde birleşmesi mânasına gelen terkip levha, kitâbe ve cami yazılarında kullanılan celî sülüs ve sülüs kompozisyonlarda aranan önemli bir sanat unsurudur. Hattatların iradî ve şuurlu olarak uzun müddet denemelerden sonra meydana getirdikleri eserler, istif halinde olanlardır. Bir ressamın veya bir şairin eserini tamamlamak için uzun müddet çalışması gibi, bir hattatın da yepyeni ve orijinal bir terkip oluşturabilmesi için pek çok kompozisyon denemesine, dikkatli tashihlere ihtiyacı vardır.
Celî sülüs istifler ekseriya aşağıdan yukarı doğru iki üç kat dikdörtgen, dairevî veya beyzî vb. bir satıhta harf ve kelimelerin göze hoş gelecek bir şekilde düzenlenmesidir. Yalnız terkip, harf ve kelimelerin rastgele bir araya getirilmesi, üst üste yığılması veya çizmek, taklit etmek suretiyle resmedilmesi olmayıp, hattatın estetik kaidelere ve teşrifata uygun bir şekilde ustalıkla kalemini yürütmesidir. Eğer kompozisyon, metnin okunuş sırasına göre harf ve kelimeler düzenli bir şekilde, aşağıdan yukarı doğru, usule uygun olarak yapılmışsa “teşrifatlı” veya “teşrifatı yerinde”; harf ve kelimelerin yerleri değişmiş, öne alınmış veya geriye bırakılmışsa “teşrifatı bozuk” denir, teşrifatsız yazıların okunma güçlüğüne karşılık teşrifatlı istiflerin okunması daha kolaydır. Türk hattatları bilhassa âyet ve hadislerin okunuşunda bir hataya sebebiyet vermemek için teşrifata hassasiyetle riayet etmişlerdir. Kompozisyonlarda Allah kelimesinin üste gelmesine dikkat edilir. Şayet metin Allah kelimesiyle başlıyorsa, terkip hürmeten yukarıdan aşağıya doğru yapılır. Celî kompozisyonlarda daima bir merkez vardır. Bu merkez etrafında çizgi ve kütleler, hiçbir yerinde eksiklik, taşkınlık olmayacak şekilde örülerek, kaynaşarak, organik bir bütünlük, birlik kazanır ve küplü, çanaklı harfler, keşideler, okutma ve mühmel işaretleri tam bir denge halinde dağılır. Harfleri sınırlayan çizgi ne kadar temiz, keskin, akıcı, canlı, yazı ne kadar metin yazılmışsa sanat eseri de o derece mükemmel olur. Çizgi kudretini, keskinliğini nerede kaybederse, orada kopya ve beceriksizlik ortaya çıkar.
Kullanılan Malzemeler
Kalem
Hat sanatında yazma aleti olarak ince yazılar için kamış kalem, biraz iri hatlar için bambu ya da kargı kalemi, daha da celî yazılar içinse, tahtadan yapılma ağaç kalemler kullanılır. Kamış, koparıldığı esnada yazmaya elverişli olmayıp, bir müddet tezek, hayvan gübresi altında bekletilir, pişip sertleşmesi sağlandıktan sonra kullanıma hazır hale gelir. İyi kalem, ne çok sert, ne çok yumuşak, ne çok kalın, ne çok incedir. Eğri, yassı ve dalgalı da olmayıp, tabii bir sertliği vardır. İnce, uzun ve düzgün bir silindir biçimindedir. Boğum araları en az bir karış kadardır. Sert bir zemine 15-20 cm. yükseklikten bırakıldığı zaman çevik, genç ve dinç bir ses çıkarır. Sağlam olmayan çatlak bir kamışın çıkardığı ses ise kısık ve boğuktur. Madenî uçlu kalemlerin kullanımı da söz konusu olabilir. Ancak, bunlar kamıştan mamul kalemler kadar tabii olmadığı gibi yazım esnasındaki kalem ve el hareketlerine de yatkın olmayıp, yazıya güzellik katmaya elverişli değildir. Mushaf-ı Şerif’lerin yazımında ise, açılışından sonra uzun süre ucunun bozulmaması sebebiyle Cava Kalemi tercih edilmiştir.
Kalemtraş
Kamış kalemlerin usulüne uygun açılmasında kullanılan saplı bir bıçak çeşididir. Tığ adı verilen su verilmiş çelikten mamul kesici kısmından başka, fildişi, kemik, boynuz veya benzeri bir nesneden yapılma uzunca bir sapı bir de bu iki kısmı birbirine perçinleyen çelikten pirazvanası vardır. Kesici kısmın aldığı şekle göre söğüt yaprağı, selvi, cam kırığı ve küt gibi adlarla anılan çeşitleri vardır.
Makta
Kamış kalem ucunun, üzerinde kesildiği ve çatlatıldığı bir alet olup, kemik, boynuz, fildişi, bağa ve benzeri maddelerden yapılırdı. Kalemin gövdesinin yatırıldığı yere ise kalem yuvası denir.
Kamış kalemin açılışı
Kamışın boğumu kalemtraşla alındıktan sonra kalem uç kısmı kalemi açandan yana olmak üzere sol elin avucu içine yatırılır ve kalemin açılan kısmı uzunca bir badem görüntüsü verinceye kadar iki yandan kesilir ve yontulur. Kamış yeterince sert değilse, biraz daha tok bir badem şekli tercih edilir. Kalemin gövdesinden ucuna doğru incelerek uzayan kısmına dil, uç kısmına ise ağız denir. Ağzı dilinden daha enli açılan kaleme de çakşırlı kalem adı verilir. Daha sonra kalemin ağzı makta’ üzerine yatırılarak ya da elde dikine çatlatılır. Buna şakk etmek tabir olunur. Sonra da yine makta üzerinde kalemin ucu yazılacak yazının gerektirdiği meyil gözetilerek kesilir. Bu işleme de katt etmek veya kat’ denir. Kalem ağzının yazana yakın tarafı ünsi, diğer tarafı da vahşî adıyla adlandırılır.
Kağıt boyama ve âhar
Eski hattatlar Hind âbâdisi, Buhara, Alikurna, Hataî ve Japon kâğıdı gibi değişik kâğıtlar kullanırlardı. Bunların en iyisi ilki olup, Hindistan’ın Devletâbad şehrinde îmal edilirdi. İtalya’daki Elikome (livomo) limanından getirilen o yüzden Ali Kurna diye adlandırılan Avrupa kâğıtları ise genellikle filigranlı olurdu. Boyama işleminde genellikle nebatattan yararlanılırdı. Suda kaynatılan nebat cinsi bir tekneye boşaltıldıktan sonra kağıtlar bu tekneye batırılıp çıkartılır ve kurutulur. Bu muamele, renkli suyun sünger veya pamukla kâğıt üzerine sürülmesi şeklinde de yapılabilir.
Çay, kağıda cinsine göre nohudî ya da krem rengi verir. Cevizin yeşil dış kabuğu veya nar kabuğu yeşile kaçan limon sarısı, soğan kabuğu da yoz sarı bir renk sağlar. Farklı nebat cinsleriyle farklı renkler, aynı nebat cinsinin farklı dozajları ile de farklı tonlar elde edilir.
Aharlama, kâğıdın boyanmasından sonra üzerine yazılacak yazıların bir yanlışlık ihtimaline karşı kolayca silinip düzeltilmesini sağlayan, mürekkeple kâğıt zemin arasında koruyucu bir tabaka oluşturma ameliyesidir. Yumurta, nişasta ve gomalak aharı gibi çeşitleri vardır.
Âhar, yazının ve kâğıdın cinsine göre yapılır. Mushaf yazmak için hazırlanan kâğıtların her iki tarafına da ince bir âhar çekilir. Çok tashih ve emek isteyen celî yazıların kâğıtlarının yalnız bir tarafı birkaç kat kuvvetlice âharlanır, Üzerine bir defa âhar sürülmüş kâğıda tek âharlı iki defa veya daha fazla âhar sürülmüş kâğıda da çift âharlı (çiftâlî) kâğıt adı verilir. Hususiyle nesta’lik kıtalar için hazırlanan kâğıtların âharlanmasına daha da ihtimam gösterilmelidir. Bu sebeple kâğıdın âharlanması hat sanatında ayrı bir hüner ve ustalık ister. Geçen yüzyılda kâğıtların sol alt köşelerinde basılı soğuk damgalarından tanıdığımız Kadri, Seyyid Ahmed, Hasan, Remzi, Memduh meşhur kâğıt âharcılarındandır
Derin bir kase içinde 3-4 yumurtanın akı, kibrit kutusu büyüklüğünde bir şap parçası ile 10 dakika kadar bir çırpılarak tamamen köpük haline getirilir. Bir 10 dakika daha çırpılırsa köpüğün bir kısmı sıvılaşır. Bu sıvı bir süre dinlen dirildikten sonra ince bir bezden süzülerek ayrı bir kaba alınır. Sünger, pamuk veya uygun bir fırça yardımı ile aharlanacak kağıdın zeminine bir-iki ya da üç kat sürülür. Ve kağıt serin bir yerde kurumaya bırakılır. Aharın fazlaca kaim olması, kuruyunca çatlamasına sebep olabilir.
Nişasta âharının yapımında buğday nişastası kullanılır, önce soğuk suda ezilen nişastaya sonra bir miktar jelatinle kaynar su ilâve edilir. İyice piştikten sonra süzülür ve kâğıt üzerine süngerle sürülür. Nişasta âharı üzerine bir kat da yumurta âharı çekilirse daha güzel olur.
Gomalakın ispirtoda eritilip gaz bezine sarılmış pamukla kağıda sürülmesiyle de Gomalak Aharı yapılır.
Mühreleme
Mühreleme, aharlanan kâğıtların parlatılmasına yönelik bir nevi ütüleme işlemidir. Aharlandıktan sonra gölgelik ve nemli bir yerde kurumaya terk edilen kağıtlar üzerinde mührenin rahatça kaymasını sağlamak üzere kuru sabuna sürülmüş bir çuha parçası gezdirilir. Daha sonra da çakmak taşından ya da camdan mamul mühre, kağıda tazyik edilerek bir ileri bir geri hareket ile muhtelif istikametlerde sürülür. Parlamanın sağlanmasıyla bu işlem biterse de, kağıtlar bu safhada hemen kullanılmayarak üst üste konur, üzerine de bir ağırlık bırakılır. Bir sene kadar böylece bekletilen kağıtlar kullanıma hazır demektir.
Kağıt Makası
Kâğıt, kumaş gibi ince şeyleri kesmeye mahsus ortadan bir vida ile bağlı iki bıçaktan meydana gelen kesme aletidir. Kâğıt makası, mum makası, terzi makası, oya makası gibi çeşitleri ve farklı şekilleri vardır. Bunlar içinde kâğıt makasları hat sanatına verilen önem sebebiyle özenle yapılır, sanat değeri taşırdı. Bir yazı takımında kalemtıraş, makta’ yanında mutlaka kâğıt makası da bulunurdu. Büyük tabakalar halinde imal edilen kâğıtları istenilen kıtada düzgün kesebilmek için kâğıt makas kullanılırdı. Ustaları Türk olan makaslar İstanbul ve Sivas gibi merkezlerde yapılırdı. Nâdiren Bosna ve Prizren’de de güzel ve zarif işlenen makaslara tesadüf edilirdi. Kâğıt makaslar çelikten, zarif ve uzun gövdeli, içi oluklu, ağızları bir birine uyumlu olurdu. Ekseriya gövde ve sapları altın kakma, mine kaplamalı yapılırdı. Sapları yaylı, açılır kapanır, içine giripte yuvarlak bir şiş gibi olanları da vardı. Saplarında iki parmağın geçip tutması için halkalı kısımları, Allah’ı hatırlatmak için sülüs hatla “ya fettâh” veya çifte “Ali” şeklinde yazı ile yapılır, bazan makası yapan sanatkârın adı oymak suretiyle yazılırdı.
Mıstar
Mistar Kâğıda satır çizmeye yarayan bir alettir. Üzerinde sıra sıra muntazam ibrişim gerili bir mukavvadan ibarettir ki, yazılacak yazıya göre kâğıtlar, parmak yardımıyla üzerine bastırılarak kabartma çizgiler meydana getirilir. Böylece sayfalar arasındaki satır düzen ve ahengi sağlanmış olur.
Mürekkep
Hat sanatında mürekkep denince ilk akla gelen, isten yapılma siyah mürekkeptir. Kırmızı, sarı ve diğer renklerde de mürekkep yapılmıştır. Çeşitli terkip ve tarifler içinde merhum Necmeddin Okyay’ın siyah is mürekkebi tarifi şöyledir: “Süzülmüş ve bekletilmiş boza kıvamındaki zamk mahlülü havana konup, içine azar azar is atarak tokmak yardımıyla zamka yedirilir. İs havalandığı için birden atmayıp yavaş yavaş karıştırılır ve tokmakla dövülmeye başlanır. Arada koyuldukça su ilâve edilerek daima boza kıvamı muhafaza edilir. Mürekkebin kalitesi, isin iyice ezilip zamkın içinde hallolmasına bağlıdır. Bu da günlerce döğmekle sağlanır (100 ile 500 bin tokmak arası)..”
Mürekkep yapımında kullanılan is; bezir yağı, bal mumu, neft yağı ve son zamanlarda da gazyağından elde edilirdi.
Likaa
Mürekkep sıvı şekliyle kalemin istifadesine sunulmaz, önce Lika adı verilen bir tutam kadar, su ile yıkanmış ham ipeğe emdirilir daha sonra kullanılır. İçinde lika olmaksızın hokkaya daldırılan kalemin ucunda mürekkep fazlaca toplanır. Kalemin kağıda teması anında bu mürekkep birden zemine yığılacağından, yazılan harfin başlangıç kısmı lüzumundan fazlaca kalın ve kaba bir görünüm arz edecek, dolaysıyla da yazının güzelliğini bozacaktır. Likanın sağladığı bir başka fayda da, hokkanın ağız kısmının aşağı bakması halinde bile mürekkebin dökülmemesidir.
Hokka, kalemdan ve divit
Mürekkep, lika adını verdiğimiz ham ipeğe emdirilmiş şekilde Hokka içersinde muhafaza edilir. Hokkalar genellikle madenî, bazen de cam veya sırlı topraktan mamul olup genişliği derinliğinden büyük olur.
Kalemlerin içinde saklandığı çoğu zaman silindir şeklindeki bazen kutu şeklinde de olur. mahfazaya Kalemdan veya Kubur denmektedir. Kalemdan ile hokkanın birbirine monte edilmiş şekline de Divit adı verilir.
Kaynak: Sema Onat & tezhipnedir wordpress com & kalemguzeli org
[attachment=188625]
[attachment=188626]
[attachment=188627]
[attachment=188628]
Havas Ehli için Gece ve Gündüzlerin - Günlerin - Hayır ve Şer Saatleri
Günlerin Hayırlı Ve Nakıs Saatleri
Hangi gün ve saatte hangi işe kalkışmalı hangi işe kalkışmamalı, nelere dikkat etmeli. Said (iyi) ve Nakıs (kötü) gezegenler günleri ve saatleri şöyledir:
Gün- Gezegenin Eski Adı- Gezegenin Yeni Adı Pazar Şems Güneş
Pazar Gündüz – Güneş
1. saat: Güneş saati. Said (iyi). Sevgi, aşk hisleri ve hoş sohbetler için uygundur.
2. saat: Venüs saati. Nakıs (kötü) ve hayırsız saattir. Dikkat edilmeli.
3. saat: Merkür saati. Said’dir. İş konularıyla meşgul olmak, adımlar atmak, yükselmek için uygundur.
4. saat: Ay saati. Nakıs’dır. Seyahat etmek, yolculuğa çıkmak, önemli alışverişler işin uygun değildir.
5. saat: Satürn saati. Nakıs’dır. Olumsuzluklar, negatif duygular, düşmanlık hisleri geliştirir.
6. saat: Jüpiter saati. Said’dir. Her durumda her işte olumlu ortamlar geliştirir, iyi duygular verir.
7. saat: Mars saati. Nakıs’dır. Bir iş yapılmaz.
8. saat: Güneş saati. Said’dir. Hayırlı işler yapmak için uygundur.
9. saat: Venüs saati. Said’dir. Sevgi, aşk hisleri ve hoş sohbetler için uygundur.
10.saat: Merkür saati. Said’dir. Hayırlı işler yapmak için uygundur.
11.saat: Ay saati. Said’dir. Hayırlı işler yapmak için uygundur.
12.saat: Satürn saatidir. Nakıs’dır. Düşmanlık duygularını besler. Dikkat edilmelidir.
Güneş Saati Özellikleri:
Güneş saati sahip olduğu güçlü enerji potansiyeli ile bir yandan güven ve güç duygularını arttırıp, benlik duygusunu yükseltirken diğer yandan da karışıklıklara, kazalara açık bir potansiyel ortam yaratır. Örneğin trafik kazalarının yüzde 80’inin bu saate denk geldiği saptanmıştır. Sevdiklerinizle bir araya gelmek, saygı, sevgi, hoşgörü ortamları için çocuklara, büyüklere ilgi göstermek için uygun zaman dilimleridir. Yetkili makamlara başvurmak, bir talepte bulunmak, iş halletmek için mutlu beraberliklere adım atmak, evlilik, nişan yapmak için uygun enerji zamanlarıdır. Duyguları ifade etmek, karşılıklı konulara açıklık getirmek için müsait saatlerdir. Cuma namazı vakti her zaman Güneş saatine denk gelir ve ibadet etmek, dua ve zikir için çok uygundur.
Gün – Gezegenin Eski Adı – Gezegenin Yeni Adı
Pazartesi Kamer Ay
Pazartesi Gündüz – Ay
1. saat: Ay saati. Said’dir. Sevgi, aşk hisleri ve hoş sohbetler için uygundur.
2. saat: Satürn saati. Said’dir. Seyahate, yolculuğa çıkmak, işlerimizi halletmek için uygundur.
3. saat: Jüpiter saati. Said’dir. Sevgi, aşk hisleri ve hoş sohbetler için, küslerin barışması için uygundur.
4. saat: Mars saati. Nakıs’dır. Hayırsız, kötü işler olur.
5. saat: Güneş saati. Said’dir. Hayırlı ve güzel işler olur.
6. saat: Venüs saati. Said’dir. Her şey için hayırlıdır.
7. saat: Merkür saati. Hem Said hem Nakıs’dır. Kötülükleri engellemek içindir.
8. saat: Ay saati. Said’dir. İyi, güzel şeyler, hayırlı işler için uygundur.
9. saat: Satürn saati. Said’dir. Yanlış, hayırsız alışkanlıklardan vazgeçirmek, vazgeçmek için uygundur.
10.saat: Jüpiter saati. Said’dir. İnsanlığın hayrına ve iyiliğine yapılacak işler için uygundur.
11.saat: Mars saati. Nakıs’dır. Olumsuzluklar, negatif duygular, düşmanlık ve kin hisleri oluşur.
12.saat: Güneş saati. Said’dir. Huzur, mutluluk, sevgi, hoş sohbet için, aile içi huzur.
Ay Saati Özellikleri:
Güne pozitif duygular ve yüksek bir enerjiyle başlanır. Günün ilk ışıklarıyla kalkmak ve işe, yola koyulmakla ilgilidir. Her şey kolaylıkla, rahat bir şekilde ve vaktin nasıl geçtiğini her işi nasıl hallettiğinizi anlamadan oluverir. Yeni bir şeye başlayacaksanız bu saatte yapmak çok hayırlıdır. Kolaylık verir. Sevgi, duygu yüklü davranışlarda bulunmak, nişan, düğün işlerine girişmek, ibadet etmek, zikir yapmak, dualar etmek için bu saatler tercih edilmelidir. Özellikle yeni ay zamanlarında ki pozitif enerji zinde hissetmemizi sağlar aynı zamanda toprakla, bitkiyle uğraşmak, onların bakımını yapmak iyi yetişmelerini sağlar. Yeni Ay dönemlerinde ve Ay saatlerinde yapılan yemekler tatlılar daha bir istediğiniz gibi olur. Uzun bir seyahate, uzun bir yola veya trafiğe çıkacaksanız Ay saati içinde yola koyulmanız kolaylık getirecektir. Bir yere ulaştırmak istediğiniz şeyleri bu saatte göndermek, iş ilişkileri, ortaklık kurmak, ticaret yapmak için de çok daha uygundur. Ruh-beden-zihin dengenizle ilgilenmek için de çok uygun zamanlardır.
Gün – Gezegenin Eski Adı – Gezegenin Yeni Adı
Salı Merih Mars
Salı Gündüz – Mars
1. saat: Mars saati. Nakıs’dır. Hayırsız, kötü işler olur.
2. saat: Güneş saati. Nakıs’dır. Bir iş yapılmaz.
3. saat: Venüs saati. Said’dir. Sevgi, aşk hisleri ve hoş sohbetler için uygundur.
4. saat: Merkür saati. Said’dir. Rızkın gelmesi, rızkı çekmek, iş yapmak, müşteri çekmek için uygundur.
5. saat: Ay saati Nakıs’dır. Sağlıkla ilgili konularda risk alınmaz, ameliyat olunmaz.
6. saat: Satürn saati. Nakıs’dır. Hayırsız, kötü işler olur.
7. saat: Jüpiter saati. Said’dir. Sevgi, aşk hisleri ve hoş sohbetler için uygundur.
8. saat: Mars saati. Nakıs’dır. Düşmanlık, kin, intikam duyguları gündemde olur.
9. saat: Güneş saati. Said’dir. Sevgi, aşk hisleri ve hoş sohbetler için uygundur.
10.saat: Venüs saati. Nakıs’dır. Bir iş yapılmaz.
11.saat: Merkür saati. Nakıs’dır. Düşmanlık, kin, insanları ayırmak, intikam duyguları gündemde olur.
12.saat: Ay saati. Nakıs’dır. Düşmanlık, kin, insanları ayırmak, intikam duyguları gündemde olur.
Mars Saati Özellikleri:
Mars, güçlü bir enerjiyle öfke, cesaret, çabuk sinirlenme, aceleci olmak gibi yüksek hisler, aktivite etkileri verir ve böyle zamanlarda dikkatli olmak gerekir. Kolaylıkla halledilebilecek bazı işler bu saate denk gelirse beklenmedik ani, tatsız şaşıracağınız şekilde gelişmeler yaşanabilir. İnsanlar hiç istemedikleri, planlamadıkları davranışlarda bulunabilir, nasıl yaptıklarını, olayların nasıl bu hale geldiğini anlayamazlar bile. İlişkiler sert, kırıcı haller alabilir. Mars’ın vereceği cesaret ve gücü bilinçli olup nasıl ne yönde kullanacağınız önemlidir. Bu bağlamda ameliyat gibi zorlu işleri yapmakta cesaret ve kolaylık verir. Spor ve fiziki güç gerektiren işleri yapma kolaylığı sağlar. Trafikte ve iş ve ortaklıklarda bu saatte dikkatli olmak gerekir.
Günler – Gezegenin Eski Adı – Gezegenin Yeni Adı
Çarşamba Utarit Merkür
Çarşamba Gündüz – Merkür
1. saat: Merkür saati. Said’dir. Sevgi, aşk hisleri ve hoş sohbetler için uygundur.
2. saat: Ay saati Nakıs’dır. Bir uygulama, işlem, iş yapılmaz.
3. saat: Satürn saati. Nakıs’dır. Hayırsız işler saatidir. Nefret, düşmanlık, hastalık getirebilen saattir.
4. saat: Jüpiter saati. Said’dir. İyi niyetle yapılan her tür iş için hayırlıdır.
5. saat: Mars saati. Nakıs’dır. Her türlü kötülüğe açık bir saattir.
6. saat: Güneş saati. Said’dir. Seyahate, yolculuğa, trafiğe çıkmak ve iyi işler yapmak için uygundur.
7. saat: Venüs saati. Said’dir. İyi niyetle her türlü iyi işler yapmak için uygundur.
8. saat: Merkür saati. Said’dir. Kötülükleri savmak, ortadan kaldırmak için uygundur. 9. saat: Ay saati. Nakıs’dır. Hiçbir iş yapılmaz.
10.saat: Satürn saati. Said’dir. İstek ve dileklerde bulunmak için uygunudur.
11.saat: Jüpiter saati. Said’dir. İyi niyetle, hayırlı ve güzel işler olur.
12.saat: Mars saati. Nakıs’dır. Her türlü kötülüğe açık bir saattir.
Merkür Saati Özellikleri:
Özellikle İkizler ve Başak burçları için Merkür saatlerinde beyninizin muhteşem çalışacağını söyleyebilirim. Çünkü Merkür bu saatlerde zekâyı, mantığı ve düşünce gücünü arttırıcı bir enerji verir. Daha başarılı olmak için daha iyi kavrayıp anlayabilmek için en uygun saatlerdir. Yazmak, okumak, söyleşmek, konferans veya seminer vermek için kolaylık sağlayan saatlerdir. Tüm becerilerinizi daha iyi kullanabileceğiniz zaman dilimleridir. İşleriniz rahatlıkla ve çabuk biter. İş görüşmelerinizi bu saat diliminde yapabilir, çözümü zor konular daha kolay çözüm üretilerek hallolabilir. Yolculuğa çıkmak, trafikte olmak için Ay saatini denk getiremediyseniz Merkür saatini tercih edebilirsiniz. Çocukların ders çalışma saati olarak da daha verimli çalışmalarını sağlayacaktır.
Günler – Gezegenin Eski Adı – Gezegenin Yeni Adı
Perşembe Müşteri Jüpiter
Perşembe Gündüz – Jüpiter
1. saat: Jüpiter saati. Said’dir. Rızkın gelmesi, rızkı çekmek, kısmet, müşteri çekmek için uygundur.
2. saat: Mars saati. Nakıs’dır. Hiçbir iş yapılamaz.
3. saat: Güneş saati. Said’dir. Niyetler, dualar için uygundur.
4. saat: Venüs saati. Said’dir. Sevgi, aşk hisleri ve hoş sohbetler için uygundur.
5. saat: Merkür saati. Said’dir. Sevgi, muhabbet, rızık, ayrılanların barışabilmesi için uygun saattir.
6. saat: Ay saati. Said’dir. İyi niyetle hayırlı işler yapmak için uygundur.
7. saat: Satürn saati. Said’dir. Hastalıklara, dertlere şifa olacak bir saattir.
8. saat: Jüpiter saati. Said’dir. Rızkın gelmesi, müşteri çekmek, kısmet, müşteri çekmek için uygundur.
9. saat: Mars saati. Said’dir. Hukuki işler ve yüksek makamlarla görüşmek için uygundur.
10.saat: Güneş saati. Said’dir. Bir şey talep etmek için uygundur.
11.saat: Venüs saati. Said’dir. Sevgi, aşk hisleri ve hoş sohbetler için uygundur.
12.saat: Merkür saati. Nakıs’dır. Bir şey yapılmaz.
Jüpiter Saati Özellikleri:
İyi hisler, hoşgörü, pozitif duygular, olumlu bakış açısı, rahatlık veren saattir. Sıkıntılarınız, sorunlarınız olsa bile Jüpiter etkisinin güçlü olduğu saatlerde bir rahatlama hissedersiniz. Şansa ihtiyacınız olduğu durumlarda bu saati değerlendirebilirsiniz. İbadet, zikir, tefekkür, öğrenmek, bilgi alışverişi ve ders çalışmak için uygun bir saattir. Hediye almak, sevdiklerinizle vakit geçirmek, şans oyunları oynamak, yola çıkmak, trafiğe girmek, alış veriş yapmak, aranızı düzeltmek istediğiniz biriyle görüşmek ve yeni arkadaşlıklar kurmak, anlaşmazlıkları, işleri düzetmek için çok uygun bir saattir. Başlangıçlar için uygundur.
Günler – Gezegenin Eski Adı – Gezegenin Yeni Adı
Cuma Zühre Venüs
Cuma Gündüz – Venüs
1. saat: Venüs saati. Said’dir. Sevgi, aşk hisleri ve hoş sohbetler için uygundur.
2. saat: Merkür saati. Said’dir. İyi niyetle hayırlı işler yapmak için uygundur.
3. saat: Ay saati. Nakıs’dır. Bir iş yapılmaz.
4. saat: Satürn saati. Said’dir. Hastalıklara, dertlere şifa olacak bir saattir.
5. saat: Jüpiter saati. Said’dir. Bir şey talep etmek için uygundur.
6. saat: Mars saati. Said’dir. İbadet, zikir, dua, dilekler için uygundur.
7. saat: Güneş saati. Said’dir. Aile içi huzur ve muhabbet için uygundur.
8. saat: Venüs saati. Said’dir. İyi niyetle hayırlı işler yapmak için uygundur.
9. saat: Merkür saati. Said’dir. Seyahate, yola çıkmak, dua ve dileklerde bulunmak için uygunudur.
10.saat: Ay saati. Said’dir. İyi niyetle hayırlı işler yapmak, dilekte bulunmak için uygundur.
11.saat: Satürn saati. Said’dir. Her türlü iyi işler için uygundur.
12.saat: Jüpiter saati. Said’dir. Hayırlı talep ve isteklere ulaşmak için uygundur.
Venüs Saati Özellikleri:
Güç, cesaret, odaklanma, sabır verir. İyi ve güzel olanı görebilmek, seçebilmek ve yaşamak, aşkı sevgiyi çoğaltmak, sevme ve sevilme duygularıyla yoğunlaşma zamanıdır. Sevginizi en güzel ifade edebileceğiniz bir saattir. Aşk itirafları, eşler arasında hoş muhabbet ve anlaşmazlıkların giderilebileceği zamandır. Ruhu besleyecek şeylerle meşgul olabilirsiniz. Müzik dinlemek, enstrüman çalmak, beste yapmak, konsere gitmek, sanatsal etkinliklerde bulunmak, dostça vakit geçirebilirsiniz. Alış veriş, ev dekorasyonu ile ilgilenebilirsiniz. Venüs saati Jüpiter’den sonra şans ve mutluluk veren saattir. Trafikte olmak için çok uygun bir saat değildir.
Günler – Gezegenin Eski Adı – Gezegenin Yeni Adı
Cumartesi Zühal Satürn
Cumartesi Gündüz – Satürn
1. saat: Satürn saati Said’dir. Sevgi, aşk hisleri ve hoş sohbetler için uygundur.
2. saat: Jüpiter saati. Said’dir. Aile, dost, akraba ilişkilerinde mutluluk ve huzur ortamı için uygundur.
3. saat: Mars saati. Nakıs’dır. Hayırsız işler saatidir. Nefret, düşmanlık, hastalık getirebilen saattir
4. saat: Güneş saati. Said’dir. Yüksek makamlardan istek ve talepte bulunmak için uygundur.
5. saat: Satürn saati. Said’dir. İyi niyetle hayırlı işler yapmak için uygundur.
6. saat: Merkür saati. Said’dir. Rızkın gelmesi, müşteri çekmek, kısmet için uygundur.
7. saat: Ay saati. Nakıs’dır. Bir iş yapılmaz.
8. saat: Satürn saati. Said’dir. Şifalanma saatidir.
9. saat: Jüpiter saati. Said’dir. İyi niyetle hayırlı işler yapmak için uygundur.
10.saat: Mars saati. Nakıs’dır. Hayırsız, kötü niyetli durumlar oluşur.
11.saat: Güneş saati. Said’dir. Sevgi, aşk hisleri ve hoş sohbetler için uygundur.
12.saat: Venüs saati. Said’dir. İyi niyetli ve hayırlı işler için uygundur.
Satürn Saati Özellikleri:
Sebepsiz hissedilen karamsarlık ve sıkıntı hissi verir. Ama aynı zamanda odaklanma gerektiren işler yapılabilir. Fakat bu saatte başlanan uzun süreli işlerde devamını getirmek de zor olur engeller çıkar, gecikmeler olur. Uzun bir yola da bu saatte çıkmamak gerekir. Daha kendimize dönük sakin dingin işlerle uğraşmakta fayda vardır. Dikkat gerektiren ders çalışmak gibi bir eylemde ise faydalı olacaktır. Sizi zorlayan kişiler varsa yüzleşmeler gerekiyorsa bu saatin kısıtlayıcı etkisi durumun zorlaşmasını büyük bir ihtimalle engelleyecektir. Müteahhitlik işleri için uygunudur.
Günlerin - Hayır ve Şer Saatleri ve Havas ve Duaları
Günlerin Havassı, Esrar ve Duaları
Birinci gün Pazar: Saat 1- güneş saatidir bunda muhabbet vekabul mülük ve hükkamın nezdine girmek için havas okumak ve yazmak muvafık yeni elbise giyinmek münasibdir.
Saat 2- zühreye mahsus olan bu saat mezmumdur. Onda hiçbir şey yapmamalıdır.
Saat 3- Utarit saati olup bunda yola gitmek iyidir. Kalpleri celp ve muhabbet ve buna benzer havas okunması ve yazması için muvafıktır.
Saat 4- ay saatidir. Bunda bir şey alıp satmak iyi değildir hiçbir işe yaramaz
Saat 5- zühale mahsus bir saat olup ayrılık, ilka-i buğuz ve adavet ve buna benzer şeyler için münasip bir saattir.
Saat 6- müşteriye mensup olup bunda meliklerden ve hakimlerden divan erbabından hacetlerin talebi muvafıktır.
Saat 7- Merih saati olduğundan Nakıstır. Onda hiçbir şey yapılmaz
Saat 8- şemse mensub ve saittir. Her bir husus için muvafık olduğundan onda her bir hacetin için çalış
Saat 9- zührenin vakti olup celbi nas ve kalpleri meyil ettirmek için okuyup yazmak muvafıktır
Saat10- utarite mahsustur iyi ve mesut bir saat olup her şeye salihtir her şey yapıla bilir.
Saat 11- kamere mensup olup güzel bir saat olduğundan onda tılsım vefk ve nusha yazmak daha iyidir.
Saat 12- zuhalin saati olduğu için müthiş Nakıstır ve ancak zararlı şeyler yapmaktan başka bir işe yaramadığından her işten sakınılmalıdır.
Her ne kadar geceleri havas kıraatine vefk vs. şeyleri yazmaya ve okumaya daima müsait olsa da yıldızların gece tesir saatlerini bilmek faydalıdır.Bu hususta alimler tarafından farklı rivayetler olmakla beraber genelde günlerin geceleri çoğunluk vereceğimiz bilgiler kabul edilmiştir.
Pazar Gece
Saat 1- Utarit saati olup muhabbet mevedet kalpleri celp ve teshir için münasiptir
Saat 2- kamere aittir Nakıs olduğundan bir şey yapmamak lazım
Saat 3- zühaldir ilkayı emraz hastalıklar icad etmek ve emsali şeylerin yapıması için münasiptir
Saat 4- müşteriye mensuptur cidden mubarek bir saat olduğundan her hayır işe uygundur
Saat 5- merihe mahsus olup mezmum bir saattir insanlar ile muhasama ve fenalık için müsaittir
Saat 6- şems saatidir denizde ve karada yolculuk yapmaya muvafıktır onda yapılan her şeyde muvafakiyet elde edilir
Saat 7- zühreye mensub ve mesud bir saattir her istenilen yapılır ve hayırlara muvafıktır
Saat 8- Utarit vaktidir ağlayan çocukların ağlamasını durdurmak göze görünmemek gözden kaybolmak için nusha yazmaya müsaittir.
Saat 9- kamerdir onda fenalık için yapılan her şey tesir etmez
Saat 10- zuhale aittir ekabirin huzuruna girmek onların rızalarını celp etmek ve menfaatlerini çekmek için Salih bir saattir.
Saat 11- müşteri vaktidir mesud bir zamandır vefk yazmak amirler ve hakimler ile görüşmek ve emsali şeylere iyidir
Saat 12- merihe mahsus olup Nakısdır onda şer işleri ve adavet sokmak gibi şeyler yapılır
Bu gün dünya günlerinin başlangıcıdır ve dünyaya mahsustur. Bu günde bina yapmak, bağ bahçe işleriyle uğraşmak, ekip biçmek mübarektir. Çünkü rivayette Hak Tealanın bu günde yerleri ve gökleri yaratmaya başladığı bildirilir. Bu günde bir şerif saat vardır. (zuhur öğlen vakti eşref saatidir) günün başlangıcı şerif ve mubarektir. Lakin bu günde dikilen elbise alınan yeni elbise sahibine hayır getirmez kasavetten hali olmaz. Aynı şekilde bu günde tıraş olan ve tırnaklarını kesen kişi gelecek pazara kadar gamdan kurtulamaz ve malı telef olur bereketi kalmaz. Bu gün garb (batı) tarafına yapılan sefer yolculuk yasaklanmıştır. Bu gün ana rahmine düşen oğlan yol kesen olur. Bu hususta marifetnamede şu bilgiler vardır.
Ey aziz, malum olsun ki, müneccimler demişlerdir ki: Güneşin tabiatı, orta derece sıcaklık ve kuruluk olup, gündüzsel erkek bulunmuştur. Orta kutlu nâmıyle isimlendirilmiştir. Bunun sıfatları: Kuvvet, şiddet, kahr, gazap, rağbet, his incelik, haya ve iffet bulunmuştur. Yukarıda beyan olunduğu üzere, bunun sıfatları tali düştüğü menilerde aynen gözlenmiştir. Güneşin
pazar güne ve perşembe gecesine hâkim olduğu bulunmuştur.O gündüz ve gecenin evvelki saatleri ona nispet olunmuştur Güneşin etkisiyle irinci iklim kuşağının ahalisi hep siyah olup,
sıcaklığının şiddetiyle huy ve bünye edinirler. Tepelerine güneş yakın olduğundan, cüsseleri hafif ve akılları zayıf olup, ahlakları dar, meşrepleri keskin ve ince olur. Aynı zamanda inatçı olurlar. Fakat yedinci iklim kuşağındakilerin tepesinden güneş uzak olup, sıcaklığı zayıf ve
tesirleri az olduğundan, hepsi beyaz ve sarı olurlar. Yaratılış ve huyda, her biri öküz ve koyun gibi ebleh ve eksik olur. güneşin tesiriyle günler ve geceler, sıcaklık ve gölge, nur ve ışık, yaz ve kış, kar ve yağmur, madenler ve taşlar, itkiler ve ağaçlar vücuda gelip; bütün bunların tabiatları, bileşiklerin oluşması, hayvanların ve insanların yaşaması, yılların bilinmesi hep Allah’ın takdiriyle güneşin hareket ve ışığına bağlıdır.
Bir hanenin horozu var ve bir gece vakti horoz ötse o evden birinin vefatına işarettir. Bu gün yeni olan ay yirmi dokuz günde tamam olur. Hicri yılın muharremin başı bu güne denk gelse kış hoş olur yağmurlar bol olur, bazı yemiş ve meyvelere afet erişir. Ve küçük erkek çocuklar çok helak olur. Horasan ( İranın doğu tarafı) ili emin olur.
(Mağrib Batı taraf. Garb. Güneşin battığı cihet. Akşam vakti. Afrikanın şimâl tarafı. Türkiye’ye nisbetle garbda bulunan Fas, Tunus, Cezayir ve İspanya tarafı.) karışıklıklar ve fitneler olur. Bu günün gecesi şemse aittir evlenmek, sefere çıkmak, iyi maslahatlarda bulunmak, büyükler yanına varmak hacetlerde bulunmak iyidir. Bu gece doğan çocuk kamil ve alim olur. Bu gün hasta olan kimse 2-7 veya 9 gün hasta olduktan sonra iyileşir. Bu duayı yazıp içerlerse şifa bulurlar. La yealemül ğaybe illallah.
Yazılacak dua
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحيمِ
وَلَوْ اَنَّ قُرْاٰنًا سُيِّرَتْ بِهِ الْجِبَالُ اَوْ قُطِّعَتْ بِهِ الْاَرْضُ اَوْ كُلِّمَ بِهِ الْمَوْتٰى بَلْ لِلّٰهِ الْاَمْرُ جَميعًا
وَلَهُ مَا سَكَنَ فِى الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَهُوَ السَّميعُ الْعَليمُ
ولاحول ولا قوة الابا لله العلي العظيم
وصلي الله تعالي علي سيدنا محمد وعلي اله وصحبه وسلم
(Enam 13-Rad 31)
Pazartesi günü
Saat 1- kamerdir muhabbet ve kalpleri celp için münasip ve muvafıktır
Saat 2- zühaldir sefere ve yolculuğa munasip olup onda başlanılan her şey güzel neticeye bağlanır
Saat 3- izdivaca mektup ve kitap yazmaya ve muhakemeye muvafıktır
Saat 4- merihe mahsustur sidik bağlama düşmana azab çektirme ve helak etmek gibi mezmum amellere muvafıktır
Saat 5- güneşe mahsustur hacetlerin kabulü halkın lisanını bağlamak kalpleri celp ve cezp etmek için havas okuyup yazmak münasiptir
Saat 6- zühreye ait bir saat olup onda vefk tılsım ve nüsha yazmak iyidir
Saat 7- utarite mensup olup hacetlerin kazası lisan bağlamak ve kalpleri celp etmeye muvafıktır
Saat 8- kamer saatidir bir birini sevmeyen iki kimse arasında sevgi muhabbet ve izdivaç için yarar bir saattir.
Saat 9- zülhal saati olup ara açmak adavet ve buğz kin ve nefret ve emsali şeylere mahsustur
Saat 10- müşteriye mensup olup cidden mubarek ve said bir saat olduğundan bütün hayır işlere yarar
Saat 11-merihe ait bir saat onda adavet ve buğz ve benzeri şeyleri yapmaya yarar
Saat 12- güneşe mensub bir mesud saattir akd sine ve kalpleri cezp etmek ve menfaetleri celp etmek için müsaittir
Pazartesi gece
Saat 1- müşteriye mensuptur onda rızık celbelmek güzel işker için okuyup yazmak munasiptir
Saat 2- merihe aittir bu saatte bulunduğun yerden çıkma şerlere müsaittir
Saat 3- şems saatidir sefere çıkmak celbi muhabbet kalpleri teshir için münasiptir
Saat 4- Zühre zamanıdır muhabbet izdivaç ve buna benzer şeylerle uğraşmaya müsaittir
Saat 5- utarite mensup olup onda erkek ve kadın bağlamak ve her arzu ettiğini yapmak muvafıktır
Saat 6- kamerdir kara e deniz seferlerine münasiptir hayır amellerde istenilen şeyleri yapmak muvafıktır
Saat 7- zuhaldir onda sultanlara müracaattan sakınmalıdır
Saat 8- müşteridir hayır amellerden her işe yarar
Saat 9- merihtir emirler hakimler memurlar ile görüşmeye yarar onların kalplerine celp ve sevgilerini kazanmak için okuyup yazmak musaittir
Saat 10- şemsdir bu zamanda emirler sultanlardan ihtiyaçlarda bulunmak muvafıktır
Saat 11-zühre saatidir onda sevgi muhabbet için okuyup yazmak uygundur
Saat 12- utarite mensuptur son derece mezmum olduğundan bir şeye yaramaz
Bu gün sefere mahsus müsait bir gündür ticaret için yolculuğa çıkılması iyidir. Bu gün ana rahmine düşen çocuk siması güzel olur, hafız ve hak indinde makbul biri olur. Bu hususta marifetnamede şu bilgiler vardır.
Ey aziz, malûm olsun ki, müneccimler sözbirliğiyle demişlerdir ki: Bu ay yıldızının tabiatı, itidal üzere soğuk ve rutubetli olup, gece dişisi bulunmuştur. Orta kutlu nâmıyle isimlendirilmiştir. Ayın vasıfları: Zaaf, acz, hıfz, cehl, hakaret, acele, nemime, ihbar, deliller, hareket ve ses bulunmuştur. Ayın tali bulunduğu menilerde bu vasıflar gözlenmiştir. Ay,
pazartesi günü ve cuma gecesine hâkim bulunuştur. Şu halde o günün ve bu gecenin evvelki saatleri bunlara nispet kılınmıştır.
Bu gün tıraş olanın itibarı artar tırnak kesenin hali hoş olur. Bu gün maşrık (doğu) tarafı hariç her yöne sefer yolculuk mubarektir. Bir hanenin horozu var ve bir gece vakti horoz ötse iyidir sahibine bir hayır gelir. Bu günde yeni ay yirmi dokuz günde tamam olur. Muharremin (hicri yılbaşı) başı bu güne denk gelse kış hoş olur yaz sıcak geçer. Bal çok olur, ucuzluklar olur bahar kuvvetli olur lakin otlaklar helak olur. Hastalıklar çok olur. Gürcistan tarafının nimetleri çok olur. Horasanda ( İranın doğu tarafı) kurtlar çok helak olur. Şark (doğu) tarafında fitneler olur. Bu gün ve Cuma gecesi kamere mütealliktir sefere çıkmak, Pazar etmek, nikah kıymak iyidir. Bu günün iki namaz arası gayet saiddir (ve Eşref saatidir) Bu gün dikilen veya alınan elbise sahibine iyidir. Tohum ekmek, bağla uğraşmak, hacamat (kan aldırmak) yaptırmak, bir yerden bir yere haber götürmek iyidir. Lakin gizli iş işlerse çabucak ifşa olur. Bu gün ve gece doğan çocuk halk indinde muteber ve hürmetli olur, güçlü kuvvetli olur. Bu gün hasta olana bu dua yazılıp suyu içirilse şifadır. La yealemül ğaybe illallah.
Yazılacak dua
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحيمِ
وَلَقَدْ اَوْحَيْنَا اِلٰى مُوسٰى اَنْ اَسْرِ بِعِبَادى
اِنَّكُمْ مَبْعُوثُونَ
وَلَهُ مَا سَكَنَ فِى الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَهُوَ السَّميعُ الْعَليمُ
ولاحول ولا قوة الابا لله العلي العظيم
وصلي الله تعالي علي سيدنا محمد وعلي اله وصحبه وسلم
(Şura 52-Enam 13)
Salı günü
Saat1- merihindir onda adavet verdirmek ve fesat işler hastalıklara ve marazlar icad etmeye yarar Nakıstır
Saat 2- şemse mensuptur Nakıstır onda hiçbir şey yapmak muvafık değildir.
Saat 3-zühredir izdivaç talebi ve evlenme hususlarına ait havas ile iştigal etmek muvafıktır
Saat 4- utarite mahsus bir zamandır onda müşteri celbi alış verişin suratlenmesi ticaretin genişlemesi havas okuyup yazmak münasiptir.
Saat 5- kamerdir Nakıs bir saat olduğundan bir şey yapmamak lazım
Saat 6- zuhale mensubtur kuvvetini bağlamak göz ağrısı verdirmek hastalandırmak ve emsali şeylere müsaittir.
Saat 7- müşteri saatidir celbi muhabbet ve kalpleri çekmek gibi şeyler için bu saat çok müsaittir.
Saat 8- Merih saatidir istediğini bu saatte yap
Saat 9- şemsin vakti olup nikah izdivaç ve kadınların kalplerini celp için Salih bir saattir
Saat 10- zühreye mensubtur güzel bir saat olmadığından bir şey yapmamk lazımdır
Saat 11- utaritin zamanıdır yoldan alıkoymak izdivacı bozmak gibi şeylere yarar
Saat 12- kamere aittir araya adavet koymak ve nifak sokmak talak ve ayrılık gibi her şer işlere münasiptir
Salı gece
Saat 1- zühredir muhabbet celp edilir maksatların hasıl olmasında fayda veren bir saattir
Saat 2- utarite attir arzu edilen tılsım ve vefk yazmasına müsaittir
Saat 3- kamere mensuptur son derece mezmum ve fena bir saattir onun için bir şey yapmamak lazım
Saat 4- zühaldir kuyu kazmak ve emsali şeylere hayırlıdır şerleri def etmek için okunan dualar faydalıdır
Saat 5- müşteriye mahsustur kadınların muhabbetini ekabir indinde sevgiyi celp etmek için munasiptir
Saat 6- şems saatidir sultanların kalplerini celp etmek ve hacetlerin kabulu için okumak ve yazmak iyidir
Saat 7- zühreye mahsustur kadınları celp ve teshir izdivacı tesis için çalış
Saat 8- utarite mensuptur her ne istersen yap güzel netice alırsın
Saat 9- kamere aittir ara açmak buğz ve adavet koymak ve emsali şeylere münasiptir
Saat 10- zuhaldir büyük Nakıs zaman olduğundan bir şey yapılmaz
Saat 11- müşteriye aittir sait olduğundan hayır için okumak ve yazmak iyidir
Saat 12- Merih zamanadır yolculuğa çıkmak hayırlıdır
Bu gün evde oturmak nefis ıslahıyla meşgul olmak ve hacamat yaptırmak iyidir. (Bu günün eşref saati kuşluk vaktidir.) Bu gün dikilen elbise hemen suda yıkanmalı ki hayırlı olsun. Bu gün tıraş olan kimseyi sara illeti yakalar. Bu günde tırnak kesmeyi adet edinenin ölümü pis olur. Bu gün bir kimse saçını ve sakalını tarasa erken ağarır. Bu gün doğan çocuk iyilik yapmayı sever ve dili yalandan uzak olur. Bu gün doğan çocuk hususunda marifetnamede şu bilgiler vardır.
Merih yıldızının tabiat ve vasıflarında müneccimler ittifak üzere demişlerdir ki: Merihin tabiatı, aşırı sıcaklık ve kuruluktur. Gece erkeği olup, küçük uğursuz olarak isimlendirilmiştir. Bu yıldızın vasıfları: Şenlik, şecaat, hiddet, sefahet, kuvvet, hiyanet, öfke, edepsizlik, inat ve
baş olma hırsı bulunmuştur. Bu durumda, bu yıldız, rahimlere düşen menilere tali düşerse, bunun vasıfları onlara Hak’ın emriyle sirayet eder. Bu tecrübe ile sabittir. Merih, cumartesi gecesi ve salı gününe hâkim bulunmuştur. O gecenin ve bugünün ilk saatleri, buna nispet olunmuştur.
Bir hanenin horozu var ve bir gece vakti horoz ötse o hanenin sahibinin oğlu olur. Bu gün yeni olan ay yirmi dokuz günde tamam olur. Bu gün şimal (Kuzey) tarafına sefer etmek yasaklanmıştır. Muharrem ayı bu günde başlarsa kış katı ve karı çok olur. Ağaçlara afet erişir. Havadisler haberler çok olur. Avrupa da fitneler olur. Bu gün ve gecesi merihe mütealliktir. Her işten sakınmak iyidir. Lakin düşmanla karşılaşmak savaşmak iyidir Allahın izniyle fetih müyesser olur. Bu gece kuyu kazmak ve ark suyunu kesmek iyidir. Bu gün dünyaya gelen oğlanın ahlakı hayvan gibi olur. Bu gün hasta olan kişiye bu dua yazılıp içirilse hem de taşıtılsa şifadır. La yealemül ğaybe illallah.
Yazılacak dua
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحيمِ
وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍ مُؤْمِنينَ
وَشِفَاءٌ لِمَا فِى الصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنينَ
شِفَاءٌ لِلنَّاسِ اِنَّ فى ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنينَ
وَاِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفينِ
قُلْ هُوَ لِلَّذينَ اٰمَنُوا هُدًى وَشِفَاءٌ
Şifa ayetleri
Bismillahirrahmanirrahim Ve yeşfi sudûre kavmin mü’minine (9/14)
Ve şifaûn limâ fissudûri (10/57)
Yahrucu min butûnihâ şerâbun muhtelifun elvânuhû fîhi şifaun linnâsi (16/69)Ve nunezzilu minel kur’ân-i mâ huve şifâun ve rahmetun lilmu’minîne (17/82 Ve izâ meriztu fehuve yeşfîn (26/80)
Kul huve lillezîne âmenû huden ve şifaun (41/44)
Çarşamba günü
Saat 1- Utarit saati olup muhabbet mevedet kalpleri celp ve teshir için münasiptir
Saat 2- kamere aittir Nakıs olduğundan bir şey yapmamak lazım
Saat 3- zühaldir ilkayı emraz hastalıklar icad etmek ve emsali şeylerin yapıması için münasiptir
Saat 4- müşteriye mensuptur cidden mubarek bir saat olduğundan her hayır işe uygundur
Saat 5- merihe mahsus olup mezmum bir saattir insanlar ile muhasama ve fenalık için müsaittir
Saat 6- şems saatidir denizde ve karada yolculuk yapmaya muvafıktır onda yapılan her şeyde muvafakiyet elde edilir
Saat 7- zühreye mensub ve mesud bir saattir her istenilen yapılır ve hayırlara muvafıktır
Saat 8- Utarit vaktidir ağlayan çocukların ağlamasını durdurmak göze görünmemek gözden kaybolmak için nusha yazmaya müsaittir.
Saat 9- kamerdir onda fenalık için yapılan her şey tesir etmez
Saat 10- zuhale aittir ekabirin huzuruna girmek onların rızalarını celp etmek ve menfaatlerini çekmek için Salih bir saattir.
Saat 11- müşteri vaktidir mesud bir zamandır vefk yazmak amirler ve hakimler ile görüşmek ve emsali şeylere iyidir
Saat 12- merihe mahsus olup Nakısdır onda şer işleri ve adavet sokmak gibi şeyler yapılır
Çarşamba gece
Saat 1- zuhaldir bu satte istenilen her iş icra edilebilir zuhalin bir mesud saati var ise oda cumartesi ilk saattir.
Saat 2- müşteriye aittir insanlar arasını sulh ara bulmak sevgi ve muhabbet sokmak için okunan ve yazılanlar muvafıktır
Saat 3- merihe mensup olup buğz ve adavetin ilkası için yapılanlara müsaittir
Saat 4- şems vakti olup melikler ve sultanlardan hacetlerin kabulu için yazılan şeylere münasiptir
Saat 5- Zühre mesut bir zaman olduğundan hayır amellere yarar
Saat 6- Utarit zamanı olup av için yazılanlar tesir eder
Saat 7- kamerdir hayırsız bir saat olduğundan bir şey yapılmaması lazım
Saat 8- zuhaldir marazlar doğum hastalıkları buğz ve adavetin igası için yapılan şeyler tesirlidir
Saat 9- müşteriye mahsus sait bir saattir
Saat 10- Merih dir şer işlere müsaittir
Saat 11- şemse ait karı koca arasını bulup sulh sevgi ve muhabbet için yapılanlara müsaittir
Saat 12- kamer saatidir melikler vezirler sultanlar indinde itibar temini için okuma ve yazmaya müsaittir
Bu gün dikilen veya alınan elbise mubarek olup hak teala rızkını bereketli eder.(Bu günün eşref saati ikindi vaktidir.) Bu gün tıraş olan kimsenin hak teala bedenine sıhhat ve afiyet verir. Bu gün tırnak kesen mesrur ve bahtiyar olur. Bu gün şimal (Kuzey) tarafına sefer etmek yasaklanmıştır. Bu gün ana rahmine düşen çocuk yol kesen olur. Bu hususta marifetnamede şu bilgiler yer alır.
Utarit yıldızının tabiat ve vasıflarında müneccimler sözbirliği edip, demişlerdir ki: Utaritin tabiatı soğukluk ve kuruluk olup, gündüz erkeği bulunmuştur. Kendinden başka yıldızın tabiatiyle uyuşucu olduğundan; uyuşan ve münafık nâmıyle isimlendirilmiştir. Bu yıldızın vasıfları: Edeb, zeyreklik, anlayışlılık, feraset, zihin, dirayet, nutuk, belagat, nakış,
kitabet, hesap, isabet, zekâ, dikkat, sanat, hile ve hıyanet bulunmuştur.Bu yıldızın tali düştüğü menilerde bu vasıflarıyla etkili olduğu gözlenmiştir. Bu yıldız, pazar gecesi ve çarşamba gününe hâkim olduğu gözlenmiştir. Bu yıldız, pazar gecesi ve çarşamba gününe hâkim bulunmuştur. O gecenin ve bu gündüzün ilk saatleri, buna nispet kılınmıştır.
Bir hanenin horozu var ve bir gece vakti horoz ötse o hanenin oğlu ve ebeveyni arasında ayrılık olmasına delalet eder. Bu gün hacamat yaptırana baras (Tedavi edilmesi mümkün olmayan ve vücutta beyaz lekeler meydana getiren bir hastalık) hastalığı erişir. Muharremin ilki bu gün olsa kışı hoş ve yağmuru bol olur. Otluklar çayırlar mutedil olur. Lakin Ticaret ve satışta zarar olur. Bu gün sefere çıkmaması ve hanesinde akrabalarıyla oturması daha huzurludur. Bu gün ana rahmine düşen çocuk şaşı ve eğri gözlü olur. Bu gün şerbetlerden şifa murat eden ve içen kimse şifa bulur. Çünkü Bu gün hak teala nehirleri yarattığından su cinsinden içilen şeyleri mubah eyledi. Bu gün hasta olan kişiye bu yazılıp içirilirse şifa bulur. La yealemül ğaybe illallah.
Yazılacak dua
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحيمِ
وَالصَّافَّاتِ صَفًّا
فَالزَّاجِرَاتِ زَجْرًا
فَالتَّالِيَاتِ ذِكْرًا
اِنَّ اِلٰهَكُمْ لَوَاحِدٌ
رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ الْمَشَارِقِ
(Saffat 1-5)
Perşembe günü
Saat 1- müşteriye mensuptur onda rızık celbelmek güzel işker için okuyup yazmak munasiptir
Saat 2- merihe aittir bu saatte bulunduğun yerden çıkma şerlere müsaittir
Saat 3- şems saatidir sefere çıkmak celbi muhabbet kalpleri teshir için münasiptir
Saat 4- Zühre zamanıdır muhabbet izdivaç ve buna benzer şeylerle uğraşmaya müsaittir
Saat 5- utarite mensup olup onda erkek ve kadın bağlamak ve her arzu ettiğini yapmak muvafıktır
Saat 6- kamerdir kara e deniz seferlerine münasiptir hayır amellerde istenilen şeyleri yapmak muvafıktır
Saat 7- zuhaldir onda sultanlara müracaattan sakınmalıdır
Saat 8- müşteridir hayır amellerden her işe yarar
Saat 9- merihtir emirler hakimler memurlar ile görüşmeye yarar onların kalplerine celp ve sevgilerini kazanmak için okuyup yazmak musaittir
Saat 10- şemsdir bu zamanda emirler sultanlardan ihtiyaçlarda bulunmak muvafıktır
Saat 11-zühre saatidir onda sevgi muhabbet için okuyup yazmak uygundur
Saat 12- utarite mensuptur son derece mezmum olduğundan bir şeye yaramaz
Perşembe gece
Saat 1- güneş saatidir bunda muhabbet vekabul mülük ve hükkamın nezdine girmek için havas okumak ve yazmak muvafık yeni elbise giyinmek münasibdir.
Saat 2- zühreye mahsus olan bu saat mezmumdur. Onda hiçbir şey yapmamalıdır.
Saat 3- Utarit saati olup bunda yola gitmek iyidir. Kalpleri celp ve muhabbet ve buna benzer havas okunması ve yazması için muvafıktır.
Saat 4- ay saatidir. Bunda bir şey alıp satmak iyi değildir hiçbir işe yaramaz
Saat 5- zühale mahsus bir saat olup ayrılık, ilka-i buğuz ve adavet ve buna benzer şeyler için münasip bir saattir.
Saat 6- müşteriye mensup olup bunda meliklerden ve hakimlerden divan erbabından hacetlerin talebi muvafıktır.
Saat 7- Merih saati olduğundan Nakıstır. Onda hiçbir şey yapılmaz
Saat 8- şemse mensub ve saittir. Her bir husus için muvafık olduğundan onda her bir hacetin için çalış
Saat 9- zührenin vakti olup celbi nas ve kalpleri meyil ettirmek için okuyup yazmak muvafıktır
Saat10- utarite mahsustur iyi ve mesut bir saat olup her şeye salihtir her şey yapıla bilir.
Saat 11- kamere mensup olup güzel bir saat olduğundan onda tılsım vefk ve nusha yazmak daha iyidir.
Saat 12- zuhalin saati old
Bu gün hacamat için iyi bir gündür. Zevalden(güneşin batışına yakın eşref saatidir) evvel saiddir. Bu gün dikilen elbise veya alınan genişleme ve feraha sebeptir. Bu gün tırnak kesen kişi hasta ise hastalığına şifa bulur. Bu gün ikindiden sonra kıble cihetine (Güneye) sefer etmek yasaklanmıştır kaçınılması gerekir. Bu gün hayızdan temizlenen kadın eşiyle beraber olsa ve çocuk ihsan edilse güzel (dide) gözlü ve güzel yüzlü çocuk olur herkes ona müştak olur akıllı ve ferasetli olur. Bu gün ana rahmine düşen çocuk adil, kamil ve kadı (Hakim) olur. Bir hanenin horozu varsa ve bir gece vakti horoz ötse sahibine iyidir. Bu gün yeni olan ay otuz günde tamam olur. Muharremin ilki bu gün olsa kış iyi olur.(2013 15-Kasım Perşembe bugüne denk geliyor) Bu yılın evvelinde haberler çok olur. Yağmurlar ülkemizde az olur lakin Gürcistan taraflarında nimet bol olur. Mağrib (Batı taraf. Garb. Güneşin battığı cihet. Afrikanın şimâl tarafı. Türkiye’ye nisbetle garbda bulunan Fas, Tunus, Cezayir ve İspanya tarafı) tarafında savaşlar olur. bir çok avrupa ülkesi ekonomide batar.İsrailin gücü kırılır kayıplar olur. Müslümanlar kuvvette olur. Bu gün ve gece müşteriye mütealliktir. Bu gün sefer etmek, yeni elbiseler giyinmek, alış veriş ve ticaretle uğraşmak büyükler ve alimlerin yanına gitmek hacette bulunmak iyidir. Lakin gizli işleri hemen duyulur. Bu gün doğan çocuk alim, Fadıl ve yumuşak huylu olur. Bu günde doğan çocuklar hakkında marifetnamede ayrıca şu bilgiler yer alır.
Müşteri yıldızının tabiatında ve övgüye değer vasıflarında, müneccimler sözbirliği edip, demişlerdir ki: Müşterinin tabiatı itidal üzere sıcak ve rutubetli olup, gündüz erkeği olmakla; büyük uğurlu nâmıyle isimlendirilmiştir. bu yıldızın vasıfları: Din gayreti, ilim, hilim, haya,
cömertlik, tevazu, akıl, iffet, talakât ve fasihlik bulunmuştur. Bu yıldız,rahimlere düşen döllere tali olsa, Hak’kın emriyle bunun selîm tabiatı ve övülmüş vasıfları, onlara sirayetle yaratılıp ve huy olup, talileri müşteri hüküm olunur. “Annesinin karnında kutlu olan kutludur,” hadisi gereğince; onlar o saadetle dünyaya gelip, her biri sait (kutlu) bulunur. Bu yıldız, pazartesi gecesine ve perşembe gününe hakimdir.
Bu gün hastla olan kişinin hastalığı korkudan olur 2 veya 7 gün zahmet çeker sonra iyi olur. Bu günün duası budur. La yealemül ğaybe illallah.
Yazılacak dua
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحيمِ
لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ اَلْحَیُّ الْقَيُّومُ
لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوﺍﻟﻤﻟﻜﻮلﻜﺮﻴﻢ
اَللّٰهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظيمِ
اِنْ يَشَاْ يُسْكِنِ الرّيحَ فَيَظْلَلْنَ رَوَاكِدَ عَلٰى ظَهْرِه اِنَّ فى ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ
(Şura 33 )
Cuma günü
Saat 1- zühredir muhabbet celp edilir maksatların hasıl olmasında fayda veren bir saattir
Saat 2- utarite attir arzu edilen tılsım ve vefk yazmasına müsaittir
Saat 3- kamere mensuptur son derece mezmum ve fena bir saattir onun için bir şey yapmamak lazım
Saat 4- zühaldir kuyu kazmak ve emsali şeylere hayırlıdır şerleri def etmek için okunan dualar faydalıdır
Saat 5- müşteriye mahsustur kadınların muhabbetini ekabir indinde sevgiyi celp etmek için munasiptir
Saat 6- şems saatidir sultanların kalplerini celp etmek ve hacetlerin kabulu için okumak ve yazmak iyidir
Saat 7- zühreye mahsustur kadınları celp ve teshir izdivacı tesis için çalış
Saat 8- utarite mensuptur her ne istersen yap güzel netice alırsın
Saat 9- kamere aittir ara açmak buğz ve adavet koymak ve emsali şeylere münasiptir
Saat 10- zuhaldir büyük Nakıs zaman olduğundan bir şey yapılmaz
Saat 11- müşteriye aittir sait olduğundan hayır için okumak ve yazmak iyidir
Saat 12- Merih zamanadır yolculuğa çıkmak hayırlıdır
Cuma gece
Saat 1- kamerdir muhabbet ve kalpleri celp için münasip ve muvafıktır
Saat 2- zühaldir sefere ve yolculuğa munasip olup onda başlanılan her şey güzel neticeye bağlanır
Saat 3- izdivaca mektup ve kitap yazmaya ve muhakemeye muvafıktır
Saat 4- merihe mahsustur sidik bağlama düşmana azab çektirme ve helak etmek gibi mezmum amellere muvafıktır
Saat 5- güneşe mahsustur hacetlerin kabulü halkın lisanını bağlamak kalpleri celp ve cezp etmek için havas okuyup yazmak münasiptir
Saat 6- zühreye ait bir saat olup onda vefk tılsım ve nüsha yazmak iyidir
Saat 7- utarite mensup olup hacetlerin kazası lisan bağlamak ve kalpleri celp etmeye muvafıktır
Saat 8- kamer saatidir bir birini sevmeyen iki kimse arasında sevgi muhabbet ve izdivaç için yarar bir saattir.
Saat 9- zülhal saati olup ara açmak adavet ve buğz kin ve nefret ve emsali şeylere mahsustur
Saat 10- müşteriye mensup olup cidden mubarek ve said bir saat olduğundan bütün hayır işlere yarar
Saat 11-merihe ait bir saat onda adavet ve buğz ve benzeri şeyleri yapmaya yarar
Saat 12- güneşe mensub bir mesud saattir akd sine ve kalpleri cezp etmek ve menfaetleri celp etmek için müsaittir
Bu gün dikilen elbise ve bu günde elbise diktirmeyi adet edinenin ömrü uzun bereketli aziz ve hürmetli olur. Bu gün tıraş olmak mubarektir ve adet edinenin ömrü uzun malı çok olur. Lakin Cuma namazından sonra tıraş olmak gerekir. Bu gün tırnak kesenin de ömrü bereketli olur lakin tırnağı da cumadan önce kesmek gerekir. (Bu gün kuşluk vakti ve ikindi arası eşref saatidir) Bu gün cumadan evvel ana rahmine düşen çocuk said ve şehid olur. İkindi namazından sonra ana rahmine düşen çocuk fakih alim ve ulemadan olur. Bu gece ana rahmine düşen çocuk muhlis ve abid olur. Bu gün ve gece doğan çocuk iyi huylu güzel sözlü güzel yüzlü izzet ve hürmet ehli olur. Marifetnamede bu hususta şu bilgiler vardır.
Zührenin tabiat ve vasıflarında müneccimler sözbirliğiyle demişlerdir ki: Zührenin tabiatı, orta derecede soğukluk ve rutubettir. Zühre, gece erkeği olmakla, küçük kutlu adını almıştır. Bu yıldıza bakmanın kalbe sürûr verdiği tecrübe kılınmıştır. Bu yıldızın vasıfları: Yumuşaklık, sevgi, rikkat, ferah, temennî, oyun, teganni, cinsel güç ve güzel yaratılış
bulunmuştur. Bu yıldızın tali düştüğü menilerde bütün bu vasıflar aynen müşahede olunmuştur. Bu yıldız, salı gecesi ve cuma gününe hâkimdir. O gecenin ve bugünün ilk saatleri, buna nispet kılınmıştır.
Bu gün yeni olan ay otuz günde tamam olur. Bu günde garb (batıya) seferden kaçınmak lazımdır. Bir hanenin horozu varsa ve bir gece vakti horoz ötse sahibine mubarektir. Muharrem ayının ilki bu güne denk gelse o sene hat tin den fazla yağmur yağar ekine ve meyveye afet erişir. Halka gam ve gussa( keder) dokunur. Mağrib (Batı taraf. Garb. Güneşin battığı cihet. Afrikanın şimâl tarafı. Türkiye’ye nisbetle garbda bulunan Fas, Tunus, Cezayir ve İspanya tarafı) tarafı fitne ve şer içinde olur savaşlar ve ölümler çok olur. Bu gün hasta olan kişiye bu dua yazılıp içirilse şifa olur. La yealemül ğaybe illallah.
Yazılacak dua
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحيمِ
ﻴﺎﻤﻋﺸﺮﺍﻻﺮﻮﺍﺡﻮﻔﻮﻖﻜلﺬﻯﻋﻟﻴﻢ
بَديعُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاِذَا قَضٰى اَمْرًا فَاِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونَ
فَسُبْحَانَ الَّذى بِيَدِه مَلَكُوتُ كُلِّ شَیْءٍ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
اِنَّهُ مِنْ سُلَيْمٰنَ وَاِنَّهُ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحيمِ
اَلَّا تَعْلُوا عَلَیَّ وَاْتُونى مُسْلِمينَ
(Üç kere felak ve nas ve ihlas eklenir)
(Bakara 117-yasin 83- Neml 30,31)
Cumartesi günü
Saat 1- zuhaldir bu satte istenilen her iş icra edilebilir zuhalin bir mesud saati var ise oda cumartesi ilk saattir.
Saat 2- müşteriye aittir insanlar arasını sulh ara bulmak sevgi ve muhabbet sokmak için okunan ve yazılanlar muvafıktır
Saat 3- merihe mensup olup buğz ve adavetin ilkası için yapılanlara müsaittir
Saat 4- şems vakti olup melikler ve sultanlardan hacetlerin kabulu için yazılan şeylere münasiptir
Saat 5- Zühre mesut bir zaman olduğundan hayır amellere yarar
Saat 6- Utarit zamanı olup av için yazılanlar tesir eder
Saat 7- kamerdir hayırsız bir saat olduğundan bir şey yapılmaması lazım
Saat 8- zuhaldir marazlar doğum hastalıkları buğz ve adavetin igası için yapılan şeyler tesirlidir
Saat 9- müşteriye mahsus sait bir saattir
Saat 10- Merih dir şer işlere müsaittir
Saat 11- şemse ait karı koca arasını bulup sulh sevgi ve muhabbet için yapılanlara müsaittir
Saat 12- kamer saatidir melikler vezirler sultanlar indinde itibar temini için okuma ve yazmaya müsaittir
Cumartesi gece
Saat1- merihindir onda adavet verdirmek ve fesat işler hastalıklara ve marazlar icad etmeye yarar Nakıstır
Saat 2- şemse mensuptur Nakıstır onda hiçbir şey yapmak muvafık değildir.
Saat 3-zühredir izdivaç talebi ve evlenme hususlarına ait havas ile iştigal etmek muvafıktır
Saat 4- utarite mahsus bir zamandır onda müşteri celbi alış verişin suratlenmesi ticaretin genişlemesi havas okuyup yazmak münasiptir.
Saat 5- kamerdir Nakıs bir saat olduğundan bir şey yapmamak lazım
Saat 6- zuhale mensubtur kuvvetini bağlamak göz ağrısı verdirmek hastalandırmak ve emsali şeylere müsaittir.
Saat 7- müşteri saatidir celbi muhabbet ve kalpleri çekmek gibi şeyler için bu saat çok müsaittir.
Saat 8- Merih saatidir istediğini bu saatte yap
Saat 9- şemsin vakti olup nikah izdivaç ve kadınların kalplerini celp için Salih bir saattir
Saat 10- zühreye mensubtur güzel bir saat olmadığından bir şey yapmamk lazımdır
Saat 11- utaritin zamanıdır yoldan alıkoymak izdivacı bozmak gibi şeylere yarar
Saat 12- kamere aittir araya adavet koymak ve nifak sokmak talak ve ayrılık gibi her şer işlere münasiptir
Bu gün dikilen veya alınan elbise sahibine hayır getirmez.( Bu günün eşref saati güneş doğar kendir.) Bu gün tıraş olan kimse haftasına kadar gamdan kurtulamaz. Bu gün tırnak kesen kimse yaralanır. Bu günde yeni ay otuz günde tamam olur. Bu gün şark (Doğu) tarafına yolculuktan sakınmalıdır. Bu gün ana rahmine düşen çocuk hoş ve rızkı bol olur. Bu hususta marifetnamede şu bilgiler vardır.
Ey aziz, malûm olsun ki, astronomlar demişlerdir ki: Bu zühal yıldızının tabiati son derece soğuk ve kurudur. Gündüzsel erkek bulunup, en büyük uğursuz bilinmiştir. Buna bakmak, keder ve üzüntü vericidir. Nitekim çiçek zühreye bakmak, sevinç ve safra verici bulunmuştur. Bu yıldıza, ahmak, cahil, cimri, kıskanç, yalancı, lanetli, gamlı, tenbel, kalın kafa ve
zararlı sıfatları nispet kılınmıştır. Bu yıldız, rahimlere düşen döllere şans olsa; bunun tabiatı ve vasıfları, o döllere Allah’ın izniyle sirayet edip olan çocukta, bu vasıfların ortaya çıkması tecrübe olunmuştur. Bu yıldız, çarşamba gecesiyle cumartesi gündüzüne hâkim bulunmuştur. O gece ve gündüzün ilk saatleri buna nispet kılınmıştır.şu hususuda belirtelim birnutfe rahimde karar bulup: Evvelki ayda zühalin terbiyesinde olur. İkinci ayda müşterinin terbiyesine gelir. Üçüncü ayda merihin, dördüncü ayda güneşin, beşinci ayda zührenin, altıncı ayda utaritin ve yedincide ayın terbiyesini bulur. O halde eğer yedi aylık doğarsa o çocuk yaşar. Eğer sekiz aylık doğarsa ölür. Zira ki, sekizinci ayda zühalin terbiyesine gelir. Zühal, soğuk ve kuru olduğunda tabiatı ölüm olur. Eğer dokuz aylık doğarsa müşterinin terbiyesinde olduğundan ölmez, yaşar. Zira ki müşteri rutubetli ve sıcaktır, tabiatı hayat olur
Bir hanenin horozu varsa ve bir gece vakti horoz ötse o evde olanların bir birlerine muhabbeti artar. Muharremin ilk günü bu güne denk gelse (bu sene bu güne denk geliyor 26 kasım 2011)o yıl kış katı olur. Bu sene Çocuklardan ölenler çok olur. salgın hastalıklar çok olur.Meyve ağaçlarını afet vurur lakin hububat iyi olur. Bu sene hastalıklar çok olur. Bazı vilayetlerde karışıklıklar olur. Bu gün zuhale mütealliktir yapılacak işlerden uzak durmak iyidir. Büyükler yanına gitmekten düşman ve hasetçilerle karşılaşmaktan kaçınmak lazımdır. Bu gün ve gece doğan çocuk talihi said olur. Bu gün hasta olan kişinin hastalığı kaygıdan olur. 2 veya 7 günde iyileşir. Bu günün duası budur. La yealemül ğaybe illallah.
Yazılacak dua
بِسْــــمِ ٱللّهِ ٱلـشَّـافِي هُـوَ اللَّهُ بِسْــمِ ٱللّهِ الْــكَافِي هُـوَ ٱللَّهُ بِسْـــمِ ٱللّهِ الْـمُـعَافِي هُـوَ اللَّهُ {بِسْـمِ ٱللّهِ ٱلَّذي لاَ يَضُـرُّ مَــعَ ٱسْمِه شَيْءٌ فِي اْلأَرْضِ وَ لاَ فِي ٱلـسَّــمۤاءِ وَهُـوَ ٱلـسَّـمِيعُ الْـعَــلِـيـمِ
صُمٌّ بُكْمٌ عُمْىٌ فَهُمْ لَا يَعْقِلُونَ
وصلي الله علي سيدنا محمد خاتم النبين وعلي اله وصحبه اجمعين وسلم تسليما كثرا الي يومالدين
(Bakara 171)
Günlerin Hayırlı Ve Nakıs Saatleri
Hangi gün ve saatte hangi işe kalkışmalı hangi işe kalkışmamalı, nelere dikkat etmeli. Said (iyi) ve Nakıs (kötü) gezegenler günleri ve saatleri şöyledir:
Gün- Gezegenin Eski Adı- Gezegenin Yeni Adı Pazar Şems Güneş
Pazar Gündüz – Güneş
1. saat: Güneş saati. Said (iyi). Sevgi, aşk hisleri ve hoş sohbetler için uygundur.
2. saat: Venüs saati. Nakıs (kötü) ve hayırsız saattir. Dikkat edilmeli.
3. saat: Merkür saati. Said’dir. İş konularıyla meşgul olmak, adımlar atmak, yükselmek için uygundur.
4. saat: Ay saati. Nakıs’dır. Seyahat etmek, yolculuğa çıkmak, önemli alışverişler işin uygun değildir.
5. saat: Satürn saati. Nakıs’dır. Olumsuzluklar, negatif duygular, düşmanlık hisleri geliştirir.
6. saat: Jüpiter saati. Said’dir. Her durumda her işte olumlu ortamlar geliştirir, iyi duygular verir.
7. saat: Mars saati. Nakıs’dır. Bir iş yapılmaz.
8. saat: Güneş saati. Said’dir. Hayırlı işler yapmak için uygundur.
9. saat: Venüs saati. Said’dir. Sevgi, aşk hisleri ve hoş sohbetler için uygundur.
10.saat: Merkür saati. Said’dir. Hayırlı işler yapmak için uygundur.
11.saat: Ay saati. Said’dir. Hayırlı işler yapmak için uygundur.
12.saat: Satürn saatidir. Nakıs’dır. Düşmanlık duygularını besler. Dikkat edilmelidir.
Güneş Saati Özellikleri:
Güneş saati sahip olduğu güçlü enerji potansiyeli ile bir yandan güven ve güç duygularını arttırıp, benlik duygusunu yükseltirken diğer yandan da karışıklıklara, kazalara açık bir potansiyel ortam yaratır. Örneğin trafik kazalarının yüzde 80’inin bu saate denk geldiği saptanmıştır. Sevdiklerinizle bir araya gelmek, saygı, sevgi, hoşgörü ortamları için çocuklara, büyüklere ilgi göstermek için uygun zaman dilimleridir. Yetkili makamlara başvurmak, bir talepte bulunmak, iş halletmek için mutlu beraberliklere adım atmak, evlilik, nişan yapmak için uygun enerji zamanlarıdır. Duyguları ifade etmek, karşılıklı konulara açıklık getirmek için müsait saatlerdir. Cuma namazı vakti her zaman Güneş saatine denk gelir ve ibadet etmek, dua ve zikir için çok uygundur.
Gün – Gezegenin Eski Adı – Gezegenin Yeni Adı
Pazartesi Kamer Ay
Pazartesi Gündüz – Ay
1. saat: Ay saati. Said’dir. Sevgi, aşk hisleri ve hoş sohbetler için uygundur.
2. saat: Satürn saati. Said’dir. Seyahate, yolculuğa çıkmak, işlerimizi halletmek için uygundur.
3. saat: Jüpiter saati. Said’dir. Sevgi, aşk hisleri ve hoş sohbetler için, küslerin barışması için uygundur.
4. saat: Mars saati. Nakıs’dır. Hayırsız, kötü işler olur.
5. saat: Güneş saati. Said’dir. Hayırlı ve güzel işler olur.
6. saat: Venüs saati. Said’dir. Her şey için hayırlıdır.
7. saat: Merkür saati. Hem Said hem Nakıs’dır. Kötülükleri engellemek içindir.
8. saat: Ay saati. Said’dir. İyi, güzel şeyler, hayırlı işler için uygundur.
9. saat: Satürn saati. Said’dir. Yanlış, hayırsız alışkanlıklardan vazgeçirmek, vazgeçmek için uygundur.
10.saat: Jüpiter saati. Said’dir. İnsanlığın hayrına ve iyiliğine yapılacak işler için uygundur.
11.saat: Mars saati. Nakıs’dır. Olumsuzluklar, negatif duygular, düşmanlık ve kin hisleri oluşur.
12.saat: Güneş saati. Said’dir. Huzur, mutluluk, sevgi, hoş sohbet için, aile içi huzur.
Ay Saati Özellikleri:
Güne pozitif duygular ve yüksek bir enerjiyle başlanır. Günün ilk ışıklarıyla kalkmak ve işe, yola koyulmakla ilgilidir. Her şey kolaylıkla, rahat bir şekilde ve vaktin nasıl geçtiğini her işi nasıl hallettiğinizi anlamadan oluverir. Yeni bir şeye başlayacaksanız bu saatte yapmak çok hayırlıdır. Kolaylık verir. Sevgi, duygu yüklü davranışlarda bulunmak, nişan, düğün işlerine girişmek, ibadet etmek, zikir yapmak, dualar etmek için bu saatler tercih edilmelidir. Özellikle yeni ay zamanlarında ki pozitif enerji zinde hissetmemizi sağlar aynı zamanda toprakla, bitkiyle uğraşmak, onların bakımını yapmak iyi yetişmelerini sağlar. Yeni Ay dönemlerinde ve Ay saatlerinde yapılan yemekler tatlılar daha bir istediğiniz gibi olur. Uzun bir seyahate, uzun bir yola veya trafiğe çıkacaksanız Ay saati içinde yola koyulmanız kolaylık getirecektir. Bir yere ulaştırmak istediğiniz şeyleri bu saatte göndermek, iş ilişkileri, ortaklık kurmak, ticaret yapmak için de çok daha uygundur. Ruh-beden-zihin dengenizle ilgilenmek için de çok uygun zamanlardır.
Gün – Gezegenin Eski Adı – Gezegenin Yeni Adı
Salı Merih Mars
Salı Gündüz – Mars
1. saat: Mars saati. Nakıs’dır. Hayırsız, kötü işler olur.
2. saat: Güneş saati. Nakıs’dır. Bir iş yapılmaz.
3. saat: Venüs saati. Said’dir. Sevgi, aşk hisleri ve hoş sohbetler için uygundur.
4. saat: Merkür saati. Said’dir. Rızkın gelmesi, rızkı çekmek, iş yapmak, müşteri çekmek için uygundur.
5. saat: Ay saati Nakıs’dır. Sağlıkla ilgili konularda risk alınmaz, ameliyat olunmaz.
6. saat: Satürn saati. Nakıs’dır. Hayırsız, kötü işler olur.
7. saat: Jüpiter saati. Said’dir. Sevgi, aşk hisleri ve hoş sohbetler için uygundur.
8. saat: Mars saati. Nakıs’dır. Düşmanlık, kin, intikam duyguları gündemde olur.
9. saat: Güneş saati. Said’dir. Sevgi, aşk hisleri ve hoş sohbetler için uygundur.
10.saat: Venüs saati. Nakıs’dır. Bir iş yapılmaz.
11.saat: Merkür saati. Nakıs’dır. Düşmanlık, kin, insanları ayırmak, intikam duyguları gündemde olur.
12.saat: Ay saati. Nakıs’dır. Düşmanlık, kin, insanları ayırmak, intikam duyguları gündemde olur.
Mars Saati Özellikleri:
Mars, güçlü bir enerjiyle öfke, cesaret, çabuk sinirlenme, aceleci olmak gibi yüksek hisler, aktivite etkileri verir ve böyle zamanlarda dikkatli olmak gerekir. Kolaylıkla halledilebilecek bazı işler bu saate denk gelirse beklenmedik ani, tatsız şaşıracağınız şekilde gelişmeler yaşanabilir. İnsanlar hiç istemedikleri, planlamadıkları davranışlarda bulunabilir, nasıl yaptıklarını, olayların nasıl bu hale geldiğini anlayamazlar bile. İlişkiler sert, kırıcı haller alabilir. Mars’ın vereceği cesaret ve gücü bilinçli olup nasıl ne yönde kullanacağınız önemlidir. Bu bağlamda ameliyat gibi zorlu işleri yapmakta cesaret ve kolaylık verir. Spor ve fiziki güç gerektiren işleri yapma kolaylığı sağlar. Trafikte ve iş ve ortaklıklarda bu saatte dikkatli olmak gerekir.
Günler – Gezegenin Eski Adı – Gezegenin Yeni Adı
Çarşamba Utarit Merkür
Çarşamba Gündüz – Merkür
1. saat: Merkür saati. Said’dir. Sevgi, aşk hisleri ve hoş sohbetler için uygundur.
2. saat: Ay saati Nakıs’dır. Bir uygulama, işlem, iş yapılmaz.
3. saat: Satürn saati. Nakıs’dır. Hayırsız işler saatidir. Nefret, düşmanlık, hastalık getirebilen saattir.
4. saat: Jüpiter saati. Said’dir. İyi niyetle yapılan her tür iş için hayırlıdır.
5. saat: Mars saati. Nakıs’dır. Her türlü kötülüğe açık bir saattir.
6. saat: Güneş saati. Said’dir. Seyahate, yolculuğa, trafiğe çıkmak ve iyi işler yapmak için uygundur.
7. saat: Venüs saati. Said’dir. İyi niyetle her türlü iyi işler yapmak için uygundur.
8. saat: Merkür saati. Said’dir. Kötülükleri savmak, ortadan kaldırmak için uygundur. 9. saat: Ay saati. Nakıs’dır. Hiçbir iş yapılmaz.
10.saat: Satürn saati. Said’dir. İstek ve dileklerde bulunmak için uygunudur.
11.saat: Jüpiter saati. Said’dir. İyi niyetle, hayırlı ve güzel işler olur.
12.saat: Mars saati. Nakıs’dır. Her türlü kötülüğe açık bir saattir.
Merkür Saati Özellikleri:
Özellikle İkizler ve Başak burçları için Merkür saatlerinde beyninizin muhteşem çalışacağını söyleyebilirim. Çünkü Merkür bu saatlerde zekâyı, mantığı ve düşünce gücünü arttırıcı bir enerji verir. Daha başarılı olmak için daha iyi kavrayıp anlayabilmek için en uygun saatlerdir. Yazmak, okumak, söyleşmek, konferans veya seminer vermek için kolaylık sağlayan saatlerdir. Tüm becerilerinizi daha iyi kullanabileceğiniz zaman dilimleridir. İşleriniz rahatlıkla ve çabuk biter. İş görüşmelerinizi bu saat diliminde yapabilir, çözümü zor konular daha kolay çözüm üretilerek hallolabilir. Yolculuğa çıkmak, trafikte olmak için Ay saatini denk getiremediyseniz Merkür saatini tercih edebilirsiniz. Çocukların ders çalışma saati olarak da daha verimli çalışmalarını sağlayacaktır.
Günler – Gezegenin Eski Adı – Gezegenin Yeni Adı
Perşembe Müşteri Jüpiter
Perşembe Gündüz – Jüpiter
1. saat: Jüpiter saati. Said’dir. Rızkın gelmesi, rızkı çekmek, kısmet, müşteri çekmek için uygundur.
2. saat: Mars saati. Nakıs’dır. Hiçbir iş yapılamaz.
3. saat: Güneş saati. Said’dir. Niyetler, dualar için uygundur.
4. saat: Venüs saati. Said’dir. Sevgi, aşk hisleri ve hoş sohbetler için uygundur.
5. saat: Merkür saati. Said’dir. Sevgi, muhabbet, rızık, ayrılanların barışabilmesi için uygun saattir.
6. saat: Ay saati. Said’dir. İyi niyetle hayırlı işler yapmak için uygundur.
7. saat: Satürn saati. Said’dir. Hastalıklara, dertlere şifa olacak bir saattir.
8. saat: Jüpiter saati. Said’dir. Rızkın gelmesi, müşteri çekmek, kısmet, müşteri çekmek için uygundur.
9. saat: Mars saati. Said’dir. Hukuki işler ve yüksek makamlarla görüşmek için uygundur.
10.saat: Güneş saati. Said’dir. Bir şey talep etmek için uygundur.
11.saat: Venüs saati. Said’dir. Sevgi, aşk hisleri ve hoş sohbetler için uygundur.
12.saat: Merkür saati. Nakıs’dır. Bir şey yapılmaz.
Jüpiter Saati Özellikleri:
İyi hisler, hoşgörü, pozitif duygular, olumlu bakış açısı, rahatlık veren saattir. Sıkıntılarınız, sorunlarınız olsa bile Jüpiter etkisinin güçlü olduğu saatlerde bir rahatlama hissedersiniz. Şansa ihtiyacınız olduğu durumlarda bu saati değerlendirebilirsiniz. İbadet, zikir, tefekkür, öğrenmek, bilgi alışverişi ve ders çalışmak için uygun bir saattir. Hediye almak, sevdiklerinizle vakit geçirmek, şans oyunları oynamak, yola çıkmak, trafiğe girmek, alış veriş yapmak, aranızı düzeltmek istediğiniz biriyle görüşmek ve yeni arkadaşlıklar kurmak, anlaşmazlıkları, işleri düzetmek için çok uygun bir saattir. Başlangıçlar için uygundur.
Günler – Gezegenin Eski Adı – Gezegenin Yeni Adı
Cuma Zühre Venüs
Cuma Gündüz – Venüs
1. saat: Venüs saati. Said’dir. Sevgi, aşk hisleri ve hoş sohbetler için uygundur.
2. saat: Merkür saati. Said’dir. İyi niyetle hayırlı işler yapmak için uygundur.
3. saat: Ay saati. Nakıs’dır. Bir iş yapılmaz.
4. saat: Satürn saati. Said’dir. Hastalıklara, dertlere şifa olacak bir saattir.
5. saat: Jüpiter saati. Said’dir. Bir şey talep etmek için uygundur.
6. saat: Mars saati. Said’dir. İbadet, zikir, dua, dilekler için uygundur.
7. saat: Güneş saati. Said’dir. Aile içi huzur ve muhabbet için uygundur.
8. saat: Venüs saati. Said’dir. İyi niyetle hayırlı işler yapmak için uygundur.
9. saat: Merkür saati. Said’dir. Seyahate, yola çıkmak, dua ve dileklerde bulunmak için uygunudur.
10.saat: Ay saati. Said’dir. İyi niyetle hayırlı işler yapmak, dilekte bulunmak için uygundur.
11.saat: Satürn saati. Said’dir. Her türlü iyi işler için uygundur.
12.saat: Jüpiter saati. Said’dir. Hayırlı talep ve isteklere ulaşmak için uygundur.
Venüs Saati Özellikleri:
Güç, cesaret, odaklanma, sabır verir. İyi ve güzel olanı görebilmek, seçebilmek ve yaşamak, aşkı sevgiyi çoğaltmak, sevme ve sevilme duygularıyla yoğunlaşma zamanıdır. Sevginizi en güzel ifade edebileceğiniz bir saattir. Aşk itirafları, eşler arasında hoş muhabbet ve anlaşmazlıkların giderilebileceği zamandır. Ruhu besleyecek şeylerle meşgul olabilirsiniz. Müzik dinlemek, enstrüman çalmak, beste yapmak, konsere gitmek, sanatsal etkinliklerde bulunmak, dostça vakit geçirebilirsiniz. Alış veriş, ev dekorasyonu ile ilgilenebilirsiniz. Venüs saati Jüpiter’den sonra şans ve mutluluk veren saattir. Trafikte olmak için çok uygun bir saat değildir.
Günler – Gezegenin Eski Adı – Gezegenin Yeni Adı
Cumartesi Zühal Satürn
Cumartesi Gündüz – Satürn
1. saat: Satürn saati Said’dir. Sevgi, aşk hisleri ve hoş sohbetler için uygundur.
2. saat: Jüpiter saati. Said’dir. Aile, dost, akraba ilişkilerinde mutluluk ve huzur ortamı için uygundur.
3. saat: Mars saati. Nakıs’dır. Hayırsız işler saatidir. Nefret, düşmanlık, hastalık getirebilen saattir
4. saat: Güneş saati. Said’dir. Yüksek makamlardan istek ve talepte bulunmak için uygundur.
5. saat: Satürn saati. Said’dir. İyi niyetle hayırlı işler yapmak için uygundur.
6. saat: Merkür saati. Said’dir. Rızkın gelmesi, müşteri çekmek, kısmet için uygundur.
7. saat: Ay saati. Nakıs’dır. Bir iş yapılmaz.
8. saat: Satürn saati. Said’dir. Şifalanma saatidir.
9. saat: Jüpiter saati. Said’dir. İyi niyetle hayırlı işler yapmak için uygundur.
10.saat: Mars saati. Nakıs’dır. Hayırsız, kötü niyetli durumlar oluşur.
11.saat: Güneş saati. Said’dir. Sevgi, aşk hisleri ve hoş sohbetler için uygundur.
12.saat: Venüs saati. Said’dir. İyi niyetli ve hayırlı işler için uygundur.
Satürn Saati Özellikleri:
Sebepsiz hissedilen karamsarlık ve sıkıntı hissi verir. Ama aynı zamanda odaklanma gerektiren işler yapılabilir. Fakat bu saatte başlanan uzun süreli işlerde devamını getirmek de zor olur engeller çıkar, gecikmeler olur. Uzun bir yola da bu saatte çıkmamak gerekir. Daha kendimize dönük sakin dingin işlerle uğraşmakta fayda vardır. Dikkat gerektiren ders çalışmak gibi bir eylemde ise faydalı olacaktır. Sizi zorlayan kişiler varsa yüzleşmeler gerekiyorsa bu saatin kısıtlayıcı etkisi durumun zorlaşmasını büyük bir ihtimalle engelleyecektir. Müteahhitlik işleri için uygunudur.
Günlerin - Hayır ve Şer Saatleri ve Havas ve Duaları
Günlerin Havassı, Esrar ve Duaları
Birinci gün Pazar: Saat 1- güneş saatidir bunda muhabbet vekabul mülük ve hükkamın nezdine girmek için havas okumak ve yazmak muvafık yeni elbise giyinmek münasibdir.
Saat 2- zühreye mahsus olan bu saat mezmumdur. Onda hiçbir şey yapmamalıdır.
Saat 3- Utarit saati olup bunda yola gitmek iyidir. Kalpleri celp ve muhabbet ve buna benzer havas okunması ve yazması için muvafıktır.
Saat 4- ay saatidir. Bunda bir şey alıp satmak iyi değildir hiçbir işe yaramaz
Saat 5- zühale mahsus bir saat olup ayrılık, ilka-i buğuz ve adavet ve buna benzer şeyler için münasip bir saattir.
Saat 6- müşteriye mensup olup bunda meliklerden ve hakimlerden divan erbabından hacetlerin talebi muvafıktır.
Saat 7- Merih saati olduğundan Nakıstır. Onda hiçbir şey yapılmaz
Saat 8- şemse mensub ve saittir. Her bir husus için muvafık olduğundan onda her bir hacetin için çalış
Saat 9- zührenin vakti olup celbi nas ve kalpleri meyil ettirmek için okuyup yazmak muvafıktır
Saat10- utarite mahsustur iyi ve mesut bir saat olup her şeye salihtir her şey yapıla bilir.
Saat 11- kamere mensup olup güzel bir saat olduğundan onda tılsım vefk ve nusha yazmak daha iyidir.
Saat 12- zuhalin saati olduğu için müthiş Nakıstır ve ancak zararlı şeyler yapmaktan başka bir işe yaramadığından her işten sakınılmalıdır.
Her ne kadar geceleri havas kıraatine vefk vs. şeyleri yazmaya ve okumaya daima müsait olsa da yıldızların gece tesir saatlerini bilmek faydalıdır.Bu hususta alimler tarafından farklı rivayetler olmakla beraber genelde günlerin geceleri çoğunluk vereceğimiz bilgiler kabul edilmiştir.
Pazar Gece
Saat 1- Utarit saati olup muhabbet mevedet kalpleri celp ve teshir için münasiptir
Saat 2- kamere aittir Nakıs olduğundan bir şey yapmamak lazım
Saat 3- zühaldir ilkayı emraz hastalıklar icad etmek ve emsali şeylerin yapıması için münasiptir
Saat 4- müşteriye mensuptur cidden mubarek bir saat olduğundan her hayır işe uygundur
Saat 5- merihe mahsus olup mezmum bir saattir insanlar ile muhasama ve fenalık için müsaittir
Saat 6- şems saatidir denizde ve karada yolculuk yapmaya muvafıktır onda yapılan her şeyde muvafakiyet elde edilir
Saat 7- zühreye mensub ve mesud bir saattir her istenilen yapılır ve hayırlara muvafıktır
Saat 8- Utarit vaktidir ağlayan çocukların ağlamasını durdurmak göze görünmemek gözden kaybolmak için nusha yazmaya müsaittir.
Saat 9- kamerdir onda fenalık için yapılan her şey tesir etmez
Saat 10- zuhale aittir ekabirin huzuruna girmek onların rızalarını celp etmek ve menfaatlerini çekmek için Salih bir saattir.
Saat 11- müşteri vaktidir mesud bir zamandır vefk yazmak amirler ve hakimler ile görüşmek ve emsali şeylere iyidir
Saat 12- merihe mahsus olup Nakısdır onda şer işleri ve adavet sokmak gibi şeyler yapılır
Bu gün dünya günlerinin başlangıcıdır ve dünyaya mahsustur. Bu günde bina yapmak, bağ bahçe işleriyle uğraşmak, ekip biçmek mübarektir. Çünkü rivayette Hak Tealanın bu günde yerleri ve gökleri yaratmaya başladığı bildirilir. Bu günde bir şerif saat vardır. (zuhur öğlen vakti eşref saatidir) günün başlangıcı şerif ve mubarektir. Lakin bu günde dikilen elbise alınan yeni elbise sahibine hayır getirmez kasavetten hali olmaz. Aynı şekilde bu günde tıraş olan ve tırnaklarını kesen kişi gelecek pazara kadar gamdan kurtulamaz ve malı telef olur bereketi kalmaz. Bu gün garb (batı) tarafına yapılan sefer yolculuk yasaklanmıştır. Bu gün ana rahmine düşen oğlan yol kesen olur. Bu hususta marifetnamede şu bilgiler vardır.
Ey aziz, malum olsun ki, müneccimler demişlerdir ki: Güneşin tabiatı, orta derece sıcaklık ve kuruluk olup, gündüzsel erkek bulunmuştur. Orta kutlu nâmıyle isimlendirilmiştir. Bunun sıfatları: Kuvvet, şiddet, kahr, gazap, rağbet, his incelik, haya ve iffet bulunmuştur. Yukarıda beyan olunduğu üzere, bunun sıfatları tali düştüğü menilerde aynen gözlenmiştir. Güneşin
pazar güne ve perşembe gecesine hâkim olduğu bulunmuştur.O gündüz ve gecenin evvelki saatleri ona nispet olunmuştur Güneşin etkisiyle irinci iklim kuşağının ahalisi hep siyah olup,
sıcaklığının şiddetiyle huy ve bünye edinirler. Tepelerine güneş yakın olduğundan, cüsseleri hafif ve akılları zayıf olup, ahlakları dar, meşrepleri keskin ve ince olur. Aynı zamanda inatçı olurlar. Fakat yedinci iklim kuşağındakilerin tepesinden güneş uzak olup, sıcaklığı zayıf ve
tesirleri az olduğundan, hepsi beyaz ve sarı olurlar. Yaratılış ve huyda, her biri öküz ve koyun gibi ebleh ve eksik olur. güneşin tesiriyle günler ve geceler, sıcaklık ve gölge, nur ve ışık, yaz ve kış, kar ve yağmur, madenler ve taşlar, itkiler ve ağaçlar vücuda gelip; bütün bunların tabiatları, bileşiklerin oluşması, hayvanların ve insanların yaşaması, yılların bilinmesi hep Allah’ın takdiriyle güneşin hareket ve ışığına bağlıdır.
Bir hanenin horozu var ve bir gece vakti horoz ötse o evden birinin vefatına işarettir. Bu gün yeni olan ay yirmi dokuz günde tamam olur. Hicri yılın muharremin başı bu güne denk gelse kış hoş olur yağmurlar bol olur, bazı yemiş ve meyvelere afet erişir. Ve küçük erkek çocuklar çok helak olur. Horasan ( İranın doğu tarafı) ili emin olur.
(Mağrib Batı taraf. Garb. Güneşin battığı cihet. Akşam vakti. Afrikanın şimâl tarafı. Türkiye’ye nisbetle garbda bulunan Fas, Tunus, Cezayir ve İspanya tarafı.) karışıklıklar ve fitneler olur. Bu günün gecesi şemse aittir evlenmek, sefere çıkmak, iyi maslahatlarda bulunmak, büyükler yanına varmak hacetlerde bulunmak iyidir. Bu gece doğan çocuk kamil ve alim olur. Bu gün hasta olan kimse 2-7 veya 9 gün hasta olduktan sonra iyileşir. Bu duayı yazıp içerlerse şifa bulurlar. La yealemül ğaybe illallah.
Yazılacak dua
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحيمِ
وَلَوْ اَنَّ قُرْاٰنًا سُيِّرَتْ بِهِ الْجِبَالُ اَوْ قُطِّعَتْ بِهِ الْاَرْضُ اَوْ كُلِّمَ بِهِ الْمَوْتٰى بَلْ لِلّٰهِ الْاَمْرُ جَميعًا
وَلَهُ مَا سَكَنَ فِى الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَهُوَ السَّميعُ الْعَليمُ
ولاحول ولا قوة الابا لله العلي العظيم
وصلي الله تعالي علي سيدنا محمد وعلي اله وصحبه وسلم
(Enam 13-Rad 31)
Pazartesi günü
Saat 1- kamerdir muhabbet ve kalpleri celp için münasip ve muvafıktır
Saat 2- zühaldir sefere ve yolculuğa munasip olup onda başlanılan her şey güzel neticeye bağlanır
Saat 3- izdivaca mektup ve kitap yazmaya ve muhakemeye muvafıktır
Saat 4- merihe mahsustur sidik bağlama düşmana azab çektirme ve helak etmek gibi mezmum amellere muvafıktır
Saat 5- güneşe mahsustur hacetlerin kabulü halkın lisanını bağlamak kalpleri celp ve cezp etmek için havas okuyup yazmak münasiptir
Saat 6- zühreye ait bir saat olup onda vefk tılsım ve nüsha yazmak iyidir
Saat 7- utarite mensup olup hacetlerin kazası lisan bağlamak ve kalpleri celp etmeye muvafıktır
Saat 8- kamer saatidir bir birini sevmeyen iki kimse arasında sevgi muhabbet ve izdivaç için yarar bir saattir.
Saat 9- zülhal saati olup ara açmak adavet ve buğz kin ve nefret ve emsali şeylere mahsustur
Saat 10- müşteriye mensup olup cidden mubarek ve said bir saat olduğundan bütün hayır işlere yarar
Saat 11-merihe ait bir saat onda adavet ve buğz ve benzeri şeyleri yapmaya yarar
Saat 12- güneşe mensub bir mesud saattir akd sine ve kalpleri cezp etmek ve menfaetleri celp etmek için müsaittir
Pazartesi gece
Saat 1- müşteriye mensuptur onda rızık celbelmek güzel işker için okuyup yazmak munasiptir
Saat 2- merihe aittir bu saatte bulunduğun yerden çıkma şerlere müsaittir
Saat 3- şems saatidir sefere çıkmak celbi muhabbet kalpleri teshir için münasiptir
Saat 4- Zühre zamanıdır muhabbet izdivaç ve buna benzer şeylerle uğraşmaya müsaittir
Saat 5- utarite mensup olup onda erkek ve kadın bağlamak ve her arzu ettiğini yapmak muvafıktır
Saat 6- kamerdir kara e deniz seferlerine münasiptir hayır amellerde istenilen şeyleri yapmak muvafıktır
Saat 7- zuhaldir onda sultanlara müracaattan sakınmalıdır
Saat 8- müşteridir hayır amellerden her işe yarar
Saat 9- merihtir emirler hakimler memurlar ile görüşmeye yarar onların kalplerine celp ve sevgilerini kazanmak için okuyup yazmak musaittir
Saat 10- şemsdir bu zamanda emirler sultanlardan ihtiyaçlarda bulunmak muvafıktır
Saat 11-zühre saatidir onda sevgi muhabbet için okuyup yazmak uygundur
Saat 12- utarite mensuptur son derece mezmum olduğundan bir şeye yaramaz
Bu gün sefere mahsus müsait bir gündür ticaret için yolculuğa çıkılması iyidir. Bu gün ana rahmine düşen çocuk siması güzel olur, hafız ve hak indinde makbul biri olur. Bu hususta marifetnamede şu bilgiler vardır.
Ey aziz, malûm olsun ki, müneccimler sözbirliğiyle demişlerdir ki: Bu ay yıldızının tabiatı, itidal üzere soğuk ve rutubetli olup, gece dişisi bulunmuştur. Orta kutlu nâmıyle isimlendirilmiştir. Ayın vasıfları: Zaaf, acz, hıfz, cehl, hakaret, acele, nemime, ihbar, deliller, hareket ve ses bulunmuştur. Ayın tali bulunduğu menilerde bu vasıflar gözlenmiştir. Ay,
pazartesi günü ve cuma gecesine hâkim bulunuştur. Şu halde o günün ve bu gecenin evvelki saatleri bunlara nispet kılınmıştır.
Bu gün tıraş olanın itibarı artar tırnak kesenin hali hoş olur. Bu gün maşrık (doğu) tarafı hariç her yöne sefer yolculuk mubarektir. Bir hanenin horozu var ve bir gece vakti horoz ötse iyidir sahibine bir hayır gelir. Bu günde yeni ay yirmi dokuz günde tamam olur. Muharremin (hicri yılbaşı) başı bu güne denk gelse kış hoş olur yaz sıcak geçer. Bal çok olur, ucuzluklar olur bahar kuvvetli olur lakin otlaklar helak olur. Hastalıklar çok olur. Gürcistan tarafının nimetleri çok olur. Horasanda ( İranın doğu tarafı) kurtlar çok helak olur. Şark (doğu) tarafında fitneler olur. Bu gün ve Cuma gecesi kamere mütealliktir sefere çıkmak, Pazar etmek, nikah kıymak iyidir. Bu günün iki namaz arası gayet saiddir (ve Eşref saatidir) Bu gün dikilen veya alınan elbise sahibine iyidir. Tohum ekmek, bağla uğraşmak, hacamat (kan aldırmak) yaptırmak, bir yerden bir yere haber götürmek iyidir. Lakin gizli iş işlerse çabucak ifşa olur. Bu gün ve gece doğan çocuk halk indinde muteber ve hürmetli olur, güçlü kuvvetli olur. Bu gün hasta olana bu dua yazılıp suyu içirilse şifadır. La yealemül ğaybe illallah.
Yazılacak dua
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحيمِ
وَلَقَدْ اَوْحَيْنَا اِلٰى مُوسٰى اَنْ اَسْرِ بِعِبَادى
اِنَّكُمْ مَبْعُوثُونَ
وَلَهُ مَا سَكَنَ فِى الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَهُوَ السَّميعُ الْعَليمُ
ولاحول ولا قوة الابا لله العلي العظيم
وصلي الله تعالي علي سيدنا محمد وعلي اله وصحبه وسلم
(Şura 52-Enam 13)
Salı günü
Saat1- merihindir onda adavet verdirmek ve fesat işler hastalıklara ve marazlar icad etmeye yarar Nakıstır
Saat 2- şemse mensuptur Nakıstır onda hiçbir şey yapmak muvafık değildir.
Saat 3-zühredir izdivaç talebi ve evlenme hususlarına ait havas ile iştigal etmek muvafıktır
Saat 4- utarite mahsus bir zamandır onda müşteri celbi alış verişin suratlenmesi ticaretin genişlemesi havas okuyup yazmak münasiptir.
Saat 5- kamerdir Nakıs bir saat olduğundan bir şey yapmamak lazım
Saat 6- zuhale mensubtur kuvvetini bağlamak göz ağrısı verdirmek hastalandırmak ve emsali şeylere müsaittir.
Saat 7- müşteri saatidir celbi muhabbet ve kalpleri çekmek gibi şeyler için bu saat çok müsaittir.
Saat 8- Merih saatidir istediğini bu saatte yap
Saat 9- şemsin vakti olup nikah izdivaç ve kadınların kalplerini celp için Salih bir saattir
Saat 10- zühreye mensubtur güzel bir saat olmadığından bir şey yapmamk lazımdır
Saat 11- utaritin zamanıdır yoldan alıkoymak izdivacı bozmak gibi şeylere yarar
Saat 12- kamere aittir araya adavet koymak ve nifak sokmak talak ve ayrılık gibi her şer işlere münasiptir
Salı gece
Saat 1- zühredir muhabbet celp edilir maksatların hasıl olmasında fayda veren bir saattir
Saat 2- utarite attir arzu edilen tılsım ve vefk yazmasına müsaittir
Saat 3- kamere mensuptur son derece mezmum ve fena bir saattir onun için bir şey yapmamak lazım
Saat 4- zühaldir kuyu kazmak ve emsali şeylere hayırlıdır şerleri def etmek için okunan dualar faydalıdır
Saat 5- müşteriye mahsustur kadınların muhabbetini ekabir indinde sevgiyi celp etmek için munasiptir
Saat 6- şems saatidir sultanların kalplerini celp etmek ve hacetlerin kabulu için okumak ve yazmak iyidir
Saat 7- zühreye mahsustur kadınları celp ve teshir izdivacı tesis için çalış
Saat 8- utarite mensuptur her ne istersen yap güzel netice alırsın
Saat 9- kamere aittir ara açmak buğz ve adavet koymak ve emsali şeylere münasiptir
Saat 10- zuhaldir büyük Nakıs zaman olduğundan bir şey yapılmaz
Saat 11- müşteriye aittir sait olduğundan hayır için okumak ve yazmak iyidir
Saat 12- Merih zamanadır yolculuğa çıkmak hayırlıdır
Bu gün evde oturmak nefis ıslahıyla meşgul olmak ve hacamat yaptırmak iyidir. (Bu günün eşref saati kuşluk vaktidir.) Bu gün dikilen elbise hemen suda yıkanmalı ki hayırlı olsun. Bu gün tıraş olan kimseyi sara illeti yakalar. Bu günde tırnak kesmeyi adet edinenin ölümü pis olur. Bu gün bir kimse saçını ve sakalını tarasa erken ağarır. Bu gün doğan çocuk iyilik yapmayı sever ve dili yalandan uzak olur. Bu gün doğan çocuk hususunda marifetnamede şu bilgiler vardır.
Merih yıldızının tabiat ve vasıflarında müneccimler ittifak üzere demişlerdir ki: Merihin tabiatı, aşırı sıcaklık ve kuruluktur. Gece erkeği olup, küçük uğursuz olarak isimlendirilmiştir. Bu yıldızın vasıfları: Şenlik, şecaat, hiddet, sefahet, kuvvet, hiyanet, öfke, edepsizlik, inat ve
baş olma hırsı bulunmuştur. Bu durumda, bu yıldız, rahimlere düşen menilere tali düşerse, bunun vasıfları onlara Hak’ın emriyle sirayet eder. Bu tecrübe ile sabittir. Merih, cumartesi gecesi ve salı gününe hâkim bulunmuştur. O gecenin ve bugünün ilk saatleri, buna nispet olunmuştur.
Bir hanenin horozu var ve bir gece vakti horoz ötse o hanenin sahibinin oğlu olur. Bu gün yeni olan ay yirmi dokuz günde tamam olur. Bu gün şimal (Kuzey) tarafına sefer etmek yasaklanmıştır. Muharrem ayı bu günde başlarsa kış katı ve karı çok olur. Ağaçlara afet erişir. Havadisler haberler çok olur. Avrupa da fitneler olur. Bu gün ve gecesi merihe mütealliktir. Her işten sakınmak iyidir. Lakin düşmanla karşılaşmak savaşmak iyidir Allahın izniyle fetih müyesser olur. Bu gece kuyu kazmak ve ark suyunu kesmek iyidir. Bu gün dünyaya gelen oğlanın ahlakı hayvan gibi olur. Bu gün hasta olan kişiye bu dua yazılıp içirilse hem de taşıtılsa şifadır. La yealemül ğaybe illallah.
Yazılacak dua
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحيمِ
وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍ مُؤْمِنينَ
وَشِفَاءٌ لِمَا فِى الصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنينَ
شِفَاءٌ لِلنَّاسِ اِنَّ فى ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنينَ
وَاِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفينِ
قُلْ هُوَ لِلَّذينَ اٰمَنُوا هُدًى وَشِفَاءٌ
Şifa ayetleri
Bismillahirrahmanirrahim Ve yeşfi sudûre kavmin mü’minine (9/14)
Ve şifaûn limâ fissudûri (10/57)
Yahrucu min butûnihâ şerâbun muhtelifun elvânuhû fîhi şifaun linnâsi (16/69)Ve nunezzilu minel kur’ân-i mâ huve şifâun ve rahmetun lilmu’minîne (17/82 Ve izâ meriztu fehuve yeşfîn (26/80)
Kul huve lillezîne âmenû huden ve şifaun (41/44)
Çarşamba günü
Saat 1- Utarit saati olup muhabbet mevedet kalpleri celp ve teshir için münasiptir
Saat 2- kamere aittir Nakıs olduğundan bir şey yapmamak lazım
Saat 3- zühaldir ilkayı emraz hastalıklar icad etmek ve emsali şeylerin yapıması için münasiptir
Saat 4- müşteriye mensuptur cidden mubarek bir saat olduğundan her hayır işe uygundur
Saat 5- merihe mahsus olup mezmum bir saattir insanlar ile muhasama ve fenalık için müsaittir
Saat 6- şems saatidir denizde ve karada yolculuk yapmaya muvafıktır onda yapılan her şeyde muvafakiyet elde edilir
Saat 7- zühreye mensub ve mesud bir saattir her istenilen yapılır ve hayırlara muvafıktır
Saat 8- Utarit vaktidir ağlayan çocukların ağlamasını durdurmak göze görünmemek gözden kaybolmak için nusha yazmaya müsaittir.
Saat 9- kamerdir onda fenalık için yapılan her şey tesir etmez
Saat 10- zuhale aittir ekabirin huzuruna girmek onların rızalarını celp etmek ve menfaatlerini çekmek için Salih bir saattir.
Saat 11- müşteri vaktidir mesud bir zamandır vefk yazmak amirler ve hakimler ile görüşmek ve emsali şeylere iyidir
Saat 12- merihe mahsus olup Nakısdır onda şer işleri ve adavet sokmak gibi şeyler yapılır
Çarşamba gece
Saat 1- zuhaldir bu satte istenilen her iş icra edilebilir zuhalin bir mesud saati var ise oda cumartesi ilk saattir.
Saat 2- müşteriye aittir insanlar arasını sulh ara bulmak sevgi ve muhabbet sokmak için okunan ve yazılanlar muvafıktır
Saat 3- merihe mensup olup buğz ve adavetin ilkası için yapılanlara müsaittir
Saat 4- şems vakti olup melikler ve sultanlardan hacetlerin kabulu için yazılan şeylere münasiptir
Saat 5- Zühre mesut bir zaman olduğundan hayır amellere yarar
Saat 6- Utarit zamanı olup av için yazılanlar tesir eder
Saat 7- kamerdir hayırsız bir saat olduğundan bir şey yapılmaması lazım
Saat 8- zuhaldir marazlar doğum hastalıkları buğz ve adavetin igası için yapılan şeyler tesirlidir
Saat 9- müşteriye mahsus sait bir saattir
Saat 10- Merih dir şer işlere müsaittir
Saat 11- şemse ait karı koca arasını bulup sulh sevgi ve muhabbet için yapılanlara müsaittir
Saat 12- kamer saatidir melikler vezirler sultanlar indinde itibar temini için okuma ve yazmaya müsaittir
Bu gün dikilen veya alınan elbise mubarek olup hak teala rızkını bereketli eder.(Bu günün eşref saati ikindi vaktidir.) Bu gün tıraş olan kimsenin hak teala bedenine sıhhat ve afiyet verir. Bu gün tırnak kesen mesrur ve bahtiyar olur. Bu gün şimal (Kuzey) tarafına sefer etmek yasaklanmıştır. Bu gün ana rahmine düşen çocuk yol kesen olur. Bu hususta marifetnamede şu bilgiler yer alır.
Utarit yıldızının tabiat ve vasıflarında müneccimler sözbirliği edip, demişlerdir ki: Utaritin tabiatı soğukluk ve kuruluk olup, gündüz erkeği bulunmuştur. Kendinden başka yıldızın tabiatiyle uyuşucu olduğundan; uyuşan ve münafık nâmıyle isimlendirilmiştir. Bu yıldızın vasıfları: Edeb, zeyreklik, anlayışlılık, feraset, zihin, dirayet, nutuk, belagat, nakış,
kitabet, hesap, isabet, zekâ, dikkat, sanat, hile ve hıyanet bulunmuştur.Bu yıldızın tali düştüğü menilerde bu vasıflarıyla etkili olduğu gözlenmiştir. Bu yıldız, pazar gecesi ve çarşamba gününe hâkim olduğu gözlenmiştir. Bu yıldız, pazar gecesi ve çarşamba gününe hâkim bulunmuştur. O gecenin ve bu gündüzün ilk saatleri, buna nispet kılınmıştır.
Bir hanenin horozu var ve bir gece vakti horoz ötse o hanenin oğlu ve ebeveyni arasında ayrılık olmasına delalet eder. Bu gün hacamat yaptırana baras (Tedavi edilmesi mümkün olmayan ve vücutta beyaz lekeler meydana getiren bir hastalık) hastalığı erişir. Muharremin ilki bu gün olsa kışı hoş ve yağmuru bol olur. Otluklar çayırlar mutedil olur. Lakin Ticaret ve satışta zarar olur. Bu gün sefere çıkmaması ve hanesinde akrabalarıyla oturması daha huzurludur. Bu gün ana rahmine düşen çocuk şaşı ve eğri gözlü olur. Bu gün şerbetlerden şifa murat eden ve içen kimse şifa bulur. Çünkü Bu gün hak teala nehirleri yarattığından su cinsinden içilen şeyleri mubah eyledi. Bu gün hasta olan kişiye bu yazılıp içirilirse şifa bulur. La yealemül ğaybe illallah.
Yazılacak dua
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحيمِ
وَالصَّافَّاتِ صَفًّا
فَالزَّاجِرَاتِ زَجْرًا
فَالتَّالِيَاتِ ذِكْرًا
اِنَّ اِلٰهَكُمْ لَوَاحِدٌ
رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ الْمَشَارِقِ
(Saffat 1-5)
Perşembe günü
Saat 1- müşteriye mensuptur onda rızık celbelmek güzel işker için okuyup yazmak munasiptir
Saat 2- merihe aittir bu saatte bulunduğun yerden çıkma şerlere müsaittir
Saat 3- şems saatidir sefere çıkmak celbi muhabbet kalpleri teshir için münasiptir
Saat 4- Zühre zamanıdır muhabbet izdivaç ve buna benzer şeylerle uğraşmaya müsaittir
Saat 5- utarite mensup olup onda erkek ve kadın bağlamak ve her arzu ettiğini yapmak muvafıktır
Saat 6- kamerdir kara e deniz seferlerine münasiptir hayır amellerde istenilen şeyleri yapmak muvafıktır
Saat 7- zuhaldir onda sultanlara müracaattan sakınmalıdır
Saat 8- müşteridir hayır amellerden her işe yarar
Saat 9- merihtir emirler hakimler memurlar ile görüşmeye yarar onların kalplerine celp ve sevgilerini kazanmak için okuyup yazmak musaittir
Saat 10- şemsdir bu zamanda emirler sultanlardan ihtiyaçlarda bulunmak muvafıktır
Saat 11-zühre saatidir onda sevgi muhabbet için okuyup yazmak uygundur
Saat 12- utarite mensuptur son derece mezmum olduğundan bir şeye yaramaz
Perşembe gece
Saat 1- güneş saatidir bunda muhabbet vekabul mülük ve hükkamın nezdine girmek için havas okumak ve yazmak muvafık yeni elbise giyinmek münasibdir.
Saat 2- zühreye mahsus olan bu saat mezmumdur. Onda hiçbir şey yapmamalıdır.
Saat 3- Utarit saati olup bunda yola gitmek iyidir. Kalpleri celp ve muhabbet ve buna benzer havas okunması ve yazması için muvafıktır.
Saat 4- ay saatidir. Bunda bir şey alıp satmak iyi değildir hiçbir işe yaramaz
Saat 5- zühale mahsus bir saat olup ayrılık, ilka-i buğuz ve adavet ve buna benzer şeyler için münasip bir saattir.
Saat 6- müşteriye mensup olup bunda meliklerden ve hakimlerden divan erbabından hacetlerin talebi muvafıktır.
Saat 7- Merih saati olduğundan Nakıstır. Onda hiçbir şey yapılmaz
Saat 8- şemse mensub ve saittir. Her bir husus için muvafık olduğundan onda her bir hacetin için çalış
Saat 9- zührenin vakti olup celbi nas ve kalpleri meyil ettirmek için okuyup yazmak muvafıktır
Saat10- utarite mahsustur iyi ve mesut bir saat olup her şeye salihtir her şey yapıla bilir.
Saat 11- kamere mensup olup güzel bir saat olduğundan onda tılsım vefk ve nusha yazmak daha iyidir.
Saat 12- zuhalin saati old
Bu gün hacamat için iyi bir gündür. Zevalden(güneşin batışına yakın eşref saatidir) evvel saiddir. Bu gün dikilen elbise veya alınan genişleme ve feraha sebeptir. Bu gün tırnak kesen kişi hasta ise hastalığına şifa bulur. Bu gün ikindiden sonra kıble cihetine (Güneye) sefer etmek yasaklanmıştır kaçınılması gerekir. Bu gün hayızdan temizlenen kadın eşiyle beraber olsa ve çocuk ihsan edilse güzel (dide) gözlü ve güzel yüzlü çocuk olur herkes ona müştak olur akıllı ve ferasetli olur. Bu gün ana rahmine düşen çocuk adil, kamil ve kadı (Hakim) olur. Bir hanenin horozu varsa ve bir gece vakti horoz ötse sahibine iyidir. Bu gün yeni olan ay otuz günde tamam olur. Muharremin ilki bu gün olsa kış iyi olur.(2013 15-Kasım Perşembe bugüne denk geliyor) Bu yılın evvelinde haberler çok olur. Yağmurlar ülkemizde az olur lakin Gürcistan taraflarında nimet bol olur. Mağrib (Batı taraf. Garb. Güneşin battığı cihet. Afrikanın şimâl tarafı. Türkiye’ye nisbetle garbda bulunan Fas, Tunus, Cezayir ve İspanya tarafı) tarafında savaşlar olur. bir çok avrupa ülkesi ekonomide batar.İsrailin gücü kırılır kayıplar olur. Müslümanlar kuvvette olur. Bu gün ve gece müşteriye mütealliktir. Bu gün sefer etmek, yeni elbiseler giyinmek, alış veriş ve ticaretle uğraşmak büyükler ve alimlerin yanına gitmek hacette bulunmak iyidir. Lakin gizli işleri hemen duyulur. Bu gün doğan çocuk alim, Fadıl ve yumuşak huylu olur. Bu günde doğan çocuklar hakkında marifetnamede ayrıca şu bilgiler yer alır.
Müşteri yıldızının tabiatında ve övgüye değer vasıflarında, müneccimler sözbirliği edip, demişlerdir ki: Müşterinin tabiatı itidal üzere sıcak ve rutubetli olup, gündüz erkeği olmakla; büyük uğurlu nâmıyle isimlendirilmiştir. bu yıldızın vasıfları: Din gayreti, ilim, hilim, haya,
cömertlik, tevazu, akıl, iffet, talakât ve fasihlik bulunmuştur. Bu yıldız,rahimlere düşen döllere tali olsa, Hak’kın emriyle bunun selîm tabiatı ve övülmüş vasıfları, onlara sirayetle yaratılıp ve huy olup, talileri müşteri hüküm olunur. “Annesinin karnında kutlu olan kutludur,” hadisi gereğince; onlar o saadetle dünyaya gelip, her biri sait (kutlu) bulunur. Bu yıldız, pazartesi gecesine ve perşembe gününe hakimdir.
Bu gün hastla olan kişinin hastalığı korkudan olur 2 veya 7 gün zahmet çeker sonra iyi olur. Bu günün duası budur. La yealemül ğaybe illallah.
Yazılacak dua
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحيمِ
لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ اَلْحَیُّ الْقَيُّومُ
لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوﺍﻟﻤﻟﻜﻮلﻜﺮﻴﻢ
اَللّٰهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظيمِ
اِنْ يَشَاْ يُسْكِنِ الرّيحَ فَيَظْلَلْنَ رَوَاكِدَ عَلٰى ظَهْرِه اِنَّ فى ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ
(Şura 33 )
Cuma günü
Saat 1- zühredir muhabbet celp edilir maksatların hasıl olmasında fayda veren bir saattir
Saat 2- utarite attir arzu edilen tılsım ve vefk yazmasına müsaittir
Saat 3- kamere mensuptur son derece mezmum ve fena bir saattir onun için bir şey yapmamak lazım
Saat 4- zühaldir kuyu kazmak ve emsali şeylere hayırlıdır şerleri def etmek için okunan dualar faydalıdır
Saat 5- müşteriye mahsustur kadınların muhabbetini ekabir indinde sevgiyi celp etmek için munasiptir
Saat 6- şems saatidir sultanların kalplerini celp etmek ve hacetlerin kabulu için okumak ve yazmak iyidir
Saat 7- zühreye mahsustur kadınları celp ve teshir izdivacı tesis için çalış
Saat 8- utarite mensuptur her ne istersen yap güzel netice alırsın
Saat 9- kamere aittir ara açmak buğz ve adavet koymak ve emsali şeylere münasiptir
Saat 10- zuhaldir büyük Nakıs zaman olduğundan bir şey yapılmaz
Saat 11- müşteriye aittir sait olduğundan hayır için okumak ve yazmak iyidir
Saat 12- Merih zamanadır yolculuğa çıkmak hayırlıdır
Cuma gece
Saat 1- kamerdir muhabbet ve kalpleri celp için münasip ve muvafıktır
Saat 2- zühaldir sefere ve yolculuğa munasip olup onda başlanılan her şey güzel neticeye bağlanır
Saat 3- izdivaca mektup ve kitap yazmaya ve muhakemeye muvafıktır
Saat 4- merihe mahsustur sidik bağlama düşmana azab çektirme ve helak etmek gibi mezmum amellere muvafıktır
Saat 5- güneşe mahsustur hacetlerin kabulü halkın lisanını bağlamak kalpleri celp ve cezp etmek için havas okuyup yazmak münasiptir
Saat 6- zühreye ait bir saat olup onda vefk tılsım ve nüsha yazmak iyidir
Saat 7- utarite mensup olup hacetlerin kazası lisan bağlamak ve kalpleri celp etmeye muvafıktır
Saat 8- kamer saatidir bir birini sevmeyen iki kimse arasında sevgi muhabbet ve izdivaç için yarar bir saattir.
Saat 9- zülhal saati olup ara açmak adavet ve buğz kin ve nefret ve emsali şeylere mahsustur
Saat 10- müşteriye mensup olup cidden mubarek ve said bir saat olduğundan bütün hayır işlere yarar
Saat 11-merihe ait bir saat onda adavet ve buğz ve benzeri şeyleri yapmaya yarar
Saat 12- güneşe mensub bir mesud saattir akd sine ve kalpleri cezp etmek ve menfaetleri celp etmek için müsaittir
Bu gün dikilen elbise ve bu günde elbise diktirmeyi adet edinenin ömrü uzun bereketli aziz ve hürmetli olur. Bu gün tıraş olmak mubarektir ve adet edinenin ömrü uzun malı çok olur. Lakin Cuma namazından sonra tıraş olmak gerekir. Bu gün tırnak kesenin de ömrü bereketli olur lakin tırnağı da cumadan önce kesmek gerekir. (Bu gün kuşluk vakti ve ikindi arası eşref saatidir) Bu gün cumadan evvel ana rahmine düşen çocuk said ve şehid olur. İkindi namazından sonra ana rahmine düşen çocuk fakih alim ve ulemadan olur. Bu gece ana rahmine düşen çocuk muhlis ve abid olur. Bu gün ve gece doğan çocuk iyi huylu güzel sözlü güzel yüzlü izzet ve hürmet ehli olur. Marifetnamede bu hususta şu bilgiler vardır.
Zührenin tabiat ve vasıflarında müneccimler sözbirliğiyle demişlerdir ki: Zührenin tabiatı, orta derecede soğukluk ve rutubettir. Zühre, gece erkeği olmakla, küçük kutlu adını almıştır. Bu yıldıza bakmanın kalbe sürûr verdiği tecrübe kılınmıştır. Bu yıldızın vasıfları: Yumuşaklık, sevgi, rikkat, ferah, temennî, oyun, teganni, cinsel güç ve güzel yaratılış
bulunmuştur. Bu yıldızın tali düştüğü menilerde bütün bu vasıflar aynen müşahede olunmuştur. Bu yıldız, salı gecesi ve cuma gününe hâkimdir. O gecenin ve bugünün ilk saatleri, buna nispet kılınmıştır.
Bu gün yeni olan ay otuz günde tamam olur. Bu günde garb (batıya) seferden kaçınmak lazımdır. Bir hanenin horozu varsa ve bir gece vakti horoz ötse sahibine mubarektir. Muharrem ayının ilki bu güne denk gelse o sene hat tin den fazla yağmur yağar ekine ve meyveye afet erişir. Halka gam ve gussa( keder) dokunur. Mağrib (Batı taraf. Garb. Güneşin battığı cihet. Afrikanın şimâl tarafı. Türkiye’ye nisbetle garbda bulunan Fas, Tunus, Cezayir ve İspanya tarafı) tarafı fitne ve şer içinde olur savaşlar ve ölümler çok olur. Bu gün hasta olan kişiye bu dua yazılıp içirilse şifa olur. La yealemül ğaybe illallah.
Yazılacak dua
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحيمِ
ﻴﺎﻤﻋﺸﺮﺍﻻﺮﻮﺍﺡﻮﻔﻮﻖﻜلﺬﻯﻋﻟﻴﻢ
بَديعُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاِذَا قَضٰى اَمْرًا فَاِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونَ
فَسُبْحَانَ الَّذى بِيَدِه مَلَكُوتُ كُلِّ شَیْءٍ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
اِنَّهُ مِنْ سُلَيْمٰنَ وَاِنَّهُ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحيمِ
اَلَّا تَعْلُوا عَلَیَّ وَاْتُونى مُسْلِمينَ
(Üç kere felak ve nas ve ihlas eklenir)
(Bakara 117-yasin 83- Neml 30,31)
Cumartesi günü
Saat 1- zuhaldir bu satte istenilen her iş icra edilebilir zuhalin bir mesud saati var ise oda cumartesi ilk saattir.
Saat 2- müşteriye aittir insanlar arasını sulh ara bulmak sevgi ve muhabbet sokmak için okunan ve yazılanlar muvafıktır
Saat 3- merihe mensup olup buğz ve adavetin ilkası için yapılanlara müsaittir
Saat 4- şems vakti olup melikler ve sultanlardan hacetlerin kabulu için yazılan şeylere münasiptir
Saat 5- Zühre mesut bir zaman olduğundan hayır amellere yarar
Saat 6- Utarit zamanı olup av için yazılanlar tesir eder
Saat 7- kamerdir hayırsız bir saat olduğundan bir şey yapılmaması lazım
Saat 8- zuhaldir marazlar doğum hastalıkları buğz ve adavetin igası için yapılan şeyler tesirlidir
Saat 9- müşteriye mahsus sait bir saattir
Saat 10- Merih dir şer işlere müsaittir
Saat 11- şemse ait karı koca arasını bulup sulh sevgi ve muhabbet için yapılanlara müsaittir
Saat 12- kamer saatidir melikler vezirler sultanlar indinde itibar temini için okuma ve yazmaya müsaittir
Cumartesi gece
Saat1- merihindir onda adavet verdirmek ve fesat işler hastalıklara ve marazlar icad etmeye yarar Nakıstır
Saat 2- şemse mensuptur Nakıstır onda hiçbir şey yapmak muvafık değildir.
Saat 3-zühredir izdivaç talebi ve evlenme hususlarına ait havas ile iştigal etmek muvafıktır
Saat 4- utarite mahsus bir zamandır onda müşteri celbi alış verişin suratlenmesi ticaretin genişlemesi havas okuyup yazmak münasiptir.
Saat 5- kamerdir Nakıs bir saat olduğundan bir şey yapmamak lazım
Saat 6- zuhale mensubtur kuvvetini bağlamak göz ağrısı verdirmek hastalandırmak ve emsali şeylere müsaittir.
Saat 7- müşteri saatidir celbi muhabbet ve kalpleri çekmek gibi şeyler için bu saat çok müsaittir.
Saat 8- Merih saatidir istediğini bu saatte yap
Saat 9- şemsin vakti olup nikah izdivaç ve kadınların kalplerini celp için Salih bir saattir
Saat 10- zühreye mensubtur güzel bir saat olmadığından bir şey yapmamk lazımdır
Saat 11- utaritin zamanıdır yoldan alıkoymak izdivacı bozmak gibi şeylere yarar
Saat 12- kamere aittir araya adavet koymak ve nifak sokmak talak ve ayrılık gibi her şer işlere münasiptir
Bu gün dikilen veya alınan elbise sahibine hayır getirmez.( Bu günün eşref saati güneş doğar kendir.) Bu gün tıraş olan kimse haftasına kadar gamdan kurtulamaz. Bu gün tırnak kesen kimse yaralanır. Bu günde yeni ay otuz günde tamam olur. Bu gün şark (Doğu) tarafına yolculuktan sakınmalıdır. Bu gün ana rahmine düşen çocuk hoş ve rızkı bol olur. Bu hususta marifetnamede şu bilgiler vardır.
Ey aziz, malûm olsun ki, astronomlar demişlerdir ki: Bu zühal yıldızının tabiati son derece soğuk ve kurudur. Gündüzsel erkek bulunup, en büyük uğursuz bilinmiştir. Buna bakmak, keder ve üzüntü vericidir. Nitekim çiçek zühreye bakmak, sevinç ve safra verici bulunmuştur. Bu yıldıza, ahmak, cahil, cimri, kıskanç, yalancı, lanetli, gamlı, tenbel, kalın kafa ve
zararlı sıfatları nispet kılınmıştır. Bu yıldız, rahimlere düşen döllere şans olsa; bunun tabiatı ve vasıfları, o döllere Allah’ın izniyle sirayet edip olan çocukta, bu vasıfların ortaya çıkması tecrübe olunmuştur. Bu yıldız, çarşamba gecesiyle cumartesi gündüzüne hâkim bulunmuştur. O gece ve gündüzün ilk saatleri buna nispet kılınmıştır.şu hususuda belirtelim birnutfe rahimde karar bulup: Evvelki ayda zühalin terbiyesinde olur. İkinci ayda müşterinin terbiyesine gelir. Üçüncü ayda merihin, dördüncü ayda güneşin, beşinci ayda zührenin, altıncı ayda utaritin ve yedincide ayın terbiyesini bulur. O halde eğer yedi aylık doğarsa o çocuk yaşar. Eğer sekiz aylık doğarsa ölür. Zira ki, sekizinci ayda zühalin terbiyesine gelir. Zühal, soğuk ve kuru olduğunda tabiatı ölüm olur. Eğer dokuz aylık doğarsa müşterinin terbiyesinde olduğundan ölmez, yaşar. Zira ki müşteri rutubetli ve sıcaktır, tabiatı hayat olur
Bir hanenin horozu varsa ve bir gece vakti horoz ötse o evde olanların bir birlerine muhabbeti artar. Muharremin ilk günü bu güne denk gelse (bu sene bu güne denk geliyor 26 kasım 2011)o yıl kış katı olur. Bu sene Çocuklardan ölenler çok olur. salgın hastalıklar çok olur.Meyve ağaçlarını afet vurur lakin hububat iyi olur. Bu sene hastalıklar çok olur. Bazı vilayetlerde karışıklıklar olur. Bu gün zuhale mütealliktir yapılacak işlerden uzak durmak iyidir. Büyükler yanına gitmekten düşman ve hasetçilerle karşılaşmaktan kaçınmak lazımdır. Bu gün ve gece doğan çocuk talihi said olur. Bu gün hasta olan kişinin hastalığı kaygıdan olur. 2 veya 7 günde iyileşir. Bu günün duası budur. La yealemül ğaybe illallah.
Yazılacak dua
بِسْــــمِ ٱللّهِ ٱلـشَّـافِي هُـوَ اللَّهُ بِسْــمِ ٱللّهِ الْــكَافِي هُـوَ ٱللَّهُ بِسْـــمِ ٱللّهِ الْـمُـعَافِي هُـوَ اللَّهُ {بِسْـمِ ٱللّهِ ٱلَّذي لاَ يَضُـرُّ مَــعَ ٱسْمِه شَيْءٌ فِي اْلأَرْضِ وَ لاَ فِي ٱلـسَّــمۤاءِ وَهُـوَ ٱلـسَّـمِيعُ الْـعَــلِـيـمِ
صُمٌّ بُكْمٌ عُمْىٌ فَهُمْ لَا يَعْقِلُونَ
وصلي الله علي سيدنا محمد خاتم النبين وعلي اله وصحبه اجمعين وسلم تسليما كثرا الي يومالدين
(Bakara 171)
RAŞiDi ENAMI ŞERiFi TÜRKÇE OKUNUŞU
ÖNSÖZ
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Selamün Aleyküm!
Tasavvuf, vaaz, sohbet ve nasihat yoludur,
1992 de Nakşibendi Tarikatına intisab ettim, ve Uzun Süre Nakşibendi tarikatında Sofilik yaptım, Nakşibendilerden ayrıldım, Burhamiye Tarikatına intisab ettim, orada da birkaç sene Sofilik yaptım, Zikir çektim, sonra Şeyh değiştirdim, aynı tarikatın Düsukiye Şaziliye Koluna bağlandım, orada Sofilik yaptım,
Sonrada Yaklaşık 2015 te, Kendi Tarikatım, Raşidi Tarikatını Kurdum bina ettim.internet ortamında insanlara duyurdum ve davet ettim. inernet ortamında sohbetler yazdım yayınladım, youtube üzerinden videolar, canlı yayınlar yayınladım, radyo kurdum, radyodan sohbetler yayınladım. Raşidi Tarikatının Adablarını Zikirlerini anlatan kitaplar yayınladım.
Raşidi Tarikatı,
Başağaçlı Raşit Tunca (Karoglan Hoca) tarafından kurulan ve onun öğretilerini devam ettirmeyi amaçlayan, mevsimlerin ve kainatın devranını (dönüşünü) konu alan bir "mevsim tarikatıdır". Bu tarikat, insanın "kainatın halifesi" olduğunu öğretmeyi, dua ile yağmur yağdırmak ve güneş açtırmak gibi tabii olaylara etki edebilecek güce sahip olduğunu vurgulamayı ve kişilerin bu konularda tatbikatlar yapmasını hedefler.
Tarikatın Temel Özellikleri:
Mevsim Tarikatı: Günlerin, ayların, mevsimlerin ve gökyüzündeki gezegenlerin devranını (dönüşünü) anlamayı ve bu devranla uyum içinde yaşamayı öğretir.
Kuruluş Amacı: Kurucusu Başağaçlı Raşit Tunca'nın (Karoglan Hoca) keşfen bildiği veya yaşadığı bilgileri bir cemaate aktararak misyonunun devam ettirilmesini amaçlar.
Kainatın Halifeliği: İnsanın yeryüzünde ve kainatta halife olduğunu ve özel bir güce sahip olduğunu öğretmek tarikatın temel gayelerindendir.
Tabii Olaylara Etki: Dua ile kar yağdırabilme, güneş açtırabilme gibi tabii olaylara etki etme gücünün insanda var olduğunu öğretme ve bu konuda tatbikatlar yaptırma amacı güder.
Zikir ve Deveran: Zikrin bir "frekans" ve "elektrik" gibi düşünülmesi ve tesbih çekiminin de bu devranla uyumlu olması gerektiği belirtilir.
Özetle, Raşidi Tarikatı, Batı merkezli bir bakış açısıyla, insanın kainattaki rolünü ve doğal olaylara etki edebilme potansiyelini vurgulayan, kurucusu Raşit Tunca'nın öğretileriyle şekillenen bir anlayıştır
Raşidi Tarikatı Mevsim Tarikatı yani günlerin, ayların, gecelerin, gündüzlerin, nurun, ve ziyanın, ve mevsimlerin devaren ettirilmesini talim eden, bir yol ve tarik ve usuldür. Ve ayrıca Yağmur yağdırmasını, kar yağdırmasını, güneş açtırmasını talim eden yoldur.
Tasavvuf bir de zikir ve Ezkar yoludur.
Raşidi Tarikatı zikir ve Ezkar yoludur. Normalinde Tarikatımızda Her Sınıf 40 Günde Katedilir. Toplam 28 Sınıf Vardır Tarikatımıza intisab edip her gün virdini aksatmadan çekenler, toplam 1120 gün sonra yani, yaklaşık 3 sene sonra mezun olurlar.
Mezun olan sofilerimiz, mezun olduktan sonra Günlük 11.sınıf virdi zikrederler, Perşembe ikindiden sonra veya Pazar ikindiden sonra Tahsini Şerif veya Hatmei Raşidan virdi zikredilir, veya günlük virdin yerine, sabah veya ikindiden sonra olmak üzere, günde bir veya iki defa, sadece Mahfuzei Sağir Duaları vird edilir, haftada bir defa da Mahfuzei Kebir Duaları vird edilir. Gücü Yetenler tarafından Hatmei Raşidan virdi yerine Kısa Hatim olan Mahfuzei Ekber Virdi günlük bir defa zikredilir sabah veya ikindi yada akşam. Zikir için 1 saatten daha fazla zamanınız olduğu günlerde de Mahfuzei Taviyl Virdi günlük bir defa zikredilir sabah veya ikindi yada akşam. Mezun Olduktan Bir Sene Sonra Her Sofımiz/Sofiyemiz Halifemiz Makamına Yükselmiştir, Vakti Müsaid Olan Mezun Olmuş Her Sofimiz/Sofiyemiz Mahfuzei Vusta Virdinı sabah veya ikindiden sonra yada akşam günlük bir defa zikreder, yahutta günlük iki defa zikreder hem sabah seher vakti hem ikindiden sonra yada akşam. Hızlı Seyri Sülük için, Dini ön bilgisi olan ve Ezberi ve okuması süratli, bilgili yeni Sofi ve sofiyelerimiz, 40 gün aksatmadan, hergün, günde bir defa, sabah veya ikindi yada akşam, vaktin müsait olduğu vakitte, 40 Gün, Hizbül Mansuru Okuyan Sofi ve Sofiyemiz, 28 Sınıfı 40 Günde katetmiş olur, ve Halifemiz Makamına Yükseltilmiştir. Vakti Müsaid Olan Mezun Olmuş Her Sofimiz/Sofiyemiz Hergün Mahfuzei Vusta Virdinı, veya vakti müsait ise, Sadece Hizbül Mansur Duaları, günde bir defa, sabah veya ikindi yada akşam, vaktin müsait olduğu vakitte zikredilir okunur. Vaktimiz Kısıtlı ise sadece Hizbül Ekber Duaları günde bir defa, sabah veya ikindi yada akşam, vaktin müsait olduğu vakitte zikredilir okunur. Hizbül Ekber'in Okuma Süresi Daha Kısadır.
Raşidi Enamı Şerifi Vird olarak okunmak istenince, en az haftada bir defa, orta haddesi günde bir defa ve en fazla, günde iki defa, sabah ve ikindi namazından sonra zikredilip hatmedilir. Arapça olanı "HAMEYLi MUSKASI" olaraktan, Herhangi güzel bir misk ile kokulanıp folya ile sarılı olarak ve deri muhafaza içinde üzerinizde, veya arabanızda veya çantanızda taşınır.
Elbette güç yetirebilenler de günlük yani hergün evrad yerine bunu okuyabilirler.
"Raşidi Enamı Şerifi" Yahutta "Raşidi Hatimi" Nedir?
Raşidi Tarikatının Kurucusu Başağaçlı Raşit Tunca'nın ezbere bildiği, veya okuyup zikrettiği, sureler, ayetler, salavatlar, dualar, zikirler dir. Ve Bunlar Raşit Tunca'nın Günlük veya haftalık veya senede bir veya ömürde bir okuyup zikretmiş olduğu ve muska olarak üzerinde taşıdığı dualar, zikirler, sureler, ayetler ve salavatların ekserisidir.
Dünyanın meşakkatleri, sıkıntılar, borçlar, dertler, hastalıklar, aile problemleri, geçim sıkıntısı gibi problemler başımızı daraltır, işte bu sıkıntıları izale etmek, ve Allah dan yardım dilemek, ve büyü sihir benzer problemlerin ortadan kalkması, nazarın tesrinin kırılması gibi, birçok faydaları olan bu hizb, yani dualar zinciri günlük vird olarak okunmalıdır, kolayca okunsun diye Arapçasını ve Türkçe latincesini yazdık müstecab dualar dileklerimle...
ZIRH VE KALKAN OLARAK TA
Bir Tabak içine bir küçük paket "Tuz" dökülür ve, Raşidi Enamı Şerifi okunurken, arada bir zikirdeki durak olan noktalara gelince, durup tabaktaki tuza üflenir, ve tabak kaşık yardımı ile karşıtırılarakdan, tekrar tekrar hatim bitesiye üflenir ve karşıtırılır. ve sonra bu tuz kapaklı bir kavonaza koyup ağzı sıkıca kapatılır. Haftada bir, 10 litreli bir kovaya, bir çay kaşığı katılıp, ılık su ile eritilir ve banyodan sonra, yani sabunlanıp durulandıktan sonra, bu tuzlu su, bir tas ile, bütün vucada dökülüp vücut ıslatılır, vücudun bu tuzlu suyu emmesi için biraz beklenir, ve sonra havlu ile kurulanılır, ve vücut iyonoze edilir, ve aynen pil gibi olunur, ve pili doldurmak içinde, hatme bir defa daha zikredilir, ondan sonra, her hafta, hatme okunmadan önce bu tuzlu su ile yukardaki tarif üzre banyo edilip, vücut iyonize edilir, ve sonra hatme okunur, ve vücudunuz bir elektrik kalkanı oluşturur bu sayede.
Ve aynı tuzdan, yemeklerinize de, salatalarınıza da kullanabilirsiniz. Tuz bitince yenisini yaparsınız.
Raşidi Tarikatında Tuz Muskası Nedir Nasıl Yapılır?
Bu okuduğumuz Tuzdan internette Satılan Ağzı Contalı ve Kapaklı Cam Şişe Kolye içine bir miktar doldurlur ve kolye şeklinde herzaman üzerinizde taşınır, ve yapabilirsenz herhangi bir tasallut ve şeytani saldırıda o şişe tutulur bütün gücünüzle o kötü enerjili valığı o tuzlu şişenin içine hapsetmeye çalışılır ve herzaman üzerinizde bulundurulur, tuvalete girerken de çıkarmanıza gerek yoktur.
işte „ Raşidi Enamı Şerifi’ni“ Okumanın veya yanında taşımanın faydaları :
Okuyanlar veya yanında taşıyanlar Düşmanlarının şerrinden emin olurlar, fakirlik görmeden bir hayat yaşarlar, Vesveseye, unutkanlığa karşı şifadır. Raşidi Enamı Şerifi’ni düzenli okumak güzel ahlakın kapısıdır. Düşmanların şerrinden korunmak, korkulu bir yerdeyken emin ve güvende olmak için okunmalıdır. Alimran suresinden ayetler vardır Borcu olupta okuyanlara Allahın yardımı ile boçlarını ödeme imkanı doğar, Hastalara okunması ise şifadır. 70 ile 700 derde deva olan dualar vardır, Günahların affı ve sevap kazanmak için tekrar tekrar okunması gereken dualardan biridir.
Enam Suresi İlk 5 veya 3 Ayeti “Her kim sabah ve akşam Sure-i En’am’ın başındaki üç ayetini yedişer defa okur da vücudunu mesh ederse, bütün hastalıklarından ve ağrılarından emin olur.” “Kim sabah namazını kılar, namaz kıldığı yerde oturmaya devam ederse ve En’am suresinin başındaki üç ayeti okursa, bunu okuyan kimseye Allah yetmiş tane melek tayin eder. Onlar kıyamet kopuncaya kadar Allah’a tesbih ederler ve o okuyan kimseye de istiğfar ederler. (Deylemi) Hadîs-i kudsî’de: “Lâ ilâhe illallah kal’amdır. Bunu okuyan, kal’aya girmiş olur. Kal’ama giren de, azâbımdan kurtulur.” buyruldu. “Kim bir yerde konaklar da sonra “Yarattıklarının şerrinden Alllah’ın mükemmel kelimelerine (âyet, sıfat ve isimleri) sığınırım derse, konakladığı o yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez. "Alimran" dan bir ayet vardır ki içinde "inneke entel vehhâb" olan ayet onu okuyan kimseye ömrü boyunca geçim sıkıntısı uğramaz rivayeti var. Virdimizi devamlı Okuyanlar nefsini terbiyet edip Güzel ahlaka erişir, içinde nice ayetler dualar vardır bütün sırlı ayet yani Allah Kelamı ve hadis ve dua ve salavatların toplandığı, Dua ve Zırhdır, Sığınak ve kaledir, Allah’ın kelimelerinin gücüdür.
„Raşidi Enamı Şerifi’ni“ Okuma Adabı :
Vird olarak okunmak istenince, en az haftada bir defa, orta haddesi günde bir defa ve en fazla, günde iki defa, sabah ve ikindi namazından sonra zikredilip hatmedilir. Arapça olanı "HAMEYLi MUSKASI" olaraktan, Herhangi güzel bir misk ile kokulanıp folya ile sarılı olarak ve deri muhafaza içinde üzerinizde, veya arabanızda veya çantanızda taşınır.
Elbette güç yetirebilenler de günlük yani hergün evrad yerine bunu okuyabilirler.
Raşit Tunca
22.10.2025
OKUMA SÜRESi: Takriben 2 Saat 10 Dakika
ENAMI ŞERiFiN TÜRKÇE OKUNUŞU
SERi NO : V211020251010
ENAMI ŞERiFiN TÜRKÇE OKUNUŞU
ENAMI ŞERiF BURDAN iTiBAREN ALTTAKi BÜTÜN AYETLER DUALAR ZiKIRLER SALAVATLARDIR
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
(Esteuzubillah)
Ela Inne evliyaullahu ve ibadillahissalihiyne, la havfün aleyhim velahüm, yahzenun.
Ya Eyyuheşşeytanirracim ve hizbühü!
Ya Eyyühed deccal ve havassehü!
inneküm leyse bi sultanillehüm. Vela Tağviyennehüm, vela tusallitennehüm, belhüm ibadillahilmuhlasiyn, Ve inneküm ve Hizbeküm illa şeytanirracim.
Fahruc min hazel bedeni, min hazel beyti, min hazettarigı, min hazeşşehri, min hazel medineti, feinneküm raciym, ve inne aleyküm leanete ila yevmiddin.
En'am Suresinin ilk 5 Ayeti
Bismillahirrahmanirrahim
Elhamdü lillahillezı halekas semavati vel erda ve cealez zulümati ven nur sümmellezıne keferu bi rabbihim ya'dilun. Hüvellezı halekaküm min tıynin sümme kada ecela ve ecelüm müsemmen ındehu sümme entüm temterun. Ve hüvellahü fis semavati ve fil ard ya'lemü sirraküm ve cehraküm ve ya'lemü ma teksibun. Ve ma te'tıhim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu'ridıyn. Fe kad kezzebu bil hakkı lemma caehüm fe sevfe ye'tıhim embaü ma kanu bihı yestehziun.
Kehf Suresinin ilk 10 Ayeti
Bismillahirrahmanirrahim
El hamdulillâhillezî enzele alâ abdihil kitâbe ve lem yec´al lehu ıvecâ. Kayyimen li yunzire be´sen şedîden min ledunhu ve yubeşşirel mu´minînellezîne ya´melûnes sâlihâti enne lehum ecren hasenâ. Mâkisîne fîhi ebedâ. Ve yunzirellezîne kâlûttehazellâhu veledâ. Mâ lehum bihî min ilmin ve lâ li âbâihim, keburet kelimeten tahrucu min efvâhihim, in yekûlûne illâ kezibâ. Fe lealleke bâhiun nefseke alâ âsârihim in lem yu´minû bi hâzel hadîsi esefâ. İnnâ cealnâ mâ alel ardı zîneten lehâ li nebluvehum eyyuhum ahsenu amelâ. Ve innâ le câilûne mâ aleyhâ saîden curuzâ. Em hasibte enne ashâbel kehfi ver rakîmi kânû min âyâtinâ acabâ. İz evel fityetu ilel kehfi fe kâlû rabbenâ âtinâ min ledunke rahmeten ve heyyi´ lenâ min emrinâ reşedâ.
TAHSiNi ŞERiF
Bismillahirrahmenirrahim
Ve sallallahu ala seyyidina Muhammedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen. Allahümme inni eselüke bil arşi velkürsiyyi venuri ellezi aleyhi seyyidüne Muhammedün sallallahü aleyhi ve sellem en tüsahhira li galbe men ahvecteni ileyhi ve en tekfiyeni şerre men yagdirü aleyye vela agdirü aleyhi ya men biyedihi melekütü külli şeyin ente alimün bihi ve gadirün aleyhi tehassentü bilhisni ellezi essessehüllahü sürühü La ilahe illallahü, babühü Muhammedün Resullulahi
miftahühü La havle vela kuvvete illa billahi men erade li süen hazelehüllahü hamsen hamsen lemsen lemsen lemüsen lemüsen me´münen me´münen enel esedü sehmi nefeze minhül mededü La übali min ehadin Bifazli (Bismillahirrahmenirrahim 3 külhü) Allahümme Ya cemilessetri iz ehatelbelaü min sidretül münteha en tekfiyeni şerre men emere alleyye ve neha. Allahümme in ceuni ferrüddehüm vein begav alleyye fehüddehüm feinneke entellahü Rabbi ve Rabbühüm ve Rabbül halaigi küllihim. (Feseyekfikehümüllahü vehüvessemiul alim. 3 defa) Fein tevellev fegul hasbiyallahü La ilahe illa hüve aleyhi tevvekeltü vehüve Rabbül arşil azim vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim Ve sallalahü ala seyyidina Muhamedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen Velhamdülillahi Rabbil Alemin
Okuma Usulü :
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.
HiZBÜL KEBiR
Bismillahirrahmenirrahim
Elhamdüllilahi rabbil alemine ve sallalahü ala seyyidina Muhammedin va ala elihi ve sahbihi ve selleme ve iza garetel Kurane cealne beynellezine La yüminune bil ahireti hicaben mesturan. Vecealne ala gulubihim ekinneten en yefgahuhu vefi ezenihim vegran ve ize zekerte rabbeke fil kurani vahdehü vellev ala edberihim nüfüren. Ya Malike yevmiddini iyyakanabüdü ve iyyakenesteyinü Rabbi la tezerni ferden veente hayrül verisin elif lam min nevev felevev amme nevev sümme levev amme nevev feamü ve sammü amme nevev fevegal gavlü aleyhim bime zalemü fehüm La. Efehasibtüm enneme haleknaküm abesen veeneküm ileyne La. Ve celane min beyni eydihim sedden ve min halfihim sedden feağşeynehüm fehüm La. Ya mağşerel cinni vel insi inistedağtüm en tenfüzü min egtarissemavati vel ardi fenfüzü La
(La elei ille eleüke ya Allah. / 3 defa) inneke semiun alimün. Vebil hakkı enzelnahü vebil hakkı nezele vele havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim. Elteceme küllü merdin ve zelle küllü zi batşın şedidin muanidin ve teleşet mekenidül cini ve insi ecmaiyne biesmaike ya Rabbel alemine bissemavatil gaimeti fehünne bil gudreti vagifetün bisseb’ı elmütegıbati bil hücubi elmüteradifati bimevagıfi elemlaki fi mecari el eflaki bil kürssiyyi elbasiti bilarşi elmühiti biğayatil ğayeti bimevadııl işarati bimen dene fetedelle fekene gabe gavseyni ev edne hadeatil meredetü fekübitü haseel meridü ve zellel hasidüs esteantü billahi ala küllü men neva li süen keyfe ehafü ve ilahi emeli em keyfe edamü ve ala ilahi müttekeli. Allahümme ehrüsni min keydil fesıgı ve min sedevatil merigı ve min ledğatil ğasigi bi Kef He Ye Ayn Sad küfiytü bi Ha Mim Ayn Sin Gaf humiytü (Feseyekfikehümullahi vehüvessemiul alim / 3 defa) Vele havle vele kuvvete ille billahil aliyyil azim. Bismilahi ma eğzamellahe küllema evgadü neran lil harbi etfaehellahü. Keteballahü La eğlibine ene ve rusuliye innallahe gaviyyin aziz. Allahümme Ya men elceme bahre bi gudretihi ve gaherel ibade bihikemtihi ikfini ente kafi ve anet ilvücuhü Lil hayyil kayyumi ve gad habe men hamele zulmen fellahü hayrun hafizen vehüve Erhamür rahimin. Egbil vela tehaf inneke minel eminin. La tehaf necevte minel kavmiz zalimiyn ,La tehaf dereken vela teahşa. La tehaf inneke entel ağla. La tehaf feinneni meakümasmeu ve era. La tehaf inni La yehafü ledeyyel mürselün. Vele yübedillennehüm min bağdi havfihim emnen ve emenehüm min havfin. Allahümme emmine min külli havfin ve hemin ve ğamin ve kerbin kedin kedin kerdedin kerdedin kerdehin kerdehin dehin dehin deh deh Allahü Rabbül izzeti ketebesmahü ala külli şeyin eazzeh. Hadzea küllü şeyin Liazameti sultanih. Allahümme ehdzi li cemia men yerani minel cinni vel insi vettayri vel vuhuşi vel hevemmi. Allahümmecal li nüran min nurike ala vechi vemin ziyal sultanike emami hatte ize Raevni velev heribine hadziyne liheybetillahi veliheybeti esmaihi veliheybeti tedekdeketil cibalü bi Kef He Ye Ayn Sad küfiytü bi Ha Mim Ayn Sin Gaf humiytü
(Feseyekfikehümullahi vehüvessemiul alim / 3 defa) Vele havle vele kuvvete ille billahil aliyyil azim. Rabbena erinellezyni edzallene mine cinni vel insi nacalhüma tahte egdamina liyeküne minel esfeline ve reddallahüllezine keferu bigayzihim len yenalü hayren Ve kefellahül mümininel gıtate ve kennallahü gaviyyen azizen. Behe behe behe behye behye behye behyatin behyatin behyatin elgadimü el elzeliyyü yuhdziu li cemia men yerani lemagfercele ya erdzü hudihim gul künü hicaraten ev ahdiden vegıfühüm innehüm mesülün. Keennehüm huşubün müsennedetün vele havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim tuhurun bidagun mahbebehün surehun mahbebeh segfatisun segatimun ehunun kaf edümme hamme heün Amin.
Muhammedün Rasulullahi vellezine meahü eşiddeü alal küffari ruhameü beynehüm terahüm rukkean succeden yebteğune fadlen minallahi ridzvanen simehüm fi vücühihim min eseris sücudi zelike meselühüm fit tevrati ve meselühüm fil incili kezerın ehrace şetehü fe ezerehü festağleze festeva ala sügihi yucibuzzurra liyağize bihumül küffare ve adallahü llezine emenev ve amilüssalihati minhüm mağfineten ve ecren azime.
Sadagallahül azimü ve sallallahü ala seyyidina Muhammedin Nebbiyyil Kerimi ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyne adede ma yeteallagu bihi itmüllahi gadimi minel caizi vel vacibi vel müstehiyli cümleten tef sıylen münzü hulugatid dünya ila yevmil gıyameti fi külli yevmin mietü elfi merretin ve fi külli merretin mislü gadri zelike ve ala elihi ve sahbihi ve selleme.
(Ya Azizü / 100 defa)
(Ya Azizü felem ezel bi izzike azizen ya azizü / 7 defa)
Okuma Usulü :
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.
HiZBÜS SAĞiR
Hizbüs Sağir
Billmillahirrahmenirrahim
Va sallallahu ala seyyidine Muhammedin ve ala elihi ve sahbihi ve sellem.
Bismil ilahil haligıl ekberi vehüve hırzun meniun mimme ehafü ve ahzeru la gudrete li mahlugin ma gudretil halıgi yulcimuhu bilicemi gudretihi eahme hamiŝen etme tamiŝen ve kenallahu gavviyen azzize(n) Ha Mim Ayn Sin Gaf himayetune Kef He Ye Ayn Sad kiffayetüne
(Feseyekfikehümmullahü vehüves semiul alim / 3 defa) Vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim. Ve sallallahu ala seyyidina Muhammedin ve ala elhi ve sahbihi ve sellem.
(Ya Baariu / 100 defa)
(Ya Latiifu / 127 defa)
(Allahümme ya latiiyfen bi halgıhi ya alimen bi halgıhi ya habiren bi halgıhil tuf bine ya latiiyfu al alimu ya habiru / 7 defa)
(Ya Allah / 66 defa)
(Ya Daimu / 66 defa)
Leked devemül ezeliyyü vel begaüs sermediyü hatte teriŝel erdza ve men aleyhe ve ente hayrül veriŝin sübhaneke ya daimü ente veliyyüne fağfirlene ve erhamne ve ente hayrül ğafirin. Subhaneke ya daimurzukne halavete mehabetike vahşurne fi zümüretil muhibbine vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim.
(Ya Vedud / 240 defa)
Okuma Usulü :
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.
Salati Muhammedi Zatiye
ibrahim Düsûkî (Kuddise Sirruhû)nun Salâtı
Allâhümme salli alezzâti'l-Muhammediyyeti'l-latîfeti'l-ehadiyyeti şemsi semâi'l-esrâri ve mazheri'l-envâri ve merkezi medâri'l-celâli ve qutbi feleki'l-cemâl. Allâhümme bi sirrihî ledeyke ve biseyrihî ileyke âmin havfî ve eqil asratî ve ezhib huznî ve hırsî vekün lî ve huznî ileyke minnî verzuqni'l-fenâe annî ve lâ tec-alnî meftûnen binefsî mahcûben bihıssî vekşif lî an külli sirrin mektûmin yâ hayyu yâ qayyûm.
Okuma Usulü :
En Az Günde 1~3 Defa veya En Fazla Günde 41 Defa Sabah veya ikindi'den sonra okunup zikredilir.
SALATI MEŞiŞiYA
ibni Beşişe Rahimehullah
Salat al-Maşişiyya
Bismillahirrahmenirrahim
Allahümme Sali ala men minhü enşaggatil esraru ven felegatil envaru vefihi ertegat elhegaigu ve tenezzelet ulumu ademe feacezel halaige velehü tezaelet elfühümü felem yüdrikhü minne sebigun vela lahigun feriyazu elmelekuti bizehri cemalihi münigatün ve hiyazu el ceberuti bifeyzi envarihi mütedefigatün vela şey e illa vehüve bihi menutun iz levle elvası tatu lezehebe (kema gı le) elmevsutu saleten teligu bike minke ileyhi kema hüve ehlühü allahümme innehü sırrukel cemiud dal lu aleyke ve hicabukel eazamul gaimu leke beyne yedeyke allahümme elhigni bi nesebihi ve haggigni bi hasebihi ve arrifni iyyehu marifeten eslemu bihe min meverihi el cehli ve ekrau bihe min meveridil fazli vahmilni ala sebilihi ila hazretike hamlen mahfufen binusretike vagzif bi alel batili fe edmeğuhu ve zucce bi fi biheril ehadiyyeti venşilni min evhalit tevhidi ve eğrigni fi ayni bahril vahdeti hatte la era vela esmea vela ecide vela ühısse illa bihe vecal el hicabel eazeme hayete ravhi ve ruhahu sırre hagigati ve hagigatehü cemia avalimi bitahgıgi elhaggıl evveli ya evvelü ya ahiru ya zahiru ya batinu esmea nidei bima semı´te bihi nidee abdike zekeriyya (ven surni bike leke ve eyyidni bike leke vecma beyni ve beynike ve hul beyni ve beyne ğayrike 3 defa) allah allah allah innellezi feraze aleykel kurane leraeddüke ila maadin. Rabbena atina min ledünke rahmeten veheyyi´lene min emrine raşeden subhane rabbike rabbil izzeti amme yasifune ve selamun alel mürseline vel hamdülillahi rabbil alemine.
Okuma Usulü :
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.
HiZBÜS SEYFi
Hz Ali'nin (r.a.) Kılıç Duası
Bismillahirrahmenirrahim
ve sallallahu mevlana muhammedin ve elihi vesahbihi ve selleme allahümme inni ügadimü ileyke beyne yedeykülli nefsin velemhatin ve tarfetin yatrifü bihe ehlüssemavaati ve ehlül ardi ve külli şeyin hüve fi ilmike kainin evgad kane ügadimü ileyke beyne yedey zelike küllihi
Bismillahirrahmenirrahim
allahümme entallahül melikül haaggül mübinül gadimül müteazzizü bil azamati vel kibriyai elmünferidü bil bagail hayyul kayumul gadirul muktedirul cebbarul gahherullezi la ilahe ille ente (3 kulhü) ente rabbi ve ene abdüke amiltü süen ve zalemtü nefsi vagtereftü bizenbi fagfirli zünübi küllehe feinnehü la yağfiruzünübe ille ente ya ğafuru ya şekürü ya halimu ya kerimu ya saburu ya rahimu allahümme inni ahmedüke ve entel mahmudu ve ente lilhamdi ehlün ve eşkürüke ve entel meşkürü ve ente lişşükri ehlün me hassasteni bihi min mevehibir regaibi ve evsalte ileyye min fadza ili ilis sanaii ve evleyteni bihi min ihsanike ve bevve´teni bihi min mezannetis sıdgi indeke ve enelteni bihi min minenikel vasileti ileyye ve ahsente bihi ileyye külli vagtin min def´il beliyyeti anni vettevfiki li velicabeti liduai hiyne ünedike daiyen ve ünecike rağiben ve ed´uke mütedzarrian safiyen zarian ve hiyne ercüke raciyen fe ecidüke kafiyen ve elüzübike fil mevatini küllihe fekün li veli ihvani küllihim caren haziren hafiyyen beren veliyyen fil umuri küllihe naziren ve alel a´dai küllihim nasiren velil hateye vezzünibi küllihe ğafiren veliluyubi küllihe setiren elem a´dem avneke ve birike ve hayreke ve izzeke ve ihsaneke tarfete aynin münzü enzelteni derel ihtibari vel fikri vel iğtibari litenzure ma ügadimü lidaril hulidi velgarari velmügameti ma al ahyari fe ene abdüke fecalni (ya rabbi 3 defa) atigake ya ilahi mevlaye hallisni ve ehli ve ihvani küllihim minennari ve min cemi il medzarri vel mazalli vel mesaibi vel meaibi ven nevaibi vellevazimi vel hümümilleti gad severetni fihel gumumi bimearizi esnafil belai ve duribi cehdilgazai ilehi la ezkürüminke illel cemile velem era minke illettafzile hayrüke li şemilün ve sunike li kamilün velütfüke li kafilun ve birruke li gamirun ve fadzlüke alleyye daimün mütevatirun ve niamüke indi müttesilatün lem tuhfirli civari ve emente havfi ve saddakte racei ve haggagte emeli ve sahebteni fi esfari ve ekremteni fi ahdzari ve afeyte emradzi ve şefeyte evsabi ve ahsente müngalebi vemesveye velem tüşemit bi a´dai ve hussadi ve rameyte men ramani bisüin ve kefeyteni şerre men adani fe ene eselüke ya allahül ene en tedfea anni keydel hasidine ve zulmez zalimine ve şerrel muanidine vahmini ve ehli ve ihvani küllehüm tahte süredigati izzike ya ekremel ekremine ve baid beyni ve beyne a´dai keme beadte beynel meşrigi vel mağribi vahtef ebsarehüm anni binuri gudsike vadzreb rigabehüm bicelali mecdike vagt´a e´anagahüm bisetavati gahrike ve ehlikhüm ve demmirhüm tedmiren keme defa´te keydel hussadi an enbiyaike ve dzarabte rigabel cebabireti li esfiyaike ve hatefte ebsarel a´dai an evliyaike vegatate a´nagel ekasireti lietgiyaike ve ehlektel ferainete ve demmerted decacilete lihavassikel mugarrebine ve ibadikes salihine.
(ya giyasel müstagisine egisni) (3 defa)
ala cemii a´daike fehamdi leke ya ilahi vasibun ve senai aleyke mütevatirün daiben daimen mineddehri bielvanit tesbihi vettakdisi vesunufil lugati medihati ve esnafit tenzihi halisen lizikrike ve merziyyen leke binasiit tahmidi vettemcidi ve halisit tevhidi veihlsit tegarrübi vettakribi vettefridi ve imhazit temcidi bitulit teabbudi vetta´didi lem tüan fi gudretike velem tüşerek fi üluhiyetike velem tulem leke mahiyyetün feteküne lileşyail muhtelifeti mücenisen velem tüayen iz hubiset eleşyaü alel azaimil muhtelifeti vela haregat elevhamü hücübel guyubi ileyke fa´tegidu minke mahduden fi mecdi azamatike la yabluğuke bu´dül himemi vela yenalüke gavsül fitani vela yentehi ileyke basaru nazirin fi mecdi cebarituker tefeat an sifatil mahlugine sifatu gudretike ve an zikriz zekirine kibriyaü azamatike fela yentagisu me eradte enyezdede vela yezdadü me eradte enyentegise la ehade şehideke hiyne fetartel halge vela nidde vela zidde hazereke hiyne bere´ten nüfüse kellet elsünü an tefsiri sifatike ven hasaret el ugulü an künhi mi´rifatike ve sifatike ve keyfe yusefü künhü sifatike ya rabbi ve entallahül melikül cebbarul guddüsül ezeliyyüllezi lem yezel vela yezalü ezelliyyen bagiyen ebeden sermediyyen daimen fil guyyubi (vahdeke la şerike leke) (3 defa) leyse fihe ahedün gayreke velem yekün ilehün sivake haret fi bihari behai melekütike amigatü mezehibit tefekküri ve tevezeat elmülükü liheybetike ve anet elvücuhu bizilletil istikaneti liizzetike vengade külli şeyin ligudretike vehazeat leker rigabü ve kelle düne zelike tahbirül lügati ve zalle hünaliket tedbirü fi sıfatin fi tesarifissıfati femen tefekkere fi inşaikel bedii vesenaiker rafii ve teammege fi zelike racea tarfühü ileyhi hasien hasiren ve aglühü mebhüten tefekkürühü mütehayyiren esiren. allahüme lekel hamdü hamden kesiren daimen mütevaliyen mütevatiren mütezaifen müttesian müttesigan yedümu veyetezaafu vela yebidu gayre mefgudin fil meleküti vela metmusin fil mealimi vela müntegasin fil irfani felekel hamdü mekarimikelletti la tühsa ve niamikelleti latüstagse filleyli ize edberi vessubhi ize esfere vefil berri vel bihari vel gudivvi vel asali vel aşiyyi vel ibkari vezzahireti vel eshari vefi külli cüzin min eczail leyli vennehar . allahümme lekel hamdü bitevfigike gad ehzartenin necate ve cealteni minke fi vilayetil ismeti felem ebrah fi sübügi neamaike ve tetebui elaike mahrusen bike firreddi vel imtinai ve mahfuzen bike fil meneati veddifei anni. allahümme inni ahmedüke iz lem tükellifni fevga tagati velem terdza minni ille taati ve radziyte minni min taatike ve ibadetike düne istideati ve egalle min vüsi ve magdireti feinneke entellahül melikül haggullezi la ilahe illa ente lem tegib vela tegibu anke gaibetün vela tehfa aleyke hafiyetün velen tezille anke fi zulemil hafiyyeti dzalletün innema emrüke ize eradte şeyen en tegule lehü kün feyekün ( 3 kulhü) allahümme lekel hamdü hamden kesiren daimen misle ma hamedte bihi nefseke ve ezafe ma hamedeke bihil hamidüne ve sebbehake bihil müsebbihune ve meccedeke bihik mümeccidüne ve kebbereke bihil mükebbirune ve helleleke bihil mühellilüne ve gaddeseke bihil mügaddisune vevahhedeke bihil müvahhaidüne ve azzemeke bihil müazzimune vestağfereke bihil müstağfirune hatte yeküne leke minni vahdi fi külli tarfeti aynin ve egalle min zelike mislü hamdi cemiil hamidine ve tevhidi esnafil müvahhaidine vel mühlasine ve tagdisi ecnasil arifine vesenai cemiil mühalliline vel müsalline vel müsabbihine ve misle ma ente bihi alimun ve ente mahmudun ve mahbubun ve mahcubun min cemii halgike küllihim minel hayavanati vel beraye vel enam. ilahi eselüke bimesailike ve ergabu ileyke bike fi berekati ma entagdeni bihi min hamdike ve veffagteni lehü min şükrike ve temcidi leke fema eysere me kellefteni bihi min haggike ve agzeme ma veadteni bihi min neamaike ve mezidil hayri ale şükrikebtede teni binniami fadzlen ve tavlen ve emerteni bişükri haggen ve adlen veveadteni aleyhi edzafen ve meziden ve eateydeni min rizgike vesian kesiran ihtiyren ve rizen ve seelteni anhüb şükren yesiran. lekel hamdü allahümme alleyye iz necceyteni ve afeyteni birahmetike min cehdil belai ve derkiş şegai velem tüslimeni lisüi gazaike ve belaike ve cealte melbesiyel afiyete ve evleytenil bestete verrehae ve şereate li eysere gasdi vedzeafte li eşrefel gasdi mea ma abedteni bihi min mehaccetis şerifeti ve beşşerteni bihi mined derecetil aliyyetir rafiati vestafeyteni bieazemin nebiyyine daveten ve eftalihim şefeaten ve erfaihim dereceten ve egrabihim menzileten ve evzahihim hücceten muhammedin sallahü alleyhi veale elihi veseleme veale cemiil enbiyai velmürselin ve eshabihit tayyibinet tahirine (3 külhü) allahüme salli muhammedin veala eli muhammedin vagfirli veli ehli veli ihveni küllihim mele yeseuhu ille magfiretüke vele yemhaguhu ille afvüke vela yükafirühu ille tecavuzuke ve fazlüke ve hibli fi yevmi heze veleyleti hezihi ve saati hezihi ve şehri heze ve seneti hezihi yakinen sadigan yühevvinü aleyye mesaibed dünya vel ahireti ve ehzenehüme ve yüşevviguni ileyke ve yurağğibuni fi me indeke vektüb li indekel mağfirete ve belliğnil keramete min indeke ve evziğni şükre me enamte bihi aleyye feinneke entellahüllezi la ilahe illa entel va hidül ehadür rafiul bediul mübdiul muidus semiul alimul lezi leyse li emrike medfeun vela an gadzaike mümteneun ve eşhedüenekke rabbi ve rabbü külli sşeyin fatirus semavati velerdzi alimül gaibi veşşehadetil alliyyül kebirul müteali (3 kulhü) allahümme inni eselükes sebete fil emri vel azimete alar rüşdi veş şükri niamike ve eselüke husne ibadetike ve eselüke min hayrin külli ma talamu ve euzü bike min şerri külli ma talamu ve estagfiruke min şerri külli ma talamu inneke ente allamul guyubi ve eselüke li veliehli veliihvani küllihim emnen ve euzu bike min cevri külli cairin ve mekri külli makirin ve zulmi külli zalimin ve sihri külli sahirin ve bagğyi külli bağin ve hasedi külli hasidin ve gadri külli gadirin ve keydi külli kayidin ve adevati külli aduvvin ve ta´ni külli tainin ve gadhi külli gadihin ve hiyeli külli mütehayyilin ve şamatati külli şamitin ve keşhi külli kaşihin. allahümme bike asülü alel a´dai vel kuranai ve iyyake ercü vilayetel ehibbai vel evliyai vel gurabai felekel hamdü mele estatiu ihsaehu vela ta´didehü min avaidi fadzlike ve avarifi rizgike ve elvani ma evleyteni bihi min irfadike ve keramike fe inneke entallahüllezi la ilahe illa entel faşi fil halgi hamdükel basitü bil cüdi yeduke la tuzaddü fi hükmike vela tünezeu fi emrike ve sultanike ve mülkike vela tüşarekü fi rububiyyetike vela tüzahamü fi haligatike temlikü minel enami ma teşeu vela yamliküne minke ille ma türidü. allahümme entallahül mün imul mütefadzzilül gadirul muktedirul gahirul mugaddesü tereddeytü bil mecdi vel behai veteazzemte bil izzeti vel alai vete ezzerte bil azameti vel kibriai (3 kulhü) vetegaşşeyte bilnuri vezziyai vetecellelte bil mehabeti vel behai lekel mennül gadimü vessultanüs şemihu ve mülkül bezihu velcudül vesiu vel gudretül kemiletü vel hikmetül beliğatü vel izzetüş şemiletü felekel hamdü me cealteni min ümeti muhammedin sallalahu aleyhi veseleme ve elihi vehüve efdalü beni edeme aleyhisselamüllezine kerremtehüm ve hameltehüm fil berri vel bahri ve rezagtehüm minettayyibeti ve fadzzeltehüm kesirin min halgike tafdzilen vehalagteni semian basiran sahihan seviyyen salimen muafen velem teşğalni binuksanin fi bedeni an taatike vela biafetin fi cevarihi vela ahetin fi nefsi vela fi agli velem tem na´ni kerameteke iyyaye vehusne saniike indi ve fazle menaihike ledeyye vena´maike aleyye entellezi evsa´te aleyye fiddünya rizgan ve fazzalteni kesirin min ehlihe tafzilen fecealte li seman yesmau eyetike ve aglen yefhemü imeneke ve basaran yera gudreteke ve füeden yağrifu azameteke ve galben yağtegidu tevhideke fe ini lifadzlike aleyye şahidun hamidun şakirun veleke nefsi şakiretün ve bihaggike alleyye şahidetün ve eşhedü enneke hayyun gable külli hayyin ve hayyun bağde külli hayyin ve hayyun bağde külli meyyitin ve hayyun lem teris elhayate min hayyin velem tagtá hayreke ani fi külli vagtin velem tagtá racei velem tünzil bi ugubetin nigami velem tuğayyir aleyye veseigan niami velem temna anni degaigel isemi felev lem ezkür min ihsaneke ve inamike aleyye ille afveke anni vettevfige li vel isticabete li duai hiyne rafağtu savti bi duaike ve tahmidike ve tevhidike ve temcidike ve tehlilike ve tekbirike ve tağzimkike ve ille fi tagdirike halgi hine savverteni fe ahsente sureti ve ille fi gismetil erzegi hine gaddertehe li lekene fi zelike me yeşgalü fikri an cehdi fekeyfe ize fekkertü finni amil izemilleti etegallebü fihe vela eblugu şukre şeyin min he felekelhamdu adede me hafizehü ilmüke ve cera bihi galemüke ve nefeze bihi hükmüke fi halgüke ve adede me ve siadhü rahmetüke min cemii halgüke ve adede me ehatet bihi gudretüke ve edzafe me testevcibühü min cemii halgüke. allahümme inni mugirun binimetike aleyye fetemmim ihsaneke ileyye fi me bagiye min umri bi ağzeme ve etemme ve ekmele ve ahsene mimme ahsente ileyye fi me medza minhü birahmetike ya erhamerrahimin. allahümme inni eselüke ve etevesellü ileyyke bi tevhidike ve temcidike ve tahmidike ve tehlilike ve tekbirike ve tesbihike ve kemelike ve tedbirike ve tağzimike ve tagdisike ve nurike ve ra´fetike ve rahmetike ve ilmike ve hilmike ve uluvike ve gararike ve fadzlike ve celalike ve menike ve kemelike ve kibriyaike ve sultanike ve gudretike ve ihsanike ve imtinanike ve cemalike ve behaike ve bürhanike ve gufranike ve nebiyyike ve veliyyike ve itretihit tahiriyne en tüsalliye seyyidine muhammedin ve sairi ihvanihil enbiyai vel mürseline ve enle tahrimeni rifdeke ve fadzleke ve cemaleke ve celaleke ve fevaide kerametike fe innehü la tagt´terike li kesreti me gad neşerte minel ataye avaigul buhli vela yungisu cüdeke tagsiru fi şükri nigmetike vela tünfidu hazaineke mevahibukel müttesiatü vela tüessiru fi cüdikel azimi minehükel fe igatül celiletül cemiletül esiletü vela tehafü zayme imlagin fetükdi vela yelhaguke havfü udmin feyüngise min cüdike feyzu fazlike inneke me tesau gadirun ve bil icabetü cedirun. allahümmerzukni galben haşien hadzien dzarian ve aynen bekiyeten ve bedenen sahihen sabiren ve yakinen sadigan bilhaggi sadian ve tevbeten nesuhan ve lisanen zakiren ve hamiden ve imanen sahihen ve rizgen helalen tayyiben vesian ve ilmen nefian ve veleden salihan ve sahiben müvefigan ve sinnen tavilen bil hayri müştegilen bil ibadeti haliseti ve hulugan hasenen ve amelen salihan mütegabbelen ve tevbeten magbuleten ve dereceten rafiaten vemreeten mümineten taieten allahümme la tünsini zikreke vela tüvellini gayreke vela tüemmini mekreke vela tekşif anni setreke vela tüknitni min rahmetike vela tübidni min kenefike ve civarike ve eizni min suhtike ve gazabike vela tüeyyisni min rahmetike ve ravhike ve kün li veli ehli veli ihvani küllihim enisen min külli ravatin ve havfin ve haşyetin ve vahşetin ve gurbetin vagsimni min küllihelketin ve neccini min külli beliyyetin ve afetin ve ahetin ve gussatin ve mihnetin ve zelzeletin ve şiddetin ve ihanetin ve zilletin ve galebetin ve gilletin ve cuin ve ateşin ve fagrin ve fagatin ve dzigin ve fitnetin ve vebain ve belain ve garegin ve hargin ve bergin ve sergin ve harin ve berdin ve nehbin ve gayin ve dzalalin ve dzaletin ve hemmetin ve zelelin ve hataye ve hemin ve gamin ve meshin ve hasfin ve gazfin ve halletin ve illetin ve meradzin ve cununin ve cuzamin ve berasin ve felacin ve basurin ve selesin ve nagsin ve heleketin ve fadzihetin ve gabihatin fiddareyni inneke la tuhliful mi ad. allahümme erfeani vela teza´ni vedfeanni vela tedfeani ve atini vela tahrimni ve zidni vela tüngisni verhamni vela tuazzibni ve ferric hemmi vekşif gammi ve ehlik aduvvi vensurni vela tahzulni ve ekrimni vela tuhinni vesturni vela tefzahni ve esirni vela tü´sir aleyye vahfezini vela tüzayyi´ni fe inneke külli şeyin gadirun ya agdarel gadiriyne veya esraal hasibine ve sallahu alla seyidine muhammedin ve elihi ve selleme ecmaine ya zel celali vel ikrami allahümme ente emertene bi duaike ve veadtene bi icabetike ve gad deavneke keme emertene fe ecibne kema ve adtene ya zel celali vel ikrami inneke la tuhliful miad allahümme ma gadderte li min hayrin ve şeratü fihi bitevfigike ve teysirike fe temmimhü li biahsenil vücuhi külli he ve esvabihe esfehe fe inneke ma teşeü gadirun ve bil icabeti cedirun nigmel mevla ve nigmen nasiru veme gadderte li min şerin ve tuhaziruni min hü ve esrifhu anni ya hayyu ya kayyumu ya men gamet essemavetü vel erzu bi emrihi ya men yumsikus semae entegaa alel ardzi ille bi iznihi ya men emruhu iza erade şeyen enyagule lehu kunfeyekun. fesubhanellezi biyedihi melekütü külli şeyin ve ileyhi türceun (subhanallahil gadiril gahiril gaviyyil azizil cebbaril hayyil gayyumi bile muiynin vela zahirin birahmetike estagisu 3 defa) allahümme hezedduaü ve minkel icabetü ve hezel cuhdü minni ve aleyket tuklanü (vela havle vela guvvete illa billa hil aliyyil azim 3 defa) velhamdülillahi evvelen ve ahiren ve zahiren ve batinen ve sallallahu seyyidine muhammedin ve elihi ve eshabihit tayyibinet tahirine ve selleme teslimen kesiran esiren daimen ebeden ila yevmiddin ve hasbunallahi ve nigmel vekilu velhamdülillahi rabbil alemine ve sallallahu seyyidine muhammedin veala elihi fi külli lamhatin ve nefesin adede me vesiahu ilmullah.
Okuma Usulü :
En Az Günde Bir Defa, veya orta haddesi, Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir, En Fazla Günde Yedi Defa okunup zikredilir.
MÜNACATI ÜVEYS EL KARANi
Veysel Karani hazretlerine ait münacat
Hizbul Mûğni Duası Okunuşu :
Bismillâhirrahmânirrahıym
İlâhi bike esteğısü fe ağisnî ve aleyke tevekkeltü fe ekfinî yâ kâfi ekfinil mühimmâti min emriddünyâ vel âhireti yâ rahmâneddünya velâhireti ve rahimehümâ innî abdüke bibâbike zelîlüke bibâbike zelîlüke bibâbike esîruke bibâbike miskînüke bibâbike zaîfüke bibâbike yâ rabbel âlemine ettâliu bibâbike yağıysel müsteğîsîne mehmûmike bibâbike yâ kâşife kerbi külle mekrûbîne.Ve enâ âsîke yâ tâlibel müsteğfirîne el-mûğırru bibâbike yâ ğâfiral lil müznibîne elmu'terifü bibâbike ya erhamerrâhımîne. Elhâti'ü bibâbike yâ rabbel âlemine ezzâlimü bibâbike elbâisül haşiu bibâbike erhamnî yâ mevlâye. İlâhî entel ğâfiru ve enel mesî'u ve hel yerhamül mesî'e illel ğâfiru mevlâye, mevlâye. İlâhi enterrabbü ve enel abdü ve hel yermahül abde illerabbü mavlâye, mevlâye.İlâhi entel melikü ve enel memlûke ve hel yerhamül memlûke illel mâlikü mevlâye, mevlâye.İlâhi entel gâviyyü ve'enezzâ'îfü ve hel yerhamuz-zaîf ve illel gaviyyü mevlâye, mevlâye.İlâhi entel azîzü ve enezzeliylü ve hel yer-hamuzzeliyle illel aziyzü mevlâye, mevlâye. ilâhi entel kerimü ve enelleimü ve hel yerhamülleime illel kerimü mevlâye, mevlâye. İlâhi enterrazzaku ve enel merzûku ve hel yerhamül merzuka illerrazzaku mevlâye, mevlâye. İlâhi enezza'ifü enezzelîlü enelHakiru entel aliyyu entel afüvvu entel gafuru entel gaffâru entel hannânü entel mennânü enel müznlbü enel hâifü enezzaîfü ilâhi el'emânü el emânü. Fîy zulmet il gabri vedıy katihî ilâhi el'emânü inde suali münkerin ve nekirin ve Heyeti hümiâ ilâhi el'emâne el'emâne İnde vahşetil kabri ve şiddetihi ilâhî el'emâne el'emâne. Fi yevmin kâne mıkdâruhü ham siyne elfe senetin ilâhi el'emâne el'emâne yevme yünfehu fissuri fefezia men fissemavâti vemen fil ardı illâ men şâallâhü ilâhi el'emâne el'emâne.Yevme zülziletil ardu zilzâleha ilâhi elemâne, el'emâne. Yevme teşekka kussemâ-ü bilgamâmi ilâhi el'emâne elemâne yevme netvissemâ'ü ketayyissicil-li lil kütübi ilâhi elemâne, el'emâne. Yevme tübed-delül ardu gayral ardı vessemâvâtü veberazü lillâhil vahıdil kahhârı. İlâhi el'emâne, el'emâne. Yevme yen-zurul mer'ü ma'kaddemet yedâhü veyekulül kâfim yâleyteni küntü türâbâ. İlâhi el'emâne el'emâne. Yevme yünâdi el'münâdi min batnânil arşi eynel âsune ve eynel müznibûne ve eynel hâsirune helüm-mü ilel hısabi. Ve ente talemu sırri ve alâniyyeti fek- bel mazirati. İlâhi âh minkesratizzünubi vel isyâni âh minkesratizzulmi velcefâ'i âh min nefsil matrudeti âh, min'nefsil matbuati bilhavâi âh minel hevâyi
yâ gıyâsel müstegîsîyne agisnî
yâ gıyâsel müstegîsîyne agisnî
yâ gıyâsel müstegîsîyne agisnî inde teğayyurü hâli... Allâhümme inni abdükel müznibül mücrimüi muhtı'ü.
Hallisni minennar Ya Hulusi, Ya Hulusi, Ya Hulusi.Hallisni minennar Ya Hulusi, Ya Hulusi, Ya Hulusi. (Veya)
Ecirni minennarı ya muciru, ya muciru, ya muciru.Ecirni minennarı ya muciru, ya muciru, ya muciru.
Allâhümme in'terhamni fe'ente ehlün vein tüazzib Ni fen a ehlün ferhamni yaehlettakva veya ehlel mağfireti ve yâ erhamerrahımine ve yâ hayren-nâsırlne veya hayral gâflrlne hasbiyellâhü vahdehü birahmetike ya erhamerrâhımine ve Sallellahü alâ seyyidinâ Muhmmedin ve âlihi ve sahbihi ecmeîne velhamdülillâhi rabbil âlemine...
Okuma Usulü :
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.
HiZBÜL BAHR
Hizbul Bahr
Bismillahirrahmanirrahim…
Allahümme ya aliyyü, ya azıymü, ya alim.
Ente rabbi veılmüke hasbi.
Fe nı’mer rabbü ve nı’mel hasbü hasbi.
Tensuru men teşaü ve entel azizür rahıym.
Nes’elükel ısmete fil
Harekati ves sekenati vel kelimati vel iradati vel hatarati minez zünıni ves şükuki vel evhamis satırati lil kulubi an müteatil ğuyub.
Fe kadibtü liyel mü’minune ve zülzilu zilzalen şadida.
Ve iz yakulül münafiküne fi kulunihim merudün ma veadenallahü ve rasulühu illa ğurura.
Fe sebbitna vensurna ve sahhir lena hazel bahra kema sahhartel bahra
Li musa ve saharten nara li ibrahime ve sahhartel cibale vel hadide li davude ve sahhater riha veş şeyatıyne vel cinne li süleymane ve sahhir külle bahrin hüve leke fil ardı ves semai vel mülki vel melekuti ve bahred dünya ve bahral ahırati ve sahhir lena külle şey’in ya men bi Yedihi melekutü külli şey’in
kaf ha ya ayn sad kaf ha ya ayn sad kaf ha ya ayn sad
Ünsurna fe inneke hayrun nasirin
Veftah lena fe inneke hayrul fatihıyn.
Vağfir lena fe inneke hayrul ğafirin.
Verhamna fe inneke hayrur rahımin.
Verzukna fe inneke hayrur razikıyn.
Veehdina ve neccina minel kavmiz zalimin.
Ve hablena rıyhan teyyibeten kema hiye fi ılmike venşurha Aleyna min hazaini rahmetike vahmilna biha hamlel kerameti meas selameti vel afiyeti fid dini ved dünya vel ahirati inneke ala külli şey’in kadir.
Allahümme yessir lena ümuruna mearrahati li kulubina ve ebdanina ves selamati vel afiyeti fi dinina ve dünyana.
Ve kün lena sahiben fi seferina ve halifeten fi ehlina vatmis ala vücuhi adaina vemsah hüm ala
Mekanetihim fe la vücuhi adaina vemsah hüm ala
Mekanetihim fe la yestetıy’unel mudıy’e lel mecie ileyna ve lev neşaü letamesna ala a’yünihim festebekus sırate fe yübsırun.
Ve lev neşaü lemesahnahüm ala mekanetihim fe mestetaü mudiyyen ve la yerciun.
Yasin vel kur’anil hakim inneke leminel mürseline ala müstekıym.
Tenzilel azızir rahim.
Li tünzira kavmen ma ünzira abaühüm fe hüm ğafilün.
Le kad hakkal kavlü alal ekserihim fe hüm la yü’minune inna cealna fi anakıhim ağlalen fe hiye ilel ezkani fe hüm mukmehun.
Ve cealna min beyni eydihim sedden ve min halfihim sedden fe ağşeynahüm fe hüm la yübsirun.
Şahetil vücuh, Şahetil vücuh, Şahetil vücuh,
Ve anetik vücuhü lil hayyil kayyum.
Ve kad habe men hamele zulme.
Ta Sin Mim.
Ha Mim.
Hummel emru ve caen nasru fealeyna la yünsarun.
Ha mim tenzilül kitabi minellahil azızil alim.
Ğafiriz zenbi ve kabilit tevbi şedidil ıkab.
Zittavli la ilahe illa hu ileyhil masıyr.
Bismillahi babüna tebareke hıytanüna yasin sakfüna kaf ha ayn sad kifayetüna, ha mim ayn sin kaf hımayetüna,
fe seyekfike hümüllahü ve hüves semıul alim,
fe seyekfike hümüllahü ve hüves semıul alim,
fe seyekfike hümüllahü ve hüves semıul alim.
Sitrul arşi mesbulün aleyne ve aynüllahi nazıratün ileyna bi havlillahi la yukderu alyne vellahü min veraihim muhıyt.
Bel hüve kur’anün mecid,fi levhım mafuz
Fallahü hayrun hafızan ve hüve erhamür rahımin
Fallahü hayrun hafızan ve hüve erhamür rahımin
Fallahü hayrun hafızan ve hüve erhamür rahımin
İnne veliyyiyellezi nezzel kitabe ve hüve yetevelles salihıyn
İnne veliyyiyellezi nezzel kitabe ve hüve yetevelles salihıyn
İnne veliyyiyellezi nezzel kitabe ve hüve yetevelles salihıyn
Bismillahillezi la yedurru measmihi şey’in fik erdı ve la fis semai ve hüves semuıl alim
Bismillahillezi la yedurru measmihi şey’in fik erdı ve la fis semai ve hüves semuıl alim
Bismillahillezi la yedurru measmihi şey’in fik erdı ve la fis semai ve hüves semuıl alim
Ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azıym
Ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azıym
Ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azıym
Ve sallellahü ala seyyidina muhammedin ve alihi ve sahbihi ve selleme teslimen vel hamdü lillahi rabbil alemin.
Okuma Usulü :
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.
HİZBÜN NASR - Ebu Hasan-ı Şâzeli(k.s)
Bismillâhirrahmânirrahîm
Allâhümme bi sâtaveti ceberûti kahrike, ve bi sur’ati igâseti nasrike, ve bi gayretike lintihâki hurumâtike, ve bi himâyetike li meni’htemâ bi âyâtike.
Nes’elüke yâ Allâhü yâ Karîbü yâ Semî’u yâ Mücîbü, yâ Serî’u, yâ Müntekımü, yâ Şedîdel batşi, yâ Cebbârü yâ Kahhârü, yâ men lâ yu’cizühû kahru’l-cebâbireti, ve lâ ya’zümü aleyhi helâkü’l-mütemirrideti mine’l-mülûki ve’l-ekâsırati, en tec’ale keyde men kâdenî fî nahrihî ve mekre men mekere bî âiden aleyhi, ve hufrate men hafere lî vâkıan fîhâ, ve men nasabe lî şebekete’l-hidâ’ı’c’alhü yâ Seyyidî müsâkan ileyhâ ve musâdan fîhâ ve esîren ledeyhâ.
Allâhümme bi hakkı “Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd” ikfinâ hemme’l-üdâ ve likkıhimür-redâ vec’alhüm li külli habîbin fedâ ve sellit aleyhim âcile’n-nıkmeti fi’l-yevmi ve’l-gadâ.
Allâhümme beddid şemlehüm, Allâhümme ferrik cem’ahüm, Allâhümme kellil adedehüm, Allâhümme füllil haddehüm, Allâhümmec’alid-dâirete aleyhim, Allâhümme evsılil’azâbe ileyhim, Allâhümme ahric-hüm an dâiretil-hılmi veslüb-hüm mededel-imhâli ve gull eydîyehim verbit alâ kulûbihim ve lâ tübelliğ-hümül-âmâl. Allâhümme mezzık-hüm külle mümezzakın mezzaktehü li a’dâike intisâren li enbiyâike ve rusülike ve evliyâike.
Allâhümme’ntasır lenâ intisârake li ehbâbike alâ a’dâike.
Allâhümme lâ tümekkini’l-a’dâe fînâ, ve lâ tüsellıt-hüm aleynâ bi zünûbinâ.
Hâmîm, Hâmîm, Hâmîm, Hâmîm, Hâmîm, Hâmîm, Hâmîm. Hummel-emru ve câe’n-nasru fe aleynâ lâ yunsarûn.
Hâmîm, Ayn-Sîn-Kâf. Himâyetünâ ve vikâyetünâ mimmâ nahâf. Allâhümme kınâ şerre’l-esvâi ve lâ tec’alnâ mehallen li’l-belâyâ. Allâhümme a’tınâ emeler-recâi ve fevka’l-emeli. Yâ Hû, Yâ Hû, Yâ Hû. Yâ men bi fadlihî li fadlihî nes’elü. Nes’elüke’l-acele’l-acele’l-acele. İlâhî’l-icâbete’l-icâbeh. Yâ men ecâbe Nûhan fî kavmihî. Yâ men nasara İbrâhîme alâ a’dâihî. Yâ men redde Yûsufe alâ Ya’kûbe. Yâ men keşefe durra Eyyûbe. Yâ men ecâbe da’vete Zekeriyyâ. Yâ men kabile tesbîha Yûnusebni Metta.
Nes’elüke bi esrâri ashâbi hâzihîd-da’vâti en tekable minnâ mâ bihî deavnâke, ve en tu’tıyenâ mâ se’elnâke. Encih lenâ va’dekel-lezî vaadtehü li ibâdike’l-mü’minîn. Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine’z-zâlimîn. İnkatâat âmâlünâ ve izzetike illâ minke, ve hâbe recâünâ ve hakkıke illâ fîke.
İn ebtaet gâratü’l-erhâmi vebteadet fe akrabu’ş-şey’i minnâ gâratullâhi. Yâ gâratallâhi ciddî’s-seyre müsri’aten fî halli ukdetinâ.
Yâ gâratallâhi adeti’l-âdûne ve cârû ve recevnallâhe mücîren ve kefâ billâhi veliyyen ve kefâ billâhi nasîrâ.
Hasbünallâhü ve ni’me’l-vekîl
Hasbünallâhü ve ni’me’l-vekîl
Hasbünallâhü ve ni’me’l-vekîl
Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm.
İstecib lenâ. Âmîn, âmîn, âmîn.
Fe kuti’a dâbiru’l-kavmillezîne zalemû velhamdü lillâhi rabbi’l-âlemîn. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm.
Ve sallallâhu alâ seyyidinâ Muhammedin’nebiyyi’l-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellem.
Okuma Usulü :
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.
Salat al-Tibbiyya
Okuma Usulü :
En az 7 defa ve en fazla günde 313 defa kendinize veya hastalara okunur
Salat al-Tibbiyya Budur
Allahümme salli a la seyyidina Muhammedin Tıbbel kulubu ve devaihe ve afiyetel ebdani ve şifaihe ve nurul ebsari ve dziyaihe ve a la elihi ve sahbihi ve sellem.
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Elif, Lâm, Mîm
Zâlikel kitâbu lâ reybe fîh(fîhi), huden lil muttekîn(muttekîne).
Ellezîne yu'minûne bil gaybi ve yukîmûnes salâte ve mimmâ razaknâhum yunfikûn(yunfikûne).
Vellezîne yu'minûne bi mâ unzile ileyke ve mâ unzile min kablik(kablike) ve bil âhireti hum yûkınûn(yûkınûne).
Ulâike alâ huden min rabbihim ve ulâike humul muflihûn(muflihûne).
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Lev enzelnâ hâzâlkurâne 'alâ cebelin leraeytehu haşi'an mutesaddi'an min haşyetillâh,
ve tilkel emsâlu nadribuhâ linnâsi leallehum yetefekkerûn.
Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ hu, âlimul gaybi veşşehâdeteh, huverrahmânurrahîm.
Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ hu,
elmelikul kuddûsusselâmul müminul muheyminul azîzul cebbârul mutekebbir,
subhânallâhi ammâ yuşrikûn.
Huvallâhul hâlikul bâriul musavviru lehul esmâul husnâ,
yüsebbihu lehu mâ fîssemâvâti vel ardi vehuvel azîzul hakîym.
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim.
Hasbünallahivenimelvekil,
Hasbünallahivenimelvekil,
Hasbünallahivenimelvekil,
Hasbünallahivenimelvekil,
Ni’mel Mevla ve ni’me’n nasîr, ğufrâneke rabbenâ ve ileykel masîr.
Ve mekerû ve mekarallâhu, vallâhu hayrul mâkirîn.
Ve mekerû ve mekarallâhu, vallâhu hayrul mâkirîn.
Ve mekerû ve mekarallâhu, vallâhu hayrul mâkirîn.
Bismillahirrahmanirrahim
Eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.
Bismillahirrahmânirrahîm
Eûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs.
Bismillahirrahmânirrahîm
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.
La Havle Vela Kuvvete İlla Billahil Aliyyil'Aziym
La Havle Vela Kuvvete İlla Billahil Aliyyil'Aziym
La Havle Vela Kuvvete İlla Billahil Aliyyil'Aziym.
Rabbic’alni mukimessalati ve min zürriyeti. Rabbena ve tekabbel dua. Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab.
Ülaikellezine hüm aleyhim salavatihim yuhafizun.
Ellezîne yu’minûne bil gaybi ve yukîmûnes salâte ve mimmâ razaknâhum yunfikûn.
Rabbenâ âtinâ min ledünke rahmeten ve heyyi’lenâ min emrinâ raşedâ.
Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard, rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ, subhâneke fekınâ azâben nâr.
Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fağfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr. Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr.
Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh
Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh
Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh.
Estağfirullahel Aziymu ve etübü ileyh
Estağfirullahel Aziymu ve etübü ileyh
Estağfirullahel Aziymu ve etübü ileyh.
Vallâhu gâlibun alâ emrihî ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemun.
Kâle mûsâ mâ ci’tum bihis sihr, innallâhe se yubtiluhu, innallâhe lâ yuslihu amelel mufsidîn.
Keteballâhu le aglibenne ene ve rusulîye, innallâhe kaviyyun azîz.
Rabbî enniy messeniyeş şeytanu binusbin ve azâba. Rabbî eûzübike min hemezâtiş şeyâtıyni ve eûzü bike rabbî en yahdurun.
Mâ terâ fî halkır rahmâni min tefâvut, ferciıl basara hel terâ min futûr. Summerciıl basara kerreteyni yenkalib ileykel basaru hâsien ve huve hasîr.
Ve in yekâdullezîne keferû le yuzlikûneke bi ebsârihim lemmâ semîûz zikra ve yekûlûne innehu le mecnûn. Ve ma huve illa zikrun lil alemiyn.
iSTiAZE 1 - VAĞFUANNE DUASI
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kafiriyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müşrikiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil münafikiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hasidiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil fasıkıyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hainiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kazibiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müfsidiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil müsrifiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil aduvviyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil sahiriyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil neffasatil ugadiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil mücrimiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil zalimiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil vahişiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna ales kavmis seyyietil müseyyi iyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil hıyalil küllü mütehayyilliyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alen kavmin nazerel hainiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil keşfel küfrül kaşifiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmiş şematati küllü şamitiyn,
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil amelil bahilliyn
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil gafelel El gafiliyn
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil amelil yüraun
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil acelel küllü muacciliyn
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmit tecavezel mütecaviziyn
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil inkarel münkiriyn
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil iftirael müfteriin
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmis seerigal müseerigun
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmin naakısel munkısun
vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmid deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.(Dad harfi sağ azı diş ile okunur)
vağfu anna vağfirlenaVerhamna ente mevlana fensurna alel kavmiş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad harfi sol azı diş ile okunur)
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.
iSTiAZE 2 - RABBENEFRIĞ DUASI
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil kafiriyn,
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil müşrikiyn,
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil münafikiyn,
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil hasidiyn,
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil fasıkıyn,
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil hainiyn,
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil kazibiyn,
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil müfsidiyn,
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil müsrifiyn,
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil aduvviyn,
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil sahiriyn,
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil neffasatil ugadiyn,
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil mücrimiyn,
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil zalimiyn,
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil vahişiyn,
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmis seyyietil müseyyi iyn,
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil hıyalil küllü mütehayyilliyn,
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmin nazerel hainiyn,
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil keşfel küfrül kaşifiyn,
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmiş şematati küllü şamitiyn,
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil amelil bahilliyn,
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil gafel El gafiliyn,
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil amelil yüraun,
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil acelel küllü muacciliyn,
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmit tecavezel mütecaviziyn,
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil inkarel münkiriyn
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmil iftirael müfteriin
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmis seerigal müseerigun
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmin naakısel munkısun
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmid kavmid deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.(Dad harfi sağ azı diş ile okunur)
Rabbena efriğ aleyna sabren ve sebbit akdamena ve ensurna alel kavmiş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad harfi sol azı diş ile okunur)
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.
iSTiAZE 3 - RABBENEFRIĞLENE ZÜNÜBENE VE iSRAFENE DUASI
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil kafiriyn,
Rabbenagfir lena zünubenave israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil müşrikiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil münafikiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil hasidiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil fasıkıyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil hainiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil kazibiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil müfsidiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil müsrifiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil aduvviyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil sahiriyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil neffasatil ukadiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil mücrimiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil zalimiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil vahişiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna ales seyyietil müseyyi iyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel hıyalil küllü mütehayyilliyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alen nazerel hainiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil keşfel küfrül kaşifiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmiş şematati küllü şamitiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil amelil bahilliyn
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil gafelel gafiliyn
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil amelil yüraun
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil acelel küllü muacciliyn
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil tecavezel mütecaviziyn
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil inkarel münkiriyn
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil iftirael müfteriin
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmis seerigal müseerigun
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmin naakısel munkısun
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmid deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.(Dad harfi sağ azı diş ile okunur)
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmiş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike en yahdzurun. (Dad harfi sol azı diş ile)
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.
FEFRUG DUASI
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Ya Rabbi innî lâ emliku illâ nefsî ve ehli ve zevci ve evladi ve benati ve ahî (ve uhti) ve ümmi (ve ebi) fefruk beynenâ ve beynel kavmil fâsikîn
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Kafiriyn.
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Müşrikiyn.
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Münafikiyn,
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Hasidiyn,
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Fasıkıyn,
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Hainiyin,
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Kazibiyn,
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Müfsidiyn,
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Müsrifiyn,
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Aduvviyn,
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Sahiriyn,
fefruk beynenâ ve beynel kavmil neffasatil ukadiyn,
fefruk beynenâ ve beynel kavmil mücrimiyn,
fefruk beynenâ ve beynel kavmiz Zalimiyn,
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Vahişiyn,
fefruk beynenâ ve beynel kavmil seyyietül müseyyi iyn,
fefruk beynenâ ve beynel kavmil Hıyalil külli mütehayyiliyn,
fefruk beynenâ ve beynel kavmil nazarel hainiyn,
fefruk beynenâ ve beynel kavmil kaşifiynes seyyiiyne,
fefruk beynenâ ve beynel kavmiş şematati küllü şamitiyn,
fefruk beynenâ ve beynel kavmil amelil bahilliyn,
fefruk beynenâ ve beynel kavmil gafel el gafiliyn,
fefruk beynenâ ve beynel kavmil amelil yüraun,
fefruk beynenâ ve beynel kavmil acelel külli muacciliyin,
fefruk beynenâ ve beynel kavmit tecavezel mütacaviziyn,
fefruk beynenâ ve beynel kavmil inkarel münkirun
fefruk beynenâ ve beynel kavmil iftirael müfteriin
fefruk beynenâ ve beynel kavmis seerigal müseerigun
fefruk beynenâ ve beynel kavmin naakıs el munkısun
fefruk beynenâ ve beynel kavmid deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.(Dad harfi sağ azı diş ile okunur)
fefruk beynenâ ve beynel kavmiş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad harfi sol azı diş ile okunur)
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.
VAHFIZ DUASI
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Allahümme vahfız li veli ehli veli habibi ve mahbubi ve ala elihim
vesahbihim. Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym. Vahfazhüm Cemian Ya Allah.
Allahümme vahfız Salati, ve zikri, ve ayeti, ve hadisi, ve kelimaati, ve
tekbiri, ve tahmidi, ve temcidi, ve tekbiri, ve tesbihi ve takdisi,
vesselami, vesselavati, veş şükri ve duai,
Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym. Vahfazhüm Cemian Ya Allah.
Allahümme vahfız beyti ve maali ve rızki ve hayvani, ve
nebati ve şeceri, ve eşyai, ve ragiybi, ves sayhi, ve nuri, ve dziyai, ve
nefesi, vemededü, ve taakati, ve kuvveti ve sıhhati, ve mederu ve
firaseti ve akli, ve dini ve peygamberi, vel imani, vel islami,
Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym. Vahfazhüm Cemian Ya Allah.
Allahümme vahfız esnânî sıhhiyeten sahîhaten kavviyeten metîneten ve dâimeten ve tavîlete-l emed.
Allahümme vahfız a’dâî ve izâmî sıhhiyeten sahîhaten kavviyeten metîneten ve dâimeten ve tavîlete-l emed.
Allahümme vahfız şa'rî sıhhiyeten sahîhaten kavviyeten metîneten ve dâimeten ve tavîlete-l emed.
Allahümme vahfız azâfîrî sıhhiyyeten sahîhaten kavviyyeten metîneten ve dâimeten ve tavîlete-l-emed.
Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym. Vahfazhüm Cemian Ya Allah.
Allahümme vahfız beyti,
Allahümme vahfız ehli,
Allahümme vahfız harati,
Allahümme vahfız cirani,
Allahümme vahfız karyeti,
Allahümme vahfız ehle karyeti,
Allahümme vahfız medineti,
Allahümme vahfız ehlel medineti,
Allahümme vahfız devleti ve vatanı,
Allahümme vahfız ehlel devleti,
Allahümme vahfız dini ve vatanı,
Allahümme vahfız ihvani fil-vatanı,
Allahümme vahfız dunyana,
Allahümme vahfız hayavanatina ve nebatatina ve eşcarana ve meadinina fid-dunya
Allahümme vahfız şemsena ve nizamena,
Allahümme vahfız cemîa ihvanina'l-mu'minîne vel-insaniyyete,
Allahümme vahfız kulle mezlumun ve yetîmin ve muhtacin,
Allahümme vahfızna ve ehlena vel-insaniyyete min kulli dâin ve belâin ve âfetin alimnâ minhâ ve mâ lem na'lem,
Allahumme ellif beyne kulûbina vec’al beynena mehabbeten ve rahmeten vahfezi’s-selâme vel-emne fil-ardı,
Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym, Vahfazhüm Cemian Ya Allah.
Allahümme vahfız ceddi ve ebii, ve ümmi ve eahaveyti, ve veledi, ve benati, vel üstazi, vel mürşidi,
vessaddiygi, ve ihvani, ve seyyidi ve şerifi, vel meleki, vel feleki,
veşşemsi vel kameri, vessemai velardzi ve ma beynahüma,
Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym. Vahfazhüm Cemian Ya Allah.
Allahümme vahfız seyyidina Muhammed Mustafa ve ala elihi vesahbihi ecmaiyn.
Allahümme vahfız seyyidina Adem.
Allahümme vahfız seyyidina ibrahim.
Allahümme vahfız seyyidina ismail.
Allahümme vahfız seyyidina ishak.
Allahümme vahfız seyyidina HIZIR.
Allahümme vahfız seyyidina Lokman.
Allahümme vahfız seyyidatina Meryem.
Allahümme vahfız seyyidina isa.
Allahümme vahfız seyyidina Cebrail.
Allahümme vahfız seyyidina Mikail.
Allahümme vahfız seyyidina israfil.
Allahümme vahfız seyyidina Azrail.
Allahümme vahfız seyyidetina Feryail.
Allahümme vahfız seyyidina Melekei Hameleyi Arş,
Allahümme vahfız seyyidina Münker Nekir,
Allahümme vahfız seyyidina Kiramen Katibiyn Meleklerim,
Allahümme vahfız seyyidina Hafaza Meleklerim,
Allahümme vahfız Cemi il Melaiketül Mukarrebun.
Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym. Vahfazhüm Cemian Ya Allah.
Allahümme vahfız Mehdiyyil Müntezar ve ala ealihim ve sahbihim ecmaiyn,
Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym. Vahfazhüm Cemian Ya Allah.
Allahümme vahfız seyyidina Hüseyin
Allahümme vahfız seyyidina Hasan
Allahümme vahfız seyyidetina Fatima
Allahümme vahfız seyyidina ve mevlana imam Ali
Allahümme vahfız seyyidina ve mevlana imam Osman bin avfan
Allahümme vahfız seyyidina ve mevlana imam ömer ibnul Hattab
Allahümme vahfız seyyidina ve mevlana imam Ebubekri Sıddıyg,
Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym. Vahfazhüm Cemian Ya Allah.
Allahümme vahfız zamani ve vakti ve seneti ve şehru, ve yevmi, ve
saati ve aani, Hıfzıhüma vehüvel aliyyul Aziym. Vahfazhüm Cemian Ya Allah.
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine
yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn.
Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemine
Fallâhu Hayrun Hâfizen ve Hüve Erhamur Râhimîn.
ZEMZEM DUASI
YAĞMUR VEYA KAR DUASI
Allâhümme innî es’elüke ilmen nâfian ve rızkan vâsian ve şifâen min külli dâin.
Allâhümme innî es’elüke ilmen nâfian ve rızkan vâsian ve şifâen min külli dâin.
Allâhümme innî es’elüke ilmen nâfian ve rızkan vâsian ve şifâen min külli dâin.
Allâhümme innî es’elüke kalben haşıen, hadzıen, zarien, ve aynen bakiyeten, ve bedenen sahihen, sabiren, ev yakinenen sadigen, bil hakkı sadien, ve tevbeten nasuhen ve lisanen zakiren, ve hamiden, ve imanen sahihen,ve ilmen nafian ve rızkan helalen tayyiben ve vesian, ve veleden ve binten salihan ve salihaten ve sahiben müvafigan, ve sinnen taviylen, fil hayri müşteğılen bil ibadeti haliseten, ve huligan hasenen, ve amelen salihan mütekabbelen, ve tevbeten makbuleten, ve dereceten rafiaten, ve ömreten müminen ev mümineten ve taiaten, (erkekler sadece müminen der Kadınlar ise mümineten der)
Allahümmecalni sa’yen meşkuren ve zenben mağfuren ve amelen makbulen ve ticareten len tebur. Sübhanekellahümme ve bihamdik. Eşhedü en la ilahe illa ent. esteğfirullahe ve etubu ileyk.
Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasulüh.
Allahümmecalni minttevvabiyne vel mütetahhiriyn.
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn.
ŞEMS - GÜNEŞ AÇMA DUASI
Veşşemsi ve duhahe
Vedduha velleyli iza seca
vel gameri iza telahe
vel benati takvahe
vel veledi ahyahe
vel üstazi vel mürşidi ihsahe
vel ümmi ve ebi müşefigan ve rahimen
vel ehaveyti sadigan
ves sadıygı sadigan
vel hayavanati sadigan ve itaeten
ven nebati şifaen ve bereketen
ve ilmen nafian ve firaseten
ve hilmen tevfikan
vel füyüzati vez ziyai şiddeten vel fariygan
ven neferi ve ceyşu fedaen
ves sancağı hilalen gariben veş şarkan vel merkezi kaviyyen
vel mederu kaviyyen ve süraten
veş Şemsi nevren ve münevveren.
SALAVATI KEBiR
Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali
Seyyidina Muhammed,
Allahumme salli ala seyyidina Ademe,
Allahumme salli ala seyyidina Şid,
Allahumme salli ala seyyidina idris,
Allahumme salli ala seyyidina Nuh, ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,
Allahumme salli ala seyyidina Hud,
Allahumme salli ala seyyidina Zülkarneyn,
Allahumme salli ala seyyidina Lokman,
Allahumme salli ala seyyidina Hızır,
Allahumme salli ala seyyidina ilyas,
Allahumme salli ala seyyidina Elyesa,
Allahumme salli ala seyyidina Zülkiful,
Allahumme salli ala seyyidina Hızkıl,
Allahumme salli ala seyyidina Şa ya,
Allahumme salli ala seyyidina Eyüb,
Allahumme salli ala seyyidina Üzeyir,
Allahumme salli ala seyyidina Salih,
Allahumme salli ala seyyidina Yunus,
Allahumme salli ala seyyidina Yuşa,
Allahumme salli ala seyyidina ibrahim, ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,
Allahumme salli ala seyyidina ismail,
Allahumme salli ala seyyidina ishak,
Allahumme salli ala seyyidina Lut,
Allahumme salli ala seyyidina Yakub,
Allahumme salli ala seyyidina Yusuf,
Allahumme salli ala seyyidina Bünyamin,
Allahumme salli ala seyyidina Davud, ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,
Allahumme salli ala seyyidina Süleyman,
Allahumme salli ala seyyidina Şuayb,
Allahumme salli ala seyyidina Harun,
Allahumme salli ala seyyidina Musa, ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,
Allahumme salli ala seyyidina irmiya,
Allahumme salli ala seyyidina Zekeriyya,
Allahumme salli ala seyyidina Yahya,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Meryem,
Allahumme salli ala seyyidina isa, ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,
Allahumme salli ala seyyidina isna aşere Havariyyun,
Allahumme salli ala seyyidina Yemleyha, mekseline, misline, mernuş, debernuş
sşazenuş, kefetatayyuş, Kıtmir,
Allahumme salli ala seyyidina Muhammed Mustafa ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,
Allahumme salli ala seyyidina Mehdiyyil Müntezar ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,
Allahumme salli ala seyyidina Remzi ve Yalçın- Samson
Allahumme salli ala seyyidina Ali Zeynel Abidiyn,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Zeyneb,
Allahumme salli ala seyyidina ve Mevlana imamül Hüseyin,
Allahumme salli ala seyyidina ve Mevlana imamül Hasan,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Fatimetüz Zehra,
Allahumme salli ala seyyidina ve Mevlana imamu Ali,
Allahumme salli ala seyyidina ve Mevlana imamu Osman bin Avfan,
Allahumme salli ala seyyidina ve Mevlana imamu Ömerul Hattab,
Allahumme salli ala seyyidina ve Mevlana imamu Ebubekru Sıddık,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Halimeyi Sadiye,
Allahumme salli ala seyyidina Muhammed Mustafa ve ala elihi ve sahbihi ecmaiyn,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Zeynep,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Rukiye,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Ümmü Gülsüm,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Fatimetüz Zehra,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Ayşei Saadıka,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Haticetül Kübra,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Meryem,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Safura,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Rabia,
Allahumme salli ala seyyidina Daniel,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Daniele,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Assiye,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Maşite,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Belkıs,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Züleyha,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Ra'le,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Hacer,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Sare,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Havva
Allahumme salli ala seyyidina Cemi il enbiyai velmürselin,
Allahumme salli ala seyyidina Cebrail,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Gabriela,
Allahumme salli ala seyyidina Mikail,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Michaela,
Allahumme salli ala seyyidina israfil,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Rafaella,
Allahumme salli ala seyyidina Azaril,
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Zara, Azra, Zaraelle
Allahumme salli ala seyyidetinesseyidete Feryail,
Allahumme salli ala seyyidina Ferruh,
Allahumme salli ala seyyidina Melekei Hameleyi Arş,
Allahumme salli ala seyyidina Münker Nekir,
Allahumme salli ala seyyidina Kiramen Katibiyn Meleklerim,
Allahumme salli ala seyyidina Hafaza Meleklerim,
Allahumme salli ala seyyidina Cemi il Melaiketül Mukarrebun.
velhamdülillahi Rabbel Alemiyn.
SALAVATI KASR
Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali Seyyidina Muhammed.
Allahumme salli ala seyyidina Ademe, seyyidina Nuh, seyyidina ibrahime, ismaile, ishaga Davude ve Süleymane, Zekeriya ve Yahya,Harun ve Musa ve isa ve Muhammed Mustafa ve ala elihi vesahbihi ecmaiyn.
ve sallu ala seyyidina Mehdiyil Müntezar ve ala elihi vesahbihi ecmaiyn.
Allahumme salli ala seyyidina Cemi il enbiyai velmürselin,
Allahumme salli ala seyyidina Cebrail, Mikail, israfil, Azaril, Feryail,
Allahumme salli ala seyyidina Melekei Hameleyi Arş,
Allahumme salli ala seyyidina Münker Nekir,
Allahumme salli ala seyyidina Kiramen Katibiyn Meleklerim,
Allahumme salli ala seyyidina Hafaza Meleklerim,
Allahumme salli ala seyyidina Cemi il Melaiketül Mukarrebun.
velhamdülillahi Rabbel Alemiyn.
Rabbena vetekabbel bi salavati, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib salavati birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.
YASiN SURESi
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Yasin
Vel kur'anil hakiym
İnneke le minel murseliyn
Ala sıratım müstekıym
Tenziylel aziyzir rahıym
Li tünzira kavmem ma ünzira abaühüm fehüm ğafilun
Le kad hakkal kavlü ala ekserihim fehüm la yü'minun
İnna cealna fı a'nakıhim ağlalen fe hiye ilel ezkani fehüm mukmehun
Ve cealna mim beyni eydihim seddev ve min halfihim sedden fe ağşeynahüm fehüm la yübsırun
Ve sevaün aleyhim e enzertehüm em lem tünzirhüm la yü'minun
İnnema tünziru menittebeaz zikra ve haşiyer rahmane bil ğayb* fe beşşirhü bi mağfirativ ve ecrin kerım
İnna nahnü nuhyil mevta ve nektübü ma kaddemu ve asarahüm* ve külle şey'in ahsaynahü fı imamim mübiyn
Yasin Suresinin Birinci Sayfası buraya kadar
Vadrib lehüm meselen ashabel karyeh* iz caehel murselun
İz erselna ileyhimüsneyni fe kezzebuhüma fe azzezna bi salisin fe kalu inna ileyküm murselun
Kalu ma entüm illa beşerum mislüna ve ma enzeler rahmanü min şey'in in entüm illa tekzibun
Kalu rabbüna ya'lemü inna ileyküm le murselun
Ve ma aleyna illel belağul mübın
Kalu inna tetayyarna biküm* leil lem tentehu le nercümenneküm ve le yemessenneküm minna azabün eliym
Kalu tairuküm meaküm* ein zükkirtüm* bel entüm kavmüm müsrifun
Ve cae min aksal medıneti racülüy yes'a kale ya kavmittebiul murseliyn
İttebiu mel la yes'elüküm ecrav vehüm mühtedun
Ve ma liye la a'büdüllezı fetaranı ve ileyhi türceun
E ettehızü min dunihı aliheten iy yüridnir rahmanü bi durril la tuğni annı şefaatühüm şey'ev ve la yünkızun
İnnı izel le fı dalalim mübın
İnnı amentü bi rabbiküm fesmeun
Kıyledhulil cenneh* kale ya leyte kavmı ya'lemun
Bima ğafera lı rabbı ve cealenı minel mükramiyn
Ve ma enzelna ala kavmihı mim ba'dihı min cündim mines semai ve ma künna münziliyn
İn kanet illa sayhatev vahıdeten fe iza hüm hamidun
Ya hasraten alel ıbad* ma yetiyhim mir rasulin illa kanu bihı yestehziun
Elem yerav kem ehlekna kablehüm minel kuruni ennehüm ileyhim hla yarciun
Ve in küllül lemma cemiy'ul ledeyna muhdarun
Ve ayetül lehümül erdul meyteh* ahyeynaha ve ahracna minha habben feminhü ye'külun
Ve cealna fiyha cennatim min nahıyliv ve a'nabiv ve feccerna fiyha minel uyun
Li ye'külu min semerihı ve ma amilethü eydiyhim* efela yeşkürun
Sübhanellezı halekal ezvace külleha mimma tümbitül erdu ve min enfüsihim ve mimma la ya'lemun
Ve ayetül lehümül leyl* neslehu minhün nehara fe iza hüm muslimun
Veş şemsü tecrı li müstekarril leha* zalike katdiyrul aziyzil aliym
Vel kamera kaddernahü menazile hatta ade kel urcunil kadiym
Leşşemsü yembeğıy leha en tüdrikel kamera velel leylü sabirun nehar* ve küllün fı felekiy yesbehun
Ve ayetül lehüm enna hamelna zürriyyetehüm fil fülkil meşhun
Ve halakna lehüm mim mislihı ma yarkebun
Ve in neşe' nuğrıkküm fela sariyha lehüm velahüm yünkazun
İlla rahmetem minna ve metean ila hıyn
Ve iza kıyle lehümütteku ma beyne eydıküm ve ma halfeküm lealleküm türhamun
Ve ma te'tiyhim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu'ridıyn
Ve iza kıyle lehüm enfiku mimma razekakümüllahü kalelleziyne keferu lilleziyne amenu e nut'ımü mel lev yeşaüllahü at'amehu in entüm illa fı dalalim mübın
Ve yekulune mete hazel va'dü in küntüm sadikıyn
Ma yenzurune illa sayhatev vahıdeten te'huzühüm vehüm yehıssımun
Fela yestetıy'une tevsıyetev ve la ila ehlihim yarciun
Ve nüfiha fis suri fe iza hüm minel ecdasi ila rabbihim yensilun
Kalu ya veylena mem beasena mim merkadina* haza ma veader rahmanü ve sadekal mursilun
İn kanet illa sayhatev vahıdeten feiza hüm cemiy'ul ledeyna muhdarun
Fel yevme la tuzlemü nefsün şey'ev vela tüczevne illa ma küntüm ta'melun
İnne ashabel cennetil yevme fı şüğulin fakihun
Hüm ve ezvacühüm fı zılalın alel eraiki müttekiun
Lehüm fiyha fakihetüv ve lehüm ma yeddeun
Selamün kavlem mir rabbir rahıym
Vemtazül yevme eyyühel mücrimun
Elem a'hed ileyküm ya benı ademe el la ta'büdüş şeytan* innehu leküm adüvvüm mübiyn
Ve enı'büduni* haza sıratum müstekıym
Ve lekad edalle minküm cibillen kesiyra* efelem tekunu ta'kılun
Hazihı cehennemülletı küntüm tuadun
Islevhel yevme bima küntüm tekfürun
El yevme nahtimü ala efvahihim ve tükellimüna eydıhim ve teşhedü ercülühüm bima kanu yeksibun
Velev neşaü letamesna ala a'yünihim festebekus sırata fe enna yübsırun
Velev neşaü le mesahnahüm ala mekanetihim femestetau mudiyyev ve la yarciun
Ve men nüammirhü nünekkishü fil halk* efela ya'kılun
Ve ma alemnahüş şı'ra ve ma yembeğıy leh* in hüve illa zikruv ve kur'anüm mübiyn
Li yünzira men kane hayyve ve yehıkkal kavlü alel kafirın
E ve lem yerav enna halakna lehüm mimma amilet eydına en'amen fehüm leha malikun
Ve zellelnaha lehüm fe minha rakubühüm ve minha ye'külun
Ve lehüm fiyha menafiu ve meşarib* efela yeşkürun
Vettehazu min dunillahi alihetel leallehüm yünsarun
La yestetıy'une nasrahüm vehüm lehüm cündüm muhdarun
Fela yahzünke kalühüm* inna na'lemü ma yüsirrune ve ma yu'linun
Evelem yeral insanü enna halaknahü min nutfetin fe iza hüve hasıymün mübın
Ve darabe lena meselev ve nesiye halkah* kale mey yuhyil ızame ve hiye ramım
Kul yuhyıhellezı enşeeha evvele merrah* ve hüve bi külli halkın alım
Ellezı ceale leküm mineş şeceril ahdari naran fe iza entüm minhü tukıdun
Eveleysellezı halekas semavati vel erda bi kadirin ala ey yahlüka mislehüm* bela ve hüvel hallakul alım
İnnema emruhu iza erade şey'en ey yekule lehu kün fe yekun
Fe sübhanellezı bi yedihı melekutü külli şey'iv ve ileyhi türceun.
Fetih Suresi
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
İnna fetahna leke fetham mübına
Li yağfira lekellahü ma tekaddeme min zembike ve ma teahhara ve yütimme nı'metehu aleyke ve yehdiyeke sıratam müstekıyma
Ve yensurakellahü nasran azıza
Hüvellezı enzeles sekınete fı kulubil mü'minıne li yezdadu imanem mea ımanihim ve lillahi cünudüs semavati vel ard ve kanellahü alımen hakıma
Li yüdhılel mü'minıne vel mü'minati cennatin tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha ve yükeffira anhüm seyyiatihim ve kane zalike ındellahi fevzen azıyma
Ve yüazzibel münafikıyne vel münafikati vel müşrikıne vel müşrikatiz zannıne billahi zannez sev' aleyhim dairatüs sev' ve ğadıbellahü aleyhim ve leanehüm ve eadde lehüm cehennem ve saet masıyra
Ve lillahi cünudüs semavati vel ard ve kanellahü azızen hakıma
İnna erselnake şahidev ve mübeşşirav ve nezıra
Li tü'minu billahi ve rasulihi ve tüazziruhu ve tuvekkiruh ve tusebbihuhu bükreten ve ezıyla
İnnellezıne yübayiuneke innema yübayiunellah yedüllahi fevka eydıhim fe men nekese fe innema yenküsü ala nefsih ve men evfa bi ma ahede aleyhüllahe fe se yü'tıhi ecran azıyma
Se yekulü lekel mühallefune minel a'rabi şeğaletna emvalüna ve ehluna festağfir lena yekulune bi elsinetihim ma leyse fi kulubihim Kul fe mey yemlikü leküm minellahi şey'en in erade biküm darran ev erade biküm nefa bel kanellahü bima ta'melune habıra
Bel zanentüm el ley yenkaliber rasulü vel mü'minune ila ehlıhim ebedev ve züyyine zalike fı kulubiküm ve zanentüm zannes sev' ve küntüm kavmen bura
Ve mel lem yü mim billahi ve rasulihı fe inna a'tedna lil kafirıne seıyra
Ve lillahi mülküs semavati vel ard yağfiru li mey yeşaü ve yüazzibü mey yeşa' ve kanellahü ğafurar rahıyma
Se yekulül mühallefune izen talaktüm ila meğanime li te'huzuha zeruna nettebı'küm yürıdune ey yübeddilu kelamellah kul len tettebiuna kezaliküm kalellahü min kabl fe se yekulune bel tahsüdunena bel kanu la yefkahune illa kalıla
Kul lil muhallefıne minel a'rabi se tüd'avne ila kavmin ülı be'sin şedıdin tükatilunehüm ev yüslimun fe in tütıy'u yü'tikümüllahü ecran hasena ve in tetevellev kema tevelleytüm min kablü yüazzibküm azaben elıma
Leyse alel a'ma haracüv ve la alel a'raci haracüv ve la alel meriydı harac ve mey yütıılahe ve rasulehu yüdhılhü cennatin tecrı min tahtihel enhar ve mey yetevelle yüazzibhü azaben elıma
Le kad radıyallahü anil mü'minıne iz yübayiuneke tahteş şecerati fe alime ma fı kulubihim fe enzeles sekınete aleyhim ve esabehüm fethan karıba
Ve meğanime kesiraten ye huzuneha ve kânallahü aziyzen hakiyma
Ve adekümüllahü meğanime kesiraten te'huzuneha fe accele leküm hazihı ve keffe eydiyen nasi anküm ve li tekune ayetel lil mü'minıne ve yehdiyeküm sıratam müstekıyma
Ve uhra lem takdiru aleyha kad ehatallahü biha ve kanellahü ala külli şey'in kadıra
Ve lev katelekümüllezıne keferu le vellevül edbara sümme la yecidune veliyyev ve la nesıyra
Sünnetellahilletı kad halet min kabl Ve len tecide li sünnetillahi tebdıla
Ve hüvellezı keffe eydiyehüm anküm ve eydiyeküm anhüm bi batni mekkete mim ba'di en azferaküm aleyhim ve kanellahü bi ma ta'melune basıyra
Hümüllezıne keferu ve sadduküm anil mescidil harami vel hedye ma'kufen ey yeblüğa mehılleh ve lev la ricalüm mü'minune ve nisaüm mü'minatül lem ta'lemuhüm en tetauhüm fe tüsıybeküm minhüm mearratüm bi ğayri ılm li yüdhılellahü fı rahmetihı mey yeşa' lev tezeyyelu le azzebnellezıne keferu minhüm azaben elıma
İz cealellezıne keferu fi kulubihimül hamiyyete hameyyetel cahiliyyeti fe enzelellahü sekınetehu ala rasulihi ve alel mü'minıne ve elzemehüm kelimetet takva ve kanu ehakka biha ve ehleha ve kanellahü bi külli şey'in alıma
Le kad sadekallahü rasulehür ru'ya bil hakk le tedhulünnel mescidel harame in şaellahü aminıne muhallikıyne ruuseküm ve mükassıriyne la tehafun fe alime ma lem ta'lemu fe ceale min duni zalike fethan karıba
Hüvellezı ersele rasulehu bil hüda ve dınil hakkı li yuzhirahu aled dıni küllih Ve kefa billahi şehıda
Muhammedür rasulüllah vellezıne meahu eşiddaü alel küffari ruhamaü beynehüm terahüm rukkean süccedey yebteğune fadlem minellahi ve rıdvana sımahüm fı vücuhihim min eseris sücud zalike meselühüm fit tevrati ve meselühüm fil incıl ke zer'ın ahrace şat'ehu fe azerahu festağleza festeva ala sukıhı yu'cibüz zürraa li yeğıyza bihimül küffar veadellahüllezıne amenu ve amilus salihati minhüm mağfiratev ve ecran azıyma
Rahman Suresi
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Er rahman
Alleme lkur'ane
Halekal insane
Allemehul beyan
Eş şemsu vel kameru bi husban
Ven necmu veş şeceru yescudan
Ves semae rafeaha ve vedaal mizan
Ella tatğav fil mizan
Ve ekıymul vezne bil kıstı ve la tuhsirul mizan
Vel erda vedaaha lil enam
Fiha fakihetuv ven nahlu zatul ekmani
Vel habbu zul asfi ver rayhan
Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani
Halekal'insane min salsalin kelfahhari
Ve hale kalcanne min maricin min narin
Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani
Rabbulmeşrikayni ve rabbulmağribeyni
Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani
Mereclbahreyni yeltekıyani
Beynehuma berzahun la yebğıyani
Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani
Yahrucu minhumellu'lu velmercanu
Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani
Ve lehulcevarilmunşeatu fiylbahri kela'lami
Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani
Kullu men 'aleyha famin
Ve yebka vechu rabbike zulcelali vel'ikrami
Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani
Yes'eluhu men fiyssemavati vel'ardı kulle yevmin huve fiy şe'nin
Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani
Senefruğu lekum eyyuhessekaleni
Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani
Ya ma'şerelcinni vel'insi inisteta'tum en tenfusu min aktarissemavati vel'ardı fenfuzu la tenfizune illa bisultanin
Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani
Yurselu 'aleykuma şuvazun min narin ve nuhasun fela tentesırani
Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani
Feizenşakkatesissemau fekanet verdeten keddihani
Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani
Feyevmeizin la yus'elu 'an zenbihi insun vela cannun
Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani
Yu'refulmucrimune bisiymahum feyu'hazu binnevasıy vel'akdami
Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani
Hazihi cehennemulletiy yukezzibu bihelmucrimune
Yetufune beyneha ve beyne hamiymin anin
Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani
Ve limen hafe mekame rabbihi cennetani
Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani
Zevata efnanin
Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani
Fiyhima 'aynani tecriyani
Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani
Fiyhima min kulli fakihetin zevcani
Febieyyi alai rabbikuma tukezziban
Muttekiiyne ala furuşim betainuha min istebrak ve cenel cenneteyni dan
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban
Fihinne kasıratut tarfi lem yatmishunne insun kablehum ve la can
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban
Ke ennehunnel yakıtı vel mercan
Fe be eyyi alai rabbikuma tukezziban
Hel cezaul ıhsani illel ihsan
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban
Ve min dunihima cennetan
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban
Mudhammetan
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban
Fihima aynani neddahatan
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban
Fihima fakihetuv ve nahluv ve rumman
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban
Fihinne hayratun hısan
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban
Hurum maksuratun fil hıyam
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban
Lem yatmishunne insun kablehum ve la can
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban
Muttekiiyne ala rafrafin hudriv ve abkariyyin hısan
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban
Tebarakesmu rabbike zil celali vel ikram
Mülk Suresi Tebareke
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Tebarekelleziy biyedihilmulku ve huve 'ala kulli şey'in kadiyrun
Elleziy halekalmevte velhayate liyebluvekum eyyukum ahsenu 'amelen ve huvel'aziyzulğafuru
Elleziy haleka seb'a semavatin tıbakan ma tera fiy halkırrahmani min tefavutin ferci'ılbasare hel tera min futurin
Summerci'ılbasare kerreteyni yenkalib ileykelbesaru hasien ve huve hasiyrun
Ve lekad zeyyennessemaeddunya bimesabiyha ve ce'alnaha rucumen lişşeyatıyni ve a'tedna lehum 'azabesse'ıyri
Ve lilleziyne keferu birabbihim 'azabu cehenneme ve bi'selmasıyru
İza ulku fiyha semi'u leha şehiykan ve hiye tefuru
Tekadu temeyyezu minelğayzı kullema ulkıye fiyha fevcun seelehum hazenetuha elem yet'kum neziyrun
Kalu bela kad caena neziyrun fekezzebna ve kulna ma nezzelellahü min şey'in in entüm illa fiy dalalin kebiyrin
Ve kalu lev kunna nesme'u ev na'kılu ma kunna fiy ashabisse'ıyri
Fa'teref'u bizenbihim fesuhkan liashabisse'ıyri
İnnelleziyne yahşevne rabbehum bilğaybi lehum mağfiretun ve ecrun kebiyrun
Ve esirru kavlekum evicheru bihi innehu 'aliymun bizatissuduri
Ela ya'lemu men haleka ve huvelletıyfulhabiyru
Huvelleziy ce'ale lekumul'arda zelulen femşu fiy menakibiha ve kulu min rizkıhi ve ileyhinnuşuru
Eemintum men fiyssemai en yahsife bikumul'arda feiza hiye temuru
Em emintum men fiyssemai en yursile 'aleykum hasıben feseta'lemune keyfe neziyri
Ve lekad kezzebilleziyne min kablihim fekeyfe kane nekiyri
Evelem yerev ilettayri fevkahum saffatin ve yakbıdne ma yumsikuhunne illerrahmanu innehu bikulli şey'in basıyrun
Emmen hazelleziy huve cundun lekum yansurukum min dunirrahmani inilkafirune illa fiy ğururin
Emmen hazelleziy yerzukukum in emseke rizkahu bel leccu fiy 'utuvvin ve nufurin
Efemen yemşiy mukibben 'ala vechihi ehda emmen yemşiy seviyyen 'ala sıratın mustekıymin
Kul huvelleziy enşeekum ve ce'ale lekumussem'a vel'ebsare vel'ef'idete kaliylen ma teşkurune
Kul huvelleziy zereekum fiyl'ardı ve ileyhi tuhşerune
Ve yekulune meta hazelva'du in kuntum sadikıyne
Kul innemel'ılmu 'ındallahi ve innema ene neziyrun mubiynun
Felemma reevhu zulfeten siy-et vucuhulleziyne keferu ve kıyle hazelleziy kuntum bihi tedde'une
Kul ereeytum in ehlekeniyallahu ve men me'ıye ev rahımena femen yuciyrulkafiriyne min 'azabin eliymin
Kul huverrahmanu amenna bihi ve 'aleyhi tevekkelna feseta'lemune men huve fiy dalalin mubiynin
Kul ereeytum in asbeha maukum ğavren femen ye'tiykum bimain me'ıynin
Nebe Suresi Amme
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Amme yetesaelune
Aninnebeil'azıymi
Elleziy hum fiyhi muhtelifune
Kella seya'lemune
Sümme kella seya'lemune
Elem nec'alil'arda mihaden
Velcibale evtaden
Ve halaknakum ezvacen
Ve ce'alna nevmekum subaten
Ve ce'alnelleyle libasen
Ve ce'alnennehare me'aşen
Ve beneyna fevkakum seb'an şidaden
Ve ce'alna siracen vehhacen
Ve enzelna minelmu'sırati maen seccacen
Linuhrice bihi habben ve nebaten
Ve cennatin elfafen
İnne yevmelfasli kane miykaten
Yevme yunfehu fiyssuri fete'tune efvacen
Ve futihatissemau fekanet ebvaben
Ve suyyiretilcibalu fekanet seraben
İnne cehenneme kanet mirsaden
Littağıyne meaben
Labisiyne fiyha ahkaben
La yezukune fiyha berden ve la şeraben
İlla hamiymen ve ğassakan
Cezaen vifakan
İnnehum kanu la yercune hısaben
Ve kezzebu biayatina kizzaben
Ve kulle şey'in ahsaynahü kitaben
Fezuku felen neziydekum illa 'azaben
İnne lilmuttekıyne mefazen
Hadaika ve a'naben
Ve keva'ıbe etraben
Ve ke'sen dihakan
La yesme'une fiyha lağven ve la kizzaben
Cezaen min rabbike 'ataen hısaben
Rabbissemavati vel'ardı ve ma beynehumerrahmani la yemlikune minhu hıtaben
Yevme yekumurruhu velmelaiketu saffen la yetekellemune illa men ezine lehurrahmanu ve kale savaben
Zalikelyevmulhakku femen şaettehaze ila rabbihi meaben
İnna enzernakum 'azaben kariyben yevme yenzurulmer'u ma kaddemet yedahu ve yekululkafiru ya leyteniy kuntu turaben
Cuma Suresi
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Yesebbihu lillahi ma fiyssemavati ve ma fiyl'ardıl elmelikilkuddusil-'aziyzilhakiymi.
Huvelleziy be'ase fiyl'ummiyyiyne resulen minhum yetlu 'aleyhim ayatihi ve yuzekkiyhim ve yu'allimuhumulkitabe velhıkmete ve inkanu min kablu lefiy dalalin mubiynin.
Ve ahariyne minhum lemma yelhaku bihim ve huvel'aziyzulhakiymu.
Zalike fadlullahi yu'tiyhi men yeşa'u vallahu zulfadlil'azıymi.
Meselulleziyne hummiluttevrate summe lem yahmiluha kemeselilhımari yahmilu esfaren bi'se meselulkavmilleziyne kezzebu biayatillahi vallahu la yehdiylkavmezzalimiyne.
Kul ya eyyuhelleziyne hadu in ze'amtum ennekum evliyau lillahi min duninnasi fetemennevulmevte in kuntum sadikıyne.
Ve la yetemennevnehu ebeden bima kaddemet eydiyhim vallahu 'aliymun bizzalimiyne.
Kul innelmevtelleziy tefirrune minhu feinnehu mulakıykum summe tureddune ila 'alimilğaybi veşşehadeti feyunebiiukum bima kuntum ta'melune.
Ya eyyuhelleziyne amenu iza nudiye lissalati min yevmilcumu'ati fes'av ila zikrillahi ve zerulbey'a zalikum hayrun lekum in kuntum ta'lemune.
Feiza kudıyetissalatu fenteşiru fiyl'ardı vebteğu min fadlillahi vezkurullahe kesiyren le'allekum tuflihune.
Ve iza reev ticareten ev lehveninfaddu ileyha ve terekuke kaimen kul ma 'ındallahi hayrun millehvi ve minetticareti vallahu hayrurrazikıyne.
Bakara Suresi 153 ile 157 . Ayetler
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Yâ eyyuhâllezîne âmenustainû bis sabri ves salâti, innallâhe meas sâbirîn
Ve lâ tekûlû li men yuktelu fî sebîlillâhi emvât, bel ahyâun ve lâkin lâ teş’urûn
Ve le nebluvennekum bi şey’in minel havfi vel cûi ve naksın minel emvâli vel enfusi ves semerât, ve beşşiris sâbirîn
Ellezîne izâ esâbethum musîbetun, kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn
Ulâike aleyhim salâvâtun min rabbihim ve rahmetun ve ulâike humul muhtedûn
Bakara Suresi 18. Ayet
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Summun bukmun umyun fe hum la yerciun.
Fecr Suresi 27. 28. 29. 30. Ayetler
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Ya eyyetühannefsul mutmeinneh. irci i ila rabbiki radziyeten merdziyyeh
Fedhuli fi ibadi, Vedhuli cenneti.
Şems Suresi
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Veşşemsi ve duhaha.
Velkameri iza tekvaha.
Vennehari iza cellaha.
Velleyli iza yağşaha.
Vessmai ve ma benaha.
Vel'ardzı ve ma tahaha.
Ve nefsin ve ma sevvaha.
Feelhemeha fücureha ve takvaha.
Kad efleha men zekkaha.
Ve kad habe men dessaha.
Kezzebet semudü bitağvaha.
İzinbe'ase eşkaha.
Fekale lehüm resulullahi nakatallahi ve sukyaha.
Fekezzebuhü fe'akaruha fedemdeme aleyhim rabbühüm bizenbihim fesevvaha.
Ve la yehafi ukbaha.
Zilzâl Suresi
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
İza zülziletil erdu zilzaleha
Ve ahracetilerdu eskaleha
Ve kalel insanü ma leha
Yevmeizin tühaddisü ahbaraha
Bienne rabbeke evha leha
Yevmeiziy yasdürun nasü eştatel li yürav a'malehüm
Fe mey ya'mel miskale zerratin hayray yerah
Ve mey ya'mel miskale zerratin şerray yerah
AYETEL KÜRSİ BAKARA Suresi Âyet - 255
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.
Haşr Suresi Son Ayetleri Levenzelna veya Hüvallahüllezi (21 ile 24. Ayetler)
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Lev enzelnâ hâzâlkurâne 'alâ cebelin leraeytehu haşi'an mutesaddi'an min haşyetillâh,
ve tilkel emsâlu nadribuhâ linnâsi leallehum yetefekkerûn.
Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ hu, âlimul gaybi veşşehâdeteh, huverrahmânurrahîm.
Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ hu,
elmelikul kuddûsusselâmul müminul muheyminul azîzul cebbârul mutekebbir,
subhânallâhi ammâ yuşrikûn.
Huvallâhul hâlikul bâriul musavviru lehul esmâul husnâ,
yüsebbihu lehu mâ fîssemâvâti vel ardi vehuvel azîzul hakîym.
Tarık Suresi
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Vessemai vettarikı
Ve ma edrake mettariku
Ennecmüssakıbü
İn küllü nefsin lemma 'aleyha hafizun
Felyenzuril'insanü mimme hulika
Hulika min main dafikın
Yahrücü min beynissulbi vetteraibi
İnnehu 'ala rec'ıhı lekadirün
Yevme tüblesserairü
Fema lehu min kuvvetin ve la nasırin
Vessemai zatirrec'ı
Vel'ardı zatissad'ı
İnnehu likavlün faslün
Ve ma hüve bilhezli
İnnehüm yekiydune keyden
Ve ekiydü keyden
Femehhililkafiriyne emhilhüm rüveyden
Duha Suresi
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Vedduha
Velleyli iza seca
Ma vedde'ake rabbüke ve ma kala
Ve lel'ahıretü hayrün leke minel'ula
Ve lesevfe yu'tıyke rabbüke feterda
Elem yecidke yetiymen feava
Ve vecedeke dallen feheda
Ve vecedeke 'ailen feağna
Femmel yetiyme fela takher
Ve emmessaile fela tenher
Ve emma binı'meti rabbike fehaddis
inşirah Suresi
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmanirrahim
E lem neşrah leke sadrek. Ve veda‘ nâ anke vizrek. Ellezî enkadza zahrek. Ve refa’nâ leke zikrek. Fe inne maal usri yüsran. İnne maal usri yüsrâ. Fe izâ ferağte fensab. Ve ilâ rabbike fergab.
Vettin - Tin Suresi
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Vettiyni vezzeytuni
Ve turi siyniyne
Ve hazelbeledil'emiyni
Lekad halaknel'insane fiy ahseni takviymin
Sümme redednahü esfele safiliyne
İnnelleziyne amenu ve amilussalihati felehum ecrun gayru memnuun
Fema yukezzibuke ba'du biddiin,
Eleysallahu bi ahkemil hakimiyn
Kadir Suresi
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
İnnâ enzelnâhu fî leyletil kadr
Ve mâ edrâke mâ leyletul kadr
Leyletul kadri hayrun min elfi şehr
Tenezzelul melâiketu ver rûhu fîhâ bi izni rabbihim min kulli emrin
Selâmun, hiye hattâ matlaıl fecr
Tekasür Suresi
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Elhakümüt tekasür
Hatta zürtümülmekabir
Kella sevfe ta'lemun
Sümme kella sevfe ta'lemun
Kella lev ta'lemune ılmel yekıyn
Le teravünnelcehıym
Sümme leteravünneha aynelyakıyn
Sümme le tüs'elünne yevmeizin anin neıym
Asr Suresi
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Vel asr
İnnel insane le fi husr
İllellezıne amenu ve amilus salihati ve tevasav bil hakkı ve tevasav bis sabr
NAMAZ SURELERi
Fil Suresi
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Elem tera keyfe fe’ale rabbuke biashâbilfîl. Elem yec’al keydehum fî tadlîl. Ve ersele aleyhim tayran ebâbîl. Termîhim bihicâratin min siccîl. Fece’alehum ke’asfin me’kûl.
Kureyş Suresi
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Li’î lâfi Kurayş’in. Îlâfihim rihleteşşitâi vessayf. Felya’budû rabbe hâzelbeyt. Ellezî et’amehum min cû’in ve âmenehum min havf.
Maun Suresi
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Era’eytellezî yukezzibu biddîn. Fezâlikellezî, yedu’ulyetîm. Ve lâ yehuddu alâ ta’âmilmiskîn. Feveylun lilmusallîn. Ellezîne hum an salâtihim sâhûn. Ellezîne hum yurâûne. Ve yemne’ûnelmâ’ûn.
Kevser Suresi
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
İnnâ a’taynâkelkevser. Fesalli lirabbike venhar. İnne şânieke huvel’ebter.
Kafirun Suresi
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Yâ eyyuhel kâfirûn. Lâ a’budu mâ ta’budûn. Ve lâ entum âbidûne mâ a’bud. Ve lâ ene âbidun mâ abedtum. Ve lâ entum âbidûne mâ a’bud. Lekum dînukum veliye dîn.
Nasr Suresi
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
İzâ câe nasrullahi velfeth. Ve raeytennâse yedhulûne fî dinillâhi efvâcâ. Fesebbih bihamdi rabbike vestağfirh. İnnehû kâne tevvâbâ.
Tebbet Suresi
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Tebbet yedâ ebî lehebin ve tebb. Mâ eğnâ anhu mâluhû ve mâ keseb. Seyeslâ nâren zâte leheb. Vemraetuhû hammâletelhatab. Fî cî dihâ hablun min mesed.
ihlas Suresi
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.
MUAVEZETEYN
Felak Suresi
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
E’ûzu birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğasikın izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.
Nas Suresi
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
E’ûzu birabbinnâsi. Melikinnâsi. İlâhinnâs. Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yuvesvisu fî sudûrinnâsi. Minelcinneti vennâs.
Bakara Suresi ilk 5 Ayeti
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Elif, Lâm, Mîm
Zâlikel kitâbu lâ reybe fîh, huden lil muttekîn.
Ellezîne yu'minûne bil gaybi ve yukîmûnes salâte ve mimmâ razaknâhum yunfikûn.
Vellezîne yu'minûne bi mâ unzile ileyke ve mâ unzile min kablik ve bil âhireti hum yûkınûn.
Ulâike alâ huden min rabbihim ve ulâike humul muflihûn.
VAKIA SURESi
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
İza veka'atilvaki'atu.
Leyse livak'atiha kazibetun.
Hafıdatun rafi'tun.
İza ruccetil'ardu reccen.
Ve bussetilcibalu bessen.
Ve fekanet hebaen munbessen.
Ve kuntum ezvacen selaseten.
Feashabulmeymeneti ma ashaulmeymeneti.
Ve ashabulmeş'emeti ma ashabulmeş'emeti.
Vessabikunessabikune.
Ulaikelmukarrabune.
Fiy cennatin na'ıymi.
Sulletun minel'evveliyne.
Ve kaliylun minel'ahıriyne.
'ala sururin medunetun.
Muttekiiyne 'aleyha mutekabiliyne.
Yetufu 'aleyhim veldanun muhalledune.
Biekvabin ve ebariyka ve ke'sin min ma'ıynin.
La yusadda'une 'anha ve la yunzifune.
Ve fakihetin mimma yetehayyerune.
Ve lahmi tayrin mimma yeştehune.
Ve hurun 'ıynun.
Keemsalillu'luilmeknuni.
Cezaen bima kanu ya'melune.
La yesme'une fiyha lağven ve la te'siymen.
İlla kıylen selamen selamen.
Ve ashabulyemiyni ma ashabulyemiyni.
Fiy sidrin mahdudin.
Ve talhın mendudin.
Ve zıllin memdudin.
Ve main meskubin.
Ve fakihetin kesiyretin.
La maktu'atin ve la memnu'atin.
Ve furuşin merfu'atin.
İnna enşe'nahunne inşaen.
Fece'alnahunne ebkaren.
'Uruben etraben.
Liashabilyemiyni.
Sulletun minel'evveliyne.
Ve sulletun minelahiriyne.
Ve ashabuşşimali ma ishabuşşimali.
Fiy semumin ve hamiymin.
Ve zıllin min yahmumin.
La baridin ve la keriymin.
İnnehum kanu kable zalike mutrefiyne.
Ve kanu yusırrune 'alelhınsil'azıymi.
Ve kanu yekulune eiza mitna ve kunna turaben ve 'ızamen einne lemeb'usune.
Eve abaunel'evvelune.
Kul innel'evveliyne vel'ahıriyne.
Lemecmu'une ila miykati yevmin ma'lumin.
Summe innekum eyyuheddallunelmukezzibune.
Leakilune min şecerin min zakkumin.
Femaliune minhelbutune.
Feşaribune 'aleyhi minelhamiymi.
Feşaribune şurbelhiymi.
Haza nuzuluhum yevmeddiyni.
Nahnu halaknakum felevla tusaddikune.
Efereeytum ma tumnune.
Eentum tahlukunehu em nahnulhalikune.
Nahnu kadderna beynekumulmevte ve ma nahnu bimesbukıyne.
'Ala en nubeddile emsalekum ve nunşiekum fiy ma la ta'lemune.
Ve lekad 'alimtumunneş'etel'ula felevla tezekkerune.
Efereeytum ma tahrusune.
Eeentum tezre'unehu em nahnuzzari'une.
Lev neşa'u lece'alnahu hutamen fezaltum tefekkehune.
İnna lemuğremune.
Bel nahnu mahrumune.
Efereeytumulmaelleziy teşrebune.
Eentum enzeltumuhu minelmizni em nahnulmunzilune.
Lev neşa'u ce'alnahu ucacen felevla teşkurune.
Efereeytumunnarelletiy turune.
Eentum enşe'tum şecereteha em nahnul munşiune.
Nahnu ce'alnaha tezkireten ve meta'an lilmukviyne.
Fesibbıh bismi rabbikel'azıymi.
Fela uksimu bimevakı'ınnnucumi.
Ve innehu lekasemun lev ta'lemune 'azıymun.
İnnehu lekur'anun keriymun.
Fiy kitamin meknunin.
Lya yemessuhu illelmutahherune.
Tenziylun min rabbil'alemiyne.
Efebihazelhadiysi entum mudhinune.
Ve tec'alune rizkakum ennekum tukezzibune.
Felevla iza beleğatilhulkume.
Ve entum hıyneizin tenzurune.
Ve nahnu akrebu ileyhi minkum ve lakin la tubsırune.
Felevla in kuntum ğayre mediyniyne.
Terci'uneha in kuntum sadikıyne.
Feemma in kane minelmukarrebiyne.
Feravhun ve reyhanun ve cennetu na'ıymin.
Ve emma in kane min ashabilyemiyni.
Feselamun leke min ashabilyemiyni.
Ve emma in kane minelmukezzibiyneddalliyne.
Fenuzulun min hamiymin.
Ve tasliyetu cahıymin.
İnne haza lehuve hakkulyakıyni.
Fesebbih bismi rabbikel'azıymi.
SAFF SURESi
SAFF SURESi
سورة الصف
Saff Suresi Türkçe Okunuşu
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Sebbeha lillahi ma fiyssemavati ve ma fiyl'ardı ve huvel'aziyzulhakiymu.
Ya eyyuhelleziyne amenu lime tekulune ma la tef'alune.
Kebure makten 'ındallahi en tekulu ma la tef'alune.
İnnallahe yuhıbbulleziyne yukatilune fiy sebiylihi saffen keennehum bunyanun mersusun.
Ve iz kale musa likavmihi ya kavmi lime tu'zuneniy ve kad ta'lemune enniy resulullahi ileykum felemma zağu ezağallahu kulubehum vallahu la yehdiylkavmelfasikıyne.
Ve iz kale 'ıysebnu meryeme ya beniy israiyle inniy resulullahi ileykum musaddikan lima beyne yedeyye minettevrati ve mubeşşiren biresulin ye'tiy min ba'diy-ismuhu ahmedu felemma caehum bilbeyyinati kalu haza sıhrun mubiynun.
Ve men azlenu mimmeniftera 'alellahilkezibe ve huve yud'a ilel'islami vallahu la yehdiylkavmezzalimiyne.
Yuriydune liyutfiu nurallahi biefvahihim vallahu mutimmu nurihi velev kerihelkafirune.
Huvelleziy ersele resulehu bilhuda ve diynilhakkı liyuzhirehu 'aleddiyni kullihi velev kerihelmuşrikune.
Ya eyyuhelleziyne amenu hel edullukum 'ala ticaretin tunciykum min 'azabin eliymin.
Tu'minune billahi ve resulihi ve tucahidune fiy sebiylillahi biemvalikum ve enfusikum zalikum hayrun lekum in kuntum ta'lemune.
Yağfir lekum zunubekum ve yudhılkum cennatin tecriy min tahtihel'enharu ve mesakine tayyibeten fiy cennati 'adnin zalikelfevzul'azıymu.
Ve uhra tuhıbbuneha nasrun minallahi ve fethun kariybun ve beşşirilmu'miniyne.
Ya eyyuhelleziyne amenu kunu ensarallahi kema kale 'ıysebnu meryeme lilhavariyyiyne men ensariy ilellahi kalelhavariyyune nahnu ensarullahi feamenet taifetun min benuy israiyle ve keferet taifetun feeyyednelleziyne amenu 'ala 'aduvyihim feasbehu zahiriyne.
Bismillâhirrahmanirrahim
Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.
Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.
Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.
Euzübillahimineşşeytanirracim
Bismillâhirrahmanirrahim
Elhamdu lillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budu ve iyyâke neste’în, İhdinessırâtel mustakîm. Sırâtellezine en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.
Allahım, azabından affına, gazabından mağfiretine sığınırım, Senden, yine Sana iltica ederim.
Allahım, azabından affına, gazabından mağfiretine sığınırım, Senden, yine Sana iltica ederim.
Allahım, azabından affına, gazabından mağfiretine sığınırım, Senden, yine Sana iltica ederim.
Hışmından Yine Sana Sığınırım.
Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh,
Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh,
Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh.
Estağfirullahel Aziymu ve etübü ileyh,
Estağfirullahel Aziymu ve etübü ileyh,
Estağfirullahel Aziymu ve etübü ileyh.
iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,
iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,
iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,
iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,
iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,
iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,
iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,
iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,
iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,
iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,
iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,
iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,
iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,
iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,
iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,
iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,
iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,
iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,
iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,
iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn,
iyyakeneabüdü ve iyyakenestaıyn.İhdinessırâtel mustakîm. Sırâtellezine en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.
Euzübillahimineşşeytanirracim
Bismillâhirrahmanirrahim
Elhamdu lillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budu ve iyyâke neste’în, İhdinessırâtel mustakîm. Sırâtellezine en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.
EBCED VE EBCED DUASI
Elif,be,te,se(peltek se), cim,ha,hı,dal,zel(Peltek ze),rı,zı,sin,şın,sad,dzad,tı,zı,ayn,gayn,fe,kaf,kef,lam,mim,nun,vav,he,lamelif,ye.
Elif,be,te,se(peltek se), cim,ha,hı,dal,zel(Peltek ze),rı,zı,sin,şın,sad,dzad,tı,zı,ayn,gayn,fe,kaf,kef,lam,mim,nun,vav,he,lamelif,ye.
Elif,be,te,se(peltek se), cim,ha,hı,dal,zel(Peltek ze),rı,zı,sin,şın,sad,dzad,tı,zı,ayn,gayn,fe,kaf,kef,lam,mim,nun,vav,he,lamelif,ye.
Elif,be,te,se(peltek se), cim,ha,hı,dal,zel(Peltek ze),rı,zı,sin,şın,sad,dzad,tı,zı,ayn,gayn,fe,kaf,kef,lam,mim,nun,vav,he,lamelif,ye.
Elif,be,te,se(peltek se), cim,ha,hı,dal,zel(Peltek ze),rı,zı,sin,şın,sad,dzad,tı,zı,ayn,gayn,fe,kaf,kef,lam,mim,nun,vav,he,lamelif,ye.
Elif,be,te,se(peltek se), cim,ha,hı,dal,zel(Peltek ze),rı,zı,sin,şın,sad,dzad,tı,zı,ayn,gayn,fe,kaf,kef,lam,mim,nun,vav,he,lamelif,ye.
Elif,be,te,se(peltek se), cim,ha,hı,dal,zel(Peltek ze),rı,zı,sin,şın,sad,dzad,tı,zı,ayn,gayn,fe,kaf,kef,lam,mim,nun,vav,he,lamelif,ye.
Elif,be,te,se(peltek se), cim,ha,hı,dal,zel(Peltek ze),rı,zı,sin,şın,sad,dzad,tı,zı,ayn,gayn,fe,kaf,kef,lam,mim,nun,vav,he,lamelif,ye.
Elif,be,te,se(peltek se), cim,ha,hı,dal,zel(Peltek ze),rı,zı,sin,şın,sad,dzad,tı,zı,ayn,gayn,fe,kaf,kef,lam,mim,nun,vav,he,lamelif,ye.
FETiH SURESi SON AYET
Euzubillahimineşşeytanirracim,
Bismillahirrahmenirrahim
Muhammedun resûlullâh, vellezîne meahû eşiddâu alâl kuffâri ruhamâu beynehum terâhum rukkean succeden yebtegûne fadzlen minallâhi ve rıdzvânen sîmâhum fî vucûhihim min eseris sucûd, zâlike meseluhum fît tevrâti, ve meseluhum fîl incîl, ke zer’in ahrace şat’ehu fe âzerehu festagleza festevâ alâ sûkıhî yu’cibuz zurrâa, li yagîza bihimul kuüffâra, vaadallâhullezîne âmenû ve amilûs sâlihâti minhum magfiraten ve ecren azîmâ.
EBCED DUASI
(Listedeki isimlerden (amca, teyze,..) size uygun olanlarını duanızda zikrediniz.
Alfabe Duası Budur
Ya Rabbi okuduğum Bu alfebenin harflerini ve fetih suresinin son ayetinin harflerini çokca çoğaltta onlar ile
Namazlarimda ve sari vakitlerimde, şimdiye kadar okuduğum, ve bu gün içinde okuyacağım, ve bugünün devami olan gündüzde, ve onun devami olan gecede, ve gecenin devamı olan gündüzde, başlangıçtan şimdiye kadar, şimdiden bitirişe kadar, okudugum ve okuyacağım, Bütün Dualarımdaki, Zikirlerimdeki, surelerdeki, ayetlerdeki,
tahmidlerimdeki, temcidlerimdeki, tehlillerimdeki, tekbirlerimdeki, tesbihlerimdeki, takdislerimdeki, salavatlarımdaki, selamlarımdaki, şükürlerimdeki, hamdlarımdaki, hatalarımı yanlışlarımı düzelt, Gerekli olan eksiklerimi tamamla, yanlış olan fazlalarımı gider, ve dogru okunmuşlar silsilesine kat, ve onların feyizinden, bereketinden, şifasından, hıfzı inayetinden ve ilminden ve faydasından, beni, benden eksilmeksizin Eşimi (Karımı veya kocamı) ve Çocuklarımı (oğlumu ve oğullarımı kızımı ve kızlarımı), Annemi ve Annelerimi, Babamı ve Babamlarımı, Dedemi ve Dedelerimi, Ninemi ve Ninelerimi, Dayımı ve Dayılarımı, Teyzemi ve Teyzelerimi, Amcamı ve Amcalarımı, Halamı ve Halalarımı, Yeğenimi ve Yeğenlerimi, Kuzenimi ve Kuzenlerimi, Abimi ve Abilerimi, Ablamı ve Ablalarımı, Kardeşimi ve Kardeşlerimi, Kayınbabamı ve Kayınbabalarımı, Kaynanamı ve Kaynanalarımı, Kaynımı ve Kayınlarımı, Baldızımı ve Baldızlarımı, Damadımı ve Damatlarımı, Gelinimi ve Gelinlerimi, Dünürümü ve Dünürlerimi, Gizli Kalmış Evladlarımı ve Annelerini ve ehli beytimi,Annemden Tarafa Geçmişlerimizi,Babamdan Tarafa Geçmişlerimizi,Annemden Tarafa yaşayan akrabai ıyalimizi,Babamdan Tarafa yaşayan akrabai ıyalimizi,Kaynanamdan Tarafa Geçmişlerimizi,Kayınbabamdan Tarafa Geçmişlerimizi,Kaynanamdan Tarafa yaşayan akrabai ıyalimizi,Kayınbabamdan Tarafa yaşayan akrabai ıyalimizi,Gizli kalmış çocuklarım ve Anneleri Tarafından Geçmişlerimizi,Gizli kalmış çocuklarım ve Anneleri Tarafından yaşayan akrabai ıyalimizi ve Mehdi ve sevenlerini ve Cemaatini, Raşidi Tarikatına şimdiye kadar intsab etmiş olanları, ve şimdiden kıyametin sabahına kadar intsab edecek olanları, sevenlerimi ve sevdiklerimi, bize ve ehlimize ve müntesiplerimize, bir nebze iyiliği ve hayrı dokunanları, öğretmenlerimizi, mürşidlerimizi, ve arkadaşlarımızı, ve Kırk Fersah Sağa Sola, Öne Arkaya, Alta Ve Üste, Bulunduğumuz Yerlerdeki imanlı Komşularımızı da bu dua zikir ve ayetlerden, Surerlerden ve tahmidlerimden, temcidlerimden, tehlillerimden, tekbirlerimden, tesbihlerimden, takdislerimden, salavatlarımdan, selamlarımdan, şükürlerimden, hamdlarımdan, ve hatimlerimizden nasiplendir.
Ve Ayrıca Silsileyi Kasr, Silsileyi Kebir, Silsileyi Üla ve Silsileyi Melaemi de nasiplendir.
Ve Ayrıca Rızkımızın ve iaşemizin temininde ekilip biçilip, dokunup kesilip biçilip, ve bize kadar ulaştırılmasında ve benzeri her türlü emeği ve hizmeti olan ehl-i imanın kendilerinin ruhaniyetini, geçmişlerinin ruhlarını da nasiplendir.
Ayrıca, kullandığımız alet ve edevatın, ve hizmetlerin icadından bu güne kadar geliştirilmesinde ve bize kadar ulaştırılmasında bir nebze emeği ve hizmeti olan ehl-i imanın kendilerinin ruhaniyetini, geçmişlerinin ruhlarını da nasiplendir.
Ve Ayrıca Hediye ettiğim sayfalarımın o bölümlerini, şu andan itibaren ziyaret edecek ehli imanın, her ziyaretinde olmak üzere, kendilerinin ruhaniyetini, geçmişlerinin ruhlarını da nasiplendir.
Ve ayrıca Peygamberimiz Muhammed Mustafa'yı, Âl ve ashabını, Ehl-i Beytini, evlâd-ı tâhirelerini ve ezvâc-ı tâhirelerini nasiplendir. Bana, ehlime ve müntesiblerime düşmanlık edenler hariç olmak üzere Ve ayrıca ölmüş ve yaşayan Ehl-i iman ümmet-i Muhammed'i ve kıyamete kadar gelecek olan Ehl-i iman ümmet-i Muhammed'i de nasiplendir. Ve ayrıca bütün diğer peygamber hazretlerini, evlâd-ı tâhirelerini, ezvâc-ı tâhirelerini ve Bana, ehlime ve müntesiblerime düşmanlık edenler hariç olmak üzere Ehl-i iman ümmetlerini de nasiplendir.
Ve ayrıca Osmanlı ecdadımızı da nasiplendir.
Ve ayrıca Mustafa Kemal ve Milli Mücadele'deki Silah Arkadaşlarını da nasiplendir.
Ve ayrıca Vatanımızın savunmasında emeği ve hizmeti olan şehitlerimizin ve gazilerimizin de ruh ve ruhaniyetlerini nasiplendir.
Ya Rabbi, Başlangıçtan kıyametin sabahına kadar, bu tarikata intisab eden herkes, zikrimizin, başlangıç, yani giriş duasını okuduktan sonra, bir defa euzu besmelesini de okuyan herkes, vakit ve imkanların kısıtlılığı sebebi ile, devamını zikredip okuyamazsa, Ey Rabimiz o harfleri öyle çoğalt ki, onlar ile zikrin devamını eksik kalan kısımlarını tamamla , yine silsileye hediye edilen fatiha ve kulhulerden de, baştan bir tanesine okuyanın, vakit ve imkanların kısıtlılığı sebebi ile, devamını zikredip okuyamazsa, Ey Rabimiz o harfleri öyle çoğalt ki, onlar ile devamını ve eksik olanlarını tamamla
Ya Rabbi ayrıca okuduğumuz Hediye paketimiz olan Yasin ihlas fatiha ve Raşidi hatimlerimizin harflerini öyle çoğalt ki, hediye ettiğim, bu günkü hediye paketimden bir adet hediye etmiş olayım saydığım her bir kimseye. Amiyn
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemine Amiyn.
NECCiNIi DUASI FASIL 1
Rabbi Neccini Min külli belaiddünya ve belail ahireti, velemradzi ve aafeti, ve euzubike min fitnettid Deccal ve havaaassehü, ve euzubike rabbi en yahdzrun.
NECCiNIi DUASI FASIL 2
Rabbi neccini min külli belliyyetin ve aafetin, ve eahetin, ve ğussetin, ve mihnetin, ve zelzeletin, ve şiddetin, ve ihanetin, ve zilletin, ve galebetin, ve gılletin, ve cuuin, ve ateşin, ve fagrin, ve feagatin, ve dziygin, ve fitnetin, ve vebaain, ve belaain, ve ğaragin, ve hargın, ve bergın, ve sargın, ve harrin, ve berdin, ve nehbin, ve ğayin, ve dzalalin, ve dzaaletin, ve heemmetin, ve zelelin, ve hataya, ve hemmin, ve ğammin, ve meshin, ve hasfin, ve gazfin, ve halletin, ve ılletin, ve meradzin, ve cunuunin, ve cüzaamin, ve berasin, ve faalecin, ve baasurin, ve selesin, ve nagsin, ve heleketin, ve gadzihatin, ve gabihatin fiddareyni inneke la tuhliful miad,
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.
VEDFEA DUASI
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmanirrahim
Allahümme vedfe'anna küfrel kafiriyne.
Allahümme vedfe'anna şirkel müşrikiyne.
Allahümme vedfe'anna nifakel münafikiyne.
Allahümme vedfe'anna hasedel hasidiyne.
Allahümme vedfe'anna fıskel fasıkıyne.
Allahümme vedfe'anna hıyanetel hainiyne.
Allahümme vedfe'anna kezibel kazibiyne.
Allahümme vedfe'anna ifsadel müfsidiyne.
Allahümme vedfe'anna israfel müsrifiyne.
Allahümme vedfe'anna adaavetel aduvviyne.
Allahümme vedfe'anna sihres sahiriyne.
Allahümme vedfe'anna neffasatil ugadiyne.
Allahümme vedfe'anna cürmel mücrimiyne.
Allahümme vedfe'anna zulmez zalimiyne.
Allahümme vedfe'anna vahşetel vahişiyne.
Allahümme vedfe'anna seyyietil müseyyi'iyne.
Allahümme vedfe'anna hıyalel küllü mütehayyıliyne.
Allahümme vedfe'anna nazerel hainiyne.
Allahümme vedfe'anna keşfel küfrül kaşifiynes seyyiiyne.
Allahümme vedfe'anna şematati küllü şamitiyne.
Allahümme vedfe'anna amelil bahilliyne.
Allahümme vedfe'anna gafeletel gafiliyne.
Allahümme vedfe'anna amelel yüraune.
Allahümme vedfe'anna acelel küllü muacciliyne.
Allahümme vedfe'anna tecavezel mütecaviziyne.
Allahümme vedfe'anna inkarel münikiriyne.
Allahümme vedfe'anna iftirael müfteriine.
Allahümme vedfe'anna seerigal müseerigiine.
Allahümme vedfe'anna naakısel munkısıine.
Allahümme vedfe'anna deccal ve havaassehü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad sağ azı diş ile)
Allahümme vedfe'anna şeytanirracim ve hizbehü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad sol azı diş ile)
Rabbena ve takabbel bi duai.
Rabbenağfirli veli valideyye velil mü'minine yevme yekumül hisab.
İstecib duaena birhametike ya erhamerrahimin.
Veselamün alel mürselin.
Velhamdülillahi rabbil alemin.
BiRLEŞiK ESMALAR
Allahümme Ente Rabbi La ilahe illa ente halakteni, ve ene abdüke, fağfirli zünubi, feinnehu la yağfiruzzunube illa ent.
Ya Evvelu Ya Ahiru Ya Zahiru Ya Batinu, Ya Hayyul Kaayum, Ya Eahdü Ya Samedu, Ya Muhyi Ya mümitu, Ya mü minu Ya müheyminu Ya muiydu, Ya Raşidu Ya Saburu, Ya Baai*sü (peltek se)Ya Baaki, Razzakul Kerim, Melikul Adlil Yakin, Azizul Hakim, Azizun Züntikam, Settarul Kerim, Şefikul halim, Ya Halim Ya Selim, Ya Mecidi Ya Vedudu, Raufurrahim, Rahmanur Rahim, Aalimul gaybi veş şehadeh, Zül Kuvvetil Metiyn, Ya Hadi Ya Mehdi, Ya Hasibu Ya muhasibu, Ya habiru Ya muhabiru, Ya Haafizu Ya Muhafizu,Vallâhu hayrun hâfizen ve huve erhamur râhimîn.
Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag,
Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag,
Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag.
Bismillahillezi lâ yedzurru maasmihi şeyün fil erdzi velâ fissemâi ve hüvessemiulalim,
Bismillahillezi lâ yedzurru maasmihi şeyün fil erdzi velâ fissemâi ve hüvessemiulalim,
Bismillahillezi lâ yedzurru maasmihi şeyün fil erdzi velâ fissemâi ve hüvessemiulalim.
RAHMAN SURESiNDEN PASAJLAR
Halakal insâne min salsâlin kel fahhâr,Ve halakal cânne min mâricin min nâr,Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân.
Yâ ma'şeral cinni vel insi inisteta'tum en tenfuzû min aktâris semâvâti vel ardı fenfuzû, lâ tenfuzûne illâ bi sultân ,Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân.
Lem yatmishunne insun kablehum ve lâ cânnun ,Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân
Mudhâmmetân, Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân.
TAVAF VE SADAKA DUASI
Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim
Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim
Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim.
Dikkat : Burada bir vakit namazı yahut iki rekat nafile namaz kılınız
sonra bir geriden başlayıp devam ediniz yani
Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim
Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim
Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim.
SAY ETME VE SEHER DUASI
NEFIY DUASI (ŞERiK KEHRWERT)
Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr
Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr
Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.
TEVHiDi KEBiR
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
La ilahe illallah, Cebrail Vahyullah
La ilahe illallah, Adem Safiyullah
La ilahe illallah, Habil Meşyullah
La ilahe illallah, Kabil Mezruallah
La ilahe illallah, Habil Mazlumullah
La ilahe illallah, Kabil Katilullah
La ilahe illallah, idris Terziyyullah
La ilahe illallah, Nuh Neciyyullah
La ilahe illallah,ilyas Cennetullah
La ilahe illallah, Hızır Hayyullah
La ilahe illallah,Salih Haggullah
La ilahe illallah, Hud Mahfuzallah
La ilahe illallah, Zülkarneyn Setrullah
La ilahe illallah, Şaya Femullah
La ilahe illallah, Elyesa Nasrullah
La ilahe illallah, Üzeyir Müheyminulllah
La ilahe illallah, Eyyub Marizallah
La ilahe illallah, Lokman Şifaullah
La ilahe illallah, Lokman Hekimullah
La ilahe illallah, Yunus Tevkifullah
La ilahe illallah, Yunus Tevfikullah
La ilahe illallah, Yuşa Refikullah
La ilahe illallah, ibrahim halilullah
La ilahe illallah, ismail Zebhullah
La ilahe illallah, ishak Mucizallah
La ilahe illallah, Lut Mağdurallah,
La ilahe illallah, Lut Hicretulllah
La ilahe illallah, Yakub Hasretullah
La ilahe illallah, Yusuf Cemalullah
La ilahe illallah, Yusuf Cemilallah
La ilahe illallah, Yusuf Ruyetullah
La ilahe illallah, Bünyamin Merhametullah
La ilahe illallah, Davud Yedullah
La ilahe illallah, Süleyman Malikullah
La ilahe illallah, Süleyman Hakimullah
La ilahe illallah, Şuayb Raillah
La ilahe illallah, Harun Tercümanullah
La ilahe illallah, Musa Kelimullah
La ilahe illallah, irmiya Mekrullah
La ilahe illallah, Zekeriya ve Yahya Şehidullah
La ilahe illallah, Meryem iffetullah
La ilahe illallah, isa Ruhullah
La ilahe illallah, Muhammed Rasulallah
La ilahe illallah, Muhammed Habiballah
La ilahe illallah, Ebu Bekir Sadıgullah
La ilahe illallah, Ömer Adlullah
La ilahe illallah, Osman Hayaullah
La ilahe illallah, Ali Esedullah
La ilahe illallah, Hasan vel Hüseyin Reyhanullah
La ilahe illallah, Fatma Ümmiyyullah
La ilahe illallah, Mehdi Hidayetullah
La ilahe illallah, Halid bin Velid Seyfullah
La ilahe illallah, Talha bin Ubeydullah
La ilahe illallah, Raşid Mürşidullah
Bismillâhirrahmanirrahim
Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.
Bismillâhirrahmanirrahim
Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.
Bismillâhirrahmanirrahim
Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.
Euzübillahimineşşeytanirracim
Bismillâhirrahmanirrahim
Elhamdu lillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budu ve iyyâke neste’în, İhdinessırâtel mustakîm. Sırâtellezine en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.
Euzübillahimineşşeytanirracim
Bismillâhirrahmanirrahim
Elhamdu lillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budu ve iyyâke neste’în, İhdinessırâtel mustakîm. Sırâtellezine en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.
Euzübillahimineşşeytanirracim
Bismillâhirrahmanirrahim
Elhamdu lillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budu ve iyyâke neste’în, İhdinessırâtel mustakîm. Sırâtellezine en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.
TESBiH
Subhanallahivebihamdihi, Subhanallahilaziym, Estağfirullah.
Subhanallahivebihamdihi, Subhanallahilaziym, Estağfirullah.
Subhanallahivebihamdihi, Subhanallahilaziym, Estağfirullah.
KiLiT DUALARI
Rabbi edhılnî mudhale sıdkın ve ahricnî muhrace sıdkın vec’allî min ledunke sultânen nasîrâ.
Rabbişrah lî sadrî, Ve yessir lî emrî, Vahlul ukdeten min lisânî, Yefkahû kavlî, Rabbi Zidnî İlmen Ve Fehmen Ve Elhıkni Bissalihin.
(Sabah zikrederken okunur) Rabbenâ efriğ aleynâ sabran ve sebbit akdâmenâ vensurnâ ale'l-kavmi'l-kâfirîn. (ikindi ve Akşam zikrederken okunmaz).
(ikindi ve Akşam zikrederken okunur) vağfu anna vağfirlena Verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kafiriyn, (Sabah zikrederken okunmaz).
Allahümme malikel mülki, tü'til mülke men teşaü, ve tenziul mülke mimmen teşaü, ve tüızzü men teşaü, ve tüzillü men teşaü, bi yedikel hayr, inneke ala külli şey'in kadir. Tulicül leyle fin nehari, ve tulicün nehara fil leyli, ve tuhricül hayye minel meyyiti, ve tuhricül meyyite minel hayyi, ve terzüku men teşaü bi ğayri hisab.
Allahümme malikel mülki, tü'til mülke men teşaü, ve tenziul mülke mimmen teşaü, ve tüızzü men teşaü, ve tüzillü men teşaü, bi yedikel hayr, inneke ala külli şey'in kadir. Tulicül leyle fin nehari, ve tulicün nehara fil leyli, ve tuhricül hayye minel meyyiti, ve tuhricül meyyite minel hayyi, ve terzüku men teşaü bi ğayri hisab.
Allahümme malikel mülki, tü'til mülke men teşaü, ve tenziul mülke mimmen teşaü, ve tüızzü men teşaü, ve tüzillü men teşaü, bi yedikel hayr, inneke ala külli şey'in kadir. Tulicül leyle fin nehari, ve tulicün nehara fil leyli, ve tuhricül hayye minel meyyiti, ve tuhricül meyyite minel hayyi, ve terzüku men teşaü bi ğayri hisab.
Kul lev kânel bahru midâden li kelimâti rabbî le nefidel bahru kable en tenfede kelimâtu rabbî ve lev ci’nâ bi mislihî mededâ,
Kul lev kânel bahru midâden li kelimâti rabbî le nefidel bahru kable en tenfede kelimâtu rabbî ve lev ci’nâ bi mislihî mededâ,
Kul lev kânel bahru midâden li kelimâti rabbî le nefidel bahru kable en tenfede kelimâtu rabbî ve lev ci’nâ bi mislihî mededâ.
sübhaneke ente ilahe hayrürazikiyn,
sübhaneke ente ilahe hayrürazikiyn,
sübhaneke ente ilahe hayrürazikiyn.
innallâhe yerzuku men yeşâu bi gayri hısâb,
innallâhe yerzuku men yeşâu bi gayri hısâb,
innallâhe yerzuku men yeşâu bi gayri hısâb.
Es'elüke ya Rabbel arşil azimi en yerzükani rizkan halalen tayyiben veesian birahmetike ya erhamer Rahimin,
Es'elüke ya Rabbel arşil azimi en yerzükani rizkan halalen tayyiben veesian birahmetike ya erhamer Rahimin,
Es'elüke ya Rabbel arşil azimi en yerzükani rizkan halalen tayyiben veesian birahmetike ya erhamer Rahimin.
SiLGi DUASI FASILA 1
innel hasenât, yüzhibnes seyyiât,
innel hasenât, yüzhibnes seyyiât,
innel hasenât, yüzhibnes seyyiât,
innel hasenât, yüzhibnes seyyiât,
innel hasenât, yüzhibnes seyyiât,
innel hasenât, yüzhibnes seyyiât,
innel hasenât, yüzhibnes seyyiât.
ANA BABA DUASI
Ve kul rabbirhamhumâ kemâ rabbeyânî sagîrâ.
Ve kul rabbirhamhumâ kemâ rabbeyânî sagîrâ.
Ve kul rabbirhamhumâ kemâ rabbeyânî sagîrâ.
EVLAT DUASI
Rabbî unsur evlâdî fî yusrihim ve usrihim kemâ nasarûnî fî yusrî ve usrî.
Evlatlarımın Bana Zor ve Dar günüm de Yardım ettikleri gibi,
Sen de onların zor ve dar günlerin de Evlatlarıma Yardım et Rabbim,
EŞ DOST DUASI
Allah'ım! Bana iyilik yapana iyilik ver, beni seveni sev, bana bağışlanma dileyeni bağışla,
bana kötülük edene ona layık olanı ver, bana katından yardımcı salih dostlar nasip et.
وَاجْعَلْ ل۪ي مِنْ لَدُنْكَ سُلْطَاناً نَص۪يراً
Vec'al li min ledunke sultanen nasira.
EVLAT iSTEME DUASI
Rabbi heblî min ledunke zurriyyeten tayyibeten. Rabbi lâ tezernî ferden ve ente hayrul vârisîn. Hasbiyallah, Hasbiyallahu tevekkeltü alallah, Fe in tevellev fe kul hasbiyallahü la ilahe illa hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil aziym.
SiLGi DUASI FASILA 2
Rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ,
Rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ,
Rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ.rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ isran kemâ hameltehu alellezîne min kablinâ, rabbenâ ve lâ tühammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih,
iMAN DUASI FASILA 1 - AMENERRASULÜ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmanirrahim
Âmener resûlu bimâ ünzile ileyhi min rabbihî vel mü’minûn, küllün âmene billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusulih, lâ nuferriku beyne ehadin min rusulih, ve kâlû semi’nâ ve ata’nâ gufrâneke rabbenâ ve ileykel masîr. Lâ yukellifullâhu nefsen illâ vüs’ahâ, lehâ mâ kesebet, ve aleyhâ mektesebet, rabbenâ lâ tüâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ, rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ isran kemâ hameltehu alellezîne min kablinâ, rabbenâ ve lâ tühammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih, va’fu annâ, vagfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ alel kavmil kâfirîn.
KOLAYLAŞTIRMA DUASI
Feinne meal usri yusrân, İnne meal usri yusrâ,
Feinne meal usri yusrân, İnne meal usri yusrâ,
Feinne meal usri yusrân, İnne meal usri yusrâ,
Fe izâ feragte fensab. Ve ilâ rabbike fergab.
iNŞiRAH SURESi - RAHATLATMA DUASI
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmanirrahim
E lem neşrah leke sadrek. Ve veda‘ nâ anke vizrek. Ellezî enkadza zahrek. Ve refa’nâ leke zikrek. Fe inne maal usri yüsran. İnne maal usri yüsrâ. Fe izâ ferağte fensab. Ve ilâ rabbike fergab.
KIBLE DUASI
İnnî veccehtu vechiye lillezî fataras semâvâti vel arda hanîfen ve mâ ene minel muşrikîn.
TANRILIK DUASI
MESiH DUASI
İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehü kün fe yekûn. Fe subhânellezî bi yedihî melekûtu kulli şey’in ve ileyhi turceûn.
HELALLEŞME DUALARI
Rabbenâ âtinâ fid'dünyâ haseneten ve fil'âhireti haseneten vegınâ azâbennâr. Birahmetike yâ Erhamerrahimîn.
Rabbenâğfirlî ve li-vâlideyye ve lil-mü'minîne yevme yekumü'lhisâb.
SALAVAT MUHAAMED (SALLi BARiK)
Allâhumme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed. Kemâ salleyte alâ seyyidina ibrâhîme ve alâ âli seyidina ibrâhîme inneke hamîdun mecîd.
Allâhumme bârik alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed. Kemâ bârakte alâ seyyidina ibrahîme ve alâ âli seyyyidina ibrâhîme inneke hamîdun mecîd.
SALAVAT MEHDi (SALLi BARiK)
Allâhumme salli alâ seyyidina Mehdi ve alâ âli seyyidina Mehdi. Kemâ salleyte alâ seyyidina ibrâhîme ve Muhammede ve alâ âli seyidina ibrâhîme ve Muhammede inneke hamîdun mecîd.
Allâhumme bârik alâ seyyidina Mehdi ve alâ âli seyyidina Mehdi. Kemâ bârakte alâ seyyidina ibrahîme ve Muhammede ve alâ âli seyyyidina ibrâhîme ve Muhammede inneke hamîdun mecîd.
MEHDi VE HiDAYET DUASI
Rabbenâ lâ tuziğ kulûbenâ ba’de iz hedeytenâ veheb lenâ minledunke rahmeh, inneke entel vehhâb. Rabbenâ inneke câmiunnâsi li yevmin lâ raybe fîh, innallâhe lâ yuhliful mîâd.
DOĞRULUĞU VE DOĞRU YOLU BULMA DUASI
Rabbinsurnî bima kezzebûn. İhdina's-sırat'al-mustegıym. Sıratallezîne en'amte aleyhim ğayr'il-mağdzûbi aleyhim veleddyâllîn.Amin.
HIZIR DUASI
Ente veliyyuna feğfir lena zünübena verhemna ve ente hayr'ul-ğafirîn.
sübhaneke ente ilahe hayrul ğafirîn,
sübhaneke ente ilahe hayrürazikiyn,
sübhaneke ente ilahe hayrül varisiyn
sübhaneke ente ilahe hayrül fatihiyn,
sübhaneke ente ilahe hayrül hakimiyn,
sübhaneke ente ilahe hayrül faziliyn,
sübhaneke ente ilahe hayrül hafiziyn,
sübhaneke ente ilahe hayrünnasiriyn,
sübhaneke ente ilahe hayrül âlimiyn,
sübhaneke ente ilahe hayrül kadiriyn,
sübhaneke ente ilahe hayrül haligiyn,
sübhaneke ente ilahe ahsenul halikin,
sübhaneke ente ilahe hayrüs sabiriyn,
sübhaneke ente ilahe hayrul munzilîn
sübhaneke ente ilahe hayrül muhsiniyn,
sübhaneke ente ilahe hayrül mü’minun,
sübhaneke ente ilahe hayrüş şafiiyn,
sübhaneke ente ilahe hayrur râhımîn
sübhaneke ente ilahe hayrül müşfikun,
sübhaneke ente ilahe hayrül makiriyn
sübhaneke ente ilahe hayrül kaviyyul kaimü,
sübhaneke ente ilaher raufürrahimu
sübhaneke ente ilahe sadıgul vadül emin
sübhaneke ente ilahe semîun alîm,
sübhaneke ente ilahe bimâ ta’melûne alîm,
sübhaneke ente ilahe bimâ ta’melûne habîr,
vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim Hu, Hu, Hu, Hu, Hu, Hu, Hu, ya Allah.
ve salli ala Muhammedin ve adede men salli aleyhi ve adede gatratil emtari ve adede evragil eşcari ve adede enfasil müstagfiriyne bil eshari ve adede ma kane vema yekünu li yevmil haşri vel garari ve salli aleyhi ma teagabelleyli vennehari ve salli aleyhi mahtelefel melavani ve teagabel asrani ve kerrerel cedidani vestagbelel fergadani ve adede emvacil bihari ve adede merri mali vet ticari
Allahümme salli ala Muhammedin ve ala elihi ve eshabihi ve etbaihi ecmaiyn ve selamün ala cebrail ve mikail ve israfil ve azrail vel melaiketül hamelei arş vel münker nekir ve selamün alel melaiketül mükarrebin vennebiyi verresulu ecmaiyn ve selamün alel evliyai vessalihin selamüllahi ve selavatullahi aleyhim ecmaiyn.
velhamdülillahi rabbil alemiyn.
HURUFU MUKATA - ÇEKiRDEK VE TOHUMLAR - ÖZ
Ha mim, Ha mim, Ha mim, Ha mim, Ha mim, Ha mim, Ha mim, Kef He Ye Ayn Sad Kifayetüna, Ha mim Ayn sin Kaf Himayetüne, Feseyekfikehümullahuvehüvessemiulaliym, Feseyekfikehümullahuvehüvessemiulaliym, Feseyekfikehümullahu ve hüvessemiulaliym. Elif La Mim, Elif La Mim, Elif La Mim, Elif La mim Ra, Elif La mim Ra, Elif La mim Ra, Ya Sin, Ya Sin, Ya Sin, Ta Sin, Ta Sin, Ta Sin, Ta Sin Mim, Ta Sin Mim, Ta Sin Mim, Ta Ha, Ta Ha, Ta Ha, Sad, Sad, Sad, Nun, Nun, Nun.
FiTNEDEN KORUNMA DUASI
Rabbenâ lâ tec’alnâ fitneten lillezîne keferû. Vağfirlene zünübene verhemna ve ente hayr'ul-ğafirîn.
Ey Rabbim, Beni ve Eşimi ve Evladlarımı, Ana Babamı, Mehdi ve Cemaatini, Sevenlerimi, Sevdiklerimi, Raşidi Tarikatına şimdiye kadar intisab etmiş olanları, ve şu andan itibaren Kıyametin Sabahına kadar intisab edecek olanları, yeryüzünde ve kainatta ve bedenlerimizde, fitne ve fücurun ve küfrün ve kafirliğin sebebi kılma, ve seni inkar edenlerin, inkarının sebebi de kılma bizleri. Günahlarımızı bağışla, sen bağışlayanların en merhametlisisin. Amiyn.
iMAN DUASI FASILA 2 - AMENTÜ
Amentü billahi ve melâiketihi, ve kütübihî ve rusülihî ve'l yevmi'l-âhıri ve bi'l-kaderi, hayrihî ve şerrihi mina'llâhi teâlâ ve'l-ba'*sü ba'de'l mevtu Haggun, Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeder rasûlullah, Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeder rasûlullah, Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeder rasûlullah,
iMAN DUASI FASILA 3 - iMAN VE NiKAH TAZELEME
Allahümme inni üridü en üceddidenlil imane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün rasulullah,
Allahümme inni üridü en üceddidenlil imane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün rasulullah,
Allahümme inni üridü en üceddidenlil imane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün rasulullah.
Radziytü billahi Rabben, ve bil-İslami diynen. Vebi Muhammedin sallallahü aleyhi ve selleme Rasülen ve Nebiyyen.
RAPTiYE DUASI
Ya mukallibel kulub, Sebbit Kulubena ala dinike,
Ya mukallibel kulub, Sebbit Kulubena ala dinike,
Ya mukallibel kulub, Sebbit Kulubena ala dinike.
TESBiHAT
Vehüvel aliyyul azimu zülcelali Sübhanallah.
Subhanallah, Subhanallah, Subhanallah, Subhanallah, Subhanallah, Subhanallah, Subhanallah, Subhanallah, Subhanallah, Subhanallah.
Sübhanelbaki Daimen Elhamdülillah.
Elhamdülillah, Elhamdülillah, Elhamdülillah, Elhamdülillah, Elhamdülillah, Elhamdülillah, Elhamdülillah, Elhamdülillah, Elhamdülillah, Elhamdülillah.
Ya Rabbi, Sen, Senin, Seni, Sena ve teazim ettiğin gibi, Aziz ve Yücesin ve Büyüksün, Ya Rabbi, biz Seni, Senin, Seni, Sena ve teazim ettiğin gibi, Sena ve Teazim edemeyebiliriz, gücümüz ona yetmeyebilir.
Rabbül Alemine Teala Şanühü Allahuekber.
Allahuekber, Allahuekber, Allahuekber, Allahuekber, Allahuekber, Allahuekber, Allahuekber, Allahuekber, Allahuekber, Allahuekber.
Rabbi inneke afuvvün, tuhibbul afve Fağfuanni.
Estağfirullah, Estağfirullah, Estağfirullah.
Allâhumme salli alâ Seyyidina Muhammedin ve alâ eâli seyyidina Muhammed,
Allâhumme salli alâ Seyyidina Muhammedin ve alâ eâli seyyidina Muhammed,
Allâhumme salli alâ Seyyidina Muhammedin ve alâ eâli seyyidina Muhammed.
Allâhumme barik alâ Seyyidina Muhammedin ve alâ eâli seyyidina Muhammed.
Allâhumme salli alâ Seyyidina Mehdi ve alâ eâli seyyidina Mehdi,
Allâhumme salli alâ Seyyidina Mehdi ve alâ eâli seyyidina Mehdi,
Allâhumme salli alâ Seyyidina Mehdi ve alâ eâli seyyidina Mehdi.
Allâhumme barik alâ Seyyidina Mehdi ve alâ eâli seyyidina Mehdi.
La ilahe illallah, La ilahe illallah, La ilahe illallah,La ilahe illallah,La ilahe illallah,La ilahe illallah,La ilahe illallah,La ilahe illallah,La ilahe illallah,La ilahe illallah,
Muhammedun Rasulallah.
Allah,Allah,Allah,Allah,Allah,Allah...
DiKKAT : ZiKRiMiZiN BURASINDA en az yukardaki kadar yani altı defa "Allah" Zikri Zikredilir, veya vakitleri müsait olanlar ise Okuyabilenler ise 21 Hazirana kadar “666 Allah zikri” çekilir zikredilir, gün döndükten sonra, yani 21 Haziran dan sonra, 21 Aralığa kadar, sadece “ 66 Allah zikri” çekilir zikredilir. 21 Araliktan sonra ise Tekrar “ 666 Allah zikri” çekilmeye başlanır, taaki yine 21 Hazirana kadar.
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun,
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun,
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun.
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun.
Ya Rabbi!
Kitabımız Kuran-ı Kerim'de : "Sonunda Dünyanın mirasını salih kullar devralacak" buyuruyorsun, Bizi de, sevenlerimizi de, sevdiklerimizi de, o mirası devralan Salih kullarının arasına ilhak et. Ayrıca Bizi, Mehdi ile Kurtulanlar Zümresi Olan, Ümmeti Necata'a ilhak et, ve Bizi "Onlar Rızıklarla Dolu Cennetlerde Ebedi kalacaklardır" Buyurduğun, 33 yaşında genç ve, ebedi cennetlerde kalanlar zümresine ilhak et, Amiyn, Amiyn, Amiyn.
Karınca Duası (Bereket Duası)
Allahümme ya Rabbi Cebrâîle ve Mîkâile ve İsrâfile ve Azrâile ve İbrahime ve İsmaile ve İshaka ve Yakube ve münzilel berakâti vet Tevrâti vez-Zebûri vel İncili vel Furkan. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illa billahil aliyyil azim. Lâ ilâhe illallahül melikül hakkul mübin. Muhammedü-Resülüllahi sadikul va'dil emin. Ya Rabbi, Ya Rabbi, Ya Hayyu, Ya Kayyum, Ya zel Celali vel İkram. Es'elüke ya Rabbel arşil azimi en yerzükani rizkan halalen tayyiben veesian birahmetike ya erhamer Rahimin. Yemliha, Mekseline, Mislina, Mernüş, Debernüş, Şazenüş, Kefetatayyuş, Kıtmîr.
Sefer Duası
Sübhânellezî sehhara lenâ hâzâ vemâ künnâ lehû mukrinîn. Ve innâ ilâ rabbinâl munkalibûn.
Bismillahi mecraha ve mürsaha inne rabbı le ğafurur rahıym.
Ashabi Kehf'in Duası
Kul lev kânel bahru midâden li kelimâti rabbî le nefidel bahru kable en tenfede kelimâtu rabbî ve lev ci’nâ bi mislihî mededâ
Salatentüncina Duası
Allahumme salli ala Seyyidina Muhammedin ve ala ali Seyyidina Muhammedin salaten tüncina biha min-cemi'il-ehvali vel afat. Ve takdi lena biha cemial hacat ve tutahhiruna biha min-cemii's-seyyiat ve terfe'una biha ındeke a'la'd-deracat ve tubelliğuna biha aksa'l-ğayat min cemiil-hayrati fi'l-hayati ve ba'del-memat. Hasbunellahu ve ni'mel vekil, Hasbunellahu ve ni'mel vekil, Hasbunellahu ve ni'mel vekil, ni'mel mevla ve ni'me'n-nasir. Ğufraneke rabbena ve ileyke'l-masir.
Miftahül Cennet Duası
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Ve ilahüküm ilahün vahid la ilahe illa hüver rahmanür rahiym.
Allahümme edhılil cennete la ilahe illellah, Muhammedün Rasullullah.
Ve kul Rabbî enniy messeniyeş şeytanu binusbin ve azâba. Rabbî eûzübike min hemezâtiş şeyâtıyni ve eûzü bike rabbî en yahdurun.
Allahümme edhılil cennete la ilahe illellah, Muhammedün Rasullullah.
Ve kul La Havle Vela Kuvvete İlla Billahil Aliyyil'Aziym
Allahümme edhılil cennete la ilahe illellah, Muhammedün Rasullullah.
Ve kul Eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased. ve kul Eûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs.
Allahümme edhılil cennete la ilahe illellah, Muhammedün Rasullullah.
Ve kul Rabbi edhılnî mudhale sıdkın ve ahricnî muhrace sıdkın vec’allî min ledunke sultânen nasîrâ.
Allahümme edhılil cennete la ilahe illellah, Muhammedün Rasullullah.
Ve kul Rabbenâ âtinâ min ledünke rahmeten ve heyyi’lenâ min emrinâ raşedâ.
Allahümme edhılil cennete la ilahe illellah, Muhammedün Rasullullah.
Ve kul rabbi enzilni munzelen maideten mübareken mines semâi ve ente hayrul münzilin.
Allahümme edhılil cennete la ilahe illellah, Muhammedün Rasullullah.
Ve kul rabbi enzilni munzelen mübareken ve ente hayrul münzilin
Allahümme edhılil cennete la ilahe illellah, Muhammedün Rasullullah.
Ve kul Rabbic’alni mukimas salati ve min zürriyeti rabbena ve tekabbel duai
Allahümme edhılil cennete la ilahe illellah, Muhammedün Rasullullah.
Ve kul Rabbişrah li sadri ve yessir li emri vahlül ukdeten min lisani yefkahü kavli.
Allahümme edhılil cennete la ilahe illellah, Muhammedün Rasullullah.
Ve kul Rabbi la tezerni ferden ve ente hayrul varisin
Allahümme edhılil cennete la ilahe illellah, Muhammedün Rasullullah.
Ve kul Rabbi heblî min ledunke zurriyyeten tayyibeten
Allahümme edhılil cennete la ilahe illellah, Muhammedün Rasullullah.
Ve kul rabbirhamhumâ kemâ rabbeyânî sagîrâ
Allahümme edhılil cennete la ilahe illellah, Muhammedün Rasullullah.
Ve kul Hasbiyallah
Allahümme edhılil cennete la ilahe illellah, Muhammedün Rasullullah.
Ve kul Hasbiyallahu tevekkeltü alallah
Allahümme edhılil cennete la ilahe illellah, Muhammedün Rasullullah.
Ve kul Fe in tevellev fe kul hasbiyallahü la ilahe illa hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil aziym
Allahümme edhılil cennete la ilahe illellah, Muhammedün Rasullullah.
Ve kul Rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ,
Allahümme edhılil cennete la ilahe illellah, Muhammedün Rasullullah.
Ve kul Feinne meal usri yusrân, İnne meal usri yusrâ,
Allahümme edhılil cennete la ilahe illellah, Muhammedün Rasullullah.
Ve kul İnnî veccehtu vechiye lillezî fataras semâvâti vel arda hanîfen ve mâ ene minel muşrikîn.
Allahümme edhılil cennete la ilahe illellah, Muhammedün Rasullullah.
Ve kul Rabbenâ âtinâ fid'dünyâ haseneten ve fil'âhireti haseneten vegınâ azâbennâr. Birahmetike yâ Erhamerrahimîn.
Allahümme edhılil cennete la ilahe illellah, Muhammedün Rasullullah.
Ve kul Rabbenâğfirlî ve li-vâlideyye ve lil-mü'minîne yevme yekumü'lhisâb
Allahümme edhılil cennete la ilahe illellah, Muhammedün Rasullullah.
Ve kul Rabbenâ lâ tuziğ kulûbenâ ba’de iz hedeytenâ veheb lenâ minledunke rahmeh, inneke entel vehhâb. Rabbenâ inneke câmiunnâsi li yevmin lâ raybe fîh, innallâhe lâ yuhliful mîâd.
Allahümme edhılil cennete la ilahe illellah, Muhammedün Rasullullah.
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.
Esmaül Hüsna
Allah Celle Celalühü, er-Rahmân Celle Celalühü, er-Rahîm Celle Celalühü, el-Melik Celle Celalühü, el-Kuddûs Celle Celalühü, esSelâm Celle Celalühü, el-Mü’min Celle Celalühü, el-Müheymin Celle Celalühü, el-Azîz Celle Celalühü, el-Cebbâr Celle Celalühü, elMütekebbir Celle Celalühü, el-Hâlık Celle Celalühü, el-Bâri’ Celle Celalühü, el-Musavvir Celle Celalühü, el-Gaffâr Celle Celalühü, elKahhâr Celle Celalühü, el-Vehhâb Celle Celalühü, er-Rezzâk Celle Celalühü, el-Fettâh Celle Celalühü, el-Alîm Celle Celalühü, el-Kâbıd Celle Celalühü, el-Bâsıt Celle Celalühü, el-Hâfıd Celle Celalühü, er-Râfi Celle Celalühü, el-Muiz Celle Celalühü, el-Müzill Celle Celalühü, el-Basîr Celle Celalühü, es-Semi’ Celle Celalühü, el-Hakem Celle Celalühü, el-Adl Celle Celalühü, el-Lâtîf Celle Celalühü, el-Habîr Celle Celalühü, el-Halîm Celle Celalühü, el-Azîm Celle Celalühü, el-Gafûr Celle Celalühü, eş-Şekûr Celle Celalühü, el-Aliyy Celle Celalühü, el-Kebîr Celle Celalühü, el-Hafîz Celle Celalühü, el-Mukît Celle Celalühü, el-Hasîb Celle Celalühü, el-Celîl Celle Celalühü, el-Kerîm Celle Celalühü, er-Rakîb Celle Celalühü, el-Mücîb Celle Celalühü, el-Vâsi’ Celle Celalühü, el-Hakîm Celle Celalühü, el-Vedûd Celle Celalühü, el-Mecîd Celle Celalühü, el-Bâis Celle Celalühü, eş-Şehîd Celle Celalühü, el-Hakk Celle Celalühü, el-Vekîl Celle Celalühü, el-Kaviyy Celle Celalühü, el-Metîn Celle Celalühü, el-Veliyy Celle Celalühü, el-Hamîd Celle Celalühü, el-Muhsî Celle Celalühü, el-Mübdî Celle Celalühü, el-Muîd Celle Celalühü, el-Muhyî Celle Celalühü, el-Mümît Celle Celalühü, elHayy Celle Celalühü, el-Kayyûm Celle Celalühü, el-Vâcid Celle Celalühü, el-Mâcid Celle Celalühü, el-Vâhid Celle Celalühü, es-Samed Celle Celalühü, el-Kâdir Celle Celalühü, el-Muktedir Celle Celalühü, el-Mukaddim Celle Celalühü, el-Muahhir Celle Celalühü, el-Evvel Celle Celalühü, el-Âhir Celle Celalühü, ez-Zâhir Celle Celalühü, el-Bâtın Celle Celalühü, el-Vâli Celle Celalühü, el-Müteâlî Celle Celalühü, el-Berr Celle Celalühü, etTevvâb Celle Celalühü, el-Müntakim Celle Celalühü, el-Afüvv Celle Celalühü, er-Raûf Celle Celalühü, Mâlikü’l-Mülk Celle Celalühü, Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm Celle Celalühü, el-Muksit Celle Celalühü, el-Câmi’ Celle Celalühü, el-Ganiyy Celle Celalühü, el-Muğni Celle Celalühü, el-Mâni’ Celle Celalühü, ed-Dârr Celle Celalühü, en-Nâfi’ Celle Celalühü, en-Nûr Celle Celalühü, el-Hâdi Celle Celalühü, elBedî’ Celle Celalühü, el-Bâkî Celle Celalühü, el-Vâris Celle Celalühü, er-Reşîd Celle Celalühü, es-Sabûr Celle Celalühü.
Leyse ke mislihî şey’un fil erdzi velâ fissemâi ve hüvessemiulalim.
KUDRET DUASI
Vehüve Ala Külli Şeyun Alimun
Vehüve Ala Külli Şeyun Habirun
Vehüve Ala Külli Şeyun Basirun
Vehüve Ala Külli Şeyun Semiun
Vehüve Ala Külli Şeyun Hasibun
Vehüve Ala Kadirun Külli Şeyun Hafizun
Vehüve Ala Külli Şeyun Kadirun
Vehüve Ala Külli Şeyun Hakimun
Vehüve Ala Malikun Külli Mülkün
Vehüve Ala Mukimun Külli Mülkün Malikun
Vehüve Ala Külli Şeyun Haaligun
Vehüve Ala Külli Şeyun Maalikun
Vehüve Ala Külli Şeyun Musavvirun
Vehüve Ala Külli Şeyun Müsebbibun
Vehüve Ala Külli Dain Devaün
Vehüve Ala Külli Dain Şifaun
Vehüve Ala Külli Vaktin Hazirun
Vehüve Ala Külli Zenbin Afuvvun
Vehüve Ala Külli Hatain izaletun
Vehüve Ala Cemalun Men Küllü Vechi Cemilun
Vehüve Ala Evvelü Men Küllü Evvelun
Vehüve Ala Ahiru Men Küllü Aahirun
Vehüve Ala Zahiru Men Küllü Zaahirun
Vehüve Ala Batinu Men Küllü Baatinun
Vehüve Ala Safiyyun Men Küllü Musatafa
Vehüve Ala Rahmanun Men Küllü Merhametün
Vehüve Ala Raşidun Men Küllü Mürşidun
Vehüve Ala Mehdiyyun Men Küllü Hidayetun
Hüvallah, Hüvallah, Hüvallah,
Raşidi Tarikatında "Allah Tuzaklarını Bozar" Duası
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Fe lem taktulûhum ve lâkinnallâhe katelehum,
ve mâ remeyte iz remeyte ve lâkinnallâhe remâ,
innallâhe semîun alîm.
Zâlikum,
ve ennallâhe mûhinu keydel kâfirîn,
ve ennallâhe mûhinu keydel müşrikiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydel münafikiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydel hasidiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydel fasıkıyn,
ve ennallâhe mûhinu keydel hainiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydel kazibiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydel müfsidiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydel müsrifiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydel aduvviyn,
ve ennallâhe mûhinu keydes sahiriyn,
ve ennallâhe mûhinu keyden neffasatil ugadiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydel mücrimiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydez zalimiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydel vahişiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydes seyyietil müseyyi iyn,
ve ennallâhe mûhinu keydel hıyalil küllü mütehayyilliyn,
ve ennallâhe mûhinu keyden nazerel hainiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydel küfrül kaşifiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydeş şematati küllü şamitiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydet tecavezel mütecaviziyn
ve ennallâhe mûhinu keydel inkarel münkiriyn
ve ennallâhe mûhinu keydel iftirael müfteriin
ve ennallâhe mûhinu keydes seerigal müseerigun
ve ennallâhe mûhinu keyden naakısel munkısun
ve ennallâhe mûhinu keyded deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.
ve ennallâhe mûhinu keydeş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun.
Ve yuazzibel munâfikîne vel munâfikâti vel muşrikîne vel muşrikâtiz zânnîne billâhi zannes sev’i aleyhim dâiretus sev’i, ve gadiballâhu aleyhim ve leanehum ve eadde lehum cehennem, ve sâet masîrâ.
Ve lillâhi cunûdus semâvâti vel ard(ardı), ve kânallâhu azîzen hakîmâ.
Li tu’minû billâhi ve resûlihî ve tuazzirûhu ve tuvakkırûhu, ve tusebbihûhu bukreten ve asîlâ.
İnnellezîne yubâyiûneke innemâ yubâyiûnallâh, yedullâhi fevka eydîhim, fe men nekese fe innemâ yenkusu alâ nefsihî, ve men evfâ bi mâ âhede aleyhullâhe fe se yu’tîhi ecren azîmâ.
kul fe men yemliku lekum minallâhi şey’en in erâde bikum darren ev erâde bikum nef’â, bel kânallâhu bi mâ ta’melûne habîrâ.
innallâhe semîun alîm, ve ennallâhe meal mu´minîn.
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.
Rabbi inneke semîud duâi,
Tekabbel minna inneke entes semiul Aliym,
Fi külli lamhatin ve nefesin
Adede ma vesiahu ilmullah.
Ya Hayyü Ya Kayyumü Ya Zel celali vel ikram
Bi rahmetike Ya Erhamer rahimiyn.
“Allahümme erinel hakka hakkan verzuknâ ittibâ'ahu ve erinel bâtıla bâtılan verzuknâ ictinabehu "
"Ve ahiru davana enil hamdülillahi rabbil alemiyn”
"Sübhanekellâhümme ve bihamdik, eşhedü enlâ ilahe illâ ent. estağfirullahe ve etûbe ileyk"
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemiyn.
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَۙ وَلَا يَز۪يدُ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا خَسَاراً
صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ
وَسَلَٰمٌ عَلَىٰ عِبَادِهِ ٱلَّذِينَ ٱصْطَفَىٰٓ
وَٱلسَّلَٰمُ عَلَىٰ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلْهُدَىٰٓ
وَالسَّلَامُ عَلَيَّ يَوْمَ وُلِدْتُ وَيَوْمَ اَمُوتُ وَيَوْمَ اُبْعَثُ حَيًّا
سُبْحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ
وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلْمُرْسَلِينَ
وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
آمين، آمين، آميييييين
Âmin, Âmin, Âmiyn
RAŞiDi ENAMI ŞERiFi ARAPÇA
ÖNSÖZ
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Selamün Aleyküm!
Tasavvuf, vaaz, sohbet ve nasihat yoludur,
1992 de Nakşibendi Tarikatına intisab ettim, ve Uzun Süre Nakşibendi tarikatında Sofilik yaptım, Nakşibendilerden ayrıldım, Burhamiye Tarikatına intisab ettim, orada da birkaç sene Sofilik yaptım, Zikir çektim, sonra Şeyh değiştirdim, aynı tarikatın Düsukiye Şaziliye Koluna bağlandım, orada Sofilik yaptım,
Sonrada Yaklaşık 2015 te, Kendi Tarikatım, Raşidi Tarikatını Kurdum bina ettim.internet ortamında insanlara duyurdum ve davet ettim. inernet ortamında sohbetler yazdım yayınladım, youtube üzerinden videolar, canlı yayınlar yayınladım, radyo kurdum, radyodan sohbetler yayınladım. Raşidi Tarikatının Adablarını Zikirlerini anlatan kitaplar yayınladım.
Raşidi Tarikatı,
Başağaçlı Raşit Tunca (Karoglan Hoca) tarafından kurulan ve onun öğretilerini devam ettirmeyi amaçlayan, mevsimlerin ve kainatın devranını (dönüşünü) konu alan bir "mevsim tarikatıdır". Bu tarikat, insanın "kainatın halifesi" olduğunu öğretmeyi, dua ile yağmur yağdırmak ve güneş açtırmak gibi tabii olaylara etki edebilecek güce sahip olduğunu vurgulamayı ve kişilerin bu konularda tatbikatlar yapmasını hedefler.
Tarikatın Temel Özellikleri:
Mevsim Tarikatı: Günlerin, ayların, mevsimlerin ve gökyüzündeki gezegenlerin devranını (dönüşünü) anlamayı ve bu devranla uyum içinde yaşamayı öğretir.
Kuruluş Amacı: Kurucusu Başağaçlı Raşit Tunca'nın (Karoglan Hoca) keşfen bildiği veya yaşadığı bilgileri bir cemaate aktararak misyonunun devam ettirilmesini amaçlar.
Kainatın Halifeliği: İnsanın yeryüzünde ve kainatta halife olduğunu ve özel bir güce sahip olduğunu öğretmek tarikatın temel gayelerindendir.
Tabii Olaylara Etki: Dua ile kar yağdırabilme, güneş açtırabilme gibi tabii olaylara etki etme gücünün insanda var olduğunu öğretme ve bu konuda tatbikatlar yaptırma amacı güder.
Zikir ve Deveran: Zikrin bir "frekans" ve "elektrik" gibi düşünülmesi ve tesbih çekiminin de bu devranla uyumlu olması gerektiği belirtilir.
Özetle, Raşidi Tarikatı, Batı merkezli bir bakış açısıyla, insanın kainattaki rolünü ve doğal olaylara etki edebilme potansiyelini vurgulayan, kurucusu Raşit Tunca'nın öğretileriyle şekillenen bir anlayıştır
Raşidi Tarikatı Mevsim Tarikatı yani günlerin, ayların, gecelerin, gündüzlerin, nurun, ve ziyanın, ve mevsimlerin devaren ettirilmesini talim eden, bir yol ve tarik ve usuldür. Ve ayrıca Yağmur yağdırmasını, kar yağdırmasını, güneş açtırmasını talim eden yoldur.
Tasavvuf bir de zikir ve Ezkar yoludur.
Raşidi Tarikatı zikir ve Ezkar yoludur. Normalinde Tarikatımızda Her Sınıf 40 Günde Katedilir. Toplam 28 Sınıf Vardır Tarikatımıza intisab edip her gün virdini aksatmadan çekenler, toplam 1120 gün sonra yani, yaklaşık 3 sene sonra mezun olurlar.
Mezun olan sofilerimiz, mezun olduktan sonra Günlük 11.sınıf virdi zikrederler, Perşembe ikindiden sonra veya Pazar ikindiden sonra Tahsini Şerif veya Hatmei Raşidan virdi zikredilir, veya günlük virdin yerine, sabah veya ikindiden sonra olmak üzere, günde bir veya iki defa, sadece Mahfuzei Sağir Duaları vird edilir, haftada bir defa da Mahfuzei Kebir Duaları vird edilir. Gücü Yetenler tarafından Hatmei Raşidan virdi yerine Kısa Hatim olan Mahfuzei Ekber Virdi günlük bir defa zikredilir sabah veya ikindi yada akşam. Zikir için 1 saatten daha fazla zamanınız olduğu günlerde de Mahfuzei Taviyl Virdi günlük bir defa zikredilir sabah veya ikindi yada akşam. Mezun Olduktan Bir Sene Sonra Her Sofımiz/Sofiyemiz Halifemiz Makamına Yükselmiştir, Vakti Müsaid Olan Mezun Olmuş Her Sofimiz/Sofiyemiz Mahfuzei Vusta Virdinı sabah veya ikindiden sonra yada akşam günlük bir defa zikreder, yahutta günlük iki defa zikreder hem sabah seher vakti hem ikindiden sonra yada akşam. Hızlı Seyri Sülük için, Dini ön bilgisi olan ve Ezberi ve okuması süratli, bilgili yeni Sofi ve sofiyelerimiz, 40 gün aksatmadan, hergün, günde bir defa, sabah veya ikindi yada akşam, vaktin müsait olduğu vakitte, 40 Gün, Hizbül Mansuru Okuyan Sofi ve Sofiyemiz, 28 Sınıfı 40 Günde katetmiş olur, ve Halifemiz Makamına Yükseltilmiştir. Vakti Müsaid Olan Mezun Olmuş Her Sofimiz/Sofiyemiz Hergün Mahfuzei Vusta Virdinı, veya vakti müsait ise, Sadece Hizbül Mansur Duaları, günde bir defa, sabah veya ikindi yada akşam, vaktin müsait olduğu vakitte zikredilir okunur. Vaktimiz Kısıtlı ise sadece Hizbül Ekber Duaları günde bir defa, sabah veya ikindi yada akşam, vaktin müsait olduğu vakitte zikredilir okunur. Hizbül Ekber'in Okuma Süresi Daha Kısadır.
Raşidi Enamı Şerifi Vird olarak okunmak istenince, en az haftada bir defa, orta haddesi günde bir defa ve en fazla, günde iki defa, sabah ve ikindi namazından sonra zikredilip hatmedilir. Arapça olanı "HAMEYLi MUSKASI" olaraktan, Herhangi güzel bir misk ile kokulanıp folya ile sarılı olarak ve deri muhafaza içinde üzerinizde, veya arabanızda veya çantanızda taşınır.
Elbette güç yetirebilenler de günlük yani hergün evrad yerine bunu okuyabilirler.
"Raşidi Enamı Şerifi" Yahutta "Raşidi Hatimi" Nedir?
Raşidi Tarikatının Kurucusu Başağaçlı Raşit Tunca'nın ezbere bildiği, veya okuyup zikrettiği, sureler, ayetler, salavatlar, dualar, zikirler dir. Ve Bunlar Raşit Tunca'nın Günlük veya haftalık veya senede bir veya ömürde bir okuyup zikretmiş olduğu ve muska olarak üzerinde taşıdığı dualar, zikirler, sureler, ayetler ve salavatların ekserisidir.
Dünyanın meşakkatleri, sıkıntılar, borçlar, dertler, hastalıklar, aile problemleri, geçim sıkıntısı gibi problemler başımızı daraltır, işte bu sıkıntıları izale etmek, ve Allah dan yardım dilemek, ve büyü sihir benzer problemlerin ortadan kalkması, nazarın tesrinin kırılması gibi, birçok faydaları olan bu hizb, yani dualar zinciri günlük vird olarak okunmalıdır, kolayca okunsun diye Arapçasını ve Türkçe latincesini yazdık müstecab dualar dileklerimle...
ZIRH VE KALKAN OLARAK TA
Bir Tabak içine bir küçük paket "Tuz" dökülür ve, Raşidi Enamı Şerifi okunurken, arada bir zikirdeki durak olan noktalara gelince, durup tabaktaki tuza üflenir, ve tabak kaşık yardımı ile karşıtırılarakdan, tekrar tekrar hatim bitesiye üflenir ve karşıtırılır. ve sonra bu tuz kapaklı bir kavonaza koyup ağzı sıkıca kapatılır. Haftada bir, 10 litreli bir kovaya, bir çay kaşığı katılıp, ılık su ile eritilir ve banyodan sonra, yani sabunlanıp durulandıktan sonra, bu tuzlu su, bir tas ile, bütün vucada dökülüp vücut ıslatılır, vücudun bu tuzlu suyu emmesi için biraz beklenir, ve sonra havlu ile kurulanılır, ve vücut iyonoze edilir, ve aynen pil gibi olunur, ve pili doldurmak içinde, hatme bir defa daha zikredilir, ondan sonra, her hafta, hatme okunmadan önce bu tuzlu su ile yukardaki tarif üzre banyo edilip, vücut iyonize edilir, ve sonra hatme okunur, ve vücudunuz bir elektrik kalkanı oluşturur bu sayede.
Ve aynı tuzdan, yemeklerinize de, salatalarınıza da kullanabilirsiniz. Tuz bitince yenisini yaparsınız.
Raşidi Tarikatında Tuz Muskası Nedir Nasıl Yapılır?
Bu okuduğumuz Tuzdan internette Satılan Ağzı Contalı ve Kapaklı Cam Şişe Kolye içine bir miktar doldurlur ve kolye şeklinde herzaman üzerinizde taşınır, ve yapabilirsenz herhangi bir tasallut ve şeytani saldırıda o şişe tutulur bütün gücünüzle o kötü enerjili valığı o tuzlu şişenin içine hapsetmeye çalışılır ve herzaman üzerinizde bulundurulur, tuvalete girerken de çıkarmanıza gerek yoktur.
işte „ Raşidi Enamı Şerifi’ni“ Okumanın veya yanında taşımanın faydaları :
Okuyanlar veya yanında taşıyanlar Düşmanlarının şerrinden emin olurlar, fakirlik görmeden bir hayat yaşarlar, Vesveseye, unutkanlığa karşı şifadır. Raşidi Enamı Şerifi’ni düzenli okumak güzel ahlakın kapısıdır. Düşmanların şerrinden korunmak, korkulu bir yerdeyken emin ve güvende olmak için okunmalıdır. Alimran suresinden ayetler vardır Borcu olupta okuyanlara Allahın yardımı ile boçlarını ödeme imkanı doğar, Hastalara okunması ise şifadır. 70 ile 700 derde deva olan dualar vardır, Günahların affı ve sevap kazanmak için tekrar tekrar okunması gereken dualardan biridir.
Enam Suresi İlk 5 veya 3 Ayeti “Her kim sabah ve akşam Sure-i En’am’ın başındaki üç ayetini yedişer defa okur da vücudunu mesh ederse, bütün hastalıklarından ve ağrılarından emin olur.” “Kim sabah namazını kılar, namaz kıldığı yerde oturmaya devam ederse ve En’am suresinin başındaki üç ayeti okursa, bunu okuyan kimseye Allah yetmiş tane melek tayin eder. Onlar kıyamet kopuncaya kadar Allah’a tesbih ederler ve o okuyan kimseye de istiğfar ederler. (Deylemi) Hadîs-i kudsî’de: “Lâ ilâhe illallah kal’amdır. Bunu okuyan, kal’aya girmiş olur. Kal’ama giren de, azâbımdan kurtulur.” buyruldu. “Kim bir yerde konaklar da sonra “Yarattıklarının şerrinden Alllah’ın mükemmel kelimelerine (âyet, sıfat ve isimleri) sığınırım derse, konakladığı o yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez. "Alimran" dan bir ayet vardır ki içinde "inneke entel vehhâb" olan ayet onu okuyan kimseye ömrü boyunca geçim sıkıntısı uğramaz rivayeti var. Virdimizi devamlı Okuyanlar nefsini terbiyet edip Güzel ahlaka erişir, içinde nice ayetler dualar vardır bütün sırlı ayet yani Allah Kelamı ve hadis ve dua ve salavatların toplandığı, Dua ve Zırhdır, Sığınak ve kaledir, Allah’ın kelimelerinin gücüdür.
„Raşidi Enamı Şerifi’ni“ Okuma Adabı :
Vird olarak okunmak istenince, en az haftada bir defa, orta haddesi günde bir defa ve en fazla, günde iki defa, sabah ve ikindi namazından sonra zikredilip hatmedilir. Arapça olanı "HAMEYLi MUSKASI" olaraktan, Herhangi güzel bir misk ile kokulanıp folya ile sarılı olarak ve deri muhafaza içinde üzerinizde, veya arabanızda veya çantanızda taşınır.
Elbette güç yetirebilenler de günlük yani hergün evrad yerine bunu okuyabilirler.
Raşit Tunca
22.10.2025
OKUMA SÜRESi: Takriben 2 Saat 10 Dakika
ENAMI ŞERiF ARAPÇA
SERi NO : V211020251010
ENAMI ŞERiFiN ARAPÇASI
ENAMI ŞERiF BURDAN iTiBAREN ALTTAKi BÜTÜN AYETLER DUALAR ZiKIRLER SALAVATLARDIR
ENAMI ŞERiF'iN ARAPÇASI BUDUR
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم
أَلَآ إِنَّ أَوْلِيَآءَ ٱللَّهِ و عِبَادِ اللهِ الصَّالِحِينَ لاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ.يَا اَيهاشَّيْطَانِرَّجِيمْ وَحِذْبَهُ يَا اَيُّوهَادَّجَّلْ وحواصّهو اِنَّكُمْ لَيْسَ بِصُلْطَانِ ا لَّهُم وَلاَ تَغْوِيَنَّهُمْ وَلاَ تُسَلِّطَنَّهُمْ. بل هم عباد الله المخلصون. وَإِنَّكُمْ وَ حِزْبَكُمْ إِلَّا شَيْطاَنِرَّجِيمْ فَخْرُجْ مِنْ هاَذَاْلبَدَنِ مِنْ هاَذَ اْلبَيْتِ من هذا الطريق مِنْ هاَذَ الشَّحْرِ وَمِنْ هاَذَ اْلمَدِنَةُ فَإِنَّكُمْ رَجيِم. وَإِنَّ عَلَيْكُمْ لَعْنَةَ إِليَ يَوْمِ الدِّينِ
ENAM SURESiNiN iLK 5 AYETi
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَجَعَلَ ٱلظُّلُمَٰتِ وَٱلنُّورَ ۖ ثُمَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِرَبِّهِمْ يَعْدِلُونَ هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن طِينٍ ثُمَّ قَضَىٰٓ أَجَلًا ۖ وَأَجَلٌ مُّسَمًّى عِندَهُۥ ۖ ثُمَّ أَنتُمْ تَمْتَرُونَ وَهُوَ ٱللَّهُ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَفِى ٱلْأَرْضِ ۖ يَعْلَمُ سِرَّكُمْ وَجَهْرَكُمْ وَيَعْلَمُ مَا تَكْسِبُونَ وَمَا تَأْتِيهِم مِّنْ ءَايَةٍ مِّنْ ءَايَٰتِ رَبِّهِمْ إِلَّا كَانُوا۟ عَنْهَا مُعْرِضِينَ فَقَدْ كَذَّبُوا۟ بِٱلْحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمْ ۖ فَسَوْفَ يَأْتِيهِمْ أَنۢبَٰٓؤُا۟ مَا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ
KEHF SURESiNiN iLK 10 AYETi
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ عَلَىٰ عَبْدِهِ ٱلْكِتَٰبَ وَلَمْ يَجْعَل لَّهُۥ عِوَجَا قَيِّمًا لِّيُنذِرَ بَأْسًا شَدِيدًا مِّن لَّدُنْهُ وَيُبَشِّرَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ٱلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمْ أَجْرًا حَسَنًا مَّٰكِثِينَ فِيهِ أَبَدًا وَيُنذِرَ ٱلَّذِينَ قَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدًا مَّا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ وَلَا لِءَابَآئِهِمْ ۚ كَبُرَتْ كَلِمَةً تَخْرُجُ مِنْ أَفْوَٰهِهِمْ ۚ إِن يَقُولُونَ إِلَّا كَذِبًا فَلَعَلَّكَ بَٰخِعٌ نَّفْسَكَ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمْ إِن لَّمْ يُؤْمِنُوا۟ بِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَسَفًا إِنَّا جَعَلْنَا مَا عَلَى ٱلْأَرْضِ زِينَةً لَّهَا لِنَبْلُوَهُمْ أَيُّهُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا وَإِنَّا لَجَٰعِلُونَ مَا عَلَيْهَا صَعِيدًا جُرُزًا أَمْ حَسِبْتَ أَنَّ أَصْحَٰبَ ٱلْكَهْفِ وَٱلرَّقِيمِ كَانُوا۟ مِنْ ءَايَٰتِنَا عَجَبًا إِذْ أَوَى ٱلْفِتْيَةُ إِلَى ٱلْكَهْفِ فَقَالُوا۟ رَبَّنَآ ءَاتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا
TAHSiN
Tahsini Şerif Li Raşidiye
Tahsini Şerif Li Raşidiye
التحصين الشريف
بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وصلى الله عَلَى سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وصَحْبهِ وسلّمَ تسليم اللهم إني أسْأَلُكَ بِالْعَرْشِ والكرسي والنور الَّذِي عَلَيْهِ سَيِّدُنَا مُحَمَّدُ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنْ تُسَخِرَ لِي قَلْبَ مَن أَخَوَجْتَنِي إِلَيْهِ وَأَنْ تَكْفِينِي شَرَّ مَنْ يَقْدِرُ عَلَى وَلَا أَقْدِرُ عَلَيْهِ يَا مَنْ بِيَدِهِ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ أَنتَ عَالِمُ بِهِ وقَادِرُ عَلَيْهِ تَحَصَلْتُ بِالْحِصْنِ الَّذِي أَسَسَهُ اللهُ سُورُهُ لا إله إلا الله ، بَابُهُ مُحمدٌ رَسُولُ اللهِ مِفْتَاحُهُ لَاحَوْلَ وَلَا قُوَةَ إِلَّابِ اللَّهِ مَنْ أَرَادَ لِي سُؤَ أَخَذَلَهُ اللهُ هَمْسًا هَمْسًا لَمْسَا لَمْسًا لَمُوسًا لَمُوسًا مَأْمُونَا مَأْمُونَا أنا الأَسَدُ سَهْي تَفَذَ مِنْهُ الْمَدَدُ لَا أَبَالِي مِنْ أَحَدٍ بِفَضْلِ
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ
اَللَّهُمَّ يَا جَميلَ السَتْرِ إِذَا أَحَاطَ الْبَلَاءُ مِنْ سِدْرَةِ الْمُنْتَهَى أَنْ تَكْفَيَنِي شَرَ من أمر على ونهى اللهم إن جاءوني فردهُمْ وَإِن بَغَوْ عَلَى فَهُدَهُمْ وَأَنَّكَ أَنتَ الله رَبِّي وَرَبُّهُمْ وَرَبُّ الْخَلَائِقِ كُلِهِمْ
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِيَ اللهُ لَا إِلَهَ إِلا هُوَ عَلَيْهِ تَوكَلْتُ وَهُوَ رَبُّ العرش العظيم وَلَا حَول ولا قوة الآب الله العلى العظيم وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّم تَسلِها وَ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
إنتهى التحصين الشريف
Okuma Usulü :
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.
HiZBÜL KEBiR
Hizbül Kebir Li Raşidiye
Hizbül Kebir Li Raşidiye
الحزب الكبير
بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ آرَّحِيم
الحمدُ اللهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمَ ، وَإِذَا قَرَأْتَ القرآنَ جَعَلْنَا بَيْنَكَ وَبَينَ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بالآخرة حجا با مستورًا ، وَجَعَلْنَا عَلَى قُليم اكنة أن يقهره وفي أَذَانِهِمْ وَفَراوَإِذَا ذَكَرتَ رَبِّكَ فِي الْقُرْآنِ وَحْدَهُ وَلَّوْا عَلَى أَدْبَارِهِمْ نُفُورًا. يَا مَالِكَ يوم الدين إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإياك نستعين رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنْتَ خَيْرَ الْوَارِثِينَ . الم نَوَوْا فَلَوَوَاعَمَا نَوَوْا ثُمَّ لَوَوَاعَمَا نَوَوْا فَعَمُوا وَصَمُوا عَمَّا نَوَوْا فَوَقَعَ الْقَوْلُ عَلَيْهِمْ بِمَا ظَلَمُوا فَهُمْ لَا أَفَحَسِبْتُمْ أَنما خَلَقْنَاكُمْ عَبَثًا وَأَنَّكُمْ إِلَيْنَا لَا وَجَعَلْنَا مِن بَيْنِ أَيْدِيهِم سَدًا وَمَن عَليهِ وسَدًا فَاغْشَيْنَاهُم فهو لا يا معشر الجن والإنس إن اسْتَطَعْتُمْ أَن تَنْفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ فَانْفُذُوا لا لا الاء إلا الأوكَ يَا الل لا الاء إلا الأوكَ يَا الل لا الاء إلا الأوكَ يَا الل إِنَّكَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ ، وَبِالْحَقِّ أَنْزَلْنَاهُ وَبِالْحَقِّ نَزَلَ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلا بِاللَّهِ الْعَلِى الْعَظِيمِ ، الْتَجَمَ كُلُّ مَارِدٍ وَذَلَّ كُلُّ ذِى بَطْشِ شَدِيدٍ مُعَانِدٍ ، وَتَلَاشَتْ مَكَائِدُ انجنِ وَالْإِنْسِ أَجْمَعِينَ بِأَسْمَائِكَ يَا رَبَّ الْعَالَمِينَ بِالسَّمَوَاتِ القَائِمَاتِ فَهُنَّ بِالْقُدْرَةِ وَاقِفَاتُ بِالسَبْعِ الْمُتَطَابِقَاتِ بالحِبِ الْمُتَرَادِ فَاتِ بِمَوَاقِفِ الْأَمْلاكِ في مجاري الأفلاك بالكريسي البسيط بِالْعَرْشِ الْمُحَيطِ بِغَايَةِ الغَايَاتِ بمواضيع الإِشَارَاتِ بمَن دَنَا فَتَدَلَى فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَى خَضَعَتِ الْمَرَدَةُ فَكُبِتُوا ود حضُوا كَبَتَ الْأَعْدَاءُ بِأَسْمَاءِ اللَّهِ فَكُبِتُوا حساأ المارد وذال الحاسدُ استعنت بالله علَى كُلِّ مَن نوَى لي سُوءًا كَيْفَ أَخافُ والى أملي أو كَيْفَ أَضَام وَعَلَى اللهِ مُتَكَلِي . اللَّهُوَ احْرُسْنِي مِنْ كَيْدِ الفاسِقِ وَمِن سطوة المارقِ وَمِنْ لَدَغَةِ الْغاسِقِ بِكَيعَصَ كُفِيْتُ بحمعسق حُمِيْتُ فسيكفيكهم الله وَهُوَ السَمِيعُ الْعَلِيمُ فسيكفيكهم الله وَهُوَ السَمِيعُ الْعَلِيمُ فسيكفيكهم الله وَهُوَ السَمِيعُ الْعَلِيمُ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلا بِاللهِ الْعَلِي الْعَظِيمِ . بسْمِ اللَّهِ مَا أَعْظَمَ اللَّهَ كُلَّمَا أَوْقَدُوا نارا لِلْحَرْبِ أَطْفَأَهَا اللهُ . كَتَبَ الله لأَغْلَبَنَ أَنَا وَرُسُلِي إِنَّ اللَّهَ قَوِيٌّ عَزِيزُ اللَّهُمَّ يَا مَنْ أَلْحَمَ الْبَحْرِ بِقُدْرَتِهِ وَقَهَرَ الْعِبَادَ بِحِكْمَتِهِ اكفِنِي أَنْتَ الكَافِي وَعَنَتِ الْوُجُوهُ لِلْحَيَ الْقَيَومِ وَقَدْ خَابَ مَنْ حمَلَ ظُلْمًا فَاللَّهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ . أَقْبِلُ وَلَا تَخَفْ إِنَّكَ مِنْ الآمنين . لَا تَخَفْ نَجَوْتَ مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ لا تَخافُ دَرَكَا وَلَا تَخْشَى . لَا تَخَفْ إِنَّكَ أَنتَ الأعْلَى . لَا تَخَافَا إِنَّنِي مَعَكُمَا أَسْمَعُ وأرى لا تخف إنِّي لَا يَخَافُ لَدَى الْمُرْسَلُونَ . وَلَيْبَدِّ لَنَّهُمْ مِنْ بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنَا . وَآمَنَهُمْ مِنْ خَوْفٍ . اَللَّهُمَّ آمِنَا مِنْ كُلِّ خَوْفٍ وَهُم وَعَمٍ وَكَرْبٍ گرددٍ گرددٍ گردهٍ گردهٍ دَهٍ دَهٍ دَهْ دَهْ الله رَبُّ الْعِزَّةِ كَتَبَ اسْمَهُ عَلَى كلِّ شَيْ أَغْرَهُ ، خَضَعَ كُلُّ شَى لعظْمَةِ سلْطَانه اللهم اخضيعُ لي جَمِيعَ مَنْ يرَانِي مِنَ الْجِنِّ وَالْإِنْسِ وَالطَّيْرِ وَالْوُحُوشِ وَالْمَوَامِ اللَّهُوَ اجْعَلْ لِي نُورًا مِنْ نُورِكَ عَلَى وَجْهِي وَمِنْ ضِيَاءِ سُلْطَانِكَ أَمَا مِي حَتَّى إِذَا رَأَوْنِي وَلَّوْا هَارِبِينَ خَاضِعِينَ لِهَيْبَةِ اللَّهِ وَلِيْبَةِ أَسْمَائِهِ وَلَهَيْبَتِي تَذَكَذَّكَتِ الْجِبَالُ بِكهيعص كفيتُ بِحَمَعَسَقَ جُمِيْتُ فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللهُ وَهُوَ السَمِيعُ العَلِيمُ فسيكفيكهم الله وَهُوَ السَمِيعُ الْعَلِيمُ فسيكفيكهم الله وَهُوَ السَمِيعُ الْعَلِيمُ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلأَبِ اللهِ الْعَلِي الْعَظِيمِ رَبَّنَا أَرِنَا اللَّدَيْنِ أَضَلَانَا مِنَ الْجِنِّ وَالْإِنْسِ نجْعَلْهُمَا تَحْتَ أَقْدَامِنَا لِيَكُونَ مِنَ الْأَسْفَلِينَ وَرَدَ اللَّهُ الَّذِينَ كَفَرُوا بِغَيْظِهِمْ لَمْ يَنَالُوا خَيْرًا وَكَفَى اللَّهُ الْمُؤْمِنِينَ الْقِتَالَ وَكَانَ اللهُ قويا عَزِيزًا بَهَا بَهَا بَهَا بَهْيا بَهْيا بَهْيا بَهْيَاتٍ بَهْيَاتٍ بَهْيَاتِ الْقَدِيمُ الْأَزَلِي يُخْضِعُ لِي جَمِيعَ مَنْ يَرَانِي لَمَقْفَنْجَلِ يَا أَرْضُ حُدِيهِمْ قُلْ كُونُوا حِجَارَةً أَوْ حَدِيدًا وَقِفُوهُمْ إِنَّهُمْ مَسْئُولُونَ كَأَنَّهُمْ خُشُبُ مُسَنَّدَةٌ وَلَا حَولَ وَلَا قُوَّةَ إِلا بِاللهِ الْعلى العظيم طَهُورٌ بِدْعَقٌ مَحْبَبهٌ صُورَهٌ مَخَبَبَهْ سَقْفَاطِيسٌ سَقَاطِيمٌ أَحُونٌ قَ أَدُمَّ حَمَّ هَاءٌ آمينْ محمد رَسُولُ اللَّهِ وَالَّذِينَ مَعَهُ أَشِدَّاءُ عَلَى الْكَفَّارِ رُحَمَاءُ بَيْنَهُمْ تَرَهُمْ رُكَعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنَ اللَّهِ وَرِضْوَانًا سيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِمْ مِنْ أَثَر السجود ذَلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَمَثَلُهُمْ فِي الْإِنجيل ا كَزَرْعٍ أَخْرَجَ شَطَأَهُ فَازْرَهُ فَاسْتَغْلَظ فَاسْتَوَى عَلَى سُوقِهِ يُعْجِبُ الزَّرَاعَ لِيَغِيظَ بِهِمُ الكفار وعد الله الذين آمنوا وعملوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا صدق اللهُ الْعَظِيمُ وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ النَّبِيَّ الْكَرِيمِ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ عدد ما يتعلق بهِ عِلم الله القديم من الجاءزِ وَالْوَاجِبِ وَالمُسْتَحِيلُ جُمْلَةً وَتَفْصِيلًا مُنذُ خُلِقَتِ الدُّنْيَا إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ فِي كُلِّ يَوْمِ مِائَةً ألف مرة وفي كُلِّ مَرةٍ مِثْلُ قَدْرِ ذَلِكَ وَعَلَى آلِهِ وصحبهِ وَسَلَّمَ
يَا عَزِيزُ
مَائَةً مَرَّة
ياعزيزُ فلم ازلْ بعِزِّك عزيزاً يا عزيز ياعزيزُ فلم ازلْ بعِزِّك عزيزاً يا عزيز ياعزيزُ فلم ازلْ بعِزِّك عزيزاً يا عزيز ياعزيزُ فلم ازلْ بعِزِّك عزيزاً يا عزيز ياعزيزُ فلم ازلْ بعِزِّك عزيزاً يا عزيز ياعزيزُ فلم ازلْ بعِزِّك عزيزاً يا عزيز ياعزيزُ فلم ازلْ بعِزِّك عزيزاً يا عزيز
إنتهى الجزر الكبير
Okuma Usulü :
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.
HiZBÜS SAĞiR
Hizbüs Sağir Li Raşidiye
Hizbüs Sağir Li Raşidiye
الحزب الصغير
بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ آرَّحِيم
وَصَلَّى اللَّهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلّمَ. بسم الإله الخالق الأكبر وهو حِرْزٌ مَانِعُ مِمَّا أَخَافُ وَأَحْذَرُ لَا قُدْرَةَ لِمخْلُوقٍ مَعَ قَدَرَة الخَالِقِ يُلْحِمُهُ بِلجَامِ قُدْرَتِهِ أَحْمَى حَميسًا أَطْمَى طَمِيثًا وَكَانَ اللهُ قويا عزيزا حمعسق حمايتنا كهيعص كفايتنا فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلا بِاللهِ الْعَلِي الْعَظِيمِ ، وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِيهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمَ
( يَا بَارِئُ ـ مَائَةَ مَرَّةٍ )
( يَا لَطِيفُ ـ مَائَةٌ وَتِسْعُ وَعِشْرُونَ مَرَّةً )
( اللَّهُمَّ يَا لَطِيفًا بِخَلْقِهِ يَا عَلِيمًا بِخَلْقِهِ يا خبيرًا بِخَلْقِهِ الْطُفْ بِنَا يَا لَطِيفُ يَا علِيمُ يَا خَبِيرُ ـ سَبْعَ مَرَةٌ )
( يَا اللهُ ـ سِتَّ وَسِتُونَ مَرَةٌ )
( يَا دَايم ـ سِتٌ وَسِتُونَ مَرَّة )
لكَ الدَّوَامُ الْأَزَلَ وَالْبَقَاءُ السَرْمَدِئُ حتى ترث الأَرْضَ وَمَن عَلَيْها وانت خير الوارثين سُبحَانَكَ يَادَاءِمُ أَنتَ وَلِيُّنا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنْتَ خَيْرُ الْغَافِرِينَ سُبحانَكَ يَا دَائِمُ ارْزُقْنَا حَلَاوَةَ مُحَبَتِكَ وَاحْشُرْنَا فِي زُمْرَةِ الْمُحبِّينَ وَلَاحَوْلَ ولا قوة الا بالله العلي العظيم
( ياودُودْ مائتان وأربعون مرّة )
إنتهى الحزب الصغير
Okuma Usulü :
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.
SALATI ZATI MUHAMMEDiYE ARAPÇASI
Salat al-Zatı Muhammediye Li Raşidiye
Salat al-Zatı Muhammediye Li Raşidiye
ibrahim Düsûkî (Kuddise Sirruhû)nun Salâtı
اللهُمَّ صَلَّ عَلَى الذَّاتِ المُحَمَّدِيَّةِ اللَّطِيفَةِ الْأَحَدِيَّةِ شَمْسِ سَمَاءِ الْاَسْرَارِ وَمَظْهَرِ الْأَنْوَارِ وَمَرْكِرِ مَدَارِ الْجَلَالِ وَقُطْبِ فَلَكِ الْجَمَالِ اَللَّهُمَّ بِسِرِّهِ لَدَيْكَ وَبِسَيْرِهِ إِلَيْكَ أَمِنْ خَوْفِي وَاقِلْ عَشْرَتِي وَأَذْهِبْ حُرْنِي وَحِرْصِي وَكُنْ لِى وَخُذْنِي إِلَيْكَ مِنِّى وَارْزُقْنِي ا لْفَنَاءَ عَنِّى وَلَا تَجْعَلْنِى مَفْتُونَا بِنَفْسِى مَحْجُوبًا بِحِسِى وَاكْشِفْ لِي عَنْ كُلِّ سِرّ مَكْتُومٍ يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ
Okuma Usulü :
En Az Günde 1~3 Defa veya En Fazla Günde 41 Defa Sabah veya ikindi'den sonra okunup zikredilir.
SALATI MEŞiŞiYA
ibni Beşişe Rahimehullah
Salat el Meşişiye Li Raşidiye
Salat el Meşişiye Li Raşidiye
بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ مَنْ مِنْهُ انْشَقَّتِ الْأَسْرَارُ وَانْفَلَقَتِ الْأَنْوَارُ وَفِيهِ ارْتَقَتِ الْحقَائِقُ وَتَنَزَّلَتْ عُلُومُ آدَمَ فَأَعْجَزَ الْخَلَائِقِ وَلَهُ تَضَاءَلَتِ الْفُهُومُ فَلَمْ يُدْرِكْهُ مِنَّا سَابِقٌ وَلَا لَاحِقٌ فَرِيَاضُ الْمَلَكُوتِ بِزَهْرِ جَمَالِهِ مُونِقَةٌ وَحِيَاضُ الْجَبَرُوتِ بِفَيْضِ أَنْوَارِهِ مُتَدَفِّقَةٌ وَلَا شَيْءَ إِلَّا وَهُوَ بِهِ مَنُوطٌ إِذْ لَوْلَا الْوَاسِطَةُ لَذَهَبَ كَمَا قِيلَ الْمَوْسُوطُ صَلَاةً تَلِيقُ بِكَ مِنْكَ إِلَيْهِ كَمَا هُوَ أَهْلُهُ اَللَّهُمَّ إِنَّهُ سِرُّكَ الْجَامِعُ الدَّالُّ عَلَيْكَ وَحِجَابُكَ الْأَعْظَمُ الْقَائِمُ لَكَ بَيْنَ يَدَيْكَ اَللَّهُمَّ أَلْحِقْنِي بِنَسَبِهِ وَحَقِّقْنِي بِحَسَبِهِ وَعَرِّفْنِي إِيَّاهُ مَعْرِفَةً أَسْلَمُ بِهَا مِنْ مَوَارِدِ الْجَهْلِ وَأَكْرَعُ بِهَا مِنْ مَوَارِدِ الْفَضْلِ وَاحْمِلْنِي عَلىٰ سَبِيلِهِ إِلَىٰ حَضْرَتِكَ حَمْلًا مَحْفُوفًا بِنُصْرَتِكَ وَاقْذِفْ بِي عَلَى الْبَاطِلِ فَأَدْمَغَهُ وَزُجَّ بِي فِي بِحَارِ الْأَحَدِيَّةِ وَانْشُلْنِي مِنْ أَوْحَالِ التَّوْحِيدِ وَأَغْرِقْنِي فِي عَيْنِ بَحْرِ الْوَحْدَةِ حَتَّىٰ لَا أَرَىٰ وَلَا أَسْمَعَ وَلَا أَجِدَ وَلَا أُحِسَّ إِلَّا بِهَا وَاجْعَلِ الْحِجَابَ الْأَعْظَمَ حَيَاةَ رُوحِي وَرُوحَهُ سِرَّ حَقِيقَتِي وَحَقِيقَتَهُ جَامِعَ عَوَالِمِي بِتَحْقِيقِ الْحَقِّ الْأَوَّلِ يَا أَوَّلُ يَا آخِرُ يَا ظَاهِرُ يَا بَاطِنُ اِسْمَعْ نِدآئِي بِمَا سَمِعْتَ بِهِ نِدَآءَ عَبْدِكَ زَكَرِيَّا وَانْصُرْنِي بِكَ لَكَ وَأَيِّدْنِي بِكَ لَكَ وَاجْمَعْ بَيْنِي وَبَيْنَكَ وَحُلْ بَيْنِي وَبَيْنَ غَيْرِكَ
الله الله الله
إِنَّ الَّذِي فَرَضَ عَلَيْكَ الْقُرْآنَ لَرَادُّكَ إِلَىٰ مَعَادٍ
رَبَّنَا آتِنَا مِن لَّدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا
سُبْحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ
وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلْمُرْسَلِينَ
وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
Okuma Usulü :
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.
HiZBÜS SEYFiYYU
Hizbü’s Seyfi Li Raşidiye
Hizbü’s Seyfi Li Raşidiye
الحزب السيفي
Hz Ali Radziyallahu Anh'ın Kılıç Duası
بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ آرَّحِيم
وصلى الله على مولانا محمد وعلى اله وَصَحْبِهِ وَسَلَّمَ اللَّهُمَّ إِنِّي أَقَدِّمُ إِلَيْكَ بَيْنَ يَدَى كُلِّ نَفْسٍ وَلَمْحَةٍ وَطَرْفَةِ يَطْرِفُ بها أَهْلُ السَّمَوَاتِ وَأَهْلُ الْأَرْضِ وَكُلِّ شَيْ هُوَ فِي عِلْمِكَ كَائِنِ أَوْقَدْ كَانَ أَقَدَمُ إِلَيْكَ بَيْنَ يَدَيْ ذَلِكَ كَلِّهِ بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ آرَّحِيم اللَّهُم أَنْتَ اللهُ المَلِكُ الْحَقُّ المُبِينُ الْقَدِيم المتعزِّزُ بِالْعَظَمَةِ وَالْكِبْرِيَاءِ المُتَفَرِدُ بِالْبَقَاءِ الْحَيُّ الْقَيُّومُ القَادِرُ المُقْتَدِرُ الْجَبَّارُ الْقَهَارُ الَّذِى لَا إِلهَ إِلَّا أَنْتَ بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ أَنتَ رَبِّي وَأَنَا عَبْدُكَ عَمِلْتُ سُوءً وَ ظَلَمْتُ نَفْسِي وَأَعْتَرَفْتُ بِذَبِي فَاغْفِرْلي ذنُونِي كُلَّهَا فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنتَ يَا غَفُورُ يَا شَكُورُ يَا حَلِيمُ يَا كَرِيمُ يَا صَبور يَا رَحِيمُ اللَّهُم إِنِّي أَحْمَدُكَ وَأَنْتَ الْمَحْمُودُ وَأَنْتَ لِلْحَمْدِ أَهْلُ وَأَشْكُرُكَ وَأَنْتَ المَشكُورُ وَأَنْتَ لِلشُّكْرِ أَهْلُ عَلَى مَا خَصَصْتَنِي بِهِ مِنْ مَوَاهِبِ الرَّغَائِبِ وَأَوْصَلْتَ إِلَى مِنْ فَضَائِلِ الصَّنَائِعِ وَأَوَلَيتَنِي بِهِ مِنْ إحْسَانِكَ وَبَوَأْتَنِي بِهِ مِنْ مَظَنّةِ الصِّدْقِ عِندَكَ وَأَنلْتَنِي بِهِ مِنْ مِنَنِكَ الْوَاصِلَةِ إِلَى وَأَحْسَنْتَ بِهِ إِلَى كُلَّ وَقْتٍ مِنْ دفْعِ الْبَلِيَّةِ عَنِي وَالتَّوْفِيقِ لِي وَالْإِجَابَةِ لِدُعَائِي حِينَ أَنَا دِيكَ دَاعِيًا وَأَناجِيكَ رَاغِبًا وَأَدْعُوكَ مُتَضَرَ عًا صَا فِيًا ضَارِعا وَحِينَ أَرْجُوكَ رَاجِبًا فَأَجِدُكَ كَافِيًا وَأَلُوذُ يك في المَوَاطِنِ كَلِهَا فَكُنْ لِي وَلِأَهْلِي ولإخْوَانِي كَلِّهِمْ جَارً ا حَاضِرً ا حَفِيَّا بَارًا وليا فِي الْأُمُورِ كَلِهَا نَاظِرًا وَ عَلَى الْأَعْدَاءِ كلِهِمْ نَاصِرًا وَلِلْخَطَايَا وَالذُّنُوبِ كُلِّهَا غَافِرًا وَلِلْعُيُوبِ كُلِّهَا سَائِرًا لَمْ أَعْدَمْ عَوْنَكَ وَبِرَكَ وَخَيْرَكَ وَعِزِّكَ وَإِحْسَانَكَ طَرْفَةَ عَيْنٍ مُنْدُ أَنزَلْتَنِي دَارَ الْإِخْتِبَارِ وَالْفِكْرِ وَالْإِعْتِبَارِ لِتَنْظُرَمَا أَقَدِمُ لِدَارِ الْخَلُودِ وَالْقَرَارِ وَالْمَقَامَةِ مَعَ الْأَخْيَارِ فَأَنَا عَبْدُكَ فَاجْعَلْنِي يَارَبِّ يَارَبِّ يَارَبِّ عَتِيقَكَ يَا إِلَى وَ مَوْلَايَ خَلَصْنِي وَأَهْلِي وَإِخْوَانِي كُلَّهُمْ مِنَ النَّارِ وَ مِنْ جَمِيعِ الْمَضارِّ وَالْمَضالِّ والمَصَائِبِ وَالْمَعَائِبِ وَالنَّوَائِبِ وَاللَّوَازِمِ وَاهُمُومِ الَّتِي قَدْ سَاوَرَتْنِي فِيهَا الْغُمُومُ بمعَارِيض أَصْنَافِ الْبَلَاءِ وَضُرُوب جَهْدِ الْقَضَاءِ إِلى لَا أَذْكُرُ مِنْكَ الا الْجَمِيلَ وَلَمْ أَرَ مِنْكَ إِلَّا النَّفْضِيلَ خيْرُكَ لِي شَامِلٌ وَصُنْعُكَ لِي كَامِلٌ وَلُطْفُكَ لي كَافِلٌ وَبِرُّكَ لِي غامِرٌ وَفَضْلُكَ عَلَيَّ دَائِمٌ مُتَوَاتِرٌ وَنَعَمُكَ عِنْدِي مُتَّصِلَةٌ لَمْ تُخْفِرْ لِي جَوَارِي وَأَمَنْتَ حو في وَصَدَّقْتَ رَجَاءي وَحَقَّقْتَ آمَالِي وَصَا حَبْتَنِي فِي أَسْفَارِى وَأَكَرَمْتَنِي في أَحْضَارِى وَعَافَيْتَ أَمْرَاضِي وَشَفَيْتَ أَوْصَابي وَأَحْسَنْتَ مُنْقَلَبي وَمَثْوَايَ وَلَمْ تُشَمِتْ بِي أَعْدَائِي وَحُسَّادِي وَرَمَيْتَ مَنْ رَمَانِي بِسُوءٍ وَكَفَيْتَنِي شَرَّ مَنْ عَادَانِي فَأَنَا أَسْأَلُكَ يَا اللهُ الْآنَ أَنْ تَدْفَعَ عَنِى كَيْدَ الْحَاسِدِينَ وَظُلْمُ الظَّالِمِينَ وَشَرَ المعائِدِينَ وَاحْمِنِي وَأَهْلِي وَإِخْوَانِي كلَّهُمْ تَحْتَ سُرَادِقَاتِ عِزِكَ يَا أَكَرَمَ الأكَرَمِينَ وَبَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ أَعْدَاءي كمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ الْمُشْرِقِ وَالْمَغَرب وَاخْطَفْ أَبْصَارَهُمْ عَنِّي بِنُورِ قُدْسِكَ وَاضْرَبْ رِقَابَهُمْ بِجَلَالِ مَجْدِكَ وَاقْطَعْ أَعْنَا قَهُمْ بِسَطَوَاتِ قَهْرِكَ وَأَهْلِكْهُمْ وَدَمّر هُم تَدْمِيرًا كَمَا دَفَعْتَ كَيْدَ الحُسَّادِ عَنْ أَنْبِيَائِكَ وَضَرَبَتَ رِقَابَ الجَبَابِرَةِ لِأَصْفَيَائِكَ وَخَطَفْتَ أَبْصَارَ الْأَعْدَاءِ عَنْ أَوْلِيَائِكَ وَقَطَعْتَ أَعْنَاقَ الْأَكَاسِرَةِ لِاَتْقِيَائِكَ وَأَهْلَكْتَ الْفَراعِنَةَ وَدَمَّرْتَ الدَّجَاجِلَةَ لِخَوَاصّكَ المُقَرَّبِينَ وَعِبَادِكَ الصَّالِحِينَ . يَاغِيَاثَ الْمُسْتَغِيثِينَ أَعِشْنِي ء ثَلَاثَ » عَلَى جَمِيعِ أَعْدَائِكَ فَحَمْدِى لَكَ يَا إِلهِي وَاصِبٌ وَثَنَائِي عَلَيْكَ مُتَوَاتِرُ دَائِبَا دَائِمَا مِنَ الدَّهْرِ إِلَى الدَّهْرِ بِأَلْوَانِ التَّسْبِيحِ وَالتَّقْدِيسِ وَصُنُوفِ اللُّغَاتِ الْمَادِحَةِ وَأَصْنَافِ التَّنْزِيهِ خَالِصًا لِذِكْرِكَ وَمَرْضِيًّا لَكَ بِنَاصِحِ التَّحْمِيدِ وَالتَّمْجِيدِ وَخَالِصِ التَّوْحِيدِ وَإِخْلَاصِ التَّقَرُّبِ وَالتَّقْرِيبِ وَالتَّفْرِيدِ وَامْحَاضِ التَّمْجِيدِ بِطُولِ التَّعَبُّدِ وَالتَّعْدِيدِ لَمْ تُعَنْ فِي قُدْرَتِكَ وَلَمْ تُشَارَكَ فِي اُلُوهِيَّتِكَ وَلَمْ تُعْلَمْ لَكَ مَا هِيَّةٌ فَتَكُونَ لِلْأَشْيَاءِ الْمُخْتَلِفَةِ مُجَانِسًا وَلَمْ تُعَايَنَ إِذْ حُبِسَتْ الْأَشْيَاءُ عَلَى الْعَزَائِمِ المختلفَةِ وَلَا خَرَقَتْ الْأَوْهَامُ حُجُبَ الْغُيُوبِ إِلَيْكَ فَأَعْتَقِدُ مِنْكَ مَحْدُودًا في مَجْدِ عَظَمَتِكَ لَا يَبْلُغُكَ بَعْدُ الْهِمَمِ وَلَا يَنَا لَكَ غَوْصُ الْفِطَنِ وَلَا يَنْتَهِي إلَيْكَ بَصَرُ نَاظِرٍ فِي مَجْدِ جَبَرُوتِكَ ارْ تِفعَتْ عَنْ صِفَاتِ الْمُخَلُوقِينَ صِفاتُ قُدْرَتِكَ وَعَلَاعَنْ ذِكْرِ الذَّاكِرِينَ كِبْرِيَاءُ عَظَمَتِكَ فَلَا يَنْتَقِصُ مَا أَرَدْتَ أن يَزْدَادَ وَلَا يَزْدَادُ مَا أَرَدْتَ أَنْ يَنْتَقِصَ لَا أَحَدَ شَهِدَ كَ حِينَ فَطَرْتَ الْخَلْقَ وَلَا نِدَّ وَلَا ضِدَّ حَضَرَكَ حِينَ بَرَأتَ انُّفُوسَ كَلَّتْ الْأَلْسُنُ عَنْ تَفْسِيرِ صِفَتِكَ وَانحَسَرَتْ الْعُقُولُ عَنْ كُنْهِ معْرِفَتِكَ وَصِفَتِكَ وَكَيْفَ يُوصَفُ كُنهُ صِفَتِكَ يَارَبِّ وَأَنْتَ اللهُ الْمَلِكُ الْجَبَّارُ الْقُدُّوسُ الْأَزَلِيُّ الَّذِي لَمْ يَزَلْ وَلَا يَزَالُ أَزَلِيًا بَاقِيَا أَبَدِيًا سَر مَدِيَا دَائِماً فِي الْغُيُوبِ وَحْدَكَ لَا شَرِيكَ لَكَ وَحْدَكَ لَا شَرِيكَ لَكَ وَحْدَكَ لَا شَرِيكَ لَكَ لَيْسَ فِيهَا أَحَدٌ غَيْرُكَ وَلَمْ يَكُنْ إِلَهُ سوَاكَ حَارَتْ فِي بِحارِبَهَاءِ مَلَكُوتِكَ عَمِيقَاتُ مَذَاهِبِ التّفَكُّرِ وَتَوَاضَعَتْ الملوكُ لِهَيْبَتِكَ وَعَنَتْ الْوُجُوهُ بِذِلَّةِ الْإِسْتِكَانَةِ لِعِزَّتِكَ وَانْقَادَ كُلُّ شَيْ لِعَظَمَتِكَ وَاسْتَسْلَمَ كُلُّ شَيْ لِقُدْرَتِكَ وَخَضَعَتْ لَكَ الرِّقَابُ وَكَلَّ دُونَ ذَلِكَ تخبيرُ اللُّغَاتِ وَضَلَّ هُنَالِكَ التَدْبِيرُ في صفاتٍ فِي تَصَارِيفِ الصِّفَاتِ فَمَنْ تَفَكَرَ فِي إِنْشَائِكَ الْبَدِيعِ وَثَنَائِكَ الرَّفِيعِ وَتَعَمَقَ فِي ذَلِكَ رَجَعَ طَرْفَهُ إِلَيْهِ حَاسِءًا حَسِيرًا وَعَقَلُهُ مَجْهُوتًا وَتَفَكُرُهُ مُتَحَيِّرًا أَسِيرًا. اللَّهُم لَكَ الْحَمْدُ حَمْدَا كَثِيرًا دَائِماً مُتَوَالِيا مُتَوَاتِرا مَتَضَاعِفَا مُتَّسِعًا مُتَسِقا يَدُومُ وَيَتَضَاعَفُ وَلَا يَبِيدُ غَيْرَ مَفْقُودٍ في الْمَلَكُوتِ وَلَا مَطْمُوسٍ فِي الْمَعَالِمِ وَلَا مُنْتَقَصٍ فِي الْعِرْفَانِ فَلَكَ الْحَمْدُ عَلَى مَكَارِمِكَ الَّتِي لَا تُخصَى وَنِعَمِكَ الَّتي لَا تُسْتَقْصَى فِي اللَّيْلِ إِذَا أَدْبَرَ وَالصُّبْحِ إِذَا أَسْفَرَ وَ فِي الْبَرِّ وَ البِحَارِ وَالْغُدُوِّ وَالْآصَالِ وَالْعَشِيِّ وَالْإِبْكَارِ وَالظَّهرَةِ وَالْأَسْحَارِ وَفِي كُلِّ جُزْءٍ مِنْ أجْزَاءِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ اللَّهُم لَكَ الحَمْدُ بِتَوْفِيقِكَ قَدْ أَحْضَرْتَنِي النَّجَاةَ وَجَعَلْتَنِي مِنْكَ فِي وِلَايَةِ الْعِصْمَةِ فَلَمْ أَبْرَحْ فِي سُبُوعَ نَعْمَائِكَ وَتَتَابُعِ الءِكَ مَحْرُوسًا بِكَ فِي الرَدِّ وَ الْإِمْتَنَاعِ وَمَحْفُوظًا بِكَ فِي المَنَعَةِ وَالدِّفَاعِ عني . اللَّهُمَّ إِنِّي أَحْمَدُكَ إِذْ لَمْ تُكَلِّفْنِي فَوْقَ طَاقَتِي وَلَمْ تَرْضَ مِنِّي الاَّطَاعَتِي وَرَضِيتَ مِنِي مِنْ طَاعَتِكَ وَعِبَادَتِكَ دُونَ اسْتِطَاعَتِي وَأَقَلَّ مِنْ وسعِي وَمَقْدِرَتي فَإِنَّكَ أَنتَ اللهُ الْمَلِكُ الحقُّ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ لَمْ تَغِبْ وَلَا تَغِيبُ عَنْكَ غَائِبَةٌ وَلَا تَخْفَى عَلَيْكَ خَافِيَةٌ وَلَنْ تَضِلَّ عَنْكَ فِي ظُلَمِ الْخَفْيَاتِ ضَالَّةٌ إِنَّمَا أَمْرُكَ إِذَا أَرَدْتَ شَيْئًا أَنْ تَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ اللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ حَمْدًا كَثِيرًا دَ اِيمًا مِثْلَ مَا حَمَدْتَ بِهِ نَفْسَكَ وَأَضْعَافَ مَا حَمَدَ كَ بِهِ الْحَامِدُونَ وَسَبَّحَكَ بِهِ الْمَسَبِّحُونَ وَمَجَّدَكَ بِهِ الْمُمَجِّدُونَ وَكَبَّرَكَ بِهِ الْمُكَبِّرُونَ وَهَلَّلَكَ بِهِ المُهَلِّلُونَ وَقَدَّسَكَ بِهِ الْمُقَدِّسُونَ وَوَحَّدَكَ بِهِ الْمُوَحِّدُونَ وَعَظَّمَكَ بِهِ المُعَظِّمُونَ وَاسْتَغْفَرَكَ بِهِ الْمُسْتَغْفِرُونَ حَتَّى يَكُونَ لَكَ مِنِّي وَحْدِى فِي كُلِّ طَرْفَةِ عَيْنٍ وَأَقَلَ مِنْ ذَلِكَ مِثْلُ حَمْدِ جَيع الحامدينَ وَتَوْحِيدِ أَصْنَافِ الْمُوَحِدِينَ والمخلِصِينَ وَتَقْدِيسِ أَجْنَاسِ الْعَارِفِينَ وَثنَاءِ جَميعِ المُهلِّلِينَ وَالْمُصَلِّينَ وَالْمُسَبِّحِينَ وَمِثْلَ مَا أَنتَ بِهِ عَالِمُ وَأَنتَ مَحْمُودُ وَ مَحْبُوبٌ وَمَحْجُوبٌ مِنْ جَمِيعِ خَلْقِكَ كُلِّهِمْ مِنَ الْحَيَوَانَاتِ وَالْبَرَايَا وَالْأَنَامِ . إلى أسْأَلُكَ بِمَسَائِلِكَ وَأَرْغَبُ إِلَيْكَ بِكَ فِي بَرَكَاتِ مَا أَنْطَقْتَنِي بِهِ مِنْ حَمْدِكَ وَوَفَقْتَنى لَهُ مِنْ شُكرِكَ وَتَمْجِيدِى لَكَ فَمَا أَيْسَرَ مَا كَلَّفْتَنِي بِهِ مِنْ حَقِكَ وَأَعْظَمَ مَا وَعَدْتَنِي بِهِ مِنْ نَعْمَائِكَ وَمَزِيدِ الْخَيْرِ على شكرِكَ ابْتَدَ أَتَنِي بِالنِّعَمِ فَضْلاً وَطَوْلًا وَأَمَرْتَنِي بِالشُكْرِ حَقًّا وَعَدْلاً وَوَعَدْتَنِي عَلَيْهِ أَضْعَا فًا وَمَزِيدًا وَأَعْطَيْتَنِي مِنْ رِزْقِكَ وَاسِعًا كَثِيرًا اخْتِيَارًا وَرِضًا وَسَألْتَنِي عَنْهُ شُكْرًا يَسِيرًا ، لَكَ الحَمْدُ اللَّهُم عَلَى إِذْ نَجَّيْتَنِي وَعَافَيْتَنِي بِرَحْمَتِكَ مِنْ جَهْدِ الْبَلَاءِ وَدَرْكِ الشَّقَاءِ وَلَمْ تَسْلِمَنِي لِسُوءِ قَضَائِكَ وَبَلَائِكَ وَجَعَلْتَ مَلْبَسِيَ الْعَافِيَةَ وَأَوْلَيَتَنِي البَسْطَةَ وَالرَّحَاءَ وَشَرَعْتَ لِي أَيْسَرَ الْقَصْدِ وَضَاعَفْتَ لِي أَشْرَفَ الْفَضْلِ مَعَ مَا عَبَدَتَنِي بِهِ مِنَ الْمَحَجَّةِ الشَّرِيفَةِ وَلَشَّرْتَنِي بِهِ مِنَ الدَّرَجَةِ الْعَالِيَّةِ الرَّفِيعَةِ وَاصْطَفَيْتَنِي بِأَعْظَمِ النَّبِيِّينَ دَعْوَةٌ وَأَفْضَلِهِمْ شَفَاعَةً وَأَرْفَعِهِمْ دَرَجَةً وَأَقْرَبِهِمْ مَنْزِلَةً وَأَوْضَحِهِمْ حجَّةً محمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَعَلَى آلِهِ وَسَلَّمَ وَعَلَى جَميعِ الْأَنْبِيَاءِ والمُرْسَلِينَ وَأَصْحَابِهِ الطَّيِّبِينَ الطَّاهِرِينَ بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ وَاغْفِرْ لِي وَلِأَهْلِي ولإخْوَانِي كُلِّهِمْ مَا لَا يَسَعُهُ إِلَّا مَغْفِرَتُكَ وَلَا يَمْحَقُهُ الأَعفُوكَ وَلَا يُكَفِرُهُ إِلا تجاوَزُكَ وَفَضْلُكَ وَهَبْ لِي فِي يَوْمِي هَذَا وَلَيْلَتِي هَذِهِ وَسَاعَتِي هَذِهِ وَشَهْرِى هَذَا وَسَنَتِي هَذِهِ يَقِينَا صَادِقًا يُهَوِّنَ عَلَى مَصَائِبَ الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَأَخَزَانَهُمَا وَيُشَوِّقُنِي إِلَيْكَ وَيُرغِّبُنِي فيما عِنْدَكَ وَاكْتُبْ لِي عِنْدَكَ الْمُغَفِرَةَ وبلغنِى الْكَرَامَةَ مِنْ عِنْدِكَ وَأَوْزِعْنِي شكْرَ مَا أَنْعَمْتَ بِهِ عَلَى فَإِنَّكَ أنتَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا أَنتَ الْوَاحِدُ الْأَحَدُ الرَّفِيعُ الْبَدِيعُ المُبْدِئُ المَعِيدُ السَمِيعُ الْعَلِيمُ اللَّذِى لَيْسَ لِأَمْرِكَ مَدْفَعُ وَلَا عَنْ قَضَائِكَ مُمْتَنَعُ وَأَشْهَدُ أَنَّكَ رَبِّي وَرَبُّ كُلِّ شَيْ فَاطِرُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْعَلِيُّ الْكَبِيرُ المُتَعَالِ بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الثَّبَاتَ فِي الْأَمْرِ وَ الْعَزِيمَةَ عَلَى الرُّشْدِ وَالشَّكْر عَلَى نِعَمِكَ وَأَسْأَلُكَ حُسْنَ عِبَادَتِكَ وَأَسْأَلُكَ مِنْ خَيْرِ كُلِّ مَا تَعْلَمُ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِ كُلِّ مَا تَعْلَمُ وَأَسْتَغْفِرُكَ مِنْ شَرِ كل ما تَعْلَمُ إِنَّكَ أَنتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ وَأَسْأَلُكَ لِي وَلِأَهْلِي وَلِإِخْوَانِي كُلِّهِمْ أَمْنًا وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ جَوْرِ كُلِّ جَائِرٍ وَمَكْرِ كُلِّ مَاكِرٍ وَظُلْمِ كُلِّ ظَالِمٍ وَسِحْرِ كُلِّ سَاحِرٍ وَبَغْيِ كُلِّ بَاغٍ وَحَسَدِ كُلِّ حَاسِدٍ وَغَدْرِ كُلِّ غَادِ رٍ وَكَيْدِ كُلِّ كَايِدٍ وَعَدَاوَةِ كُلِّ عَدُ وٍّ وَطَعْنِ كُلِّ طَاعِنٍ وَقَدْحِ كُلِّ قَادِحٍ وَحِيَلِ كُلِ مُتَحَيِّلٍ وَشَمَاتَةِ كُلِّ شَامِتٍ وَكَشْحِ كلِّ كَاشِحٍ . اللَّهُمَّ بِكَ أَصُولُ عَلَى الْأَعْدَاءِ وَالْقُرَنَاءِ وَإِيَّاكَ أَرْجُو وِلَايَةَ الأَحِبَاءِ وَالْأَوْلِيَاءِ وَالْقُرَبَاءِ فَلَكَ الْحَمْدُ على مَا لَا أَسْتَطِيعُ إِحْصَاءَهُ وَلَا تَعْدِيدَهُ مِنْ عَوَائِدِ فَضْلِكَ وَعَوَارِفِ رِزْقِكَ وَأَلْوَانِ مَا أَوْ لَيْتَنِي بِهِ مِنْ إِرْفَادِكَ وَكَرَمِكَ فَإِنَّكَ أَنتَ اللهُ الَّذِي لا إلَهَ إِلَّا أَنْتَ الْفَاشِي فِي الْخَلْقِ حَمْدُكَ البَاسِطُ بِالْجُودِ يَدُكَ لا تُضَادُ فِي حُكْمِكَ وَلَا تَنَازَعُ فِي أمْرِكَ وَسُلْطَائِكَ وَمُلْكِكَ وَلَا تُشارَكَ فِي رُبُوبِيَّتِكَ وَلَا تُرَاحَمُ في خَلِيقَتِكَ تَمْلِكُ مِنَ الْأَنَامِ مَا تَشَاءُ وَلَا يَمْلِكُونَ مِنكَ الأَمَا تُرِيدُ . اللَّهُمَّ أَنتَ اللهُ المُنعِمُ المُتَفَضِلُ الْقَادِرُ الْمُقْتَدِرُ الْقَاهِرُ الْمُقَدَّسُ تَرَدَّيْتُ بِالْمَجْدِ وَالْبَهَاءِ وَتَعَظَّمْتَ بِالْعِزَّةِ وَالْعَلَاءِ وَتَأَزَّرْتَ بِالْعَظَمَةِ وَالْكِبْرِيَاءِ بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ وَتَغَشَيْتَ بالنّور والضِّياء وتجلّتْ بِالْمَهَابَةِ وَالْبَهَاءِ لَكَ الْمَنُّ الْقَدِيمُ وَالسُّلْطَانُ الشَّامِخُ وَالْمُلْكُ الْبَاذِخُ وَالْجُودُ الْوَاسِعُ وَالْقُدْرَةُ الْكَامِلَةُ وَالْحِكْمَةُ الْبَالِغَةُ وَالْعِزَّةُ الشامِلَةُ فَلَكَ الْحَمْدُ عَلَى ما جعلتني من أمّة محمدٍ صلى الله عليهِ وَسَلم وَعَلى آله وهو افضل بنِي آدَمَ عَلَيْهِ السَّلَامُ الَّذِينَ كَرَمْتَهُمْ وَحَمَلْتَهُمْ فِي الْبَرَ وَالْبَحْرِ وَرَزَقْتَهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَفَضَّلْتَهُمْ عَلَى كَثِيرِ مِنْ خَلْقِكَ تَفْضِيلاً وَخَلَقْتَنِي سَمِيعًا بَصِيرًا صَحِيحا سَوِيًّا سَا لِمَا مُعَافَى وَلَمْ تَشْغَلْنِي بنقصانِ فِي بَدَنِي عَنْ طَاعَتِكَ وَلَا بِآفَةٍ فِي جَوَارِحِي وَلَا عَاهَةِ في نَفْسِي وَلَا فِي عَقْلِي وَلَمْ تَمْنَعْنِي كَرَامَتَكَ إِيَّايَ وَحُسْنَ صَنِيعِكَ عِنْدِي وَفَضْلَ مَنَا حِكَ لَدَيَّ وَنَعماءكَ عَلَى أَنْتَ الَّذِى أَوْ سَعْتَ عَلَى في الدُّنْيَا رِزْقًا وَفَضَلْتَنِي عَلَى كَثِيرٍ مِنْ أَهْلِهَا تَفْضِيلاً فَجَعَلْتَ لِي سَمْعًا يَسْمَعُ آيَاتِكَ وَعَقْلَا يَفْهَمُ إِيمَانَكَ وَبَصَرَا يَرَى قُدْرَتَكَ وَفَؤادًا يَعْرِفُ عَظَمتَكَ. وَقَلْبًا يَعْتَقِدُ تَوْحِيدَكَ فَإِنِي لِفَضْلِكَ عَلَى شَاهِدُ حَامِدُ شَاكِرٌ وَلَكَ نَفْسِي شَاكِرَةٌ وَبِحَقِّكَ عَلَى شَاهِدَةٌ وأشْهَدُ اَنَّكَ حَىٌّ قبل كل حَىٍّ وَحَىَّ بَعدَ كُلِّ حَيٍّ وَحَىٌّ بَعدَ كُل ميّتٍ وَحَىٌّ لَمْ تَرِثُ الحَيَاةَ مِنْ حَيٍّ وَلَمْ تَقْطَعْ خَيْرَكَ عَنِي فِي كُلِّ وَقْتِ وَلَمْ تَقْطَعْ رَجَائِي وَلَمْ تُنْزِلْ فِي عُقُوبَاتِ النّقمِ وَلَمْ تُغيّرْ عَلَىَّ وَثَائِقَ النِّعَمِ وَلَمْ تَمْنَعْ عَنِي دَقَائِقَ الْعِصَمِ فَلَوْ لَمْ أَذْكَرْ مِن إحْسَانِكَ وَإِنْعَامِكَ عَلَى الأَ عَفْوَكَ عَنِي وَالتَّوْفِيقَ لِي وَالْإِسْتِجَابَةَ لِدُعَائِي حِينَ رَفَعْتُ صَوْتِي بِدُعَائِكَ وَتَحْمِيدِكَ وَتَوْحِيدِكَ وَتَمْجِيدِكَ وَتَهْلِيلِكَ وَتَكْبِيرِكَ وَتَعْظِيمِكَ وَإِلَّا فِي تَقْدِيرِكَ خَلْقِي حِينَ صَوَرْتَنِي فَأَحْسَنْتَ صُورَت وَالأَ في قِسْمَةِ الْأَرْزَاقِ حِينَ قَدَّرْتَهَا لِي لَكَانَ فِي ذَلِكَ مَا يَشْغَلُ فِكْرِى عَنْ جَهْدِى فَكَيْفَ إِذَا فَكَرْتُ في الْنَّعَمِ الْعِظَامِ الَّتِي أَتَقَلَّبُ فَهَا وَلَا أَبْلُغُ شُكْرَ شَيْ مِنْهَا فَلَكَ الْحَمْدُ عَدَدَ مَا حَفِظَهُ عِلْمُكَ وَجَرَى بِهِ قَلَمُكَ وَنَفَذَ بِهِ حُكْمُكَ فِي خَلْقِكَ وَعَدَدَ مَا وَسِعَتْهُ رحمتُكَ مِنْ جَميع خَلْقِكَ وَعَدَدَ مَا أَحَاطَتْ بِهِ قُدْرَتُكَ وَأَضْعَافَ مَا تَسْتَوْجِبُهُ مِنْ جَميع خَلْقِكَ. اللَّهُمَّ إِنِّي مُقِرُ بِنِعْمَتِكَ عَلَى فَتَمْ إِحْسَانَكَ إِلَى فِيمَا بَقِيَ مِنْ عُمْرِى بِأَعْظَمَ وَأَتَمَّ وَأَحْمَلَ وَأَحْسَنَ مِمَّا أَحْسَنْتَ إِلى فِيمَا مَضَى مِنْهُ بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ . اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ وَأَتَوَسَلُ إِلَيْكَ بِتَوْحِيدِكَ وَتَمْجِيدِكَ وَتَحْمِيدِكَ وَتَهْلِيلِكَ وَتَكْبِيرِكَ وَتَسْبِيحِكَ وَكَمَا لِكَ وَتَدْبِيرِكَ وَتَعْظِيمِكَ وَتَقْدِيسِكَ وَنُورِكَ وَرَأفَتِكَ وَرَحْمَتِكَ وَعِلْمِكَ وَحِلْمِكَ وَعُلُوِّكَ وَوَقَارِكَ وَفَضْلِكَ وَجَلَالِكَ وَمَنِّكَ وَكَمَالِكَ وَكِبْرِيَاتِكَ وَسُلْطَانِكَ وَقُدْرَتِكَ وَإحْسَانِكَ وَامْتِنَا نِكَ وَجمَالِكَ وَبَهَائِكَ وَبُرْهَانِكَ وَغُفْرَانَكَ وَنَبِيتِكَ وَوَلِيِّكَ وعِتْرتِهِ الطّاهِرِينَ أَنْ تُصَلَّى عَلَى سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى سَائِرِ إِخْوَانِهِ الأنبياءِ وَالْمُرْسَلِينَ وَأَنْ لَا تَحْرِمَنِي رِفْدَكَ وَفَضْلَكَ وَجَمَالَكَ وَحَلَا لَكَ وَفَوَائِدَ كَرَامَتِكَ فَإِنَّهُ لَا تَعْتَرِيكَ لِكَثْرَةِ مَا قَدْ نَشَرْتَ مِنَ الْعَطَايَا عَوَائِقُ الْبُخْلِ وَلَا يُنْقِصُ جُوَدَكَ التقَصِيرُ فِي شُكْرِ نِعْمَتِكَ وَالا تُنْفِدُ خزَائِنَكَ مَوَاهِبُكَ الْمُتَّسِعَةُ وَلَا تَوَثَرر فِي جُودِكَ الْعَظِيمِ مِنَحُكَ الْفَائِقَةُ الْجَلِيلَةُ الْجَميلَةُ الْأَصِيلَةُ وَلَا تَخَافُ ضَيَمَ إِمْلَاقٍ فَتَكْدِى وَلَا يَلْحَقُكَ خَوْفُ عُدْمٍ فَيُنْقِصَ مِنْ جُودِكَ فَيْضُ فَضْلِكَ إِنَّكَ عَلَى مَا تَشَاءُ قَدِيرُ وبالإجابة جدير. اللهم ارزقنى قَلْبَاخَاشِعَاخَاضِعًا ضَارِعًا وَعَيْنَا بَاكِيَةً وَبَدَنَا صَحِيحَا صَابِرًا وَيَقِينا صادِقًا بِالْحَقِّ صَادِعَا وَتَوْبَةً نَصُوحًا وَلِسَانًا ذَاكِرًا وَحَامِدًا وَ إِيمَانًا صَحِيحا وَرِزْقًا حَلَالًا طَيِّبًا وَاسِعَا وَعِلْمًا نَافِعًا وَوَلَدًا صَالِحًا وَصَاحِبًا مُوَافِقا وَسِنَا طَوِيلًا فِي الخَيْرِ مُشْتَغِلاً بِالْعِبَادَةِ الْخَالِصَةِ وَخُلْقًا حَسَنًا وَعَمَلًا صَالِحًا مُتَقَبَلَا وَتَوْبَةً مَقْبُولَةً وَدَرَجَةً رَفِيعَةً وَامْرَأَةً مُؤْمِنَةً طَائِعَةً اللَّهُم لَا تُنْسِنِي ذِكْرَكَ وَلَا تُوَلَّنِي غَيْرَكَ وَلَا تُؤْمِنِى مَكْرَكَ وَلَا تَكْشِفْ عَنِي سَتْرَكَ وَلَا تُقْنِطْنِي مِنْ رَحْمَتِكَ وَلَا تُبْعِدْنِي مِنْ كَنَفِكَ وَجِوَارِكَ وَأَعِذْنِي مِنْ سُخَطِكَ وَغَضَبِكَ وَلَا تُؤيّسْنِي مِنْ رَحْمَتِكَ وَرَوْحِكَ وَكُن لِي وَلِأَهْلِي وَلِإِخْوَانِي كُلِّهِمْ أنيسًا مِنْ كُلِّ رَوْعَةٍ وَخَوْفٍ وَخَشْيَةٍ وَوَحْشَةٍ وَغُرْبَةٍ وَاعْصِمْنِي من كُلِّ هَلَكَةٍ وَنَجِّنِي مِن كُل بليَّةٍ وَافَةٍ وَعَاهَةٍ وَغُصَّةٍ وَمِحْنَةٍ وَزَلْزَلَةٍ وَشِدَّةِ وَإِهانَةٍ وَذِلَّةٍ وَغَلَبَةٍ وَقِلَّةٍ وَجُوعِ وَعَطَشِ وَفَقْرِ وَفَاقَةٍ وَضِيقٍ وَفِتْنَةِ وَوَبَاءِ وَبَلَاءِ وَغَرَقٍ وَحَرْقٍ وَبَرْقٍ وَسَرْقٍ وَحَرٍّ وَبَرْدٍ وَنَهْبٍ وَغَيٍّ وَضَلَالٍ وَضَالَّةٍ وَهَامَّةٍ وَزَلَلٍ وَخَطَايَا وَهَمٍّ وَغَمٍّ وَمَسْخٍ وَخَسْفٍ وَقَذْفٍ وَخَلَّةٍ وَعِلَّةٍ وَمَرَضٍ وَجُنُونٍ وَجُذَامٍ وبرصٍ وَفالَجٍ وَبَاسُورٍ وَسَلَسٍ وَنَقْصٍ وَهَلَكَةٍ وَفَضِيحَةٍ وَقَبِيحَةٍ فِي الدَّارَيْنِ إِنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمِيعَادَ . اَللَّهُم ارْفَعْنِي وَلَا تَضَعْنِي وَادْفَعَ عَلَى وَلَا تَدْ فَنِي وَأَعْطِنِي وَلَا تَحْرِمْنِي وَزِدْنِي وَلَا تُنْقِصْنِي وَارْحَمْنِي وَلَا تُعَذِّبْنِي وَفَرِّجْ هَمِّ وَاكْشِفْ غَمّي وَأَهْلِكْ عَدُوّى وَانْصُرْني وَلَا تَخْذُلْنِي وَأَكْرِمْنِي وَلَا تُهِنَّى وَاسْتُرْنِي وَلَا نَفْضَحْنِي وَأثِرْنِي وَلَا تُؤْثِرْ عَلَىَّ وَاحْفَظْنِي وَلَا تُضَيِّعْنِي فَإِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْ قَدِيرٌ يَا أَقْدَرَ الْقَادِرِينَ وَيَا أَسْرَعَ الحَاسِبِينَ وَصَلَّى اللهُ عَلَى سيدنا محمد وَآلِهِ وَسَلَّمَ أَجْمَعِينَ يَإِذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ اَللَّهُمَّ أَنْتَ أَمَرْتَنَا بِدُعَائِكَ وَوَعَدْتَنَا إجَابَتِكَ وَقَدْ دَعَوْنَاكَ كَمَا أَمَرْتَنَا فَاجِبْنَا كَمَا وَعَدْتَنَا يَاذَا الْجَلَالِ وَالْإكْرَامِ إِنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمِيعَادَ اللَّهُمَّ مَا قَدَّرْتَ لِي مِنْ خَيْرٍ وَشَرَعْتُ فِيهِ بِتَوْفِيقِكَ وَتَيْسِيرِكَ فَتَمِّمْهُ لِي بِأِحْسَنِ الْوُجُوهِ كُلِهَا وَأَصْوَبِهَا وَأَصْفَاهَا فإنكَ عَلَى مَا تَشَاءُ قَدِيرُ وَ بِالإِجَابَةِ جَدِيرٌ نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ وَ مَا قَدَّرْتَ لي مِنْ شَرِ وَ تُحَذِرُنِي مِنْهُ فَاصْرِفْهُ عنِّى يَا حَىُّ يَا قَيّومُ يَا مَنْ قَامَتْ السَّموات والأَرْضُ بأمرو يَا مَنْ يُمْسِكُ السَّمَاءَ أَنْ تَقَعَ عَلَى الْأَرْضِ الأَبِإِذْنِهِ يَا مَنْ أَمْرة إِذَا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كن فَيَكُونُ ، فَسُبْحَنَ الَّذِي بِيَدِهِ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ سُبْحَانَ اللَّهِ الْقَادِرِالقَاهِرِ الْقَوِي العَزِيزِ الْجَبَّارِ الْحَىِّ الْقَيَومِ بِلَا مُعِينِ وَلَا ظَهِيرٍ برحْمَتِكَ أَسْتَغِيثُ سُبْحَانَ اللَّهِ الْقَادِرِالقَاهِرِ الْقَوِي العَزِيزِ الْجَبَّارِ الْحَىِّ الْقَيَومِ بِلَا مُعِينِ وَلَا ظَهِيرٍ برحْمَتِكَ أَسْتَغِيثُ سُبْحَانَ اللَّهِ الْقَادِرِالقَاهِرِ الْقَوِي العَزِيزِ الْجَبَّارِ الْحَىِّ الْقَيَومِ بِلَا مُعِينِ وَلَا ظَهِيرٍ برحْمَتِكَ أَسْتَغِيثُ اللَّهُمَّ هَذَا الدُّعَاءُ وَمِنْكَ الْإِجَابَةُ وهَذَا الْجُهْدُ مِنِي وَعَلَيْكَ التكلانُ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلا بِاللَّهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلا بِاللَّهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلا بِاللَّهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ أَوَّلًَ وَآخِرًا وَظَاهِرًا وَبَاطِنًا وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ وَآلِهِ وَأَصْحَابِهِ الطَّيِّبِينَ الطَّاهِرِينَ وَسَلَّمَ تَسليمًا كثيرًا أَثِيرًا دَائِمَا أَبَدًا إِلَى يَوْمِ الدِّينِ وَحَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالِمينَ وَصَلى الله عَلَى سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ فِي كُلِّ لَمْحَةٍ وَنَفَسٍ عدَدَ مَا وَسعَه علم الله إنتهي الحزب السيفي للإمام علي كرم الله وجهه
إنتهى الحزب السيفي
Okuma Usulü :
En Az Günde Bir Defa, veya orta haddesi, Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir, En Fazla Günde Yedi Defa okunup zikredilir.
HiZBÜL MUĞNi
MÜNACATI ÜVEYS EL KARANi
Hizbul Mûğni Li Raşidiye
Hizbul Mûğni Li Raşidiye
Veysel Karani hazretlerine ait münacat
الحزب المغني
لسيدي أويس القرني
﷽
إلَهِي َبكَ أستَغيثُ فأغْثني وَ بكَ أستغنيتُ فأغننِي وَعليكَ تَوَكلتُ فأكْفني يَاكَافي، أكْفنِي المُهمَاتِ مِن أمرِِ الدُنيا وَألآخرة
(ثَلَاثًا)
يَارَحْمَنُ الدُنيا وَالآخرةِ وَرَحِيمَهُمَا إنِي عَبدُكَ بِبَابِكَ، ذَلِيلُكَ بِبَابِكَ، أسِيرُكَ بِبَابِكَ، مَسْكِينُكَ بِبَابِكَ، صَنِيعُك بِبَابِكَ يَارَبَّ الْعَالَمْينَ، الطَالِحُ بِبَابِكَ يَاغَيَّاثُ المُسْتَغِيثِينَ، مَهمُوْمِكَ بِبَابِكَ يَاكَاشِفَ كُلَّ كَربَ الْمَكْروبِينَ، أنَاعَاصِيكَ يَاطَالبَ ألْمُسْتَغْفِرينَ، الْمُقِرُ بِبَابِكَ يَاغَافِراً لِلْمُذْنِبينَ ،الْمُعْتَرِفُ بِبَابِكَ يَاأرْحَمُ الْرَاحِمْينَ، الخَاطئُ بِبَابِكَ يارَبِّ الْعَالَمِينَ، الظَالِمُ بِبَابِكَ البَائسُ الخَاشِعُ بِبَابِكَ
أرْحَمْني يَامَولاي (ثلاثا)
إلَهِيَّ أََنتَ الغَافِرُ وأنَا المُسيءُ وَهَل يَرحَمُ المُسِيءَ إلا الغَافِرُ مَوْلَايَ مَوْلَاي
إلَهِي أََنتَ الرَبُّ وَأنَا العَبدُ وَهَل يَرحَمُ الْعَبدَ إلاَ ألْرَبُّ مَوْلَايَ َمَوْلَاي
إلَهِي أََنتَ القَوَّيُ وَأنَا الْضَعِيفُ وَهَل يَرحَمُ الْضَعِيفَ إلا الْقَوَّىُ مَوْلَايَ َمَوْلَاي
إلَهِي أََنتَ الْمَالِكُ وَانَا الْمَمْلُوْكُ وَهَل يَرحَمُ الْمَمْلُوْكَ إلا الْمَالِكُ مَوْلَايَ َمَوْلَاي
إلَهِي أََنتَ الْعَزيزُ وَأنَا الذَليلُ وَهَل يَرحَمُ الذَليلَ إلا العزيزُ مَوْلَايَ َمَوْلَاي
إلَهِي أََنتَ الكَريمُ وأنَا اللَئِيمُ وَهَل يرْحَمُ اللئيمَ إلا الكريمُ مَوْلَايَ َمَوْلَاي
إلَهِي أََنتَ الرَّازِقُ وَأنَا المَرزْوقُ وَهل يَرْحَمُ المَرزوقَ إلا الرَّازِقُ مَوْلَايَ َمَوْلَاي
إلَهِي أنا الضَعِيفُ أنَا الذَلِيلُ أنَا الحَقِيرُ،
أََنتَ العَليُ أنْتَ الْعّفُو أََنتَ الْغَفُورُ أَنتَ الْغَفَّارُ أََنتَ ألحَنَّانُ أََنتَ ألْمَنَّانُ ،
أنَا المُذنِبُ أنَا الخَائفُ أنَا الضَعِيفُ
إلَهِي الأَمَانَ الأَمَانَ فِي ظُلمَةِ القَبرِ وَضِيقَهُ
إلَهِي الأَمَانَ الأَمَانَ عِنْدَ سُؤْالِ مُنْكَرٍِ وَنَكِيرٍ وَهَيْبَتَهُمَا
إلَهِي الأَمَانَ الأَمَانَ عِنْدَ وَحْشَةِ ألقَبْرِ وَشِدَتَهُ
إلَهِي الأَمَانَ الأَمَانَ َفِي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ
إلَهِي الأَمَانَ الأَمَانَ يَوْمَ يُنفَخُ فِي الصُّورِ فَفَزِعَ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَمَن فِي الْأَرْضِ إِلَّا مَن شَاء اللَّهَُ
إلَهِي الأَمَانَ الأَمَانَ يوم زُلْزِلَتِ الْأَرْضُ زِلْزَالَهَا
إلَهِي الأَمَانَ الأَمَانَ يَوْمَ تَشَقَّقُ السَّمَاء بِالْغَمَامًِ
إلَهِي الأَمَانَ الأَمَانَ يَوْمَ تُطْوِىَ السَّمَاء كَطَيِّ السِّجِلِّ لِلْكُتُبِ
إلَهِي الأَمَانَ الأَمَانَ يَوْمَ تُبَدَّلُ الأَرْضُ غَيْرَ الأَرْضِ وَالسَّمَاوَاتُ وَبَرَزُواْ للّهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّار
إلَهِي الأَمَانَ الأَمَانَ يوم يَنظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْكَافِرُ يَا لَيْتَنِي كُنتُ تُرَاباً
إلَهِي الأَمَانَ الأَمَانَ يومَ يُنَادِي المُنَادِي مِن بِطْنَانِ العَرشِ أينَ العَاصُونَ وأينَ المُذنبونَ وأينَ الخَاسِرونَ هَلُمُوا إلى الحِساب وأنت تعلم سري وعلانيتي، فأقْبلَ مَعذرتيِ
إلَهْيَ آهِ من كثرةِ الذنوبِ والعِصْيان، إلَهْيَ آهِ مِنْ كَثرةِ الظُلمِ والجَفاء، آهِ منْ نَفْسِ المَطرودِ، آهِ مِنْ نَفْسِ المَطْبُوْعِ بالهَوى ،من ألهوى أغِثني يَا غياث المستغيثين ،أغِثنيَ عِنَدَ تَغيرَ حَالي
اللَّهُمَّ إني عبدُك ألمذنبُ ألمُجِرمُ ألمُخطئُ أجِرنَي مِنْ النِارِ يِامُجِيرُ يِامُجِيرُ يِامُجِيرُ
اللَّهُمَّ إنْ تَرحَمنيَ فأنتَ أهْلٌ ،و إنْ تُعَذِبَنيَ فأنَا أهلٌ فَارْحَمْنِي، يَاأَهْلُ التَّقْوَى وَياأَهْلُ الْمَغْفِرَةِ وياأَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ وياخَيْرُ النَّاصِرِينَ وياخَيْرُ الْغَافِرِينَ، حَسْبيَ اللهُ وَحْدَهُ بِرَحْمَتِكَ يا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ
وصَلَّىَ اللهُ عَلَى سَيِدْنَا مُّحَمَّدٍ و آلهِ و وَصَحبِهِ أجمعين وَسَلّمَ تسليما
انتهى الحزب المغنى
Okuma Usulü :
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.
HiZBÜL BAHR
Seyyid Hasan Eş Şâzilî
Hizbul Bahr Li Raşidiye
Hizbul Bahr Li Raşidiye
حزب البحر للإمام الشاذلي حزب البحر
لسيدي أبو الحسن الشاذلي رضي الله عنه
سَيِّد حَسَن اَلْشَّاذِلِي حِزْبُ الْبَحْر لِرَاشِدِيَّة حِزْبُ الْبَحْر لِرَاشِدِيَّة حِزْبُ الْبَحْر لِلْإِمَام اَلْشَّاذِلِي حِزْبُ الْبَحْر لِسَيِّدِي أَبُو اَلْحَسَن اَلْشَّاذِلِي رَضِيَ اَللَّه عَنْه
اَللَّهُـمَّ يَا عَلِيُّ يَا عَظِيمُ يَا حَلِيمُ يَا عَلِيمُ أَنْتَ رَبِّي وَ عِلْمُـكَ حَسْبِي فَـنِعْـمَ اَلْرَّبُّ رَبِّي وَ نِعْـمَ اَلْحَسْبُ حَسْـبِي تَـنْصُـرُ مَنْ تَشَاءُ وَ أَنْتَ اَلْعَـزِيـزُ اَلْـرَّحِيـمُ نَسْـأَلُكَ اَلْعِصْمَةَ فِي اَلْـحَـرَكَاتِ وَ اَلْسَّـكَنَاتِ وَ اَلْكَـلِـمَاتِ وَ اَلْإِرَادَاتِ وَ اَلْخَـطَرَاتِ مِـنَ اَلْـشُّـكُوكِ وَ اَلْـظُّـنُونِ وَ اَلْأَوْهَامِ اَلْسَّـاتِـرَةِ لِـلْقُلُوبِ عَـنْ مُـطَـالَعَةِ اَلْغُـيُوبِ فَـقَـدِ اِبْـتُـلِيَ اَلْـمُؤْمِنُـونَ وَ زُلْـزِلُـوا زِلْـزَالَاً شَـدِيداً وَ إِذْ يَقُولُ اَلْـمُـنَافِـقُـونَ وَ اَلَّـذِيـنَ فِي قُـلُـوبِـهِـمْ مَّـرَضٌ مَّـا وَعَـدَنَـا اَللَّهُ وَ رَسُـولُهُ إِلَّا غُـرُوراً فَـثَـبِّـتْـنَا وَ انْصُـرْنَـا وَ سَـخِّـرْ لَـنَـا هَذَا اَلْـبَـحْـرَ كَـمَا سَـخَّـرْتَ اَلْـبَـحْـرَ لِـمُـوسَى وَ سَـخَّـرْتَ اَلْـنَّـارَ لِـإِبْـرَاهِـيـمَ وَ سَـخَّـرْتَ اَلْـجِـبَـالَ وَ اَلْـحَـدِيـدَ لِـدَاوُدَ وَ سَـخَّرْتَ اَلْـرِّيـحَ وَ اَلْـشَّـيَـاطِـيـنَ وَ اَلْـجِـنَّ لِـسُـلَـيْـمَانَ وَ سَـخِّـرْ لَـنَـا كُـلَّ بَـحْـرٍ هُوَ لَـكَ فِي اَلْأَرْضِ وَ اَلْـسَّـمَـاءِ وَ اَلْـمُـلْكِ وَ اَلْـمَـلَـكُـوتِ وَ بَـحْـرَ اَلْـدُّنْـيَـا وَ بَـحْـرَ اَلْـآخِـرَةِ وَ سَـخِّـرْ لَـنَـا كُـلَّ شَيْءٍ يَا مَنْ بِـيَـدِهِ مَـلَكُـوتُ كُـلِّ شَيْءٍ كَهْيَعَصْ كَهْيَعَصْ كَهْيَعَصْ اُنْـصُـرْنَـا فَـإِنَّـكَ خَـيْـرُ اَلْـنَّـاصِـرِيـنَ وَ افْـتَـحْ لَـنَا فَـإِنَّـكَ خَـيْـرُ اَلْـفَـاتِـحِـيـنَ وَ اغْـفِـرْ لَـنَـا فَـإِنَّـكَ خَـيْـرُ اَلْـغَـافِـرِيـنَ وَ ارْحَـمْـنَا فَـإِنَّـكَ خَـيْـرُ اَلْـرَّاحِـمِـيـنَ وَ ارْزُقْـنَـا فَـإِنَّـكَ خَـيْـرُ اَلْـرَّازِقِـيـنَ وَ اهْـدِنَا وَ نَجِّـنَـا مِـنَ اَلْـقَـوْمِ اَلْـظَّـالِـمِـيـنَ وَ هَـبْ لَـنَا رِيـحَاً طَـيِّـبَـةً كَـمَا هِيَ فِي عِـلْمِـكَ وَ انْـشُـرْهَا عَلَـيْـنَـا مِـنْ خَـزَائِـنِ رَحْـمَـتِـكَ وَ احْـمِلْـنَا بِـهَا حَـمْـلَ اَلْـكَـرَامَةِ مَـعَ اَلْـسَّـلَامَةِ وَ اَلْـعَـافِـيَـةِ فِي اَلْـدِّيـنِ وَ اَلْـدُّنْـيَـا وَ اَلْـآخِـرَةِ إِنَّـكَ عَلَى كُـلِّ شَيْءٍ قَـدِيـرٌ اَللَّهُـمَّ يَـسِّـرْ لَـنَا أُمُـورَنَـا مَـعَ اَلْـرَّاحَـةِ لِـقُـلُـوبِـنَا وَ أَبْـدَانِـنَا وَ اَلْـسَّـلَامَةِ وَ اَلْـعَـافِـيَـةِ فِي دِيـنِـنَا وَ دُنْـيَـانَا وَ كُـنْ لَـنَا صَاحِـبَاً فِي سَـفَـرِنَا وَ خَـلِـيـفَـةً فِي أَهْـلِـنَا وَ اطْـمِسْ عَلَى وُجُـوهِ أَعْـدَائِـنَا وَ امْـسَـخْـهُـمْ عَلَى مَـكَـانَـتِـهِـمْ فَـلَا يَـسْـتَـطِـيـعُـونَ اَلْـمُـضِـيَّ وَ لَا اَلْـمَـجِـيءَ إِلَـيْـنَا وَ لَـوْ نَـشَـاءُ لَـطَـمَـسْـنَا عَلَى أَعْـيُـنِـهِـمْ فَـاسْـتَـبَـقُـوا اَلْـصِّـرَاطَ فَـأَنَّـى يُـبْـصِـرُونَ وَ لَـوْ نَـشَـاءُ لَـمَـسَـخْـنَـاهُـمْ عَلَى مَـكَـانَـتِـهِـمْ فَـمَا اِسْـتَـطَـاعُـوا مُـضِـيًّا وَ لَا يَـرْجِـعُـونَ يـس وَ اَلْـقُـرْآنِ اَلْـحَـكِـيـمِ إِنَّـكَ لَـمِـنَ اَلْـمُـرْسَـلِـيـنَ عَلَى صِـرَاطٍ مُّـسْـتَـقِـيـمٍ تَـنـزِيـلَ اَلْـعَـزِيـزِ اَلْـرَّحِـيـمِ لِـتُـنـذِرَ قَـوْمًا مَّـا أُنـذِرَ آبَـاؤُهُـمْ فَـهُـمْ غَـافِـلُـونَ لَـقَـدْ حَـقَّ اَلْـقَـوْلُ عَلَى أَكْـثَـرِهِـمْ فَـهُـمْ لَا يُـؤْمِـنُـونَ إِنَّـا جَـعَـلْـنَا فِي أَعْـنَـاقِـهِـمْ أَغْـلَالَاً فَـهِيَ إِلَى اَلْأَذْقَـانِ فَـهُـم مُّـقْـمَحُـونَ وَ جَـعَـلْـنَا مِـن بَـيْـنِ أَيْـدِيـهِـمْ سَـدًّا وَ مِـنْ خَـلْـفِـهِـمْ سَـدًّا فَـأَغْـشَـيْـنَـاهُـمْ فَـهُـمْ لَا يُـبْـصِـرُونَ شَاهَت اَلْوُجُوهُ شَاهَت اَلْوُجُوهُ شَاهَت اَلْوُجُوهُ وَ عَـنَـتِ اَلْـوُجُـوهُ لِـلْـحَـيِّ اَلْـقَـيُّـومِ وَ قَـدْ خَـابَ مَـنْ حَـمَـلَ ظُـلْـمًا طس حـم عـسق مَـرَجَ اَلْـبَـحْـرَيْـنِ يَـلْـتَـقِـيَـانِ بَـيْـنَـهُـمَـا بَـرْزَخٌ لَّا يَـبْـغِـيَـانِ حـم حـم حـم حـم حـم حـم حـم حُـمَّ اَلْأَمْـرُ وَ جَاءَ اَلْـنَّـصْـرُ فَـعَـلَـيْـنَـا لَا يُـنْـصَـرُونَ حـم تَـنـزِيـلُ اَلْـكِـتَـابِ مِـنَ اَللَّـهِ اَلْـعَـزِيـزِ اَلْـعَـلِـيـمِ غَـافِـرِ اَلْـذَّنـبِ وَ قَـابِـلِ اَلْـتَّـوْبِ شَـدِيـدِ اَلْـعِـقَـابِ ذِي اَلْـطَّـوْلِ لَا إِلَهَ إِلَّا هُـوَ إِلَـيْـهِ اَلْـمَـصِـيـرُ بِـسْـمِ اَللَّـهِ بَـابُـنَـا تَـبَـارَكَ حِـيـطَـانُـنَـا يـس سَـقْـفُـنَـا كَـهْـيَـعَـصْ كِـفَـايَـتُـنَـا حـم عَـسَـقْ حِـمَـايَـتُـنَـا فَـسَـيَـكْـفِـيـكَـهُـمُ اَللَّـهُ وَ هُـوَ اَلْـسَّـمِـيـعُ اَلْـعَـلِـيـمُ فَـسَـيَـكْـفِـيـكَـهُـمُ اَللَّـهُ وَ هُـوَ اَلْـسَّـمِـيـعُ اَلْـعَـلِـيـمُ فَـسَـيَـكْـفِـيـكَـهُـمُ اَللَّـهُ وَ هُـوَ اَلْـسَّـمِـيـعُ اَلْـعَـلِـيـمُ سِـتْـرُ اَلْـعَـرْشِ مَـسْـبُـولٌ عَـلَـيْـنَـا وَ عَـيْـنُ اَللَّـهِ نَـاظِـرَةٌ إِلَـيْـنَـا بِـحَـوْلِ اَللَّـهِ لَا يَـقْـدِرُ عَـلَـيْـنَـا وَ اَللَّـهُ مِـنْ وَرَائِـهِـم مُّـحِـيـطٌ بَـلْ هُـوَ قُـرْآنٌ مَّـجِـيـدٌ فِي لَـوْحٍ مَّـحْـفُـوظٍ فَـاَللَّـهُ خَـيْـرٌ حَـافِـظًا وَ هُـوَ أَرْحَـمُ اَلْـرَّاحِـمِـيـنَ فَـاَللَّـهُ خَـيْـرٌ حَـافِـظًا وَ هُـوَ أَرْحَـمُ اَلْـرَّاحِـمِـيـنَ فَـاَللَّـهُ خَـيْـرٌ حَـافِـظًا وَ هُـوَ أَرْحَـمُ اَلْـرَّاحِـمِـيـنَ إِنَّ وَلِـيِّـيَ اَللَّـهُ اَلَّـذِي نَـزَّلَ اَلْـكِـتَـابَ وَ هُـوَ يَـتَـوَلَّى اَلْـصَّـالِـحِـيـنَ إِنَّ وَلِـيِّـيَ اَللَّـهُ اَلَّـذِي نَـزَّلَ اَلْـكِـتَـابَ وَ هُـوَ يَـتَـوَلَّى اَلْـصَّـالِـحِـيـنَ إِنَّ وَلِـيِّـيَ اَللَّـهُ اَلَّـذِي نَـزَّلَ اَلْـكِـتَـابَ وَ هُـوَ يَـتَـوَلَّى اَلْـصَّـالِـحِـيـنَ حَـسْـبِـيَ اَللَّـهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُـوَ عَـلَـيْـهِ تَـوَكَّـلْـتُ وَ هُـوَ رَبُّ اَلْـعَـرْشِ اَلْـعَـظِـيـمِ حَـسْـبِـيَ اَللَّـهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُـوَ عَـلَـيْـهِ تَـوَكَّـلْـتُ وَ هُـوَ رَبُّ اَلْـعَـرْشِ اَلْـعَـظِـيـمِ حَـسْـبِـيَ اَللَّـهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُـوَ عَـلَـيْـهِ تَـوَكَّـلْـتُ وَ هُـوَ رَبُّ اَلْـعَـرْشِ اَلْـعَـظِـيـمِ بِـسْـمِ اَللَّـهِ اَلَّـذِي لَا يَـضُـرُّ مَـعَ اِسْـمِـهِ شَـيْءٌ فِي اَلْـأَرْضِ وَ لَا فِي اَلْـسَّـمَـاءِ وَ هُـوَ اَلْـسَّـمِـيـعُ اَلْـعَـلِـيـمُ بِـسْـمِ اَللَّـهِ اَلَّـذِي لَا يَـضُـرُّ مَـعَ اِسْـمِـهِ شَـيْءٌ فِي اَلْـأَرْضِ وَ لَا فِي اَلْـسَّـمَـاءِ وَ هُـوَ اَلْـسَّـمِـيـعُ اَلْـعَـلِـيـمُ بِـسْـمِ اَللَّـهِ اَلَّـذِي لَا يَـضُـرُّ مَـعَ اِسْـمِـهِ شَـيْءٌ فِي اَلْـأَرْضِ وَ لَا فِي اَلْـسَّـمَـاءِ وَ هُـوَ اَلْـسَّـمِـيـعُ اَلْـعَـلِـيـمُ وَ لَا حَـوْلَ وَ لَا قُـوَّةَ إِلَّا بِـاَللَّـهِ اَلْـعَـلِـيِّ اَلْـعَـظِـيـمِ وَ لَا حَـوْلَ وَ لَا قُـوَّةَ إِلَّا بِـاَللَّـهِ اَلْـعَـلِـيِّ اَلْـعَـظِـيـمِ وَ لَا حَـوْلَ وَ لَا قُـوَّةَ إِلَّا بِـاَللَّـهِ اَلْـعَـلِـيِّ اَلْـعَـظِـيـمِ
انتهى حزب البحر
Okuma Usulü :
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.
HiZBUN NASR
Hizbun Nasr Li Raşidiye
Hizbun Nasr Li Raşidiye
حزب النصر المبارك
لسيدي أبي الحسن الشاذلي
﷽
اَللَّهُـمَّ بِـسَـطْـوَةِ جَـبَـرُوتِ قَـهْـرِكَ وَ بِـسُـرْعَـةِ إِغَـاثَـةِ نَـصْـرِكَ وَ بِـغَـيْـرَتِـكَ لِانْـتِـهَـاكِ حُـرُمَـاتِـكَ وَ بِـحِـمَـايَـتِـكَ لِـمَـنِ اِحْـتَـمَى بِـآيَـاتِـكَ نَـسْـأَلُـكَ يَا اَللَّهُ يَا قَـرِيـبُ يَا سَـمِـيـعُ يَا مُـجِـيـبُ يَا سَـرِيـعُ يَا مُـنْـتَـقِـمُ يَا شَـدِيـدَ الْـبَـطْـشِ يَا جَـبَّـارُ يَا قَـهَّـارُ يَا مَنْ لَا يُـعْـجِـزُه قَـهْـرُ الْـجَـبَـابِـرَة وَ لَا يَـعْـظُـمُ عَـلَـيْـهِ هَلَاكُ الْـمُـتَـمَـرِّدَةِ مِـنَ الْـمُـلُـوكِ وَ الْـأَكَـاسِـرَةِ أَنْ تَـجْـعَـلَ كَـيْـدَ مَـنْ كَـادَنِي فِي نَـحْـرِه وَ مَـكْـرَ مَـنْ مَـكَـرَ بِي عَـائِـدَاً عَـلَـيْـهِ وَ حُـفْـرَةَ مَـنْ حَـفَـرَ لِي وَاقِـعَـاً فِـيْـهَا وَ مَنْ نَـصَـبَ لِي شَـبَـكَـةَ الْـخِـدَاعِ اِجْـعَـلْـهُ يَا سَـيِّـدِي مُـسَـاقَـاً إِلَـيْـهَا وَ مُـصَـادَاً فِـيْـهَا وَ أَسِـيـرَاً لَـدَيْـهَا اَللَّهُـمَّ بِـحَـقِّ كَـهْـيَـعَـصْ اِكْـفِـنَا هَـمَّ الْـعِـدَا وَ لَـقِّـهِـمُ الرَّدَى وَ اجْـعَـلْـهُـمْ لِـكُـلِّ حَـبِـيـبٍ فِـدَا وَ سَـلِّـطْ عَـلَـيْـهِـمْ عَـاجِـلَ الـنِّـقْـمَةِ فِي الْـيَـوْمِ وَ الْـغَـدَا اَللَّهُـمَّ بَـدِّدْ شَـمْـلَـهُـمْ اَللَّهُـمَّ فَـرِّقْ جَـمْـعَـهُـمْ اَللَّهُـمَّ قَـلِّـلْ عَـدَدَهُـمْ اَللَّهُـمَّ فُـلَّ حَـدَّهُـمْ اَللَّهُـمَّ اِجْـعَـلِ الـدَّائِـرَةَ عَـلَـيْـهِـمْ اَللَّهُـمَّ أَوْصِـلِ الْـعَـذَابَ إِلَـيْـهِـمْ اَللَّهُـمَّ أَخْـرِجْـهُـمْ عَـنْ دَائِـرَةِ الْـحِـلْـمِ وَ اسْـلُـبْـهُـمْ مَـدَدَ الْـإِمْـهَـالِ وَ غُـلَّ أَيْـدِيـهِـمْ وَ ارْبِـطْ عَلَى قُـلُـوبِـهِـمْ وَ لَا تُـبَـلِّـغْـهُـمُ الْـآمَال اَللَّهُـمَّ مَـزِّقْـهُـمْ كُـلَّ مُمَـزَّقٍ مَـزَّقْـتَـهُ لِأَعْـدَائِـكَ اِنْـتِـصَـاراً لِأَنْـبِـيَـائِـكَ وَ رُسُـلِـكَ وَ أَوْلِـيَـائِـكَ اَللَّهُـمَّ اِنْـتَـصِـرْ لَـنَا اِنْـتِـصَـارَكَ لِأَحْـبَـابِـكَ عَلَى أَعْـدَائِـكَ اَللَّهُـمَّ لَا تُـمَـكِّـنِ الْـأَعْـدَاءَ فِـيـنَا وَ لَا تُـسَـلِّـطْـهُـمْ عَـلَـيْـنَا بِـذُنُـوبِـنَا حـم حـم حـم حـم حـم حـم حـم حُـمَّ الْـأَمْـرُ وَ جَـاءَ الـنَّـصْـرُ فَـعَـلَـيْـنَا لَا يُـنْـصَـرُون حـم عَـسَـقْ حِـمَـايَـتُـنَا وَ وِقَـايَـتُـنَا مِـمَّا نَـخَـافُ اَللَّهُـمَّ قِـنَا شَـرَّ الْـأَسْـوَاءِ وَ لَا تَـجْـعَـلْـنَا مَـحَـلَّاً لِـلْـبَـلْـوَاءِ اَللَّهُـمَّ أَعْـطِـنَا أَمَـلَ الـرَّجَـاءِ وَ فَـوْقَ الْـأَمَـلِ يَا هُـوَ يَا هُـوَ يَا هُـوَ يَا مَنْ بِـفَـضْـلِـهِ لِـفَـضْـلِـهِ نَـسْـأَلُ نَـسْـأَلُـكَ الْـعَـجَـلَ الْـعَـجَـلَ الْـعَـجَـلَ إِلَهِي الْـإِجَـابَـةَ الْـإِجَـابَـةَ يَا مَنْ أَجَـابَ نُـوحَـاً فِي قَـوْمِـهِ يَا مَنْ نَـصَـرَ إِبْـرَاهِـيـمَ عَلَى أَعْـدَائِـهِ يَا مَنْ رَدَّ يُـوسُـفَ عَلَى يَـعْـقُـوبَ يَا مَنْ كَـشَـفَ ضُـرَّ أَيُّـوبَ يَا مَنْ أَجَـابَ دَعْـوَةَ زَكَـرِيَّـا يَا مَنْ قَـبِـلَ تَـسْـبِـيـحَ يُـونُـسَ بِـنَ مَـتَّى نَـسْـأَلُـكَ بِـأَسْـرَارِ أَصْـحَـابِ هَـذِهِ الـدَّعْـوَاتِ أَنْ تَـقْـبَـلَ مِـنَّا مَا بِـهِ دَعَـوْنَـاكَ وَ أَنْ تُـعْـطِـيَـنَا مَا سَـأَلْـنَاك أَْنْـجِـزْ لَـنَا وَعْـدَك الـذِّي وَعَـدْتَـهُ لِـعِـبَـادِكَ الْـمُـؤْمِـنِـيـنَ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ سُـبْـحَـانَـكَ إِنِّي كُـنْـتُ مِـنَ الْـظَّـالِـمِـيـنَ اِنْـقَـطَـعَتْ آمَـالُـنَا وَ عِـزَّتِـكَ إِلَّا مِـنْـكَ وَ خَـابَ رَجَـاؤُنَا وَ حَـقِّـكَ إِلَّا فِـيـكَ إِنْ أَبْـطَـأَتْ غَـارَةُ الْـأَرْحَـامِ وَ اِبْـتَـعَـدَتْ فَـأَقْـرَبُ الـشَّـيْءِ مِـنَّا غَـارَةُ اَللَّهِ يَا غَـارَةَ اَللَّهِ جِـدِّي السَّـيْـرَ مُـسْـرِعَـةً فِي حَـلِّ عُـقْـدَتِـنَا يَا غَـارَةَ اَللَّهِ عَـدَتِ الْـعَـادُونَ وَ جَـارُوا وَ رَجَـوْنَا اَللَّهَ مُـجِـيـراً وَ كَـفَى بِـاَللَّهِ وَ لِـيَّـاً وَ كَـفَىَ بِـاَللَّهِ نَـصِـيـرَاً حَـسْـبُـنَا اَللَّهُ وَ نِـعْـمَ الْـوَكِـيـلُ حَـسْـبُـنَا اَللَّهُ وَ نِـعْـمَ الْـوَكِـيـلُ حَـسْـبُـنَا اَللَّهُ وَ نِـعْـمَ الْـوَكِـيـلُ وَ لَا حَـوْلَ وَ لَا قُـوَّةَ إِلَّا بِـاَللَّهِ الْـعَـلِـيِّ الْـعَـظِـيـمِ اِسْـتَـجِـبْ لَـنَا آمِـيـنَ آمِـيـنَ آمِـيـنَ فَـقُـطِـعَ دَابِـرُ الْـقَـوْمِ الـذَّيـنَ ظَـلَـمُـوا وَ الْـحَـمْـدُ لِـلَّـهِ رَبِّ الْـعَـالَـمِـيـنَ وَ لَا حَـوْلَ وَ لَا قُـوَّةَ إِلَّا بِـاَللَّهِ الْـعَـلِـيِّ الْـعَـظِـيـمِ وَ صَـلَّـى اَللَّهُ عَـلَى سَـيِّـدِنَا مُـحَـمَّـدٍ الـنَّـبِـيِّ الْـأُمِّـيِّ وَ عَـلَى آَلِـهِ وَ صَـحْـبِـه وَ سَـلَّـمَ
---oOo---
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
الٓمٓ
ذَٰلِكَ ٱلْكِتَٰبُ لَا رَيْبَ ۛ فِيهِ ۛ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ
ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِٱلْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ
وَٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِٱلْءَاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ
أُو۟لَٰٓئِكَ عَلَىٰ هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ ۖ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ
اَعُوذُ بِاللَّهِ السَّمِيعِ الْعَلِيمِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
لَوْ أَنزَلْنَاهَذَا الْقُرْآنَ عَلَى جَبَلٍ لَّرَأَيْتَهُ خَاشِعًامُّتَصَدِّعًا مِّنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَتِلْكَالْأَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ
هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ عَالِمُ الْغَيْبِوَالشَّهَادَةِ هُوَ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ
هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْمَلِكُالْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُالْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُالْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ سُبْحَانَاللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ
هُوَ اللَّهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُالْمُصَوِّرُ لَهُ الْأَسْمَاء الْحُسْنَى يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِوَالْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم
حَسْبُنَا اللَّهُ وَ نِعْمَ الْوَ كِيلُ
حَسْبُنَا اللَّهُ وَ نِعْمَ الْوَ كِيلُ
حَسْبُنَا اللَّهُ وَ نِعْمَ الْوَ كِيلُ
حَسْبُنَا اللَّهُ وَ نِعْمَ الْوَ كِيلُ
نعم المولى ونعم النصيرغُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ
وَمَكَرُوا وَمَكَرَ اللَّهُ ۖ وَاللَّهُ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ
وَمَكَرُوا وَمَكَرَ اللَّهُ ۖ وَاللَّهُ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ
وَمَكَرُوا وَمَكَرَ اللَّهُ ۖ وَاللَّهُ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ
بسم الله الرحمن الرحيم
أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ
بسم الله الرحمن الرحيم
أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَهِ النَّاسِ مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ
بسم الله الرحمن الرحيم
اَللهُ لآ اِلَهَ اِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَمَا فِي اْلاَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ اِلاَّ بِاِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ اِلاَّ بِمَا شَآءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضَ وَلاَ يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ
لاَ حَوْلَ وَلاَقوّةَ اِلاّ بِاللهِ العَلِيّ العَظِيمِ
لاَ حَوْلَ وَلاَقوّةَ اِلاّ بِاللهِ العَلِيّ العَظِيمِ
لاَ حَوْلَ وَلاَقوّةَ اِلاّ بِاللهِ العَلِيّ العَظِيمِ
رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلاَةِ وَمِن ذُرِّيَّتِي رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ
أُوْلَئِكَ الَّذِينَ هُمْ عَلَيْهِمْ صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ
الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ
رَبَّنَا آتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا
الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَىَ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَذا بَاطِلاً سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
الَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا إِنَّنَا آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ الصَّابِرِينَ وَالصَّادِقِينَ وَالْقَانِتِينَ وَالْمُنْفِقِينَ وَالْمُسْتَغْفِرِينَ بِالْأَسْحَارِ
استغفر الله اللذي لا الاه الاهو الحي القيوم واتوب اِليْهِ
استغفر الله اللذي لا الاه الاهو الحي القيوم واتوب اِليْهِ
استغفر الله اللذي لا الاه الاهو الحي القيوم واتوب اِليْهِ
استغفر الله العظيم واتوب اِليْهِ
استغفر الله العظيم واتوب اِليْهِ
استغفر الله العظيم واتوب اِليْهِ
وَاللّهُ غَالِبٌ عَلَى أَمْرِهِ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لاَ يَعْلَمُونَ
قَالَ مُوسَى مَا جِئْتُم بِهِ السِّحْرُ إِنَّ اللّهَ سَيُبْطِلُهُ إِنَّ اللّهَ لاَ يُصْلِحُ عَمَلَ الْمُفْسِدِينَ
كَتَبَ اللَّهُ لَأَغْلِبَنَّ أَنَا وَرُسُلِي إِنَّ اللَّهَ قَوِيٌّ عَزِيزٌ
رَّبِّ أَنِّي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ
ما تَرَى فِي خَلْقِ الرَّحْمَنِ مِن تَفَاوُتٍ فَارْجِعِ الْبَصَرَ هَلْ تَرَى مِن فُطُورٍ
ثُمَّ ارْجِعِ الْبَصَرَ كَرَّتَيْنِ يَنقَلِبْ إِلَيْكَ الْبَصَرُ خَاسِأً وَهُوَ حَسِيرٌ
وَإِن يَكَادُ الَّذِينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُ لَمَجْنُونٌ وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَالَمِينَ
iSTiAZE 1 - VAĞFUANNE DUASI
iSTiAZE 1 - VAĞFUANNE DUASI
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُشْرِكِينَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُنَافِقِينَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْحَاسِدٍ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِقٌ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الخَائِنِينَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَاذِبُين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ ْلمُفْسِدِينَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُسْرِفُونَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ اْلعَدُوِّينَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السَّاحِرين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْواحشين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ سيئة الْمسيئين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ خيالل كل متخيّ لين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ نظرال حاءنين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ كشف الكفرالكشفون وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ شمتاتو كل شمتون وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمال الْبخيلّين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ غافلا الغافلين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمل اليُرَاؤُونَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عجلال كل معجّلين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ تجوذال متجاوذين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْإنكار المنكرين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ إفْتِراء ألمُفْترءينَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السارِق المُسارقون وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ انّاقِصَ اْلمُنْقِصوُنْ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين
iSTiAZE 2 - RABBENEFRIĞ DUASI
iSTiAZE 2 - RABBENEFRIĞ DUASI
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُشْرِكِينَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُنَافِقِينَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْحَاسِدٍ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِقٌ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الخَائِنِينَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَاذِبُين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ ْلمُفْسِدِينَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُسْرِفُونَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ اْلعَدُوِّينَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السَّاحِرين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْواحشين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ سيئة الْمسيئين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ خيالل كل متخيّ لين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ نظرال حاءنين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ كشف الكفرالكشفون رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ شمتاتو كل شمتون رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمال الْبخيلّين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ غافلا الغافلين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمل اليُرَاؤُونَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عجلال كل معجّلين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ تجاوذال متجاوذٯن رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْإنكار المنكرين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ إفْتِراء ألمُفْترءينَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السارِق المُسارقون رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ انّاقِصَ اْلمُنْقِصوُنْ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين
iSTiAZE 3 - RABBENEFRIĞLENE ZÜNÜBENE VE iSRAFENE DUASI
iSTiAZE 3 - RABBENEFRIĞLENE ZÜNÜBENE VE iSRAFENE DUASI
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُشْرِكِينَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُنَافِقِينَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْحَاسِدٍ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِقٌ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الخَائِنِينَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَاذِبُين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ ْلمُفْسِدِينَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُسْرِفُونَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ اْلعَدُوِّينَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السَّاحِرين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْواحشين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ سيئة الْمسيئين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ خيالل كل متخيّ لين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ نظرال حاءنين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ كشف الكفرالكشفون ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ شمتاتو كل شمتون ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمال الْبخيلّين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ غافلا الغافلين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمل اليُرَاؤُونَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عجلال كل معجّلين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ تجاوذال متجاوذٯن ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْإنكار المنكرين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ إفْتِراء ألمُفْترءينَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السارِق المُسارقون ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ انّاقِصَ اْلمُنْقِصوُنْ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين
FEFRUG DUASI
FEFRUG DUASI
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
رَبِّ إِنِّي لا أَمْلِكُ إِلاَّ نَفْسِي وعائلتي وزوجتي وابني وابنتي وَأَخِي فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْمُشْرِكِينَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْمُنَافِقِينَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْحَاسِدٍ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْفَاسِقٌ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الخَائِنِينَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْكَاذِبُين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ ْلمُفْسِدِينَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْمُسْرِفُونَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ اْلعَدُوِّينَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ السَّاحِرين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْواحشين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ سيئة الْمسيئين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ خيالل كل متخيّ لين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ نظرال حاءنين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ كشف الكفرالكشفون فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ شمتاتو كل شمتون فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ عمال الْبخيلّين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ غافلا الغافلين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ عمل اليُرَاؤُونَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ عجلال كل معجّلين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ تجوذال متجاوذين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْإنكار المنكرين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ إفْتِراء ألمُفْترينَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ السارِق المُسارقون فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ انّاقِصَ اْلمُنْقِصوٌ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين
VAHFIZ DUASI
VAHFIZ DUASI
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ لِي وَلِأَهْلِي وَلِحَبِيبِي وَمَحْبُوبِي وَعَلَى آلِهِمْ وَصَحْبِهِمْ. حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ صَلَاتِي، وَذِكْرِي، وَآيَتِي، وَحَدِيثِي، وَكَلِمَاتِي، وَتَكْبِيرِي، وَتَحْمِيدِي، وَتَمْجِيدِي، وَتَسْبِيحِي، وَتَقْدِيسِي، وَالسَّلَامَ، وَالصَّلَوَاتِ، وَالشُّكْرَ وَدُعَائِي. حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ بَيْتِي وَمَالِي وَرِزْقِي وَحَيَوَانِي، وَنَبَاتِي وَشَجَرِي، وَأَشْيَائِي، وَرَغَبَاتِي، وَصَيْحِي، وَنُورِي، وَضِيَائِي، وَنَفَسِي، وَمَدَدِي، وَطَاقَتِي، وَقُوَّتِي وَصِحَّتِي، وَقُدْرَتِي وَفِرَاسَتِي وَعَقْلِي، وَدِينِي وَنَبِيِّي، وَالْإِيمَانَ، وَالْإِسْلَامَ. حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ أَسْنَانِي صِحِّيَّةً صَحِيحَةً قَوِيَّةً مَتِينَةً وَدَائِمَةً وَطَوِيلَةَ الْأَمَدِ. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ أَعْضَائِي وَعِظَامِي صِحِّيَّةً صَحِيحَةً قَوِيَّةً مَتِينَةً وَدَائِمَةً وَطَوِيلَةَ الْأَمَدِ. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ شَعْرِي صِحِّيًّا صَحِيحًا قَوِيًّا مَتِينًا وَدَائِمًا وَطَوِيلَ الْأَمَدِ. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ أَظَافِرِي صِحِّيَّةً صَحِيحَةً قَوِيَّةً مَتِينَةً وَدَائِمَةً وَطَوِيلَةَ الْأَمَدِ. حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ بَيْتِي، اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ أَهْلِي، اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ حَارَتِي، اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ جِيرَانِي، اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ قَرْيَتِي، اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ أَهْلَ قَرْيَتِي، اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ مَدِينَتِي، اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ أَهْلَ الْمَدِينَةِ، اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ دَوْلَتِي وَوَطَنِي، اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ أَهْلَ الدَّوْلَةِ، اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ دِينِي وَوَطَنِي، اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ إِخْوَانِي فِي الْوَطَنِ، اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ دُنْيَانَا، اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ حَيَوَانَاتِنَا وَنَبَاتَاتِنَا وَأَشْجَارَنَا وَمَعَادِنَنَا فِي الدُّنْيَا، اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ شَمْسَنَا وَنِظَامَنَا، اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ جَمِيعَ إِخْوَانِنَا الْمُؤْمِنِينَ وَالْإِنْسَانِيَّةَ، اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ كُلَّ مَظْلُومٍ وَيَتِيمٍ وَمُحْتَاجٍ، اللَّهُمَّ وَاحْفَظْنَا وَأَهْلَنَا وَالْإِنْسَانِيَّةَ مِنْ كُلِّ دَاءٍ وَبَلَاءٍ وَآفَةٍ عَلِمْنَا مِنْهَا وَمَا لَمْ نَعْلَمْ، اللَّهُمَّ أَلِّفْ بَيْنَ قُلُوبِنَا وَاجْعَلْ بَيْنَنَا مَحَبَّةً وَرَحْمَةً وَاحْفَظِ السَّلَامَ وَالْأَمْنَ فِي الْأَرْضِ. حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ جَدِّي وَأَبِي، وَأُمِّي وَأَخَوَاتِي، وَوَلَدِي، وَبَنَاتِي، وَالْأُسْتَاذَ، وَالْمُرْشِدَ، وَالصَّدِيقَ، وَإِخْوَانِي، وَسَيِّدِي وَشَرِيفِي، وَالْمَلَكَ، وَالْفَلَكَ، وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ، وَالسَّمَاءَ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا. حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا مُحَمَّدًا الْمُصْطَفَى وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا آدَمَ. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا إِبْرَاهِيمَ. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا إِسْمَاعِيلَ. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا إِسْحَاقَ. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا الْخَضِرَ. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا لُقْمَانَ. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَتَنَا مَرْيَمَ. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا عِيسَى. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا جِبْرَائِيلَ. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا مِيكَائِيلَ. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا إِسْرَافِيلَ. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا عَزْرَائِيلَ. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَتَنَا فَرْيَائِيلَ. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا مَلَائِكَةَ حَمَلَةِ الْعَرْشِ. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا مُنْكَرًا وَنَكِيرًا. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ مَلَائِكَتِي الْكِرَامَ الْكَاتِبِينَ. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ مَلَائِكَتِي الْحَفَظَةَ. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ جَمِيعَ الْمَلَائِكَةِ الْمُقَرَّبِينَ. حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ الْمَهْدِيَّ الْمُنْتَظَرَ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ. حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا الْحُسَيْنَ. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا الْحَسَنَ. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَتَنَا فَاطِمَةَ. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا وَمَوْلَانَا الْإِمَامَ عَلِيًّا. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا وَمَوْلَانَا الْإِمَامَ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا وَمَوْلَانَا الْإِمَامَ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ. اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا وَمَوْلَانَا الْإِمَامَ أَبَا بَكْرٍ الصِّدِّيقَ. حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ زَمَانِي وَوَقْتِي وَسَنَتِي وَشَهْرِي وَيَوْمِي وَسَاعَتِي وَآنِي. حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ. رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَائِي. رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ. اسْتَجِبْ دُعَاءَنَا بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ. وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ. فَاللَّهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ
ZEMZEM DUASI
ZEMZEM DUASI
اللهم اني اسألك علما نافعا ورزقا واسعا وشفاء من كل داء
اللهم اني اسألك علما نافعا ورزقا واسعا وشفاء من كل داء
اللهم اني اسألك علما نافعا ورزقا واسعا وشفاء من كل داء
هذه هي الصلاة اللهم اني اسألك
اللهم اني اسألك قلبا خاشئاً خاضعًا ضارعًا وعيناً باكيةً وبدناً صحيحاً صابراً او يقينًا صادقاً بالخقًِ صادعًا وتوبةً نصوحاً ومكبولتاً ولساناً ذاكراً وحامدًا وإيمانًا صحيحاً وعلما نافعا ورزقا حلالاً طيّبًا واسعًا ولداً وبنةً صالحاً وصالحةً وصاحباً موافقا وسناً طويلاً في الخير مشتغلاً بالعبادة الحالصةً وخلقاً حسناً وعملاً صالحاً متقبًلاً وتوبة مقبولة ً ودرجةً رفيعةً وعُمْرَأَةً مؤمناً او مؤمنةً وطاعيِأًةً رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين
--oOo--
اللهم اجعلني سَعْيًا مشكورًا وَذَنْبًا مَغْفُورًا وَعملًا مقبولًا وَتِجَارَتًا لَنْ تَبُورْ
سبحانك اللهم وبحمدكْ، أشهد أن لا إله إلا أنتْ أستغفراللهَ وأتوبُ إليكْ
أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلـــهَ إِلاَّ الله وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسـُـولُهُ
اَللّـهُـمَّ اجْعَلْنِي مِـنَ التـَّــوَّابِينَ وَالْمُتَـطَهّـِـرِيـنْ
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين
SALAVATI KEBiR
SALAVATI KEBiR
االلهم صل علي سيدنا محمد و علي آل سيدنا محمد اللهم صل علي سيدنا آدم اللهم صل علي سيدنا شيد اللهم صل علي سيدنا إدريس اللهم صل علي سيدنا نوح اللهم صل علي سيدنا هود اللهم صل علي سيدنا ذالقرنين اللهم صل علي سيدنا لقمان اللهم صل علي سيدنا خضر اللهم صل علي سيدنا إلياس اللهم صل علي سيدنا اليصَعا اللهم صل علي سيدنا حِظْكِلْ اللهم صل علي سيدنا شعْيا اللهم صل علي سيدنا ذلكفل اللهم صل علي سيدنا أيوب اللهم صل علي سيدنا عزير اللهم صل علي سيدنا صالح اللهم صل علي سيدنا يونس اللهم صل علي سيدنا يوشاء اللهم صل علي سيدنا ابراهيم اللهم صل علي سيدنا اسماعيل اللهم صل علي سيدنا إسحاق اللهم صل علي سيدنا لوت اللهم صل علي سيدنا ياكوبو اللهم صل علي سيدنا يوسف اللهم صل علي سيدنا بونيامين اللهم صل علي سيدنا داوُدْ اللهم صل علي سيدنا سولايمان اللهم صل علي سيدنا شعيب اللهم صل علي سيدنا هارون اللهم صل علي سيدنا موسى اللهم صل علي سيدنا إعرمييَ اللهم صل علي سيدنا زكريا اللهم صل علي سيدنا يحيى اللهم صل علي سيدةنا السيدة مريم اللهم صل علي سيدنا عیسی اللهم صل علي سيدنا اثنا عشر حَوَارِيُّونَ اللهم صل علي سيدنا يمليحا مكثلن مثلن مرنوش دبرنوش سذنوش كفتطيّوش قطمير اللهم صل علي سيدنا محمد مصطفى وعلى أ له وصحبه اجمعين اللهم صل علي سيدنا مَحْدِيّوُلْ مُنْتَظَرْ و علي أ له وصحبه اجمعين االلهم صل علي سيدنا رَمْزِي يَلْچِنْ ثَمْثُونْ اللهم صل علي سيدنا علي زينل عابدين اللهم صل علي سيدةنا السيدة زينب اللهم صل علي سيدنا ومٯ لا نا إيمامول حسين اللهم صل علي سيدنا ومٯ لا نا إيمامول حسن اللهم صل علي سيدةنا السيدة فاطمة زهراء اللهم صل علي سيدنا ومٯ لا نا إيمامول علي اللهم صل علي سيدنا ومٯ لا نا إيمامول عثمان بن عوف أن اللهم صل علي سيدنا ومٯ لا نا إيمامول عمر الخطاب اللهم صل علي سيدنا ومٯ لا نا إيمامول أبو بكر الصديق اللهم صل علي سيّدةنا السّيّدة حَلِيمَءِ سَادِيَه اللهم صل علي سيدنا محمد مصطفى وعلى أ له وصحبه اجمعين اللهم صل علي سيدةنا السيدة زينب اللهم صل علي سيدةنا السيدة روكيا اللهم صل علي سيدةنا السيدة أم كلثوم اللهم صل علي سيدةنا السيدة فاطمة زهراء اللهم صل علي سيدةنا السيدة عائشئ صادق اللهم صل علي سيدةنا السيدة خديجة الكبرى اللهم صل علي سيدةنا السيدة مريم اللهم صل علي سيدةنا السيدة صَفُرَ اللهم صل علي سيدةنا السيدة رابيع اللهم صل علي سيدنا دانيال اللهم صل علي سيدنا دانيالا اللهم صل علي سيدةنا السيدة عَصِّيَ اللهم صل علي سيدةنا السيدة مَاشِتَ اللهم صل علي سيدةنا السيدة بلقيس اللهم صل علي سيدةنا السيدة زولايهه اللهم صل علي سيدةنا السيدة رَءْلَ اللهم صل علي سيدةنا السيدة حجر اللهم صل علي سيدةنا السيدة ساري اللهم صل علي سيدةنا السيدة حَوَّي اللهم صل علي سيدنا جميع الأنبياء والمرسلون اللهم صل علي سيدنا جبرائیل اللهم صل علي سيدةنا السيدة قبرائیلَ اللهم صل علي سيدنا ميكاءيل اللهم صل عليسيدةنا السيدة ميحاءيل اللهم صل علي سيدنا اسرافيل اللهم صل عليسيدةنا السيدة رَفَأَلَّا اللهم صل علي سيدنا عزرائيل اللهم صل علي سيدةنا السيدة زر- ازرا- زرءلا اللهم صل علي سيدةنا السيدة فرياءيل اللهم صل علي سيدنا فرُّوهْ اللهم صل علي سيدنا ملكء حملءي عرش اللهم صل علي سيدنا منكر نكر اللهم صل علي سيدنا الملائكي كراماً كاتبين اللهم صل علي سيدنا الملائكي محافظون اللهم صل علي سيدنا جميع الملائكةُ المُقَرَّبوُنْ والْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
SALAVATI KASR
SALAVATI KASR
اللهم صل علي سيدنا محمد و علي آل سيدنا محمد
اللهم صل علي سيدنا آدم سيدنا نوح سيدنا ابراهيم اسماعيل إسحاق داوُدْ و سولايمان زكريا و يحيى هارون و موسى و عیسی و محمد مصطفى و علي أ له وصحبه اجمعين اللهم صل علي سيدنا مَحْدِيّوُلْ مُنْتَظَرْ
وعلي أ له وصحبه اجمعين,اللهم صل علي سيدنا جميع الأنبياء والمرسلون ,اللهم صل علي سيدنا جبرائیل,ميكاءيل اسرافيل عزرائيل فرياءيل اللهم صل علي سيدنا ملكء حملءي عرش
اللهم صل علي سيدنا منكر نكر
اللهم صل علي سيدنا الملائكي كراماً كاتبين،
اللهم صل علي سيدنا الملائكي محافظون،
اللهم صل علي سيدنا جميع الملائكةُ المُقَرَّبوُنْ والْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بصلواة رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب صلواة برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين
SALATI TIBBIYE
SALATI TIBBIYE
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا وَعَافِيَةِ الْأَبدَانِ وَشِفَائِهَا وَنُورِ الْأَبصَارِ وَضِيَائِهَا وَعَلَىٰ آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا وَعَافِيَةِ الْأَبدَانِ وَشِفَائِهَا وَنُورِ الْأَبصَارِ وَضِيَائِهَا وَعَلَىٰ آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا وَعَافِيَةِ الْأَبدَانِ وَشِفَائِهَا وَنُورِ الْأَبصَارِ وَضِيَائِهَا وَعَلَىٰ آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا وَعَافِيَةِ الْأَبدَانِ وَشِفَائِهَا وَنُورِ الْأَبصَارِ وَضِيَائِهَا وَعَلَىٰ آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا وَعَافِيَةِ الْأَبدَانِ وَشِفَائِهَا وَنُورِ الْأَبصَارِ وَضِيَائِهَا وَعَلَىٰ آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا وَعَافِيَةِ الْأَبدَانِ وَشِفَائِهَا وَنُورِ الْأَبصَارِ وَضِيَائِهَا وَعَلَىٰ آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا وَعَافِيَةِ الْأَبدَانِ وَشِفَائِهَا وَنُورِ الْأَبصَارِ وَضِيَائِهَا وَعَلَىٰ آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ
Yasin Suresi-P2
Yasin Suresi-P2
سُوۡرَةُ یسٓ
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
يسٓ وَٱلۡقُرۡءَانِ ٱلۡحَكِيمِ إِنَّكَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ عَلَىٰ صِرَٲطٍ۬ مُّسۡتَقِيمٍ۬ تَنزِيلَ ٱلۡعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ لِتُنذِرَ قَوۡمً۬ا مَّآ أُنذِرَ ءَابَآؤُهُمۡ فَهُمۡ غَـٰفِلُونَ لَقَدۡ حَقَّ ٱلۡقَوۡلُ عَلَىٰٓ أَكۡثَرِهِمۡ فَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ إِنَّا جَعَلۡنَا فِىٓ أَعۡنَـٰقِهِمۡ أَغۡلَـٰلاً۬ فَهِىَ إِلَى ٱلۡأَذۡقَانِ فَهُم مُّقۡمَحُونَ وَجَعَلۡنَا مِنۢ بَيۡنِ أَيۡدِيہِمۡ سَدًّ۬ا وَمِنۡ خَلۡفِهِمۡ سَدًّ۬ا فَأَغۡشَيۡنَـٰهُمۡ فَهُمۡ لَا يُبۡصِرُونَ وَسَوَآءٌ عَلَيۡہِمۡ ءَأَنذَرۡتَهُمۡ أَمۡ لَمۡ تُنذِرۡهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ إِنَّمَا تُنذِرُ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلذِّڪۡرَ وَخَشِىَ ٱلرَّحۡمَـٰنَ بِٱلۡغَيۡبِۖ فَبَشِّرۡهُ بِمَغۡفِرَةٍ۬ وَأَجۡرٍ۬ ڪَرِيمٍ إِنَّا نَحۡنُ نُحۡىِ ٱلۡمَوۡتَىٰ وَنَڪۡتُبُ مَا قَدَّمُواْ وَءَاثَـٰرَهُمۡۚ وَكُلَّ شَىۡءٍ أَحۡصَيۡنَـٰهُ فِىٓ إِمَامٍ۬ مُّبِينٍ۬ وَٱضۡرِبۡ لَهُم مَّثَلاً أَصۡحَـٰبَ ٱلۡقَرۡيَةِ إِذۡ جَآءَهَا ٱلۡمُرۡسَلُونَ إِذۡ أَرۡسَلۡنَآ إِلَيۡہِمُ ٱثۡنَيۡنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزۡنَا بِثَالِثٍ۬ فَقَالُوٓاْ إِنَّآ إِلَيۡكُم مُّرۡسَلُونَ قَالُواْ مَآ أَنتُمۡ إِلَّا بَشَرٌ۬ مِّثۡلُنَا وَمَآ أَنزَلَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ مِن شَىۡءٍ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا تَكۡذِبُونَ قَالُواْ رَبُّنَا يَعۡلَمُ إِنَّآ إِلَيۡكُمۡ لَمُرۡسَلُونَ وَمَا عَلَيۡنَآ إِلَّا ٱلۡبَلَـٰغُ ٱلۡمُبِينُ قَالُوٓاْ إِنَّا تَطَيَّرۡنَا بِكُمۡۖ لَٮِٕن لَّمۡ تَنتَهُواْ لَنَرۡجُمَنَّكُمۡ وَلَيَمَسَّنَّكُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ۬ قَالُواْ طَـٰٓٮِٕرُكُم مَّعَكُمۡۚ أَٮِٕن ذُڪِّرۡتُمۚ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمٌ۬ مُّسۡرِفُونَ وَجَآءَ مِنۡ أَقۡصَا ٱلۡمَدِينَةِ رَجُلٌ۬ يَسۡعَىٰ قَالَ يَـٰقَوۡمِ ٱتَّبِعُواْ ٱلۡمُرۡسَلِينَ ٱتَّبِعُواْ مَن لَّا يَسۡـٴَـلُكُمۡ أَجۡرً۬ا وَهُم مُّهۡتَدُونَ وَمَا لِىَ لَآ أَعۡبُدُ ٱلَّذِى فَطَرَنِى وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ ءَأَتَّخِذُ مِن دُونِهِۦۤ ءَالِهَةً إِن يُرِدۡنِ ٱلرَّحۡمَـٰنُ بِضُرٍّ۬ لَّا تُغۡنِ عَنِّى شَفَـٰعَتُهُمۡ شَيۡـًٔ۬ا وَلَا يُنقِذُونِ إِنِّىٓ إِذً۬ا لَّفِى ضَلَـٰلٍ۬ مُّبِينٍ إِنِّىٓ ءَامَنتُ بِرَبِّكُمۡ فَٱسۡمَعُونِ قِيلَ ٱدۡخُلِ ٱلۡجَنَّةَۖ قَالَ يَـٰلَيۡتَ قَوۡمِى يَعۡلَمُونَ بِمَا غَفَرَ لِى رَبِّى وَجَعَلَنِى مِنَ ٱلۡمُكۡرَمِينَ ۞ وَمَآ أَنزَلۡنَا عَلَىٰ قَوۡمِهِۦ مِنۢ بَعۡدِهِۦ مِن جُندٍ۬ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا كُنَّا مُنزِلِينَ إِن كَانَتۡ إِلَّا صَيۡحَةً۬ وَٲحِدَةً۬ فَإِذَا هُمۡ خَـٰمِدُونَ يَـٰحَسۡرَةً عَلَى ٱلۡعِبَادِۚ مَا يَأۡتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَہۡزِءُونَ أَلَمۡ يَرَوۡاْ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّنَ ٱلۡقُرُونِ أَنَّہُمۡ إِلَيۡہِمۡ لَا يَرۡجِعُونَ وَإِن كُلٌّ۬ لَّمَّا جَمِيعٌ۬ لَّدَيۡنَا مُحۡضَرُونَ وَءَايَةٌ۬ لَّهُمُ ٱلۡأَرۡضُ ٱلۡمَيۡتَةُ أَحۡيَيۡنَـٰهَا وَأَخۡرَجۡنَا مِنۡہَا حَبًّ۬ا فَمِنۡهُ يَأۡڪُلُونَ وَجَعَلۡنَا فِيهَا جَنَّـٰتٍ۬ مِّن نَّخِيلٍ۬ وَأَعۡنَـٰبٍ۬ وَفَجَّرۡنَا فِيہَا مِنَ ٱلۡعُيُونِ لِيَأۡڪُلُواْ مِن ثَمَرِهِۦ وَمَا عَمِلَتۡهُ أَيۡدِيهِمۡۖ أَفَلَا يَشۡڪُرُونَ سُبۡحَـٰنَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلۡأَزۡوَٲجَ ڪُلَّهَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلۡأَرۡضُ وَمِنۡ أَنفُسِهِمۡ وَمِمَّا لَا يَعۡلَمُونَ وَءَايَةٌ۬ لَّهُمُ ٱلَّيۡلُ نَسۡلَخُ مِنۡهُ ٱلنَّہَارَ فَإِذَا هُم مُّظۡلِمُونَ وَٱلشَّمۡسُ تَجۡرِى لِمُسۡتَقَرٍّ۬ لَّهَاۚ ذَٲلِكَ تَقۡدِيرُ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡعَلِيمِ وَٱلۡقَمَرَ قَدَّرۡنَـٰهُ مَنَازِلَ حَتَّىٰ عَادَ كَٱلۡعُرۡجُونِ ٱلۡقَدِيمِ لَا ٱلشَّمۡسُ يَنۢبَغِى لَهَآ أَن تُدۡرِكَ ٱلۡقَمَرَ وَلَا ٱلَّيۡلُ سَابِقُ ٱلنَّہَارِۚ وَكُلٌّ۬ فِى فَلَكٍ۬ يَسۡبَحُونَ وَءَايَةٌ۬ لَّهُمۡ أَنَّا حَمَلۡنَا ذُرِّيَّتَہُمۡ فِى ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ وَخَلَقۡنَا لَهُم مِّن مِّثۡلِهِۦ مَا يَرۡكَبُونَ وَإِن نَّشَأۡ نُغۡرِقۡهُمۡ فَلَا صَرِيخَ لَهُمۡ وَلَا هُمۡ يُنقَذُونَ إِلَّا رَحۡمَةً۬ مِّنَّا وَمَتَـٰعًا إِلَىٰ حِينٍ۬ وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّقُواْ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيكُمۡ وَمَا خَلۡفَكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ وَمَا تَأۡتِيہِم مِّنۡ ءَايَةٍ۬ مِّنۡ ءَايَـٰتِ رَبِّہِمۡ إِلَّا كَانُواْ عَنۡہَا مُعۡرِضِينَ وَإِذَا قِيلَ لَهُمۡ أَنفِقُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ قَالَ ٱلَّذِينَ ڪَفَرُواْ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَنُطۡعِمُ مَن لَّوۡ يَشَآءُ ٱللَّهُ أَطۡعَمَهُ ۥۤ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ۬ مُّبِينٍ۬ وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ مَا يَنظُرُونَ إِلَّا صَيۡحَةً۬ وَٲحِدَةً۬ تَأۡخُذُهُمۡ وَهُمۡ يَخِصِّمُونَ فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ تَوۡصِيَةً۬ وَلَآ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِمۡ يَرۡجِعُونَ وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَإِذَا هُم مِّنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ يَنسِلُونَ قَالُواْ يَـٰوَيۡلَنَا مَنۢ بَعَثَنَا مِن مَّرۡقَدِنَاۜۗ هَـٰذَا مَا وَعَدَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَصَدَقَ ٱلۡمُرۡسَلُونَ إِن ڪَانَتۡ إِلَّا صَيۡحَةً۬ وَٲحِدَةً۬ فَإِذَا هُمۡ جَمِيعٌ۬ لَّدَيۡنَا مُحۡضَرُونَ فَٱلۡيَوۡمَ لَا تُظۡلَمُ نَفۡسٌ۬ شَيۡـًٔ۬ا وَلَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا ڪُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ إِنَّ أَصۡحَـٰبَ ٱلۡجَنَّةِ ٱلۡيَوۡمَ فِى شُغُلٍ۬ فَـٰكِهُونَ هُمۡ وَأَزۡوَٲجُهُمۡ فِى ظِلَـٰلٍ عَلَى ٱلۡأَرَآٮِٕكِ مُتَّكِـُٔونَ لَهُمۡ فِيہَا فَـٰكِهَةٌ۬ وَلَهُم مَّا يَدَّعُونَ سَلَـٰمٌ۬ قَوۡلاً۬ مِّن رَّبٍّ۬ رَّحِيمٍ۬ وَٱمۡتَـٰزُواْ ٱلۡيَوۡمَ أَيُّہَا ٱلۡمُجۡرِمُونَ ۞ أَلَمۡ أَعۡهَدۡ إِلَيۡكُمۡ يَـٰبَنِىٓ ءَادَمَ أَن لَّا تَعۡبُدُواْ ٱلشَّيۡطَـٰنَۖ إِنَّهُ ۥ لَكُمۡ عَدُوٌّ۬ مُّبِينٌ۬ وَأَنِ ٱعۡبُدُونِىۚ هَـٰذَا صِرَٲطٌ۬ مُّسۡتَقِيمٌ۬ وَلَقَدۡ أَضَلَّ مِنكُمۡ جِبِلاًّ۬ كَثِيرًاۖ أَفَلَمۡ تَكُونُواْ تَعۡقِلُونَ هَـٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى كُنتُمۡ تُوعَدُونَ ٱصۡلَوۡهَا ٱلۡيَوۡمَ بِمَا كُنتُمۡ تَكۡفُرُونَ ٱلۡيَوۡمَ نَخۡتِمُ عَلَىٰٓ أَفۡوَٲهِهِمۡ وَتُكَلِّمُنَآ أَيۡدِيہِمۡ وَتَشۡہَدُ أَرۡجُلُهُم بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ وَلَوۡ نَشَآءُ لَطَمَسۡنَا عَلَىٰٓ أَعۡيُنِہِمۡ فَٱسۡتَبَقُواْ ٱلصِّرَٲطَ فَأَنَّىٰ يُبۡصِرُونَ وَلَوۡ نَشَآءُ لَمَسَخۡنَـٰهُمۡ عَلَىٰ مَڪَانَتِهِمۡ فَمَا ٱسۡتَطَـٰعُواْ مُضِيًّ۬ا وَلَا يَرۡجِعُونَ وَمَن نُّعَمِّرۡهُ نُنَڪِّسۡهُ فِى ٱلۡخَلۡقِۖ أَفَلَا يَعۡقِلُونَ وَمَا عَلَّمۡنَـٰهُ ٱلشِّعۡرَ وَمَا يَنۢبَغِى لَهُ ۥۤۚ إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرٌ۬ وَقُرۡءَانٌ۬ مُّبِينٌ۬ لِّيُنذِرَ مَن كَانَ حَيًّ۬ا وَيَحِقَّ ٱلۡقَوۡلُ عَلَى ٱلۡكَـٰفِرِينَ أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّا خَلَقۡنَا لَهُم مِّمَّا عَمِلَتۡ أَيۡدِينَآ أَنۡعَـٰمً۬ا فَهُمۡ لَهَا مَـٰلِكُونَ وَذَلَّلۡنَـٰهَا لَهُمۡ فَمِنۡہَا رَكُوبُہُمۡ وَمِنۡہَا يَأۡكُلُونَ وَلَهُمۡ فِيہَا مَنَـٰفِعُ وَمَشَارِبُۖ أَفَلَا يَشۡكُرُونَ وَٱتَّخَذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ ءَالِهَةً۬ لَّعَلَّهُمۡ يُنصَرُونَ لَا يَسۡتَطِيعُونَ نَصۡرَهُمۡ وَهُمۡ لَهُمۡ جُندٌ۬ مُّحۡضَرُونَ فَلَا يَحۡزُنكَ قَوۡلُهُمۡۘ إِنَّا نَعۡلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعۡلِنُونَ أَوَلَمۡ يَرَ ٱلۡإِنسَـٰنُ أَنَّا خَلَقۡنَـٰهُ مِن نُّطۡفَةٍ۬ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٌ۬ مُّبِينٌ۬ وَضَرَبَ لَنَا مَثَلاً۬ وَنَسِىَ خَلۡقَهُ ۥۖ قَالَ مَن يُحۡىِ ٱلۡعِظَـٰمَ وَهِىَ رَمِيمٌ۬ قُلۡ يُحۡيِيہَا ٱلَّذِىٓ أَنشَأَهَآ أَوَّلَ مَرَّةٍ۬ۖ وَهُوَ بِكُلِّ خَلۡقٍ عَلِيمٌ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلشَّجَرِ ٱلۡأَخۡضَرِ نَارً۬ا فَإِذَآ أَنتُم مِّنۡهُ تُوقِدُونَ أَوَلَيۡسَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِقَـٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يَخۡلُقَ مِثۡلَهُمۚ بَلَىٰ وَهُوَ ٱلۡخَلَّـٰقُ ٱلۡعَلِيمُ إِنَّمَآ أَمۡرُهُ ۥۤ إِذَآ أَرَادَ شَيۡـٴً۬ـا أَن يَقُولَ لَهُ ۥ كُن فَيَكُونُ فَسُبۡحَـٰنَ ٱلَّذِى بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىۡءٍ۬ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ
Fetih Suresi
Fetih Suresi
سُوۡرَةُ الفَتْح
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
إِنَّا فَتَحۡنَا لَكَ فَتۡحً۬ا مُّبِينً۬ا لِّيَغۡفِرَ لَكَ ٱللَّهُ مَا تَقَدَّمَ مِن ذَنۢبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ وَيُتِمَّ نِعۡمَتَهُ ۥ عَلَيۡكَ وَيَہۡدِيَكَ صِرَٲطً۬ا مُّسۡتَقِيمً۬ا وَيَنصُرَكَ ٱللَّهُ نَصۡرًا عَزِيزًا هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ ٱلسَّكِينَةَ فِى قُلُوبِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ لِيَزۡدَادُوٓاْ إِيمَـٰنً۬ا مَّعَ إِيمَـٰنِہِمۡۗ وَلِلَّهِ جُنُودُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمً۬ا لِّيُدۡخِلَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَـٰتِ جَنَّـٰتٍ۬ تَجۡرِى مِن تَحۡتِہَا ٱلۡأَنۡہَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيہَا وَيُڪَفِّرَ عَنۡهُمۡ سَيِّـَٔاتِہِمۡۚ وَكَانَ ذَٲلِكَ عِندَ ٱللَّهِ فَوۡزًا عَظِيمً۬ا وَيُعَذِّبَ ٱلۡمُنَـٰفِقِينَ وَٱلۡمُنَـٰفِقَـٰتِ وَٱلۡمُشۡرِكِينَ وَٱلۡمُشۡرِكَـٰتِ ٱلظَّآنِّينَ بِٱللَّهِ ظَنَّ ٱلسَّوۡءِۚ عَلَيۡہِمۡ دَآٮِٕرَةُ ٱلسَّوۡءِۖ وَغَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيۡہِمۡ وَلَعَنَهُمۡ وَأَعَدَّ لَهُمۡ جَهَنَّمَۖ وَسَآءَتۡ مَصِيرً۬ا وَلِلَّهِ جُنُودُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا إِنَّآ أَرۡسَلۡنَـٰكَ شَـٰهِدً۬ا وَمُبَشِّرً۬ا وَنَذِيرً۬ا لِّتُؤۡمِنُواْ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتُعَزِّرُوهُ وَتُوَقِّرُوهُ وَتُسَبِّحُوهُ بُڪۡرَةً۬ وَأَصِيلاً إِنَّ ٱلَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ ٱللَّهَ يَدُ ٱللَّهِ فَوۡقَ أَيۡدِيہِمۡۚ فَمَن نَّكَثَ فَإِنَّمَا يَنكُثُ عَلَىٰ نَفۡسِهِۦۖ وَمَنۡ أَوۡفَىٰ بِمَا عَـٰهَدَ عَلَيۡهُ ٱللَّهَ فَسَيُؤۡتِيهِ أَجۡرًا عَظِيمً۬ا سَيَقُولُ لَكَ ٱلۡمُخَلَّفُونَ مِنَ ٱلۡأَعۡرَابِ شَغَلَتۡنَآ أَمۡوَٲلُنَا وَأَهۡلُونَا فَٱسۡتَغۡفِرۡ لَنَاۚ يَقُولُونَ بِأَلۡسِنَتِهِم مَّا لَيۡسَ فِى قُلُوبِهِمۡۚ قُلۡ فَمَن يَمۡلِكُ لَكُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيۡـًٔا إِنۡ أَرَادَ بِكُمۡ ضَرًّا أَوۡ أَرَادَ بِكُمۡ نَفۡعَۢاۚ بَلۡ كَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ خَبِيرَۢا بَلۡ ظَنَنتُمۡ أَن لَّن يَنقَلِبَ ٱلرَّسُولُ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَ إِلَىٰٓ أَهۡلِيهِمۡ أَبَدً۬ا وَزُيِّنَ ذَٲلِكَ فِى قُلُوبِكُمۡ وَظَنَنتُمۡ ظَنَّ ٱلسَّوۡءِ وَڪُنتُمۡ قَوۡمَۢا بُورً۬ا وَمَن لَّمۡ يُؤۡمِنۢ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ فَإِنَّآ أَعۡتَدۡنَا لِلۡكَـٰفِرِينَ سَعِيرً۬ا وَلِلَّهِ مُلۡكُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ يَغۡفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُۚ وَڪَانَ ٱللَّهُ غَفُورً۬ا رَّحِيمً۬ا سَيَقُولُ ٱلۡمُخَلَّفُونَ إِذَا ٱنطَلَقۡتُمۡ إِلَىٰ مَغَانِمَ لِتَأۡخُذُوهَا ذَرُونَا نَتَّبِعۡكُمۡۖ يُرِيدُونَ أَن يُبَدِّلُواْ كَلَـٰمَ ٱللَّهِۚ قُل لَّن تَتَّبِعُونَا ڪَذَٲلِكُمۡ قَالَ ٱللَّهُ مِن قَبۡلُۖ فَسَيَقُولُونَ بَلۡ تَحۡسُدُونَنَاۚ بَلۡ كَانُواْ لَا يَفۡقَهُونَ إِلَّا قَلِيلاً۬ قُل لِّلۡمُخَلَّفِينَ مِنَ ٱلۡأَعۡرَابِ سَتُدۡعَوۡنَ إِلَىٰ قَوۡمٍ أُوْلِى بَأۡسٍ۬ شَدِيدٍ۬ تُقَـٰتِلُونَہُمۡ أَوۡ يُسۡلِمُونَۖ فَإِن تُطِيعُواْ يُؤۡتِكُمُ ٱللَّهُ أَجۡرًا حَسَنً۬اۖ وَإِن تَتَوَلَّوۡاْ كَمَا تَوَلَّيۡتُم مِّن قَبۡلُ يُعَذِّبۡكُمۡ عَذَابًا أَلِيمً۬ا لَّيۡسَ عَلَى ٱلۡأَعۡمَىٰ حَرَجٌ۬ وَلَا عَلَى ٱلۡأَعۡرَجِ حَرَجٌ۬ وَلَا عَلَى ٱلۡمَرِيضِ حَرَجٌ۬ۗ وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُ ۥ يُدۡخِلۡهُ جَنَّـٰتٍ۬ تَجۡرِى مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡہَـٰرُۖ وَمَن يَتَوَلَّ يُعَذِّبۡهُ عَذَابًا أَلِيمً۬ا ۞ لَّقَدۡ رَضِىَ ٱللَّهُ عَنِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ إِذۡ يُبَايِعُونَكَ تَحۡتَ ٱلشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا فِى قُلُوبِہِمۡ فَأَنزَلَ ٱلسَّكِينَةَ عَلَيۡہِمۡ وَأَثَـٰبَهُمۡ فَتۡحً۬ا قَرِيبً۬ا وَمَغَانِمَ كَثِيرَةً۬ يَأۡخُذُونَہَاۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمً۬ا وَعَدَكُمُ ٱللَّهُ مَغَانِمَ ڪَثِيرَةً۬ تَأۡخُذُونَہَا فَعَجَّلَ لَكُمۡ هَـٰذِهِۦ وَكَفَّ أَيۡدِىَ ٱلنَّاسِ عَنكُمۡ وَلِتَكُونَ ءَايَةً۬ لِّلۡمُؤۡمِنِينَ وَيَهۡدِيَكُمۡ صِرَٲطً۬ا مُّسۡتَقِيمً۬ا وَأُخۡرَىٰ لَمۡ تَقۡدِرُواْ عَلَيۡہَا قَدۡ أَحَاطَ ٱللَّهُ بِہَاۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ ڪُلِّ شَىۡءٍ۬ قَدِيرً۬ا وَلَوۡ قَـٰتَلَكُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَوَلَّوُاْ ٱلۡأَدۡبَـٰرَ ثُمَّ لَا يَجِدُونَ وَلِيًّ۬ا وَلَا نَصِيرً۬ا سُنَّةَ ٱللَّهِ ٱلَّتِى قَدۡ خَلَتۡ مِن قَبۡلُۖ وَلَن تَجِدَ لِسُنَّةِ ٱللَّهِ تَبۡدِيلاً۬ وَهُوَ ٱلَّذِى كَفَّ أَيۡدِيَهُمۡ عَنكُمۡ وَأَيۡدِيَكُمۡ عَنۡہُم بِبَطۡنِ مَكَّةَ مِنۢ بَعۡدِ أَنۡ أَظۡفَرَكُمۡ عَلَيۡهِمۡۚ وَكَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرًا هُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَصَدُّوڪُمۡ عَنِ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ وَٱلۡهَدۡىَ مَعۡكُوفًا أَن يَبۡلُغَ مَحِلَّهُ ۥۚ وَلَوۡلَا رِجَالٌ۬ مُّؤۡمِنُونَ وَنِسَآءٌ۬ مُّؤۡمِنَـٰتٌ۬ لَّمۡ تَعۡلَمُوهُمۡ أَن تَطَـُٔوهُمۡ فَتُصِيبَكُم مِّنۡهُم مَّعَرَّةُۢ بِغَيۡرِ عِلۡمٍ۬ۖ لِّيُدۡخِلَ ٱللَّهُ فِى رَحۡمَتِهِۦ مَن يَشَآءُۚ لَوۡ تَزَيَّلُواْ لَعَذَّبۡنَا ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنۡهُمۡ عَذَابًا أَلِيمًا إِذۡ جَعَلَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلۡحَمِيَّةَ حَمِيَّةَ ٱلۡجَـٰهِلِيَّةِ فَأَنزَلَ ٱللَّهُ سَڪِينَتَهُ ۥ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَعَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَأَلۡزَمَهُمۡ ڪَلِمَةَ ٱلتَّقۡوَىٰ وَكَانُوٓاْ أَحَقَّ بِہَا وَأَهۡلَهَاۚ وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَىۡءٍ عَلِيمً۬ا لَّقَدۡ صَدَقَ ٱللَّهُ رَسُولَهُ ٱلرُّءۡيَا بِٱلۡحَقِّۖ لَتَدۡخُلُنَّ ٱلۡمَسۡجِدَ ٱلۡحَرَامَ إِن شَآءَ ٱللَّهُ ءَامِنِينَ مُحَلِّقِينَ رُءُوسَكُمۡ وَمُقَصِّرِينَ لَا تَخَافُونَۖ فَعَلِمَ مَا لَمۡ تَعۡلَمُواْ فَجَعَلَ مِن دُونِ ذَٲلِكَ فَتۡحً۬ا قَرِيبًا هُوَ ٱلَّذِىٓ أَرۡسَلَ رَسُولَهُ ۥ بِٱلۡهُدَىٰ وَدِينِ ٱلۡحَقِّ لِيُظۡهِرَهُ ۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدً۬ا مُّحَمَّدٌ۬ رَّسُولُ ٱللَّهِۚ وَٱلَّذِينَ مَعَهُ ۥۤ أَشِدَّآءُ عَلَى ٱلۡكُفَّارِ رُحَمَآءُ بَيۡنَہُمۡۖ تَرَٮٰهُمۡ رُكَّعً۬ا سُجَّدً۬ا يَبۡتَغُونَ فَضۡلاً۬ مِّنَ ٱللَّهِ وَرِضۡوَٲنً۬اۖ سِيمَاهُمۡ فِى وُجُوهِهِم مِّنۡ أَثَرِ ٱلسُّجُودِۚ ذَٲلِكَ مَثَلُهُمۡ فِى ٱلتَّوۡرَٮٰةِۚ وَمَثَلُهُمۡ فِى ٱلۡإِنجِيلِ كَزَرۡعٍ أَخۡرَجَ شَطۡـَٔهُ ۥ فَـَٔازَرَهُ ۥ فَٱسۡتَغۡلَظَ فَٱسۡتَوَىٰ عَلَىٰ سُوقِهِۦ يُعۡجِبُ ٱلزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِہِمُ ٱلۡكُفَّارَۗ وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ مِنۡہُم مَّغۡفِرَةً۬ وَأَجۡرًا عَظِيمَۢا
Rahman Suresi
Rahman Suresi
سُوۡرَةُ الرَّحمٰن
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
ٱلرَّحۡمَـٰنُ عَلَّمَ ٱلۡقُرۡءَانَ خَلَقَ ٱلۡإِنسَـٰنَ عَلَّمَهُ ٱلۡبَيَانَ ٱلشَّمۡسُ وَٱلۡقَمَرُ بِحُسۡبَانٍ۬ وَٱلنَّجۡمُ وَٱلشَّجَرُ يَسۡجُدَانِ وَٱلسَّمَآءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ ٱلۡمِيزَانَ أَلَّا تَطۡغَوۡاْ فِى ٱلۡمِيزَانِ وَأَقِيمُواْ ٱلۡوَزۡنَ بِٱلۡقِسۡطِ وَلَا تُخۡسِرُواْ ٱلۡمِيزَانَ وَٱلۡأَرۡضَ وَضَعَهَا لِلۡأَنَامِ فِيہَا فَـٰكِهَةٌ۬ وَٱلنَّخۡلُ ذَاتُ ٱلۡأَكۡمَامِ وَٱلۡحَبُّ ذُو ٱلۡعَصۡفِ وَٱلرَّيۡحَانُ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ خَلَقَ ٱلۡإِنسَـٰنَ مِن صَلۡصَـٰلٍ۬ كَٱلۡفَخَّارِ وَخَلَقَ ٱلۡجَآنَّ مِن مَّارِجٍ۬ مِّن نَّارٍ۬ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ رَبُّ ٱلۡمَشۡرِقَيۡنِ وَرَبُّ ٱلۡمَغۡرِبَيۡنِ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ مَرَجَ ٱلۡبَحۡرَيۡنِ يَلۡتَقِيَانِ بَيۡنَہُمَا بَرۡزَخٌ۬ لَّا يَبۡغِيَانِ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ يَخۡرُجُ مِنۡہُمَا ٱللُّؤۡلُؤُ وَٱلۡمَرۡجَانُ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ وَلَهُ ٱلۡجَوَارِ ٱلۡمُنشَـَٔاتُ فِى ٱلۡبَحۡرِ كَٱلۡأَعۡلَـٰمِ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ كُلُّ مَنۡ عَلَيۡہَا فَانٍ۬ وَيَبۡقَىٰ وَجۡهُ رَبِّكَ ذُو ٱلۡجَلَـٰلِ وَٱلۡإِكۡرَامِ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ يَسۡــٴَـلُهُ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ كُلَّ يَوۡمٍ هُوَ فِى شَأۡنٍ۬ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ سَنَفۡرُغُ لَكُمۡ أَيُّهَ ٱلثَّقَلَانِ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ يَـٰمَعۡشَرَ ٱلۡجِنِّ وَٱلۡإِنسِ إِنِ ٱسۡتَطَعۡتُمۡ أَن تَنفُذُواْ مِنۡ أَقۡطَارِ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ فَٱنفُذُواْۚ لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلۡطَـٰنٍ۬ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ يُرۡسَلُ عَلَيۡكُمَا شُوَاظٌ۬ مِّن نَّارٍ۬ وَنُحَاسٌ۬ فَلَا تَنتَصِرَانِ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ فَإِذَا ٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتۡ وَرۡدَةً۬ كَٱلدِّهَانِ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ فَيَوۡمَٮِٕذٍ۬ لَّا يُسۡـٴَـلُ عَن ذَنۢبِهِۦۤ إِنسٌ۬ وَلَا جَآنٌّ۬ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّڪُمَا تُكَذِّبَانِ يُعۡرَفُ ٱلۡمُجۡرِمُونَ بِسِيمَـٰهُمۡ فَيُؤۡخَذُ بِٱلنَّوَٲصِى وَٱلۡأَقۡدَامِ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ هَـٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى يُكَذِّبُ بِہَا ٱلۡمُجۡرِمُونَ يَطُوفُونَ بَيۡنَہَا وَبَيۡنَ حَمِيمٍ ءَانٍ۬ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ وَلِمَنۡ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ جَنَّتَانِ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ذَوَاتَآ أَفۡنَانٍ۬ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ فِيہِمَا عَيۡنَانِ تَجۡرِيَانِ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ فِيہِمَا مِن كُلِّ فَـٰكِهَةٍ۬ زَوۡجَانِ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ فُرُشِۭ بَطَآٮِٕنُہَا مِنۡ إِسۡتَبۡرَقٍ۬ۚ وَجَنَى ٱلۡجَنَّتَيۡنِ دَانٍ۬ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ فِيہِنَّ قَـٰصِرَٲتُ ٱلطَّرۡفِ لَمۡ يَطۡمِثۡہُنَّ إِنسٌ۬ قَبۡلَهُمۡ وَلَا جَآنٌّ۬ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ كَأَنَّہُنَّ ٱلۡيَاقُوتُ وَٱلۡمَرۡجَانُ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ هَلۡ جَزَآءُ ٱلۡإِحۡسَـٰنِ إِلَّا ٱلۡإِحۡسَـٰنُ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ وَمِن دُونِہِمَا جَنَّتَانِ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ مُدۡهَآمَّتَانِ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ فِيہِمَا عَيۡنَانِ نَضَّاخَتَانِ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ فِيہِمَا فَـٰكِهَةٌ۬ وَنَخۡلٌ۬ وَرُمَّانٌ۬ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ فِيہِنَّ خَيۡرَٲتٌ حِسَانٌ۬ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ حُورٌ۬ مَّقۡصُورَٲتٌ۬ فِى ٱلۡخِيَامِ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ لَمۡ يَطۡمِثۡہُنَّ إِنسٌ۬ قَبۡلَهُمۡ وَلَا جَآنٌّ۬ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ رَفۡرَفٍ خُضۡرٍ۬ وَعَبۡقَرِىٍّ حِسَانٍ۬ فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ تَبَـٰرَكَ ٱسۡمُ رَبِّكَ ذِى ٱلۡجَلَـٰلِ وَٱلۡإِكۡرَامِ
Mülk Suresi Tebareke
Mülk Suresi Tebareke
سُوۡرَةُ المُلک
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
تَبَـٰرَكَ ٱلَّذِى بِيَدِهِ ٱلۡمُلۡكُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ۬ قَدِيرٌ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلۡمَوۡتَ وَٱلۡحَيَوٰةَ لِيَبۡلُوَكُمۡ أَيُّكُمۡ أَحۡسَنُ عَمَلاً۬ۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡغَفُورُ ٱلَّذِى خَلَقَ سَبۡعَ سَمَـٰوَٲتٍ۬ طِبَاقً۬اۖ مَّا تَرَىٰ فِى خَلۡقِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ مِن تَفَـٰوُتٍ۬ۖ فَٱرۡجِعِ ٱلۡبَصَرَ هَلۡ تَرَىٰ مِن فُطُورٍ۬ ثُمَّ ٱرۡجِعِ ٱلۡبَصَرَ كَرَّتَيۡنِ يَنقَلِبۡ إِلَيۡكَ ٱلۡبَصَرُ خَاسِئً۬ا وَهُوَ حَسِيرٌ۬ وَلَقَدۡ زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنۡيَا بِمَصَـٰبِيحَ وَجَعَلۡنَـٰهَا رُجُومً۬ا لِّلشَّيَـٰطِينِۖ وَأَعۡتَدۡنَا لَهُمۡ عَذَابَ ٱلسَّعِيرِ وَلِلَّذِينَ كَفَرُواْ بِرَبِّہِمۡ عَذَابُ جَهَنَّمَۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِيرُ إِذَآ أُلۡقُواْ فِيہَا سَمِعُواْ لَهَا شَہِيقً۬ا وَهِىَ تَفُورُ تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ ٱلۡغَيۡظِۖ كُلَّمَآ أُلۡقِىَ فِيہَا فَوۡجٌ۬ سَأَلَهُمۡ خَزَنَتُہَآ أَلَمۡ يَأۡتِكُمۡ نَذِيرٌ۬ قَالُواْ بَلَىٰ قَدۡ جَآءَنَا نَذِيرٌ۬ فَكَذَّبۡنَا وَقُلۡنَا مَا نَزَّلَ ٱللَّهُ مِن شَىۡءٍ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ۬ كَبِيرٍ۬ وَقَالُواْ لَوۡ كُنَّا نَسۡمَعُ أَوۡ نَعۡقِلُ مَا كُنَّا فِىٓ أَصۡحَـٰبِ ٱلسَّعِيرِ فَٱعۡتَرَفُواْ بِذَنۢبِہِمۡ فَسُحۡقً۬ا لِّأَصۡحَـٰبِ ٱلسَّعِيرِ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَخۡشَوۡنَ رَبَّهُم بِٱلۡغَيۡبِ لَهُم مَّغۡفِرَةٌ۬ وَأَجۡرٌ۬ كَبِيرٌ۬ وَأَسِرُّواْ قَوۡلَكُمۡ أَوِ ٱجۡهَرُواْ بِهِۦۤۖ إِنَّهُ ۥ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ أَلَا يَعۡلَمُ مَنۡ خَلَقَ وَهُوَ ٱللَّطِيفُ ٱلۡخَبِيرُ هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ ذَلُولاً۬ فَٱمۡشُواْ فِى مَنَاكِبِہَا وَكُلُواْ مِن رِّزۡقِهِۦۖ وَإِلَيۡهِ ٱلنُّشُورُ ءَأَمِنتُم مَّن فِى ٱلسَّمَآءِ أَن يَخۡسِفَ بِكُمُ ٱلۡأَرۡضَ فَإِذَا هِىَ تَمُورُ أَمۡ أَمِنتُم مَّن فِى ٱلسَّمَآءِ أَن يُرۡسِلَ عَلَيۡكُمۡ حَاصِبً۬اۖ فَسَتَعۡلَمُونَ كَيۡفَ نَذِيرِ وَلَقَدۡ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ فَكَيۡفَ كَانَ نَكِيرِ أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ إِلَى ٱلطَّيۡرِ فَوۡقَهُمۡ صَـٰٓفَّـٰتٍ۬ وَيَقۡبِضۡنَۚ مَا يُمۡسِكُهُنَّ إِلَّا ٱلرَّحۡمَـٰنُۚ إِنَّهُ ۥ بِكُلِّ شَىۡءِۭ بَصِيرٌ أَمَّنۡ هَـٰذَا ٱلَّذِى هُوَ جُندٌ۬ لَّكُمۡ يَنصُرُكُم مِّن دُونِ ٱلرَّحۡمَـٰنِۚ إِنِ ٱلۡكَـٰفِرُونَ إِلَّا فِى غُرُورٍ أَمَّنۡ هَـٰذَا ٱلَّذِى يَرۡزُقُكُمۡ إِنۡ أَمۡسَكَ رِزۡقَهُ ۥۚ بَل لَّجُّواْ فِى عُتُوٍّ۬ وَنُفُورٍ أَفَمَن يَمۡشِى مُكِبًّا عَلَىٰ وَجۡهِهِۦۤ أَهۡدَىٰٓ أَمَّن يَمۡشِى سَوِيًّا عَلَىٰ صِرَٲطٍ۬ مُّسۡتَقِيمٍ۬ قُلۡ هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَكُمۡ وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَـٰرَ وَٱلۡأَفۡـِٔدَةَۖ قَلِيلاً۬ مَّا تَشۡكُرُونَ قُلۡ هُوَ ٱلَّذِى ذَرَأَكُمۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَإِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ قُلۡ إِنَّمَا ٱلۡعِلۡمُ عِندَ ٱللَّهِ وَإِنَّمَآ أَنَا۟ نَذِيرٌ۬ مُّبِينٌ۬ فَلَمَّا رَأَوۡهُ زُلۡفَةً۬ سِيٓـَٔتۡ وُجُوهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَقِيلَ هَـٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَدَّعُونَ قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِنۡ أَهۡلَكَنِىَ ٱللَّهُ وَمَن مَّعِىَ أَوۡ رَحِمَنَا فَمَن يُجِيرُ ٱلۡكَـٰفِرِينَ مِنۡ عَذَابٍ أَلِيمٍ۬ قُلۡ هُوَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ ءَامَنَّا بِهِۦ وَعَلَيۡهِ تَوَكَّلۡنَاۖ فَسَتَعۡلَمُونَ مَنۡ هُوَ فِى ضَلَـٰلٍ۬ مُّبِينٍ۬ قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِنۡ أَصۡبَحَ مَآؤُكُمۡ غَوۡرً۬ا فَمَن يَأۡتِيكُم بِمَآءٍ۬ مَّعِينِۭ
Nebe Suresi Amme
Nebe Suresi Amme
سُوۡرَةُ النّبَإِ
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلۡعَظِيمِ ٱلَّذِى هُمۡ فِيهِ مُخۡتَلِفُونَ كَلَّا سَيَعۡلَمُونَ ثُمَّ كَلَّا سَيَعۡلَمُونَ أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ مِهَـٰدً۬ا وَٱلۡجِبَالَ أَوۡتَادً۬ا وَخَلَقۡنَـٰكُمۡ أَزۡوَٲجً۬ا وَجَعَلۡنَا نَوۡمَكُمۡ سُبَاتً۬ا وَجَعَلۡنَا ٱلَّيۡلَ لِبَاسً۬ا وَجَعَلۡنَا ٱلنَّہَارَ مَعَاشً۬ا وَبَنَيۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعً۬ا شِدَادً۬ا وَجَعَلۡنَا سِرَاجً۬ا وَهَّاجً۬ا وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلۡمُعۡصِرَٲتِ مَآءً۬ ثَجَّاجً۬ا لِّنُخۡرِجَ بِهِۦ حَبًّ۬ا وَنَبَاتً۬ا وَجَنَّـٰتٍ أَلۡفَافًا إِنَّ يَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ كَانَ مِيقَـٰتً۬ا يَوۡمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأۡتُونَ أَفۡوَاجً۬ا وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتۡ أَبۡوَٲبً۬ا وَسُيِّرَتِ ٱلۡجِبَالُ فَكَانَتۡ سَرَابًا إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتۡ مِرۡصَادً۬ا لِّلطَّـٰغِينَ مَـَٔابً۬ا لَّـٰبِثِينَ فِيہَآ أَحۡقَابً۬ا لَّا يَذُوقُونَ فِيہَا بَرۡدً۬ا وَلَا شَرَابًا إِلَّا حَمِيمً۬ا وَغَسَّاقً۬ا جَزَآءً۬ وِفَاقًا إِنَّہُمۡ ڪَانُواْ لَا يَرۡجُونَ حِسَابً۬ا وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَـٰتِنَا كِذَّابً۬ا وَكُلَّ شَىۡءٍ أَحۡصَيۡنَـٰهُ ڪِتَـٰبً۬ا فَذُوقُواْ فَلَن نَّزِيدَكُمۡ إِلَّا عَذَابًا إِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ مَفَازًا حَدَآٮِٕقَ وَأَعۡنَـٰبً۬ا وَكَوَاعِبَ أَتۡرَابً۬ا وَكَأۡسً۬ا دِهَاقً۬ا لَّا يَسۡمَعُونَ فِيہَا لَغۡوً۬ا وَلَا كِذَّٲبً۬ا جَزَآءً۬ مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابً۬ا رَّبِّ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَہُمَا ٱلرَّحۡمَـٰنِۖ لَا يَمۡلِكُونَ مِنۡهُ خِطَابً۬ا يَوۡمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلۡمَلَـٰٓٮِٕكَةُ صَفًّ۬اۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنۡ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَقَالَ صَوَابً۬ا ذَٲلِكَ ٱلۡيَوۡمُ ٱلۡحَقُّۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا إِنَّآ أَنذَرۡنَـٰكُمۡ عَذَابً۬ا قَرِيبً۬ا يَوۡمَ يَنظُرُ ٱلۡمَرۡءُ مَا قَدَّمَتۡ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلۡكَافِرُ يَـٰلَيۡتَنِى كُنتُ تُرَٲبَۢا
VAKIA SURESi
VAKIA SURESi
بسم الله الرحمن الرحيم إِذَا وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُ لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ خَافِضَةٌ رَّافِعَةٌ إِذَا رُجَّتِ الأَرْضُ رَجًّا وَبُسَّتِ الْجِبَالُ بَسًّا فَكَانَتْ هَبَاءً مُّنبَثًّا وَكُنتُمْ أَزْوَاجًا ثَلاثَةً فَأَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَا أَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ وَأَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ مَا أَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَ أُوْلَئِكَ الْمُقَرَّبُونَ فِي جَنَّاتِ النَّعِيمِ ثُلَّةٌ مِّنَ الأَوَّلِينَ وَقَلِيلٌ مِّنَ الآخِرِينَ عَلَى سُرُرٍ مَّوْضُونَةٍ مُتَّكِئِينَ عَلَيْهَا مُتَقَابِلِينَ يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُّخَلَّدُونَ بِأَكْوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍ لا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلا يُنزِفُونَ وَفَاكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ وَلَحْمِ طَيْرٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ وَحُورٌ عِينٌ كَأَمْثَالِ اللُّؤْلُؤِ الْمَكْنُونِ جَزَاء بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ لا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلا تَأْثِيمًا إِلاَّ قِيلا سَلامًا سَلامًا وَأَصْحَابُ الْيَمِينِ مَا أَصْحَابُ الْيَمِينِ فِي سِدْرٍ مَّخْضُودٍ وَطَلْحٍ مَّنضُودٍ وَظِلٍّ مَّمْدُودٍ وَمَاء مَّسْكُوبٍ وَفَاكِهَةٍ كَثِيرَةٍ لّا مَقْطُوعَةٍ وَلا مَمْنُوعَةٍ وَفُرُشٍ مَّرْفُوعَةٍ إِنَّا أَنشَأْنَاهُنَّ إِنشَاء فَجَعَلْنَاهُنَّ أَبْكَارًا عُرُبًا أَتْرَابًا لِّأَصْحَابِ الْيَمِينِ ثُلَّةٌ مِّنَ الأَوَّلِينَ وَثُلَّةٌ مِّنَ الآخِرِينَ وَأَصْحَابُ الشِّمَالِ مَا أَصْحَابُ الشِّمَالِ فِي سَمُومٍ وَحَمِيمٍ وَظِلٍّ مِّن يَحْمُومٍ لّا بَارِدٍ وَلا كَرِيمٍ إِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَلِكَ مُتْرَفِينَ وَكَانُوا يُصِرُّونَ عَلَى الْحِنثِ الْعَظِيمِ وَكَانُوا يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا أَئِنَّا لَمَبْعُوثُونَ أَوَ آبَاؤُنَا الأَوَّلُونَ قُلْ إِنَّ الأَوَّلِينَ وَالآخِرِينَ لَمَجْمُوعُونَ إِلَى مِيقَاتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا الضَّالُّونَ الْمُكَذِّبُونَ لَآكِلُونَ مِن شَجَرٍ مِّن زَقُّومٍ فَمَالِؤُونَ مِنْهَا الْبُطُونَ فَشَارِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ الْحَمِيمِ فَشَارِبُونَ شُرْبَ الْهِيمِ هَذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ الدِّينِ نَحْنُ خَلَقْنَاكُمْ فَلَوْلا تُصَدِّقُونَ أَفَرَأَيْتُم مَّا تُمْنُونَ أَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُ أَمْ نَحْنُ الْخَالِقُونَ نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ الْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ عَلَى أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَالَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِي مَا لا تَعْلَمُونَ وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ النَّشْأَةَ الأُولَى فَلَوْلا تَذَكَّرُونَ أَفَرَأَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ أَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُ أَمْ نَحْنُ الزَّارِعُونَ لَوْ نَشَاء لَجَعَلْنَاهُ حُطَامًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ إِنَّا لَمُغْرَمُونَ بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ أَفَرَأَيْتُمُ الْمَاء الَّذِي تَشْرَبُونَ أَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ الْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ الْمُنزِلُونَ لَوْ نَشَاء جَعَلْنَاهُ أُجَاجًا فَلَوْلا تَشْكُرُونَ أَفَرَأَيْتُمُ النَّارَ الَّتِي تُورُونَ أَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَا أَمْ نَحْنُ الْمُنشِؤُونَ نَحْنُ جَعَلْنَاهَا تَذْكِرَةً وَمَتَاعًا لِّلْمُقْوِينَ فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظِيمِ فَلا أُقْسِمُ بِمَوَاقِعِ النُّجُومِ وَإِنَّهُ لَقَسَمٌ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ إِنَّهُ لَقُرْآنٌ كَرِيمٌ فِي كِتَابٍ مَّكْنُونٍ لّا يَمَسُّهُ إِلاَّ الْمُطَهَّرُونَ تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ الْعَالَمِينَ أَفَبِهَذَا الْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ فَلَوْلا إِذَا بَلَغَتِ الْحُلْقُومَ وَأَنتُمْ حِينَئِذٍ تَنظُرُونَ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَكِن لّا تُبْصِرُونَ فَلَوْلا إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ تَرْجِعُونَهَا إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ فَأَمَّا إِن كَانَ مِنَ الْمُقَرَّبِينَ فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّةُ نَعِيمٍ وَأَمَّا إِن كَانَ مِنَ أَصْحَابِ الْيَمِينِ فَسَلامٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَابِ الْيَمِينِ وَأَمَّا إِن كَانَ مِنَ الْمُكَذِّبِينَ الضَّالِّينَ فَنُزُلٌ مِّنْ حَمِيمٍ وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ إِنَّ هَذَا لَهُوَ حَقُّ الْيَقِينِ فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظِيمِ
SAFF SURESi
SAFF SURESi
سورة الصف
سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لا تَفْعَلُونَ كَبُرَ مَقْتًا عِندَ اللَّهِ أَن تَقُولُوا مَا لا تَفْعَلُونَ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الَّذِينَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِهِ صَفًّا كَأَنَّهُم بُنْيَانٌ مَّرْصُوصٌ وَإِذْ قَالَ مُوسَى لِقَوْمِهِ يَا قَوْمِ لِمَ تُؤْذُونَنِي وَقَد تَّعْلَمُونَ أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْكُمْ فَلَمَّا زَاغُوا أَزَاغَ اللَّهُ قُلُوبَهُمْ وَاللَّهُ لا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ وَإِذْ قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ إِنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْكُم مُّصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرَاةِ وَمُبَشِّرًا بِرَسُولٍ يَأْتِي مِن بَعْدِي اسْمُهُ أَحْمَدُ فَلَمَّا جَاءَهُم بِالْبَيِّنَاتِ قَالُوا هَذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَى عَلَى اللَّهِ الْكَذِبَ وَهُوَ يُدْعَى إِلَى الإِسْلامِ وَاللَّهُ لا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ يُرِيدُونَ لِيُطْفِؤُوا نُورَ اللَّهِ بِأَفْوَاهِهِمْ وَاللَّهُ مُتِمُّ نُورِهِ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ هُوَ الَّذِي أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدَى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَى تِجَارَةٍ تُنجِيكُم مِّنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَتُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ يَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَيُدْخِلْكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فِي جَنَّاتِ عَدْنٍ ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ وَأُخْرَى تُحِبُّونَهَا نَصْرٌ مِّنَ اللَّهِ وَفَتْحٌ قَرِيبٌ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُونُوا أَنصَارَ اللَّهِ كَمَا قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ لِلْحَوَارِيِّينَ مَنْ أَنصَارِي إِلَى اللَّهِ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنصَارُ اللَّهِ فَآمَنَت طَّائِفَةٌ مِّن بَنِي إِسْرَائِيلَ وَكَفَرَت طَّائِفَةٌ فَأَيَّدْنَا الَّذِينَ آمَنُوا عَلَى عَدُوِّهِمْ فَأَصْبَحُوا ظَاهِرِينَ
Cuma Suresi
Cuma Suresi
سُوۡرَةُ الجُمُعَة
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَمَا فِى ٱلۡأَرۡضِ ٱلۡمَلِكِ ٱلۡقُدُّوسِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَكِيمِ هُوَ ٱلَّذِى بَعَثَ فِى ٱلۡأُمِّيِّـۧنَ رَسُولاً۬ مِّنۡہُمۡ يَتۡلُواْ عَلَيۡہِمۡ ءَايَـٰتِهِۦ وَيُزَكِّيہِمۡ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلۡكِتَـٰبَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَإِن كَانُواْ مِن قَبۡلُ لَفِى ضَلَـٰلٍ۬ مُّبِينٍ۬ وَءَاخَرِينَ مِنۡہُمۡ لَمَّا يَلۡحَقُواْ بِہِمۡۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ذَٲلِكَ فَضۡلُ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ مَثَلُ ٱلَّذِينَ حُمِّلُواْ ٱلتَّوۡرَٮٰةَ ثُمَّ لَمۡ يَحۡمِلُوهَا كَمَثَلِ ٱلۡحِمَارِ يَحۡمِلُ أَسۡفَارَۢاۚ بِئۡسَ مَثَلُ ٱلۡقَوۡمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِۚ وَٱللَّهُ لَا يَہۡدِى ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ قُلۡ يَـٰٓأَيُّہَا ٱلَّذِينَ هَادُوٓاْ إِن زَعَمۡتُمۡ أَنَّكُمۡ أَوۡلِيَآءُ لِلَّهِ مِن دُونِ ٱلنَّاسِ فَتَمَنَّوُاْ ٱلۡمَوۡتَ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ وَلَا يَتَمَنَّوۡنَهُ ۥۤ أَبَدَۢا بِمَا قَدَّمَتۡ أَيۡدِيهِمۡۚ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِٱلظَّـٰلِمِينَ قُلۡ إِنَّ ٱلۡمَوۡتَ ٱلَّذِى تَفِرُّونَ مِنۡهُ فَإِنَّهُ ۥ مُلَـٰقِيڪُمۡۖ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَىٰ عَـٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ يَـٰٓأَيُّہَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا نُودِىَ لِلصَّلَوٰةِ مِن يَوۡمِ ٱلۡجُمُعَةِ فَٱسۡعَوۡاْ إِلَىٰ ذِكۡرِ ٱللَّهِ وَذَرُواْ ٱلۡبَيۡعَۚ ذَٲلِكُمۡ خَيۡرٌ۬ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ فَإِذَا قُضِيَتِ ٱلصَّلَوٰةُ فَٱنتَشِرُواْ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَٱبۡتَغُواْ مِن فَضۡلِ ٱللَّهِ وَٱذۡكُرُواْ ٱللَّهَ كَثِيرً۬ا لَّعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ وَإِذَا رَأَوۡاْ تِجَـٰرَةً أَوۡ لَهۡوًا ٱنفَضُّوٓاْ إِلَيۡہَا وَتَرَكُوكَ قَآٮِٕمً۬اۚ قُلۡ مَا عِندَ ٱللَّهِ خَيۡرٌ۬ مِّنَ ٱللَّهۡوِ وَمِنَ ٱلتِّجَـٰرَةِۚ وَٱللَّهُ خَيۡرُ ٱلرَّٲزِقِينَ
Bakara Suresi 153 ile 157 . Ayetler
Bakara Suresi 153 ile 157 . Ayetler
سُوۡرَةُ البَقَرَة
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱسۡتَعِينُواْ بِٱلصَّبۡرِ وَٱلصَّلَوٰةِۚ إِنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلصَّـٰبِرِينَ وَلَا تَقُولُواْ لِمَن يُقۡتَلُ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَمۡوَٲتُۢۚ بَلۡ أَحۡيَآءٌ۬ وَلَـٰكِن لَّا تَشۡعُرُونَ وَلَنَبۡلُوَنَّكُم بِشَىۡءٍ۬ مِّنَ ٱلۡخَوۡفِ وَٱلۡجُوعِ وَنَقۡصٍ۬ مِّنَ ٱلۡأَمۡوَٲلِ وَٱلۡأَنفُسِ وَٱلثَّمَرَٲتِۗ وَبَشِّرِ ٱلصَّـٰبِرِينَ ٱلَّذِينَ إِذَآ أَصَـٰبَتۡهُم مُّصِيبَةٌ۬ قَالُوٓاْ إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّآ إِلَيۡهِ رَٲجِعُونَ أُوْلَـٰٓٮِٕكَ عَلَيۡہِمۡ صَلَوَٲتٌ۬ مِّن رَّبِّهِمۡ وَرَحۡمَةٌ۬ۖ وَأُوْلَـٰٓٮِٕكَ هُمُ ٱلۡمُهۡتَدُونَ
Bakara Suresi 18. Ayet
Bakara Suresi 18. Ayet
صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُمْ لاَ يَرْجِعُونَ
Fecr Suresi 27. 28. 29. 30. Ayetler
Fecr Suresi 27. 28. 29. 30. Ayetler
يَٓا اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُۗ اِرْجِع۪ٓي اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةًۚ فَادْخُل۪ي ف۪ي عِبَاد۪يۙ وَادْخُل۪ي جَنَّت۪ي
Şems Suresi
Şems Suresi
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلشَّمْسِ وَضُحَىٰهَا وَٱلْقَمَرِ إِذَا تَلَىٰهَا وَٱلنَّهَارِ إِذَا جَلَّىٰهَا وَٱلَّيْلِ إِذَا يَغْشَىٰهَا وَٱلسَّمَآءِ وَمَا بَنَىٰهَا وَٱلْأَرْضِ وَمَا طَحَىٰهَا وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّىٰهَا فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَىٰهَا قَدْ أَفْلَحَ مَن زَكَّىٰهَا وَقَدْ خَابَ مَن دَسَّىٰهَا كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوَىٰهَآ إِذِ ٱنۢبَعَثَ أَشْقَىٰهَا فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ ٱللَّهِ نَاقَةَ ٱللَّهِ وَسُقْيَٰهَا كَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُم بِذَنۢبِهِمْ فَسَوَّىٰهَا وَلَا يَخَافُ عُقْبَٰهَا
Zilzâl Suresi
Zilzâl Suresi
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
إِذَا زُلْزِلَتِ ٱلْأَرْضُ زِلْزَالَهَا وَأَخْرَجَتِ ٱلْأَرْضُ أَثْقَالَهَا وَقَالَ ٱلْإِنسَٰنُ مَا لَهَا يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ أَخْبَارَهَا بِأَنَّ رَبَّكَ أَوْحَىٰ لَهَا يَوْمَئِذٍ يَصْدُرُ ٱلنَّاسُ أَشْتَاتًا لِّيُرَوْا۟ أَعْمَٰلَهُمْ فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُۥ وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُۥ
AYETEL KÜRSİ BAKARA Suresi Âyet - 255
AYETEL KÜRSİ BAKARA Suresi Âyet - 255
سُوۡرَةُ البَقَرَة
ٱللَّهُ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡحَىُّ ٱلۡقَيُّومُۚ لَا تَأۡخُذُهُ ۥ سِنَةٌ۬ وَلَا نَوۡمٌ۬ۚ لَّهُ ۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَمَا فِى ٱلۡأَرۡضِۗ مَن ذَا ٱلَّذِى يَشۡفَعُ عِندَهُ ۥۤ إِلَّا بِإِذۡنِهِۦۚ يَعۡلَمُ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُمۡۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَىۡءٍ۬ مِّنۡ عِلۡمِهِۦۤ إِلَّا بِمَا شَآءَۚ وَسِعَ كُرۡسِيُّهُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضَۖ وَلَا يَـُٔودُهُ ۥ حِفۡظُهُمَاۚ وَهُوَ ٱلۡعَلِىُّ ٱلۡعَظِيمُ
Haşr Suresi Son Ayetleri Levenzelna veya Hüvallahüllezi (21 ile 24. Ayetler)
Haşr Suresi Son Ayetleri Levenzelna veya Hüvallahüllezi (21 ile 24. Ayetler)
سُوۡرَةُ الحَشر
لَوۡ أَنزَلۡنَا هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ عَلَىٰ جَبَلٍ۬ لَّرَأَيۡتَهُ ۥ خَـٰشِعً۬ا مُّتَصَدِّعً۬ا مِّنۡ خَشۡيَةِ ٱللَّهِۚ وَتِلۡكَ ٱلۡأَمۡثَـٰلُ نَضۡرِبُہَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ يَتَفَكَّرُونَ هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَۖ عَـٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِۖ هُوَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ ٱلرَّحِيمُ هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡقُدُّوسُ ٱلسَّلَـٰمُ ٱلۡمُؤۡمِنُ ٱلۡمُهَيۡمِنُ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡجَبَّارُ ٱلۡمُتَڪَبِّرُۚ سُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشۡرِڪُونَ هُوَ ٱللَّهُ ٱلۡخَـٰلِقُ ٱلۡبَارِئُ ٱلۡمُصَوِّرُۖ لَهُ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡحُسۡنَىٰۚ يُسَبِّحُ لَهُ ۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ
Tarık Suresi
Tarık Suresi
سُوۡرَةُ الطّارق
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ وَمَآ أَدۡرَٮٰكَ مَا ٱلطَّارِقُ ٱلنَّجۡمُ ٱلثَّاقِبُ إِن كُلُّ نَفۡسٍ۬ لَّمَّا عَلَيۡہَا حَافِظٌ۬ فَلۡيَنظُرِ ٱلۡإِنسَـٰنُ مِمَّ خُلِقَ خُلِقَ مِن مَّآءٍ۬ دَافِقٍ۬ يَخۡرُجُ مِنۢ بَيۡنِ ٱلصُّلۡبِ وَٱلتَّرَآٮِٕبِ إِنَّهُ ۥ عَلَىٰ رَجۡعِهِۦ لَقَادِرٌ۬ يَوۡمَ تُبۡلَى ٱلسَّرَآٮِٕرُ فَمَا لَهُ ۥ مِن قُوَّةٍ۬ وَلَا نَاصِرٍ۬ وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجۡعِ وَٱلۡأَرۡضِ ذَاتِ ٱلصَّدۡعِ إِنَّهُ ۥ لَقَوۡلٌ۬ فَصۡلٌ۬ وَمَا هُوَ بِٱلۡهَزۡلِ إِنَّہُمۡ يَكِيدُونَ كَيۡدً۬ا وَأَكِيدُ كَيۡدً۬ا فَمَهِّلِ ٱلۡكَـٰفِرِينَ أَمۡهِلۡهُمۡ رُوَيۡدَۢا
Duha Suresi
Duha Suresi
سُوۡرَةُ الِضُّحىٰ
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلضُّحَىٰ وَٱلَّيۡلِ إِذَا سَجَىٰ مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلَىٰ وَلَلۡأَخِرَةُ خَيۡرٌ۬ لَّكَ مِنَ ٱلۡأُولَىٰ وَلَسَوۡفَ يُعۡطِيكَ رَبُّكَ فَتَرۡضَىٰٓ أَلَمۡ يَجِدۡكَ يَتِيمً۬ا فَـَٔاوَىٰ وَوَجَدَكَ ضَآلاًّ۬ فَهَدَىٰ وَوَجَدَكَ عَآٮِٕلاً۬ فَأَغۡنَىٰ فَأَمَّا ٱلۡيَتِيمَ فَلَا تَقۡهَرۡ وَأَمَّا ٱلسَّآٮِٕلَ فَلَا تَنۡہَرۡ وَأَمَّا بِنِعۡمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثۡ
inşirah Suresi
inşirah Suresi
سُوۡرَةُ الشَّرح
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
أَلَمۡ نَشۡرَحۡ لَكَ صَدۡرَكَ وَوَضَعۡنَا عَنكَ وِزۡرَكَ ٱلَّذِىٓ أَنقَضَ ظَهۡرَكَ وَرَفَعۡنَا لَكَ ذِكۡرَكَ فَإِنَّ مَعَ ٱلۡعُسۡرِ يُسۡرًا إِنَّ مَعَ ٱلۡعُسۡرِ يُسۡرً۬ا فَإِذَا فَرَغۡتَ فَٱنصَبۡ وَإِلَىٰ رَبِّكَ فَٱرۡغَب
Vettin - Tin Suresi
Vettin - Tin Suresi
سُوۡرَةُ التِّین
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلتِّينِ وَٱلزَّيۡتُونِ وَطُورِ سِينِينَ وَهَـٰذَا ٱلۡبَلَدِ ٱلۡأَمِينِ لَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَـٰنَ فِىٓ أَحۡسَنِ تَقۡوِيمٍ۬ ثُمَّ رَدَدۡنَـٰهُ أَسۡفَلَ سَـٰفِلِينَ إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ فَلَهُمۡ أَجۡرٌ غَيۡرُ مَمۡنُونٍ۬ فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعۡدُ بِٱلدِّينِ أَلَيۡسَ ٱللَّهُ بِأَحۡكَمِ ٱلۡحَـٰكِمِينَ
Kadir Suresi
Kadir Suresi
سُوۡرَةُ القَدر
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
إِنَّآ أَنزَلۡنَـٰهُ فِى لَيۡلَةِ ٱلۡقَدۡرِ وَمَآ أَدۡرَٮٰكَ مَا لَيۡلَةُ ٱلۡقَدۡرِ لَيۡلَةُ ٱلۡقَدۡرِ خَيۡرٌ۬ مِّنۡ أَلۡفِ شَہۡرٍ۬ تَنَزَّلُ ٱلۡمَلَـٰٓٮِٕكَةُ وَٱلرُّوحُ فِيہَا بِإِذۡنِ رَبِّہِم مِّن كُلِّ أَمۡرٍ۬ سَلَـٰمٌ هِىَ حَتَّىٰ مَطۡلَعِ ٱلۡفَجۡرِ
Tekasür Suresi
Tekasür Suresi
سُوۡرَةُ التّکاثُر
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
أَلۡهَٮٰكُمُ ٱلتَّكَاثُرُ حَتَّىٰ زُرۡتُمُ ٱلۡمَقَابِرَ كَلَّا سَوۡفَ تَعۡلَمُونَ ثُمَّ كَلَّا سَوۡفَ تَعۡلَمُونَ كَلَّا لَوۡ تَعۡلَمُونَ عِلۡمَ ٱلۡيَقِينِ لَتَرَوُنَّ ٱلۡجَحِيمَ ثُمَّ لَتَرَوُنَّہَا عَيۡنَ ٱلۡيَقِينِ ثُمَّ لَتُسۡـَٔلُنَّ يَوۡمَٮِٕذٍ عَنِ ٱلنَّعِيمِ
Asr Suresi
Asr Suresi
سُوۡرَةُ العَصر
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلۡعَصۡرِ إِنَّ ٱلۡإِنسَـٰنَ لَفِى خُسۡرٍ إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلۡحَقِّ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلصَّبۡرِ
NAMAZ SURELERi
NAMAZ SURELERi
Fil Suresi
Fil Suresi
سُوۡرَةُ الفِیل
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
أَلَمۡ تَرَ كَيۡفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِأَصۡحَـٰبِ ٱلۡفِيلِ أَلَمۡ يَجۡعَلۡ كَيۡدَهُمۡ فِى تَضۡلِيلٍ۬ وَأَرۡسَلَ عَلَيۡہِمۡ طَيۡرًا أَبَابِيلَ تَرۡمِيهِم بِحِجَارَةٍ۬ مِّن سِجِّيلٍ۬ فَجَعَلَهُمۡ كَعَصۡفٍ۬ مَّأۡڪُولِۭ
Kureyş Suresi
Kureyş Suresi
سُوۡرَةُ قُرَیش
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
لِإِيلَـٰفِ قُرَيۡشٍ إِیلَـٰفِهِمۡ رِحۡلَةَ ٱلشِّتَآءِ وَٱلصَّيۡفِ فَلۡيَعۡبُدُواْ رَبَّ هَـٰذَا ٱلۡبَيۡتِ ٱلَّذِىٓ أَطۡعَمَهُم مِّن جُوعٍ۬ وَءَامَنَهُم مِّنۡ خَوۡفِۭ
Maun Suresi
Maun Suresi
سُوۡرَةُ المَاعون
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
أَرَءَيۡتَ ٱلَّذِى يُكَذِّبُ بِٱلدِّينِ فَذَٲلِكَ ٱلَّذِى يَدُعُّ ٱلۡيَتِيمَ وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِينِ فَوَيۡلٌ۬ لِّلۡمُصَلِّينَ ٱلَّذِينَ هُمۡ عَن صَلَاتِہِمۡ سَاهُونَ ٱلَّذِينَ هُمۡ يُرَآءُونَ وَيَمۡنَعُونَ ٱلۡمَاعُونَ
Kevser Suresi
Kevser Suresi
سُوۡرَةُ الکَوثَر
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
إِنَّآ أَعۡطَيۡنَـٰكَ ٱلۡكَوۡثَرَ فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَٱنۡحَرۡ إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ ٱلۡأَبۡتَرُ
Kafirun Suresi
Kafirun Suresi
سُوۡرَةُ الکافِرون
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلۡ يَـٰٓأَيُّہَا ٱلۡڪَـٰفِرُونَ لَآ أَعۡبُدُ مَا تَعۡبُدُونَ وَلَآ أَنتُمۡ عَـٰبِدُونَ مَآ أَعۡبُدُ وَلَآ أَنَا۟ عَابِدٌ۬ مَّا عَبَدتُّمۡ وَلَآ أَنتُمۡ عَـٰبِدُونَ مَآ أَعۡبُدُ لَكُمۡ دِينُكُمۡ وَلِىَ دِينِ
Nasr Suresi
Nasr Suresi
سُوۡرَةُ النّصر
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
إِذَا جَآءَ نَصۡرُ ٱللَّهِ وَٱلۡفَتۡحُ وَرَأَيۡتَ ٱلنَّاسَ يَدۡخُلُونَ فِى دِينِ ٱللَّهِ أَفۡوَاجً۬ا فَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ وَٱسۡتَغۡفِرۡهُۚ إِنَّهُ ۥ ڪَانَ تَوَّابَۢا
Tebbet Suresi
Tebbet Suresi
سُوۡرَةُ لهب / المَسَد
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
تَبَّتۡ يَدَآ أَبِى لَهَبٍ۬ وَتَبَّ مَآ أَغۡنَىٰ عَنۡهُ مَالُهُ ۥ وَمَا ڪَسَبَ سَيَصۡلَىٰ نَارً۬ا ذَاتَ لَهَبٍ۬ وَٱمۡرَأَتُهُ ۥ حَمَّالَةَ ٱلۡحَطَبِ فِى جِيدِهَا حَبۡلٌ۬ مِّن مَّسَدِۭ
ihlas Suresi
ihlas Suresi
سُوۡرَةُ الإخلاص
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ
Felak Suresi
Felak Suresi
سُوۡرَةُ الفَلَق
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلۡفَلَقِ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِن شَرِّ ٱلنَّفَّـٰثَـٰتِ فِى ٱلۡعُقَدِ وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ
Nas Suresi
Nas Suresi
سُوۡرَةُ النَّاس
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَـٰهِ ٱلنَّاسِ مِن شَرِّ ٱلۡوَسۡوَاسِ ٱلۡخَنَّاسِ ٱلَّذِى يُوَسۡوِسُ فِى صُدُورِ ٱلنَّاسِ مِنَ ٱلۡجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ
Bakara Suresi ilk 5 Ayeti
Bakara Suresi ilk 5 Ayeti
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
الٓمٓ
ذَٰلِكَ ٱلْكِتَٰبُ لَا رَيْبَ ۛ فِيهِ ۛ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ
ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِٱلْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ
وَٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِٱلْءَاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ
أُو۟لَٰٓئِكَ عَلَىٰ هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ ۖ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ
سُوۡرَةُ الإخلاص
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ
سُوۡرَةُ الفَاتِحَة
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ العَالَمِينَ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ إيَّاكَ نَعْبُدُ وإيَّاكَ نَسْتَعِينُ اِهْدِنَا الصِّراطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّي
اللهم إني أعوذببك بغفرانك من عذابك ، ومغفرتك من سخطك ،و منك مرة أخرى أعوذ بك
اللهم إني أعوذببك بغفرانك من عذابك ، ومغفرتك من سخطك ،و منك مرة أخرى أعوذ بك
اللهم إني أعوذببك بغفرانك من عذابك ، ومغفرتك من سخطك ،و منك مرة أخرى أعوذ بك
اللهم اعوذبك من عَذَابك الى العوفك واعوذبك من غضبك الى ا لمغْفِرتك و بك اعوذبك واعوذبك من أَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ الى لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِك وباَلاوْلِيَٓاءَ اللّٰهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَۚ
اللهم اعوذبك من عَذَابك الى العوفك واعوذبك من غضبك الى ا لمغْفِرتك و بك اعوذبك واعوذبك من أَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ الى لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِك وباَلاوْلِيَٓاءَ اللّٰهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَۚ
اللهم اعوذبك من عَذَابك الى العوفك واعوذبك من غضبك الى ا لمغْفِرتك و بك اعوذبك واعوذبك من أَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ الى لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِك وباَلاوْلِيَٓاءَ اللّٰهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَۚ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِين
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ اِهْدِنَا الصِّراطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّيِ
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ العَالَمِينَ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ إيَّاكَ نَعْبُدُ وإيَّاكَ نَسْتَعِينُ اِهْدِنَا الصِّراطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّيِ
EBCED VE EBCED DUASI
EBCED VE EBCED DUASI
الأبجدية العربية الأبجدية العربية لأليف با تسع مرات
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه لا ي
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه لا ي
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه لا ي
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه لا ي
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه لا ي
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه لا ي
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه لا ي
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه لا ي
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه لا ي
FETiH SURESi SON AYET
FETiH SURESi SON AYET
الآية الأخيرة من سورة فتح
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
مُّحَمَّدٌ رَّسُولُ اللَّهِ وَالَّذِينَ مَعَهُ أَشِدَّاء عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَاء بَيْنَهُمْ تَرَاهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِّنَ اللَّهِ وَرِضْوَانًا سِيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِم مِّنْ أَثَرِ السُّجُودِ ذَلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَمَثَلُهُمْ فِي الْإِنجِيلِ كَزَرْعٍ أَخْرَجَ شَطْأَهُ فَآزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوَى عَلَى سُوقِهِ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِهِمُ الْكُفَّارَ وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا
EBCED DUASI
EBCED DUASI
صلاة الأبجدية
EBCED DUASININ TÜRKÇESi
EBCED DUASININ TÜRKÇESi
Alfabe (Ebced) Duasının Türkçesi Budur
(Listedeki isimlerden (amca, teyze,..) size uygun olanlarını duanızda zikrediniz.
Alfabe Duası Budur
أَبْجَد دُعَاسِی
(لِيسْتَدَهْكِ اِيسِمْلَرْدَنْ (عَمِّي، تَيْزَه،.. ) سِيزَه اُويْغُن اُولَانْلَرِى دُعَامُزْدَه ذِكْر اَيْلَه يُنِزْ)
أَلِفْبَا دُعَاسِى بُودُرْ
يَا رَبِّ! اُوقُودُغُوم بُو أَلِفْبَانِڭْ حَرْفْلَرِيْنِى وَ فَتْح سُورَه سِنِڭْ صُونْ آيَتِنِڭْ حَرْفْلَرِيْنِى چُوقْجَه چُوغَالْتْ، اُونْلَرْ اِيلَه
نَمَازْلَرِمْدَه وَ صَائِرْ وَقِتْلَرِمْدَه، شِمْدِيَه قَدَرْ اُوقُودُغُومْ، وَ بُو گُونْ اِيعِنْدَه اُوقُويَاجَاغُمْ، وَ بُو گُونُڭْ دَوَامِى اُولَانْ گُونْدُوزْدَه، وَ اُونُڭْ دَوَامِى اُولَانْ گِجَه دَه، وَ گِجَه نِڭْ دَوَامِى اُولَانْ گُونْدُوزْدَه، بَاشْلَانْغِچْدَنْ شِمْدِيَه قَدَرْ، شِمْدِيدَنْ بِيْتِيرِيشَه قَدَرْ، اُوقُودُغُومْ وَ اُوقُويَاجَاغُمْ، بُوتُونْ دُعَالَرِمْدَه كِى، ذِكِرْلَرِمْدَه كِى، سُورَه لَرْدَه كِى، آيَتْلَرْدَه كِى،
تَحْمِيدْلَرِمْدَه كِى، تَمْجِيدْلَرِمْدَه كِى، تَهْلِيلْلَرِمْدَه كِى، تَكْبِيرْلَرِمْدَه كِى، تَسْبِيحْلَرِمْدَه كِى، تَقْدِيسْلَرِمْدَه كِى، صَلَوَاتْلَرِمْدَه كِى، سَلَامْلَرِمْدَه كِى، شُكُورْلَرِمْدَه كِى، حَمْدْلَرِمْدَه كِى، خَطَالَارِمِى يَانْلِيشْلَرِمِى دُوزَلْتْ، گَرِكْلِى اُولَانْ اِكْسِيكْلَرِمِى تَمَامْلَا، يَانْلِيشْ اُولَانْ فَضْلَلَرِمِى گِيدَرْ، وَ دُوغْرُو اُوقُونْمُوشْلَرْ سِلْسِلَه سِنَه قَاتْ، وَ اُونْلَرِڭْ فَيْضِندَن، بَرَكَتِنْدَن، شِفَاسِندَن، حِفْظِ عِنَايَتِنْدَن وَ عِلْمِنْدَن وَ فَائِدَه سِنْدَن، بَنِى، بَنْدَنْ اِكْسِيلْمَكْسِزِينْ اِيشِمِى (قَارِيمِى وَيَا قُوجَامِى) وَ چُوجُوقْلَرِمِى (اُوغْلُومِى وَ اُوغُلْلَرِمِى، قِيزِمِى وَ قِيزْلَرِمِى)، اَنَّامِى وَ اَنَّه لَرِمِى، بَابَامِى وَ بَابَالَرِمِى، دَدَه مِى وَ دَدَه لَرِمِى، نِينَه مِى وَ نِينَه لَرِمِى، دَايِيمِى وَ دَايِيلَرِمِى، تَيْزَه مِى وَ تَيْزَه لَرِمِى، عَمِّيمِى وَ عَمِّيلَرِمِى، خَالَه مِى وَ خَالَه لَرِمِى، يِغَنِيمِى وَ يِغَنْلَرِمِى، قُوزَنِيمِى وَ قُوزَنْلَرِمِى، اَبِيمِى وَ اَبِيلَرِمِى، اَبْلَامِى وَ اَبْلَالَرِمِى، قَرْدَاشِمِى وَ قَرْدَاشْلَرِمِى، قَايِنْبَابَامِى وَ قَايِنْبَابَالَرِمِى، قَايْنَانَامِى وَ قَايْنَانَالَرِمِى، قَايْنِيمِى وَ قَايِنْلَرِمِى، بَالْدِيزِمِى وَ بَالْدِيزْلَرِمِى، دَامَادِيمِى وَ دَامَادْلَرِمِى، گَلِينِيمِى وَ گَلِينْلَرِمِى، دُونُورُومِى وَ دُونُورْلَرِمِى، گِزْلِى قَالْمِشْ اَوْلَادْلَرِمِى وَ اَنَّه لَرِيْنِى وَ اَهْلِ بَيْتِمِى، اَنَّامْدَنْ طَرَفَه گِچْمِشْلَرِمِيزِى، بَابَامْدَنْ طَرَفَه گِچْمِشْلَرِمِيزِى، اَنَّامْدَنْ طَرَفَه يَاشَايَانْ اَقْرِبَا وُ عِيَالِيمِيزِى، بَابَامْدَنْ طَرَفَه يَاشَايَانْ اَقْرِبَا وُ عِيَالِيمِيزِى، قَايْنَانَامْدَنْ طَرَفَه گِچْمِشْلَرِمِيزِى، قَايِنْبَابَامْدَنْ طَرَفَه گِچْمِشْلَرِمِيزِى، قَايْنَانَامْدَنْ طَرَفَه يَاشَايَانْ اَقْرِبَا وُ عِيَالِيمِيزِى، قَايِنْبَابَامْدَنْ طَرَفَه يَاشَايَانْ اَقْرِبَا وُ عِيَالِيمِيزِى، گِزْلِى قَالْمِشْ چُوجُوقْلَرِيمْ وَ اَنَّه لَرِى طَرَفِندَنْ گِچْمِشْلَرِمِيزِى، گِزْلِى قَالْمِشْ چُوجُوقْلَرِيمْ وَ اَنَّه لَرِى طَرَفِندَنْ يَاشَايَانْ اَقْرِبَا وُ عِيَالِيمِيزِى وَ مَهْدِى وَ سِوَنْلَرِيْنِى وَ جَمَاعَتِينِى، رَاشِدِى طَرِيقَتِنَه شِمْدِيَه قَدَرْ اِنْتِسَابْ اَيْلَه مُوشْ اُولَانْلَرِى، وَ شِمْدِيدَنْ قِيَامَتِڭْ صَبَاحِنَه قَدَرْ اِنْتِسَابْ اَيْلَه يَجَكْ اُولَانْلَرِى، سِوَنْلَرِمِى وَ سِوْدِيكْلَرِمِى، بِزَه وَ اَهْلِيمِيزَه وَ مُنْتَسِبْلَرِمِيزَه، بِرْ نَبْزَه اِيِيْلِيكِى وَ خَيْرِى دُوقُنَانْلَرِى، اُوغْرَتْمَنْلَرِمِيزِى، مُرْشِدْلَرِمِيزِى، وَ اَرْقَادَاشْلَرِمِيزِى، وَ قِرْقْ فَرْسَخْ صَاغَه صُولَه، اُونَه اَرْقَايَه، اَلْتَه وَ اُوسْتَه، بُولُونَانْ يَرْلَرْدَه كِى اِيمَانْلِى قُومْشُولَرِمِيزِى دَخِى بُو دُعَا، ذِكِرْ وَ آيَتْلَرْدَنْ، سُورَه لَرْدَنْ وَ تَحْمِيدْلَرِمْدَنْ، تَمْجِيدْلَرِمْدَنْ، تَهْلِيلْلَرِمْدَنْ، تَكْبِيرْلَرِمْدَنْ، تَسْبِيحْلَرِمْدَنْ، تَقْدِيسْلَرِمْدَنْ، صَلَوَاتْلَرِمْدَنْ، سَلَامْلَرِمْدَنْ، شُكُورْلَرِمْدَنْ، حَمْدْلَرِمْدَنْ، وَ خَتْمْلَرِمِيزْدَنْ نَصِيبْلَنْدِرْ.
وَ اَيْرِيجَه سِلْسِلَهِٔ قَصْر، سِلْسِلَهِٔ كَبِيرْ، سِلْسِلَهِٔ عُلْيَا وَ سِلْسِلَهِٔ مَلَائِمِى دَه نَصِيبْلَنْدِرْ.
وَ اَيْرِيجَه رِزْقِمِيزِڭْ وَ اِعَاشَه مِيزِڭْ تَأْمِينِنْدَه اَكِيلُوبْ بِيعِيلُوبْ، دُوقُنُلُوبْ كَسِيلُوبْ بِيعِيلُوبْ، وَ بَنْزَرِى هَرْ تُرْلُّو بِزَه قَدَرْ اُولَاشْدِرِلْمَاسِندَه بِرْ نَبْزَه اَمَگِى وَ خِدْمَتِى اُولَانْ اَهْلِ اِيمَانِڭْ كَنْدِيلَرِيْنِڭْ رُوحَانِيَّتِنِى، گِچْمِشْلَرِينِڭْ رُوحْلَرِينِى دَخِى نَصِيبْلَنْدِرْ.
اَيْرِيجَه، قُلَّانْدِغِيمِزْ آلَتْ وَ اَدَوَاتِڭْ، وَ خِدْمَتْلَرِڭْ اِيجَادِندَنْ بُو گُونَه قَدَرْ گِلِشْدِيرِيلْمَسِنْدَه وَ بِزَه قَدَرْ اُولَاشْدِرِلْمَاسِندَه بِرْ نَبْزَه اَمَگِى وَ خِدْمَتِى اُولَانْ اَهْلِ اِيمَانِڭْ كَنْدِيلَرِيْنِڭْ رُوحَانِيَّتِنِى، گِچْمِشْلَرِينِڭْ رُوحْلَرِينِى دَخِى نَصِيبْلَنْدِرْ.
وَ اَيْرِيجَه هَدِيَّه اَيْلَه دِيگِمْ اُو صَحِيفَه لَرِمِڭْ اُو بُولُومْلَرِينِى، شُو آنْدَنْ اِعْتِبَاراً زِيَارَتْ اَيْلَه يَجَكْ اَهْلِ اِيمَانِڭْ، هَرْ زِيَارَتِنْدَه اُولْمَقْ اُوزَرَه، كَنْدِيلَرِيْنِڭْ رُوحَانِيَّتِنِى، گِچْمِشْلَرِينِڭْ رُوحْلَرِينِى دَخِى نَصِيبْلَنْدِرْ.
وَ اَيْرِيجَه پَيْغَمْبَرِمِيزْ مُحَمَّدْ مُصْطَفَىٰ يِى، آلْ وَ اَصْحَابِنِى، اَهْلِ بَيْتِينِى، اَوْلَادِ طَاهِرَه لَرِينِى وَ اَزْوَاجِ طَاهِرَه لَرِينِى نَصِيبْلَنْدِرْ. وَ اَيْرِيجَه اُولْمُشْ وَ يَاشَايَانْ اَهْلِ اِيمَانْ اُمَّتِ مُحَمَّدِى وَ قِيَامَتَه قَدَرْ گَلَه جَكْ اُولَانْ اَهْلِ اِيمَانْ اُمَّتِ مُحَمَّدِى دَه نَصِيبْلَنْدِرْ. وَ اَيْرِيجَه بُوتُونْ دِيگَرْ پَيْغَمْبَرْ حَضْرَتْلَرِينِى، اَوْلَادِ طَاهِرَه لَرِينِى، اَزْوَاجِ طَاهِرَه لَرِينِى وَ اَهْلِ اِيمَانْ اُمَّتْلَرِينِى دَه نَصِيبْلَنْدِرْ.
وَ اَيْرِيجَه عُثْمَانْلِى اَجْدَادِمِيزِى دَه نَصِيبْلَنْدِرْ.
وَ اَيْرِيجَه مُصْطَفَىٰ كَمَالْ وَ مِلِّى مُجَادَلَه دَه كِى سِلَاحْ اَرْقَادَاشْلَرِينِى دَه نَصِيبْلَنْدِرْ.
وَ اَيْرِيجَه وَطَنِمِيزِڭْ صَاوُنْمَاسِندَه اَمَگِى وَ خِدْمَتِى اُولَانْ شُهَدَامِيزِڭْ وَ غَازِيلَرِمِيزِڭْ دَه رُوحْ وَ رُوحَانِيَّتْلَرِينِى نَصِيبْلَنْدِرْ.
يَا رَبِّ، بَاشْلَانْغِچْدَنْ قِيَامَتِڭْ صَبَاحِنَه قَدَرْ، بُو طَرِيقَتَه اِنْتِسَابْ اَيْلَه يَنْ هَرْ كِسْ، ذِكْرِمِيزِڭْ بَاشْلَانْغِجْ، يَعْنِى گِيرِيشْ دُعَاسِينِى اُوقُودُقْدَنْ صُونْرَه، بِرْ دَفْعَه اَعُوذُ بَسْمَلَه سِينِى دَه اُوقُويَانْ هَرْ كِسْ، وَقِتْ وَ اِمْكَانْلَرِڭْ قِيسِتْلِيْلِغِى سَبَبِى اِيلَه، دَوَامِنِى ذِكِرْ اَيْلَه يِبْ اُوقُويَامَازْ اِيسَه، اَيْ رَبِّمِيزْ اُو حَرْفْلَرِى اُويْلَه چُوغَالْتْ كِى، اُونْلَرْ اِيلَه ذِكْرِڭْ دَوَامِنِى اِكْسِيكْ قَالَانْ قِسِمْلَرِينِى تَمَامْلَا، يِنَه سِلْسِلَه يَ هَدِيَّه اَيْلَه نَن فَاْتِحَه وَ قُلْهُو لَرْدَنْ دَه، بَاشْدَنْ بِرْ دَانَه سِنِى اُوقُويَانِڭْ، وَقِتْ وَ اِمْكَانْلَرِڭْ قِيسِتْلِيْلِغِى سَبَبِى اِيلَه، دَوَامِنِى ذِكِرْ اَيْلَه يِبْ اُوقُويَامَازْ اِيسَه، اَيْ رَبِّمِيزْ اُو حَرْفْلَرِى اُويْلَه چُوغَالْتْ كِى، اُونْلَرْ اِيلَه دَوَامِنِى وَ اِكْسِيكْ اُولَانْلَرِينِى تَمَامْلَا.
يَا رَبِّ اَيْرِيجَه اُوقُودُغُومُزْ هَدِيَّه پَاكَتِمِيزْ اُولَانْ يَاسِينْ اِخْلَاصْ فَاْتِحَه وَ رَاشِدِى خَتْمْلَرِمِيزِڭْ حَرْفْلَرِينِى اُويْلَه چُوغَالْتْ كِى، هَدِيَّه اَيْلَه دِيگِمْ، بُو گُونْكِى هَدِيَّه پَاكَتِمْدَنْ بِرْ عَدَدْ هَدِيَّه اَيْلَه مُوشْ اُولَيِمْ صَايْدِغِيمْ هَرْ بِرْ كِيمْسَه يَ. آمِينْ.
رَبَّنَا وَ تَقَبَّلْ بِدُعَائِي، رَبَّنَا اغْفِرْلِي وَ لِوَالِدَيَّ وَ لِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَاب، اِسْتَجِبْ دُعَائَنَا بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ. وَ سَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ. وَ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ. آمِينْ
--o--
استغفر الله اللذي لا الاه الاهو الحي القيوم واتوب اِليْهِ
استغفر الله اللذي لا الاه الاهو الحي القيوم واتوب اِليْهِ
استغفر الله اللذي لا الاه الاهو الحي القيوم واتوب اِليْهِ
استغفر الله العظيم واتوب اِليْهِ
استغفر الله العظيم واتوب اِليْهِ
استغفر الله العظيم واتوب اِليْهِ
رَبِّ نَجِّنِي من كل بلاءدّني والاخرة والامراضي وعافة وأعوذبك من فتنة دّجّل وحواصّك وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ
الصلاة رَبِّي نَجِّنِي
رَبِّي نَجِّنِي من كل بليّةٍ وافةٍ وعاهةٍ وغصّةٍ ومحنةٍ وزلزلةٍ وشدّةٍ وإهنةٍ وذلّةٍ وغلبةٍ وقلّةٍ وجوعٍ وعطشٍ وفقرٍ وفاقةٍ وضيقٍ وفتنةٍ وباءٍ وبلاءٍ وغرقٍ وحرقٍ وبرقٍ وسرقٍ وحرٍّ وبرْدٍ ونهبٍ وغيٍ وضلالٍ وضالةٍ وهامّةٍ وزللٍ وخطيا و همٍّ وغمٍّ ومسخٍ وخسفٍ وقذفٍ وخلّةٍ وعلّةٍ ومرضٍ وجنونٍ وجذامٍ وبرصٍ وفالجٍ وباسورٍ وسلسٍ ونقصٍ وهلكةٍوفضيحةٍ وقبيحةٍ في الدارين إنّك لا تُخلفُ اْلميعاد.
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين
VEDFEA DUASI
VEDFEA DUASI
صلاة ودفعن
ودفعنا دعس
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا كُفْرَ الْكَافِرِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا شِرْكَ الْمُشْرِكِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا نِفَاقَ الْمُنَافِقِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا حَسَدَ الْحَاسِدِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا فِسْقَ الْفَاسِقِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا خِيَانَةَ الْخَائِنِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا كَذِبَ الْكَاذِبِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا إِفْسَادَ الْمُفْسِدِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا إِسْرَافَ الْمُسْرِفِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا عَدَاوَةَ الْعَدُوِّينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا سِحْرَ السَّاحِرِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا نَفَّاثَاتِ الْعُقَدِ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا جُرْمَ الْمُجْرِمِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا ظُلْمَ الظَّالِمِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا وَحْشَةَ الْوَحْشِيِّينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا سَيِّئَاتِ الْمُسِيئِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا خِيَالَ كُلِّ مُتَخَيِّلٍ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا نَظَرَ الْخَائِنِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا كَشْفَ الْكُفْرِ الْكَاشِفِينَ السَّيِّئِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا شَمَاتَةَ كُلِّ شَامِتٍ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا عَمَلَ الْبَخِيلِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا غَفْلَةَ الْغَافِلِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا عَمَلَ الَّذِينَ يُرَاءُونَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا عَجَلَةَ كُلِّ مُعَجِّلٍ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا تَجَاوُزَ الْمُتَجَاوِزِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا إِنْكَارَ الْمُنْكِرِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا افْتِرَاءَ الْمُفْتَرِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا سَرِقَةَ الْمُسَرِّقِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا نَاقِصِي الْمَنْقُصِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا الدَّجَّالَ وَخَوَاصَّهُ وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَنْ يَحْضُرُونِ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا الشَّيْطَانَ الرَّجِيمَ وَحِزْبَهُ وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَنْ يَحْضُرُونِ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاءِ رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ اسْتَجِبْ دُعَاءَنَا بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ وَالسَّلَامُ عَلَى الْمُرْسَلِينَ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
-----
اللهم انت ربي لاالاه الا انت خلقتني. وأنا عبدك . فغفرلي ذنوبي.فإنّهو لايغفر الذنوب الا انت
يا أَوَّلُ يا آخِرُ يا ظاهِرُ يا بَاطِنُ
يا الْحَيُّ الْقَيُّومُ
يا أَحَد ياصمد
يا محي يا موميت
يا مؤمن يا مُهَيْمِنُ يَا مُع۪يدُ
يا راشد يا صبور
يا باعث يا بقي
رزّاق الكريم
مَلِكُلْ عَدْلِلْ يَكِينْ
عَز۪يزُالحكيم
عَزِيزٌ ذُو انْتِقَامٍ
سَتَّارُالكريم
شَفِيقُ اْلحَلِيمِْ
يا حليم يا سليم
يَا مَج۪يدُ ياودود
رَؤُوفٌ رَّحِيمْ
رَحْمَنِ الرَّحِيمِْ
عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَهْ
ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينْ
يا حادي يامحدي
يا حاسيبُ يامحاسبُ
يا خبيرُ يامخابرُ
يا حَافِظُ يا محَافَظُ
وللّهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ
أعوذ بكلمات الله التامات من شر من خلق
أعوذ بكلمات الله التامات من شر من خلق
أعوذ بكلمات الله التامات من شر من خلق
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ معَ اِسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْدِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ معَ اِسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْدِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ معَ اِسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْدِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ
خَلَقَ الْإِنسَانَ مِن صَلْصَالٍ كَالْفَخَّارِ وَخَلَقَ الْجَانَّ مِن مَّارِجٍ مِّن نَّارٍ فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنسِ إِنِ اسْتَطَعْتُمْ أَن تَنفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ فَانفُذُوا لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَانٍ فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَانٌّ فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
مُدْهَامَّتَانِ بِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
سُبْحاَنَ اللّهِ وَ الْحَمْدُ لِلهِ و لاآاِلَاهَ الا اللهُ وَللهُ اَكْبَرْ وَلا حَوْلَ ولا قُوَّةَ اِلاَّباِللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمُ
سُبْحاَنَ اللّهِ وَ الْحَمْدُ لِلهِ و لاآاِلَاهَ الا اللهُ وَللهُ اَكْبَرْ وَلا حَوْلَ ولا قُوَّةَ اِلاَّباِللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمُ
سُبْحاَنَ اللّهِ وَ الْحَمْدُ لِلهِ و لاآاِلَاهَ الا اللهُ وَللهُ اَكْبَرْ وَلا حَوْلَ ولا قُوَّةَ اِلاَّباِللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمُ
لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ
لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ
لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ
TEVHiDi KEBiR
TEVHiDi KEBiR
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، جبرائیل واهيو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، آدم صافييو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، حابيل مشيو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، كابيل مزروا اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، حابيل مازلومو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، كابيل كاتيلو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، ايدريس طرزيييو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، نوح نجيييو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ،إلياس جننتو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، خضر حاييو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ،صالح حاقّو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، حود ماهفوزا اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، ذالقرنين صترو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، شعْيا فمو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، اليصَعا ناسرو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، عزير موهيمينول اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، أيوب ماريزا اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، لقمان شيفاو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، لقمان حكيمو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، يونوس طوكيفو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، يونوس طوفيكو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، يوشا رفيكو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، ابراهيم هاليلو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، اسماعيل ظبهو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، إسحاق موجيزا اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، لوت ماغدورا اللّهُ، لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، لوت حيجرتول اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، ياكوب حاسرتو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، يوسوف جمالو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، يوسوف جميلا اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، يوسوف رويتو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، بونيامين مرهامتو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، داوُدْ يدو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، سولايمان ماليكو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، سولايمان حاكيمو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، شعيب راي اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، هارون طرجومانو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، موسى كليمو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، إعرمييَ مكرو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، زكريا و يحيى شهيدو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، مريم ايففتو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، عیسی روهو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، ممحمد راسولا اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، محمد حابيبا اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، ابو بكير صاديقو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، عمر آدلو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، عثمان حاياو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، علي اسدو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، حسن ولحسين ريهانو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، فاطمة أُمّييّو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، مهدى حيدايتو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، حاليد بين وليد سيف الله لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، طالها بين عوبيدو اللّهُ
سُوۡرَةُ الإخلاص
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ
سُوۡرَةُ الفَاتِحَة
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ لرَّحْمنِ الرَّحِيمِ مَلِكِ يَوْمِ الدِّينِ إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ اهدِنَا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ لرَّحْمنِ الرَّحِيمِ مَلِكِ يَوْمِ الدِّينِ إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ اهدِنَا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ لرَّحْمنِ الرَّحِيمِ مَلِكِ يَوْمِ الدِّينِ إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ اهدِنَا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ أستغفرالله
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ أستغفرالله
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ أستغفرالله
رَّبِّ أَدْخِلْنِي مُدْخَلَ صِدْقٍ وَأَخْرِجْنِي مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَل لِّي مِن لَّدُنكَ سُلْطَانًا نَّصِيرًا
رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي. وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي. وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِي. يَفْقَهُوا قَوْلِي رَّبِّ زِدْنِي عِلْمًا و فهمن وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِالْكَافِرِينَ
اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَن تَشَاء وَتَنزِعُ الْمُلْكَ مِمَّن تَشَاء وَتُعِزُّ مَن تَشَاء وَتُذِلُّ مَن تَشَاء بِيَدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ تُولِجُ اللَّيْلَ فِي الْنَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الَمَيَّتَ مِنَ الْحَيِّ وَتَرْزُقُ مَن تَشَاء بِغَيْرِ حِسَابٍ
اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَن تَشَاء وَتَنزِعُ الْمُلْكَ مِمَّن تَشَاء وَتُعِزُّ مَن تَشَاء وَتُذِلُّ مَن تَشَاء بِيَدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ تُولِجُ اللَّيْلَ فِي الْنَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الَمَيَّتَ مِنَ الْحَيِّ وَتَرْزُقُ مَن تَشَاء بِغَيْرِ حِسَابٍ
اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَن تَشَاء وَتَنزِعُ الْمُلْكَ مِمَّن تَشَاء وَتُعِزُّ مَن تَشَاء وَتُذِلُّ مَن تَشَاء بِيَدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ تُولِجُ اللَّيْلَ فِي الْنَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الَمَيَّتَ مِنَ الْحَيِّ وَتَرْزُقُ مَن تَشَاء بِغَيْرِ حِسَابٍ
قُلْ لَوْ كَانَ الْبَحْرُ مِدَادًا لِكَلِمَاتِ رَبِّي لَنَفِدَ الْبَحْرُ قَبْلَ أَنْ تَنْفَدَ كَلِمَاتُ رَبِّي وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِ مَدَدًا
قُلْ لَوْ كَانَ الْبَحْرُ مِدَادًا لِكَلِمَاتِ رَبِّي لَنَفِدَ الْبَحْرُ قَبْلَ أَنْ تَنْفَدَ كَلِمَاتُ رَبِّي وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِ مَدَدًا
قُلْ لَوْ كَانَ الْبَحْرُ مِدَادًا لِكَلِمَاتِ رَبِّي لَنَفِدَ الْبَحْرُ قَبْلَ أَنْ تَنْفَدَ كَلِمَاتُ رَبِّي وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِ مَدَدًا
سُبْحَانَكَ أَنْتَ الإِلَهُ خَيْرُ الرَّازِقِينَ
سُبْحَانَكَ أَنْتَ الإِلَهُ خَيْرُ الرَّازِقِينَ
سُبْحَانَكَ أَنْتَ الإِلَهُ خَيْرُ الرَّازِقِينَ
نَّ اللَّهَ يَرْزُقُ مَنْ يَشَاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ
إِنَّ اللَّهَ يَرْزُقُ مَنْ يَشَاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ
إِنَّ اللَّهَ يَرْزُقُ مَنْ يَشَاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ
أَسْأَلُكَ يَا رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ أَنْ تَرْزُقَنِي رِزْقًا حَلَالًا طَيِّبًا وَاسِعًا بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ
أَسْأَلُكَ يَا رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ أَنْ تَرْزُقَنِي رِزْقًا حَلَالًا طَيِّبًا وَاسِعًا بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ
أَسْأَلُكَ يَا رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ أَنْ تَرْزُقَنِي رِزْقًا حَلَالًا طَيِّبًا وَاسِعًا بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ
إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتْ
إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتْ
إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتْ
إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتْ
إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتْ
إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتْ
إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتْ
وَقُل رَّبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا
وَقُل رَّبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا
وَقُل رَّبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا
EVLAT DUASI
رَبِّ انْصُرْ أَوْلَادِي فِي يُسْرِهِمْ وَعُسْرِهِمْ كَمَا نَصَرُونِي فِي يُسْرِي وَعُسْرِي
EŞ DOST DUASI
اَللّٰهُمَّ أَطِـعْ مَنْ أَطَاعَنِي فِيَّ ، وَأَحْـبِـبْ مَنْ أَحْـبَّنِي فِيَّ ، وَاغْـفِـرْ لِمَنِ اسْـتَـغْـفَـرَ لِي فِيَّ ، وَأَنْـزِلْ بِمَنْ بَغَىَ عَلَيَّ مَا يَسْتَحِقُّ ، وَاجْعَلْ لِي مِنْ لَدُنْكَ سُلْطَاناً نَصِيراً
وَاجْعَلْ لِي مِنْ لَدُنْكَ سُلْطَانًا نَصِيرًا
رَبِّ هَبْ لِي مِن لَّدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً
رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ
حَسْبِيَ اللّهْ
حَسْبِيَ اللّهُ تَوَكَّلْتُ علي اللّهْ
فَإِن تَوَلَّوْاْ فَقُلْ حَسْبِيَ اللّهُ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا
رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا
رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ لاَ يُكَلِّفُ اللّهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا
فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا
فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا
فَإِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْ وَإِلَى رَبِّكَ فَارْغَبْ
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
أَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَ وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَ الَّذِي أَنْقَضَ ظَهْرَكَ وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَ فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا فَإِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْ وَإِلَى رَبِّكَ فَارْغَبْ
إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِين فَطَرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ
إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ
فَسُبْحَانَ الَّذِي بِيَدِهِ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ برحمتك يا ارحمر الرّاحمين
رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى سيدنا مُحَمَّدٍ
وَعَلَى آلِ سيدنا مُحَمَّدٍ
كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى سيدنا إِبْرَاهِيمَ
وَعَلَى آلِ سيدنا إِبْرَاهِيم
إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
اللَّهُمَّ بَارِكَ عَلَى سيدنا مُحَمَّدٍ
وَعَلَى آلِ سيدنا مُحَمَّدٍ
كَمَا بَارَكْتَ عَلَى سيدنا إِبْرَاهِيمَ
وَعَلَى آلِ سيدنا إِبْرَاهِيم
إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
اللهم صل علي سيدنا مَحْدِي
وَعَلَى آلِ سيدنا مَحْدِي
كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى سيدنا إِبْرَاهِيمَ ومحمد
وَعَلَى آلِ سيدنا إِبْرَاهِيم ومحمد
إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
اللَّهُمَّ بَارِكَ عَلَى سيدنا مَحْدِي
وَعَلَى آلِ سيدنا مَحْدِي
كَمَا بَارَكْتَ عَلَى سيدنا إِبْرَاهِيمَ ومحمد
وَعَلَى آلِ سيدنا إِبْرَاهِيم ومحمد
إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
رَبَّنَا لاَ تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنتَ الْوَهَّابُ رَبَّنَا إِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لاَّ رَيْبَ فِيهِ إِنَّ اللّهَ لاَ يُخْلِفُ الْمِيعَادَ
رَبِّ انصُرْنِي بِمَا كَذَّبُونِ
اهدِنَا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ
صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ أمين
HIZIR DUASI
Hz. Hızır Aleyhisselamın Duası
Hızır Duası Li Raşidiye
أَنتَ وَلِيُّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذنوبنا وَارْحَمْنَا وَأَنتَ خَيْرُ الْغَافِرِينَ
سُبْحَانَكَ اَنْتَ اِلَهٌ خَيْرُ الْغَافِرِينَ سُبْحَانَكَ اَنْتَ اِلَهٌ خَيْرُ الرَّازِقِينَ سُبْحَانَكَ اَنْتَ اِلَهٌ خَيْرُ الْوَارِثِينَ سُبْحَانَكَ اَنْتَ اِلَهٌ خَيْرُ الْفَاتِحِينَ سُبْحَانَكَ اَنْتَ اِلَهٌ خَيْرُ الْحَاكِمِينَ سُبْحَانَكَ اَنْتَ اِلَهٌ خَيْرُ الْفَاضِلِينَ سُبْحَانَكَ اَنْتَ اِلَهٌ خَيْرُ الْحَافِظِينَ سُبْحَانَكَ اَنْتَ اِلَهٌ خَيْرُ النَّاصِرِينَ سُبْحَانَكَ اَنْتَ اِلَهٌ خَيْرُ الْعَالِمِينَ سُبْحَانَكَ اَنْتَ اِلَهٌ خَيْرُ الْقَادِرِينَ سُبْحَانَكَ اَنْتَ اِلَهٌ خَيْرُ الْخَالِقِينَ سُبْحَانَكَ اَنْتَ اِلَهٌ اَحْسَنُ الْخَالِقِينَ سُبْحَانَكَ اَنْتَ اِلَهٌ خَيْرُ الصَّابِرِينَ سُبْحَانَكَ اَنْتَ اِلَهٌ خَيْرُ الْمُنْزِلِينَ سُبْحَانَكَ اَنْتَ اِلَهٌ خَيْرُ الْمُحْسِنِينَ سُبْحَانَكَ اَنْتَ اِلَهٌ خَيْرُ الْمُؤْمِنُونَ سُبْحَانَكَ اَنْتَ اِلَهٌ خَيْرُ الشَّافِعِينَ سُبْحَانَكَ اَنْتَ اِلَهٌ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ سُبْحَانَكَ اَنْتَ اِلَهٌ خَيْرُ الْمُشْفِقُونَ سُبْحَانَكَ اَنْتَ اِلَهٌ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ سُبْحَانَكَ اَنْتَ اِلَهٌ الْقَوِيُّ الْقَائِمُ سُبْحَانَكَ اَنْتَ اِلَهٌ الرَّؤُفُ الرَّحِيمُ سُبْحَانَكَ اَنْتَ اِلَهٌ صَادِقُ الْوَعْدِ الْأَمِينُ سُبْحَانَكَ اَنْتَ اِلَهٌ سَمِيعٌ عَلِيمٌ سُبْحَانَكَ اَنْتَ اِلَهٌ بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ سُبْحَانَكَ اَنْتَ اِلَهٌ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ. هُوَ هُوَ هُوَ هُوَ هُوَ هُوَ هُوَ يَا اَللَّه
وَصَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَدَدَ مَنْ صَلَّى عَلَيْهِ وَعَدَدَ قَطَرَاتِ الْاَمْطَارِ وَعَدَدَ اَوْرَاقِ الْاَشْجَارِ وَعَدَدَ اَنْفَاسِ الْمُسْتَغْفِرِينَ بِالْاَسْحَارِ وَعَدَدَ مَا كَانَ وَمَا يَكُونُ لِيَوْمِ الْحَشْرِ وَالْقَرَارِ وَصَلِّ عَلَيْهِ مَا تَعَاقَبَ اللَّيْلُ وَالنَّهَارُ وَصَلِّ عَلَيْهِ مَا اخْتَلَفَ الْمَلَوَانِ وَتَعَاقَبَ الْعَصْرَانِ وَكَرَّرَ الْجَدِيدَانِ وَاسْتَقْبَلَ الْفَرْقَدَانِ وَعَدَدَ اَمْوَاجِ الْبِحَارِ وَعَدَدَ مَرِّ الْمَالِ وَالتِّجَارِ
اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَاَصْحَابِهِ وَاَتْبَاعِهِ اَجْمَعِينَ وَسَلَامٌ عَلَى جِبْرَائِيلَ وَمِيكَائِيلَ وَاِسْرَافِيلَ وَعَزْرَائِيلَ وَالْمَلَائِكَةِ الْحَامِلِ الْعَرْشِ وَالْمُنْكَرِ وَالنَّكِيرِ وَسَلَامٌ عَلَى الْمَلَائِكَةِ الْمُقَرَّبِينَ وَالنَّبِيِّ وَالرَّسُولِ اَجْمَعِينَ وَسَلَامٌ عَلَى الْاَوْلِيَاءِ وَالصَّالِحِينَ سَلَامُ اللَّهِ وَصَلَوَاتُ اللَّهِ عَلَيْهِمْ اَجْمَعِينَ
وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
HURUFU MUKATA
HURUFU MUKATA
حم حم حم حم حم حم حم
كهيعص كِفَيَتُنَا حم عسق حِمَيَتُنَا فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
الم الم الم
المر المر المر
يس يس يس
طٰسٓ۠ طٰسٓ۠ طٰسٓ۠
طسم طسم طسم
طه طه طه
ص ص ص
ن ن ن
رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا وَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَأَنتَ خَيْرُ الْغَافِرِينَ
آمَنْتُ بِاللهِ وَ مَلَئِكَتِهٍ وَ كُتُبِهِ وَ رُسُلِهِ وَ اْليَوْمِ اْلآخِرِ وَ بِالْقَدَرِ خَيْرِهِ وَ شَرِّهِ
مِنَ اللهِ تَعَالَى وَ اْلبَعْثُ بَعْدَ اْلمَوْتِ حَقٌّ اَشْهَدُ اَنْ لآ اِلَهَ اِلاَّ اَللهُ وَ اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّداً رَسُولُ اَللهُ. َاَشْهَدُ اَنْ لآ اِلَهَ اِلاَّ اَللهُ وَ اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّداً رَسُولُ اَللهُ. َاَشْهَدُ اَنْ لآ اِلَهَ اِلاَّ اَللهُ وَ اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّداً رَسُولُ اَللهُ.
الّلهُمَّ إنّي اُرِيدُ اَنْ اُجَدِّداً اَلْاِمَانَ وَنِّكَاحَ تَجْدِيداً بِقَوْلِ لَااِلَهَ اِلَّااللهُ مُحَمّدٌ رَسُولُ اللّهْ
الّلهُمَّ إنّي اُرِيدُ اَنْ اُجَدِّداً اَلْاِمَانَ وَنِّكَاحَ تَجْدِيداً بِقَوْلِ لَااِلَهَ اِلَّااللهُ مُحَمّدٌ رَسُولُ اللّهْ
الّلهُمَّ إنّي اُرِيدُ اَنْ اُجَدِّداً اَلْاِمَانَ وَنِّكَاحَ تَجْدِيداً بِقَوْلِ لَااِلَهَ اِلَّااللهُ مُحَمّدٌ رَسُولُ اللّهْ
رَضِيتُ بِاللهِ رَبّا وَ بِاْلإِسْلامِ دِينًا وَ بِمُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمَ رَسُولًا وَ نَبِيّا
يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قُلُوبَنا عَلَى دِينِكَ
يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قُلُوبَنا عَلَى دِينِكَ
يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قُلُوبَنا عَلَى دِينِكَ
وَ هُوَ الْعَلىُّ الْعَظِيمُ ذولْجَلاَلِ سُبْحاَنَ اللهِ
سُبْحَانَ اللَّهِ سُبْحَانَ اللَّهِ سُبْحَانَ اللَّهِ
سُبْحاَنَ الْبَقِي دآَءِمَنِ الْحَمْدُ لِلهِ
اَلْحَمْدُ للّهِ اَلْحَمْدُ للّهِ اَلْحَمْدُ للّهِ
لاَ أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ،أَنْتَ كَمَـا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ
رَبِّ الْعاَلَمِينَ تَعاَلَى شاَنُهُ اللَهُ اَكْبَرْ
الله أكبر الله أكبر الله أكبر
رَبّيِ إنّكَ عَفُوٌّ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنّيِ
أستغفرالله أستغفرالله أستغفرالله
اللهم صل علي سيدنا محمد و علي آل سيدنا محمد
اللهم صل علي سيدنا محمد و علي آل سيدنا محمد
اللهم صل علي سيدنا محمد و علي آل سيدنا محمد
اللهم بارك علي سيدنا محمد و علي آل سيدنا محمد
اللهم صل علي سيدنا مَحْدِي و علي آل سيدنا مَحْدِي
اللهم صل علي سيدنا مَحْدِي و علي آل سيدنا مَحْدِي
اللهم صل علي سيدنا مَحْدِي و علي آل سيدنا مَحْدِي
اللهم بارك علي سيدنا مَحْدِي و علي آل سيدنا مَحْدِي
لَا اِلَهَ اِلَّا اللهْ
لَا اِلَهَ اِلَّا اللهْ
لَا اِلَهَ اِلَّا اللهْ
مُحَمَّدُ الرَّسُولُ اللهْ
الربيع والصيف في الموسم
ست مائة ستة وستون مرات اَللَّهْ
الخريف والشتاء في الموسم
ستة وستون مرات اَللَّهْ
اَللَّهْ اَللَّهْ اَللَّهْ اَللَّهْ اَللَّهْ اَللَّهْ
أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ
أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ
أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
Karınca Duası (Bereket Duası)
Karınca Duası (Bereket Duası)
أَللَّهُمَّ رَبَّ جَبْرَائِيلَ وَمِيكَائِيلَ وَإِسْرَافِيلَ وَعَزْرَائِيلَ وَإِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَمُنَزِّلَ البَرَكَاتِ وَمُنْزِلَ التَّوْرَاتِ وَالإِنْجِيلِ وَالزَّبُورِ وَالفُرْقَانِ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ العَلِيِّ العَظِيمِ.لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ المَلِكُ الحَقُّ المُبِينِ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللهِ صَادِقُ الوَعْدِ الأَمِينِ. إِنَّ اللهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو القُوَّةِ المَتِينِ.يَا اللهُ، يَا اللهُ، يَا اللهُ، يَا رَبِّ، يَا رَبِّ، يَا رَبِّ، يَا حَيُّ، يَا حَيُّ، يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ يَا ذَا الجَلاَلِ وَالإِكْرَامِ أَسْئَلُكَ بِاسْمِكَ العَظِيمِ أَنْ تَرْزُقَنِي رِزْقًا حَلاَلاً طَيِّبًا واسعًا بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّحِمِينَ. ﻳَﻣْﻠِﻴﺧَﺎ ﻤِﺜْﻟِﻴﻧَﺎ ﻤَﻜْﺜَﻟِﻴﻧَﺎ ﻣَﺮْﻧﻮُﺶْ ﺪَﺒَﺮْﻧُﻮﺶْ ﺸَﺎﺬَﻧﻮُﺶْ ﻜَﻔَﺸْﻄَﻄَﻴّﻮﺶْ ﻗِﻄْﻣِﻴﺮْ
Sefer Duası
Sefer Duası
سُبْحانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ
بِسْمِ اللّهِ مَجْرَاهَا وَمُرْسَاهَا إِنَّ رَبِّي لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ
Ashabi Kehf'in Duası
Ashabi Kehf'in Duası
قُل لَّوْ كَانَ الْبَحْرُ مِدَادًا لِّكَلِمَاتِ رَبِّي لَنَفِدَ الْبَحْرُ قَبْلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَاتُ رَبِّي وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِ مَدَدًا
Salatentüncina Duası
Salatentüncina Duası
اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلاَةً تُنْجِينَا بِهَا مِنْ جَمِيعِ اْلاَحْوَالِ وَاْلآفَاتِ وَتَقْضِى لَنَا بِهَا جَمِيعَ الْحَاجَاتِ وَتُطَهِّرُنَا بِهَا مِنْ جَمِيعِ السَّيِّئَاتِ وَتَرْفَعُنَا بِهَا عِنْدَكَ اَعْلَى الدَّرَجَاتِ وَتُبَلِّغُنَا بِهَا اَقْصَى الْغَايَاتِ مِنْ جَمِيعِ الْخَيْرَاتِ فِى الْحَيَاتِ وَبَعْدَ الْمَمَاتِ حَسْبُنَا اللَّهُ وَ نِعْمَ الْوَ كِيلُ حَسْبُنَا اللَّهُ وَ نِعْمَ الْوَ كِيلُ حَسْبُنَا اللَّهُ وَ نِعْمَ الْوَ كِيلُ نِعْمَ اْلمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرَ غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ
Miftahül Cennet Duası
Miftahül Cennet Duası
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
وَإِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ لاَّ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَّبِّ أَنِّي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ وَقُلْ لاَ حَوْلَ وَلاَقوّةَ اِلاّ بِاللهِ العَلِيّ العَظِيمِ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ وَقُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَهِ النَّاسِ مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَّبِّ أَدْخِلْنِي مُدْخَلَ صِدْقٍ وَأَخْرِجْنِي مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَل لِّي مِن لَّدُنكَ سُلْطَانًا نَّصِيرًا اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبَّنَا آتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُل رَّبِّ أَنزِلْنِي مَآئِدَةً مُّبَارَكًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَأَنتَ خَيْرُ الْمُنزِلِينَ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُل رَّبِّ أَنزِلْنِي مُنزَلًا مُّبَارَكًا وَأَنتَ خَيْرُ الْمُنزِلِينَ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلاَةِ وَمِن ذُرِّيَّتِي رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاء اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي. وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِي. يَفْقَهُوا قَوْلِي رَّبِّ زِدْنِي عِلْمًا و فهمن وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبِّ هَبْ لِي مِن لَّدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ وَقُل رَّبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ حَسْبِيَ اللّهْ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ حَسْبِيَ اللّهُ تَوَكَّلْتُ علي اللّهْ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ فَإِن تَوَلَّوْاْ فَقُلْ حَسْبِيَ اللّهُ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِين فَطَرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ برحمتك يا ارحمر الرّاحمين اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبَّنَا لاَ تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنتَ الْوَهَّابُ رَبَّنَا إِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لاَّ رَيْبَ فِيهِ إِنَّ اللّهَ لاَ يُخْلِفُ الْمِيعَادَ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين
صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين
ESMAÜL HÜSNA BÖLÜMÜ
ESMAÜL HÜSNA BÖLÜMÜ
أَسْمَاءُ اللَّهِ الْحُسْنى جَلَّ جَلَالُهُ
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيْمِ
هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ
الرَّحْمَنُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الرَّحِيمُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمَلِكُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْقُدُّوسُ جَلَّ جَلَالُهُ ، السَّلَامُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُؤْمِنُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُهَيْمِنُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْعَزِيزُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْجَبَّارُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُتَكَبِّرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْخَالِقُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْبَارِئُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُصَوِّرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْغَفَّارُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْقَهَّارُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْوَهَّابُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الرَّزَّاقُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْفَتَّاحُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْعَلِيمُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْقَابِضُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْبَاسِطُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْخَافِضُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الرَّافِعُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُعِزُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُذِلُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، السَّمِيعُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْبَصِيرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْحَكَمُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْعَدْلُ جَلَّ جَلَالُهُ ، اللَّطِيفُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْخَبِيرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْحَلِيمُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْعَظِيمُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْغَفُورُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الشَّكُورُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْعَلِيُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْكَبِيرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْحَفِيظُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُقِيتُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْحَسِيبُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْجَلِيلُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْكَرِيمُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الرَّقِيبُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُجِيبُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْوَاسِعُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْحَكِيمُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْوَدُودُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمَجِيدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْبَاعِثُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الشَّهِيدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْحَقُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْوَكِيلُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْقَوِيُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمَتِينُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْوَلِيُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْحَمِيدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُحْصِي جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُبْدِئُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُعِيدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُحْيِي جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُمِيتُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْحَيُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْقَيُّومُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْوَاجِدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمَاجِدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْوَاحِدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْأَحَدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْصَّمَدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْقَادِرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُقْتَدِرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُقَدِّمُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُؤَخِّرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْأَوَّلُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْآخِرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الظَّاهِرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْبَاطِنُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْوَالِي جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُتَعَالِي جَلَّ جَلَالُهُ ، الْبَرُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، التَّوَّابُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُنْتَقِمُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْعَفُوُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، الرَّؤُوفُ جَلَّ جَلَالُهُ ، مَالِكُ الْمُلْكِ جَلَّ جَلَالُهُ ، ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُقْسِطُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْجَامِعُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْغَنِيُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُغْنِي جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمَانِعُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الضَّارُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، النَّافِعُ جَلَّ جَلَالُهُ ، النُّورُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْهَادِي جَلَّ جَلَالُهُ ، الْبَدِيعُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْبَاقِي جَلَّ جَلَالُهُ ، الْوَارِثُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الرَّشِيدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الصَّبُورُ جَلَّ جَلَالُهُ
لَيْسَ كَمِثْلِهِۦ شَىْءٌ فِي اْلاَرْدِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ
KUDRET DUASI
KUDRET DUASI
قُدْرَت دُعَاسِي
وَ هُـوَ عَـلَى كُـلِّ شَـيْءٍ عَـلِـيـمُـونْ وَ هُـوَ عَـلَى كُـلِّ شَـيْءٍ خَـبِـيـرُونْ وَ هُـوَ عَـلَى كُـلِّ شَـيْءٍ بَـصِـيـرُونْ وَ هُـوَ عَـلَى كُـلِّ شَـيْءٍ سَـمِـيـعُـونْ وَ هُـوَ عَـلَى كُـلِّ شَـيْءٍ حَـسِـيـبُـونْ وَ هُـوَ عَـلَى قَـادِرُونْ كُـلِّ شَـيْءٍ حَـافِـظُـونْ وَ هُـوَ عَـلَى كُـلِّ شَـيْءٍ قَـادِرُونْ وَ هُـوَ عَـلَى كُـلِّ شَـيْءٍ حَـكِـيـمُـونْ وَ هُـوَ عَـلَى مَـالِـكُـونْ كُـلِّ مُـلْـكُـنْ وَ هُـوَ عَـلَى مُـقِـيـمُـونْ كُـلِّ مُـلْـكُـنْ مَـالِـكُـونْ وَ هُـوَ عَـلَى كُـلِّ شَـيْءٍ خَـالِـقُـونْ وَ هُـوَ عَـلَى كُـلِّ شَـيْءٍ مَـالِـكُـونْ وَ هُـوَ عَـلَى كُـلِّ شَـيْءٍ مُـصَـوِّرُونْ وَ هُـوَ عَـلَى كُـلِّ شَـيْءٍ مُـسَـبِّـبُـونْ وَ هُـوَ عَـلَى كُـلِّ دَاءٍ دَوَاءُونْ وَ هُـوَ عَـلَى كُـلِّ دَاءٍ شِـفَـاءُونْ وَ هُـوَ عَـلَى كُـلِّ وَقْـتٍ حَـاضِـرُونْ وَ هُـوَ عَـلَى كُـلِّ ذَنْـبٍ عَـفُـوُّونْ وَ هُـوَ عَـلَى كُـلِّ خَـطَـاءٍ إِزَالَـةُونْ وَ هُـوَ عَـلَى جَـمَـالُـونْ مَـنْ كُـلِّ وَجْـهِ جَـمِـيـلُـونْ وَ هُـوَ عَـلَى أَوَّلُ مَـنْ كُـلِّ أَوَّلُـونْ وَ هُـوَ عَـلَى آخِـرُ مَـنْ كُـلِّ آخِـرُونْ وَ هُـوَ عَـلَى ظَـاهِـرُ مَـنْ كُـلِّ ظَـاهِـرُونْ وَ هُـوَ عَـلَى بَـاطِـنُ مَـنْ كُـلِّ بَـاطِـنُـونْ وَ هُـوَ عَـلَى صَـفِـيُّـونْ مَـنْ كُـلِّ مُـصْـطَـفَـى وَ هُـوَ عَـلَى رَحْـمَانُـونْ مَـنْ كُـلِّ مَـرْحَـمَـةُونْ وَ هُـوَ عَـلَى رَاشِـدُونْ مَـنْ كُـلِّ مُـرْشِـدُونْ وَ هُـوَ عَـلَى مَـهْـدِيُّـونْ مَـنْ كُـلِّ هِـدَايَـةُونْ هُـوَ اَللَّـه هُـوَ اَللَّـه هُـوَ اَللَّـه
"ALLAH ONLARIN TUZAKLARINI BOZAR" DUASI
دعاء "الله مُوهِنُ كيدهم
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ قَتَلَهُمْ ۚ وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ رَمَىٰ ذَٰلِكُمْ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ ٱلْكَٰفِرِينَ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الْمُشْرِكِينَ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الْمُنَافِقِينَ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الْحَاسِدٍ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الْفَاسِقٌ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الخَائِنِينَ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الْكَاذِبُين وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ ا ْلمُفْسِدِينَ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الْمُسْرِفُونَ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ اْلعَدُوِّينَ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ السَّاحِرين وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الْمُجْرِمِينَ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الظَّالِمِينَ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الْواحشين وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ سيئة الْمسيئين وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ خيالل كل متخيّ لين وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ نظرال حاءنين وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ كشف الكفرالكشفون وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ شمتاتو كل شمتون وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ تجوذال متجاوذين وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الْإنكار المنكرين وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ إفْتِراء ألمُفْترينَ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ السارِق المُسارقون وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ انّاقِصَ اْلمُنْقِصوٌ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ وَيُعَذِّبَ ٱلْمُنَٰفِقِينَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتِ وَٱلْمُشْرِكِينَ وَٱلْمُشْرِكَٰتِ ٱلظَّآنِّينَ بِٱللَّهِ ظَنَّ ٱلسَّوْءِ ۚ عَلَيْهِمْ دَآئِرَةُ ٱلسَّوْءِ ۖ وَغَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ وَلَعَنَهُمْ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَهَنَّمَ ۖ وَسَآءَتْ مَصِيرًا وَلِلَّهِ جُنُودُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا لِّتُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتُعَزِّرُوهُ وَتُوَقِّرُوهُ وَتُسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلًا إِنَّ ٱلَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ ٱللَّهَ يَدُ ٱللَّهِ فَوْقَ أَيْدِيهِمْ ۚ فَمَن نَّكَثَ فَإِنَّمَا يَنكُثُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ ۖ وَمَنْ أَوْفَىٰ بِمَا عَٰهَدَ عَلَيْهُ ٱللَّهَ فَسَيُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا قُلْ فَمَن يَمْلِكُ لَكُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا إِنْ أَرَادَ بِكُمْ ضَرًّا أَوْ أَرَادَ بِكُمْ نَفْعًۢا ۚ بَلْ كَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًۢا إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ وَأَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلْمُؤْمِنِينَ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين
أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ
أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ
أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
يَا رَبِّ!
كِتَابِمِزْ قُرْآنِ كَرِيمْ’دَه: "صُوُنْنْدَه دُنْيَانڭ مِيرَاثِنِي صَالِحْ قُولْلَرْ دِوْرَالَجَقْ" بُيُورِيُورْسُنْ،
بَنِي، اِشِيمِي، اَوْغْلُومِي، قِيزِيمِي، آنَّمِي، بَابَامِي، دَدَلَرِيمِي، نِينَلَرِيمِي، دَايِيلَرِيمِي، تَيْزَلَرِيمِي، عَمْجَالَرِيمِي، آبِيلَرِيمِي، اَبْلَالَرِيمِي، قَرْدَاشْلَرِيمِي، يِئَنْلَرِيمِي، قُوزَنْلَرِيمِي، سِوْنَنْلَرِيمِزِي، سِوْدِيكْلَرِيمِزِي، رَاشِدِي طَرِيقَاتِنَه شِيمْدِييَه قَدَرْ اِنْتِسَابْ اِتْمِشْ اَوْلَانْلَرِي، شِيمْدِيدَنْ قِيَامَتِنْ صَبَاحِنَه قَدَرْ اِنْتِسَابْ اِيدَجَكْ اَوْلَانْلَرِي، بِزَه وَ اَهْلِيمِزَه وَ مُنْتَسِبلَرِيمِزَه، بِرْ نَبْزَه اِيِيلِكِي وَ خَيْرِي دُوقُونَنْلَرِي، اُوغْرَتْمَنْلَرِيمِزِي، مُرْشِدْلَرِيمِزِي، وَ آرْقَدَاشْلَرِيمِزِي، مَهْدِي وَ جَمَاعَتِنِي اُو مِيرَاثِي دِوْرَالَان صَالِحْ وَ بَاخْتِيَارْ قُولْلَرِينڭ آرَسِنَه اِلْحَاقْ اِيتْ.
آيْرِجَه بِزِي، مَهْدِي اِيلَه قُرْتُولَانْلَرْ زُمْرَسِي اَوْلَانْ، اُمَّتِ نَجَاتْ’ه اِلْحَاقْ اِيتْ، وَ بِزِي "اُونْلَرْ رِزِقْلَرْ لَه دُولُو جَنَّتْلَرْدَه اَبَدِي قَالَه جَقْلَرْدِرْ" وَ وَا هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ بُيُورْدُوغُنْ، ٣٣ ياشِنده گَنْجْ وَ، اَبَدِي جَنَّتْلَرْدَه قَالَانْلَرْ زُمْرَسِنَه اِلْحَاقْ اِيتْ،
آمِينْ، آمِينْ، آمِينْ.
رَبِّ إِنَّكَ سَمِيعُ الدُّعَاء
تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
فِي كُلِّ لَمْحَةٍ وَنَفَسٍ
عَدَدَ مَا وَسِعَهُ عِلْمُ اللَّهْ
يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ يَا ذَا الجَلاَلِ وَالإِكْرَامِ
بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ
صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين
أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ
وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَۙ وَلَا يَز۪يدُ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا خَسَاراً
صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ
سُبْحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ
وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلْمُرْسَلِينَ
وَسَلَٰمٌ عَلَىٰ عِبَادِهِ ٱلَّذِينَ ٱصْطَفَىٰٓ
وَٱلسَّلَٰمُ عَلَىٰ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلْهُدَىٰٓ
وَالسَّلَامُ عَلَيَّ يَوْمَ وُلِدْتُ وَيَوْمَ اَمُوتُ وَيَوْمَ اُبْعَثُ حَيًّا
وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
آمين، آمين، آميييييين
إِنْتَهىَ حَتْمَءِ شريف
إِنْتَهىَ أَوْراَدِ ذِكْرِ راَشِدىِ
أَبْناَءَ بَشَغچلِ راَشِتْ طُنْخَ
كَرَعُقْلَنْ عُرِقِنَلْ
RAŞiT TUNCA
BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik
ALLAH
BAYRAK
Radyo Karoglan
Foruma Misafir Olarak Gir
Forumda Neler Var
GALATASARAY
FENERBAHÇE
BEŞiKTAŞ
TRABZONSPOR
MiLLi TAKIM
ETKiNLiKLERiMiZ
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
» Latest member:
» Forum threads: 5,243
» Forum posts: 5,834
Read More / Comment 
